Hayvanlar aleminde yamyamlık - Bill Schutt: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu ders, yamyamlığın yalnızca açlığa karşı verilen çaresiz bir tepki değil, hayvanlar âleminde olağan bir hayatta kalma stratejisi olduğunu açıklıyor. Kürek ayaklı kurbağalar, balıklar, köpekbalıkları, memeliler, kuşlar ve örümceklerden örneklerle bunun rekabeti azaltabildiğini, savunmasız yavruları eleyebildiğini, güçlü bireyleri besleyebildiğini ve üremeyi destekleyebildiğini gösteriyor; sonunda da doğayı insan ölçütleriyle yargılamayı sorguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. While it may seem counterproductive — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İlk bakışta mantıklı görünen bir itirazı kabul ettikten sonra onu tersine çeviren kanıtları sunan ödünleyici girişi tanıyıp kullanmayı öğrenin. Bu kalıp, dinleyicinin ilk tepkisini küçümsemeden sezgilere aykırı bilimsel bir iddia ortaya koymaya yarar. 2. about as much individual recognition of their offspring as humans do for a handful of raisins. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: about as much ... as ... yapısının bir niteliğin derecesini iki durum arasında nasıl karşılaştırdığını anlayın. Bilerek abartılan bu karşılaştırma, yetişkin balıkların yavrularını neredeyse hiç ayırt edemediğini mizahla anlatır; bilimsel anlatımdaki benzetmeleri ve ince alayı yorumlamanıza yardım eder. 3. we sink our teeth into — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu deyimin bir şeyi gerçekten ısırmak değil, bir konuya ciddi ve istekli biçimde eğilmek anlamına geldiğini kavrayın. Sonuç bölümünde yeme eylemiyle kurulan gerçek anlam bağlantısı, yamyamlık üzerine bilinçli bir kelime oyunu yaratır ve son düşünceyi ana temaya bağlar.
Bu derste
spadefoot toad tadpoles hatch in tiny oases.
0:09kazıcı kurbağa iribaşları minik vahalarda yumurtadan çıkar.
ABD'deki bir bölge adı olarak the American Southwest
the American Southwest, yalnızca bir yön tarifi değil, Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısındaki yaygın olarak bilinen bir bölgenin adıdır. Bu bölge kuru iklimler ve geniş çöl manzaralarıyla güçlü biçimde ilişkilendirilir. Burada gereken temel arka plan şudur: çölde küçük su birikintileri geçici olabilir. Bu nedenle orada yumurtadan çıkan bir amfibi, su kaybolmadan önce gelişmek zorunda kalabilir.
Alıştırma
Cümledeki the American Southwest neyi ifade eder?
- Güney Amerika'da bulunan bir çöl
- Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısında yer alan, bilinen bir coğrafi bölge
- Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısında bulunan herhangi bir yer
Cevabı göster
Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısında yer alan, bilinen bir coğrafi bölge
Until they develop into toadlets: değişim noktasına kadar süren bir kısıtlama
Until they develop into toadlets, ana cümledeki kısıtlamanın sona erdiği noktayı belirten bir zaman yan cümlesidir. İribaşlar, bu gelişim gerçekleşmeden önceki bütün süre boyunca su dışında hayatta kalamaz. Olumsuz bir ana cümleyle can't ... until X çoğunlukla “X'ten önce mümkün değil” anlamına gelir. X gelecekte olsa bile until ile kurulan zaman yan cümlesinde develop gibi geniş zaman biçimi kullanılması normaldir.
Alıştırma
Cümledeki until yan cümlesi ile can't arasındaki ilişkiyi en iyi hangi yorum açıklar?
- Yavru kara kurbağalarına dönüşmeden önceki bütün süre boyunca su dışında hayatta kalabilirler.
- Su dışında hayatta kalamama durumu, yavru kara kurbağalarına dönüştükleri noktaya kadar devam eder.
- Yalnızca yavru kara kurbağalarına dönüştükleri anda su dışında hayatta kalma yeteneklerini kaybederler.
Cevabı göster
Su dışında hayatta kalamama durumu, yavru kara kurbağalarına dönüştükleri noktaya kadar devam eder.
But these ponds are transient and quickly evaporate. Kelime
0:18Ancak bu göletler geçicidir ve hızla buharlaşır.
transient: yalnızca kısa süre var olan
Burada transient, “yalnızca kısa bir süre devam eden” anlamında bir sıfattır. Göletlerin yakında kuruyacak geçici oluşumlar olduğunu, güvenilir ve kalıcı su kaynakları olmadığını anlatır. Bu sözcük sınırlı süreyi vurgular: transient bir condition, effect veya opportunity ortaya çıkar ve ardından geçip gider.
Alıştırma
Hangi cümlede transient doğru anlamıyla kullanılmıştır?
- The effect was transient, meaning it could never end.
- The effect was transient and disappeared within an hour.
- The effect was transient, so it remained unchanged for decades.
Cevabı göster
The effect was transient and disappeared within an hour.
in a race against the clock: acil bir son tarihle yarışmak
In a race against the clock, süre dolmadan veya acil bir son tarih gelmeden önce bir işi bitirmeye çalışmayı anlatan bir deyimdir. Saat gerçek bir rakip değildir; bu imge zaman baskısını bir yarışa dönüştürür. be in a race against the clock to + fiil kalıbı, acilen yapılması gereken işi belirtir. Cümlede to grow up, göletler yok olmadan önce gerçekleşmesi gereken şeyi açıklar.
Alıştırma
“Yoğun zaman baskısı altında” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The rescue team is in ____ to reach the hikers before dark.
Cevabı göster
a race against the clock
'their nurseries': yavru hayvanların büyüdüğü yaşam alanı mecazı
Bu cümlede their nurseries ifadesi, iribaşların yumurtadan çıkıp geliştiği geçici su birikintilerini anlatan bir mecazdır. İyelik belirleyicisi their, bu su birikintilerini yavrularla ilişkilendirir; ifade çocuk bakım merkezlerini veya özel olarak yapılmış tesisleri anlatmaz. Bir yaşam alanına nursery denmesi, oranın çok genç hayvanların büyüdüğü bir yer olma işlevini vurgular. Bu nedenle doğa yazılarında nursery, yavru hayvanların gelişimini destekleyen doğal bir alanı ifade edebilir.
Alıştırma
Örnekteki their nurseries neyi ifade ediyor?
- Genç bitkiler satan dükkânlar
- İnsanların çocuklara baktığı binalar
- İribaşların yumurtadan çıkıp büyüdüğü geçici su birikintileri
Cevabı göster
İribaşların yumurtadan çıkıp büyüdüğü geçici su birikintileri
some of the brood explode in size. Notlar
0:29kuluçkadakilerin bazıları hızla devasa boyutlara ulaşır.
'nearly overnight': çok hızlı değişimi anlatmak
Nearly overnight, bir değişimin neredeyse yalnızca bir gece sürmüş gibi son derece hızlı gerçekleştiğini anlatır. Burada yavruların bazılarının ne kadar hızlı irileştiğini vurgular; kesin bir süre ölçüsü vermez. Nearly, ifadeyi overnight sözcüğüne göre daha az kesin hâle getirir. İfadenin tamamı zarf görevi görerek değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi, 'çok kısa bir sürede, ancak gerçekten tek bir gecede olması gerekmeksizin' anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: After the interview went viral, she became famous ____.
Cevabı göster
nearly overnight
brood: aynı yavru grubundaki genç hayvanlar
Bu cümlede brood, birlikte doğan ya da yumurtadan çıkan ve çoğunlukla aynı ebeveynden veya üreme grubundan gelen yavrular topluluğunu belirten tekil bir topluluk adıdır. Some of the brood, bu topluluğun bazı üyeleri demektir. Genel group sözcüğünden farklı olarak brood, ortak üreme veya yumurtadan çıkma ilişkisini de ifade eder. Burada bir şeyi uzun süre üzüntüyle düşünüp durmak anlamındaki brood fiili kullanılmamıştır.
Alıştırma
Altyazı cümlesinde brood ne anlama gelir?
- birlikte doğan veya yumurtadan çıkan yavrular topluluğu
- birbirine yakın yerleştirilmiş herhangi bir nesne grubu
- uzun süre üzgün biçimde düşünüp durma eylemi
Cevabı göster
birlikte doğan veya yumurtadan çıkan yavrular topluluğu
explode in size: hızla ve büyük ölçüde büyümek
Explode in size burada mecazidir ve çok kısa sürede çok daha büyük hâle gelmek anlamına gelir. Cümlede bazı yavrular çarpıcı biçimde büyür; fiziksel olarak patlamazlar. Explode sözcüğünün bu kullanımı artışı ani ve dikkat çekici gösterir. Aynı kalıp nüfus, şirket, izleyici kitlesi veya ölçülebilen başka bir büyüklükteki hızlı artışı anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede explode in size hızlı büyüme anlamında kullanılmıştır?
- The chess club exploded in size after the tournament was televised.
- A device exploded beside the chess club's office.
- The chess club grew by one member over ten years.
Cevabı göster
The chess club exploded in size after the tournament was televised.
Cadılar Bayramı görsel metaforu olarak jack-o-lantern teeth
Jack-o-lantern, içi boşaltılıp üzerine bir yüz oyulan ve genellikle Cadılar Bayramı'nda sergilenen bir balkabağıdır. Oyulmuş ağızlarda çoğu zaman belirgin, düzensiz ve ürkütücü dişler bulunur; bu nedenle jack-o-lantern teeth, böyle görünen dişleri hızla gözde canlandırır. Bu, yaratıcı bir isim nitelemesidir: jack-o-lantern, dişlerin neye benzediğini belirtir. Bir hayvanın adı veya bilimsel bir diş sınıflandırması değildir.
Alıştırma
Cümlede jack-o-lantern teeth nasıl bir görüntü çağrıştırıyor?
- Cadılar Bayramı balkabağına oyulanlar gibi belirgin ve düzensiz dişler
- Jack-o-lantern adlı bir hayvana ait dişler
- Balkabağından yapılmış takma dişler
Cevabı göster
Cadılar Bayramı balkabağına oyulanlar gibi belirgin ve düzensiz dişler
devour their smaller pond mates: güçlü yeme eylemi ve arkadaş anlamındaki mates
Devour, bir şeyi çok aç biçimde, vahşice veya çok hızlı yemeyi ifade eder ve çoğu zaman tamamen yiyip bitirme anlamı da taşır. Nötr eat fiiline göre çok daha canlı ve güçlüdür. Pond mates, aynı göleti paylaşan diğer canlılardır. Burada mates, classmates ve roommates sözcüklerinde olduğu gibi arkadaşları veya aynı yeri paylaşanları ifade eder; romantik eşler anlamına gelmez. İfadenin bütünü, daha büyük canlıların yanlarında yaşayan daha küçük canlıları vahşice yemesini betimler.
Alıştırma
devour their smaller pond mates ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Daha küçük canlıları başka bir gölete taşımak
- Daha küçük romantik eşleriyle yemeği nazikçe paylaşmak
- Aynı göleti paylaşan daha küçük canlıları vahşice veya büyük bir açlıkla yemek
Cevabı göster
Aynı göleti paylaşan daha küçük canlıları vahşice veya büyük bir açlıkla yemek
Nourished by this extra fuel, ile nedeni belirten cümle başı geçmiş zaman ortacı öbeği
Nourished by this extra fuel, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Burada bir neden sunar: Ek besinle beslendikleri için daha hızlı gelişirler. Bu düşünce Because they are nourished by this extra fuel biçiminde açılabilir. Fuel burada mecazidir ve besinlerden gelen enerjiyi ifade eder. Nourished çekimli ana fiil değildir. Ana cümle they develop quicker bölümüdür ve nourished ifadesinin örtük öznesi de aynı they öznesidir; besini alan onlardır. Bu yapı, edilgen bir neden cümleciğini sonuçtan önce kısaltmayı sağlar.
Alıştırma
Genç kuşların neden hızlı büyüdüğünü açıklamak için cümle başında geçmiş zaman ortacı öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Feeding a nutritious diet, the young birds grew quickly.
- Fed a nutritious diet, the young birds grew quickly.
- Fed a nutritious diet, rapid growth happened in the cage.
Cevabı göster
Fed a nutritious diet, the young birds grew quickly.
dry out: nemini kaybederek kurumak
Dry out, bir şeyin çok kuruyana veya tamamen kuru hâle gelene kadar nemini kaybetmesi anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada göletin, hayvanlar ayrılmadan önce suyunu kaybedip kuruyabileceğini anlatır. Out burada yön değil, sonuç bildirir. Genel dry fiiliyle karşılaştırıldığında dry out, nemin tükenme sürecini ve bunun sonucundaki kuru durumu daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “nemini kaybetmek” anlamındaki dry out fiilinin uygun biçimiyle tamamlayın: Water the soil before it ____.
Cevabı göster
dries out
The spadefoot toad is far from the only animal Kalıp ifadeler
0:45Kazıcı kurbağa tek hayvan olmaktan çok uzaktır
far from the only animal: eşsiz olma iddiasını güçlü biçimde reddetmek
Far from the only animal, mahmuzlu kurbağanın eşsiz bir örnek olmadığını ve başka birçok hayvanın da aynı şeyi yaptığını güçlü biçimde ifade eder. Burada far from mecazidir: Bunun söz konusu davranışı gösteren tek hayvan olduğu iddiası gerçeklerden çok uzaktır. Fiziksel mesafe anlatılmaz. Yeniden kullanılabilen be far from the only + tekil sayılabilen isim + mastar veya başka bir niteleyici yapısı, savı tek bir örnekten çok daha geniş bir gruba taşır. not the only ifadesinden daha güçlüdür.
Alıştırma
Bu cümle neyi ima eder? The scientist is far from the only researcher to reach this conclusion.
- Başka hiçbir araştırmacı bu sonuca ulaşmadı.
- Başka birçok araştırmacı da aynı sonuca ulaştı.
- Bilim insanı diğer araştırmacılardan çok uzakta çalışıyor.
Cevabı göster
Başka birçok araştırmacı da aynı sonuca ulaştı.
of its own species: kendi biyolojik türünden
members of its own species ifadesinde species biyolojik tür anlamına gelir ve its, söz konusu edilen hayvana gönderme yapar. Own, “kendisiyle aynı tür” anlamını vurgular; sahiplik bildirmez. İfade, aynı türe ait diğer bireyleri kesin biçimde belirtir. Bu nedenle eating members of its own species, burada hayvanın kendi biyolojik türüne ait diğer bireyleri yemesi anlamına gelir.
Alıştırma
Biyolojide members of its own species ne anlama gelir?
- Aynı yerde yaşayan herhangi bir hayvan
- Onun sahip olduğu hayvanlar
- Aynı biyolojik türe ait diğer organizmalar
Cevabı göster
Aynı biyolojik türe ait diğer organizmalar
as a normal part of its life cycle: düzenli bir biyolojik süreç
Burada as, “... olarak” anlamına gelir; bu nedenle ifade, davranışı olağan dışı bir rastlantı olarak sunmak yerine canlının yaşam döngüsü içine yerleştirir. Normal burada ahlaki değil, betimleyici bir sözcüktür: davranışın türün doğal gelişim, hayatta kalma veya üreme süreçlerinde düzenli olarak gerçekleştiğini belirtir. Life cycle, günlük rutin değil, yaşamın biyolojik aşamaları ve süreçleridir.
Alıştırma
Bir biyoloji yazısında 'The insect changes color as a normal part of its life cycle' cümlesi ne anlama gelir?
- Böcek, günlük programının bir parçası olarak renk değiştirir.
- Böcek, renk değiştirmenin ahlaken iyi olduğuna inanır.
- Renk değişimi, böceğin biyolojik yaşam döngüsünün düzenli bir özelliğidir.
Cevabı göster
Renk değişimi, böceğin biyolojik yaşam döngüsünün düzenli bir özelliğidir.
you're in good company: başka birçok kişi de aynı şekilde hissediyor
You're in good company, başka birçok kişinin sizinle aynı tepkiyi, görüşü, zorluğu veya deneyimi paylaştığı anlamına gelen bir deyimdir. Burada dinleyiciye şaşırmanın yaygın bir tepki olduğunu ve bunu yaşayan tek kişi olmadığını söyleyerek güven verir. Company burada bir işletmeyi değil, aynı durumda bulunan insanları ifade eder. Bu söz çoğu zaman dayanışma hissi yaratır ve hafif, dostça bir tona sahip olabilir.
Alıştırma
Başka birçok kişinin de aynı şekilde hissettiğini anlatan rahatlatıcı deyimi tamamlayın: If learning to drive makes you nervous, you're ____.
Cevabı göster
in good company
rare response to starvation: response to isim yapısı
rare response to starvation ifadesinde response, “tepki” anlamındaki bir isimdir; to ise tepkiyi tetikleyen durumu belirtir. Starvation, tepkinin amacı değil, tepki verilen neden veya uyarandır. Başka durumlara aktarılabilen yapı a response to + isim veya -ing biçimidir: a response to pressure, a response to being criticized. Buradaki to bir edattır; bu nedenle mastardaki gibi ardından fiilin yalın hâli gelmez.
Alıştırma
Cümleyi respond to ifadesinin isim biçimiyle tamamlayın: The rash was a ____ the medication.
Cevabı göster
response to
Well-known cannibals like the praying mantis and black widow spider
1:06Peygamberdevesi ve karadul örümceği gibi iyi bilinen yamyamlar
we know they more or less represent the rule. Notlar
1:13aşağı yukarı kuralı temsil ettiklerini biliyoruz.
more or less: “kabaca” veya “genel olarak” anlamında bir yumuşatıcı
More or less, “kabaca”, “aşağı yukarı” veya “genel olarak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede represent fiilini niteler; yani bunların genel olarak kuralı temsil ettiği söylenir. Bu ifade iddiayı yumuşatır. Konuşan kişi, küçük farklılıklara veya istisnalara yer bırakarak sonucun genel anlamda doğru olduğunu belirtir; more ve less ayrı ayrı karşılaştırılmaz.
Alıştırma
Cümleyi “genel olarak, ancak istisnalara yer bırakarak” anlamına gelen üç sözcüklü yumuşatıcı ifadeyle tamamlayın: The report is ____ ready.
Cevabı göster
more or less
represent the rule: genel örüntüyü göstermek
Bu cümlede represent the rule, “olağan ya da genel örüntüyü göstermek” anlamına gelir. The rule, yazılı bir kural değil; istisnanın karşısındaki normal örüntüdür. Bu ifade, savı tek tek örneklerden daha geniş bir sonuca taşır: Bunlar sıra dışı istisnalar değil, yaygın olarak gerçekleşen durumların örnekleridir.
Alıştırma
Bu tür bir savda “They represent the rule” ne anlama gelir?
- Yazılı bir kuralı kelimesi kelimesine aktarıyorlar.
- Nadir istisnaları değil, yaygın bir örüntüyü gösteriyorlar.
- Daha geniş bir örüntüyü gösteremeyecek kadar sıra dışılar.
Cevabı göster
Nadir istisnaları değil, yaygın bir örüntüyü gösteriyorlar.
cannibalism can promote the survival of the species as a whole Kalıp ifadeler
1:21yamyamlık, türün bir bütün olarak hayatta kalmasını destekleyebilir
While it may seem counterproductive: ödünleme bildiren bir giriş
While it may seem counterproductive bir ödünleme yan cümlesidir ve “amaçlanan etkinin tersini yaratacakmış gibi görünse de” anlamına gelir. Burada while, “…… olduğu sırada” anlamında değildir. Bu giriş, makul bir ilk izlenimi kabul eder ancak onu nihai yargı olarak benimsemez. Ana cümle daha sonra bununla çelişen, daha az belirgin bir sonuç verir. May seem ifadeyi temkinli tutar: Sorun doğrulanmış bir sonuç değil, yalnızca görünüşte var olan bir durumdur.
Alıştırma
Cümlede “While it may seem counterproductive” ifadesinin işlevi nedir?
- Ana cümle karşıt bir sonuç vermeden önce görünürdeki bir sorunu kabul eder.
- İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Eylemin kesinlikle zararlı bir sonuç doğurduğunu belirtir.
Cevabı göster
Ana cümle karşıt bir sonuç vermeden önce görünürdeki bir sorunu kabul eder.
as a whole: kapsamı grubun tamamına yaymak
Bu cümlede as a whole, kapsamı türün tamamı düzeyinde belirler. Bazı bireyler zarar görse bile türün genel olarak hayatta kalma avantajı elde edebileceğini anlatır. Her bir üye hakkında ayrı ayrı aynı iddiada bulunmak yerine bütün üyeleri veya parçaları tek bir grup olarak ele almak istediğinizde isim + as a whole yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümledeki as a whole ne anlama geliyor?
- Bazı bireyler yarar görmese bile türün topluca ele alınması.
- Her bir hayvanın hayatta kalması.
- Türün fiziksel olarak eksiksiz hâle gelmesi.
Cevabı göster
Bazı bireyler yarar görmese bile türün topluca ele alınması.
culling the weak: bir gruptan seçici biçimde çıkarma
Culling the weak ifadesinde culling, bir grubun daha zayıf üyelerini bilinçli olarak seçip gruptan çıkarmak anlamına gelir. Ekoloji veya hayvan yönetimi bağlamında bu işlem öldürmeyi içerebilir; ancak cull yalnızca ölüme neden olmayı değil, bir popülasyonu seçici biçimde azaltmayı vurgular. The weak, bir sınıfı adlandırmak için kullanılan the + sıfat yapısıdır ve burada “daha zayıf bireyler” demektir. Culling, burada by tarafından yönetilen ve reducing ile paralel olan başka bir -ing eylemidir.
Alıştırma
Bu ekolojik bağlamda culling the weak ne anlama gelir?
- hiçbir seçim yapmadan bir bireyin ölümüne neden olmak
- bir grubun daha zayıf bireylerini seçici biçimde çıkarmak
- bir gruptaki tüm zayıf bireyleri korumak
Cevabı göster
bir grubun daha zayıf bireylerini seçici biçimde çıkarmak
by reducing competition, culling the weak, and bolstering the strong: yöntem ve paralel -ing biçimleri
Buradaki by, “yanında” değil, “bu yöntem aracılığıyla” anlamına gelir. Sonucu meydana getiren mekanizmaları tanıtır. reducing competition, culling the weak ve bolstering the strong ifadeleri paraleldir; her biri -ing biçimiyle başlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp sonuç + by + doing A, doing B, and doing C şeklindedir.
Alıştırma
Bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklamak için by ile paralel -ing biçimlerini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The city reduced waste by repairing old equipment, to reuse materials, and paper was recycled.
- The city reduced waste by repair old equipment, reusing materials, and recycled paper.
- The city reduced waste by repairing old equipment, reusing materials, and recycling paper.
Cevabı göster
The city reduced waste by repairing old equipment, reusing materials, and recycling paper.
bolstering the strong: mevcut bir avantajı güçlendirmek
Bolstering the strong, zaten güçlü olan bireyleri daha güçlü hâle getirmek veya avantajlarını artırmak demektir. Bolster burada “desteklemek, sağlamlaştırmak veya güçlendirmek” anlamına gelen bir fiildir; uzun ve sert bir yastığı ifade eden isim anlamında kullanılmamıştır. The strong, “güçlü bireyler” anlamına gelen the + sıfat yapısıdır. By sonrasında -ing biçimindeki bolstering, reducing ve culling ile paraleldir. Bolster ayrıca bolster confidence, support, defenses veya an argument örneklerindeki gibi soyut nesnelerle sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede bolster, “mevcut bir konumu güçlendirmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- She placed a bolster under her knees.
- The new evidence bolstered her argument.
- The committee discarded her argument.
Cevabı göster
The new evidence bolstered her argument.
cannibalize in response to environmental pressures. Kalıp ifadeler
1:32çevresel baskılara tepki olarak yamyamlık yapar.
in response to environmental pressures: çevresel baskılara tepki olarak
Burada in response to, cannibalize davranışını bu davranışa neden olan koşula bağlar: bazı türler, çevre koşulları onları tepki vermeye ittiği için bu davranışı gösterir. İfade yalnızca “sonrasında” değil, “bir tepki olarak” anlamına gelir. Environmental pressures; yiyecek kıtlığı, kuraklık, rekabet veya yaşam alanı değişikliği gibi hayatta kalmayı etkileyen dış kısıtlamaları anlatır. Buradaki pressures, gerçek anlamda fiziksel kuvvet demek değildir. Aktarılabilir yapı in response to + isim öbeğidir ve bir davranışı, kararı ya da değişimi neyin tetiklediğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi, response sözcüğüyle kurulan ve “bir tepki olarak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The city opened more cooling centers ____ the heat wave.
Cevabı göster
in response to
but cannibalism for them isn't a last-ditch attempt to avoid starvation. Kelime
1:37ancak onlar için yamyamlık, açlıktan kaçınmak için son bir çaba değildir.
precarious: istikrarsız ve kötüleşme riski taşıyan
Precarious; güvencesiz, istikrarsız ve gerçekten kötüleşme riski taşıyan bir durumu anlatır. Burada durum henüz çökmemiştir, ancak kolayca kötüleşebilir. Sözcük dangerous anlamından daha fazlasını taşır; istikrar veya güvence eksikliğini vurgular. Yaygın kullanımlar arasında a precarious situation, precarious health, precarious employment ve a precarious financial position bulunur.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? Her financial situation is precarious.
- Mali durumu istikrarsızdır ve hızla kötüleşebilir.
- Mali durumu öngörülebilir bir şekilde iyileşmektedir.
- Mali durumu alışılmadıktır ancak tamamen güvendedir.
Cevabı göster
Mali durumu istikrarsızdır ve hızla kötüleşebilir.
last-ditch attempt: çaresizce yapılan son girişim
last-ditch attempt, diğer seçenekler başarısız olduğunda veya neredeyse tükendiğinde yapılan son bir çabadır. İfadeye aciliyet ve çaresizlik katar: yeniden denemek için başka bir fırsat olmayabilir. Bu kalıplaşmış birleşik ifadede ditch sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz. Bu cümlede isn't a last-ditch attempt, yamyamlığın yalnızca açlıktan ölmemek için başvurulan acil bir tepki olduğu düşüncesini reddeder. Bir isimden önce kullanıldığında last-ditch, birleşik bir niteleyici olduğu için kısa çizgiyle yazılır.
Alıştırma
Hangi cümlede last-ditch attempt doğal biçimde kullanılmıştır?
- After every other rescue plan failed, the team made a last-ditch attempt to reach the climbers before the storm.
- At breakfast, Maya made a last-ditch attempt to pour milk on her cereal.
- The scientist called the first routine test a last-ditch attempt.
Cevabı göster
After every other rescue plan failed, the team made a last-ditch attempt to reach the climbers before the storm.
a stage where they're especially vulnerable Kalıp ifadeler
1:44özellikle savunmasız oldukları bir aşamayı
to predation or dangerous environmental conditions.
1:46yırtıcılara veya tehlikeli çevresel koşullara karşı.
Rather, it's a way to: önceki bir açıklamayı düzeltmek
Cümle başındaki Rather, az önce reddedilmiş bir açıklamayı düzeltir veya onun yerine başka bir açıklama getirir. Burada “bunun yerine” ya da “daha doğrusu” anlamındadır; “oldukça” anlamında değildir. Bilgi düzeni Not A. Rather, B şeklindedir: önce bir açıklama reddedilir, ardından tercih edilen açıklama sunulur. It's a way to, gerçek işlevi veya mekanizmayı belirterek bu yeni açıklamayı tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümlede Rather, önceki bir açıklamayı düzeltmek için kullanılmıştır?
- The new rule is not a punishment. Rather, it's a way to keep everyone safe.
- I would rather walk than wait for the bus.
- The puzzle is rather difficult for beginners.
Cevabı göster
The new rule is not a punishment. Rather, it's a way to keep everyone safe.
outgrow a stage: gelişerek bir aşamayı geride bırakmak
Bu cümlede outgrow a stage, gelişerek söz konusu aşamayı geride bırakmak ve o aşamayla bağlantılı sınırlama ve tehlikelerin artık geçerli olmaması demektir. “Dışa doğru büyümek” anlamına gelmez. Outgrow geçişli bir fiildir ve nesnesini doğrudan alır: outgrow a stage. Büyüme veya gelişim sonucunda giysiler, alışkanlıklar, korkular ya da ilgi alanları artık uygun olmadığında veya kişiyi sınırlamadığında da aynı yapı kullanılır.
Alıştırma
"Many children outgrow their fear of the dark" cümlesinde outgrow ne anlama gelir?
- Korkuyu fiziksel olarak daha büyük hâle getirirler.
- Korkuyu dışarı taşırlar.
- Geliştikçe korkunun getirdiği sınırlamadan yavaş yavaş kurtulurlar.
Cevabı göster
Geliştikçe korkunun getirdiği sınırlamadan yavaş yavaş kurtulurlar.
especially vulnerable to predation: belirli bir tehdide açık olmak
Be vulnerable to, belirli bir tehdidin kolayca zarar verebilmesi veya etkileyebilmesi anlamına gelir. Burada to tehlikenin kaynağını belirtir; predation ise başka hayvanlar tarafından avlanıp yenmek demektir. Especially, vulnerable sözcüğünün derecesini güçlendirir: hayvanlar bu aşamada diğer zamanlara göre daha büyük bir riskle karşılaşır. Bu yapı disease, attack, fraud veya flooding gibi tehditlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle tehlikenin kaynağını belirtmek için vulnerable to yapısını doğal biçimde kullanır?
- Young plants are especially vulnerable to grow.
- Young plants are especially vulnerable to frost.
- Young plants are especially vulnerable for frost.
Cevabı göster
Young plants are especially vulnerable to frost.
indiscriminately: hedefler arasında ayrım yapmadan
Indiscriminately, “olası hedefler arasında ayrım yapmadan veya seçim yapmadan” demektir. Burada cannibalize fiilini niteler: bu balıklar besin ararken kendi türlerinden bireyleri olası yiyecekler arasından elemez. Bu sözcük seçme veya eleme yapılmadığını anlatır; eylemin ne kadar güçlü, acımasız ya da sık olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi durum indiscriminately hareket etmeyi en iyi şekilde gösterir?
- Bir filtre yalnızca istenmeyen ileti olduğu doğrulanan iletileri engeller.
- Bir filtrenin tek bir iletiyi engellemesi uzun sürer.
- Bir filtre, istenmeyen ileti olup olmadıklarını kontrol etmeden bütün iletileri engeller.
Cevabı göster
Bir filtre, istenmeyen ileti olup olmadıklarını kontrol etmeden bütün iletileri engeller.
foraging behavior: yiyecek arama ve elde etme davranışı
Foraging behavior, bir hayvanın yiyecek aramak, yiyeceği tanımak ve elde etmek için yaptığı eylemlerin bütünüdür. Yalnızca yeme anını değil; arama, hareket etme, kazma veya av yakalama gibi eylemleri de içerebilir. Bu cümlede ifade, yamyamlığı özellikle aynı türün bireylerine yöneltilmiş ayrı bir saldırı olarak sunmak yerine yiyecek arama etkinliğinin içine yerleştirir.
Alıştırma
Hangi gözlem foraging behavior için en iyi örnektir?
- Bir kuş yemek yedikten sonra dalda dinlenir.
- Bir kuş başka bir kuşu yuvasından uzaklaştırır, ancak yiyecek aramaz.
- Bir kuş böcek bulmak için yaprakları çevirir ve böcekleri yakalar.
Cevabı göster
Bir kuş böcek bulmak için yaprakları çevirir ve böcekleri yakalar.
individual recognition of their offspring
2:01yavrularını bireysel olarak ayırt etme özelliği gösterirler,
about as much ... as ... ile yaklaşık derece karşılaştırması
About as much X as Y, iki öznenin yaklaşık olarak aynı miktarda veya derecede X'e sahip olduğunu belirtir. Burada X, individual recognition of their offspring ifadesidir. İkinci as, karşılaştırma ölçütü olarak humans ögesini getirir; do ise tekrarı önlemek için exhibit individual recognition ifadesinin yerini tutar. Karşılaştırma ölçütü bilerek saçma seçilmiştir: insanlar normalde bir avuç kuru üzümdeki her taneyi ayrı ayrı tanımaz. Yetişkinlerin tanıma becerisini bu kadar düşük bir ölçütle eşitlemek, yavrularını bireysel olarak neredeyse hiç tanımadıklarını ima eder. About karşılaştırmayı yaklaşık hâle getirir; ironi seçilen ölçütten kaynaklanır.
Alıştırma
Cümleyi about as much ... as karşılaştırmasıyla tamamlayın: The new method requires about ____ time as the old one does.
Cevabı göster
as much
are easily available, nutrient-rich meals. Kelime
2:09kolayca bulunabilen, besin açısından zengin öğünlerdir.
nutrient-rich meals: isim + rich bileşik sıfatı
Nutrient-rich, yüksek yoğunlukta besin maddesi içeren anlamına gelir. Burada meals sözcüğünü niteler; rich bir madde bakımından bol demektir, varlıklı demek değildir. Bir isimden önce nutrient ve rich birlikte tek bir bileşik sıfat olarak çalışır; bu nedenle standart yazımda kısa çizgi kullanılır: nutrient-rich meals. İsim + rich kalıbı, protein-rich food ve oxygen-rich water gibi ifadelerde de üretken biçimde kullanılır.
Alıştırma
Nutrient + rich ile oluşturulan bileşik sıfatla tamamlayın: Beans are a ____ food.
Cevabı göster
nutrient-rich
plenty are still available to hatch after the adults have snacked.
2:14yetişkinler atıştırdıktan sonra bile çatlayacak bolca yumurta kalır.
a clutch: tek seferde bırakılan bir grup yumurta
Hayvanların üremesi bağlamında a clutch, tek bir yumurtlama ya da üreme olayında üretilen yumurta grubudur. Bu nedenle thousands of eggs in a clutch, tek bir grupta binlerce yumurta bulunduğu anlamına gelir; sözcük yumurtaları yalnızca aynı yerde olmalarına göre değil, üretildikleri zamana göre gruplandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede a clutch, birlikte bırakılmış bir yumurta grubu anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The turtle buried a clutch of eggs in the sand.
- The mechanic replaced the car's clutch.
- The cat cared for a clutch of kittens.
Cevabı göster
The turtle buried a clutch of eggs in the sand.
Baby fish aren't just at risk of being cannibalized by adults. Kalıp ifadeler
2:19Yavru balıklar sadece yetişkinler tarafından yenme riski altında değildir.
at risk of being cannibalized: at risk of + edilgen gerund
At risk of, zararlı bir sonucu yaşama olasılığı bulunduğunu ifade eder. Burada cannibalized, aynı türün üyeleri tarafından yenmek anlamına gelir ve yavru balıkların karşılaşabileceği bir zararı anlatır. Being cannibalized, being + past participle yapısıyla kurulan edilgen bir gerund yapısıdır. Yavru balıklar eylemden etkilenen taraf olduğu için edilgendir; by adults ise eylemi yapanları belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp be at risk of being + past participle şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi damage fiilinin edilgen gerund biçimiyle tamamlayın: The paintings are at risk of ____ during the move.
Cevabı göster
being damaged
inside their mothers' oviducts at different times. Kelime
2:28annelerinin yumurta kanallarında farklı zamanlarda.
oviducts: yumurtaların geçtiği iç üreme kanalları
Oviducts, oviduct sözcüğünün çoğuludur. Oviduct, dişi bir hayvanın üreme sisteminde bulunan ve yumurtaların yumurtalıktan geçişini sağlayan bir kanaldır. Bu cümlede inside their mothers' oviducts, köpekbalığı yumurtalarının gelişip çatladığı yerin annelerinin vücudundaki yumurta kanalları olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümledeki oviducts sözcüğüne en uygun tanım hangisidir?
- hayvanların yumurtalarını bıraktığı dış yuvalar
- yumurtaların geçtiği vücut içindeki üreme kanalları
- yiyecekleri sindiren organlar
Cevabı göster
yumurtaların geçtiği vücut içindeki üreme kanalları
When the hatchlings run out of yolk from their own eggs, Öbek fiiller
2:31Yavruların kendi yumurtalarındaki sarı tükendiğinde,
run out of yolk: hiç yumurta sarısı kalmaması
Run out of yolk ifadesindeki run out of öbek fiili, sınırlı bir kaynaktan hiç kalmaması anlamına gelir. Tamamen tükenen kaynak yolk, yani yumurta sarısıdır. Özne yavrulardır çünkü artık kullanabilecekleri yumurta sarısı kalmayanlar onlardır. Run burada fiziksel hareketi anlatmaz; başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + run out of + kaynak şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef öbek fiilin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The printer stopped because it ____ paper.
Cevabı göster
ran out of
until one baby shark from each oviduct remains.
2:36her yumurta kanalında bir yavru köpekbalığı kalana kadar.
the young sharks are well-nourished, experienced predators
2:41genç köpekbalıkları iyi beslenmiş, deneyimli yırtıcılardır
who stand a better chance of surviving. Kalıp ifadeler
2:44ve hayatta kalma şansları daha yüksektir.
stand a better chance of surviving: hayatta kalma olasılığının daha yüksek olması
Stand a better chance of surviving, “hayatta kalma olasılığı daha yüksek olmak” anlamına gelir. Stand a chance ifadesindeki stand, fiziksel olarak ayakta durmayı anlatmaz; bütün ifade bir olasılığı değerlendirir. Yapı stand a better chance of + isim veya -ing biçimidir. Better, açıkça belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir karşılaştırma kurar: daha kötü beslenen ya da daha az deneyimli genç köpek balıklarına kıyasla bunların hayatta kalma olasılığı daha yüksektir.
Alıştırma
Cümleyi stand içeren hedef ifadeyle tamamlayın: With an extra week to prepare, our team will ____ winning the final.
Cevabı göster
stand a better chance of
young animals are especially vulnerable to cannibalism.
2:49genç hayvanlar yamyamlığa karşı özellikle savunmasızdır.
if they're sick, dead, or simply too numerous to feed. Dilbilgisi
2:57eğer hastalar, ölüler ya da beslenemeyecek kadar çoklarsa.
too numerous to feed: beslenemeyecek kadar çok
Too numerous to feed, too + sıfat + to-infinitive yapısını izler. Too, derecenin aşırı olduğunu gösterir: o kadar çok yavru vardır ki hepsini beslemek mümkün değildir. Mastar, amaç değil, sayının aşırı olması nedeniyle engellenen eylemi belirtir. Yavruların feed fiilinin örtük nesnesi olduğu anlaşılır: anne hepsini besleyemeyecek kadar çokturlar. Eylemi kimin yaptığı bağlamdan açıkça anlaşıldığında bu yapı sorumlu kişiyi belirtmeyebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, dosyaların bir kişinin son tarihten önce her birini kontrol edemeyeceği kadar çok olduğunu anlatır?
- The files were few enough for one person to check individually before the deadline.
- The files were too numerous for one person to check individually before the deadline.
- The files were numerous, and one person checked each one before the deadline.
Cevabı göster
The files were too numerous for one person to check individually before the deadline.
males will kill offspring sired by another. Kelime
3:04erkekler başkasının soyundan gelen yavruları öldürür.
offspring sired by another: yavruların erkek ebeveynini belirtme
Burada sired by another, offspring sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir. “Babası başka bir erkek olan” anlamına gelir: another, another male yerine kullanılmıştır; another offspring anlamına gelmez. Sire fiili, özellikle hayvan yetiştiriciliği veya soy kütüğü bağlamlarında bir hayvanın erkek ebeveyni olmak anlamına gelir. Bu ifade yavruların hangi erkekten geldiğini belirtir ve cümledeki biyolojik ilişkiyi açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede offspring sired by another ne anlama gelir?
- İkinci bir yavru grubu
- Babası başka bir erkek olan yavrular
- Başka bir erkek tarafından bakılan yavrular
Cevabı göster
Babası başka bir erkek olan yavrular
receptive to mating: çiftleşmeye hazır veya istekli
Receptive to mating, çiftleşmeyi kabul etmeye istekli veya biyolojik olarak hazır olmak anlamına gelir. Hayvan davranışlarıyla ilgili metinlerde receptive, yalnızca bilgi alabilme yetisini değil, hem davranışsal hem de fizyolojik bir durumu anlatır. Yapı, be veya become receptive to + isim ya da -ing biçimidir. Burada to bir edattır; bu nedenle mating mastar değil, isim görevi gören bir -ing biçimidir.
Alıştırma
Derste geçen ve biyolojik olarak çiftleşmeye hazır veya istekli olmak anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the breeding season, the females become ____.
Cevabı göster
receptive to mating
than if they were caring...: bir sonucu varsayımsal koşulla karşılaştırma
than if they were caring for a cub ifadesi, söz konusu durumda dişilerin çiftleşmeye hazır hâle gelme hızını başka bir koşulda ortaya çıkacak sonuçla karşılaştırır. Than karşılaştırmayı belirtir, if ise alternatif koşulu başlatır. Were caring, varsayımsal koşul içinde sürmekte olan bir durumu anlatır. Doğrulanmış bir geçmiş olayı bildirmez; than sonrasında yinelenen, dişilerin çiftleşmeye hazır hâle geleceği düşüncesi örtük bırakılmıştır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı varsayımsal bir koşul başlatan iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The plants would grow faster by the window ____ we left them in the hallway.
Cevabı göster
than if
Rather than waste...: bir eylemi bırakıp diğerini seçme
Rather than waste nutritious meat, eti ziyan etmeyi kaçınılan eylem olarak sunar. Ana cümle gerçekleşen alternatif eylemi belirtir: erkekler ölü yavruları yer. Cümlenin başında kullanılabilecek yapı Rather than + fiilin yalın hâli, özne + fiil şeklindedir. Derece karşılaştırması değil, eylemler arasında bir seçim veya karşıtlık ifade eder.
Alıştırma
Seçim yapısını tamamlamak için drive fiilinin doğru biçimini kullanın: Rather than ____, we took the train.
Cevabı göster
drive
Meanwhile, cannibalism is less common in birds than in other groups, Dilbilgisi
3:19Bu arada, yamyamlık kuşlarda diğer gruplara göre daha az yaygındır,
less common in birds than in other groups: görülme sıklığını karşılaştırma
less + sıfat + in A + than in B kalıbı, aynı özelliğin derecesini iki grup arasında karşılaştırır. Burada less, common sözcüğünü niteler; dolayısıyla yamyamlık, kuşlarda söz konusu diğer gruplara göre daha seyrek görülür. İki in öbeği karşılaştırılan grupları gösterir. Cümle, kuşların sayısını diğer hayvanların sayısıyla veya iki farklı davranışı birbiriyle karşılaştırmaz.
Alıştırma
less common in birds than in other groups burada ne anlama geliyor?
- Kuşların davranış türleri diğer gruplardan daha azdır.
- Kuşların üye sayısı diğer gruplardan daha azdır.
- Yamyamlık kuşlarda diğer gruplara göre daha seyrek görülür.
Cevabı göster
Yamyamlık kuşlarda diğer gruplara göre daha seyrek görülür.
but certain species will eat diseased or dead hatchlings
3:24ancak bazı türler hastalıklı veya ölü yavruları yerler
as a way of disposing of the bodies: yöntem ve işlevi açıklama
as a way of + -ing ifadesi, önceki eylemi bir sonuca ulaşma yöntemi olarak sunar. Burada hasta veya ölü yavruları yemek, cesetleri kurtçukları çekmeden önce ortadan kaldırmanın bir yolu olarak işlev görür. disposing of içindeki dispose of, bir şeyi ortadan kaldırmak, atmak veya onunla ilgilenmek anlamına gelen iki sözcüklü bir fiildir. İkinci of, dispose of fiiline aittir; ardından gelen the bodies ise nesnesidir. a way of içindeki ilk of sonrasında dispose, -ing biçimini alır: a way of disposing of the bodies.
Alıştırma
Cümleyi as a way of + -ing ve dispose of ile tamamlayın: The clinic uses sealed bins ____ medical waste safely.
Cevabı göster
as a way of disposing of
males are cannibalized more often than females, Dilbilgisi
3:34erkekler dişilere göre daha sık yenir,
males are cannibalized more often than females: edilgen yapıda sıklık karşılaştırması
males are cannibalized ifadesindeki are cannibalized edilgen yapıdadır; males eylemden etkilenen taraftır. Böylece odak, onları kimin yediğine değil, kendi türdeşleri tarafından yenen gruba gelir. more often than females, yenme olayının iki grupta ne sıklıkta görüldüğünü karşılaştırır. females sonrasında tekrarlanan are cannibalized düşürülmüştür; tam anlam than females are cannibalized şeklindedir. Erkeklerin sayıca daha fazla olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek “males are cannibalized more often than females” ifadesini doğru biçimde yeniden ifade eder?
- There are more male adults than female adults.
- Male adults eat more frequently than female adults.
- Male adults are eaten by members of their own species more frequently than female adults are.
Cevabı göster
Male adults are eaten by members of their own species more frequently than female adults are.
Male Australian redback spiders mate with much larger females.
3:41Erkek Avustralya kırmızı sırtlı örümcekleri çok daha büyük dişilerle çiftleşir.
bringing his abdomen into contact with his mate's mouthparts. Kalıp ifadeler
3:50karnını eşinin ağız parçalarıyla temas ettirir.
do a somersault: hareketi anlatan doğal eşdizim
does a somersault ifadesinde do, sayılabilen bir eylem adı olan somersault ile doğal biçimde kullanılır ve öne ya da arkaya doğru tam bir dönüş yapmayı anlatır. a tanımlığı eylemin bir kez yapıldığını gösterir. Özne the tiny male olduğu için geniş zamanda üçüncü tekil kişi biçimi does kullanılır. Geçmiş zamanda somersault değil, do değişir: did a somersault.
Alıştırma
Cümleyi do a somersault ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During practice, the gymnast ____ on the mat.
Cevabı göster
did a somersault
bring A into contact with B: iki şeyi birbirine temas ettirmek
Bring A into contact with B, “A'nın B'ye temas etmesini sağlamak” demektir. Sabit into contact with ifadesinde contact bir isimdir; with ise ikinci şeyi belirtir. Buradaki -ing yan cümlesi bringing ..., taklanın sonucunu açıklar: bu hareket erkeğin karnını eşinin ağız parçalarına temas ettirir. Bu yapı, bir hareketin fiziksel teması nasıl oluşturduğunu açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Güvenlik talimatını bring A into contact with B kullanarak tamamlayın: Do not bring the exposed wires ____ water.
Cevabı göster
into contact with
The female showers him with enzyme-rich gut juice Kalıp ifadeler
3:55Dişi, onu enzim açısından zengin bağırsak sıvısıyla yıkar
shower someone with something: bir şeyi bolca püskürtmek veya vermek
Shower someone with something, birine büyük miktarda bir şeyi yöneltmek, püskürtmek veya vermek demektir. Buradaki kullanım gerçek anlamlıdır: dişi, erkeğin üzerine enzim bakımından zengin bağırsak sıvısını bolca püskürtür. Aynı yapı shower someone with praise, gifts veya questions örneklerinde olduğu gibi sık sık mecaz anlamda da kullanılır. Give ile karşılaştırıldığında shower, bolluğu veya peş peşe gelen hızlı bir akışı vurgular.
Alıştırma
Hayranların şarkıcıya çok fazla övgü verdiğini göstermek için cümleyi shower someone with something kullanarak tamamlayın: After the concert, the fans ____ praise.
Cevabı göster
showered the singer with
Males not killed in the initial mating: kısaltılmış ilgi cümleciği
“Males not killed in the initial mating” bir isim öbeğidir. Geçmiş zaman ortacıyla kurulan kısaltılmış ilgi cümleciği “not killed in the initial mating”, “Males” sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu cümlede “Males who are not killed in the initial mating” biçiminde açılabilir. Edilgen yapı, erkeklerin eyleme maruz kalan taraf olduğunu gösterir. Öbeğin tamamı öznedir. “not killed” ana cümlenin çekimli fiili değildir; ana yüklem “crawl back” ile başlar. Bu tür kısaltmalar resmî veya betimleyici anlatımı daha özlü hâle getirir.
Alıştırma
“Males not killed in the initial mating” ifadesinin tam ilgi cümlecikli biçimi hangisidir?
- Males who do not kill in the initial mating
- Males who are not killed in the initial mating
- Males who are not killing the initial mating
Cevabı göster
Males who are not killed in the initial mating
crawl back into the fray: tehlikeye veya çatışmaya geri dönmek
Burada “the fray”, sürmekte olan bir kavga, çatışma veya son derece yoğun bir rekabet ortamı anlamına gelir. “crawl back into the fray”, gerçek anlamdaki sürünme hareketini geri dönüş bildiren “back” ile birleştirir ve erkeklerin ilk karşılaşmadan sağ çıktıktan sonra yeniden tehlikeye döndüğünü gösterir. İfade, sahneyi bir savaşa benzeterek canlı ve dramatik bir çerçeve oluşturur. Başka bağlamlarda “back into the fray” mecazî olabilir: Bir kişi hararetli bir tartışmaya, kampanyaya veya rekabete geri dönebilir. Buradaki “fray”, kavga anlamındaki isimdir; yıpranmak veya sökülmek anlamındaki “fray” fiili değildir.
Alıştırma
Bu cümlede “crawl back into the fray” ne anlama gelir?
- tüm çatışmalardan uzaklaşmak
- tehlikeli veya son derece rekabetçi bir duruma geri dönmek
- bir kumaşın yıpranmış kenarını onarmak
Cevabı göster
tehlikeli veya son derece rekabetçi bir duruma geri dönmek
after which they're dispatched to the spider pantry. Notlar
4:07ardından örümcek kilerine gönderilirler.
after which: önceki olayı sonrasına bağlamak
After which, sonraki eylemin az önce belirtilen olaydan sonra gerçekleştiğini gösterir. Buradaki which, tek bir isme değil, önceki olayın tamamına gönderme yapar. Edat + ilgi zamiri yapısı sonraki yan cümleyi başlatır ve iki aşamayı tek cümlede tutarak olay sırasını kısa ve sıkı biçimde verir.
Alıştırma
Cümleyi “o olaydan sonra” anlamındaki iki sözcüklü resmî ilgi bağlayıcısıyla tamamlayın: The storm passed, ____ the rescue teams moved in.
Cevabı göster
after which
dispatched to the spider pantry: kara mizahlı bir benzetme
Bu bağlamda dispatched to the spider pantry ifadesi gerçek anlamlı değildir. Dispatched, erkek örümceklerin bir yere gönderildiğini düşündürür; ancak burada soğuk ve örtmeceli biçimde ortadan kaldırılma ya da öldürülme anlamını da taşır. Spider pantry, onları depoya kaldırılan yiyecek gibi gösterir. Gündelik ev imgesi acımasız bir sonucu oyunbazlaştırır ve kara mizah yaratır. Spider pantry bu anlatı için oluşturulmuş tek seferlik bir benzetmedir; gerçek bir yapı adı veya biyoloji terimi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede dispatched to the spider pantry neyi ima ediyor?
- Erkekler başka bir örümcek kolonisinde yaşamaları için güvenle gönderiliyor.
- Erkeklerin öldürülüp depolanmış yiyecek olarak görüldüğü mizahi biçimde anlatılıyor.
- Erkeklere gerçek bir mutfak dolabını düzenleme görevi veriliyor.
Cevabı göster
Erkeklerin öldürülüp depolanmış yiyecek olarak görüldüğü mizahi biçimde anlatılıyor.
not only does the male provide ... but he also provides: cümle başında devrik yapı
not only ... but also ... iki bilgiyi birbirine bağlar ve ikisinin de geçerli olduğunu vurgular. Burada erkeğin iki katkısı öne çıkarılır: sperm sağlar ve ayrıca besleyici bir öğün sağlar. Not only ilk cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil ile özne yer değiştirir: does, the male ögesinden önce gelir ve ana fiil yalın hâlde, provide olarak kalır. But ile başlayan bölümde normal kelime sırası korunur: he also provides.
Alıştırma
Başlangıç yapısını tamamlayın: ____ she solve the problem, but she also explained it clearly.
Cevabı göster
Not only did
provide the female with his sperm: provide someone with something
provide someone with something, bir kişiye veya gruba bir şey sağlamak anlamına gelir. provide the female with his sperm ifadesinde the female alıcıdır ve his sperm sağlanan şeydir; bu sabit yapıda with sağlanan şeyi tanıtır. Yapının sırası provide + alıcı + with + sağlanan şey şeklindedir. Alıcıyı önce söylemek, kaynağı kimin aldığını açıkça gösterir; bu kullanım olgusal, hizmetle ilgili ve resmî açıklamalarda işe yarar.
Alıştırma
Eksik edatı tamamlayın: The clinic provides patients ____ clear instructions before each visit.
Cevabı göster
with
to better ensure that she'll survive to pass on his genes. Öbek fiiller
4:16kendi genlerini aktaracak kadar hayatta kalmasını daha iyi garanti altına almak için.
pass on his ...: genleri sonraki nesle aktarmak
pass on his genes ifadesinde pass on, “sonraki nesle aktarmak” anlamına gelir. his genes isim öbeği aktarılan şeyi, his ise genlerin kime ait olduğunu belirtir. Bu öbek fiil pass on something ve pass something on to someone kalıplarıyla kullanılabilir. Bilgi, birikim, gelenek veya mal varlığı için de kullanılır; ortak fikir, bir şeyin başka bir kişiye ya da nesle aktarılıp devam etmesidir.
Alıştırma
Örnekteki pass on his genes ne anlama gelir?
- Onun genlerini sonraki nesle aktarmak
- Onun genlerini laboratuvarda incelemek
- Onun genlerini popülasyondan çıkarmak
Cevabı göster
Onun genlerini sonraki nesle aktarmak
it's clear that cannibalism is as much a part of life in the animal kingdom Dilbilgisi
4:21yamyamlığın hayvanlar alemindeki yaşamın bir parçası olduğu açıktır,
All in all: genel bir sonucu belirtmek
All in all, “her şeyi göz önünde bulundurduğumuzda” veya “genel olarak” anlamına gelen bir özetleme ifadesidir. Önceki örnek ya da gerekçeleri bir araya getirir ve konuşanın genel sonucunu sunar. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir. Bilgiyi düzenleme işlevi, ayrıntıların sona erdiğini ve nihai değerlendirmenin başladığını göstermektir.
Alıştırma
En uygun bağlayıcıyı seçin: We compared the cost, travel time, and safety of each route. ___, the train is our best option.
- For example
- After all
- All in all
Cevabı göster
All in all
as much a part of ... as ...: bir bütüne aynı ölçüde ait olmak
A is as much a part of X as B kalıbı, A ile B’nin X’e aynı ölçüde ait olduğunu anlatır. Burada yamyamlık, hayvanlar âlemindeki yaşamın aynı derecede gerçek bir özelliği olarak daha tanıdık diğer hayvan davranışlarının yanına konur. Much dereceyi, yani bir şeyin ne ölçüde bütünün bir parçası sayıldığını belirtir. Eylemlerin sayısını anlatmaz. B’den sonra daha önce geçen a part of life... sözleri tekrarlanmaz, ancak anlamca tamamlanır.
Alıştırma
Bu cümlede 'as much a part of life ... as ...', yamyamlık ile diğer davranışlar hakkında ne anlatıyor?
- Yalnızca yamyamlık hayvan yaşamının bir parçası olarak kabul ediliyor.
- Yamyamlık, diğer davranışlardan daha fazla sayıda gerçekleşiyor.
- Yamyamlık ve diğer davranışlar, hayvan yaşamının aynı derecede gerçek parçaları olarak sunuluyor.
Cevabı göster
Yamyamlık ve diğer davranışlar, hayvan yaşamının aynı derecede gerçek parçaları olarak sunuluyor.
As we sink our teeth into the evidence of cannibalism in nature, Deyimler
4:28Doğadaki yamyamlık kanıtlarına dişimizi geçirdikçe,
sink our teeth into: ciddi biçimde işe koyulma ve ısırma temalı kelime oyunu
Sink one's teeth into something, genellikle ilginç veya zor olduğu için bir şey üzerinde ciddi bir enerjiyle çalışmaya ya da onu araştırmaya başlamak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede we sink our teeth into the evidence, anlatıcı ile izleyicilerin kanıtları yakından inceleyeceği anlamına gelir; fiziksel olarak ısırmak söz konusu değildir. Deyim, dişleri bir şeye geçirme şeklindeki gerçek görüntüyü de korur. Konu yamyamlık olduğu için bu görüntü kasıtlı bir kelime oyunu oluşturur ve geçişi daha canlı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi sink one's teeth into kalıbıyla tamamlayın: After weeks of waiting, Lena can finally ____ the new research project.
Cevabı göster
sink her teeth into
by applying human standards to the natural world? Anlatım akışı
4:35insan standartlarını doğal dünyaya uygulayarak?
we might ask ourselves: düşünmeye nazik bir davet
We might ask ourselves, ardından gelen soruyu ortak bir düşünme konusu olarak sunar. We ve ourselves hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsadığı için konuşan kişi yalnızca başkalarını sorgulamış olmaz. Burada might, soru sorma eyleminin tonunu yumuşatır. Soruyu bir emir ya da suçlama değil, düşünmeye davet gibi gösterir; asıl işlevi sorunun sorulup sorulamayacağına dair belirsizlik belirtmek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede we might ask ourselves ne işe yarıyor?
- Konuşanın soru sormanın mümkün olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
- Dinleyicilere hemen cevap vermelerini emreder.
- Konuşanı ve dinleyicileri birlikte düşünmeye nazikçe davet eder.
Cevabı göster
Konuşanı ve dinleyicileri birlikte düşünmeye nazikçe davet eder.
by applying human standards to the natural world: bir yöntemi sonucuna bağlamak
by + -ing yapısı, bazı şeyleri gözden kaçırmamıza yol açmış olabilecek uygulamayı açıklar: doğayı insani değerler, ahlaki sezgiler veya beklentilerle yargılamak. Buradaki human standards, bilimsel birimleri ya da laboratuvar standartlarını değil, insan merkezli yargıları ifade eder. Bilgiyi düzenleyen bir araç olarak bu ifade, bir yargılama yöntemini olası sonucuna bağlar. Ayrıca sonucu tek bir örnekten genel bir uyarıya taşır: insan merkezli bir çerçeve kullanmak doğayı anlama biçimimizi sınırlayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle vurgulanan ifadenin anlamını ve bilgi bağlantısını en iyi koruyor?
- What scientific units should we use to measure the natural world?
- What else have we overlooked because we judged nature by human values?
- What rules should people create for nature to obey?
Cevabı göster
What else have we overlooked because we judged nature by human values?