Hayvanlar aleminde yamyamlık - Bill Schutt: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
678 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bu ders, yamyamlığın yalnızca açlığa karşı verilen çaresiz bir tepki değil, hayvanlar âleminde olağan bir hayatta kalma stratejisi olduğunu açıklıyor. Kürek ayaklı kurbağalar, balıklar, köpekbalıkları, memeliler, kuşlar ve örümceklerden örneklerle bunun rekabeti azaltabildiğini, savunmasız yavruları eleyebildiğini, güçlü bireyleri besleyebildiğini ve üremeyi destekleyebildiğini gösteriyor; sonunda da doğayı insan ölçütleriyle yargılamayı sorguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. While it may seem counterproductive — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İlk bakışta mantıklı görünen bir itirazı kabul ettikten sonra onu tersine çeviren kanıtları sunan ödünleyici girişi tanıyıp kullanmayı öğrenin. Bu kalıp, dinleyicinin ilk tepkisini küçümsemeden sezgilere aykırı bilimsel bir iddia ortaya koymaya yarar. 2. about as much individual recognition of their offspring as humans do for a handful of raisins. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: about as much ... as ... yapısının bir niteliğin derecesini iki durum arasında nasıl karşılaştırdığını anlayın. Bilerek abartılan bu karşılaştırma, yetişkin balıkların yavrularını neredeyse hiç ayırt edemediğini mizahla anlatır; bilimsel anlatımdaki benzetmeleri ve ince alayı yorumlamanıza yardım eder. 3. we sink our teeth into — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu deyimin bir şeyi gerçekten ısırmak değil, bir konuya ciddi ve istekli biçimde eğilmek anlamına geldiğini kavrayın. Sonuç bölümünde yeme eylemiyle kurulan gerçek anlam bağlantısı, yamyamlık üzerine bilinçli bir kelime oyunu yaratır ve son düşünceyi ana temaya bağlar.

Bu derste

In the deserts of the American Southwest, Kültür

0:07

Güneybatı Amerika çöllerinde,

spadefoot toad tadpoles hatch in tiny oases.

0:09

kazıcı kurbağa iribaşları minik vahalarda yumurtadan çıkar.

Kültür

ABD'deki bir bölge adı olarak the American Southwest

the American Southwest, yalnızca bir yön tarifi değil, Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısındaki yaygın olarak bilinen bir bölgenin adıdır. Bu bölge kuru iklimler ve geniş çöl manzaralarıyla güçlü biçimde ilişkilendirilir. Burada gereken temel arka plan şudur: çölde küçük su birikintileri geçici olabilir. Bu nedenle orada yumurtadan çıkan bir amfibi, su kaybolmadan önce gelişmek zorunda kalabilir.

Alıştırma

Cümledeki the American Southwest neyi ifade eder?

  1. Güney Amerika'da bulunan bir çöl
  2. Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısında yer alan, bilinen bir coğrafi bölge
  3. Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısında bulunan herhangi bir yer
Cevabı göster

Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısında yer alan, bilinen bir coğrafi bölge

Until they develop into toadlets, Dilbilgisi

0:14

Yavru kurbağalara dönüşene kadar,

they can't survive outside of water.

0:16

suyun dışında hayatta kalamazlar.

Dilbilgisi

Until they develop into toadlets: değişim noktasına kadar süren bir kısıtlama

Until they develop into toadlets, ana cümledeki kısıtlamanın sona erdiği noktayı belirten bir zaman yan cümlesidir. İribaşlar, bu gelişim gerçekleşmeden önceki bütün süre boyunca su dışında hayatta kalamaz. Olumsuz bir ana cümleyle can't ... until X çoğunlukla “X'ten önce mümkün değil” anlamına gelir. X gelecekte olsa bile until ile kurulan zaman yan cümlesinde develop gibi geniş zaman biçimi kullanılması normaldir.

Alıştırma

Cümledeki until yan cümlesi ile can't arasındaki ilişkiyi en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Yavru kara kurbağalarına dönüşmeden önceki bütün süre boyunca su dışında hayatta kalabilirler.
  2. Su dışında hayatta kalamama durumu, yavru kara kurbağalarına dönüştükleri noktaya kadar devam eder.
  3. Yalnızca yavru kara kurbağalarına dönüştükleri anda su dışında hayatta kalma yeteneklerini kaybederler.
Cevabı göster

Su dışında hayatta kalamama durumu, yavru kara kurbağalarına dönüştükleri noktaya kadar devam eder.

But these ponds are transient and quickly evaporate. Kelime

0:18

Ancak bu göletler geçicidir ve hızla buharlaşır.

Kelime

transient: yalnızca kısa süre var olan

Burada transient, “yalnızca kısa bir süre devam eden” anlamında bir sıfattır. Göletlerin yakında kuruyacak geçici oluşumlar olduğunu, güvenilir ve kalıcı su kaynakları olmadığını anlatır. Bu sözcük sınırlı süreyi vurgular: transient bir condition, effect veya opportunity ortaya çıkar ve ardından geçip gider.

Alıştırma

Hangi cümlede transient doğru anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The effect was transient, meaning it could never end.
  2. The effect was transient and disappeared within an hour.
  3. The effect was transient, so it remained unchanged for decades.
Cevabı göster

The effect was transient and disappeared within an hour.

The tadpoles are in a race against the clock Deyimler

0:22

İribaşlar zamana karşı bir yarış içindedir

to grow up before their nurseries disappear. Deyimler

0:24

yuvaları yok olmadan önce büyümek için.

Deyimler

in a race against the clock: acil bir son tarihle yarışmak

In a race against the clock, süre dolmadan veya acil bir son tarih gelmeden önce bir işi bitirmeye çalışmayı anlatan bir deyimdir. Saat gerçek bir rakip değildir; bu imge zaman baskısını bir yarışa dönüştürür. be in a race against the clock to + fiil kalıbı, acilen yapılması gereken işi belirtir. Cümlede to grow up, göletler yok olmadan önce gerçekleşmesi gereken şeyi açıklar.

Alıştırma

“Yoğun zaman baskısı altında” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The rescue team is in ____ to reach the hikers before dark.

Cevabı göster

a race against the clock

Deyimler

'their nurseries': yavru hayvanların büyüdüğü yaşam alanı mecazı

Bu cümlede their nurseries ifadesi, iribaşların yumurtadan çıkıp geliştiği geçici su birikintilerini anlatan bir mecazdır. İyelik belirleyicisi their, bu su birikintilerini yavrularla ilişkilendirir; ifade çocuk bakım merkezlerini veya özel olarak yapılmış tesisleri anlatmaz. Bir yaşam alanına nursery denmesi, oranın çok genç hayvanların büyüdüğü bir yer olma işlevini vurgular. Bu nedenle doğa yazılarında nursery, yavru hayvanların gelişimini destekleyen doğal bir alanı ifade edebilir.

Alıştırma

Örnekteki their nurseries neyi ifade ediyor?

  1. Genç bitkiler satan dükkânlar
  2. İnsanların çocuklara baktığı binalar
  3. İribaşların yumurtadan çıkıp büyüdüğü geçici su birikintileri
Cevabı göster

İribaşların yumurtadan çıkıp büyüdüğü geçici su birikintileri

So nearly overnight, Kalıp ifadeler

0:27

Bu yüzden neredeyse bir gecede,

some of the brood explode in size. Notlar

0:29

kuluçkadakilerin bazıları hızla devasa boyutlara ulaşır.

Kalıp ifadeler

'nearly overnight': çok hızlı değişimi anlatmak

Nearly overnight, bir değişimin neredeyse yalnızca bir gece sürmüş gibi son derece hızlı gerçekleştiğini anlatır. Burada yavruların bazılarının ne kadar hızlı irileştiğini vurgular; kesin bir süre ölçüsü vermez. Nearly, ifadeyi overnight sözcüğüne göre daha az kesin hâle getirir. İfadenin tamamı zarf görevi görerek değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi, 'çok kısa bir sürede, ancak gerçekten tek bir gecede olması gerekmeksizin' anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: After the interview went viral, she became famous ____.

Cevabı göster

nearly overnight

Kelime

brood: aynı yavru grubundaki genç hayvanlar

Bu cümlede brood, birlikte doğan ya da yumurtadan çıkan ve çoğunlukla aynı ebeveynden veya üreme grubundan gelen yavrular topluluğunu belirten tekil bir topluluk adıdır. Some of the brood, bu topluluğun bazı üyeleri demektir. Genel group sözcüğünden farklı olarak brood, ortak üreme veya yumurtadan çıkma ilişkisini de ifade eder. Burada bir şeyi uzun süre üzüntüyle düşünüp durmak anlamındaki brood fiili kullanılmamıştır.

Alıştırma

Altyazı cümlesinde brood ne anlama gelir?

  1. birlikte doğan veya yumurtadan çıkan yavrular topluluğu
  2. birbirine yakın yerleştirilmiş herhangi bir nesne grubu
  3. uzun süre üzgün biçimde düşünüp durma eylemi
Cevabı göster

birlikte doğan veya yumurtadan çıkan yavrular topluluğu

Deyimler

explode in size: hızla ve büyük ölçüde büyümek

Explode in size burada mecazidir ve çok kısa sürede çok daha büyük hâle gelmek anlamına gelir. Cümlede bazı yavrular çarpıcı biçimde büyür; fiziksel olarak patlamazlar. Explode sözcüğünün bu kullanımı artışı ani ve dikkat çekici gösterir. Aynı kalıp nüfus, şirket, izleyici kitlesi veya ölçülebilen başka bir büyüklükteki hızlı artışı anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede explode in size hızlı büyüme anlamında kullanılmıştır?

  1. The chess club exploded in size after the tournament was televised.
  2. A device exploded beside the chess club's office.
  3. The chess club grew by one member over ten years.
Cevabı göster

The chess club exploded in size after the tournament was televised.

They use their jack-o-lantern teeth and huge jaw muscles Kültür

0:32

Bal kabağı fenerini andıran dişlerini ve kocaman çene kaslarını kullanarak

to devour their smaller pond mates. Kelime

0:36

göletteki daha küçük arkadaşlarını yutarlar.

Kültür

Cadılar Bayramı görsel metaforu olarak jack-o-lantern teeth

Jack-o-lantern, içi boşaltılıp üzerine bir yüz oyulan ve genellikle Cadılar Bayramı'nda sergilenen bir balkabağıdır. Oyulmuş ağızlarda çoğu zaman belirgin, düzensiz ve ürkütücü dişler bulunur; bu nedenle jack-o-lantern teeth, böyle görünen dişleri hızla gözde canlandırır. Bu, yaratıcı bir isim nitelemesidir: jack-o-lantern, dişlerin neye benzediğini belirtir. Bir hayvanın adı veya bilimsel bir diş sınıflandırması değildir.

Alıştırma

Cümlede jack-o-lantern teeth nasıl bir görüntü çağrıştırıyor?

  1. Cadılar Bayramı balkabağına oyulanlar gibi belirgin ve düzensiz dişler
  2. Jack-o-lantern adlı bir hayvana ait dişler
  3. Balkabağından yapılmış takma dişler
Cevabı göster

Cadılar Bayramı balkabağına oyulanlar gibi belirgin ve düzensiz dişler

Kelime

devour their smaller pond mates: güçlü yeme eylemi ve arkadaş anlamındaki mates

Devour, bir şeyi çok aç biçimde, vahşice veya çok hızlı yemeyi ifade eder ve çoğu zaman tamamen yiyip bitirme anlamı da taşır. Nötr eat fiiline göre çok daha canlı ve güçlüdür. Pond mates, aynı göleti paylaşan diğer canlılardır. Burada mates, classmates ve roommates sözcüklerinde olduğu gibi arkadaşları veya aynı yeri paylaşanları ifade eder; romantik eşler anlamına gelmez. İfadenin bütünü, daha büyük canlıların yanlarında yaşayan daha küçük canlıları vahşice yemesini betimler.

Alıştırma

devour their smaller pond mates ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Daha küçük canlıları başka bir gölete taşımak
  2. Daha küçük romantik eşleriyle yemeği nazikçe paylaşmak
  3. Aynı göleti paylaşan daha küçük canlıları vahşice veya büyük bir açlıkla yemek
Cevabı göster

Aynı göleti paylaşan daha küçük canlıları vahşice veya büyük bir açlıkla yemek

Nourished by this extra fuel, Dilbilgisi

0:39

Bu ekstra yakıtla beslenerek

they develop quicker,

0:41

daha hızlı gelişir

leaving the pond before it can dry out. Öbek fiiller

0:42

ve gölet kurumadan oradan ayrılırlar.

Dilbilgisi

Nourished by this extra fuel, ile nedeni belirten cümle başı geçmiş zaman ortacı öbeği

Nourished by this extra fuel, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Burada bir neden sunar: Ek besinle beslendikleri için daha hızlı gelişirler. Bu düşünce Because they are nourished by this extra fuel biçiminde açılabilir. Fuel burada mecazidir ve besinlerden gelen enerjiyi ifade eder. Nourished çekimli ana fiil değildir. Ana cümle they develop quicker bölümüdür ve nourished ifadesinin örtük öznesi de aynı they öznesidir; besini alan onlardır. Bu yapı, edilgen bir neden cümleciğini sonuçtan önce kısaltmayı sağlar.

Alıştırma

Genç kuşların neden hızlı büyüdüğünü açıklamak için cümle başında geçmiş zaman ortacı öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Feeding a nutritious diet, the young birds grew quickly.
  2. Fed a nutritious diet, the young birds grew quickly.
  3. Fed a nutritious diet, rapid growth happened in the cage.
Cevabı göster

Fed a nutritious diet, the young birds grew quickly.

Öbek fiiller

dry out: nemini kaybederek kurumak

Dry out, bir şeyin çok kuruyana veya tamamen kuru hâle gelene kadar nemini kaybetmesi anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada göletin, hayvanlar ayrılmadan önce suyunu kaybedip kuruyabileceğini anlatır. Out burada yön değil, sonuç bildirir. Genel dry fiiliyle karşılaştırıldığında dry out, nemin tükenme sürecini ve bunun sonucundaki kuru durumu daha güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “nemini kaybetmek” anlamındaki dry out fiilinin uygun biçimiyle tamamlayın: Water the soil before it ____.

Cevabı göster

dries out

The spadefoot toad is far from the only animal Kalıp ifadeler

0:45

Kazıcı kurbağa tek hayvan olmaktan çok uzaktır

to eat members of its own species Kelime

0:48

kendi türünün üyelerini yiyen

Kalıp ifadeler

far from the only animal: eşsiz olma iddiasını güçlü biçimde reddetmek

Far from the only animal, mahmuzlu kurbağanın eşsiz bir örnek olmadığını ve başka birçok hayvanın da aynı şeyi yaptığını güçlü biçimde ifade eder. Burada far from mecazidir: Bunun söz konusu davranışı gösteren tek hayvan olduğu iddiası gerçeklerden çok uzaktır. Fiziksel mesafe anlatılmaz. Yeniden kullanılabilen be far from the only + tekil sayılabilen isim + mastar veya başka bir niteleyici yapısı, savı tek bir örnekten çok daha geniş bir gruba taşır. not the only ifadesinden daha güçlüdür.

Alıştırma

Bu cümle neyi ima eder? The scientist is far from the only researcher to reach this conclusion.

  1. Başka hiçbir araştırmacı bu sonuca ulaşmadı.
  2. Başka birçok araştırmacı da aynı sonuca ulaştı.
  3. Bilim insanı diğer araştırmacılardan çok uzakta çalışıyor.
Cevabı göster

Başka birçok araştırmacı da aynı sonuca ulaştı.

as a normal part of its life cycle. Kelime

0:51

yaşam döngüsünün normal bir parçası olarak.

Kelime

of its own species: kendi biyolojik türünden

members of its own species ifadesinde species biyolojik tür anlamına gelir ve its, söz konusu edilen hayvana gönderme yapar. Own, “kendisiyle aynı tür” anlamını vurgular; sahiplik bildirmez. İfade, aynı türe ait diğer bireyleri kesin biçimde belirtir. Bu nedenle eating members of its own species, burada hayvanın kendi biyolojik türüne ait diğer bireyleri yemesi anlamına gelir.

Alıştırma

Biyolojide members of its own species ne anlama gelir?

  1. Aynı yerde yaşayan herhangi bir hayvan
  2. Onun sahip olduğu hayvanlar
  3. Aynı biyolojik türe ait diğer organizmalar
Cevabı göster

Aynı biyolojik türe ait diğer organizmalar

Kelime

as a normal part of its life cycle: düzenli bir biyolojik süreç

Burada as, “... olarak” anlamına gelir; bu nedenle ifade, davranışı olağan dışı bir rastlantı olarak sunmak yerine canlının yaşam döngüsü içine yerleştirir. Normal burada ahlaki değil, betimleyici bir sözcüktür: davranışın türün doğal gelişim, hayatta kalma veya üreme süreçlerinde düzenli olarak gerçekleştiğini belirtir. Life cycle, günlük rutin değil, yaşamın biyolojik aşamaları ve süreçleridir.

Alıştırma

Bir biyoloji yazısında 'The insect changes color as a normal part of its life cycle' cümlesi ne anlama gelir?

  1. Böcek, günlük programının bir parçası olarak renk değiştirir.
  2. Böcek, renk değiştirmenin ahlaken iyi olduğuna inanır.
  3. Renk değişimi, böceğin biyolojik yaşam döngüsünün düzenli bir özelliğidir.
Cevabı göster

Renk değişimi, böceğin biyolojik yaşam döngüsünün düzenli bir özelliğidir.

All of these animals do.

0:53

Bu hayvanların hepsi bunu yapar.

If that surprises you,

0:56

Eğer bu sizi şaşırttıysa,

you're in good company. Deyimler

0:57

yalnız değilsiniz.

Deyimler

you're in good company: başka birçok kişi de aynı şekilde hissediyor

You're in good company, başka birçok kişinin sizinle aynı tepkiyi, görüşü, zorluğu veya deneyimi paylaştığı anlamına gelen bir deyimdir. Burada dinleyiciye şaşırmanın yaygın bir tepki olduğunu ve bunu yaşayan tek kişi olmadığını söyleyerek güven verir. Company burada bir işletmeyi değil, aynı durumda bulunan insanları ifade eder. Bu söz çoğu zaman dayanışma hissi yaratır ve hafif, dostça bir tona sahip olabilir.

Alıştırma

Başka birçok kişinin de aynı şekilde hissettiğini anlatan rahatlatıcı deyimi tamamlayın: If learning to drive makes you nervous, you're ____.

Cevabı göster

in good company

Until recently,

0:58

Yakın zamana kadar,

scientists thought cannibalism

0:59

bilim insanları yamyamlığın

was a rare response Kalıp ifadeler

1:01

nadir bir tepki olduğunu düşünüyordu

to starvation or other extreme stress.

1:02

açlık veya diğer aşırı stres durumlarına.

Kalıp ifadeler

rare response to starvation: response to isim yapısı

rare response to starvation ifadesinde response, “tepki” anlamındaki bir isimdir; to ise tepkiyi tetikleyen durumu belirtir. Starvation, tepkinin amacı değil, tepki verilen neden veya uyarandır. Başka durumlara aktarılabilen yapı a response to + isim veya -ing biçimidir: a response to pressure, a response to being criticized. Buradaki to bir edattır; bu nedenle mastardaki gibi ardından fiilin yalın hâli gelmez.

Alıştırma

Cümleyi respond to ifadesinin isim biçimiyle tamamlayın: The rash was a ____ the medication.

Cevabı göster

response to

Well-known cannibals like the praying mantis and black widow spider

1:06

Peygamberdevesi ve karadul örümceği gibi iyi bilinen yamyamlar

were considered bizarre exceptions.

1:10

tuhaf istisnalar olarak kabul ediliyordu.

But now,

1:12

Ancak şimdi,

we know they more or less represent the rule. Notlar

1:13

aşağı yukarı kuralı temsil ettiklerini biliyoruz.

Kalıp ifadeler

more or less: “kabaca” veya “genel olarak” anlamında bir yumuşatıcı

More or less, “kabaca”, “aşağı yukarı” veya “genel olarak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede represent fiilini niteler; yani bunların genel olarak kuralı temsil ettiği söylenir. Bu ifade iddiayı yumuşatır. Konuşan kişi, küçük farklılıklara veya istisnalara yer bırakarak sonucun genel anlamda doğru olduğunu belirtir; more ve less ayrı ayrı karşılaştırılmaz.

Alıştırma

Cümleyi “genel olarak, ancak istisnalara yer bırakarak” anlamına gelen üç sözcüklü yumuşatıcı ifadeyle tamamlayın: The report is ____ ready.

Cevabı göster

more or less

Deyimler

represent the rule: genel örüntüyü göstermek

Bu cümlede represent the rule, “olağan ya da genel örüntüyü göstermek” anlamına gelir. The rule, yazılı bir kural değil; istisnanın karşısındaki normal örüntüdür. Bu ifade, savı tek tek örneklerden daha geniş bir sonuca taşır: Bunlar sıra dışı istisnalar değil, yaygın olarak gerçekleşen durumların örnekleridir.

Alıştırma

Bu tür bir savda “They represent the rule” ne anlama gelir?

  1. Yazılı bir kuralı kelimesi kelimesine aktarıyorlar.
  2. Nadir istisnaları değil, yaygın bir örüntüyü gösteriyorlar.
  3. Daha geniş bir örüntüyü gösteremeyecek kadar sıra dışılar.
Cevabı göster

Nadir istisnaları değil, yaygın bir örüntüyü gösteriyorlar.

While it may seem counterproductive Dilbilgisi

1:17

Amaca aykırı gibi görünse de

for members of the same species to eat each other,

1:19

aynı türün üyelerinin birbirini yemesi,

cannibalism can promote the survival of the species as a whole Kalıp ifadeler

1:21

yamyamlık, türün bir bütün olarak hayatta kalmasını destekleyebilir

Dilbilgisi

While it may seem counterproductive: ödünleme bildiren bir giriş

While it may seem counterproductive bir ödünleme yan cümlesidir ve “amaçlanan etkinin tersini yaratacakmış gibi görünse de” anlamına gelir. Burada while, “…… olduğu sırada” anlamında değildir. Bu giriş, makul bir ilk izlenimi kabul eder ancak onu nihai yargı olarak benimsemez. Ana cümle daha sonra bununla çelişen, daha az belirgin bir sonuç verir. May seem ifadeyi temkinli tutar: Sorun doğrulanmış bir sonuç değil, yalnızca görünüşte var olan bir durumdur.

Alıştırma

Cümlede “While it may seem counterproductive” ifadesinin işlevi nedir?

  1. Ana cümle karşıt bir sonuç vermeden önce görünürdeki bir sorunu kabul eder.
  2. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. Eylemin kesinlikle zararlı bir sonuç doğurduğunu belirtir.
Cevabı göster

Ana cümle karşıt bir sonuç vermeden önce görünürdeki bir sorunu kabul eder.

Kalıp ifadeler

as a whole: kapsamı grubun tamamına yaymak

Bu cümlede as a whole, kapsamı türün tamamı düzeyinde belirler. Bazı bireyler zarar görse bile türün genel olarak hayatta kalma avantajı elde edebileceğini anlatır. Her bir üye hakkında ayrı ayrı aynı iddiada bulunmak yerine bütün üyeleri veya parçaları tek bir grup olarak ele almak istediğinizde isim + as a whole yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümledeki as a whole ne anlama geliyor?

  1. Bazı bireyler yarar görmese bile türün topluca ele alınması.
  2. Her bir hayvanın hayatta kalması.
  3. Türün fiziksel olarak eksiksiz hâle gelmesi.
Cevabı göster

Bazı bireyler yarar görmese bile türün topluca ele alınması.

by reducing competition, Dilbilgisi

1:25

rekabeti azaltarak,

culling the weak, Kelime

1:26

zayıfları ayıklayarak,

Kelime

culling the weak: bir gruptan seçici biçimde çıkarma

Culling the weak ifadesinde culling, bir grubun daha zayıf üyelerini bilinçli olarak seçip gruptan çıkarmak anlamına gelir. Ekoloji veya hayvan yönetimi bağlamında bu işlem öldürmeyi içerebilir; ancak cull yalnızca ölüme neden olmayı değil, bir popülasyonu seçici biçimde azaltmayı vurgular. The weak, bir sınıfı adlandırmak için kullanılan the + sıfat yapısıdır ve burada “daha zayıf bireyler” demektir. Culling, burada by tarafından yönetilen ve reducing ile paralel olan başka bir -ing eylemidir.

Alıştırma

Bu ekolojik bağlamda culling the weak ne anlama gelir?

  1. hiçbir seçim yapmadan bir bireyin ölümüne neden olmak
  2. bir grubun daha zayıf bireylerini seçici biçimde çıkarmak
  3. bir gruptaki tüm zayıf bireyleri korumak
Cevabı göster

bir grubun daha zayıf bireylerini seçici biçimde çıkarmak

and bolstering the strong. Kelime

1:28

ve güçlüleri destekleyerek.

Dilbilgisi

by reducing competition, culling the weak, and bolstering the strong: yöntem ve paralel -ing biçimleri

Buradaki by, “yanında” değil, “bu yöntem aracılığıyla” anlamına gelir. Sonucu meydana getiren mekanizmaları tanıtır. reducing competition, culling the weak ve bolstering the strong ifadeleri paraleldir; her biri -ing biçimiyle başlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp sonuç + by + doing A, doing B, and doing C şeklindedir.

Alıştırma

Bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklamak için by ile paralel -ing biçimlerini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The city reduced waste by repairing old equipment, to reuse materials, and paper was recycled.
  2. The city reduced waste by repair old equipment, reusing materials, and recycled paper.
  3. The city reduced waste by repairing old equipment, reusing materials, and recycling paper.
Cevabı göster

The city reduced waste by repairing old equipment, reusing materials, and recycling paper.

Kelime

bolstering the strong: mevcut bir avantajı güçlendirmek

Bolstering the strong, zaten güçlü olan bireyleri daha güçlü hâle getirmek veya avantajlarını artırmak demektir. Bolster burada “desteklemek, sağlamlaştırmak veya güçlendirmek” anlamına gelen bir fiildir; uzun ve sert bir yastığı ifade eden isim anlamında kullanılmamıştır. The strong, “güçlü bireyler” anlamına gelen the + sıfat yapısıdır. By sonrasında -ing biçimindeki bolstering, reducing ve culling ile paraleldir. Bolster ayrıca bolster confidence, support, defenses veya an argument örneklerindeki gibi soyut nesnelerle sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede bolster, “mevcut bir konumu güçlendirmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. She placed a bolster under her knees.
  2. The new evidence bolstered her argument.
  3. The committee discarded her argument.
Cevabı göster

The new evidence bolstered her argument.

Some species, like the spadefoot toad,

1:30

Kazıcı kurbağa gibi bazı türler,

cannibalize in response to environmental pressures. Kalıp ifadeler

1:32

çevresel baskılara tepki olarak yamyamlık yapar.

Kalıp ifadeler

in response to environmental pressures: çevresel baskılara tepki olarak

Burada in response to, cannibalize davranışını bu davranışa neden olan koşula bağlar: bazı türler, çevre koşulları onları tepki vermeye ittiği için bu davranışı gösterir. İfade yalnızca “sonrasında” değil, “bir tepki olarak” anlamına gelir. Environmental pressures; yiyecek kıtlığı, kuraklık, rekabet veya yaşam alanı değişikliği gibi hayatta kalmayı etkileyen dış kısıtlamaları anlatır. Buradaki pressures, gerçek anlamda fiziksel kuvvet demek değildir. Aktarılabilir yapı in response to + isim öbeğidir ve bir davranışı, kararı ya da değişimi neyin tetiklediğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi, response sözcüğüyle kurulan ve “bir tepki olarak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The city opened more cooling centers ____ the heat wave.

Cevabı göster

in response to

Their situation is precarious, Kelime

1:35

Durumları tehlikelidir,

but cannibalism for them isn't a last-ditch attempt to avoid starvation. Kelime

1:37

ancak onlar için yamyamlık, açlıktan kaçınmak için son bir çaba değildir.

Kelime

precarious: istikrarsız ve kötüleşme riski taşıyan

Precarious; güvencesiz, istikrarsız ve gerçekten kötüleşme riski taşıyan bir durumu anlatır. Burada durum henüz çökmemiştir, ancak kolayca kötüleşebilir. Sözcük dangerous anlamından daha fazlasını taşır; istikrar veya güvence eksikliğini vurgular. Yaygın kullanımlar arasında a precarious situation, precarious health, precarious employment ve a precarious financial position bulunur.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? Her financial situation is precarious.

  1. Mali durumu istikrarsızdır ve hızla kötüleşebilir.
  2. Mali durumu öngörülebilir bir şekilde iyileşmektedir.
  3. Mali durumu alışılmadıktır ancak tamamen güvendedir.
Cevabı göster

Mali durumu istikrarsızdır ve hızla kötüleşebilir.

Kelime

last-ditch attempt: çaresizce yapılan son girişim

last-ditch attempt, diğer seçenekler başarısız olduğunda veya neredeyse tükendiğinde yapılan son bir çabadır. İfadeye aciliyet ve çaresizlik katar: yeniden denemek için başka bir fırsat olmayabilir. Bu kalıplaşmış birleşik ifadede ditch sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz. Bu cümlede isn't a last-ditch attempt, yamyamlığın yalnızca açlıktan ölmemek için başvurulan acil bir tepki olduğu düşüncesini reddeder. Bir isimden önce kullanıldığında last-ditch, birleşik bir niteleyici olduğu için kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Hangi cümlede last-ditch attempt doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. After every other rescue plan failed, the team made a last-ditch attempt to reach the climbers before the storm.
  2. At breakfast, Maya made a last-ditch attempt to pour milk on her cereal.
  3. The scientist called the first routine test a last-ditch attempt.
Cevabı göster

After every other rescue plan failed, the team made a last-ditch attempt to reach the climbers before the storm.

Rather, it's a way to more quickly outgrow Notlar

1:42

Aksine, bu, daha hızlı büyüyüp aşmanın bir yoludur

a stage where they're especially vulnerable Kalıp ifadeler

1:44

özellikle savunmasız oldukları bir aşamayı

to predation or dangerous environmental conditions.

1:46

yırtıcılara veya tehlikeli çevresel koşullara karşı.

Anlatım akışı

Rather, it's a way to: önceki bir açıklamayı düzeltmek

Cümle başındaki Rather, az önce reddedilmiş bir açıklamayı düzeltir veya onun yerine başka bir açıklama getirir. Burada “bunun yerine” ya da “daha doğrusu” anlamındadır; “oldukça” anlamında değildir. Bilgi düzeni Not A. Rather, B şeklindedir: önce bir açıklama reddedilir, ardından tercih edilen açıklama sunulur. It's a way to, gerçek işlevi veya mekanizmayı belirterek bu yeni açıklamayı tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümlede Rather, önceki bir açıklamayı düzeltmek için kullanılmıştır?

  1. The new rule is not a punishment. Rather, it's a way to keep everyone safe.
  2. I would rather walk than wait for the bus.
  3. The puzzle is rather difficult for beginners.
Cevabı göster

The new rule is not a punishment. Rather, it's a way to keep everyone safe.

Kelime

outgrow a stage: gelişerek bir aşamayı geride bırakmak

Bu cümlede outgrow a stage, gelişerek söz konusu aşamayı geride bırakmak ve o aşamayla bağlantılı sınırlama ve tehlikelerin artık geçerli olmaması demektir. “Dışa doğru büyümek” anlamına gelmez. Outgrow geçişli bir fiildir ve nesnesini doğrudan alır: outgrow a stage. Büyüme veya gelişim sonucunda giysiler, alışkanlıklar, korkular ya da ilgi alanları artık uygun olmadığında veya kişiyi sınırlamadığında da aynı yapı kullanılır.

Alıştırma

"Many children outgrow their fear of the dark" cümlesinde outgrow ne anlama gelir?

  1. Korkuyu fiziksel olarak daha büyük hâle getirirler.
  2. Korkuyu dışarı taşırlar.
  3. Geliştikçe korkunun getirdiği sınırlamadan yavaş yavaş kurtulurlar.
Cevabı göster

Geliştikçe korkunun getirdiği sınırlamadan yavaş yavaş kurtulurlar.

Kalıp ifadeler

especially vulnerable to predation: belirli bir tehdide açık olmak

Be vulnerable to, belirli bir tehdidin kolayca zarar verebilmesi veya etkileyebilmesi anlamına gelir. Burada to tehlikenin kaynağını belirtir; predation ise başka hayvanlar tarafından avlanıp yenmek demektir. Especially, vulnerable sözcüğünün derecesini güçlendirir: hayvanlar bu aşamada diğer zamanlara göre daha büyük bir riskle karşılaşır. Bu yapı disease, attack, fraud veya flooding gibi tehditlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle tehlikenin kaynağını belirtmek için vulnerable to yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Young plants are especially vulnerable to grow.
  2. Young plants are especially vulnerable to frost.
  3. Young plants are especially vulnerable for frost.
Cevabı göster

Young plants are especially vulnerable to frost.

Other species, including many fish,

1:50

Birçok balık dahil olmak üzere diğer türler,

indiscriminately cannibalize each other Kelime

1:52

ayrım gözetmeksizin birbirlerine yamyamlık yaparlar

during foraging behavior. Kelime

1:54

yiyecek arama davranışları sırasında.

Kelime

indiscriminately: hedefler arasında ayrım yapmadan

Indiscriminately, “olası hedefler arasında ayrım yapmadan veya seçim yapmadan” demektir. Burada cannibalize fiilini niteler: bu balıklar besin ararken kendi türlerinden bireyleri olası yiyecekler arasından elemez. Bu sözcük seçme veya eleme yapılmadığını anlatır; eylemin ne kadar güçlü, acımasız ya da sık olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi durum indiscriminately hareket etmeyi en iyi şekilde gösterir?

  1. Bir filtre yalnızca istenmeyen ileti olduğu doğrulanan iletileri engeller.
  2. Bir filtrenin tek bir iletiyi engellemesi uzun sürer.
  3. Bir filtre, istenmeyen ileti olup olmadıklarını kontrol etmeden bütün iletileri engeller.
Cevabı göster

Bir filtre, istenmeyen ileti olup olmadıklarını kontrol etmeden bütün iletileri engeller.

Kelime

foraging behavior: yiyecek arama ve elde etme davranışı

Foraging behavior, bir hayvanın yiyecek aramak, yiyeceği tanımak ve elde etmek için yaptığı eylemlerin bütünüdür. Yalnızca yeme anını değil; arama, hareket etme, kazma veya av yakalama gibi eylemleri de içerebilir. Bu cümlede ifade, yamyamlığı özellikle aynı türün bireylerine yöneltilmiş ayrı bir saldırı olarak sunmak yerine yiyecek arama etkinliğinin içine yerleştirir.

Alıştırma

Hangi gözlem foraging behavior için en iyi örnektir?

  1. Bir kuş yemek yedikten sonra dalda dinlenir.
  2. Bir kuş başka bir kuşu yuvasından uzaklaştırır, ancak yiyecek aramaz.
  3. Bir kuş böcek bulmak için yaprakları çevirir ve böcekleri yakalar.
Cevabı göster

Bir kuş böcek bulmak için yaprakları çevirir ve böcekleri yakalar.

Fish produce large numbers of tiny young,

1:56

Balıklar çok sayıda minik yavru üretir,

and adults exhibit about as much Dilbilgisi

1:59

ve yetişkinler aşağı yukarı

individual recognition of their offspring

2:01

yavrularını bireysel olarak ayırt etme özelliği gösterirler,

as humans do for a handful of raisins.

2:03

insanların bir avuç kuru üzümü ayırt ettiği kadar.

Dilbilgisi

about as much ... as ... ile yaklaşık derece karşılaştırması

About as much X as Y, iki öznenin yaklaşık olarak aynı miktarda veya derecede X'e sahip olduğunu belirtir. Burada X, individual recognition of their offspring ifadesidir. İkinci as, karşılaştırma ölçütü olarak humans ögesini getirir; do ise tekrarı önlemek için exhibit individual recognition ifadesinin yerini tutar. Karşılaştırma ölçütü bilerek saçma seçilmiştir: insanlar normalde bir avuç kuru üzümdeki her taneyi ayrı ayrı tanımaz. Yetişkinlerin tanıma becerisini bu kadar düşük bir ölçütle eşitlemek, yavrularını bireysel olarak neredeyse hiç tanımadıklarını ima eder. About karşılaştırmayı yaklaşık hâle getirir; ironi seçilen ölçütten kaynaklanır.

Alıştırma

Cümleyi about as much ... as karşılaştırmasıyla tamamlayın: The new method requires about ____ time as the old one does.

Cevabı göster

as much

Fish eggs, larvae, and juveniles

2:07

Balık yumurtaları, larvaları ve yavruları

are easily available, nutrient-rich meals. Kelime

2:09

kolayca bulunabilen, besin açısından zengin öğünlerdir.

Kelime

nutrient-rich meals: isim + rich bileşik sıfatı

Nutrient-rich, yüksek yoğunlukta besin maddesi içeren anlamına gelir. Burada meals sözcüğünü niteler; rich bir madde bakımından bol demektir, varlıklı demek değildir. Bir isimden önce nutrient ve rich birlikte tek bir bileşik sıfat olarak çalışır; bu nedenle standart yazımda kısa çizgi kullanılır: nutrient-rich meals. İsim + rich kalıbı, protein-rich food ve oxygen-rich water gibi ifadelerde de üretken biçimde kullanılır.

Alıştırma

Nutrient + rich ile oluşturulan bileşik sıfatla tamamlayın: Beans are a ____ food.

Cevabı göster

nutrient-rich

And with thousands of eggs in a clutch, Kelime

2:12

Ve bir kuluçkada binlerce yumurta varken,

plenty are still available to hatch after the adults have snacked.

2:14

yetişkinler atıştırdıktan sonra bile çatlayacak bolca yumurta kalır.

Kelime

a clutch: tek seferde bırakılan bir grup yumurta

Hayvanların üremesi bağlamında a clutch, tek bir yumurtlama ya da üreme olayında üretilen yumurta grubudur. Bu nedenle thousands of eggs in a clutch, tek bir grupta binlerce yumurta bulunduğu anlamına gelir; sözcük yumurtaları yalnızca aynı yerde olmalarına göre değil, üretildikleri zamana göre gruplandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede a clutch, birlikte bırakılmış bir yumurta grubu anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The turtle buried a clutch of eggs in the sand.
  2. The mechanic replaced the car's clutch.
  3. The cat cared for a clutch of kittens.
Cevabı göster

The turtle buried a clutch of eggs in the sand.

Baby fish aren't just at risk of being cannibalized by adults. Kalıp ifadeler

2:19

Yavru balıklar sadece yetişkinler tarafından yenme riski altında değildir.

Kalıp ifadeler

at risk of being cannibalized: at risk of + edilgen gerund

At risk of, zararlı bir sonucu yaşama olasılığı bulunduğunu ifade eder. Burada cannibalized, aynı türün üyeleri tarafından yenmek anlamına gelir ve yavru balıkların karşılaşabileceği bir zararı anlatır. Being cannibalized, being + past participle yapısıyla kurulan edilgen bir gerund yapısıdır. Yavru balıklar eylemden etkilenen taraf olduğu için edilgendir; by adults ise eylemi yapanları belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp be at risk of being + past participle şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi damage fiilinin edilgen gerund biçimiyle tamamlayın: The paintings are at risk of ____ during the move.

Cevabı göster

being damaged

Siblings eat each other, too.

2:22

Kardeşler de birbirini yer.

Sand tiger shark eggs develop and hatch

2:25

Kum kaplanı köpekbalığı yumurtaları gelişir ve çatlar

inside their mothers' oviducts at different times. Kelime

2:28

annelerinin yumurta kanallarında farklı zamanlarda.

Kelime

oviducts: yumurtaların geçtiği iç üreme kanalları

Oviducts, oviduct sözcüğünün çoğuludur. Oviduct, dişi bir hayvanın üreme sisteminde bulunan ve yumurtaların yumurtalıktan geçişini sağlayan bir kanaldır. Bu cümlede inside their mothers' oviducts, köpekbalığı yumurtalarının gelişip çatladığı yerin annelerinin vücudundaki yumurta kanalları olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümledeki oviducts sözcüğüne en uygun tanım hangisidir?

  1. hayvanların yumurtalarını bıraktığı dış yuvalar
  2. yumurtaların geçtiği vücut içindeki üreme kanalları
  3. yiyecekleri sindiren organlar
Cevabı göster

yumurtaların geçtiği vücut içindeki üreme kanalları

When the hatchlings run out of yolk from their own eggs, Öbek fiiller

2:31

Yavruların kendi yumurtalarındaki sarı tükendiğinde,

Öbek fiiller

run out of yolk: hiç yumurta sarısı kalmaması

Run out of yolk ifadesindeki run out of öbek fiili, sınırlı bir kaynaktan hiç kalmaması anlamına gelir. Tamamen tükenen kaynak yolk, yani yumurta sarısıdır. Özne yavrulardır çünkü artık kullanabilecekleri yumurta sarısı kalmayanlar onlardır. Run burada fiziksel hareketi anlatmaz; başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + run out of + kaynak şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiilin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The printer stopped because it ____ paper.

Cevabı göster

ran out of

they eat the other eggs and hatchlings

2:34

diğer yumurtaları ve yavruları yerler

until one baby shark from each oviduct remains.

2:36

her yumurta kanalında bir yavru köpekbalığı kalana kadar.

When they emerge,

2:40

Ortaya çıktıklarında,

the young sharks are well-nourished, experienced predators

2:41

genç köpekbalıkları iyi beslenmiş, deneyimli yırtıcılardır

who stand a better chance of surviving. Kalıp ifadeler

2:44

ve hayatta kalma şansları daha yüksektir.

Kalıp ifadeler

stand a better chance of surviving: hayatta kalma olasılığının daha yüksek olması

Stand a better chance of surviving, “hayatta kalma olasılığı daha yüksek olmak” anlamına gelir. Stand a chance ifadesindeki stand, fiziksel olarak ayakta durmayı anlatmaz; bütün ifade bir olasılığı değerlendirir. Yapı stand a better chance of + isim veya -ing biçimidir. Better, açıkça belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir karşılaştırma kurar: daha kötü beslenen ya da daha az deneyimli genç köpek balıklarına kıyasla bunların hayatta kalma olasılığı daha yüksektir.

Alıştırma

Cümleyi stand içeren hedef ifadeyle tamamlayın: With an extra week to prepare, our team will ____ winning the final.

Cevabı göster

stand a better chance of

Even when they aren't consumed for nutrition,

2:47

Beslenme amacıyla tüketilmediklerinde bile,

young animals are especially vulnerable to cannibalism.

2:49

genç hayvanlar yamyamlığa karşı özellikle savunmasızdır.

Hamsters, rats, and other rodent mothers

2:53

Hamster, fare ve diğer kemirgen anneleri

will eat some of their young

2:56

yavrularından bazılarını yerler

if they're sick, dead, or simply too numerous to feed. Dilbilgisi

2:57

eğer hastalar, ölüler ya da beslenemeyecek kadar çoklarsa.

Dilbilgisi

too numerous to feed: beslenemeyecek kadar çok

Too numerous to feed, too + sıfat + to-infinitive yapısını izler. Too, derecenin aşırı olduğunu gösterir: o kadar çok yavru vardır ki hepsini beslemek mümkün değildir. Mastar, amaç değil, sayının aşırı olması nedeniyle engellenen eylemi belirtir. Yavruların feed fiilinin örtük nesnesi olduğu anlaşılır: anne hepsini besleyemeyecek kadar çokturlar. Eylemi kimin yaptığı bağlamdan açıkça anlaşıldığında bu yapı sorumlu kişiyi belirtmeyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, dosyaların bir kişinin son tarihten önce her birini kontrol edemeyeceği kadar çok olduğunu anlatır?

  1. The files were few enough for one person to check individually before the deadline.
  2. The files were too numerous for one person to check individually before the deadline.
  3. The files were numerous, and one person checked each one before the deadline.
Cevabı göster

The files were too numerous for one person to check individually before the deadline.

In other mammals, including bears and lions,

3:01

Ayılar ve aslanlar dahil diğer memelilerde,

males will kill offspring sired by another. Kelime

3:04

erkekler başkasının soyundan gelen yavruları öldürür.

Kelime

offspring sired by another: yavruların erkek ebeveynini belirtme

Burada sired by another, offspring sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir. “Babası başka bir erkek olan” anlamına gelir: another, another male yerine kullanılmıştır; another offspring anlamına gelmez. Sire fiili, özellikle hayvan yetiştiriciliği veya soy kütüğü bağlamlarında bir hayvanın erkek ebeveyni olmak anlamına gelir. Bu ifade yavruların hangi erkekten geldiğini belirtir ve cümledeki biyolojik ilişkiyi açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede offspring sired by another ne anlama gelir?

  1. İkinci bir yavru grubu
  2. Babası başka bir erkek olan yavrular
  3. Başka bir erkek tarafından bakılan yavrular
Cevabı göster

Babası başka bir erkek olan yavrular

That's because childless females become receptive to mating more quickly Kelime

3:08

Bunun nedeni, çocuksuz dişilerin çiftleşmeye daha çabuk hazır hale gelmesidir

than if they were caring for a cub. Dilbilgisi

3:12

bir yavruya baktıkları duruma kıyasla.

Kelime

receptive to mating: çiftleşmeye hazır veya istekli

Receptive to mating, çiftleşmeyi kabul etmeye istekli veya biyolojik olarak hazır olmak anlamına gelir. Hayvan davranışlarıyla ilgili metinlerde receptive, yalnızca bilgi alabilme yetisini değil, hem davranışsal hem de fizyolojik bir durumu anlatır. Yapı, be veya become receptive to + isim ya da -ing biçimidir. Burada to bir edattır; bu nedenle mating mastar değil, isim görevi gören bir -ing biçimidir.

Alıştırma

Derste geçen ve biyolojik olarak çiftleşmeye hazır veya istekli olmak anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the breeding season, the females become ____.

Cevabı göster

receptive to mating

Dilbilgisi

than if they were caring...: bir sonucu varsayımsal koşulla karşılaştırma

than if they were caring for a cub ifadesi, söz konusu durumda dişilerin çiftleşmeye hazır hâle gelme hızını başka bir koşulda ortaya çıkacak sonuçla karşılaştırır. Than karşılaştırmayı belirtir, if ise alternatif koşulu başlatır. Were caring, varsayımsal koşul içinde sürmekte olan bir durumu anlatır. Doğrulanmış bir geçmiş olayı bildirmez; than sonrasında yinelenen, dişilerin çiftleşmeye hazır hâle geleceği düşüncesi örtük bırakılmıştır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı varsayımsal bir koşul başlatan iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The plants would grow faster by the window ____ we left them in the hallway.

Cevabı göster

than if

Rather than waste nutritious meat, Dilbilgisi

3:15

Besleyici eti israf etmektense,

the males then eat the dead cubs.

3:17

erkekler daha sonra ölü yavruları yerler.

Dilbilgisi

Rather than waste...: bir eylemi bırakıp diğerini seçme

Rather than waste nutritious meat, eti ziyan etmeyi kaçınılan eylem olarak sunar. Ana cümle gerçekleşen alternatif eylemi belirtir: erkekler ölü yavruları yer. Cümlenin başında kullanılabilecek yapı Rather than + fiilin yalın hâli, özne + fiil şeklindedir. Derece karşılaştırması değil, eylemler arasında bir seçim veya karşıtlık ifade eder.

Alıştırma

Seçim yapısını tamamlamak için drive fiilinin doğru biçimini kullanın: Rather than ____, we took the train.

Cevabı göster

drive

Meanwhile, cannibalism is less common in birds than in other groups, Dilbilgisi

3:19

Bu arada, yamyamlık kuşlarda diğer gruplara göre daha az yaygındır,

Dilbilgisi

less common in birds than in other groups: görülme sıklığını karşılaştırma

less + sıfat + in A + than in B kalıbı, aynı özelliğin derecesini iki grup arasında karşılaştırır. Burada less, common sözcüğünü niteler; dolayısıyla yamyamlık, kuşlarda söz konusu diğer gruplara göre daha seyrek görülür. İki in öbeği karşılaştırılan grupları gösterir. Cümle, kuşların sayısını diğer hayvanların sayısıyla veya iki farklı davranışı birbiriyle karşılaştırmaz.

Alıştırma

less common in birds than in other groups burada ne anlama geliyor?

  1. Kuşların davranış türleri diğer gruplardan daha azdır.
  2. Kuşların üye sayısı diğer gruplardan daha azdır.
  3. Yamyamlık kuşlarda diğer gruplara göre daha seyrek görülür.
Cevabı göster

Yamyamlık kuşlarda diğer gruplara göre daha seyrek görülür.

but certain species will eat diseased or dead hatchlings

3:24

ancak bazı türler hastalıklı veya ölü yavruları yerler

as a way of disposing of the bodies Dilbilgisi

3:27

cesetlerden kurtulmanın bir yolu olarak

before they can attract maggots.

3:29

kurtçukları kendilerine çekmeden önce.

Dilbilgisi

as a way of disposing of the bodies: yöntem ve işlevi açıklama

as a way of + -ing ifadesi, önceki eylemi bir sonuca ulaşma yöntemi olarak sunar. Burada hasta veya ölü yavruları yemek, cesetleri kurtçukları çekmeden önce ortadan kaldırmanın bir yolu olarak işlev görür. disposing of içindeki dispose of, bir şeyi ortadan kaldırmak, atmak veya onunla ilgilenmek anlamına gelen iki sözcüklü bir fiildir. İkinci of, dispose of fiiline aittir; ardından gelen the bodies ise nesnesidir. a way of içindeki ilk of sonrasında dispose, -ing biçimini alır: a way of disposing of the bodies.

Alıştırma

Cümleyi as a way of + -ing ve dispose of ile tamamlayın: The clinic uses sealed bins ____ medical waste safely.

Cevabı göster

as a way of disposing of

When adults eat each other,

3:32

Yetişkinler birbirini yediğinde,

males are cannibalized more often than females, Dilbilgisi

3:34

erkekler dişilere göre daha sık yenir,

usually during mating,

3:37

genellikle çiftleşme sırasında,

and generally because they're smaller.

3:38

ve çoğunlukla daha küçük oldukları için.

Dilbilgisi

males are cannibalized more often than females: edilgen yapıda sıklık karşılaştırması

males are cannibalized ifadesindeki are cannibalized edilgen yapıdadır; males eylemden etkilenen taraftır. Böylece odak, onları kimin yediğine değil, kendi türdeşleri tarafından yenen gruba gelir. more often than females, yenme olayının iki grupta ne sıklıkta görüldüğünü karşılaştırır. females sonrasında tekrarlanan are cannibalized düşürülmüştür; tam anlam than females are cannibalized şeklindedir. Erkeklerin sayıca daha fazla olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek “males are cannibalized more often than females” ifadesini doğru biçimde yeniden ifade eder?

  1. There are more male adults than female adults.
  2. Male adults eat more frequently than female adults.
  3. Male adults are eaten by members of their own species more frequently than female adults are.
Cevabı göster

Male adults are eaten by members of their own species more frequently than female adults are.

Male Australian redback spiders mate with much larger females.

3:41

Erkek Avustralya kırmızı sırtlı örümcekleri çok daha büyük dişilerle çiftleşir.

Rather than scrambling away after mating,

3:46

Çiftleşmeden sonra kaçıp gitmek yerine,

the tiny male does a somersault, Kalıp ifadeler

3:48

minik erkek bir takla atar,

bringing his abdomen into contact with his mate's mouthparts. Kalıp ifadeler

3:50

karnını eşinin ağız parçalarıyla temas ettirir.

Kalıp ifadeler

do a somersault: hareketi anlatan doğal eşdizim

does a somersault ifadesinde do, sayılabilen bir eylem adı olan somersault ile doğal biçimde kullanılır ve öne ya da arkaya doğru tam bir dönüş yapmayı anlatır. a tanımlığı eylemin bir kez yapıldığını gösterir. Özne the tiny male olduğu için geniş zamanda üçüncü tekil kişi biçimi does kullanılır. Geçmiş zamanda somersault değil, do değişir: did a somersault.

Alıştırma

Cümleyi do a somersault ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During practice, the gymnast ____ on the mat.

Cevabı göster

did a somersault

Kalıp ifadeler

bring A into contact with B: iki şeyi birbirine temas ettirmek

Bring A into contact with B, “A'nın B'ye temas etmesini sağlamak” demektir. Sabit into contact with ifadesinde contact bir isimdir; with ise ikinci şeyi belirtir. Buradaki -ing yan cümlesi bringing ..., taklanın sonucunu açıklar: bu hareket erkeğin karnını eşinin ağız parçalarına temas ettirir. Bu yapı, bir hareketin fiziksel teması nasıl oluşturduğunu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Güvenlik talimatını bring A into contact with B kullanarak tamamlayın: Do not bring the exposed wires ____ water.

Cevabı göster

into contact with

The female showers him with enzyme-rich gut juice Kalıp ifadeler

3:55

Dişi, onu enzim açısından zengin bağırsak sıvısıyla yıkar

and consumes his abdomen.

3:58

ve karnını tüketir.

Kalıp ifadeler

shower someone with something: bir şeyi bolca püskürtmek veya vermek

Shower someone with something, birine büyük miktarda bir şeyi yöneltmek, püskürtmek veya vermek demektir. Buradaki kullanım gerçek anlamlıdır: dişi, erkeğin üzerine enzim bakımından zengin bağırsak sıvısını bolca püskürtür. Aynı yapı shower someone with praise, gifts veya questions örneklerinde olduğu gibi sık sık mecaz anlamda da kullanılır. Give ile karşılaştırıldığında shower, bolluğu veya peş peşe gelen hızlı bir akışı vurgular.

Alıştırma

Hayranların şarkıcıya çok fazla övgü verdiğini göstermek için cümleyi shower someone with something kullanarak tamamlayın: After the concert, the fans ____ praise.

Cevabı göster

showered the singer with

Males not killed in the initial mating Dilbilgisi

4:00

İlk çiftleşmede ölmeyen erkekler

crawl back into the fray, Deyimler

4:02

mücadeleye geri döner,

often half-eaten, to mate again,

4:04

çoğunlukla yarı yenmiş halde, tekrar çiftleşmek için,

Dilbilgisi

Males not killed in the initial mating: kısaltılmış ilgi cümleciği

“Males not killed in the initial mating” bir isim öbeğidir. Geçmiş zaman ortacıyla kurulan kısaltılmış ilgi cümleciği “not killed in the initial mating”, “Males” sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu cümlede “Males who are not killed in the initial mating” biçiminde açılabilir. Edilgen yapı, erkeklerin eyleme maruz kalan taraf olduğunu gösterir. Öbeğin tamamı öznedir. “not killed” ana cümlenin çekimli fiili değildir; ana yüklem “crawl back” ile başlar. Bu tür kısaltmalar resmî veya betimleyici anlatımı daha özlü hâle getirir.

Alıştırma

“Males not killed in the initial mating” ifadesinin tam ilgi cümlecikli biçimi hangisidir?

  1. Males who do not kill in the initial mating
  2. Males who are not killed in the initial mating
  3. Males who are not killing the initial mating
Cevabı göster

Males who are not killed in the initial mating

Deyimler

crawl back into the fray: tehlikeye veya çatışmaya geri dönmek

Burada “the fray”, sürmekte olan bir kavga, çatışma veya son derece yoğun bir rekabet ortamı anlamına gelir. “crawl back into the fray”, gerçek anlamdaki sürünme hareketini geri dönüş bildiren “back” ile birleştirir ve erkeklerin ilk karşılaşmadan sağ çıktıktan sonra yeniden tehlikeye döndüğünü gösterir. İfade, sahneyi bir savaşa benzeterek canlı ve dramatik bir çerçeve oluşturur. Başka bağlamlarda “back into the fray” mecazî olabilir: Bir kişi hararetli bir tartışmaya, kampanyaya veya rekabete geri dönebilir. Buradaki “fray”, kavga anlamındaki isimdir; yıpranmak veya sökülmek anlamındaki “fray” fiili değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “crawl back into the fray” ne anlama gelir?

  1. tüm çatışmalardan uzaklaşmak
  2. tehlikeli veya son derece rekabetçi bir duruma geri dönmek
  3. bir kumaşın yıpranmış kenarını onarmak
Cevabı göster

tehlikeli veya son derece rekabetçi bir duruma geri dönmek

after which they're dispatched to the spider pantry. Notlar

4:07

ardından örümcek kilerine gönderilirler.

Dilbilgisi

after which: önceki olayı sonrasına bağlamak

After which, sonraki eylemin az önce belirtilen olaydan sonra gerçekleştiğini gösterir. Buradaki which, tek bir isme değil, önceki olayın tamamına gönderme yapar. Edat + ilgi zamiri yapısı sonraki yan cümleyi başlatır ve iki aşamayı tek cümlede tutarak olay sırasını kısa ve sıkı biçimde verir.

Alıştırma

Cümleyi “o olaydan sonra” anlamındaki iki sözcüklü resmî ilgi bağlayıcısıyla tamamlayın: The storm passed, ____ the rescue teams moved in.

Cevabı göster

after which

Deyimler

dispatched to the spider pantry: kara mizahlı bir benzetme

Bu bağlamda dispatched to the spider pantry ifadesi gerçek anlamlı değildir. Dispatched, erkek örümceklerin bir yere gönderildiğini düşündürür; ancak burada soğuk ve örtmeceli biçimde ortadan kaldırılma ya da öldürülme anlamını da taşır. Spider pantry, onları depoya kaldırılan yiyecek gibi gösterir. Gündelik ev imgesi acımasız bir sonucu oyunbazlaştırır ve kara mizah yaratır. Spider pantry bu anlatı için oluşturulmuş tek seferlik bir benzetmedir; gerçek bir yapı adı veya biyoloji terimi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede dispatched to the spider pantry neyi ima ediyor?

  1. Erkekler başka bir örümcek kolonisinde yaşamaları için güvenle gönderiliyor.
  2. Erkeklerin öldürülüp depolanmış yiyecek olarak görüldüğü mizahi biçimde anlatılıyor.
  3. Erkeklere gerçek bir mutfak dolabını düzenleme görevi veriliyor.
Cevabı göster

Erkeklerin öldürülüp depolanmış yiyecek olarak görüldüğü mizahi biçimde anlatılıyor.

So not only does the male provide the female with his sperm, Notlar

4:10

Yani erkek sadece dişiye spermini sağlamakla kalmaz,

but he also provides her with a nutritious meal

4:13

aynı zamanda ona besleyici bir öğün de sunar

Dilbilgisi

not only does the male provide ... but he also provides: cümle başında devrik yapı

not only ... but also ... iki bilgiyi birbirine bağlar ve ikisinin de geçerli olduğunu vurgular. Burada erkeğin iki katkısı öne çıkarılır: sperm sağlar ve ayrıca besleyici bir öğün sağlar. Not only ilk cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil ile özne yer değiştirir: does, the male ögesinden önce gelir ve ana fiil yalın hâlde, provide olarak kalır. But ile başlayan bölümde normal kelime sırası korunur: he also provides.

Alıştırma

Başlangıç yapısını tamamlayın: ____ she solve the problem, but she also explained it clearly.

Cevabı göster

Not only did

Kalıp ifadeler

provide the female with his sperm: provide someone with something

provide someone with something, bir kişiye veya gruba bir şey sağlamak anlamına gelir. provide the female with his sperm ifadesinde the female alıcıdır ve his sperm sağlanan şeydir; bu sabit yapıda with sağlanan şeyi tanıtır. Yapının sırası provide + alıcı + with + sağlanan şey şeklindedir. Alıcıyı önce söylemek, kaynağı kimin aldığını açıkça gösterir; bu kullanım olgusal, hizmetle ilgili ve resmî açıklamalarda işe yarar.

Alıştırma

Eksik edatı tamamlayın: The clinic provides patients ____ clear instructions before each visit.

Cevabı göster

with

to better ensure that she'll survive to pass on his genes. Öbek fiiller

4:16

kendi genlerini aktaracak kadar hayatta kalmasını daha iyi garanti altına almak için.

Öbek fiiller

pass on his ...: genleri sonraki nesle aktarmak

pass on his genes ifadesinde pass on, “sonraki nesle aktarmak” anlamına gelir. his genes isim öbeği aktarılan şeyi, his ise genlerin kime ait olduğunu belirtir. Bu öbek fiil pass on something ve pass something on to someone kalıplarıyla kullanılabilir. Bilgi, birikim, gelenek veya mal varlığı için de kullanılır; ortak fikir, bir şeyin başka bir kişiye ya da nesle aktarılıp devam etmesidir.

Alıştırma

Örnekteki pass on his genes ne anlama gelir?

  1. Onun genlerini sonraki nesle aktarmak
  2. Onun genlerini laboratuvarda incelemek
  3. Onun genlerini popülasyondan çıkarmak
Cevabı göster

Onun genlerini sonraki nesle aktarmak

All in all, Anlatım akışı

4:21

Sonuç olarak,

it's clear that cannibalism is as much a part of life in the animal kingdom Dilbilgisi

4:21

yamyamlığın hayvanlar alemindeki yaşamın bir parçası olduğu açıktır,

as other better-recognized behaviors.

4:25

diğer daha iyi bilinen davranışlar kadar.

Anlatım akışı

All in all: genel bir sonucu belirtmek

All in all, “her şeyi göz önünde bulundurduğumuzda” veya “genel olarak” anlamına gelen bir özetleme ifadesidir. Önceki örnek ya da gerekçeleri bir araya getirir ve konuşanın genel sonucunu sunar. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir. Bilgiyi düzenleme işlevi, ayrıntıların sona erdiğini ve nihai değerlendirmenin başladığını göstermektir.

Alıştırma

En uygun bağlayıcıyı seçin: We compared the cost, travel time, and safety of each route. ___, the train is our best option.

  1. For example
  2. After all
  3. All in all
Cevabı göster

All in all

Dilbilgisi

as much a part of ... as ...: bir bütüne aynı ölçüde ait olmak

A is as much a part of X as B kalıbı, A ile B’nin X’e aynı ölçüde ait olduğunu anlatır. Burada yamyamlık, hayvanlar âlemindeki yaşamın aynı derecede gerçek bir özelliği olarak daha tanıdık diğer hayvan davranışlarının yanına konur. Much dereceyi, yani bir şeyin ne ölçüde bütünün bir parçası sayıldığını belirtir. Eylemlerin sayısını anlatmaz. B’den sonra daha önce geçen a part of life... sözleri tekrarlanmaz, ancak anlamca tamamlanır.

Alıştırma

Bu cümlede 'as much a part of life ... as ...', yamyamlık ile diğer davranışlar hakkında ne anlatıyor?

  1. Yalnızca yamyamlık hayvan yaşamının bir parçası olarak kabul ediliyor.
  2. Yamyamlık, diğer davranışlardan daha fazla sayıda gerçekleşiyor.
  3. Yamyamlık ve diğer davranışlar, hayvan yaşamının aynı derecede gerçek parçaları olarak sunuluyor.
Cevabı göster

Yamyamlık ve diğer davranışlar, hayvan yaşamının aynı derecede gerçek parçaları olarak sunuluyor.

As we sink our teeth into the evidence of cannibalism in nature, Deyimler

4:28

Doğadaki yamyamlık kanıtlarına dişimizi geçirdikçe,

Deyimler

sink our teeth into: ciddi biçimde işe koyulma ve ısırma temalı kelime oyunu

Sink one's teeth into something, genellikle ilginç veya zor olduğu için bir şey üzerinde ciddi bir enerjiyle çalışmaya ya da onu araştırmaya başlamak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede we sink our teeth into the evidence, anlatıcı ile izleyicilerin kanıtları yakından inceleyeceği anlamına gelir; fiziksel olarak ısırmak söz konusu değildir. Deyim, dişleri bir şeye geçirme şeklindeki gerçek görüntüyü de korur. Konu yamyamlık olduğu için bu görüntü kasıtlı bir kelime oyunu oluşturur ve geçişi daha canlı hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi sink one's teeth into kalıbıyla tamamlayın: After weeks of waiting, Lena can finally ____ the new research project.

Cevabı göster

sink her teeth into

we might ask ourselves, Anlatım akışı

4:32

kendimize şunu sorabiliriz,

what else have we missed

4:34

başka neleri gözden kaçırdık

by applying human standards to the natural world? Anlatım akışı

4:35

insan standartlarını doğal dünyaya uygulayarak?

Anlatım akışı

we might ask ourselves: düşünmeye nazik bir davet

We might ask ourselves, ardından gelen soruyu ortak bir düşünme konusu olarak sunar. We ve ourselves hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsadığı için konuşan kişi yalnızca başkalarını sorgulamış olmaz. Burada might, soru sorma eyleminin tonunu yumuşatır. Soruyu bir emir ya da suçlama değil, düşünmeye davet gibi gösterir; asıl işlevi sorunun sorulup sorulamayacağına dair belirsizlik belirtmek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede we might ask ourselves ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın soru sormanın mümkün olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
  2. Dinleyicilere hemen cevap vermelerini emreder.
  3. Konuşanı ve dinleyicileri birlikte düşünmeye nazikçe davet eder.
Cevabı göster

Konuşanı ve dinleyicileri birlikte düşünmeye nazikçe davet eder.

Anlatım akışı

by applying human standards to the natural world: bir yöntemi sonucuna bağlamak

by + -ing yapısı, bazı şeyleri gözden kaçırmamıza yol açmış olabilecek uygulamayı açıklar: doğayı insani değerler, ahlaki sezgiler veya beklentilerle yargılamak. Buradaki human standards, bilimsel birimleri ya da laboratuvar standartlarını değil, insan merkezli yargıları ifade eder. Bilgiyi düzenleyen bir araç olarak bu ifade, bir yargılama yöntemini olası sonucuna bağlar. Ayrıca sonucu tek bir örnekten genel bir uyarıya taşır: insan merkezli bir çerçeve kullanmak doğayı anlama biçimimizi sınırlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle vurgulanan ifadenin anlamını ve bilgi bağlantısını en iyi koruyor?

  1. What scientific units should we use to measure the natural world?
  2. What else have we overlooked because we judged nature by human values?
  3. What rules should people create for nature to obey?
Cevabı göster

What else have we overlooked because we judged nature by human values?

Interested in learning more?

4:40

Daha fazlasını öğrenmek ister misiniz?

We highly recommend you check out

4:41

Şu kitaba göz atmanızı şiddetle tavsiye ederiz:

Cannibalism: A Perfectly Natural History

4:43

Cannibalism: A Perfectly Natural History

by the author of this lesson.

4:46

bu dersin yazarının kaleminden.