Korkudan Ölebilir Misiniz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video korkunun öldürüp öldüremeyeceğini soruyor; fobileri, adrenalini, kalbi ve düşünmeyi bağlıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "scared to death?" (Deyimler ve mecazlı ifadeler): Olağan abartılı anlamı ve burada gerçek anlama çevrilişini öğrenin; gerçek bir ölüm çıkarmadan kelime oyununu yakalayın. 2. "making the heart beat quicker" (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Sonuç bildiren -ing yan cümlesini ve make + nesne + yalın fiil yapısını tanıyıp neden-sonuç sürecini anlatın. 3. "incidence" (Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): Bu resmî adı, tek bir incident ya da vaka sayısı değil, bir durumun nüfusta görülme sıklığı olarak okuyup riski doğru yorumlayın.
Bu derste
Most of us have experienced the rush of a big scare,
0:00Çoğumuz büyük bir korkunun yarattığı o ani heyecanı yaşamışızdır,
racing heart, sweating palms ve fast breathing
Birbirine paralel üç isim öbeği yaygın fiziksel tepkileri adlandırır: a racing heart çok hızlı atan bir kalptir, sweating palms avuçların terlemesi anlamına gelir ve fast breathing hızlı bir tempoda nefes almaktır. Bir listede yan yana geldiklerinde bedenin korkuya verdiği tepkiyi kısa ve güçlü biçimde gösterirler. Aynı eşdizimler yoğun gerginliği veya fiziksel eforu da anlatabilir; racing burada yarış anlamına gelmez, palms ise ellerin iç yüzünü ifade eder.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki üç hedef ifadeyle tamamlayın: After the near miss, Maya noticed three fear responses: a ____, ____, and ____.
Cevabı göster
racing heart · sweating palms · fast breathing
But could these symptoms really BOO!!!! scare you?
0:06Peki bu belirtiler sizi gerçekten... BÖÖ!!!!... korkutabilir mi?
scared to death: abartı ve gerçek ölüm
Scared to death normalde “aşırı derecede korkmuş” anlamına gelen bir deyimdir. Death korkunun derecesini artırır; günlük kullanımda bu ifade genellikle birinin gerçekten öldüğünü veya gerçek bir tehlike içinde olduğunu iddia etmez. could you really be scared to death? sorusunda really ve soru biçimi, korkunun ölüme yol açması şeklindeki gerçek anlam olasılığını bilinçli olarak yeniden etkinleştirir. Böylece cümle hem bilinen bir abartı hem de konuyu ortaya koyan ciddi bir soru işlevi görür.
Alıştırma
Could a nightmare scare you to death? sorusunda scared to death neden özellikle etkilidir?
- Korkan kişinin zaten ölmüş olduğunu belirtir.
- Kişinin genel bir düşünce olarak ölümden korktuğu anlamına gelir.
- Bilinen bir abartıyı kullanırken korkunun gerçekten ölüme yol açabileceği olasılığını da gündeme getirir.
Cevabı göster
Bilinen bir abartıyı kullanırken korkunun gerçekten ölüme yol açabileceği olasılığını da gündeme getirir.
stem from the things that most frequently killed our ancestors. Öbek fiiller
0:18atalarımızı en sık öldüren şeylerden kaynaklandığını gösteriyor.
stem from: bir sonucun kaynağını belirtmek
stem from, “kaynaklanmak” veya “bir şeyden doğmak” anlamına gelir. Dil bilgisel özne sonuçtur; from’dan sonraki isim öbeği ise neden ya da kaynaktır. Orijinal cümlede today's most common fears sonuç, ataların karşılaştığı ölümcül şeyler ise kaynaktır. Bu ifade, bir şeyi kökenine kadar izleyerek açıklamak için sıkça kullanılır. Söz konusu köken tarihsel olabilir veya sonuca katkıda bulunan bir neden olabilir; tek ve doğrudan bir tetikleyici olması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “kaynaklanmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Many customer complaints ____ confusing instructions.
Cevabı göster
stem from
natural environment phobias like the fear of heights,
0:23yükseklik korkusu gibi doğal çevre fobileri,
and blood injection injury phobias like the fear of needles
0:28ve iğne korkusu gibi kan, enjeksiyon ve yaralanma fobileri
Hayvan fobileri... doğal çevre fobileri... durumsal fobiler... kan-enjeksiyon-yaralanma fobileri
Vurgulanan her ifade geniş bir kategori adıdır: phobias’tan önceki sözcükler, korkuyu tetikleyen nesne veya durum türünü belirtir. Bunlar çeşitli özel fobileri içerebilen kategorilerdir; dört ayrı korkunun adı değildir. Animal phobias, örneğin örümcekler gibi hayvanlarla ilgilidir. natural environment phobias; yükseklik, fırtına veya su gibi doğal çevre özellikleriyle ilgilidir. situational phobias, uçmak veya kapalı alanlarda bulunmak gibi durumlara girmek ya da bu durumlarda bulunmakla ilgilidir; klostrofobi buna örnektir. blood injection injury phobias ise kan, enjeksiyon veya iğne ve yaralanmayla ilgili uyaranları kapsayan tek bir birleşik kategoridir.
Alıştırma
Kalabalık bir asansörün içinde bulunmanın tetiklediği yoğun korku hangi kategoriye en uygun şekilde girer?
- situational phobias
- Animal phobias
- natural environment phobias
- blood injection injury phobias
Cevabı göster
situational phobias
make sense: mantıklı veya anlaşılır olmak
Bu cümlede make sense, “mantıklı veya açıklanabilir olmak” anlamına gelir. Daha önce anılan korkular, insanların tekrar tekrar karşılaştığı tehditlerle örtüştüğü için bu korkuların varlığı anlaşılabilirdir. make sense yapısının öznesi, değerlendirilen şeydir. Kalıp something makes sense biçimindedir ve hem mantıksal tutarlılığı hem de bir şeyin kolay anlaşılıp anlaşılmadığını değerlendirebilir.
Alıştırma
Cümleyi “mantıklıdır” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Given the evidence, the conclusion ____.
Cevabı göster
makes sense
neden bildiren as
Burada as, korkuların neden mantıklı olduğunu açıklayan sebebi verir: İnsan evrimi boyunca tehdit olarak kalmışlardır. Bu kullanımda as, because anlamına gelir. as sözcüğünü tek başına değil, yan cümleler arasındaki ilişkiyi okuyun. İkinci yan cümle, ilk iddianın neden doğru olduğunu açıklar; temel işlevi iki olayı aynı zamana yerleştirmek değildir.
Alıştırma
“The outdoor concert was moved indoors as heavy rain was forecast,” cümlesinde as ne anlama gelir?
- çünkü
- aynı şekilde
- -iken
Cevabı göster
çünkü
the genes preparing us to instinctively avoid them Dilbilgisi
0:39içgüdüsel olarak onlardan kaçınmamızı sağlayan genler
Bir sonucu başlatan As a result,
“As a result,” sonraki yan cümleyi önceki durumun bir sonucu olarak sunan bir cümle bağlayıcısıdır. Burada belirli tehditlerin uzun süre var olması nedeniyle bu genlerin daha yaygın hâle geldiğini anlatır. Yalnızca daha sonra ne olduğunu belirtmek yerine neden-sonuç ilişkisine dayalı bir açıklama kurar. Bir yan cümlenin başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
Sonuç cümlesini doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The temperature dropped below freezing overnight. ____, the lake was covered with a thin layer of ice by morning.
- Meanwhile
- As a result
- As a result of
Cevabı göster
As a result
Arkadan niteleyici olarak preparing us to instinctively avoid them
“preparing us to instinctively avoid them”, the genes ifadesinden sonra yer alan bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Genleri etkileri aracılığıyla tanımlayarak the genes ifadesini arkadan niteler. Cümlenin ana fiili değildir; çekimli ana fiil became sözcüğüdür. Kalıp, isim + -ing yan cümlesi biçimindedir ve yaklaşık olarak the genes that prepared us to instinctively avoid them şeklinde genişletilebilir. Yan cümle içindeki prepare + someone + to-infinitive yapısı, birini bir şeyi yapmaya hazır veya eğilimli hâle getirmek anlamına gelir. Burada genler, insanları daha önce sözü edilen tehditlerden otomatik olarak kaçınmaya yatkın hâle getirir.
Alıştırma
Asıl cümlede “preparing us to instinctively avoid them” ne işlev görür?
- “them” ifadesini niteler ve tehditleri anlatır.
- “the genes” ifadesini niteler ve bu genlerin etkisini anlatır.
- Ana fiildir ve genlerin şu anda ne yaptığını gösterir.
Cevabı göster
“the genes” ifadesini niteler ve bu genlerin etkisini anlatır.
genes that did not ... faded away: eksilti ve cümlecik sınırları
that did not ilgi cümleciğinde did geçmiş zamanı taşır ve not sonrasında daha önce belirtilen prepare us to avoid those threats fiil öbeğinin atlanmasına olanak verir. Bu ilgi cümleciği hangi genes öğesinin kastedildiğini, yani bizi bu şekilde hazırlamayan genleri belirtir. faded away, öznesi genes olan ana cümlenin fiilidir. Yapı while [genes [that did not ...]] [faded away] biçimindedir; did not faded away tek bir fiil öbeği değildir.
Alıştırma
Cümledeki iki fiil biçimini doğru açıklayan çözümleme hangisidir?
- did not faded away, geçmiş zamanda olumsuzluk bildiren tek bir fiil öbeğidir.
- did not, tekrarlanan fiil öbeğinin atlandığı ilgi cümleciğini bitirir; faded away, öznesi genes olan ana fiildir.
- faded away ilgi cümleciğine aittir ve ana cümlede fiil yoktur.
Cevabı göster
did not, tekrarlanan fiil öbeğinin atlandığı ilgi cümleciğini bitirir; faded away, öznesi genes olan ana fiildir.
you may have inherited it from your parents. Dilbilgisi
0:47onu anne babanızdan miras almış olabilirsiniz.
Chances are, ... ile muhtemel bir sonuç belirtmek
Chances are, cümle başında kullanılan ve bir şeyin muhtemel olduğunu belirten konuşma diline özgü bir ifadedir. Ardından gelen yargıyı kesinlik olarak değil, güçlü bir olasılık olarak sunar. Genellikle virgülden ve tam bir cümlecikten önce gelir: Chances are, + özne + fiil. Burada korkunun kalıtsal olabileceğini konuşanın muhtemel gördüğü bir sonuç olarak çerçeveler.
Alıştırma
Bir arkadaşınız koyu bulutları görüyor ve kesin olmasa da yağmur yağmasının muhtemel olduğunu düşünüyor. Bu yargıyı en iyi hangi cümle ifade eder?
- There is no chance that it will rain before dinner.
- Chances are, it will rain before dinner.
- It will definitely rain before dinner.
Cevabı göster
Chances are, it will rain before dinner.
may have inherited: geçmişe ilişkin olası bir açıklama
May have inherited, may + have + geçmiş zaman ortacı inherited yapısından oluşan bir modal perfect yapıdır. Kalıtımı, hâlihazırda var olan bir korkunun geçmişteki olası açıklamalarından biri olarak sunar. Burada may izin değil, belirsiz bir olasılık ifade eder. Have, ayrı bir present perfect yüklemi değil, modal perfect yapının bir parçasıdır.
Alıştırma
May have inherited özgün cümlede ne anlama geliyor?
- Anne baba şu anda korkuyu seçiyor.
- Korkunun geçmişte miras alınmış olması mümkündür.
- Kişinin korkuyu miras almasına izin vardır.
- Korku ileride kesinlikle miras alınacaktır.
Cevabı göster
Korkunun geçmişte miras alınmış olması mümkündür.
day-to-day learning also helps shape your personal fears. Dilbilgisi
0:50günlük hayatta öğrendikleriniz de kişisel korkularınızı şekillendirmeye yardımcı olur.
helps shape: help + fiilin yalın hâli
Helps shape, help + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Helps, tekil özne day-to-day learning ile uyumludur; shape ise help fiilinin fiil tamamlayıcısı olduğu için yalın hâlde kalır. Help to shape kullanımı da mümkündür, ancak burada to gerekli değildir. Shape burada mecaz anlamdadır: günlük deneyimler, bir nesneye fiziksel şekil vermek yerine kişisel korkuların zamanla oluşmasına katkıda bulunur. Aynı kalıp, bir etkenin bir süreci nasıl desteklediğini veya etkilediğini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan doğru fiil biçimini seçin: Regular feedback helps ___ your writing over time.
- improve
- improving
- improves
- improved
Cevabı göster
improve
At the end of the day: nihai bir sonuç sunmak
Bu cümlede “At the end of the day”, “önemli olan her şey değerlendirildiğinde” veya “sonuçta” anlamına gelen bir deyimdir. Konuşmacının önceki tartışmadan ana sonuca geçtiğini gösterir. Burada akşam vaktini ifade etmez. Yararlı bir okuma ipucu şudur: ifade planlanmış bir olay yerine genel bir yargıyı tanıtıyorsa onu bir sonuç işareti olarak yorumlayın.
Alıştırma
Bu cümlede “At the end of the day” ne işlev görüyor?
- Tehdidin yalnızca akşam ortaya çıktığını söyler.
- Korkuyu kontrol etmek için bir son tarih verir.
- Konuşmacının genel sonucunu sunar.
Cevabı göster
Konuşmacının genel sonucunu sunar.
It's not X, but instead Y, that Z: düzeltici vurgu
Bu, düzeltici vurgu için kullanılan bir it-cleft yapısıdır: “not X, but instead Y” karşıtlığı belirler, “that Z” ise vurgulanan unsur hakkındaki ifadeyi tamamlar. Burada X the actual threat, Y your perception of the threat ve Z controls the amount of fear you'll feel bölümüdür. Yapı bir adayı reddeder ve gerçek odak olarak onun yerine başka bir adayı koyar. Sondaki that, cleft yapısının bir parçasıdır; vurgulanan karşıtlığı controls ile bağlar ve yalnızca hemen önündeki threat sözcüğünü niteleyen sıradan bir ilgi zamiri olarak okunmamalıdır.
Alıştırma
Cümleyi düzeltme odaklı cleft yapısıyla tamamlayın: “It is ____ the price, ____ the waiting time, ____ bothers customers.”
Cevabı göster
not · but instead · that
The short answer is yes: ayrıntıdan önce sonuç
The short answer is yes ifadesi önce doğrudan sonucu verir: evet ya da hayırla yanıtlanan sorunun cevabı evettir. Cevabın short olarak adlandırılması, bunun yalnızca ana sonuç olduğunu gösterir. Ardından koşullar, istisnalar, kanıtlar veya açıklamalar gelebilir; dolayısıyla ifade bilgiyi önce sonuç, sonra ayrıntı şeklinde düzenler.
Alıştırma
Cümleyi, hemen sonucu veren ve ardından koşulların geleceğini gösteren beş sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Can the medication cause drowsiness? ____. The risk is low, and it depends on the dose.
Cevabı göster
The short answer is yes
Not to scare you, of course: ifadeyi yumuşatan bir açıklama
Not to scare you, konuşma dilinde kullanılan eksiltili bir ara sözdür ve “I do not mean to scare you.” anlamına gelir. Konuşanın niyetini açıklar; kelimesi kelimesine “in order not to scare you” anlamında değildir. Kaygı verici bir cevaptan sonra kullanıldığında dinleyeni rahatlatır ve bilginin duygusal etkisini azaltır. Of course ifadeyi daha da yumuşatır ve bilgi gerçekten korkutucu olduğu için hafif, kuru bir mizah da yaratabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda “Not to scare you, of course.” ne işe yarar?
- Dinleyeni korkutmanın konuşanın amacı olduğunu söyler.
- Dinleyene olası bütün tehlikeleri görmezden gelmesini söyler.
- Konuşanın dinleyeni korkutma niyetini reddederken kaygı verici ifadeyi de yumuşatır.
Cevabı göster
Konuşanın dinleyeni korkutma niyetini reddederken kaygı verici ifadeyi de yumuşatır.
depend greatly on how healthy your heart is. Dilbilgisi
1:06büyük ölçüde kalbinizin ne kadar sağlıklı olduğuna bağlıdır.
depend greatly on + how ile kurulan dolaylı soru yan cümlesi
Depend on, bir sonucu kontrol eden veya etkileyen faktörü belirtir. Burada greatly bu bağı güçlendirir; how healthy your heart is ise ihtimalin bağlı olduğu kalp sağlığı derecesini ifade eder. How healthy your heart is daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş dolaylı soru yan cümlesi olduğu için düz cümle söz dizimini kullanır: your heart öznesi is fiilinden önce gelir. Bir sonucun bir dereceye göre değiştiğini anlatmak için depend on + how + sıfat/zarf + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Parantez içindeki sorudan hareketle cümleyi how ile kurulmuş dolaylı soru yan cümlesiyle tamamlayın: The decision depends on ____. (How reliable is the data?)
Cevabı göster
how reliable the data is
fight or flight response: savaş ya da kaç tepkisi
Fight or flight response, bedenin algılanan bir tehdide verdiği otomatik stres tepkisinin yerleşik adıdır. Fight tehlikeyle yüzleşmeye hazırlanmayı, flight ise tehlikeden kaçmaya hazırlanmayı ifade eder. Bu cümlede tepki bilinçli olarak seçilmez; korku tarafından tetiklenir ve adrenalin salgılanması gibi değişikliklere yol açar. Buradaki flight, uçak yolculuğu veya gerçekten uçmak değil, kaçmak anlamındadır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. İfadenin hem fight hem de flight sözcüklerini içerip içermediğine odaklanın.
- The body can trigger a fight or flight response in an emergency.
- The body can trigger a flight response in an emergency.
- The body can trigger a fight response in an emergency.
Cevabı göster
The body can trigger a fight or flight response in an emergency.
Edilgen süreç fiilleri: is triggered ... is released
is triggered ve is released, be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki geniş zaman edilgen fiil öbekleridir. İlk yapının öznesi your fight or flight response, ikincisinin öznesi ise adrenaline sözcüğüdür. Edilgen yapı, bu olayları gerçekleştiren biyolojik mekanizmaları adlandırmak yerine iki olaya ve aralarındaki neden-sonuç sırasına odaklanır. When you're scared tetikleyici koşulu verir; and ise iki tam edilgen cümleciği bağlar.
Alıştırma
Süreç açıklamasını is triggered ve is released ile tamamlayın: When the sensor detects smoke, an alarm ____, and pressure ____ through the vent.
Cevabı göster
is triggered · is released
to pump more blood and oxygen to your muscles.
1:14ve kaslarınıza daha fazla kan ve oksijen pompalar.
making the heart beat quicker yapısında sonuç ve ettirgenlik
Making, önceki olayın sonucunu belirtir: adrenalinin salgılanması, bu ifadede açıklanan etkiye yol açar. Bu, bir ortaç cümleciğidir; yeni bir ana cümle ya da özne görevinde bir isim değildir. İfadenin içinde making, make + nesne + fiilin yalın hâli ettirgen yapısını kullanır: make the heart beat. Atma eylemini gerçekleştiren the heart sözcüğüdür; beat, to almadan yalın hâlde kalır. quicker ise hızın arttığını belirtir.
Alıştırma
make ve beat fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The music grew louder, ____ everyone's heart ____ faster.
Cevabı göster
making · beat
But something really scary can kick this into overdrive. Deyimler
1:19Ancak gerçekten korkunç bir şey bu sistemi aşırı çalıştırabilir.
kick this into overdrive: tepkiyi aşırı düzeyde hızlandırmak
Bu cümlede kick this into overdrive, savaş ya da kaç tepkisinin çok daha yoğun ve potansiyel olarak aşırı bir düzeyde çalışmasına yol açmak demektir. This sözcüğü bu tepkiye gönderme yapar; kick ise fiziksel bir eylem değil, mecazdır. Yeniden kullanılabilen kalıp kick + something + into overdrive şeklindedir. Ani bir gücün veya tetikleyicinin bir sistemi, süreci ya da etkinliği öncekinden çok daha yoğun veya hızlı çalıştırmasını anlatır. Overdrive araçların aktarma sistemiyle ilgili bir terimden gelir, ancak bu deyimde alışılmadık derecede yoğun çalışmayı belirtir; gerçek bir sürüş söz konusu değildir.
Alıştırma
Cümleyi kick something into overdrive kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last night's emergency ____, and the team processed twice its usual number of requests.
Cevabı göster
kicked the support center into overdrive
Too much and your heart simply can't keep up, Notlar
1:23Adrenalin çok fazla olduğunda kalbiniz buna ayak uyduramaz,
Too much and ... can't keep up: sıkıştırılmış koşul-sonuç yapısı
Too much and your heart simply can't keep up, koşul ve sonucu sıkıştırılmış biçimde veren bir yapıdır. Too much, “miktar veya yoğunluk aşırı olursa” koşulunu sağlar. And ise eş düzeyde başka bir olgu eklemek yerine sonucu tanıtır. Yeniden kullanılabilen kalıp koşul ifadesi + and + sonuç cümleciği şeklindedir. İlk bölümde tam bir if cümleciği yerine kısa bir ifade kullanılabilir: One more delay and we'll miss the train.
Alıştırma
Sıkıştırılmış koşul-sonuç kalıbını sonucu tanıtan bağlaçla tamamlayın: One more delay ____ we'll miss the last train.
Cevabı göster
and
can't keep up: ayak uyduramamak
Bu cümlede can't keep up, kalbin aniden büyük ölçüde artan bir talebi karşılayacak kadar hızlı çalışamaması anlamına gelir. Örtük olan hız, önden giden bir kişi ya da nesneden değil, bu talepten kaynaklanır. Keep up burada geçişsiz bir öbek fiildir. Bir hıza, iş yüküne, değişim oranına veya ilerleme düzeyine ayak uydurmayı anlatabilir; tek başına ya da keep up with + isim yapısıyla kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “aynı hızda devam etmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The class moved so quickly that I couldn't ____.
Cevabı göster
keep up
and even stop it from beating altogether. Dilbilgisi
1:26ve hatta kalbin atmasını tamamen durdurabilir.
stop it from beating yapısı
stop + nesne + from + -ing kalıbı, nesnenin bir eylemi yapmasını engellemek anlamına gelir. Burada it, heart sözcüğüne gönderme yapar ve beating kalbin eylemidir; dolayısıyla stop it from beating, kalbin atmaya devam etmesini engellemek demektir. Nesne, -ing eylemini yapacak olan kişi ya da şeydir: stop the child from running ve stop water from entering. Bu yapı, kimin ya da neyin engellendiğini açıkça gösterir.
Alıştırma
enter fiilini kullanarak engelleme kalıbını tamamlayın: The locked gate stopped visitors ____ the private area.
Cevabı göster
from entering
Hundreds of athletes have experienced a fatal rush of adrenaline
1:29Yüzlerce sporcu ölümcül bir adrenalin patlaması yaşamıştır
as a result of simulated threats during intense competition, Kalıp ifadeler
1:32yoğun müsabaka sırasında gerçekmiş gibi algılanan tehditler yüzünden,
as a result of + isim öbeği
Bu cümlede as a result of, simulated threats isim öbeğini getirir ve daha önce sözü edilen adrenalin patlamasının nedenini belirtir. Bu yapı önce sonucu, ardından nedeni sunar: sonuç + as a result of + isim öbeğiyle ifade edilen neden.
Alıştırma
Cümleyi hangi seçenek doğru tamamlar? The flight was delayed ___ thick fog.
- as a result of
- As a result,
- because
Cevabı göster
as a result of
“you're no safer”: no + karşılaştırma biçimi
no safer ifadesinde no, safer karşılaştırma biçimini niteler. no + karşılaştırma yapısı, belirtilen veya bağlamdan anlaşılan karşılaştırma noktasına göre “hiç daha ... değil” anlamına gelir. Buradaki karşılaştırma bağlamdan anlaşılır: tribünlerde olmak, müsabakaya katılmaktan daha güvenli değildir. Bu ifade tek başına “daha tehlikeli” anlamına gelmez. İki durum aynı derecede güvensiz olabilir veya tribünler daha kötü olabilir; cümle yalnızca bir güvenlik avantajını reddeder.
Alıştırma
"This backup route is no safer than the main road" cümlesi ne anlama gelir?
- Ana yoldan hiç daha güvenli değildir.
- Ana yoldan biraz daha güvenlidir.
- Ana yoldan kesinlikle çok daha tehlikelidir.
Cevabı göster
Ana yoldan hiç daha güvenli değildir.
In the stands: seyirci oturma alanında
in the stands ifadesindeki stands, seyircilerin bir spor etkinliğini izlediği basamaklı oturma alanını belirten çoğul bir isimdir. Burada, seyirci bölümündeki kişilerin de daha güvende olmadığı anlamına gelir. Bu kullanımın “ayakta durmak” anlamındaki stand fiiliyle ilgisi yoktur. in the stands kalıbı seyircinin bulunduğu yeri belirtir ve genellikle sahadaki, korttaki veya pistteki oyuncu ve görevlilerin konumuyla karşılaştırılır.
Alıştırma
Cümleyi “seyirci oturma alanında” anlamındaki üç sözcüklü spor ifadesiyle tamamlayın: The players were on the court, while their families sat ____ and cheered.
Cevabı göster
in the stands
more than doubled in countries and cities Dilbilgisi
1:40ev sahibi takımın elendiği ülke ve şehirlerde
More than doubled: başlangıç miktarının iki katını aşmak
More than doubled, kalp krizi sayısını tanımlayan geçişli olmayan, geçmiş zamanlı bir fiil öbeğidir. Doubled sayının önceki seviyesinin iki katına ulaştığını; more than ise sonucun başlangıç seviyesinin iki katından fazla olduğunu belirtir. Önceki sayı 100 ise sonraki sayının 200'den büyük olması bu ifadeye uyar. Bu, %100'den fazla artış demektir; yalnızca herhangi bir artış ya da %200 artış anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir hizmetin kampanya öncesinde 1.000 abonesi vardı. Abone sayısı more than doubled ise sonraki değerlerden hangisi bu ifadeye uygundur?
- 1.800 abone
- tam olarak 2.000 abone
- 2.300 abone
Cevabı göster
2.300 abone
So, should you lock yourself away in a closet Öbek fiiller
1:44Öyleyse kendinizi bir dolaba mı kilitlemelisiniz
“lock yourself away”: kendini bilinçli olarak soyutlamak
Bu cümlede lock yourself away, kişinin kendisini kasıtlı olarak diğer insanlardan ve dış dünyadan soyutlaması anlamına gelir. Away, ayrılık veya inzivaya çekilme fikrini ekler; bir nesneyi uzaktaki bir yere kilitlemek anlamına gelmez. Dolap ayrıntısı, soruyu bilinçli olarak aşırı hâle getirir. Konuşmacı bunu gerçekten önermiyor; korkuya karşı tamamen kendini soyutlamanın makul bir tepki olup olmadığını soruyor.
Alıştırma
Cümleyi “lock yourself away” ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After weeks of unwanted attention, the actor decided to ____ and avoid all visitors.
Cevabı göster
lock himself away
while scientists don't know exactly who is most vulnerable, Dilbilgisi
1:48bilim insanları kimin en savunmasız olduğunu tam olarak bilmese de
extremely low for people with healthy functioning hearts.
1:53kalbi sağlıklı çalışan insanlarda son derece düşüktür.
“while ... we do know that ...”: belirsizlik ile kesinliği dengelemek
Burada while, ödünleyici bir karşıtlık kurar: önce bilim insanlarının tam olarak kimin daha savunmasız olduğunu bilmemesi bir sınırlama olarak kabul edilir, ardından ana cümle daha kesin bir sonuç sunar. Buradaki anlamı yaklaşık olarak “-mesine rağmen”dir; “-dığı sırada” değildir. we do know that ifadesinde do, olumlu bir cümlede kullanılan vurgulayıcı yardımcı fiildir. Önceki belirsizliğe rağmen sonraki iddianın gerçekten kanıtlanmış olduğunu vurgular. while X is uncertain, we do know that Y kalıbı, kanıtların henüz gösteremediği şeylerle desteklediği sonuçları birbirinden ayırmayı sağlar.
Alıştırma
Kanıtları dengeli biçimde sunan cümleyi while ve vurgulayıcı do ile tamamlayın: ____ researchers cannot predict every reaction, they ____ know that serious cases are rare.
Cevabı göster
While · do
incidence: nüfus düzeyinde görülme oranı
Bilimsel ve tıbbi İngilizcede incidence, bir rahatsızlığın veya olayın yeni vakalarının belirli bir nüfusta, çoğunlukla belirtilen bir dönem içinde ortaya çıkma sıklığıdır. Burada the incidence is extremely low, korkulan sonucun kalbi sağlıklı ve düzgün çalışan kişilerde çok nadir gerçekleştiği anlamına gelir. Incidence, riski nüfus düzeyinde bir istatistik olarak sunar; tek bir incident anlamına gelmez ve hâlihazırda bir rahatsızlığı bulunan kişilerin oranını da kendiliğinden ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede incidence doğru kullanılmıştır?
- The incidence shows how many people already have the condition, regardless of when it began.
- The nurse wrote down one incidence that happened in room 12.
- The incidence of the infection was low among vaccinated adults.
Cevabı göster
The incidence of the infection was low among vaccinated adults.
More food for thought is thought itself. Deyimler
1:56Düşünülmesi gereken bir diğer şeyse düşüncenin ta kendisidir.
food for thought ... thought itself: deyime dayalı kelime oyunu
Food for thought, üzerinde düşünmeye değer bir fikir veya konu anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir; food burada gerçek anlamda yiyecek değildir. More food for thought genellikle üzerinde düşünülecek başka bir noktayı tanıtır. Cümle daha sonra thought sözcüğünü düşünme şeklindeki zihinsel etkinliği anlatan olağan anlamıyla tekrarlar: düşüncenin kendisi bir sonraki konu olur. Deyimsel anlamdan olağan anlama geçiş kelime oyununu oluşturur ve korku hakkında düşünme biçiminin verilen tepkiyi etkileyebileceği fikrine mizahi bir geçiş yapar.
Alıştırma
Cümledeki kelime oyununu oluşturan nedir?
- Önce food for thought ifadesini deyim olarak, ardından thought sözcüğünü düşünme etkinliği anlamında kullanır.
- Thought sözcüğünü hiçbir anlam değişikliği olmadan tam olarak aynı işlevle iki kez kullanır.
- İnsanların düşünebilmeden önce daha fazla yiyeceğe ihtiyaç duyduğunu söyler.
Cevabı göster
Önce food for thought ifadesini deyim olarak, ardından thought sözcüğünü düşünme etkinliği anlamında kullanır.
Training ourselves to think differently about fears Dilbilgisi
1:59korkular hakkında farklı düşünmek üzere kendimizi eğitmek
can actually reduce the amount of adrenaline they produce.
2:01onların ürettiği adrenalin miktarını gerçekten azaltabilir.
It turns out that: sonradan öğrenilen bir gerçeği tanıtmak
It turns out that, araştırma, deneyim ya da olayların devamı sonucunda açıklığa kavuşan bir gerçeği tanıtır. Bu cümlede yeni ortaya çıkan sonuç, korkular hakkında düşünme biçimimizi değiştirmenin onların ürettiği adrenalini azaltabileceğidir. Yapı It turns out that + tam bir yan cümledir. Genellikle “sonuçta ... olduğu anlaşıldı” veya “... olduğunu öğrendik” anlamı taşır ve bazen önceki bir varsayımı düzeltir; buradaki turn out gerçek anlamda bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Kontrol sonrasında öğrenilen bir gerçeği tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the file was saved in the wrong folder.
Cevabı göster
It turns out that
Training ourselves ...: özne görevindeki -ing öbeği
Training ourselves to think differently about fears, can actually reduce ifadesinin öznesi olarak görev yapan, isim işlevli bir -ing öbeğidir. Belirli kişileri değil, bir etkinliği soyut konu olarak adlandırır; belirtilen etkiye sahip olan bu etkinliktir. Önünde herhangi bir be biçimi bulunmadığı için training, şimdiki zamanın ilerleyen yapısının bir parçası değildir. Ourselves, training fiilimsisinin dönüşlü nesnesidir ve eğitimi yapan kişilere geri gönderimde bulunur; ilişki yaklaşık olarak we train ourselves biçimindedir.
Alıştırma
Parantezdeki fiili, etkinliği özne yapan biçime dönüştürün: ____ every day can expand your vocabulary. (read)
Cevabı göster
Reading
Kısmi olumsuzluk için not always
Not always kısmi bir olumsuzluktur; “her durumda veya her zaman değil” anlamına gelir. Bu cümlede söz konusu eylem bazen kolay olabilir, ancak zor olduğu zamanlar da vardır. Bu ifade, iddiayı mutlak hâle getirmek yerine kapsamını sınırlar. Konuşanın, her seferinde zor olduğunu söylemeden tekrarlanan bir güçlüğü kabul etmesini sağlar.
Alıştırma
“But that's not always easy” ne anlama gelir?
- Bazen kolay, bazen zordur.
- Her seferinde kolaydır.
- Her seferinde zordur.
Cevabı göster
Bazen kolay, bazen zordur.
our friend Matthew Santoro just released a video
2:07arkadaşımız Matthew Santoro kısa süre önce bir video yayımladı:
on 10 extremely bizarre phobias people actually have,
2:09İnsanların gerçekten sahip olduğu son derece tuhaf 10 fobiyi anlatıyor
“Göz atmak” anlamındaki check out
Burada check out, “göz atmak, izlemek veya keşfetmek” anlamına gelir. Nesne daha önce sözü edilen bir videodur; dolayısıyla bu yan cümle, o videoya biraz ilgi gösterilmesini önerir. Otelden ayrılmakla veya bir satın alma işleminin ödemesini yapmakla ilgili değildir. Ayrılabilen bir öbek fiil olduğu için isim nesnesi out sözcüğünden sonra veya iki sözcüğün arasına gelebilir: check out the video / check the video out. Zamir mutlaka ortaya gelmelidir: check it out denir, check out it denmez.
Alıştırma
“Göz atmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille gayriresmî öneriyi tamamlayın: If you like astronomy, you should ____ this channel.
Cevabı göster
check out
are sure to + fiil: güçlü bir öngörü
“that are sure to blow your mind” ilgi cümleciğinde are sure to, “gerçekleşmesi kuvvetle bekleniyor” anlamına gelir. Özne fact videos, öngörülen sonuç ise blow your mind ifadesidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp özne + be + sure to + fiilin yalın hâlidir. Açık bir öznesi bulunan bildirme cümlesinde, gerçekleşecek sonuçla ilgili güçlü bir beklenti ifade eder; Be sure to + fiil biçimindeki talimat değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “neredeyse kesinlikle” anlamındaki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: This shortcut ____ save you time.
Cevabı göster
is sure to
blow your mind: sizi fazlasıyla hayrete düşürmek
Blow your mind, “sizi hayrete düşürmek, şaşkına çevirmek veya derinden etkilemek” anlamına gelen, gerçek anlamda kullanılmayan güçlü bir deyimdir. Zihinde fiziksel olarak bir şey gerçekleşmez. Burada bilgi videolarını son derece şaşırtıcı gösterir ve coşkulu bir tavsiyeyi destekler. Blow + iyelik belirleyicisi + mind kalıbındaki iyelik sözcüğü kişiye göre değişebilir: blow my mind, blow her mind vb.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “sizi fazlasıyla hayrete düşürmek” anlamındaki üç sözcüklü gündelik deyimle tamamlayın: The planetarium's new show will ____.
Cevabı göster
blow your mind
Haven't ordered ... yet: şu ana kadar tamamlanmamış eylem
if yan cümlesindeki haven't ordered, present perfect'ın olumsuz biçimidir: have not + past participle. Sipariş verme eyleminin şu ana kadar hiçbir zaman gerçekleşmediğini anlatır; eylemin yapılmamasını sona ermiş belirli bir geçmiş ana yerleştirmez. Buradaki yet, “şu ana kadar, henüz” anlamındadır. Beklenen eylemin hâlâ yapılmamış ancak yapılabilir olduğunu vurgular. Böylece koşul, dinleyicinin mevcut durumunu şimdi harekete geçmesi için bir nedene dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi submit fiilinin olumsuz present perfect biçimi ve yet ile tamamlayın: If you ____ the form ____, please do it today.
Cevabı göster
haven't submitted · yet
What are you waiting for? ile harekete geçmeye teşvik
Buradaki What are you waiting for? retorik bir sorudur: konuşan kişi dinleyiciden beklediği nesneyi veya olayı söylemesini istemez. Gecikmek için geçerli bir neden olmadığı anlamına gelir ve dinleyiciyi şimdi harekete geçmeye çağırır. Kitabın sipariş edilmemiş olması koşulunun ardından gelen soru, sipariş vermeye yönelik doğrudan bir tanıtım çağrısı işlevi görür. Daha genel olarak aynı sözler enerjik bir teşvik sağlayabilir, ancak ifadenin gücü bağlama ve ses tonuna bağlıdır.
Alıştırma
Bu kullanım uygun mu? Yakın arkadaşınız dans kursuna katılmak istediğini söylüyor ancak sürekli tereddüt ediyor; siz de sıcak bir tonla “What are you waiting for? Sign up!” diyorsunuz.
- Hayır, her zaman beklenen bir şeyi sormak zorundadır.
- Evet, harekete geçmek için enerjik bir teşviktir.
Cevabı göster
Evet, harekete geçmek için enerjik bir teşviktir.
We'll be doing: planlanmış bir etkinlik için future continuous
We'll be doing, will + be + -ing yapısıyla kurulan future continuous biçimidir. Burada çekilişleri, gelecekteki bir dönem boyunca gerçekleşecek ve muhtemelen birden fazla kez yapılacak planlanmış bir etkinlik olarak sunar; konuşma anında verilmiş bir karar olarak değil. Bu zaman, duyuru yapan kişinin gelecekteki bir etkinlik sırasında insanların nelerin gerçekleşmesini bekleyebileceğini anlatmasını sağlar. Planı kesinleşmiş ve sakin gösterir; eylemin gelecekteki tek bir kesin anda devam ediyor olması gerekmez.
Alıştırma
“We'll be running workshops every afternoon during the festival,” cümlesinde future continuous en doğal olarak neyi ifade eder?
- Gelecekteki etkinlik sırasında tekrarlanacak planlanmış bir faaliyet
- Festivalden önce tamamlanmış bir faaliyet
- Festival bittikten sonra verilmiş ani bir karar
Cevabı göster
Gelecekteki etkinlik sırasında tekrarlanacak planlanmış bir faaliyet
with tons of prizes to those who have pre-ordered,
2:27ön sipariş verenlere tonlarca ödül dağıtacağız,
a bunch of ... tons of: büyük miktarlar için gündelik ifadeler
A bunch of ve tons of, miktarı bilinçli olarak kesin biçimde belirtmeyen gündelik ifadelerdir. Bu cümlede a bunch of birçok çekiliş, tons of ise çok büyük sayıda ödül anlamına gelir. Burada tons of mecazidir; ağırlıktan söz etmez. Her iki ifade de kesin bir sayı vermek yerine konuşma diline coşkulu bir vurgu katar.
Alıştırma
Hangi sürüm yaklaşık miktar anlamını korurken resmî bir etkinlik raporuna en uygundur?
- We will run many promotional giveaways and offer a large number of prizes to customers who pre-ordered.
- We will run a bunch of promotional giveaways and offer tons of prizes to customers who pre-ordered.
- We will run one promotional giveaway and offer exactly two prizes to every customer.
Cevabı göster
We will run many promotional giveaways and offer a large number of prizes to customers who pre-ordered.
miss out ve miss out on something
Bu cümlede miss out, değerli bir şeyi elde etme veya yaşama fırsatını kaybetmek anlamına gelir. Önceki bölümde hediyelerden ve ödüllerden söz edildiği için belirli fırsat açıkça belirtilmemiştir. İfade ayrıca ikna edici bir aciliyet katar: şimdi harekete geçin, yoksa bu avantajı kaybedebilirsiniz. Fırsat bağlamdan anlaşılıyorsa miss out tek başına kullanılabilir. Fırsatı açıkça adlandırırken miss out on + isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi miss out ve gerekli edatla tamamlayın: Sign up by Friday so you don't ____ the early-bird discount.
Cevabı göster
miss out on
and subscribe for more weekly science videos.
2:34ve her hafta yeni bilim videoları için abone olun.