Muffin'ın Ceza Vakti | Görüntülü Arama - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
274 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Bir yetişkin, çizim etkinliğini sırayla paylaşması gereken iki kız kardeşin sorumluluğunu üstlenir. Zamanlayıcı tartışmayı çözemeyince anlaşmazlık, sırayı vermeyi reddetmekten mola cezasına, yetişkinin telefonunu almaya ve kaçmaya kadar büyür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I've got it covered. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu sözü, covered kelimesinin gerçek anlamıyla değil, konuşanın sorumluluk alıp durumu yöneteceğine dair kendinden emin bir güvence olarak anlayabilirsiniz. Birine işi ya da sorunu size bırakabileceğini söyleyip onu rahatlatmak için doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. Muffin Cupcake Heeler. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bir ebeveynin veya bakıcının çocuğun tam adını söyleyerek uyarıyı sertleştirdiğini ve durumun ciddi olduğunu gösterdiğini fark edebilirsiniz. Böylece açık bir azarlama ifadesi bulunmasa bile konuşanın otoritesini ve rahatsızlığını çıkarabilirsiniz. 3. Running away will only make it worse! — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: -ing yapısının özne olarak nasıl kullanıldığını ve will only make it worse bölümünün olumsuz bir sonuç öngördüğünü öğrenebilirsiniz. Bir sorundan kaçmanın veya belirli bir davranışı sürdürmenin sonucu yalnızca kötüleştireceğini anlatmak için bu kalıbı uygulayabilirsiniz.

Bu derste

Hi girls.

0:00

Merhaba kızlar.

Hi Aunt Trixie.

0:01

Merhaba Trixie Teyze.

Muffles, make sure you give Socks a go drawing the silly stuff, okay? Notlar

0:02

Muffles, Socks'a da komik şeyler çizmesi için izin ver, tamam mı?

Dilbilgisi

make sure you give Socks a go: sorumluluk yükleyen bir hatırlatma

make sure you + fiil öbeği yapısında make sure, dinleyene eylemin gerçekten gerçekleşmesini sağlamasını söyler. Dinleyenin emin olup olmadığını sormaz. Burada dinleyen, Socks'a katılma fırsatı verme sorumluluğunu üstlenir. Bu yalnızca bir öneri değil, açık bir yönergedir.

Alıştırma

Hangi cümlede make sure kesinlikten söz etmek yerine dinleyene bir sorumluluk verir?

  1. I am sure the oven is off.
  2. Make sure you turn off the oven before you leave.
  3. Are you sure the oven is off?
Cevabı göster

Make sure you turn off the oven before you leave.

Kalıp ifadeler

give Socks a go: birinin denemesine izin vermek

give + kişi + a go yapısında go, bir fırsat veya deneme anlamına gelir. İfadenin tamamı o kişinin denemesine ya da katılmasına izin vermek demektir; bir yere gitmekle ilgili değildir. -ing yapısındaki drawing the silly stuff, Socks'un neyi deneyeceğini gösterir. Give someone a go at doing something da yaygın bir kalıptır.

Alıştırma

“Maya'nın denemesine izin vermek” anlamı için give, Maya ve a go sözcükleriyle cümleyi tamamlayın: Please ____ at solving it.

Cevabı göster

give Maya a go

But I'm not finished.

0:06

Ama benim daha bitmedi.

Muffin!

0:07

Muffin!

Socks, get off. Öbek fiiller

0:08

Socks, çekil oradan.

Öbek fiiller

Doğrudan emir olarak get off

Burada get off, emir kipinde kullanılan bir öbek fiildir: konuşan kişi Socks'a, durumdan açıkça anlaşılan bir şeyden uzaklaşmasını, onun üzerinden inmesini veya onu kullanmayı bırakmasını emreder. Orada bulunan herkes Socks'ın neyi bırakması gerektiğini görebildiği için nesne söylenmez. Get off tek bir eylem olarak anlaşılmalıdır. Nesneyi belirtirken Get off the chair. örneğindeki gibi get off + isim yapısı kullanılır. Kesin eylem duruma göre değişir, ancak her zaman ilgili şeyden ayrılmayı ya da artık onun üzerinde olmamayı veya onu kullanmamayı anlatır.

Alıştırma

Bir çocuk masanın üzerinde duruyor. Hangi cümle çocuğa aşağı inmesini söyler?

  1. Get off the table, please.
  2. Put the table away, please.
  3. Sit next to the table, please.
Cevabı göster

Get off the table, please.

Girls,

0:10

Kızlar,

I can't do this right now. Ton ve niyet

0:10

Şu anda bununla uğraşamam.

Ton ve niyet

I can't do this right now: geçici bir ret

I can't do this, konuşanın mevcut durumu sürdüremediğini ya da ele alamadığını belirtir. right now eklendiğinde bu sınırlama yalnızca şu ana bağlanır; dolayısıyla cümle çoğu zaman kalıcı bir hayırdan çok geçici bir ret işlevi görür. Yalnızca No demeye kıyasla kısa bir neden sunar ve o anki sınırı açıkça belirtir. Ancak konuşanın bunu daha sonra yapacağına söz vermez; uygun başka bir zaman varsa bunu ayrıca söyleyebilir.

Alıştırma

I can't do this right now en doğal olarak ne anlatır?

  1. Konuşan kişi bunu zaten tamamlamıştır.
  2. Konuşan kişi şu anda bununla ilgilenemez, ancak durum daha sonra değişebilir.
  3. Konuşan kişi bunu gelecekte hiçbir zaman yapmayı kabul etmez.
Cevabı göster

Konuşan kişi şu anda bununla ilgilenemez, ancak durum daha sonra değişebilir.

I've got somewhere I need to be. Kalıp ifadeler

0:12

Gitmem gereken bir yer var.

Kalıp ifadeler

I've got somewhere I need to be: ayrılmak için genel bir neden belirtmek

I've got somewhere I need to be, “gitmem gereken başka bir yer var” demektir. Konuşan kişi, yeri vurgulamak ya da adını söylemek yerine neden kalamayacağını açıklar. Somewhere sözcüğünü izleyen I need to be bölümü, buranın konuşan kişinin ulaşması beklenen ya da gerekli olan bir yer olduğunu belirtir. Böylece varış noktasını özel tutarken ayrılmak için doğal bir gerekçe sunabilir.

Alıştırma

Samimi bir buluşmadan ayrılmanız gerekiyor ama nereye gideceğinizi söylemek istemiyorsunuz. En doğal genel gerekçeyi hangi cümle verir?

  1. I've got something I need to carry.
  2. I know somewhere we can stay.
  3. I've got somewhere I need to be.
Cevabı göster

I've got somewhere I need to be.

I can handle it. Kalıp ifadeler

0:15

Ben hallederim.

Kalıp ifadeler

handle it: bir durumun üstesinden gelebilmek

Handle it, mevcut görevi, sorunu veya durumu başarıyla yönetmek ya da çözmek demektir. Genellikle bir nesneyi fiziksel olarak tutmak anlamına gelmez. I can handle it cümlesindeki it, daha önce konuşulan durumun tamamına gönderme yapar. Konuşan kişi ayrıca yardım almadan sorumluluk üstlenebileceğini belirterek karşı tarafı rahatlatır.

Alıştırma

Cümleyi handle ve durumun tamamına gönderme yapan zamiri kullanarak tamamlayın: Don't worry. I can ____.

Cevabı göster

handle it

Uh, are you sure?

0:17

Hı, emin misin?

Yeah, I've got it covered. Kalıp ifadeler

0:18

Evet, bende o iş.

Kalıp ifadeler

I've got it covered: bir görevin sorumluluğunu üstlenmek

I've got it covered ifadesinde konuşan kişi, konunun zaten kendi kontrolünde olduğunu söyler: sorumluluğu üstlenecek ve işin halledilmesini sağlayacaktır. Böylece dinleyene artık yardım etmesine veya endişelenmesine gerek olmadığını anlatır. Buradaki covered, bir şeyin fiziksel olarak üzerini örtmek anlamına gelmez. Have something covered, bir görevin, ihtiyacın veya planın bir bölümünün ele alındığını ya da birine verildiğini anlatan, başka durumlarda da kullanılabilen bir konuşma kalıbıdır.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız oda rezervasyonuyla ilgilenen biri olup olmadığını soruyor. Güvence veren yanıtı hedef ifadeyle tamamlayın: Yes, ____.

Cevabı göster

I've got it covered

Kids, you better share that thing or I'm switching it off. Notlar

0:20

Çocuklar, o şeyi paylaşsanız iyi olur yoksa kapatıyorum.

Ton ve niyet

you better ... or ...: sonucunu belirterek uyarıda bulunmak

you better share that thing or ... ifadesinde better iki seçeneği karşılaştırmaz. Bu yapı güçlü bir uyarı verir: istenen eylemi yapın, aksi hâlde or sözcüğünden sonra belirtilen sonuç gerçekleşir. Standart biçim you'd better + fiilin yalın hâlidir. You better, özellikle doğrudan uyarılarda kullanılan yaygın ve gündelik bir konuşma biçimidir. Better sözcüğünden sonra shares veya to share değil, share gibi fiilin yalın hâli kullanılır; or ise sonucu belirtir.

Alıştırma

Gündelik uyarıyı hedef better ... or kalıbıyla tamamlayın: You ____ put the phone away, ____ I'll take it.

Cevabı göster

better · or

Öbek fiiller

switching it off: switch ... off içinde zamirin yeri

Bu cümlede switching it off, it zamirinin işaret ettiği cihazı ya da özelliği kapatmak anlamına gelir. Switch off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem switch the TV off hem de switch off the TV kullanılabilir. Nesne it veya them gibi bir zamirse zamiri fiil ile off arasına koyun: switch it off denir, switch off it denmez.

Alıştırma

Cümleyi switch off ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The tablet is still on. Please ____.

Cevabı göster

switch it off

What?

0:22

Ne?

Woah.

0:23

Vay canına.

Okay, maybe not off,

0:24

Tamam, belki kapatmam,

but look, I'll handle it.

0:25

ama bak, ben hallederim.

No, I can do it.

0:27

Hayır, ben yapabilirim.

You go do your thing. Deyimler

0:28

Sen kendi işine bak.

Deyimler

do your thing: kendi planlarına devam etmek

Do your thing fiziksel bir nesneye bir şey yapmak anlamına gelmez. Burada your thing, karşıdaki kişinin kendi etkinliğini, işini veya planını genel olarak ifade eder. You go do your thing cümlesinde konuşan kişi, karşısındakine gidip yapması gereken ya da yapmak istediği şeye devam etme özgürlüğü verir. Başka bağlamlarda bu ifade, birini alışık olduğu veya iyi bildiği şekilde davranmaya da teşvik edebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız provaya giderken siz ortalığı toplamak için kalıyorsunuz. Hangi cümle ona kendi planına devam etmesini doğal biçimde söyler?

  1. Go do your thing; I'll finish cleaning up here.
  2. Bring your equipment here before rehearsal.
  3. Wait here until I finish cleaning up.
Cevabı göster

Go do your thing; I'll finish cleaning up here.

Well, okay, if you're sure. Ton ve niyet

0:29

Pekala, emin isen tamam.

Ton ve niyet

if you're sure: biraz tereddütle kabul etme

Bu yanıtta if you're sure, konuşanın diğer kişinin söylediğini kabul ederken hâlâ biraz şüphesi olduğunu göstermesini sağlar. Okay kabulü belirtir; if you're sure ise son bir onay ister. Burada if'in asıl görevi gerçek bir koşul ve sonuç ilişkisi kurmak değildir. Konuşmadaki mesaj şudur: “Emin olduğunu söylediğin için buna uyacağım.”

Alıştırma

“Well, okay, if you're sure” cümlesi en doğal olarak hangi tutumu gösterir?

  1. Konuşan fikri reddediyor.
  2. Konuşan tamamen emin ve çok hevesli.
  3. Konuşan kabul ediyor ama hâlâ bazı şüpheleri var.
Cevabı göster

Konuşan kabul ediyor ama hâlâ bazı şüpheleri var.

Right, I'm setting the timer on my phone. Kalıp ifadeler

0:32

Tamam, telefonumda alarm kuruyorum.

Kalıp ifadeler

setting the timer on my phone: telefonumda zamanlayıcı ayarlamak

Setting the timer, zamanlayıcıyı geri sayım yapacak veya sizi uyaracak biçimde programlamak demektir. Set a timer doğal fiil ve isim birleşimidir; süreyi belirtmek için set a timer for ten minutes örneğindeki gibi for ve ardından bir süre eklenir. On my phone, telefondaki zamanlayıcı özelliğini veya uygulamasını kullanmak anlamına gelir. Ayrı bir zamanlayıcının fiziksel olarak telefonun üstünde durduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi set a timer ve for + süre kullanarak tamamlayın: I need a ten-minute countdown, so I'm ____ on my phone.

Cevabı göster

setting a timer for ten minutes

When it goes off, it's Socks's turn, okay, Muffy? Notlar

0:34

Çaldığında sıra Socks'a geçecek, tamam mı Muffy?

Öbek fiiller

goes off: zamanlayıcı çalmaya başlar

Burada goes off, cihazın uyarı sesi çıkarmaya başlaması demektir. it zamiri, az önce ayarlanan zamanlayıcıyı ifade eder. Özne bir zamanlayıcı, alarm veya benzer bir uyarı cihazı olduğunda go off, uyarının başladığı anı belirtir. Cihazın bir yere gitmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

“Çalmaya başlamak” anlamı verecek şekilde cümleyi go off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The timer ____ at the end of every lesson.

Cevabı göster

goes off

Kalıp ifadeler

it's Socks's turn: sıra Socks'ta

It's Socks's turn, sıradaki hareketi yapma hakkının veya görevinin Socks'a ait olduğunu belirtir. Burada turn, kararlaştırılmış bir sıradaki yer veya fırsat anlamına gelir; fiziksel olarak yön değiştirmek anlamında değildir. Yapı It's + kişinin iyelik biçimi + turn şeklindedir. Yapılacak hareketi belirtmek için It's Socks's turn to choose örneğindeki gibi to + fiilin yalın hâli eklenir. Hareket zaten belliyse It's Socks's turn tek başına tamamlanmış bir cümledir.

Alıştırma

Sırada şarkı seçme hakkının Maya'da olduğunu anlatan cümleyi tamamlayın: It's ____ to choose a song.

Cevabı göster

Maya's turn

Buh.

0:37

Hıh.

I'll take that as a yes. Ton ve niyet

0:38

Bunu evet olarak kabul ediyorum.

Ton ve niyet

take that as a yes: bir tepkiyi onay olarak yorumlamak

take X as Y yapısında take, fiziksel olarak bir şeyi taşımak değil, X'i Y olarak yorumlamak veya görmek anlamına gelir. X yorumlanan tepki, Y ise bu tepkiye verilen anlamdır. Burada that belirsiz tepkiyi, a yes ise olumlu bir cevabı belirtir. I'll, konuşanın bu tepkiyi onay olarak kabul etmeyi seçtiğini ve çoğu zaman konuşmayı ilerletmek istediğini gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız hafifçe başını sallıyor ama cevap vermiyor. Hangi cümle, bu hareketi onay olarak yorumladığınız anlamına gelir?

  1. I'll take that nod as a no.
  2. I'll take that nod as a yes.
  3. I'll ask for a clear answer.
Cevabı göster

I'll take that nod as a yes.

I'll just draw some clouds.

0:43

Ben de biraz bulut çizeyim.

Ooh, nice clouds.

0:45

Ooo, güzel bulutlar.

Okay, Muffy, there's the timer.

0:48

Tamam Muffy, işte alarm çaldı.

Socks's turn now.

0:50

Şimdi sıra Socks'ta.

Yay!

0:51

Yaşasın!

I have to finish my cowboy hat.

0:52

Kovboy şapkamı bitirmem lazım.

Hmm.

0:55

Hmm.

No, you don't have to finish your cowboy hat. Dilbilgisi

0:55

Hayır, kovboy şapkanı bitirmek zorunda değilsin.

You have to give Socks a turn. Kalıp ifadeler

0:58

Socks'a sırayı vermelisin.

Dilbilgisi

don't have to ... have to: gereklilik olmaması ve zorunluluk

Have to + fiilin yalın hâli gereklilik veya zorunluluk ifade eder. Don't have to + fiilin yalın hâli bu gerekliliği olumsuz yapar: eylem isteğe bağlıdır, yasak değildir. Örnekte şapkayı bitirmek gerekli değildir, ancak sırayı Socks'a vermek gerekir. Bu karşıtlık, gerçek sorumluluğun hangi eylem olduğunu düzeltir.

Alıştırma

Isınmaya katılmak isteğe bağlıdır, ancak ekipmanı geri vermek zorunludur. Hangi cümle iki düşünceyi de doğru ifade eder?

  1. You don't have to join the warm-up, but you have to return the equipment.
  2. You mustn't join the warm-up, but you don't have to return the equipment.
  3. You have to join the warm-up, but you mustn't return the equipment.
Cevabı göster

You don't have to join the warm-up, but you have to return the equipment.

Kalıp ifadeler

give someone a turn: birine sıra vermek

Give someone a turn, bir kişiye bir etkinliğe katılmak veya ortak kullanılan bir şeyi kullanmak için adil bir fırsat vermek demektir. Bu cümlede konuşan kişi Socks'a da fırsat verilmesi gerektiğini vurguluyor. Buradaki turn, sıradaki bir yeri ifade eder; dönme hareketi veya yön değiştirme anlamına gelmez. Kalıp give + person + a turn şeklindedir. give Mia a turn with the tablet örneğindeki gibi with + thing veya give Mia a turn to choose örneğindeki gibi to + verb eklenebilir.

Alıştırma

İsteği give ... a turn ile tamamlayın: Çocuklar bir tableti paylaşıyor ve Mia bekliyor. Please ____ with the tablet.

Cevabı göster

give Mia a turn

But I want to finish my cowboy hat.

0:59

Ama kovboy şapkamı bitirmek istiyorum.

Muffy.

1:02

Muffy.

Muffin Heeler, give your sister a turn now.

1:05

Muffin Heeler, kız kardeşine hemen sıra ver.

But I want to draw a cowboy hat.

1:08

Ama ben kovboy şapkası çizmek istiyorum.

Just give her a turn, Muffin.

1:10

Sadece ona sıra ver, Muffin.

No!

1:12

Hayır!

Muffin Cupcake Heeler. Ton ve niyet

1:13

Muffin Cupcake Heeler.

Ton ve niyet

Muffin Cupcake Heeler adını ciddi bir uyarı olarak kullanmak

Aile içi bir konuşmada ebeveyn, uyarıyı daha ciddi hâle getirmek için çocuğa normalde kullandığı kısa ad yerine tam adıyla seslenebilir. Burada yalnızca Muffin Cupcake Heeler demek kabaca “Dikkat et, artık ciddiyim.” anlamına gelir. Bu, kişiye hitap etme biçiminin değişmesidir; resmî bir tanıtım değildir. Bu etki, alışılmış hitap biçimiyle karşıtlıktan ve çevredeki durumdan doğar. Tek başına tam ad kullanmak her zaman öfke belirtmez.

Alıştırma

Bir ebeveyn çocuğu daha önce iki kez uyardı. Ardından yalnızca çocuğun tam adını söyledi. Şu yorumu değerlendirin: Ebeveyn uyarıyı daha ciddi hâle getiriyor.

  1. Bu bağlamda makul bir yorum
  2. Bu bağlamda makul olmayan bir yorum
Cevabı göster

Bu bağlamda makul bir yorum

Cowboy hat.

1:14

Kovboy şapkası.

If you say cowboy hat one more time, you'll be in timeout. Notlar

1:15

Bir kez daha kovboy şapkası dersen, mola cezası alırsın.

Dilbilgisi

If you ... one more time, you'll ...: son bir uyarı

If you ... one more time, you'll ... kalıbı son bir uyarı verir: davranış bir kez daha gerçekleşirse belirtilen sonuç uygulanır. Burada one more time yalnızca tarafsız bir tekrar sayısı değildir; sonucu tetikleyen sınırı gösterir. If yan cümlesinde geniş zaman, sonuç cümlesinde ise will veya kısaltılmış 'll kullanılır: If you do X one more time, you'll get Y. Bir sonraki tekrar gerçek bir olasılık olarak ele alınır ve kesin sonucu belirtilir.

Alıştırma

Uyarıyı one more time ve you will ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: If you kick the seat ____, ____ have to move to another row.

Cevabı göster

one more time · you'll

Kültür

in timeout: çocuğa verilen disiplin molası

Bu aile içi disiplin bağlamında be in timeout, çocuğun yapmakta olduğu etkinliği durdurup kısa bir süre ayrı veya belirlenmiş bir yerde kalması gerektiği anlamına gelir. Bu, davranışın bir sonucudur ve çoğu zaman çocuğa sakinleşme fırsatı da verir. Burada in, çocuğun disiplin durumunu anlatır: you'll be in timeout, çocuğun sonuç olarak bir disiplin molası vermek zorunda kalacağı anlamına gelir. Uygulamanın ayrıntıları aileden aileye değişebilir.

Alıştırma

Örnekteki aile içi disiplin anlamında be in timeout ne demektir?

  1. Bir takım maça ara verilmesini ister.
  2. Bir internet sitesi yanıt beklemeyi bırakır.
  3. Çocuk kısa süreliğine etkinlikten ayrılıp sakinleşmelidir.
Cevabı göster

Çocuk kısa süreliğine etkinlikten ayrılıp sakinleşmelidir.

Cowboy hat.

1:19

Kovboy şapkası.

Okay, that's it. Ton ve niyet

1:23

Tamam, bu kadar yeter.

Ton ve niyet

that's it: kararlı bir “yeter” ifadesi

Bu cümlede that's it, “yeter; şimdi burada bitiyor” anlamına gelir. Bir uyarı dikkate alınmadığı için konuşanın sabrı tükenmiştir; bu ifade tartışmayı kapatır ve artık bir yaptırım uygulanacağını belirtir. Aynı sözler bir iş tamamlandığında nötr biçimde “işte bu kadar, bitti” anlamına gelebilir. Ancak buradaki çatışma ve kararlı ton ifadeye daha sert bir anlam verir. Okay, konuşanın kararını verdiğini gösterir; mesajı yumuşatmaz.

Alıştırma

Bir çocuk birkaç uyarıyı dikkate almıyor. Bir yetişkin, “Okay, that's it. No more games today.” diyor. Burada that's it ne anlama gelir?

  1. Yetişkinin sabrı tükenmiştir ve artık bir yaptırım uygulanacaktır.
  2. Yetişkin çocuğa nasıl oynanacağını gösteriyordur.
  3. Etkinlik başarıyla tamamlanmıştır.
Cevabı göster

Yetişkinin sabrı tükenmiştir ve artık bir yaptırım uygulanacaktır.

You're going to timeout.

1:24

Ceza köşesine gidiyorsun.

Oh boy.

1:28

Aman be.

Bye Muffin.

1:29

Güle güle Muffin.

Muffin, stop wriggling.

1:30

Muffin, kıpırdanmayı kes.

There.

1:32

İşte şöyle.

Now, you have a good think about it, young lady. Notlar

1:33

Şimdi bu konuyu iyice bir düşün, küçük hanım.

Kalıp ifadeler

have a good think about it: iyice düşünmek

Have a think about something, think sözcüğünün sayılabilen bir isim olarak kullanıldığı, konuşma dilindeki yaygın bir Britanya İngilizcesi kalıbıdır. Have a good think about it, “bunu dikkatlice ve bir süre düşün” demektir; good düşünmenin süresini ya da ciddiyetini güçlendirir, düşüncenin niteliğini övmez. Burada konuşan kişi bir çocuktan davranışı üzerine düşünmesini istiyor. Başka bir bağlamda aynı kalıp, karar vermeden önce dikkatlice düşünmeye yönelik basit bir davet olabilir.

Alıştırma

“Dikkatlice değerlendirmek” anlamındaki Britanya İngilizcesi ifadesini tamamlayın: Before you decide, have a good ____ about it.

Cevabı göster

think

Ton ve niyet

sert bir hitap olarak young lady

Bu cümlede young lady, bir yetişkinin bir kıza doğrudan hitap etme biçimidir. Yalnızca genç bir kadını tarafsız biçimde tanımlamaz. Bir ebeveyn çocuğunu uyarırken bu bilinçli biçimde resmî ifade mesafe ve otorite yaratır. Hoşnutsuzluk veya uyarı bildirebilir; bu nedenle ilişki ve ses tonu, kelimelerin gerçek anlamı kadar önemlidir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Resmî bir iş e-postasında tanımadığınız yetişkin bir kadına young lady diye hitap etmek genellikle saygılı ve uygundur.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

No, I don't want to. Dilbilgisi

1:35

Hayır, istemiyorum.

Dilbilgisi

don't want to: tekrarlanan fiil öbeğinin atılması

Want to ifadesinden sonra normalde want to think örneğindeki gibi yalın hâlde bir fiil gelir. Bu eylem daha önce belirtilmişse İngilizcede tekrarlanan fiil öbeği atılabilir ve to yerinde kalabilir. Burada I don't want to, “az önce belirtilen eylemi yapmak istemiyorum” anlamına gelir. Bu nedenle cümle sonundaki to bilinçli olarak kullanılmıştır; bir hata veya yarım kalmış düşünce değildir.

Alıştırma

Want kullanın ve tekrarlanan stay fiilini atarken mastar işaretini koruyun: “Would you like to stay?” “No, I ____.”

Cevabı göster

don't want to

I'm sorry, girls, Ton ve niyet

1:38

Üzgünüm kızlar,

but Muffin was hogging, so she can't do your Facey Call Thing anymore. Notlar

1:39

ama Muffin her şeyi tekeline aldı, bu yüzden artık Facey Arama Şeysi ile sizinle oynayamaz.

Ton ve niyet

I'm sorry, girls, but ...: kötü haberi üzüntü belirterek yumuşatmak

“I'm sorry”, dinleyenlerin hoşuna gitmeyebilecek bir haberden önce üzüntü veya anlayış gösterir. Bu ifade, konuşanın soruna yol açtığı ya da hatasını kabul ettiği anlamına gelmek zorunda değildir. Burada “girls” dinleyenlere doğrudan seslenir; “but” ise ana mesaja, yani Muffin'in devam edemeyeceği kararına geçer. Tekrar kullanılabilen “I'm sorry, [listener], but ...” kalıbında özür ifadesi giriş kısmını yumuşatır; önemli karar veya kötü haber “but”tan sonra gelir.

Alıştırma

Hedef “I'm sorry, ... but ...” kalıbını tamamlayın: ____, everyone, but today's swimming lesson is cancelled.

Cevabı göster

I'm sorry

Kelime

hogging: ortak bir sırayı haksız biçimde kendine ayırmak

Buradaki “hogging”, gayriresmî “hog” fiilinin -ing biçimidir. Paylaşılması gereken bir nesneyi, alanı, zamanı veya fırsatı kendine saklayıp başkalarının adil biçimde sıra almasını engellemek anlamına gelir. Bir hayvan benzetmesini değil, bencilce aşırı kullanımı anlatır. “Muffin was hogging” geçmişte devam eden bu davranışı göstermek için past continuous yapısını kullanır. Paylaşılan Facey Call sırasından söz edildiği bağlamdan belli olduğu için nesne söylenmemiştir.

Alıştırma

“Leo was hogging the controller” cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Leo kumandayı elinde tuttu ve başka kimseye sıra vermedi.
  2. Leo kumandayı herkes için tamir etti.
  3. Leo kumandayı başka bir oyuncuya verdi.
Cevabı göster

Leo kumandayı elinde tuttu ve başka kimseye sıra vermedi.

Kültür

Facey Call Thing: görüntülü arama etkinliği için uydurulmuş bir ad

Facey Call Thing, kelime kelime yorumlanması gereken standart bir ad değildir. Bu sahnede çocukların yaptığı görüntülü aramayı veya görüntülü arama etkinliğini ifade eder. Facey, face sözcüğünden eğlenceli biçimde türetilmiş bir addır. Thing ise konuşanın kesin bir ürün adı yerine belirsiz ve o anda uydurulmuş bir ad kullandığını gösterir. Bir karakter yeni bir ad uydurduğunda, hangi tanıdık etkinliği kastettiğini bağlamdan belirleyin.

Alıştırma

your Facey Call Thing ifadesinde Thing neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi, kimsenin yüzünü göstermediği sesli bir aramayı kastediyor.
  2. Bu ifade standart bir telefon hizmetinin resmî adıdır.
  3. Konuşan kişi, görüntülü arama etkinliği için belirsiz ve gayriresmî bir ad kullanıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, görüntülü arama etkinliği için belirsiz ve gayriresmî bir ad kullanıyor.

Okay, Uncle Stripe.

1:43

Tamam, Stripe Amca.

She needs to learn that other people have

1:44

Başkalarının da hakları olduğunu öğrenmesi gerekiyor...

What the

1:47

Ne olu...

Muffin!

1:48

Muffin!

She's got my phone.

1:49

Telefonumu almış.

Muffin, you get off my phone this instant. Notlar

1:50

Muffin, telefonumu hemen bırakıyorsun.

Öbek fiiller

get off my phone: cihazımı kullanmayı bırakmak

Burada get off my phone, “telefonumu kullanmayı bırak” demektir ve genellikle kişinin telefonu bırakması veya geri vermesi de beklenir. Off, cihaza erişimin veya cihazdaki etkinliğin sona ermesini anlatır; kimse fiziksel olarak telefonun üzerinde durmamaktadır. Tekrar kullanılabilen get off + cihaz veya hizmet kalıbı, birine onu kullanmayı bırakmasını söylemek için kullanılır. Bu cümlede doğrudan bir emir işlevindedir.

Alıştırma

Bir çocuk telefonunuzda oyun oynuyor ve cihazınızı geri istiyorsunuz. Hangi cümle çocuğa cihazınızı kullanmayı bırakmasını doğrudan söyler?

  1. Get off my phone right now.
  2. Get down from my phone right now.
  3. Get off the phone right now.
Cevabı göster

Get off my phone right now.

Kalıp ifadeler

this instant: “hemen” anlamına gelen acil bir emir

Burada this instant, “hemen, hiç gecikmeden” anlamına gelir. instant bir isim olsa da isim öbeğinin tamamı emirden sonra zaman ifadesi görevindedir; bir edat gerektirmez. Bir emrin sonunda kullanıldığında aciliyet ve otorite katar. Konuşan kişi yalnızca ne zaman harekete geçileceğini söylemez, eylemin şimdi yapılmasında ısrar eder.

Alıştırma

instant sözcüğünü içeren ve “hemen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle kesin emri tamamlayın: Put the phone down ____.

Cevabı göster

this instant

He's coming, Muffin.

1:53

Geliyor, Muffin.

Muffin!

1:56

Muffin!

Running away will only make it worse! Dilbilgisi

1:57

Kaçmak işleri sadece daha da kötüleştirir!

Dilbilgisi

Running away will only make it worse: özne olarak bir eylem ve onun zararlı sonucu

Running away, özne görevinde kullanılan bir -ing öbeğidir. Kaçma eylemini cümlenin konuştuğu şey hâline getirir. Will only make it worse, bu eylemin yardımcı olmayacağını ve tek bir sonuç doğuracağını anlatır: daha kötü bir durum. Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir; it mevcut durumu gösterir, only ise olumsuz sonucu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle bir -ing öbeğini özne olarak kullanır ve eylemin durumu yalnızca kötüleştireceği konusunda uyarır?

  1. They were ignoring the warning when the situation got worse.
  2. Ignoring the warning will only make the situation worse.
  3. The warning will only make them leave the room.
Cevabı göster

Ignoring the warning will only make the situation worse.