Travma sonrası stres bozukluğunun psikolojisi - Joelle Rabow Maletis: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
687 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Bu video TSSB’yi kişisel bir kusur değil, beynin tehlikeye verdiği yanıtta tedavi edilebilir bir aksaklık olarak açıklar. Travma, stres hormonları ve tetikleyicilerin belirtileri nasıl kalıcı hâle getirebildiğini anlatır; ardından profesyonel tedavi, öz bakım ve çevreden gelen desteği ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. To understand PTSD, we first need to understand — Söylem, anlatı ve retorik. Açıklayıcı bir videonun, ana konuya geçmeden önce gerekli temel bilgiyi nasıl kurduğunu fark etmeyi öğrenin. Bu çerçeveyi yazı veya sunumlarda, okuru ya da dinleyiciyi karmaşık bir sorudan cevabı değerlendirmeden önce anlaması gereken mekanizmaya yönlendirmek için kullanabilirsiniz. 2. as if they're experiencing the trauma all over again. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. as if yapısının yoğun bir öznel his ile mevcut gerçeklik arasındaki ayrımı nasıl kurduğunu, all over again ifadesinin ise bütünüyle tekrarlanma duygusunu nasıl vurguladığını anlayın. Bu kalıp, ilk olayın gerçekten yeniden yaşandığını iddia etmeden canlı biçimde geri dönen anıları veya tepkileri anlatmanızı sağlar. 3. Let them know you believe their account of what they're experiencing, — Konuşma edimbilimi ve tutum. Travmasını anlatan bir kişiyi, tepkilerini sorgulamak veya suçlamak yerine yaşadıklarına inandığınızı açıkça belirterek desteklemenin saygılı bir yolunu öğrenin. Hassas konuşmalarda tavsiye vermeden önce güven, kabul ve duygusal emniyet iletmek için bu ifadeden yararlanabilirsiniz.

Bu derste

Many of us will experience some kind of trauma during our lifetime.

0:07

Çoğumuz yaşamımız boyunca bir tür travma yaşayacağız.

Sometimes we escape with no long-term effects, Kalıp ifadeler

0:11

Bazen hiçbir uzun vadeli etkisi olmadan atlatırız,

Kalıp ifadeler

escape with no long-term effects: kalıcı zarar görmeden atlatmak

Burada escape, tehlikeli ya da travmatik bir deneyimi belirli bir kötü sonuç yaşamadan atlatmak demektir. Bir yerden fiziksel olarak kaçmayı anlatmaz. With no long-term effects bir sonuç öbeğidir: with, kişinin deneyimi atlattıktan sonra içinde bulunduğu durumu belirtir. Escape fiilinin nesnesi, önceki deneyim bağlamdan anlaşıldığı için söylenmemiştir. Genel olarak escape with + sonuç, geride hangi zarar ya da sonuçların kaldığını bildirebilir; escape with minor injuries örneğinde olduğu gibi.

Alıştırma

Bu cümlede escape with no long-term effects ne anlama geliyor?

  1. Yanında hiçbir şey taşımadan bir yerden kaçmak
  2. Zarar verici bir deneyimi kalıcı sonuçlar olmadan atlatmak
  3. Olanları hatırlamayı reddetmek
Cevabı göster

Zarar verici bir deneyimi kalıcı sonuçlar olmadan atlatmak

but for millions of us,

0:14

ama milyonlarcamız için,

those experiences linger, Kelime

0:16

bu deneyimler kalıcı olur,

Kelime

experiences linger: etkileri kaybolmaz

Experiences linger ifadesinde linger mecaz anlamda kullanılır. Bu deneyimler, duygusal ya da psikolojik etkileri kaybolmadığı için hâlâ mevcutmuş gibi anlatılır. Linger genellikle korku, şüphe, anı, koku ya da bir olayın etkisi gibi bir şeyin beklenenden veya istenenden daha uzun sürmesini anlatır. Özne bir kişi olduğunda ise hemen ayrılmak yerine bir yerde kalmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede linger, experiences linger ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The worry lingered even after the doctor said everything was fine.
  2. The last guest lingered by the door to finish the conversation.
  3. She lingered over the menu because she could not decide.
Cevabı göster

The worry lingered even after the doctor said everything was fine.

causing symptoms like flashbacks,

0:17

geçmişe dönüş (flashback) gibi belirtilere,

nightmares, and negative thoughts that interfere with everyday life. Kalıp ifadeler

0:19

kabuslara ve günlük yaşamı engelleyen olumsuz düşüncelere neden olur.

Kalıp ifadeler

interfere with everyday life: normal günlük etkinlikleri aksatmak

Interfere with, bir şeyin normal biçimde gerçekleşmesini engellemek veya aksatmak anlamına gelir. Burada olumsuz düşünceler yalnızca var değildir; sıradan günlük etkinlikleri de zorlaştırır. Kalıp interfere with + isim şeklindedir. With, fiil kalıbının bir parçasıdır ve “birlikte” anlamına gelmez. Everyday life, kişinin normal günlük yaşamını ve etkinliklerini anlatan yaygın bir isim grubudur.

Alıştırma

Interfere fiilini doğru kalıpla kullanarak cümleyi tamamlayın: Constant pain can ____ a person's everyday life.

Cevabı göster

interfere with

This phenomenon,

0:24

Bu fenomen,

called post-traumatic stress disorder or PTSD, Dilbilgisi

0:25

travma sonrası stres bozukluğu veya TSSB olarak adlandırılır,

Dilbilgisi

called post-traumatic stress disorder or PTSD: araya giren adlandırma ifadesi

Virgüllerle ayrılan called ... ifadesi, önündeki phenomenon ismine ek bir ad verir. Called burada geçmiş ortaçtır ve ifade which is called post-traumatic stress disorder or PTSD yapısının kısaltılmış biçimidir. Bu ifade yalnızca tanımlayıcı ad bilgisi eklediği için called ana fiil değildir. Cümlenin ana yüklemi daha sonra gelir. Bu kısa adlandırma kalıbı açıklamalarda, haberlerde ve akademik yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “This condition, called PTSD, can be treated.” called PTSD ne işe yarar?

  1. Durumun telefonla arama yaptığını belirtir.
  2. Cümlenin ana yüklemidir.
  3. this condition için ek bir ad verir.
Cevabı göster

this condition için ek bir ad verir.

isn't a personal failing. Kelime

0:28

kişisel bir başarısızlık değildir.

Kelime

a personal failing: bireye yüklenen bir karakter kusuru

Burada failing, birinin karakterindeki, muhakemesindeki veya davranışındaki bir zayıflık ya da kusur anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. Bu nedenle a personal failing, bireyin kendisine yüklenen bir kusuru ifade eder; kişinin o anda bir işte başarısız olduğu anlamına gelmez. isn't a personal failing şeklindeki olumsuz ifadede konuşmacı ahlaki bir yargıyı reddeder. Bu bağlamda PTSD, birinin zayıf olduğunun veya yeterince çaba göstermediğinin kanıtı olarak görülmemelidir.

Alıştırma

Hangi cümle, yardıma ihtiyaç duymanın karakter zayıflığı gösterdiği düşüncesini doğal biçimde reddeder?

  1. Needing help is not a personal failing.
  2. Needing help is not a personal failed.
  3. Needing help is not personally failing.
Cevabı göster

Needing help is not a personal failing.

Rather,

0:30

Aksine,

it's a treatable malfunction of certain biological mechanisms

0:31

tehlikeli deneyimlerle başa çıkmamızı sağlayan

that allow us to cope with dangerous experiences. Kalıp ifadeler

0:34

belirli biyolojik mekanizmaların tedavi edilebilir bir arızasıdır.

Kalıp ifadeler

cope with dangerous experiences: iyileşme anlamı vermeden zorlukla başa çıkmak

Cope with, zor bir durumu veya etkilerini kişinin yaşamına devam edebileceği ölçüde yönetmesi anlamına gelir. Yapı cope with + isim veya isim öbeğidir; bu nedenle dangerous experiences ifadesinden önce with gereklidir. Bu ifade, zorluğa karşı devam eden bir tepkiyi anlatır. Deneyimin veya etkilerinin iyileştirildiğini, ortadan kalktığını ya da tamamen çözüldüğünü söylemez.

Alıştırma

Devam eden bir zorluğu yönetme anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: It took time to learn to ____ the pressure of the new job.

Cevabı göster

cope with

To understand PTSD, Anlatım akışı

0:39

TSSB'yi anlamak için,

we first need to understand how the brain processes a wide range of ordeals, Kalıp ifadeler

0:41

beynin çok çeşitli çileleri nasıl işlediğini önce anlamamız gerekir,

Anlatım akışı

To understand X, we first need to understand Y: önce gerekli altyapıyı açıklamak

To understand PTSD ifadesindeki to’lu mastar, açıklamanın ana amacını belirtir. Ardından gelen we first need to understand, bu amaca ulaşmadan önce anlaşılması gereken temel bilgiyi sunar. To understand X, we first need to understand Y kalıbı bilgiyi “ana konu → gerekli altyapı” sırasıyla düzenler. Dinleyiciye, açıklamanın X’e dönmeden önce geçici olarak Y’yi ele alacağını gösterir.

Alıştırma

Bilgiyi sıralayan kalıbı tamamlayın: To understand how a vaccine protects the body, ____ how the immune system responds to germs.

Cevabı göster

we first need to understand

Kalıp ifadeler

a wide range of ordeals: çok çeşitli ağır çileler

a wide range of yalnızca sayının fazla olduğunu değil, “birçok farklı türde” anlamını taşır. ordeals, ordeal sözcüğünün çoğuludur ve kişiyi sınayan ağır ya da acı verici deneyimleri ifade eder. Birlikte a wide range of ordeals, birçok farklı türde ciddi sıkıntı anlamına gelir. Burada range of ifadesinden sonra sayılabilen çoğul bir ad geldiği için ordeals kullanılır.

Alıştırma

a wide range of ile ordeal sözcüğünün çoğulunu kullanarak cümleyi tamamlayın: The memoir describes ____ endured by the explorers.

Cevabı göster

a wide range of ordeals

including the death of a loved one, Kelime

0:45

sevilen birinin ölümü,

Kelime

the death of a loved one: yakın birinin ölümünü nazikçe ifade etme

A loved one, bir kişinin sevdiği veya kendisini çok yakın hissettiği aile üyesi, eş ya da sevgili veya yakın arkadaş gibi birini ifade eder. Bu cümlede the death of a loved one, yakın birinin ölümü anlamına gelir; yalnızca romantik bir partnerle sınırlı değildir. Bu ifade, belirli bir aile bağını adlandırmadan ilişkiyi genel ve nazik biçimde anlattığı için tıp, ruh sağlığı ve destek bağlamlarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede a loved one, bir kişiye çok yakın olan birini ifade etmek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. He greeted a new coworker by saying, "Hello, loved one."
  2. He took time off after the death of a loved one.
  3. He took time off after a loved one the death.
Cevabı göster

He took time off after the death of a loved one.

domestic violence, injury, or illness,

0:47

aile içi şiddet, yaralanma veya hastalık,

abuse, rape, war,

0:50

istismar, tecavüz, savaş,

car accidents, and natural disasters.

0:53

araba kazaları ve doğal afetler dahil olmak üzere.

These events can bring on feelings of danger and helplessness, Öbek fiiller

0:56

Bu olaylar tehlike ve çaresizlik duyguları getirebilir,

Öbek fiiller

bring on: bir belirtiyi veya duyguyu başlatmak

Bring on, bir durumun, belirtinin veya duygunun başlamasına neden olmak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Bu cümlede olaylar nedendir; tehlike ve çaresizlik duyguları ise onların tetikleyebileceği sonuçtur. Yaygın yapı neden + bring on + sonuç şeklindedir. Burada bring on tek bir anlam birimidir; bir şeyi fiziksel olarak bir yere getirmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “bir belirtinin başlamasına neden olmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: For some people, missing a meal can ____ a headache.

Cevabı göster

bring on

which activate the brain's alarm system, Deyimler

0:59

beynin alarm sistemini aktive eder,

Deyimler

activate the brain's alarm system: beynin “alarm sistemini” harekete geçirmek

The brain's alarm system, olası tehlikeyi algılayan ve otomatik stres tepkilerini başlatan beyin mekanizmalarını anlatmak için bilim iletişiminde kullanılan bir benzetmedir. Beynin içinde gerçek bir alarm cihazı olduğu anlamına gelmez. Burada activate, “tehdide tepki veren bu sistemi çalıştırmak” anlamındadır. Alarm imgesi, soyut bir biyolojik süreci anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede the brain's alarm system ne anlama geliyor?

  1. Başın içine yerleştirilmiş fiziksel bir elektronik alarm.
  2. Tehditleri algılayıp stres tepkilerini başlatan beyin mekanizmaları.
  3. Temel olarak acil telefon numaralarını hatırlamak için kullanılan bir beyin bölgesi.
Cevabı göster

Tehditleri algılayıp stres tepkilerini başlatan beyin mekanizmaları.

known as the fight-flight-freeze response. Kültür

1:01

savaş, kaç veya don tepkisi olarak bilinir.

Kültür

known as the fight-flight-freeze response: savaş-kaç-don tepkisi olarak bilinen

Fight-flight-freeze response, algılanan bir tehdit karşısında ortaya çıkan otomatik bir stres tepkisidir. Fight tehditle yüzleşmek veya ona direnmek, flight uzaklaşmak, freeze ise hareketsiz kalmak ya da geçici olarak eyleme geçememek anlamına gelir. Known as, bu tepkinin adını tanıtır. Bu terimde freeze, düşük sıcaklığı değil, tehdit karşısında hareketsiz kalmayı anlatır.

Alıştırma

Fight-flight-freeze response teriminde freeze ne anlama gelir?

  1. Sıcaklık düşük olduğu için buza dönüşmek.
  2. Tehdit karşısında hareketsiz kalmak veya geçici olarak eyleme geçememek.
  3. Daha uzun dayanması için yiyecekleri soğuk tutmak.
Cevabı göster

Tehdit karşısında hareketsiz kalmak veya geçici olarak eyleme geçememek.

When this alarm sounds,

1:05

Bu alarm çaldığında,

the hypothalamic, pituitary, and adrenal systems,

1:06

hipotalamik, hipofiz ve adrenal sistemler,

known as the HPA axis, Kültür

1:09

HPA ekseni olarak bilinir,

Kültür

known as the HPA axis: HPA ekseni olarak bilinen

Bu cümlede known as the HPA axis, daha önce sayılan hipotalamik, hipofiz ve adrenal sistemlerin standart adını verir. HPA, hypothalamic, pituitary ve adrenal sözcüklerinin ilk harflerinden oluşur. Buradaki axis, özellikle stres tepkisinin düzenlenmesinde birlikte çalışan bağlantılı organ ve sinyal sistemini anlatan tıbbi bir terimdir. Grafikteki bir eksen anlamına gelmez.

Alıştırma

HPA axis ifadesindeki HPA harfleri hangi sözcükleri temsil eder?

  1. heart, pulse, and artery
  2. hypothalamic, pituitary, and adrenal
  3. hormone, pressure, and anxiety
Cevabı göster

hypothalamic, pituitary, and adrenal

work together to send signals to the autonomic nervous system. Notlar

1:11

otonom sinir sistemine sinyaller göndermek için birlikte çalışır.

Kalıp ifadeler

work together to send signals: sinyal göndermek için birlikte çalışmak

work together to + fiil, iki veya daha fazla kişinin, parçanın ya da sistemin fiilin belirttiği eylemi gerçekleştirmek için birlikte çalıştığını ifade eder. Burada to send signals, vücut sistemlerinin birlikte ne yaptığını gösterir. Özne mutlaka insan olmak zorunda değildir. Aynı kalıp organları, makineleri, yazılım bileşenlerini veya kuruluşları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste vurgulanan üç sözcüklü iş birliği kalıbıyla tamamlayın: During mountain rescues, the two emergency teams ____ find missing hikers.

Cevabı göster

work together to

Kültür

autonomic nervous system: vücut işlevlerinin otomatik kontrolü

Otonom sinir sistemi; kalp atış hızı, sindirim, solunum düzeni ve terleme gibi normalde bilinçli olarak kontrol etmediğiniz vücut işlevlerini düzenleyen sinir sistemi bölümüdür. Bu cümlede sinyaller bu otomatik kontrol sistemine gönderilir. Bu ifade sinir sisteminin tamamını değil, belirli bir bölümünü adlandırır.

Alıştırma

Autonomic nervous system ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Birçok vücut işlevini bilinçli kontrol olmadan düzenler.
  2. Yalnızca kişinin bilinçli olarak seçtiği hareketleri kontrol eder.
  3. Kendi kendini yöneten bir kuruluştur.
Cevabı göster

Birçok vücut işlevini bilinçli kontrol olmadan düzenler.

That's the network that communicates with the adrenal glands

1:15

Bu, kalp atış hızı,

and internal organs to help regulate functions like heart rate,

1:18

sindirim ve solunum gibi işlevleri düzenlemeye yardımcı olmak için böbrek üstü bezleri

digestion, and respiration.

1:21

ve iç organlarla iletişim kuran ağdır.

These signals start a chemical cascade that floods the body Notlar

1:23

Bu sinyaller, vücudu su basan kimyasal bir şelale başlatır

Kelime

a chemical cascade: tetiklenen kimyasal reaksiyonlar zinciri

Bilimde a chemical cascade, bir kimyasal olayın bir sonrakini tetiklediği bir dizidir. Etki, birbiriyle bağlantılı birkaç aşama boyunca büyüyebilir veya yayılabilir. Cascade burada mecazdır. Gerçek bir şelaleyi anlatmaz; ifade, tek ve yalıtılmış bir reaksiyon yerine olaylar zincirini vurgular.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamayı en iyi hangi ifade tamamlar? Bir kimyasal olay diğerini, ardından o da bir başkasını tetikleyerek şunu oluşturur...

  1. an isolated chemical reaction
  2. a chemical sample
  3. a chemical cascade
Cevabı göster

a chemical cascade

with several different stress hormones,

1:27

birkaç farklı stres hormonuyla birlikte,

Deyimler

floods the body with: flood + nesne + with metaforu

Burada floods mecaz anlamdadır: kimyasal zincirleme reaksiyon, büyük miktarda stres hormonunun vücuda yayılmasına yol açar. Gerçek sudan değil, hızlı ve güçlü bir artıştan söz edilir. Yeniden kullanılabilir kalıp flood + yer/kişi/sistem + with + çok miktarda bir şey biçimindedir. flood'dan sonraki nesne dolan şeydir; with'ten sonraki isim ise onu dolduran şeydir.

Alıştırma

Hangi cümlede flood + nesne + with kalıbı büyük bir miktarı anlatmak için mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The support team answered one quiet question after the update.
  2. Rainwater flooded the basement after the storm.
  3. Customers flooded the support team with questions after the update.
Cevabı göster

Customers flooded the support team with questions after the update.

causing physiological changes that prepare the body to defend itself. Kalıp ifadeler

1:29

vücudu kendini savunmaya hazırlayan fizyolojik değişikliklere neden olur.

Kalıp ifadeler

prepare the body to defend itself: prepare + nesne + to do

prepare + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kişiyi veya şeyi bir eylemi gerçekleştirmeye hazır duruma getirmek anlamına gelir. Burada fizyolojik değişiklikler, vücudu kendini savunmaya hazırlar. The body hem prepare fiilinin nesnesidir hem de defend eylemini gerçekleştiren taraftır; bu yüzden itself, the body'ye gönderme yapar. To defend, eylemi adlandıran bir mastar yapısıdır; buradaki to bir edat değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için prepare fiilinin doğru biçimini ve “the volunteers” ifadesini kullanın: The safety course ____ handle emergencies.

Cevabı göster

prepares the volunteers to

Our heart rate speeds up, Öbek fiiller

1:34

Kalp atışımız hızlanır,

Öbek fiiller

speeds up: hızlanmak

Speed up, “hızlanmak” veya “daha hızlı hâle gelmek” demektir. Bu cümlede kalp atış hızı kendisi hızlanır; bu yüzden speeds up nesne almaz. up, phrasal verbün bir parçasıdır ve yukarı doğru hareketi anlatmaz. heart rate gibi tekil bir özneyle geniş zamanda fiil speeds olur. Bir şey bir süreci hızlandırdığında speed up nesne de alabilir: This update speeds up the download.

Alıştırma

Cümleyi speed up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the action scene begins, the music ____.

Cevabı göster

speeds up

breathing quickens, and muscles tense.

1:35

nefes alışımız hızlanır ve kaslarımız gerilir.

Even after a crisis is over, Dilbilgisi

1:38

Kriz bittikten sonra bile,

escalated levels of stress hormones may last for days,

1:40

artan stres hormonu seviyeleri günlerce sürebilir,

contributing to jittery feelings,

1:44

gergin hislere,

nightmares, and other symptoms.

1:45

kabuslara ve diğer semptomlara katkıda bulunur.

Dilbilgisi

Even after a crisis is over: sonuç devam eder

Even after bir zaman yan cümlesi başlatır, ama aynı zamanda karşıtlık da bildirir. Kriz çoktan bitmiştir; yine de cümle etkilerinin sürebileceğini söyler. even, “önceki olay bitmiş olmasına rağmen” anlamını ekler. Daha sonraki bir durum ya da sonuç şaşırtıcı biçimde sürüyorsa even after kullanılır. after tek başına esas olarak bir olayın diğerinden sonra olduğunu gösterir ve bu karşıtlığı zorunlu olarak oluşturmaz.

Alıştırma

Olay bittikten sonra bir sonucun beklenmedik biçimde sürdüğünü en iyi vurgulayan cümle hangisidir?

  1. Before the storm was over, flights remained delayed.
  2. Even after the storm was over, flights remained delayed.
  3. After the storm was over, flights remained delayed.
Cevabı göster

Even after the storm was over, flights remained delayed.

For most people,

1:48

Çoğu insan için,

these experiences disappear within a few days to 2 weeks, Kalıp ifadeler

1:49

bu deneyimler birkaç gün ile 2 hafta içinde kaybolur,

Kalıp ifadeler

within a few days to 2 weeks: gerçekleşme zaman aralığı

Within + bir zaman ifadesi, bir şeyin belirtilen süre sınırı dolmadan gerçekleştiğini anlatır. Burada a few days to 2 weeks yaklaşık bir zaman aralığı oluşturur: deneyimler yalnızca birkaç gün sonra ya da iki haftaya yakın bir sürede kaybolabilir, ancak bu aralığın sonundan daha geç olmaz. Bu ifade, ne zamana kadar kaybolduklarını anlatır; ne kadar süre boyunca var olduklarını değil.

Alıştırma

Belirtilerin başladıktan sonra en geç iki hafta içinde sona erdiğini anlatan cümleyi seçin.

  1. The symptoms usually last for two weeks.
  2. The symptoms usually return after two weeks.
  3. The symptoms usually disappear within two weeks.
Cevabı göster

The symptoms usually disappear within two weeks.

as their hormone levels stabilize.

1:52

hormon seviyeleri stabilize oldukça.

But a small percentage of those who experience trauma

1:54

Ancak travma geçirenlerin küçük bir yüzdesi

have persistent problems,

1:57

kalıcı problemlere sahiptir,

sometimes vanishing temporarily,

1:59

bazen geçici olarak yok olurlar,

only to resurface months later. Dilbilgisi

2:01

sadece aylar sonra yeniden ortaya çıkmak üzere.

Dilbilgisi

only to resurface months later: beklenmedik bir sonuç

Only to + fiilin yalın hâli, sonuç beklenmedik, hayal kırıklığı yaratıcı veya önceki olayın düşündürdüğünün tersi olduğunda daha sonra ne olduğunu anlatır. Burada sorunlar geçici olarak kaybolur, ancak sonraki sonuç aylar sonra yeniden ortaya çıkmalarıdır. Resurface sözcüğü kelime anlamıyla yeniden yüzeye çıkmak demektir. Burada mecazidir: bir sorun veya belirti yeniden fark edilir hâle gelir. Bu yapıda only to bir amaç ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümle daha sonra ortaya çıkan beklenmedik bir sonucu anlatmak için only to kullanıyor?

  1. She opened the folder in order to find the missing file.
  2. She thought the file was gone, only to find it in another folder.
  3. She found the file because her coworker sent it to her.
Cevabı göster

She thought the file was gone, only to find it in another folder.

We don't completely understand what's happening in the brain,

2:04

Beyinde neler olduğunu tam olarak anlamıyoruz,

but one theory is that the stress hormone cortisol Notlar

2:07

ancak bir teori, stres hormonu kortizolün

may be continuously activating the fight-flight-freeze response,

2:10

sürekli olarak savaş, kaç veya don tepkisini aktive edebileceği,

Kültür

the stress hormone cortisol: appozisyonda kategori ve özel ad

Kortizol, vücudun stres tepkisinde rol alan bir hormondur. Burada gereken tek arka plan bilgisi budur: cortisol bu cümlede insan vücudundaki bir hormonu ifade eder; bir marka veya ilaç adı değildir. the stress hormone cortisol ifadesinde the stress hormone ad öbeği kategoriyi, cortisol ise özel adı verir. İki ad öbeği de aynı şeyi ifade eder. Bu, the planet Mars örneğindeki gibi bir appozisyon yapısıdır.

Alıştırma

the stress hormone cortisol appozisyon ifadesi bize ne anlatır?

  1. Kortizol, savaş-kaç-don tepkisinin adıdır.
  2. Stres hormonu ve kortizol iki ayrı maddedir.
  3. Kortizol, bir stres hormonunun özel adıdır.
Cevabı göster

Kortizol, bir stres hormonunun özel adıdır.

while reducing overall brain functioning, Dilbilgisi

2:14

genel beyin işlevini azaltırken,

Dilbilgisi

while reducing: eş zamanlı bir etki eklemek

Burada while + -ing'li fiil, daha önce anlatılan etkiyle aynı anda gerçekleşen ikinci bir etki ekler. İfade, “ve aynı zamanda beynin genel işleyişini azaltır” anlamına gelir; while yalnızca zamanı belirtmez. Bu, while yan cümlesinin kısaltılmış biçimi olduğundan reducing fiilinin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Bu yapı, eş zamanlı ve bazen karşıt yöndeki iki etkiyi tek cümlede özlü biçimde bir araya getirir.

Alıştırma

Aynı öznenin eş zamanlı iki etkisini göstermek için while + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new filter removes dust while the room stays cool.
  2. The new filter removes dust while using less energy.
  3. While using less energy, the air became cleaner.
Cevabı göster

The new filter removes dust while using less energy.

leading to a number of negative symptoms.

2:16

bir dizi olumsuz semptoma yol açabileceğidir.

Anlatım akışı

one theory is that: olası bir açıklamayı ihtiyatla sunmak

One theory is that olası bir açıklamayı ortaya koyar; that ile başlayan yan cümle teorinin içeriğini verir. Burada, beyindeki sürecin tam olarak anlaşılmadığının kabul edilmesinden kortizolle ilgili önerilen bir mekanizmaya geçiş sağlar. Bu ifade belirsizliği gösterir: açıklama kanıtlarla desteklenebilir, ancak kesinleşmiş bir gerçek olarak sunulmaz. Bilimsel tartışmada theory, rastgele bir tahmin değil, kanıta dayalı ve sınanabilir bir açıklama çerçevesidir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘bu olası teorilerden biridir’ anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ some birds navigate by sensing Earth's magnetic field.

Cevabı göster

One theory is that

These symptoms often fall into four categories: Kalıp ifadeler

2:19

Bu semptomlar genellikle dört kategoriye ayrılır:

Kalıp ifadeler

fall into four categories: bir bütünü sınıflandırmak

fall into four categories ifadesi “dört tür altında gruplandırılabilir” anlamına gelir. Buradaki fall into soyut anlamdadır; fiziksel olarak düşen bir şey yoktur. Özne, sınıflandırılan bütünü belirtir; sayı ise kaç grup olduğunu gösterir. İki nokta, dört kategorinin ardından adlandırılacağını veya açıklanacağını bildirir. Bu yapı raporlarda, sunumlarda ve düzenli açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi fall into ile tamamlayın: The survey responses ____ four broad categories.

Cevabı göster

fall into

intrusive thoughts, like dreams and flashbacks, Kelime

2:22

rüyalar ve geçmişe dönüşler gibi izinsiz düşünceler,

Kelime

intrusive thoughts: istenmeden zihne gelen içerik

Ruh sağlığı bağlamında intrusive thoughts, kişi bilinçli olarak seçmediği hâlde bilince giren ve uzaklaştırılması zor olabilen istenmeyen düşünce, görüntü, anı veya dürtülerdir. Burada intrusive, kaba ya da saldırgan değil; istem dışı ve zihni rahatsız eden anlamındadır. Bu cümlede konuşmacı rüyaları ve geçmişe dönüşleri örnek olarak sunuyor. Başka durumlara aktarılabilecek ana fikir, zihinsel içeriğin nasıl ortaya çıktığıdır: davet edilmeden zihne gelir.

Alıştırma

Bu cümlede intrusive thoughts ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Birinin düşünmek için dikkatle planladığı fikirler
  2. Bilinçli olarak seçilmeden bilince giren istenmeyen zihinsel içerik
  3. Birinin başka birine söylemeyi seçtiği kaba görüşler
Cevabı göster

Bilinçli olarak seçilmeden bilince giren istenmeyen zihinsel içerik

avoiding reminders of the trauma,

2:25

travmayı hatırlatan şeylerden kaçınma,

negative thoughts and feelings like fear, anger, and guilt,

2:27

korku, öfke ve suçluluk gibi olumsuz düşünce ve duygular,

and reactive symptoms like irritability and difficulty sleeping. Kelime

2:31

ve sinirlilik ile uyku güçlüğü gibi tepkisel semptomlar.

Kelime

reactive symptoms: kolay tetiklenen stres tepkileri

Bu cümlede reactive symptoms, artmış veya kolayca tetiklenen bir stres tepkisini yansıtan belirtiler anlamına gelir. Sinirlilik ve uyuma güçlüğü örnekleri, reactive sözcüğünün yararlı, hızlı ya da olumlu biçimde karşılık veren anlamına gelmediğini gösterir. Bu ifade, bu tepki grubuna bağlama göre verilen bir etikettir; her yerde kapsamı aynı olan sabit bir tanı kategorisinin evrensel adı değildir. Kastedilen anlamı belirlemek için çevresindeki örneklere bakın.

Alıştırma

Bu cümlede reactive symptoms ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Birinin mesajlara hızlı yanıt verdiğini gösteren belirtiler
  2. Yalnızca fiziksel egzersizin neden olduğu belirtiler
  3. Artmış veya kolayca tetiklenen stres tepkileriyle bağlantılı belirtiler
Cevabı göster

Artmış veya kolayca tetiklenen stres tepkileriyle bağlantılı belirtiler

Not everyone has all these symptoms

2:36

Herkes tüm bu semptomlara sahip değildir

or experiences them to the same extent and intensity. Kalıp ifadeler

2:38

veya onları aynı oranda ve yoğunlukta deneyimlemez.

Kalıp ifadeler

to the same extent and intensity: aynı ölçüde ve yoğunlukta

Bu cümlede to the same extent and intensity, “genel etki düzeyi de hissedilen güç de aynı olacak biçimde” demektir. Hem bir şeyin ne ölçüde yaşandığını hem de bu deneyimin ne kadar güçlü hissedildiğini karşılaştırır. extent etkinin ne kadar yayıldığına veya genel derecesine, intensity ise ne kadar güçlü olduğuna odaklanır. İkisini birlikte kullanmak, aynı fikri tekrarlamak yerine karşılaştırmayı daha kesin yapar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir deneyimin hem genel derecesinin hem de yoğunluğunun aynı olduğunu belirtir?

  1. They experienced the pressure to the same extent and intensity.
  2. They felt equally intense pressure, but it affected one person more broadly.
  3. They experienced the pressure to the same extent, but one person felt it more intensely.
Cevabı göster

They experienced the pressure to the same extent and intensity.

When problems last more than a month, Dilbilgisi

2:41

Sorunlar bir aydan fazla sürdüğünde,

PTSD is often diagnosed. Dilbilgisi

2:43

genellikle TSSB teşhisi konur.

Dilbilgisi

When problems last more than a month: sorunlar bir aydan uzun sürdüğünde

When problems last more than a month, ana ifadeye zaman koşulu koyan bir when yan cümlesidir. Tıbbi yönlendirmeler veya kurallar gibi genel açıklamalarda when, sonucu gerekli ya da geçerli hâle getiren durumu belirtebilir. Burada last, “devam etmek” veya “sürmek” anlamında bir fiildir. more than a month ise tam bir ayı değil, bir aydan uzun bir süreyi ifade eder. Bu yan cümle tek başına sürenin tek değerlendirme ölçütü olduğunu söylemez.

Alıştırma

“Bir haftadan uzun sürer” anlamını vermek için last + more than + süre kalıbıyla tamamlayın: When the cough ____, contact a doctor.

Cevabı göster

lasts more than a week

Dilbilgisi

PTSD is often diagnosed: geniş zaman edilgeni

is diagnosed, be + past participle yapısındaki geniş zaman edilgenidir. Tanı konan öğe PTSD'dir; dolayısıyla cümle, uzmanların bu durumu belirlediğini anlatır. PTSD'nin başka birine tanı koyduğu anlamına gelmez. Edilgen yapı, tanıyı koyan kişiyi belirtmeden duruma ve tanı sonucuna odaklanır. Bu kalıpta often genellikle is ile diagnosed arasına gelir.

Alıştırma

often diagnose ifadesini geniş zaman edilgeninde kullanarak cümleyi tamamlayın: After a careful evaluation, the condition ____.

Cevabı göster

is often diagnosed

Genetics, ongoing, overwhelming stress,

2:46

Genetik, devam eden ezici stres,

and many risk factors like pre-existing mental illnesses Kelime

2:49

ve önceden var olan zihinsel hastalıklar gibi birçok risk faktörü

Kelime

pre-existing mental illnesses: bir olaydan önce var olan ruhsal hastalıklar

Pre-existing, söz edilen olaydan veya başlangıç noktasından önce zaten var olan anlamına gelir. Burada pre-existing mental illnesses, sonradan gelişen durumları değil, travmatik olaydan önce var olan ruh sağlığı sorunlarını ifade eder. Pre-existing, mental illnesses çoğul isim grubunu niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Referans noktası bağlama göre değişir; bir kaza, tedavi, değerlendirme veya sigorta kapsamının başlangıcı olabilir. “Önceden planlanmış” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “kazadan önce zaten var olan” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The report noted a ____ condition.

Cevabı göster

pre-existing

or lack of emotional support Kalıp ifadeler

2:52

veya duygusal destek eksikliği

Kalıp ifadeler

lack of emotional support: of kullanılan isim yapısı

Lack of emotional support, bir kişinin dinlenme, anlaşılma, güven verilmesi veya teşvik edilme gibi yeterli duygusal ilgiyi görmediğini belirten bir isim grubudur. Pratik ya da maddi yardımdan farklıdır; ancak bir kişi bunların tümüne ihtiyaç duyabilir. Burada lack bir isimdir ve of eksik olan şeyi belirtir: lack of + isim. Bu ifade altyazıdaki gibi bir listede artikelsiz kullanılabilir; belirli bir örnek veya durumdan söz ederken ise a lack of emotional support yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede lack sözcüğü isim olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Many people lack of emotional support during recovery.
  2. A lack of emotional support can make recovery harder.
  3. Many people lack emotional support during recovery.
Cevabı göster

A lack of emotional support can make recovery harder.

likely play a role in determining who will experience PTSD. Kalıp ifadeler

2:54

kimin TSSB yaşayacağını belirlemede muhtemelen rol oynar.

Kelime

risk factors: artan olasılık, garanti edilmiş bir neden değil

Risk factors, bir sonucun gerçekleşme olasılığını artıran özellikleri, durumları veya maruz kalma koşullarını ifade eder. Bu cümlede genetik, devam eden ağır stres, önceden var olan ruhsal hastalıklar ve sınırlı duygusal destek, kimlerin PTSD yaşayabileceğini etkileyen unsurlar olarak sunulur. Bir risk factor doğrudan bir cause ile aynı değildir ve sonucu garanti etmez. Bu ifade olasılığın arttığını anlatır; bu da cümledeki temkinli likely sözcüğüyle uyumludur.

Alıştırma

Risk factor ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Bir risk factor, zaten gerçekleşmiş bir sonuçtur.
  2. Bir risk factor, sonucu daha olası hâle getirir ancak garanti etmez.
  3. Bir risk factor, her insanda aynı sonucu doğrudan ortaya çıkarır.
Cevabı göster

Bir risk factor, sonucu daha olası hâle getirir ancak garanti etmez.

Kalıp ifadeler

play a role in determining: bir sonucu etkilemek

play a role in determining, bir sonucun nasıl belirlendiğini etkilemeye yardımcı olmak demektir. Burada role, tiyatrodaki bir karakteri değil, bir sonucun ortaya çıkmasındaki işlevi veya etkiyi anlatır. Cümle, genetik, stres ve diğer risk faktörlerinin kimlerin TSSB yaşayacağını belirlemeye katkıda bulunduğunu söyler; tek bir faktörün tek veya doğrudan neden olduğunu söylemez. play a role in + isim ya da fiilin -ing biçimi yapısında in bir edattır. Bu yüzden determining kullanılır. Bu yapı, özellikle araştırmalarda ve resmî açıklamalarda, birden çok etkenden birini açıklamak için yaygındır.

Alıştırma

Bir şeyin bir kararı etkilemeye yardımcı olduğunu anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Customer surveys can ____ which products a store keeps.

Cevabı göster

play a role in determining

But the underlying cause is still a medical mystery.

2:58

Ancak altta yatan neden hala tıbbi bir gizemdir.

A major challenge of coping with PTSD

3:03

TSSB ile başa çıkmanın önemli bir zorluğu

is sensitivity to triggers, Kelime

3:06

tetikleyicilere karşı hassasiyettir,

Kelime

sensitivity to triggers: travmayla bağlantılı ipuçlarına tepki

sensitivity to triggers, travmayla ilgili bir tepkiyi yeniden ortaya çıkaran veya etkinleştiren ipuçlarına özellikle kolay tepki verme anlamına gelir. Bu ruh sağlığı bağlamında triggers, geçmişteki travmatik bir deneyimle bağlantılı uyaranlardır; silahların mekanik parçaları değildir. sensitivity to + isim yapısı, kişinin neye güçlü tepki verdiğini belirtir. Burada TSSB ile başa çıkmadaki büyük bir zorluğu anlatır: şu anda tehlikeli olmayan bir ipucu bile güçlü bir duygusal veya fiziksel tepkiye yol açabilir.

Alıştırma

TSSB bağlamında sensitivity to triggers ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Bir makinenin tetiğini nasıl çalıştıracağını bilmek demektir.
  2. Rahatsızlık veren her nesneden biraz hoşlanmamak demektir.
  3. Travmatik bir deneyimle bağlantılı ipuçlarına güçlü tepki verme olasılığının yüksek olması demektir.
Cevabı göster

Travmatik bir deneyimle bağlantılı ipuçlarına güçlü tepki verme olasılığının yüksek olması demektir.

physical and emotional stimuli that the brain associates Notlar

3:08

beynin orijinal travmayla ilişkilendirdiği

with the original trauma.

3:11

fiziksel ve duygusal uyaranlar.

Kelime

physical and emotional stimuli: fiziksel ve duygusal uyaranlar

Stimuli, stimulus sözcüğünün düzensiz çoğuludur. Stimulus, fiziksel, duygusal veya zihinsel bir tepkiye neden olan ya da böyle bir tepkiyi başlatan şeydir. Bu nedenle physical and emotional stimuli, tepki oluşturabilen bedensel duyumları ve duygusal ipuçlarını ifade eder. Bu cümlede stimuli, beynin geçmişteki bir travmayla bağlantı kurduğu girdiler veya ipuçlarıdır. Burada stimuli, bilimsel ya da psikolojik teknik anlamıyla kullanılır; gündelik dildeki eğlence veya heyecan anlamında değildir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve tam olarak duyduğunuz cümleyi seçin. Stimuli, stimulus ve studies sözcüklerine dikkat edin.

  1. Several stimuli produced a measurable response.
  2. Several studies produced a measurable response.
  3. A single stimulus produced a measurable response.
Cevabı göster

Several stimuli produced a measurable response.

Kalıp ifadeler

associates ... with the original trauma: … ile ilk travma arasında bağlantı kurar

Associate A with B, A ile B arasında zihinsel bir bağlantı kurmak anlamına gelir. Burada A physical and emotional stimuli, B ise the original trauma olduğundan, beyin bu uyaranları geçmişteki olayla bağlantılı olarak tanır. İlgi cümleciğinde that, stimuli yerine geçer ve associates fiilinin nesnesidir: stimuli that the brain associates with the original trauma. Bağımsız bir cümleye dönüştürüldüğünde The brain associates these stimuli with the original trauma. olur.

Alıştırma

Associate A with B yapısını tamamlayın: Many people ____ the smell of pine ____ winter holidays.

Cevabı göster

associate · with

These can be everyday sensations that aren't inherently dangerous, Kelime

3:13

Bunlar doğası gereği tehlikeli olmayan günlük duyumlar olabilir,

Kelime

aren't inherently dangerous: tehlike doğasında bulunan bir özellik değil

Bu cümlede aren't inherently dangerous, gündelik duyumların kendi öz nitelikleri nedeniyle tehlikeli olmadığı anlamına gelir. Inherently, bir şeyin temel doğasına ait olan bir niteliği anlatır. Bu ifade, duyumun kendi doğası ile kişinin ona verdiği tepkiyi birbirinden ayırır. Bir duyum endişe verici gelebilir ve güçlü bir tepki doğurabilir, ancak yine de nesnel bir tehlike oluşturmayabilir. Daha genel olarak not inherently X, X'in o şeyin zorunlu ve doğasında bulunan bir niteliği olmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi yorum aren't inherently dangerous ifadesiyle en iyi eşleşir?

  1. Duyumlar korkuya neden olduğu için nesnel olarak tehlikeli olmak zorundadır.
  2. Duyumlar hiçbir olası durumda riskli olamaz.
  3. Duyumlar endişe verici gelebilse de kendi doğaları gereği tehlikeli değildir.
Cevabı göster

Duyumlar endişe verici gelebilse de kendi doğaları gereği tehlikeli değildir.

but prompt powerful physical and emotional reactions. Kelime

3:17

ancak güçlü fiziksel ve duygusal reaksiyonları tetikler.

Kelime

prompt powerful physical and emotional reactions: prompt fiil olarak ‘yol açmak’ anlamında

Burada prompt, neden olmak veya ortaya çıkarmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi powerful physical and emotional reactions ifadesidir; bu nedenle önceki özne everyday sensations tetikleyici olarak sunulur. Bu kullanım, tetikleyici ile tepki arasındaki ilişkiyi kısa ve nispeten resmî bir biçimde anlatır. Burada prompt ekrandaki bir ileti ya da hatırlatıcı anlamına gelmez; bunlar sözcüğün farklı isim kullanımlarıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede prompt, neden olmak veya ortaya çıkarmak anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The unexpected question prompted a thoughtful discussion.
  2. The speaker needed a prompt to remember the next line.
  3. The prompt on the screen asked for a password.
Cevabı göster

The unexpected question prompted a thoughtful discussion.

For example, the smell of a campfire

3:21

Örneğin, bir kamp ateşinin kokusu

could evoke the memory of being trapped Kelime

3:24

mahsur kalma anısını uyandırabilir

in a burning house.

3:26

yanan bir evin içinde.

Kelime

could evoke the memory of being trapped: dışarıdan gelen bir ipucu anıyı tetikler

Burada could evoke the memory of..., dışarıdan gelen bir ipucunun bir anıyı yeniden akla getirebileceğini anlatır; kişi bilinçli olarak hatırlamaya çalışmaz. Bu cümledeki ipucu bir kokudur. the memory of being trapped yapısında of, anının neyle ilgili olduğunu gösterir. Being trapped edilgen anlamlı bir -ing biçimidir: bir kişi kaçamama deneyimi yaşamıştır. Aynı yapı seslerin, görüntülerin veya yerlerin anıları tetiklemesi için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle dışarıdan gelen bir ipucunun bir anıyı tetiklediğini gösterir?

  1. The smell of rain evoked a memory of summer camp.
  2. She memorized the phone number for the test.
  3. I remembered to lock the door before leaving.
Cevabı göster

The smell of rain evoked a memory of summer camp.

For someone with PTSD,

3:28

TSSB'si olan biri için,

that memory activates the same neurochemical cascade

3:29

bu hafıza aynı nörokimyasal şelaleyi aktive eder

as the original event.

3:33

orijinal olayda olduğu gibi.

That then stirs up the same feelings of panic and helplessness, Öbek fiiller

3:34

Bu daha sonra aynı panik ve çaresizlik duygularını uyandırır,

Öbek fiiller

stirs up the same feelings of panic and helplessness: güçlü duygular geri gelir

Burada stirs up, “güçlü duyguların yeniden ortaya çıkmasına neden olur” demektir. Bu mecazi bir kullanımdır: anı, önceki olayla zaten bağlantılı olan duyguları yeniden rahatsız eder; herhangi bir sıvı karıştırılmaz. That, az önce sözü edilen anıya gönderme yapar. The same ise panik ve çaresizliğin yeni oluşmadığını, tekrarlandığını gösterir. Stir up, tarafsız cause fiilinden daha canlıdır.

Alıştırma

Cümleyi stir up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The news report ____ painful memories for many viewers.

Cevabı göster

stirred up

as if they're experiencing the trauma all over again. Dilbilgisi

3:39

sanki travmayı baştan yaşıyorlarmış gibi.

Dilbilgisi

as if ... all over again: bir deneyim tekrarlanıyormuş gibi hissetmek

As if, kişinin o anki tepkisiyle gerçekmiş gibi hissedilen bir durum arasında karşılaştırma kurar. Burada kişiler travmayı yeniden yaşıyormuş gibi tepki verir; yan cümle, travmatik olayın gerçekten tekrar yaşandığını söylemez. All over again, en baştan yeniden anlamına gelir ve bütün deneyimi tekrar yaşama hissini güçlendirir. As if + yan cümle ile all over again birlikte, canlı bir hissi gerçek bir olaydan ayrı tutarak anlatabilir.

Alıştırma

Cümleye en uygun yorum hangisidir?

  1. Travmatik olay kesinlikle ikinci kez meydana geldi.
  2. Travma yeniden yaşanıyormuş gibi tepki veriyorlar, ancak cümle olayın gerçekten tekrarlandığını söylemiyor.
  3. Artık travmaya hiçbir tepki vermiyorlar.
Cevabı göster

Travma yeniden yaşanıyormuş gibi tepki veriyorlar, ancak cümle olayın gerçekten tekrarlandığını söylemiyor.

Trying to avoid these triggers, Dilbilgisi

3:43

Bazen öngörülemeyen

which are sometimes unpredictable,

3:45

bu tetikleyicilerden kaçınmaya çalışmak,

can lead to isolation. Kalıp ifadeler

3:47

izolasyona yol açabilir.

Dilbilgisi

Özne görevindeki gerund öbeği Trying to avoid these triggers

Trying to avoid these triggers, bir etkinliği adlandıran ve cümlenin öznesinin ana bölümünü oluşturan bir gerund öbeğidir. Which are sometimes unpredictable, triggers hakkında araya eklenmiş bir açıklamadır. Temel yüklem can lead to isolation bölümüdür. Önünde be fiilinin herhangi bir biçimi bulunmadığı için Trying burada şimdiki zamanın devam biçimi değildir. Bu yapı, bir etkinliği özne konumuna yerleştirerek onun sonucunu, etkisini veya değerini belirtmeyi sağlar. Öbeğin içinde triggers gibi çoğul bir isim bulunması, etkinliğin tek bir bütün olarak ele alınmasını değiştirmez.

Alıştırma

Etkinliğin özne olması için cümleyi try fiilinin gerund biçimiyle tamamlayın: ____ to solve every problem alone can be exhausting.

Cevabı göster

Trying

Kalıp ifadeler

can lead to isolation: olası bir sonucu ifade etmek

Lead to, neden olmak ya da bir sonuç doğurmak anlamına gelir. Bir eylem, durum veya olay ile sonucu arasında bağ kurar. Burada tetikleyicilerden kaçınmak, yalnızlaşmanın olası bir nedeni olarak sunulur; lead, birini bir yere götürmek anlamında kullanılmamıştır. Can kesinliği değil, olasılığı gösterir. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle lead to ifadesinden sonra isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir: lead to stress, lead to it veya lead to feeling isolated.

Alıştırma

Cümleyi lead ve doğru edatla tamamlayın: Poor planning can ____ costly delays.

Cevabı göster

lead to

That can leave people feeling invalidated, Dilbilgisi

3:49

Bu, insanların geçersiz kılınmış,

ignored, or misunderstood,

3:51

göz ardı edilmiş veya yanlış anlaşılmış hissetmelerine neden olabilir,

Dilbilgisi

can leave people feeling...: duygusal bir sonucu ifade etmek

Leave + person + feeling..., bir deneyimin sonunda birinin belirli bir duyguyla kalmasına neden olduğunu anlatır. Buradaki leave, ayrılmak değil; bir olaydan sonra kalan duygusal durumu belirtir. Invalidated, bir kişinin duygularının veya deneyiminin gerçek ya da önemli değilmiş gibi reddedilmesi anlamına gelir. Ignored ve misunderstood da feeling sonrasında duyguyu paralel biçimde açıklar. Can, bu üç sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Duygusal bir sonucu anlatmak için leave + person + feeling... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The dismissive reply left feeling Maya ignored.
  2. The dismissive reply left Maya to feel ignored.
  3. The dismissive reply left Maya feeling ignored.
Cevabı göster

The dismissive reply left Maya feeling ignored.

like a pause button has been pushed on their lives Deyimler

3:53

hayatlarında bir duraklatma düğmesine basılmış gibi

while the rest of the world continues around them.

3:55

etraflarında dünyanın geri kalanı devam ederken.

Deyimler

a pause button has been pushed on their lives: zorla duraklatılmış bir hayat

Bu imge, bir insanın hayatını duraklatma düğmesi olan bir videoya benzetir. Hayatın zorla durdurulmuş gibi hissedildiğini; planların, gelişimin veya ilerleme gücünün donup kaldığını anlatır. Gerçek bir düğmeden söz edilmez. Edilgen present perfect yapısı has been pushed, buna kimin neden olduğundan çok ortaya çıkan duraklatılmış duruma odaklanır. while ile başlayan bölüm, çevredeki dünyanın ilerlemeye devam etmesiyle acı verici bir karşıtlık kurar.

Alıştırma

Bu cümlede "a pause button has been pushed on their lives" ne anlama gelir?

  1. Başkalarının hayatını durdurmayı kendileri seçmiştir.
  2. Üzerlerine gerçek bir video kumandası takılmıştır.
  3. Dünya ilerlemeye devam ederken hayatlarının zorla durdurulduğunu hissederler.
Cevabı göster

Dünya ilerlemeye devam ederken hayatlarının zorla durdurulduğunu hissederler.

But there are options.

3:58

Ancak seçenekler vardır.

If you think you might be suffering from PTSD, Kalıp ifadeler

4:01

TSSB'den muzdarip olabileceğinizi düşünüyorsanız,

Kalıp ifadeler

might be suffering from PTSD: olasılığı temkinli biçimde ifade etmek

suffer from + hastalık, belirti veya devam eden sorun yapısında suffer from, söz konusu durumdan etkilenmek veya o durumu yaşamak anlamına gelir. Kişinin o anda mutlaka şiddetli bir acı çektiğini göstermez. Might be, PTSD'yi bir tanı olarak değil, bir olasılık olarak sunar. If you think you might be... yapısında think ve might birlikte kullanılarak tavsiye verilmeden önce ifade temkinli hâle getirilir.

Alıştırma

Sağlık durumunu temkinli biçimde ifade eden cümleyi suffer from yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: I think I might be ____ insomnia, so I plan to speak with a clinician.

Cevabı göster

suffering from

the first step is an evaluation with a mental health professional Anlatım akışı

4:03

ilk adım, sizi mevcut birçok kaynağa yönlendirebilecek

Anlatım akışı

the first step is...: bir sürecin başlangıcını belirtmek

the first step is... bir tavsiye dizisindeki başlangıç eylemini belirtir. Dinleyiciye nereden başlaması gerektiğini söyler, ancak bu tek adımın çözümün tamamı olduğu anlamına gelmez. Burada is, the first step ifadesini an evaluation isim grubuna bağlar. with a mental health professional ifadesi değerlendirmeye kimin katıldığını belirtir. Bu bağlamda evaluation, üstünkörü bir bakış ya da kişinin kendi kendine tanı koyması değil, profesyonel bir değerlendirme demektir. Aynı kalıp The first step is to + fiilin yalın hâli biçiminde de kullanılabilir.

Alıştırma

Öneriyi The first step is kullanarak tamamlayın: ____ an evaluation with a qualified professional.

Cevabı göster

The first step is

who can direct you towards the many resources available.

4:07

bir ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirme yapmaktır.

Psychotherapy can be very effective for PTSD,

4:10

Psikoterapi TSSB için çok etkili olabilir,

helping patients better understand their triggers.

4:13

hastaların tetikleyicilerini daha iyi anlamalarına yardımcı olur.

And certain medications can make symptoms more manageable, Kalıp ifadeler

4:16

Ve bazı ilaçlar semptomları daha yönetilebilir hale getirebilir,

Kalıp ifadeler

make symptoms more manageable: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, “nesnenin belirli bir duruma gelmesine veya belirli bir şekilde görünmesine neden olmak” anlamına gelir. make symptoms more manageable ifadesinde symptoms nesnedir; more manageable ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfat tamamlayıcısıdır: belirtileri kontrol etmek veya onlarla baş etmek kolaylaşır. More manageable, zorluğun azaldığını belirtir; belirtilerin tamamen ortadan kalktığını değil. Belirtiler hâlâ var olabilir. Bu nedenle bu ifade, bir tedavinin hastalığı iyileştirdiğini veya belirtileri yok ettiğini ileri sürmekten daha temkinli ve kesindir.

Alıştırma

Cümleyi manageable sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The new schedule made the workload ____.

Cevabı göster

more manageable

as can self-care practices like mindfulness and regular exercise. Dilbilgisi

4:20

bilinçli farkındalık ve düzenli egzersiz gibi kişisel bakım uygulamaları da öyle.

Dilbilgisi

as can self-care practices: aynı etkiyi devrik yapıyla ekleme

Burada as can + isim öbeği, yeni öznenin de az önce açıklanan etkiyi gösterdiği anlamına gelir. Açık biçimi şöyledir: self-care practices like mindfulness and regular exercise can also make symptoms more manageable. Can sözcüğünden sonra gelen make symptoms more manageable fiil öbeği, ilk cümlecikten anlaşıldığı için düşürülür. Sözcük dizimi devriktir: as + kiplik fiil veya yardımcı fiil + özne. Bu kısa yapı, yüklemin tamamını tekrarlamadan paralel bilgi eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Esnemenin de ruh hâlini iyileştirebileceğini anlatan, as ile başlayan resmî devrik yapıyla cümleyi tamamlayın: A short walk can improve your mood, ____ a few minutes of stretching.

Cevabı göster

as can

What if you notice signs of PTSD in a friend or family member? Anlatım akışı

4:25

Ya bir arkadaşınızda veya ailenizden birinde TSSB belirtileri fark ederseniz?

Anlatım akışı

What if you notice signs ...?: yeni bir varsayımsal durumu tanıtma

What if + geniş veya şimdiki zamanlı bir cümlecik, olası bir durumu sunar ve dinleyenden bu durumda ne yapılması gerektiğini düşünmesini ister. Notice geniş zamanda olsa da bu soru varsayımsaldır; birinin belirtileri gerçekten fark ettiğini doğrulamaz. Burada soru, açıklamayı bir durumdan diğerine geçirerek düzenler: kişinin kendi olası belirtileriyle başa çıkmasından, bir arkadaşında veya aile üyesinde belirtileri fark etmesine geçilir. Konuşmacı, tavsiye vermeden önce bir sonraki uygulama alanını veya sorunu duyurmak için What if ...? kullanabilir.

Alıştırma

Şimdi olası bir durumun ele alınacağını belirten standart iki sözcüklü soru başlangıcıyla geçişi tamamlayın: ____ a classmate asks you for help?

Cevabı göster

What if

Social support, acceptance, and empathy

4:28

Sosyal destek, kabullenme ve empati

are key to helping and recovery. Kalıp ifadeler

4:31

yardım ve iyileşmenin anahtarıdır.

Kalıp ifadeler

are key to helping and recovery: be key to + isim veya -ing biçimi

Be key to, bir şeyin başarılı olması açısından çok önemli olmak anlamına gelir. Bu cümlede sosyal destek, kabul ve empati, insanlara yardım etmek ve iyileşmeyi desteklemek için vazgeçilmez unsurlar olarak sunuluyor. Buradaki key bir sıfattır; kilit açan anahtar anlamındaki isim değildir. Bu yapıda to bir edattır ve ardından key to recovery ile key to building trust örneklerinde olduğu gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Helping ve recovery, and ile bağlanan ve birlikte to edatının tümleci olan iki isim işlevli öğedir.

Alıştırma

“Bir şey için vazgeçilmez olmak” anlamına gelen ve key içeren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Daily practice is ____ improving your pronunciation.

Cevabı göster

key to

Let them know you believe their account of what they're experiencing, Ton ve niyet

4:33

Yaşadıklarıyla ilgili anlattıklarına inandığınızı bilmelerini sağlayın,

Ton ve niyet

Let them know you believe their account: desteği açıkça ifade etmek

Let someone know + yan cümle, kişinin bir mesajdan haberdar olması için o mesajı açıkça iletmek anlamına gelir. Buradaki talimat, desteği dile getirmeden bırakmak yerine kişiye inandığınızı söylemeniz veya bunu başka bir yolla açıkça göstermenizdir. An account of an experience, bir kişinin yaşananlarla ilgili anlatımı veya kendi versiyonudur; banka hesabı anlamına gelmez. Believe their account, kişinin anlatımını samimi ve güvenilir kabul etmek demektir. What they're experiencing, kişinin yaşadığı veya içinden geçtiği durumu ifade eder.

Alıştırma

Birisi zor bir deneyimini anlattıktan sonra hangi yanıt desteği en açık şekilde ifade eder?

  1. Ask her to prove every detail before you respond.
  2. Change the subject without acknowledging what she said.
  3. Let her know you believe her account of what happened.
Cevabı göster

Let her know you believe her account of what happened.

and that you don't blame them for their reactions. Ton ve niyet

4:36

ve tepkilerinden dolayı onları suçlamadığınızı.

Ton ve niyet

don't blame them for their reactions: suçlamayı ortadan kaldırmak

blame someone for something yapısında for, suçlamanın nedeni olarak görülen eylemi veya olayı belirtir. Burada don't blame them for their reactions, bu tepkilerin onların suçu olmadığını açıkça ifade eder: tepkiler bilinçli seçimler değil, travmayla bağlantılı tepkiler olarak ele alınır. Bu ifade, iletişimde utanç duygusunu azaltır ve destek gösterir. Yalnızca kişisel bir görüş bildirmez; kişiye böyle tepki verdiği için yargılanmayacağını söyleyerek güven verir.

Alıştırma

Suçlamanın nedenini belirten edatla cümleyi tamamlayın: Don't blame her ____ a reaction she could not control.

Cevabı göster

for

If they're open to it, Ton ve niyet

4:39

Buna açıklarsa,

Ton ve niyet

If they're open to it: öneriyi karşı tarafın isteğine bağlamak

be open to something, bir şeyi değerlendirmeye, kabul etmeye veya denemeye istekli olmak demektir. Open burada fiziksel olarak açık olmayı değil, zihinsel bir tutumu anlatır. Bu yapıda to bir edattır; ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir. If they're open to it, sonraki öneriyi karşı tarafın isteğine bağlı bir koşul hâline getirir. Onların zaten kabul ettiğini varsaymak yerine kararı kendilerine bırakarak hassas bir öneriyi yumuşatır.

Alıştırma

be open to ifadesini tamamlayın: If you're ____ it, we can discuss another option.

Cevabı göster

open to

encourage them to seek evaluation and treatment. Ton ve niyet

4:40

onları değerlendirme ve tedavi aramaya teşvik edin.

Ton ve niyet

encourage them to seek evaluation and treatment: birini harekete geçmeye teşvik etmek

encourage someone to do something yapısında encourage, bir kişiyi desteklemek veya harekete geçmesi için nazikçe teşvik etmek anlamına gelir. Burada them teşvik edilen kişiyi, to seek evaluation and treatment ise önerilen eylemi belirtir. Seek, bir şeyi elde etmek için etkin biçimde çabalamak anlamına gelir. Bu nedenle seek evaluation and treatment, kayıp bir nesneyi aramak değil, profesyonel değerlendirme ve bakım almak için yetkin bir yardım kaynağına başvurmak demektir.

Alıştırma

Standart encourage + person + to + verb yapısını tamamlayın: Her counselor encouraged her ____ seek professional support.

Cevabı göster

to

PTSD has been called the hidden wound Deyimler

4:43

TSSB gizli yara olarak adlandırılmıştır

Deyimler

the hidden wound: PTSD için bir metafor

The hidden wound, PTSD için kullanılan bir metafordur. Psikolojik travmayı bir yara gibi sunar: görünür bir fiziksel yaralanma olmasa bile acı ve bakım ihtiyacı gerçektir. Has been called, bunun kelimesi kelimesine bir tıbbi açıklama değil, insanların kullandığı bir adlandırma olduğunu gösterir. Cümle, görünmeyen zararın ciddiye alınmasını ister.

Alıştırma

Bu cümlede the hidden wound metaforu temel olarak ne anlatıyor?

  1. PTSD gizli olduğu için gerçek bir etkisi yoktur.
  2. PTSD her zaman açık bir fiziksel yara oluşturur.
  3. PTSD, başkalarının göremeyebileceği gerçek bir acıya yol açabilir.
Cevabı göster

PTSD, başkalarının göremeyebileceği gerçek bir acıya yol açabilir.

because it comes without outward physical signs. Kelime

4:46

çünkü dışa dönük fiziksel işaretler olmadan gelir.

Kelime

without outward physical signs: dışarıdan görülebilen fiziksel bulgular olmadan

Without outward physical signs, dışarıdan görülebilen herhangi bir bedensel bulgu olmadığı anlamına gelir. Burada outward, dışarı doğru hareket eden değil, dışarıdan görülebilen demektir. Bu cümlede ifade, bir gözlemci göremese bile bir rahatsızlığın gerçek olabileceğini açıklar. Anlatılan şey dışarıdan görünürlük düzeyidir; etkilenen kişinin yaşadıklarının gerçek olup olmadığı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle outward physical signs ile symptoms arasındaki farkı doğru biçimde gösterir?

  1. A person can have severe symptoms without outward physical signs.
  2. Without outward physical signs means the condition is imaginary.
  3. Outward physical signs are feelings only the affected person can notice.
Cevabı göster

A person can have severe symptoms without outward physical signs.

But, even if it is an invisible disorder, Dilbilgisi

4:49

Ancak, görünmez bir rahatsızlık olsa bile,

it doesn't have to be a silent one. Deyimler

4:51

sessiz olmak zorunda değildir.

Dilbilgisi

even if it is an invisible disorder: sonucu değiştirmeyen bir ödünleme koşulu

Even if bir ödünleme koşulu getirir: Konuşan kişi bir durumu olası olarak sunar ya da tartışma amacıyla kabul eder ve ardından bunun ana sonucu değiştirmediğini vurgular. Burada rahatsızlığın görünmez olması, onun hakkında sessiz kalınması veya konuşulmaması gerektiği anlamına gelmez. Baştaki But, bu ödünlemeyi önceki fikirle bir karşıtlığa bağlar. even if + yan cümle, ana cümle yapısı, koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de sonuç veya tutum aynı kaldığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Koşulun doğru olup olmamasına rağmen kararın aynı kaldığını anlatan ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ the first draft is imperfect, I will submit it for feedback.

Cevabı göster

Even if

Deyimler

doesn't have to be a silent one: gerçek sessizlik değil, toplumsal suskunluk

One, daha önce geçen tekil isim grubu invisible disorderın yerine kullanılır ve disorder sözcüğünün tekrarlanmasını önler. Doesn't have to be, bu durumun gerekli ya da kaçınılmaz olmadığını ve değişebileceğini belirtir. Buradaki silent toplumsal bir mecazdır; gerçek anlamda sesi anlatmaz. A silent disorder, insanların hakkında açıkça konuşmadığı bir rahatsızlıktır. Bu nedenle cümle, görünmez bir durumun sessizlikle çevrili kalmasına izin vermemeye çağırır.

Alıştırma

Cümledeki silent sözcüğüne en uygun yorum hangisidir?

  1. İnsanların rahatsızlığı gizli tutmak zorunda olduğunu belirtir.
  2. Rahatsızlığın ses çıkaramadığını belirtir.
  3. Bu bağlamda, rahatsızlığın hakkında konuşulmayan bir konu olarak kalmak zorunda olmadığını belirtir.
Cevabı göster

Bu bağlamda, rahatsızlığın hakkında konuşulmayan bir konu olarak kalmak zorunda olmadığını belirtir.

Mental health conditions impact millions of people around the world,

4:55

Akıl sağlığı durumları dünya çapında milyonlarca insanı etkiler,

yet are often misunderstood. Anlatım akışı

4:58

ancak genellikle yanlış anlaşılır.

Anlatım akışı

yet are often misunderstood: karşıt bilgileri düzenlemek

Yet burada “ama buna rağmen” anlamına gelen bir eş bağlaçtır. Ruh sağlığı sorunlarının geniş etkisi ile bu sorunların yeterince anlaşılmaması gibi beklenmedik bir durumu karşı karşıya getirir. Bu karşıtlık, bir şeyin pek çok insanı etkileyip yine de yeterince anlaşılmayabileceği savını destekler. Yet sözcüğünden sonraki yüklem, ilk yüklemle Mental health conditions öznesini paylaşır; bu yüzden özne tekrarlanmaz: conditions impact ..., yet [conditions] are often misunderstood. Burada yet karşıt bilgileri düzenler; “şimdiye kadar” veya “henüz” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle aynı özneyi paylaşırken yet ile beklenmedik bir karşıtlık kurar?

  1. The policy affects every employee, so it is often misunderstood.
  2. The policy affects every employee, yet is often misunderstood.
  3. The policy does not affect every employee yet.
Cevabı göster

The policy affects every employee, yet is often misunderstood.

Check out this playlist to get informed.

5:00

Bilgi almak için bu oynatma listesine göz atın.