Pi az kalsın nasıl 6.283185... olacaktı: İngilizce çalışma notları
3Blue1Brown
Video özeti: Euler'in pi kullanımları bağlama uygun matematiksel uzlaşımları destekler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "That dead horse is beat." - Deyimler ve mecazi ifadeler: "beat a dead horse" deyiminin esprili edilgen biçimini tanıyın; yinelenen tartışmayı sona erdirir. 2. "would almost always have been thought of as" - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kesinlik iddia etmeden olası tarihsel yorum veren kiplik, bitmişlik ve edilgenliği çözümleyin. 3. "will lend themselves to different answers" - Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: "lend itself to" yapısını, bir bağlamın belirli yanıta uygun olduğunu, izin verdiğini veya onu teşvik ettiğini anlatmak için kullanın.
Bu derste
I'm sure that you're already familiar with the whole pi versus tau debate.
0:04Pi'ye karşı tau tartışmasına zaten aşina olduğunuza eminim.
Bir standardı öne çıkarmak anlamında “hold up”
Bu cümlede hold up, “kabul edilmeye değer bir standart olarak sunmak veya öne çıkarmak” anlamına gelir. Konuşmacı, hangi daire sabitinin temel kabul edileceğini tartışıyor; onu fiziksel olarak kaldırmaktan veya desteklemekten söz etmiyor. the fundamental circle constant we hold up isim grubunda we hold up, nesne durumundaki ilgi zamirinin atıldığı bir ilgi cümleciğidir: the constant (that) we hold up. Bu yapı, bir kişi veya şeyi insanların ona verdiği statüyle tanımlar.
Alıştırma
“Many schools hold this program up as a model,” cümlesinde “hold ... up” ne anlama gelir?
- Düşmesini engellemek
- Geç varmasına neden olmak
- İzlenmeye değer bir şey olarak sunmak
Cevabı göster
İzlenmeye değer bir şey olarak sunmak
These days, we often call that larger constant tau,
0:19Bugünlerde bu büyük sabite genellikle tau diyoruz,
popularized by Michael Hartl's Tau Manifesto.
0:22ki bu Michael Hartl'ın Tau Manifestosu ile popüler oldu.
I'm quite partial to Robert Palais's proposed notation Kalıp ifadeler
0:25Robert Palais'nin önerdiği
Kişisel tercih bildiren “quite partial to”
Be partial to + isim veya -ing biçimi, “genellikle kişisel zevk nedeniyle bir şeyi sevmek ya da tercih etmek” anlamına gelir. Buradaki I'm quite partial to the notation, konuşmacının bu tasarımı belirgin biçimde beğendiğini gösterir. Partial, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır; to ise bir edattır. Quite, tercihi güçlendirirken ifadeyi I really like kadar doğrudan yapmaz. Kesin vurgu derecesi konuşmacıya ve bağlama göre değişebilir.
Alıştırma
Tercihi tamamlamak için dersteki üç sözcüklü ifadeyi kullanın: “Of all the designs, I'm ____ the blue one.”
Cevabı göster
quite partial to
“Durmaksızın” Anlamını Vurgulayan read to no end
Bu cümlede read to no end, “durmaksızın okumak” veya “okunacak muazzam miktarda içerik bulmak” anlamına gelir. İfade, internette tau hakkında ne kadar çok yazı bulunduğunu abartılı biçimde vurgular; okuyucunun tek bir metnin sonuna ulaşamadığı anlamına gelmez. Fiil + to no end kalıbı zarf işlevi görür. Bir eylemin veya etkinin çok büyük, neredeyse sınırsız görünen bir derecede sürdüğü anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi “durmaksızın” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: In the library's online archive, you can read ____ about the history of maps.
Cevabı göster
to no end
describing a given fraction of a circle
0:40bir dairenin belirli bir kesrini tanımlayan radyan sayısının
That dead horse is beat.: Bir Deyimin Eğlenceli Biçimde Yeniden Yazılması
Standart beat a dead horse deyimi, artık yararlı olmadığı hâlde bir konuyu konuşmaya veya tartışmaya devam etmek anlamına gelir. That dead horse is beat. deyimi eğlenceli biçimde yeniden şekillendirir: yıpranmış konu “ölü at” olur ve cümle tekrarlanan tartışmanın bittiğini ilan eder. Cümle kasıtlı olarak gerçek anlamlı değildir ve dil bilgisi bakımından biraz standart dışıdır. Mizah, kısa ve edilgen görünümlü yeniden yazımın içinde bilinen deyimin fark edilmesinden doğar. Verdiği asıl mesaj şudur: bu nokta yeterince ele alındı, artık ilerleyelim.
Alıştırma
That dead horse is beat. bu bağlamda ne anlatıyor?
- Konu zaten yeterince tartışıldı.
- Birisi konuyu en baştan açıklamalı.
- Gerçek bir at bir yarışmayı kazandı.
Cevabı göster
Konu zaten yeterince tartışıldı.
I'm not here to make that case further. Kalıp ifadeler
0:46Ben buraya bu iddiayı daha fazla sürdürmeye gelmedim.
make that case: daha önce belirtilen bir iddiayı savunmak
Bu cümlede make a case, bir iddiayı destekleyen gerekçe ve kanıtlar sunmak anlamına gelir. That daha önce sözü edilen bir argümana gönderme yapar; dolayısıyla make that case aynı iddiayı savunmak demektir. Bu ifade tartışmalarda, sunumlarda ve ikna edici yazılarda yaygındır. Sık kullanılan yapılar make a case for + isim veya ulaç ve make the case that + yan cümledir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Lena already explained why the rule should change, so I do not need to ____ again.
Cevabı göster
make that case
seminal moment in history: kalıcı etkisi olan tarihsel bir olay
Seminal, daha sonraki önemli gelişmeleri başlatan veya güçlü biçimde etkileyen şeyleri anlatır. Bu nedenle a seminal moment in history, yalnızca ünlü ya da erken bir an değil, sonrasında yaşananlar için başlangıç noktası olan bir olay veya dönemdir. Buradaki moment tam bir an yerine tarihsel bir olayı veya aşamayı ifade edebilir. İfade, olayın uzun vadeli etkilerine dikkat çeker.
Alıştırma
Bir makalenin yayımlanmasının alandaki bir seminal moment olarak adlandırılmasını en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Daha sonra yapılan çalışmaların büyük bölümüne yön veren bir yöntem ortaya koydu.
- Yüzyılın başında gerçekleşti ancak ondan hiçbir gelişme doğmadı.
- O dönemde çok tartışıldı ancak sonrasında hiçbir etkisi olmadı.
Cevabı göster
Daha sonra yapılan çalışmaların büyük bölümüne yön veren bir yöntem ortaya koydu.
and get his hands on some of the original documents. Deyimler
1:09ve bazı orijinal belgelere ulaşmayı başardı.
get his hands on: bir şeyi elde etmeyi veya ona erişmeyi başarmak
“Get his hands on”, çoğunlukla çaba gösterdikten sonra veya bulunması zor olduğu için bir şeyi elde etmeyi ya da ona erişmeyi başarmak demektir. Burada Ben, kütüphanedeki özgün belgelere erişmeyi başarmıştır. Bu ifade, belgelerin sahibi olduğu veya onları kütüphaneden çıkardığı anlamına gelmez. Ellerini gerçek anlamda üzerlerine koymasını değil, onlara ulaşıp inceleyebilmesini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “elde etmeyi başarmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: After months of searching, I finally ____ the rare comic.
Cevabı göster
got my hands on
it might surprise you to see Euler write, Anlatım akışı
1:14Euler'in şu yazdıklarını görmek sizi şaşırtabilir:
it might surprise you to see: beklenmedik bir kanıta hazırlamak
“It might surprise you to see + bilgi” yapısı, dinleyiciyi beklentileriyle uyuşmayabilecek bir kanıta hazırlar. It bir yer tutucu özne görevi görür; to see ise beklenmedik gözlemi tanıtır. Burada might, izleyicinin vereceği tepkiyle ilgili öngörüyü yumuşatır. Euler'in bu sözleri gerçekten yazıp yazmadığı konusunda şüphe belirtmez; “This will surprise you.” demekten daha az kesindir.
Alıştırma
Bir rehber, ziyaretçilerin büyük olasılıkla beklemediği bir bilgiyi sunmak üzere. Hangi cümle onları buna en iyi şekilde hazırlar?
- It might surprise you to learn that this small building was once a palace.
- You certainly already know that this small building was once a palace.
- I am unsure whether this small building was ever a palace.
Cevabı göster
It might surprise you to learn that this small building was once a palace.
Greek letter pi as a P for perimeter: pi'yi perimeter sözcüğünün P'si olarak kullanmak
Burada pi, olası bir hatırlatma aracı olarak yorumlanıyor: Yunan harfi π, Latin harfi P'nin Yunanca karşılığı gibi kullanılabilir ve perimeter sözcüğü P ile başlar. Bu nedenle sembol, çemberin çevresini çağrıştırmak için seçilmiş olabilir. Cümlede “it's likely” deniyor; dolayısıyla bu kanıtlanmış bir köken değil, makul bir açıklamadır. Söz konusu eski gösterimde pi, çemberin tüm çevresini ifade eder; onu otomatik olarak yaklaşık 3,14159 olan modern π sabiti şeklinde okumayın.
Alıştırma
Bu cümlede “a P for perimeter” neyi düşündürüyor?
- Pi'nin modern π ile tamamen aynı anlama geldiğini kanıtlar.
- P'nin çemberin çapını temsil ettiğini söyler.
- Yunan harfi pi'nin perimeter sözcüğü P ile başladığı için seçilmiş olabileceğini düşündürür.
Cevabı göster
Yunan harfi pi'nin perimeter sözcüğü P ile başladığı için seçilmiş olabileceğini düşündürür.
was more notationally enlightened than the rest of the world,
1:33notasyon açısından dünyanın geri kalanından daha aydınlanmış olduğu
fighting the good fight for 6.28? Deyimler
1:36ve 6.28 için haklı bir mücadele verdiği mi doğruydu?
fighting the good fight: bir amacı soylu göstermek
To fight the good fight, özellikle zor koşullarda doğru ve değerli kabul edilen bir amaç uğruna çalışmayı veya mücadele etmeyi sürdürmek demektir. Yalnızca çabayı değil, amacı ahlaki açıdan onaylamayı da ifade eder. Burada konuşmacı, 6,28'i desteklemeyi soylu bir kampanyaymış gibi mizahi biçimde anlatıyor. Fiziksel bir kavga kastedilmiyor; görkemli deyim, matematiksel gösterim konusundaki bir anlaşmazlığı kahramanca gösteriyor.
Alıştırma
Doğru olduğuna inanılan bir amaç uğruna çabayı sürdürmeyi anlatan deyimi tamamlayın: Even after years of setbacks, the volunteers kept ____ for safer streets.
Cevabı göster
fighting the good fight
Bir hikâye çerçevesi olarak “who's the villain of our story”
Bu soru, matematiksel gösterimle ilgili bir açıklamayı kahramanları ve kötü karakteri olan bir hikâye gibi sunar. Buradaki villain, konuşmacının birazdan istenmeyen sonuçla ilişkilendireceği kişi, eser ya da etkiyi anlatan eğlenceli bir mecazdır; gerçekten kötü niyet bulunduğunu iddia etmez. Açıklamayı hikâye çerçevesine sokan dramatik bir soru olarak “who's the villain of our story?”, anlatıma kısa bir ara verir, merak uyandırır ve sıradaki bölümün bir nedeni ya da suçlanacak hedefi açıklayacağını bildirir. Bu çerçeve, soyut bir tarihsel anlaşmazlığı izlemeyi kolaylaştırırken anlatıdaki dönüşe de hazırlık yapar.
Alıştırma
Konuşmacı “who's the villain of our story?” diye sorarak neyi amaçlıyor?
- Soyut bir tarihsel tartışmayı hikâyeye dönüştürür ve kimin suçlanacağı konusunda merak yaratır.
- Konuyu matematikten kurgusal bir suça çevirir.
- Gerçek bir tarihsel kişinin kötü niyetle davrandığını kanıtlar.
Cevabı göster
Soyut bir tarihsel tartışmayı hikâyeye dönüştürür ve kimin suçlanacağı konusunda merak yaratır.
the work that really established pi as we now know it Kalıp ifadeler
1:45bugün bildiğimiz haliyle pi'yi
as the commonly recognized circle constant
1:48yaygın olarak tanınan daire sabiti olarak gerçekten yerleştiren eser,
Tanınan bir statü için “establish X as Y”
establish X as Y yapısında X, statüsü belirlenen kişi ya da şeydir; Y ise onun sahip olduğu rolü, kimliği, itibarı ya da standardı gösterir. Bu cümlede kitabın etkisi, pi'nin yaygın çember sabiti olarak sağlam biçimde tanınmasına yardımcı olmuştur. Establish, statünün çoğunlukla zamanla ya da kanıt ve etki yoluyla sağlamlaştığını, kabul edildiğini veya geniş çapta tanındığını düşündürür. make demekten daha resmîdir ve daha kalıcı bir sonucu vurgular; kitabın pi'yi icat ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi establish X as Y yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her calm leadership ____ the team's best problem-solver.
Cevabı göster
established Maya as
in describing the semi-circumference of a circle with radius one,
1:55yarıçapı bir olan bir dairenin yarı çevresini tanımlarken
and after expanding out a full 128 digits of this number,
1:59ve bu sayının tam 128 basamağını açtıktan sonra,
for the sake of brevity: kısa ve öz olması için
Bu cümlede for the sake of brevity, “kısa ve öz olmak ve gereksiz uzunluktan kaçınmak için” anlamına gelir. Uzun bir sayının yerine daha kısa olan pi adını kullanma amacını açıklar. for the sake of + isim kalıbı, “o hedefe ulaşmaya yardımcı olmak için” anlamına gelir. Buradaki hedef brevity, yani kısalıktır; ifade, metnin zaten kısa olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: In this report, ____, I will call the long measurement the R-index.
Cevabı göster
for the sake of brevity
Now, there were other texts and letters here and there
2:09Aslında, o dönemde çeşitli daire sabitlerinin gösterimi için
was really the one to spread the notation throughout Europe Dilbilgisi
2:16gösterimi tüm Avrupa'ya ve sonunda dünyaya
was really the one to spread the notation: gösterimi asıl yayan ... oldu
be the one to + fiil kalıbı, önemli bir eylemi gerçekten yapan veya bir sonuca yol açan belirli kişi ya da şeyi vurgular. Burada was really the one to spread the notation, gösterimin geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan asıl payı bu kitaba ve bu bölüme verir. really sözcüğü vurguyu artırır. Bu açıklamada the one, başlıca katkıda bulunanı belirtir; başka hiçbir metnin gösterimi kullanmadığı veya yayılmasına yardım etmediği anlamına otomatik olarak gelmez.
Alıştırma
Konuyu birkaç çalışma ele aldı. Hangi cümle, başka hiçbir çalışmanın katkıda bulunmadığını açıkça iddia etmeden bir çalışmayı politika değişikliğinin kilit nedeni olarak vurgular?
- This study was the one to change the policy.
- This study was the only one to change the policy.
- This study was one of several to change the policy.
Cevabı göster
This study was the one to change the policy.
what monster wrote this book Ton ve niyet
2:22daire sabitlerine karşı bu kadar ilkesiz bir yaklaşım sergileyen
what monster ...? Euler again. — Abartılı suçlama ve komik açıklama
Soru, monster ve unprincipled sözcüklerini komik bir abartı olarak kullanıyor. Konuşmacı bir matematik gösterimi seçimiyle sertçe dalga geçiyor; Euler'in gerçek ahlakını yargılamıyor. Kısa "Euler again." cevabı, sözde kötü kişinin daha önce sözü edilen aynı saygın matematikçi olduğunu ortaya çıkarıyor. Böylece basit kahraman-kötü ayrımı bozuluyor ve bir kişinin gösterimi çelişkili biçimlerde etkileyebileceğini anlatan bir ironi doğuyor.
Alıştırma
Konuşmacı özgün cümlede Euler'in gerçekten ahlaki ilkelerden yoksun olduğunu mu söylüyor?
- Hayır, mizahi eleştiri için kullanılan abartılı bir dildir.
- Evet, bu gerçek anlamda ahlaki bir suçlamadır.
Cevabı göster
Hayır, mizahi eleştiri için kullanılan abartılı bir dildir.
to represent a quarter turn of the circle,
2:32dairenin çeyrek dönüşünü temsil etmek için kullandığı örneklere de rastlayabilirsiniz,
what we would call today pi halves or tau fourths. Kalıp ifadeler
2:34ki biz buna bugün pi bölü iki veya tau bölü dört diyoruz.
what we would call today — Eski bir düşünceye modern bir ad vermek
what we would call today, daha eski bir dönemden anlatılan bir şeyin günümüzdeki adını tanıtır. Burada çeyrek dönüş, bugünkü pi halves veya tau fourths ifadeleriyle yeniden adlandırılıyor. Bu yapıda what, "şey veya terim" anlamına, would call ise "adlandırırdık" anlamına gelir. Would, konuşmacının modern bakış açısını ve günümüzdeki yaygın adlandırma seçimini gösterir; Euler'in dönemindeki varsayımsal bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi tam hedef ifadeyle tamamlayın: The old story describes a sky carriage, ____ an airplane.
Cevabı göster
what we would call today
seems to be much more analogous to our use of the Greek letter theta. Kelime
2:40bizim Yunan harfi teta'yı kullanımımıza çok daha benzer görünüyor.
Analogous to: işlev benzerliği, özdeşlik değil
X is analogous to Y, X ile Y'nin ilgili bir yapı, rol veya örüntü bakımından benzer olduğu anlamına gelir. Karşılaştırma, sahip oldukları her özelliğe değil, nasıl işlediklerine odaklanır. Burada Euler'in pi'yi kullanma biçimi, bizim theta'yı kullanma biçimimizle karşılaştırılır. Bu, pi ile theta'nın matematiksel tanımlarının aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte analogous to ne anlama geliyor?
- İki kullanımın rolü veya örüntüsü karşılaştırılabilir, ancak tanımları aynı değildir.
- İki kullanım arasında anlamlı hiçbir bağlantı yoktur.
- Harflerin matematiksel tanımları tamamen aynıdır.
Cevabı göster
İki kullanımın rolü veya örüntüsü karşılaştırılabilir, ancak tanımları aynı değildir.
It's typical for us to let it represent an angle,
2:44Onun bir açıyı temsil etmesine izin vermek bizim için tipiktir,
and most times it's just a variable for a general statement.
2:52ve çoğu zaman sadece genel bir ifade için bir değişkendir.
It depends on the problem and the context before us.
2:55Bu, önümüzdeki probleme ve bağlama bağlıdır.
Likewise, Euler let pi represent whatever circle constant
2:58Aynı şekilde, Euler de önündeki probleme en uygun daire sabiti neyse
that he typically framed things in terms of unit circles with radius one, Kalıp ifadeler
3:04kendisi olayları genellikle yarıçapı bir olan birim çemberler üzerinden kurgulardı,
Though it's worth pointing out: bir sınırlama eklemek
Though it's worth pointing out that ..., önceki düşünceyi sınırlayan veya ona açıklık getiren bir bilgiyi sunar. Though bir ödün ilişkisi belirtir: yeni bilgi önemlidir, ancak önceki noktayı ortadan kaldırmaz. It's worth pointing out, bu bilgiyi dinleyicinin dikkat etmesi gereken bir nokta olarak sunar. though ile başlayan tam yan cümleyi normalde bir ana cümle izler; bu kalıp, konuşanın dikkatli bir sınırlama ekleyip ardından savını sürdürmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle ana iddiayı korurken dikkate değer bir sınırlama ekliyor?
- Because the route is well lit at night, it is the safest way home.
- Though it's worth pointing out that the route becomes slippery after rain, it is still the fastest way home.
- For example, the route passes the library on the way home.
Cevabı göster
Though it's worth pointing out that the route becomes slippery after rain, it is still the fastest way home.
of a circle's semi-circumference to its radius,
3:12bir dairenin yarı çevresinin yarıçapına oranı olarak düşünülürdü,
typically framed things in terms of: açıklayıcı bir çerçeve seçmek
Burada typically framed things in terms of, onun fikirleri belirli bir kavramsal sistem aracılığıyla genellikle düzenleyip açıkladığı anlamına gelir. Frame, bir şeyi fiziksel bir çerçeveye koymak değildir; typically ise bunun onun alışılmış yaklaşımı olduğunu gösterir. Kalıp frame + konu + in terms of + seçilen bakış açısıdır. Bu cümlede yarıçapı bir olan birim çemberler bakış açısını sağlar; dolayısıyla sabitin nasıl anlatılacağını bu çerçeve belirler. Aynı konu, farklı bir bakış açısıyla farklı biçimde çerçevelenebilir.
Alıştırma
Cümleyi “konuyu maliyetler ve faydalar üzerinden düzenleyip açıklamak” anlamına gelen frame ... in terms of biçimiyle tamamlayın: The report ____ costs and benefits.
Cevabı göster
frames the issue in terms of
would almost always have been thought of as: geçmişe yönelik çıkarımsal edilgen
would ... have been thought of as dizisi, kiplik bildiren tamamlanmış zaman edilgenidir: would + have been + geçmiş zaman ortacı. Burada eldeki kanıtlara dayanarak insanların geçmişte bu sabiti genellikle nasıl anladığı çıkarılır. Açıkça belirtilmiş bir koşulun sonucu değildir. Almost always, hiç istisna olmadığını ileri sürmeden çok yüksek bir sıklık belirtir. Think of X as Y, X'i Y olarak görmek demektir; edilgen X would have been thought of as Y ise insanların genellikle X'i Y olarak görmüş olacağı anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişteki alışılmış bir görüş hakkında kesin olmayan bir çıkarım yapmak için kiplik bildiren tamamlanmış zaman edilgenini kullanır?
- Based on the surviving letters, the symbol would almost always have thought of as a mark of protection.
- Based on the surviving letters, the symbol would almost always be thought of as a mark of protection.
- Based on the surviving letters, the symbol would almost always have been thought of as a mark of protection.
Cevabı göster
Based on the surviving letters, the symbol would almost always have been thought of as a mark of protection.
none of this circumference to its diameter nonsense. Ton ve niyet
3:15çevrenin çapa oranı gibi saçmalıklar değil.
Küçümseyici bir kalıp olarak none of this X nonsense
none of this X nonsense kalıbı, X'i konuşanın kabul etmeyeceği veya ciddiye almayacağı bir şey olarak reddeder. Buradaki X, pi sayısının bir çemberin çevresinin çapına oranı olarak açıklanmasıdır. Bu bağlamda buna nonsense demek, matematiksel tanımın yanlış olduğu iddiası değil, şakacı bir abartıdır. Kalıp daha genel olarak tarafsız bir anlaşmazlık yerine yapmacık bir sabırsızlık, alay veya kesin bir yasak ifade eder.
Alıştırma
Örnekteki konuşanın tutumunu en iyi hangi açıklama yansıtır?
- Çevrenin daha açık açıklanmasına yönelik tarafsız bir istek
- Pi'yi bu şekilde açıklamaya yönelik şakacı ama oldukça küçümseyici bir ret
- Matematiksel tanımın çürütüldüğüne dair dikkatli bir iddia
Cevabı göster
Pi'yi bu şekilde açıklamaya yönelik şakacı ama oldukça küçümseyici bir ret
Carries with it a general lesson ifadesi
carries with it a general lesson ifadesinde carries mecazidir: Euler'in sembolü kullanışı, belirli bir tarihsel örnek olmanın yanı sıra daha geniş bir ders içerir veya böyle bir derse işaret eder. With it, fiziksel olarak bir şey taşındığını değil, dersin o örnekle birlikte geldiğini anlatır. Bu kalıp belirli bir olgudan daha geniş bir sonuca geçmeye yardımcı olur: bir seçim, olay veya uygulama bir dersi, anlamı, riski ya da sorumluluğu carry with it edebilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘daha geniş bir ders de içerir’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: This small design choice ____ about accessibility.
Cevabı göster
carries with it a general lesson
Odaklama kalıbı olarak The thing ... is that ...
The thing you have to understand about Euler is that ... kalıbı, önemli bilgiye odaklanmayı sağlar. Buradaki The thing fiziksel bir nesneyi değil, ana noktayı ifade eder. thing ile is arasındaki sözler konuyu belirtir; that ile başlayan yan cümle ise temel gerçeği verir. Bu kalıp, dinleyiciyi sonraki ifadeyi açıklamayı düzenleyen ana gerçek olarak görmeye hazırlar. The thing + ilgi cümleciği + is that + cümle biçimindeki tam yapıda, son cümleden önce that kullanılır.
Alıştırma
Odaklama kalıbını bağlantı sözcükleriyle tamamlayın: The thing you need to remember about this app ____ it does not save drafts.
Cevabı göster
is that
day in day out: her gün aynı etkinliği yapmak
Day in day out, aynı etkinliğin veya durumun uzun bir süre boyunca her gün tekrar tekrar sürdüğünü anlatan bir deyimdir. Bu ifade çoğu zaman yoğun tekrar, kararlılık veya tekdüzelik hissi katar. Burada problem çözmenin Euler'in günlük yaşamını doldurduğu düşüncesini güçlendirir; bir günün içine girip dışına çıkmayı anlatmaz.
Alıştırma
Çalışanların aynı yorucu kontrolleri sürekli tekrarladığını en iyi hangi ifade vurgular?
- day in day out
- from day to day
- every now and then
Cevabı göster
day in day out
he was just churning out puzzles and formulas Öbek fiiller
3:32sürekli bulmacalar ve formüller üretiyor
and having insights and creating entire new fields left and right. Deyimler
3:34ve içgörüler kazanıp sağda solda yepyeni alanlar yaratıyordu.
Churning out: hızla büyük miktarda üretmek
Bu cümlede churning out, birçok şeyi hızlı ve sürekli biçimde üretmek demektir. churn out bir öbek fiildir; gerçek anlamda karıştırmayı anlatmaz. Bulmacaların, formüllerin, içgörülerin ve yeni alanların art arda sıralanması, Euler'i inanılmaz derecede üretken gösterir. Burada ifade hayranlık bildirir; ancak başka bağlamlarda mekanik veya düşük kaliteli üretim çağrışımı yapabilir.
Alıştırma
Hedef öbek fiili tamamlayın: The studio keeps churning ____ short videos every week.
Cevabı göster
out
Left and right: her yerde veya peş peşe
Burada left and right, iki yönü anlatan bir ifade değil, bir deyimdir. Bir şeyin birçok yerde veya birçok kişinin başına gelmesini ya da kısa sürede tekrar tekrar gerçekleşmesini anlatır. creating entire new fields ifadesinden sonra kullanılarak Euler'in başarılarının ne kadar sık ve geniş kapsamlı olduğunu abartılı biçimde vurgular. Kesin bir sayı vermek yerine ifadeye canlı bir vurgu katar.
Alıştırma
Hedef deyimi tamamlayın: After the review went viral, orders started arriving left ____ right.
Cevabı göster
and
which amounted to a rate of 800 pages per year. Kalıp ifadeler
3:41bu da yılda 800 sayfalık bir hıza tekabül ediyordu.
amounted to a rate of: toplamı bir orana dönüştürmek
Bu cümlede amounted to a rate of, “hesaplandığında ortalama … oranına denk geldi” anlamındadır. Bir ömür boyunca üretilen yazıların toplamı, yılda yaklaşık 800 sayfalık eş değer bir tempo olarak özetlenir. Yapı, toplam veya faaliyet bütünü + amount to a rate of + sayı ve zaman birimi şeklindedir. Amount to bir hesaplamanın ya da karşılaştırmanın sonucunu verir; tek başına bir sayının arttığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Toplamı eş değer bir oran olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Over five years, the workshop produced 1,000 chairs, which ____ 200 chairs per year.
Cevabı göster
amounted to a rate of
have to be named after the second person to prove them,
3:53onları kanıtlayan ikinci kişinin adını alması gerektiği sık sık şaka yollu söylenir,
It's often joked that ... because ...: Euler hakkında bir abartı
Bu cümle matematik topluluğuna ait bir mizah örneğidir. Leonhard Euler olağanüstü sayıda önemli sonuç üretmesiyle ünlüdür; bu yüzden şaka, neredeyse her formülü ilk kanıtlayan kişinin Euler çıkacağını hayal eder. Bu, gerçek bir adlandırma kuralı değil, bilinçli bir abartıdır. It's often joked that ifadesi, iddiayı evrensel bir gerçek olarak okumak yerine ortak bir mizah fikri aramanız gerektiğini gösterir. Şaka, bir formüle onu ikinci kanıtlayan kişinin adını verme fikrini Euler'in ünü üzerinden eğlenceli biçimde açıklar.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Cümle, her matematik formülünün onu kanıtlayan ikinci kişinin adıyla anılmasını gerektiren resmî bir kuralı belirtir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
His mind was not focused on what circle constant Anlatım akışı
3:58Zihni hangi daire sabitini temel almamız gerektiğine
His mind was not focused on ... It was on solving ...: beklenen odağı düzeltme
Bu iki cümle önce beklenen bir odağı reddeder, sonra gerçek odağı belirtir. His mind was not focused on X, onun temel bir çember sabiti seçmeye çalıştığı düşüncesini ortadan kaldırır; It was on solving Y ise dikkati önündeki göreve yöneltir. İkinci cümledeki It, zihninin neye odaklandığı konusunu sürdürür. Yeni bir nesneye gönderme yapmaz. Başka durumlara aktarılabilen bilgi düzeni X değil, aslında Y şeklindedir.
Alıştırma
Gerçek önceliğin odayı süslemek değil, kapıyı onarmak olduğunu hangi cümle çifti anlatır?
- The team's focus was not on decorating the room. It was on repairing the broken door.
- The team's focus was on both decorating the room and repairing the broken door.
- The team's focus was not only on decorating the room but also on repairing the broken door.
Cevabı göster
The team's focus was not on decorating the room. It was on repairing the broken door.
the quarter circle constant was most natural to think about.
4:10çeyrek daire sabitini düşünmek en doğal olanıydı.
say at the start of chapter 8 of his famous calculus book,
4:16diyelim ki ünlü kalkülüs kitabının 8. bölümünün başında,
For some ... For others ... And for others still ...: üç parçalı paralel gruplama
Bu başlangıç ifadeleri, daha büyük bir problem kümesini paralel gruplara ayırır. For some problems ilk alt kümeyi tanıtır, For others diğer problemler için anlamına gelir ve for others still ek bir üçüncü alt kümeyi tanıtır. Son iki grupta problems ve tekrarlanan diğer sözler, bağlamdan anlaşılabildiği için atılır. Bu nedenle others başka insanları değil, başka problemleri ifade eder. Her bölümün başında For sözcüğünün tekrarlanması, sıralamayı ve karşılaştırmayı izlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi metin aynı paralel yapıyı kullanarak gönüllüleri açıkça üç gruba ayırır?
- Some volunteers prefer the early shift. For the others, the afternoon works best. And for others still, the evening is easiest.
- Some volunteers prefer the early shift. Other volunteers prefer the afternoon, and the evening is easiest.
- Some volunteers prefer the early shift. For others, the afternoon works best. And for others still, the evening is easiest.
Cevabı göster
Some volunteers prefer the early shift. For others, the afternoon works best. And for others still, the evening is easiest.
the focus is on which of multiple competing views Anlatım akışı
4:23bir konu hakkında birbiriyle yarışan çok sayıda görüşten
the focus is on which ... is right: önceliği belirtmek
the focus is on ... yapısı dikkatin nereye yöneltildiğini gösterir. on sözcüğünden sonra bir isim, -ing biçimi ya da daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş tam bir soru gelebilir; bu son biçime dolaylı soru denir. Burada which of multiple competing views about a topic is right öncelik verilen içeriktir; dinleyiciye yöneltilmiş doğrudan bir soru değildir. Too often eleştiri katar: Konuşmacı, bu önceliğin tekrarlandığını ve konuyu ele almanın daha iyi bir yolunu geri plana ittiğini düşünür.
Alıştırma
Eleştiri cümlesini vurgulanan yapıyla tamamlayın: Too often, ____ whether a method is familiar rather than whether it works.
Cevabı göster
the focus is on
or is it only correct to speak in terms of limits?
4:36yoksa sadece limitler açısından konuşmak mı doğrudur?
be taken literally: tam ve mecazsız yorum
Bir şeyi literally ele almak, onu mecaz, abartı veya yaklaşık bir ifade saymadan tam olarak söylendiği biçimde anlamak demektir. Edilgen something can be taken literally yapısında, yorumlanan şey özne olur. Burada soru, sonsuz küçük değerlerin teori içinde gerçek değerler olarak anlaşılıp anlaşılamayacağıdır. literally, bu yorumun geçerli olup olmadığıyla ilgilidir; I literally froze gibi gündelik sözlerde kullanılan sıradan bir pekiştirici değildir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan edilgen ifadeyle tamamlayın: The line is a metaphor, so it should not ____.
Cevabı göster
be taken literally
in isolation: çevredeki bağlam olmadan
Burada in isolation, “çevresindeki amaç, çerçeve veya ilgili bilgiler olmadan tek başına ele alınmış” demektir. Sorular daha geniş bir tartışma içinde anlam kazanabilir, ancak o bağlamdan ayrıldıklarında önem taşımaz. Bir olgu, sayı, alıntı veya sorun tek başına doğru değerlendirilemiyorsa bu ifadeyi kullanın. Buradaki yalıtılmışlık kavramsaldır, fiziksel değildir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “A single test score can be misleading when viewed in isolation.” Burada in isolation ne anlama geliyor?
- Eksiksiz bir kanıt bütününün parçası olarak
- Puan ayrı bir odada saklanırken
- Diğer bilgileri veya bağlamı dikkate almadan
Cevabı göster
Diğer bilgileri veya bağlamı dikkate almadan
Our focus should be on specific problems and puzzles,
4:45Odak noktamız, hem pratik uygulamaya yönelik
both those of practical application
4:47hem de salt bilginin kendisi için boş boş düşünmeye yönelik
and those of idle pondering for knowledge's own sake. Kalıp ifadeler
4:49belirli problemlere ve bulmacalara olmalıdır.
for knowledge's own sake: bilginin kendisine değer vermek
for X's own sake kalıbı, “dışarıdan bir ödül ya da pratik sonuç getirdiği için değil, yalnızca X'in kendisi değerli, keyifli veya yapılmaya değer olduğu için” demektir. Burada for knowledge's own sake, bilgi edinmenin kendi değerinden kaynaklanan düşünmeyi anlatır. İyelik biçimi own sake ifadesini X'e bağlar. own sözcüğü, X'in başka bir amaca ulaşmanın aracı değil, başlı başına amaç olduğu fikrini güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca bilginin kendisi değerli olduğu için” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The science club studies the night sky without expecting a prize; they do it ____.
Cevabı göster
for knowledge's own sake
you can answer them with respect to a given context. Kalıp ifadeler
4:55bunlara belirli bir bağlama göre cevap verebilirsiniz.
with respect to a given context: belirli bir bağlam açısından
Bu cümlede with respect to, “göz önüne alındığında” veya “ile ilgili olarak” anlamına gelir. İfade, cevabın geçerli olduğu alanı belirli bir bağlamla sınırlar; o bağlama saygı göstermek anlamına gelmez. with respect to + isim öbeği kalıbı, bir yargının geçerli olduğu yönü veya çerçeveyi belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “bu yönü göz önüne alındığında” anlamındaki vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: The two methods are equivalent ____ short-term accuracy.
Cevabı göster
with respect to
will lend themselves to different answers: farklı cevaplara elverişli olacak
Burada lend themselves to ifadesinin bir şeyi ödünç vermekle ilgisi yoktur. Farklı bağlamların kendi özellikleri nedeniyle farklı cevapları doğal olarak uygun, mümkün veya olası hâle getirdiği anlamına gelir. Kalıp özne + lend + dönüşlülük zamiri + to + isim veya -ing biçimidir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: tekil özne itself, çoğul özne themselves alır. İfade, doğrudan bir nedenden çok doğal bir uygunluk veya eğilim bildirir.
Alıştırma
Cümleyi lend itself to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These flexible spaces ____ many different uses.
Cevabı göster
lend themselves to
seems to be more correlated with a flexibility towards conventions Dilbilgisi
5:09hangi standartların nesnel olarak doğru olduğuna odaklanmaktan ziyade
than it does with focusing on which standards are objectively right.
5:13geleneklere karşı esneklik göstermekle daha ilişkili görünmektedir.
……ile ilişkisi ……ile ilişkisinden daha güçlü görünüyor
X seems to be more correlated with A than it does with B kalıbı, X'in A ile ilişkisinin B ile ilişkisinden daha güçlü göründüğünü belirtir. Bu cümlede yazar, değerli içeriklerden oluşan çok sayıda sayfa üretmeyle daha yakından ilişkili etken olarak, hangi standartların nesnel olarak doğru olduğuna odaklanmak yerine teamüllere karşı esnek olmayı gösteriyor. Seems to be, iddiayı kesin değil temkinli hâle getirir. than it does with B bölümündeki does, daha önce kullanılan ilişki ifadesinin yerine geçerek tekrarı önler. Korelasyon bir ilişkiyi tanımlar; tek başına A'nın X'e neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
İki boşluğu seems to be more correlated with A than it does with B kalıbıyla tamamlayın: Long-term job satisfaction ____ supportive management ____ office perks.
Cevabı göster
seems to be more correlated with · than it does with
we should really be celebrating math on June 28th,
5:20aslında matematiği 28 Haziran'da kutlamalıyız dediğinde,
see how quickly you can change the topic Ton ve niyet
5:23konuyu gerçekten bir matematik parçasından bahsettiğiniz
to one where you're actually talking about a piece of math.
5:25bir konuya ne kadar hızlı değiştirebileceğinize bir bakın.
Konuyu……olabilecek bir konuya çevirmek
Change the topic, konuşmayı başka bir konuya yönlendirmek demektir. to one where... yapısında one, topic sözcüğünün yerine geçer; where ise istenen yeni konunun türünü açıklayan bir yan cümle başlatır: insanların gerçekten matematiksel bir içerikten söz ettiği bir konu. Buradaki öneri şakacı ve biraz kaçamak bir nitelik taşır. Konuşmacı, kutlama tarihi hakkındaki soyut tartışmayı sürdürmek yerine daha fazla matematiksel içerik taşıyan bir sohbete geçmeyi öneriyor. Aynı yapı başka durumlarda da tartışmayı daha yararlı ya da rahat bir alana yönlendirebilir.
Alıştırma
Bu cümlede one where ne işe yarar? Let's change the topic to one where everyone can offer a practical idea.
- Konuşanlara asıl konuya dönmelerini söyler.
- Konuşmanın gerçekleştiği fiziksel yeri belirtir.
- Topic sözcüğünün yerine geçer ve yeni konuyu açıklayan bir yan cümle başlatır.
Cevabı göster
Topic sözcüğünün yerine geçer ve yeni konuyu açıklayan bir yan cümle başlatır.