Memelerin Bilimi: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
722 kelime 194 kel/dk

Video özeti: Anlatım memelerin gelişimini, emzirmeyi, anatomiyi, hormonları, çekicilik araştırmalarını ve meme kanseri riskini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “it is this action that has made mammals so successful.” Dil bilgisi ve cümle kalıpları: it is X that yapısının bir nedeni odağa alışını anlayın ve it sözcüğünü sıradan gönderim sanmadan kanıtı vurgulayın. 2. “On top of this,” Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: destekleyici olgu ekleyen geçişi tanıyın; karşıtlık değil, birikimli sav kurmak için kullanın. 3. “lit up” Deyimsel fiiller: fMRI bağlamında beyin bölgeleri ışık saçmadı, etkinlik gösterdi; bu anlamı ekran, yüz ve duygu tepkilerine aktarın.

Bu derste

Breasts, they provide nourishment for our babies.

0:00

Memeler bebeklerimizin beslenmesini sağlar.

They are one of the few organs not fully developed at birth Dilbilgisi

0:02

Doğumda tam olarak gelişmemiş az sayıdaki organdan biridirler

Dilbilgisi

one of the few + çoğul isim

one of the few + çoğul isim, 'küçük ve sınırlı bir grubun bir üyesi' anlamına gelir. Bu cümlede özne, doğumda henüz tam olarak gelişmemiş az sayıdaki organdan biri olarak sınıflandırılır. Yapı, bir karşılaştırma grubu oluşturarak nadirliği vurgular. one of sonrasında grubun tamamını adlandıran isim çoğul olur: one of the few organs; one of the few organ denmez. İfadenin tamamı özne olduğunda da ana fiil tekil merkez sözcük one ile uyum gösterir: One of the few organs is...

Alıştırma

Cümleyi one of the few ile tamamlayın: This clinic is ____ places in town that offer free legal advice.

Cevabı göster

one of the few

and of course they are a major obsession in Western culture.

0:05

ve elbette Batı kültüründe büyük bir saplantı konusudurlar.

Yet there is so much about breasts that isn't discussed or is deemed taboo. Kelime

0:08

Yine de memelerle ilgili konuşulmayan ya da tabu sayılan pek çok şey var.

Kelime

be deemed taboo: tabu kabul edilmek

be deemed + tümleç, 'resmî biçimde yargılanmak veya kabul edilmek' anlamına gelir. is deemed taboo ifadesinde taboo, konuya verilen statüyü açıklayan bir sıfat tümlecidir; deemed, 'adlandırılmış' anlamına gelmez. Edilgen yapı, yargıyı kimin verdiğini belirtmez. Bu nedenle değerlendirme, tek bir kişinin görüşünden ziyade daha geniş bir toplumsal veya kurumsal görüş gibi duyulur. Bu kalıp resmî haber ve analizlerde yaygındır.

Alıştırma

Resmî cümleyi deem fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: For decades, the subject was ____ taboo in public debate.

Cevabı göster

deemed

Sorry, taboo.

0:12

Pardon, tabu.

So what does science say about breasts?

0:13

Peki bilim memeler hakkında ne diyor?

Forget water into wine, Notlar

0:15

Suyu şaraba çevirmeyi unutun;

what about blood into milk?

0:16

ya kanı süte çevirmeye ne dersiniz?

Anlatım akışı

Retorik bir geçiş olarak Forget X, what about Y?

Burada Forget X, “X’i şimdilik bir kenara bırak” anlamına gelir; “X’i hafızadan sil” anlamına gelmez. X’i zaten bilinen veya daha az önemli bir konu olarak sunar. Ardından gelen what about Y?, dinleyicinin dikkatini Y’ye yöneltir. Bu kısa kalıp karşıtlık oluşturur ve Y’yi daha belirgin ve şaşırtıcı nokta hâline getirir.

Alıştırma

Forget X, what about Y? şeklindeki retorik geçişi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the minor formatting changes—____ the missing conclusion?

Cevabı göster

Forget · what about

Kültür

water into wine göndermesi

water into wine, İsa’nın mucizevi biçimde suyu şaraba dönüştürdüğü, yaygın olarak bilinen Kutsal Kitap anlatısına gönderme yapar. Bu nedenle ifade, şarap yapım sürecini değil, görünüşte imkânsız bir dönüşümü çağrıştırır. Burada daha şaşırtıcı olan blood into milk için tanıdık bir karşılaştırma ölçütü sağlar. Göndermeyi tanımak karşılaştırmayı ve mizahı ortaya çıkarır; cümle kanın doğrudan ve kelimenin tam anlamıyla süte dönüştüğünü söylemez.

Alıştırma

water into wine bu cümleye nasıl bir katkıda bulunuyor?

  1. Uygulanabilir bir şarap yapma yönteminin ilk adımını açıklar.
  2. Başka bir şaşırtıcı dönüşüme ölçüt olması için bilinen bir Kutsal Kitap mucizesini çağrıştırır.
  3. Su ile şarabın bilimsel olarak aynı madde olduğunu söyler.
Cevabı göster

Başka bir şaşırtıcı dönüşüme ölçüt olması için bilinen bir Kutsal Kitap mucizesini çağrıştırır.

Proteins, sugars and fat are pulled from a mother's blood supply to make milk

0:18

Proteinler, şekerler ve yağlar süt üretmek için annenin kan dolaşımından alınır

and it is this action that has made mammals so successful. Dilbilgisi

0:22

ve memelileri böylesine başarılı kılan da bu süreçtir.

Dilbilgisi

It is this action that ...: nedeni vurgulama

It is X that ... kalıbı, it ile kurulan bölünmüş bir vurgu yapısıdır. X'i odak konumuna yerleştirir ve ardından gelen that yan cümlesini X hakkındaki bilgi olarak sunar. Burada this action, annenin kanındaki besinlerden süt üretme eylemine gönderme yapar ve memelilerin başarısından sorumlu etken olarak öne çıkarılır. Baştaki it, belirli bir nesneye gönderme yapan bir zamir değil, dilbilgisel bir çerçevedir. Cümleyi anlamak için önce this action has made mammals so successful biçimindeki nötr önermeyi bulun, ardından karşıtlık anlamını ekleyin: önemli neden başka bir etken değil, bu etkendir.

Alıştırma

Arızayı şansın değil düzenli bakımın önlediğini vurgulayan yapıyı tamamlayın: ____ prevented the failure.

Cevabı göster

It was regular maintenance that

Unlike birds or reptiles whose young are dependent on parents to bring them outside food such as insects, Notlar

0:25

Yavruları, böcek gibi dışarıdan yiyecekleri kendilerine getiren ebeveynlerine bağımlı olan kuşların veya sürüngenlerin aksine,

Kalıp ifadeler

Are dependent on: bir destek kaynağına bağımlı olmak

Bu cümlede are dependent on, ‘ihtiyaç duymak ve bel bağlamak’ anlamına gelir. Yavrular dışarıdaki yiyecekleri kendi başlarına elde edemedikleri için onları getirmeleri konusunda ebeveynlerine güvenir. Genellenebilir kalıp, be + dependent on + gerekli desteği sağlayan kişi, şey veya etkinliktir. Dependent, are sonrasında kullanılan bir sıfattır; be biçimi özneye ve zamana göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi ‘bağımlı olmak’ anlamındaki sıfat ifadesiyle tamamlayın: The remote clinic is ____ weekly medicine deliveries.

Cevabı göster

dependent on

mammals from the word mammary access their nutrition at a young age from the secretion of a mother's milk.

0:30

adı meme bezi anlamındaki mammary sözcüğünden gelen memeliler, küçükken annelerinin salgıladığı sütle beslenir.

Dilbilgisi

Unlike birds or reptiles: karşılaştırma ölçütünü sunma

Burada unlike bir edattır. Baştaki Unlike birds or reptiles ifadesi karşılaştırma ölçütünü belirler; ana cümle daha sonra memelilerin nasıl farklı olduğunu açıklar. whose ile başlayan yan cümle birds or reptiles ifadesini niteler ve bu isim öbeğinin içinde kalır. Yeniden kullanılabilen kalıp Unlike + isim öbeği, özne + fiil .... biçimindedir. Unlike çekimli fiil içeren bir yan cümle başlatmadığı için iki tam cümleyi karşılaştırırken whereas veya while gibi bir bağlaç gerekir.

Alıştırma

Hangi cümlede isim öbeğinden önce cümle başı karşılaştırma ifadesi doğru kullanılmıştır?

  1. Unlike the printed map, the app updates in real time.
  2. Whereas the printed map, the app updates in real time.
  3. Dislike the printed map, the app updates in real time.
Cevabı göster

Unlike the printed map, the app updates in real time.

Breasts come in all shapes and sizes Kalıp ifadeler

0:35

Memeler her şekil ve boyutta olabilir

Kalıp ifadeler

Come in all shapes and sizes: geniş çeşitliliği ifade etmek

Bu cümlede come in all shapes and sizes, göğüslerin doğal olarak büyük çeşitlilik gösterdiği anlamına gelir. Buradaki come in, ‘belirli biçimlerde var olmak veya sunulmak’ demektir; ‘gelmek’ anlamında değildir. Bu kalıplaşmış ifade şekil ve boyuttaki gerçek farklılıkları anlatabilir, ancak tasarım, tür, düzen veya yaşam yolu gibi alanlardaki geniş çeşitliliğe de uygulanabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘birçok farklı biçimde mevcut olmak’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Travel backpacks ____, from compact day packs to large expedition bags.

Cevabı göster

come in all shapes and sizes

and though there is a positive correlation between breast size and weight, Kelime

0:37

ve meme büyüklüğüyle vücut ağırlığı arasında pozitif bir ilişki olsa da

Kelime

X ile Y arasındaki pozitif korelasyon

İstatistik dilinde positive correlation between X and Y, bir değişkenin yüksek değerlerinin diğer değişkenin yüksek değerleriyle ilişkilendirilme eğiliminde olduğunu, düşük değerlerin de birlikte görülme eğiliminde olduğunu belirtir. Burada meme büyüklüğü ile kilo arasında gözlemlenen bir ilişki anlatılır; positive, yararlı veya istenen değil, aynı yönlü demektir. Correlation bir ilişkiyi anlatır, nedeni değil. Cümle kilonun meme büyüklüğüne neden olduğunu, meme büyüklüğünün kiloya neden olduğunu veya bu eğilimin her birey için geçerli olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Şu cümleyi en iyi hangi ifade yorumlar: There is a positive correlation between sleep duration and test performance?

  1. Daha uzun uyumak her öğrencinin notunu her zaman yükseltir.
  2. Daha uzun uyuyan kişiler daha yüksek sınav notları alma eğilimindedir, ancak cümle tek başına nedenselliği kanıtlamaz.
  3. Positive iyi anlamına geldiği için daha uzun uyumak yararlıdır.
Cevabı göster

Daha uzun uyuyan kişiler daha yüksek sınav notları alma eğilimindedir, ancak cümle tek başına nedenselliği kanıtlamaz.

genes also play a crucial role in the size of boobs. Kalıp ifadeler

0:40

genler de meme büyüklüğünde çok önemli bir rol oynar.

Kalıp ifadeler

Çok önemli bir rol oynamak: play a crucial role in

Play a crucial role in, bir sonucun ortaya çıkmasında, etkilenmesinde veya desteklenmesinde son derece önemli olmak demektir. Yapı play a crucial role in + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Cümlede genler, meme büyüklüğünü etkileyen önemli bir faktör olarak sunulur. Bu ifade birkaç faktörden önemli olan birini belirtebilir; bu nedenle öznenin tek neden olduğu anlamına gelmez. Bu eşdizimde role sözcüğü play fiiliyle kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef eşdizimle tamamlayın: Clear communication ____ preventing misunderstandings.

Cevabı göster

plays a crucial role in

50% of the time one breast is larger than the other,

0:43

Vakaların %50’sinde bir meme diğerinden daha büyüktür;

most commonly the left boob known as breast asymmetry.

0:46

çoğu zaman daha büyük olan sol memedir ve buna meme asimetrisi denir.

This asymmetry is normal

0:48

Bu asimetri normaldir

and though scientists aren't entirely clear why, Anlatım akışı

0:50

ve bilim insanları nedenini tam olarak bilmese de

a possible contributor is the hormonal changes that happen during puberty. Anlatım akışı

0:52

ergenlikte meydana gelen hormonal değişimler olası etkenlerden biridir.

Anlatım akışı

though scientists aren't entirely clear why: bilim insanları nedeninden tam olarak emin olmasa da

Though bir ödünleme ilişkisi kurar: yazar, bilim insanlarının henüz eksiksiz bir açıklamaya sahip olmadığını kabul eder, ancak ardından olası bir açıklamayla devam eder. Aren't entirely clear why ölçülü bir belirsizlik ifade eder. Nedenin tam olarak belirlenmediği anlamına gelir; bilim insanlarının hiçbir şey bilmediği anlamına gelmez. Bu yan cümle, bilinenlerle hâlâ geçici olan bilgileri birbirinden ayırır.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümle, cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Geçici bir etken sunmadan önce açıklamanın eksik olduğunu kabul eder.
  2. Bilim insanlarının hiçbir açıklaması veya olası fikri olmadığını söyler.
  3. Hormonal değişiklikleri kanıtlanmış tek neden olarak sunar.
Cevabı göster

Geçici bir etken sunmadan önce açıklamanın eksik olduğunu kabul eder.

Anlatım akışı

a possible contributor is: olası bir etken

Burada contributor, bir sonucun ortaya çıkmasına katkıda bulunan etken anlamına gelir. a possible contributor is + isim öbeği kalıbı, bunun tek neden olduğunu iddia etmeden makul görünen bir etken sunar. A ve possible sözcükleri iddiayı temkinli tutar: söz konusu etken bir rol oynayabilir ve başka etkenler de söz konusu olabilir. Kanıtların the cause is gibi doğrudan bir ifadeyi haklı çıkarmadığı durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Belirsiz bir katkı etkeni sunan dersteki dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The website is loading slowly, and ____ the unusually high traffic.

Cevabı göster

a possible contributor is

On top of this, Anlatım akışı

0:55

Dahası,

the size of your breasts vary from week to week. Kalıp ifadeler

0:56

memelerinizin büyüklüğü haftadan haftaya değişir.

Anlatım akışı

Ek bilgi bağlayıcısı olarak On top of this,

Burada On top of this, bir söylem bağlayıcısıdır: daha önce verilen bilgilere yeni bir olgu ekler. Yeni nokta, yön değiştirmek yerine aynı genel mesajı güçlendirir veya genişletir. Bu kullanımda ifade mekânsal değildir. “Az önce söylenenlere ek olarak” anlamında anlaşılmalı ve bilgilerin birikmesine yapılan vurgu fark edilmelidir.

Alıştırma

Örnekte On top of this, neyi belirtir?

  1. Aynı yönde başka bir olgu ekleniyor.
  2. Konuşmacı fiziksel bir konumu tarif ediyor.
  3. Konuşmacı önceki olguyu düzeltiyor.
Cevabı göster

Aynı yönde başka bir olgu ekleniyor.

Kalıp ifadeler

vary from week to week: haftalar arasındaki değişkenlik

vary from week to week ifadesinde vary “farklı olmak veya değişmek” demektir; from week to week ise karşılaştırılan birimlerin haftalar olduğunu gösterir. Bir haftadaki değer başka bir haftadakiyle aynı olmayabilir. Bu ifade, art arda gelen haftalar arasındaki değişkenliği anlatır; bir şeyin bir hafta boyunca sürdüğü anlamına gelmez. Aynı kalıp from day to day veya from year to year gibi başka dönemlere de uygulanabilir.

Alıştırma

Cümleyi vary ve farklı haftalarda toplamın değişebileceğini belirten zaman ifadesiyle tamamlayın: The number of customer requests can ____.

Cevabı göster

vary from week to week

Yep, the production of estrogen and progesterone throughout the menstrual cycle changes the size of your breasts.

0:59

Evet, adet döngüsü boyunca üretilen östrojen ve progesteron memelerinizin büyüklüğünü değiştirir.

Both men and women have nipples and mammary glands

1:04

Hem erkeklerde hem kadınlarda meme uçları ve meme bezleri vardır

but usually only women have them develop at puberty.

1:06

ama bunlar ergenlikte genellikle yalnızca kadınlarda gelişir.

This characteristic is uniquely human as other mammals breasts only enlarge during nursing. Kelime

1:09

Bu özellik yalnızca insanlara özgüdür; çünkü diğer memelilerin memeleri sadece emzirme döneminde büyür.

Kelime

during nursing: hasta bakımı değil, emzirme

Bu biyolojik bağlamda nursing, bir bebeği ya da yavru bir memeliyi anne sütüyle beslemek anlamına gelir. Bu nedenle during nursing, “emzirirken” ya da “laktasyon döneminde” demektir. Yakındaki mammals ve breasts sözcükleri bu anlamı belirler. İfade, hemşire olarak çalışmak ya da bir hastaya bakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte “during nursing” ne anlama gelir?

  1. Birisi hemşire olarak çalışırken
  2. Bir memeli yavrusunu sütle beslerken
  3. Yaralı bir hayvan tedavi görürken
Cevabı göster

Bir memeli yavrusunu sütle beslerken

The ring of pigmented skin surrounding the nipple is called the areola

1:13

Meme ucunu çevreleyen pigmentli deri halkasına areola denir

which is covered in little bumps called Montgomery's gland.

1:16

ve bu alan Montgomery bezleri denen küçük çıkıntılarla kaplıdır.

While lactating, Dilbilgisi

1:19

Emzirme döneminde

the glands make oily secretions that keep the nipple lubricated Dilbilgisi

1:20

bu bezler, meme ucunu kaygan tutan yağlı salgılar üretir

and may also release compounds to make the nipple seem yummy for a baby. Dilbilgisi

1:23

ve ayrıca meme ucunun bebeğe iştah açıcı gelmesini sağlayan bileşikler salgılayabilir.

Dilbilgisi

While lactating: kısaltılmış bir zaman yan cümlesi

While lactating, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Kastedilen tam biçim while the mother is lactating şeklindedir ve bezlerin faaliyetini aynı laktasyon dönemi içine yerleştirir. while + -ing kalıbı, eksik özne açık olduğunda bir zaman yan cümlesini kısaltır. Özenli yazımda bu örtük özne normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır; aksi hâlde yanlış özneye bağlanan bir niteleyiciden kaçınmak için tam yan cümle yazılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için “while Maya was walking home” ifadesini kısaltın: ____, Maya called her sister.

Cevabı göster

While walking home

Dilbilgisi

keep the nipple lubricated: keep + nesne + durum

Burada keep, 'bir şeyi belirli bir durumda tutmak' anlamındadır; 'saklamak' veya 'depolamak' anlamında değildir. keep the nipple lubricated ifadesinde the nipple nesnedir ve lubricated, durum tamamlayıcısı olarak kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır: yağlı salgılar bu durumun zaman içinde sürmesini sağlar. Aktarılabilir kalıp keep + nesne + sıfat veya geçmiş zaman ortacıdır. keep the door closed veya keep the equipment clean örneklerinde olduğu gibi, bir durumu sürdürmeye odaklanır.

Alıştırma

Hedef kalıbı kullanarak cümleyi keep + the tea + cold ile tamamlayın: The insulated bottle helps ____ all afternoon.

Cevabı göster

keep the tea cold

Dilbilgisi

make the nipple seem yummy: make + nesne + seem + sıfat

make the nipple seem yummy ifadesinde make, 'bir izlenim veya algı oluşturmak' anlamındadır. The nipple, make fiilinin nesnesidir; seem yummy ise bunun bebeğe nasıl görünebileceğini veya hissettirebileceğini anlatır. Aktarılabilir kalıp make + nesne + seem + sıfattır. Ettirgen make fiilinden sonra seem, to almayan yalın mastar biçimindedir. Bu kalıp, sıfatın nesnel olarak doğru olduğunu doğrudan iddia etmez; seem bir mesafe veya belirsizlik bırakır.

Alıştırma

Aynalar odanın gerçek boyutunu değil, yalnızca görünüşünü değiştiriyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. The mirrors make the room seem larger.
  2. The mirrors keep the room larger.
  3. The mirrors make the room larger.
Cevabı göster

The mirrors make the room seem larger.

The nipple isn't composed of a single orifice Kalıp ifadeler

1:26

Meme ucu tek bir açıklıktan oluşmaz;

Kalıp ifadeler

isn't composed of: bir bütünün nelerden oluştuğunu anlatmak

Be composed of, “-den oluşmak” veya “-den meydana gelmek” anlamına gelir. Özne bütünü, of sonrasındaki ad öbeği ise bütünün parçalarını, üyelerini veya bileşenlerini gösterir. Buradaki isn't composed of bu oluşum ilişkisini olumsuzlar: Tek bir açıklık, meme ucunun bütün yapısını oluşturmaz. Aktarılabilir kalıp bütün + be + composed of + parçalar şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi be composed of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The committee ____ representatives from six regions.

Cevabı göster

is composed of

but has many tiny holes you cannot see with the naked eye. Kalıp ifadeler

1:29

çıplak gözle göremeyeceğiniz çok sayıda küçücük deliğe sahiptir.

Kalıp ifadeler

with the naked eye: araç kullanmadan görmek

With the naked eye, mikroskop, teleskop, büyüteç veya benzeri bir gözlem aracı olmadan yalnızca normal görme yetisini kullanmak anlamına gelir. cannot see with the naked eye ifadesinde bu söz öbeği gözlem yöntemini açıklar. Buradaki naked deyimseldir ve “çıplak” değil, “araç yardımı olmadan” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi “bir gözlem aracı olmadan” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: These spores are too small to see ____.

Cevabı göster

with the naked eye

After having a baby,

1:32

Doğumdan sonra

receptors in the nipple detect when the baby begins to suckle

1:33

bebek emmeye başladığında meme ucundaki reseptörler bunu algılar

sending messages to the mother's brain Dilbilgisi

1:36

ve annenin beynine mesajlar gönderir;

causing a release of oxytocin and continued production of prolactin.

1:38

bu da oksitosin salgılanmasına ve prolaktin üretiminin sürmesine yol açar.

Dilbilgisi

sending ... causing ... ile kurulan neden-sonuç zinciri

Bu cümlede sending messages ..., reseptörlerin emme hareketini algılamasının ilk sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Yeni bir çekimli fiil getirmez; detect yan cümlenin ana fiili olarak kalır. Sonraki ortaç yan cümlesi causing ... ise bir sonraki sonucu verir: mesajlar hormonların salgılanmasına ve hormon üretiminin devam etmesine yol açar. -ing'li yan cümleleri art arda kullanmak, her seferinde özne ve çekimli fiili tekrarlamadan birbirini izleyen sonuçları açıklamayı sağlar.

Alıştırma

Neden-sonuç zincirini send ve cause fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The sensor detected a leak, ____ an alert to the control room and ____ the system to shut down.

Cevabı göster

sending · causing

Oxytocin causes the cells that line the mammary glands to contract

1:42

Oksitosin, meme bezlerinin iç yüzeyini kaplayan hücrelerin kasılmasını sağlar

and it's also known as the cuddle hormone Kelime

1:45

ve “sarılma hormonu” olarak da bilinir;

as it enhances the bonding experience between mother and child.

1:47

çünkü anne ile çocuk arasındaki bağı güçlendirir.

Kelime

be known as + etiket: known as the cuddle hormone

be known as + isim kalıbı, insanların kullandığı bir adı, lakabı veya etiketi tanıtır. Burada oksitosinin halk arasında cuddle hormone olarak adlandırıldığını belirtir. Bu ifade resmî kimyasal ad değil, samimi ve anlaşılması kolay bir etikettir. Ardından gelen neden bu lakabı bağ kurmayla ilişkilendirir; ancak bu etiket hormonun yalnızca sarılma sırasında etkili olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

People call this old train the Mountain Goat. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. This old train is known to climb steep tracks.
  2. This old train is known as the Mountain Goat.
  3. This old train is known for climbing steep tracks.
Cevabı göster

This old train is known as the Mountain Goat.

The hormone prolactin is essential in making milk.

1:50

Prolaktin hormonu süt üretimi için gereklidir.

This whole hormonal process can be triggered after only hearing a baby cry Kelime

1:53

Bu hormonal sürecin tamamı yalnızca bir bebeğin ağlamasını duymakla bile tetiklenebilir,

Kelime

can be triggered: edilgen yapıda olasılık

Bu cümlede can be triggered, “bir uyaran tarafından başlatılabilir veya harekete geçirilebilir” anlamına gelir. Etkilenen şey hormonal süreçtir; dolayısıyla trigger burada bir silahın tetiğini çekme eylemini gerçek anlamıyla anlatmaz. Kalıp, modal can + be + geçmiş zaman ortacıdır: can be triggered. Her seferinde gerçekleşen bir sonucu değil, edilgen bir sonucun ortaya çıkma olasılığını ifade eder. after only hearing a baby cry ifadesi, süreci başlatabilecek durumu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi can + trigger fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: A stress response ____ by an unexpected noise.

Cevabı göster

can be triggered

even if it isn't your baby. Dilbilgisi

1:57

üstelik ağlayan sizin bebeğiniz olmasa bile.

Dilbilgisi

even if: varsayımsal bir ödünleme koşulu sunmak

Even if, ana cümledeki ifadenin doğru kalmasını engellemeyen bir koşul sunar. Burada ağlayan bebeğin size ait olmama olasılığı, ağlama sesini duymanın süreci tetikleyebileceği iddiasını geçersiz kılmaz. Yapı, ana ifade + even if + koşul biçimindedir. Genellikle “bu koşulun sonunda doğru olup olmamasına bakılmaksızın” anlamına gelir; dolayısıyla koşul varsayımsal veya belirsiz olabilir.

Alıştırma

En uygun bağlacı seçin: I have not checked the forecast, but we will hold the picnic outdoors ____ it rains tomorrow.

  1. even if
  2. even though
  3. unless
Cevabı göster

even if

Babies love breasts but so do people. Dilbilgisi

1:59

Bebekler memeleri sever, diğer insanlar da öyle.

Dilbilgisi

so do people: aynı durumu başka bir özneye eklemek

“so do people” ifadesinde so, “bu yüzden” değil, “-de/-da” anlamına gelir. Baştaki but odağı babies sözcüğünden people sözcüğüne kaydırırken do yardımcı fiili önceki love breasts yükleminin yerini tutar. Bu nedenle yan cümle “insanlar da memeleri sever” demektir. so + yardımcı fiil + özne kalıbı, daha önce belirtilen olumlu durumun yeni bir özne için de geçerli olduğunu anlatır: A enjoys it, and so does B. Yardımcı fiil önceki zamanla ve yeni özneyle uyumlu olur; böylece yüklemin tamamı tekrarlanmaz.

Alıştırma

Cümleyi “I enjoy quiet mornings too” anlamına gelen üç sözcüklü devrik yapıyla tamamlayın: Cats enjoy quiet mornings, and ____.

Cevabı göster

so do I

Research has found that people spend more time observing large breasts with a certain hip to width ratio Notlar

2:01

Araştırmalar, insanların belirli bir kalça-genişlik oranına sahip büyük memelere daha uzun süre baktığını ortaya koydu;

Anlatım akışı

Research has found that: bildirilen bir araştırma bulgusunu çerçevelemek

Research has found that, ardından gelen yan cümleyi konuşanın kişisel görüşü olarak değil, araştırmayla desteklenen bir bulgu olarak sunar. Bir kanıt çerçevesi işlevi görür: Research kaynaktır, has found sonucu bildirir ve that bulgunun içeriğini başlatır. Present perfect yapısındaki has found, bulguyu bugüne kadar mevcut olan kanıtlar bütününün bir parçası olarak sunar; geçmişte belirli bir zamanda tamamlanan tek bir çalışmayı belirtmez. Bu genel kullanımda Research normalde sayılamayan bir isimdir.

Alıştırma

“Research has found that” çerçevesi bu cümlede ne yapar? “Research has found that regular breaks can improve concentration.”

  1. Ardından gelen iddiayı konuşanın dayanaksız kişisel görüşü olarak işaretler.
  2. Ardından gelen iddiayı araştırmaların bildirdiği bir bulgu olarak sunar.
  3. Adı verilen tek bir deneyin belirtilmiş bir geçmiş zamanda gerçekleştiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Ardından gelen iddiayı araştırmaların bildirdiği bir bulgu olarak sunar.

Dilbilgisi

spend more time observing: spend time + -ing yapısı

Spend more time observing, spend + zaman miktarı + -ing kalıbını izler. İnsanların gözlemleme etkinliğine daha fazla zaman ayırdığını ifade eder; more, time sözcüğünü nitelerken observing etkinliğin adını verir. Karşılaştırma noktası daha sonra than ile açıkça belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Burada spend time sonrasında etkinlik için -ing biçimi kullanılır; to observe gibi bir mastar kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi spend more time + -ing kalıbıyla tamamlayın: After failing the quiz, Leo decided to ____ before the next one.

Cevabı göster

spend more time studying

potentially explaining why breast augmentation surgeries Anlatım akışı

2:06

bu da meme büyütme ameliyatlarının neden

are the most prevalent form of plastic surgery

2:09

en yaygın plastik cerrahi türü olduğunu açıklayabilir.

with 300,000 surgeries being performed in 2014 in America alone. Dilbilgisi

2:11

Yalnızca Amerika’da 2014 yılında 300.000 ameliyat yapıldı.

Anlatım akışı

potentially explaining why: kanıtı ihtiyatlı bir çıkarıma bağlamak

-ing yan cümlesi potentially explaining why, önceki bulguya dönerek onu why yan cümlesindeki sonucun olası bir açıklaması olarak sunar. Önceki kanıtı arka plan bilgisi hâline getirir ve okuyucuyu bir yoruma yönlendirir. Potentially, explaining ifadesinin kesinliğini sınırlar: bağlantı makuldür ancak kanıtlanmış değildir. Why, açıklanması gereken sonucu tanıtır; dolayısıyla bu ifade, önceki gerçeğin sonucun nedenini açıklamaya yardımcı olabileceğini belirtir, sebebi kanıtladığını değil.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak ihtiyatlı bağlantıyı tamamlayın: The library extended its opening hours, ____ evening attendance increased.

Cevabı göster

potentially explaining why

Dilbilgisi

İstatistiksel arka plan için with + isim + being performed

Burada with, yeni bir temel cümle değil, ek bir durum sunar. 300,000 surgeries ad öbeği bu durumun içindeki anlamsal öznedir; being performed ise edilgendir: eylemi alan unsur ameliyatlardır. with + isim + being + geçmiş zaman ortacı yapısı bir bütün olarak ana ifadeyi destekleyen arka plan bilgisini veya istatistiği sıkıştırarak verir. Burada 2014'te yapılan ameliyat sayısı yaygınlığın kanıtı olarak sunulur; America alone, sayıya diğer ülkelerin dahil olmadığını belirtir. Yapıda being bulunması bütün ameliyatların aynı anda yapılmakta olduğu anlamına gelmez. Zaman ifadesi bunun yıllık toplam olduğunu gösterir.

Alıştırma

Rapor üslubundaki cümleyi perform fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The procedure remained common, with thousands of operations ____ each year.

Cevabı göster

being performed

However, the same research shows that people prefer breasts of all different shapes and sizes

2:18

Ancak aynı araştırma, insanların her şekil ve boyuttaki memeleri beğendiğini gösteriyor

and medium sized breasts were actually rated as statistically most attractive.

2:23

ve aslında orta büyüklükteki memeler istatistiksel olarak en çekici bulunuyor.

Breasts don't only create joy for others Dilbilgisi

2:27

Memeler yalnızca başkalarına değil,

but also for oneself.

2:29

kişinin kendisine de haz verir.

Dilbilgisi

İki fayda eklemek için don't only ... but also

Don't only ... but also iki ek bilgiyi birbirine bağlar: ifade önce başkaları için geçerlidir, ardından vurgu yapılarak kişinin kendisi için de geçerli olduğu belirtilir. Anlam bakımından iki for öbeği aynı dil bilgisel işleve sahiptir; dolayısıyla ikinci fayda birincinin yerini almaz, onu genişletir. Bu, not only ... but also yapısının do yardımcı fiilli bir sürümüdür. Breasts öznesi çoğul olduğu için olumsuzluğu don't taşır ve create yalın biçimde kalır. Tarafsız veya resmî İngilizcede çifti paralel yararlanıcıların hemen çevresine yerleştirmek genellikle daha açıktır: create joy not only for others but also for oneself.

Alıştırma

Cümleyi don't only ... but also ile aynı kısaltılmış eşleştirmeyi kullanarak tamamlayın: These changes ____ reduce costs ____ improve safety.

Cevabı göster

don't only · but also

Studies show that stimulation of nipples enhanced sexual arousal in 82% of women

2:30

Araştırmalar, meme uçlarının uyarılmasının kadınların %82’sinde cinsel uyarılmayı artırdığını

and 52% of men.

2:35

ve erkeklerin %52’sinde de aynı etkiyi yarattığını gösteriyor.

Interestingly, an fMRI scan that mapped the brain's response to clitoral and vaginal self-stimulation

2:37

İlginç bir şekilde, klitoris ve vajinanın kişinin kendisi tarafından uyarılmasına beynin verdiği tepkiyi haritalayan bir fMRI taraması,

found that the same areas lit up when a woman stimulated her nipples. Öbek fiiller

2:42

bir kadın meme uçlarını uyardığında da aynı bölgelerin etkinleştiğini ortaya çıkardı.

Öbek fiiller

fMRI bağlamında lit up ifadesinin anlamı

Bu fMRI bağlamında lit up, ilgili bölgelerin taramada “daha fazla etkinlik gösterdiği” veya “bir tepki kaydettiği” anlamına gelir. Bölgeler gerçek anlamda ışık üretmemiştir; görüntüleme ekranı beyin etkinliğindeki bir değişimi göstermiştir. Light up öbek fiili, bir şeyin gözle görülür biçimde etkinleşmesini veya fark edilir hâle gelmesini anlatabilir. Geçmiş zaman biçimi lit up’tır. Bu nedenle ifadenin gerçek bir aydınlatmayı mı, ekrandaki bir tepkiyi mi, yoksa bir yüzün canlanması gibi görünür bir değişimi mi anlattığı özne ve bağlamdan belirlenmelidir.

Alıştırma

“The same areas lit up during the scan.” cümlesinde lit up ne anlama gelir?

  1. Tarama, bu bölgelerde etkinlik olduğunu gösterdi.
  2. Kadın bu bölgeleri bilinçli olarak açtı.
  3. Bu bölgeler lambalarla fiziksel olarak aydınlatıldı.
  4. Bu bölgeler görüntüden kayboldu.
Cevabı göster

Tarama, bu bölgelerde etkinlik olduğunu gösterdi.

Despite being an amazing source of both nutrition and pleasure, Dilbilgisi

2:46

Hem beslenme hem de haz açısından muhteşem bir kaynak olmalarına rağmen

breasts are incredibly vulnerable.

2:49

memeler son derece savunmasızdır.

Dilbilgisi

Ödünleme bildiren Despite being + tümleç yapısı

Despite being bir ödünleme arka planı kurar: Önce memelerin önemli bir beslenme ve haz kaynağı olduğunu kabul eder, ardından ana cümle bununla karşıtlık oluşturan, memelerin son derece hassas olduğu gerçeğini belirtir. Dil bilgisi bakımından despite bir edattır. Burada çekimli bir cümlecik değil, being ve bir tümleç tarafından izlenir. Being’in örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda despite being + tümleç kalıbı, although the subject is or was + complement anlamını kısa biçimde verir.

Alıştırma

Cümleyi “although she was” anlamına gelen iki sözcüklü ödünleme yapısıyla tamamlayın: “____ new to the role, Maya handled the crisis calmly.”

Cevabı göster

Despite being

Breast cancer is the most prevalent form of cancer in North America.

2:51

Meme kanseri, Kuzey Amerika’da en yaygın kanser türüdür.

Cells that divide often are at a higher risk of mutation than cells that don't divide Kalıp ifadeler

2:55

Sık bölünen hücrelerde mutasyon riski, bölünmeyen hücrelere göre daha yüksektir

Kalıp ifadeler

at a higher risk of mutation: daha yüksek mutasyon riski

Be at a higher risk of + isim veya -ing biçimi, zararlı bir şeyin gerçekleşme olasılığının daha yüksek olması demektir. Burada mutation olası olaydır. Higher karşılaştırma bildirir: sık bölünen hücreler, bölünmeyen hücrelerle karşılaştırılır. Kesinliği değil göreli olasılığı anlatır; mutasyonun mutlaka gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “daha yüksek bir olasılıkla karşı karşıya olmak” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Older batteries are ____ overheating during fast charging.

Cevabı göster

at a higher risk of

and because breasts change and grow over the course of our lives, Kalıp ifadeler

2:59

ve memeler yaşamımız boyunca değişip büyüdüğü için

these cells are frequently dividing.

3:02

bu hücreler sık sık bölünür.

Kalıp ifadeler

over the course of our lives: yaşamımız boyunca

Over the course of + bir zaman dilimi, o dönem ilerlerken tüm süre boyunca anlamına gelir ve çoğunlukla kademeli, tekrarlanan veya biriken değişimi vurgular. Burada course, ders değil, bir yaşamın ilerleyişi veya süresidir. Bu ifade, yaşam boyunca memelerde gerçekleşen değişimleri açıklanan tekrarlı hücre bölünmesiyle ilişkilendirir. Başka bağlamlarda bir proje, araştırma, hastalık veya diğer uzun süreçlerdeki gelişmeleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, ilerleyen bir dönem boyunca gerçekleşen değişimi vurgulayan dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The neighborhood became much quieter ____ the ten-year redevelopment project.

Cevabı göster

over the course of

The hormone estrogen also stimulates breast cell division

3:04

Östrojen hormonu da meme hücrelerinin bölünmesini uyarır

and there are environmental chemicals found in pesticides, industrial products Dilbilgisi

3:07

ve tarım ilaçlarında, endüstriyel ürünlerde

and even our food that mimic estrogen Kelime

3:10

hatta yiyeceklerimizde östrojeni taklit eden çevresel kimyasallar bulunur;

Dilbilgisi

Kısaltılmış İlgi Cümleciği Olarak found in

environmental chemicals found in pesticides ifadesinde, geçmiş zaman ortacı öbeği found in pesticides, environmental chemicals ifadesinden sonra gelir ve onu niteler. Bu, environmental chemicals that are found in pesticides anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; edilgen anlamın örtük öznesi chemicals sözcüğüdür. Bu kısa ‘isim + found in + yer veya kaynak’ kalıbı, bir şeyin nerede bulunduğunu veya tespit edildiğini belirtir. Buradaki found, find fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; “kurmak” anlamındaki found fiili değildir.

Alıştırma

Kısaltılmış ilgi cümleciğini "that are found in" ifadesinin iki sözcüklük tam kısaltmasıyla tamamlayın: Researchers measured pollutants ____ river water.

Cevabı göster

found in

Kelime

mimic estrogen: Biyolojik Etkileri Taklit Etmek

Burada mimic, “bir şeyin biyolojik etkisini veya işlevini taklit etmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Çevresel kimyasallar vücudu östrojene benzer bir şekilde etkileyebilir. Mimic estrogen, kimyasalların östrojen olduğu veya tamamen aynı yapıya sahip olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede that, environmental chemicals ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla taklit eden food değil, kimyasallardır.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda mimic estrogen ne anlama gelir?

  1. Östrojen olmadan östrojenin bazı biyolojik etkilerini üretebilir.
  2. Mutlaka östrojenin kendisidir.
  3. Yalnızca östrojene benzer bir rengi veya şekli vardır.
Cevabı göster

Östrojen olmadan östrojenin bazı biyolojik etkilerini üretebilir.

and can influence cell growth increasing the risk of breast cancer. Dilbilgisi

3:13

bunlar hücre büyümesini etkileyerek meme kanseri riskini artırabilir.

Dilbilgisi

increasing the risk...: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

Buradaki increasing the risk of breast cancer, şimdiki zaman ortacıyla kurulmuş bir sonuç yan cümlesidir. Yeni bir öznenin gerçekleştirdiği bağımsız bir eylemi tanıtmak yerine, önceki olayın tamamına, yani hücre büyümesini etkilemeye gönderme yapar. Bu etkinin meme kanseri riskini yükseltme sonucuna yol açabileceğini belirtir. Cümle sonundaki bir -ing yan cümlesi, “ve bunun sonucunda bu, ... artırır” benzeri bir sonuç ilişkisini kısaltabilir. -ing biçimi tek başına her zaman sonuç ifade etmez; bağlamdaki anlamın bu ilişkiyi desteklemesi gerekir. Risk daha yüksek olasılık belirtir, kesinlik değil.

Alıştırma

“A blocked filter restricts airflow, increasing the chance of overheating.” cümlesindeki -ing yan cümlesi neyi ifade eder?

  1. Yalnızca aynı anda gerçekleşen bağımsız bir eylem
  2. Kısıtlanan hava akışının neden olduğu bir sonuç
  3. Hava akışı kısıtlanmadan önce tamamlanmış bir eylem
Cevabı göster

Kısıtlanan hava akışının neden olduğu bir sonuç

Research is discovering new risk factors of breast cancer

3:16

Araştırmalar meme kanserinin yeni risk faktörlerini ortaya çıkarıyor;

such as breast density, age of first pregnancy

3:19

meme yoğunluğu, ilk hamilelik yaşı

and genetic predisposition to breast cancer genes such as BRCA1 and BRCA2. Kelime

3:21

ve BRCA1 ile BRCA2 gibi genlerle bağlantılı genetik yatkınlık bunlar arasında.

Kelime

genetic predisposition to: kalıtsal yatkınlık, kesinlik değil

Genetic predisposition to a disease, kalıtsal genetik etkenlerin bir kişiyi o hastalığa karşı ortalamadan daha duyarlı hâle getirmesi demektir. Burada meme kanserine yönelik artmış kalıtsal yatkınlığı ifade eder; BRCA1 ve BRCA2 ilgili genlerdir ve bu genlerdeki belirli varyantlar riski artırabilir. Predisposition olasılık hakkında bir ifadedir. Kişinin şu anda kanser olduğu veya gelecekte kaçınılmaz olarak kansere yakalanacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Sağlıklı bir kişide tip 2 diyabet olasılığını artıran kalıtsal bir varyant vardır. En doğru açıklama hangisidir?

  1. They have been diagnosed with type 2 diabetes.
  2. They have a genetic predisposition to type 2 diabetes.
  3. They are certain to develop type 2 diabetes.
Cevabı göster

They have a genetic predisposition to type 2 diabetes.

This scientific knowledge can help increase prevention.

3:27

Bu bilimsel bilgiler, korunma önlemlerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir.

Although they are vulnerable, they are incredible

3:30

Savunmasız olsalar da memeler inanılmazdır

and regardless of shapes and sizes, Kalıp ifadeler

3:32

ve şekilleri ya da boyutları ne olursa olsun,

they are an essential aspect of sustaining human life

3:34

insan yaşamının sürdürülmesinde

and defining us as a species.

3:37

ve bizi bir tür olarak tanımlamada vazgeçilmez bir yere sahiptirler.

Kalıp ifadeler

regardless of shapes and sizes: şekil ve boyut ne olursa olsun

“Regardless of shapes and sizes”, şekli ve boyutu ardından gelen iddiayı değiştirmeyen etkenler olarak gösterir. Konuşmacının sonucu tüm bu farklılıkları kapsar; dolayısıyla ifade, cümleye kapsayıcı ve genel bir geçerlilik kazandırır. regardless of + isim öbeği yapısında of, hesaba katılmayacak etkeni tanıtır. Bu ifade, etkenin var olmadığı anlamına gelmez; sonucun ondan dolayı değişmediğini belirtir.

Alıştırma

Yaşın kararı değiştirmediğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: All applicants will be considered ____ age.

Cevabı göster

regardless of

Thank you boobs.

3:39

Teşekkürler, memeler.

Want to learn even more about boobs?

3:40

Memeler hakkında daha da fazlasını öğrenmek ister misiniz?

Check out our latest AsapThought video

3:42

En yeni AsapThought videomuza göz atın;

where we debunk some myths about why women have breasts. Kalıp ifadeler

3:43

bu videoda kadınların neden memeleri olduğuna dair bazı yanlış inanışları çürütüyoruz.

Kalıp ifadeler

debunk some myths: bazı yanlış inanışları çürütmek

“Debunk some myths”, yaygın olarak inanılan birkaç düşüncenin yanlış olduğunu gerçekler veya kanıtlarla ortaya çıkarmak demektir. Debunk yalnızca anlaşmazlık belirtmez; inançları hatalı olarak sunar ve onları düzeltmeyi amaçlar. Buradaki myths, mutlaka tanrılar veya kahramanlarla ilgili geleneksel öyküler değil, yaygın yanlış kanılar anlamına gelir. Some, konuşmacının olası yanlış kanıların tamamını değil, sayısı belirtilmemiş bir bölümünü ele alacağını gösterir.

Alıştırma

“The report debunks some myths about sleep,” cümlesinde debunks some myths ne anlama gelir?

  1. Yaygın olarak inanılan bazı iddiaların yanlış olduğunu kanıtlarla göstermek.
  2. Kanıt olmadan kişisel bir görüş ayrılığı ifade etmek.
  3. Birkaç geleneksel öyküyü yeniden anlatmak.
Cevabı göster

Yaygın olarak inanılan bazı iddiaların yanlış olduğunu kanıtlarla göstermek.

Click on the screen or use the link in the description

3:46

Ekrana tıklayın ya da açıklamadaki bağlantıyı kullanın

and subscribe for more weekly science videos.

3:48

ve her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.