Akıcı bir şekilde İNGİLİZCE konuşmanın TEK yolu: İngilizce çalışma notları
Volka English
Video özeti: Konuşmacı, anlaşılabilir girdinin görünür hareketlerden, bağlamdan ve tekrardan yararlanarak konuşulan İngilizceyi nasıl anlaşılır hâle getirdiğini uygulamalı olarak gösteriyor. Ardından üç aşamalı bir düzen sunuyor: bağlamlı videolar izlemek, uyarlanabilir bir istemle yeni bilgileri pekiştirmek ve isteğe bağlı olarak uzun süreli hatırlama için aralıklı tekrar kullanmak. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. in only one ve When we understand it. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Tek bir düşüncenin kısa parçalara ayrılmasıyla, dili anlamanın edinimi sağladığı yönündeki ana iddianın nasıl öne çıkarıldığını fark edin; açıklamalarınızı kararlı ve akılda kalıcı kılmak için aynı ritmi kullanın. 2. ask it to give you different verb tenses — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir kişiden ya da araçtan belirli bir çıktı istemek için ask + nesne + to-infinitive kalıbını kullanın; özellikle bir sözcüğün farklı fiil zamanlarında nasıl değiştiğini gösteren örnekler talep edin. 3. even if you don't follow all the steps, ve and that'll still be beneficial for you because it has comprehensible input, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: even if ile bir ödün koşulunun nasıl sunulduğunu ve ardından hâlâ geçerli olan olumlu sonucun nasıl belirtildiğini anlayın; sürecin yalnızca bir kısmına katılmanın bile yarar sağlayabileceğini söylemek için bu yapıyı kullanın.
Bu derste
That is how many words you need to know to understand 95% of spoken English. Notlar
0:02Konuşulan İngilizcenin %95'ini anlamak için bilmeniz gereken kelime sayısı budur.
Gömülü cümlede how many
Burada how many, “... sayısı” anlamına gelir. how many words you need to know ifadesi, daha önce sözü edilen sayının neyi gösterdiğini, yani bilinmesi gereken kelime sayısını belirtir. Bu yapı doğrudan bir soru değil, bir ifadenin parçası olduğu için soru dizilişi yerine düz cümle dizilişi kullanılır: do you need değil, you need. how many, how many books örneğindeki gibi sayılabilen çoğul isimlerden önce gelir.
Alıştırma
Bir ifadenin içinde how many yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The chart shows how many books do we need.
- The chart shows how much books we need.
- The chart shows how many books we need.
Cevabı göster
The chart shows how many books we need.
Konuşulan İngilizcenin %95’i
95% of, ardından gelen bütünün her 100 parçasından 95’ini ifade eder. Buradaki bütün spoken English ifadesidir. Spoken English, konuşma ve sohbetlerde kullanılan İngilizce demektir. Spoken, İngilizcenin biçimini açıklar; “birinin sözünü ettiği İngilizce” anlamına gelmez ve bu yüzde yazılı İngilizceyi kendiliğinden kapsamaz.
Alıştırma
95% of spoken English neyi ifade eder?
- 95 ülkede konuşulan İngilizce
- Konuşma ve sohbetlerde kullanılan İngilizcenin büyük bölümü
- Hem sözlü hem yazılı İngilizcenin tamamı
Cevabı göster
Konuşma ve sohbetlerde kullanılan İngilizcenin büyük bölümü
But what is the best way to learn these words? Kalıp ifadeler
0:11Peki bu kelimeleri öğrenmenin en iyi yolu nedir?
the best way to learn: en etkili yöntemi sormak
the best way to + fiilin yalın hâli kalıbı, “bir şeyi yapmanın en etkili yolu” anlamına gelir. Bu cümlede to learn yöntemin ne amaçla kullanılacağını, these words ise neyin öğrenileceğini gösterir. to sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: the best way to learn, remember veya practice. Bu kalıp bir yöntemi sormak ya da bir yöntem sunmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Öğrenmenin en etkili yöntemi anlamına gelen ifadeyle soruyu tamamlayın: What is ____ these new words?
Cevabı göster
the best way to learn
Most people try to learn English with online tutors, memorizing vocabulary lists, or sitting in a classroom for hours. Anlatım akışı
0:17Çoğu insan çevrimiçi öğretmenlerle, kelime listeleri ezberleyerek veya sınıfta saatlerce oturarak İngilizce öğrenmeye çalışır.
try to learn... memorizing... or sitting...: yöntemleri bir listede gruplandırmak
Cümle önce ana düşünceyi, yani çoğu insanın İngilizce öğrenmeye çalıştığını verir; ardından üç yaygın yöntemi bir araya getirir: çevrim içi öğretmenlerden yararlanmak, kelime listeleri ezberlemek ve sınıfta saatlerce oturmak. Dil bilgisel biçimler aynı olmasa da üç bölüm de aynı soruyu yanıtlar: İnsanlar nasıl öğrenmeye çalışıyor? Bu liste sonraki ifade için hazırlık yapar. Konuşmacı yöntemleri tek bir grupta toplayarak bir sonraki ifadede hepsini birlikte değerlendirebilir. Memorizing ve sitting yeni ana cümleler başlatmaz.
Alıştırma
Açıklamanın bu bölümündeki uzun listenin temel işlevi nedir?
- Üç olayı gerçekleşme sırasına göre anlatır.
- Değerlendirilmeden önce birkaç yaygın öğrenme yöntemini bir grupta toplar.
- Dinleyicilere birbirinden ayrı üç emir verir.
Cevabı göster
Değerlendirilmeden önce birkaç yaygın öğrenme yöntemini bir grupta toplar.
But these methods are slow, boring, and expensive. Anlatım akışı
0:24Ancak bu yöntemler yavaş, sıkıcı ve pahalıdır.
But these methods... So what's the solution?: sorundan çözüme geçiş
But, daha önce söylenenlerle karşıtlık kurar ve eski yöntemleri bir sorun olarak sunar: Bu yöntemler yavaş, sıkıcı ve pahalıdır. So, bu sorunu bir sonraki adıma geçme nedeni yapar. So what's the solution? sorusu dinleyiciyi sorun bölümünden yanıta yönlendirir; burada yalnızca bilinmeyen bir bilgiyi sormakla kalmaz, anlatımı da düzenler.
Alıştırma
Konuşmacı örnekte But ve So what's the solution? ifadeleriyle ne yapıyor?
- Tüm yöntemlerin eşit derecede iyi çalıştığını gösterir
- Bir yanıt verir, ardından ilgisiz bir konuya geçer
- Bir sorunu sıralar, ardından anlatımı bir yanıta doğru ilerletir
Cevabı göster
Bir sorunu sıralar, ardından anlatımı bir yanıta doğru ilerletir
It's comprehensible input as the key driver of language acquisition. Notlar
0:32Dil ediniminin temel itici gücü olarak 'anlaşılabilir girdi' (comprehensible input).
comprehensible input — öğrenmek için anlaşılabilir dil
Comprehensible input, bir öğrencinin ana mesajı takip edecek kadar anlayabildiği dildir. Bağlam, resimler, hareketler veya önceden bilinenler genel anlamı açık hâle getirdiği sürece birkaç yeni sözcük bulunabilir. Cümlede, bu anlaşılabilir dil, dil ediniminin temel güçlerinden biri olarak sunulur. Input, bir cihaza girilen veri değil, dinleme veya okuma yoluyla alınan dil anlamına gelir; comprehensible ise her sözcüğün önceden bilindiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum comprehensible input için en iyi örnektir?
- Anlama dair hiçbir ipucu vermeyen, bilinmeyen simgelerle dolu bir sayfa
- Bilgisayara yazılan herhangi bir bilgi
- Öğrencinin resimler ve bağlam sayesinde anlayabildiği, birkaç yeni sözcük içeren kısa bir öykü
Cevabı göster
Öğrencinin resimler ve bağlam sayesinde anlayabildiği, birkaç yeni sözcük içeren kısa bir öykü
the key driver of language acquisition: başlıca nedensel güç
the key driver of language acquisition ifadesinde driver mecaz anlamda kullanılır. Bir aracı süren kişi değil, bir süreci ileri götüren güç veya etken anlamına gelir. Konuşmacı, anlaşılabilir girdiyi dil ediniminin gelişmesini sağlayan başlıca neden olarak sunar. Tekrar kullanılabilen kalıp a/the key driver of + isim şeklindedir. of sonrasındaki isim, güçlü biçimde etkilenen süreci veya sonucu belirtir.
Alıştırma
Örnekteki the key driver of language acquisition ne anlama geliyor?
- Dil öğrenenleri arabayla bir yere götüren kişi
- Her kelimeyi çevirme yöntemi
- Dil ediniminin gelişmesini sağlayan başlıca güç
Cevabı göster
Dil ediniminin gelişmesini sağlayan başlıca güç
in only one ... When we understand it. ile vurgu
In only one way önce dinleyiciye yalnızca tek bir cevap olduğunu söyler ve duraklama beklenti yaratır. Ardından When we understand it. özel bir vurgu kazanarak cevabı verir: dil, yalnızca dil veya dil girdisi anlaşıldığında edinilir. Standart ve tam bir cümlede bu düşünce We acquire language only when we understand it. şeklindedir. Ayrı kullanılan When yan cümlesi, belirli bir zamanla ilgili hikâye değil, vurgu amacıyla bilinçli olarak kullanılan sözlü bir cümle parçasıdır.
Alıştırma
Konuşmacı When we understand it. ifadesini neden ayrı ve kısa bir cümle olarak kullanıyor?
- Dilin saat kaçta icat edildiğini sormak için
- Koşulu geciktirip ayrı tutarak daha fazla vurgulamak için
- Geçmiş bir olayla ilgili ilgisiz bir hikâyeye başlamak için
Cevabı göster
Koşulu geciktirip ayrı tutarak daha fazla vurgulamak için
What is ...? Let me show you an example: kavramdan gösterime geçmek
İlk soru fikrin adını söyler ve ne anlama geldiğini sorar. But, konuşmacının terimden söz etme aşamasından onu açıklama aşamasına geçtiğini gösterir. Let me show you an example, sırada somut bir örnek olduğunu dinleyiciye bildirir. İki cümle birlikte açıklamayı bir fikir hakkındaki sorudan gösterime taşır. Buradaki show, yalnızca bir nesneyi sergilemek değil, göstererek açıklamak anlamına gelir.
Alıştırma
Bu iki cümlenin açıklamayı düzenleyen temel işlevi nedir?
- Sorudan sonra ilgisiz bir konuya geçerler.
- Bir kavramı sormaktan onu bir örnekle göstermeye geçerler.
- Soruyu yanıtlamadan açıklamayı bitirirler.
Cevabı göster
Bir kavramı sormaktan onu bir örnekle göstermeye geçerler.
let's go outside: birlikte hareket etmeyi önermek
Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır. Let's + fiilin yalın hâli yapısı, konuşmacı ile dinleyicinin birlikte bir şey yapmasını önerir. Bu cümlede go fiilin yalın hâlidir. go outside ifadesinde outside nereye gidileceğini belirtir; fiil değildir. İngilizcede to kullanmadan go outside denir.
Alıştırma
Ortak öneriyi let's ve go fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: It's sunny. ____ and play.
Cevabı göster
Let's go outside
has been cut / has not been cut: present perfect edilgen yapı
Tekil bir özneyle has + been + fiilin üçüncü hâli, present perfect edilgen yapıyı oluşturur. has been cut ifadesinde grass eylemden etkilenen taraftır: birisi çimi kesmiştir; çim başka bir şeyi kesmemiştir. has not been cut olumsuz biçimdir. İki biçim de duruma şimdiki zamandan geriye bakar: olumlu biçim kesme işinin tamamlandığını ve sonucunun şimdi önemli olduğunu, olumsuz biçim ise bu işin şimdiye kadar yapılmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi deliver fiilinin olumsuz present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The package ____ yet.
Cevabı göster
has not been delivered
you can see the difference ... so it has been cut: gözlemden sonuca
You can see the difference, dinleyeni görülebilen şeyleri karşılaştırmaya yönlendirir. Ardından gelen taller ve shorter açıklamaları kanıtı sağlar. Daha sonra so it has been cut, çimin daha kısa olduğu gözlemini bir sonuca dönüştürür. Burada so, dolayısıyla anlamına gelir ve bilgiyi önce kanıt, sonra sonuç sırasıyla düzenler.
Alıştırma
Gözlemden bir sonuç çıkaran bağlacı yazarak tamamlayın: The sidewalk is wet, ____ it probably rained.
Cevabı göster
so
inside of the car: içerideki bir konumu anlatmak
Inside of the car, birinin arabanın dışında değil içinde olduğunu belirtir. Burada inside of, konumu göstermek için yer bildiren the car ifadesinden önce gelir. inside of + bir kap ya da kapalı alan yapısı, içerideki bir konumu anlatır. Inside the car aynı konum anlamına gelir ve daha kısadır. Sondaki Inside, temel konum bilgisini vurgulamak için tekrarlanır.
Alıştırma
Yavru kedinin kutunun içinde olduğunu hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- The kitten is inside to the box.
- The kitten is inside from the box.
- The kitten is inside of the box.
Cevabı göster
The kitten is inside of the box.
You could also call this...: başka bir ad önermek
You could also call this a pond, konuşmacının gösterdiği şey için pond sözcüğünün kabul edilebilir başka bir ad olduğunu belirtir. Yapı call + nesne + ad şeklindedir: call this a pond. Could burada geçmiş zamanı anlatmaz. Adlandırmayı olası ve nazik bir öneri gibi gösterir. Also ise başka bir adın veya açıklamanın zaten bulunabileceğini gösterir.
Alıştırma
call + it ile tamamlayın: This path is much faster. You could also ____ a shortcut.
Cevabı göster
call it
Even if you didn't understand every word I said, your brain is already learning through the visuals, context, and repetition. Notlar
1:47Söylediğim her kelimeyi anlamasanız bile, beyniniz görseller, bağlam ve tekrar yoluyla zaten öğreniyor.
Even if you didn't understand...: koşula rağmen geçerli kalan sonuç
Even if, ana sonucu engelleyecekmiş gibi görünen bir durumu kabul eden taviz anlamlı bir koşul getirir. Burada her kelimeyi anlamamış olmak, ana cümlede anlatılan öğrenmeyi durdurmaz. Sıradan if yapısından farklı olarak even if, belirtilen koşul gerçekleştiğinde de ana sonucun geçerli kaldığını gösterir. Yaygın kalıp Even if + koşul, ana sonuç biçimindedir ve ana cümlede sık sık still kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “bu olası koşula rağmen” anlamındaki bağlaçla tamamla: ____ you feel nervous, you can still give the presentation.
Cevabı göster
Even if
through the visuals, context, and repetition: öğrenme kanalları
Bu ifadede through, “aracılığıyla” ya da “yardımıyla” anlamına gelir. Bir yerin bir tarafından öbür tarafına fiziksel hareketi değil, öğrenmeyi destekleyen kanalları belirtir. learn through + isim veya isim öbeği kalıbı bir aracı, deneyimi ya da süreci belirtebilir. Burada visuals, görselleri ve görülebilen diğer ipuçlarını anlatır; visuals, context, and repetition, “Öğrenme nasıl gerçekleşiyor?” sorusuna verilen paralel üç cevaptır.
Alıştırma
Hangi cümle oyun ve tekrarın öğrenme aracı ya da süreci olduğunu anlatır?
- Children often learn about play and repetition.
- Children often learn through play and repetition.
- Children often learn without play or repetition.
Cevabı göster
Children often learn through play and repetition.
And also you could probably guess what I was talking about based on my actions, right? Kalıp ifadeler
1:56Ayrıca hareketlerime dayanarak ne hakkında konuştuğumu muhtemelen tahmin edebildiniz, değil mi?
based on my actions: bir tahminin dayanağını belirtmek
based on my actions, konuşanın hareketlerinin tahminde bulunmak için kullanılan kanıt olduğu anlamına gelir. based on + isim öbeği yapısı; bir sonuç, karar veya tahminin hangi bilgiye dayandığını gösterir. Buradaki on, bir şeyin fiziksel olarak başka bir şeyin üzerinde durduğunu anlatmaz. Bu cümlede based on, tahmini onu destekleyen görünür hareketlere bağlar.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team changed its route ____ the weather forecast.
Cevabı göster
based on
The comprehensible input learning method is better than other methods Notlar
2:00Anlaşılabilir girdi öğrenme yöntemi diğer yöntemlerden daha iyidir
better than other methods: karşılaştırma yapmak
Better, good sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. A is better than B kalıbı, A’nın daha kaliteli olduğunu veya B’den daha iyi bir seçim olduğunu anlatır. Bu cümlede than karşılaştırılan şeyi tanıtır; other methods ise anlaşılabilir girdi öğrenme yöntemiyle karşılaştırılan yöntem grubudur. Other, çoğul isim methods sözcüğünden önce gelir.
Alıştırma
Cümleyi good sözcüğünden oluşturulan iki kelimelik karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: This book is ____ the old one for a new reader.
Cevabı göster
better than
because you'll learn vocabulary, pronunciation, listening comprehension skills, grammar and sentence structure,
2:05çünkü kelime bilgisi, telaffuz, dinlediğini anlama becerileri, dilbilgisi ve cümle yapısını öğreneceksiniz,
and by far the most important, how to start thinking in English, Kalıp ifadeler
2:12ve açık ara en önemlisi, İngilizce düşünmeye nasıl başlayacağınızı öğreneceksiniz,
all without boring lessons and textbooks. Kalıp ifadeler
2:17hepsi sıkıcı dersler ve ders kitapları olmadan.
better than ... because ... all without ...: bir iddiayı ve desteğini düzenlemek
Cümle önce ana iddiasını belirtir: Bu yöntem diğer yöntemlerden daha iyidir. Ardından because bu iddiayı destekleyen kısmı başlatır ve öğrenenin kazanacağı becerileri sıralar. Listenin içinde by far the most important, how to start thinking in English bölümünü en büyük yarar olarak gösterir. Böylece bu maddeye diğerlerinden daha fazla ağırlık verir. Sondaki all without boring lessons and textbooks ifadesi, daha önce sıralanan her şeye ek bir avantaj getirir: Konuşan kişi, tüm bu yararların söz konusu dersler ve kitaplar olmadan elde edildiğini iddia eder. Bu nedenle bilgi; iddiadan destekleyici yararlara, ardından en büyük yarara ve ek bir avantaja doğru ilerler.
Alıştırma
Cümlenin bilgileri düzenleme biçimine en uygun taslak hangisidir?
- Ana iddia içermeyen, zamana göre sıralanmış olaylar
- Bir tanım, bir istisna ve ilgisiz bir örnek
- Bir iddia, destekleyici yararlar, en büyük yarar ve ek bir avantaj
Cevabı göster
Bir iddia, destekleyici yararlar, en büyük yarar ve ek bir avantaj
by far the most important: açık ara birinciliği vurgulamak
By far bir üstünlük derecesini güçlendirir. By far the most important, bu öğenin yalnızca önem bakımından ilk sırada olmadığını, diğerlerinden açıkça önde olduğunu anlatır. Burada ifade, how to start thinking in English bölümünü konuşanın listesindeki en önemli öğe olarak gösterir. By far bir güçlendirici olarak kullanılır; fiziksel uzaklığı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi by far ve useful sözcüğünün üstünlük biçimiyle tamamlayın: This is ____ tool in the box.
Cevabı göster
by far the most useful
all without boring lessons and textbooks: tüm bunlar sıkıcı dersler ve ders kitapları olmadan
Bu parçada all, az önce sözü edilen her şeye, yani faydaların veya sonuçların tamamına gönderme yapar. Eklenen without boring lessons and textbooks ifadesi, bu sonuçların o şeylere ihtiyaç duyulmadan elde edilebileceğini belirtir. Bu kalıp genellikle ana bir ifade veya listenin ardından all without + isim öbeği ya da -ing biçimi getirilerek kurulur. Kaçınılabilecek istenmeyen bir maliyeti, aracı veya eylemi vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle birkaç faydayı doğal biçimde sunup ardından ek maliyet olmadığını belirtir?
- The app gives you maps, alerts, and offline access, all except an extra fee.
- The app gives you maps, alerts, and offline access, all without an extra fee.
- The app gives you maps, alerts, and offline access, all without pay an extra fee.
Cevabı göster
The app gives you maps, alerts, and offline access, all without an extra fee.
So that is why I decided I'm going to teach you these 3,000 words Anlatım akışı
2:19İşte bu yüzden size bu 3.000 kelimeyi öğretmeye karar verdim,
through real life vlogs to make learning fun, natural, and way, way less boring. Notlar
2:24öğrenmeyi eğlenceli, doğal ve çok ama çok daha az sıkıcı hale getirmek için gerçek hayat vlog'ları aracılığıyla.
So that is why: bir nedenden karara geçmek
So that is why, bir açıklamanın iki bölümünü birbirine bağlar. So bir sonuca geçildiğini gösterir, that daha önce verilen nedene gönderme yapar ve is why ardından gelen kararı veya sonucu tanıtır. Burada dinleyiciyi öğrenme yöntemiyle ilgili önceki bilgilerden, konuşanın gerçek yaşam vloglarıyla öğretme planına götürür. Başka durumlarda da kullanılabilecek bilgi düzeni şöyledir: önce neden, sonra So that is why + sonuç veya karar.
Alıştırma
Hangi seçenek nedenden bu nedenin doğurduğu karara doğru ilerler?
- The library closes at six on Fridays. That is because I decided to go there earlier.
- The library closes at six on Fridays. Because I decided to go there earlier.
- The library closes at six on Fridays. So that is why I decided to go there earlier.
Cevabı göster
The library closes at six on Fridays. So that is why I decided to go there earlier.
through real life vlogs: günlük yaşam videolarını yöntem olarak kullanmak
Bu cümlede through, öğretimde kullanılan yöntemi veya aracı belirtir: kelimeler vloglar kullanılarak öğretilecektir. Vlog, video blog birleşiminden gelir; yani yalnızca yazılı bir blog gönderisi değil, video biçimindeki içeriktir. Real life, vlogun türünü açıklar: kurgulanmış bir sınıf sahnesi yerine günlük yaşamdan durumlar gösterir. Özenli İngilizce yazıda bu birleşik niteleyici bir isimden önce geldiğinde genellikle kısa çizgiyle yazılır: real-life vlogs.
Alıştırma
Şu cümlenin anlamına en uygun seçenek hangisidir: I learn English through real-life vlogs?
- Yazılı blog gönderileri kullanılan tek öğrenme yöntemidir.
- Günlük yaşamla ilgili videolar öğrenme yöntemi olarak kullanılıyor.
- Konuşan kişi fiziksel olarak bir grup videonun içinden geçiyor.
Cevabı göster
Günlük yaşamla ilgili videolar öğrenme yöntemi olarak kullanılıyor.
to make learning fun ... way, way less boring: make + nesne + sıfat
to make... mastar ifadesi, vloglarla öğretmenin amacını belirtir. Burada make, make + nesne + sıfat yapısındadır: learning nesnedir; fun, natural ve less boring ise konuşanın öğrenmeye kazandırmak istediği durumu anlatır. Günlük İngilizcede way bir karşılaştırmayı güçlendirebilir. Way less boring, çok daha az sıkıcı demektir. Way, way less boring ifadesindeki tekrar vurguyu daha da artırır; buradaki way, yol anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + sıfat yapısı ile practice, fun ve way less stressful sözlerini kullanarak tamamlayın: Short games ____.
Cevabı göster
make practice fun and way less stressful
These are real life vlogs, traveling, and adventures,
2:31Bunlar gerçek hayat vlog'ları, seyahatler ve maceralar,
all designed to be as interesting as possible to teach you English with comprehensible input in a fun way so that it doesn't feel like work. Dilbilgisi
2:35hepsi size İngilizceyi anlaşılabilir girdi ile eğlenceli bir şekilde öğretmek ve iş gibi hissettirmemek için mümkün olduğunca ilginç olacak şekilde tasarlandı.
all designed to be as interesting as possible: hepsi olabildiğince ilgi çekici olacak şekilde tasarlandı
All, daha önce sözü edilen vlogları, seyahatleri ve maceraları topluca ifade eder. all designed ... sözleri bu listenin tamamını betimler. İfade all of which are designed ... biçiminde açılabilir; designed, kısaltılmış edilgen bir betimlemedeki geçmiş zaman ortacıdır, yeni bir cümlenin ana fiili değildir. be designed to be + adjective kalıbı amaçlanan bir niteliği belirtir. As interesting as possible, “uygulamada mümkün olan en yüksek ölçüde ilgi çekici” demektir. to teach ... mastarı amacı; with comprehensible input ve in a fun way ise öğretim yöntemiyle sunuluş biçimini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be designed to be as + adjective + as possible kalıbıyla tamamlayın: The museum map ____ simple ____ for young visitors.
Cevabı göster
is designed to be as · as possible
so that it doesn't feel like work: amaç bildirmek
Burada so that amaç bildiren bir yan cümle başlatır. Dersleri ilgi çekici ve eğlenceli hâle getirerek konuşanın ulaşmak istediği sonucu açıklar: öğrenme deneyimi iş gibi gelmemelidir. it fiziksel bir nesneyi değil, bu öğrenme biçimini ifade eder. Feel like + noun, “o şeymiş gibi bir deneyim ya da izlenim vermek” anlamındadır. Buradaki work özellikle ücretli işi değil, yorucu veya ciddi bir görevi anlatır.
Alıştırma
Amaç bildiren iki sözcüklü bağlacı kullanın: I put the picture instructions beside the game ____ everyone can follow the steps.
Cevabı göster
so that
because I want you to stick around until you reach your goals of being fluent in English, Notlar
2:45çünkü akıcı İngilizce konuşma hedeflerinize ulaşana kadar burada kalmanızı istiyorum,
It doesn't feel like you're studying: feel like + yan cümle
Burada feel like ifadesinden sonra kendi öznesi ve fiili olan tam yan cümle you're studying gelir. Bu yapı, “bir şey oluyormuş gibi görünmek veya öyle bir izlenim vermek” anlamına gelir. Doesn't bu izlenimi olumsuz yapar; dolayısıyla yaşanan deneyim ders çalışıyormuş gibi gelmez. Burada bir kişinin izleniminden söz edilir, bir nesnenin dokunulduğunda nasıl hissedildiğinden değil. Bir durumun genel olarak nasıl göründüğünü anlatmak için feel like + yan cümle yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Bu bağlamda It doesn't feel like you're studying cümlesinin en uygun anlamını seç.
- Ders çalışıyormuşsun gibi görünmüyor.
- Ders çalışmak dokunulduğunda pürüzlü geliyor.
- Konuşan kişi ders çalışmanı istemiyor.
Cevabı göster
Ders çalışıyormuşsun gibi görünmüyor.
stick around: kalmak ve izlemeye devam etmek
Stick around, “ayrılmak yerine bir süre daha kalmak” anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Bir konuşmacı izleyicilere seslenirken “izlemeye veya takip etmeye devam etmek” anlamına da gelebilir. Burada konuşmacı, izleyicilerin hedeflerine ulaşana kadar derslere devam etmesini istiyor. Stick around tek bir anlam birimi olarak çalışır; burada stick “yapıştırıcıyla tutturmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Kalmak ve izlemeye devam etmek” anlamındaki gündelik öbek fiili kullan: Please ____ until the end.
Cevabı göster
stick around
whether you're beginner, intermediate, or advanced.
2:50ister başlangıç, ister orta, ister ileri seviyede olun.
until ... whether ... or ...: zaman sınırı ve tüm düzeyleri kapsama
Until, stick around eyleminin bitiş noktasını gösterir: konuşmacı, izleyicinin hedefe ulaşılana kadar kalmasını ister. Reach a goal, bir hedefe ulaşmak demektir. Whether A, B, or C burada bir soru sormaz. Aynı mesajın listelenen her durum için—başlangıç, orta ve ileri düzey—geçerli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Until ve whether sözcüklerini doğru boşluklara yerleştirin: Keep practicing ____ you feel confident, ____ you're a beginner or an advanced learner.
Cevabı göster
until · whether
These videos will help you become fluent in English and should be a part of your daily study routine. Kalıp ifadeler
2:53Bu videolar İngilizcede akıcı olmanıza yardımcı olacak ve günlük çalışma rutininizin bir parçası olmalı.
help you become fluent in English: help + nesne + fiilin yalın hâli
Help you become, help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: you yardımı alan kişidir, become ise yardımın desteklediği değişimi belirtir. Help sonrasında to da kullanılabilir, ancak to olmadan kullanılan biçim çok yaygındır. Become sözcüğünden sonra fluent sıfatı gelir; in English ise dili belirtir. Fluent in + dil kullanılır; fluent of veya fluent on kullanılmaz.
Alıştırma
Yeni cümleyi vurgulanan sözcüklerin aynısıyla tamamlayın: Daily practice can ____.
Cevabı göster
help you become fluent in English
should be a part of your daily study routine: günlük çalışma rutinine dâhil etmek
Should be a part of... bir öneri verir: bir etkinliği daha büyük bir plana veya alışkanlıklar bütününe dâhil etmek. Burada videoların yalnızca bir kez izlenmesi değil, günlük İngilizce çalışmasının düzenli bir parçası yapılması öneriliyor. Routine, düzenli olarak tekrarlanan etkinlikler bütünüdür. Daily study routine, bir kişinin ders çalışmak için her gün genellikle yaptığı şeyleri anlatır; routine burada rota veya yol anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Reading aloud should ____ your daily study routine.
Cevabı göster
be a part of
So the steps you want to follow is first, you want to watch comprehensible input videos like my videos. Anlatım akışı
2:59İzlemeniz gereken adımlar şöyle: İlk olarak, benim videolarım gibi anlaşılabilir girdi videoları izlemelisiniz.
So...the steps...first: adımları sıralamaya başlamak
So, genel bir açıklamadan yönergelere geçildiğini gösterir. The steps you want to follow sıralı bir listenin geleceğini bildirir; first ise ilk maddeyi işaretleyerek dinleyicinin süreci takip etmesine yardım eder. Buradaki tekil is fiili özel bir dil bilgisi kalıbı oluşturmaz. Konuşmacı doğal ve hazırlıksız konuşurken The steps are... diye başlayıp sonra The first step is... yapısına geçmiş gibi görünüyor. Anlam yine sadece ilk yönergenin sırada olduğudur.
Alıştırma
Dikkatli bir açıklamada ilk eylemi en açık ve doğru biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- The first steps are to check the map.
- The first step is to check the map.
- The steps you need to follow is first, check the map.
Cevabı göster
The first step is to check the map.
And as you're watching these videos, you want to practice listening comprehension, your pronunciation. Dilbilgisi
3:06Ve bu videoları izlerken, dinlediğini anlama ve telaffuz pratiği yapmalısınız.
as you're watching these videos: aynı anda gerçekleşen eylemler
as you're watching these videos ifadesinde as bir zaman yan cümlesi başlatır. Bu ifade, bu videoları izlemekte olduğun sırada anlamına gelir. Şimdiki zamanın süreklilik yapısı olan are watching, izleme eyleminin devam ettiğini ve ana eylemin bu süre içinde gerçekleştiğini gösterir. Burada as, iki eylemi zaman bakımından birbirine bağlar; bir neden bildirmez. Başka bağlamlarda as, because anlamına gelebilir. Bu nedenle doğru anlamı seçmek için cümlenin geri kalanına bakmak gerekir.
Alıştırma
as you're watching these videos ifadesindeki as ne anlama gelir?
- Videoları izlemekte olduğun sırada anlamına gelir.
- Videoları izlemeyi bitirdikten sonra anlamına gelir.
- Videoları izlemekte olduğun için anlamına gelir.
Cevabı göster
Videoları izlemekte olduğun sırada anlamına gelir.
You could practice shadowing techniques as you watch these videos. Kalıp ifadeler
3:11Bu videoları izlerken 'gölgeleme' (shadowing) teknikleri uygulayabilirsiniz.
practice shadowing techniques: hemen ardından sesli taklit yapma alıştırması
Dil öğreniminde shadowing, dinleme ve konuşmayı birleştiren bir alıştırmadır. Konuşanı dinler, sesin biraz gerisinden giderek sözleri neredeyse hemen tekrar eder ve telaffuz, vurgu, ritim ile tonlamayı taklit edersin. Practice shadowing techniques, bu yöntemle alıştırma yapmak anlamına gelir. Buradaki shadowing yöntemin adıdır; gerçek anlamda bir gölgeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi etkinlik shadowing örneğidir?
- Sesi dinlemeden altyazıları sessizce okumak.
- Dersin tamamını dinleyip sonra bir özet yazmak.
- Konuşanı dinleyip ritmi taklit ederek neredeyse hemen tekrar etmek.
Cevabı göster
Konuşanı dinleyip ritmi taklit ederek neredeyse hemen tekrar etmek.
And also watch out for sentence structure, grammar, Öbek fiiller
3:14Ayrıca cümle yapısına ve dilbilgisine dikkat edin,
and just learn this naturally instead of doing lessons in class. Kalıp ifadeler
3:17ve bunları sınıfta ders işlemek yerine doğal bir şekilde öğrenin.
watch out for sentence structure, grammar: önemli ayrıntılara dikkat etmek
Burada watch out for, bir şeye karşı dikkatli olmak ya da onu mutlaka fark etmek anlamına gelir. Konuşmacı, öğrenirken cümle yapısını ve dil bilgisini fark etmenizi söylüyor. Watch out for birden fazla sözcükten oluşan bir fiil ifadesidir ve ardından dikkat edilmesi gereken şey gelir. Bu cümlede dışarı bakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, olası bir sorunu fark etme uyarısı vermek için watch out for ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Watch out for missing words when you check your work.
- Watch out the missing words when you check your work.
- Watch out of the missing words when you check your work.
Cevabı göster
Watch out for missing words when you check your work.
instead of doing lessons: bir etkinliği diğeriyle değiştirmek
Instead of seçilmeyen seçeneği gösterir. Burada doğal biçimde öğrenmek tercih edilen yaklaşımdır; sınıfta ders almak ise onun yerine geçilen diğer seçenektir. Of bir edattır, bu yüzden ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: instead of doing denir; instead of do veya instead of to do denmez. instead of class örneğindeki gibi ardından bir isim de gelebilir.
Alıştırma
take fiilinin doğru -ing biçimini kullanın: We walked to school instead of ____ the bus.
Cevabı göster
taking
The second step is to reinforce this learning you just had in the video. Kalıp ifadeler
3:21İkinci adım, videoda az önce edindiğiniz bu bilgileri pekiştirmektir.
reinforce this learning you just had: az önce öğrenilenleri pekiştirmek
To reinforce this learning you just had, yeni bilgiyi genellikle tekrar veya alıştırma yoluyla daha sağlam ve hatırlaması daha kolay hâle getirmek demektir. to reinforce... mastar ifadesi ikinci adımın ne olduğunu açıklar. Burada had, bir nesneye sahip olmak değil, bu öğrenme deneyimini yaşamış olmak anlamındadır. İfade anlaşılırdır ancak günlük İngilizcede reinforce what you just learned genellikle daha doğal duyulur.
Alıştırma
Kısa bir sınavın daha önce öğrenilenleri sağlamlaştırdığını en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- A short quiz can reinforce what you learned in class.
- A short quiz can introduce what you learned in class.
- A short quiz can replace what you learned in class.
Cevabı göster
A short quiz can reinforce what you learned in class.
You could use this ChatGPT prompt I made for you. Anlatım akışı
3:25Sizin için hazırladığım bu ChatGPT komutunu kullanabilirsiniz.
You could use... It's in the description: bir araç önerip video açıklamasını göstermek
Bu iki cümle izleyiciyi iki adımda yönlendirir. You could use... isteğe bağlı bir aracı nazikçe önerir; buradaki could öneriyi yumuşatır ve geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. Ardından It's in the description, izleyiciye istemi nerede bulacağını söyler. Bir video platformunda the description, genellikle videonun altında veya yanında bulunan bilgi bölümüdür. İçerik üreticileri bağlantıları, istemleri ve ek kaynakları sık sık buraya koyar.
Alıştırma
Bir video içerik üreticisi It's in the description. diyor. İzleyici istemi nerede aramalıdır?
- Yalnızca konuşulan ses içeriğinde.
- Videonun başlığında.
- Videoya bağlı bilgi bölümünde.
Cevabı göster
Videoya bağlı bilgi bölümünde.
And this allows you to just reinforce what you learn in the video. Dilbilgisi
3:29Ve bu, videoda öğrendiklerinizi pekiştirmenizi sağlar.
this allows you to ...: allow + kişi + to do yapısı
Bu cümlede this, daha önce sözü edilen ChatGPT istemini gösterir. allow + someone + to + fiilin yalın hâli yapısı; bir araç, kural veya durumun bir eylemi mümkün kıldığını anlatır. Buradaki allows you to reinforce, istemin videoda öğrendiklerini pekiştirmene yardımcı olduğu anlamına gelir. Buradaki just, eylemi kolay ve doğrudan gösterir. Pekiştirmenin istemin yapabildiği tek şey olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi allow someone to do something yapısıyla tamamla: This app ____ your notes after each lesson.
Cevabı göster
allows you to review
So it gives you the definition for the word again. Anlatım akışı
3:32Size kelimenin tanımını tekrar verir.
It gives you examples for the past, present, and future.
3:34Geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman için örnekler verir.
It also gives you mini quizzes to ensure you understood everything about that word. Dilbilgisi
3:37Ayrıca o kelimeyle ilgili her şeyi anladığınızdan emin olmak için size mini testler sunar.
It gives you ... It also gives you ...: özellikleri paralel biçimde sıralamak
It gives you ... kalıbının tekrarı, bilgileri bir özellik listesi olarak düzenler. Her yeni nesneden önceki sözcükler aynı kaldığı için dinleyen kişi değişen kısımları, yani tanımı, örnekleri ve küçük sınavları hızla fark eder. Son cümledeki also, küçük sınavların listeye eklenen bir başka özellik olduğunu gösterir. Buradaki her it, daha önce sözü edilen ChatGPT istemini gösterir.
Alıştırma
It gives you ... ifadesini tekrarlamanın ve son cümlede also kullanmanın bilgiyi düzenleme açısından temel işlevi nedir?
- Aynı özelliğin üç kez başarısız olduğunu gösterir.
- Konuyu araçtan birbiriyle ilgisiz üç olaya değiştirir.
- Farklı özelliklerden oluşan açık bir liste kurar ve sonuncusunu ek bir madde olarak gösterir.
Cevabı göster
Farklı özelliklerden oluşan açık bir liste kurar ve sonuncusunu ek bir madde olarak gösterir.
to ensure you understood everything: mastarla amaç belirtme
to ensure... mastar grubu, mini testlerin verilme amacını açıklar: öğrencinin kelimeyi anladığını doğrulamak için kullanılırlar. Ensure sonrasındaki you understood everything about that word tam bir yan cümledir. You özne, understood ise fiildir. İsteğe bağlı that sözcüğü atılmıştır: ensure (that) you understood....
Alıştırma
Kısa bir testin amacını belirtmek için ensure yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The teacher gave us a short test to ensure understood the lesson.
- The teacher gave us a short test to ensure us understand the lesson.
- The teacher gave us a short test to ensure we understood the lesson.
Cevabı göster
The teacher gave us a short test to ensure we understood the lesson.
So if you want to have different verb tenses, you could just ask it to give you different verb tenses for that word. Notlar
3:43Yani farklı fiil zamanları istiyorsanız, sadece o kelime için farklı zamanlar vermesini isteyebilirsiniz.
If you want ..., you could just ask ...: koşul ve yumuşak bir öneri
If yan cümlesi olası bir ihtiyaç veya tercihi belirtir: if you want.... Ana cümle daha sonra pratik bir çözüm önerir: you could just ask it to.... Birlikte, yeniden kullanılabilen bir koşul ve öneri kalıbı oluştururlar. Burada could geçmiş zamanı belirtmez. Öneriyi yumuşatır; just ise işlemi basit gösterir. Ask, ask + nesne + to-mastar yapısını izler; ask it to give... örneğinde olduğu gibi.
Alıştırma
Cümleyi, yumuşak bir öneri yapan ve işlemi basit gösteren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you want more examples, you ____ ask the app to create them.
Cevabı göster
could just
ask it to give you ...: ask + nesne + to + fiil
Bir kişiden, uygulamadan veya araçtan bir eylem gerçekleştirmesini isterken ask + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. ask it to give you different verb tenses ifadesinde it, ask fiilinin nesnesidir ve give eylemini gerçekleştiren ögedir; to give ise istenen eylemi belirtir. give you different verb tenses bölümü give + alıcı + verilen şey yapısını izler: alıcı you, verilen şey ise different verb tenses ifadesidir. give önündeki to kaldırılmamalıdır; ask it give you... standart İngilizce değildir.
Alıştırma
İsteği give fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Ask the tool ____ you three examples.
Cevabı göster
to give
And also it could explain to you just in English or in English and your language or just your language, Dilbilgisi
3:49Ayrıca size sadece İngilizce, veya İngilizce ve kendi dilinizde, ya da sadece kendi dilinizde açıklayabilir,
whatever your level is and whatever you're comfortable with.
3:54seviyeniz ne olursa olsun ve kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız.
whatever your level is ... whatever you're comfortable with: açık koşullar
Cümle önce açıklamayı almanın üç yolunu sunar: yalnızca İngilizce, hem İngilizce hem kendi diliniz veya yalnızca kendi diliniz. Burada just, only yani «yalnızca» anlamındadır. İki whatever yan cümlesi sınırlamaları kaldırır: whatever your level is, «seviyeniz ne olursa olsun» anlamına gelir; whatever you're comfortable with ise kendinizi rahat hissettiğiniz herhangi bir seçeneği anlatır. Whatever burada soru sormaz; açık bir koşul getirir ve düz cümle sırasını korur: your level is.
Alıştırma
İki whatever yan cümlesi dinleyiciye ne anlatıyor?
- Dinleyiciden kesin seviyesini ve tercihini bildirmesini isterler.
- Yalnızca ileri düzey öğrenenlerin dil seçebileceğini söylerler.
- Dil seçeneklerinin seviye veya tercihten bağımsız olarak açık olduğunu söylerler.
Cevabı göster
Dil seçeneklerinin seviye veya tercihten bağımsız olarak açık olduğunu söylerler.
This will really help you solidify your learning from the comprehensible input video. Kalıp ifadeler
3:56Bu, anlaşılabilir girdi videosundan öğrendiklerinizi sağlamlaştırmanıza gerçekten yardımcı olacaktır.
help you solidify your learning: öğrendiklerinizi pekiştirmek
Burada help you solidify your learning, “öğrendiklerinizi daha kalıcı ve hatırlaması daha kolay hâle getirmenize yardımcı olmak” anlamına gelir. Solidify mecazidir: Bilgi daha sağlam hâle gelir; gerçekten katılaşmaz veya donmaz. Yapı help + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: help you solidify. Help you to solidify de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim yaygın ve doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi “öğrendiklerinizi pekiştirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A quick review will help you ____.
Cevabı göster
solidify your learning
And on top of that, you could just ask it any questions or any confusions you have about anything in English and it will answer it. Kalıp ifadeler
4:01Ve bunun da ötesinde, ona İngilizceyle ilgili herhangi bir sorunuzu veya karıştırdığınız bir şeyi sorabilirsiniz ve o cevaplayacaktır.
on top of that: başka bir nokta eklemek
On top of that, “az önce söylenene ek olarak” anlamına gelen bir bağlantı ifadesidir. Sonraki fikrin başka bir nokta eklediğini gösterir; burada eklenen şey başka bir avantajdır. Fiziksel bir konumu anlatmaz. Genellikle cümlenin veya yan cümlenin başında yer alır. Bir cümlenin başında kullanıldığında yazıda ardından çoğunlukla virgül gelir.
Alıştırma
Cümleyi “buna ek olarak” anlamındaki hedef bağlantı ifadesiyle tamamlayın: The hotel is close to the station. ____, breakfast is included.
Cevabı göster
On top of that
ask it any questions ... about anything in English: bir araca İngilizce soruları sormak
Bu bağlamda it, daha önce sözü edilen aracı ifade eder. Doğal ask it any questions yapısı ask + soruyu alan kişi ya da araç + question biçimindedir: it sorunun yöneltildiği taraftır, any questions ise neyin sorulabileceğini belirtir. Sondaki about anything in English, konunun İngilizce olduğunu gösterir. any confusions ifadesini doğrudan ask fiilinden sonra kullanmak pek doğal değildir. Açık olmayan şeylerden söz etmek için ask it about anything that confuses you veya ask it about any points of confusion denir. Yeniden kullanılabilecek seçim şudur: birine soru sormak için ask someone a question, kafa karıştıran bir konu hakkında sormak için ise ask someone about a confusing topic kullanılır.
Alıştırma
İngilizcede anlaşılmayan noktalar için bir araçtan en doğal biçimde yardım isteyen cümle hangisidir?
- You can ask any confusion to the tool about English.
- You can ask the tool any confusions you have about English.
- You can ask the tool any questions you have about English.
Cevabı göster
You can ask the tool any questions you have about English.
but if you want to remember this word for the long term, Dilbilgisi
4:08ancak bu kelimeyi uzun vadeli hatırlamak istiyorsanız,
especially if you don't have the chance to speak English a lot,
4:11özellikle de çok fazla İngilizce konuşma şansınız yoksa,
you can use an SRS software like Anki and put these words into that software to make sure you don't forget them. Notlar
4:14Anki gibi bir SRS yazılımı (Aralıklı Tekrar Sistemi) kullanabilir ve bu kelimeleri o yazılıma ekleyerek unutmadığınızdan emin olabilirsiniz.
If you want to ..., especially if ..., you can ...: ilgili bir durumu vurgulayarak tavsiye vermek
Bu cümle tavsiyeyi üç adımda düzenler. If you want to ... önce dinleyenin hedefini belirtir. Especially if ... tavsiyenin özellikle yararlı olduğu daha dar bir durum ekler. Ardından you can ... önerilen eylemi sunar. Especially if ikinci bir tavsiye başlatmaz ve belirttiği koşulu zorunlu hâle getirmez. Bir durumu öne çıkarırken tavsiyenin başka durumlarda da kullanılmasına izin verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: If you want to [goal], especially if [relevant situation], you can [action].
Alıştırma
Hedefi doğru biçimde belirten, özellikle ilgili bir durumu vurgulayan ve tavsiye veren cümle hangisidir?
- If you want to improve your listening, even if you rarely hear English, you can use short podcasts.
- Only if you rarely hear English can you use short podcasts to improve your listening.
- If you want to improve your listening, especially if you rarely hear English, you can use short podcasts.
Cevabı göster
If you want to improve your listening, especially if you rarely hear English, you can use short podcasts.
SRS software like Anki: aralıklı tekrar araçları
SRS genellikle spaced repetition system, yani aralıklı tekrar sistemi anlamına gelir. SRS yazılımı, çalışma öğelerini ne zaman yeniden göstereceğine karar verir ve daha uzun süre hatırlamana yardımcı olmak için tekrarların arasını açar. Like Anki, “Anki gibi” veya “örneğin Anki” demektir. Anki bu tür araçların bir örneğidir; SRS bir şirket adı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir SRS aracının ne yaptığını doğru açıklar?
- Bir SRS aracı her kelimeyi otomatik olarak çevirir, bu yüzden tekrar yapmaya gerek yoktur.
- Bir SRS aracı, bilgileri hatırlamana yardımcı olmak için tekrarları aralıklı zamanlara planlar.
- SRS, bütün bilgi kartı uygulamalarının sahibi olan şirketin adıdır.
Cevabı göster
Bir SRS aracı, bilgileri hatırlamana yardımcı olmak için tekrarları aralıklı zamanlara planlar.
put ... into ... to make sure ...: eylemi ve amacı anlatma
Put + bir şey + into + bir yer veya sistem yapısı, o şeyi oraya taşımayı ya da eklemeyi anlatır. Bu cümlede put these words into that software, kelimeleri yazılıma girmek veya eklemek demektir. To make sure + cümlecik amacı belirtir: konuşan kişi, sonraki cümlecikteki sonucun gerçekleşmesini ister. Burada make sure ifadesinden sonra tam cümlecik olan you don't forget them gelir ve them, words sözcüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi put ... into ... + to make sure ... yapısıyla tam olarak tamamla: Put the address ____ your notes app ____ you can find it later.
Cevabı göster
into · to make sure
And if you don't want to use an SRS software, you could just simply review the words on your own time whenever you feel you need to revise them. Dilbilgisi
4:20Ve eğer bir SRS yazılımı kullanmak istemiyorsanız, tekrar etmeniz gerektiğini hissettiğinizde kelimeleri kendi zamanınızda gözden geçirebilirsiniz.
if you don't want to..., you could... whenever...: esnek bir alternatif sunmak
if you don't want to... dinleyicinin bir yöntemi kullanmamayı seçtiği durumu kurar. Ardından you could... başka bir seçenek sunar; could burada geçmişteki bir beceriyi değil, nazik bir öneriyi ifade eder. on your own time size uygun zamanlarda demektir. whenever you feel you need to... ihtiyaç ne zaman ortaya çıkarsa o zaman anlamına gelir; önceden belirlenmiş tek bir zamanı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir alternatif sunar ve bunun uygun olan herhangi bir zamanda yapılabileceğini söyler?
- If you don't want to drive, you must take the bus at exactly six o'clock.
- If you did not drive yesterday, you took the bus at six o'clock.
- If you don't want to drive, you could take the bus whenever it is convenient for you.
Cevabı göster
If you don't want to drive, you could take the bus whenever it is convenient for you.
And the great thing about this strategy, it's very simple. Anlatım akışı
4:26Ve bu stratejinin harika yanı, çok basit olmasıdır.
the great thing about this strategy ... It's just three steps to follow: değerlendirme ve ardından destekleyici ayrıntı
the great thing about this strategy önce dinleyicinin dikkatini stratejinin temel avantajına çeker. Burada great thing fiziksel bir nesneyi değil, bir avantajı ifade eder. It's just three steps to follow. stratejinin basit olduğu yönündeki genel değerlendirmeyi küçük ve somut bir sayıyla açıklar. Önce olumlu değerlendirme, ardından onu destekleyen ayrıntı verilmesi planı uygulanabilir gösterir.
Alıştırma
Aynı bilgi düzenini korurken en açık resmî yeniden yazım hangisidir?
- The great thing about this strategy is that it is simple: there are just three steps to follow.
- There are three different strategies, and each one has a simple step.
- This strategy is useful, although its three steps are difficult to follow.
Cevabı göster
The great thing about this strategy is that it is simple: there are just three steps to follow.
So in summary, watch comprehensible input videos like mine, Anlatım akışı
4:31Özetle, benimki gibi anlaşılabilir girdi videoları izleyin,
use the ChatGPT prompt I gave you in the description to help reinforce what you just learned. Dilbilgisi
4:34az önce öğrendiklerinizi pekiştirmeye yardımcı olması için açıklamada verdiğim ChatGPT komutunu kullanın.
So in summary: özete geçiş
“So in summary”, dinleyenlere ayrıntılı açıklamanın bitmekte olduğunu ve kısa bir özetin başlayacağını gösteren bir işarettir. Ardından gelen sözler genellikle ana noktaları, sonuçları veya son adımları bir araya getirir. “In summary” özetin kendisini belirtir. Baştaki “so”, bu özeti daha önce söylenenlere bağlar ve özellikle sözlü açıklamalarda doğal duyulur. Bu ifade daha önce verilen bilgileri düzenler; normalde ilgisiz yeni bir konu başlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir özete başlamak için “So in summary” ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- So in summary, could you tell me what the word summary means?
- So in summary, let me introduce a completely unrelated issue.
- So in summary, our three priorities are safety, speed, and cost.
Cevabı göster
So in summary, our three priorities are safety, speed, and cost.
to help reinforce what you just learned: amaç belirtme
“To help reinforce ...” mastar grubu, istemi kullanmanın amacını açıklar: yeni öğrenilenleri daha sağlam ve hatırlaması daha kolay hâle getirmek. Bu yapı, bir araç veya etkinlik içeren bir eylemden sonra kullanılabilir: use X to help + fiilin yalın hâli. “Help”ten sonra “reinforce” fiili yalın hâlde kalır. “What you just learned”, “kısa süre önce öğrendiğiniz şey veya şeyler” anlamına gelir. Bu kelime grubunun tamamı “reinforce” fiilinin nesnesidir; dil bilgisi açısından bir isim cümleciğidir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “öğrenilenleri daha sağlam hâle getirmek” anlamına gelen üç kelimelik amaç ifadesiyle tamamlayın: Use this short review ____ what you learned today.
Cevabı göster
to help reinforce
The third step, use an SRS software for long-term memorization. Kalıp ifadeler
4:38Üçüncü adım, uzun vadeli ezberleme için bir SRS yazılımı kullanın.
for long-term memorization ... I'm talking months and years: zaman ölçeğini belirtmek
For long-term memorization, yazılımı kullanma amacını belirtir: bilgiyi uzun bir süre bellekte tutmak. Long-term, memorization sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. I'm talking months and years, “aylar ya da yıllar süren bir zaman aralığını kastediyorum” demektir. Burada I'm talking, gerçek ölçeği vererek önceki long-term fikrini somutlaştırır; asıl amaç konuşma eylemini anlatmak değildir.
Alıştırma
Bu cümlede I'm talking months and years ne işe yarıyor?
- Long-term ifadesini aylar veya yıllar süren bir dönem olarak tanımlar.
- Konuşmacının yıllardır aralıksız konuştuğunu söyler.
- Yazılımın yılda yalnızca bir kez kullanılması gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Long-term ifadesini aylar veya yıllar süren bir dönem olarak tanımlar.
and that'll still be beneficial for you because it has comprehensible input,
4:47ve bu yine de sizin için faydalı olacaktır çünkü içinde anlaşılabilir girdi var,
even if ... that'll still be beneficial: geçerliliğini koruyan bir sonuç
Even if olası bir koşul sunar: Dinleyici tüm adımları uygulamayabilir. Bu bir ödünleme yapısıdır; dolayısıyla bu koşul, temel sonucu geçersiz kılmaz. Still, yalnızca videoları izlemenin yine de faydalı olabileceğini vurgular. That'll içindeki that, önceki “yalnızca videoları izleme” eylemine gönderme yapar. Because ile başlayan bölüm daha sonra bunun neden yararlı olabileceğini açıklar: Video içeriğinde anlaşılabilir girdi vardır. Yeniden kullanılabilecek kalıp Even if X, Y will still happen şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi even if ... still kalıbıyla tamamlayın: ____ it rains, the game will ____ take place indoors.
Cevabı göster
Even if · still
which is a great way...: which ile ek yorum yapma
which is a great way to learn languages yan cümleciği, comprehensible input hakkında olumlu bir değerlendirme ekler. Burada which bir soru sözcüğü değildir. Yakındaki videos sözcüğüne değil, anlaşılabilir girdi fikrine gönderme yapar. Bu tür ek açıklamaya kısıtlayıcı olmayan ilgi cümleciği denir. Virgül, bunun ek bilgi olduğunu gösterir. Altyazının which ile başlamasının nedeni önceki satırdaki cümleyi devam ettirmesidir; bu satır tek başına bir cümle parçasıdır.
Alıştırma
“We learn through stories, which is a great way to remember new words,” cümlesinde which cümleciği ne yapar?
- Öyküler aracılığıyla öğrenme hakkında olumlu bir yorum ekler.
- Yalnızca belirli öykülerin sözcük öğretebileceğini söyler.
- Konuşanın hangi öyküleri kastettiğini sorar.
Cevabı göster
Öyküler aracılığıyla öğrenme hakkında olumlu bir yorum ekler.
Comprehensible input videos like this are four times more effective than traditional learning methods. Dilbilgisi
4:52Bunun gibi anlaşılabilir girdi videoları, geleneksel öğrenme yöntemlerinden dört kat daha etkilidir.
four times more effective than...: katlı karşılaştırmalar
four times more effective than kalıbı etkililik düzeylerini karşılaştırır. Four times öne sürülen farkın büyüklüğünü, effective karşılaştırılan özelliği, than ise karşılaştırma ölçütü olan traditional learning methods ifadesini gösterir. Günlük reklam dilinde genellikle bu videoların geleneksel yöntemlerin yaklaşık dört katı etkiye sahip olduğu anlatılmak istenir; dört farklı yöntemden söz edilmez. Kesin sayılar söz konusu olduğunda four times more belirsiz olabilir. Bazı kişiler bunu temel değerin 4 katı olarak anlarken bazıları temel değere 4 kat daha eklenmesi, yani toplam 5 kat olarak hesaplar.
Alıştırma
Hangi cümle bir yöntemin geleneksel yöntemin tam olarak 4 katı etkiye sahip olduğunu en açık biçimde söyler?
- This method is four times more effective than the traditional method.
- This method uses four effective traditional methods.
- This method is four times as effective as the traditional method.
Cevabı göster
This method is four times as effective as the traditional method.
This means that my 10 to 15 minute vlog is worth up to 1 hour of classroom instruction. Kalıp ifadeler
4:58Bu, benim 10 ila 15 dakikalık vlog'umun 1 saatlik sınıf içi eğitime bedel olduğu anlamına gelir.
is worth up to...: üst sınırı olan eş değer değer
Be worth + bir miktar veya ölçü, bir şeyin o kadar değere sahip olduğunu ya da eş değer bir yarar sağladığını belirtir. Burada vlog, süresi açısından değil, öğrenme değeri açısından sınıf eğitimiyle karşılaştırılıyor. Konuşmacı, 10 ila 15 dakikalık bir vlogun daha uzun bir ders kadar öğrenme değeri sağlayabileceğini öne sürüyor. Up to bir üst sınır belirler. Değer bir saatten daha kısa bir eğitime eş değer olabilir; cümle her vlogun tam bir saatlik sınıf eğitimine eşit olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümlede up to ne anlama gelir: This prize is worth up to fifty dollars?
- Değeri en az elli dolar olmalıdır.
- Değeri her zaman tam olarak elli dolardır.
- Değeri en fazla elli dolar olabilir ve daha az da olabilir.
Cevabı göster
Değeri en fazla elli dolar olabilir ve daha az da olabilir.
All I ask is that you please subscribe and share these videos with your friends. Ton ve niyet
5:07Tek istediğim lütfen abone olmanız ve bu videoları arkadaşlarınızla paylaşmanız.
All I ask is that you please...: yumuşatılmış bir rica
All I ask is that... yapısı, that sonrasındaki eylemi tek ve sınırlı bir rica olarak sunar. Videonun sonundaki bu eylem çağrısında abone olma ve paylaşma isteğini küçük ve makul gösterir. All çoğu zaman ricayı nazikçe çerçevelemenin bir yoludur; konuşmacının bir daha asla başka bir şey istemeyeceğine dair gerçek anlamda bir söz değildir. That yan cümlesi istenen eylemi belirtir. You öznedir; subscribe ve share, and ile bağlanan yalın fiillerdir ve please ifadeye ek nezaket katar.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz dört kelimelik yapıyla nazik ricayı tamamlayın: ____ you please turn off the lights before you leave.
Cevabı göster
All I ask is that
And don't forget to turn on notifications so you never miss a vlog. Ton ve niyet
5:11Ve bildirimleri açmayı unutmayın, böylece hiçbir vlog'u kaçırmazsınız.
don't forget to ... so ...: amaç belirten nazik bir hatırlatma
Don't forget to + fiilin yalın hâli, birine bir şey yapmasını nazikçe hatırlatmanın bir yoludur. Burada turn on notifications, konuşanın izleyicilerden yapmalarını istediği eylemdir; don't, bu eylemden kaçınmaları gerektiği anlamına gelmez. so ile başlayan yan cümle beklenen sonucu veya yararı belirtir: bildirimleri açmak, izleyicilerin vlog'ları kaçırmamasına yardımcı olur. Bu hatırlatma + so + yarar kalıbı, eyleme çağrılarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle nazikçe hatırlatıyor ve ardından eylemin yararını açıklıyor?
- You forgot to charge your tablet, so it was not ready for the trip.
- Don't forget to charge your tablet so it is ready for the trip.
- Turn off your tablet because the trip is over.
Cevabı göster
Don't forget to charge your tablet so it is ready for the trip.
If you haven't seen my previous videos, check out this playlist to catch up on the words you've missed. Öbek fiiller
5:14Önceki videolarımı izlemediyseniz, kaçırdığınız kelimeleri yakalamak için bu oynatma listesine göz atın.
check out this playlist to catch up: kaçırılan içeriği tamamlamak için bir kaynağa bakmak
Check out + bir kaynak, o kaynağa bakmak, onu açmak veya incelemek anlamına gelir. Buradaki kaynak this playlist ifadesidir. To catch up, konuşanın oynatma listesini neden önerdiğini açıklar. Catch up on + içerik, kaçırılan şeyleri yaparak, öğrenerek veya izleyerek geride kalınan kısmı tamamlamak anlamına gelir. Oynatma listesi check out yapılan kaynaktır; the words you've missed ise catch up on yapılan içeriktir.
Alıştırma
Birkaç dersi kaçırdınız ve bunları öğrenmek için bir tekrar sayfasını kullanmak istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- I'll attend every new class to keep up with the course.
- I'll check out the review page to catch up on the lessons I missed.
- I'll call Maya to catch up with her after class.
Cevabı göster
I'll check out the review page to catch up on the lessons I missed.
And if you guys want, you could follow my personal Instagram, Volka Eagle. Ton ve niyet
5:19Ve eğer isterseniz, kişisel Instagram hesabım Volka Eagle'ı takip edebilirsiniz.
If you guys want, you could follow ...: baskı kurmayan bir davet
Bu cümlede if you guys want, dinleyenlerin gerçekten seçim yapabileceğini gösterir. You could follow... ifadesindeki could, hesabı takip etmeyi bir emir değil, isteğe bağlı bir öneri olarak sunar. Buradaki could geçmişteki bir yetenekten söz etmez. Koşul ifadesi ile could birlikte samimi ve baskı kurmayan bir davet oluşturur. Bu yapı, isteğe bağlı başka eylemler önerirken de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyene gerçek bir seçim sunar ve sosyal medya davetini baskısız hâle getirir?
- You followed my art page when you were younger.
- If you want, you could follow my art page.
- You must follow my art page now.
Cevabı göster
If you want, you could follow my art page.
And don't forget, you will be fluent one day. Anlatım akışı
5:24Ve unutmayın, bir gün akıcı konuşacaksınız.
You just have to keep on trying and not give up. Kalıp ifadeler
5:28Sadece denemeye devam etmeli ve pes etmemelisiniz.
Don't forget ... You just have to ...: önce inanç, sonra eylem
Bu iki cümle kapanışı önce inanç, sonra eylem biçiminde düzenler. Don't forget hatırlanması gereken mesajı, yani gelecekte akıcı konuşmayı sunar. Ardından You just have to... bu umudu açık bir plana dönüştürür: denemeye devam etmek ve pes etmemek. Buradaki just dikkati temel eyleme yöneltir ve tavsiyeyi yapılabilir gösterir. Akıcı hâle gelmenin çaba gerektirmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu iki cümle kapanış mesajını nasıl düzenliyor?
- Bitmiş bir geçmiş olayı anlatır, ardından hemen kanıt isterler.
- Önce hatırlanacak cesaret verici bir inanç, ardından sürdürülmesi gereken pratik bir eylem sunarlar.
- Önce hedefi reddeder, ardından ilgisiz bir konuya geçerler.
Cevabı göster
Önce hatırlanacak cesaret verici bir inanç, ardından sürdürülmesi gereken pratik bir eylem sunarlar.
keep on trying and not give up: denemeye devam edip vazgeçmemek
Keep on + -ing biçimindeki fiil, “bir şeyi yapmaya devam etmek” demektir. Burada keep on trying, iş zor olduğunda veya başarı hemen gelmediğinde bile tekrar tekrar denemeyi sürdürmek anlamına gelir. Give up, “denemeyi bırakmak, vazgeçmek” anlamındaki bir öbek fiildir. Have to sonrasında and iki eylemi bağlar: keep on trying ve not give up. Not, give up eylemini olumsuz yapar; bu nedenle iki bölüm de devam etmeyi teşvik eder. Give up tek bir ifade olarak anlaşılır; “bir şeyi yukarı vermek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşın paten kaymayı öğreniyor ve cesareti kırılmış hissediyor. Keep on + -ing ve give up ifadelerini doğru kullanan doğal öğüt hangisidir?
- Keep on practicing, and don't give up.
- Keep on practice, and don't give up.
- Keep on practicing, and don't give up it.
Cevabı göster
Keep on practicing, and don't give up.