Havuç Tıraşlayıcı. LÜT #27: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video tanıtımı: Michael tuhaf aygıtları, yiyecekleri, giysileri, ev eşyalarını ve optik yanılsamaları ciddi şakalarla bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the same goes for — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: bir yargıyı açıklamayı tekrarlamadan başka nesneye aktarın ve bu karşılaştırma bağını tanıyın. 2. if you feline like it, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: if you feel like it üzerindeki kedi sözcüğü oyununu fark edin ve standart istek kalıbından ayırın. 3. using code VSTF gets you $10 off. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: ulaç yapısının özne oluşunu ve get someone an amount off ile indirimin nasıl belirtildiğini öğrenin.
Bu derste
“Why would anybody A when they could B?” sözde soru kalıbı
Why would anybody A when they could B? genellikle sözde sorudur: konuşan kişi gerçekten bir neden sormaz. A'yı çekici olmayan ya da sıradan bir seçenek, B'yi ise açıkça daha iyi, kolay veya çekici bir alternatif olarak sunar. Buradaki would, bir kişinin yapacağı seçimi varsayar; geçmişteki bir noktadan geleceği anlatmaz. Dev kalemtıraşın havuç soyacağı gibi kullanılması karşılaştırmayı saçma hâle getirir, bu yüzden öneri eğlenceli ve abartılı duyulur.
Alıştırma
Cümleyi Why would anyone A when they could B kalıbıyla tamamlayın: ____ wait in a long line ____ order online?
Cevabı göster
Why would anyone · when they could
And the same goes for cigarette pencils. Kalıp ifadeler
0:06Aynı şey sigara biçimli kalemler için de geçerli.
“the same goes for” ifadesi
The same goes for X, hemen önce söylenen ifadenin, kuralın veya değerlendirmenin X için de geçerli olduğu anlamına gelir. Buradaki goes, bir yerden başka bir yere gitmek değil, geçerli olmak demektir. Bu ifade, konuşanın önceki cümlenin tamamını tekrarlamadan başka bir örnek eklemesini sağlar. For, yeni kişi veya şeyi tanıtır: the same goes for cigarette pencils.
Alıştırma
Önceki kuralın dizüstü bilgisayarlar için de geçerli olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: Phones must stay in your bag, and ____ laptops.
Cevabı göster
the same goes for
Grab yourself a pair of: samimi bir öneri
Bu cümlede grab, bir şeyi fiziksel olarak kapmak değil, “edinmek” veya “satın almak” anlamındadır. Grab yourself öneriye rahat ve enerjik bir hava verirken yourself nesnenin kişinin kendi kullanımı için alınacağını belirtir. A pair of, tek bir takım olarak görülen, birbiriyle eşleşen veya ilişkili iki nesneyi tanıtır. Yeniden kullanılabilir grab yourself a pair of + çoğul isim kalıbı, birine böyle bir takım edinmesini samimi biçimde önermenin yoludur.
Alıştırma
Dostça öneriyi dersteki tam kalıpla tamamlayın: These gloves are sold as a matching set, so ____ waterproof gloves before the trip.
Cevabı göster
grab yourself a pair of
And David Bizer records the waveform of a word or phrase you speak
0:18David Bizer ise söylediğiniz bir kelime ya da ifadenin dalga biçimini kaydediyor
Pop out: önceden kesilmiş parçaları çıkarma
Burada pop out, önceden kesilmiş bir parçayı çevresindeki malzemeden ayrılana kadar bastırmak ya da itmek demektir. Bir şeyin aniden ortaya çıkmasını değil, hızlı ve kolay bir çıkarma işlemini anlatır. Bu anlamda pop out ayrılabilir: pop the pieces out veya pop out the pieces denebilir. Nesne bir zamirse ortada bulunmalıdır: pop them out denir, pop out them denmez. Altyazıda whose pieces fiilden önce gelir; çünkü bu isim öbeğinin tamamı, ilgi yan cümlesinin başına yerleştirilmiş nesnedir.
Alıştırma
Talimatı “bastırarak çıkarmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Press along the dotted edge, then ____ the cardboard star.
Cevabı göster
pop out
make A into B: kendi dalga biçimini kolyeye dönüştürmek
make A into B kalıbı, A'yı değiştirip biçimlendirerek B hâline getirmek anlamına gelir. Burada A, your own waveform; B ise a necklace ifadesidir. into, ortaya çıkan nesneyi belirtir. Bu kalıbı el işi, yemek yapma veya malzemeleri yeniden kullanma hakkında konuşurken kullanabilirsiniz: make + başlangıçtaki malzeme ya da nesne + into + yeni biçim.
Alıştırma
Kilin bir kâseye dönüştüğünü göstermek için cümleyi make ... into ile tamamlayın: We can ____ this clay ____ a bowl.
Cevabı göster
make · into
especially when you upgrade to the kind that's also a taser.
0:35özellikle de elektroşok cihazı olan bir modele geçerseniz.
brass knuckles: takı değil, bir silah
Brass knuckles, parmakların üzerine takılan metal bir silahın İngilizcedeki yerleşik adıdır. Pirinçten yapılmış sıradan parmak eklemleri veya normal bir yüzük takımı anlamına gelmez. Bu cümlede silaha bilerek jewelry denmesi kara mizah oluşturur. Geliştirilmiş türün aynı zamanda bir elektroşok cihazı olduğunun söylenmesi uyumsuzluğu daha da güçlendirir; bu nedenle useful jewelry samimi bir değerlendirme değildir.
Alıştırma
Cümlede brass knuckles neyi ifade ediyor?
- Parmak eklemlerinin kendisi
- Parmakların üzerine takılan metal bir silah
- Pirinçten yapılmış sıradan yüzükler
Cevabı göster
Parmakların üzerine takılan metal bir silah
Projectile defences improved by using a target dummy,
0:40Fırlatılan cisimlere karşı savunmanızı bir hedef mankeniyle geliştirin;
so you better choose the bleeding zombie target. Dilbilgisi
0:43bu yüzden kanayan zombi hedefini seçseniz iyi olur.
You better: you had better ifadesinin kısaltılmış biçimi
Gündelik konuşmada you better, you had better ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada konuşan kişi, kanayan zombi hedefinin seçilmesini güçlü biçimde öneriyor. Better bu yapıda karşılaştırma bildiren bir yüklem değildir. Had better, uyarı içeren bir öğüt verir: dinleyen kişi bunu yapmazsa hoş olmayan bir sonuçla karşılaşabilir. Yapı özne + (had) better + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu nedenle choose yalın kalır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve better öncesindeki had sözcüğünün atıldığı biçimi seçin.
- You'd better lock the door before you leave.
- You better lock the door before you leave.
Cevabı göster
You better lock the door before you leave.
You can rub it in by wearing a Kentucky Fried Brains T-shirt Deyimler
0:49Kentucky Fried Brains tişörtü giyerek yarasına tuz basabilir
Rub it in: bir aksiliği hatırlatıp kişiyi daha kötü hissettirmek
Rub it in, birinin hatasını, yenilgisini, utanç verici durumunu veya kötü şansını tekrar tekrar dile getirerek kendisini daha kötü hissetmesine yol açmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada tişört, zombi hedefiyle ilgili şakayı daha da ileri götürüyor; gerçek bir sürtme eylemi kastedilmiyor. Bu deyimde it, hoş olmayan gerçeği veya durumu ifade eder. It zamiriyle kullanılan olağan sıra rub + it + in şeklindedir; örneğin Don't rub it in.
Alıştırma
‘Yenilgimi sürekli dile getirip kendimi daha kötü hissetmeme yol açmak’ anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: I know I lost the game, so please don't ____.
Cevabı göster
rub it in
which reminds all of us that zombies were people too.
0:55hepimize zombilerin de bir zamanlar insan olduğunu hatırlatıyor.
Now, keep your hair tidy with periodic table barrettes Dilbilgisi
1:00Şimdi periyodik tablo tokalarıyla saçınızı düzenli tutun
keep your hair tidy: keep + nesne + sıfat
keep your hair tidy ifadesinde keep, “bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Your hair nesnedir; tidy ise sürdürülen durumu açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Aktarılabilir kalıp keep + nesne + sıfat şeklindedir. Bu kalıp, bir durumu yalnızca bir kez oluşturmayı değil, zaman içinde sürdürmeyi vurgular.
Alıştırma
keep + nesne + sıfat kalıbında keep, your hair ve tidy ifadelerini kullanarak yönergeyi tamamla: Please ____.
Cevabı göster
keep your hair tidy
and make some customized art right away with myDaVinci. Kalıp ifadeler
1:03ve myDaVinci ile hemen kişiye özel bir sanat eseri hazırlayın.
right away: hemen, gecikmeden
Right away, “hemen” veya “gecikmeden” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada make fiilini niteler ve kişiselleştirilmiş sanat çalışması sürecinin hızla başlayabileceğini vurgular; right burada “doğru” veya “solun karşı yönü” anlamında değildir. Bu ifade emirlerde, vaatlerde ve bildirme cümlelerinde bir eylemi niteleyebilir. I’ll call right away örneğinde olduğu gibi çoğunlukla fiil grubundan sonra gelir; vurgu için cümlenin başına da getirilebilir.
Alıştırma
Cümleyi right away ile tamamlayın: If the alarm sounds, leave ____.
Cevabı göster
right away
just the way you want them: bir tercihe tam olarak uymak
“Just the way + yan cümle”, “yan cümlenin anlattığı biçime veya duruma tam olarak uygun şekilde” anlamına gelir. Burada just anlamı güçlendirir: tamamlanan baskılar müşterinin tercihlerine tam olarak uyabilir. “The way you want them” ifadesindeki them zamiri prints sözcüğüne gönderme yapar. Tam anlamı, yalnızca “baskıları istiyorsun” değil, “baskıların nasıl görünmesini veya yapılmasını istiyorsun”dur.
Alıştırma
Rafların tam olarak senin tercihine göre düzenleneceğini en açık biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We can arrange the shelves whenever you want.
- We can arrange the shelves just the way you want them.
- We can arrange the shelves because you asked us to.
Cevabı göster
We can arrange the shelves just the way you want them.
Görsel bir komedi göndermesi olarak Mystery Science Theater 3000
“Mystery Science Theater 3000”, ABD yapımı bir televizyon komedi programının tam adıdır. Program, ekranda bir film gösterirken ekranın alt kısmında karakterlerin silüetlerine yer vermesi ve bu karakterlerin film hakkında şakalar yapmasıyla tanınır. “3000” adın bir parçasıdır; fotoğraf sayısı veya ürün modeli değildir. Kolye ucunun çerçevesi bu kolay tanınan ekran düzenini taklit eder. İçindeki fotoğraf, izlenen ve hakkında şakalar yapılan bir film gibi görünebildiği için sıradan bir resim birden daha komik görünür.
Alıştırma
Bu cümlede Mystery Science Theater 3000 çerçevesi bir fotoğrafı neden daha komik gösteriyor?
- Kolye ucunda 3.000 fotoğraf bulunduğunu gösterir.
- Fotoğrafı, izlenen ve hakkında şakalar yapılan bir film sahnesi gibi gösterir.
- Çerçevenin 3000 numaralı ürün modeli olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Fotoğrafı, izlenen ve hakkında şakalar yapılan bir film sahnesi gibi gösterir.
Whatever photo you put in it: sınırsız bir seçim
whatever photo you put in it ifadesinde whatever, sınırsız bir seçim bildirir: hangi fotoğraf olduğuna bakılmaksızın “içine koyduğunuz herhangi bir fotoğraf” anlamına gelir. İfadenin tamamı makes fiilinin etkilediği ögedir; hilarious ise sonucu açıklar. whatever + isim + yan cümle kalıbı, olası bütün seçimleri tek bir isim grubunda toplar. Buradaki whatever, küçümseyici duyulabilen tek başına verilmiş “Whatever” yanıtı değildir.
Alıştırma
whatever photo you put in it burada ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi hangi fotoğrafın kullanıldığını soruyor.
- Konuşan kişi fotoğraf kullanılıp kullanılmadığını önemsemiyor.
- Kolye içine koyduğunuz herhangi bir fotoğraf için geçerlidir.
Cevabı göster
Kolye içine koyduğunuz herhangi bir fotoğraf için geçerlidir.
That much more hilarious: artışın büyüklüğünü vurgulamak
that much more hilarious ifadesinde more hilarious karşılaştırmayı, that much ise artışın büyüklüğünü belirtir. Bu, kolyenin fotoğrafın komik etkisini fark edilir ölçüde daha da artırdığı anlamına gelir. That, durumun veya az önce belirtilen etkinin sağladığı bir dereceyi gösterir; yan cümle başlatmaz ve bir nesneyi işaret etmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp make + nesne + that much more + sıfattır.
Alıştırma
Cümleyi “o fark edilir miktar kadar daha fazla” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The warm lighting made the room ____ inviting.
Cevabı göster
that much more
a brilliant array of LEDs for your bike tires
1:24bisiklet lastikleriniz için parlak bir LED dizisi olan bu ürün,
be sure to wear these matching lobster gloves and hat. Kalıp ifadeler
1:32birbiriyle uyumlu bu ıstakoz eldivenlerini ve şapkayı mutlaka takın.
Nazik bir hatırlatma için “be sure to”
Burada be sure to + fiilin yalın hâli, dinleyene önemli bir eylemi unutmamasını söyler. Be sure to wear, “giymeyi sakın unutma” anlamındadır. Nazik bir hatırlatma ya da kesin bir talimat olarak kullanılabilir. Eylem to'dan hemen sonra gelir: be sure to wear, be sure to bring, be sure to check.
Alıştırma
Bu hatırlatmayı doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seç: “Before you cross the street, ___ look both ways.”
- be sure to
- be sure of
- be sure that
Cevabı göster
be sure to
use these shakers that look like cat butts.
1:51kedi poposuna benzeyen bu tuzluk ve biberlikleri kullanın.
“if you feline like it” ifadesindeki kedi şakası
Normal ifade olan if you feel like it, “istersen” veya “canın isterse” anlamına gelir. Önerinin isteğe bağlı olduğunu gösterir. Burada “kedigillerden” veya “kedilerle ilgili” anlamındaki feline, baharatlıklar kediye benzediği için normal ifadenin bir bölümünün yerini alır. Bu garip kullanım, bilerek yapılmış kedi temalı bir kelime oyunudur; kelimesi kelimesine kopyalanacak standart bir ifade değildir.
Alıştırma
Cümle neden normal “if you feel like it” yerine “if you feline like it” diyor?
- Feline sözcüğünün bir şeyi istemeyi anlatan standart fiil olduğunu göstermek için
- Kedi biçimli baharatlıklarla ilgili kedi temalı bir şaka yapmak için
- Hiç seçim hakkı vermeyen katı bir emir vermek için
Cevabı göster
Kedi biçimli baharatlıklarla ilgili kedi temalı bir şaka yapmak için
upgraded from a cat to a baby: mizahi bir yükseltme benzetmesi
Bu cümlede upgrade from A to B, bir ürünü daha yeni ya da daha iyi bir sürümle değiştirme dilini ödünç alır. Kedi ve bebeğe uygulandığında, şakayla “kediye bakmaktan bebeğe bakmaya geçmek” anlamına gelir ve bebeği bir sonraki, daha yüksek seviye gibi sunar. Bu sıralama nesnel değil, kasıtlı bir abartıdır. Teknik olmayan bağlamlarda upgrade, yalnızca değişimin gerçekleştiğini değil, konuşanın bu değişime yönelik şakacı değerlendirmesini de gösterebilir.
Alıştırma
Cümlede upgraded from a cat to a baby neyi ima ediyor?
- Kediler yerine bebekler için tasarlanmış daha yeni bir yazılım yükledin.
- Bir kediye bebek gibi davranmayı öğrettin.
- Kediye bakmaktan bebeğe bakmaya geçtin ve bu değişimi şakayla daha yüksek seviyeli bir değişim gibi sundun.
Cevabı göster
Kediye bakmaktan bebeğe bakmaya geçtin ve bu değişimi şakayla daha yüksek seviyeli bir değişim gibi sundun.
like a square: modası geçmiş, geleneksel bir kişiyi anlatan square
Burada square, geleneksel, eski kafalı veya modası geçmiş görülen bir kişiyi anlatan gayriresmî bir argo sözcüktür. like a square ifadesindeki like, “o kişi gibi” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, bebeği sıradan biçimde taşıma şeklini katı veya modası geçmiş göstererek alaya alır. square sözcüğünün bu anlamı eski argodan gelir ve bu cümlede geometrik şekille ilgili değildir. Sıradan bir kişiyi sözde daha havalı bir seçenekle karşılaştıran bağlam bu yorumu destekler.
Alıştırma
don’t carry it like a square ifadesinde like a square ne anlama geliyor?
- Dört kenarı eşit uzunlukta olacak şekilde.
- Kare şeklindeki bir yol boyunca.
- Modası geçmiş, geleneksel bir kişi gibi.
Cevabı göster
Modası geçmiş, geleneksel bir kişi gibi.
Feeling handy?: pratik el becerisi anlamındaki handy
Burada handy, bir kişinin bir şeyler yapma, onarma veya kurma konusundaki pratik becerisini ve güvenini anlatır. Kısaltılmış soru yaklaşık olarak “Ellerini kullanacağın bir iş yapmaya hazır hissediyor musun?” demektir; “Bir şey kullanışlı geliyor mu?” anlamına gelmez. Özne ve be fiilinin bir biçimi atılmıştır: “Feeling handy?” ifadesi “Are you feeling handy?” şeklinde tamamlanabilir. Bu konuşma dili parçası, konuya hızlı ve eğlenceli biçimde bir kendin yap etkinliğiyle devam edilmesini sağlar.
Alıştırma
“Feeling handy?” ifadesinde konuşan kişi ne soruyor?
- Elinin altındaki eşyayı bulabilir misin?
- Bu nesneyi kullanmak kolay geliyor mu?
- Bir şey yapmaya veya onarmaya hazır hissediyor musun?
Cevabı göster
Bir şey yapmaya veya onarmaya hazır hissediyor musun?
and install this power-up plate on top of your switches
2:16ve ışık düğmelerinizin üstüne bu power-up panelini takarak
to control your lights with buttons and a joystick.
2:19ışıklarınızı düğmeler ve bir joystick ile kontrol edin.
You can install the whole thing with a handgun drill
2:22Her şeyi tabanca biçimli bir matkapla kurabilir,
to cut this rude key into something useful.
2:26bu terbiyesiz anahtarı kestirerek işe yarar hâle getirebilirsiniz.
The Labyrinth Aquarium is a mansion for sea life, Deyimler
2:30Labyrinth Aquarium, deniz canlıları için bir malikâne,
a mansion for sea life: lüksü anlatan bir benzetme
“A mansion for sea life” bir benzetmedir. Akvaryum çok büyük ve lüks bir eve benzetilir; bu nedenle mansion sözcüğü akvaryumu hayvanlar için geniş, ayrıntılı ve etkileyici gösterir. “X is a mansion for Y” kalıbı, X’i gerçek bir bina olarak sınıflandırmaz. X’i bir malikâneyle ilişkilendirilen özellikler üzerinden sunarak anlatımı canlı ve tanıtım amaçlı hâle getirir.
Alıştırma
Burada “a mansion for sea life” ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Akvaryumun bir konut binası olduğu yönünde gerçek anlamlı bir iddia.
- Akvaryumu sakinleri için olağanüstü geniş ve lüks gösteren bir benzetme.
- Bu tür akvaryumların resmî teknik adı.
Cevabı göster
Akvaryumu sakinleri için olağanüstü geniş ve lüks gösteren bir benzetme.
but don't count out owning this one Öbek fiiller
2:33ama buna sahip olma fikrini de hemen göz ardı etmeyin;
Don't count out owning this one: bu modele sahip olma seçeneğini elememek
don't count out owning this one ifadesindeki count out, bir seçeneği imkânsız veya düşünmeye değmez görerek elemek demektir. Konuşmacı, bu akvaryumun hâlâ değerlendirilmeye değer olduğunu söylüyor. Kısa bir nesne genellikle count ile out arasına gelir: Don't count her out. Bir faaliyet veya seçenek ise öbek fiilin tamamından sonra gelebilir: Don't count out buying one.
Alıştırma
Mia's small robot may still win the race. Bu durumda Don't count it out ne anlama gelir?
- Yarışta kaç robot olduğunu say.
- Zaten kaybettiği için robotu yarıştan çıkar.
- Henüz kazanamayacağına karar verme.
Cevabı göster
Henüz kazanamayacağına karar verme.
Even scarier is a jack-o-lantern with pumpkin teeth. Kültür
2:39Daha da korkuncu, balkabağı dişleri olan bir Cadılar Bayramı feneri.
Jack-o-lantern: oyulmuş Cadılar Bayramı balkabağı
Jack-o-lantern, içi boşaltılmış, üzerine bir yüz oyulmuş ve genellikle içine ışık konmuş bir balkabağıdır. Cadılar Bayramı'nın bilinen süslerinden biridir. Tirelerle yazılan ifadenin tamamı bu özel nesnenin adıdır; herhangi bir feneri veya herhangi bir balkabağını ifade etmez. Bu cümlede pumpkin teeth, oyulmuş yüze eklenen dişlerdir.
Alıştırma
Jack-o-lantern hangi nesnedir?
- Gece dışarıda taşınan herhangi bir fener
- İçi boşaltılmış, yüz oyulmuş ve içeriden aydınlatılmış bir balkabağı
- Kesilmemiş veya süslenmemiş bir balkabağı
Cevabı göster
İçi boşaltılmış, yüz oyulmuş ve içeriden aydınlatılmış bir balkabağı
by using self-deprecating golf balls from TheCheeky. Kelime
2:48TheCheeky'nin kendini küçümseyen golf toplarıyla.
raise your own self-esteem: kendi öz saygını artırmak
Raise someone's self-esteem, bir kişinin kendi değeri veya yetenekleri konusunda daha özgüvenli ve olumlu hissetmesine yardımcı olmak demektir. Bu cümlede your own, eylemi yapan kişiyle eylemden yararlanan kişinin aynı olduğunu gösterir: kendi öz saygınızı artırırsınız. Raise, öz saygının daha düşük bir düzeyden daha yüksek bir düzeye çıkmasını anlatmak için self-esteem ile doğal biçimde kullanılır. Kişisel gelişim tavsiyesi gibi ciddi duyulan bu ifade, şaka yoluyla suçu üstlenen golf toplarıyla komik bir karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi raise içeren hedef ifadeyle tamamlayın: A supportive coach can help young players ____ after a difficult game.
Cevabı göster
raise their self-esteem
self-deprecating golf balls: kendileriyle dalga geçen golf topları
Self-deprecating, konuşanın kendisiyle dalga geçtiği, kendini küçümsediği veya hafifçe eleştirdiği konuşma ya da mizahı anlatır. Çoğu zaman alçakgönüllülük gösterir veya komik bir etki yaratır; bu nedenle kişinin gerçekten düşük bir öz değer duygusuna sahip olduğu anlamına gelmez. self-deprecating golf balls ifadesinde sıfat, nesnelere şakacı biçimde uygulanır. Golf topları, sanki kendilerini eleştirebilir ve kötü bir vuruşun suçunu üstlenebilirmiş gibi kişileştirilir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi self-deprecating olarak tanımlanır?
- Bir komedyen, isimleri hatırlamakta berbat olduğuna dair şaka yapar.
- Bir antrenör, vuruşu kaçırdığı için bir oyuncuya hakaret eder.
- Bir öğrenci aldığı bütün ödülleri gururla sıralar.
Cevabı göster
Bir komedyen, isimleri hatırlamakta berbat olduğuna dair şaka yapar.
"We both know that shot was my fault." Ton ve niyet
2:53"O vuruşun benim hatam olduğunu ikimiz de biliyoruz."
We both know... ile bir iddiayı ortak gerçek gibi sunmak
We both know that... ifadesinde konuşan kişi, sonraki iddiayı yalnızca kişisel bir görüş olarak değil, iki kişinin de bildiği ortak bir gerçek olarak sunar. Burada kişileştirilmiş golf topu, vuruşun sorumluluğunu kabul etmek için bu çerçeveyi kullanır. Bu ifade gerçek bir uzlaşmayı güçlendirebilir, ancak dinleyicinin vermediği bir onayı da var sayabilir. Bir tartışmada bu varsayım dinleyici üzerinde baskı oluşturabilir veya alaycı gelebilir.
Alıştırma
Bir yönetici, çalışan soruna kendisinin yol açtığını reddettiği hâlde “We both know that you caused the problem,” diyor. We both know, ikisinin aynı fikirde olduğunu kanıtlar mı?
- Evet, iki kişinin gerçekten aynı fikirde olduğunu kanıtlar.
- Hayır, iddiayı ortak bilgi olarak sunar ancak çalışan yine de aynı fikirde olmayabilir.
Cevabı göster
Hayır, iddiayı ortak bilgi olarak sunar ancak çalışan yine de aynı fikirde olmayabilir.
Tetris is kind of like putting together a puzzle, Ton ve niyet
2:56Tetris biraz yapboz birleştirmeye benzer,
kind of like ile yaklaşık bir karşılaştırma yapmak
kind of like ifadesinde kind of karşılaştırmayı yumuşatır. Tetris'in bazı yönlerden yapboz birleştirmeye benzediğini, ancak iki etkinliğin tamamen aynı olmadığını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp be + kind of like + isim veya -ing yapısıdır. Konuşma dilinde temkinli veya yaklaşık bir benzetme sunmanın bir yoludur.
Alıştırma
Karşılaştırmayı yaklaşık hâle getiren, derste öğrendiğiniz üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new board game is ____ chess, but the rules are different.
Cevabı göster
kind of like
“Puzzle puzzle” nasıl kelime oyunu yaratıyor?
Bu bağlama özgü şakada puzzle sözcüğünün iki kullanımı farklı görevler üstlenir. İlki ürünü yapboza benzeyen içeriğine göre sınıflandırırken ikincisi fiziksel yapbozun kendisini adlandırır. İngilizcede bağlam, aynı ismin iki kullanımına farklı görevler verdiğinde isim bu şekilde geçici olarak tekrarlanabilir. Bu tekrar bir kelime oyunudur; “çok kafa karıştırıcı” ya da “iki yapboz” anlamına gelen normal bir ifade değildir.
Alıştırma
Puzzle puzzle bu cümlede ne yapıyor?
- İlk puzzle sözcüğünü kategori açıklaması, ikincisini ise fiziksel nesnenin adı olarak eğlenceli biçimde kullanır.
- Fiziksel yapbozun son derece zor olduğu anlamına gelir.
- Her zaman puzzle puzzle denilen standart bir ürün türünün adıdır.
Cevabı göster
İlk puzzle sözcüğünü kategori açıklaması, ikincisini ise fiziksel nesnenin adı olarak eğlenceli biçimde kullanır.
ThinkGeek offers a pack of 566 digit magnets,
3:03ThinkGeek, 566 rakam mıknatısından oluşan bir paket sunuyor;
which you can use to spell things out like an old calculator, Öbek fiiller
3:07bunlarla eski bir hesap makinesindeki gibi kelimeler yazabilirsiniz,
“Spell things out” ifadesinin gerçek anlamı
Burada spell things out, rakam mıknatıslarını okunabilir sözcükler veya mesajlar oluşturacak şekilde dizmek anlamına gelir. Etkinlik görünür karakterler içerdiği için ifade, karakterlerle yazı oluşturma şeklindeki gerçek anlamındadır. Başka bağlamlarda spell something out çoğunlukla bir şeyi açık ve ayrıntılı biçimde anlatmak anlamına gelir. Hangi anlamın kastedildiğini nesne ve durum gösterir: harfler, taşlar, mıknatıslar veya tabelalar yazı oluşturma anlamına; fikirler, kurallar ve planlar ise genellikle açıklama anlamına işaret eder.
Alıştırma
Hangi cümlede spell out, okunabilir bir yazı oluşturmak için karakterleri dizmek anlamındadır?
- Her expression spelled out exactly how disappointed she was.
- We used letter tiles to spell out WELCOME on the table.
- The guide spelled out the safety rules before the trip.
Cevabı göster
We used letter tiles to spell out WELCOME on the table.
But why not replace them with Vat19's giant cola gummies? Ton ve niyet
3:14Ama onların yerine Vat19'un dev kola jelibonlarını koymaya ne dersiniz?
'Why not replace them with ...?' ile hafif bir öneride bulunmak
Burada Why not + fiilin yalın hâli, esas olarak bir neden sormaz. Hafif ama kendinden emin bir öneri sunar; konuşan kişi bu eylemi denemeyi teklif eder. replace them with X yapısında them kaldırılan şeyleri, X ise onların yerini alan şeyi gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp Why not replace A with B? şeklindedir.
Alıştırma
Why not replace A with B kullanarak hafif öneriyi tamamlayın: The paper cups create too much waste. ____ reusable cups?
Cevabı göster
Why not replace them with
The only thing more luxurious is a slide for your yacht, Dilbilgisi
3:19Bundan daha lüks tek şey yatınız için bir kaydıraktır;
'The only thing more luxurious is ...' ile dramatik bir yükseliş oluşturmak
The only thing more + adjective + is Y kalıbı, Y'yi az önce sözü edilen şeyin üstüne yerleştirir. Önceki şey, söylenmeyen karşılaştırma unsurunu sağlar: more luxurious, more luxurious than that anlamına gelir. Only, Y'yi bir üst seviyeye çıkabilecek tek şeymiş gibi gösterir. Bu yüzden cümle, dikkatle kanıtlanmış bir karşılaştırmadan çok dramatik veya eğlenceli bir yükseliş yaratır.
Alıştırma
Hedef kalıpla abartılı yükselişi tamamlayın: This penthouse is luxurious, but the ____ is a private island.
Cevabı göster
only thing more luxurious
“which you of course captain” ifadesindeki şakacı varsayım
which you of course captain ilgi cümleciğinde of course, özne olan you ile captain fiilinin arasına eklenmiştir. Yatı bizzat sizin kullandığınız fikrini açık ve beklenen bir gerçekmiş gibi sunar. Çoğu dinleyici için yat sahibi olmak zaten aşırı lüks bir hayal olduğundan, bu kendinden emin varsayım kasıtlı olarak gerçek dışıdır. Ciddi görünen kesinlik, yalnızca bilinen bir gerçeği doğrulamak yerine eğlenceli bir abartı veya ironi yaratır. Burada captain, “bir teknenin kaptanlığını yapmak” ya da “komuta etmek” anlamına gelen bir fiildir.
Alıştırma
“I'll arrive on my yacht, which I of course captain myself,” şeklindeki şakacı cümlede of course ne yapar?
- Konuşanın yatı kimin kullandığından emin olmadığını gösterir.
- Konuşanın bir yelken kursuna gittiği anlamına gelir.
- Yat sahibi olmayı ve yatı kullanmayı şaka yoluyla açık bir varsayım gibi sunar.
Cevabı göster
Yat sahibi olmayı ve yatı kullanmayı şaka yoluyla açık bir varsayım gibi sunar.
while wearing a pair of 24-karat gold-dipped Nikes Anlatım akışı
3:2324 ayar altına batırılmış bir çift Nike giyer
while sipping tea brewed with your TIE Fighter Death Star infuser.
3:27ve TIE Fighter Death Star demleme aparatınızla hazırlanan çayı yudumlarsınız.
Paralel “while wearing ... while sipping ...” cümlecikleri
İki while + -ing öbeği sahneye paralel ayrıntılar ekler: while wearing a pair of ... Nikes ve while sipping tea .... İkisi de yatı kullanma durumu sırasında gerçekleşen eylem veya durumları anlatır; ikinci while zaman çizgisini ileri götürmez. while sözcüğünün tekrarlanması, yeni bir ana cümle başlatmadan çarpıcı ayrıntıların birbiri ardına eklenmesini sağlar. Eşleşen yapı akıcı ritmi korur, lüksler listesini uzatır ve eklenen her görüntüyü bir öncekinden daha aşırı gösterir.
Alıştırma
İki arka plan eyleminin de ana eylemle aynı anda gerçekleşmesi için cümleyi örnekteki bağlaçla tamamlayın: “Maya answered questions ____ arranging the flowers ____ checking the guest list.”
Cevabı göster
while · while
Bunları tek başınıza yapmayın… Bu uğursuz güvenlik kameraları tarafından izlenin: beklenti ve tersine dönüş
İlk cümle tanıdık bir beklenti kurar: Bir şeyi tek başınıza yapmamanız gerekiyorsa yanınızda başka biri olmalıdır. Be watched emri, bu ihtiyaca bir çözüm sunuyormuş gibi görünür. by these ominous security cameras ifadesi insan eşliğinin yerine gözetimi koyar. Burada be watched, “bakılıp ilgilenilmek” değil, “gözlenmek veya izlenmek” anlamına gelir. Bu ani değişim kara mizah yaratır; kameraların aslında bir lamba olduğunun sonradan açıklanması, vaat edilen eşliği daha da saçma hâle getirir. Bu bir beklentiyi tersine çevirme kalıbıdır: Önce normal bir beklenti oluşturulur, sonra bu beklenti rahatsız edici veya uyumsuz bir alternatifle karşılanır.
Alıştırma
Vurgulanan cümleler mizahı nasıl oluşturuyor?
- Kameraların aslında arkadaşlık edecek şefkatli insanlar olduğunu açıklarlar.
- Dinleyicinin beklentisini değiştirmeden iki sıradan güvenlik talimatı verirler.
- Önce gerçek bir insan eşliği düşündürür, sonra bunun yerine kameralar tarafından izlenme fikrini koyarlar.
Cevabı göster
Önce gerçek bir insan eşliği düşündürür, sonra bunun yerine kameralar tarafından izlenme fikrini koyarlar.
your doodles and scribbling become automatic tattoo art,
3:40karalamalarınız ve çiziktirmeleriniz kendiliğinden dövme sanatına dönüşüyor,
even trash: şaşırtıcı ögeyi belirtmek
Even bir odaklama zarfıdır. Burada trash sözcüğünün hemen önünde gelir, dolayısıyla odaklanan öge trash olur: Çöp, işe yarama ihtimali en düşük şeylerden biri olarak sunulur ama cümle onun da işe yarayabileceğini söyler. Kullanışlı bir kalıp even + şaşırtıcı isim öbeği + cümlenin geri kalanıdır. Buradaki even zamanla ilgili değildir; iddianın beklenmedik, uç bir durum için bile geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Eski makbuzu beklenmedik biçimde işe yarayan bir şey olarak işaretleyen odak sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: ____ the old receipt can help us solve the puzzle.
Cevabı göster
Even
Metrodeck makes out of discarded subway cards.
3:47Metrodeck bunları atılmış metro kartlarından yapıyor.
playing cards Metrodeck makes: düşürülmüş nesne ilgi zamiri
“playing cards Metrodeck makes out of discarded subway cards” ifadesinde “Metrodeck makes out of discarded subway cards”, hangi playing cards grubundan söz edildiğini belirten niteleyici bir ilgi tümcesidir. Açık biçimi “playing cards that Metrodeck makes out of discarded subway cards” şeklindedir. “that” ilgi zamiri, “makes” fiilinin nesnesi olacağı için düşürülmüştür: Metrodeck makes the cards. “Metrodeck” tümcenin öznesi ve üreticisidir; “make A out of B” ise B’yi malzeme olarak kullanıp A’yı üretmek demektir. Düşürülmüş bu nesne zamirini fark etmek, uzun isim öbeklerini doğru ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
“these playing cards Metrodeck makes out of discarded subway cards” yapısını dil bilgisi bakımından doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- “Metrodeck”, “playing cards” ile eş görevli başka bir addır.
- “Metrodeck makes out of discarded subway cards”, “playing cards” ifadesini niteleyen bir ilgi tümcesidir ve nesne görevindeki “that” ilgi zamiri düşürülmüştür.
- “playing cards”, “makes” fiilinin öznesi; “Metrodeck” ise nesnesidir.
Cevabı göster
“Metrodeck makes out of discarded subway cards”, “playing cards” ifadesini niteleyen bir ilgi tümcesidir ve nesne görevindeki “that” ilgi zamiri düşürülmüştür.
like these cracked cabinets or perspective curtains
3:53bu çatlak dolaplar ya da perspektifli perdeler gibi.
close off: bir alanı kapatmak veya ayırmak
Burada “close off”, insanların bir alana serbestçe girmesini, o alandan geçmesini veya bitişik alanı görmesini engelleyecek şekilde alanı kapatmak ya da ayırmak demektir. Perdeler odayı kalan alandan ayırır; bir cihazı kapatmak söz konusu değildir.
Alıştırma
“Bir alana erişimi engellemek” anlamını vermek için close sözcüğüne bir parçacık ekleyerek cümleyi tamamlayın: The staff used a movable wall to ____ the storage area.
Cevabı göster
close off
while presenting what looks like lies behind them.
3:59arkalarında varmış gibi görünen manzarayı sergiliyor.
make it look impossibly balanced from the side. Dilbilgisi
4:08sandalyeyi yandan bakıldığında imkânsız biçimde dengede duruyormuş gibi gösteriyor.
make it look impossibly balanced: imkânsızmışçasına dengede görünmesini sağlamak
make it look impossibly balanced ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir şeyin belli bir şekilde görünmesine neden olmak” anlamındadır. Kalıp make + nesne + look + sıfat şeklindedir: cam yanlar sandalyenin dengede görünmesini sağlar. Impossibly, balanced sözcüğünü güçlendirir. Dengeyi imkânsız görünecek kadar şaşırtıcı biçimde sunar; sandalyenin fizik kurallarını çiğnediğini ileri sürmez.
Alıştırma
Cümleyi make + the model + look kullanarak tamamlayın: The model has a clear stand. The stand ____ as if it is floating.
Cevabı göster
makes the model look
In the same way that letters on a street are elongated Dilbilgisi
4:11Yoldaki harfler nasıl uzatılıp
so you can read them from a shallow angle, Kalıp ifadeler
4:14dar bir açıdan okunabilir hâle getiriliyorsa,
a shallow angle: bir yüzeye göre küçük açı
a shallow angle ifadesinde shallow, görüş çizgisiyle bir yüzey arasındaki açının küçük olduğunu belirtir. Bu cümlede kişi yola doğrudan yukarıdan bakmak yerine neredeyse yol yüzeyi boyunca bakar. Bu ifade, bir şey küçük bir açıyla görüldüğünde veya bir yüzeye küçük bir açıyla ulaşıp temas ettiğinde kullanılabilir. Referans yüzey önemlidir; bu yüzey yol, ekran, duvar veya başka bir düzlem olabilir.
Alıştırma
Bir yol işaretine a shallow angle ile bakmayı en iyi hangi açıklama anlatır?
- Görüş çizginiz yol yüzeyine neredeyse paraleldir.
- Görüş çizginiz yol yüzeyine neredeyse dümdüz aşağı yönelir.
- Hangi yöne baktığınızdan bağımsız olarak işarete yakınsınızdır.
Cevabı göster
Görüş çizginiz yol yüzeyine neredeyse paraleldir.
so are the numbers on Tokyoflash's newest watch.
4:16Tokyoflash'in en yeni saatindeki rakamlar da öyle uzatılmış.
In the same way that A ..., so are B: A nasılsa B de öyledir
Cümle, iki şeyi karşılaştırmak için In the same way that A ..., so are B yapısını kullanır. İlk yan cümle, caddedeki harflerin sığ bir açıdan okunabilmeleri için uzatıldığını açıklar; so are the numbers, “rakamlar da aynı şekilde uzatılmıştır” demektir. İkinci bölümde so, önceki açıklamayı devam ettirir ve are fiili the numbers öznesinden önce gelir. Bu devrik yapı benzetmeyi kısa ve yoğun hâle getirir; buradaki so, “bu nedenle” anlamına gelmez.
Alıştırma
Çoğul bir özne için iki sözcüklü so + be yapısını kullanarak resmî benzetmeyi tamamlayın: In the same way that large print is easy to see, ____ the symbols on this screen.
Cevabı göster
so are
so saucy: şakacı biçimde cüretkâr ve küstah
Burada so, saucy sözcüğünü güçlendirir. Konuşan kişi şaka yollu biçimde markanın cüretkâr ve yaramaz bir kişiliği varmış gibi davranır. Bu bağlamda saucy, şakacı biçimde cesur, biraz saygısız veya takılmayı seven anlamına gelir. Soslu bir yiyeceği anlatmaz. saucy bir kişiyi, sözü veya davranışı nitelediğinde ilişkiye ve ses tonuna göre eğlenceli bir küstahlıktan hafif kabalık ya da flörtözlüğe kadar uzanan bir his verebilir.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Yeni bir müşteriye gönderilen resmî e-postada “Your company is so saucy for offering this discount” güvenli ve nötr bir övgüdür.
- Doğru — uygun ve nötr bir övgüdür.
- Yanlış — gayriresmîdir ve laubali ya da flörtöz gelebilir.
Cevabı göster
Yanlış — gayriresmîdir ve laubali ya da flörtöz gelebilir.
Using code VSTF gets you $10 off: kod kullanmak 10 dolar indirim sağlar
Using code VSTF, gets fiilinin öznesi olarak kullanılan bir -ing yan cümleciğidir. Eylemin tamamı tek bir şey olarak kabul edildiği için geniş zamandaki fiil tekil olur: get değil, gets. Doing X gets someone $10 off kalıbı, X'i yapmanın kişiye 10 dolarlık sabit bir indirim sağladığını belirtir. Burada $10 off, asıl fiyattan 10 dolar düşülmesi demektir; son fiyatın 10 dolar olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi get fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Using code SAVE10 ____ you $10 off your first order.
Cevabı göster
gets
and you can find out more by clicking the links Öbek fiiller
4:31ve daha fazlasını öğrenmek için bağlantılara tıklayabilirsiniz;
Find out more: ek bilgi edinmek
Find out more, bir kaynağa bakarak, soru sorarak veya araştırarak ek bilgi edinmek demektir. Burada izleyicileri bağlantı verilen sayfalardaki bilgilere yönlendirir; daha fazla fiziksel nesne bulmak anlamına gelmez. Bu ifade sık sık eylem çağrısı olarak kullanılır. Konuyu belirtmek için find out more about + konu, yöntemi belirtmek için by + -ing kullanılır: find out more about the program by visiting the website.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz sözcüklerin tam karşılığını seçin. Konuşmacının find out more, find more information veya learn more ifadelerinden hangisini söylediğine odaklanın.
- Visit our FAQ to find out more about delivery.
- Visit our FAQ to learn more about delivery.
- Visit our FAQ to find more information about delivery.
Cevabı göster
Visit our FAQ to find out more about delivery.
“as they say in Poland,”: alıntı çerçevesi ve absürt final
“As they say in Poland,”, as they say in + place biçimindedir. Bu söylem çerçevesi, dinleyiciye genellikle o yerle ilişkilendirilen tanınmış bir sözün geleceğini bildirir. Bu cümlede “Vsauce cupcakes” ifadesinin gerçek bir Polonya sözü olduğuna dair kanıt yoktur. Resmî tınlayan çerçeve bir beklenti oluşturur, ilgisiz son ise mizah yaratmak için bu beklentiyi bilerek bozar. “Poland” kültürel bir iddia değil, şakanın hazırlığı olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Özgün cümlede “as they say in Poland,” ne işe yarar?
- “Vsauce cupcakes” ifadesinin belgelenmiş bir Polonya atasözü olduğunu doğrular.
- Facebook ve Twitter sayfalarının nereden yönetildiğini belirtir.
- Bir Polonya sözünün geleceği beklentisini oluşturur, ardından ilgisiz ifade bu beklentiyi bozarak mizah yaratır.
Cevabı göster
Bir Polonya sözünün geleceği beklentisini oluşturur, ardından ilgisiz ifade bu beklentiyi bozarak mizah yaratır.