4 GERÇEK.: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
529 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Bu eğlenceli bölüm kuruyemişler, göz küreleri ve kartlardan sıvı azotlu dondurmaya, elektrikli arpa ve British Pathé arşivlerine uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Nuts. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: yiyeceğin adı hafif bir hayal kırıklığı ünlemi gibi de duyulur; böylece kelime oyunu düz anlamın ötesinde anlaşılır. 2. rather than — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sıvı azottan önce yavaş soğutma elenir; bağlaç bırakılan yöntem ile seçilen çözümü karşılaştırır. 3. leave you with — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bu kapanış ifadesi son konu ya da örneği sunar ve dinleyiciyi konuşmanın son bölümüne doğal biçimde taşır.

Bu derste

Come here.

0:00

Buraya gel.

Come here.

0:01

Buraya gel.

Golly, my webcam doesn't even work. Kelime

0:02

Hay aksi, web kameram bile çalışmıyor.

Kelime

Golly: hafif ve eski moda bir ünlem

Golly burada bir isim değil, ünlemdir. Web kamerasının çalışmaması karşısında hafif şaşkınlık veya can sıkıntısı ifade eder. Küfürden çok daha hafiftir ve günümüz İngilizcesinde çoğu zaman eski moda, şakacı ya da özellikle masum bir tını taşır.

Alıştırma

Bu cümlede Golly için en uygun yorum hangisidir?

  1. Güçlü ve saldırgan bir küfür
  2. Hitap edilen kişinin adı
  3. Web kamerasını onarma talimatı
  4. Şaşkınlık veya can sıkıntısını gösteren hafif ve biraz eski moda bir tepki
Cevabı göster

Şaşkınlık veya can sıkıntısını gösteren hafif ve biraz eski moda bir tepki

You keep tricking me. Dilbilgisi

0:05

Beni kandırıp duruyorsun.

Dilbilgisi

keep tricking: keep + fiil-ing ile tekrarlanan eylem

keep sözcüğünden sonra -ing biçiminin gelmesi, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. You keep tricking me cümlesinde eylem tekrarlanır: diğer kişi konuşanı defalarca kandırır. Kalıp özne + keep + fiil-ing şeklindedir. Bağlama göre devam eden bir durumu tarafsızca anlatabilir veya buradaki gibi, durmayan bir davranıştan şikâyet etmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Şikâyeti tamamlamak için keep ve trick fiilinin -ing biçimini kullanın: You ____ me.

Cevabı göster

keep tricking

Do you know what these are?

0:06

Bunların ne olduğunu biliyor musun?

What are they?

0:07

Bunlar ne?

What are they?

0:07

Bunlar ne?

Nuts. Deyimler

0:08

Kuruyemiş.

Deyimler

İsim ve hafif bir ünlem olarak Nuts.

Doğrudan cevapta Nuts., yiyeceğin adını veren çoğul bir isimdir: bunlar kuruyemiştir. Nuts! aynı zamanda hayal kırıklığını veya can sıkıntısını anlatan hafif bir ünlem olabilir. Aynı kısa cevap iki işleve de uyduğu için cümle eğlenceli bir çifte yoruma açıktır. Burada nuts, “deli” anlamındaki sıfat olarak kullanılmaz.

Alıştırma

Bu konuşmada Nuts. neden eğlenceli bir çifte anlam taşıyabilir?

  1. Nuts. yalnızca ağır bir küfür olarak kullanılır.
  2. Nuts. yiyeceğin adını verir ve aynı zamanda hafif bir hayal kırıklığı ünlemi gibi duyulabilir.
  3. Nuts. yiyeceğin deli olduğunu söyler.
Cevabı göster

Nuts. yiyeceğin adını verir ve aynı zamanda hafif bir hayal kırıklığı ünlemi gibi duyulabilir.

You don't know what these are?

0:09

Bunların ne olduğunu bilmiyor musun?

Hazelnuts?

0:10

Fındık mı?

These are hazelnuts.

0:11

Bunlar fındık.

No.

0:11

Hayır.

Aren't they funny? Ton ve niyet

0:12

Komik değiller mi?

Ton ve niyet

Onay istemek için Aren't they funny?

Aren't they funny? olumsuz biçimli bir evet-hayır sorusudur, ancak burada tarafsız değildir. Konuşan kişi zaten onların komik olduğunu düşünür ve dinleyiciyi buna katılmaya davet eder. Bu yapı çoğu zaman beklenen bir görüşü veya ortak bir tepkiyi sunar. Gerçek görüşünüze göre cevap vermelisiniz: Yes, they are onların komik olduğu görüşüne katılır; No, they aren't ise katılmaz.

Alıştırma

Köpek yavrularının komik olduğunu düşünüyor ve bir arkadaşınızı katılmaya davet ediyorsunuz. Soruyu tamamlayın: ____ they funny?

Cevabı göster

Aren't

That's not what are these?

0:13

Onu sormuyorum, bunlar ne?

They look kind of weird. Ton ve niyet

0:14

Biraz tuhaf görünüyorlar.

Ton ve niyet

kind of weird: bir görüşü yumuşatmak

Burada kind of, weird sıfatından önce gelir ve “biraz” ya da “bir ölçüde” anlamı verir. Olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır: konuşan kişi onların tuhaf göründüğünü düşünür, ancak görüşünü kesin bir yargı gibi sunmaz. Bir değerlendirmeyi daha az güçlü veya daha az doğrudan söylemek istediğiniz günlük konuşmalarda kind of + sıfat yapısını kullanabilirsiniz. Bu yapıda kind, “tür” veya “nazik” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir şapkanın biraz tuhaf göründüğünü düşünüyorsunuz, ancak çok kesin konuşmak istemiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?

  1. The hat kind weird.
  2. The hat is a kind of weird.
  3. The hat looks kind of weird.
Cevabı göster

The hat looks kind of weird.

What are these things?

0:15

Bu şeyler ne?

Those are cashews.

0:16

Onlar kaju fıstığı.

I hate cashew nuts.

0:17

Kaju fıstığından nefret ederim.

I hate hazelnuts.

0:19

Fındıktan nefret ederim.

Do you like chocolate covered honeycomb?

0:20

Çikolata kaplı petek şekerini sever misin?

No.

0:22

Hayır.

Yes.

0:23

Evet.

Hazel, get back here. Öbek fiiller

0:23

Hazel, buraya geri gel.

Öbek fiiller

get back here: birini geri çağırmak

Get back, “geri dönmek” anlamına gelir. Here varış yerini gösterir: hitap edilen kişi, konuşanın bulunduğu yere dönmelidir. Bu deyimsel fiilde get, “elde etmek” anlamına gelmez. Cümle emir olduğu için you öznesi söylenmez. Bu kısa emir Hazel'a hemen geri dönmesini söyler ve acil, doğrudan bir tınıya sahiptir.

Alıştırma

Bir çocuk sizden uzağa doğru koşuyor ve hemen geri dönmesi gerekiyor. Ne söylemelisiniz?

  1. Bring it back here.
  2. Get it back.
  3. Get back here.
Cevabı göster

Get back here.

Oh, you do? Ton ve niyet

0:24

Aa, seviyor musun?

Ton ve niyet

Şaşkınlık belirten yankı sorusu olarak “Oh, you do?”

Birisi bir şeyi sevdiğini yeni söylemişse “Oh, you do?”, “Aa, onu seviyor musun?” anlamına gelir. Yardımcı fiil do, daha önce söylenen fiil grubunun yerini tutar; burada tek başına “yapmak” anlamına gelmez. Bu bir yankı sorusudur. Şaşırtıcı yeni bilgiyi doğrulamak için yalnızca yardımcı fiili tekrarlar; böylece tüm cümleyi yeniden söylemek gerekmez.

Alıştırma

Arkadaşınız “I really like broccoli.” diyor. Şaşkınlık belirten yankı sorusunu tamamlayın: “Oh, you ____?”

Cevabı göster

do

Yeah, take some of these.

0:24

Evet, bunlardan biraz al.

All right,

0:26

Pekâlâ,

speaking of mixed nuts, Anlatım akışı

0:26

karışık kuruyemişten söz açılmışken,

today we've got a whole mix of a bunch of weird stuff. Kalıp ifadeler

0:28

bugün elimizde bir sürü tuhaf şeyden oluşan koca bir karışım var.

Anlatım akışı

Bağlantılı bir konuya geçiş olarak “Speaking of mixed nuts”

Speaking of X, az önce söylenen bir şeyin X’i akla getirdiğini belirtir. Önceki konuyu alıp yeni ama bağlantılı bir konuya geçmek için köprü olarak kullanır. Burada mixed nuts, önceki kuruyemiş konuşmasını tuhaf şeylerden oluşan büyük bir karışıma bağlar. İfade konuşmayı düzenler; yalnızca birisinin o anda kuruyemiş hakkında konuştuğunu bildirmez.

Alıştırma

Az önce kitaplardan söz ediyordunuz. Bu konuyu bağlantılı bir soruya doğal biçimde taşıyan geçiş ifadesini seçin: “_____ books, have you read the new mystery novel?”

  1. Instead of
  2. Speaking of
  3. Because of
Cevabı göster

Speaking of

Kalıp ifadeler

Gayriresmî bir miktar ifadesi olarak a bunch of

a bunch of içinde bunch isminin artık bir buket ya da bağ gibi fiziksel olarak bağlanmış bir kümeyi ifade etmesi gerekmez. İfadenin tamamı, büyük fakat belirtilmemiş bir sayı ya da miktar anlamına gelen gayriresmî bir miktar ifadesi olarak çalışır. Burada sayılamayan topluluk ismi stuff sözcüğünü niteler; dolayısıyla konuşan kişi kesin bir sayıyı değil, çok ve karışık miktarda şeyi vurgular. Aynı kalıp a bunch of messages örneğindeki gibi çoğul sayılabilen isimlerden önce de gelebilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi burada öğretilen gayriresmî miktar ifadesiyle tamamlayın: “After the trip, I had ____ photos to sort.”

Cevabı göster

a bunch of

It's not a typical episode,

0:30

Bu alışılmış bir bölüm değil,

but it is full of facts and a bunch of people I met over here in London.

0:32

ama gerçek bilgilerle ve burada, Londra'da tanıştığım bir sürü insanla dolu.

So, enjoy.

0:35

O yüzden keyfini çıkarın.

I learned something?

0:39

Bir şey mi öğrendim?

Your eyeballs grow when you're a kid. Kelime

0:40

Çocukken göz kürelerin büyür.

Kelime

Göz çukurlarındaki fiziksel küreleri anlatan eyeballs

Eyeballs, eyeball sözcüğünün çoğuludur ve göz çukurlarında bulunan, yaklaşık olarak küre biçimindeki fiziksel organları ifade eder. Bu cümlede, bakarak tahmin etmek anlamındaki eyeball fiili değil, bu somut anatomik anlam kullanılır. Sıradan eyes sözcüğüne kıyasla eyeballs, yuvarlak vücut bölümünün kendisine daha fazla odaklanır. Günlük konuşmada bu somutluk canlı, oyuncu veya hafif komik bir etki yaratabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi göz çukurlarındaki fiziksel küreleri canlı ve hafif mizahi bir biçimde adlandırmak istiyorsa hangi İngilizce sözcük en uygundur?

  1. eyes
  2. vision
  3. eyeballs
Cevabı göster

eyeballs

Yeah,

0:44

Evet,

but once you turn 13 years old, Kalıp ifadeler

0:45

ama 13 yaşına geldiğinde

your eyeballs,

0:47

göz kürelerin

they stop growing.

0:48

büyümeyi bırakır.

Kalıp ifadeler

turn 13 years old: 13 yaşına gelmek

turn 13 years old ifadesinde turn, “13 yaşına gelmek” anlamındadır. Fiziksel olarak yön değiştirmeyi değil, o yaşa geçişi belirtir. Kullanılabilir kalıp turn + yaş şeklindedir. Sayıdan sonra years old gelebilir, ancak turn 13 genellikle daha kısa ve doğaldır. Bu cümlede once, 13 yaşına gelmeyi sonraki olayın gerçekleştiği zaman eşiği olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi turn ve ardından yaş gelecek şekilde tamamlayın: Maya is nine now, and on Saturday she will ____.

Cevabı göster

turn 10

But you know what?

0:49

Ama ne var biliyor musun?

Your ears keep growing forever.

0:49

Kulakların ömür boyu büyümeye devam eder.

Did you know that?

0:52

Bunu biliyor muydun?

Did you drink for breakfast again? Kelime

0:54

Yine kahvaltıda içki mi içtin?

Kelime

Nesnesiz drink: “alkol içmek”

drink normalde bir sıvı tüketmek anlamına gelir ve nesne neyin içildiğini belirtebilir: drink water, drink coffee. Nesnesiz kullanıldığında bağlam, sözcüğe yerleşik olan “alkol içmek” anlamını verebilir. Alaycı tondaki bu soruda for breakfast ve again, sıradan kahvaltı içecekleri yorumunu olasılık dışı bırakır. Konuşan kişi kahvaltı menüsünü sormak yerine, karşısındakinin alkol içtiği için düzgün düşünemediğini şakayla karışık ima eder.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı tutarsız konuşuyor. Birisi “Have you been drinking?” diye soruyor. Buradaki drinking büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Bir kahvaltı içeceği içmek
  2. Alkol tüketmek
  3. Herhangi bir sıvı içmek
Cevabı göster

Alkol tüketmek

No, no, no, no, no, no.

0:56

Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır.

But apparently like every adult's eyeballs are like the exact same size within a couple millimeters. Kelime

0:58

Ama görünüşe göre tüm yetişkinlerin göz küreleri, birkaç milimetrelik fark dışında, tam olarak aynı boyutta.

Kelime

within a couple millimeters: yaklaşık bir üst sınır

Bu cümlede within a couple millimeters, göz kürelerinin büyüklükleri arasındaki farkın yaklaşık birkaç milimetreyi geçmediği anlamına gelir. Kusursuz eşitliği değil, bir toleransı veya aralığı anlatır. Gündelik Amerikan İngilizcesinde a couple millimeters çoğu zaman a couple of millimeters ile aynı anlamdadır. A couple genellikle yaklaşık ikiyi düşündürür; ancak rahat konuşmada kesin olmayan biçimde çok küçük bir sayıyı da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “fark bu değerden fazla değil” anlamındaki edatla tamamlayın: The two measurements are ____ a couple millimeters of each other.

Cevabı göster

within

Yeah,

1:04

Evet,

so your eyes are the same size as mine. Dilbilgisi

1:05

yani senin gözlerin de benimkilerle aynı boyutta.

Dilbilgisi

the same size as: isimle kurulan eşitlik

the same + isim + as kalıbı, iki kişinin veya şeyin belirtilen özellik bakımından eşleştiğini anlatır. Buradaki isim size olduğundan, senin gözlerinle konuşanın gözleri büyüklük bakımından eşit olarak karşılaştırılır. İsim, the same age as veya the same length as örneklerindeki gibi değişebilir. Asıl cümlede mine, my eyes ifadesinin yerini alan ve tekrarı önleyen bağımsız bir iyelik zamiridir.

Alıştırma

Cümleyi “boyutları aynı” anlamındaki dört sözcüklü, isim temelli eşitlik kalıbıyla tamamlayın: This tablet is ____ that one.

Cevabı göster

the same size as

It's just your face is different,

1:06

Sadece yüzün farklı,

like shows them off better. Öbek fiiller

1:08

sanki onları daha iyi öne çıkarıyor.

Öbek fiiller

shows them off: bir şeyi öne çıkarmak

Bu cümlede them, daha önce sözü edilen gözlere gönderme yapar. Shows them off, “onları daha fark edilir ve çekici gösterir” demektir: farklı yüz şekli gözleri daha iyi öne çıkarır. show off “sergilemek veya öne çıkarmak” anlamındayken bir isim off’tan sonra ya da show ile off arasına gelebilir: show the eyes off veya show off the eyes. Ancak nesne bir zamirse ortada olmalıdır: show them off denir, show off them denmez.

Alıştırma

Tablo, açık renkli çerçevesi sayesinde kolayca fark ediliyor. show off ve it zamirini doğal sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: “This bright frame really ____.”

Cevabı göster

shows it off

My face is better than your face.

1:09

Benim yüzüm seninkinden daha güzel.

Well, that we already established.

1:11

Eh, bunu zaten belirlemiştik.

But I'm trying to talk about the anatomy of the eye.

1:13

Ama ben gözün anatomisinden bahsetmeye çalışıyorum.

Thanks for ruining my self-esteem instead. Ton ve niyet

1:15

Onun yerine öz güvenimi mahvettiğin için sağ ol.

Ton ve niyet

Thanks for ruining my self-esteem instead: alaycı teşekkür

Thanks for normalde bir minnettarlık nedenini belirtir, ancak burada alaycı biçimde kullanılmıştır. Ruining my self-esteem zararlı bir eylemdir; bu yüzden konuşan kişi gerçekten teşekkür etmiyor, diğer kişinin sözünün kendisini daha kötü hissettirdiğinden yakınıyor. instead sözcüğü istenmeyen sonucu vurgular: cesaretlendirme beklenirken kişinin özgüveni zarar görmüştür. Bu yapıyı anlamak için Thanks for sonrasındaki eylemin açıkça istenmeyen bir şey olup olmadığına bakın.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın sizi cesaretlendirmesi gerekiyordu, ama incitici bir şey söyledi. Bu durumda “Thanks for ruining my self-esteem instead” ne anlama gelir?

  1. Senden self-esteem sözcüğünün anlamını açıklamanı istiyorum.
  2. Özgüvenimi incittiğin için gerçekten minnettarım.
  3. Sözünün beni daha kötü hissettirdiğinden yakınıyorum.
Cevabı göster

Sözünün beni daha kötü hissettirdiğinden yakınıyorum.

Anytime. Ton ve niyet

1:18

Ne demek.

Ton ve niyet

Alaycı bir teşekküre yanıt olarak Anytime.

Anytime. normalde bir teşekküre karşılık verilir ve “Rica ederim” ya da “Yardım etmekten memnun olurum” anlamına gelir. Ancak bu konuşmada teşekkür alaycıdır: konuşan kişi, diğerinin özsaygısına zarar verdiğini söylüyor. Diğer kişi Anytime. diyerek bu zararı, memnuniyetle tekrar yapacağı bir iyilikmiş gibi şakacı biçimde gösterir. Nezaket kalıbı aynı kalır, ancak bağlam ve ton onun toplumsal anlamını tersine çevirerek takılmaya veya kuru mizaha dönüştürür.

Alıştırma

Bu konuşmada Anytime. ne anlatıyor?

  1. Konuşan kişinin özsaygısını tekrar incitmeye yönelik şakacı ve sahte bir nezaket
  2. Konuşan kişiden daha açık biçimde teşekkür etmesini istemek
  3. Konuşan kişinin özgüvenini düzeltmeye yönelik samimi bir söz
Cevabı göster

Konuşan kişinin özsaygısını tekrar incitmeye yönelik şakacı ve sahte bir nezaket

Okay,

1:19

Tamam,

here's a fact that will make you feel happy.

1:19

işte seni mutlu edecek bir bilgi.

Did you know that in a deck of cards, Kalıp ifadeler

1:23

Bir iskambil destesinde,

there are so many ways to arrange those cards that when you shuffle a deck, Dilbilgisi

1:26

kartları dizmenin o kadar çok yolu vardır ki desteyi karıştırdığında

Kalıp ifadeler

a deck of cards ... shuffle a deck: bir deste kart ve desteyi karıştırmak

A deck of cards, iskambil kartlarından oluşan tam bir destedir. Burada deck, gemi güvertesini veya bir platformu değil, destenin tamamını adlandırır. Shuffle a deck, oyundan önce kartları karıştırıp yeni ve rastgele bir sıraya koymak demektir. İngilizcede shuffle doğal olarak deck ile kullanılır; shuffle the cards da denebilir. deck, eylemin uygulandığı nesnedir.

Alıştırma

Dersin ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: We opened a new ____, then asked Mia to ____ it before the game.

Cevabı göster

deck of cards · shuffle

Dilbilgisi

so many ... that: büyük bir sayıyı sonuca bağlamak

Bu cümlede so many, çoğul sayılabilen isim ways'i niteler. so many + çoğul sayılabilen isim + that + sonuç yan cümlesi kalıbı, sayının that ile başlayan sonucu doğuracak kadar büyük olduğunu anlatır. Buradaki that, bir şeyi gösteren sözcük değil, bağlayıcıdır. Sonuç bölümü when you shuffle a deck ile devam eder ve bu büyük sayının şaşırtıcı sonucunu açıklar. Bu kalıp, büyük bir sayıyı onun yüzünden olan sonuca doğrudan bağlar.

Alıştırma

Sonuç kalıbını bir sözcükle tamamla: There were so many stars ____ we could not count them all.

Cevabı göster

that

the order of those cards has never ever existed on Earth in history. Kelime

1:30

ortaya çıkan sıralamanın Dünya tarihinde daha önce hiç var olmadığını biliyor muydun?

Kelime

never ever: never sözcüğünü daha güçlü vurgulamak

Never ever, never sözcüğünün daha vurgulu biçimidir. Birlikte “hiçbir zaman bir kez bile değil” anlamına gelirler; buradaki ever tek başına olumlu bir “bir zamanlar” anlamı taşımaz. has never ever existed ifadesinde present perfect geçmişten bugüne kadar olan döneme bakar; never ever ise güçlü ve dramatik bir kesinlik katar. Yalnızca never kullanmak aynı temel olumsuz gerçeği verir, ancak duygusal etkisi daha azdır.

Alıştırma

“This has never ever happened before” cümlesinde never ever neyi vurgular?

  1. Hiçbir zaman gerçekleşmediğini güçlü biçimde vurgular.
  2. Bir kez gerçekleştiğini ama yakın zamanda olmadığını belirtir.
  3. Sık sık gerçekleştiğini ama kimsenin fark etmediğini belirtir.
Cevabı göster

Hiçbir zaman gerçekleşmediğini güçlü biçimde vurgular.

Yeah.

1:39

Evet.

So, whenever you feel sad, Dilbilgisi

1:40

Bu yüzden, ne zaman üzgün hissetsen

shuffle a deck.

1:42

bir deste kartı karıştır.

Dilbilgisi

Tekrarlanan durumlar için whenever

Burada whenever, “her ... olduğunda” anlamına gelir. Tekrarlanan you feel sad durumunu tanıtır; ana cümle de bu durum her yaşandığında yapılacak eylemi verir. Alışkanlıklar, kurallar ve genel tavsiyelerde whenever yan cümlesinde geniş zaman kullanılır: whenever you feel sad denir, whenever you will feel sad denmez. Başka bağlamlarda whenever, “ne zaman olursa” anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi whenever ile tamamlayın: ____ our team finishes practice, we put the equipment away.

Cevabı göster

Whenever

Set it aside and say first. Öbek fiiller

1:44

Bir kenara koy ve “İlk!” de.

Öbek fiiller

Set it aside: Bir şeyi kenara koymak

Burada set it aside, “kart destesini bir kenara koyup şimdilik orada bırakmak” anlamına gelir. İfade bu cümlede gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Set aside ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri set ile aside arasına koyun: set it aside denir, set aside it denmez. Nesne bir isimse hem set the deck aside hem de set aside the deck kullanılabilir. Aynı öbek fiil soyut anlamda da kullanılabilir: set aside time veya money, zamanı ya da parayı sonrası için ayırmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi set aside ve it zamiriyle tamamlayın: The paint is still wet, so ____ until tomorrow.

Cevabı göster

set it aside

350

1:49

350

The audio is not really great in this weight lifting room. Ton ve niyet

1:52

Bu ağırlık salonunda ses pek iyi değil.

Ton ve niyet

not really great: olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatma

Bu cümlede not really great, sesin pek iyi olmadığı anlamına gelir ve ses hakkında olumsuz bir değerlendirme yapar. not really, great sözcüğüne uygulanır; yani konuşan kişi gerçekten mükemmel bir ses ile sadece iyi bir sesi tarafsızca ayırmaya çalışmaz. Olumlu bir sıfatın önüne not really getirmek, The audio is terrible kadar sert duyulmadan bir soruna işaret etmeyi sağlar. Eleştiriyi üstü kapalı ve yumuşak göstermenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

"The microphone is not really great" cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Mikrofon mükemmel, ancak gerçekten mükemmel değil.
  2. Mikrofonun pek iyi olmadığı yumuşak bir biçimde söyleniyor.
  3. Konuşan kişinin mikrofon hakkında hiçbir fikri yok.
Cevabı göster

Mikrofonun pek iyi olmadığı yumuşak bir biçimde söyleniyor.

But,

1:55

Ama,

I need to be here because I ate a bunch of liquid nitrogen ice cream a couple days ago.

1:56

burada olmam gerek, çünkü birkaç gün önce bir sürü sıvı azotlu dondurma yedim.

It's this place

2:00

Burası öyle bir yer ki

where they take liquid cream and sugar and all the ingredients,

2:01

sıvı kremayı, şekeri ve bütün malzemeleri alıyorlar,

and rather than spend a bunch of time waiting for it to cool down, Notlar

2:04

soğuması için uzun süre beklemek yerine

Dilbilgisi

rather than + fiilin yalın hâli: vazgeçilen eylemi belirtme

Rather than, seçilmeyen seçeneği, yani bir şeyin soğumasını bekleyerek zaman harcamayı belirtir. Cümlenin bütünü bu yavaş süreci gerçekten kullanılan daha hızlı yöntemle karşılaştırır. Burada rather than ifadesinden sonra fiilin yalın hâli olan spend gelir. Doğrudan alternatif bir eylemi belirttiğinde rather than + fiilin yalın hâli yapısı kullanılabilir. Bu, o eylem yerine başka bir eylemin seçildiği anlamına gelir; than karşılaştırma yapmak için kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi instead of ile aynı anlama gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ wait for a table, we ordered the food to go.

Cevabı göster

Rather than

Kalıp ifadeler

spend a bunch of time waiting: spend + zaman + -ing

Bu cümlede spend a bunch of time waiting, spend + zaman miktarı + -ing biçimi kalıbını izler. Zaman, waiting ile belirtilen etkinlik için kullanılır; a bunch of time, çok zaman demenin gündelik bir yoludur. Başka durumlara aktarılabilen kalıp spend + zaman miktarı + -ing biçimidir; spend ten minutes checking veya spend the afternoon studying buna örnektir. Özne, o zamanı bir etkinliğe harcıyor olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi spend + zaman miktarı + -ing kalıbıyla tamamlayın. spend fiilinin geçmiş zamanını ve two hours süresini kullanın: Leo ____ fixing the bike.

Cevabı göster

spent two hours

Öbek fiiller

cool down: nesne almadan soğumak

Burada cool down geçişsizdir: it karışıma gönderme yapar ve karışım zaman geçtikçe daha az sıcak hâle gelir. cool down ifadesinden sonra nesne gelmez. Birisi bu değişime neden olduğunda aynı deyimsel fiil geçişli olabilir: cool the mixture down veya cool it down. Sakinleşmeyi de anlatabilir, ancak bu cümlede sıcaklıkla ilgili gerçek anlam kullanılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede cool down, “daha az sıcak hâle gelmek” anlamında geçişsiz olarak kullanılmıştır?

  1. The soup will warm up if you leave it on the counter.
  2. Please cool the soup down with an ice cube.
  3. The soup will cool down if you leave it on the counter.
Cevabı göster

The soup will cool down if you leave it on the counter.

they fill up a big old jug with liquid nitrogen Notlar

2:07

koca bir sürahiyi sıvı azotla dolduruyorlar;

Öbek fiiller

fill up ... with ... kalıbı

Bu cümlede fill up, bir kabın içine kap dolana veya neredeyse dolana kadar bir madde koymak anlamına gelir. A big old jug kaptır; liquid nitrogen ise içine konan maddedir. Tekrar kullanılabilen kalıp fill up + kap + with + içerik şeklindedir. Nesne bir isimse fill up the jug ve fill the jug up ifadelerinin ikisi de doğaldır. Zamir ise ortada olmalıdır: fill it up.

Alıştırma

Dersteki kalıbı kullanarak cümleyi tamamla: Every morning, they ____ a tank ____ clean water.

Cevabı göster

fill up · with

Kelime

big old içindeki vurgu amaçlı old

Big old jug ifadesinde old, kabın uzun süredir var olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Günlük konuşmada big old çoğu zaman çok büyük veya etkileyici derecede büyük gibi canlı bir vurgu sağlar. Old sözcüğünün gerçek anlamda eskiliği belirtip belirtmediğini bağlam belirler. Burada kabın eski olduğunu gösteren bir bilgi yoktur; bu nedenle ana fikir kabın yaşı değil, büyük olmasıdır.

Alıştırma

Günlük İngilizceyle ilgili şu ifadeyi değerlendir: “a big old box” sözünde old her zaman kutunun eski olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

that freezes the cream in a matter of seconds into delicious ice cream. Kalıp ifadeler

2:11

bu da kremayı birkaç saniye içinde dondurup nefis bir dondurmaya dönüştürüyor.

Kalıp ifadeler

in a matter of seconds: çok kısa bir süreyi vurgulamak

In a matter of seconds, 'yalnızca birkaç saniye sonra' veya 'birkaç saniye içinde' anlamına gelir. Burada kremanın ne kadar hızlı dondurmaya dönüştüğünü vurgular; matter, sabit bir zaman kalıbının parçasıdır ve 'konu' ya da 'madde' şeklindeki normal isim anlamında kullanılmaz. Aktarılabilir kalıp in a matter of + zaman birimidir: in a matter of minutes, hours veya days. Bir şeyin şaşırtıcı derecede kısa bir sürede tamamlandığını ya da değiştiğini vurgular.

Alıştırma

'Yalnızca birkaç saniye sonra' anlamındaki beş sözcüklü hedef zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The lock opened ____.

Cevabı göster

in a matter of seconds

They even serve the toppings out of beakers and test tubes,

2:14

Üstelik üstüne konan malzemeleri bile beher ve deney tüplerinde servis ediyorlar,

and it was delicious.

2:18

tadı da nefisti.

After eating the ice cream,

2:20

Dondurmayı yedikten sonra

we stumbled upon an electric harp player, Öbek fiiller

2:21

elektrikli arp çalan bir müzisyene rastladık

Öbek fiiller

stumbled upon: tesadüfen bulmak veya karşılaşmak

Stumbled upon, stumble upon ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve 'tesadüfen buldu veya karşılaştı' anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişiler elektrikli arp çalan bir müzisyenle beklenmedik şekilde karşılaşmıştır; bu buluşma önceden ayarlanmamıştır. Nesne, fiil grubunun tamamından sonra gelir: stumble upon someone or something. Beklenmedik şekilde karşılaşılan kişiler, yerler, bilgiler, internet siteleri veya nesneler için kullanılabilir ve find sözcüğünün her zaman aktarmadığı tesadüfi keşif duygusunu ekler.

Alıştırma

Keşif planlanmamışsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? While browsing a flea market, Leo _____ an old camera.

  1. searched for
  2. stumbled upon
  3. arranged to buy
Cevabı göster

stumbled upon

and she told me after the show

2:24

ve gösteriden sonra bana,

that even though the harp is electric, Dilbilgisi

2:25

arp elektrikli olsa da

the strings are still made the traditional way Kalıp ifadeler

2:27

tellerinin hâlâ geleneksel yöntemle,

Dilbilgisi

even though ... still: karşıtlığı güçlendirmek

Even though, gerçek bir olguyu sunan yan cümleyi başlatır: arp elektriklidir. Bu olgu, tellerin de modern olacağı yönünde bir beklenti oluşturur. Still, ana cümlede beklenmedik sonucu belirtir: teller geleneksel yöntemle yapılmaya devam etmektedir. Still dil bilgisi açısından zorunlu değildir, ancak “buna rağmen bu hâlâ doğru” karşıtlığını güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi even though ve still ile tamamlayın: ____ the laptop is new, it ____ uses an old charging port.

Cevabı göster

Even though · still

out of the intestines of animals.

2:30

hayvan bağırsaklarından yapıldığını söyledi.

Kalıp ifadeler

made ... out of: kaynak malzemeyi belirtmek

Made, edilgen be made yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. Bu yapı, yapan kişiden çok tellerin nasıl üretildiğine odaklanır. Out of, kaynak malzemeyi belirtir: tellerin yapımında kullanılan malzeme hayvan bağırsaklarıdır. Bu cümlede the traditional way yöntemi, out of the intestines of animals ise malzemeyi belirtir.

Alıştırma

Kaynak malzemeyi belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The birdhouse was ____ scrap wood.

Cevabı göster

made out of

Of course, Ton ve niyet

2:33

Elbette,

you have to admit that the only thing more delicious than liquid nitrogen ice cream Dilbilgisi

2:33

sıvı azotlu dondurmadan

Ton ve niyet

Of course, you have to admit: karşı tarafın onayını beklemek

“Of course”, sıradaki iddiayı açık veya zaten herkesçe kabul edilmiş bir şey gibi sunar. Ardından “you have to admit”, dinleyiciyi bunu kabul etmeye doğrudan çağırır; böylece iki bölüm birlikte dinleyici üzerinde hafif bir anlaşma baskısı oluşturur. Burada bu baskı gerçek bir zorunluluk değil, bilerek abartılan bir şakayı destekler. Başka bağlamlarda ifadeyi “konuşan kişi senin katılmanı bekliyor” şeklinde anlayın; bu, iddianın gerçekten doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Şakacı bir konuşmada “Of course, you have to admit” en güçlü biçimde neyi belirtir?

  1. Konuşan kişi dinleyicinin yasal bir zorunluluğu olduğunu bildiriyor.
  2. Konuşan kişi sonraki iddiayı dinleyicinin katılması gereken bir görüş gibi sunuyor.
  3. Konuşan kişi emin değil ve görüş bildirmekten kaçınmak istiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi sonraki iddiayı dinleyicinin katılması gereken bir görüş gibi sunuyor.

or animal intestines

2:37

ya da hayvan bağırsaklarından daha lezzetli olan tek şeyin

is a cake in the face by iJustine.

2:39

iJustine tarafından yüzünüze atılan bir pasta olduğunu kabul etmelisiniz.

Dilbilgisi

the only thing more ... than ... is ...: sonucu geciktirilen karşılaştırma

the only thing more + sıfat + than + karşılaştırma ölçütü + is + sonuç kalıbı, karşılaştırmayı aşamalar hâlinde kurar. than sonrasındaki bölüm ölçütü verir; is sonrasındaki ifade ise bu ölçütü aştığı öne sürülen tek sonucu açıklar. Sonucun geciktirilmesi merak veya komik bir vurucu nokta yaratabilir. Uzun öznenin dil bilgisel merkezi tekil thing adıdır. Bu nedenle karşılaştırma ölçütünün içinde çoğul adlar bulunsa bile bağ fiili is olur. Aynı kalıp ciddi karşılaştırmalarda da kullanılır, ancak only iddiaya dışlayıcı bir “tek” anlamı verir.

Alıştırma

Cümleyi “the only thing more relaxing than ... is ...” kalıbıyla tamamlayın: The ____ a quiet morning ____ a full day off.

Cevabı göster

only thing more relaxing than · is

I leave you with British Pathé. Anlatım akışı

2:44

Sizi British Pathé ile baş başa bırakıyorum.

Anlatım akışı

leave you with: Son Bir İçeriği Sunmak

Bu kapanış geçişinde leave you with, son bir şeyi “sunarak veya paylaşarak bitirmek” anlamına gelir. Konuşmacı British Pathé'yi izleyicinin izlemesi ya da düşünmesi için son içerik olarak sunar; izleyiciyi kelimenin gerçek anlamıyla birinin yanında bırakmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp leave you with + bir düşünce, soru, görsel, alıntı veya klip şeklindedir. Konuşmacının bitirmeden önce son ve akılda kalıcı bir içeriğe geçtiğini gösterir.

Alıştırma

Dersin üç kelimelik kalıbıyla kapanış cümlesini tamamlayın: “I'll ____ one last photo.”

Cevabı göster

leave you with

These guys have been filming human activities Dilbilgisi

2:46

Bu insanlar, insan faaliyetlerini

since we could film human activities,

2:49

onları filme alabildiğimiz zamandan beri çekiyor

Dilbilgisi

have been filming ... since: Bir Başlangıç Noktasından Beri Süren Etkinlik

Have been filming, present perfect continuous yapısındadır: have + been + fiilin -ing biçimi. Çekim yapmayı geçmişte başlayan, uzun süre devam eden ve bugünle bağlantısı bulunan bir etkinlik olarak gösterir. Odak yalnızca tamamlanmış bir sonuçta değil, süregelen süreçtedir. Burada since, since we could film human activities yan cümlesiyle başlangıç noktasını belirtir. Bu zaman anlamında since, “neden?” değil, “ne zamandan beri?” sorusunu yanıtlar. Aktarılabilir kalıp özne + have/has been + -ing + since + başlangıç noktasıdır.

Alıştırma

Volunteer fiilini present perfect continuous yapın ve başlangıç yılını bağlayan sözcüğü ekleyin: “Maya ____ at the animal shelter ____ 2021.”

Cevabı göster

has been volunteering · since

and they're putting all that content out on the YouTube for free right now. Öbek fiiller

2:51

ve şimdi tüm bu içerikleri YouTube'da ücretsiz olarak yayımlıyorlar.

Öbek fiiller

put ... out: içeriği yayımlamak

Burada putting ... out, içeriği yayımlayarak veya kullanıma sunarak halka erişilebilir hâle getirmek demektir. İçeriği fiziksel olarak dışarı taşımak ya da bir şeyi söndürmek anlamına gelmez. Put out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne parçacıktan sonra (put out the content) veya fiille parçacığın arasında (put the content out) bulunabilir. Bu cümlede all that content, putting ile out arasındadır.

Alıştırma

put ... out ifadesini doğru biçimde kullanın: The school is ____ a new art video ____ tomorrow.

Cevabı göster

putting · out

They've got early Arnold, Anlatım akışı

2:55

Arnold'un gençlik görüntüleri var,

they've got chickens being hatched in a frying pan, Dilbilgisi

2:57

tavada yumurtadan çıkan civcivler var,

Anlatım akışı

Canlı bir liste için They've got ... they've got tekrarı

Her They've got, aynı cümle yapısıyla yeni bir öğeyi başlatır. Açılışın tekrarlanması, ayrı örnekleri açık ve hızlı ilerleyen bir listeye dönüştürür ve sıra dışı öğelerin heyecan verici görünmesini sağlar. Burada have got, have anlamındadır: arşiv şu anda bu görüntülere sahiptir. Bunların geçmişte elde edildiği anı anlatmaz. Bir yerin, grubun veya koleksiyonun neler sunduğunu samimi biçimde gösterirken They've got X, they've got Y kalıbını tekrar kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yerin sunduklarını canlı bir liste hâlinde vermek için They've got tekrarını en iyi şekilde kullanır?

  1. The new community center received a piano last Tuesday.
  2. Try the new community center: they've got a pool, they've got an art room, and they've got a big playground.
  3. The new community center may build a pool next year.
Cevabı göster

Try the new community center: they've got a pool, they've got an art room, and they've got a big playground.

Dilbilgisi

İsim + being hatched: devam eden edilgen bir eylem

Being hatched edilgen bir -ing biçimidir: being eylemin devam ettiğini, hatched ise chickens sözcüğünün eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraf olduğunu gösterir. Bu ifade chickens sözcüğünden sonra gelir ve chickens that are being hatched ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimi gibi çalışır. “İsim + being + geçmiş zaman ortacı” kalıbı, bir şeye devam eden bir eylem uygulanırken onu betimleyebilir.

Alıştırma

release fiilini devam eden edilgen biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The visitors watched the rescued seal ____ back into the ocean.

Cevabı göster

being released

an old taxidermy museum,

3:00

eski bir tahnit müzesi var

and of course,

3:02

ve tabii ki

dogs getting married.

3:03

evlenen köpekler var.

Would you subscribe to British Pathé?

3:08

British Pathé'ye abone olur muydunuz?

I think so.

3:10

Sanırım olurdum.

Yeah.

3:10

Evet.

Yeah.

3:11

Evet.

Of course,

3:11

Elbette,

as should all of you. Dilbilgisi

3:12

hepiniz de abone olmalısınız.

Dilbilgisi

as should all of you: aynı tavsiyeyi herkese genişletmek

As should all of you, “ve hepiniz de aynısını yapmalısınız” anlamına gelir. Should sözcüğünden sonraki eylem, önceki ifadeden anlaşıldığı için belirtilmez; burada abone olma eylemine gönderme yapar. Should + özne sırası, as sonrasında kullanılan devrik yapıdır. Bu yapı, aynı beklenen davranışı başka bir kişiye veya gruba uygulayan kısa bir ek yorum oluşturur.

Alıştırma

Devrik as + should yapısını ve all visitors sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: I check the emergency exits first, ____.

Cevabı göster

as should all visitors

Subscribe to Vsauce if you haven't. Dilbilgisi

3:14

Henüz olmadıysanız Vsauce'a abone olun.

Dilbilgisi

if you haven't: tekrarlanan fiil öbeğini atma

if you haven't ifadesindeki haven't, have not biçiminin kısaltmasıdır ve present perfect yapısını kurmaya yardımcı olur; buradaki have sahiplik anlamına gelmez. Atlanan bölüm subscribed to Vsauce ifadesidir. Dinleyen kişi bunu aynı cümlede daha önce geçen Subscribe to Vsauce bölümünden tamamlayabilir; dolayısıyla tam anlam if you haven't subscribed to Vsauce şeklindedir. Present perfect, şimdiki noktadan geçmişe bakar: eylem şu ana kadar gerçekleşmemiştir. Tekrarlanan fiil öbeğini atmak, anlamı değiştirmeden hatırlatmayı kısaltır.

Alıştırma

“if you have not read the book yet” anlamını vermek için present perfect'in kısaltılmış biçimini kullan: Read the book if you ____.

Cevabı göster

haven't

And as always,

3:16

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

3:17

izlediğiniz için teşekkürler.