Sevdiklerimize Nasıl Yardım Edebiliriz?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Yardım dinleme, çözüm, umut, gerçekçilik, harcama veya temas olabilir; alana uymalıdır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “at sea.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: denizde değil, şaşkın olmaktır; ne yapacağını bilmeyince kullanılır. 2. “It's all very well for someone to say” — Edimbilim ve tutum: eleştiriden önce sözleri yetersiz bulan nazik bir kabuldür. 3. “Only when our partner is ready to match our most forbidding analyses can we be reassured” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: baştaki Only when ana cümleyi devrik yapar ve belirleyici koşulu vurgular.
Bu derste
One of the key desires of love is the wish to help another person. Dilbilgisi
0:03Aşkın en temel arzularından biri, bir başkasına yardım etme isteğidir.
One of the key desires ... is the wish: tekil uyumu
One of the key desires ifadesinde öznenin dilbilgisel başı one sözcüğüdür. of the key desires öbeği yalnızca bu ögenin ait olduğu grubu belirtir; bu nedenle desires çoğuldur, ancak fiilin biçimini belirlemez. Özne tek bir arzuyu anlattığı için tekil bağ fiili is kullanılır. Ardından gelen the wish isim öbeği, bu arzunun ne olduğunu açıklar. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp one of + çoğul sayılabilen isim + tekil fiil biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: One of the best parts of the trip ____ visiting the museum.
Cevabı göster
is
But an intention doesn't always or automatically translate into a ready capacity for true assistance. Öbek fiiller
0:08Ancak bir niyet, her zaman veya otomatik olarak gerçek bir yardım için hazır bir kapasiteye dönüşmez.
translate into a ready capacity: kullanıma hazır bir beceriye dönüşmek
Burada translate into, pratik bir sonuca yol açmak veya böyle bir sonuca dönüşmek anlamındadır; sözcükleri bir dilden başka bir dile çevirmek anlamına gelmez. Özne an intention, into sonrasındaki sonuç ise a ready capacity ifadesidir: gelişmiş ve gerçek kullanım için hazır bir beceri. Dolayısıyla cümle, yardım etmek istemek ile gerçekten yardım edebilmek arasındaki ayrımı gösterir. Daha genel olarak X, Y’yi ürettiğinde, Y’ye dönüştüğünde veya Y olarak ortaya çıktığında X translates into Y kalıbı kullanılır.
Alıştırma
Burada translate into ne anlama geliyor? More website visits do not always translate into more sales.
- sözcükleri bir dilden başka bir dile çevirmek
- pratik bir sonuca yol açmak veya böyle bir sonuca dönüşmek
- aynı eylemi daha hızlı tekrarlamak
Cevabı göster
pratik bir sonuca yol açmak veya böyle bir sonuca dönüşmek
Picture a 5-year-old who stumbled into his parents' bedroom and surprised his mother crying. Notlar
0:15Ebeveynlerinin yatak odasına sendeliyerek giren ve annesini ağlarken bulup şaşıran 5 yaşında bir çocuğu hayal edin.
Picture a ...: dinleyiciyi bir sahne hayal etmeye çağırmak
Burada Picture, “hayal et” veya “zihninde bir görüntü oluştur” anlamına gelen emir kipindeki bir fiildir. a ile başlayan isim öbeği, dinleyicinin gözünde canlandırması istenen sahneyi belirtir; gerçek bir resimden söz edilmez. Sahne kuran bir giriş olarak Picture a ..., dinleyiciyi soyut bir tartışmadan somut bir örneğe taşır. Konuşmacı önce dikkati yönlendirir, ardından sonraki düşüncenin anlaşılmasını kolaylaştıran ayrıntıları verir.
Alıştırma
Hangi cümlede picture, “hayal et” anlamında emir kipindeki bir fiil olarak kullanılmıştır?
- She took a picture at the station.
- This picture of a quiet town hangs in the hall.
- Picture a quiet town where everyone knows your name.
Cevabı göster
Picture a quiet town where everyone knows your name.
stumbled into: sendeleyerek veya kazara girmek
Stumbled into, stumble into fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Into, dışarıdan içeriye doğru hareketi gösterir. Burada ifade, çocuğun yatak odasına dengesiz adımlarla girdiğini ve karşılaştığı sahneyi bulmayı planlamadığını anlatır. Bu ifade fiziksel denge kaybını, kazara girişi veya her iki fikri birden vurgulayabilir. Bu nedenle nötr entered sözcüğünde bulunmayan bir anlatı bilgisi ekler.
Alıştırma
Derste geçen ve “dengesiz adımlarla yanlışlıkla girdi” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: After waking in the dark, Maya ____ the wrong room before she found the light.
Cevabı göster
stumbled into
surprised his mother crying: sürmekte olan bir eyleme rastlamak
Bu cümlede surprised, “birine beklenmedik biçimde rastlamak ya da onu o durumda görmek” anlamındadır. Çocuk içeri girdi ve annesini ağlarken gördü. Burada surprise + kişi + -ing ile kurulan eylem, kişi fark edildiğinde zaten sürmekte olan bir eylem olarak sunulur. Çocuğun ağlamaya neden olduğu ya da annesini şaşırttığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede “surprised his mother crying” ne anlama geliyor?
- Annesi onu şaşırtmak için bilerek ağladı.
- Annesi ağlarken beklenmedik biçimde onu gördü.
- Annesini o kadar korkuttu ki annesi ağlamaya başladı.
Cevabı göster
Annesi ağlarken beklenmedik biçimde onu gördü.
She's normally so strong and ready with help for him.
0:20Annesi normalde çok güçlüdür ve ona yardım etmeye her zaman hazırdır.
Now he longs to do something to staunch the tears, Notlar
0:23Şimdi çocuk o gözyaşlarını dindirmek için bir şeyler yapmak için can atıyor,
longs to: güçlü ve derin bir istek ifade etmek
Long to + fiil, bir şeyi yapmak için güçlü ve derin bir istek duymak anlamına gelir. Bu cümlede yalnızca bir şey yapmak istemiyor; kullanılan ifade duygusal açıdan yoğun bir dileği gösteriyor. Geniş zamanda özne he, she veya it olduğunda long, longs biçimine dönüşür: he longs to do something. Buradaki long, “çok istemek” anlamında bir fiildir; “uzun” anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
Cümleyi long to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After months away, Leo ____ see his family again.
Cevabı göster
longs to
staunch the tears: ağlamayı durdurmak
Staunch fiil olarak kullanıldığında, akmaya devam eden bir şeyi durdurmak anlamına gelir. Staunch the tears ifadesinde gözyaşlarını durdurmak ve genellikle kişiyi teselli ederek ağlamayı sona erdirmek demektir. Bu fiil en çok kanamayı durdurmayla ilişkilendirilir, ancak devam eden başka akışlar veya kayıplar için de kullanılabilir. Buradaki alışılmadık ve edebî ifade, nasıl yapacağını bilmese bile yardım etme isteğini vurgular.
Alıştırma
“He tried to staunch the tears” cümlesinde staunch ne anlama gelir?
- Son derece sadık kalmak
- Ağlamayı durdurmak
- Ağlamayı durdurmadan yüzdeki gözyaşlarını silmek
Cevabı göster
Ağlamayı durdurmak
at sea: kafası karışmış ve ne yapacağını bilmeyen
At sea, kafası karışmış, kararsız veya daha sonra ne yapacağını göremeyen biri için kullanılan bir deyimdir. Burada gerçek anlamda denizde bulunmayı ifade etmez. Be, feel veya seem fiillerinden sonra kullanıldığında zihinsel olarak yönünü bulamama durumunu anlatır. Bu cümlede yardım etmek istiyor, ancak bir eylem seçebilecek kadar sorunu anlayamıyor.
Alıştırma
“During the first lesson, Maya felt at sea” cümlesinde at sea ne anlama gelir?
- Denizde yolculuk yapıyordu
- Ders mevcut yeteneğini aşıyordu
- Kafası karışıktı ve sonra ne yapacağını bilmiyordu
Cevabı göster
Kafası karışıktı ve sonra ne yapacağını bilmiyordu
But all these aren't for a child to grasp. Dilbilgisi
0:32Fakat tüm bunlar bir çocuğun kavrayabileceği şeyler değildir.
for a child to grasp: mastarın eylemini yapan kişiyi belirtme
for a child to grasp yapısında for, a child öbeğini to-infinitive yapısının anlamsal öznesi olarak tanıtır; yani grasp eylemini yapacak kişiyi belirtir. Öbeğin tamamı, eylemin kimin için geçerli olduğunu gösterir. Burada grasp, bir şeyi elle tutmak değil, anlamak demektir. Konuşan kişi, yetişkinlerin sorunlarının bir çocuğun anlamasına uygun olmadığını ve çocuktan bunları anlamasını beklemenin gerçekçi olmadığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapı for + a child + to solve ile tamamlayın: This puzzle is too difficult ____.
Cevabı göster
for a child to solve
and pipes up that he might run downstairs to get knitted rabbit. Öbek fiiller
0:38ve aşağı koşup örgü tavşanını getirebileceğini söyler.
pipes up: konuşmaya aniden katılmak
Pipe up, özellikle sessiz kaldıktan sonra aniden veya beklenmedik biçimde konuşmaya başlamak anlamına gelen gündelik bir phrasal verb yapısıdır. Şimdiki zamanla anlatılan bu bölümde pipes up, çocuğun fikrini dile getirmeye karar verdiği anı belirtir. Bu ifade gerçek anlamda bir pipe ile ilgili değildir ve doğrudan bağırmak anlamına gelmez. Temel etkisi, kişinin konuşmaya katıldığı anı belirginleştirmektir.
Alıştırma
Sessiz kaldıktan sonra aniden konuşmak anlamına gelecek şekilde cümleyi pipe up yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: After listening silently for ten minutes, Maya finally ____ with a question.
Cevabı göster
piped up
The impulse to help floats logically free of any actual ability to do so. Deyimler
0:42Yardım etme dürtüsü, bunu yapmaya yönelik herhangi bir gerçek yetenekten mantıken bağımsız bir şekilde süzülür.
floats logically free of: kavramsal bağımsızlık
Burada floats ... free of, mekânsal bir benzetmedir. Dürtü gerçekten havada süzülmez; gerçek yetenekten ayrı olarak var olabilen bir şey gibi sunulur. Logically zarfı ayrımın kapsamını daraltır: yardım etmeyi istemek ve yardım edebilmek birbirinden bağımsız iki olgudur. Daha genel olarak X floats logically free of Y, akıl yürütme açısından X'in Y'ye bağlı olmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Örnekte floats logically free of ne anlama geliyor?
- fiziksel olarak üst tarafta hareket eder
- bir düşünce olarak bağımsız biçimde var olur
- ücretsiz olarak sağlanır
Cevabı göster
bir düşünce olarak bağımsız biçimde var olur
Two people can long to be supportive and generous towards one another
0:47İki insan birbirlerine destekleyici ve cömert davranmayı çok isteyebilir
and yet lack all the skills to deliver on their good intentions, Öbek fiiller
0:51ancak iyi niyetlerini gerçekleştirecek tüm becerilerden yoksun olabilirler,
deliver on their good intentions: niyeti sonuca dönüştürmek
Deliver on, bir şeyi yerine getirmek veya onun vaat ettiği sonucu üretmek anlamına gelir. Burada their good intentions bir taahhüt gibi ele alınır: gerekli becerilerin bulunmaması, iyi niyetlerin etkili yardıma dönüşmesini engeller. Kalıp deliver on + söz, taahhüt, beklenti, plan veya niyet şeklindedir. Yalnızca samimi duygulara değil, gerçek takibe ve sonuçlara odaklanır.
Alıştırma
Yardım kuruluşu iki barınak açma sözü verdi. Bu sözü gerçek bir sonuca dönüştürmesi gerektiğini anlatan ifadeyi seçin: "Now it has to ___ that promise."
- repeat
- deliver on
- believe in
Cevabı göster
deliver on
end up feeling: çoğu zaman planlanmamış nihai bir sonuç
End up + -ing, başka olaylardan sonra bir eylem veya durumun nihai sonuç hâline gelmesini anlatır. Bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya istenmeyen bir sonuçtur. End up feeling isolated ifadesinde feeling, end up sonrasında kullanılan -ing biçimidir. İfade, yalnız hissetmenin başlangıçtaki amaç değil, sonunda ortaya çıkan sonuç olduğunu anlatır. Kalıp end up doing something veya end up feeling/becoming a certain way olarak başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi end up + call ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After trying to fix the printer for an hour, Leo ____ a technician.
Cevabı göster
ended up calling
We cause ourselves trouble because we're too slow to recognize an odd, Dilbilgisi
1:00Kendi kendimize sorun çıkarırız çünkü tuhaf ve
too slow to recognize: zamanında harekete geçmeyi engelleyen derece
Too + sıfat + to-infinitive, sıfatın belirttiği derecenin aşırı olduğunu ve bu nedenle sonraki eylemin gerektiği şekilde veya zamanında gerçekleşemediğini anlatır. Burada too slow to recognize, "fark edecek kadar hızlı olmamak" anlamına gelir. Slow, fiziksel hareketi değil, sorunu fark etme hızını anlatır. Bağlamda sorun, sıkıntıyı önlemek için gereken zamandan daha geç fark edilir.
Alıştırma
Uyarı ancak hasar meydana geldikten sonra fark edildi. Hangi cümle gecikmenin zamanında harekete geçmeyi engellediğini en iyi gösterir?
- The team was very slow to recognize the warning.
- The team was slow and recognized the warning.
- The team was too slow to recognize the warning.
Cevabı göster
The team was too slow to recognize the warning.
largely unmentioned phenomenon,
1:04büyük ölçüde dile getirilmeyen bir olguyu fark etmekte çok yavaşızdır,
how varied and particular our notions of help can be. Dilbilgisi
1:06yardım anlayışlarımızın ne kadar çeşitli ve kendine has olabileceğini.
how varied and particular ... can be: how yan cümlesiyle dereceyi vurgulama
Bu yan cümle, dereceyi vurgulamak için how + sıfat(lar) + özne + can be yapısını kullanır: insanların yardım hakkındaki düşünceleri büyük ölçüde farklılık gösterebilir ve oldukça özgül olabilir. Bu, doğrudan bir soru değildir. Burada how, cümle içine yerleşmiş ünlem değerli bir yan cümle başlatır; bu nedenle our notions ... can be biçimindeki düz cümle sırası korunur, can our notions ... be sırası kullanılmaz. Bu tür yan cümleler genellikle bağlamda daha önce sunulan bir düşünceyi tamamlar veya yorumlar.
Alıştırma
Hangi seçenek doğrudan soru sormak veya bir yöntem anlatmak yerine çeşitliliğin derecesini vurgular? The article shows ____.
- how varied can people's views be
- how people's views can be varied
- how varied people's views can be
Cevabı göster
how varied people's views can be
We take our own preferred style of being soothed Dilbilgisi
1:10Kendimizi sakinleştirmek için tercih ettiğimiz tarzı,
as the natural starting point for how to soothe others.
1:13başkalarını nasıl sakinleştireceğimizin doğal başlangıç noktası olarak alırız.
take our own preferred style ... as the natural starting point: take A as B kalıbı
take A as B kalıbı, A'yı B olarak görmek, kabul etmek veya yorumlamak anlamına gelir. A değerlendirilen şeydir; B ise A'ya atanan rol, kategori veya temeldir. Bu cümlede insanlar, tercih ettikleri teselli edilme biçimini başkalarını teselli etmenin doğal ve açık başlangıç ölçütü olarak görür. İfade ayrıca sınanmamış bir varsayıma işaret eder: benim için işe yarayan şey, başka biri için de varsayılan seçenek hâline gelir.
Alıştırma
Sessizliğin onay olarak yorumlandığını göstermek için cümleyi take fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve as sözcüğüyle tamamlayın: The committee ____ silence ____ agreement, even though nobody had actually agreed.
Cevabı göster
took · as
But when we're wrong and our partner's original distress
1:17Fakat yanıldığımızda ve partnerimizin asıl sıkıntısı
is compounded by their sense of having been ignored or insulted, Kalıp ifadeler
1:20görmezden gelindiği veya hakarete uğradığı hissiyle daha da arttığında,
be compounded by: ek bir etken sorunu daha da kötüleştirir
is compounded by ifadesinde compounded, “daha da kötüleştirilmiş” anlamına gelir. Sıkıntı zaten vardır ve görmezden gelinmiş ya da aşağılanmış olma hissi başka bir olumsuz etken ekler. be compounded by + neden kalıbı, olumsuz etkenlerin birikmesini vurgular: Bir sorun başka bir şey yüzünden daha da ağırlaşır. Bir güçlüğün, riskin veya duygunun neden daha ciddi hâle geldiğini açıklarken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi compounded ve doğru edatı kullanarak tamamlayın: The housing shortage was ____ rising construction costs.
Cevabı göster
compounded by
we take them to be ungrateful and cruel Dilbilgisi
1:24onları nankör ve zalim olarak değerlendiririz
take them to be: birinin belirli bir özelliğe sahip olduğunu düşünmek
take them to be ungrateful and cruel ifadesinde take, “götürmek” değil, “yargılamak” veya “olarak görmek” anlamındadır. Them nesnedir; to be ungrateful and cruel ise onlar hakkındaki yargıyı belirten nesne tamamlayıcısıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp take + kişi veya şey + to be + isim/sıfat şeklindedir. Genellikle görünüş, kanıt veya yoruma dayalı bir sonucu ifade eder ve bu sonuç yanlış olabilir.
Alıştırma
take + nesne + to be kalıbının geçmiş zamanını, nesne olarak her kullanarak cümleyi tamamlayın: Because of her confident explanation, I ____ an expert.
Cevabı göster
took her to be
and vow never to attempt to be kind again.
1:26ve bir daha asla nazik olmaya çalışmamaya yemin ederiz.
An urgent task is therefore to try to understand
1:29Bu nedenle acil bir görev, anlamaya çalışmaktır
need love to be delivered in order to feel that it is real. Dilbilgisi
1:35aşkın gerçek olduğunu hissetmesi için ne şekilde sunulmasına ihtiyaç duyduğunu.
Açık bir amaç belirtmek için in order to
In order to, bir eylemin veya durumun amacını belirtir. Ardından fiilin yalın hâli gelir: in order to feel. Burada sevgiyi alan kişiler feel fiilinin örtük öznesidir ve it, love sözcüğünü gösterir. Bu ifade olayların sırasını değil amacı belirtir; ayrıca amacın kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi amacı açıkça belirten üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: We checked the address twice ____ avoid a mistake.
Cevabı göster
in order to
En yüksek öncelik için first and foremost
First and foremost, “önem bakımından her şeyden önce” anlamına gelir. Yalnızca ilk maddeyi numaralandırmaz; o noktayı en önemli öncelik olarak gösterir. Burada konuşmanın kişi için o anda en önemli ihtiyaç olduğunu vurgular. İfade bir cümlenin başında bulunabilir veya need first and foremost to speak örneğindeki gibi bir fiil öbeğinin içine yerleşebilir.
Alıştırma
Cümleyi “en önemli öncelik olarak” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, we need to keep everyone safe.
Cevabı göster
First and foremost
What we say may not be entirely sequential.
1:46Söylediklerimiz tamamen bir sıra içinde olmayabilir.
We might go back over things a few times Öbek fiiller
1:49Bazı şeylerin üzerinden birkaç kez geçebilir
go back over: bir şeyi yeniden gözden geçirmek
Bu cümlede go back over, daha önce ele alınan bir şeyi yeniden gözden geçirmek veya tekrar konuşmak demektir. Back daha önce işlenmiş bir şeye dönüşü belirtirken over onu fiziksel olarak üzerinden geçilen bir yol değil, incelenen bir içerik olarak sunar. Bir konuyu, planı, belgeyi veya olayı yeniden incelemek hafızaya, doğruluğa ya da anlamaya yardımcı olacaksa go back over + isim yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir ekip bir planı daha önce konuşmuştur, ancak bir adım hâlâ net değildir. Planı yeniden gözden geçireceklerini en açık biçimde hangi cümle anlatır?
- Let's go back to the plan before we start.
- Let's go back over the plan before we start.
- Let's go over the plan before we start.
Cevabı göster
Let's go back over the plan before we start.
and omit to cap our stories with neat endings. Kalıp ifadeler
1:51ve hikayelerimizi düzgün sonlarla bitirmeyi unutabiliriz.
cap our stories with neat endings: hikâyeleri derli toplu sonuçlara bağlamak
Burada cap, son bir parça ekleyerek bir şeyi bitirmek anlamında kullanılan bir fiildir. Yapı cap A with B şeklindedir: A bitirilen şey, B ise son öğedir. Neat endings, bir hikâyenin çözüme kavuşmuş hissi vermesini sağlayan düzenli ve açık sonlardır. Bu nedenle ifade, hikâyeleri yalnızca durdurmak yerine tatmin edici sonuçlara bağlamayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi cap A with B yapısıyla tamamlayın: The host decided to ____ one last joke.
Cevabı göster
cap the evening with
because what we want above all from a partner when we're suffering Dilbilgisi
1:55çünkü acı çekerken bir partnerden her şeyden çok istediğimiz şey
What we want ... is that ...: temel ihtiyacı belirtmek
What ile başlayan bölümün tamamı—what we want above all from a partner when we're suffering—cümlenin öznesidir. Burada what, “the thing that”, yani “... olan şey” anlamındadır; dolayısıyla bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Yan cümledeki ek ayrıntılar ihtiyacın kime ait olduğunu, ne zaman geçerli olduğunu ve ne kadar önemli olduğunu gösterir. Bağlayıcı fiil is, bu özneyi istenen eylemi belirten that yan cümlesine bağlar: partnerin kalıp dinlemesi beklenir. What + özne + want/need + is + that yan cümlesi kalıbı, önce arka plan koşullarını verip ardından temel ihtiyacı veya sonucu vurgulamanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi What ... is that ... kalıbını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: ____ I need most from the team ____ that everyone communicate honestly.
Cevabı göster
What · is
At length: uzun süre veya ayrıntılı biçimde
Bu cümlede at length, “uzun süre” anlamındadır: partner, acı çeken kişinin yanında kalır ve onu dinlemeye devam eder. Burada length fiziksel boyutu değil, süreyi anlatır. Bu kalıplaşmış ifade, özellikle discuss, explain veya write gibi fiillerden sonra “ayrıntılı biçimde” anlamına da gelebilir. Uzun sürenin mi yoksa ayrıntılı ele alışın mı vurgulandığını bağlam belirler ve iki anlam bazen örtüşebilir.
Alıştırma
Maya stayed after class and listened to me at length. Burada at length en doğal olarak ne anlama gelir?
- Tam olarak ölçülmüş bir boyutta
- Uzun süre
- Çok uzaktan
Cevabı göster
Uzun süre
We want them to signal their engagement with their eyes, Kalıp ifadeler
2:02İlgilerini gözleriyle belli etmelerini isteriz,
signal their engagement ile dikkat ve katılımı gösterme
Burada signal, “bir şeyi gözlemlenebilir bir işaretle belli etmek”; engagement ise evlilik nişanı değil, etkin dikkat ve katılım anlamına gelir. Bu nedenle signal their engagement, konuşmayı takip edip katıldıklarını görünür hâle getirmek demektir. with their eyes ifadesi işaretin türünü belirtir: göz teması veya dikkatli bir bakış, dinleyenin konuşmayı takip ettiğini konuşmacıya gösterebilir. Aktarılabilir kalıp signal + iyelik belirleyicisi + isim şeklindedir; signal your interest ve signal their agreement buna örnektir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi signal one's engagement hedef kalıbıyla tamamlayın: During the interview, Maya nodded to ____ in the discussion.
Cevabı göster
signal her engagement
to prompt us with a "Go on." or a small supportive sound. Kalıp ifadeler
2:11bizi "Devam et." diyerek veya küçük bir destekleyici sesle teşvik etmesini.
prompt us with ile devam etmeye yönlendirmek
Burada prompt, birinin cevap vermesine veya devam etmesine yardımcı olan küçük bir ipucu vermek anlamına gelir. Prompt us with, ipucunun kendisini tanıtır: “Go on.” sözü veya destekleyici bir ses. Bu ipucu, tavsiye vermeden veya konuşmayı devralmadan kişinin daha fazla konuşmasını teşvik eder. Aktarılabilir yapı prompt + kişi + with + ipucu şeklindedir. Kişi prompt sözcüğünün hemen ardından gelir; with ise ipucu olarak kullanılan sözleri, sesi, soruyu veya başka bir işareti tanıtır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi prompt someone with something yapısıyla tamamlayın: During the interview, she ____ a gentle “Take your time.”
Cevabı göster
prompted Leo with
Yet what we absolutely don't want answers, solutions, or analyses,
2:14Yine de kesinlikle istemediğimiz şeyler cevaplar, çözümler veya analizlerdir,
or to rush to fill in our silences. Deyimler
2:21veya sessizliklerimizi doldurmak için acele etmeleridir.
Duraklamaları konuşarak doldurma mecazı olarak “fill in our silences”
Bu cümlede “fill in our silences”, sessiz duraklamaları sözler, tavsiyeler veya açıklamalarla doldurmak anlamına gelir. Konuşan kişi her sessizliği, birinin aceleyle doldurmaya çalışabileceği bir boşluk gibi görür. Buradaki “fill in” mecazidir; form doldurmak veya başka birinin yerine geçmek anlamında değildir. Başka durumlara aktarılabilecek düşünce şudur: Bir konuşmadaki duraklama, hemen bir cevapla doldurulmadan açık bırakılabilir.
Alıştırma
“Please don't rush to fill in our silences,” cümlesindeki “fill in our silences” ne anlama gelir?
- İş yerinde geçici olarak bizim yerimize geçmek.
- Her sessiz duraklamayı sözlerle doldurmak.
- Boş alanlara yazılı cevaplar girmek.
Cevabı göster
Her sessiz duraklamayı sözlerle doldurmak.
isn't so much the specific issue we're mentioning, Dilbilgisi
2:28bahsettiğimiz o belirli konu değildir,
Asıl sorunu yeniden çerçevelemek için “isn't so much X”
“Isn't so much the specific issue”, bahsedilen belirli meselenin asıl sorunu açıklamadaki önemini azaltır. Buradaki so much, fiziksel bir miktarı değil, o meselenin sorunu ne kadar iyi açıkladığını ölçer. not so much X (as Y) kalıbı, “tam olarak X değil, daha doğrusu Y” anlamına gelir. Y, as veya but ile devam edebilir ya da konuşmanın sonraki bölümünde açıklanabilir. Bu, dikkati görünürdeki bir nedenden daha önemli bir nedene nazikçe yöneltmenin bir yoludur.
Alıştırma
Nedeni yeniden çerçeveleyen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The delay was not ____ a technical failure as a communication problem.”
Cevabı göster
so much
the parking ticket, the in-laws, the delayed delivery.
2:31park cezası, kayınvalideler, geciken kargo.
can't really be bothered to take the time to imagine themselves correctly into our lives. Notlar
2:37kendilerini hayatlarımıza doğru bir şekilde hayal etmek için zaman ayırmaya gerçekten zahmet etmediği yönündeki kapsayıcı histir.
can't be bothered to içindeki be bothered to
can't be bothered to do something kalıbında be bothered to, çaba göstermeye istekli olmak anlamına gelir. cannot/can't ile kurulan olumsuzluk, kişinin o eylemi zahmete değer bulmadığını gösterir; bunu yapabilecek durumda olmadığı anlamına gelmez. Burada really eleştiriyi güçlendirir: söz konusu kişiler başkalarının hayatını doğru anlamak için gereken çabayı göstermeye istekli değildir.
Alıştırma
Cümleyi “çaba göstermeye istekli olmamak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Leo knew the answer was in the email, but he couldn't ____ read it.
Cevabı göster
be bothered to
take the time to: bir eylem için bilinçli olarak zaman ayırmak
Take the time to + fiilin yalın hâli, bir şeyi dikkatle yapmak için bilinçli olarak yeterli zaman ayırıp bu zamanı kullanmak anlamına gelir. the tanımlığı, bunu zamanın kelimenin gerçek anlamıyla alınması olarak değil, kişinin yapmayı seçtiği belirli bir çaba olarak sunar. Cümlede, başkalarının hayatını anlamak için gereken sabır ve dikkati gösterir; eleştiri, diğer kişilerin bu yatırımı yapmaya istekli olmamasıdır.
Alıştırma
Cümleyi “bilinçli olarak yeterli zaman ayırmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Please ____ read the safety instructions before the trip.
Cevabı göster
take the time to
imagine themselves correctly into our lives: kendini hayatımızın içinde doğru biçimde hayal etmek
imagine oneself into a situation kalıbı uzamsal bir benzetme kullanır: kişi zihninde kendisine ait olmayan bir hayata ya da duruma girer. Burada themselves, söz edilen kişilere gönderimde bulunur; our lives ise anlamaya çalıştıkları bakış açısıdır. Correctly önemli bir ölçüt ekler: deneyimi kendilerine uygun bir biçimde uydurmakla kalmayıp olabildiğince doğru canlandırmaları gerekir. İfade, dikkatli biçimde başkasının bakış açısına geçmeyi anlatır; birinin hayatına fiziksel olarak girmek veya onun yerine karar vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
"The council members tried to imagine themselves correctly into the residents' lives," cümlesinde vurgulanan yapı ne anlama gelir?
- Bölge sakinleri adına bütün kararları vermek
- Bölge sakinlerinin durumunu olabildiğince doğru anlamak
- İzinsiz olarak bölge sakinlerinin evlerine girmek
Cevabı göster
Bölge sakinlerinin durumunu olabildiğince doğru anlamak
Our parents might have been practically minded, busy, and successful,
2:45Ebeveynlerimiz pratik düşünen, meşgul ve başarılı insanlar olabilir,
but somehow rather callous and distracted
2:49fakat bir şekilde oldukça duyarsız ve dikkatsiz olabilirler
to push our difficulties out of the way with logic. Deyimler
2:53mantıkla yoldan çekmeye çalışma biçimlerinde.
push our difficulties out of the way: zorluklarımızı kenara itmek
Bu ifade, zorlukları kenara itilebilen fiziksel engeller gibi ele alır. Bu cümlede mantık, duygularla kalıp onları anlamak yerine zorlukları o anki konuşmadan hızla çıkarmak için kullanılıyor. Benzetmenin odağı, sorunların sonraki eylemi engellememesini sağlamaktır. Bağlama göre bu, gerçek bir engeli ortadan kaldırmak anlamına gelebilir; ancak burada eleştirel bir düşünce taşır: zorluklar mutlaka çözülmeden bir kenara atılıyor ya da yokmuş gibi yönetiliyor.
Alıştırma
Bir yönetici, "We cannot just push the team's concerns out of the way with a spreadsheet." diyor. Buradaki eleştiri nedir?
- Kaygılar tam olarak ele alınmak yerine çok hızlı biçimde bir kenara atılıyor.
- Ekip bütün kaygıları zaten çözmüş.
- Elektronik tablo ofisin kapısını fiziksel olarak kapatmış.
Cevabı göster
Kaygılar tam olarak ele alınmak yerine çok hızlı biçimde bir kenara atılıyor.
can be an excuse for not listening to the problem. Kalıp ifadeler
2:59sorunu dinlememek için nasıl bir bahane olabileceğini hissediyoruz.
an excuse for not listening: excuse for + -ing kalıbı
Bu cümlede excuse bir isimdir ve istenmeyen bir davranışı savunmak veya gizlemek için kullanılan bahaneyi anlatır. Hemen çözüm sunmayı an excuse olarak adlandırmak, çok hızlı çözmeye çalışmanın daha zor olan dinleme işinden kaçınmaya yarayabileceğini düşündürür. İsim kalıbı an excuse for + isim veya -ing öbeğidir. Burada not listening olumsuz bir -ing öbeğidir: not, listening sözcüğünden önce gelir.
Alıştırma
Cümleyi doğru edatla tamamlayın: He used his headache as an excuse ____ not attending practice.
Cevabı göster
for
That's why just being heard feels like the quintessence of love. Notlar
3:03İşte bu yüzden sadece dinlenilmek aşkın özü gibi hissettiriyor.
being heard: edilgen being + geçmiş zaman ortacı kalıbı
Being heard, being + geçmiş zaman ortacı heard yapısından oluşan edilgen bir -ing öbeğidir. Bir eyleme maruz kalma deneyimini isim benzeri bir düşünceye dönüştürür; bu yüzden daha büyük olan just being heard öbeği feels fiilinin öznesidir. Buradaki heard, sesin yalnızca birinin kulağına ulaşmasından fazlasını anlatır. Başka birinin sizi ciddiyetle dinlemesi ve düşüncelerinizi ya da duygularınızı kabul etmesi demektir.
Alıştırma
'Başkalarının sizi ciddi biçimde dinlemesi' anlamındaki edilgen -ing öbeğiyle cümleyi tamamlayın: ____ can make a difficult conversation feel safer.
Cevabı göster
Being heard
the quintessence of love: sevginin en saf özü
the quintessence of love ifadesinde quintessence, sevginin yalnızca bir parçası ya da sıradan bir örneği değil, en saf ve en karakteristik biçimi demektir. Cümle, dinlenilmeyi konuşan kişi için sevginin tam özünde bulunan duygu olarak sunar. Bu, sevginin evrensel bir tanımı değil, kişisel ve güçlü bir değerlendirmedir.
Alıştırma
Hangi cümle the quintessence of ifadesini bir şeyin en saf veya en tipik biçimi anlamında doğru kullanıyor?
- I arrived at the quintessence after lunch.
- For Amir, welcoming a stranger is the quintessence of hospitality.
- We divided the cake into five quintessences.
Cevabı göster
For Amir, welcoming a stranger is the quintessence of hospitality.
We might almost deliberately take our time, Kalıp ifadeler
3:07Neredeyse kasıtlı olarak ağırdan alabilir,
take our time: acele etmemek
Take one's time, bir şeyi acele etmeden rahat bir tempoda yapmak anlamına gelen bir deyimdir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I take my time; we take our time; you take your time. Buradaki our time, konuşanların anlatımı bilinçli olarak yavaşlatabileceğini gösterir. Zamanı gerçekten sahiplenmek anlamına gelmez ve bu bağlamda yalnızca ertelemek de değildir.
Alıştırma
Rahatlatıcı cümleyi take ve deyimin doğru iyelik biçimiyle tamamlayın: There is no deadline today, so ____.
Cevabı göster
take your time
go back over points our partner had thought were finished,
3:12partnerimizin bittiğini sandığı noktaların üzerinden tekrar geçebilir,
and re-explore a jagged bit of our story,
3:14ve hikayemizin pürüzlü bir kısmını yeniden keşfedebiliriz,
for the only style of help we crave and trust,
3:21arzuladığımız ve güvendiğimiz tek yardım tarzı için,
create the backdrop for: doğrudan neden değil, bağlam sağlamak
create the backdrop for ifadesinde backdrop mecazdır: daha sonra bir şeyin anlaşılmasını veya hissedilmesini çevreleyen bağlam ve koşullar anlamına gelir. Burada deneyimlerin tekrar tekrar “prova edilircesine” anlatılması, belirli bir yardım türünün arzu edilir ve güvenilir hissedilmesini sağlayan arka planı oluşturur. Bu ifade doğrudan bir neden değil, dolaylı olarak olanak sağlayan bir ilişki sunar. X creates the backdrop for Y, X'in Y'nin gelişebileceği, anlam kazanabileceği veya etkili olabileceği ortamı şekillendirmesi demektir.
Alıştırma
Örnekteki create the backdrop for ifadesinin anlamını en iyi hangi cümle korur?
- Tekrar anlatımlar tek bir yardım türünü doğrudan ortaya çıkmaya zorlar.
- Tekrar anlatımlar bir gösteri için yapılan gerçek sahne provalarıdır.
- Tekrar anlatımlar, güvenilir yardımın şekillenebileceği bağlamı sağlar.
Cevabı göster
Tekrar anlatımlar, güvenilir yardımın şekillenebileceği bağlamı sağlar.
at another end of the spectrum: karşıt bir konuma geçmek
At another end of the spectrum, sıradaki tercihi aynı hayalî aralık üzerinde güçlü biçimde karşıt bir noktaya yerleştirir. Spectrum burada mecazdır: tercihleri birbiriyle ilgisiz kategoriler olarak değil, bir süreklilik üzerindeki konumlar olarak sunar. Bir geçiş ifadesi olarak dinleyiciye, tartışmanın bu aralığın bir ucundan veya bölgesinden karşıt bir bölgeye geçtiğini bildirir. Another burada farklı bir ucu tanıtır; karşılaştırmada tam olarak iki karşıt uç varsa at the other end of the spectrum daha yaygın ifadedir.
Alıştırma
At another end of the spectrum burada nasıl bir söylem geçişi bildiriyor?
- Konuşmacı aynı aralık üzerindeki karşıt bir tercihe geçiyor.
- Konuşmacı ortak ölçeği olmayan ilgisiz bir konuya geçiyor.
- Konuşmacı aynı tercihi daha fazla ayrıntıyla tekrarlıyor.
Cevabı göster
Konuşmacı aynı aralık üzerindeki karşıt bir tercihe geçiyor.
unless it's accompanied by precise and concrete solutions. Dilbilgisi
3:31kesin ve somut çözümlerle birlikte gelmediği sürece.
unless it's accompanied by: bir istisna koşulu
Burada unless, duygunun gerçek görünmesini sağlayabilecek istisna koşulunu belirtir: kesin ve somut çözümlerin de ona eşlik etmesi gerekir. Cümle if ile yeniden kurulursa, bu çözümler eşlik etmediğinde duygunun gerçek görünmeyeceği anlamına gelir. Edilgen be accompanied by kalıbı, “bir şeyin eşlik etmesi” veya “bir şeyle birlikte sunulmak” demektir. Bu kalıpla bir iddianın, sonucun veya deneyimin geçerli olması için neyin bulunması gerektiği belirtilir.
Alıştırma
Bir antrenör, “The new rule will not help unless it's accompanied by clear instructions.” diyor. Bunun anlamı nedir?
- Açık talimatlar kuralın yanında verilmezse kural yararlı olmayacaktır.
- Kural yalnızca açık talimatlar bulunmadığında yararlı olacaktır.
- Açık talimatlar verilse bile kural yararlı olmayacaktır.
Cevabı göster
Açık talimatlar kuralın yanında verilmezse kural yararlı olmayacaktır.
It's all very well for someone to say they feel our pain. Ton ve niyet
3:46Birinin acımızı hissettiğini söylemesi çok hoş.
It's all very well for someone to say: eleştiriden önce taviz
It's all very well for someone to say ... kalıbı bir taviz bildirir: konuşan kişi sözlerin kulağa makul gelebileceğini kabul eder. Aynı zamanda yalnızca sözlerin yeterli olmadığına dair bir çekinceyi belirtir; yararlı bir eylem, kanıt veya uygulanabilir bir yanıt hâlâ eksiktir. For someone to say, kimin sözünün değerlendirildiğini gösterir. Ardından çoğu zaman but ile başlayan bir cümle gelir; ancak eksik olan eylem bağlamdan anlaşılıyorsa eleştiri açıkça söylenmeyebilir.
Alıştırma
Bir kişi “It's all very well for someone to say they care” dediğinde genellikle neyi ima eder?
- Sözler kulağa hoş gelebilir, ancak tek başlarına yeterli değildir.
- Konuşan kişi bunu söylemenin dil bilgisi açısından yanlış olduğunu düşünüyor.
- Konuşan kişi tamamen onaylıyor ve hiçbir çekince taşımıyor.
Cevabı göster
Sözler kulağa hoş gelebilir, ancak tek başlarına yeterli değildir.
with a list of bullet points in your partner's handwriting.
3:53madde işaretli bir listenin olduğu bir kağıt parçasıdır.
Love is a sheet of paper ...: pratik ilginin somut bir metaforu
Bu, aşk gibi soyut bir düşünceyi görünür bir nesneye dönüştüren genişletilmiş bir metafordur. Kâğıt, maddeler ve partnerin el yazısı yalnızca teselli sözlerini değil, belirli eylemlerden oluşan kişisel bir planı düşündürür. Cümle, aşka ilişkin pratik bir bakış sunar: Partner bir sorunu düşünüp yapılabilecekleri yazdığında ilgi ve özen gerçek hissedilir. Bu, aşkın gerçek anlamda veya herkes için geçerli bir tanımı değildir.
Alıştırma
Bu bağlamda metafor neyi anlatıyor?
- Aşk, kişisel bir pratik eylemler listesiyle gösterilebilir.
- Aşk, pahalı kırtasiye malzemeleri kullanmaya bağlıdır.
- Her sevgi ilişkisi yazılı kurallara ihtiyaç duyar.
Cevabı göster
Aşk, kişisel bir pratik eylemler listesiyle gösterilebilir.
not be averse to: resmî ve örtülü isteklilik
Be averse to, bir şeyden güçlü biçimde hoşlanmamak veya ona direnmek anlamına gelir. Olumsuz biçim olan not be averse to anlamı tersine çevirir: Konuşan kişi bir şeyi kabul edebileceğini, hatta bundan memnun olabileceğini söyler. we might not be averse to evidence ifadesinde might ve olumsuz anlatım, bu istekliliği temkinli ve örtülü hâle getirir. Yapı, be averse to + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle istekliliği doğal, resmî ve örtülü bir şekilde ifade eder?
- I would not be adverse to discussing the proposal.
- I would not be averse discussing the proposal.
- I would not be averse to discussing the proposal.
Cevabı göster
I would not be averse to discussing the proposal.
that our partner has spent some money on our problems.
3:58partnerimizin sorunlarımız için biraz para harcadığına.
Time isn't a currency we respect. Deyimler
4:01Zaman bizim saygı duyduğumuz bir para birimi değildir.
Time isn't a currency: zamanı değer kanıtı olarak gören metafor
Burada currency, bir grubun değer kanıtı veya ödeme biçimi olarak kabul ettiği bir şeyi anlatan metafordur. Time isn't a currency we respect, bu grubun birinin ayırdığı zamanı ilginin, bağlılığın ya da değerin ikna edici bir kanıtı olarak görmediği anlamına gelir. X is a currency kalıbı, X'i güven, statü, etki veya bağlılık kazandırabilen bir kaynak olarak sunar. X is not a currency we respect demek, X'in o grubun değer sisteminde fazla ağırlığı olmadığı anlamına gelir; genel olarak zamanın ekonomik değeri olmadığını ileri sürmez.
Alıştırma
Bu bağlamda Time isn't a currency we respect ne anlama gelir?
- Bu grup, zaman ayırmayı değer veya ilginin ikna edici bir kanıtı olarak görmüyor.
- Bu grup yalnızca zamanında gelen insanlara saygı duyuyor.
- Bu grup, zamanın para veya iş üzerinde hiçbir zaman etkisi olamayacağına inanıyor.
Cevabı göster
Bu grup, zaman ayırmayı değer veya ilginin ikna edici bir kanıtı olarak görmüyor.
We might want them to pay for an accountant or a lawyer,
4:04Bir muhasebeci veya avukat tutmalarını isteyebiliriz,
or offer an evening in an expensive restaurant.
4:06veya pahalı bir restoranda bir akşam yemeği teklif etmelerini.
We can't be reassured just by what someone says.
4:16Sadece birinin söyledikleriyle rahatlayamayız.
We've built up a residual suspicion and distrust Kalıp ifadeler
4:19Kalıntı bir şüphe ve güvensizlik inşa ettik
built up a residual suspicion and distrust: zamanla büyüme ve kalıcı etki
Built up, bir şeyin zaman içinde geliştiğini veya biriktiğini anlatır. We've built up biçimindeki present perfect, bu süreci grubun şu anki durumuna bağlar: geçmişte tekrarlanan deneyimler, etkisi bugün de süren kuşku ve güvensizlik üretmiştir. Residual, ilk olaylar geçtikten sonra geride kalan demektir. Bu bağlamda residual hem suspicion hem de distrust sözcüklerini niteler. Böylece ifade iki zaman fikrini birleştirir: duygular zamanla büyümüş ve bir kısmı kalıcı bir etki olarak devam etmiştir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki ifadeyle tamamlayın: ilki zaman içinde birikmeyi, ikincisi ise geçmişten kalan bir şeyi anlatır. Repeated lies ____ suspicion, and ____ distrust remained years later.
Cevabı göster
built up · residual
when an elderly relative unexpectedly gave us a very well-chosen present
4:26dokuz yaşındayken ve kötü bir düşüşten sonra hastanedeyken
when we were nine and in hospital after a bad fall.
4:30yaşlı bir akrabamızın bize beklenmedik bir şekilde çok iyi seçilmiş bir hediye vermesinin.
gesture ... touched us: touch fiilinin duygusal anlamı
Bu cümlede gesture, bir duygu veya niyet gösteren düşünceli bir davranış anlamındadır. Bunun bir el ya da beden hareketi olması gerekmez; hediyenin kendisi bu gesture işlevini görür. touched us, kendimizi derinden minnettar, önemsenmiş veya duygulanmış hissetmemizi sağladı demektir. Buradaki touch fiziksel değil, duygusal anlamdadır: bir davranış güçlü ve sıcak bir duygusal tepki yaratarak touch someone olabilir.
Alıştırma
“Her handwritten note touched me,” cümlesindeki touched me ne anlama gelir?
- Benden bir yanıt yazmamı istedi.
- Bende güçlü ve sıcak bir duygusal tepki uyandırdı.
- Bana fiziksel olarak temas etti.
Cevabı göster
Bende güçlü ve sıcak bir duygusal tepki uyandırdı.
when we learnt just how much the present had cost. Dilbilgisi
4:43hediyenin ne kadar pahalı olduğunu öğrendiğimizde.
dolaylı yan cümlede just how much
just how much, when we learnt just how much the present had cost yan cümlesinde miktarı vurgulayarak belirtir. Burada just, how much ifadesini güçlendirir ve miktarın büyüklüğüne duyulan şaşkınlığı gösterir: hediyenin çok pahalı olduğu ortaya çıkmıştır. learnt sözcüğünden sonra gömülü, yani dolaylı bir yan cümle geldiği için düz cümle sırası kullanılır: how much + özne + fiil. Bunun örneği how much the present had cost yapısıdır. Doğrudan sorulardaki yardımcı fiilin özneden önce geldiği sıra kullanılmaz. Yan cümlenin tamamı neyi öğrendiklerini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “şaşırtıcı derecede yüksek miktar” anlamındaki vurgulu dolaylı ifadeyle tamamlayın: We were shocked when we learned ____ the repairs had cost.
Cevabı göster
just how much
divulge our agonies: özel acıları açığa vurmak
Bu ifadede divulge, özel veya daha önce açıklanmamış bir bilgiyi başkalarına bildirmek anlamına gelir. Share sözcüğünden daha resmîdir ve çoğu zaman kişinin saklı tuttuğu bir şeyi açığa çıkardığını düşündürür. Buradaki agonies yalnızca şiddetli fiziksel ağrıyı değil, yoğun duygusal acıyı, kaygıları veya sıkıntıları anlatır. Divulge our agonies bir bütün olarak kişinin en derin sıkıntılarını açmasını bilinçli biçimde ağır ve dramatik bir dille sunar.
Alıştırma
Bir avukat gizli kalması gereken ayrıntıları kasıtlı olarak bir gazeteciye veriyor. Hangi cümle özel bilgilerin resmî biçimde açıklanmasını en iyi vurgular?
- She shared the confidential plan with a reporter.
- She divulged the confidential plan to a reporter.
- She revealed the confidential plan to a reporter.
Cevabı göster
She divulged the confidential plan to a reporter.
our priority may just be to hear that everything will eventually be okay.
4:49önceliğimiz sadece her şeyin sonunda iyi olacağını duymak olabilir.
strikes us as cheap: öznel bir izlenim
Strike someone as + bir sıfat veya isim öbeği, birine belirli bir izlenim vermek anlamına gelir. Strikes us as cheap ifadesinde us bu izlenimi edinen kişileri, cheap ise izlenimin niteliğini gösterir; strikes burada vurmak anlamına gelmez. Cheap burada mecaz anlamındadır. Düşük fiyatlı değil, fazla kolay, yüzeysel veya değersiz demektir. Cümle bunu us ile temsil edilen grubun öznel yargısı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi strike + kişi + as yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın ve izlenimi edinen kişi için me kullanın: At first, the new rule ____ unfair.
Cevabı göster
struck me as
Sınıflandırma metaforu olarak “a species of hope”
Burada a species of, biyolojik bir türü değil, “belirli bir tür veya biçimi” ifade eder. İfade, soyut bir kavram olan aşkı umudun alabileceği biçimlerden biri olarak sınıflandırır. Species sözcüğünün bu şekilde kullanılması resmî bir sınıflandırma metaforu oluşturur: konuşan kişi aşkı dikkatle tanımlıyormuş gibi bir etki yaratır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “X is a species of Y”dir; X’in Y’nin belirli bir biçimi olarak anlaşılabileceğini belirtir.
Alıştırma
“For us, love is a species of hope,” cümlesinde “a species of hope” ne anlama gelir?
- umudun belirli bir biçimi
- bir hayvan türüne ait umut
- umut besleyen canlı bir organizma
- umut hakkında belirsiz bir tahmin
Cevabı göster
umudun belirli bir biçimi
What calms us down is a quiet walk around the prospect of catastrophe. Notlar
5:08Bizi sakinleştiren şey, bir felaket ihtimalinin etrafında sessizce dolaşmaktır.
Pseudo-cleft yapı olarak “What calms us down is ...”
“What calms us down”, “bizi sakinleştiren şey” anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir; dolayısıyla what burada doğrudan bir soru başlatmaz. “What + yan cümle + be + odak” kalıbı bir pseudo-cleft yapıdır. Cevabı be sonrasına bırakarak “a quiet walk around the prospect of catastrophe” bölümüne özel vurgu yapar. Bu yapıyı bir beklentiyi düzeltmek veya gerçek nedeni, ihtiyacı ya da cevabı belirtmek için kullanın.
Alıştırma
“We need a clear deadline” cümlesini pseudo-cleft yapıyla yeniden yazın. What + özne + fiil + be kalıbını kullanın ve boşluğa tam dört İngilizce sözcük yerleştirin: “____ a clear deadline.”
Cevabı göster
What we need is
“a quiet walk around the prospect of catastrophe” ifadesindeki mecaz
Burada a quiet walk around the prospect of catastrophe gerçek bir yürüyüş olmak zorunda değildir; mekânsal bir mecazdır. Felaket olasılığından kaçmak veya hemen bir sonuca varmak yerine bu olasılığı farklı açılardan sakince incelemek anlamına gelir. Bu ifade, korkutucu bir konuşmayı yavaş, ortaklaşa yürütülen ve daha baş edilebilir bir süreç gibi gösterir. Burada prospect gelecekteki bir olasılık demektir; prospect of catastrophe ise feci bir şeyin meydana gelme olasılığıdır.
Alıştırma
Bu cümlede “a quiet walk around the prospect of catastrophe” ne anlama geliyor?
- Hoş bir şeyden söz ederek korkutucu bir konudan kaçınmak
- Felaket olasılığını hemen reddetmeden veya karara bağlamadan sakince incelemek
- Felaket zaten gerçekleştikten sonra huzurlu bir yürüyüş yapmak
Cevabı göster
Felaket olasılığını hemen reddetmeden veya karara bağlamadan sakince incelemek
We long for someone to explore the grimmest possibilities
5:15Birinin en acımasız olasılıkları keşfetmesini arzularız
“bleak sang-froid” ifadesinin kasvetli tonu
Sang-froid, tehlike veya zorluk karşısında sakin biçimde kendini kontrol etmeyi anlatan resmî ve edebî bir sözcüktür. bleak sang-froid ifadesinde bleak, bu soğukkanlılığa kasvetli ve kötümser bir ton katar: kişi kötü bir olasılıkla neşeli bir güvence vermeden, kararlı biçimde yüzleşir. Bu ifade mutlaka duygusuzluğu değil, soğukkanlılığı anlatır. Daha geniş with bleak sang-froid ifadesinde with, kişinin duruma yaklaşma biçimini veya tutumunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kasvetli ve kötümser soğukkanlılığı anlatan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The narrator faced the worst-case scenario with ____.
Cevabı göster
bleak sang-froid
Only when our partner is ready to match our most forbidding analyses Dilbilgisi
5:24Ancak partnerimiz en ürkütücü analizlerimize ayak uydurmaya hazır olduğunda
can we be reassured we're not in the hands of a callous sentimentalist, Deyimler
5:28duyarsız bir duygusalın ellerinde olmadığımıza,
Only when ... can we ...: başa alınan koşuldan sonra devrik yapı
Only when ile başlayan bir koşul cümlenin başına getirildiğinde, bu koşulun sonuç için tek ya da belirleyici gereklilik olduğu vurgulanır. Başa alınan bu sınırlayıcı ifade, ana cümlede özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar: we can be reassured değil, can we be reassured kullanılır. when yan cümlesi ise our partner is ready örneğindeki gibi normal söz dizimini korur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için can / we / proceed sözcüklerini doğru sıraya koyun: Only when everyone agrees ____.
Cevabı göster
can we proceed
in the hands of: birinin kontrolü veya bakımı altında
In the hands of, bir kişinin ya da grubun kontrol, bakım, sorumluluk veya karar verme yetkisine sahip olduğu anlamına gelir. Bu cümlede konuşanlar diğer kişinin yargısına bağımlıdır; gerçek bir el hareketinden söz edilmez. Yaygın kalıp be, put veya leave + kişi ya da şey + in the hands of + kişi ya da grup şeklindedir. Bu kontrolün güvenli, riskli veya nötr olduğu, çevredeki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
İnceleme kurulunun kararı kontrol ettiğini anlatmak için “The final decision is ... the review board” cümlesini hangi ifade tamamlar?
- on the side of
- in the hands of
- at the hands of
Cevabı göster
in the hands of
and to worry about them as much as we do,
5:35ve onlar hakkında en az bizim kadar endişelenecek kadar dürüst birinin ellerinde olduğumuza emin olabiliriz,
and perhaps stick with us while we serve out the prison sentence. Öbek fiiller
5:38ve belki hapis cezamızı çekerken bizimle kalacak birinin.
stick with us: desteği sürdürmek
Bu cümlede stick with us, ciddi bir zorluk sırasında bile “bize bağlı kalıp bizi desteklemeye devam etmek” demektir. Bu mecazi bir kullanımdır; stick fiziksel olarak yapışmayı anlatmaz. stick with + kişi veya grup yapısı, koşullar zorlaştığında desteği kesmek yerine zaman içinde sürdürmeyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede stick with us ne anlama geliyor?
- Fiziksel olarak bize yapışmak.
- Biz bir işi tamamlarken sessiz kalmak.
- Hayat zorlaştığında bizi desteklemeye devam etmek ve ayrılmamak.
Cevabı göster
Hayat zorlaştığında bizi desteklemeye devam etmek ve ayrılmamak.
serve out the prison sentence: hapis cezasının tamamını çekmek
Burada serve out the prison sentence, mahkemenin verdiği cezanın tamamı boyunca hapiste kalmak demektir. Serve hukuki bağlamda “cezasını çekmek”, sentence ise dilbilgisindeki “cümle” değil, mahkemenin verdiği ceza anlamındadır. Out bir bitiş noktası ekler: ceza, belirlenen süre tamamen dolana kadar sürer.
Alıştırma
Bu bağlamda serve out the prison sentence ne anlama geliyor?
- Mahkemenin verdiği hapis süresinin tamamını çekmek.
- Hapisteyken dilbilgisel bir cümle yazmayı bitirmek.
- Bir mahkeme duruşması sırasında hizmet sunmak.
Cevabı göster
Mahkemenin verdiği hapis süresinin tamamını çekmek.
A cuddle can sound to some like a petty response to bad news, Dilbilgisi
5:43Kötü haberlere karşı bir kucaklama bazılarına önemsiz bir tepki gibi gelebilir,
sound to some like: öznel bir izlenim ifade etmek
sound to someone like + isim öbeği veya yan cümle yapısında sound, mutlaka “ses çıkarmak” değil, “birine ... izlenimi vermek” anlamına gelir. Burada bazı kişiler bir kucaklamayı kötü habere karşı önemsiz bir tepki olarak görebilir. To some, bu değerlendirmeyi yapan kişileri belirtir. Yapı, değerlendirmeyi nesnel bir gerçek olarak değil, bir bakış açısı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi sound to some like ile tamamlayın: A brief text message can ____ a lack of concern.
Cevabı göster
sound to some like
it can be the most reliable evidence of heartfelt love.
5:47içten bir aşkın en güvenilir kanıtı olabilir.
we need someone first to reassure our bodies,
5:53önce bedenimizi rahatlatacak birine ihtiyacımız var,
to hold us tightly and quietly while we close our eyes in pain
5:56acı içinde gözlerimizi kapatırken bizi sıkıca ve sessizce tutacak
and surrender to their firm embrace. Kalıp ifadeler
6:00ve sağlam kucağına teslim olacağımız birine.
surrender to their firm embrace: direnci bırakmak
surrender to their firm embrace ifadesinde surrender mecazidir. Kendini tutmayı veya direnmeyi bırakıp kucaklamayı tamamen kabul etmek anlamına gelir; askeri bir yenilgiyi anlatmaz. Fiil duygusal bir değişimi gösterir: kişi gerginliğini veya savunmasını bırakır ve teselli ya da güvenin öne çıkmasına izin verir.
Alıştırma
“After a tense minute, Maya surrendered to her friend's warm embrace,” cümlesinde surrendered ne anlama gelir?
- Arkadaşını bir yarışmada yendi.
- Kucaklaşma başlamadan önce uzaklaştı.
- Direnmeyi bıraktı ve kucaklamayı tamamen kabul etti.
Cevabı göster
Direnmeyi bıraktı ve kucaklamayı tamamen kabul etti.
Help in adulthood may for others be associated with the gift of insight, Kalıp ifadeler
6:02Yetişkinlikte yardım, başkaları için içgörü yeteneğiyle ilişkilendirilebilir,
be associated with: otomatik olarak nedensellik bildirmeyen bağlantı
Bu cümlede be associated with, “insanların düşüncelerinde veya deneyimlerinde bağlantılı olmak” anlamına gelir. Yapı be + associated + with + isim öbeği şeklindedir: help may be associated with the gift of insight. Bu ifade kanıtlanmış bir nedeni değil, bir bağlantıyı bildirir. İçgörünün yardımı oluşturduğunu veya yardımın içgörüyü oluşturduğunu söylemez.
Alıştırma
"The symptom is associated with stress" ne anlama gelir?
- Belirti stresin nedenidir.
- Stres kesinlikle belirtiye neden olur.
- Belirti stresle bağlantılıdır, ancak cümle stresin buna neden olduğunu kanıtlamaz.
Cevabı göster
Belirti stresle bağlantılıdır, ancak cümle stresin buna neden olduğunu kanıtlamaz.
It is touch that soothes: it-cleft yapısıyla odağa alma
It is X that ... yapısı, X’i güçlü biçimde odağa taşıyan bir it-cleft vurgulama yapısıdır. Burada odaklanan öge touch sözcüğüdür: Cümle, rahatlatan şeyin içgörü veya başka bir yardım türü değil, dokunma olduğunu söyler. Baştaki it yapısal bir yer tutucudur; herhangi bir nesneyi göstermez. Sade biçim Touch soothes olur, ancak it-cleft yapısı düzeltme veya karşıtlık anlamı ekler.
Alıştırma
Çocuğu sakinleştiren şeyin a quiet voice olduğunu vurgulamak için hangi cümle it-cleft yapısını kullanır?
- It was a quiet voice that calmed the child.
- A quiet voice calmed the child.
- It calmed the child with a quiet voice.
Cevabı göster
It was a quiet voice that calmed the child.
We're picking up on memories of early childhood. Öbek fiiller
6:09Erken çocukluk anılarını yeniden canlandırıyoruz.
Picking up on ile ince sinyalleri fark etmek
Bu cümlede picking up on, var olan ancak doğrudan söylenmeyen bir şeyi fark etmek ve zihinsel olarak ona tepki vermek demektir. Rahatlatıcı deneyim, bu anılar bilinçli biçimde anlatılmasa bile erken çocukluk anı kalıplarıyla bağlantı kuruyor. Yapı pick up on + isim veya isim öbeğidir: pick up on a hint, a change in tone ya da a pattern. Burada bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak veya bir beceri öğrenmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi pick up on ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Lena heard a worried note in his voice and immediately ____ it.
Cevabı göster
picked up on
Wise parents know that a distressed child doesn't need a lesson or a lecture.
6:12Bilge ebeveynler, sıkıntı içindeki bir çocuğun bir derse veya nutuğa ihtiyacı olmadığını bilir.
Be laid down: lay down ifadesinin edilgen biçimi
Be laid down, lay someone down ifadesinin edilgen biçimidir. Burada başka bir kişinin çocuğu yatar konuma getirdiği anlamına gelir; yani özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir. Lay geçişli bir fiildir ve nesne alır: lay the child down. Geçmiş zaman ortacı laid olduğundan, should sonrasındaki edilgen yapı should be laid down biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi lay down ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The sleepy toddler should ____ gently on the couch.
Cevabı göster
be laid down
and their head stroked by a giant soft adult hand.
6:19ve başlarının kocaman, yumuşak bir yetişkin eli tarafından okşanması gerektiğini.
The misfortune lies in how easily we can irritate with the wrong offer of love,
6:23Talihsizlik, yanlış sevgi teklifiyle ne kadar kolay sinirlendirebildiğimizde yatmaktadır,
Sonraki sonucu bağlayan in turn
Burada in turn, insanların sırayla bir şey yapmasını anlatmaz. Bir tepkiyi sonraki tepkiye bağlar: İlk olay, çoğu zaman ters yönde gelişen bağlantılı bir tepki doğurur. and sonrasında kullanıldığında yeni yan cümlenin önceki anlatımdan doğduğunu gösterir. Bunu zaman sıralaması olarak değil, “bunun sonucunda da…” anlamında okuyun.
Alıştırma
Sonraki sonucu göstermek için cümleyi in turn ile tamamlayın: Better lighting made the street feel safer, which ____ encouraged more people to walk there.
Cevabı göster
in turn
how quickly we can be offended when our efforts at loving go unappreciated. Dilbilgisi
6:29sevme çabalarımız takdir edilmediğinde ne kadar çabuk kırılabildiğimizde.
go unappreciated: go + geçmiş zaman ortacı
go unappreciated yapısında go bir bağ fiilidir; hareket bildiren bir fiil değildir. Geçmiş zaman ortacı biçimindeki unappreciated sıfatı çabaların durumunu anlatır: Bu çabalar takdir görmez. go + olumsuz anlamlı geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyin beklenen ilgiyi, yanıtı veya işlemi görmeden o durumda kalmasını sıkça ifade eder. go unnoticed ve go unanswered benzer örneklerdir.
Alıştırma
Cümleyi go unappreciated ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: His extra work often ____, even though it helps the whole team.
Cevabı göster
goes unappreciated
Recognizing that there are different styles of help
6:34Farklı yardım tarzları olduğunu kabul etmek
at least alerts us to the severe risks of misunderstanding. Kalıp ifadeler
6:37en azından bizi ciddi yanlış anlaşılma risklerine karşı uyarır.
alerts us to: dikkati bir riske yöneltmek
Bu cümlede alerts bir fiildir. alerts us to + isim, “bir şeyi fark etmemizi veya onun bilincine varmamızı sağlamak” anlamına gelir. Burada dikkatimizi çeken unsur the severe risks ifadesidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp alert + kişi + to + isim veya -ing biçimidir. Bu kalıp, bilgiyi yalnızca tarafsız bir gerçek olarak değil, dikkat edilmesi gereken bir konu olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi alert + us + to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The audit ____ a serious weakness in the payment system.
Cevabı göster
alerts us to
Instead of getting annoyed at our lover's inept and sometimes wildly misdirected efforts, Dilbilgisi
6:41Sevgilimizin beceriksiz ve bazen çılgınca yanlış yönlendirilmiş çabalarına sinirlenmek yerine,
Instead of getting annoyed at: bir tepkiyi başka bir tepkiyle değiştirmek
Instead of, yerine başka bir tepki konacak olan tepkiyi tanıtır. of bir edat olduğu için get, -ing biçimindeki getting olarak kullanılır: instead of + isim veya -ing biçimi. get annoyed at, “bir kişi, davranış veya durum nedeniyle rahatsız olmak ya da kızmak” anlamına gelir. Bu başlangıç, kızgınlığı bir tepki olarak reddeder ve ana cümlede farklı bir tepkiye hazırlık yapar.
Alıştırma
get annoyed ifadesini -ing biçiminde kullanın ve nedeni tanıtan edatı ekleyin: Instead of ____ annoyed ____ the delay, Maya calmly asked for an update.
Cevabı göster
getting · at
that these blundering companions are, in fact, attempting to be nice. Anlatım akışı
6:50bu sakar yoldaşların aslında nazik olmaya çalıştıklarını.
in fact: önceki izlenimi düzelten geçiş ifadesi
In fact, önceki bir izlenimden daha doğru bir noktaya geçildiğini gösterir. Partnerler beceriksiz ve yanlış yönelmiş görünür, ancak bu ifade görünüşün ötesine bakılması gerektiğini belirtir: asıl niyetleri nazik olmaktır. In fact bir varsayımı düzeltmek, bir karşıtlığı ortaya çıkarmak veya açıklamayı daha kesin hâle getirmek için kullanılabilir. Mesajı, doğru gibi görünenden konuşanın gerçek olarak sunduğu noktaya taşıyarak düzenler.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk izlenimi düzelttiğini en iyi hangi ifade gösterir? The job looked easy. It was, ___, extremely difficult.
- in fact
- as a result
- for example
Cevabı göster
in fact
the clearest clue of the kind of help our partner wants Dilbilgisi
6:55partnerimizin ne tür bir yardım istediğine dair en net ipucu
the clearest clue ... is the help ...: A-is-B bağlantısı
Cümle A is B yapısındadır. A, "the clearest clue of the kind of help our partner wants"; B ise "the help they offer us" bölümüdür. Bağlayıcı fiil is, sunulan yardımı istenen yardımı anlamak için en güçlü kanıt olarak tanımlar. Help sözcüğünün tekrarı bilinçlidir. Görünmeyen bir tercihi gözlemlenebilir bir davranışla ilişkilendirir ve çıkarımın kolayca anlaşılmasını sağlar: Birinin nasıl yardım ettiği, kendisinin nasıl yardım görmek istediğini gösterebilir. Clearest clue ifadesi kanıt sunar, kesinlik garantisi vermez.
Alıştırma
Hangi cümle aynı A is B yapısını ve anahtar ismin tekrarını kullanarak kişinin bilinmeyen tercihini gözlemlenebilir davranışına bağlar?
- Does Maya want the same support from her team?
- Maya gives her team support because she is kind.
- The clearest clue to the kind of support Maya wants is the support she gives her team.
Cevabı göster
The clearest clue to the kind of support Maya wants is the support she gives her team.
It seems love can't remain at the level of intentions alone. Deyimler
7:02Görünüşe göre aşk sadece niyetler düzeyinde kalamaz.
“remain at the level of intentions alone”: niyetler eyleme dönüşmelidir
Burada remain at the level of intentions, “yalnızca iyi dilekler veya planlar olarak varlığını sürdürmek” anlamına gelir. Bu benzetmede niyetler bir düzeydir; somut eylem veya sonuçlar ise daha ileri bir düzeydedir. Alone burada “yalnızca” ya da “tek başına” demektir, “yalnız hisseden” anlamına gelmez. Cümle, yardım etmek istemenin sevgiyi tam olarak ifade etmeye yetmediğini savunur. Niyetin yararlı bir eyleme dönüşmesi gerekir. Bu kalıp, bir sözün, değerin veya planın henüz uygulamaya konmadığını söylemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Our concern cannot remain at the level of intentions alone” cümlesi en açık biçimde ne anlama gelir?
- Kaygı gizli tutulmalıdır.
- Somut eylem iyi dileklerden daha az önemlidir.
- Niyetler arkadaş olmadan kendini yalnız hisseder.
- Kaygı somut eyleme dönüşmelidir.
Cevabı göster
Kaygı somut eyleme dönüşmelidir.
to translate our wishes into interventions Anlatım akışı
7:08arzularımızı, bir başka insanın psikolojisiyle
“translate our wishes into interventions”: önceki fikri eyleme dönüştürmek
Bu cümlede translate A into B, diller arasında çeviri yapmak değil, “A’yı B’ye dönüştürmek” anlamına gelir. Wishes soyut umutlardır; interventions ise gerçek bir ihtiyaca karşılık veren, bilinçli eylemlerdir. Sonuca yakın kullanılan bu ifade, iyi niyetlerle etkili yardım arasındaki önceki karşıtlığı tek ve kısa bir harekette toplar: dileklerden müdahalelere. Aynı karşıtlığın yeniden kullanılması, dinleyiciye önceki fikri açıkça hatırlatır ve son kısmı savın uygulamaya dönük sonucu hâline getirir.
Alıştırma
Bir konuşmacı “We want every child to read confidently.” diyerek başladı. Hangi kapanış cümlesi bu hedefi en iyi biçimde hatırlatıp somut eyleme dönüştürür?
- Now we can assume the wish has already solved the problem.
- Now let us leave that wish behind and move to an unrelated topic.
- Now we must translate that wish into daily reading time and accessible books.
- Now we should repeat the wish without discussing any practical steps.
Cevabı göster
Now we must translate that wish into daily reading time and accessible books.
truly aligned with the psychology and history of another human being. Kalıp ifadeler
7:12ve geçmişiyle gerçekten uyumlu müdahalelere dönüştürmek için.
Aligned with: başka birinin psikolojisine ve yaşam geçmişine uygun olmak
Burada aligned with, “uyumlu olmak” veya “uygun biçimde karşılık vermek” anlamına gelir. Anlatılmak istenen, yardımın herkes için geçerli tek bir iyilik anlayışını izlemek yerine başka bir kişinin psikolojisine ve yaşam geçmişine uygun olması gerektiğidir. Tekrar kullanılabilecek yapı be aligned with + isim veya isim öbeğidir. With, bir şeyin uyması gereken ihtiyaçları, değerleri, hedefleri veya koşulları belirtir. Truly ifadeyi güçlendirir: bu uyum yalnızca yüzeysel olarak iyi niyetli değil, gerçek olmalıdır. Uyum, iki tarafın tamamen aynı olmasını gerektirmez. Buradaki kullanım soyuttur; nesneleri düz bir çizgiye dizmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“The project is aligned with the class's goals,” cümlesinde aligned with ne anlama gelir?
- Hedeflere uyar ve onları destekler.
- Hedeflerle tamamen aynıdır.
- Hedefleri fiziksel olarak düz bir çizgiye dizer.
- Hedeflerle uyuşmaz.
Cevabı göster
Hedeflere uyar ve onları destekler.