Peppa Pig, Büyük Kuzeni Chloe ile Tanışıyor: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa, çocuklar yakalamaca, Sly Fox ve çamurlu su birikintilerinde zıplama arasında geçiş yaparken büyük kuzeni Chloe kadar yetişkin görünmeye çalışır. Hangi oyunların küçük çocuklara göre olduğu konusundaki tartışmaları, komik bir tutum değişikliğiyle sonuçlanır: büyük kızlar da su birikintilerinin tadını çıkarabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. still play catch? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: still sözcüğünün yalnızca bir etkinliğin sürüp sürmediğini sormadığını fark edin. Chloe, yakalamacanın Peppa için artık fazla çocukça olabileceğini ima eder; böylece öğrenci, görünüşte basit bir sorunun içindeki hafif küçümseyici değerlendirmeyi tanıyabilir. 2. if Peppa turns and sees someone move, they have to go back to the start. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if yan cümlesinin kuralı devreye sokan olayı, have to yapısının ise uyulması zorunlu sonucu nasıl belirttiğini anlayın. Bu kalıp oyun yönergelerini, cezaları ve diğer koşul–sonuç ilişkilerini açıkça anlatmak için kullanılabilir. 3. Maybe there's a rule that says big girls can jump in muddy puddles. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Hikâyenin sürekli tekrarlanan “kural” diline dönerek bunu Peppa ile Chloe’nin gizlice yapmak istediği şeye izin veren bir gerekçeye çevirdiğini görün. Bu mizahi geri dönüş, büyük görünme kaygılarının yerini eğlenceye katılma isteğine bıraktığı anı gösterir.
Bu derste
To me!: topu istemek için kısa bir sesleniş
Top tutma ya da paslaşma oyununda To me!, “Topu bana pasla ya da at” anlamına gelen kısa bir sesleniştir. Ortak etkinlik, söylenmeyen fiili ve nesneyi açık hâle getirir; bu yüzden ifade o anda tam bir yönerge gibi işler. Buradaki to edatı yine topu alan kişiyi veya topun yöneldiği yeri gösterir. Yalnızca nerede olduğunu belirtmez; topu hızlıca isteme işlevi görür.
Alıştırma
George ile top oynuyorsun ve topu sana atmasını istiyorsun. Ne diye seslenebilirsin?
- About me, George!
- From me, George!
- To me, George!
Cevabı göster
To me, George!
too hard: uygun olandan daha fazla güçle
Bu cümlede too hard, “uygun olandan daha fazla güç kullanarak” anlamına gelir. Too, yalnızca güçlü olmayı değil, derecenin aşırı olduğunu belirtir. Burada hard, threw fiilini niteleyen bir zarftır ve George’un topu nasıl attığını anlatır. Bu yapıda “zor” anlamına gelmez. Aynı kalıp too fast, too loudly veya too far gibi ifadelerle başka aşırılıkları da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin kapıyı iterken uygun olandan daha fazla güç kullandığını anlatır?
- You pushed the door too hard.
- You found the door too difficult to move.
- You worked very hard to move the door.
Cevabı göster
You pushed the door too hard.
the rules say I win: bir sonucu savunmak için kuralları kullanmak
Burada the rules say I win, “kurallara göre kazanan benim” anlamına gelir. Say sözcüğü gerçek anlamda konuşmayı anlatmaz; yazılı veya üzerinde anlaşılmış kuralların ne olması gerektiğini ya da kimin kazandığını “söylediği” ifade edilebilir. Konuşan kişi yalnızca bir kuralı açıklamaz. Kendi yararına olan bir sonucu savunmak için kuralları yetkili bir dayanak olarak kullanır. Bir anlaşmazlıkta bu söz kendini haklı çıkaran veya tartışmacı bir tonda duyulabilir: “Bu yalnızca benim fikrim değil; kurallar beni destekliyor.”
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin yararına olan bir iddiayı desteklemek için üzerinde anlaşılmış bir kuralı dayanak olarak kullanıyor?
- Could you explain the rules before we start?
- We agreed that the first player to reach ten wins, so the rules say I win.
- I won, but I cannot remember how many points I scored.
Cevabı göster
We agreed that the first player to reach ten wins, so the rules say I win.
it's my turn: sıranın sende olduğunu söylemek
It's my turn, “kararlaştırılmış bir sırada şimdi hareket etmesi gereken kişi benim” anlamına gelir. Burada turn, yön değiştirme eylemi değil, bir kişinin hareket etme sırası veya hakkı anlamındaki bir isimdir. Kalıp It's + iyelik biçimi + turn şeklindedir. my yerine your veya Leo's gibi başka bir iyelik biçimi kullanılabilir; gerektiğinde to + fiil eklenir: It's Leo's turn to read.
Alıştırma
Üç kişi sırayla okuyor ve sırada siz varsınız. it's kısaltmasını ve sıra bildiren sabit ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Now ____ to read.
Cevabı göster
it's my turn
Peppa, George, today your big cousin Chloe is coming to visit. Kalıp ifadeler
0:39Peppa, George, bugün büyük kuzeniniz Chloe ziyarete geliyor.
coming to visit: buraya yapılacak planlı ziyaret
“Coming to visit”, Chloe’nin aileyle vakit geçirmek için ailenin bulunduğu yere geleceği anlamına gelir. “Come”, hareketi “buraya” veya konuşulan kişilere doğru gösterir; “to visit” ise gelme amacını belirtir. Şimdiki zaman yapısındaki “is coming”, tam şu anda gerçekleşen bir hareketi değil, yakın gelecek için planlanmış bir olayı anlatır. Kimin ziyaret edildiği bağlamdan belliyse “visit” nesne almadan kullanılabilir; “is coming to visit us” da denebilir.
Alıştırma
Planlanmış ziyareti “be coming to visit” kullanarak tamamlayın: My grandparents ____ this weekend.
Cevabı göster
are coming to visit
a big girl like me: benim gibi daha büyük ve olgun bir kız
Çocuklar hakkında konuşurken “a big girl” çoğu zaman iri yapılı bir kızı değil, yaşı daha büyük ve daha olgun bir çocuğu anlatır. Peppa, Chloe’yi kendisiyle aynı “büyük çocuk” grubuna koymaktadır. Buradaki “like me”, “benim gibi” anlamındadır. İfade Chloe’nin yaşı veya çocuklar arasındaki konumuyla Peppa’nınkini karşılaştırır; her yönden birbirlerine benzediklerini söylemez.
Alıştırma
Bir ebeveynin “You are a big girl now, so you can pack your own bag” cümlesinde “a big girl” ne anlama gelir?
- fiziksel olarak iri bir yetişkin kadın
- çok uzun bir çocuk
- yaşı daha büyük ve daha bağımsız bir çocuk
Cevabı göster
yaşı daha büyük ve daha bağımsız bir çocuk
So don't be sad if she finds you too little to play with. Dilbilgisi
0:49Bu yüzden seninle oynamak için çok küçük olduğunu düşünürse üzülme.
finds you too little to play with: find + nesne + too + sıfat + to mastarı
Burada finds, bulur değil, yargılar veya öyle görür anlamındadır. Kalıp find + nesne + too + sıfat + to mastarı şeklindedir: you nesnedir ve too little... you hakkında verilen yargıdır. Çocuklardan söz edilen bu bağlamda little, yaşı küçük demektir. Too uygun sınırın aşıldığını gösterir: senin uygun bir oyun arkadaşı olamayacak kadar küçük olduğunu düşünebilir. Play with içindeki with yeniden you sözcüğüne bağlanır; yani seninle oynayacak kişi odur.
Alıştırma
Cümleyi find + object + too + adjective + to-infinitive kalıbıyla ve şu ifadelerle tamamlayın: find / the suitcase / too heavy / to lift. I ____.
Cevabı göster
find the suitcase too heavy to lift
I'm sure: güven veren, kendinden emin bir tahmin
I'm sure, konuşanın güçlü biçimde inandığı bir yargıyı başlatır. Burada ardından geleceği anlatan Chloe will play with both of you yan cümlesi gelir. Konuşmadaki temel işlevi güven vermektir: kendinden emin tahmin bir kaygıya yanıt verir ve dinleyenin rahatlamasına yardımcı olur. Bu ifade konuşanın güvenini gösterir; mutlaka kanıtı olduğu veya söz verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Arkadaşınız bir sınav konusunda kaygılı. Hangi yanıt kendinden emin bir tahminle ona güven verir?
- I hope you'll do well.
- Did you study enough?
- I'm sure you'll do well.
Cevabı göster
I'm sure you'll do well.
Auntie Pig has brought Chloe to spend the day at Peppa's house. Notlar
1:00Hala Domuz, Chloe'yi günü Peppa'nın evinde geçirmesi için getirdi.
Auntie Pig: sevecen aile hitabı Auntie
Burada Auntie, aunt sözcüğünün sevecen ve aile içi bir biçimidir. Auntie Pig ifadesinde bir kadın akrabayı belirten aile hitabı olarak kullanılır; resmi adının parçası değildir. Bu sahnede Auntie Pig, Chloe'nin annesi ve Peppa'nın akrabasıdır. Daha genel olarak bazı ailelerde çocuklar, aileden biri gibi görülen yakın bir yetişkin kadının adından önce Auntie kullanabilir.
Alıştırma
Auntie Pig ifadesindeki Auntie büyük olasılıkla neyi gösterir?
- Aileyle ilişkisi ne olursa olsun her yetişkin kadın için kullanılan bir unvan.
- Bir teyze, hala veya yakın kadın akraba için kullanılan sevecen aile hitabı.
- Karakterin resmî adı.
Cevabı göster
Bir teyze, hala veya yakın kadın akraba için kullanılan sevecen aile hitabı.
spend the day at...: günü bir yerde geçirmek
spend the day at Peppa's house ifadesindeki spend, para harcamak değil, bir yerde bulunarak belli bir süreyi geçirmek demektir. İfade, Chloe'nin gün boyunca orada kalıp etkinlikler yapacağını anlatır. Tekrar kullanılabilir kalıp spend + zaman dilimi + at + yer şeklindedir. at school ve at Grandma's house gibi, doğal olarak at alan yerlerle kullanılır. the day genellikle gündüz saatlerini ya da günün büyük kısmını anlatır; tam yirmi dört saat demek değildir.
Alıştırma
“Günü hayvanat bahçesinde geçirmek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: We're going to ____ the zoo.
Cevabı göster
spend the day at
Chloe is a bit older than Peppa and George. Dilbilgisi
1:07Chloe, Peppa ve George'dan biraz daha büyüktür.
a bit older than: küçük bir yaş farkını belirtmek
Older than yaşları karşılaştırır: Chloe daha büyükken Peppa ve George daha küçüktür. Karşılaştırma biçimi older'ın önüne a bit koymak, farkın küçük olduğunu gösterir. a bit + karşılaştırma biçimi + than kalıbı, a bit taller than örneğindeki gibi başka karşılaştırmalarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Maya 11, Ben ise 10 yaşında. Cümleyi a bit ve doğru karşılaştırmayla tamamlayın: Maya is ____ Ben.
Cevabı göster
a bit older than
See you later: günlük bir vedalaşma
See you later. biri ayrılırken kullanılan yaygın bir ifadedir. Samimi ve günlük bir vedalaşma anlamına gelir. Buradaki later çoğu zaman belirsizdir. Bu ifade, aynı günün ilerleyen saatlerinde tekrar görüşmenin kararlaştırıldığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Günlük bir ziyaretten sonra arkadaşınızın evinden ayrılıyorsunuz. En doğal ve samimi vedalaşma hangisidir?
- Welcome back.
- Nice to meet you.
- See you later.
Cevabı göster
See you later.
Do you want to play a game? ifadesinin davet olarak kullanımı
Bu cümlede Do you want to play a game? bir davet işlevi görür: konuşan kişi yalnızca karşısındakinin ne istediğini sormaz, onu etkinliğe katılmaya davet eder. Gündelik bir davet yapmak için Do you want to + fiilin yalın hâli yapısını kullanabilirsiniz. Soru biçiminde olduğu için karşı tarafa kabul veya ret seçeneği sunar ve Play a game with me. gibi bir emirden daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Soruyu Do you want to...? davet kalıbıyla tamamlayın: ____ make cookies with me?
Cevabı göster
Do you want to
let's play catch: birlikte karşılıklı top oynamayı önermek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyenin birlikte yapacağı bir eylemi önermenin yaygın bir yoludur. Burada let's play, “birlikte oynamayı öneriyorum” anlamına gelir. Play catch, insanların topu birbirlerine atıp tuttuğu oyunun doğal İngilizce ifadesidir. Bu ifadede catch, tek bir yakalama hareketini değil, oyunun kendisini adlandırır.
Alıştırma
Öneriyi Let's + play catch kalıbıyla tamamlayın: We have a ball, so ____.
Cevabı göster
let's play catch
still play catch?: etkinliğin çoktan sona ermiş olmasını beklemek
Do you still play catch? cümlesinde still, geçmişte yapılan bir etkinliğin şimdi de sürüp sürmediğini sorar. Ayrıca etkinliğin sona ermiş olabileceğine dair önceden oluşmuş bir beklentiyi taşır. Burada büyük ve küçük çocuklar arasındaki karşılaştırma bu beklentiye yargılayıcı bir anlam katar. Soru yalnızca bilgi istemek yerine “Bunu hâlâ mı yapıyorsun?” gibi duyulabilir ve top atıp tutmanın artık fazla çocukça olduğunu ima edebilir.
Alıştırma
Hangi soru, konuşanın yaşla bağlantılı bir alışkanlığın sona ermiş olmasını beklediğini still ile en açık biçimde ima eder?
- Do you still carry that baby blanket? I thought you'd grown out of it.
- Would you like a warmer blanket?
- Do you carry a blanket when you travel?
Cevabı göster
Do you still carry that baby blanket? I thought you'd grown out of it.
a game for little children: bir etkinliği çocukça diyerek küçümsemek
a game for little children ifadesi, sözcük anlamıyla oyunu yaşa göre sınıflandırır. Ancak bu bağlamda yalnızca tarafsız bir yaş yönlendirmesi yapmaz; etkinliği daha büyük biri için fazla çocukça olarak etiketler. Bu etiket, oyundan hoşlanan insanları da yargılar. Konuşanın kendisini daha olgun göstermesine ve etkinlikle arasına mesafe koymasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bu bağlamda That's a game for little children. esas olarak ne anlatır?
- Oyunun nerede saklandığını tarafsız biçimde açıklar.
- Oyunu daha büyük çocuklar için fazla çocukça sayarak küçümser.
- Bütün çocukların bu oyunu oynamak zorunda olduğunu söyler.
Cevabı göster
Oyunu daha büyük çocuklar için fazla çocukça sayarak küçümser.
We only play catch because George likes it. Ton ve niyet
1:26Biz sadece George seviyor diye kovalamaca oynuyoruz.
We only ... because ... — Savunmacı bir gerekçe
Bu cümlede only, George'un bu oyunu sevmesini top atıp tutma oyunu oynamalarının tek nedeni olarak sunar. Temel mesaj şudur: Ben oynamak istediğim için değil, George oynamak istediği için oynuyoruz. Bu bağlamda bu, tarafsız bir neden açıklamasından daha fazlasıdır. Konuşan kişi çocukça görünebilecek bir oyunla arasına mesafe koyar; because ile başlayan bölüm de tercihi George'a yükleyerek konuşanın imajını korur.
Alıştırma
Hangi cevap, başka birinin isteğini tek neden olarak gösterip konuşanın bir seçimle arasına mesafe koymasını sağlar?
- I chose this film because it is my favourite.
- We only chose this film because Mia wanted to watch it.
- Mia chose this film, and I bought the popcorn.
Cevabı göster
We only chose this film because Mia wanted to watch it.
Do you play it with the proper rules or the baby rules? Ton ve niyet
1:32Gerçek kurallarla mı yoksa bebek kurallarıyla mı oynuyorsunuz?
the proper rules or the baby rules? — Yönlendirici bir seçim
Burada proper rules, konuşan kişinin doğru veya eksiksiz olarak sunduğu kurallar anlamına gelir. Baby rules tarafsız bir ad değildir; daha kolay olan sürümü çocukça gösteren bir etikettir. Or ile kurulan soru yönlendirici bir seçim yaratır. Seçeneklerden biri olgun ve onaylanan bir seçenek gibi, diğeri ise utandırıcı bir seçenek gibi duyulur. Bu nedenle konuşan kişi yalnızca hangi kuralların kullanıldığını sormaz; dinleyiciye hafifçe meydan okur ve onu büyük çocuklara uygun gösterilen sürümü seçmeye zorlar.
Alıştırma
The proper rules or the baby rules ifadesi burada nasıl bir etki yaratıyor?
- Dinleyiciye, büyüklere uygun olarak sunulan sürümü seçmesi için baskı yapar.
- İki resmî kural grubunu tarafsız biçimde adlandırır.
- Kural gruplarından birini bir bebeğin oluşturup oluşturmadığını sorar.
Cevabı göster
Dinleyiciye, büyüklere uygun olarak sunulan sürümü seçmesi için baskı yapar.
I'll start: ilk başlamayı teklif etmek
I'll start, “Ben başlayacağım” ya da bu bağlamda “Ben başlayayım” anlamına gelir. Sırayla yapılan bir etkinlikte genellikle o anda alınan bir kararı gösterir: konuşan kişi ilk sırayı üstlenmeyi teklif eder. Hangi etkinliğin başlayacağı zaten belli olduğu için start burada bir tamlayıcıya ihtiyaç duymaz. Aynı yapı bir oyun, sunum, toplantı veya başka bir ortak etkinlik başlamak üzereyken de kullanılabilir.
Alıştırma
İlk başlamayı teklif etmek için I will kısaltmasını start ile kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, and then you can go next.
Cevabı göster
I'll start
you're it: ebelemece oyununda ebeyi belirlemek
Ebelemece ve benzeri kovalamaca oyunlarında you're it, “artık diğerlerini kovalayacak oyuncu sensin” anlamına gelir. Buradaki it, bir nesneye gönderme yapan sıradan bir zamir değil, oyundaki özel bir rolün adıdır. Ebe başka bir oyuncuya dokunduğunda Tag, you're it! diyerek bu rolü o oyuncuya geçirebilir. Ayrıntılı kurallar değişebilir, ancak bu ifade artık it rolünün kimde olduğunu bildirir.
Alıştırma
Ebelemece oyununda başka bir oyuncuya dokunduktan sonra kullanılan kalıplaşmış sözü tamamlayın: Tag, ____!
Cevabı göster
you're it
Catch me if you can. — şakacı bir meydan okuma
Catch me if you can., konuşanı kovalayan kişiye yöneltilen şakacı bir meydan okumadır. “Beni yakalamaya çalış; belki başaramazsın.” anlamına gelir. if you can bölümü dil bilgisi açısından bir koşuldur, ancak burada yeteneği tarafsızca sormak yerine şakacı bir kışkırtma ekler. Aynı kalıp bir talimatı meydan okumaya dönüştürebilir: Do it if you can.
Alıştırma
Bir kovalamaca sırasında Catch me if you can. diyen kişi esas olarak ne yapıyor?
- Diğer kişiden kendisini yakalamasını kibarca rica ediyor.
- Kendisini yakalamayı denemesi için diğer kişiye meydan okuyor.
- Diğer kişinin kuralları bilip bilmediğini kontrol ediyor.
Cevabı göster
Kendisini yakalamayı denemesi için diğer kişiye meydan okuyor.
That's not fair. — doğrudan bir itiraz
Bu cümlede fair, “adil ve makul” anlamına gelir. That's not fair., bir kuralın, kararın, sonucun veya davranışın eşitsiz ya da makul olmadığını belirten bir itirazdır. Genellikle durumu yalnızca tanımlamakla kalmaz: konuşan kişi karşı çıkıyordur ve kararın ya da davranışın değişmesini isteyebilir.
Alıştırma
Hangi durum That's not fair. tepkisine en uygundur?
- Arkadaşınız kendi dondurması için sizin sevmediğiniz bir tat seçer.
- Oyunun ortasında kurallar değiştirilerek bir oyuncuya fazladan sıra verilir.
- Biri oyunun saat kaçta başladığını sorar.
Cevabı göster
Oyunun ortasında kurallar değiştirilerek bir oyuncuya fazladan sıra verilir.
Do you want me to help you?: want + nesne + to mastarı
Do you want me to help you? cümlesinde want fiilinden sonra me nesnesi, ardından da to help gelir. Help eylemini yapacak kişi me olduğundan yapı want + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Do you want me to...? soru kalıbı, karşıdaki kişinin konuşanın bir eylemde bulunmasını isteyip istemediğini sorar. Burada olduğu gibi genellikle bir teklifte bulunmak için kullanılır.
Alıştırma
Bir pencereyi açmayı teklif etmek için want + nesne + to mastarı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Do you want me opening the window?
- Do you want me to open the window?
- Do you want that I open the window?
Cevabı göster
Do you want me to open the window?
I don't need help: bağımsızlığı gösteren doğrudan bir ret
I don't need help, konuşanın yardımı gereksiz gördüğünü belirtir. Bu sahnede bu ret, konuşanın bağımsızlık duygusunu da korur: işi kendi başına yapabileceğini göstermek ister. Cümle doğrudandır. Ses tonuna ve bağlama göre kendinden emin ve bağımsız ya da teklifi yumuşatmadan reddettiği için savunmacı gelebilir.
Alıştırma
Bir yabancı nazikçe yardım teklif ediyor ve siz yalnızca I don't need help diye yanıt veriyorsunuz. Bu, en sıcak ve kibar ret şekli midir?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Hayır
Come on, then: meydan okumayı kabul edip harekete geçirme
Bu cümlede Come on, then, “Pekâlâ, yapalım” ya da “hadi başla” anlamına gelir. Konuşan kişi meydan okumayı kabul eder ve Peppa’yı başlamaya teşvik eder; yalnızca kendisine yaklaşmasını istemez. Then, az önce söylenen söze gönderme yapar: “madem böyle diyorsun, sıradaki adım bu.” Konuşmada önceki karşılıklı konuşmayı eyleme dönüştürmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Örnekteki Come on, then ifadesinin anlamına en uygun durum hangisidir?
- Yarışın ne zaman gerçekleştiğini açıklarsınız.
- Odanın öbür tarafındaki birinden size yaklaşmasını istersiniz.
- Dostça bir yarış meydan okumasını kabul edip diğer kişiyi başlamaya teşvik edersiniz.
Cevabı göster
Dostça bir yarış meydan okumasını kabul edip diğer kişiyi başlamaya teşvik edersiniz.
Try and catch: gündelik dilde try and + fiilin yalın hâli
Try and catch us cümlesinde try and + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmaya çalışmak” anlamına gelir. Konuşan kişi, diğerlerine kendi grubunu yakalamayı denemeleri için meydan okur; try and catch iki ayrı eylem değil, tek bir denemedir. and’den sonra fiilin yalın hâli gelir: try and catch, try and finish, try and call. Bu kalıp bir girişimi ifade eder; başarıyı garanti etmez.
Alıştırma
find ile birlikte gündelik try and + fiilin yalın hâli kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: We can ____ the lost key after lunch.
Cevabı göster
try and find
silly game: hafif bir olumsuz değerlendirme
Burada silly, oyunu çocukça, anlamsız ya da ciddiye alınmaya değmez diye nitelendirir. Konuşan kişi oyundan hoşnut olmadığı için onu küçümsüyor. Silly burada olumsuzdur, ancak genellikle stupid kadar sert değildir. Birinin zekâsı hakkında ciddi bir yargıda bulunmak yerine oyunu değerlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede silly game en olası olarak ne anlama gelir?
- Konuşan kişi oyunun kurallarının adil olduğunu düşünüyor.
- Konuşan kişi oyunun çocukça ya da ciddiye alınmaya değmez olduğunu düşünüyor.
- Konuşan kişi oyunun sessizce oynanması gerektiğini düşünüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi oyunun çocukça ya da ciddiye alınmaya değmez olduğunu düşünüyor.
Can we ... something else?: ortak bir değişiklik istemek
Burada Can we...? ortak bir etkinlikle ilgili rica veya öneri bildirir. Can esas olarak grubun bunu yapabilme yeteneğini sormaz; konuşan kişi değişikliği kabul etmelerini ister. Yapı Can we + fiilin yalın hâli şeklindedir: Can we play...? Something else farklı bir şey veya etkinlik demektir. Bu soru I want to play something else. cümlesinden daha yumuşak ve uzlaşmacı duyulur.
Alıştırma
Can we...? kullanarak günlük ricayı tamamlayın: ____ play something else?
Cevabı göster
Can we
Okay. I know a really good game for big children.
2:17Tamam. Büyük çocuklar için çok güzel bir oyun biliyorum.
It's called + ad: bir adı tanıtmak
“It's called + ad” bir oyunun, nesnenin, yerin veya kavramın adını tanıtmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede oyunun adı Sly Fox'tur. “It's”, “it is” ifadesinin kısaltmasıdır; called ise edilgen be called + ad kalıbındaki geçmiş zaman ortacıdır. Burada called, “telefon etmek” değil, “adı ... olmak” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi be called + ad kalıbıyla tamamlayın: This game ____ Moon Chase.
Cevabı göster
is called
One person is the Sly Fox, and the others creep up on them. Öbek fiiller
2:29Bir kişi Kurnaz Tilki olur, diğerleri ona sessizce yaklaşır.
creep up on someone: fark edilmeden yaklaşmak
creep up on someone, birine fark ettirmeden sessizce ve dikkatlice yaklaşmak anlamına gelir. Bu oyunda diğer oyuncular, Kurnaz Tilki'ye görünmeden yaklaşmaya çalışır. Kalıp creep up on + kişi veya zamir şeklindedir. on sözcüğünden sonra yaklaşılan kişi gelir; bu nedenle creep sözcüğünü yalnızca “emeklemek” olarak düşünmek yerine ifadeyi bir bütün olarak öğrenin.
Alıştırma
Cümleyi creep up on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The children moved silently, then ____ the sleeping dog.
Cevabı göster
crept up on
While her back is turned, the others creep up on her. Dilbilgisi
2:40Arkasını dönmüşken, diğerleri sessizce ona yaklaşır.
While her back is turned: while ile bir zaman aralığı belirtme
While, ana cümledeki eylemin gerçekleştiği zaman aralığını gösteren bir zaman yan cümlesi başlatır. Burada While her back is turned, “o arkasını dönmüşken” demektir; diğerleri de bu zaman aralığında ona yaklaşır. Her back is turned onun duruşunu veya içinde bulunduğu durumu anlatır; başka birinin fiziksel olarak onun sırtını çevirdiği anlamına gelmez. Daha genel olarak while someone's back is turned, o kişi göremezken ya da dikkat etmiyorken anlamına gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, başka bir eylemin zaman aralığını belirtmek için while someone's back is turned yapısını doğru kullanır?
- While turn his back, hide the present.
- While his back is turned, hide the present.
- His back while turned, hide the present.
Cevabı göster
While his back is turned, hide the present.
But if Peppa turns and sees someone move, they have to go back to the start. Dilbilgisi
2:43Ama Peppa dönüp birinin hareket ettiğini görürse, o kişi başlangıca dönmek zorundadır.
if ... they have to ...: bir kuralın koşulu ve sonucu
If yan cümlesi kuralı harekete geçiren koşulu, ana cümle ise zorunlu sonucu verir: Peppa dönüp birinin hareket ettiğini görürse, o kişi başlangıç noktasına geri dönmek zorundadır. Have to kişisel bir isteği değil, oyunun getirdiği zorunluluğu ifade eder. They, someone sözcüğüne tekil bir zamir olarak gönderme yapar; böylece cinsiyet belirtmek gerekmez. if + geniş zaman, ... have/has to ... kalıbı kuralları ve zorunlu sonuçları belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Oyun kuralını if ... have to kullanarak tamamlayın: ____ a player touches the line, they ____ return to the start.
Cevabı göster
If · have to
saw you move: see + nesne + fiilin yalın hâli
saw you move yapısında saw sözcüğünden sonra nesne olan you ve fiilin yalın hâli move gelir. Geçmiş zamanı saw zaten gösterdiği için move, moved biçimine dönüşmez. Bu yapı, konuşanın gördüğü hareketi bir bütün olarak sunar. Bu sahnede konuşan kişi bunu George'un gerçekten hareket ettiğine kanıt olarak kullanır.
Alıştırma
see + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: We saw the bird ____ out of the cage. (fly)
Cevabı göster
fly
Back to the start: go fiilinin düşürüldüğü kısa bir komut
Back to the start., Go back to the start. anlamına gelen kısaltılmış bir komuttur. Yapılacak hareket durumdan açıkça anlaşıldığı için eylem bildiren go fiili düşürülmüştür. Buradaki the start, bir oyun veya etkinlikteki başlangıç konumunu belirtir. Bu eksilti, anlık bir talimatı kısa ve kesin hâle getirir; konum bildiren sıradan bir cümle değildir.
Alıştırma
Bir oyunda Back to the start. oyuncuya ne yapmasını söyler?
- Başlangıç noktasından uzaklaşmaya başlamak.
- Başlangıç noktasına dönmek.
- Arkasını dönüp başlangıç noktasını aramak.
Cevabı göster
Başlangıç noktasına dönmek.
“Seni yakaladım” anlamında Got you.
Bu kovalamaca oyununda Got you. “Seni yakaladım” veya “Seni ebeledim” anlamına gelir. Bağlam sayesinde I've got you ya da I got you olarak anlaşılan çok kısa ve konuşma diline ait bir ünlemdir. Anlamı, o sırada gerçekleşen hareket belirler. Buradaki got, karşı tarafın başarıyla yakalandığını bildirir; “Ne demek istediğini anladım” anlamına gelmez.
Alıştırma
Got you. hangi durumda en açık şekilde “Seni yakaladım veya ebeledim” anlamına gelir?
- Bir yabancıdan kibarca bir şey istersin.
- Birinin açıklamasını anlarsın.
- Kovalamaca oynarken arkadaşına dokunursun.
Cevabı göster
Kovalamaca oynarken arkadaşına dokunursun.
Bir eylemin çok erken gerçekleştiğini anlatan before I was ready
before I was ready bir zaman yan cümlesidir. before, benim hazır olduğum anı bir sınır olarak belirler; ana eylem olan you moved ise bu sınırdan daha önce gerçekleşmiştir. Hareket gerçekleştiğinde konuşan kişi henüz hazır olmadığı için cümle yalnızca olayların sırasını bildirmekle kalmaz, diğer kişinin çok erken davrandığını da ima eder. Aynı kalıp kötü zamanlamayı açıklamak veya bundan yakınmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Şikâyeti tamamlamak için before, I, ready ve be fiilinin doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: You started the timer ____.
Cevabı göster
before I was ready
The rules say I can move when I like, don't they, George? Notlar
2:58Kurallar istediğim zaman hareket edebileceğimi söylüyor, değil mi George?
when I like: zamanı kendin seçmek
when I like ifadesinde when eylemin zamanını belirtir; I like ise “ben seçerim” veya “ben isterim” anlamındadır. Burada like, “hoşlanmak” demek değildir. İfadenin tamamı “ne zaman istersem” demektir ve konuşanın eylemin ne zaman olacağına özgürce karar verebildiğini gösterir.
Alıştırma
“Seçtiğin herhangi bir zamanda” anlamını vermek için when ve like kullanan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: You can open the gift ____.
Cevabı göster
when you like
don't they, George?: onay bekleyen soru takısı
Don't they?, The rules say ile başlayan olumlu bildirime eklenen olumsuz bir soru takısıdır. say geniş zamanda olduğu için do kullanılır; they ise çoğul the rules adına gönderme yapar. Burada konuşan kişi bağımsız bir olumsuz soru sormaz. Soru takısını ekleyip George’un adını söyleyerek ondan kendi yorumunu doğrulamasını ister ve onu hafifçe aynı fikirde olmaya yönlendirir.
Alıştırma
Soru takısını tamamlayın: The rules apply to everyone, ____?
Cevabı göster
don't they
Peppa and George must stay very still. Kalıp ifadeler
3:09Peppa ve George hiç kıpırdamadan durmalı.
stay very still: hiç hareket etmemek
Stay still, vücudu hareket ettirmeden durmak demektir. Burada stay bir durumda kalmayı, still ise hareketsiz durumu anlatır. Very talimatı güçlendirir: Peppa ve George hiç hareket etmemelidir. Bu yapıda still, hareketle ilgili bir sıfattır. I still remember. cümlesindeki «hâlâ» anlamına gelen still zarfı değildir.
Alıştırma
Bir hemşirenin çocuğun kolunu hareket ettirmemesi gerekiyor. Hangi cümle doğru talimatı verir?
- Please stay very quiet for a moment.
- Please stay very still for a moment.
- Please keep talking for a moment.
Cevabı göster
Please stay very still for a moment.
The rules say I can look as long as I want. Dilbilgisi
3:20Kurallar istediğim kadar uzun bakabileceğimi söylüyor.
as long as I want: koşul değil, süre
Burada as long as I want süreyi anlatır: Seçtiğim kadar uzun süre bakmaya devam edebilirim. Under what condition? sorusuna değil, How long? sorusuna cevap verir. Want sözcüğünden sonra zaten açık olan sözcükler söylenmez. Daha açık hâli as long as I want to look şeklindedir. Başka cümlelerde as long as «şu koşulla» anlamına gelebilir, ancak bu koşul anlamı bu cümleye uymaz.
Alıştırma
'You can stay as long as you want,' cümlesindeki 'as long as you want' ne anlama gelir?
- Seçtiğin herhangi bir süre boyunca.
- Yalnızca önce bir koşulu yerine getirirsen.
- Fiziksel bir nesnenin uzunluğu kadar.
Cevabı göster
Seçtiğin herhangi bir süre boyunca.
as long as it's a grown-up game: as long as ile koşul belirtmek
Burada as long as bir koşul bildirir ve “şu şartla ki” ya da “yeter ki” anlamına gelir. Konuşan kişi kabul eder, ancak oyunun büyük çocuklara uygun sayılması şartını koyar. as long as ifadesinden sonraki yan cümle, yerine getirilmesi gereken koşulu belirtir. Bu kullanımda long, süreyi veya fiziksel uzunluğu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as long as bir koşul bildiriyor?
- The bridge is as long as the tunnel.
- You can join the trip as long as you bring a raincoat.
- We stayed for as long as the museum was open.
Cevabı göster
You can join the trip as long as you bring a raincoat.
very grown-up: sıfat olarak grown-up
It's very grown-up cümlesinde grown-up, bağ fiili is'ten sonra gelen bir sıfattır ve very anlamı güçlendirir. “Olgun” veya “yetişkin gibi” demektir. Bir oyunu, nesneyi, tarzı ya da davranışı anlattığında bunların verdiği izlenimi belirtir. Mutlaka gerçek bir yetişkinin işin içinde olduğu veya birinin yasal olarak yetişkin olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede grown-up, olgun veya yetişkin gibi anlamında sıfat olarak kullanılmıştır?
- A grown-up signed the form.
- The new café has a calm, grown-up style.
- Leo wants to grow up quickly.
Cevabı göster
The new café has a calm, grown-up style.
George, do you know what Peppa's favorite game is? Dilbilgisi
3:41George, Peppa'nın en sevdiği oyunun ne olduğunu biliyor musun?
do you know what ... is: gömülü sorularda sözcük dizilişi
do you know ifadesinden sonra gelen what Peppa's favorite game is, daha büyük bir sorunun içinde soru içeriğini veren gömülü bir sorudur. Dizilişi soru kelimesi + özne + fiil şeklindedir: what + Peppa's favorite game + is. Dıştaki Do you know...? bölümü soruyu zaten oluşturur. Bu yüzden gömülü bölüm düz cümle dizilişini korur. Burada what is Peppa's favorite game şeklinde devrik diziliş kullanılmaz.
Alıştırma
Parantezdeki bütün kelimeleri kullanarak gömülü soruyu tamamlayın: Could you tell me ____? (where / the station / is)
Cevabı göster
where the station is
Peppa's favorite game is jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
3:45Peppa'nın en sevdiği oyun çamurlu su birikintilerinde zıplamaktır.
jumping up and down in muddy puddles: tekrarlanan hareket ve yer
Jump up and down tek bir hareket kalıbı olarak kullanılır ve tekrar tekrar yukarı sıçrayıp aşağı inmeyi anlatır. Burada jumping, is sözcüğünden sonra etkinliğin ne olduğunu belirtir; up and down ise iki ayrı yeri değil, tekrarlanan hareketin yönünü anlatır. In muddy puddles, zıplamanın nerede gerçekleştiğini gösterir. jumping up and down in muddy puddles bütünü, çamur ve su bulunan birikintilerin içinde tekrar tekrar zıplamayı anlatır.
Alıştırma
Parantezdeki bütün kelimeleri kullanarak cümleyi tamamlayın: After the rain, the children were ____. (jumping / up / and / down / in / muddy / puddles)
Cevabı göster
jumping up and down in muddy puddles
George, if you jump in puddles, you must wear your boots. Dilbilgisi
3:49George, su birikintilerinde zıplayacaksan botlarını giymelisin.
if you jump in puddles, you must wear your boots: if...must ile koşullu kural
if yan cümlesi, kuralın hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir: su birikintilerine atlamak. Ana cümledeki must ise bu koşulda yapılması zorunlu eylemi, yani çizme giymeyi bildirir. Buradaki must, That must be George. cümlesindeki gibi bir çıkarım değil, zorunluluk anlatır. Belirli bir durumda geçerli olan kurallar için If + geniş zaman, ... must + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Güvenlik kuralını if...must kalıbıyla tamamlayın: ____ you ride a bike, you ____ wear a helmet.
Cevabı göster
If · must
I've brought some boots for you: birisi için bir şey getirmek
Bu cümlede bring something for someone, bir eşyayı mevcut yere getirip o kişiyi eşyanın amaçlanan alıcısı veya yararlanıcısı yapmak anlamına gelir. Some boots getirilen eşyayı, for you ise eşyanın kimin için hazırlandığını gösterir. I've brought, I have brought ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect, getirme işinin tamamlandığını ve şu anki sonucunu vurgular: çizmeler burada ve Chloe onları şimdi kullanabilir. For, varış yerini değil, yararlanan kişiyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin dinleyen kişi için sıcak tutan bir palto getirdiğini ifade eder?
- I've brought you for a warm coat.
- I've brought a warm coat for you.
- I've brought a warm coat from you.
Cevabı göster
I've brought a warm coat for you.
I'm too grown-up to jump in muddy puddles. Dilbilgisi
3:57Ben çamurlu su birikintilerinde zıplamak için çok büyüğüm.
too grown-up to jump: too + sıfat + to-infinitive yapısı
Too + adjective + to-infinitive kalıbı, bir özelliğin uygun veya mümkün olan düzeyi aştığını anlatır; bu nedenle to'dan sonraki eylem gerçekleşmez ya da uygun görülmez. Burada too grown-up to jump, konuşanın çamurlu su birikintilerine atlamayı göstermek istediği “büyük çocuk” imajı için fazla çocukça bulduğu anlamına gelir. Buradaki grown-up, kendisini daha büyük ve olgun bir çocuk olarak görmesini anlatır. Yasal olarak yetişkin olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi too, tired ve continue kullanarak tamamlayın: I am ____.
Cevabı göster
too tired to continue
So am I: be ile kurulmuş olumlu bir cümleye katılmak
So am I., be ile kurulmuş olumlu bir cümleye katılmak için kullanılan kısa bir yanıttır. “Aynı durum benim için de geçerli” anlamına gelir. Kalıp so + be veya yardımcı fiil + özne şeklindedir. Yanıttaki fiil önceki cümleyle eşleşir. I’m too grown-up... cümlesinden sonra I öznesine uyan biçim am olduğu için yanıt So am I. olur, So do I. olmaz. Buradaki so, “bu yüzden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I’m ready.” diyor. Siz de hazırsınız. Doğal yanıtı seçin.
- So do I.
- Neither am I.
- So am I.
Cevabı göster
So am I.
Secretly, Peppa would love to jump in the puddle, but she wants to look grown-up. Notlar
4:08İçten içe, Peppa su birikintisine atlamayı çok ister ama büyük görünmek istiyor.
Secretly ... but ...: özel bir istek ile dışarıya gösterilen imajı karşılaştırmak
Secretly önce Peppa'nın açıkça göstermediği özel isteğini, yani aslında yapmak istediği şeyi ortaya koyar. Ardından but, bilgiyi Peppa'nın göstermek istediği büyümüş imajına yöneltir. Bu düzen, içten gelen bir istekle ona zıt olan dış görünüşü yan yana getirir. Böylece izleyici karakterin çatışmasını görür ve bunun sonraki olayları nasıl etkileyebileceğini tahmin eder.
Alıştırma
Örnek cümlede Secretly ... but ... bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Önce özel bir isteği ortaya koyar, sonra but ile bunu Peppa'nın göstermek istediği imajla karşılaştırır.
- Peppa'nın herkesin önünde sırayla yapmayı planladığı iki eylemi listeler.
- Peppa'nın zıplamaktan hoşlanmadığını ve bunu açıkça söylediğini anlatır.
Cevabı göster
Önce özel bir isteği ortaya koyar, sonra but ile bunu Peppa'nın göstermek istediği imajla karşılaştırır.
would love to jump: güçlü ve sıcak bir istek belirtmek
Would love to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı çok istemek anlamına gelir. Buradaki would love to jump, Peppa'nın güçlü isteğini want to ifadesinden daha yumuşak ve sıcak bir şekilde anlatır. Bu kalıpta would, isteği geçmişten bakılan bir geleceğe yerleştirmez. Would love to, şimdiye veya geleceğe yönelik bir isteği anlatan yerleşik bir ifadedir.
Alıştırma
Cevabı bu dersteki sıcak ve hevesli ifadeyle tamamlayın: “Would you like to join us for dinner?” “I ____ join you.”
Cevabı göster
would love to
look grown-up: look + sıfat
look grown-up ifadesinde look, görünmek anlamında bir bağ fiilidir. Ardından gelen grown-up sıfatı, Peppa'nın vermek istediği izlenimi anlatır: olgun görünmek ister. Yapı look + sıfat şeklindedir. Birinin ya da bir şeyin nasıl göründüğünü anlatır; gözleri bir şeye çevirme eylemini ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi look fiilinin doğru biçimi ve grown-up sıfatıyla tamamlayın: In this coat, Sam ____.
Cevabı göster
looks grown-up
I hear there's some puddle jumping going on. Notlar
4:13Burada su birikintisinde zıplama sesi duydum.
I hear there's ...: duyulan bir haberi rahatça tanıtmak
I hear there's..., konuşanın duyduğu veya öğrendiği bir bilgiyi sohbete katmasının doğal bir yoludur. Buradaki hear yalnızca bir sesi işitmek değil, birinden duymak veya öğrenmek anlamına gelir; there's ise there is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu cümlede giriş hafif ve şakacı duyulur: konuşan, bir etkinliğin sürdüğünü bildiğini gösterir ve doğrudan bir duyuru yapmadan sohbete katılır. Aynı yapı gündelik bir haberi veya yerel bir etkinliği tanıtmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Aktarılan bir haberi tanıtmak için dersteki giriş ifadesini aynen kullanın: ____ a new bakery near the station.
Cevabı göster
I hear there's
going on: şu anda gerçekleşen bir etkinlik
Bu cümlede going on, “gerçekleşmek” veya “devam etmekte olmak” anlamına gelir. there is/there's + etkinlik + going on yapısı, bir etkinliğin sürmekte olduğunu belirtir. Buradaki go, bir yere hareket etmek anlamında değildir. Aynı anlam, ne olduğunu sormak için kullanılan What's going on? ifadesinde de görülür.
Alıştırma
Şu anda gerçekleşen bir etkinliği anlatan cümleyi going on ile tamamlayın: There's a meeting ____ upstairs.
Cevabı göster
going on
Mummy Pig and Daddy Pig love jumping in muddy puddles.
4:16Anne Domuz ve Baba Domuz çamurlu su birikintilerinde zıplamayı severler.
does look fun: olumlu cümlede vurgulu does
Olumlu bir cümlede vurgu eklemek için does, fiilin yalın hâlinden önce kullanılabilir: does look, “gerçekten öyle görünüyor” veya “kesinlikle öyle görünüyor” anlamına gelir. Burada konuşan kişi, eğlenceli göründüğünü açıkça doğruluyor veya kabul ediyor. does sonrasında looks değil, fiilin yalın hâli olan look kullanılır. Vurgusuz ve tarafsız biçim It looks fun. cümlesidir.
Alıştırma
Başta plandan şüphe ettiniz, ancak şimdi kullanışlı göründüğünü vurgulamak istiyorsunuz. Cümleyi vurgulu does ve look kullanarak tamamlayın: The plan ____ practical.
Cevabı göster
does look
it does: tekrarlanan geniş zaman yükleminin yerine kullanma
Bu yanıtta does, daha önce geçen looks fun yükleminin yerini tutar. Bu nedenle Yes, it does., bütün düşünceyi tekrarlamadan Yes, it looks fun. anlamına gelir. Bu yapıyı kullanırken aynı özneye, genellikle ona uygun bir zamirle gönderme yapın ve önceki fiile uyan yardımcı fiili seçin. Üçüncü tekil şahıs it ile kullanılan geniş zamandaki bir asıl fiil does ile karşılanır; burada does yeni bir eylem anlatmaz.
Alıştırma
Yanıtı, tastes delicious yerine geçen yardımcı fiille tamamlayın: This soup tastes delicious. — Yes, it ____.
Cevabı göster
does
Maybe there's a rule that says big girls can jump in muddy puddles. Anlatım akışı
4:26Belki büyük kızların da çamurlu su birikintilerinde zıplayabileceğini söyleyen bir kural vardır.
Maybe there's a rule that says...: şakacı bir izin uydurmak
Maybe düşünceyi bir olasılık olarak sunar; there's a rule that says... ise ardından gelen iddiayı bir kuralmış gibi çerçeveler. Böylece öyküde daha önce kullanılan kural dili tekrarlanır, fakat bu kez bir eylemi kısıtlamak yerine ona izin vermek için kullanılır. Konuşan kişi gerçek bir kural aktarmıyor. Fikrini değiştirmesine gerekçe bulmak için şakayla karışık bir istisna uyduruyor; tekrarlanan ifade hem tutumdaki dönüşü hem de önceye yapılan komik göndermeyi kuruyor.
Alıştırma
Bu cümledeki kuralın temel söylem işlevi nedir?
- Var olan bir kamu düzenlemesinden resmî biçimde alıntı yapar.
- Fikir değişikliğine gerekçe olacak bir izni şakayla karışık uydurur ve önceki kural diline gönderme yapar.
- İlgisiz bir konu açar ve önceki tartışmayı bitirir.
Cevabı göster
Fikir değişikliğine gerekçe olacak bir izni şakayla karışık uydurur ve önceki kural diline gönderme yapar.
Race you: kısa ve samimi bir yarış meydan okuması
Race you. “Yarışalım” veya “Bakalım kim önce varacak” anlamına gelen kısa ve samimi bir meydan okumadır. Burada race fiildir; you ise yarışmaya davet edilen kişidir. Konuşan kişi, ortak durum anlamı zaten açık hâle getirdiği için I'll gibi sözcükleri atar. Bitiş noktasını belirtmek için to + varış yeri eklenir: Race you to the gate!
Alıştırma
Dinleyiciye yöneltilen iki sözcüklük eğlenceli meydan okumayı tamamlayın. İlk sözcük Race: ____ to the tree!
Cevabı göster
Race you
Peppa and Chloe love jumping up and down in muddy puddles.
4:37Peppa ve Chloe çamurlu su birikintilerinde zıplamayı severler.
Everyone loves jumping up and down in muddy puddles.
4:40Herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
Even grown-up girls: beklenmedik grubu sona eklemek
Even, grown-up girls grubunu daha geniş bir kümede yer alan en şaşırtıcı grup olarak sunar. Önceki ifadenin onlar için de geçerli olduğunu, fakat dinleyicinin tersini beklemiş olabileceğini belirtir. Bu, önceki yüklemin tekrarlanmayıp bağlamdan anlaşıldığı eksiltili bir devam ifadesidir. Tam hâli “Even grown-up girls love jumping up and down in muddy puddles.” anlamına gelir. Konuşan kişi yalnızca beklenmedik grubu sona ekleyerek mizahi bir ters köşe yapar ve düşünceyi düzgün biçimde tamamlar.
Alıştırma
“Even grown-up girls.” ifadesinde even sözcüğünün görevini seçin.
- Önceki ifadeyle ilgisiz, ayrı bir konu başlatır.
- Kapsama alınan tek grubun büyümüş kızlar olduğunu söyler.
- Büyümüş kızları beklenmedik biçimde kapsama giren bir grup olarak işaretler.
Cevabı göster
Büyümüş kızları beklenmedik biçimde kapsama giren bir grup olarak işaretler.