Tarihteki tüm insanların hayatını yaşasaydınız ne olurdu?: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bir düşünce deneyi, tek bir kişiyi 300.000 yıl boyunca yaşamış bütün insanların hayatlarından geçiriyor; nüfusun, teknolojinin ve küresel bağlantıların gelecek kuşaklara yarar sağlama gücümüzü de onları tehlikeye atma kapasitemizi de nasıl artırdığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Imagine that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu doğrudan açılışın, kuralları açıklanmadan önce dinleyiciyi varsayımsal bir dünyanın içine nasıl yerleştirdiğini öğrenin. Düşünce deneylerini, sınıf senaryolarını, hikâyeleri veya savları hızlı ve sürükleyici biçimde başlatmak için kullanabilirsiniz. 2. But as humans survive longer on average and Earth's population grows, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Buradaki as sözcüğünü, bir değişim geliştikçe anlamına gelen “-dıkça” olarak tanıyın. Kalıp, birlikte değişen iki koşulu sonraki sonuca bağlar; because gibi tek bir neden ya da when gibi belirli bir an belirtmez. 3. potentially cut short all your possible futures. — Phrasal verb’ler: cut short ifadesinin bir hayatı, süreci, fırsatı veya geleceği beklenenden önce sona erdirmek anlamına geldiğini kavrayın. cut ve short sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamadan, kesintiye uğrayan planları ve ciddi riskleri anlatmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Imagine that your life began roughly 300,000 years ago Anlatım akışı
0:07Hayatınızın yaklaşık 300.000 yıl önce başladığını hayal edin,
Imagine that ...: varsayımsal bir durumu başlatmak
Burada Imagine that ifadesinden sonra tam bir yan cümle gelir: your life began roughly 300,000 years ago. that, hayal edilecek içeriği başlatır; bir nesneyi gösteren ‘şu’ anlamında değildir. Bir konuşmanın veya hikâyenin başında bu yapı, dinleyiciyi varsayımsal bir durumun içine davet eder. Ardından gelenleri dinleyicinin gerçek hayatıyla ilgili bir iddia olarak değil, incelenecek bir senaryo olarak sunar.
Alıştırma
Hangi başlangıç, dinleyiciyi varsayımsal bir duruma en doğrudan biçimde davet eder?
- In summary, you wake up in a city where nobody knows your name.
- Imagine that you wake up in a city where nobody knows your name.
- Because you wake up in a city, nobody knows your name.
Cevabı göster
Imagine that you wake up in a city where nobody knows your name.
you live in Africa near modern-day Morocco Kelime
0:14günümüz Fas'ı yakınlarında Afrika'da yaşıyorsunuz
near modern-day Morocco: geçmişi güncel bir yer adıyla konumlandırmak
near modern-day Morocco ifadesinde modern-day, Morocco adını niteler. İfadenin tamamı ‘günümüzde Fas olarak bilinen bölgenin yakınında’ anlamına gelir ve eski bir ortamı konumlandırmak için güncel bir coğrafi ad kullanır. Bu ifade, modern ülkenin, bugünkü sınırlarının veya Morocco adının o dönemde zaten var olduğunu öne sürmez. modern-day + yer adı kalıbı, geçmişteki bir konumu bugünün haritasıyla ilişkilendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle, antik yerleşimin günümüzde İzmir denilen bölgenin yakınında olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- The modern settlement stood near ancient Izmir.
- The ancient settlement stood near modern-day Izmir.
- The ancient settlement lasted for one modern day near Izmir.
Cevabı göster
The ancient settlement stood near modern-day Izmir.
and your life isn't too different from that of your hominid parents. Notlar
0:16ve hayatınız insansı ebeveynlerinizinkinden çok da farklı değil.
isn't too different from that of...: that ile tekil karşılaştırma adının yerine geçme
isn't too different from, bir şeyden pek farklı olmamak anlamına gelir; yani iki yaşamın oldukça benzer olduğu anlatılır. Buradaki that, daha önce geçen tekil life adının yerini tutar: that of your hominid parents, the life of your hominid parents demektir. Karşılaştırmalarda that of, tekil bir adı tekrar etmeyi önler ve aynı türden şeyleri karşılaştırır. Yerine geçtiği ad çoğulsa those of kullanılır.
Alıştırma
Tekil cost adını tekrar etmekten doğru biçimde kaçınan cümleyi seçin.
- The cost of this plan is close to that of the basic plan.
- The cost of this plan is close to the basic plan.
- The cost of this plan is close to those of the basic plan.
Cevabı göster
The cost of this plan is close to that of the basic plan.
hominid parents: modern bir aile çifti değil, evrimsel öncüller
Hominid, modern insanları, diğer büyük insansı maymunları ve onların soyu tükenmiş akrabalarını içeren Hominidae familyasının bir üyesi için kullanılan biyolojik sınıflandırma terimidir. İlk insanlar hakkındaki bir anlatıda bu terim, daha eski canlıları bu geniş evrimsel aile içine yerleştirir. Burada parents, daha önceki kuşaklar veya evrimsel öncüller için geniş anlamda kullanılır. Bu nedenle hominid parents, modern bir ailedeki belirli bir anne-baba çiftini anlatmaz.
Alıştırma
Bu evrimsel bağlamda hominid parents büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Modern bir evdeki belirli bir anne ve baba
- İnsan biçiminde yapılmış robotlar
- Evrimsel çizgideki daha önceki üyeler veya atalar
Cevabı göster
Evrimsel çizgideki daha önceki üyeler veya atalar
you travel back in time to be reincarnated Kelime
0:32reenkarne olmak üzere zamanda geriye yolculuk ediyorsunuz,
But this is only the beginning: Bir sonu başlangıç olarak yeniden çerçevelemek
But bir tersine dönüşü gösterir: ölüm bir son gibi görünür, ancak konuşmacı onu bundan sonra olacakların başlangıcı olarak yeniden sunar. Only the beginning, önemli bölümün henüz gerçekleşmediğini vurgular. Bu kalıp bir hikâyeyi ya da konuşmayı düzenlemeye yardımcı olur: önce görünürdeki bir bitiş noktası belirtilir, ardından but this is only the beginning ile yeni bir aşama açılır ve beklenti oluşturulur.
Alıştırma
Konuşmacı görünürdeki bir sonu daha büyük bir hikâyenin başlangıcına dönüştürmek istiyor. Bunu en doğal biçimde hangi cümle yapar?
- The first test happened at the beginning of the week.
- The first test failed, but this is only the beginning; the team has five more ideas to try.
- The first test failed, and that was the end of the project.
Cevabı göster
The first test failed, but this is only the beginning; the team has five more ideas to try.
travel back in time to be reincarnated: Yeni bir yaşam için geçmişe gitmek
you travel back in time to be reincarnated ifadesinde travel back in time geçmişe gitmek anlamına gelir. to be reincarnated, bu hareketin amacını, yani yeni bir yaşamda yeniden doğmayı belirten edilgen bir mastardır. Reincarnated yalnızca return anlamına gelmez. Genellikle ölümün ardından başka bir bedende veya kimlikle doğmayı içerir; daha sonra gelen as ifadesi bu yeni kimliği belirtir.
Alıştırma
Fantastik bir hikâyede bir kraliçe ölür ve daha sonra kuş olarak doğar. Bunu en doğru biçimde hangi cümle ifade eder?
- The queen is reincarnated as a bird.
- The queen is resurrected and returns as the same queen.
- The queen comes back from a trip with a bird.
Cevabı göster
The queen is reincarnated as a bird.
While + yan cümle, ... nonetheless: beklentinin tersine sonuç
Burada while, “~dığı sırada” değil, “her ne kadar” anlamına gelir. Karşıt bir sonuç bekletebilecek bir gerçeği sunar: önceki yaşamı hatırlamamak, o yaşamın seni etkileyemeyeceğini düşündürebilir. Nonetheless, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Ana düşüncenin hâlâ doğru olduğunu gösterir. While + yan cümle, ana cümle + nonetheless kalıbı önce bir gerçeği kabul eder, ardından beklentinin tersine geçerliliğini koruyan bir sonuç verir.
Alıştırma
Bu cümle hangi ilişkiyi ifade ediyor? While the road was icy, the bus arrived on time nonetheless.
- Otobüs yalnızca yol buzlu olduğu sırada zamanında geldi.
- Buzlu yola rağmen otobüs zamanında geldi.
- Buzlu yol otobüsün geç gelmesine neden oldu.
Cevabı göster
Buzlu yola rağmen otobüs zamanında geldi.
then the fourth, the fifth, and so on, Kalıp ifadeler
0:49sonra dördüncü, beşinci ve böyle devam ediyor,
and so on: bir listenin devam ettiğini belirtmek
Bu cümlede so on, önündeki and ile birleşerek kalıplaşmış and so on ifadesini oluşturur. Üçüncü, dördüncü ve beşinci kişiden sonra aynı sıralamanın devam ettiğini, ancak sonraki her öğenin tek tek söylenmediğini belirtir. Eksik öğelerin veya düzenin kolayca anlaşılmasına yetecek kadar örnek verdikten sonra kullan. and so on ifadesini, so ve on sözcüklerinin ayrı gerçek anlamları olarak değil, listeyi bitiren tek bir ifade olarak düşün.
Alıştırma
Listeyi, “on” ile biten ve benzer öğelerin devam ettiğini belirten üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamla: The workshop covers planning, budgeting, scheduling, ____.
Cevabı göster
and so on
that's ever walked the Earth: “bugüne dek yaşamış”
Burada that's, that has ifadesinin kısaltmasıdır ve ilgi cümleciği every single human sözünü niteler. Ever, kapsamı bugüne kadarki bütün zamanlara genişletir: herhangi bir dönemde yaşamış her insan. Walk the Earth burada mecaz anlamdadır. Gezegeni yürüyerek dolaşmak değil, dünyada yaşamak ya da var olmak demektir. Has lived ile karşılaştırıldığında daha canlı, görkemli ve anlatımsal duyulur.
Alıştırma
Bu bağlamda every human that's ever walked the Earth ne anlama gelir?
- Yalnızca gezegeni yürüyerek dolaşan insanlar
- Bugüne dek yaşamış her insan
- Şu anda dışarıda yürüyen bütün insanlar
Cevabı göster
Bugüne dek yaşamış her insan
Strung end-to-end: tek bir kesintisiz sıra olarak düşünmek
Strung end-to-end, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortaç grubudur. If these lives were strung end-to-end biçiminde açılabilir: birinin sonu diğerinin başlangıcına gelecek şekilde art arda dizilseler. Bu grup mantıksal olarak ana cümlenin öznesi olan these lives ifadesini niteler. Hayatlar fiziksel olarak birbirine bağlanmıyor. Bu görüntü, birçok ayrı hayatı tek bir kesintisiz zaman çizgisine dönüştürerek toplam sürelerini gözümüzde canlandırmamızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “uçları birleşecek şekilde art arda dizilmiş” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: ____, the cables would reach across the field.
Cevabı göster
Strung end-to-end
Since you only recall the life you're currently living, Anlatım akışı
1:01Sadece şu an yaşadığınız hayatı hatırladığınız için,
your psyche doesn't carry the entire weight of human history. Deyimler
1:05zihniniz insanlık tarihinin tüm yükünü taşımıyor.
Since you only recall...: neden bildiren Since
Burada Since, geçmişteki bir zamandan beri anlamında değil, because yani «çünkü» anlamındadır. Baştaki Since yan cümlesi, ana cümledeki ifadenin nedenini verir. Nedeni önce söylemek, bilgiyi nedenden sonuca doğru düzenler: virgülden sonraki ana düşünceyi okumadan önce arka plan anlaşılır. Bu, açıklamaları ve savları düzenlemenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümlede since bir başlangıç zamanını değil, bir nedeni belirtir?
- She has lived here since 2020.
- Since the roads are closed, we'll take the train.
- We have been waiting since noon.
Cevabı göster
Since the roads are closed, we'll take the train.
carry the entire weight of human history: mecazi bir yük
Bu cümlede carry the entire weight of human history mecazidir. İnsanlık tarihiyle ilişkili anıları, acıları ve baskıları zihnin taşıyabileceği ağır bir yük olarak gösterir. doesn't carry biçimindeki olumsuzluk, bir kişinin zihninin birikmiş bu yükün tamamını taşımadığını söyler. Daha genel olarak carry the weight of + soyut isim, sorumluluk, baskı veya duygusal yük taşımak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede carry the weight, sorumluluk veya baskı taşımak anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The team leader carries the weight of the final decision.
- The bridge carries the weight of several trucks.
- The moving van carries the weight of the furniture.
Cevabı göster
The team leader carries the weight of the final decision.
still has a profound impact on your future selves. Kalıp ifadeler
1:10gelecekteki benlikleriniz üzerinde hala derin bir etkiye sahip.
has a profound impact on: üzerinde derin bir etkiye sahip olmak
Bu cümlede has a profound impact on, “birini veya bir şeyi derin, önemli ve muhtemelen kalıcı bir şekilde etkiler” anlamına gelir. Profound, etkiyi sıradan bir etkiden daha güçlü gösterir. Yapı have/has + a profound impact on + etkilenen kişi veya şey biçimindedir. Each dil bilgisi bakımından tekil olduğu için cümlede has kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi has a profound impact on resmî ifadesinin aynısıyla tamamlayın: A supportive teacher ____ a child's confidence.
Cevabı göster
has a profound impact on
only account for a tiny fraction of your experience. Kalıp ifadeler
1:18deneyiminizin sadece küçük bir kısmını oluşturur.
only account for a tiny fraction of: yalnızca çok küçük bir bölümünü oluşturmak
Bu cümlede only account for a tiny fraction of, “bir şeyin yalnızca çok küçük bir bölümünü oluşturmak” anlamına gelir. Burada account for bir oranı ölçer; only ve tiny ise bu oranın ne kadar sınırlı olduğunu vurgular. Özne, sayılan kısmı belirtir; account for ifadesinden sonra 5% of sales veya a tiny fraction of the total gibi daha büyük bir bütündeki pay gelir. Özne tekil olduğunda accounts for kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi only account for a tiny fraction of ifadesinin aynısıyla tamamlayın: These unusual complaints ____ all customer feedback.
Cevabı göster
only account for a tiny fraction of
Instead, your existence consists mostly of ordinary lives Anlatım akışı
1:22Bunun yerine varoluşunuz, çoğunlukla sıradan hayatlardan oluşur,
like eating, laughing, working, and worrying.
1:28yemek yemek, gülmek, çalışmak ve endişelenmek gibi.
Instead, + tam cümlecik: anlatımın odağını değiştirmek
Cümlenin başındaki Instead, önceki beklentinin ardından gelen ifadeyle değiştirilmesi veya düzeltilmesi gerektiğini gösterir. Burada dikkati olağanüstü tarihî kişilerden uzaklaştırıp bu hayalî varoluşun büyük bölümünü oluşturan çok sayıdaki sıradan yaşama yöneltir. Bu kalıpta Instead, sonrasında tam bir cümlecik getirir. Bilgiyi düzenleyen bir işarettir: “önceki görüntüye değil, ardından gelen görüntüye odaklan” şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, beklenen bir durumun yerine gerçekte olanı getirmek için cümle başında Instead kullanır?
- The store was nearly empty instead of crowded.
- We expected the store to be crowded. Instead, it was nearly empty.
- Instead of visiting the crowded store, we stayed home.
Cevabı göster
We expected the store to be crowded. Instead, it was nearly empty.
For approximately 1/10 of your 4 trillion years, Kalıp ifadeler
1:314 trilyon yılınızın yaklaşık 1/10'unda,
For approximately ... years: süre belirtmek
Burada For, durumun ne kadar sürdüğünü belirtir: toplam dört trilyon yılın yaklaşık onda biri. Süre daha uzun bir dönemin kesri olarak yazılsa da yine “Ne kadar süre?” sorusunu yanıtlar. Approximately, bu oranın bir tahmin olduğunu gösterir. for bir zaman uzunluğundan önce geldiğinde amaç değil, süre bildirir. Süre for two hours örneğindeki gibi kesin veya for about ten years örneğindeki gibi yaklaşık olabilir.
Alıştırma
Zaman uzunluğunu başlatan edatla cümleyi tamamlayın: Maya lived in Canada ____ three years before moving home.
Cevabı göster
for
which you employ over roughly 800 billion years Dilbilgisi
1:41bunları çiftliklerde çalışarak geçirdiğiniz
which you employ...: tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciğiyle ek bilgi verme
which you employ ... bölümü, tools and techniques ifadesine ek bilgi veren tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Which, employ fiilinin nesnesidir; yani kullanılan şeyler bu araçlar ve tekniklerdir. Virgül, cümleciğin zaten belirlenmiş bir ad öbeğine ek bilgi verdiğini gösterir. Bu bölüm tools and techniques ifadesine bağlıdır; yeni bir ana cümle değildir. Uzun bir cümleyi çözümlerken which yerine geçici olarak önceki ad öbeğini koyabilirsiniz.
Alıştırma
Tanımlayıcı olmayan ek bilgi veren ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: Maya showed me her new camera, ____ she uses for wildlife photos.
Cevabı göster
which
working on farms: çiftliği iş yeri olarak anlatırken on kullanmak
Buradaki working on farms, özellikle tarımsal işler olmak üzere çiftlikleri iş yeri olarak görüp orada çalışmak demektir. Farm bir iş yeri ya da işletme birimi olarak düşünüldüğünde İngilizcede normal edat on olur: work on a farm veya work on farms. Çoğul farms, genel olarak çiftlik iş yerlerini veya birden fazla çiftliği anlatır. Odak yer değil de tarım sektörü olduğunda work in farming kullanılır.
Alıştırma
Leo'nun belirli bir çiftlikte tarım işi yaptığını söylemek istiyorsunuz. Hangi cümle en doğaldır?
- Leo worked on a farm during the summer.
- Leo worked in farming during the summer.
- Leo worked in a farm during the summer.
Cevabı göster
Leo worked on a farm during the summer.
and another 250 million years giving birth.
1:51ve 250 milyon yılınızı daha doğum yaparak geçiriyorsunuz.
Across your lifetimes: bütün bir aralığı özetlemek
Across your lifetimes, birbirinden farklı bütün yaşamları tek ve geniş bir aralık olarak ele alır. Burada “tüm yaşamların boyunca” anlamına gelir ve sayıların bu aralık boyunca birikmiş toplamlar olduğunu gösterir. Across yalnızca bir taraftan diğerine fiziksel hareketi ifade etmez. Bir zaman aralığının, grubun veya yerler kümesinin önünde, bir eğilimin ya da toplamın bütün aralığı kapsadığını gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede across, bütün bir grup aralığındaki eğilimi özetlemek için kullanılmıştır?
- Across all age groups, sleep needs vary.
- The hikers walked across the bridge at noon.
- Please put the poster across the doorway.
Cevabı göster
Across all age groups, sleep needs vary.
that influence the trajectory of generations. Dilbilgisi
2:02çeşitli kültürel değerler aktarıyorsunuz.
In total: birleşik sonucu sunmak
In total, dinleyiciye ilgili parçaları birleştirmesini ve ardından gelen sayıyı genel sonuç olarak anlamasını söyleyen bir söylem belirtecidir. Burada %20 oranını özetlenmiş oran olarak sunar. Bu ifade bilgiyi düzenler; ayrı bir olay, neden veya karşıtlık eklemez. Genellikle toplam sayıdan önce, çoğu zaman da cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanılır.
Alıştırma
Birleşik miktarı sunmak için dersteki ifadeyi kullanın: ____, the three tickets cost sixty dollars.
Cevabı göster
In total
to whom you impart a variety of cultural values: birine çeşitli kültürel değerler aktarmak
Bu yan cümlede impart a variety of cultural values, kültürel inanç ve ilkeleri birine bilinçli olarak aktarmak demektir. Impart; knowledge, skills, wisdom ve values gibi soyut içeriklerle sık kullanılan resmî bir fiildir. Yapı impart something to someone şeklindedir. Alıcı, daha önce geçen children ismi olduğundan ilgi cümleciğinde to whom kullanılır: children, to whom you impart values.
Alıştırma
Hangi cümle impart fiilini doğal ve doğru yapıyla kullanıyor?
- Parents impart toys to their children.
- Parents impart cultural values to their children.
- Parents impart their children cultural values.
Cevabı göster
Parents impart cultural values to their children.
that influence the trajectory of generations: cultural values ifadesini niteleyen ilgi cümleciği
That influence the trajectory of generations, daha önce geçen cultural values isim öbeğini niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. That, values yerine geçer ve influence fiilinin öznesidir; bu yüzden çoğul özneyle influences değil influence kullanılır. İsimden sonra gelen bu cümlecik, değerlerin etkisini anlatarak hangi değerlerin kastedildiğini sınırlar. That influence... tek başına tam bir cümle değildir; nitelediği isme bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle cultural values ifadesini sınırlayıcı bir ilgi cümleciğiyle doğru biçimde niteliyor?
- We study cultural values that influence social behavior.
- We study cultural values that they influence social behavior.
- We study cultural values that influences social behavior.
Cevabı göster
We study cultural values that influence social behavior.
shatter those cultures through invasion and imperialism: mecazî kültürel yıkım
Burada shatter mecaz olarak kullanılır: bir kültürün geleneklerinin, kurumlarının ve ortak kimliğinin ağır biçimde zarar görüp parçalanmasını anlatır. İşgal ve emperyalizm bu zarara yol açan güçler olarak sunulur; fiil, nesnelerin gerçekten kırılmasını değil, tarihsel travmayı canlı biçimde vurgular. Daha geniş anlamlı destroy fiiliyle karşılaştırıldığında shatter, bir şeyin şiddetle parçalanması imgesini ekler. Böylece kültürel zararın çok ağır ve duygusal açıdan sarsıcı olduğu öne çıkar.
Alıştırma
shatter kelimesinin soyut bir kültürel unsura verilen ağır zararı mecaz olarak anlattığı cümleyi seçin.
- The war gradually changed the community's cultural traditions.
- The war shattered the community's cultural traditions.
- The war shattered a window in the community's museum.
Cevabı göster
The war shattered the community's cultural traditions.
In others...: paralel In some lives... In others... kalıbı
In others, In some lives ile tanıtılan kategoriye geri döner. Others kelimesinden sonra lives söylenmemiştir; bu nedenle ifade diğer yaşamlarında anlamına gelir, diğer insanlar arasında anlamına gelmez. In some X... in others... kalıbı aynı kategori içindeki farklı durumları yan yana koyar. Aynı konuyu ve dilbilgisel çerçeveyi korurken sonucun nasıl değiştiğini gösterir; böylece karmaşık bir karşılaştırmayı takip etmek kolaylaşır.
Alıştırma
Bu sabit karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ movies, the hero wins; ____, the villain wins.
Cevabı göster
In some · in others
are taken away: kayıp veya mahrum bırakılma bildiren edilgen yapı
Are taken away, take away fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimidir: are + geçmiş zaman ortacı taken. Lands and loved ones eylemden etkilendiği için cümle, kayba neden olan kişiden çok kaybedilen şeylere ve insanlara odaklanır. Burada take away, çoğu zaman zorla, bir kişiyi sahip olduğu, kontrol ettiği veya hayatında bulunan bir şeyden ya da kişiden mahrum bırakmak anlamına gelir. Toprak ve sevilen kişilerle kullanıldığında yalnızca başka bir yere taşımayı değil, mahrum bırakılmayı veya ayrılığı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların topraklarından zorla mahrum bırakıldığını edilgen yapıyla doğru biçimde anlatır?
- Their land was taken away from them by force.
- Their land was taken them away by force.
- Their land took away from them by force.
Cevabı göster
Their land was taken away from them by force.
while in others, you treat these conditions, Anlatım akışı
2:18diğerlerinde ise bu hastalıkları tedavi ederek
saving countless versions of yourself. Dilbilgisi
2:20kendinizin sayısız versiyonunu kurtarıyorsunuz.
be afflicted with malaria or smallpox: ciddi bir hastalıktan mustarip olmak
You're afflicted with, be afflicted with + hastalık veya sorun biçimindeki edilgen kalıbı kullanır. Burada sıtma ya da çiçek hastalığından mustarip olduğunuzu anlatır ve bu hastalıkların yol açtığı zarar ile sıkıntıyı vurgular. Be afflicted with, gündelik have veya be sick with ifadelerinden daha resmî ve ağırdır. Tıbbi, tarihî, insani konulu veya ciddi toplumsal sorunları ele alan yazılarda sık görülür.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: Many villagers were ____ malaria.
Cevabı göster
afflicted with
while in others: karşıtlık bildiren while
Burada while, “oysa” anlamıyla zamanı değil karşıtlığı belirtir. Bazı yaşamlarda olanlarla başka yaşamlarda olanları karşılaştırır; ikinci grupta bu hastalıkları tedavi edersin. In others, in other lives ifadesinin eksiltili biçimidir. Others daha önce belirtilen yaşam grubuna gönderme yapar; böylece while in others karşılaştırmanın ikinci tarafını kurar.
Alıştırma
Hangi cümlede while iki grubu veya durumu karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- Some routes are fast, while others are more scenic.
- Please wait here while I check the schedule.
- While the soup was heating, I cut the bread.
Cevabı göster
Some routes are fast, while others are more scenic.
saving countless versions of yourself: sonuç bildiren bir -ing cümleciği
saving countless versions of yourself, ana cümleden sonra eklenen bir -ing cümleciğidir. Önceki you treat these conditions eyleminin sonucunu verir: bu hastalıkları tedavi etmen, senin birçok versiyonunun kurtulmasını sağlar. saving, çekimli ikinci bir ana fiil değildir. Anlaşılan öznesi, treat fiilinin öznesi olan you sözcüğüdür. Virgül + -ing yapısı, eylemi ve sonucunu tek cümlede birleştirir. Eş görevli bir yapı kurmak için you treat these conditions and save countless versions of yourself örneğindeki gibi and save gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle ana eylemin sonucunu virgül + -ing cümleciğiyle sunar?
- Because the leak had stopped, the team reopened the building.
- The new safety system stopped the leak, preventing a major accident.
- The new safety system stopped the leak, and then workers inspected the pipes.
Cevabı göster
The new safety system stopped the leak, preventing a major accident.
In humanity's early days: insanlık tarihinin erken dönemi
In humanity's early days, “insanlık tarihinin erken döneminde” demektir. Buradaki days, 24 saatlik birkaç günü değil, çok uzun sürebilecek geniş bir dönemi adlandırır. in X's early days kalıbı, ardından gelen bilgiyi X'in erken aşamasına yerleştirir. in the early days of X kalıbı da kullanılabilir.
There are fewer lives to live: ardından to'lu mastar gelen isim
There are fewer lives to live, içinde bulunulan durumda kaç hayat olduğunu there are yapısıyla sunar. Fewer, sayılabilen çoğul lives ismini niteler ve sayının daha az olduğunu belirtir. To live mastarı lives sözcüğünden sonra gelir ve hangi hayatların kastedildiğini, yani yaşanabilecek veya deneyimlenebilecek hayatları açıklar. Tüm yan cümlenin amacını belirtmek yerine lives sözcüğünü niteler. Aynı kalıp There are three reports to review cümlesinde de görülür.
Alıştırma
Üç raporun incelenmesi gerektiğini anlatmak için there are + isim + to'lu mastar yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- There are three reports review before noon.
- There are three reports to review before noon.
- There are reviewing three reports before noon.
Cevabı göster
There are three reports to review before noon.
But as humans survive longer on average Dilbilgisi
2:34Ancak insanlar ortalama olarak daha uzun yaşadıkça
as humans survive longer ... and Earth's population grows: birlikte gelişen değişimler
Bu cümlede as, “aşamalı bir değişim gerçekleşirken” veya “bu değişimle birlikte” anlamındadır. Gelişmekte olan iki arka plan eğilimini tanıtır: insanların ortalama olarak daha uzun yaşaması ve Dünya nüfusunun artması. Ana cümle, bunlarla birlikte gelişen sonucu verir. As sözcüğünün bu kullanımı, birlikte ilerleyen değişimleri birbirine bağlar. Bu, as ... as karşılaştırma yapısı değildir. Bu eğilimler sonucu açıklamaya yardımcı olsa da burada as, because kadar güçlü biçimde tek bir doğrudan neden belirtmek yerine değişimlerin paralel ilerlediğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede as, bir eğilimin başka bir eğilimle birlikte geliştiğini gösterir?
- Because the heater broke, the room became cold.
- As the nights get colder, we use more heat.
- When the alarm rang, everyone left.
Cevabı göster
As the nights get colder, we use more heat.
start to spend more time reliving: spend time + -ing kalıbı
start to spend more time reliving, bir etkinliğe ayrılan sürenin artmaya başlamasını belirtir. Yapı start to + spend + more time + -ing biçimidir. Burada reliving, daha fazla zaman ayrılan etkinliği adlandırır. spend time sonrasında zamanı alan etkinliği belirtmek için -ing biçimini kullanın: spend more time reliving. Bu anlamda spend more time to relive doğal bir yapı değildir. Bu kalıp, bir alışkanlıkta veya eğilimde gelişen değişimi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi start to spend more time doing kalıbıyla tamamlayın: After moving, Lena started to ____ cooking at home.
Cevabı göster
spend more time
and a quarter of it takes place after 1750. Kalıp ifadeler
2:47ve bunun dörtte biri 1750'den sonra gerçekleşiyor.
a full third: “tam üçte bir” vurgusu
Burada a full third, “tam üçte bir” veya “üçte birin tamamı” anlamına gelir. Full vurgu katar: konuşan kişi yalnızca oranı bildirmek yerine üçte birlik payın oldukça büyük olduğunu hissettirmek ister. Third, a third of... kalıbında bir kesri ifade eder; sıralamadaki “üçüncü” anlamında değildir. Aynı vurgu a full hour veya a full 30 percent gibi başka miktarlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle üçte birlik oranı vurgulamak için a full third ifadesini kullanıyor?
- The third visitor spent a full hour in the museum.
- A full third of the museum's visitors come on weekends.
- The museum was full when the third visitor arrived.
Cevabı göster
A full third of the museum's visitors come on weekends.
takes place after 1750: bir şeyin ne zaman gerçekleştiğini belirtmek
takes place after 1750 ifadesinde takes place, “gerçekleşir” veya “meydana gelir” anlamına gelen sabit ve geçişsiz bir fiil kalıbıdır. After 1750 zaman sınırını verir: olay veya dönem o yıldan sonradır. Özne, gerçekleşen olay, etkinlik veya sürecin bir parçasıdır. Burada takes sonuna -s alır çünkü öznesi a quarter tekildir. Take place, take ve place sözcüklerinin gerçek anlamları birleştirilerek yorumlanmaz ve doğrudan nesne almaz.
Alıştırma
Hangi cümlede bir etkinliğin ne zaman gerçekleştiğini belirtmek için take place doğru kullanılmıştır?
- The workshop will be taken place after lunch.
- The workshop will take place after lunch.
- The workshop will take a place after lunch.
Cevabı göster
The workshop will take place after lunch.
technology and society start changing faster than ever. Kalıp ifadeler
2:52teknoloji ve toplum her zamankinden daha hızlı değişmeye başlıyor.
At this point: zaman akışını yeni bir aşamaya taşımak
At this point, açıklamanın zaman çizelgesinde ya da bir süreçte ulaştığı yeri gösterir. Burada “bu aşamaya gelindiğinde” anlamına gelir ve sonraki bilginin yeni bir evreyi anlatacağını bildirir. Bu ifadede point “görüş” anlamında değildir. İfade, daha önce anlatılanları mevcut aşamada bundan sonra olacaklara bağlayarak tarih anlatılarını, yönergeleri ve hikâyeleri düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede At this point bir sürecin yeni bir aşamaya geçtiğini gösterir?
- The project made an important point about construction.
- At this point, the project moves from planning to construction.
- From my point of view, the project needs more planning.
Cevabı göster
At this point, the project moves from planning to construction.
start changing faster than ever: hiç olmadığı kadar hızlı değişmeye başlamak
Start changing değişim sürecinin başladığını belirtir. Faster than ever ise değişimin önceki herhangi bir zamandan daha yüksek bir hızda gerçekleştiğini ekler. İkisi birlikte yeni bir evre başlatır ve değişim hızının yeni bir zirveye ulaştığını vurgular. Than ever, than ever before ifadesinin kısa biçimidir. Ever karşılaştırmadaki önceki tüm zamanları kapsar; bu yüzden cümlede geçmişteki belirli bir tarih ya da dönem söylenmesine gerek yoktur.
Alıştırma
Hangi cümle bir değişimin başladığını ve ardından önceki herhangi bir zamandan daha hızlı gerçekleştiğini anlatır?
- After the new rail line opens, the neighborhood keeps changing as fast as ever.
- After the new rail line opens, the neighborhood starts changing faster than before.
- After the new rail line opens, the neighborhood starts changing faster than ever.
Cevabı göster
After the new rail line opens, the neighborhood starts changing faster than ever.
which power...: listenin tamamı hakkında ek bir açıklama yapmak
Virgül + which yan cümlesi, az önce sıralananlar hakkında ek bilgi verir; listedeki tek bir öğeyi belirlemek için kullanılmaz. Bu, birkaç öğe veya eylemden sonra ortak bir sonucu anlatmaya yarayan, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Burada which, önceki teknolojik sonuçları çoğul bir grup olarak bir araya getirir; bu nedenle fiil powers değil power olur. Power burada “enerji sağlamak” veya “bir şeyi çalıştırmak” anlamında bir fiildir; kontrol ya da yetki anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Çoğul bir grup hakkında ek açıklama yapmak için virgül + which yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The batteries and solar panels, which powers the clinic, were installed last year.
- The batteries and solar panels, which powering the clinic, were installed last year.
- The batteries and solar panels, which power the clinic, were installed last year.
Cevabı göster
The batteries and solar panels, which power the clinic, were installed last year.
the daily machinery of...: yaşamı işler durumda tutan sistemler için bir benzetme
the daily machinery of all of your later lives ifadesinde machinery mecazi anlamdadır. Fiziksel makinelerden oluşan bir grubu değil, gündelik yaşamı işler hâlde tutan bağlantılı teknolojileri, altyapıyı ve rutinleri anlatır. power fiili aynı imgeyi sürdürür: önceki icatlar, bu büyük sistemi çalışır durumda tutan enerji gibi davranır. Bu machinery benzetmesi, karmaşık sistemlerin birer makineymiş gibi anlatıldığı ifadeleri tanımanıza yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede machinery, bir kuruluşu çalışır durumda tutan sistem anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- Good communication keeps the machinery of the school running.
- The school bought a machine for the science lab.
- The mechanic repaired the factory machinery before lunch.
Cevabı göster
Good communication keeps the machinery of the school running.
live through revolutions in science: bilimsel devrimleri bizzat yaşamak
Bu cümlede live through, önemli bir olay veya dönem sürerken onu bizzat deneyimlemek anlamına gelir. Yalnızca bilimsel devrimlerle aynı zamanda var olmazsın; bu devrimlerin getirdiği değişimlerden de geçersin. Savaş veya felaket gibi tehlikelerle kullanıldığında live through, bunlara dayanmayı ya da bunlardan sağ çıkmayı da düşündürebilir. Ancak her zaman survive anlamına gelmez; burada temel işlevi büyük değişimleri doğrudan deneyimlemeyi vurgulamaktır.
Alıştırma
Hangi cümle, büyük bir olayı deneyimleyip atlatmayı vurgulamak için live through kullanıyor?
- She lived through two major earthquakes.
- She lived in Tokyo for two years.
- She watched a documentary about two major earthquakes.
Cevabı göster
She lived through two major earthquakes.
but the pace of your existence keeps accelerating. Anlatım akışı
3:14ancak varoluşunuzun hızı ivmelenmeye devam ediyor.
but ... keeps accelerating: devam eden bir eğilimi karşılaştırmak
but bağlacı iki eğilimi karşı karşıya getirir: her yaşam daha uzun sürerken varoluşun temposu hızlanır. İkinci eğilimi but sözcüğünden sonra vermek, bu şaşırtıcı gerilimi ana nokta hâline getirir ve dinleyiciyi artan hızla ilgili örneklere hazırlar. Keeps accelerating, hızın artmaya devam ettiği anlamına gelir. keep + -ing kalıbı, hızlanmayı tek seferlik bir artış olarak değil, sürmekte olan bir eğilim olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle iki eğilimi karşılaştırmak için but, ikinci eğilimin sürdüğünü göstermek için keep + -ing kullanıyor?
- Workers have more time-saving tools, but their schedules got busy yesterday.
- Workers have more time-saving tools because their schedules keep getting busier.
- Workers have more time-saving tools, but their schedules keep getting busier.
Cevabı göster
Workers have more time-saving tools, but their schedules keep getting busier.
took months ... now happen in minutes: geçmiş ile bugün arasındaki zaman karşıtlığı
Cümle, geçmişte gereken süreyi belirten took months ifadesini bugünkü sonucu belirten now happen in minutes ifadesinin yanına koyar. months ve minutes şeklindeki paralel zaman ifadeleri, iletişim hızındaki artışın kolayca fark edilmesini sağlar. previously ve now, dinleyiciyi eski durumdan yeni duruma yönlendirir. Geçmiş ile bugünü karşılaştıran bu kalıp, teknolojik veya toplumsal bir değişikliği açıklarken bilgiyi düzenlemenin yararlı bir yoludur.
Alıştırma
Bir sürecin hızlandığını vurgulamak için geçmiş ile bugün arasında aynı zaman karşıtlığını kullanan cümle hangisidir?
- Some applications are longer than others.
- Applications that once took weeks to review are now approved in two days.
- Applications are carefully reviewed by a large team.
Cevabı göster
Applications that once took weeks to review are now approved in two days.
took months to unfold: yavaş yavaş gelişmek anlamındaki unfold
conversations özne olduğunda unfold, zaman içinde yavaş yavaş gelişmek veya belirginleşmek anlamına gelir. took months to unfold, katlanmış bir nesneyi fiziksel olarak açmayı değil, azar azar ilerleyen bir süreci anlatır. Bu soyut anlamıyla unfold; olaylar, hikâyeler, durumlar, soruşturmalar ve konuşmalarla sık kullanılır. Zaman geçtikçe ortaya çıkan aşamalara veya ayrıntılara dikkat çeker.
Alıştırma
Hangi cümlede unfold, yavaş yavaş gelişmek anlamında kullanılmıştır?
- She unfolded the map before the hike.
- He folded the blanket and put it away.
- The plan began to unfold as new details emerged.
Cevabı göster
The plan began to unfold as new details emerged.
Business ventures: risk içeren ticari girişimler
Business ventures, kâr elde etmek amacıyla girişilen ticari proje ya da işletme girişimleri demektir. Venture sözcüğü genellikle yatırım, inisiyatif ve belirsizliği öne çıkarır; bu nedenle genel businesses sözcüğünden daha fazla risk çağrışımı taşır. Bu cümlede ifade, nesiller boyunca kurulmuş ticari girişimleri kapsar. Eğlence amaçlı maceraları anlatmaz ve yalnızca hukuki bir kuruluş olarak şirket anlamına gelmez; istikrarlı bir işletmeye dönüşmeden önceki tek bir proje için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede business ventures büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Yatırım ve belirsizlik içeren ticari projeler veya girişimler
- Risk ya da yeni faaliyet çağrışımı taşımayan köklü şirketler
- Şirket çalışanları için düzenlenen macera gezileri
Cevabı göster
Yatırım ve belirsizlik içeren ticari projeler veya girişimler
transform overnight: çok kısa sürede köklü biçimde değişmek
Transform; biçim, durum veya nitelik bakımından büyük ölçüde değişmek demektir. Overnight bu değişimin hızını belirtir: burada, gerçek anlamda tek bir gece içinde olmak zorunda kalmadan, çok kısa sürede anlamına gelir. Transform overnight birlikte kullanıldığında büyük bir değişimi aniymiş gibi sunar. Özellikle uzun yıllar süren bir oluşum çok hızlı bir değişimle karşılaştırıldığında ifade hafif bir abartı taşıyabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede overnight, gerçek anlamda bir gece boyunca yerine çok kısa sürede anlamında kullanılmıştır?
- The night guard worked overnight at the museum.
- We stayed overnight at a hotel near the airport.
- The new technology transformed the industry almost overnight.
Cevabı göster
The new technology transformed the industry almost overnight.
You enjoy luxuries you never could have sampled before, Dilbilgisi
3:27Daha önce hiç tadamadığınız lükslerin tadını çıkarıyorsunuz,
even in your past lives as kings and queens. Anlatım akışı
3:30krallar ve kraliçeler olarak geçmiş yaşamlarınızda bile olmayan.
never could have sampled before: geçmişte hiç mümkün olmayan bir fırsat
Could have + fiilin üçüncü hâli, geçmişteki bir olasılığa, yeteneğe veya fırsata dönüp bakar. Never eklendiğinde never could have sampled, hayal edilen geçmiş yaşamlarda bu lüksleri deneyimleme fırsatının hiç mümkün olmadığını anlatır. Burada sampled, numune almak değil, denemek veya deneyimlemek anlamındadır. İfade geçmişteki bir sınırlamayı anlatır; kişinin bu lükslerden şimdi yararlanamadığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yüzyıl önce insanların bu teknolojiyi kullanmak için hiçbir olası fırsatı olmadığını ifade eder?
- People a century ago may have accessed this technology.
- People today cannot access this technology.
- People a century ago could never have accessed this technology.
Cevabı göster
People a century ago could never have accessed this technology.
even in your past lives as kings and queens: beklenmedik bir uç örneği belirtmek
Even, kendisinden sonra gelen ifadeyi şaşırtıcı bir sınama örneği olarak işaretler. Normalde kralların ve kraliçelerin olağanüstü lükslere erişebilmesi beklenir; bu nedenle iddianın onlar için bile geçerli olduğunu söylemek iddiayı güçlendirir. Cümlenin sonlarına doğru gelen even in ..., ödünleyici bir anlam ekler: Bu uç örneğe rağmen ifade doğrudur. Hayal edilen geçmiş yaşamlar hakkında yalnızca bir bilgi daha eklemez.
Alıştırma
Hangi cümle even kullanarak oyuncuyu şaşırtıcı uç örnek olarak sunar?
- The most experienced player found the game equally difficult.
- The most experienced player also found the game difficult.
- Even the most experienced player found the game difficult.
Cevabı göster
Even the most experienced player found the game difficult.
you're finally reborn as the youngest person alive today.
3:38nihayet bugün yaşayan en genç kişi olarak yeniden doğuyorsunuz.
After living ..., you're finally reborn ...: ana olaydan önceki arka plan
After living over 100 billion lives, çok uzun bir geçmiş deneyimi zaman belirten kısa bir öbek içinde toplar. Ardından ana cümle you're finally reborn... anlatıyı günümüzdeki varış noktasına taşır; finally, bu noktaya ancak uzun bir sürecin sonunda gelindiğini gösterir. Baştaki After + -ing öbeği tek başına tam bir cümle değildir. Anlaşılan öznesi you'dur ve ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Bu yüzden daha açık anlamı after you have lived... biçimine karşılık gelir.
Alıştırma
Cümle bilgileri hangi düzende sunuyor?
- Başlangıçtaki öbeği ve ana cümleyi birbiriyle ilgisiz olaylar olarak sunar.
- Uzun bir geçmiş deneyimi arka plan olarak özetler, ardından bugünkü yeniden doğuşu ana olay olarak sunar.
- Yeniden doğuşun önceki hayatlardan önce gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Uzun bir geçmiş deneyimi arka plan olarak özetler, ardından bugünkü yeniden doğuşu ana olay olarak sunar.
But despite living through 300,000 years of human history, Dilbilgisi
3:42Ancak 300.000 yıllık insanlık tarihini yaşamış olmanıza rağmen,
your actions have more impact today Dilbilgisi
3:45eylemlerinizin bugün geçmiş yaşamlarınızın %99'undan
despite living through ...: ödünleme için despite + -ing
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: ana sonucu daha az olası gösterebilecek bir gerçeği önce sunar. Burada living through 300,000 years of human history arka plandır; ana cümle ise buna rağmen bugünkü eylemlerin daha büyük etkiye sahip olduğunu söyler. Despite bir edattır; bu nedenle living, isim gibi kullanılan bir -ing tamamlayıcısıdır. Live through, bir dönemi deneyimlemek ve o dönemden geçmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede despite ödünleme belirtmek için doğru kullanılmıştır?
- Despite to face several delays, the team completed the project.
- Despite the team faced several delays, the team completed the project.
- Despite facing several delays, the team completed the project.
Cevabı göster
Despite facing several delays, the team completed the project.
have more impact ... than ...: etki derecelerini karşılaştırma
Have impact, “bir etki yaratmak” anlamına gelir. have more impact ... than ... kalıbı, etkilerin ne kadar güçlü olduğunu karşılaştırır. Burada bugünkü eylemlerinizin etkisinin, geçmiş yaşamlarınızın %99'undaki eylemlerinizin etkisinden daha büyük olduğu söyleniyor. than ile başlayan bölüm kısaltılmıştır. Tam anlam than [your actions had] in 99% of your past lives şeklinde ifade edilebilir. Karşılaştırılan şey yaşamların ne kadar sürdüğü değil, etkidir.
Alıştırma
have more impact than kalıbını kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın. Özne tekildir: One clear example ____ ten vague claims.
Cevabı göster
has more impact than
and cures across an ocean in hours,
3:54ve tedavileri saatler içinde bir okyanusun ötesine taşımanızı sağlıyor,
allows you to carry ...: allow + nesne + to'lu mastar
Allow + nesne + to'lu mastar yapısı, öznenin birine bir şeyi yapma izni ya da olanağı verdiğini anlatır. Bu cümlede High-speed air travel özne, you nesne ve to carry ... eylemdir. Özne bir kişi değil, bir teknoloji olduğu için allows, “mümkün kılar” anlamına gelir. Hava yolculuğu hem bulaşıcı hastalıkların hem de tedavilerin yalnızca birkaç saat içinde okyanusun ötesine taşınmasını mümkün kılar; bizzat izin vermez.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın. Özne tekildir: The new bridge ____ the hospital faster. (residents / reach)
Cevabı göster
allows residents to reach
carry contagions and cures across an ocean: bulaşıcı hastalıkları ve tedavileri okyanusun ötesine taşımak
Burada carry, yalnızca bir şeyi elde tutmak değil, “bir şeyi bir yerden başka bir yere götürmek veya taşımak” anlamındadır. Uçak yolcuları ve uçaklar, contagions yani bulaşıcı hastalıkları veya enfeksiyon etkenlerini ve cures yani hastalığı iyileştirebilen ilaçları veya yöntemleri okyanusun ötesine taşıyabilir. Contagions ile cures ifadelerinin birlikte kullanılması, hızlı küresel yolculuğun iki yönünü gösterir: Zararlı şeyler de yararlı çözümler de çok kısa sürede uzun mesafeler kat edebilir.
Alıştırma
Bu cümlede “carry contagions and cures across an ocean” ne anlama gelir?
- Uçuş sırasında hastalıkları ve ilaçları elde tutmak.
- Okyanusu geçmeden önce bütün enfeksiyonları ortadan kaldırmak.
- Bulaşıcı hastalıkları ve tedavi yöntemlerini okyanusun bir tarafından diğerine taşımak.
Cevabı göster
Bulaşıcı hastalıkları ve tedavi yöntemlerini okyanusun bir tarafından diğerine taşımak.
and the Internet makes your personal sphere of influence global, Kalıp ifadeler
3:57ve İnternet kişisel etki alanınızı küresel hale getirerek,
make your personal sphere of influence global: kişisel etki alanını küresel hâle getirmek
Sphere of influence, birinin etkileyebildiği insanların, yerlerin veya etkinliklerin kapsamıdır. Personal, burada tek bir kişinin erişim alanından söz edildiğini gösterir; global ise bu alanın tüm dünyaya uzanabileceğini belirtir. Bu bölümde make + nesne + sıfat yapısı kullanılır. Makes your personal sphere of influence global ifadesinde your personal sphere of influence nesnedir, global ise onun yeni durumunu anlatır. Bu yapı, bir şeyin nesneye yeni bir özellik veya durum kazandırdığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “birinin başkalarını etkileyebildiği alan” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Online videos can expand a creator's ____.
Cevabı göster
sphere of influence
allowing you to collaborate ...: sonucu ekleyen -ing yan cümlesi
Bu cümlede allowing you to collaborate... önceki ana cümleye bağlı bir -ing ortaç yan cümlesidir. Önceki durumun sonucunu anlatır: İnternet erişim alanını küresel hâle getirdiği için iş birliği yapmak mümkün olur. Yapı allowing + nesne + to’lu mastardır: allowing + you + to collaborate. Yeni bir ana cümle başlatmaz. anyone ve anywhere ilgili kişi ve yerlerin kapsamını genişletirken without even leaving your home fiziksel olarak neredeyse hiç hareket etmeye gerek olmadığını vurgular.
Alıştırma
Sonuç ifadesini allow fiilinin doğru biçimi ve mastar işaretiyle tamamla: The shared calendar updates instantly, ____ everyone ____ see the latest schedule.
Cevabı göster
allowing · to
In recent lives, you've invented tools Kalıp ifadeler
4:06Yakın zamandaki yaşamlarda, canlı organizmaların
permanently altering their future generations. Dilbilgisi
4:11onların gelecek nesillerini kalıcı olarak değiştirdiniz.
tools to rewrite the genes of living organisms: işlev belirten mastar
tools to rewrite... ifadesinde to’lu mastar tools sözcüğünü niteler ve araçların amacını ya da işlevini belirtir. İfade, “canlı organizmaların genlerini yeniden yazmak için kullanılan araçlar” demektir; yeniden yazmanın icattan sonra gerçekleşen ayrı bir eylem olduğunu anlatmaz. Burada rewrite genes genetik bilgiyi değiştirmek anlamına gelir; of living organisms ise değiştirilen genlerin hangi canlılara ait olduğunu gösterir. Amaç veya işlev belirtmek için kullanılan ve başka bağlamlara aktarılabilen yapı isim + to’lu mastardır: a device to measure temperature.
Alıştırma
Araçları işlevlerine göre tanımlayan isim öbeğini detect fiilinin mastar biçimiyle tamamla: Engineers built tools ____ water leaks underground.
Cevabı göster
to detect
permanently altering ...: sonuç bildiren bir present participle yapısı
permanently altering their future generations, önceki yan tümcede anlatılan eylemin kalıcı sonucunu ekleyen bir present participle yapısıdır. Önceki genetik değişikliğin canlıların sonraki nesillerini de etkilediğini belirtir. Burada altering çekimli bir ana fiil değildir; önceki yan tümceye bağlıdır ve invented ile sıralanan başka bir ana fiil gibi çalışmaz. Their canlıları ifade eder. Permanently ise sonucun gelecekte de süreceğini ve kolayca geri döndürülemeyeceğini vurgular.
Alıştırma
permanently altering their future generations tam bir yan tümceden sonra geldiğinde ne işe yarar?
- Önceki ana fiille sıralanan bağımsız bir ana eylemi belirtir.
- Gelecek nesillerin gerçekleştirdiği yeni bir ana eylemi başlatır.
- Önceki eylemin kalıcı sonucunu belirtir.
Cevabı göster
Önceki eylemin kalıcı sonucunu belirtir.
And in this life, you might create even more technologies Dilbilgisi
4:14Ve bu hayatta, sayısız gelecek yaşamlar için dünyayı
and more equitable for countless future lives.
4:19ve daha eşitlikçi kılan daha da fazla teknoloji yaratabilirsiniz.
might create ... technologies that make ...: gelecek olasılığı ve etki
might create, yaratma eylemini bir söz veya yetenek ifadesi olarak değil, gelecekte gerçekleşebilecek bir olay olarak sunar. Yapı might + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle create yalın hâlde kalır. that make the world ... çoğul technologies ismini niteleyen bir ilgi yan tümcesidir. Bu yan tümcede that, technologies yerine geçer ve make fiilinin öznesidir; bu yüzden makes değil make kullanılır. make + nesne + sıfat yapısı teknolojilerin etkisini anlatır. for countless future lives ise bu etkiden kimlerin yararlanacağını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, sistemleri geliştirmenin belirsiz bir gelecek olasılığı olduğunu ve bu sistemlerin güvenliği artıracağını söylüyor?
- We will develop systems that make public transport safer.
- We can develop systems that make public transport safer.
- We might develop systems that make public transport safer.
Cevabı göster
We might develop systems that make public transport safer.
make the world safer, kinder, and more equitable: make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat yapısında make, “üretmek” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamına gelir. Burada the world nesnedir; safer, kinder ve more equitable ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfat tümleçleridir. Üç sıfat, birbirine paralel karşılaştırma biçimleridir. Bu yapı, bir eylemin veya politikanın bir kişiyi, yeri ya da durumu nasıl değiştirdiğini anlatmak için kullanılabilir: make + nesne + sıfat.
Alıştırma
make sözcüğünün ardından park ve safe sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Better lighting can ____ at night.
Cevabı göster
make the park safer
just as easily be catastrophic: eşit derecede olası bir riski karşılaştırmak
Just as easily, “görünürde aynı kolaylıkla” veya bu tartışmada “aynı derecede olası biçimde” anlamına gelir. Felaket olasılığını daha önce belirtilen olumlu bir olasılıkla karşılaştırır. Could ... be catastrophic, icadın yıkıcı etkileri olabileceğini anlatır. Bu karşılaştırma iki sonucun da dikkate alınmaya değer olduğunu gösterir; felaketin kesin olduğunu veya iki olasılığın ölçüm sonucunda tam olarak eşit bulunduğunu söylemez.
Alıştırma
Karşıtlığı just + as + easy sözcüğünün zarf biçimiyle tamamlayın: A longer password may improve security, but it could ____ frustrate users.
Cevabı göster
just as easily
humanity's risk of inducing our own extinction Kalıp ifadeler
4:32insanlığın kendi yok oluşuna yol açma riski
Between A, B, and other C: birden fazla etkeni birleştirmek
Cümle başındaki Between A, B, C, and other D yapısı, birkaç farklı etkeni ana yargının arka planı olarak bir araya getirir. Burada yaklaşık olarak “tüm bu riskler birlikte değerlendirildiğinde” anlamına gelir; tehditlerin fiziksel olarak birbirlerinin arasında bulunduğunu söylemez. Between yalnızca tam olarak iki öğeyle sınırlı değildir. Öğeler ayrı ve belirlenebilir etkenler, seçenekler veya ilişkiler olarak ele alındığında üç ya da daha fazla öğeyi de bağlayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki Between ... ifadesi ne işe yarıyor?
- Birkaç farklı riski sonucun arka planı olarak bir araya getirir.
- Tehditlerin fiziksel olarak nerede bulunduğunu anlatır.
- Yalnızca ilk iki riskin önemli olduğunu söyler.
Cevabı göster
Birkaç farklı riski sonucun arka planı olarak bir araya getirir.
other existential threats: varlığın sürmesini tehdit eden tehlikeler
Bu cümlede existential threats, insanlığın varlığını sürdürmesini tehdit edecek kadar ciddi tehlikeleri ifade eder; yok oluş bunun en açık olası sonucudur. Other, nükleer silahların, laboratuvar sızıntılarının ve iklim değişikliğinin bu daha geniş kategoriye yerleştirildiğini gösterir. Burada existential, “bir şeyin var olmaya devam edip edememesiyle ilgili” anlamındadır. Varoluşçu felsefeyi ifade etmez; daha sonra gelen our own extinction ifadesi, anlamın hayatta kalmayla ilgili olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede existential threats ne anlama geliyor?
- Kolayca çözülebilen geçici rahatsızlıklar
- Yalnızca varoluşçu felsefe hakkındaki tartışmalar
- İnsanlığın varlığını sürdürmesine son verebilecek ciddi tehlikeler
Cevabı göster
İnsanlığın varlığını sürdürmesine son verebilecek ciddi tehlikeler
İnsanlığın kendi yok oluşuna yol açma riski
risk of + isim ya da -ing biçimi kalıbı, gerçekleşebilecek istenmeyen olayı belirtir. Burada humanity's risk of inducing our own extinction, insanlığın kendi yok oluşuna neden olabilme ihtimali demektir; our own, felaketi yaratanlarla bu felaket yüzünden yok olacak olanların yine insanlar olduğunu vurgular. Resmî neden-sonuç anlatımında induce, 'yol açmak' veya 'neden olmak' anlamına gelebilir. Buradaki nesnesi bir sonucu ifade eden extinction olduğundan, 'ikna etmek' anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi of ve induce sözcüğünün -ing biçimiyle tamamlayın: The policy could increase the risk ____ a recession.
Cevabı göster
of inducing
In this fast-paced, interconnected world, Kalıp ifadeler
4:37Bu hızlı tempolu, birbirine bağlı dünyada,
it's frighteningly easy to undo all of humanity's progress Dilbilgisi
4:39insanlığın tüm ilerlemesini geri almak
or potentially cut short all your possible futures. Öbek fiiller
4:43veya potansiyel olarak olası tüm geleceklerinizi kısaltmak korkutucu derecede kolay.
Bu hızlı tempolu, birbirine bağlı dünyada
Cümle başındaki In this ... world çerçevesi, ana iddiadan önce bağlamı kurar. Dinleyiciye, ardından gelen düşünceyi tek başına bir gerçek olarak değil, günümüzün toplumsal koşullarının bir sonucu olarak anlaması gerektiğini gösterir. Fast-paced, yaşamın, işin veya değişimin hızlı bir tempoda ilerlediğini belirtir. Interconnected ise insanların, yerlerin ve sistemlerin bağlantılı olduğunu ve birbirlerini etkileyebildiğini ifade eder; yalnızca internete bağlı olmaktan daha geniş bir anlama sahiptir.
Alıştırma
Hangi cümle fast-paced ve interconnected sözcüklerinin anlamlarına en uygun düşer?
- In this fast-paced, interconnected world, change happens very slowly and countries never affect one another.
- In this fast-paced, interconnected world, a local disruption can quickly have global effects.
- In this fast-paced, interconnected world, each system operates entirely alone and nothing spreads quickly.
Cevabı göster
In this fast-paced, interconnected world, a local disruption can quickly have global effects.
it's frighteningly easy to undo...: biçimsel özne it ve korkutucu bir değerlendirme
Burada it's, it is ifadesinin kısaltmasıdır ve it is + sıfat + to'lu mastar kalıbında kullanılır. It biçimsel öznedir; değerlendirilen asıl eylem daha sonra gelen to undo all of humanity's progress bölümündedir. Cümle, bu ilerlemeyi tersine çevirmenin kolay olduğunu söyler. Frighteningly, easy sözcüğünü niteler. Bu kolaylık derecesinin korkutucu olduğuna dair konuşmacının yargısını ekler; böylece yapı hem zorluk değerlendirmesi hem de güçlü bir uyarı verir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir eylemin kolaylığını değerlendirmek için biçimsel özne it'i doğru kullanır ve bu kolaylığın korkutucu olduğunu da anlatır?
- Sharing private information is frighteningly easily by mistake.
- It frighteningly is easy sharing private information by mistake.
- It's frighteningly easy to share private information by mistake.
Cevabı göster
It's frighteningly easy to share private information by mistake.
potentially cut short...: bir şeyi beklenenden önce sona erdirmek
Cut something short ifadesinde short, fiil öbeğini tamamlar ve bir olayın, etkinliğin, yaşamın, kariyerin veya geleceğin beklenenden önce sona ermesine neden olmak anlamına gelir. Burada olası gelecekler, gelişme fırsatı bulamadan sona erdirilmiş gibi sunulur; short fiziksel uzunluğu anlatmaz. Potentially, bunun kesin değil olası bir sonuç olduğunu belirtir. Gerçeklik iddiasının kesinliğini azaltırken ciddi bir risk konusunda uyarıda bulunmaya devam eder.
Alıştırma
Kariyerin beklenenden erken sona erdiğini anlatmak için cümleyi cut something short ifadesinin iki parçasıyla tamamlayın: The injury ____ her promising career ____.
Cevabı göster
cut · short
There's no way to know what will happen next, Kalıp ifadeler
4:47Bundan sonra ne olacağını bilmenin bir yolu yok,
but what's clear is that your potential is limitless. Anlatım akışı
4:49ama açık olan şu ki potansiyeliniz sınırsız.
There's no way to know...: bir şeyin belirlenemediğini söylemek
There's no way to + fiilin yalın hâli, o eylemi yapmak için bir yöntem ya da güvenilir dayanak bulunmadığını anlatır. Burada to know, yapılamayan eylemi gösterir; yani konuşmacı geleceğin kesin olarak tahmin edilemeyeceğini söylüyor, öğrenmeyi reddetmiyor. What will happen next, know fiilinden sonra gelen gömülü bir soru yapısıdır. Bir bildirme cümlesinin parçasıdır; ayrı bir doğrudan soru değildir ve soru işareti gerektirmez.
Alıştırma
Belirlemenin imkânsız olduğunu anlatan hedef kalıpla cümleyi tamamla: The records are incomplete, so ____ how many tickets were sold.
Cevabı göster
there's no way to know
but what's clear is that...: belirsizlikten kesin bir sonuca geçmek
But, önceki belirsizlikten konuşmacının kesin kabul ettiği bir noktaya geçişi gösterir. Bu bilgi düzeni, bilinemeyen şeyi kabul edip ardından önemli sonucu vurgulamayı sağlar. what's clear is that... yapısında what's clear, açık olan şey anlamına gelir ve özne görevindedir. That ile başlayan bölüm açık sonucu belirtir; dolayısıyla bu bir soru değil, bildirme kalıbıdır.
Alıştırma
Belirsizlikten kesin bir sonuca geçen kalıpla cümleyi tamamla: The timing may change, ____ we must prepare now.
Cevabı göster
but what's clear is that
So, how will you spend this life? ile hayat üzerine düşündürmek
Bu, bir program istemek için değil, düşünmeye yöneltmek için sorulan bir sorudur. Buradaki spend, bir zaman dilimini geçirmek veya kullanmak anlamına gelir. Bu nedenle spend this life, kişinin hayatını nasıl yaşamayı ve değerlendirmeyi seçeceğini sorar. Bu bağlamda this life, şu anda yaşanan hayatı gösterir ve gelecek hayatlarla karşılaştırır. So, soruyu önceki düşüncelere bağlar. Konuşmacı emir vermek yerine you diyerek dinleyiciye doğrudan soru sorar; böylece büyük bir fikri kişisel bir seçime dönüştürür ve dinleyiciyi katılım ve sorumluluk hissetmeye çağırır.
Alıştırma
Bu sorunun bir konuşmadaki temel işlevini değerlendirin.
- Dinleyiciyi nasıl yaşayacağı ve hareket edeceği üzerine düşünmeye çağırır.
- Günlük etkinliklerin somut programını sorar.
Cevabı göster
Dinleyiciyi nasıl yaşayacağı ve hareket edeceği üzerine düşünmeye çağırır.
And what can you do to work towards a better future Kalıp ifadeler
4:56Ve gelecek tüm hayatlarınız için daha iyi bir geleceğe
do to work towards a better future: daha iyi bir gelecek için adım adım ilerlemek
What can you do to work towards...? yapısında do, hangi eylemin mümkün olduğunu sorar. to work towards... mastar yapısı ise amacı belirtir: yapılacak eylem, sözü edilen hedefe doğru ilerlemeye yardımcı olacaktır. Work towards a better future, daha iyi bir geleceği yakınlaştıran adımları atmaya devam etmek demektir. Towards, çabanın yönünü veya hedefini gösterir; bir işvereni ya da work fiilinin doğrudan nesnesini göstermez.
Alıştırma
Hedefe doğru aşamalı ilerlemeyi work towards ile doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The team is working towards a fair agreement.
- The team is working a fair agreement.
- The team is working under a fair agreement.
Cevabı göster
The team is working towards a fair agreement.
for all your lives to come: to come “gelecekteki” demektir
lives to come ifadesinde to come, lives isminden sonra gelir ve hâlâ gelecekte olan yaşamları niteler. Burada all your lives to come, ileride sizi bekleyen tüm yaşamlar veya ömürler demektir; yaşamların bir yere doğru hareket etmesi anlamına gelmez. İsimden sonra gelen bu kalıp gelecekteki dönemleri, insanları veya olayları da anlatabilir: the years to come, generations to come ve challenges to come.
Alıştırma
Hangi cümlede “isim + to come” yapısı geleceği belirtmek için kullanılmıştır?
- The years to come will bring new challenges.
- The guests came through the front door.
- Please come to the meeting after lunch.
Cevabı göster
The years to come will bring new challenges.
our grandchildren's grandchildren can have the opportunity to thrive Kültür
5:05torunlarımızın torunları serpilip gelişme fırsatına sahip olabilirler,
our grandchildren's grandchildren: uzak gelecekteki kuşaklar
our grandchildren's grandchildren ifadesi kelimesi kelimesine bir aile bağını izler: önce bizim torunlarımız, sonra onların torunları. Bu cümlede bizden birkaç kuşak sonra yaşayacak insanları anlatır ve genel olarak uzak gelecekteki soyumuzu çağrıştırır. Akrabalık sözcüğünün tekrarlanması uzak geleceği kişisel ve somut hissettirir. Bugünün seçimlerini, bizden çok sonra yaşayacak insanlara karşı bir sorumluluk olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede our grandchildren's grandchildren esas olarak kimi anlatıyor?
- Uzak gelecekteki kuşaklardan insanlar
- Yalnızca bugün hayatta olan torunlar
- Kendi kardeşlerimiz
Cevabı göster
Uzak gelecekteki kuşaklardan insanlar
knowing we did everything we could Dilbilgisi
5:09onlara adalet, umut ve güzellikle dolu bir dünya vermek için
to give them a world full of justice, hope, and beauty. Kalıp ifadeler
5:11elimizden gelen her şeyi yaptığımızı bilerek.
If we make wise choices today, ... can have the opportunity to thrive: bugünkü koşul ve gelecekteki fırsat
if yan cümlesi şu anda mümkün olan bir koşulu belirtir: bugün akıllıca seçimler yapmak. Ana cümle ise bu koşulun mümkün kılabileceği gelecekteki yararı belirtir: sonraki kuşaklar gelişip serpilme fırsatına sahip olabilir. If + geniş zaman, ... can + fiilin yalın hâli kalıbı, şimdiki bir eylemi daha sonra ortaya çıkabilecek bir sonuca bağlar. Can, garanti edilmiş bir sonucu değil, olasılığı veya fırsatı gösterir. Thrive yalnızca hayatta kalmak değil, iyi biçimde büyümek, yaşamak veya gelişmek demektir.
Alıştırma
Hangi cümle şimdiki bir eylemi gelecekteki olası bir yarara doğal biçimde bağlar?
- If we reduced waste yesterday, the streets became cleaner.
- If we reduce waste today, future communities can have cleaner streets.
- Future communities can have cleaner streets unless we reduce waste today.
Cevabı göster
If we reduce waste today, future communities can have cleaner streets.
knowing we did everything we could: öznenin bildiğini eklemek
Knowing ... ana cümlenin öznesinin aynı anda neyi bildiğini ekleyen bir -ing ortaç yan cümlesidir. Burada örtük özne, önceki ana cümledeki our grandchildren's grandchildren ifadesidir: bu uzak kuşaklar, önceki kuşakların ne yaptığını bilerek gelişebilir. Bu bağlamda yapı and they know ... biçiminde açılabilir. We did everything we could, elimizden gelen her şeyi yaptığımız anlamına gelir. could sözcüğünden sonra tekrarlanacak do fiili söylenmez: everything we could do.
Alıştırma
Hangi cümle ana öznenin bildiği şeyi eklemek için knowing yan cümlesini doğru kullanıyor?
- The hikers went home knowing they had followed the safest route.
- The hikers went home knowing had they followed the safest route.
- Knowing the hikers had followed the safest route, the trail went home.
Cevabı göster
The hikers went home knowing they had followed the safest route.
give them a world full of...: başkaları için ideal bir gelecek yaratmak
to give them... mastar öbeği bir amacı belirtir: umulan sonuç, onların belirli bir tür dünyaya sahip olmasıdır. Give, give + kişi + şey kalıbını izler; them alan kişiyi, a world ise verilen şeyi gösterir. Buradaki give, fiziksel bir nesneyi elden vermek anlamına gelmez. İnsanlar için gelecekte yaşayacakları bir ortam yaratmak, sağlamak veya bırakmak anlamındadır. Full of justice, hope, and beauty bu ortamın taşıması gereken değerleri açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede give, biri için daha iyi bir gelecek veya ortam yaratma anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- We want to give every child a future full of opportunity.
- We want to hand every child a future as a physical object.
- We want to give every child because the future is opportunity.
Cevabı göster
We want to give every child a future full of opportunity.
If you want to learn how to help make that happen, Ton ve niyet
5:15Bunun gerçekleşmesine nasıl yardımcı olacağınızı öğrenmek istiyorsanız,
If you want to learn how to help make that happen...: yumuşak bir eylem çağrısı
If yan cümlesi, bir sonraki adımı izleyicinin seçimi olarak sunar. Doğrudan click here komutuyla başlamak yerine If you want to... daveti daha az baskıcı hâle getirir ve kişinin neden tıklayabileceğini açıklar. Bu, videoların sonunda sık kullanılan bir eylem çağrısıdır. How to help make that happen, daha önce sözü edilen hedefi gerçekleştirmeye nasıl katkıda bulunulacağını anlatır. That, önceden belirtilen daha iyi geleceğe gönderme yapar. Help fiilinden sonra make, to olmadan gelebilir; make fiilinden sonra da happen fiilinin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Bir eğitim videosunun sonunda kullanılabilecek en doğal ve düşük baskılı eylem çağrısı hangisidir?
- Visit our guide now—you have no choice.
- If you want to learn how to support the project, visit our guide.
- The guide visits you because the project wants to learn.
Cevabı göster
If you want to learn how to support the project, visit our guide.