Peppa Pig Yağmurlu Bir Günde Gökkuşağı Kovalamanın Tadını Çıkarıyor: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın ailesi dağlara yaptıkları araba yolculuğunu renk bulma oyununa dönüştürür, sevdikleri renklerle eşleşen dondurmaların tadını çıkarır ve bir gökkuşağını kovalar. Sonunda gökkuşağının bıraktığı “hazinenin” büyük, çamurlu bir su birikintisi olduğunu keşfederler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Are we nearly there yet? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir yolcunun, özellikle heyecanlı veya sabırsız bir çocuğun, varış noktasına yaklaşılıp yaklaşılmadığını sormak için kullandığı doğal ifadeyi öğrenin. Böylece yolculuk sırasında doğrudan çeviriden kaynaklanan hatalı bir “yakında varıyor muyuz” yapısı yerine duruma uygun biçimde soru sorabilirsiniz. 2. only comes out when — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: only ile when yan cümlesinin, bir olayın yalnızca belirli bir koşulda gerçekleştiğini nasıl anlattığını kavrayın; hikâyede gökkuşağı yağmur ve güneş aynı anda varken belirir. Bu kalıbı doğa olaylarını, kuralları ve tekrarlanan koşulları açıklarken kullanabilirsiniz. 3. cheeky rainbow. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: cheeky sözcüğünün Britanya İngilizcesinde burada ciddi bir hakaret değil, şakacı bir tonla yaramaz veya afacan anlamına geldiğini fark edin. Böylece kişileştirilmiş gökkuşağına yöneltilen sevecen sitemi anlayabilir ve sözcüğü uygun hafiflikte kullanabilirsiniz.
Bu derste
This is my little brother: erkek kardeşini tanıtmak
Yanınızda bulunan veya dinleyenin görebildiği birini tanıtmak için This is my + akrabalık ilişkisi ya da isim yapısını kullanın. Burada my little brother tanıtılan kişiyi, George ise onun adını belirtir. Aile ilişkilerinde little brother, sizden daha küçük bir erkek kardeş anlamına gelir. Buradaki little, boyu veya vücut ölçüsünü değil, yaşı ve kardeşler arasındaki sırayı anlatır.
Alıştırma
Leo'yu küçük erkek kardeşiniz olarak doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- This my little brother is Leo.
- This is my small brother, Leo.
- This is my little brother, Leo.
Cevabı göster
This is my little brother, Leo.
Peppa and her family are going for a drive to the mountains. Kalıp ifadeler
0:19Peppa ve ailesi dağlara doğru arabayla gezintiye çıkıyor.
going for a drive: arabayla gezintiye çıkmak
Go for a drive, çoğunlukla eğlenmek veya ortam değiştirmek için arabayla bir geziye çıkmak anlamına gelir. Altyazıda are going for a drive ailenin o anki araba gezisini anlatır, to the mountains ise hedefi ekler. Burada drive, araba kullanmak fiili değil, bir araba yolculuğu anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Bu yüzden kalıp ifade for a drive biçimindedir.
Alıştırma
Bu notta öğretilen ifadeyle daveti tamamlayın: Let's ____ after lunch.
Cevabı göster
go for a drive
Are we nearly there yet?: varışa az kalıp kalmadığını sormak
Are we nearly there yet?, bir yolcunun herkesin bildiği bir varış noktasına yaklaşılıp yaklaşılmadığını sormak için kullandığı doğal bir sorudur. Be nearly there, “varmaya yakın olmak” anlamına gelir; there ise ortak olarak bilinen o varış noktasını gösterir. Bu sorudaki yet, yolculukta beklenen aşamaya şimdiye kadar ulaşılıp ulaşılmadığını sorar. Heyecanı veya sabırsızlığı gösterebilir; soruyu tekrar tekrar sormak karşı tarafı sıkıştırıyormuş gibi duyulabilir.
Alıştırma
Hayvanat bahçesine araçla gidiyorsunuz ve varışa yaklaşıp yaklaşmadığınızı sormak istiyorsunuz. Hangi cümle doğaldır?
- Are we nearly there yet?
- Are we arrive soon yet?
- Do we nearly arrive there?
Cevabı göster
Are we nearly there yet?
Not yet: beklenen bir şeyin hâlâ gerçekleşmemiş olması
Not yet, beklenen bir olayın veya durumun şimdiye kadar gerçekleşmediğini belirten kalıplaşmış kısa bir yanıttır. Eksik bırakılan düşünceyi önceki soru tamamlar; burada We are not nearly there yet. anlamına gelir. Genellikle olayın veya durumun daha sonra gerçekleşebileceğini düşündürür. Görevler, varışlar, hazırlık durumu ve başlangıçlar hakkında da aynı kısa yanıt kullanılabilir.
Alıştırma
Daha sonra olması beklenen bir şeyin şimdi henüz gerçekleşmediğini anlatan standart iki sözcüklü ifadeyle yanıtı tamamlayın: Is dinner ready? — ____.
Cevabı göster
Not yet
Let's play a game: Let's + fiilin yalın hâli
Let's + fiilin yalın hâli, konuşanın ve hitap ettiği kişilerin birlikte bir şey yapmasını önermek için kullanılır. Let's play a game cümlesinde play yalın hâlde kalır ve cümle karşıdaki kişiyi oyuna katılmaya davet eder. Let's, bu yapıda let us ifadesinin yaygın kısaltmasıdır. Bir grubun sırada ne yapacağını yönlendirebilse de eylemi yalnızca dinleyene verilen bir emir olarak değil, ortak bir plan olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle birlikte sandviç yapmayı doğru biçimde önerir?
- Let's make a sandwich.
- Let's to make a sandwich.
- Let's making a sandwich.
Cevabı göster
Let's make a sandwich.
We each have to spot a car of our favorite color. Notlar
0:30Her birimiz en sevdiğimiz renkte bir araba bulmalıyız.
We each have to: herkes için ayrı bir görev
We each have to + fiilin yalın hâli, aynı zorunluluğun gruptaki her kişi için ayrı ayrı geçerli olduğunu anlatır. Each, özne zamiri we'den sonra gelir; have de we ile uyumludur: We each have to denir, We each has to denmez. Bu cümlede her kişi bir araba bulmalıdır; grup tek bir arama görevini birlikte yapan tek bir bütün değildir. Bu yapı kuralları ve paylaştırılmış sorumlulukları açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle gruptaki her kişinin bir atıştırmalık getirmek zorunda olduğunu doğru biçimde anlatır?
- We each have to bring one snack.
- We each has to bring one snack.
- We have each to bringing one snack.
Cevabı göster
We each have to bring one snack.
spot a car: spot ‘fark etmek veya bulmak’ demektir
spot a car ifadesinde spot, bir arabayı gözle fark etmek veya bulmak anlamına gelen bir fiildir. Çoğu zaman hedefi çevredeki diğer şeylerin arasından seçmeyi anlatır; bu nedenle gözlem ve bulma oyunlarına uygundur. Burada spot, “küçük leke” anlamındaki isim değildir. spot a car ifadesi de “arabaya işaret koymak” anlamına gelmez. Yapı spot + fark edilen kişi veya şey biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede spot, “gözle fark etmek veya bulmak” anlamında bir fiil olarak kullanılmıştır?
- We marked a spot beside the door.
- I spotted a rainbow above the trees.
- There's a muddy spot on my shoe.
Cevabı göster
I spotted a rainbow above the trees.
Mine is orange: mine, my favorite color ifadesinin yerini alır
Mine bir iyelik zamiridir. Daha önce ne olduğu belli olan my + isim veya isim öbeğinin yerini alır. Burada mine, my favorite color anlamındadır; bu yüzden Mine is orange. cümlesi favorite color ifadesinin tekrarını önler. Mine zaten “benimki” anlamını içerdiği için tek başına özne olabilir. Ardından isim getirilmez: mine veya my favorite color denir, mine favorite color denmez.
Alıştırma
cup kelimesini tekrarlamamak için mine kullanarak yanıtı tamamlayın: Your cup is blue. ____ green.
Cevabı göster
Mine is
What's your favorite color? ile en sevilen şeyi sormak
What's your favorite color? birinin en çok hangi rengi sevdiğini sormanın yaygın bir yoludur. What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. Favorite kendisinden sonra gelen ismi niteler; bu nedenle doğru sıra color favorite değil, favorite color şeklindedir. Başka tercihleri sormak için color yerine başka bir isim kullanabilirsiniz: What's your favorite food? veya What's your favorite game?
Alıştırma
Birine en sevdiği oyunu doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- What your favorite game is?
- What's your game favorite?
- What's your favorite game?
Cevabı göster
What's your favorite game?
Let's see which color car comes along first. Notlar
0:48Bakalım kimin rengindeki araba önce gelecek.
Let's see which ... first ile sonucu birlikte gözlemlemek
Let's see which ... insanların bir sonucu öğrenmek için birlikte izleyeceği, bekleyeceği veya karşılaştırma yapacağı durumlarda kullanılır. Burada herkes ilk gelen arabanın hangi renkte olduğunu görecektir. Comes along, bir şeyin gelmesi veya sahnede belirmesi anlamındadır. Which color car comes along first, see fiilinin içeriğidir. Which color car isim öbeği comes fiilinin öznesi olduğu için yan cümle doğrudan comes ile devam eder; does veya soru cümlesi devrikliği gerekmez. Aynı yapı Let's see which team finishes first. cümlesinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle birini sonucu izleyip öğrenmeye doğal biçimde davet eder?
- Which team should finish first?
- Tell me which team finished first.
- Let's see which team finishes first.
Cevabı göster
Let's see which team finishes first.
comes along: olaylar ilerlerken ortaya çıkmak
Bu cümlede comes along, herkes beklerken arabanın görünmesi veya beklenen yere ulaşması anlamına gelir. Ortaya çıkan şey arabadır; first ise bunu diğerlerinden önce yapanı belirtir. Burada come along bir öbek fiildir. Along, birinin mutlaka başka biriyle birlikte gelmesi gerektiği anlamına gelmez. Bu anlam, olaylar ilerlerken ortaya çıkan bir kişiyi, fırsatı veya çözümü de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi come along ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We can wait here until the next taxi ____.
Cevabı göster
comes along
Here is Candy Cat: ortaya çıkan birini sunmak
Here is + isim öbeği bir sunma kalıbıdır. Bu cümlede anlatıcı, Candy Cat ortaya çıktığında izleyicinin dikkatini ona yöneltir. Buradaki here, yalnızca onun bu yerde bulunduğunu değil, artık görünür olduğunu anlatır. Bu kalıpta is, isim öbeğinden önce gelir: Here is Candy Cat. Bir zamir kullanıldığında İngilizcede normal sıra Here she is olur; Here is she kullanılmaz.
Alıştırma
Birini sunmak için Here is... kalıbını kullanın: ____ our next guest, Maya.
Cevabı göster
Here is
Here is Danny Dog in Grandad Dog's breakdown truck. Kültür
1:07İşte Büyükbaba Köpek'in çekicisinde Köpek Danny.
breakdown truck: bir yol yardım aracı
Burada breakdown truck, bir otomobil veya başka bir araç arızalandığında yardıma gelen yol yardım aracıdır. Danny Dog, Grandad Dog'un aracındadır. Bu birleşik isimde breakdown, duygusal bir çöküşü değil, araç arızasını ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede breakdown truck ne anlama geliyor?
- Yalnızca yeni otomobilleri teslim etmek için kullanılan bir kamyon.
- Arıza yapmış araçlara yardım eden veya onları kurtaran bir araç.
- Yol yapım malzemeleri taşıyan bir kamyon.
Cevabı göster
Arıza yapmış araçlara yardım eden veya onları kurtaran bir araç.
So I win: so bir sonuç bildirir
So I win cümlesinin başındaki so, I win sonucunun az önce belirtilen olgu veya kuraldan çıktığını dinleyiciye anlatır. Mesajı önce gerekçe, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Burada so, dolayısıyla veya bunun sonucunda anlamına gelir. Olayların sırasını anlatan sonra anlamında değildir.
Alıştırma
Sonuç bildirmek için dersteki tek kelimelik bağlacı kullanın: The answer is correct, ____ I get a point.
Cevabı göster
so
a silly game: hafif ve çocuksu bir yakınma
Burada a silly game, oyun beklendiği gibi gitmediği için onu saçma ya da eğlencesiz bulan çocuksu ve hafif bir yakınmadır. Bu, oyunun tasarımına ilişkin nesnel bir değerlendirme değil, duygusal bir tepkidir. Silly, bir şeyin saçma, çocuksu veya ciddiye alınmaya değmez göründüğünü anlatabilir. Bu kullanımda eleştiri ağır değil, hafiftir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız zararsız bir karışıklık yaptıktan sonra gülüyor. Hangi cümle daha hafif ve şakacı bir eleştiri yapar?
- That was a dangerous mistake.
- That was a silly mistake.
- That was a stupid mistake.
Cevabı göster
That was a silly mistake.
There isn't ... anywhere: tam yokluğu ifade etmek
There isn't a red car, kırmızı bir arabanın bulunmadığını söyler. Anywhere olumsuzluğu ilgili bölgedeki tüm olası yerlere yayar; böylece cümlenin tamamı konuşanın hiç kırmızı araba bulamadığı anlamına gelir. Kalıp There isn't + tekil isim + anywhere biçimindedir. Olumsuz bir cümlede anywhere “herhangi bir yerde” demektir ve bütün ifade “hiçbir yerde” anlamını verir.
Alıştırma
Cümleyi There isn't ... anywhere kalıbı ve a clean cup sözleriyle tamamlayın: We checked the whole kitchen, but ____.
Cevabı göster
there isn't a clean cup anywhere
There is one...: bir tane olduğunu vurgulamak
“There is + isim”, bir kişinin ya da şeyin var olduğunu belirtir. one sözcüğünden sonra tekil ve sayılabilen bir isim geldiğinde is kullanılır: There is one red car. Burada one sayıyı önemli hâle getirir. Daha önce söylenen “hiç kırmızı araba yok” iddiasıyla karşıtlık kurar ve gerçekten bir kırmızı araba olduğunu söyleyerek bu iddiayı nazikçe düzeltir.
Alıştırma
Birisi “There are no clean cups.” diyor. Tek bir temiz bardağın var olduğunu belirterek bu iddiayı nazikçe düzelten cevap hangisidir?
- There are some clean cups on the shelf.
- That clean cup is on the shelf.
- There is one clean cup on the shelf.
Cevabı göster
There is one clean cup on the shelf.
What color is...?: bir şeyin rengini sormak
Tek bir şeyin rengini sormak için What color is + tekil özne? kalıbını kullanın. Bu cümlede our car öznedir. what color ifadesini birlikte cümlenin başına getirin ve ardından is sözcüğünü özneden önce kullanın: What color is our car? Özne çoğulsa are kullanılır: What color are the doors?
Alıştırma
Tek bir bisikletin rengini soran soru hangisidir?
- Which bicycle is yours?
- Is your bicycle red?
- What color is your bicycle?
Cevabı göster
What color is your bicycle?
have arrived at: varış noktasına ulaşma ve sonucu şu anda geçerli olma
Have arrived, İngilizcedeki present perfect yapısıdır: have + geçmiş zaman ortacı arrived. Yolculuğun tamamlandığını ve sonucunun şu an önemli olduğunu, yani ailenin artık varış noktasında bulunduğunu anlatır. Buradaki have yardımcı fiildir; sahip olmak anlamına gelmez. Arrive fiilinden sonra bir yer geldiğinde genellikle edat gerekir. Arrive at the mountains ifadesinde at, mountains sözcüğünü yolculuğun bitiş noktası olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp have/has arrived at + belirli bir varış noktası veya bitiş noktasıdır.
Alıştırma
Cümleyi arrive fiilinin present perfect biçimi ve belirli bir varış noktası için doğru edatla tamamlayın: The guests ____ the hotel.
Cevabı göster
have arrived at
We'll have a fantastic view when we get to the top. Dilbilgisi
1:53Tepeye vardığımızda harika bir manzaramız olacak.
when we get to the top: gelecek zaman yan cümlesinde simple present
When we get to the top bir zaman yan cümlesidir. Ana cümledeki geleceğe ait sonucun ne zaman gerçekleşeceğini gösterir. Buradaki get to, ulaşmak anlamına gelir. When ile başlayan ve gelecekten söz eden zaman yan cümlesinde normalde simple present kullanılır: when we get denir, when we will get denmez. Ana cümlede yine will kullanılabilir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp will + fiilin yalın hâli ... when + simple present biçimindedir.
Alıştırma
Gelecek zaman anlamlı yan cümleyi get to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We'll eat lunch when we ____ the park.
Cevabı göster
get to
Oh dear: küçük bir soruna verilen yumuşak tepki
"Oh dear.", bir şey biraz ters gittiğinde ya da endişe, hayal kırıklığı veya üzüntü hissedildiğinde kullanılan hafif bir ünlemdir. Burada istenmeyen fakat başa çıkılabilecek bir değişikliğe tepki verir. Bu kalıplaşmış tepkide dear, konuşulan kişiye hitap etme sözü değildir. Dear kelimesini tek başına çevirmek yerine ifadenin tamamını yumuşak bir tepki olarak öğrenin.
Alıştırma
Hafif yağmur başlarken şemsiyenizi unuttuğunuzu fark ediyorsunuz. Hangi tepki telaşlı görünmeden hafif bir hayal kırıklığı gösterir?
- Oh dear.
- Oh no! This is a disaster!
- Congratulations!
Cevabı göster
Oh dear.
has started to rain: şu an önem taşıyan bir değişiklik
has started to rain ifadesinde has + geçmiş zaman ortacı started, present perfect yapısını oluşturur. Bu yapı yağmurun başlamasını, zaten gerçekleşmiş ve şu anla ilgili bir değişiklik olarak sunar; mevcut hava veya planlar bu değişiklikten etkilenir. Tekil bir özneyle kullanılan has started to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin veya sürecin başladığını belirtir. Başlangıcı tamamlanmış bir geçmiş zamana yerleştirmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi üç sözcükle tamamlayın. has ve start fiilini kullanın: The baby was quiet a moment ago, but now she ____ cry.
Cevabı göster
has started to
Four ice creams, please. ile tezgahta kısa sipariş verme
Tezgahta Four ice creams, please. özne ve fiil içermese de iletişim açısından eksiksiz bir sipariş olur. Durum, daha tam olan I'd like four ice creams, please. anlamını sağlar. Yeniden kullanılabilen kalıp sayı + ürün + please şeklindedir. Burada ice creams, ayrı ayrı sunulan dört porsiyonu veya dört dondurmayı saydığı için isim çoğuldur.
Alıştırma
Bir kafede iki kahve sipariş etmenin doğal ve kısa yolu hangi cümledir?
- Can I two coffees, please?
- Two coffee, please.
- Two coffees, please.
Cevabı göster
Two coffees, please.
would you like? ile kibarca seçim sorma
What flavors would you like? cümlesindeki would you like, müşteriden kibarca seçim yapmasını ister. Burada would soruyu geçmiş zamana taşımaz; soruyu yumuşatır ve hizmet ya da misafir ağırlama ortamına uygun hâle getirir. What + category + would you like? kalıbı, o kategori içinden bir seçim sorar: What size would you like? Evet ya da hayırla cevaplanan bir teklifte ise Would you like + noun veya to-infinitive kullanılır; örneğin Would you like some tea?
Alıştırma
Bir mağaza görevlisi müşteriden kibarca beden seçmesini istiyor. En uygun soru hangisidir?
- What size do you own?
- What size did you like yesterday?
- What size would you like?
Cevabı göster
What size would you like?
Mint, orange, strawberry, and blueberry, please.
2:23Nane, portakal, çilek ve yaban mersini, lütfen.
Look what I've got: bir şeyi gösterme
“Look what I've got.” bir şeyi göstermeden önce karşıdaki kişinin dikkatini çekmek için kullanılan konuşma diline ait bir ifadedir. “Bende olan veya getirdiğim şeye bak” anlamına gelir ve çoğu zaman sevinçli ya da heyecanlı bir ton taşır. Burada “I've got” şu anki sonucu vurgular: konuşan kişi artık o şeye sahiptir. Bu, o şeyi satın aldığı anlamına gelmez; onu almış, bulmuş veya getirmiş olabilir.
Alıştırma
Elinizde yeni bir hediye var ve bir arkadaşınızın onu fark etmesini istiyorsunuz. En doğal cümle hangisidir?
- Tell me what you've got.
- Look what I've got.
- Look where I'm going.
Cevabı göster
Look what I've got.
Green for me: kendi payını seçme
“Green for me.” insanların bir şeyleri seçtiği veya paylaştığı durumlarda kullanılan kısa bir konuşma parçasıdır. Green, “yeşil olan” yerine geçer; for me ise onun konuşan kişinin seçimi ya da payı olduğunu belirtir. Tam düşünce “The green one is for me” veya “I'll have the green one.” şeklinde söylenebilir. Buradaki for, soyut bir amaç olan “benim yararım için” anlamını değil, seçeneğin kime ayrıldığını gösterir.
Alıştırma
Mavi olanı seçtiğinizi belirten iki sözcükle hızlı seçimi tamamlayın: Blue ____, please.
Cevabı göster
for me
George's is blue: 's sonrasında bilinen ismi düşürme
Bu cümlede George's tek başına George's ice cream yerine kullanılır; yani “George'un dondurması” demektir. Mavi olan dondurmadır; George'un kendisinin mavi olduğu söylenmez. Sahip olunan nesne zaten belliyse İngilizcede tekrar eden isim düşürülebilir ve “kişi adı + 's” bütün isim öbeğinin yerini tutabilir.
Alıştırma
bag sözcüğünü tekrarlamamak için cümleyi Leo'nun bağımsız iyelik biçimiyle tamamlayın: My bag is black, and ____ is brown.
Cevabı göster
Leo's
has come out: güneşin görünür hâle gelmesi
Burada has come out, güneşin bulutların arkasından göründüğü ve artık görülebildiği anlamına gelir. Out, gizli durumdan görünür duruma geçişi anlatır. Present perfect yapıdaki has come out, bunu yakın zamanda gerçekleşen ve sonucu şu anda devam eden bir değişim olarak sunar: güneş artık görünür durumdadır.
Alıştırma
Hava durumu cümlesini come out fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The clouds have moved away, and the sun ____.
Cevabı göster
has come out
A rainbow only comes out when it's rainy and sunny at the same time. Notlar
3:02Bir gökkuşağı sadece aynı anda hem yağmur yağıp hem güneş açtığında çıkar.
only comes out when: bir olayı gerekli bir koşulla sınırlamak
only comes out when... yapısında only, comes out eyleminin gerçekleşme koşulunu sınırlar. Gökkuşağı yalnızca when yan cümlesindeki koşul doğruysa ortaya çıkabilir; only burada kısa bir süre görünmek anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp özne + only + fiil + when + koşul şeklindedir. Bir olayın, alışkanlığın veya sürecin gerekli bir koşul altında gerçekleştiğini anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, uygulamanın güncellenmesi için Wi-Fi bağlantısının gerekli bir koşul olduğunu belirtir?
- The app updates when the phone is connected to Wi-Fi.
- The app only updates when the phone is connected to Wi-Fi.
- The app only updates for a short time.
Cevabı göster
The app only updates when the phone is connected to Wi-Fi.
at the same time: eylemlerin veya durumların zaman bakımından örtüşmesi
At the same time, iki veya daha fazla eylemin ya da durumun aynı zaman diliminde gerçekleştiğini belirtir. Burada rainy ve sunny durumları birlikte geçerlidir. Bu ifade belirli bir saatten değil, zaman bakımından örtüşmeden söz eder. Genellikle bağladığı eylem veya durumlardan sonra gelir.
Alıştırma
Hangi cümle iki alarmın aynı anda çaldığını belirtir?
- The two alarms rang on time.
- The two alarms rang in time.
- The two alarms rang at the same time.
Cevabı göster
The two alarms rang at the same time.
It's got ile şimdiki sahiplik veya içerik
It's got ifadesindeki 's, has anlamına gelir: It's got, It has got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada tüm ifade, bir şeyin bir şeye sahip olduğunu veya onu içerdiğini anlatır; got geçmişte bir şeyi edinme eylemini anlatmaz. Bir şeyin parçasını, özelliğini veya içinde bulunan bir öğeyi belirtmek için It's got + isim grubu yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi It has anlamına gelen, Britanya İngilizcesindeki kısaltılmış konuşma biçimiyle tamamlayın: ____ two bright buttons.
Cevabı göster
It's got
And do you know what you find at the end of a rainbow? Notlar
3:19Peki bir gökkuşağının sonunda ne bulursunuz biliyor musunuz?
Do you know what you find: iç içe sorularda sözcük sırası
Do you know what you find...? yapısı, what ile başlayan yan cümleyi daha büyük olan Do you know...? sorusunun içine yerleştirir. Konuşan kişi dinleyicinin cevabı bilip bilmediğini sorar; bu kalıp bir bilgi, bilmece veya şaşırtıcı cevap sunmak için de kullanılabilir. İçteki bölüm düz cümle sırasını kullanır: what + özne + fiil; what you find örneğinde olduğu gibi. Bu bölümün içine bir do daha eklenmez. Buna karşılık gelen doğrudan soru What do you find...? şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle Do you know sonrasında iç içe soruyu doğru kullanıyor?
- Do you know where the library is?
- Do you know where is the library?
Cevabı göster
Do you know where the library is?
at the end of a rainbow: masallardaki hazine imgesi
At the end of a rainbow burada, halk hikâyeleri ve çocuk masallarındaki tanıdık bir düşünceyi anlatır: gökkuşağının bittiği yerde bir hazine, çoğu zaman da bir küp altın bulunabilir. Bu, bilimsel bir iddia değil, hayal gücüne dayalı bir hikâye anlatımıdır. Gökkuşağının yürüyerek ulaşılabilecek sabit bir fiziksel son noktası yoktur.
Alıştırma
at the end of a rainbow bu cümleye hangi arka planı katar?
- Orada bir hazine bulunabileceğine dair masal düşüncesi
- Gökkuşağının yerini belirlemeye yarayan bilimsel bir yöntem
- Şiddetli yağmurla ilgili bir hava durumu uyarısı
Cevabı göster
Orada bir hazine bulunabileceğine dair masal düşüncesi
Can we go find...?: birlikte hareket etmek için izin istemek
Burada Can we...?, şimdi bir şey yapmak için izin ister. Asıl soru, grubun bunu yapabilecek beceriye sahip olup olmadığı değildir. Özne we olduğu için konuşan kişi hem kendisi hem de en az bir başka kişi adına izin ister; bu istek birlikte hareket etme önerisi gibi de duyulabilir. Yapı Can we + fiilin yalın hâli...? şeklindedir. Günlük ve samimi konuşmada go find, go and find anlamına gelir; yani gidip bir şeyi aramak veya bulmaktır.
Alıştırma
Can we...? ve go find kullanarak isteği tamamlayın: ____ the lost ball now?
Cevabı göster
Can we go find
The end of the rainbow looks like it's just on the next hill. Kalıp ifadeler
3:32Gökkuşağının sonu hemen yandaki tepedeymiş gibi görünüyor.
looks like + yan cümle: kesin olmayan bir çıkarım
Burada looks like, konuşanın gördüklerine dayanan bir çıkarımı aktarır: gökkuşağının sonu bir sonraki tepede gibi görünür, ancak konuşan bunu kesin bir gerçek olarak sunmaz. Yapı özne + look(s) like + yan cümledir. Bu cümlede yan cümle it's just on the next hill bölümüdür. Like, look like ifadesinin bir parçasıdır; burada sevmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir dükkândaki bütün ışıkların kapalı olduğunu görüyorsunuz. Kesin olmayan bir çıkarım yapmak için looks like + yan cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- It likes the shop is closed.
- It looks like the shop is closed.
- It looks the shop is closed.
Cevabı göster
It looks like the shop is closed.
rainy sunny day: kısa ve ritmik şarkı ifadesi
Bu şarkı sözünde rainy ve sunny sözcüklerinin ikisi de day sözcüğünü niteler. Birlikte, hem yağmurun hem güneş ışığının olduğu ve gökkuşağının ortaya çıkmasına olanak veren bir günü canlandırırlar. And sözcüğünün kullanılmaması ifadeyi kısa ve ritmik yapar. Rainy sunny day, yaratıcı bir şarkı dilidir; standart ve kalıplaşmış bir hava durumu terimi değildir.
Alıştırma
Bu şarkı sözünde rainy sunny day ne anlatıyor?
- Yağmurlu fakat hiç güneş ışığı olmayan bir günü anlatır.
- İki ayrı gün için kullanılan teknik bir hava tahmini terimidir.
- Hem yağmurun hem güneş ışığının olduğu bir günü kısa, şarkı diline uygun biçimde anlatır.
Cevabı göster
Hem yağmurun hem güneş ışığının olduğu bir günü kısa, şarkı diline uygun biçimde anlatır.
here to play: gökkuşağını kişileştirmek
The rainbow's here to play cümlesinde be here to + fiilin yalın hâli, birinin belirli bir amaçla orada bulunduğunu anlatır: gökkuşağı oynamaya gelmiş gibi düşünülür. Gökkuşağı gerçekte seçim yapamaz veya oyun oynayamaz. Bu nedenle dizede kişileştirme vardır. Bir doğa olayına insana özgü bir eylem verilerek bilimsel bir gerçek anlatmak yerine şarkıya canlı ve sıcak bir hava katılır.
Alıştırma
The rainbow's here to play dizesinde here to play nasıl bir işlev görür?
- Çocukların bir gökkuşağına karşı resmî bir maç yaptığını söyler.
- Gökkuşağının nasıl oluştuğunu bilimsel olarak açıklar.
- Gökkuşağını oynamaya gelmiş bir karakter olarak hayal eder.
Cevabı göster
Gökkuşağını oynamaya gelmiş bir karakter olarak hayal eder.
red and orange and yellow and green and purple and blue.
3:50kırmızı ve turuncu ve sarı ve yeşil ve mor ve mavi.
Rainbow, rainbow, it's a rainy sunny day.
3:54Gökkuşağı, gökkuşağı, hem yağmurlu hem güneşli bir gün.
Here we are: varıldığını duyurmak
Here we are, siz ve yanınızdaki kişiler bir varış noktasına ulaştığınızda kullanılan yaygın bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede yalnızca grubun burada olduğunu kelimesi kelimesine söylemez; “İşte geldik” veya “Yer burası” anlamına gelir. Bir rehber, sürücü, ebeveyn ya da başkalarıyla yolculuk eden herhangi biri, yolculuğun bittiğini belirtmek ve grubun vardığını duyurmak için bu ifadeyi kullanabilir.
Alıştırma
Grubun vardığını duyuran ve Here ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: After leading your friends to the cafe, you say, "____."
Cevabı göster
Here we are
Where's ... gone?, Where has ... gone? demektir
Where's our rainbow gone? cümlesinde Where's, Where has'in kısaltmasıdır. Has ile geçmiş zaman ortacı gone, present perfect yapısını oluşturur ve daha önce burada olan bir şeyin nereye gittiğini sorar. Where's, where is anlamına da gelebilir; ancak bu kalıpta öyle değildir. Where's + isim + gone? yapısını gördüğünüzde, 's ekinin has anlamına geldiğini gone sözcüğünden anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Where's my hat gone? cümlesinin kısaltılmamış biçimi hangisidir?
- Where is my hat?
- Where has my hat gone?
- Where did my hat go?
Cevabı göster
Where has my hat gone?
cheeky rainbow: şakacı ve hafifçe yaramaz
Burada cheeky, ciddi biçimde kaba değil, şakacı şekilde yaramaz veya biraz cüretkâr anlamındadır. Konuşan kişi, gökkuşağının kaçmayı kendisinin seçtiğini hayal eder ve onu eğlenerek hafifçe azarlar. You + sıfat + isim, doğrudan hitap yapısıdır: You cheeky rainbow! gökkuşağıyla bir insanmış gibi konuşur. Bu yapı sevgi, kızgınlık veya şaşkınlık gösterebilir; bu nedenle ifadenin gücünü ses tonu ve bağlam belirler.
Alıştırma
Sıcak ve şakacı bir sesle söylendiğinde You cheeky rainbow. burada ne anlama gelir?
- Konuşan kişi, yaramaz olduğu için gökkuşağına hafifçe takılıyor.
- Konuşan kişi, zararlı davranış konusunda ciddi bir suçlamada bulunuyor.
- Konuşan kişi, gökkuşağının terbiyesini resmî biçimde övüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, yaramaz olduğu için gökkuşağına hafifçe takılıyor.
It's stopped raining: şimdiki sonucu anlatan present perfect
Bu cümlede It's, It is değil It has kısaltmasıdır. Has + stopped yapısı present perfect zamanını oluşturur ve yağmurun sona erdiğini, sonucunun da şu an önemli olduğunu gösterir: artık yağmur yağmıyor. Stop + -ing biçimi, devam eden bir etkinliği sona erdirmek anlamına gelir. Bu nedenle stopped raining, yağmurun durduğu anlamındadır. Stop to rain ise başka bir işi yağmur yağdırmak için durdurmak anlamına gelirdi; burada anlatılmak istenen bu değildir.
Alıştırma
Cümleyi has ile stop ve rain sözcüklerinin doğru biçimlerini kullanarak tamamlayın: The street is wet, but it ____.
Cevabı göster
has stopped raining
is gone: şu anki sonuç durumu
is gone yapısında is, özneyi sonuç durumu olan gone ile bağlar. Gökkuşağı artık orada değildir veya görünmüyordur; cümle devam eden bir hareketi anlatmaz. Be gone, ayrılmış bir kişiyi ya da kaybolmuş, yitirilmiş veya tükenmiş bir şeyi anlatabilir. Kesin sonuç bağlama göre anlaşılır, ancak odak her zaman şu anki yokluk durumundadır.
Alıştırma
Otobüs ayrıldıktan hemen sonra durağa varıyorsunuz. Hangi cümle otobüsün şu an orada olmadığını doğrudan anlatır?
- The bus is gone.
- The bus went at noon.
- The bus is going.
Cevabı göster
The bus is gone.
Don't worry: birini rahatlatmanın basit bir yolu
Don't worry, başka birinin kaygısını, hayal kırıklığını veya belirsizlik hissini azaltmak için kullanılan yaygın bir rahatlatma ifadesidir. Burada konuşan kişi George'u teselli ediyor; ona bir eylemi sertçe bırakmasını emretmiyor. Dil bilgisi bakımından don't + fiilin yalın hâliyle kurulan olumsuz bir emir cümlesidir. Ancak konuşmada genellikle 'Endişelenmene gerek yok' işlevini taşır. Ardından çoğu zaman rahatlatıcı bir neden, açıklama veya yardım teklifi gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşın zor bir ödev sorusu yüzünden endişeli. Onu rahatlatmak için en uygun yanıt hangisidir?
- Watch out. I'll help you.
- Be quiet. I'll help you.
- Don't worry. I'll help you.
Cevabı göster
Don't worry. I'll help you.
Maybe the rainbow has left some treasure behind. Öbek fiiller
4:25Belki gökkuşağı geride biraz hazine bırakmıştır.
has left some treasure behind: ayrıldıktan sonra bir şeyi geride bırakmak
has left some treasure behind, leave + nesne + behind kalıbını kullanır. Gökkuşağı gittikten sonra bir miktar hazinenin kaldığı anlamına gelir. Bu kalıpta behind, bir kişinin bedeninin arkasındaki konumu değil, ayrılma sonrasında bir şeyin kalması sonucunu anlatır. Present perfect yapıdaki has left, daha önce gerçekleşen bırakma eylemini şimdiki olası sonuca bağlar: hazine hâlâ orada ve bulunabilir olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın atkısını almadan gittiği anlamına gelir?
- Mia left her scarf behind at the café.
- Mia put her scarf behind the chair.
- Mia forgot that the café was closed.
Cevabı göster
Mia left her scarf behind at the café.
over here: konuşan kişiye yakın bir yer
Bu cümlede over here, “benim yakınımdaki bu bölgede” ya da “bu tarafta” demektir. Dinleyenin dikkatini konuşan kişiye yakın bir yere yöneltir. Bu yer ifadesinde over, “yukarıda” anlamına gelmez. Yakındaki bir şeyi gösterirken veya birini bulunduğunuz yere çağırırken over here kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın kitabını tutuyorsunuz ve onun sizin bulunduğunuz yere gelmesini istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- Your book is on the shelf above me.
- Come over here and get your book.
- Put your book over there by the door.
Cevabı göster
Come over here and get your book.
Have you found...?: şu ana kadar sonuç olup olmadığını sormak
Have you found...? present perfect ile kurulan bir sorudur: Have + özne + past participle. Found, find fiilinin past participle biçimidir. Aramanın şu ana kadar sonuç verip vermediğini sorar. Odak, geçmişteki belirli ve bitmiş bir zaman değil, şimdiki sonuçtur.
Alıştırma
Soruyu tamamlamak için find fiilinin present perfect biçimini kullanın: ____ your passport yet?
Cevabı göster
Have you found
Yes, I have.: kısa olumlu cevap
Yes, I have., Have you ...? ile başlayan present perfect sorularına verilen kısa olumlu cevaptır. Buradaki have, soruda zaten belirtilen fiil grubunun yerine geçer; bu yüzden ifadenin tamamı tekrarlanmaz. Kısa cevapta sorudaki yardımcı fiil kullanılır: Have you found it? — Yes, I have. Soru do ile kurulmuşsa cevapta da do gelir: Do you like it? — Yes, I do.
Alıştırma
Have you finished your homework? sorusuna verilebilecek en doğal kısa olumlu cevabı seçin.
- Yes, I am.
- Yes, I do.
- Yes, I have.
Cevabı göster
Yes, I have.
This is the best rainbow treasure ever. Kalıp ifadeler
4:41Bu şimdiye kadarki en iyi gökkuşağı hazinesi.
Güçlü övgü için the best ... ever
the best + isim + ever kalıbı, şimdiye kadarki ilgili deneyimlerin tümü içinde en iyi olan şeyi anlatır. Best, good sözcüğünün en üstünlük derecesidir; ever ise karşılaştırmayı yalnızca bu anın ötesine taşır. Canlı günlük konuşmada bu ifade çoğu zaman ölçülmüş bir gerçek değil, duygusal bir abartıdır. Konuşan kişi çok güçlü bir beğeni ya da heyecan gösterir.
Alıştırma
the best ... ever kalıbını bir sözcükle tamamlayın: This is the best birthday cake ____.
Cevabı göster
ever
red and orange and yellow and green and purple and blue.
4:50kırmızı ve turuncu ve sarı ve yeşil ve mor ve mavi.