Bilimsel Olarak Kanıtlanmış, Gerçekten İşe Yarayan 8 Hastalık Çaresi!: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
589 kelime 200 kel/dk

Video özeti: bu açıklama, yaygın soğuk algınlığı ve grip yöntemlerini kanıtlarla inceler; olası rahatlama ya da daha kısa hastalık süresini önleme iddialarından ayırır. Temel İngilizce noktaları: 1. nothing feels better than — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: güçlü öznel tercihi, bir yöntemin bilimsel üstünlüğünü ileri sürmeden ifade edin. 2. ramp up — Öbek fiiller: hücrelerin antiviral savunmayı nasıl artırdığını anlayın; fiili üretim, güvenlik, çaba veya başka hızlı artışlar için kullanın. 3. plain old — Sözcük anlamı ve kullanım: yalnızca ya da tamamen anlamındaki gündelik pekiştiriciyi tanıyın, plain old false ifadesindeki keskin tonu okuyun ve old sözcüğünü yaşla karıştırmayın.

Bu derste

We all have sick remedies that we swear by. Öbek fiiller

0:00

Hepimizin hastalanınca etkisine yemin ettiği bazı çareler vardır.

Öbek fiiller

swear by: bir tedaviye veya yönteme güçlü güven

Bu cümlede swear by, bir çözümün işe yaradığına inanacak kadar ona güçlü biçimde güvenmek demektir. Burada yemin etmekten söz edilmez. Yaygın yapı swear by + isim veya -ing biçimidir. Resmî kanıtlardan çok deneyime dayanan güçlü ve kişisel bir tavsiyeyi ifade eder.

Alıştırma

İngilizce cümleyi swear by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Lena trusts this app so much that she recommends it to everyone. She ____ it.

Cevabı göster

swears by

I mean, nothing feels better than a hot bowl of chicken soup, right? Dilbilgisi

0:02

Yani, sıcacık bir kâse tavuk çorbasından daha iyi ne olabilir ki, değil mi?

Dilbilgisi

nothing feels better than: bir deneyimin en iyi hissettirdiğini söylemek

nothing feels better than + isim veya -ing biçimi yapısı, en üstünlük derecesine benzer bir anlamı karşılaştırmayla ifade eder: konuşan kişi daha iyi hissettiren başka bir deneyim düşünemez. Buradaki feels better rahatlık ve memnuniyet duygusunu anlatır. Cümle, ölçülmüş veya bilimsel bir iddia değil, güçlü biçimde vurgulanan kişisel bir tepkidir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: After playing outside in the snow, ____ sitting by the fire.

Cevabı göster

nothing feels better than

Well, it turns out that it may actually have an anti-inflammatory impact as it prevents neutrophils, Notlar

0:05

Görünüşe göre gerçekten iltihap önleyici bir etki gösterebiliyor; çünkü nötrofillerin,

a type of white blood cell, from moving.

0:11

yani bir tür beyaz kan hücresi olan bu hücrelerin hareket etmesini engelliyor.

Anlatım akışı

it turns out that: sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtmak

Bu cümlede it turns out that, ardından gelen bulguyu, yani maddenin iltihap önleyici bir etkisi olabileceğini tanıtır. Bu kalıp, bilginin kanıtlar değerlendirildikten sonra açıklığa kavuştuğunu ve sonucun şaşırtıcı olabileceğini ya da önceki bir izlenimi düzeltebileceğini gösterir. Bir soru, varsayım veya önceki açıklamadan artık bilinen sonuca geçmek için it turns out that + yan cümle yapısını kullanın. Buradaki turn out gerçek anlamda bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Sonradan öğrenilen ve biraz şaşırtıcı olan bir sonucu tanıtan dört sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the missing key was inside the coat pocket.

Cevabı göster

It turns out that

Dilbilgisi

prevents ... from moving: prevent + nesne + from + -ing yapısı

Yapı prevent + nesne + from + -ing şeklindedir: prevents fiilinin nesnesi neutrophils sözcüğüdür ve from moving hangi eylemin engellendiğini belirtir. Yalnızca bir şeyin olasılığını azaltmayı değil, bir eylemi veya süreci engellemeyi anlatır. Eş açıklama olan a type of white blood cell, neutrophils hakkında ek bilgi verir. Yapıyı değiştirmez; from moving hâlâ prevents neutrophils ... from moving yapısını tamamlar.

Alıştırma

prevent fiilinin doğru biçimini ve gerekli bağlantı sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety rail ____ visitors ____ falling.

Cevabı göster

prevents · from

And by slowing down the movement of neutrophils, Dilbilgisi

0:13

Nötrofillerin hareketini yavaşlatarak

it prevents the cells congregating in the lung area,

0:15

bu hücrelerin akciğer bölgesinde toplanmasını önler,

relieving congestion.

0:17

böylece tıkanıklığı hafifletir.

Dilbilgisi

by slowing down: by + -ing ile yöntem belirtmek

by + -ing yapısında by, ana cümledeki sonucu üretmek için kullanılan yöntemi belirtir. Burada nötrofillerin hareketini yavaşlatmak, öznenin hücrelerin toplanmasını önlediği ve konjesyonu hafiflettiği yöntem olarak sunulur. Bu yapı, sonuç bildiren cümlecikten önce veya sonra yöntemi belirtebilir: Birisi ya da bir şey X yaparak Y sonucuna ulaşır. -ing eylemini gerçekleştirdiği anlaşılan kişi veya şey normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır.

Alıştırma

Cümleyi introduce fiilinin by + -ing biçimiyle tamamlayın: The clinic reduced waiting times ____ online check-in.

Cevabı göster

by introducing

But you may have also heard the expression feed a cold, Deyimler

0:19

Ama “Soğuk algınlığında ye,

starve a fever.

0:22

ateşliyken aç kal” sözünü de duymuş olabilirsiniz.

Deyimler

feed a cold, starve a fever: geleneksel bir sağlık sözü

Feed a cold, starve a fever, dengeli iki emir cümlesinden oluşan geleneksel bir sözdür. Soğuk algınlığı olan kişinin yemek yemesi, ateşi olan kişinin ise çok az yemesi veya hiç yememesi gerektiğini iddia eder; feed ve starve, hastalıkları gerçek canlılar gibi besleme veya aç bırakma talimatı değildir. Bu cümlede may have heard the expression, sözleri onaylanmış bir tıbbi kuraldan çok tanıdık bir halk inanışı olarak sunar. Sonraki tartışma bu sözü sorgular ve her iki durumda da besin alınmasını önerir.

Alıştırma

Yargılayın: Sağlıkla ilgili bir tartışmada bu söz, herhangi bir açıklama yapılmadan kanıtlanmış bir kural olarak sunulabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

So, should you only eat soup sometimes?

0:23

Peki çorbayı yalnızca bazen mi içmelisiniz?

It turns out that this is only half true. Kalıp ifadeler

0:25

Meğer bu sözün yalnızca yarısı doğruymuş.

Kalıp ifadeler

only half true: kısmen doğru, tamamen doğru değil

Only half true, bir iddianın bazı gerçekler içerdiğini ancak genel olarak eksik veya yanıltıcı kaldığını belirtir. Buradaki half yaklaşık bir ifadedir; iddianın tam olarak yüzde 50’sinin doğru olduğu anlamına gelmez. Only, iddiaya ne kadar doğruluk payı verildiğini sınırlar. Bu yüzden ifade, her şeyi reddetmek yerine ölçülü bir düzeltme yapar. X is only half true kalıbı söylentileri, kuralları, açıklamaları ve aşırı basitleştirilmiş özetleri değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi ‘kısmen doğru, fakat tamamen değil’ anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The claim includes one correct detail, but leaves out important facts. It is ____.

Cevabı göster

only half true

In both cases,

0:28

Her iki durumda da

you should actually be eating nutrient-rich food, Dilbilgisi

0:29

aslında besin değeri yüksek yiyecekler yemelisiniz.

Dilbilgisi

should actually be eating: sürmekte olan davranışa yönelik düzeltici tavsiye

Should actually be eating ifadesinde should, yapılması doğru olan şeyle ilgili tavsiye verir; kişinin yemek yediğini tahmin etmez. Yapı modal + be + -ing biçimindedir ve be eating, eylemi şu anda ya da mevcut dönem boyunca gerçekleşiyor olması gereken bir davranış olarak sunar. Actually, daha önceki bir düşüncenin veya beklentinin düzeltildiğini gösterir. Should actually be eating bütünüyle, yanlış bir düşüncenin yerine mevcut durum için daha iyi davranışa yönelik bir tavsiye koyar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi should kullanarak, hemen ardından actually getirerek ve sleep fiilinin sürekli biçimini ekleyerek tamamlayın: You have an early match tomorrow, so instead of starting another movie, you ____ now.

Cevabı göster

should actually be sleeping

which gives your body the energy to heal itself

0:31

Bunlar vücudunuza kendini iyileştirmek için gereken enerjiyi verir

and increases something called gamma interferon,

0:33

ve gama interferon adlı bir maddenin miktarını artırır.

which is essential for your immunity against both viral and bacterial infections. Kalıp ifadeler

0:36

Bu madde, hem viral hem de bakteriyel enfeksiyonlara karşı bağışıklığınız için hayati önem taşır.

Kalıp ifadeler

is essential for: gerekli bir koşulu belirtmek

Bu cümlede is essential for, “... için kesinlikle gereklidir” veya “... konusunda kritik bir rol oynar” anlamına gelir. which sözcüğü gamma interferon ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle, bunun vücudun viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı bağışıklığı açısından çok önemli olduğunu söyler. be essential for + isim veya -ing biçimi, bir şeyin bir hedef, süreç, etkinlik veya sonuç için gerekli olduğunu gösterir: X is essential for Y. Bu, X'in Y için yalnızca yararlı olduğunu söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Cümleyi “... için kesinlikle gerekli” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Clean water ____ public health.

Cevabı göster

is essential for

So, why not eat an apple? Ton ve niyet

0:40

Öyleyse neden bir elma yemeyesiniz?

Ton ve niyet

why not + fiilin yalın hâli: öneride bulunmak

Burada why not, dinleyiciden bir nedeni açıklamasını istemez. Why not + fiilin yalın hâli, bir eylem önermenin kısa bir yoludur: “Bir elma yemek iyi bir fikir olabilir.” Soru biçimi, öneriyi konuşma diline uygun hâle getirir ve karşı tarafı kabul etmeye davet eder. Yeniden kullanılabilen yapı Why not + fiilin yalın hâli...? şeklindedir; not ile fiil arasına özne gelmez.

Alıştırma

Öneriyi dersteki iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: The bus is delayed. ____ walk to the next stop?

Cevabı göster

Why not

Because an apple a day keeps the doctor away, right? Deyimler

0:42

Ne de olsa “Günde bir elma doktoru uzak tutar” derler, değil mi?

Deyimler

“An apple a day keeps the doctor away” atasözü

“An apple a day keeps the doctor away” kafiyeli ve iyi bilinen bir atasözüdür. Her gün elma yemekle temsil edilen düzenli ve sağlıklı bir alışkanlığın, sağlıklı kalmaya ve daha seyrek tıbbi bakıma ihtiyaç duymaya yardımcı olabileceği anlamına gelir. “Keeps the doctor away” mecazidir; belirli bir doktorun fiziksel olarak yaklaşmasını engellemek anlamına gelmez. Bu atasözü basit bir genellemedir, kesin bir tıp kuralı değildir.

Alıştırma

“Because an apple a day keeps the doctor away,” cümlesindeki atasözü ne anlatır?

  1. Elma yiyen birine hiçbir doktor yaklaşmamalıdır.
  2. Bir elma asla hastalanmayacağınızı garanti eder.
  3. Düzenli ve sağlıklı bir alışkanlık, sağlıklı kalmaya ve tıbbi bakıma daha az ihtiyaç duymaya yardımcı olabilir.
Cevabı göster

Düzenli ve sağlıklı bir alışkanlık, sağlıklı kalmaya ve tıbbi bakıma daha az ihtiyaç duymaya yardımcı olabilir.

Well, to a degree. Kalıp ifadeler

0:45

Eh, bir bakıma.

Kalıp ifadeler

Sınırlı onay bildiren“To a degree”

“To a degree”, “kısmen” veya “sınırlı bir ölçüde” anlamına gelir. “Well, to a degree.” cümlesinde konuşan kişi önceki iddianın bir bölümünü kabul eder, ancak tamamını kabul etmez. Basit bir yes cevabı fazla güçlü görünecekse yanıtı yumuşatmak için kullanın. Burada degree, sıcaklık veya okul derecesi değil, miktar ya da ölçü anlamındadır.

Alıştırma

“Kısmen, ama tamamen değil” anlamına gelen hedef ifadeyle cevabı tamamlayın: A: Has the new schedule solved the problem? B: ____.

Cevabı göster

To a degree

100 g of apple contain the same antioxidant power as 1,500 mg of vitamin C, Dilbilgisi

0:46

100 gram elma, 1.500 mg C vitaminiyle aynı antioksidan gücüne sahiptir

Dilbilgisi

the same antioxidant power as: the same + isim + as ile eşitlik

the same + isim + as kalıbı, iki şeyin belirtilen ölçüt bakımından eşit olduğunu anlatır. Buradaki ölçüt antioxidant power ifadesidir: cümle, 100 g elmanın antioksidan gücünü 1.500 mg C vitaminininkiyle eşitler. Bu eşitlik karşılaştırmasını oluşturmak için ölçütü belirten ismi the same ile as arasına yerleştirin. Eşitlik yalnızca bu ölçüt için geçerlidir; iki şeyi ağırlık, bileşim veya bütün etkiler bakımından tamamen aynı yapmaz.

Alıştırma

Hedef kalıpla eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: The new battery has ____ capacity ____ the old one.

Cevabı göster

the same · as

which has been shown to inhibit the growth of both liver and colon cancerous tumors. Notlar

0:52

ve bunun hem karaciğer hem de kolon kanseri tümörlerinin büyümesini engellediği gösterilmiştir.

Dilbilgisi

has been shown to: araştırma kanıtlarını aktarmak

has been shown to, has + been + geçmiş ortaç shown + to ile mastar yapısından oluşan present perfect edilgen bir aktarım yapısıdır. Mevcut çalışmaların veya gözlemlerin ardından gelen eylemi destekleyen kanıtlar sağladığını belirtir. Burada which, daha önce sözü edilen antioxidant power ifadesine gönderme yapar; aktarılan etki ise tümör büyümesinin engellenmesidir. Edilgen yapı, araştırmacıların adları yerine aktarılan bulguya odaklanır. İddiayı kanıtlarla desteklenmiş olarak sunar, ancak tek başına kesinlik bildirmez veya sonucun her bireyde gerçekleşeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Bu cümlede has been shown to ne anlatır?

  1. Konuşmacı, etkinin her durumda gerçekleşeceğine kişisel olarak söz verir.
  2. Araştırma kanıtları belirtilen etkiyi destekler, ancak bu ifade kesin bir garanti değildir.
  3. Etki yalnızca henüz incelenmemiş gelecekteki bir plandır.
Cevabı göster

Araştırma kanıtları belirtilen etkiyi destekler, ancak bu ifade kesin bir garanti değildir.

Kalıp ifadeler

Inhibit the growth of: gelişimi kısıtlamak

Inhibit the growth of, bir şeyin gelişimini veya genişlemesini kısıtlamak ya da yavaşlatmak anlamına gelen resmî bir eşdizimdir. Burada, maddenin kanserli tümörlerin nasıl büyüdüğünü sınırladığının gösterildiğini ifade eder. Inhibit tek başına ortadan kaldırmak, iyileştirmek veya tamamen durdurmak anlamına gelmez. Özellikle bilimsel, tıbbi ve analitik metinlerde kullanılabilen kalıp inhibit the growth of + isim şeklindedir.

Alıştırma

Öğrenilen resmî eşdizimle cümleyi tamamlayın: A new material may ____ bacteria on kitchen surfaces.

Cevabı göster

inhibit the growth of

Their peels, which are rich in flavonoids, Kalıp ifadeler

0:56

Flavonoid bakımından zengin olan elma kabukları da

Kalıp ifadeler

Rich in: bir şeyi bol miktarda içermek

Rich in, belirli bir maddeden veya özellikten çok miktarda içermek anlamına gelir. Burada which are rich in flavonoids, kabukların flavonoid içeriğinin yüksek olduğunu açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be rich in + isim şeklindedir. Bu kalıpta rich, maddi zenginliği değil, bir şeyin bol miktarda bulunmasını anlatır.

Alıştırma

Öğrenilen eşdizimle cümleyi tamamlayın: Whole grains are ____ fiber.

Cevabı göster

rich in

are also linked to a reduced risk of coronary heart disease. Kalıp ifadeler

0:58

koroner kalp hastalığı riskinin azalmasıyla ilişkilendirilir.

Kalıp ifadeler

be linked to a reduced risk of: neden kanıtı değil, ilişki

Bu cümlede are linked to, “... ile ilişkili olmak” anlamına gelir. be linked to + isim veya isim öbeği kalıbı bir bağlantı bildirir; burada bağlantılı sonuç a reduced risk of coronary heart disease ifadesidir. Bu ifade tek başına elma kabuklarının riskin azalmasına neden olduğunu veya hastalığı önlediğini söylemez. Sağlık haberlerinde daha güçlü bir neden-sonuç kanıtı verilmedikçe linked to ifadesini bir ilişki bulunduğu şeklinde yorumla.

Alıştırma

be linked to a reduced risk of ifadesi hangi sonucu destekler?

  1. Riski doğrudan azalttığı kanıtlanmıştır.
  2. Daha düşük riskle gözlemlenen bir ilişki vardır, ancak bu ifade tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
  3. Hastalığın önleneceğini garanti eder.
Cevabı göster

Daha düşük riskle gözlemlenen bir ilişki vardır, ancak bu ifade tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.

So, while it may be associated with less visits to the doctor Anlatım akışı

1:01

Yani elma, doktora daha az gitmekle ilişkili olsa

and as a preventative medicine for your overall health,

1:04

ve genel sağlığınız için koruyucu bir önlem işlevi görse de

its impact on the common cold is still debated.

1:07

soğuk algınlığı üzerindeki etkisi hâlâ tartışmalıdır.

Anlatım akışı

while it may be associated with ... its impact ... is still debated: önce kabul, sonra sınırlama

Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. while yan cümlesi genel sağlıkla ilgili olası bir ilişkiyi kabul eder; ana cümle ise yazarın daha önemli gördüğü sınırlamayı verir: soğuk algınlığı üzerindeki etki hâlâ belirsizdir. Bu yapı bilgiyi “while + kabul edilen nokta, ana iddia” şeklinde düzenler. Konuşan kişi bir noktayı kabul ettikten sonra sonucu daraltabilir veya sorgulayabilir. Böylece önceki genel ilişki, soğuk algınlığına karşı belirli bir yararın kanıtı sayılmaz.

Alıştırma

while it may be associated with ... its impact ... is still debated yapısında while hangi görevi görür?

  1. Her iki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  2. Tartışmalı sonucun nedenini verir.
  3. Bir ödünleme sunar: soğuk algınlığı hakkındaki iddia sınırlanmadan önce olası genel bir yarar kabul edilir.
Cevabı göster

Bir ödünleme sunar: soğuk algınlığı hakkındaki iddia sınırlanmadan önce olası genel bir yarar kabul edilir.

So, what about just taking lots of vitamin C, Ton ve niyet

1:10

Peki bol bol C vitamini almaya ne dersiniz,

whether in the form of lemons, Kalıp ifadeler

1:12

ister limonla,

other foods, or pills?

1:13

ister başka yiyeceklerle ya da haplarla?

Ton ve niyet

what about just taking ...: basit bir alternatif önermek

What about + -ing, dinleyicinin veya grubun değerlendirmesi için olası bir eylem sunar. Burada what about just taking ..., C vitaminini doğrudan almayı sırada değerlendirilecek başka bir seçenek olarak önerir; taking eyleminin nasıl bir şey olduğunu açıklamalarını istemez. Just, seçeneği konuşanın bakış açısından basit veya açık bir çözüm gibi gösterir. Öneriyi daha doğrudan hâle getirebilir, ancak eylemin gerçekten kolay ya da yeterli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Yeni öneriyi derste vurgulanan sözcüklerin aynısıyla tamamlayın: “____ the bus?”

Cevabı göster

What about just taking

Kalıp ifadeler

whether in the form of A, B, or C: aynı kategorideki alternatif biçimler

Whether in the form of A, B, or C, ana ifadenin listelenen biçim veya kaynaklardan hangisi söz konusu olursa olsun geçerli olduğu anlamına gelir. Burada limon, başka yiyecekler ve haplar aynı şeyi, yani C vitaminini elde etmenin farklı yollarıdır. Bu, eksiltili bir yapıdır: whether [it is] in the form of .... Whether seçenekleri bir bütün olarak sunar; her madde hakkında ayrı bir evet-hayır sorusu sormaz.

Alıştırma

Cümleyi “hangi biçimde olursa olsun” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: “The report is acceptable, ____ a PDF, a shared document, or a printed copy.”

Cevabı göster

whether in the form of

It turns out in a double-blind study, Kelime

1:15

Çift kör bir araştırmada,

it didn't reduce the incidence of the common cold. Kelime

1:16

bunun soğuk algınlığı görülme sıklığını azaltmadığı ortaya çıktı.

Kelime

Çift kör çalışma: grup atamalarını kim biliyor

Çift kör bir çalışmada, kimin tedaviyi ve kimin karşılaştırma uygulamasını aldığını ilgili iki grup da bilmez: katılımcılar ile tedaviyi doğrudan uygulayan veya değerlendiren kişiler. Bu, beklentilerin davranışı, bildirimleri veya değerlendirmeyi etkileme ihtimalini azaltır. Burada ifade, iddiayı test etmek için kullanılan çalışma tasarımını belirtir. Görme yetisiyle ilgili değildir; double-blind, grup atama bilgilerinin nasıl gizlendiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi çalışma doğru biçimde double-blind olarak tanımlanır?

  1. Ne katılımcılar ne de onları değerlendiren araştırmacılar tedaviyi kimin aldığını biliyor.
  2. Tedaviyi kimin aldığını herkes biliyor.
  3. Katılımcılar bilmiyor, fakat onları değerlendiren araştırmacılar biliyor.
Cevabı göster

Ne katılımcılar ne de onları değerlendiren araştırmacılar tedaviyi kimin aldığını biliyor.

However, it did significantly reduce the length of colds. Dilbilgisi

1:19

Ancak soğuk algınlığının süresini önemli ölçüde kısalttı.

Kelime

Incidence ile soğuk algınlığı süresi arasındaki fark

Incidence, belirli bir süre içinde bir nüfusta ortaya çıkan yeni vakaları ifade eder. Tedavinin incidence değerini azaltmadığını söylemek, insanların daha az soğuk algınlığı geçirmediği anlamına gelir. Length of colds, süreyi yani her soğuk algınlığının ne kadar devam ettiğini belirtir. However ile kurulan karşıtlık iki ayrı sonucu gösterir: soğuk algınlığının ortaya çıkma sıklığı azalmamış, fakat ne kadar sürdüğü önemli ölçüde kısalmıştır. İki ifade de belirtilerin daha hafif veya daha ağır olup olmadığını söylemez.

Alıştırma

Hangi ifade sonucu doğru yorumluyor?

  1. İnsanların belirtileri daha hafifti, ancak soğuk algınlıklarının sayısı ve süresi değişmedi.
  2. İnsanlar yaklaşık aynı sayıda soğuk algınlığı geçirdi, ancak hastalıkları daha kısa sürdü.
  3. İnsanlar daha az soğuk algınlığı geçirdi, ancak her biri aynı süre boyunca devam etti.
Cevabı göster

İnsanlar yaklaşık aynı sayıda soğuk algınlığı geçirdi, ancak hastalıkları daha kısa sürdü.

Dilbilgisi

did significantly reduce ifadesindeki vurgulu did

Geçmiş zamandaki bu olumlu cümlede temel ifadeyi kurmak için did gerekli değildir. Vurgu yapmak amacıyla eklenmiştir: did significantly reduce, “gerçekten önemli ölçüde azalttı” anlamına gelir. Bu vurgu, önceki cümledeki didn't reduce ifadesinin yaratabileceği izlenimi düzeltir. Sonuç, daha az soğuk algınlığı vakası değildi; olumlu bulgu, soğuk algınlıklarının daha kısa sürmesiydi. Vurgulu did sonrasında reduced değil, fiilin yalın hâli reduce kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi geçmiş zamanın vurgulu yardımcı fiiliyle tamamlayın: Contrary to the first report, the update ____ fix the security issue.

Cevabı göster

did

This may be due to the increased growth in T cells, Kalıp ifadeler

1:23

Bu, T hücrelerinin daha fazla çoğalmasından kaynaklanıyor olabilir.

Kalıp ifadeler

may be due to ile olası bir neden belirtmek

May be due to, bir nedeni kanıtlanmış değil, olası olarak sunar. May kesinlik düzeyini düşürür, be kiplik fiili ile yalın fiil yapısını tamamlar ve due to öne sürülen nedeni tanıtır. Buradaki This, soğuk algınlıklarının süresinin kısalması olasılığına gönderme yapar; T hücrelerindeki artan büyüme de bir açıklama olarak sunulur. due to içindeki to bir edat olduğundan ardından normalde due to heavy traffic örneğindeki gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Bir araştırmacı, daha iyi uykunun iyileşmenin olası bir nedeni olduğunu düşünüyor ancak bunu kanıtlamadı. Bu iddiayı hangi cümle uygun biçimde ifade eder?

  1. The improvement is definitely due to better sleep.
  2. The improvement may be due to better sleep.
  3. The improvement may lead to better sleep.
Cevabı göster

The improvement may be due to better sleep.

which are white blood cells involved in your immune response,

1:25

T hücreleri, bağışıklık yanıtında rol alan beyaz kan hücreleridir;

as well as an increased production of interferon, Kalıp ifadeler

1:28

ayrıca interferon üretiminin artması da etkili olabilir.

Kalıp ifadeler

as well as: ikinci bir paralel etken eklemek

Bu cümlede as well as, ilk nedenden sonra ikinci bir neden ekler. the increased growth in T cells ile an increased production of interferon ifadelerini birbirine bağlar; immune response ile production ifadelerini bağlamaz. Uzun bilgilendirici cümlelerde as well as ifadesini bir gruplama işareti olarak değerlendirin: önce ilk tam ögeyi belirleyin, sonra onu izleyen paralel ögeyi bulun. Burada iki paralel isim öbeği de due to ifadesine bağlıdır.

Alıştırma

Özgün cümlede as well as hangi iki tam öbeği birbirine bağlıyor?

  1. “white blood cells” ile “the immune response”
  2. “the immune response” ile “interferon”
  3. “the increased growth in T cells” ile “an increased production of interferon”
Cevabı göster

“the increased growth in T cells” ile “an increased production of interferon”

which causes virus-infected cells to ramp up their antiviral defenses. Öbek fiiller

1:30

İnterferon, virüs bulaşmış hücrelerin antiviral savunmalarını güçlendirmesini sağlar.

Öbek fiiller

ramp up: etkinliği veya kapasiteyi artırmak

Ramp up, bir şeyin düzeyini, miktarını, hızını veya yoğunluğunu çoğu zaman belirgin ya da hızlı biçimde artırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada virüs bulaşmış hücreler antiviral savunmalarını güçlendirir. Nesne, ramp up production örneğindeki gibi bütün ifadenin ardından gelebilir veya ramp production up örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasına girebilir. Bir zamir mutlaka ortada olmalıdır: ramp it up denir, ramp up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: To meet holiday demand, the bakery will ____ production next week.

Cevabı göster

ramp up

If you're in need of some immediate relief for a cough or sleeping difficulty from a respiratory infection, Kalıp ifadeler

1:34

Solunum yolu enfeksiyonundan kaynaklanan öksürük veya uyku güçlüğünü hemen hafifletmeniz gerekiyorsa,

honey has your back. Deyimler

1:39

bal imdadınıza yetişir.

Kalıp ifadeler

in need of: bir şeye ihtiyaç duymak

In need of, 'ihtiyacı olmak' veya 'gerektirmek' anlamına gelir. Bu cümlede ihtiyacı olan kişi you, ihtiyaç duyulan şey ise immediate relief ifadesidir. Yapı be + in need of + isim veya isim öbeğidir. Need fiiline göre biraz daha resmîdir ve yardımın, rahatlamanın ya da kaynakların gerekli olduğu bir durumu anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

'İhtiyacı var' anlamındaki, derste öğrendiğiniz üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rural clinic is ____ basic medical supplies.

Cevabı göster

in need of

Deyimler

has your back: güvenilir destek vermek

Has your back, have someone's back deyiminin özneye göre çekimlenmiş biçimidir. Burada, bir şeyin fiziksel olarak arkanızda bulunmasını değil, 'işler zorlaştığında sizi desteklemeyi veya korumaya yardımcı olmayı' ifade eder. Bu cümlede bal, güvenilir bir yardımcıymış gibi eğlenceli biçimde kişileştirilir. İfade, balın rahatlamaya yardımcı olabileceğini söyler; tıbbi bakımın yerini alabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Güvenilir destek sözü veren üç kelimelik İngilizce deyimle cümleyi tamamlayın: You handle the questions, and I ____.

Cevabı göster

have your back

Known for its antibacterial activity, Dilbilgisi

1:41

Antibakteriyel etkisiyle bilinen bal,

it increases the release of inflammatory cytokines,

1:43

inflamatuar sitokinlerin salınımını artırır.

Dilbilgisi

Cümle başında geçmiş zaman ortaç öbeği olarak Known for ...

Known for, belirli bir nitelik veya özellikle yaygın biçimde tanınmak anlamına gelir. Known for its antibacterial activity, başta kullanılan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir ve açılmış biçimi Honey is known for its antibacterial activity olur. Ayrı bir özne sunmak yerine ana cümlenin öznesinin bilinen bir özelliğini ekler. Öbekte yazılı bir özne bulunmadığından, örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada hem öbek hem de it, honey sözcüğüne gönderme yapar. Bu sıkıştırılmış yapı bilimsel açıklamalarda, raporlarda ve tanıtım metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Bir niteliğiyle tanınmak anlamına gelen, dersteki iki sözcüklük açılışı tam olarak yazarak cümleyi tamamlayın: ____ its durability, the material is used in bridge cables.

Cevabı göster

Known for

which signal cells to repair themselves. Dilbilgisi

1:46

Bu sitokinler hücrelere kendilerini onarmaları için sinyal gönderir.

Dilbilgisi

signal + nesne + to'lu mastar

signal cells to repair themselves ifadesinde signal bir fiildir. Kalıp signal + nesne + to'lu mastardır: cells sinyali alan nesnedir, to repair ise hücrelerin yapmaya yönlendirildiği eylemi belirtir. Bağlamda bu sinyali gönderenler inflamatuvar sitokinlerdir. Dönüşlülük zamiri themselves, cells sözcüğüne geri gönderme yapar. Daha genel olarak bu kalıp; bir mesajın, kimyasal maddenin, cihazın veya kişinin alıcıyı bir eylem yapmaya yönlendirdiğini anlatır.

Alıştırma

Birine veya bir şeye işaret göndermek anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: A dashboard light can ____ drivers to check the engine.

Cevabı göster

signal

And garlic?

1:48

Peki ya sarımsak?

Not only can it ward off vampires, Notlar

1:49

Yalnızca vampirleri uzak tutmakla kalmaz,

but it's been shown to decrease the length and severity of cold and flu symptoms

1:50

soğuk algınlığı ve grip belirtilerinin süresini ve şiddetini azalttığı da gösterilmiştir.

Dilbilgisi

Cümle başındaki Not only can ... but ... yapısı

Not only cümlenin başına geldiğinde, bağlantılı iki noktadan ilkini tanıtır ve vurgular. Not only yan cümleden önce geldiği için can kip yardımcı fiili it öznesinin önüne geçer: Not only can it ward off ... denir; Not only it can ... sırası kullanılmaz. But eklenen ikinci noktayı tanıtır; bu cümlede ikinci nokta daha pratiktir. but sonrasında yan cümle normal özne-fiil sırasına döner: but it has been shown .... Daha tam olan but also bağlantısı yaygındır; burada olduğu gibi also çıkarılabilir.

Alıştırma

Yetenek bildiren can ile Not only ... but yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ this backpack hold a laptop, ____ it also has room for a camera.

Cevabı göster

Not only can · but

Öbek fiiller

ward off: tehdidi uzak tutmak

Ward off, bir tehdidin, hastalığın veya başka zararlı bir şeyin yaklaşmasını ya da zarar vermesini önlemek demektir. Koruma veya önleme anlamına odaklanır. Burada ward off vampires, vampirleri uzak tutmak anlamındadır. Vampir fikri eğlenceli bir kültürel göndermedir, ancak deyimsel fiil normal savunma anlamını korur.

Alıştırma

Bir tehdidi zarar vermeden önce uzak tutmak anlamına gelen ifade hangisidir?

  1. fight off
  2. ward off
  3. put off
Cevabı göster

ward off

by increasing the growth of gamma delta T cells and natural killer cells,

1:54

Gama delta T hücreleri ile doğal öldürücü hücrelerin çoğalmasını artırarak

it's able to pick up on invading pathogens and remove them more effectively. Öbek fiiller

1:58

vücudun istilacı patojenleri algılayıp daha etkili biçimde ortadan kaldırmasını sağlar.

Öbek fiiller

pick up on: ince işaretleri fark etmek

Bu cümlede pick up on, “fark etmek veya algılamak” anlamına gelir. Bağışıklık hücresi, istilacı patojenlerin bulunduğunu gösteren işaretleri tanır; fiziksel olarak bir şeyi yerden kaldırmaz. Daha genel olarak pick up on something, belirgin olmayabilecek bir ipucunun, duygunun, düzenin veya sorunun farkına varmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi “ince bir işareti fark etti” anlamına gelen pick up on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ the worry in her friend's voice.

Cevabı göster

picked up on

Ever try echinacea? Ton ve niyet

2:02

Hiç ekinezya denediniz mi?

Ton ve niyet

Ever try...?: gündelik bir kısaltılmış soru

Ever try echinacea?, Have you ever tried echinacea? sorusunun kısaltılmış ve oldukça gündelik bir biçimidir. Çıkarılan Have you sözcükleri soru kalıbından anlaşılır. Ever try...? birinin geçmiş deneyimini sormak için kullanılır ve çoğu zaman bir öneriyi veya yeni bir konuyu hızla gündeme getirir. Try fiilinden sonra bir şey ya da -ing biçiminde bir etkinlik gelebilir.

Alıştırma

Hangi soru “Have you ever tried painting outdoors?” sorusunun doğal ve gündelik kısaltılmış biçimidir?

  1. Ever try painting outdoors?
  2. Have ever you try painting outdoors?
  3. Try ever painting outdoors?
Cevabı göster

Ever try painting outdoors?

It's one of the most popular herbal supplements and for good reason. Notlar

2:03

En popüler bitkisel takviyelerden biridir; bunun da iyi bir nedeni var.

Dilbilgisi

en popüler bitkisel takviyelerden biri

One of the most + sıfat + çoğul isim yapısı, “en … olan gruptaki üyelerden biri” anlamına gelir. Burada ekinezyayı özellikle popüler bitkisel takviyeler grubuna yerleştirir; onun tek başına en popüler takviye olduğunu iddia etmez. Büyük isim öbeğinin merkezi one olduğu için öbeğin tamamı tekil kabul edilir: One of the supplements is.... Of sonrasındaki isim ise seçimin yapıldığı grubu belirtir ve çoğul olmalıdır: one of the most popular herbal supplements doğrudur; one of the most popular herbal supplement yanlıştır.

Alıştırma

Hangi cümle, kafenin tek başına en popüler olduğunu iddia etmeden özellikle popüler kafeler grubuna ait olduğunu doğru biçimde söyler?

  1. It is one of the most popular café in the neighborhood.
  2. It is one of the most popular cafés in the neighborhood.
  3. It is the most popular café in the neighborhood.
Cevabı göster

It is one of the most popular cafés in the neighborhood.

Kalıp ifadeler

for good reason: güçlü bir gerekçe belirtmek

For good reason, “güçlü ve mantıklı bir gerekçeyle” anlamına gelir. Bu cümlede ekinezyanın popülerliğinin tesadüfi değil, anlaşılır olduğunu belirtir. Bir iddiadan sonra kullanıldığında ifade ileride söylenecekleri de işaret edebilir: konuşmacı, iddiayı destekleyen kanıtlar sunmak üzeredir. Böylece bir değerlendirmeden onun nedenlerine geçiş sağlayan yararlı bir bağ olur.

Alıştırma

“The hikers turned back, and for good reason—the bridge had collapsed,” cümlesinde for good reason dinleyiciye ne anlatır?

  1. Hoş bir neden aramak için geri döndüler.
  2. Konuşmacı neden geri döndüklerini bilmiyor.
  3. Kararın güçlü bir gerekçesi vardı.
Cevabı göster

Kararın güçlü bir gerekçesi vardı.

In a meta-analysis on 14 studies, Kelime

2:07

14 çalışmayı kapsayan bir meta-analizde,

Kelime

meta-analysis: birden fazla çalışmanın sonuçlarını birleştirme

Meta-analysis veya meta-analiz, birbirinden ayrı birkaç çalışmanın sayısal sonuçlarını birleştirip birlikte istatistiksel olarak inceleyen bir araştırma yöntemidir. Buradaki sonuç tek bir deneyden değil, 14 çalışmadan bir araya getirilen kanıtlardan gelir. Genel bir derlemeden daha özel bir kavramdır. Temel nokta, genel etkiyi tahmin etmek için verilerin istatistiksel olarak sentezlenmesidir.

Alıştırma

Hangi açıklama meta-analysis ifadesine en iyi uyar?

  1. Tek bir yeni deneyin sonuçlarını bildirir.
  2. Bir konu hakkında gayriresmî bir görüş sunar.
  3. Birden fazla çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştirir.
Cevabı göster

Birden fazla çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştirir.

echinacea decreased the odds of developing a cold by 58% Kalıp ifadeler

2:09

ekinezyanın soğuk algınlığına yakalanma olasılığını %58 azalttığı

Kalıp ifadeler

odds of developing: araştırmalarda olabilirlik anlatımı

the odds of developing a cold ad öbeğinde odds, sonucun gerçekleşme olabilirliğini; developing ise hastalığa yakalanmaya başlamayı ifade eder. Yeniden kullanılabilir kalıp the odds of + -ing biçimi veya ad öbeğidir: the odds of developing an infection; the odds of success. Araştırma yazılarında odds belirli bir istatistiksel anlama sahiptir ve günlük dildeki probability ile tam olarak aynı değildir. Decreased ... by 58%, bildirilen odds değerinin %58 düştüğünü söyler; insanların %58'inin soğuk algınlığından kaçındığı veya mutlak olasılığın 58 yüzde puan düştüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste vurgulanan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The vaccine lowered the ____ a severe infection.

Cevabı göster

odds of developing

and reduced the length of colds by approximately 1 and 1/2 days.

2:13

ve soğuk algınlığının süresini yaklaşık bir buçuk gün kısalttığı görüldü.

It works as an anti-inflammatory

2:17

İltihap önleyici olarak çalışır

and similar to other remedies,

2:18

ve diğer çarelere benzer şekilde

influences cytokine production in the body.

2:20

vücuttaki sitokin üretimini etkiler.

And while you're at it, Deyimler

2:22

Hazır bunları yapıyorken,

have a drink with a little alcohol.

2:23

az miktarda alkol içeren bir içecek de için.

Deyimler

while you're at it: ilgili bir eylem daha eklemek

While you're at it, “zaten onu yapıyorken bununla ilgili şu işi de yap” anlamına gelir. Burada diğer eylemlerle birlikte kolayca yapılabilecek bir öneri daha ekler. İfadenin asıl noktası iki olayın yalnızca aynı zamanda gerçekleşmesi değildir. İkinci eylemi, hazır ilk iş yapılıyorken aradan çıkarılabilecek ek bir iş olarak sunar.

Alıştırma

Kolayca eklenebilecek ilgili bir eylemi anlatan deyimi tamamlayın: You're going to the kitchen, so ____ bring me a glass of water.

Cevabı göster

while you're at it

Seriously,

2:25

Cidden:

some studies have found that moderate amounts of alcohol can help boost your immune system. Kalıp ifadeler

2:26

bazı araştırmalar ölçülü miktarda alkolün bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabileceğini ortaya koydu.

Kalıp ifadeler

moderate amounts of: makul sınırlar içindeki miktarlar

Moderate amounts of, çok az olmayan ama aşırı da olmayan miktarlar anlamına gelir. Cümlede, araştırmaların sözünü ettiği alkol miktarını sınırlar. Moderate tek ve sabit bir miktarı belirtmez. Makul sınır maddeye, kişiye ve duruma göre değişir; bu yüzden ifade, herhangi bir miktarın güvenli olduğu garantisi olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The plan allows ____ sugar.

Cevabı göster

moderate amounts of

But before you crack a bottle open, Öbek fiiller

2:30

Ama bir şişe açmadan önce,

consider that heavy drinkers were found to have the weakest immune systems.

2:32

çok içki içenlerin en zayıf bağışıklık sistemine sahip olduğunun görüldüğünü unutmayın.

Öbek fiiller

crack a bottle open: bir şişeyi açmak

Bu cümlede crack a bottle open, “bir şişeyi açmak” anlamına gelir. Buradaki crack, camı kırmak demek değildir; açma eylemine hızlı ve gündelik bir hava katar. Crack ... open ayrılabilen bir yapıdır: nesne, crack ile open arasına gelebilir; crack a bottle open gibi. Crack open a bottle da denebilir. Nesne bir zamirse ortada olmalıdır: crack it open.

Alıştırma

crack fiilini geçmiş zamanda kullanın ve open sözcüğünü nesneden sonra yerleştirin: At the picnic, Leo ____ a bottle of lemonade ____ for everyone to share.

Cevabı göster

cracked · open

If all else fails, Deyimler

2:36

Başka hiçbir şey işe yaramazsa,

water, rest, and time are sure-fire contributors to recovery. Kelime

2:37

su, dinlenme ve zaman iyileşmeye kesinlikle katkıda bulunur.

Deyimler

If all else fails: diğer her şey başarısız olursa

If all else fails, “diğer bütün plan veya denemeler işe yaramazsa” anlamına gelir. Buradaki else, daha önce konuşulan diğer seçenekleri ifade eder; dünyadaki her şeyin başarısız olması demek değildir. Bu ifade son bir yedek plan sunar. Önceki seçenekler denendikten sonra ne yapılacağını göstermek için genellikle basit veya güvenilir bir eylemden önce gelir.

Alıştırma

Cümleyi son bir yedek plan belirten kalıp ifadeyle tamamlayın: ____, ask the librarian for help.

Cevabı göster

If all else fails

Kelime

sure-fire: işe yarayacağı neredeyse kesin

sure-fire contributors ifadesinde sure-fire, çok güvenilir veya amaçlanan sonucu neredeyse kesin olarak verecek anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Su, dinlenme ve zamanın iyileşmeye yardımcı olduğu görüşünü güçlü bir güvenle sunar. Bu birleşik sözcük ateşle ilgili değildir. Başka bağlamlarda konuşan kişi kendinden çok emin olduğunda a sure-fire way, a sure-fire method veya a sure-fire sign gibi kalıplarda sıkça görülür.

Alıştırma

Cümleyi “işe yarayacağı neredeyse kesin” anlamındaki kısa çizgili gündelik sıfatla tamamlayın: A clear checklist is a ____ way to avoid missing a step.

Cevabı göster

sure-fire

So, which sick remedies are just plain old false then? Kelime

2:41

Peki hastalıklarla ilgili hangi çareler düpedüz yanlıştır?

Kelime

plain old: keskin ve gündelik vurgu

just plain old false ifadesinde plain old, basitçe veya tamamen anlamına gelen gündelik bir pekiştirici olarak kullanılır. Yargıyı daha keskin hâle getirir: Çarelerin eski olduğu söylenmiyor, yanlış oldukları söylenerek bir kenara atılıyor. Aktarılabilir kalıp plain old + sıfat veya isim biçimindedir; plain old wrong ve plain old nonsense buna örnektir. Genellikle daha karmaşık bir açıklamaya gerek olmadığını ima eder.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen” anlamındaki iki sözcüklü gündelik pekiştiriciyle tamamlayın: Changing the score after the game is ____ unfair.

Cevabı göster

plain old

We break down the top sick myths you thought were true in our new AsapTHOUGHT video Öbek fiiller

2:44

Yeni AsapTHOUGHT videomuzda doğru sandığınız en yaygın hastalık efsanelerini inceliyoruz

and use scientific research and evidence to debunk them. Kelime

2:48

ve bunları bilimsel araştırmalar ve kanıtlarla çürütüyoruz.

Öbek fiiller

break down: bir şeyi daha küçük parçalar hâlinde açıklamak

Bu cümlede break down, karmaşık bir konuyu daha küçük parçalara ayırıp her parçayı açıkça anlatmak demektir. Nesnesi myths olduğundan, konuşanlar bilgiyi izleyiciler için düzenlemektedir. Bu öbek fiil ayrılabilir: break something down veya break down something denebilir. Nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: break it down denir, break down it denmez.

Alıştırma

Cümleyi “daha küçük parçalara ayırarak açıklamak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The teacher will ____ the water cycle step by step.

Cevabı göster

break down

Kelime

debunk: bir mitin yanlış olduğunu kanıtlarla göstermek

Bir miti, iddiayı veya söylentiyi debunk etmek, onun yanlış ya da yanıltıcı olduğunu gerçeklerle veya kanıtlarla göstermek demektir. Burada them, mitleri ifade eder; scientific research and evidence ise onları reddetmenin dayanağıdır. Debunk, bir fikri yalnızca tartışmaktan veya ona katılmamaktan daha fazlasını anlatır. Doğru kabul edilmiş bir inancın kanıta dayalı olarak düzeltilmesini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtların bir iddianın yanlış olduğunu gösterdiğini anlatır?

  1. The article discusses the claim and cites public records.
  2. The article debunks the claim by citing public records.
  3. The article repeats the claim and cites public records.
Cevabı göster

The article debunks the claim by citing public records.

Click on the screen or the link in the description to see that video.

2:51

O videoyu izlemek için ekrana veya açıklamadaki bağlantıya tıklayın.

And hey,

2:54

Bu arada,

our book,

2:55

kitabımız var ya,

which answers even more of your burning questions, Deyimler

2:55

aklınızı kurcalayan daha pek çok soruyu yanıtlayan o kitap,

is almost out. Kelime

2:57

çıkmak üzere.

Deyimler

Burning questions: cevabı çok merak edilen sorular

Burning questions, insanların cevabını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği sorular demektir. Buradaki burning mecazidir; gerçek ateşi değil, güçlü merakı veya aciliyet hissini anlatır. Cevabını öğrenmek özellikle önemli geliyorsa burning question veya burning questions kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

İnsanların cevabını çok öğrenmek istediği soruları anlatan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The children finally got answers to their ____.

Cevabı göster

burning questions

Kelime

Almost out: çıkmak üzere

Bir yayın veya çıkış duyurusunda out, bir şeyin yayımlandığını ve insanların onu satın alabileceğini, okuyabileceğini, izleyebileceğini ya da kullanabileceğini belirtir. Özne bir kitap olduğu için is almost out, kitabın henüz yayımlanmadığını ancak çok yakında yayımlanacağını anlatır. Out sözcüğünün bu anlamını isim ve yayın bağlamı belirler. Burada “dışarıda”, “mevcut değil” veya “tükendi” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Çok yakında piyasaya çıkacak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new game is ____.

Cevabı göster

almost out

So,

2:58

Yani,

if you haven't got your copy yet,

2:58

henüz bir kopya edinmediyseniz,

head on over to asapscience.com/book Öbek fiiller

3:00

asapscience.com/book adresine gidin

Öbek fiiller

Samimi yönlendirme ifadesi “head on over to”

Bu cümlede head on over to, “gitmek” veya “ziyaret etmek” anlamındadır. Burada head, bir hedefe doğru hareket etmeyi anlatan bir fiildir ve hedef internet sitesidir. on over sözleri daveti rahat ve samimi gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp head on over to + yer, sayfa veya internet sitesi şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen samimi ifadeyle tamamlayın: For the full schedule, ____ our information page.

Cevabı göster

head on over to

and be the first to get your hands and eyes on it. Deyimler

3:02

ve kitabı ilk alan ve okuyan kişilerden biri olun.

Deyimler

“get your hands and eyes on it” ifadesindeki kelime oyunu

Bilinen get your hands on something deyimi, “bir şeyi elde etmeyi başarmak” anlamındadır. Burada konuşan kişi, söz konusu şey bir kitap olduğu için bunu get your hands and eyes on it şeklinde değiştirir: okurlar kitabı elleriyle tutabilir ve gözleriyle okuyabilir. Eyes, standart deyimin bir parçası değil, yalnızca bu durum için yapılmış eğlenceli bir eklemedir. Bu değişiklik, satış davetini küçük bir şakaya dönüştürürken “kitabı edin ve oku” anlamını da korur.

Alıştırma

Konuşan kişi bir kitaptan söz ederken neden “get your hands and eyes on it” diyor?

  1. Okurun kitabı açmadan koruması gerektiği anlamına gelir.
  2. “get your hands on it” deyimini eğlenceli biçimde değiştirerek kitabı hem edinmeyi hem okumayı anlatır.
  3. Her zaman hem hands hem eyes içeren standart ve kalıplaşmış bir deyim kullanır.
Cevabı göster

“get your hands on it” deyimini eğlenceli biçimde değiştirerek kitabı hem edinmeyi hem okumayı anlatır.

And subscribe for more weekly science videos.

3:04

Her hafta yeni bilim videoları için abone olmayı da unutmayın.