Bilimsel Olarak Kanıtlanmış, Gerçekten İşe Yarayan 8 Hastalık Çaresi!: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: bu açıklama, yaygın soğuk algınlığı ve grip yöntemlerini kanıtlarla inceler; olası rahatlama ya da daha kısa hastalık süresini önleme iddialarından ayırır. Temel İngilizce noktaları: 1. nothing feels better than — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: güçlü öznel tercihi, bir yöntemin bilimsel üstünlüğünü ileri sürmeden ifade edin. 2. ramp up — Öbek fiiller: hücrelerin antiviral savunmayı nasıl artırdığını anlayın; fiili üretim, güvenlik, çaba veya başka hızlı artışlar için kullanın. 3. plain old — Sözcük anlamı ve kullanım: yalnızca ya da tamamen anlamındaki gündelik pekiştiriciyi tanıyın, plain old false ifadesindeki keskin tonu okuyun ve old sözcüğünü yaşla karıştırmayın.
Bu derste
We all have sick remedies that we swear by. Öbek fiiller
0:00Hepimizin hastalanınca etkisine yemin ettiği bazı çareler vardır.
swear by: bir tedaviye veya yönteme güçlü güven
Bu cümlede swear by, bir çözümün işe yaradığına inanacak kadar ona güçlü biçimde güvenmek demektir. Burada yemin etmekten söz edilmez. Yaygın yapı swear by + isim veya -ing biçimidir. Resmî kanıtlardan çok deneyime dayanan güçlü ve kişisel bir tavsiyeyi ifade eder.
Alıştırma
İngilizce cümleyi swear by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Lena trusts this app so much that she recommends it to everyone. She ____ it.
Cevabı göster
swears by
I mean, nothing feels better than a hot bowl of chicken soup, right? Dilbilgisi
0:02Yani, sıcacık bir kâse tavuk çorbasından daha iyi ne olabilir ki, değil mi?
nothing feels better than: bir deneyimin en iyi hissettirdiğini söylemek
nothing feels better than + isim veya -ing biçimi yapısı, en üstünlük derecesine benzer bir anlamı karşılaştırmayla ifade eder: konuşan kişi daha iyi hissettiren başka bir deneyim düşünemez. Buradaki feels better rahatlık ve memnuniyet duygusunu anlatır. Cümle, ölçülmüş veya bilimsel bir iddia değil, güçlü biçimde vurgulanan kişisel bir tepkidir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: After playing outside in the snow, ____ sitting by the fire.
Cevabı göster
nothing feels better than
a type of white blood cell, from moving.
0:11yani bir tür beyaz kan hücresi olan bu hücrelerin hareket etmesini engelliyor.
it turns out that: sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtmak
Bu cümlede it turns out that, ardından gelen bulguyu, yani maddenin iltihap önleyici bir etkisi olabileceğini tanıtır. Bu kalıp, bilginin kanıtlar değerlendirildikten sonra açıklığa kavuştuğunu ve sonucun şaşırtıcı olabileceğini ya da önceki bir izlenimi düzeltebileceğini gösterir. Bir soru, varsayım veya önceki açıklamadan artık bilinen sonuca geçmek için it turns out that + yan cümle yapısını kullanın. Buradaki turn out gerçek anlamda bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Sonradan öğrenilen ve biraz şaşırtıcı olan bir sonucu tanıtan dört sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the missing key was inside the coat pocket.
Cevabı göster
It turns out that
prevents ... from moving: prevent + nesne + from + -ing yapısı
Yapı prevent + nesne + from + -ing şeklindedir: prevents fiilinin nesnesi neutrophils sözcüğüdür ve from moving hangi eylemin engellendiğini belirtir. Yalnızca bir şeyin olasılığını azaltmayı değil, bir eylemi veya süreci engellemeyi anlatır. Eş açıklama olan a type of white blood cell, neutrophils hakkında ek bilgi verir. Yapıyı değiştirmez; from moving hâlâ prevents neutrophils ... from moving yapısını tamamlar.
Alıştırma
prevent fiilinin doğru biçimini ve gerekli bağlantı sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety rail ____ visitors ____ falling.
Cevabı göster
prevents · from
And by slowing down the movement of neutrophils, Dilbilgisi
0:13Nötrofillerin hareketini yavaşlatarak
it prevents the cells congregating in the lung area,
0:15bu hücrelerin akciğer bölgesinde toplanmasını önler,
by slowing down: by + -ing ile yöntem belirtmek
by + -ing yapısında by, ana cümledeki sonucu üretmek için kullanılan yöntemi belirtir. Burada nötrofillerin hareketini yavaşlatmak, öznenin hücrelerin toplanmasını önlediği ve konjesyonu hafiflettiği yöntem olarak sunulur. Bu yapı, sonuç bildiren cümlecikten önce veya sonra yöntemi belirtebilir: Birisi ya da bir şey X yaparak Y sonucuna ulaşır. -ing eylemini gerçekleştirdiği anlaşılan kişi veya şey normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır.
Alıştırma
Cümleyi introduce fiilinin by + -ing biçimiyle tamamlayın: The clinic reduced waiting times ____ online check-in.
Cevabı göster
by introducing
feed a cold, starve a fever: geleneksel bir sağlık sözü
Feed a cold, starve a fever, dengeli iki emir cümlesinden oluşan geleneksel bir sözdür. Soğuk algınlığı olan kişinin yemek yemesi, ateşi olan kişinin ise çok az yemesi veya hiç yememesi gerektiğini iddia eder; feed ve starve, hastalıkları gerçek canlılar gibi besleme veya aç bırakma talimatı değildir. Bu cümlede may have heard the expression, sözleri onaylanmış bir tıbbi kuraldan çok tanıdık bir halk inanışı olarak sunar. Sonraki tartışma bu sözü sorgular ve her iki durumda da besin alınmasını önerir.
Alıştırma
Yargılayın: Sağlıkla ilgili bir tartışmada bu söz, herhangi bir açıklama yapılmadan kanıtlanmış bir kural olarak sunulabilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
It turns out that this is only half true. Kalıp ifadeler
0:25Meğer bu sözün yalnızca yarısı doğruymuş.
only half true: kısmen doğru, tamamen doğru değil
Only half true, bir iddianın bazı gerçekler içerdiğini ancak genel olarak eksik veya yanıltıcı kaldığını belirtir. Buradaki half yaklaşık bir ifadedir; iddianın tam olarak yüzde 50’sinin doğru olduğu anlamına gelmez. Only, iddiaya ne kadar doğruluk payı verildiğini sınırlar. Bu yüzden ifade, her şeyi reddetmek yerine ölçülü bir düzeltme yapar. X is only half true kalıbı söylentileri, kuralları, açıklamaları ve aşırı basitleştirilmiş özetleri değerlendirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi ‘kısmen doğru, fakat tamamen değil’ anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The claim includes one correct detail, but leaves out important facts. It is ____.
Cevabı göster
only half true
you should actually be eating nutrient-rich food, Dilbilgisi
0:29aslında besin değeri yüksek yiyecekler yemelisiniz.
should actually be eating: sürmekte olan davranışa yönelik düzeltici tavsiye
Should actually be eating ifadesinde should, yapılması doğru olan şeyle ilgili tavsiye verir; kişinin yemek yediğini tahmin etmez. Yapı modal + be + -ing biçimindedir ve be eating, eylemi şu anda ya da mevcut dönem boyunca gerçekleşiyor olması gereken bir davranış olarak sunar. Actually, daha önceki bir düşüncenin veya beklentinin düzeltildiğini gösterir. Should actually be eating bütünüyle, yanlış bir düşüncenin yerine mevcut durum için daha iyi davranışa yönelik bir tavsiye koyar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi should kullanarak, hemen ardından actually getirerek ve sleep fiilinin sürekli biçimini ekleyerek tamamlayın: You have an early match tomorrow, so instead of starting another movie, you ____ now.
Cevabı göster
should actually be sleeping
which gives your body the energy to heal itself
0:31Bunlar vücudunuza kendini iyileştirmek için gereken enerjiyi verir
and increases something called gamma interferon,
0:33ve gama interferon adlı bir maddenin miktarını artırır.
which is essential for your immunity against both viral and bacterial infections. Kalıp ifadeler
0:36Bu madde, hem viral hem de bakteriyel enfeksiyonlara karşı bağışıklığınız için hayati önem taşır.
is essential for: gerekli bir koşulu belirtmek
Bu cümlede is essential for, “... için kesinlikle gereklidir” veya “... konusunda kritik bir rol oynar” anlamına gelir. which sözcüğü gamma interferon ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle, bunun vücudun viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı bağışıklığı açısından çok önemli olduğunu söyler. be essential for + isim veya -ing biçimi, bir şeyin bir hedef, süreç, etkinlik veya sonuç için gerekli olduğunu gösterir: X is essential for Y. Bu, X'in Y için yalnızca yararlı olduğunu söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi “... için kesinlikle gerekli” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Clean water ____ public health.
Cevabı göster
is essential for
why not + fiilin yalın hâli: öneride bulunmak
Burada why not, dinleyiciden bir nedeni açıklamasını istemez. Why not + fiilin yalın hâli, bir eylem önermenin kısa bir yoludur: “Bir elma yemek iyi bir fikir olabilir.” Soru biçimi, öneriyi konuşma diline uygun hâle getirir ve karşı tarafı kabul etmeye davet eder. Yeniden kullanılabilen yapı Why not + fiilin yalın hâli...? şeklindedir; not ile fiil arasına özne gelmez.
Alıştırma
Öneriyi dersteki iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: The bus is delayed. ____ walk to the next stop?
Cevabı göster
Why not
Because an apple a day keeps the doctor away, right? Deyimler
0:42Ne de olsa “Günde bir elma doktoru uzak tutar” derler, değil mi?
“An apple a day keeps the doctor away” atasözü
“An apple a day keeps the doctor away” kafiyeli ve iyi bilinen bir atasözüdür. Her gün elma yemekle temsil edilen düzenli ve sağlıklı bir alışkanlığın, sağlıklı kalmaya ve daha seyrek tıbbi bakıma ihtiyaç duymaya yardımcı olabileceği anlamına gelir. “Keeps the doctor away” mecazidir; belirli bir doktorun fiziksel olarak yaklaşmasını engellemek anlamına gelmez. Bu atasözü basit bir genellemedir, kesin bir tıp kuralı değildir.
Alıştırma
“Because an apple a day keeps the doctor away,” cümlesindeki atasözü ne anlatır?
- Elma yiyen birine hiçbir doktor yaklaşmamalıdır.
- Bir elma asla hastalanmayacağınızı garanti eder.
- Düzenli ve sağlıklı bir alışkanlık, sağlıklı kalmaya ve tıbbi bakıma daha az ihtiyaç duymaya yardımcı olabilir.
Cevabı göster
Düzenli ve sağlıklı bir alışkanlık, sağlıklı kalmaya ve tıbbi bakıma daha az ihtiyaç duymaya yardımcı olabilir.
Sınırlı onay bildiren“To a degree”
“To a degree”, “kısmen” veya “sınırlı bir ölçüde” anlamına gelir. “Well, to a degree.” cümlesinde konuşan kişi önceki iddianın bir bölümünü kabul eder, ancak tamamını kabul etmez. Basit bir yes cevabı fazla güçlü görünecekse yanıtı yumuşatmak için kullanın. Burada degree, sıcaklık veya okul derecesi değil, miktar ya da ölçü anlamındadır.
Alıştırma
“Kısmen, ama tamamen değil” anlamına gelen hedef ifadeyle cevabı tamamlayın: A: Has the new schedule solved the problem? B: ____.
Cevabı göster
To a degree
100 g of apple contain the same antioxidant power as 1,500 mg of vitamin C, Dilbilgisi
0:46100 gram elma, 1.500 mg C vitaminiyle aynı antioksidan gücüne sahiptir
the same antioxidant power as: the same + isim + as ile eşitlik
the same + isim + as kalıbı, iki şeyin belirtilen ölçüt bakımından eşit olduğunu anlatır. Buradaki ölçüt antioxidant power ifadesidir: cümle, 100 g elmanın antioksidan gücünü 1.500 mg C vitaminininkiyle eşitler. Bu eşitlik karşılaştırmasını oluşturmak için ölçütü belirten ismi the same ile as arasına yerleştirin. Eşitlik yalnızca bu ölçüt için geçerlidir; iki şeyi ağırlık, bileşim veya bütün etkiler bakımından tamamen aynı yapmaz.
Alıştırma
Hedef kalıpla eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: The new battery has ____ capacity ____ the old one.
Cevabı göster
the same · as
which has been shown to inhibit the growth of both liver and colon cancerous tumors. Notlar
0:52ve bunun hem karaciğer hem de kolon kanseri tümörlerinin büyümesini engellediği gösterilmiştir.
has been shown to: araştırma kanıtlarını aktarmak
has been shown to, has + been + geçmiş ortaç shown + to ile mastar yapısından oluşan present perfect edilgen bir aktarım yapısıdır. Mevcut çalışmaların veya gözlemlerin ardından gelen eylemi destekleyen kanıtlar sağladığını belirtir. Burada which, daha önce sözü edilen antioxidant power ifadesine gönderme yapar; aktarılan etki ise tümör büyümesinin engellenmesidir. Edilgen yapı, araştırmacıların adları yerine aktarılan bulguya odaklanır. İddiayı kanıtlarla desteklenmiş olarak sunar, ancak tek başına kesinlik bildirmez veya sonucun her bireyde gerçekleşeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümlede has been shown to ne anlatır?
- Konuşmacı, etkinin her durumda gerçekleşeceğine kişisel olarak söz verir.
- Araştırma kanıtları belirtilen etkiyi destekler, ancak bu ifade kesin bir garanti değildir.
- Etki yalnızca henüz incelenmemiş gelecekteki bir plandır.
Cevabı göster
Araştırma kanıtları belirtilen etkiyi destekler, ancak bu ifade kesin bir garanti değildir.
Inhibit the growth of: gelişimi kısıtlamak
Inhibit the growth of, bir şeyin gelişimini veya genişlemesini kısıtlamak ya da yavaşlatmak anlamına gelen resmî bir eşdizimdir. Burada, maddenin kanserli tümörlerin nasıl büyüdüğünü sınırladığının gösterildiğini ifade eder. Inhibit tek başına ortadan kaldırmak, iyileştirmek veya tamamen durdurmak anlamına gelmez. Özellikle bilimsel, tıbbi ve analitik metinlerde kullanılabilen kalıp inhibit the growth of + isim şeklindedir.
Alıştırma
Öğrenilen resmî eşdizimle cümleyi tamamlayın: A new material may ____ bacteria on kitchen surfaces.
Cevabı göster
inhibit the growth of
Their peels, which are rich in flavonoids, Kalıp ifadeler
0:56Flavonoid bakımından zengin olan elma kabukları da
Rich in: bir şeyi bol miktarda içermek
Rich in, belirli bir maddeden veya özellikten çok miktarda içermek anlamına gelir. Burada which are rich in flavonoids, kabukların flavonoid içeriğinin yüksek olduğunu açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be rich in + isim şeklindedir. Bu kalıpta rich, maddi zenginliği değil, bir şeyin bol miktarda bulunmasını anlatır.
Alıştırma
Öğrenilen eşdizimle cümleyi tamamlayın: Whole grains are ____ fiber.
Cevabı göster
rich in
are also linked to a reduced risk of coronary heart disease. Kalıp ifadeler
0:58koroner kalp hastalığı riskinin azalmasıyla ilişkilendirilir.
be linked to a reduced risk of: neden kanıtı değil, ilişki
Bu cümlede are linked to, “... ile ilişkili olmak” anlamına gelir. be linked to + isim veya isim öbeği kalıbı bir bağlantı bildirir; burada bağlantılı sonuç a reduced risk of coronary heart disease ifadesidir. Bu ifade tek başına elma kabuklarının riskin azalmasına neden olduğunu veya hastalığı önlediğini söylemez. Sağlık haberlerinde daha güçlü bir neden-sonuç kanıtı verilmedikçe linked to ifadesini bir ilişki bulunduğu şeklinde yorumla.
Alıştırma
be linked to a reduced risk of ifadesi hangi sonucu destekler?
- Riski doğrudan azalttığı kanıtlanmıştır.
- Daha düşük riskle gözlemlenen bir ilişki vardır, ancak bu ifade tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
- Hastalığın önleneceğini garanti eder.
Cevabı göster
Daha düşük riskle gözlemlenen bir ilişki vardır, ancak bu ifade tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
So, while it may be associated with less visits to the doctor Anlatım akışı
1:01Yani elma, doktora daha az gitmekle ilişkili olsa
and as a preventative medicine for your overall health,
1:04ve genel sağlığınız için koruyucu bir önlem işlevi görse de
its impact on the common cold is still debated.
1:07soğuk algınlığı üzerindeki etkisi hâlâ tartışmalıdır.
while it may be associated with ... its impact ... is still debated: önce kabul, sonra sınırlama
Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. while yan cümlesi genel sağlıkla ilgili olası bir ilişkiyi kabul eder; ana cümle ise yazarın daha önemli gördüğü sınırlamayı verir: soğuk algınlığı üzerindeki etki hâlâ belirsizdir. Bu yapı bilgiyi “while + kabul edilen nokta, ana iddia” şeklinde düzenler. Konuşan kişi bir noktayı kabul ettikten sonra sonucu daraltabilir veya sorgulayabilir. Böylece önceki genel ilişki, soğuk algınlığına karşı belirli bir yararın kanıtı sayılmaz.
Alıştırma
while it may be associated with ... its impact ... is still debated yapısında while hangi görevi görür?
- Her iki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Tartışmalı sonucun nedenini verir.
- Bir ödünleme sunar: soğuk algınlığı hakkındaki iddia sınırlanmadan önce olası genel bir yarar kabul edilir.
Cevabı göster
Bir ödünleme sunar: soğuk algınlığı hakkındaki iddia sınırlanmadan önce olası genel bir yarar kabul edilir.
So, what about just taking lots of vitamin C, Ton ve niyet
1:10Peki bol bol C vitamini almaya ne dersiniz,
what about just taking ...: basit bir alternatif önermek
What about + -ing, dinleyicinin veya grubun değerlendirmesi için olası bir eylem sunar. Burada what about just taking ..., C vitaminini doğrudan almayı sırada değerlendirilecek başka bir seçenek olarak önerir; taking eyleminin nasıl bir şey olduğunu açıklamalarını istemez. Just, seçeneği konuşanın bakış açısından basit veya açık bir çözüm gibi gösterir. Öneriyi daha doğrudan hâle getirebilir, ancak eylemin gerçekten kolay ya da yeterli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni öneriyi derste vurgulanan sözcüklerin aynısıyla tamamlayın: “____ the bus?”
Cevabı göster
What about just taking
whether in the form of A, B, or C: aynı kategorideki alternatif biçimler
Whether in the form of A, B, or C, ana ifadenin listelenen biçim veya kaynaklardan hangisi söz konusu olursa olsun geçerli olduğu anlamına gelir. Burada limon, başka yiyecekler ve haplar aynı şeyi, yani C vitaminini elde etmenin farklı yollarıdır. Bu, eksiltili bir yapıdır: whether [it is] in the form of .... Whether seçenekleri bir bütün olarak sunar; her madde hakkında ayrı bir evet-hayır sorusu sormaz.
Alıştırma
Cümleyi “hangi biçimde olursa olsun” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: “The report is acceptable, ____ a PDF, a shared document, or a printed copy.”
Cevabı göster
whether in the form of
it didn't reduce the incidence of the common cold. Kelime
1:16bunun soğuk algınlığı görülme sıklığını azaltmadığı ortaya çıktı.
Çift kör çalışma: grup atamalarını kim biliyor
Çift kör bir çalışmada, kimin tedaviyi ve kimin karşılaştırma uygulamasını aldığını ilgili iki grup da bilmez: katılımcılar ile tedaviyi doğrudan uygulayan veya değerlendiren kişiler. Bu, beklentilerin davranışı, bildirimleri veya değerlendirmeyi etkileme ihtimalini azaltır. Burada ifade, iddiayı test etmek için kullanılan çalışma tasarımını belirtir. Görme yetisiyle ilgili değildir; double-blind, grup atama bilgilerinin nasıl gizlendiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi çalışma doğru biçimde double-blind olarak tanımlanır?
- Ne katılımcılar ne de onları değerlendiren araştırmacılar tedaviyi kimin aldığını biliyor.
- Tedaviyi kimin aldığını herkes biliyor.
- Katılımcılar bilmiyor, fakat onları değerlendiren araştırmacılar biliyor.
Cevabı göster
Ne katılımcılar ne de onları değerlendiren araştırmacılar tedaviyi kimin aldığını biliyor.
However, it did significantly reduce the length of colds. Dilbilgisi
1:19Ancak soğuk algınlığının süresini önemli ölçüde kısalttı.
Incidence ile soğuk algınlığı süresi arasındaki fark
Incidence, belirli bir süre içinde bir nüfusta ortaya çıkan yeni vakaları ifade eder. Tedavinin incidence değerini azaltmadığını söylemek, insanların daha az soğuk algınlığı geçirmediği anlamına gelir. Length of colds, süreyi yani her soğuk algınlığının ne kadar devam ettiğini belirtir. However ile kurulan karşıtlık iki ayrı sonucu gösterir: soğuk algınlığının ortaya çıkma sıklığı azalmamış, fakat ne kadar sürdüğü önemli ölçüde kısalmıştır. İki ifade de belirtilerin daha hafif veya daha ağır olup olmadığını söylemez.
Alıştırma
Hangi ifade sonucu doğru yorumluyor?
- İnsanların belirtileri daha hafifti, ancak soğuk algınlıklarının sayısı ve süresi değişmedi.
- İnsanlar yaklaşık aynı sayıda soğuk algınlığı geçirdi, ancak hastalıkları daha kısa sürdü.
- İnsanlar daha az soğuk algınlığı geçirdi, ancak her biri aynı süre boyunca devam etti.
Cevabı göster
İnsanlar yaklaşık aynı sayıda soğuk algınlığı geçirdi, ancak hastalıkları daha kısa sürdü.
did significantly reduce ifadesindeki vurgulu did
Geçmiş zamandaki bu olumlu cümlede temel ifadeyi kurmak için did gerekli değildir. Vurgu yapmak amacıyla eklenmiştir: did significantly reduce, “gerçekten önemli ölçüde azalttı” anlamına gelir. Bu vurgu, önceki cümledeki didn't reduce ifadesinin yaratabileceği izlenimi düzeltir. Sonuç, daha az soğuk algınlığı vakası değildi; olumlu bulgu, soğuk algınlıklarının daha kısa sürmesiydi. Vurgulu did sonrasında reduced değil, fiilin yalın hâli reduce kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi geçmiş zamanın vurgulu yardımcı fiiliyle tamamlayın: Contrary to the first report, the update ____ fix the security issue.
Cevabı göster
did
This may be due to the increased growth in T cells, Kalıp ifadeler
1:23Bu, T hücrelerinin daha fazla çoğalmasından kaynaklanıyor olabilir.
may be due to ile olası bir neden belirtmek
May be due to, bir nedeni kanıtlanmış değil, olası olarak sunar. May kesinlik düzeyini düşürür, be kiplik fiili ile yalın fiil yapısını tamamlar ve due to öne sürülen nedeni tanıtır. Buradaki This, soğuk algınlıklarının süresinin kısalması olasılığına gönderme yapar; T hücrelerindeki artan büyüme de bir açıklama olarak sunulur. due to içindeki to bir edat olduğundan ardından normalde due to heavy traffic örneğindeki gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Bir araştırmacı, daha iyi uykunun iyileşmenin olası bir nedeni olduğunu düşünüyor ancak bunu kanıtlamadı. Bu iddiayı hangi cümle uygun biçimde ifade eder?
- The improvement is definitely due to better sleep.
- The improvement may be due to better sleep.
- The improvement may lead to better sleep.
Cevabı göster
The improvement may be due to better sleep.
which are white blood cells involved in your immune response,
1:25T hücreleri, bağışıklık yanıtında rol alan beyaz kan hücreleridir;
as well as an increased production of interferon, Kalıp ifadeler
1:28ayrıca interferon üretiminin artması da etkili olabilir.
as well as: ikinci bir paralel etken eklemek
Bu cümlede as well as, ilk nedenden sonra ikinci bir neden ekler. the increased growth in T cells ile an increased production of interferon ifadelerini birbirine bağlar; immune response ile production ifadelerini bağlamaz. Uzun bilgilendirici cümlelerde as well as ifadesini bir gruplama işareti olarak değerlendirin: önce ilk tam ögeyi belirleyin, sonra onu izleyen paralel ögeyi bulun. Burada iki paralel isim öbeği de due to ifadesine bağlıdır.
Alıştırma
Özgün cümlede as well as hangi iki tam öbeği birbirine bağlıyor?
- “white blood cells” ile “the immune response”
- “the immune response” ile “interferon”
- “the increased growth in T cells” ile “an increased production of interferon”
Cevabı göster
“the increased growth in T cells” ile “an increased production of interferon”
which causes virus-infected cells to ramp up their antiviral defenses. Öbek fiiller
1:30İnterferon, virüs bulaşmış hücrelerin antiviral savunmalarını güçlendirmesini sağlar.
ramp up: etkinliği veya kapasiteyi artırmak
Ramp up, bir şeyin düzeyini, miktarını, hızını veya yoğunluğunu çoğu zaman belirgin ya da hızlı biçimde artırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada virüs bulaşmış hücreler antiviral savunmalarını güçlendirir. Nesne, ramp up production örneğindeki gibi bütün ifadenin ardından gelebilir veya ramp production up örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasına girebilir. Bir zamir mutlaka ortada olmalıdır: ramp it up denir, ramp up it denmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: To meet holiday demand, the bakery will ____ production next week.
Cevabı göster
ramp up
If you're in need of some immediate relief for a cough or sleeping difficulty from a respiratory infection, Kalıp ifadeler
1:34Solunum yolu enfeksiyonundan kaynaklanan öksürük veya uyku güçlüğünü hemen hafifletmeniz gerekiyorsa,
in need of: bir şeye ihtiyaç duymak
In need of, 'ihtiyacı olmak' veya 'gerektirmek' anlamına gelir. Bu cümlede ihtiyacı olan kişi you, ihtiyaç duyulan şey ise immediate relief ifadesidir. Yapı be + in need of + isim veya isim öbeğidir. Need fiiline göre biraz daha resmîdir ve yardımın, rahatlamanın ya da kaynakların gerekli olduğu bir durumu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
'İhtiyacı var' anlamındaki, derste öğrendiğiniz üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rural clinic is ____ basic medical supplies.
Cevabı göster
in need of
has your back: güvenilir destek vermek
Has your back, have someone's back deyiminin özneye göre çekimlenmiş biçimidir. Burada, bir şeyin fiziksel olarak arkanızda bulunmasını değil, 'işler zorlaştığında sizi desteklemeyi veya korumaya yardımcı olmayı' ifade eder. Bu cümlede bal, güvenilir bir yardımcıymış gibi eğlenceli biçimde kişileştirilir. İfade, balın rahatlamaya yardımcı olabileceğini söyler; tıbbi bakımın yerini alabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Güvenilir destek sözü veren üç kelimelik İngilizce deyimle cümleyi tamamlayın: You handle the questions, and I ____.
Cevabı göster
have your back
it increases the release of inflammatory cytokines,
1:43inflamatuar sitokinlerin salınımını artırır.
Cümle başında geçmiş zaman ortaç öbeği olarak Known for ...
Known for, belirli bir nitelik veya özellikle yaygın biçimde tanınmak anlamına gelir. Known for its antibacterial activity, başta kullanılan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir ve açılmış biçimi Honey is known for its antibacterial activity olur. Ayrı bir özne sunmak yerine ana cümlenin öznesinin bilinen bir özelliğini ekler. Öbekte yazılı bir özne bulunmadığından, örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada hem öbek hem de it, honey sözcüğüne gönderme yapar. Bu sıkıştırılmış yapı bilimsel açıklamalarda, raporlarda ve tanıtım metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Bir niteliğiyle tanınmak anlamına gelen, dersteki iki sözcüklük açılışı tam olarak yazarak cümleyi tamamlayın: ____ its durability, the material is used in bridge cables.
Cevabı göster
Known for
which signal cells to repair themselves. Dilbilgisi
1:46Bu sitokinler hücrelere kendilerini onarmaları için sinyal gönderir.
signal + nesne + to'lu mastar
signal cells to repair themselves ifadesinde signal bir fiildir. Kalıp signal + nesne + to'lu mastardır: cells sinyali alan nesnedir, to repair ise hücrelerin yapmaya yönlendirildiği eylemi belirtir. Bağlamda bu sinyali gönderenler inflamatuvar sitokinlerdir. Dönüşlülük zamiri themselves, cells sözcüğüne geri gönderme yapar. Daha genel olarak bu kalıp; bir mesajın, kimyasal maddenin, cihazın veya kişinin alıcıyı bir eylem yapmaya yönlendirdiğini anlatır.
Alıştırma
Birine veya bir şeye işaret göndermek anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: A dashboard light can ____ drivers to check the engine.
Cevabı göster
signal
but it's been shown to decrease the length and severity of cold and flu symptoms
1:50soğuk algınlığı ve grip belirtilerinin süresini ve şiddetini azalttığı da gösterilmiştir.
Cümle başındaki Not only can ... but ... yapısı
Not only cümlenin başına geldiğinde, bağlantılı iki noktadan ilkini tanıtır ve vurgular. Not only yan cümleden önce geldiği için can kip yardımcı fiili it öznesinin önüne geçer: Not only can it ward off ... denir; Not only it can ... sırası kullanılmaz. But eklenen ikinci noktayı tanıtır; bu cümlede ikinci nokta daha pratiktir. but sonrasında yan cümle normal özne-fiil sırasına döner: but it has been shown .... Daha tam olan but also bağlantısı yaygındır; burada olduğu gibi also çıkarılabilir.
Alıştırma
Yetenek bildiren can ile Not only ... but yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ this backpack hold a laptop, ____ it also has room for a camera.
Cevabı göster
Not only can · but
ward off: tehdidi uzak tutmak
Ward off, bir tehdidin, hastalığın veya başka zararlı bir şeyin yaklaşmasını ya da zarar vermesini önlemek demektir. Koruma veya önleme anlamına odaklanır. Burada ward off vampires, vampirleri uzak tutmak anlamındadır. Vampir fikri eğlenceli bir kültürel göndermedir, ancak deyimsel fiil normal savunma anlamını korur.
Alıştırma
Bir tehdidi zarar vermeden önce uzak tutmak anlamına gelen ifade hangisidir?
- fight off
- ward off
- put off
Cevabı göster
ward off
by increasing the growth of gamma delta T cells and natural killer cells,
1:54Gama delta T hücreleri ile doğal öldürücü hücrelerin çoğalmasını artırarak
it's able to pick up on invading pathogens and remove them more effectively. Öbek fiiller
1:58vücudun istilacı patojenleri algılayıp daha etkili biçimde ortadan kaldırmasını sağlar.
pick up on: ince işaretleri fark etmek
Bu cümlede pick up on, “fark etmek veya algılamak” anlamına gelir. Bağışıklık hücresi, istilacı patojenlerin bulunduğunu gösteren işaretleri tanır; fiziksel olarak bir şeyi yerden kaldırmaz. Daha genel olarak pick up on something, belirgin olmayabilecek bir ipucunun, duygunun, düzenin veya sorunun farkına varmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi “ince bir işareti fark etti” anlamına gelen pick up on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ the worry in her friend's voice.
Cevabı göster
picked up on
Ever try...?: gündelik bir kısaltılmış soru
Ever try echinacea?, Have you ever tried echinacea? sorusunun kısaltılmış ve oldukça gündelik bir biçimidir. Çıkarılan Have you sözcükleri soru kalıbından anlaşılır. Ever try...? birinin geçmiş deneyimini sormak için kullanılır ve çoğu zaman bir öneriyi veya yeni bir konuyu hızla gündeme getirir. Try fiilinden sonra bir şey ya da -ing biçiminde bir etkinlik gelebilir.
Alıştırma
Hangi soru “Have you ever tried painting outdoors?” sorusunun doğal ve gündelik kısaltılmış biçimidir?
- Ever try painting outdoors?
- Have ever you try painting outdoors?
- Try ever painting outdoors?
Cevabı göster
Ever try painting outdoors?
It's one of the most popular herbal supplements and for good reason. Notlar
2:03En popüler bitkisel takviyelerden biridir; bunun da iyi bir nedeni var.
en popüler bitkisel takviyelerden biri
One of the most + sıfat + çoğul isim yapısı, “en … olan gruptaki üyelerden biri” anlamına gelir. Burada ekinezyayı özellikle popüler bitkisel takviyeler grubuna yerleştirir; onun tek başına en popüler takviye olduğunu iddia etmez. Büyük isim öbeğinin merkezi one olduğu için öbeğin tamamı tekil kabul edilir: One of the supplements is.... Of sonrasındaki isim ise seçimin yapıldığı grubu belirtir ve çoğul olmalıdır: one of the most popular herbal supplements doğrudur; one of the most popular herbal supplement yanlıştır.
Alıştırma
Hangi cümle, kafenin tek başına en popüler olduğunu iddia etmeden özellikle popüler kafeler grubuna ait olduğunu doğru biçimde söyler?
- It is one of the most popular café in the neighborhood.
- It is one of the most popular cafés in the neighborhood.
- It is the most popular café in the neighborhood.
Cevabı göster
It is one of the most popular cafés in the neighborhood.
for good reason: güçlü bir gerekçe belirtmek
For good reason, “güçlü ve mantıklı bir gerekçeyle” anlamına gelir. Bu cümlede ekinezyanın popülerliğinin tesadüfi değil, anlaşılır olduğunu belirtir. Bir iddiadan sonra kullanıldığında ifade ileride söylenecekleri de işaret edebilir: konuşmacı, iddiayı destekleyen kanıtlar sunmak üzeredir. Böylece bir değerlendirmeden onun nedenlerine geçiş sağlayan yararlı bir bağ olur.
Alıştırma
“The hikers turned back, and for good reason—the bridge had collapsed,” cümlesinde for good reason dinleyiciye ne anlatır?
- Hoş bir neden aramak için geri döndüler.
- Konuşmacı neden geri döndüklerini bilmiyor.
- Kararın güçlü bir gerekçesi vardı.
Cevabı göster
Kararın güçlü bir gerekçesi vardı.
meta-analysis: birden fazla çalışmanın sonuçlarını birleştirme
Meta-analysis veya meta-analiz, birbirinden ayrı birkaç çalışmanın sayısal sonuçlarını birleştirip birlikte istatistiksel olarak inceleyen bir araştırma yöntemidir. Buradaki sonuç tek bir deneyden değil, 14 çalışmadan bir araya getirilen kanıtlardan gelir. Genel bir derlemeden daha özel bir kavramdır. Temel nokta, genel etkiyi tahmin etmek için verilerin istatistiksel olarak sentezlenmesidir.
Alıştırma
Hangi açıklama meta-analysis ifadesine en iyi uyar?
- Tek bir yeni deneyin sonuçlarını bildirir.
- Bir konu hakkında gayriresmî bir görüş sunar.
- Birden fazla çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştirir.
Cevabı göster
Birden fazla çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştirir.
echinacea decreased the odds of developing a cold by 58% Kalıp ifadeler
2:09ekinezyanın soğuk algınlığına yakalanma olasılığını %58 azalttığı
odds of developing: araştırmalarda olabilirlik anlatımı
the odds of developing a cold ad öbeğinde odds, sonucun gerçekleşme olabilirliğini; developing ise hastalığa yakalanmaya başlamayı ifade eder. Yeniden kullanılabilir kalıp the odds of + -ing biçimi veya ad öbeğidir: the odds of developing an infection; the odds of success. Araştırma yazılarında odds belirli bir istatistiksel anlama sahiptir ve günlük dildeki probability ile tam olarak aynı değildir. Decreased ... by 58%, bildirilen odds değerinin %58 düştüğünü söyler; insanların %58'inin soğuk algınlığından kaçındığı veya mutlak olasılığın 58 yüzde puan düştüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste vurgulanan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The vaccine lowered the ____ a severe infection.
Cevabı göster
odds of developing
and reduced the length of colds by approximately 1 and 1/2 days.
2:13ve soğuk algınlığının süresini yaklaşık bir buçuk gün kısalttığı görüldü.
while you're at it: ilgili bir eylem daha eklemek
While you're at it, “zaten onu yapıyorken bununla ilgili şu işi de yap” anlamına gelir. Burada diğer eylemlerle birlikte kolayca yapılabilecek bir öneri daha ekler. İfadenin asıl noktası iki olayın yalnızca aynı zamanda gerçekleşmesi değildir. İkinci eylemi, hazır ilk iş yapılıyorken aradan çıkarılabilecek ek bir iş olarak sunar.
Alıştırma
Kolayca eklenebilecek ilgili bir eylemi anlatan deyimi tamamlayın: You're going to the kitchen, so ____ bring me a glass of water.
Cevabı göster
while you're at it
some studies have found that moderate amounts of alcohol can help boost your immune system. Kalıp ifadeler
2:26bazı araştırmalar ölçülü miktarda alkolün bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabileceğini ortaya koydu.
moderate amounts of: makul sınırlar içindeki miktarlar
Moderate amounts of, çok az olmayan ama aşırı da olmayan miktarlar anlamına gelir. Cümlede, araştırmaların sözünü ettiği alkol miktarını sınırlar. Moderate tek ve sabit bir miktarı belirtmez. Makul sınır maddeye, kişiye ve duruma göre değişir; bu yüzden ifade, herhangi bir miktarın güvenli olduğu garantisi olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The plan allows ____ sugar.
Cevabı göster
moderate amounts of
consider that heavy drinkers were found to have the weakest immune systems.
2:32çok içki içenlerin en zayıf bağışıklık sistemine sahip olduğunun görüldüğünü unutmayın.
crack a bottle open: bir şişeyi açmak
Bu cümlede crack a bottle open, “bir şişeyi açmak” anlamına gelir. Buradaki crack, camı kırmak demek değildir; açma eylemine hızlı ve gündelik bir hava katar. Crack ... open ayrılabilen bir yapıdır: nesne, crack ile open arasına gelebilir; crack a bottle open gibi. Crack open a bottle da denebilir. Nesne bir zamirse ortada olmalıdır: crack it open.
Alıştırma
crack fiilini geçmiş zamanda kullanın ve open sözcüğünü nesneden sonra yerleştirin: At the picnic, Leo ____ a bottle of lemonade ____ for everyone to share.
Cevabı göster
cracked · open
water, rest, and time are sure-fire contributors to recovery. Kelime
2:37su, dinlenme ve zaman iyileşmeye kesinlikle katkıda bulunur.
If all else fails: diğer her şey başarısız olursa
If all else fails, “diğer bütün plan veya denemeler işe yaramazsa” anlamına gelir. Buradaki else, daha önce konuşulan diğer seçenekleri ifade eder; dünyadaki her şeyin başarısız olması demek değildir. Bu ifade son bir yedek plan sunar. Önceki seçenekler denendikten sonra ne yapılacağını göstermek için genellikle basit veya güvenilir bir eylemden önce gelir.
Alıştırma
Cümleyi son bir yedek plan belirten kalıp ifadeyle tamamlayın: ____, ask the librarian for help.
Cevabı göster
If all else fails
sure-fire: işe yarayacağı neredeyse kesin
sure-fire contributors ifadesinde sure-fire, çok güvenilir veya amaçlanan sonucu neredeyse kesin olarak verecek anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Su, dinlenme ve zamanın iyileşmeye yardımcı olduğu görüşünü güçlü bir güvenle sunar. Bu birleşik sözcük ateşle ilgili değildir. Başka bağlamlarda konuşan kişi kendinden çok emin olduğunda a sure-fire way, a sure-fire method veya a sure-fire sign gibi kalıplarda sıkça görülür.
Alıştırma
Cümleyi “işe yarayacağı neredeyse kesin” anlamındaki kısa çizgili gündelik sıfatla tamamlayın: A clear checklist is a ____ way to avoid missing a step.
Cevabı göster
sure-fire
So, which sick remedies are just plain old false then? Kelime
2:41Peki hastalıklarla ilgili hangi çareler düpedüz yanlıştır?
plain old: keskin ve gündelik vurgu
just plain old false ifadesinde plain old, basitçe veya tamamen anlamına gelen gündelik bir pekiştirici olarak kullanılır. Yargıyı daha keskin hâle getirir: Çarelerin eski olduğu söylenmiyor, yanlış oldukları söylenerek bir kenara atılıyor. Aktarılabilir kalıp plain old + sıfat veya isim biçimindedir; plain old wrong ve plain old nonsense buna örnektir. Genellikle daha karmaşık bir açıklamaya gerek olmadığını ima eder.
Alıştırma
Cümleyi “tamamen” anlamındaki iki sözcüklü gündelik pekiştiriciyle tamamlayın: Changing the score after the game is ____ unfair.
Cevabı göster
plain old
We break down the top sick myths you thought were true in our new AsapTHOUGHT video Öbek fiiller
2:44Yeni AsapTHOUGHT videomuzda doğru sandığınız en yaygın hastalık efsanelerini inceliyoruz
and use scientific research and evidence to debunk them. Kelime
2:48ve bunları bilimsel araştırmalar ve kanıtlarla çürütüyoruz.
break down: bir şeyi daha küçük parçalar hâlinde açıklamak
Bu cümlede break down, karmaşık bir konuyu daha küçük parçalara ayırıp her parçayı açıkça anlatmak demektir. Nesnesi myths olduğundan, konuşanlar bilgiyi izleyiciler için düzenlemektedir. Bu öbek fiil ayrılabilir: break something down veya break down something denebilir. Nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: break it down denir, break down it denmez.
Alıştırma
Cümleyi “daha küçük parçalara ayırarak açıklamak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The teacher will ____ the water cycle step by step.
Cevabı göster
break down
debunk: bir mitin yanlış olduğunu kanıtlarla göstermek
Bir miti, iddiayı veya söylentiyi debunk etmek, onun yanlış ya da yanıltıcı olduğunu gerçeklerle veya kanıtlarla göstermek demektir. Burada them, mitleri ifade eder; scientific research and evidence ise onları reddetmenin dayanağıdır. Debunk, bir fikri yalnızca tartışmaktan veya ona katılmamaktan daha fazlasını anlatır. Doğru kabul edilmiş bir inancın kanıta dayalı olarak düzeltilmesini ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, kanıtların bir iddianın yanlış olduğunu gösterdiğini anlatır?
- The article discusses the claim and cites public records.
- The article debunks the claim by citing public records.
- The article repeats the claim and cites public records.
Cevabı göster
The article debunks the claim by citing public records.
Click on the screen or the link in the description to see that video.
2:51O videoyu izlemek için ekrana veya açıklamadaki bağlantıya tıklayın.
Burning questions: cevabı çok merak edilen sorular
Burning questions, insanların cevabını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği sorular demektir. Buradaki burning mecazidir; gerçek ateşi değil, güçlü merakı veya aciliyet hissini anlatır. Cevabını öğrenmek özellikle önemli geliyorsa burning question veya burning questions kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İnsanların cevabını çok öğrenmek istediği soruları anlatan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The children finally got answers to their ____.
Cevabı göster
burning questions
Almost out: çıkmak üzere
Bir yayın veya çıkış duyurusunda out, bir şeyin yayımlandığını ve insanların onu satın alabileceğini, okuyabileceğini, izleyebileceğini ya da kullanabileceğini belirtir. Özne bir kitap olduğu için is almost out, kitabın henüz yayımlanmadığını ancak çok yakında yayımlanacağını anlatır. Out sözcüğünün bu anlamını isim ve yayın bağlamı belirler. Burada “dışarıda”, “mevcut değil” veya “tükendi” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Çok yakında piyasaya çıkacak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new game is ____.
Cevabı göster
almost out
Samimi yönlendirme ifadesi “head on over to”
Bu cümlede head on over to, “gitmek” veya “ziyaret etmek” anlamındadır. Burada head, bir hedefe doğru hareket etmeyi anlatan bir fiildir ve hedef internet sitesidir. on over sözleri daveti rahat ve samimi gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp head on over to + yer, sayfa veya internet sitesi şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen samimi ifadeyle tamamlayın: For the full schedule, ____ our information page.
Cevabı göster
head on over to
and be the first to get your hands and eyes on it. Deyimler
3:02ve kitabı ilk alan ve okuyan kişilerden biri olun.
“get your hands and eyes on it” ifadesindeki kelime oyunu
Bilinen get your hands on something deyimi, “bir şeyi elde etmeyi başarmak” anlamındadır. Burada konuşan kişi, söz konusu şey bir kitap olduğu için bunu get your hands and eyes on it şeklinde değiştirir: okurlar kitabı elleriyle tutabilir ve gözleriyle okuyabilir. Eyes, standart deyimin bir parçası değil, yalnızca bu durum için yapılmış eğlenceli bir eklemedir. Bu değişiklik, satış davetini küçük bir şakaya dönüştürürken “kitabı edin ve oku” anlamını da korur.
Alıştırma
Konuşan kişi bir kitaptan söz ederken neden “get your hands and eyes on it” diyor?
- Okurun kitabı açmadan koruması gerektiği anlamına gelir.
- “get your hands on it” deyimini eğlenceli biçimde değiştirerek kitabı hem edinmeyi hem okumayı anlatır.
- Her zaman hem hands hem eyes içeren standart ve kalıplaşmış bir deyim kullanır.
Cevabı göster
“get your hands on it” deyimini eğlenceli biçimde değiştirerek kitabı hem edinmeyi hem okumayı anlatır.
And subscribe for more weekly science videos.
3:04Her hafta yeni bilim videoları için abone olmayı da unutmayın.