Peppa Pig, Büyük Kuzeni Chloe ile Tanışıyor: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
576 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Peppa, çocuklar yakalamaca, Sly Fox ve çamurlu su birikintilerinde zıplama arasında geçiş yaparken büyük kuzeni Chloe kadar yetişkin görünmeye çalışır. Hangi oyunların küçük çocuklara göre olduğu konusundaki tartışmaları, komik bir tutum değişikliğiyle sonuçlanır: büyük kızlar da su birikintilerinin tadını çıkarabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. still play catch? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: still sözcüğünün yalnızca bir etkinliğin sürüp sürmediğini sormadığını fark edin. Chloe, yakalamacanın Peppa için artık fazla çocukça olabileceğini ima eder; böylece öğrenci, görünüşte basit bir sorunun içindeki hafif küçümseyici değerlendirmeyi tanıyabilir. 2. if Peppa turns and sees someone move, they have to go back to the start. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if yan cümlesinin kuralı devreye sokan olayı, have to yapısının ise uyulması zorunlu sonucu nasıl belirttiğini anlayın. Bu kalıp oyun yönergelerini, cezaları ve diğer koşul–sonuç ilişkilerini açıkça anlatmak için kullanılabilir. 3. Maybe there's a rule that says big girls can jump in muddy puddles. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Hikâyenin sürekli tekrarlanan “kural” diline dönerek bunu Peppa ile Chloe’nin gizlice yapmak istediği şeye izin veren bir gerekçeye çevirdiğini görün. Bu mizahi geri dönüş, büyük görünme kaygılarının yerini eğlenceye katılma isteğine bıraktığı anı gösterir.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:04

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:06

Bu da küçük kardeşim George.

This is Mummy Pig.

0:09

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:11

Ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig.

0:15

Peppa Pig.

My Cousin Chloe.

0:19

Kuzenim Chloe.

Peppa and George are playing in the garden.

0:23

Peppa ve George bahçede oynuyorlar.

To me, George. Ton ve niyet

0:26

Bana at, George.

Ton ve niyet

To me!: topu istemek için kısa bir sesleniş

Top tutma ya da paslaşma oyununda To me!, “Topu bana pasla ya da at” anlamına gelen kısa bir sesleniştir. Ortak etkinlik, söylenmeyen fiili ve nesneyi açık hâle getirir; bu yüzden ifade o anda tam bir yönerge gibi işler. Buradaki to edatı yine topu alan kişiyi veya topun yöneldiği yeri gösterir. Yalnızca nerede olduğunu belirtmez; topu hızlıca isteme işlevi görür.

Alıştırma

George ile top oynuyorsun ve topu sana atmasını istiyorsun. Ne diye seslenebilirsin?

  1. About me, George!
  2. From me, George!
  3. To me, George!
Cevabı göster

To me, George!

You threw the ball too hard, George. Dilbilgisi

0:29

Topu çok sert attın, George.

Dilbilgisi

too hard: uygun olandan daha fazla güçle

Bu cümlede too hard, “uygun olandan daha fazla güç kullanarak” anlamına gelir. Too, yalnızca güçlü olmayı değil, derecenin aşırı olduğunu belirtir. Burada hard, threw fiilini niteleyen bir zarftır ve George’un topu nasıl attığını anlatır. Bu yapıda “zor” anlamına gelmez. Aynı kalıp too fast, too loudly veya too far gibi ifadelerle başka aşırılıkları da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin kapıyı iterken uygun olandan daha fazla güç kullandığını anlatır?

  1. You pushed the door too hard.
  2. You found the door too difficult to move.
  3. You worked very hard to move the door.
Cevabı göster

You pushed the door too hard.

So the rules say I win. Ton ve niyet

0:31

Yani kurallara göre ben kazandım.

Ton ve niyet

the rules say I win: bir sonucu savunmak için kuralları kullanmak

Burada the rules say I win, “kurallara göre kazanan benim” anlamına gelir. Say sözcüğü gerçek anlamda konuşmayı anlatmaz; yazılı veya üzerinde anlaşılmış kuralların ne olması gerektiğini ya da kimin kazandığını “söylediği” ifade edilebilir. Konuşan kişi yalnızca bir kuralı açıklamaz. Kendi yararına olan bir sonucu savunmak için kuralları yetkili bir dayanak olarak kullanır. Bir anlaşmazlıkta bu söz kendini haklı çıkaran veya tartışmacı bir tonda duyulabilir: “Bu yalnızca benim fikrim değil; kurallar beni destekliyor.”

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin yararına olan bir iddiayı desteklemek için üzerinde anlaşılmış bir kuralı dayanak olarak kullanıyor?

  1. Could you explain the rules before we start?
  2. We agreed that the first player to reach ten wins, so the rules say I win.
  3. I won, but I cannot remember how many points I scored.
Cevabı göster

We agreed that the first player to reach ten wins, so the rules say I win.

Now it's my turn. Kalıp ifadeler

0:34

Şimdi sıra bende.

Kalıp ifadeler

it's my turn: sıranın sende olduğunu söylemek

It's my turn, “kararlaştırılmış bir sırada şimdi hareket etmesi gereken kişi benim” anlamına gelir. Burada turn, yön değiştirme eylemi değil, bir kişinin hareket etme sırası veya hakkı anlamındaki bir isimdir. Kalıp It's + iyelik biçimi + turn şeklindedir. my yerine your veya Leo's gibi başka bir iyelik biçimi kullanılabilir; gerektiğinde to + fiil eklenir: It's Leo's turn to read.

Alıştırma

Üç kişi sırayla okuyor ve sırada siz varsınız. it's kısaltmasını ve sıra bildiren sabit ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Now ____ to read.

Cevabı göster

it's my turn

I win again.

0:38

Yine ben kazandım.

Peppa, George, today your big cousin Chloe is coming to visit. Kalıp ifadeler

0:39

Peppa, George, bugün büyük kuzeniniz Chloe ziyarete geliyor.

Kalıp ifadeler

coming to visit: buraya yapılacak planlı ziyaret

“Coming to visit”, Chloe’nin aileyle vakit geçirmek için ailenin bulunduğu yere geleceği anlamına gelir. “Come”, hareketi “buraya” veya konuşulan kişilere doğru gösterir; “to visit” ise gelme amacını belirtir. Şimdiki zaman yapısındaki “is coming”, tam şu anda gerçekleşen bir hareketi değil, yakın gelecek için planlanmış bir olayı anlatır. Kimin ziyaret edildiği bağlamdan belliyse “visit” nesne almadan kullanılabilir; “is coming to visit us” da denebilir.

Alıştırma

Planlanmış ziyareti “be coming to visit” kullanarak tamamlayın: My grandparents ____ this weekend.

Cevabı göster

are coming to visit

Cousin Chloe.

0:44

Kuzen Chloe.

George, Chloe is a big girl like me. Kelime

0:46

George, Chloe benim gibi büyük bir kız.

Kelime

a big girl like me: benim gibi daha büyük ve olgun bir kız

Çocuklar hakkında konuşurken “a big girl” çoğu zaman iri yapılı bir kızı değil, yaşı daha büyük ve daha olgun bir çocuğu anlatır. Peppa, Chloe’yi kendisiyle aynı “büyük çocuk” grubuna koymaktadır. Buradaki “like me”, “benim gibi” anlamındadır. İfade Chloe’nin yaşı veya çocuklar arasındaki konumuyla Peppa’nınkini karşılaştırır; her yönden birbirlerine benzediklerini söylemez.

Alıştırma

Bir ebeveynin “You are a big girl now, so you can pack your own bag” cümlesinde “a big girl” ne anlama gelir?

  1. fiziksel olarak iri bir yetişkin kadın
  2. çok uzun bir çocuk
  3. yaşı daha büyük ve daha bağımsız bir çocuk
Cevabı göster

yaşı daha büyük ve daha bağımsız bir çocuk

So don't be sad if she finds you too little to play with. Dilbilgisi

0:49

Bu yüzden seninle oynamak için çok küçük olduğunu düşünürse üzülme.

Dilbilgisi

finds you too little to play with: find + nesne + too + sıfat + to mastarı

Burada finds, bulur değil, yargılar veya öyle görür anlamındadır. Kalıp find + nesne + too + sıfat + to mastarı şeklindedir: you nesnedir ve too little... you hakkında verilen yargıdır. Çocuklardan söz edilen bu bağlamda little, yaşı küçük demektir. Too uygun sınırın aşıldığını gösterir: senin uygun bir oyun arkadaşı olamayacak kadar küçük olduğunu düşünebilir. Play with içindeki with yeniden you sözcüğüne bağlanır; yani seninle oynayacak kişi odur.

Alıştırma

Cümleyi find + object + too + adjective + to-infinitive kalıbıyla ve şu ifadelerle tamamlayın: find / the suitcase / too heavy / to lift. I ____.

Cevabı göster

find the suitcase too heavy to lift

I'm sure Chloe will play with both of you. Ton ve niyet

0:55

Eminim Chloe ikinizle de oynayacaktır.

Ton ve niyet

I'm sure: güven veren, kendinden emin bir tahmin

I'm sure, konuşanın güçlü biçimde inandığı bir yargıyı başlatır. Burada ardından geleceği anlatan Chloe will play with both of you yan cümlesi gelir. Konuşmadaki temel işlevi güven vermektir: kendinden emin tahmin bir kaygıya yanıt verir ve dinleyenin rahatlamasına yardımcı olur. Bu ifade konuşanın güvenini gösterir; mutlaka kanıtı olduğu veya söz verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Arkadaşınız bir sınav konusunda kaygılı. Hangi yanıt kendinden emin bir tahminle ona güven verir?

  1. I hope you'll do well.
  2. Did you study enough?
  3. I'm sure you'll do well.
Cevabı göster

I'm sure you'll do well.

Chloe is here.

0:58

Chloe geldi.

Auntie Pig has brought Chloe to spend the day at Peppa's house. Notlar

1:00

Hala Domuz, Chloe'yi günü Peppa'nın evinde geçirmesi için getirdi.

Kültür

Auntie Pig: sevecen aile hitabı Auntie

Burada Auntie, aunt sözcüğünün sevecen ve aile içi bir biçimidir. Auntie Pig ifadesinde bir kadın akrabayı belirten aile hitabı olarak kullanılır; resmi adının parçası değildir. Bu sahnede Auntie Pig, Chloe'nin annesi ve Peppa'nın akrabasıdır. Daha genel olarak bazı ailelerde çocuklar, aileden biri gibi görülen yakın bir yetişkin kadının adından önce Auntie kullanabilir.

Alıştırma

Auntie Pig ifadesindeki Auntie büyük olasılıkla neyi gösterir?

  1. Aileyle ilişkisi ne olursa olsun her yetişkin kadın için kullanılan bir unvan.
  2. Bir teyze, hala veya yakın kadın akraba için kullanılan sevecen aile hitabı.
  3. Karakterin resmî adı.
Cevabı göster

Bir teyze, hala veya yakın kadın akraba için kullanılan sevecen aile hitabı.

Kalıp ifadeler

spend the day at...: günü bir yerde geçirmek

spend the day at Peppa's house ifadesindeki spend, para harcamak değil, bir yerde bulunarak belli bir süreyi geçirmek demektir. İfade, Chloe'nin gün boyunca orada kalıp etkinlikler yapacağını anlatır. Tekrar kullanılabilir kalıp spend + zaman dilimi + at + yer şeklindedir. at school ve at Grandma's house gibi, doğal olarak at alan yerlerle kullanılır. the day genellikle gündüz saatlerini ya da günün büyük kısmını anlatır; tam yirmi dört saat demek değildir.

Alıştırma

“Günü hayvanat bahçesinde geçirmek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: We're going to ____ the zoo.

Cevabı göster

spend the day at

Chloe is Peppa and George's cousin.

1:04

Chloe, Peppa ve George'un kuzenidir.

Chloe is a bit older than Peppa and George. Dilbilgisi

1:07

Chloe, Peppa ve George'dan biraz daha büyüktür.

Dilbilgisi

a bit older than: küçük bir yaş farkını belirtmek

Older than yaşları karşılaştırır: Chloe daha büyükken Peppa ve George daha küçüktür. Karşılaştırma biçimi older'ın önüne a bit koymak, farkın küçük olduğunu gösterir. a bit + karşılaştırma biçimi + than kalıbı, a bit taller than örneğindeki gibi başka karşılaştırmalarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Maya 11, Ben ise 10 yaşında. Cümleyi a bit ve doğru karşılaştırmayla tamamlayın: Maya is ____ Ben.

Cevabı göster

a bit older than

Hello, Chloe.

1:09

Merhaba, Chloe.

Hello, Peppa.

1:11

Merhaba, Peppa.

Hello, George.

1:12

Merhaba, George.

See you later. Kalıp ifadeler

1:14

Sonra görüşürüz.

Kalıp ifadeler

See you later: günlük bir vedalaşma

See you later. biri ayrılırken kullanılan yaygın bir ifadedir. Samimi ve günlük bir vedalaşma anlamına gelir. Buradaki later çoğu zaman belirsizdir. Bu ifade, aynı günün ilerleyen saatlerinde tekrar görüşmenin kararlaştırıldığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Günlük bir ziyaretten sonra arkadaşınızın evinden ayrılıyorsunuz. En doğal ve samimi vedalaşma hangisidir?

  1. Welcome back.
  2. Nice to meet you.
  3. See you later.
Cevabı göster

See you later.

Do you want to play a game? Ton ve niyet

1:16

Oyun oynamak ister misiniz?

Ton ve niyet

Do you want to play a game? ifadesinin davet olarak kullanımı

Bu cümlede Do you want to play a game? bir davet işlevi görür: konuşan kişi yalnızca karşısındakinin ne istediğini sormaz, onu etkinliğe katılmaya davet eder. Gündelik bir davet yapmak için Do you want to + fiilin yalın hâli yapısını kullanabilirsiniz. Soru biçiminde olduğu için karşı tarafa kabul veya ret seçeneği sunar ve Play a game with me. gibi bir emirden daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Soruyu Do you want to...? davet kalıbıyla tamamlayın: ____ make cookies with me?

Cevabı göster

Do you want to

Yes, let's play catch. Kalıp ifadeler

1:17

Evet, hadi kovalamaca oynayalım.

Kalıp ifadeler

let's play catch: birlikte karşılıklı top oynamayı önermek

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyenin birlikte yapacağı bir eylemi önermenin yaygın bir yoludur. Burada let's play, “birlikte oynamayı öneriyorum” anlamına gelir. Play catch, insanların topu birbirlerine atıp tuttuğu oyunun doğal İngilizce ifadesidir. Bu ifadede catch, tek bir yakalama hareketini değil, oyunun kendisini adlandırır.

Alıştırma

Öneriyi Let's + play catch kalıbıyla tamamlayın: We have a ball, so ____.

Cevabı göster

let's play catch

Peppa loves playing catch.

1:20

Peppa kovalamaca oynamayı sever.

Do you still play catch? Ton ve niyet

1:21

Siz hala kovalamaca mı oynuyorsunuz?

Ton ve niyet

still play catch?: etkinliğin çoktan sona ermiş olmasını beklemek

Do you still play catch? cümlesinde still, geçmişte yapılan bir etkinliğin şimdi de sürüp sürmediğini sorar. Ayrıca etkinliğin sona ermiş olabileceğine dair önceden oluşmuş bir beklentiyi taşır. Burada büyük ve küçük çocuklar arasındaki karşılaştırma bu beklentiye yargılayıcı bir anlam katar. Soru yalnızca bilgi istemek yerine “Bunu hâlâ mı yapıyorsun?” gibi duyulabilir ve top atıp tutmanın artık fazla çocukça olduğunu ima edebilir.

Alıştırma

Hangi soru, konuşanın yaşla bağlantılı bir alışkanlığın sona ermiş olmasını beklediğini still ile en açık biçimde ima eder?

  1. Do you still carry that baby blanket? I thought you'd grown out of it.
  2. Would you like a warmer blanket?
  3. Do you carry a blanket when you travel?
Cevabı göster

Do you still carry that baby blanket? I thought you'd grown out of it.

That's a game for little children. Ton ve niyet

1:23

Bu küçük çocuklar için bir oyun.

Ton ve niyet

a game for little children: bir etkinliği çocukça diyerek küçümsemek

a game for little children ifadesi, sözcük anlamıyla oyunu yaşa göre sınıflandırır. Ancak bu bağlamda yalnızca tarafsız bir yaş yönlendirmesi yapmaz; etkinliği daha büyük biri için fazla çocukça olarak etiketler. Bu etiket, oyundan hoşlanan insanları da yargılar. Konuşanın kendisini daha olgun göstermesine ve etkinlikle arasına mesafe koymasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu bağlamda That's a game for little children. esas olarak ne anlatır?

  1. Oyunun nerede saklandığını tarafsız biçimde açıklar.
  2. Oyunu daha büyük çocuklar için fazla çocukça sayarak küçümser.
  3. Bütün çocukların bu oyunu oynamak zorunda olduğunu söyler.
Cevabı göster

Oyunu daha büyük çocuklar için fazla çocukça sayarak küçümser.

Oh.

1:25

Oh.

We only play catch because George likes it. Ton ve niyet

1:26

Biz sadece George seviyor diye kovalamaca oynuyoruz.

Ton ve niyet

We only ... because ... — Savunmacı bir gerekçe

Bu cümlede only, George'un bu oyunu sevmesini top atıp tutma oyunu oynamalarının tek nedeni olarak sunar. Temel mesaj şudur: Ben oynamak istediğim için değil, George oynamak istediği için oynuyoruz. Bu bağlamda bu, tarafsız bir neden açıklamasından daha fazlasıdır. Konuşan kişi çocukça görünebilecek bir oyunla arasına mesafe koyar; because ile başlayan bölüm de tercihi George'a yükleyerek konuşanın imajını korur.

Alıştırma

Hangi cevap, başka birinin isteğini tek neden olarak gösterip konuşanın bir seçimle arasına mesafe koymasını sağlar?

  1. I chose this film because it is my favourite.
  2. We only chose this film because Mia wanted to watch it.
  3. Mia chose this film, and I bought the popcorn.
Cevabı göster

We only chose this film because Mia wanted to watch it.

Okay, let's play it for George.

1:30

Tamam, George için oynayalım.

Do you play it with the proper rules or the baby rules? Ton ve niyet

1:32

Gerçek kurallarla mı yoksa bebek kurallarıyla mı oynuyorsunuz?

Ton ve niyet

the proper rules or the baby rules? — Yönlendirici bir seçim

Burada proper rules, konuşan kişinin doğru veya eksiksiz olarak sunduğu kurallar anlamına gelir. Baby rules tarafsız bir ad değildir; daha kolay olan sürümü çocukça gösteren bir etikettir. Or ile kurulan soru yönlendirici bir seçim yaratır. Seçeneklerden biri olgun ve onaylanan bir seçenek gibi, diğeri ise utandırıcı bir seçenek gibi duyulur. Bu nedenle konuşan kişi yalnızca hangi kuralların kullanıldığını sormaz; dinleyiciye hafifçe meydan okur ve onu büyük çocuklara uygun gösterilen sürümü seçmeye zorlar.

Alıştırma

The proper rules or the baby rules ifadesi burada nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Dinleyiciye, büyüklere uygun olarak sunulan sürümü seçmesi için baskı yapar.
  2. İki resmî kural grubunu tarafsız biçimde adlandırır.
  3. Kural gruplarından birini bir bebeğin oluşturup oluşturmadığını sorar.
Cevabı göster

Dinleyiciye, büyüklere uygun olarak sunulan sürümü seçmesi için baskı yapar.

Proper rules.

1:36

Gerçek kurallar.

I'll start. Kalıp ifadeler

1:37

Ben başlıyorum.

Kalıp ifadeler

I'll start: ilk başlamayı teklif etmek

I'll start, “Ben başlayacağım” ya da bu bağlamda “Ben başlayayım” anlamına gelir. Sırayla yapılan bir etkinlikte genellikle o anda alınan bir kararı gösterir: konuşan kişi ilk sırayı üstlenmeyi teklif eder. Hangi etkinliğin başlayacağı zaten belli olduğu için start burada bir tamlayıcıya ihtiyaç duymaz. Aynı yapı bir oyun, sunum, toplantı veya başka bir ortak etkinlik başlamak üzereyken de kullanılabilir.

Alıştırma

İlk başlamayı teklif etmek için I will kısaltmasını start ile kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, and then you can go next.

Cevabı göster

I'll start

Peppa, you're it. Kültür

1:39

Peppa, ebe sensin.

Kültür

you're it: ebelemece oyununda ebeyi belirlemek

Ebelemece ve benzeri kovalamaca oyunlarında you're it, “artık diğerlerini kovalayacak oyuncu sensin” anlamına gelir. Buradaki it, bir nesneye gönderme yapan sıradan bir zamir değil, oyundaki özel bir rolün adıdır. Ebe başka bir oyuncuya dokunduğunda Tag, you're it! diyerek bu rolü o oyuncuya geçirebilir. Ayrıntılı kurallar değişebilir, ancak bu ifade artık it rolünün kimde olduğunu bildirir.

Alıştırma

Ebelemece oyununda başka bir oyuncuya dokunduktan sonra kullanılan kalıplaşmış sözü tamamlayın: Tag, ____!

Cevabı göster

you're it

Catch me if you can. Deyimler

1:41

Yakalayabilirsen yakala.

Deyimler

Catch me if you can. — şakacı bir meydan okuma

Catch me if you can., konuşanı kovalayan kişiye yöneltilen şakacı bir meydan okumadır. “Beni yakalamaya çalış; belki başaramazsın.” anlamına gelir. if you can bölümü dil bilgisi açısından bir koşuldur, ancak burada yeteneği tarafsızca sormak yerine şakacı bir kışkırtma ekler. Aynı kalıp bir talimatı meydan okumaya dönüştürebilir: Do it if you can.

Alıştırma

Bir kovalamaca sırasında Catch me if you can. diyen kişi esas olarak ne yapıyor?

  1. Diğer kişiden kendisini yakalamasını kibarca rica ediyor.
  2. Kendisini yakalamayı denemesi için diğer kişiye meydan okuyor.
  3. Diğer kişinin kuralları bilip bilmediğini kontrol ediyor.
Cevabı göster

Kendisini yakalamayı denemesi için diğer kişiye meydan okuyor.

Peppa is it.

1:43

Ebe Peppa.

She has to chase Chloe and George.

1:45

Chloe ve George'u kovalaması gerek.

Can't catch me.

1:46

Beni yakalayamazsın.

George, I'm going to easily catch you.

1:49

George, seni kolayca yakalayacağım.

You're so little.

1:52

Sen çok küçüksün.

That's not fair. Ton ve niyet

1:55

Bu haksızlık.

Ton ve niyet

That's not fair. — doğrudan bir itiraz

Bu cümlede fair, “adil ve makul” anlamına gelir. That's not fair., bir kuralın, kararın, sonucun veya davranışın eşitsiz ya da makul olmadığını belirten bir itirazdır. Genellikle durumu yalnızca tanımlamakla kalmaz: konuşan kişi karşı çıkıyordur ve kararın ya da davranışın değişmesini isteyebilir.

Alıştırma

Hangi durum That's not fair. tepkisine en uygundur?

  1. Arkadaşınız kendi dondurması için sizin sevmediğiniz bir tat seçer.
  2. Oyunun ortasında kurallar değiştirilerek bir oyuncuya fazladan sıra verilir.
  3. Biri oyunun saat kaçta başladığını sorar.
Cevabı göster

Oyunun ortasında kurallar değiştirilerek bir oyuncuya fazladan sıra verilir.

You're helping George.

1:56

George'a yardım ediyorsun.

That's because he's little.

1:58

Çünkü o küçük.

Do you want me to help you? Dilbilgisi

2:00

Sana da yardım etmemi ister misin?

Dilbilgisi

Do you want me to help you?: want + nesne + to mastarı

Do you want me to help you? cümlesinde want fiilinden sonra me nesnesi, ardından da to help gelir. Help eylemini yapacak kişi me olduğundan yapı want + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Do you want me to...? soru kalıbı, karşıdaki kişinin konuşanın bir eylemde bulunmasını isteyip istemediğini sorar. Burada olduğu gibi genellikle bir teklifte bulunmak için kullanılır.

Alıştırma

Bir pencereyi açmayı teklif etmek için want + nesne + to mastarı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Do you want me opening the window?
  2. Do you want me to open the window?
  3. Do you want that I open the window?
Cevabı göster

Do you want me to open the window?

No, I don't need help. Ton ve niyet

2:01

Hayır, yardıma ihtiyacım yok.

Ton ve niyet

I don't need help: bağımsızlığı gösteren doğrudan bir ret

I don't need help, konuşanın yardımı gereksiz gördüğünü belirtir. Bu sahnede bu ret, konuşanın bağımsızlık duygusunu da korur: işi kendi başına yapabileceğini göstermek ister. Cümle doğrudandır. Ses tonuna ve bağlama göre kendinden emin ve bağımsız ya da teklifi yumuşatmadan reddettiği için savunmacı gelebilir.

Alıştırma

Bir yabancı nazikçe yardım teklif ediyor ve siz yalnızca I don't need help diye yanıt veriyorsunuz. Bu, en sıcak ve kibar ret şekli midir?

  1. Evet
  2. Hayır
Cevabı göster

Hayır

I'm a big girl like you.

2:03

Ben senin gibi büyük bir kızım.

Come on, then, Peppa. Ton ve niyet

2:05

Hadi o zaman, Peppa.

Ton ve niyet

Come on, then: meydan okumayı kabul edip harekete geçirme

Bu cümlede Come on, then, “Pekâlâ, yapalım” ya da “hadi başla” anlamına gelir. Konuşan kişi meydan okumayı kabul eder ve Peppa’yı başlamaya teşvik eder; yalnızca kendisine yaklaşmasını istemez. Then, az önce söylenen söze gönderme yapar: “madem böyle diyorsun, sıradaki adım bu.” Konuşmada önceki karşılıklı konuşmayı eyleme dönüştürmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Örnekteki Come on, then ifadesinin anlamına en uygun durum hangisidir?

  1. Yarışın ne zaman gerçekleştiğini açıklarsınız.
  2. Odanın öbür tarafındaki birinden size yaklaşmasını istersiniz.
  3. Dostça bir yarış meydan okumasını kabul edip diğer kişiyi başlamaya teşvik edersiniz.
Cevabı göster

Dostça bir yarış meydan okumasını kabul edip diğer kişiyi başlamaya teşvik edersiniz.

Try and catch us. Dilbilgisi

2:06

Bizi yakalamaya çalış.

Dilbilgisi

Try and catch: gündelik dilde try and + fiilin yalın hâli

Try and catch us cümlesinde try and + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmaya çalışmak” anlamına gelir. Konuşan kişi, diğerlerine kendi grubunu yakalamayı denemeleri için meydan okur; try and catch iki ayrı eylem değil, tek bir denemedir. and’den sonra fiilin yalın hâli gelir: try and catch, try and finish, try and call. Bu kalıp bir girişimi ifade eder; başarıyı garanti etmez.

Alıştırma

find ile birlikte gündelik try and + fiilin yalın hâli kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: We can ____ the lost key after lunch.

Cevabı göster

try and find

Can't catch us.

2:09

Bizi yakalayamazsın.

Can't catch us.

2:12

Bizi yakalayamazsın.

This is a silly game. Kelime

2:14

Bu saçma bir oyun.

Kelime

silly game: hafif bir olumsuz değerlendirme

Burada silly, oyunu çocukça, anlamsız ya da ciddiye alınmaya değmez diye nitelendirir. Konuşan kişi oyundan hoşnut olmadığı için onu küçümsüyor. Silly burada olumsuzdur, ancak genellikle stupid kadar sert değildir. Birinin zekâsı hakkında ciddi bir yargıda bulunmak yerine oyunu değerlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede silly game en olası olarak ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi oyunun kurallarının adil olduğunu düşünüyor.
  2. Konuşan kişi oyunun çocukça ya da ciddiye alınmaya değmez olduğunu düşünüyor.
  3. Konuşan kişi oyunun sessizce oynanması gerektiğini düşünüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi oyunun çocukça ya da ciddiye alınmaya değmez olduğunu düşünüyor.

Can we play something else? Ton ve niyet

2:15

Başka bir şey oynayabilir miyiz?

Ton ve niyet

Can we ... something else?: ortak bir değişiklik istemek

Burada Can we...? ortak bir etkinlikle ilgili rica veya öneri bildirir. Can esas olarak grubun bunu yapabilme yeteneğini sormaz; konuşan kişi değişikliği kabul etmelerini ister. Yapı Can we + fiilin yalın hâli şeklindedir: Can we play...? Something else farklı bir şey veya etkinlik demektir. Bu soru I want to play something else. cümlesinden daha yumuşak ve uzlaşmacı duyulur.

Alıştırma

Can we...? kullanarak günlük ricayı tamamlayın: ____ play something else?

Cevabı göster

Can we

Okay. I know a really good game for big children.

2:17

Tamam. Büyük çocuklar için çok güzel bir oyun biliyorum.

It's called Sly Fox. Dilbilgisi

2:21

Adı «Kurnaz Tilki».

Dilbilgisi

It's called + ad: bir adı tanıtmak

“It's called + ad” bir oyunun, nesnenin, yerin veya kavramın adını tanıtmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede oyunun adı Sly Fox'tur. “It's”, “it is” ifadesinin kısaltmasıdır; called ise edilgen be called + ad kalıbındaki geçmiş zaman ortacıdır. Burada called, “telefon etmek” değil, “adı ... olmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi be called + ad kalıbıyla tamamlayın: This game ____ Moon Chase.

Cevabı göster

is called

Sly Fox?

2:24

Kurnaz Tilki mi?

I want to play Sly Fox.

2:25

Kurnaz Tilki oynamak istiyorum.

What is it?

2:28

O nedir?

One person is the Sly Fox, and the others creep up on them. Öbek fiiller

2:29

Bir kişi Kurnaz Tilki olur, diğerleri ona sessizce yaklaşır.

Öbek fiiller

creep up on someone: fark edilmeden yaklaşmak

creep up on someone, birine fark ettirmeden sessizce ve dikkatlice yaklaşmak anlamına gelir. Bu oyunda diğer oyuncular, Kurnaz Tilki'ye görünmeden yaklaşmaya çalışır. Kalıp creep up on + kişi veya zamir şeklindedir. on sözcüğünden sonra yaklaşılan kişi gelir; bu nedenle creep sözcüğünü yalnızca “emeklemek” olarak düşünmek yerine ifadeyi bir bütün olarak öğrenin.

Alıştırma

Cümleyi creep up on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The children moved silently, then ____ the sleeping dog.

Cevabı göster

crept up on

Me me!

2:35

Ben ben!

I want to be the Sly Fox.

2:36

Ben Kurnaz Tilki olmak istiyorum.

Peppa is the Sly Fox.

2:38

Peppa Kurnaz Tilki oldu.

While her back is turned, the others creep up on her. Dilbilgisi

2:40

Arkasını dönmüşken, diğerleri sessizce ona yaklaşır.

Dilbilgisi

While her back is turned: while ile bir zaman aralığı belirtme

While, ana cümledeki eylemin gerçekleştiği zaman aralığını gösteren bir zaman yan cümlesi başlatır. Burada While her back is turned, “o arkasını dönmüşken” demektir; diğerleri de bu zaman aralığında ona yaklaşır. Her back is turned onun duruşunu veya içinde bulunduğu durumu anlatır; başka birinin fiziksel olarak onun sırtını çevirdiği anlamına gelmez. Daha genel olarak while someone's back is turned, o kişi göremezken ya da dikkat etmiyorken anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, başka bir eylemin zaman aralığını belirtmek için while someone's back is turned yapısını doğru kullanır?

  1. While turn his back, hide the present.
  2. While his back is turned, hide the present.
  3. His back while turned, hide the present.
Cevabı göster

While his back is turned, hide the present.

But if Peppa turns and sees someone move, they have to go back to the start. Dilbilgisi

2:43

Ama Peppa dönüp birinin hareket ettiğini görürse, o kişi başlangıca dönmek zorundadır.

Dilbilgisi

if ... they have to ...: bir kuralın koşulu ve sonucu

If yan cümlesi kuralı harekete geçiren koşulu, ana cümle ise zorunlu sonucu verir: Peppa dönüp birinin hareket ettiğini görürse, o kişi başlangıç noktasına geri dönmek zorundadır. Have to kişisel bir isteği değil, oyunun getirdiği zorunluluğu ifade eder. They, someone sözcüğüne tekil bir zamir olarak gönderme yapar; böylece cinsiyet belirtmek gerekmez. if + geniş zaman, ... have/has to ... kalıbı kuralları ve zorunlu sonuçları belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Oyun kuralını if ... have to kullanarak tamamlayın: ____ a player touches the line, they ____ return to the start.

Cevabı göster

If · have to

George, I saw you move. Dilbilgisi

2:48

George, hareket ettiğini gördüm.

Dilbilgisi

saw you move: see + nesne + fiilin yalın hâli

saw you move yapısında saw sözcüğünden sonra nesne olan you ve fiilin yalın hâli move gelir. Geçmiş zamanı saw zaten gösterdiği için move, moved biçimine dönüşmez. Bu yapı, konuşanın gördüğü hareketi bir bütün olarak sunar. Bu sahnede konuşan kişi bunu George'un gerçekten hareket ettiğine kanıt olarak kullanır.

Alıştırma

see + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: We saw the bird ____ out of the cage. (fly)

Cevabı göster

fly

Back to the start. Kalıp ifadeler

2:50

Başlangıca dön.

Kalıp ifadeler

Back to the start: go fiilinin düşürüldüğü kısa bir komut

Back to the start., Go back to the start. anlamına gelen kısaltılmış bir komuttur. Yapılacak hareket durumdan açıkça anlaşıldığı için eylem bildiren go fiili düşürülmüştür. Buradaki the start, bir oyun veya etkinlikteki başlangıç konumunu belirtir. Bu eksilti, anlık bir talimatı kısa ve kesin hâle getirir; konum bildiren sıradan bir cümle değildir.

Alıştırma

Bir oyunda Back to the start. oyuncuya ne yapmasını söyler?

  1. Başlangıç noktasından uzaklaşmaya başlamak.
  2. Başlangıç noktasına dönmek.
  3. Arkasını dönüp başlangıç noktasını aramak.
Cevabı göster

Başlangıç noktasına dönmek.

Got you. Ton ve niyet

2:54

Yakaladım.

Ton ve niyet

“Seni yakaladım” anlamında Got you.

Bu kovalamaca oyununda Got you. “Seni yakaladım” veya “Seni ebeledim” anlamına gelir. Bağlam sayesinde I've got you ya da I got you olarak anlaşılan çok kısa ve konuşma diline ait bir ünlemdir. Anlamı, o sırada gerçekleşen hareket belirler. Buradaki got, karşı tarafın başarıyla yakalandığını bildirir; “Ne demek istediğini anladım” anlamına gelmez.

Alıştırma

Got you. hangi durumda en açık şekilde “Seni yakaladım veya ebeledim” anlamına gelir?

  1. Bir yabancıdan kibarca bir şey istersin.
  2. Birinin açıklamasını anlarsın.
  3. Kovalamaca oynarken arkadaşına dokunursun.
Cevabı göster

Kovalamaca oynarken arkadaşına dokunursun.

I win.

2:55

Ben kazandım.

You moved before I was ready. Dilbilgisi

2:56

Ben hazır olmadan hareket ettin.

Dilbilgisi

Bir eylemin çok erken gerçekleştiğini anlatan before I was ready

before I was ready bir zaman yan cümlesidir. before, benim hazır olduğum anı bir sınır olarak belirler; ana eylem olan you moved ise bu sınırdan daha önce gerçekleşmiştir. Hareket gerçekleştiğinde konuşan kişi henüz hazır olmadığı için cümle yalnızca olayların sırasını bildirmekle kalmaz, diğer kişinin çok erken davrandığını da ima eder. Aynı kalıp kötü zamanlamayı açıklamak veya bundan yakınmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Şikâyeti tamamlamak için before, I, ready ve be fiilinin doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: You started the timer ____.

Cevabı göster

before I was ready

The rules say I can move when I like, don't they, George? Notlar

2:58

Kurallar istediğim zaman hareket edebileceğimi söylüyor, değil mi George?

Kalıp ifadeler

when I like: zamanı kendin seçmek

when I like ifadesinde when eylemin zamanını belirtir; I like ise “ben seçerim” veya “ben isterim” anlamındadır. Burada like, “hoşlanmak” demek değildir. İfadenin tamamı “ne zaman istersem” demektir ve konuşanın eylemin ne zaman olacağına özgürce karar verebildiğini gösterir.

Alıştırma

“Seçtiğin herhangi bir zamanda” anlamını vermek için when ve like kullanan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: You can open the gift ____.

Cevabı göster

when you like

Ton ve niyet

don't they, George?: onay bekleyen soru takısı

Don't they?, The rules say ile başlayan olumlu bildirime eklenen olumsuz bir soru takısıdır. say geniş zamanda olduğu için do kullanılır; they ise çoğul the rules adına gönderme yapar. Burada konuşan kişi bağımsız bir olumsuz soru sormaz. Soru takısını ekleyip George’un adını söyleyerek ondan kendi yorumunu doğrulamasını ister ve onu hafifçe aynı fikirde olmaya yönlendirir.

Alıştırma

Soru takısını tamamlayın: The rules apply to everyone, ____?

Cevabı göster

don't they

Now it's Chloe's turn to be the Sly Fox.

3:03

Şimdi Kurnaz Tilki olma sırası Chloe'de.

Peppa and George must stay very still. Kalıp ifadeler

3:09

Peppa ve George hiç kıpırdamadan durmalı.

Kalıp ifadeler

stay very still: hiç hareket etmemek

Stay still, vücudu hareket ettirmeden durmak demektir. Burada stay bir durumda kalmayı, still ise hareketsiz durumu anlatır. Very talimatı güçlendirir: Peppa ve George hiç hareket etmemelidir. Bu yapıda still, hareketle ilgili bir sıfattır. I still remember. cümlesindeki «hâlâ» anlamına gelen still zarfı değildir.

Alıştırma

Bir hemşirenin çocuğun kolunu hareket ettirmemesi gerekiyor. Hangi cümle doğru talimatı verir?

  1. Please stay very quiet for a moment.
  2. Please stay very still for a moment.
  3. Please keep talking for a moment.
Cevabı göster

Please stay very still for a moment.

Peppa, I saw you move.

3:14

Peppa, hareket ettiğini gördüm.

Back to the start.

3:16

Başlangıca dön.

It's not fair.

3:17

Bu haksızlık.

You looked too long.

3:19

Çok uzun süre baktın.

The rules say I can look as long as I want. Dilbilgisi

3:20

Kurallar istediğim kadar uzun bakabileceğimi söylüyor.

Dilbilgisi

as long as I want: koşul değil, süre

Burada as long as I want süreyi anlatır: Seçtiğim kadar uzun süre bakmaya devam edebilirim. Under what condition? sorusuna değil, How long? sorusuna cevap verir. Want sözcüğünden sonra zaten açık olan sözcükler söylenmez. Daha açık hâli as long as I want to look şeklindedir. Başka cümlelerde as long as «şu koşulla» anlamına gelebilir, ancak bu koşul anlamı bu cümleye uymaz.

Alıştırma

'You can stay as long as you want,' cümlesindeki 'as long as you want' ne anlama gelir?

  1. Seçtiğin herhangi bir süre boyunca.
  2. Yalnızca önce bir koşulu yerine getirirsen.
  3. Fiziksel bir nesnenin uzunluğu kadar.
Cevabı göster

Seçtiğin herhangi bir süre boyunca.

Back to the start.

3:24

Başlangıca dön.

George is the winner.

3:27

Kazanan George.

Can we play a different game?

3:30

Farklı bir oyun oynayabilir miyiz?

Yes, but as long as it's a grown-up game. Dilbilgisi

3:32

Evet, ama yetişkin oyunu olduğu sürece.

Dilbilgisi

as long as it's a grown-up game: as long as ile koşul belirtmek

Burada as long as bir koşul bildirir ve “şu şartla ki” ya da “yeter ki” anlamına gelir. Konuşan kişi kabul eder, ancak oyunun büyük çocuklara uygun sayılması şartını koyar. as long as ifadesinden sonraki yan cümle, yerine getirilmesi gereken koşulu belirtir. Bu kullanımda long, süreyi veya fiziksel uzunluğu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as long as bir koşul bildiriyor?

  1. The bridge is as long as the tunnel.
  2. You can join the trip as long as you bring a raincoat.
  3. We stayed for as long as the museum was open.
Cevabı göster

You can join the trip as long as you bring a raincoat.

I know.

3:35

Buldum.

Let' play my favorite game.

3:36

Hadi benim en sevdiğim oyunu oynayalım.

It's very grown-up. Kelime

3:38

Çok yetişkin işi.

Kelime

very grown-up: sıfat olarak grown-up

It's very grown-up cümlesinde grown-up, bağ fiili is'ten sonra gelen bir sıfattır ve very anlamı güçlendirir. “Olgun” veya “yetişkin gibi” demektir. Bir oyunu, nesneyi, tarzı ya da davranışı anlattığında bunların verdiği izlenimi belirtir. Mutlaka gerçek bir yetişkinin işin içinde olduğu veya birinin yasal olarak yetişkin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede grown-up, olgun veya yetişkin gibi anlamında sıfat olarak kullanılmıştır?

  1. A grown-up signed the form.
  2. The new café has a calm, grown-up style.
  3. Leo wants to grow up quickly.
Cevabı göster

The new café has a calm, grown-up style.

George, do you know what Peppa's favorite game is? Dilbilgisi

3:41

George, Peppa'nın en sevdiği oyunun ne olduğunu biliyor musun?

Dilbilgisi

do you know what ... is: gömülü sorularda sözcük dizilişi

do you know ifadesinden sonra gelen what Peppa's favorite game is, daha büyük bir sorunun içinde soru içeriğini veren gömülü bir sorudur. Dizilişi soru kelimesi + özne + fiil şeklindedir: what + Peppa's favorite game + is. Dıştaki Do you know...? bölümü soruyu zaten oluşturur. Bu yüzden gömülü bölüm düz cümle dizilişini korur. Burada what is Peppa's favorite game şeklinde devrik diziliş kullanılmaz.

Alıştırma

Parantezdeki bütün kelimeleri kullanarak gömülü soruyu tamamlayın: Could you tell me ____? (where / the station / is)

Cevabı göster

where the station is

Peppa's favorite game is jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler

3:45

Peppa'nın en sevdiği oyun çamurlu su birikintilerinde zıplamaktır.

Kalıp ifadeler

jumping up and down in muddy puddles: tekrarlanan hareket ve yer

Jump up and down tek bir hareket kalıbı olarak kullanılır ve tekrar tekrar yukarı sıçrayıp aşağı inmeyi anlatır. Burada jumping, is sözcüğünden sonra etkinliğin ne olduğunu belirtir; up and down ise iki ayrı yeri değil, tekrarlanan hareketin yönünü anlatır. In muddy puddles, zıplamanın nerede gerçekleştiğini gösterir. jumping up and down in muddy puddles bütünü, çamur ve su bulunan birikintilerin içinde tekrar tekrar zıplamayı anlatır.

Alıştırma

Parantezdeki bütün kelimeleri kullanarak cümleyi tamamlayın: After the rain, the children were ____. (jumping / up / and / down / in / muddy / puddles)

Cevabı göster

jumping up and down in muddy puddles

George, if you jump in puddles, you must wear your boots. Dilbilgisi

3:49

George, su birikintilerinde zıplayacaksan botlarını giymelisin.

Dilbilgisi

if you jump in puddles, you must wear your boots: if...must ile koşullu kural

if yan cümlesi, kuralın hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir: su birikintilerine atlamak. Ana cümledeki must ise bu koşulda yapılması zorunlu eylemi, yani çizme giymeyi bildirir. Buradaki must, That must be George. cümlesindeki gibi bir çıkarım değil, zorunluluk anlatır. Belirli bir durumda geçerli olan kurallar için If + geniş zaman, ... must + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Güvenlik kuralını if...must kalıbıyla tamamlayın: ____ you ride a bike, you ____ wear a helmet.

Cevabı göster

If · must

I've brought some boots for you, too, Chloe. Kalıp ifadeler

3:54

Senin için de bot getirdim, Chloe.

Kalıp ifadeler

I've brought some boots for you: birisi için bir şey getirmek

Bu cümlede bring something for someone, bir eşyayı mevcut yere getirip o kişiyi eşyanın amaçlanan alıcısı veya yararlanıcısı yapmak anlamına gelir. Some boots getirilen eşyayı, for you ise eşyanın kimin için hazırlandığını gösterir. I've brought, I have brought ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect, getirme işinin tamamlandığını ve şu anki sonucunu vurgular: çizmeler burada ve Chloe onları şimdi kullanabilir. For, varış yerini değil, yararlanan kişiyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin dinleyen kişi için sıcak tutan bir palto getirdiğini ifade eder?

  1. I've brought you for a warm coat.
  2. I've brought a warm coat for you.
  3. I've brought a warm coat from you.
Cevabı göster

I've brought a warm coat for you.

I'm too grown-up to jump in muddy puddles. Dilbilgisi

3:57

Ben çamurlu su birikintilerinde zıplamak için çok büyüğüm.

Dilbilgisi

too grown-up to jump: too + sıfat + to-infinitive yapısı

Too + adjective + to-infinitive kalıbı, bir özelliğin uygun veya mümkün olan düzeyi aştığını anlatır; bu nedenle to'dan sonraki eylem gerçekleşmez ya da uygun görülmez. Burada too grown-up to jump, konuşanın çamurlu su birikintilerine atlamayı göstermek istediği “büyük çocuk” imajı için fazla çocukça bulduğu anlamına gelir. Buradaki grown-up, kendisini daha büyük ve olgun bir çocuk olarak görmesini anlatır. Yasal olarak yetişkin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi too, tired ve continue kullanarak tamamlayın: I am ____.

Cevabı göster

too tired to continue

Oh.

4:00

Oh.

So am I. Dilbilgisi

4:02

Ben de.

Dilbilgisi

So am I: be ile kurulmuş olumlu bir cümleye katılmak

So am I., be ile kurulmuş olumlu bir cümleye katılmak için kullanılan kısa bir yanıttır. “Aynı durum benim için de geçerli” anlamına gelir. Kalıp so + be veya yardımcı fiil + özne şeklindedir. Yanıttaki fiil önceki cümleyle eşleşir. I’m too grown-up... cümlesinden sonra I öznesine uyan biçim am olduğu için yanıt So am I. olur, So do I. olmaz. Buradaki so, “bu yüzden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I’m ready.” diyor. Siz de hazırsınız. Doğal yanıtı seçin.

  1. So do I.
  2. Neither am I.
  3. So am I.
Cevabı göster

So am I.

George loves jumping in muddy puddles.

4:04

George çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.

Secretly, Peppa would love to jump in the puddle, but she wants to look grown-up. Notlar

4:08

İçten içe, Peppa su birikintisine atlamayı çok ister ama büyük görünmek istiyor.

Anlatım akışı

Secretly ... but ...: özel bir istek ile dışarıya gösterilen imajı karşılaştırmak

Secretly önce Peppa'nın açıkça göstermediği özel isteğini, yani aslında yapmak istediği şeyi ortaya koyar. Ardından but, bilgiyi Peppa'nın göstermek istediği büyümüş imajına yöneltir. Bu düzen, içten gelen bir istekle ona zıt olan dış görünüşü yan yana getirir. Böylece izleyici karakterin çatışmasını görür ve bunun sonraki olayları nasıl etkileyebileceğini tahmin eder.

Alıştırma

Örnek cümlede Secretly ... but ... bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Önce özel bir isteği ortaya koyar, sonra but ile bunu Peppa'nın göstermek istediği imajla karşılaştırır.
  2. Peppa'nın herkesin önünde sırayla yapmayı planladığı iki eylemi listeler.
  3. Peppa'nın zıplamaktan hoşlanmadığını ve bunu açıkça söylediğini anlatır.
Cevabı göster

Önce özel bir isteği ortaya koyar, sonra but ile bunu Peppa'nın göstermek istediği imajla karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

would love to jump: güçlü ve sıcak bir istek belirtmek

Would love to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı çok istemek anlamına gelir. Buradaki would love to jump, Peppa'nın güçlü isteğini want to ifadesinden daha yumuşak ve sıcak bir şekilde anlatır. Bu kalıpta would, isteği geçmişten bakılan bir geleceğe yerleştirmez. Would love to, şimdiye veya geleceğe yönelik bir isteği anlatan yerleşik bir ifadedir.

Alıştırma

Cevabı bu dersteki sıcak ve hevesli ifadeyle tamamlayın: “Would you like to join us for dinner?” “I ____ join you.”

Cevabı göster

would love to

Dilbilgisi

look grown-up: look + sıfat

look grown-up ifadesinde look, görünmek anlamında bir bağ fiilidir. Ardından gelen grown-up sıfatı, Peppa'nın vermek istediği izlenimi anlatır: olgun görünmek ister. Yapı look + sıfat şeklindedir. Birinin ya da bir şeyin nasıl göründüğünü anlatır; gözleri bir şeye çevirme eylemini ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi look fiilinin doğru biçimi ve grown-up sıfatıyla tamamlayın: In this coat, Sam ____.

Cevabı göster

looks grown-up

I hear there's some puddle jumping going on. Notlar

4:13

Burada su birikintisinde zıplama sesi duydum.

Ton ve niyet

I hear there's ...: duyulan bir haberi rahatça tanıtmak

I hear there's..., konuşanın duyduğu veya öğrendiği bir bilgiyi sohbete katmasının doğal bir yoludur. Buradaki hear yalnızca bir sesi işitmek değil, birinden duymak veya öğrenmek anlamına gelir; there's ise there is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu cümlede giriş hafif ve şakacı duyulur: konuşan, bir etkinliğin sürdüğünü bildiğini gösterir ve doğrudan bir duyuru yapmadan sohbete katılır. Aynı yapı gündelik bir haberi veya yerel bir etkinliği tanıtmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Aktarılan bir haberi tanıtmak için dersteki giriş ifadesini aynen kullanın: ____ a new bakery near the station.

Cevabı göster

I hear there's

Öbek fiiller

going on: şu anda gerçekleşen bir etkinlik

Bu cümlede going on, “gerçekleşmek” veya “devam etmekte olmak” anlamına gelir. there is/there's + etkinlik + going on yapısı, bir etkinliğin sürmekte olduğunu belirtir. Buradaki go, bir yere hareket etmek anlamında değildir. Aynı anlam, ne olduğunu sormak için kullanılan What's going on? ifadesinde de görülür.

Alıştırma

Şu anda gerçekleşen bir etkinliği anlatan cümleyi going on ile tamamlayın: There's a meeting ____ upstairs.

Cevabı göster

going on

Mummy Pig and Daddy Pig love jumping in muddy puddles.

4:16

Anne Domuz ve Baba Domuz çamurlu su birikintilerinde zıplamayı severler.

It does look fun. Dilbilgisi

4:20

Gerçekten eğlenceli görünüyor.

Dilbilgisi

does look fun: olumlu cümlede vurgulu does

Olumlu bir cümlede vurgu eklemek için does, fiilin yalın hâlinden önce kullanılabilir: does look, “gerçekten öyle görünüyor” veya “kesinlikle öyle görünüyor” anlamına gelir. Burada konuşan kişi, eğlenceli göründüğünü açıkça doğruluyor veya kabul ediyor. does sonrasında looks değil, fiilin yalın hâli olan look kullanılır. Vurgusuz ve tarafsız biçim It looks fun. cümlesidir.

Alıştırma

Başta plandan şüphe ettiniz, ancak şimdi kullanışlı göründüğünü vurgulamak istiyorsunuz. Cümleyi vurgulu does ve look kullanarak tamamlayın: The plan ____ practical.

Cevabı göster

does look

Yes, it does. Dilbilgisi

4:22

Evet, öyle.

Dilbilgisi

it does: tekrarlanan geniş zaman yükleminin yerine kullanma

Bu yanıtta does, daha önce geçen looks fun yükleminin yerini tutar. Bu nedenle Yes, it does., bütün düşünceyi tekrarlamadan Yes, it looks fun. anlamına gelir. Bu yapıyı kullanırken aynı özneye, genellikle ona uygun bir zamirle gönderme yapın ve önceki fiile uyan yardımcı fiili seçin. Üçüncü tekil şahıs it ile kullanılan geniş zamandaki bir asıl fiil does ile karşılanır; burada does yeni bir eylem anlatmaz.

Alıştırma

Yanıtı, tastes delicious yerine geçen yardımcı fiille tamamlayın: This soup tastes delicious. — Yes, it ____.

Cevabı göster

does

Maybe there's a rule that says big girls can jump in muddy puddles. Anlatım akışı

4:26

Belki büyük kızların da çamurlu su birikintilerinde zıplayabileceğini söyleyen bir kural vardır.

Anlatım akışı

Maybe there's a rule that says...: şakacı bir izin uydurmak

Maybe düşünceyi bir olasılık olarak sunar; there's a rule that says... ise ardından gelen iddiayı bir kuralmış gibi çerçeveler. Böylece öyküde daha önce kullanılan kural dili tekrarlanır, fakat bu kez bir eylemi kısıtlamak yerine ona izin vermek için kullanılır. Konuşan kişi gerçek bir kural aktarmıyor. Fikrini değiştirmesine gerekçe bulmak için şakayla karışık bir istisna uyduruyor; tekrarlanan ifade hem tutumdaki dönüşü hem de önceye yapılan komik göndermeyi kuruyor.

Alıştırma

Bu cümledeki kuralın temel söylem işlevi nedir?

  1. Var olan bir kamu düzenlemesinden resmî biçimde alıntı yapar.
  2. Fikir değişikliğine gerekçe olacak bir izni şakayla karışık uydurur ve önceki kural diline gönderme yapar.
  3. İlgisiz bir konu açar ve önceki tartışmayı bitirir.
Cevabı göster

Fikir değişikliğine gerekçe olacak bir izni şakayla karışık uydurur ve önceki kural diline gönderme yapar.

Yes, that's a good rule.

4:30

Evet, bu güzel bir kural.

Race you. Kalıp ifadeler

4:34

Yarışalım.

Kalıp ifadeler

Race you: kısa ve samimi bir yarış meydan okuması

Race you. “Yarışalım” veya “Bakalım kim önce varacak” anlamına gelen kısa ve samimi bir meydan okumadır. Burada race fiildir; you ise yarışmaya davet edilen kişidir. Konuşan kişi, ortak durum anlamı zaten açık hâle getirdiği için I'll gibi sözcükleri atar. Bitiş noktasını belirtmek için to + varış yeri eklenir: Race you to the gate!

Alıştırma

Dinleyiciye yöneltilen iki sözcüklük eğlenceli meydan okumayı tamamlayın. İlk sözcük Race: ____ to the tree!

Cevabı göster

Race you

Race you.

4:35

Yarışalım.

Peppa and Chloe love jumping up and down in muddy puddles.

4:37

Peppa ve Chloe çamurlu su birikintilerinde zıplamayı severler.

Everyone loves jumping up and down in muddy puddles.

4:40

Herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.

Even grown-up girls. Anlatım akışı

4:44

Büyük kızlar bile.

Anlatım akışı

Even grown-up girls: beklenmedik grubu sona eklemek

Even, grown-up girls grubunu daha geniş bir kümede yer alan en şaşırtıcı grup olarak sunar. Önceki ifadenin onlar için de geçerli olduğunu, fakat dinleyicinin tersini beklemiş olabileceğini belirtir. Bu, önceki yüklemin tekrarlanmayıp bağlamdan anlaşıldığı eksiltili bir devam ifadesidir. Tam hâli “Even grown-up girls love jumping up and down in muddy puddles.” anlamına gelir. Konuşan kişi yalnızca beklenmedik grubu sona ekleyerek mizahi bir ters köşe yapar ve düşünceyi düzgün biçimde tamamlar.

Alıştırma

“Even grown-up girls.” ifadesinde even sözcüğünün görevini seçin.

  1. Önceki ifadeyle ilgisiz, ayrı bir konu başlatır.
  2. Kapsama alınan tek grubun büyümüş kızlar olduğunu söyler.
  3. Büyümüş kızları beklenmedik biçimde kapsama giren bir grup olarak işaretler.
Cevabı göster

Büyümüş kızları beklenmedik biçimde kapsama giren bir grup olarak işaretler.