10 Yıldır Kayıp Olan Çalışan Süpermarketin İçinde Bulundu: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: On yıldır kayıp market çalışanı soğutucuların arkasında bulunur; anlatı kazayı ve neden fark edilmediğini kurar. İngilizce noktaları: 1. “Only then could the individual be identified” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Only then sonrası devrikliği anlayın; sonucun önceki bir adımı gerektirdiğini vurgulayın. 2. “Whatever the case may be,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Belirsiz olasılıkları kapatıp her durumda geçerli sonuca geçin. 3. “under the noses” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir şey fark edilmeden çok yakında veya göz önünde oldu; gerçek konumu değil, ironiyi ya da gözden kaçan kanıtı anlatın.
Bu derste
No one could have anticipated the shocking discovery Dilbilgisi
0:00Kimse bu şok edici keşfi tahmin edemezdi
could have anticipated: öngörülemeyen bir olaya geçmişe dönük bakış
Could have anticipated, could have + geçmiş ortaç yapısıdır. Buradaki could geçmişe dönerek bir şeyi önceden görebilme veya tahmin edebilme yeteneğini anlatır. No one ile birlikte kullanıldığında, hiç kimsenin bu şaşırtıcı keşfi önceden tahmin edemediği anlamına gelir. Anlatıcı sonucu zaten bildiği için cümle geçmişe dönük bir değerlendirmedir. Keşif o kadar beklenmediktir ki önceden yapılabilecek gerçekçi bir tahmin yoktur. Bu ifade, birinin gerçekten tahmin yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir olayı, hiç kimsenin önceden öngöremeyeceği kadar beklenmedik olarak sunar?
- No one did anticipate the sudden blackout.
- No one will anticipate the sudden blackout.
- No one could have anticipated the sudden blackout.
Cevabı göster
No one could have anticipated the sudden blackout.
in an old closed down No Frills Supermarket Öbek fiiller
0:03Kapatılmış eski bir No Frills Supermarket'in içinde
closed down: artık faaliyet göstermeyen işletme veya yer
Closed down, close down deyimsel fiilinin geçmiş ortaç biçimidir. Bir işletme veya yer için close down, faaliyetini durdurmak anlamına gelir. Burada süpermarketin artık işletilmediğini anlatır; yalnızca o anda kapılarının kapalı olduğunu anlatmaz. İsimden önce closed-down, özenli yazı dilinde birleşik niteleyici olarak kullanılabilir; örneğin a closed-down supermarket. Bağlam, faal olmayan veya terk edilmiş bir işletme yerini düşündürür, ancak ne kadar süredir kapalı olduğunu kesin olarak söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede bir işletmenin faaliyetini durdurduğu closed down ile anlatılıyor?
- The bakery's front door was closed by the wind.
- The bakery closed for an hour at noon.
- The bakery closed down after rent doubled.
Cevabı göster
The bakery closed down after rent doubled.
Contractors went to work on the vacant building Kalıp ifadeler
0:07Müteahhitler boş binada çalışmaya gittiklerinde
went to work on: bir işe koyulmak
Burada went to work on, bina üzerinde etkin biçimde “çalışmaya başladılar” anlamına gelir. Yalnızca müteahhitlerin işe gittiklerini anlatmaz; bina, emek verdikleri şey olarak sunulur. Tekrar kullanılabilen yapı go to work on + görev, sorun, nesne veya beceri şeklindedir. Altyazıdaki gibi geçmiş zamandan söz ederken go yerine went kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi go to work on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the safety check, the repair crew ____ the damaged staircase.
Cevabı göster
went to work on
thinking they were just going in for the daily grind Deyimler
0:10sadece günlük rutin işleri için gittiklerini düşünüyorlardı
daily grind: yorucu ve tekdüze bir rutin
Daily grind, özellikle düzenli iş veya işe gidip gelme gibi tekrarlanan, yorucu ve sıkıcı bir rutini anlatan deyimdir. Buradaki grind sözcüğü gerçek anlamda öğütme eylemi değildir; insanı zamanla yıpratan çaba görüntüsünü ekler. Bu cümlede ifade, o günü olağan dışı bir şey yaşanacak bir gün değil, sıradan ve beklenen bir iş günü olarak sunar.
Alıştırma
After ten years of the same commute and paperwork, Maya was tired of the daily grind. Burada daily grind neyi anlatıyor?
- Tekrarlanan rutini ona yorucu ve sıkıcı geliyor.
- Her gün bir öğütme makinesi kullanıyor.
- Her sabah farklı türde bir iş yapmaktan hoşlanıyor.
Cevabı göster
Tekrarlanan rutini ona yorucu ve sıkıcı geliyor.
But this would be no run of the mill type of workday Deyimler
0:22Ancak bu sıradan bir iş günü olmayacaktı
No run of the mill: sıradan olmayan bir gün
Run-of-the-mill, sıradan ve özel olmayan demektir. Burada söz konusu iş gününün nasıl bir gün olduğunu niteler. Başındaki no bu niteliği tersine çevirir: bu, sıradan bir iş günü olmayacaktır. Bir anlatıda bu ifade, alışılmadık bir şeyin gerçekleşmek üzere olduğuna işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için run of the mill ifadesinin standart kısa çizgili yazımını kullanın: This was no ____ workday; the team had never seen anything like it.
Cevabı göster
run-of-the-mill
As they started removing the store's empty shelving units and coolers,
0:25Mağazanın boş raf ünitelerini ve soğutucularını sökmeye başladıklarında,
It's a sight that most people would rather not have to face or come across, Öbek fiiller
0:33Çoğu insanın yüzleşmek veya karşılaşmak istemeyeceği bir manzaradır bu,
Come across: tesadüfen karşılaşmak
Bu cümlede come across, biriyle ya da bir şeyle beklenmedik şekilde karşılaşmak veya onu bulmak anlamına gelir. Cümlede anlaşılan nesne a sight olduğundan, o manzarayı tesadüfen görmek ya da bulmak demektir. Bu kullanım genellikle karşılaşma planlanmamış olduğunda görülür. Bir yüzeyin üzerinden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“During the inspection, we came across a hidden room,” cümlesinde came across ne anlama gelir?
- bir taraftan diğer tarafa yürümek
- beklenmedik şekilde bulmak
- öyle görünmek
Cevabı göster
beklenmedik şekilde bulmak
especially not when they least expect it. Kalıp ifadeler
0:37özellikle de hiç beklemedikleri bir anda.
when they least expect it: hiç beklenmedik anda
when they least expect it ifadesinde least, expect fiilini niteler: insanlar o anda olaya karşı en hazırlıksız durumdadır. Anlamı “bunun olmasını diğer tüm zamanlara göre en az bekledikleri anda”dır; “en az sayıda insanın beklediği zaman” değildir. Bu yan cümle zaman ifadesi olarak kullanılır. Genellikle ani bir olaydan söz eden cümlenin ardından gelir; hoş olmayan bir olayı, beklenmedik bir haberi ya da güzel bir sürprizi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede when ... least expect it, bir şeyin en şaşırtıcı anda gerçekleştiğini anlatır?
- The power may go out when you least expect it.
- The power may go out because you use the least electricity.
- The power may go out when you expect it every evening.
Cevabı göster
The power may go out when you least expect it.
Authorities could not immediately identify the body
0:39Yetkililer cesedin kimliğini hemen tespit edemediler
or even determine the person's sex or age.
0:42hatta kişinin cinsiyetini veya yaşını bile belirleyemediler.
State Medical Examiner's office: belirli ölüm vakalarını araştıran kurum
State Medical Examiner's office; özellikle ani, şiddet sonucu gerçekleşen, şüpheli veya nedeni açıklanamayan ölümler gibi belirli ölüm vakalarını araştıran bir devlet kurumudur. Ölüm nedenini ve ölüm biçimini belirlemek için otopsi yapabilir veya yapılmasını sağlayabilir. Burada office yalnızca bir oda değil, kurumun kendisi ve çalışanları anlamına gelir. State, eyalet yönetimi düzeyini belirtir; Medical Examiner's ise ofisin hangi resmî görevliye bağlı olduğunu veya hangi makam etrafında örgütlendiğini gösterir.
Alıştırma
Nedeni açıklanamayan bir ölümden sonra, resmî otopsi için cesedi hangi kurumun teslim alması en olasıdır?
- the State Medical Examiner's office
- a pharmacy
- a family doctor's office
Cevabı göster
the State Medical Examiner's office
Only then could the individual be identified Dilbilgisi
0:49Ancak o zaman kişinin kimliği tespit edilebildi
Only then could ...: cümle başındaki only then sonrasında devrik yapı
Only then, “ancak o zamana gelindiğinde veya o koşul sağlandığında” anlamına gelir. Bu cümlede kimlik tespiti ancak önceki incelemeden sonra mümkün olmuştur. Only ile başlayan sınırlayıcı bir ifade cümlenin başına getirildiğinde olumlu ana cümlede özne ile yardımcı fiil devrik sıraya girer: Only then + could + özne + fiilin yalın hâli. İfade başa getirilmezse normal sıra kullanılabilir: the individual could be identified only then.
Alıştırma
Cümleyi başta kullanılan only then yapısıyla tamamlayın: The technician reset the safety system. ____ we restart the machines.
Cevabı göster
Only then could
reported missing: bir kişinin bulunamadığını yetkililere bildirmek
report someone missing yapısında report fiildir, kişi bu fiilin nesnesidir ve missing kişinin durumunu açıklayan nesne tümlecidir. İfade, bir kişinin bulunamadığını polise veya başka bir sorumlu kuruma bildirmek anlamına gelir. Edilgen be reported missing yapısında kişi özne konumuna geçer: a man who had been reported missing. Bu, bir raporun kişiyi yanlışlıkla atladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi report someone missing ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The hiker was ____ on Monday.
Cevabı göster
reported missing
Mario Moncada was only 25 years old when he disappeared.
0:57Mario Moncada kaybolduğunda henüz 25 yaşındaydı.
turned into: bir durumdan diğerine geçiş
X turned into Y, X'in değişip Y hâline geldiğini anlatır. Burada ilk gizem gelişerek farklı bir gizeme dönüşmüştür. Yapı özne + turn into + sonuç şeklindedir. Turned geçmiş zaman biçimidir. Bu ifade bir durum değişikliğini anlatır; fiziksel olarak başka bir yöne dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada öğrenilen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The short meeting ____ a long debate.
Cevabı göster
turned into
sparked more questions than answers: daha fazla belirsizlik yaratmak
Sparked burada mecaz anlamdadır: kalıntıların bulunması bir tepkiye, yani yeni sorulara neden olmuştur. Gerçek bir kıvılcımdan söz edilmez. More questions than answers, bu keşfin çözdüğünden daha fazla belirsizlik yarattığı anlamına gelir. Bu genellikle sorularla yanıtların kesin sayımı değil, yorum bildiren bir ifadedir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The audit sparked more questions than answers.
- Denetim gerçek bir yangına neden oldu ve soruşturmayı durdurdu.
- Denetim eksiksiz bir açıklama sundu.
- Denetim, çözdüğünden daha fazla belirsizlik yarattı.
Cevabı göster
Denetim, çözdüğünden daha fazla belirsizlik yarattı.
wondering how a young guy could just die at work one day
1:13genç bir adamın bir gün iş yerinde nasıl ölebileceğini merak ederek
devam eden bir durum olarak go unnoticed
Burada go unnoticed, “fark edilmeden veya keşfedilmeden kalmak” anlamına gelir. Go hareket bildirmez. unnoticed sıfat-fiilinden önce bağlayıcı fiil olarak kullanılır ve ölümden sonra devam eden durumu anlatır. go + sıfat veya ortaç yapısı, özellikle olumsuz ya da beklenmedik bir durumda “o duruma girmek veya o durumda kalmak” anlamına gelir: go missing, go unanswered, go unchecked. İfade, ölüm anını gören biri olup olmadığına değil, hiç kimsenin durumu fark etmemesine odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “fark edilmemek” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Even after three reviews, the typo managed to ____.
Cevabı göster
go unnoticed
süre bildiren for years on end ifadesi
For years on end, “yıllar boyunca aralıksız şekilde” anlamına gelir. On end süreyi güçlendirir ve onu alışılmadık derecede uzun, devamlı tek bir dönem olarak gösterir. Bu cümlede durumun bu kadar uzun sürmesine duyulan şaşkınlığı artırır. Kullanılabilir kalıp for + çoğul zaman birimi + on end şeklindedir: for hours on end, for days on end, for months on end. Genellikle bütün dönem boyunca süren bir durumu veya tekrarlanan bir etkinliği anlatır; mutlaka hiçbir kısa ara verilmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki kelimelik pekiştiriciyle tamamlayın: The road stayed under construction for years ____.
Cevabı göster
on end
The man was reported missing on November 28th, 2009
1:22Adamın kaybolduğu 28 Kasım 2009'da bildirilmişti
during the midst of ifadesi neden standart değildir
During the midst of, doğru olan iki yapının standart dışı biçimde birleştirilmesidir: during + isim öbeği ve in the midst of + isim öbeği. Bu cümlede amaçlanan anlam, olayın şiddetli bir kar fırtınası sürerken gerçekleşmiş olmasıdır. during a heavy snowstorm veya in the midst of a heavy snowstorm yapılarından birini kullanın. During, olay bildiren isim öbeğini doğrudan alır; midst ise in the midst of kalıbına aittir. İki yapıyı birleştirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi midst içeren üç kelimelik standart yapıyla tamamlayın: The power went out ____ a fierce snowstorm.
Cevabı göster
in the midst of
he was reportedly experiencing some severe mental health issues. Kelime
1:34bildirildiğine göre ciddi bazı ruh sağlığı sorunları yaşıyordu.
reportedly: bir iddiayı raporlara dayandırmak
Reportedly, ardından gelen iddianın anlatıcının bizzat doğruladığı bir bilgi değil, raporlardan veya başka kişilerden gelen bir bilgi olduğunu gösterir. Bu cümlede anlatıcı ile adamın ruh sağlığı hakkındaki iddia arasına mesafe koyar. Bu, bilginin kaynağına yönelik tutumu belirten bir zarftır: konuşanın bilgiyi nasıl öğrendiğini gösterir, olayın nesnel olarak ne kadar kesin olduğunu değil. Definitely olarak değil, according to reports anlamında okuyun.
Alıştırma
"The bridge is reportedly unsafe," cümlesinde reportedly neyi gösterir?
- Köprü yalnızca görünüşünden dolayı güvensiz görünüyor.
- Başka kaynaklar köprünün güvenli olmadığını söylüyor, ancak konuşan bunu bizzat doğrulanmış bir bilgi olarak sunmuyor.
- Konuşan, köprünün güvenli olmadığını bizzat kanıtladı.
Cevabı göster
Başka kaynaklar köprünün güvenli olmadığını söylüyor, ancak konuşan bunu bizzat doğrulanmış bir bilgi olarak sunmuyor.
He began hearing voices telling him to eat sugar. Kelime
1:43Şeker yemesini söyleyen sesler duymaya başladı.
Ruh sağlığı bağlamında hearing voices
Bu cümlede hearing voices, yakında gerçekten konuşan kimse olmadığı hâlde konuşma veya insan sesine benzer sesler algılamak demektir. Bu deneyimi yaşayan kişiye sesler gerçekmiş gibi gelebilir ve örnekteki şeker yemesini söyleme durumu gibi belirli şeyler söyleyebilir. Bu, bir deneyimin tanımıdır; tek başına bir teşhis değildir. Yakındaki insanların konuştuğunu normal şekilde duymaktan farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede hearing voices, örnektekiyle aynı ruh sağlığı bağlamındaki anlama sahiptir?
- The guide raised his voice so everyone could hear him.
- We were hearing voices from the neighbors' apartment through the wall.
- After several sleepless nights, Mina said she was hearing voices even though the room was empty.
Cevabı göster
After several sleepless nights, Mina said she was hearing voices even though the room was empty.
He complained that his heart was beating too hard
1:45Kalbinin çok hızlı attığından şikayet ediyordu
It was possible that he was experiencing some form of psychosis
1:52Muhtemelen bir tür psikoz yaşıyordu
causing schizophrenia-like symptoms of paranoia,
1:57şizofreni benzeri paranoya belirtilerine neden olan,
Ran off: aniden ayrıldı
Ran off, run off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada, nereye gittiği veya neden ayrıldığı belli olmadan aniden uzaklaştığı anlamına gelir. Kaçmayı, bir şeyden sakınmayı veya düşünmeden ayrılmayı çağrıştırabilir. ran fiili sahneye hareket katar, ancak ifade her adımın gerçekten koşarak atıldığı anlamına gelmez. Bir anlatıda çoğunlukla beklenmedik ayrılış veya kayboluşa odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle şu anlama en uygundur: Nora aniden ayrıldı ve hikâye nereye gittiğini açıklamıyor?
- Nora ran out of the office to catch the bus.
- Nora ran away from the locked room to escape.
- Nora ran off after the argument, and nobody knew where she went.
Cevabı göster
Nora ran off after the argument, and nobody knew where she went.
Was never heard from again: bir daha iletişim yok
Bu cümlede was never heard from again, ondan bir daha hiçbir mesaj, telefon ya da güvenilir bir iletişim alınmadığı anlamına gelir. İnsanların onun sesini duyamadığı anlamına gelmez. Etken yapı hear from someone şeklindedir. Burada he was heard from biçiminde edilgen yapılmıştır; never ... again ise iletişimsizliğin o andan itibaren sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Kimsenin bir daha iletişim almadığını belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the rescue team lost radio contact with the pilot, he was never ____ again.
Cevabı göster
heard from
There was no activity on his debit or credit card
2:08Banka veya kredi kartında herhangi bir hareket yoktu
and the No Frills Supermarket reported that he stopped showing up for work. Öbek fiiller
2:11ve No Frills Supermarket işe gelmeyi bıraktığını bildirdi.
Showing up for work: beklendiği gibi işe gelmek
Showing up, birinin gelmesinin beklendiği yere ulaşmak veya orada bulunmak anlamına gelir. Bu nedenle showing up for work, bir şeyi göstermek değil, planlanmış vardiya için iş yerine gelmek demektir. İngilizcede stop fiilinden sonra -ing biçimi kullanılır: stopped showing up. İfadenin tamamı işe devamının sona erdiğini söyler; bunun kasıtlı olup olmadığını tek başına açıklamaz.
Alıştırma
Cümleyi show up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Mia said she would meet us at the station, but she never ____.
Cevabı göster
showed up
whereabouts: bilinmeyen bir konumu belirten resmî isim
Whereabouts, özellikle yer bilinmediğinde, bir kişinin ya da şeyin bulunduğu yeri belirten kalıplaşmış bir isimdir. Bu cümlede his whereabouts, onun nerede olduğu anlamına gelir; bir soru değildir. Sonu -s ile bittiği ve çoğul göründüğü hâlde whereabouts kelimesini where ve about olarak ayırmayın. Sözcüğün tamamını, bir kişinin ya da şeyin konumunu belirten bir isim olarak öğrenin.
Alıştırma
'Bir kişinin konumu' anlamına gelen, çoğul görünümlü resmî isimle cümleyi tamamlayın: After the witness missed the hearing, the police tried to confirm her ____.
Cevabı göster
whereabouts
must have been frantic: geçmişteki bir duruma ilişkin güçlü çıkarım
must have + past participle yapısı, geçmişle ilgili güçlü bir sonuç veya çıkarım ifade eder. Burada been, be fiilinin past participle biçimidir; dolayısıyla must have been frantic, konuşanın yaşananlara dayanarak annenin o sırada aşırı kaygılı olduğundan çok emin olduğunu gösterir. Bir zorunluluk anlatmaz. Frantic, worried sözcüğünden daha güçlüdür. Kişinin kendini kontrolden çıkmış hissetmesine yol açan aşırı kaygı veya korkuyu belirtir. Cümle bu duyguyu konuşanın doğrudan gördüğü bir durum olarak değil, bir çıkarım olarak sunar.
Alıştırma
Konuşan 'Nora must have been exhausted after the overnight shift' derken neyi kastediyor?
- Konuşan, Nora'nın tam şu anda yorgun olduğunu söylüyor.
- Nora'nın kendini yorgun hissetmesi gerekiyordu.
- Konuşan, Nora'nın geçmişte çok yorgun olduğundan son derece emin.
Cevabı göster
Konuşan, Nora'nın geçmişte çok yorgun olduğundan son derece emin.
is believed to have happened: daha önceki bir olay hakkında doğrulanmamış inanış
Edilgen aktarım kalıbı be believed to + mastar, bir iddiayı doğrulanmış bir gerçek olarak değil, inanılan bir görüş olarak sunar. Buradaki is believed, bu görüşün şu anda benimsendiğini gösterir ve kimin inandığını belirtmez. Perfect infinitive yapısı to have happened, olayı şu anki inanıştan daha önceye yerleştirir. Birlikte what is believed to have happened, “şu anda gerçekleştiği düşünülen daha önceki bir olayın anlatımı” anlamına gelir.
Alıştırma
“is believed to have happened” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- İnsanlar şu anda gerçekleşmekte olan bir olaya doğrudan tanık oldu.
- İnsanlar daha önce bir olayın gerçekleştiğini şu anda düşünüyor, ancak ifade bunu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmuyor.
- İnsanlar geçmişte aynı olayın tekrar tekrar gerçekleşmesini planladı.
Cevabı göster
İnsanlar daha önce bir olayın gerçekleştiğini şu anda düşünüyor, ancak ifade bunu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmuyor.
explained that they would sometimes climb into the space Dilbilgisi
2:24bazen o alana tırmandıklarını açıkladılar
would sometimes climb: geçmişte tekrarlanan bir eylem
Geçmiş zaman çerçevesi önceden belliyken would + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatabilir. Sometimes sıklığı belirtir; dolayısıyla would sometimes climb, geçmişte bazı zamanlarda o alanın içine tırmandıkları anlamına gelir. Buradaki would geçmiş alışkanlık işaretidir. İsteklilik, geçmişten bakılan bir gelecek planı veya varsayımsal bir sonuç anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi would sometimes ve visit fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: When I was a child, we ____ my aunt on Sundays.
Cevabı göster
would sometimes visit
Mario Moncada went in to work on that fateful day Kalıp ifadeler
2:29Mario Moncada o kader gününde işe gitti
went in to work: in + amaç bildiren mastar
Bu cümlede went in tek bir hareket birimidir: Mario içeri girdi. To work ise amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır ve çalışmak için anlamına gelir. Sözcük sınırı dil bilgisi yapısına göre belirlenir: in, went in yapısını tamamlar; to ise to work yapısını başlatır. To’dan sonra bir fiil geliyor ve amaç bildiriyorsa in to iki ayrı sözcük olarak yazılır.
Alıştırma
Hangi cümlede in to iki ayrı parça olarak, yani in hareket fiiliyle ve to amacı başlatacak şekilde kullanılmıştır?
- The technician went into the control room.
- The technician went to work at eight.
- The technician went in to check the alarm.
Cevabı göster
The technician went in to check the alarm.
and probably tried to climb into the storage space.
2:32ve muhtemelen depolama alanına tırmanmaya çalıştı.
and needed some time alone to gather himself.
2:36ve kendini toparlamak için yalnız kalmaya ihtiyacı vardı.
Maybe he viewed the storage space as a good place to do this,
2:39Belki de depolama alanını bunun için iyi bir yer olarak gördü,
Whatever the case may be: olasılıkları kapatmak
Whatever the case may be, iki veya daha fazla olası açıklamayla ilgili tartışmayı kapatır. Konuşan kişi kesin açıklamanın belirsiz olduğunu kabul eder ve hangi olasılık doğru olursa olsun geçerli olan bir noktaya geçer. Buradaki whatever, gerçek durum ne olursa olsun anlamındadır. Tek başına söylenen Whatever! yanıtındaki umurumda değil şeklindeki küçümseyici anlamı taşımaz.
Alıştırma
İki olası açıklamadan sonra Whatever the case may be neyi belirtir?
- Konuşan kişi bütün konunun önemsiz olduğunu söylüyor.
- Önceki olasılıklardan birinin doğru olduğu artık kanıtlanmıştır.
- Sonraki nokta, önceki olasılıklardan hangisi doğru olursa olsun geçerlidir.
Cevabı göster
Sonraki nokta, önceki olasılıklardan hangisi doğru olursa olsun geçerlidir.
we can speculate that when he pulled himself on top of the coolers,
2:45soğutucuların üzerine kendini çektiğinde,
Now, here's the disturbing part of the story. Anlatım akışı
2:55Şimdi hikayenin rahatsız edici kısmı burada.
here's the disturbing part of the story. — Rahatsız edici sonraki bölümü tanıtmak
Here's, here is ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Bu cümlede fiziksel olarak orada bulunan bir nesneyi göstermiyor; anlatının bir sonraki bölümünü tanıtıyor ve bu bölümün rahatsız edici olduğunu belirtiyor. Bu ifade anlatıda bir yön işareti gibi çalışır: dikkati bir sonraki bölüme çeker ve beklenti oluşturur. Yakındaki bir şeyi göstermekten çok, rahatsız edici bölümün şimdi başlayacağını bildirir.
Alıştırma
Bu cümlede here's the disturbing part of the story. ne işe yarıyor? Now, here's the disturbing part of the story.
- Hikâyeyi neşeli bir sonuçla bitirir.
- Anlatının bir sonraki, özellikle rahatsız edici bölümünü tanıtır.
- Fiziksel olarak burada bulunan bir nesneyi gösterir.
- Dinleyiciden başlangıcı yeniden anlatmasını ister.
Cevabı göster
Anlatının bir sonraki, özellikle rahatsız edici bölümünü tanıtır.
Because the noise being generated by the coolers was so loud,
2:58Soğutucuların çıkardığı gürültü çok yüksek olduğu için,
there was probably no way that anyone could have heard him — Geçmiş olasılık hakkında temkinli yargı
there was probably no way that ... yapısı, koşullara dayanan güçlü bir olumsuz yargı bildirir ve bir sonucun fiilen imkânsız olduğunu anlatır. Probably bunun kesinlik değil çıkarım olduğunu, no way ise olumsuzluğun güçlü olduğunu gösterir. Could have heard, could have ile geçmiş zaman ortacı heard'in birleşimidir. Hayal edilen bir koşul altında geçmişte mümkün olan bir olasılığı ya da yetiyi anlatır. Burada gerçekten birinin onu duyduğunu söylemez; yüksek gürültü, bağırması hâlinde duyulmasını çok olası olmayan bir duruma getirir.
Alıştırma
Bu bağlamda there was probably no way that anyone could have heard Maya ne anlama geliyor? Because the alarm was blaring, there was probably no way that anyone could have heard Maya if she shouted for help.
- Konuşan kişi, o durumda muhtemelen hiç kimsenin Maya'yı duymasının mümkün olmadığını düşünüyor.
- Konuşan kişi Maya'nın kesinlikle bağırmadığını söylüyor.
- Konuşan kişi herkesin Maya'yı net bir şekilde duyduğunu biliyor.
- Konuşan kişi şu anda birinin Maya'yı duyup duyamadığını soruyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, o durumda muhtemelen hiç kimsenin Maya'yı duymasının mümkün olmadığını düşünüyor.
That means that if he did not die instantly from the fall, Dilbilgisi
3:05Bu demektir ki, eğer düşmeden hemen ölmediyse,
if he did not die instantly ... he could have met: belirsiz bir geçmiş koşulu
Bu cümlede if he did not die instantly, geçmişle ilgili henüz çözülememiş bir koşul oluşturur. Simple past biçimindeki did not die, bize onun düşüşten sağ kurtulduğunu söylemez; kanıtlar belirsiz olduğu için yalnızca bu olasılığı değerlendirmemizi sağlar. Ardından he could have met, bu koşul altında geçmişte ortaya çıkmış olabilecek bir sonucu verir. could have + past participle, sonucun kesinleşmiş değil mümkün olduğunu gösterir. Bu yapı, konuşanın hayal edilen sonucu gerçekmiş gibi sunmadan bilinmeyen bir geçmiş olay hakkında temkinli çıkarım yapmasını sağlar.
Alıştırma
Kesin sonuç bilinmiyor. Cümle ne anlama geliyor?
- Anında öldüğünü biliyoruz, dolayısıyla sonraki olasılık imkânsızdır.
- Anında ölmemiş olabilir ve bu durumda daha sonra korkunç bir şekilde ölmüş olabilir.
- Düşüşten sağ kurtulduğunu ve daha sonra öldüğünü biliyoruz.
Cevabı göster
Anında ölmemiş olabilir ve bu durumda daha sonra korkunç bir şekilde ölmüş olabilir.
almost like one would feel being buried alive.
3:13neredeyse canlı canlı gömülmüş gibi hissedeceği.
there were people around who could have helped him,
3:17etrafta ona yardım edebilecek insanlar vardı,
but sadly he was powerless to get their attention.
3:19ama ne yazık ki dikkatlerini çekmekte çaresizdi.
To make matters worse: durumu ağırlaştıran yeni bir sorun eklemek
To make matters worse, cümle başında kullanılan bir geçiş ifadesidir. Zaten kötü olan bir duruma dönüp sonraki bilginin başka bir dezavantaj ekleyeceğini veya genel sorunu daha ciddi hâle getireceğini dinleyiciye bildirir. Buradaki to make bir talimat vermez ve birinin durumu bilerek kötüleştirmesini anlatmaz. İfadenin tamamı bilgiyi düzenler: önce bir sorun vardır, ardından yeni bir gerçek durumu daha da kötüleştirir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen dört kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: The road was closed. ____, our phone battery died.
Cevabı göster
To make matters worse
scheduled to work: resmî olarak vardiyaya atanmak
Be scheduled to work, resmî bir planın, vardiya çizelgesinin veya yöneticinin birine çalışma vardiyası verdiğini belirtir. Yapı be + scheduled + to-infinitive şeklindedir. Buradaki wasn't scheduled to work, o gün ona bir vardiya verilmediğini söyler. Kendisinin çalışmamayı seçtiği veya atanmış bir vardiyaya gelmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “resmî olarak bir vardiyaya atanmış olmak” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: According to the posted rota, Mia is ____ from nine to five tomorrow.
Cevabı göster
scheduled to work
Mario Moncada's body was completely unrecognizable.
3:30Mario Moncada'nın cesedi tamamen tanınmaz haldeydi.
By the time ...: daha sonraki sınır noktası ve önceki sonuç
By the time + yan cümle, daha sonra gerçekleşen bir olayı sınır noktası olarak belirler. Ana cümle, bu noktaya ulaşıldığında zaten gerçekleşmiş bir şeyi veya zaten geçerli olan bir durumu anlatır. Burada he was found daha sonraki referans noktasıdır; was completely unrecognizable ise bedenin o andaki durumunu anlatır. Daha önce tamamlanmış bir eylem için past perfect yaygındır, ancak ana cümle bir durumu anlattığı için burada simple past doğaldır.
Alıştırma
Ekibin gelişini daha sonraki sınır noktası, sonucu da önceden var olan bir durum olarak en açık biçimde sunan cümleyi seçin.
- By the time the repair crew arrived, the basement was already flooded.
- When the repair crew arrived, the basement was already flooded.
- At the time the repair crew arrived, the basement was already flooded.
Cevabı göster
By the time the repair crew arrived, the basement was already flooded.
as they probably hoped their son was still alive somewhere.
3:40çünkü muhtemelen oğullarının bir yerlerde hala hayatta olduğunu umuyorlardı.
Acı verici ve çözümsüz bir kayıptan sonra “closure”
Bu bağlamda closure, uzun süre yanıtsız kalan acı verici bir kayıptan sonra hissedilen kesinlik ve sonuçlanma duygusudur. Ne olduğunu öğrenmek, yanıt yıkıcı olsa bile belirsizliği sona erdirir. Bu, yasın bittiği veya ailenin kendini daha iyi hissettiği anlamına gelmez. The worst kind of closure, bir yanıtın teselli vermeden kesinlik sağlayabileceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede closure ne anlama geliyor?
- Soruşturmayı durdurmaya yönelik resmî bir karar
- Süpermarket binasının kapanması
- Ebeveynlerin yasının tamamen sona ermesi
- Acı verici olsa bile yıllarca süren belirsizliği sona erdiren kesin bir yanıt
Cevabı göster
Acı verici olsa bile yıllarca süren belirsizliği sona erdiren kesin bir yanıt
how the No Frills Supermarket managed to go so long Dilbilgisi
3:49No Frills Supermarket'in bu kadar uzun süre nasıl devam edebildiğini
Kaçınılmaz bir soru için “one can’t help but wonder”
Can’t help but + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaktan veya düşünmekten kendini alıkoyamamak demektir. Burada wonder bilinçli bir seçim olarak sunulmaz; soru doğal ve kaçınılmaz biçimde akla gelir. One, belirli bir kişiyi değil, genel olarak insanları anlatan kişisiz bir zamirdir. One can’t help but wonder, kimseyi doğrudan suçlamadan zor veya eleştirel bir soru yöneltmenin ölçülü ve biraz resmî bir yoludur.
Alıştırma
Sorunun kaçınılmaz olarak akla geldiğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the third unexplained delay, one ____ whether the plan is realistic.
Cevabı göster
can't help but wonder
managed to go so long without discovering: bu kadar uzun süre bulamadan devam etmek
manage to go... yapısındaki manage to, başarılı bir keşfi övmez. Süpermarketin bu durumun bir şekilde devam etmesine izin vermiş olmasının şaşırtıcı sonucunu vurgular. Go so long, bir yere gitmek değil, bu kadar uzun süre devam etmek demektir. Without discovering, bu süre içinde gerçekleşmeyen eylemi belirtir; without bir edat olduğu için discover -ing biçimini alır. İfade bir bütün olarak, bir şeyin uzun süre fark edilmemesine karşı çoğu zaman şaşkınlık veya eleştiri aktarır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlatıyor?
- Süpermarket uzun süre yolculuk ettikten sonra cesedi buldu.
- Süpermarket, biri cesedi bulana kadar şaşırtıcı biçimde uzun bir sürenin geçmesine izin verdi.
- Süpermarket cesedi hızla bulmayı başardı.
Cevabı göster
Süpermarket, biri cesedi bulana kadar şaşırtıcı biçimde uzun bir sürenin geçmesine izin verdi.
probably continued to utilize the storage space
3:55muhtemelen depolama alanını kullanmaya devam ettiklerini düşünmek ürpertici
that there was a dead coworker lying beneath them.
3:59altlarında ölü bir iş arkadaşının yattığının.
may be the thought that this can indeed happen,
4:14bunun gerçekten olabileceği düşüncesi olabilir,
you might wonder if this has happened anywhere else.
4:20bunun başka bir yerde olup olmadığını merak edebilirsiniz.
the most obvious of places: tam da en göz önündeki yerde
The most obvious of places, the + üstünlük derecesindeki sıfat + of + çoğul isim biçimindeki vurgulu yapıyı kullanır. Burada of places, ele alınan sınıfı belirler; sahiplik göstermez. İfade son derece açık veya kolayca fark edilebilir bir yeri anlatır. Bu soruda yapı ironi katar: bir şey, insanların fark edilmesini bekleyeceği türden bir yerde bulunmadan kalmıştır. Bu retorik yapı, in the unlikeliest of places örneğinde olduğu gibi, şaşırtıcı bir eşleşmeyi sık sık öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi açıklama the most obvious of places ifadesinin etkisini en iyi korur?
- en açık olan kişiye ait bir yerde
- şaşırtıcı biçimde, fark edilmesi kolay olması gereken bir yerde
- nesnel olarak diğer tüm yerlerden daha görünür sayılan tek yerde
Cevabı göster
şaşırtıcı biçimde, fark edilmesi kolay olması gereken bir yerde
Shoppers innocently frequented the store for years,
4:38Alışveriş yapanlar yıllarca masumca mağazayı ziyaret ettiler,
that death hid behind the coolers in the back room. Deyimler
4:42arka odadaki soğutucuların arkasında ölümün saklandığından.
blissfully unaware: tamamen habersiz ve kaygısız
Bu cümlede blissfully unaware, müşterilerin yakınlarındaki korkunç gerçek hakkında hiçbir fikirleri olmadığı ve bu yüzden endişelenmeden devam ettikleri anlamına gelir. Blissfully, bilmemenin sağladığı rahatlığı anlatır; gizlenen gerçeğin hoş olduğu anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman ironi yaratır: konuşan kişi ya da okur, ilgili kişinin bilmediği önemli bir şeyi bilir. Böylece kişinin sakin deneyimiyle rahatsız edici gerçek arasındaki bilgi farkı vurgulanır.
Alıştırma
“Nora was blissfully unaware that her friends had canceled the trip,” cümlesinde blissfully unaware ne anlatır?
- Gezinin iptal edildiğini bilmiyordu, bu yüzden endişelenmiyordu.
- Gezinin iptal edildiğinden şüpheleniyor ve kaygılanıyordu.
- Gezinin iptal edildiğini biliyor ve bundan memnun oluyordu.
Cevabı göster
Gezinin iptal edildiğini bilmiyordu, bu yüzden endişelenmiyordu.
death hid behind the coolers: ölüm soğutucuların arkasında saklandı
Burada death, saklanan cesedi ve ölüm gerçeğini temsil eder; hid ise ona insana özgü bir eylem verir. Bu bir kişileştirmedir: soyut ölüm fikri, sanki bilerek saklanabilirmiş gibi anlatılır. Bu ifade, durağan bir gerçeği tehditkâr bir görüntüye dönüştürür. Yalnızca bir cesedin yerini belirtmek yerine, ölümün sıradan bir mağazanın içinde sessizce bulunduğunu ve keşfedilmeyi beklediğini hissettirir.
Alıştırma
Hangi cümle soyut bir fikri etkinmiş gibi göstermek için kişileştirme kullanır?
- Fear crept down the hallway as the lights went out.
- We felt afraid when the lights went out.
- The hallway was dark after the lights went out.
Cevabı göster
Fear crept down the hallway as the lights went out.
You see this type of story on crime shows and mystery thrillers,
4:45Bu tür hikayeleri suç programlarında ve gizemli gerilim filmlerinde görürsünüz,
that something like this could be brought so close to home. Deyimler
4:50böyle bir şeyin evinize bu kadar yakın olabileceğini.
close to home: kişinin kendi hayatını yakından ilgilendiren
Burada close to home mecaz anlamdadır. Korkutucu durumun konuşanın kendi ailesi, çevresi veya günlük yaşamıyla kişisel bir bağlantısı varmış gibi hissedilmesini anlatır; bu yüzden onu uzaktaki bir kurgu olarak görmek zorlaşır. brought so close to home ifadesinde brought, bakış açısındaki değişimi gösterir: normalde ekranda görülen bir hikâye türü artık kişinin kendi dünyasında gerçekleşebilecek kadar gerçek ve rahatsız edici görünür. İfade tek başına olayın birinin evinin yakınında gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede brought so close to home ne anlama geliyor?
- Hikâyenin yalnızca kurgu olduğunu kanıtladı.
- Korkutucu olasılığı kişisel olarak ilgili ve gerçek hissettirdi.
- Polisiye programını yakındaki bir eve taşıdı.
Cevabı göster
Korkutucu olasılığı kişisel olarak ilgili ve gerçek hissettirdi.
It's understandable that he would be just as baffled
4:57Onun da herkes gibi şaşkına dönmesi anlaşılabilir
even more so: daha da yüksek bir derecede
Even more so, “daha da yüksek bir derecede” veya “daha da öyle” anlamına gelir. So, daha önce belirtilen bir nitelik veya durumun yerini alarak tekrarı önler. Burada so, şaşkın olma durumuna gönderme yapar: baba, kurbanla doğrudan akraba olduğu için daha da şaşkındı. Even derece karşılaştırmasını güçlendirir, since ile başlayan bölüm ise derecenin neden daha yüksek olduğunu açıklar. Bu yapıda so, “bu nedenle” anlamına gelmez; dinleyenin onun anlamını önceki bağlamdan çıkarması gerekir.
Alıştırma
Cümleyi worried sözcüğünün yerini alan ve “daha da yüksek bir derecede” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Maria was worried about the delay, and ____ after the storm warning.
Cevabı göster
even more so
Hafif söylemeyi belirten to say the least
To say the least, bilinçli olarak hafif söylenmiş bir değerlendirmeyi işaret eder. Dinleyiciye, az önceki açıklamanın ölçülü tutulduğunu ve daha güçlü bir yargının da haklı olacağını anlatır. Bu cümlede very unique ölçülü bir tanım olarak sunulur: durum aslında bundan çok daha olağan dışı veya rahatsız edicidir. Bu ifade, birine en azından belirli bir şeyi söylemesini emretmez.
Alıştırma
Örnekteki to say the least neyi ima ediyor?
- Durum yalnızca biraz sıra dışıdır.
- Soruşturmacıların bu ifadeyi aynen söylemesi gerekmektedir.
- Tanım bilinçli olarak ölçülüdür; gerçek durum daha da sıra dışıdır.
Cevabı göster
Tanım bilinçli olarak ölçülüdür; gerçek durum daha da sıra dışıdır.
The store continued to run for seven long years
5:18Mağaza yedi uzun yıl boyunca çalışmaya devam etti
Faaliyeti durdurma anlamında closed its doors
Bir işletme veya kurum closes its doors yaptığında faaliyetlerini durdurur ve artık müşterilere ya da kullanıcılara açık olmaz. İfade, giriş kapısını fiziksel olarak kapatma görüntüsünden gelir; ancak kuruluşun faaliyetlerini sona erdirmesini anlatır. Bu cümlede 2016 tarihi süpermarketin kalıcı olarak kapanmasını belirtir. Yalnızca akşam için kapandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede closed its doors bir işletmenin faaliyetlerini kalıcı olarak durdurduğu anlamında kullanılmıştır?
- The café closed its doors at 10 p.m. and reopened the next morning.
- The driver closed the car doors before leaving.
- After fifty years, the neighborhood cinema closed its doors for good.
Cevabı göster
After fifty years, the neighborhood cinema closed its doors for good.
Make your skin crawl: korku veya iğrenmeyle tüyleri diken diken etmek
Bu cümlede make your skin crawl, “güçlü bir korku, iğrenme veya tiksinti duygusu yaratmak” anlamına gelir. Tepki fizikselmiş gibi hissedilecek kadar yoğundur; cilt gerçekten hareket etmez. Kalıp make + iyelik belirleyicisi + skin + crawl şeklindedir. İyelik sözcüğü, tepkiyi hisseden kişiye göre değişir: It made my skin crawl; That can make your skin crawl.
Alıştırma
“Birini son derece ürkütmek veya iğrendirmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The thought of bugs moving inside the mattress can ____.
Cevabı göster
make your skin crawl
Lurk in the shadows: gölgelerde pusuya yatmak
Burada lurk in the shadows mecazidir: trajedi sıradan yaşamın içinde gizli ve fark edilmeden kalabilir, daha sonra da ortaya çıkabilir. Cümlede gerçek gölgeler veya bilerek saklanan gerçek bir kişi olması gerekmez. Lurk fiili, gizli bir varlığa uğursuzluk hissi katar; shadows ise tanıdık görünen yüzeyin görüşten sakladığı şeyleri temsil eder.
Alıştırma
“Gizli kalmak ve olası bir tehdit oluşturmak” anlamındaki ders mecazıyla cümleyi tamamlayın: Even in a calm community, serious problems can ____ for years.
Cevabı göster
lurk in the shadows
in the first place: ilk neden
In the first place bir şeyin ilk nedenine veya başlangıç koşuluna gönderme yapar. Burada, onun evden kaçmasına ve daha sonra mantıksız davranmasına yol açan neden olarak ruh sağlığı sorunlarına işaret eder; fiziksel bir yeri anlatmaz. Bu ifade, bir eylemin en başta neden yapıldığını sorgulamak veya o eylemin zaten hiç yapılmaması gerektiğini ima etmek için de kullanılabilir. Odak, durumu başlatan nedendir.
Alıştırma
İlk nedeni gösteren ifadeyi yazarak cümleyi tamamlayın: The plan was risky ____, so the team changed it before launch.
Cevabı göster
in the first place
Heading out amid a snowstorm ... we here at the Infographics Show believe: mantıksal özne
İngilizcede cümle başındaki ortaçlı ifade normalde virgülden sonra gelen dilbilgisel özneyi niteler. Burada Heading out amid a snowstorm, we here at the Infographics Show ifadesine bağlandığı için program ekibinin fırtınada dışarı çıktığı izlenimini verir. Asıl dışarı çıkan kişi Moncada'dır, ancak ana cümle programın bakış açısına geçer. Anlamı açık tutmak için başlangıçtaki ifadenin öznesi Moncada olmalı ya da After Moncada headed out amid a snowstorm without being properly equipped with shoes or socks, we here at the Infographics Show believe in the vitality of mental health gibi öznesi açık bir tam cümle kullanılmalıdır.
Alıştırma
Moncada'nın dışarı çıktığını ve program ekibinin görüşünü belirttiğini açıkça anlatan cümle hangisidir?
- After Moncada headed out amid a snowstorm without being properly equipped with shoes or socks, we here at the Infographics Show believe in the vitality of mental health.
- After we here at the Infographics Show headed out amid a snowstorm without being properly equipped with shoes or socks, Moncada became concerned about mental health.
- Heading out amid a snowstorm without being properly equipped with shoes or socks, we here at the Infographics Show believe in the vitality of mental health.
Cevabı göster
After Moncada headed out amid a snowstorm without being properly equipped with shoes or socks, we here at the Infographics Show believe in the vitality of mental health.
struggles from anxiety or cognitive disturbance, Kalıp ifadeler
6:04anksiyete veya bilişsel rahatsızlıkla mücadele ediyorsa,
struggles from anxiety: struggles with veya suffers from kullanın
Bu cümledeki struggles from anxiety, iki eşdizimi birbirine karıştırır ve standart İngilizcede doğal değildir. Birinin kaygıyla başa çıkmakta zorlandığını söylemek için struggles with anxiety kullanılır. Asıl ifade, struggle with ile suffer from yapılarını birleştirmiş görünür. Struggle fiilini koruyacaksanız from yerine with; from edatını koruyacaksanız struggles yerine suffers kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle struggle fiilini korurken doğal bir eşdizim kullanıyor?
- Maya struggles with anxiety and has asked for support.
- Maya struggles from anxiety and has asked for support.
Cevabı göster
Maya struggles with anxiety and has asked for support.
Your mental health is as important as your physical health
6:09Zihinsel sağlığınız fiziksel sağlığınız kadar önemlidir
There's nothing shameful about receiving help, Dilbilgisi
6:14Yardım almanın utanılacak hiçbir yanı yoktur,
There's nothing shameful about + -ing: bir şeyi yapmakta utanılacak bir şey olmadığını söylemek
There is nothing + sıfat + about + isim veya -ing biçimi yapısı, bir eylemin belirtilen olumsuz niteliğe kesinlikle sahip olmadığını güçlü biçimde ifade eder. Burada nothing shameful about receiving help, yardım almanın utanç kaynağı olduğu düşüncesini reddeder. About bir edattır; bu nedenle ardından isim veya ulaç gelir. Bu yüzden receiving doğrudur; receive bu yapıya uymaz.
Alıştırma
Güvence veren cümleyi ask fiilinin doğal -ing biçimiyle tamamlayın: There's nothing shameful about ____ for help.
Cevabı göster
asking
The circumstances surrounding the death of Mario Moncada
6:19Mario Moncada'nın ölümünü çevreleyen koşullar
because at least that would have been a far better fate
6:34çünkü bu en azından onun başına gelebilecek olanlardan
could have transpired against him: sözcük birleşimini düzeltme
Bu cümlede could have transpired against him ifadesiyle “onun başına gelmiş olabilecek şey” anlatılmak isteniyor. Transpire, özellikle resmî dilde “meydana gelmek” anlamına gelebilir; ancak bir kişiyi etkileyen olayı anlatmak için against + kişi ile doğal biçimde kullanılmaz. Amaçlanan anlam için what could have happened to him kullanılır. Birinin ona bilerek zarar vermiş olabileceği anlatılacaksa what could have been done to him kullanılabilir. Against him, ona karşı bir muhalefet veya düşmanca eylem çağrıştırdığı için olay ile kişi arasındaki ilişkiyi değiştirir.
Alıştırma
Cümleyi happen kullanan doğal ifadeyle tamamlayın: No one knows what could have ____ him in the abandoned tunnel.
Cevabı göster
happened to
Namely: kesin ayrıntıyı belirtme
Namely, önceki genel ifadeye gönderme yapar ve o ifadenin tam olarak hangi ayrıntıyı anlattığını belirtir. Burada “çok daha iyi kader” ile neyin karşılaştırıldığını açıklar: kapana kısıldığının tamamen farkında ve korku içinde olmak. Namely belirli içeriği tanımladığı için olası bir örnek eklemek yerine anlamı daraltır. Özenli açıklamalarda ve resmî ya da tarafsız yazılarda yaygındır.
Alıştırma
“the delivery date” ifadesinin yalnızca bir örnek değil, doğrulanacak kesin ayrıntı olduğunu hangi bağlaç gösterir? We need to confirm one detail, ___ the delivery date.
- for example
- however
- namely
Cevabı göster
namely
there is no way to know for certain Kalıp ifadeler
6:47o soğutucuların arkasında neler olup bittiğini
there is no way to know for certain: kanıtlar kesin bir cevap vermiyor
there is no way to know for certain ifadesi, eldeki kanıtların kesin bir cevap vermeye yetmediği anlamına gelir. Buradaki no way, fiziksel bir yolun bulunmamasını değil, bilginin sınırını anlatır. For certain, “hiçbir şüphe olmadan” demektir. İfadenin bütünü, gerçek olarak desteklenebilen bilgiyi yalnızca tahmin edilebilen bilgiden ayırır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The camera was not recording, so ____ who entered the room.
Cevabı göster
there is no way to know for certain
“gerçekleşti” anlamında went on
Burada went on, “oldu” veya “gerçekleşti” anlamındaki go on fiilinin geçmiş zaman biçimidir. what went on ifadesindeki what, belirli bir yerde veya zaman aralığında gerçekleşen olayları ya da faaliyetleri sorar. Bu kullanım ayrıntılar bilinmediğinde, gizlendiğinde, kafa karıştırıcı olduğunda veya araştırıldığında sık görülür. Bu cümlede “devam etti” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede went on “oldu veya gerçekleşti” anlamına gelir?
- The concert went on for another hour.
- No one knows what went on in the locked office.
- Please go on with your story.
Cevabı göster
No one knows what went on in the locked office.
All we know for sure is that ...: bir iddiayı doğrulanmış gerçeklerle sınırlamak
All we know for sure is that ... bir odaklama kalıbıdır. Burada All, “kesin olarak bilinenlerin tamamı” demektir; “birçok gerçek” anlamına gelmez. that’ten sonraki yan cümle, kesin kabul edilebilecek sınırlı bilgiyi verir. Birden fazla açıklama mümkünken yalnızca bir sonuç kanıtlarla destekleniyorsa bu kalıbı kullanın. Kanıt ile varsayım arasındaki sınırı açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki All ile başlayan yedi kelimelik odaklama kalıbıyla tamamlayın: The cause is still unknown. ____ the door was already open when the guard arrived.
Cevabı göster
All we know for sure is that
under the noses: çok yakında ama fark edilmeden
under the noses of those working and shopping ifadesinde olay, çalışanların ve müşterilerin çok yakınında ya da düzenli olarak bulundukları bir yerde, onlar fark etmeden gerçekleşmiştir. of ile başlayan bölüm birçok kişiyi belirttiği için noses çoğuldur. Bu deyim, olayın fark edilmemesinin özellikle şaşırtıcı olduğunu vurgular. Birinin burnunun fiziksel olarak altındaki bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki deyimin birinci çoğul kişi biçimiyle tamamlayın: The billing error continued for months, right ____, but none of us noticed it.
Cevabı göster
under our noses
These missing people were mysteriously found alive.
7:11Bu kayıp insanlar gizemli bir şekilde canlı bulundu.