Hubble'ın 13 Milyar Yıllık Fotoğrafı: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Hubble evreni ve GN-z11'i görüntüledi, ancak dalga boyu sınırları, yaşlanan donanım ve alçalan yörünge sonunda görevi bitirecek. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. as soon as, dil bilgisi ve cümle kalıpları: ikinci olay birincinin hemen ardından olduğunda ikisini bağlamak ve bunu yalnızca eş zamanlı eylemlerden ayırmak. 2. "redshifting.", sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: uzay genişlerken ışığın daha uzun dalga boylarına gerilmesini anlatan astronomi terimini öğrenerek Hubble'ın sınırını anlamak. 3. take its toll on, deyimler ve mecazlı ifadeler: yaşın veya bakım eksikliğinin zamanla verdiği zararı anlatmak ve toll sözcüğünü gerçek bir ücret gibi yorumlamamak.
Bu derste
space shuttle Discovery launched the Hubble telescope into orbit.
0:02Uzay mekiği Discovery, Hubble teleskobunu yörüngeye fırlattı.
This was an exciting time for space exploration,
0:06Bu, uzay keşfi için heyecan verici bir zamandı,
as Hubble promised to produce mind-boggling images, Deyimler
0:09çünkü Hubble akıllara durgunluk veren görüntüler üreteceğini,
mind-boggling: son derece şaşırtıcı veya hayal etmesi zor
Bu cümlede mind-boggling, Hubble'ın üretmesi beklenen görüntüleri tanımlar. Bir şeyin kavranması veya hayal edilmesi zor olacak kadar şaşırtıcı, etkileyici, büyük ya da karmaşık olduğu anlamına gelir. Zihnin fiziksel olarak hareket etmesini anlatmaz. Bu bir birleşik sıfattır. mind-boggling images örneğindeki gibi isimden önce veya The numbers are mind-boggling. örneğindeki gibi bağ fiilinden sonra kullanılabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda mind-boggling images ne anlama gelir?
- Bir insanın başını fiziksel olarak sallayan görüntüler
- Yalnızca biraz belirsiz olan görüntüler
- Kavranması zor olacak kadar şaşırtıcı veya etkileyici görüntüler
Cevabı göster
Kavranması zor olacak kadar şaşırtıcı veya etkileyici görüntüler
showing us an early view of our universe as it was forming.
0:12evrenimizin oluşum aşamasındaki erken dönemlerine dair bir bakış sunacağını vaat ediyordu.
as soon as: bir olayın hemen ardından başka bir olayın gerçekleşmesi
as soon as bir zaman yan cümlesi başlatır. İlk olayı tetikleyici nokta olarak gösterir: bu olay gerçekleşir gerçekleşmez ana cümledeki olay onu izler. Burada Hubble came online zaman yan cümlesidir; cümlenin sonraki bölümü ana olayı verir. Yeniden kullanılabilecek yapılar ana cümle + as soon as + zaman yan cümlesi veya as soon as + zaman yan cümlesi, ana cümledir.
Alıştırma
Hemen gerçekleştiğinde anlamındaki üç sözcüklü bağlacı kullanarak cümleyi tamamlayın: I'll message you ____ the train arrives.
Cevabı göster
as soon as
came online: çalışmaya başladı
Bu cümlede came online, “çalışmaya başladı” veya “kullanıma hazır hâle geldi” anlamındadır. Hubble görevini yapmaya başlamıştır; bu ifade internete bağlandığı anlamına gelmez. Come online bir durum değişikliğini anlatır: Bir şey önceden çalışmıyor veya kullanılamıyorken daha sonra çalışmaya ya da kullanılabilir olmaya başlar. Bu ifade makineler, sistemler, hizmetler ve tesisler için sıkça kullanılır.
Alıştırma
“After the repair, the water-treatment system came online again,” cümlesinde came online ne anlama gelir?
- Yeniden çalışmaya başladı.
- İnternete ilk kez bağlandı.
- Onarım için parçalara ayrıldı.
Cevabı göster
Yeniden çalışmaya başladı.
scientists noticed a serious problem with its mirror.
0:18bilim insanları aynasında ciddi bir sorun olduğunu fark ettiler.
Although this was the most precisely cut mirror ever made,
0:22Bu şimdiye kadar yapılmış en hassas kesimli ayna olmasına rağmen,
a slight defect of just 2,000 nanometers meant that Hubble failed to produce sharp images.
0:25sadece 2.000 nanometrelik hafif bir kusur, Hubble'ın net görüntüler üretememesi anlamına geliyordu.
scientists managed to produce a fix for the mirror, Dilbilgisi
0:33bilim insanları ayna için bir düzeltme üretmeyi başardılar
managed to: zorluğa rağmen başarmak
Managed to, zor olmasına rağmen bilim insanlarının bir çözüm üretmeyi başardığını anlatır. Bir çabanın veya sorunun ardından elde edilen başarılı sonuca odaklanır. Yapı manage to + fiilin yalın hâlidir: managed to produce. Geçmiş zamanda managed, yalnızca bir planı veya girişimi değil, tamamlanmış bir başarıyı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “zorluğa rağmen başarmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Even though the door was stuck, Leo ____ open it.
Cevabı göster
managed to
and Hubble began scanning the universe for its secrets.
0:35ve Hubble, evrenin sırlarını taramaya başladı.
Since then ... has operated: geçmişi şimdiye bağlamak
Since then, daha önce sözü edilen ve Hubble'ın düzgün biçimde çalışmaya başladığı ana gönderme yapar. Burada since bir zaman başlangıcını belirtir; “çünkü” anlamına gelmez. Has operated, has + geçmiş zaman ortacı yapısındaki present perfect biçimidir. Since then ile has operated birlikte kullanıldığında geçmişteki başlangıç noktası, konuşma anına kadar devam eden bir döneme bağlanır.
Alıştırma
Hedef zaman bağlantısını ve operate fiilinin present perfect biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The observatory reopened last year. ____, the observatory ____ every clear night.
Cevabı göster
Since then · has operated
capturing the most stunning images of distant stars and galaxies.
0:42uzak yıldızların ve galaksilerin en çarpıcı görüntülerini yakalıyor.
and the world's most famous telescope will eventually come to an end in the not-too-distant future. Kalıp ifadeler
0:50ve dünyanın en ünlü teleskobu da çok uzak olmayan bir gelecekte sonunda miadını dolduracak.
come to an end: sona ulaşmak
Come to an end, “durmak” veya “sona ermek” anlamındaki kalıplaşmış bir ifadedir. Burada come fiziksel hareket anlatmaz; ifadenin tamamı bir şeyin son noktasına ulaşmasını anlatır. Bu cümlede çalışma ömrü sona erecek olan şey teleskoptur. Kalıp özne + come to an end şeklindedir; zaman değişikliği come üzerinde yapılır: comes, came veya will come to an end.
Alıştırma
Cümleyi come to an end ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After six busy weeks, the school play rehearsals finally ____.
Cevabı göster
came to an end
in the not-too-distant future: çok uzak olmayan bir gelecekte
In the not-too-distant future, oldukça yakın olması beklenen ancak belirli bir tarih vermeye yetecek kadar kesin olmayan bir zamanı anlatır. Buradaki distant, fiziksel konumu değil zaman içindeki uzaklığı belirtir. Bu ifade temkinli bir tahmin sunar: son hemen gelmeyecektir, ancak öngörülebilecek kadar yakındır.
Alıştırma
Cümleyi “oldukça yakın bir gelecekte, ancak kesin bir zaman vermeden” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The museum may add virtual tours ____.
Cevabı göster
in the not-too-distant future
How long does it have left?: ne kadar zaman kaldığını sormak
have + amount + left kalıbı, bir şeyden ne kadar kaldığını sormak veya belirtmek için kullanılır. How long does it have left? cümlesinde how long, kalan bilinmeyen zaman miktarını temsil eder; it ise teleskobu belirtir. Soru, teleskobun ne kadar daha çalışmaya devam edebileceğini sorar. Buradaki left, “kalan” anlamındadır; right sözcüğünün karşıtı olan yönü anlatmaz.
Alıştırma
Doğrudan soruyu have ... left kalıbıyla tamamlayın: How much battery does the tablet ____?
Cevabı göster
have left
And why has it reached a limit in terms of what it can observe? Kalıp ifadeler
0:58Ve neden gözlemleyebilecekleri açısından bir sınıra ulaştı?
in terms of: İfadeyi tek bir açıyla sınırlama
In terms of, bir ifade ya da değerlendirmeyi sınırlayan belirli yönü belirtir. Burada reached a limit ifadesini teleskobun gözlem yeteneğiyle sınırlar; teleskobun her özelliğinin sınıra ulaştığı anlamına gelmez. Yaygın yapı in terms of + isim veya isim öbeğidir; örneğin in terms of cost. Bir analizde ya da karşılaştırmada hangi açıdan söz edildiğini netleştirir.
Alıştırma
Cümleyi, değerlendirilen belirli yönü tanıtan ifadeyle tamamlayın: This laptop is excellent ____ speed, but its battery is weak.
Cevabı göster
in terms of
It's able to observe other parts of the electromagnetic spectrum that an ordinary telescope couldn't see. Kelime
1:06Sıradan bir teleskobun göremediği elektromanyetik spektrumun diğer kısımlarını gözlemleyebilir.
electromagnetic spectrum: görünür ışıktan daha fazlası
Electromagnetic spectrum, dalga boyuna veya frekansa göre sıralanan elektromanyetik ışınımın tüm aralığının bilimsel adıdır. Radyo dalgalarını, mikrodalgaları, kızılötesini, görünür ışığı, morötesini, X ışınlarını ve gama ışınlarını kapsar. Bu cümlede other parts, sıradan bir teleskobun algılayabildiği ışığın ötesindeki bölgeleri ifade eder. Burada spectrum yalnızca çeşitlilik değil, fiziksel bir aralık anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede electromagnetic spectrum ifadesini hangi seçenek doğru açıklar?
- Yalnızca insanların görebildiği renkler
- Teleskop tasarımlarının genel bir çeşitliliği
- Görünür ve görünmeyen bölgeler dâhil elektromanyetik ışınımın tüm aralığı
Cevabı göster
Görünür ve görünmeyen bölgeler dâhil elektromanyetik ışınımın tüm aralığı
that are dimmer and much more distant than a ground-based telescope ever could.
1:19yere konuşlu bir teleskobun yapabileceğinden çok daha sönük ve uzak nesneleri yakalamasına olanak tanır.
Ödünleme bağlayıcısı olarak Despite this,
Despite this bir ödünleme ilişkisi kurar. This biraz önce belirtilen avantaja gönderme yapar; despite ise bu avantaja rağmen sıradaki ifadenin hâlâ doğru olduğunu gösterir. Cümle başında kullanıldığında ifade, düşünceyi iki adımda düzenler: önce önceki noktayı kabul eder, sonra bir sınırlama veya beklenmedik sonuç sunar. Burada despite sonrasında tam bir yan cümle değil, this zamiri gelir.
Alıştırma
Cümleyi, Despite ile başlayan ve “az önce belirtilen gerçeğe rağmen” anlamına gelen iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: “____, it may still be too expensive.”
Cevabı göster
Despite this
Zirve dönemin geçtiğini anlatan have come and gone
Have come and gone burada mecaz anlamda kullanılır. Görüntüler bir yerden başka bir yere hareket etmiyor. İfade, Hubble’ın en iyi görüntülerini ürettiği dönemin zaten yaşandığını ve artık geçmişte kaldığını anlatır. Present perfect yapıdaki have come and gone bugünden geçmişe bakar: ortaya çıkış ve sona eriş tamamlanmıştır ve sonuç bugün önem taşır. Aynı yapı artık devam etmeyen bir eğilimi, fırsatı, mevsimi veya başarılı dönemi anlatabilir.
Alıştırma
“The town's busiest years have come and gone,” cümlesinde have come and gone ne anlama gelir?
- En hareketli dönemin yakında başlaması bekleniyor.
- Kasabanın en hareketli dönemi geçmişte yaşandı ve artık sona erdi.
- Hareketli yıllar ile sakin yıllar düzenli olarak birbirini izler.
Cevabı göster
Kasabanın en hareketli dönemi geçmişte yaşandı ve artık sona erdi.
will likely stop it from seeing anything dimmer or further than it already has. Dilbilgisi
1:29muhtemelen onun daha önce gördüğünden daha sönük veya daha uzak bir şeyi görmesini engelleyecektir.
stop it from seeing: stop + nesne + from + -ing
Bu cümlede stop it from seeing, onun görmesini engellemek anlamına gelir. it zamiri nesnedir ve etkilenen şeyi belirtir; seeing ise engellenen eylemi adlandırır. stop + nesne + from + -ing kalıbını kullanın. from sonrasında -ing biçimi gelir; bu nedenle stop it from see dilbilgisi açısından yanlıştır.
Alıştırma
Cümleyi stop + nesne + from + -ing kalıbıyla tamamlayın: The safety gate will ____ the dog ____ entering the kitchen.
Cevabı göster
stop · from
In order to observe the furthest and dimmest objects in the universe,
1:34Evrendeki en uzak ve en sönük nesneleri gözlemleyebilmek için,
and the ability to capture as much light as possible. Dilbilgisi
1:41ve mümkün olduğunca fazla ışık yakalama yeteneğine ihtiyacınız var.
as much light as possible: sayılamayan bir miktarı en üst düzeye çıkarma
As much light as possible, koşulların izin verdiği en büyük ışık miktarı anlamına gelir. Bu bağlamda light sayılamayan bir miktar olarak ele alınır; bu nedenle miktarını belirtmek için much kullanılır. Yeniden kullanılabilen kalıp as much + sayılamayan isim + as possible şeklindedir. information, time, water, work ve miktar olarak ölçülen diğer şeylerle sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi water ve as much ... as possible kalıbını kullanarak tamamlayın: Bring ____ for the hike.
Cevabı göster
as much water as possible
The resolution of a telescope is limited to the number of wavelengths it can fit across its mirror.
1:45Bir teleskobun çözünürlüğü, aynası boyunca sığdırabileceği dalga boyu sayısıyla sınırlıdır.
that have a short angular distance when observed by a telescope.
1:55iki ayrı nesneyi ayırt etme yeteneğini ölçer.
angular resolution: yakın nesneleri ayırmak
angular resolution, yani açısal çözünürlük, bir teleskobun açı bakımından birbirine çok yakın görünen iki nesneyi ayırt etme yeteneğidir. Genellikle teleskobun çözebildiği en küçük açısal ayrımla ifade edilir. Bu minimum açı ne kadar küçükse açısal çözünürlük o kadar iyidir; çünkü teleskop birbirine daha yakın nesneleri ayrı tutabilir. Bu, optik bir ayırt etme sınırıdır; yalnızca görüntüdeki piksel sayısı veya büyütme miktarı değildir.
Alıştırma
İki teleskop sırasıyla 0,1 yay saniyesi ve 1 yay saniyesi aralığındaki nesneleri ayırt edebiliyor. Hangisinin angular resolution değeri daha iyidir?
- Hiçbiri; bunu yalnızca piksel sayısı belirler.
- Sınırı 0,1 yay saniyesi olan teleskop; çünkü nesneleri daha küçük bir açıda ayırabilir.
- Sınırı 1 yay saniyesi olan teleskop; çünkü 1 daha büyük bir sayıdır.
Cevabı göster
Sınırı 0,1 yay saniyesi olan teleskop; çünkü nesneleri daha küçük bir açıda ayırabilir.
This is given by 1.22 multiplied by the wavelength of the light
1:59Bu, ışığın dalga boyunun 1.22 ile çarpılıp
When observing visible light of about 500 nanometers,
2:05Yaklaşık 500 nanometrelik görünür ışığı gözlemlerken,
Hubble has an angular resolution of about 0.05 arc seconds.
2:09Hubble yaklaşık 0.05 yay saniyesi açısal çözünürlüğe sahiptir.
This beats the human eye's resolution by a factor of 1,000. Kalıp ifadeler
2:14Bu, insan gözünün çözünürlüğünü 1.000 kat aşar.
by a factor of 1,000: çarpımsal bir karşılaştırma
by a factor of 1,000 ifadesi çarpımsal bir karşılaştırma kurar: ilgili performans 1.000 ile çarpılır, 1.000 birim artırılmaz. Burada beats ... by a factor of 1,000, teleskobun insan gözüne göre yaklaşık 1.000 kat daha ince bir açısal ölçekte ayrıntıları çözebildiği anlamına gelir. Minimum çözülebilir açıyla ifade edildiğinde sınır değeri, insan gözününkinin yaklaşık 1/1.000'idir.
Alıştırma
Yeni sensörün performansının eski sensörün on katı olduğunu belirten ve factor içeren bir ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new sensor outperforms the old one ____.
Cevabı göster
by a factor of ten
and Hubble can achieve an angular resolution as low as 0.01 arc seconds. Dilbilgisi
2:22ve Hubble 0.01 yay saniyesi kadar düşük bir açısal çözünürlük elde edebilir.
as low as + sayısal bir değer
“As low as”, olası bir aralığın alt sınırını belirtir ve değerin dikkat çekici derecede düşük bir seviyeye ulaşabildiğini vurgular. Burada 0,01 yay saniyesi, Hubble’ın ulaşabildiği son derece küçük açısal çözünürlük değeridir. Bir sayının düşük olması otomatik olarak kötü olduğu anlamına gelmez. Açısal çözünürlükte daha küçük bir açı daha ince ayrıntıların seçilebilmesini sağlar; bu nedenle “as low as” güçlü performansı vurgular. Aynı yapı düşük fiyatları, sıcaklıkları, hata oranlarını veya ölçüm değerlerini de vurgulayabilir.
Alıştırma
“Dikkat çekici derecede küçük bir alt değere kadar” anlamındaki vurgulanmış üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Night-time temperatures can fall ____ minus 10 degrees.
Cevabı göster
as low as
Hubble is also limited by the types of wavelengths it can observe.
2:28Hubble aynı zamanda gözlemleyebildiği dalga boyu türleriyle de sınırlıdır.
and although Hubble can observe a wide range of wavelengths,
2:35ve Hubble geniş bir dalga boyu aralığını gözlemleyebilse de,
it can't observe anything greater than near infrared.
2:38yakın kızılötesinden daha büyük hiçbir şeyi gözlemleyemez.
This limits its ability to look back in time to distant objects. Deyimler
2:42Bu, onun uzak nesnelere bakarak zamanda geriye gitme yeteneğini sınırlar.
Astronomide look back in time
“Look back in time” astronomide kullanılan bir benzetmedir. Işığın yolculuk etmesi zaman aldığından, uzak bir cisimden ulaşan ışık o cismi şu anki hâliyle değil, ışığın yolculuğa başladığı zamanki hâliyle gösterir. Bu nedenle ifade, uzak geçmişten gelen kanıtları gözlemlemek anlamına gelir. Burada teleskobun kozmik tarihte ne kadar geriyi gözlemleyebildiğini anlatır. Kişisel bir olayı hatırlamak veya fiziksel olarak zamanda yolculuk etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir astronomi açıklamasında “look back in time” ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak daha önceki bir döneme yolculuk etmek.
- Uzak cisimlerden uzun zaman önce ayrılan ışığı gözlemlemek.
- Geçmişteki kişisel bir deneyimi hatırlamak.
Cevabı göster
Uzak cisimlerden uzun zaman önce ayrılan ışığı gözlemlemek.
bilimsel bir metafor olarak fabric of space
Burada fabric of space bilimsel bir metafordur. Fabric normalde “kumaş” demektir, ancak bu ifade uzayı esneyebilen, birbirine bağlı tek bir yapı olarak tasvir eder. Bu imge neden-sonuç ilişkisini açıklamaya yardımcı olur: yapı genişledikçe içinden geçen ışık da gerilir. Bu, uzayın gerçek kumaştan veya başka bir maddeden yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede fabric of space ne anlama gelir?
- Hubble teleskobunu kaplayan malzeme.
- Genişleyebilen, birbirine bağlı bir yapı olarak düşünülen uzay.
- Uzaydaki cisimleri yapmak için kullanılan gerçek bir kumaş.
Cevabı göster
Genişleyebilen, birbirine bağlı bir yapı olarak düşünülen uzay.
its wavelength is stretched with the expansion of space.
2:53dalga boyu uzayın genişlemesiyle birlikte uzar.
This means that by the time the light arrives at Hubble, Dilbilgisi
2:56Bu da ışığın Hubble'a ulaştığı zaman,
the wavelength of the light is longer than when it left the object.
2:59ışığın dalga boyunun nesneden ayrıldığı zamankinden daha uzun olduğu anlamına gelir.
by the time: daha sonraki bir zaman sınırı
By the time daha sonraki bir zaman noktasını sınır olarak tanıtır. Ana cümle, o noktada neyin zaten doğru olduğunu veya tamamlandığını söyler. Buradaki sınır, ışığın Hubble’a ulaşmasıdır; o anda ortaya çıkan sonuç ise dalga boyunun daha uzun olmasıdır. Daha önceki bir süreç ya da değişim ile daha sonraki bir olayı karşılaştırmak için by the time + cümle yapısını kullanın. Zaman kipi, zaman çerçevesine bağlıdır: bu cümle genel bir süreci anlattığı için geniş zaman biçimlerini kullanır.
Alıştırma
Cümleyi “en geç … olduğu anda” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the firefighters arrived, everyone had left the building.
Cevabı göster
By the time
redshifting: ışığın daha uzun dalga boylarına kayması
Redshifting, ışığın dalga boyunun tayfın kırmızı ucundaki daha uzun dalga boylarına kayması sürecidir. Burada genişleyen uzay, ışık yol alırken ışık dalgalarını gerer. Bu terim, bir cismin gerçekten kırmızıya dönmesini değil, ışığın dalga boyundaki değişimi anlatır. is known as ... yapısında -ing biçimi sürecin adını verir.
Alıştırma
Dersi temel alarak cümleyi -ing biçimiyle tamamlayın: The stretching of light toward longer wavelengths is called ____.
Cevabı göster
redshifting
the longer its light will spend traveling through space,
3:08ışığının uzayda yolculuk etmesi o kadar uzun sürer
Artışları bağlamak için As ... increases, the longer ... and the more ...
Bu cümle, artan bir değişkeni iki sonuca bağlar. As the distance to an object increases değişen koşulu belirtir. The longer ... ve the more red-shifted ... ise uzaklıkla birlikte iki sonucun da arttığını gösterir. Burada longer, spend fiilini niteler: ışık yolculuk ederken daha uzun zaman geçirir. Işığın kendisinin daha uzun olduğu anlamına gelmez. Her karşılaştırmadan önce the sözcüğünü tekrarlamak paralel eğilimi kolayca izlenir hâle getirir: as A increases, the longer B ..., and the more C ....
Alıştırma
Hangi cümle artan bir koşulu, artan iki sonuçla doğru biçimde ilişkilendirir?
- As the temperature increases, the faster the ice melts and the more water collects in the tray.
- As the temperature increases, the fast the ice melts and the much water collects in the tray.
- As the temperature increases, the fastest the ice melts and the most water collects in the tray.
Cevabı göster
As the temperature increases, the faster the ice melts and the more water collects in the tray.
it could be stretched to a wavelength outside of Hubble's viewing range.
3:15Hubble'ın görüş menzilinin dışındaki bir dalga boyuna kadar uzayabilir.
was to find the most distant galaxy in the known universe.
3:22bilinen evrendeki en uzak galaksiyi bulmaktı.
It achieved this in 2016 when it discovered galaxy GN-z11.
3:262016 yılında GN-z11 galaksisini keşfettiğinde bunu başardı.
This galaxy is located 32 billion light-years away, Kelime
3:31Bu galaksi 32 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunuyor
Uzaklık birimi olarak light-years
Bir ışık yılı (light-year), ışığın bir yılda katettiği mesafedir ve bir uzaklık birimidir. Bu cümlede 32 billion light-years, galaksinin ne kadar uzakta olduğunu söyler; galaksinin ne kadar süredir var olduğunu değil. Ölçüm bir ışık yılından büyük olduğu için light-years çoğul biçimi kullanılır. Bilim ve haber metinlerinde light-years ile belirtilen uzaklığı years ago gibi zaman ifadelerinden ayırın.
Alıştırma
Cümleyi ışığın bir yılda katettiği mesafeye dayanan uzaklık birimiyle tamamlayın: The galaxy is 10 billion ____ away.
Cevabı göster
light-years
and the light we see from it shows the galaxy as it was 13.4 billion years ago. Dilbilgisi
3:35ve ondan gördüğümüz ışık, galaksinin 13.4 milyar yıl önceki halini gösteriyor.
show + nesne + as it was: geçmişteki bir durumu sunmak
show + nesne + as it was yapısı, nesneyi geçmişteki bir hâliyle sunar. Burada ışık galaksinin şu anki durumunu göstermez; galaksinin 13,4 milyar yıl önceki biçimini görmemizi sağlar. Bu yapıda as, çünkü anlamına değil, o zamanki durumda ya da biçimde anlamına gelir. Ardından gelen zaman ifadesi, hangi geçmiş durumun sunulduğunu belirtir. Aynı yapı fotoğrafların, kayıtların veya canlandırmaların ne gösterdiğini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle fotoğrafın kasabayı geçmişteki hâliyle sunduğu anlamına gelir?
- This photograph shows the town as it was before the flood.
- This photograph shows when the flood reached the town.
- This photograph shows why the town changed after the flood.
Cevabı göster
This photograph shows the town as it was before the flood.
This galaxy is at the very limit of how far into the past Hubble can see,
3:42Bu galaksi, Hubble'ın geçmişin ne kadar derinliklerini görebileceğinin tam sınırındadır
and it was discovered due to some incredible circumstances.
3:46ve bazı inanılmaz tesadüfler sayesinde keşfedilmiştir.
The galaxy just so happens to be in an area of the universe Kalıp ifadeler
3:50Galaksi tesadüfen evrenin öyle bir bölgesinde yer alıyor ki,
just so happens to be: vurgulanan bir tesadüf
Just so happens to be, “şaşırtıcı bir tesadüf sonucu ... olmak veya ... yerde bulunmak” anlamına gelir. Buradaki just vurgu katar; “yalnızca” anlamına gelmez. So da “bu nedenle” anlamında değildir. Yapı, özne + just so happens to be + tamamlayıcı biçimindedir. Bu cümlede galaksinin konumu, planlanmış bir şey olarak değil, beklenmedik ama yararlı bir tesadüf olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi happens to be yapısından oluşturulan ve tesadüfü vurgulayan ifadeyle tamamlayın: The person who found my lost wallet ____ my new neighbor.
Cevabı göster
just so happened to be
where there is very little neutral gas between it and Hubble.
3:53kendisiyle Hubble arasında çok az nötr gaz var.
This gave the telescope a clear view to observe the galaxy.
3:57Bu, teleskoba galaksiyi gözlemlemesi için net bir görüş sağladı.
The light coming from the galaxy passed by another nearby galaxy,
4:02Galaksiden gelen ışık, yakınlardaki başka bir galaksinin yanından geçti,
This happens when the light from an object is bent by the gravitational pull of another object.
4:08Bu, bir nesneden gelen ışığın başka bir nesnenin kütleçekimi tarafından bükülmesiyle meydana gelir.
gravitationally lensed: kütleçekimi ışığı büktüğünde
Gravitationally lensed, uzaktaki bir cisimden gelen ışığın yolunun, cisim ile gözlemci arasındaki başka bir cismin kütleçekimi tarafından büküldüğü anlamına gelir. Aradaki cismin kütleçekimi doğal bir mercek gibi davranır ve görüntüyü daha parlak, uzamış veya birden fazla görüntü hâlinde gösterebilir. Dil bilgisi açısından be + gravitationally + lensed edilgen bir yapıdır: gravitationally nedeni belirtir, lensed ise ışığa veya gözlenen görüntüye ne olduğunu anlatır. Cam bir mercek kullanıldığı veya galaksinin kendisinin büküldüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
“The distant galaxy was gravitationally lensed” ne anlama gelir?
- Galaksinin önüne cam bir mercek yerleştirildi.
- Galaksinin kendisi fiziksel olarak bükülüp yeni bir şekle sokuldu.
- Ondan gelen ışık başka bir cismin kütleçekimi tarafından büküldü.
Cevabı göster
Ondan gelen ışık başka bir cismin kütleçekimi tarafından büküldü.
Light that would otherwise miss the observer Dilbilgisi
4:14Normalde gözlemciyi ıskalayacak olan ışık,
is bent in a way which directs it toward the observer.
4:16onu gözlemciye doğru yönlendirecek şekilde bükülür.
would otherwise miss: bir koşul sayesinde önlenen sonuç
Would otherwise miss, ışığın yolunu değiştiren koşul olmasaydı ışığın gözlemciyi ıskalayacağı anlamına gelir. Would, gerçekleşmemiş bu alternatifte beklenen sonucu; otherwise ise “durum böyle olmasaydı” anlamını verir. Bir müdahalenin veya özel koşulun hangi sonucu önlediğini ya da değiştirdiğini belirtmek için would otherwise + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle aynanın ışının sensörü ıskalamasını önlediği anlamına gelir?
- The mirror redirects the beam, but it still misses the sensor.
- The mirror redirects the beam after it misses the sensor.
- The mirror redirects the beam; it would otherwise miss the sensor.
Cevabı göster
The mirror redirects the beam; it would otherwise miss the sensor.
to be magnified just enough for Hubble to observe it. Dilbilgisi
4:23Hubble'ın gözlemleyebileceği kadar büyütülmesine neden oldu.
just enough for Hubble to observe: en düşük eşiğe ulaşmak
Just enough for Hubble to observe it, büyütmenin gözlemi mümkün kılmak için gereken en düşük düzeye ulaştığı anlamına gelir. Just, enough kelimesini niteler ve “yalnızca gerektiği kadar” demektir; “az önce” anlamına gelmez. just enough for + isim + to-infinitive yapısı hem gerekli eşiği hem de eylemi yapabilen kişi ya da şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca gereken dereceye kadar” anlamındaki iki kelimelik hedef İngilizce ifadeyle tamamlayın: The screen was enlarged ____ for Maya to read the tiny text.
Cevabı göster
just enough
Hubble has been capturing these stunning images for 29 years.
4:28Hubble 29 yıldır bu çarpıcı görüntüleri yakalıyor.
So far ... has been capturing ... for 29 years yapısı
So far, geçmişteki bir noktadan söz edilen zamana kadar uzanan bir zaman aralığı kurar. Buradaki bitiş noktası videodaki anlatımın o zamanki şimdisidir; bu yüzden 29 years videoda bildirilen toplam süredir. so far + has/have been + fiil-ing kalıbı, bir etkinliğin bu süre boyunca devam ettiğini veya tekrarlandığını gösterir. For 29 years süreyi verir; başlangıç noktası söylenirken since kullanılır.
Alıştırma
monitor fiilini, present perfect continuous yapısını ve süre bildiren edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: So far, our team ____ the river ____ six months.
Cevabı göster
has been monitoring · for
Hubble was capable of being serviced in orbit. Dilbilgisi
4:33Hubble'a yörüngede bakım yapılabiliyordu.
capable of being serviced: bakım yapılabilir olma
Capable of being serviced, “bakım yapılabilecek şekilde tasarlanmış veya buna elverişli” demektir. Burada service fiili parçaları incelemek, bakım yapmak, onarmak veya değiştirmek anlamındadır; müşteri hizmeti sunmak anlamına gelmez. capable of sonrasında -ing biçimi kullanılır. Edilgen anlam için being + geçmiş zaman ortacı kullanılır: capable of being serviced. Bu kalıp, bir nesneye ne yapılabileceğini anlatan resmî açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi capable of being + control fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The backup generator is ____ remotely.
Cevabı göster
capable of being controlled
the space shuttle crew visited Hubble on five separate missions to fix and replace faulty components.
4:37uzay mekiği mürettebatı, arızalı bileşenleri onarmak ve değiştirmek için beş ayrı görevde Hubble'ı ziyaret etti.
However, since the shuttle program ended in 2011,
4:44Ancak mekik programının 2011'de sona ermesinden bu yana,
we no longer have the ability to maintain Hubble,
4:47artık Hubble'ın bakımını yapma yeteneğimiz yok,
which is starting to take its toll on the telescope. Deyimler
4:50bu da teleskop üzerinde olumsuz etkiler yaratmaya başladı.
take its toll on: zamanla biriken zarar
take its toll on ifadesindeki toll, zor bir durumun zaman içinde yol açtığı zararlı bedel veya hasar anlamına gelir. Burada bakım yapılamaması teleskoba yavaş yavaş zarar vermektedir. Yaygın yapı take a/its toll on + etkilenen kişi veya şey biçimindedir. its ya da their gibi iyelik sözcükleri genellikle hasarın nedenine göre seçilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz, giderek zarar verme anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The years of stress are beginning to ____ her health.
Cevabı göster
take their toll on
which it uses to maneuver and point its telescope precisely toward its target.
4:56bunları manevra yapmak ve teleskobunu hedefine doğru hassas bir şekilde yöneltmek için kullanıyor.
Even if Hubble continues to function over the next decade, Dilbilgisi
5:04Hubble önümüzdeki on yıl boyunca çalışmaya devam etse bile,
orbit is constantly decaying: yörüngenin giderek alçalması
Uzay uçuşunda bir yörüngenin decay etmesi, yörünge enerjisini yavaş yavaş kaybetmesi ve genellikle daha düşük bir irtifaya inmesi demektir. Buradaki is constantly decaying, çürüme veya fiziksel ayrışmayı değil, devam eden bir süreci anlatır. Şimdiki zaman yapısı is ... decaying ile constantly sözcüğünün birlikte kullanılması, değişimin zaman içinde durmadan sürdüğünü vurgular. Bu süreç devam ederse cisim sonunda atmosfere yeniden girebilir.
Alıştırma
'The satellite's orbit is decaying,' cümlesinde ne oluyor?
- Uydu hemen düz bir çizgide yere düşüyor.
- Yörüngesi giderek enerji kaybediyor ve alçalıyor.
- Uydunun dış kaplaması çürüyor.
Cevabı göster
Yörüngesi giderek enerji kaybediyor ve alçalıyor.
Hubble will crash into the atmosphere and burn up before reaching the ground. Öbek fiiller
5:11Hubble atmosfere çarpacak ve yere ulaşmadan önce yanacak.
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, olası veya varsayılan bir koşulu belirtir ve bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana sonucun geçerli kalacağını söyler. Sıradan bir if koşuluna ödünleme anlamı ekler. Burada Hubble çalışmaya devam edebilir, ancak bu durum yörüngesinin alçalmasını ve sonunda atmosfere yeniden girmesini engellemez. Yapı Even if + koşul, ana sonuç biçimindedir.
Alıştırma
Hava tahmini belirsiz, ancak piknik her durumda yapılacak. Bu cümle için en uygun başlangıcı seçin: ___ it rains, we will hold the picnic under the shelter.
- Even if
- If
- Even though
Cevabı göster
Even if
burn up: yoğun ısıyla tamamen yanıp yok olma
Buradaki burn up, yoğun ısı nedeniyle yok olmak veya neredeyse tamamen yanıp tükenmek anlamına gelen geçişsiz bir phrasal verb'dür. Atmosfere giriş sırasında cisim o kadar ısınır ki çok azı yere ulaşır ya da hiçbir parçası ulaşmaz. Up parçacığı sonuca odaklanan bir anlam verir: yanma tam veya tama yakın bir sona ulaşır. Bu, cismin yalnızca burns olduğunu söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
'Yoğun ısı nedeniyle tamamen yok olmak' anlamındaki, derste geçen iki sözcüklü phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: Most small meteors ____ before they reach the ground.
Cevabı göster
burn up
the next generation of space telescopes will be in orbit,
5:17yeni nesil uzay teleskopları yörüngede olacak
producing even more stunning images of our universe.
5:20ve evrenimizin daha da çarpıcı görüntülerini üretecekler.
But Hubble's groundbreaking images will never be forgotten.
5:24Ancak Hubble'ın çığır açan görüntüleri asla unutulmayacak.
So, although Hubble will be decades old before it retires,
5:28Yani, Hubble emekli olmadan önce onlarca yaşında olacak olsa da,
its existence will be a mere flash compared to the age of the objects it's managed to capture. Deyimler
5:32varlığı, yakalamayı başardığı nesnelerin yaşıyla karşılaştırıldığında sadece bir an gibi kalacak.
a mere flash compared to: kıyaslandığında yalnızca kısa bir an
Burada a mere flash compared to, “başka bir şeye göre son derece kısa bir süre” anlamına gelir. Flash, belirip neredeyse anında kaybolan bir şeyin mecazıdır; mere ise bu sürenin çok küçük ya da önemsiz olduğu düşüncesini güçlendirir. A is a mere flash compared to B kalıbı, zaman ölçekleri arasında çarpıcı bir karşıtlık kurar. B, A’dan çok daha uzun sürdüğünde en iyi şekilde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: A week is ____ the decades it takes a forest to mature.
Cevabı göster
a mere flash compared to
the incredible engineering and science behind this telescope
5:39bu teleskobun arkasındaki inanılmaz mühendislik ve bilim,
helped us take an enormous step forward in our understanding of the universe. Deyimler
5:42evreni anlamamızda çok büyük bir adım atmamıza yardımcı oldu.
Karşıtlık geçişi olarak Nevertheless
Nevertheless, “az önce söylenene rağmen” anlamına gelen bir karşıtlık geçişidir. Önceki noktayı kabul eder, ardından sonraki ifadenin yine de doğru ya da önemli olduğunu gösterir. Burada anlatımı, teleskobun kozmik ölçekte kısa süren varlığından yeniden büyük katkısına çevirir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.
Alıştırma
İkinci cümlenin birinciye rağmen doğru kaldığını gösteren geçişi seçin: The test was difficult. ___, Maya kept working and finished it.
- Nevertheless
- Moreover
- Therefore
Cevabı göster
Nevertheless
take an enormous step forward in: bir alanda devasa bir adım ileri atmak
Burada take an enormous step forward in, “bir alanda çok büyük ilerleme kaydetmek” anlamına gelir. Step forward mecazdır: teleskop bizi gerçek anlamda hareket ettirmedi; teleskobun mühendisliği ve bilimi, evreni kavrayışımızı büyük ölçüde geliştirdi. Yapı take a/an + sıfat + step forward in + alan veya etkinlik şeklindedir. Enormous, ilerlemenin olağanüstü derecede büyük olduğunu vurgular; in ise ilerlemenin gerçekleştiği alanı belirtir.
Alıştırma
“Bir alanda çok büyük ilerleme kaydetmek” anlamına gelen altı kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Better batteries could help us ____ clean-energy storage.
Cevabı göster
take an enormous step forward in