Açık ve net iletişim nasıl kurulur: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Anlamlı bir konuşmayı net bir ana hat etrafında kurmayı, kapsamı mevcut sürede derinlemesine işlenebilecek kadar daraltmayı, fikirleri yeterince geliştirmeyi ve her bölümün ana mesajın dinleyiciye ulaşmasına yardım edip etmediğini sınamayı öğrenin. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. ties together — Öbek fiiller: tie together ifadesinin hikâyeleri, kanıtları ve savları birbirine bağlayarak tek bir ana fikri birlikte desteklemelerini nasıl anlattığını kavrayın; konuşma, yazı veya planların bütünlüğünden söz ederken kullanın. 2. can be built in someone else's mind. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir fikrin anlaşılmasını başka birinin zihninde gerçekleştirilen bir inşa süreci olarak sunan mecazı tanıyın. Bu ifade, konuşmacının yalnızca sonucu söylemek yerine açıklama, örnek ve olguları aşamalı biçimde vermesi gerektiğini vurgular. 3. which bits are clear, which bits could use more explanation, and which bits should be cut — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Tekrarlanan paralel yan cümlelerin geri bildirimi üç kullanışlı sınıfa nasıl ayırdığını görün. Bu yapıyı düzenleme sırasında neyin açık olduğunu, neyin geliştirilmesi gerektiğini ve neyin çıkarılmasının uygun olacağını belirlemek için kullanın.
Bu derste
You are the only you that's existed in all of human history. Notlar
0:07İnsanlık tarihi boyunca var olan tek 'siz', sizsiniz.
the only you: eşsiz bir kimlik olarak “you”
the only you ifadesinde you, kimliğinizi ya da benliğinizi adlandıran isim benzeri bir etiket olarak kullanılır. İfade, yalnızca “başkası değil, sen” demek yerine “sen olan eşsiz kişi” anlamına gelir. the only + etiket kalıbı, tamamen aynı ikinci bir örneği olmayan bir şeyi belirtir. you sözcüğünü etiket olarak kullanmak, düşünceyi kişisel ve etkileyici hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede the only you ne anlama geliyor?
- Orada bulunan tek kişi olman
- Tamamen aynı başka biri olmayan eşsiz kimliğin
- Sana ait olan tek şey
Cevabı göster
Tamamen aynı başka biri olmayan eşsiz kimliğin
in all of human history: en geniş zaman kapsamını belirtmek
In all of human history, existed fiilinin zaman aralığını insanlık tarihinin tamamı olarak belirler. Bu çok geniş kapsam, tamamen aynı başka bir “sen”in hiçbir zaman var olmadığı iddiasını güçlendirir. Daha genel olarak in all of + geniş bir dönem veya alan kalıbı, bir ifadenin o kapsamın tamamında geçerli olduğunu belirtir. Ayrı bir tarih konusu açmak yerine çoğu zaman söyleme vurgu katar.
Alıştırma
Dersteki zaman aralığını tüm insanlık tarihine genişleten beş sözcüklük İngilizce ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: This may be the most important invention ____.
Cevabı göster
in all of human history
Your experiences are yours and yours alone. Kalıp ifadeler
0:12Deneyimleriniz size ve sadece size aittir.
yours and yours alone: yalnızca sana ait olduğunu vurgulama
yours and yours alone ifadesinde yours sözcüğünün tekrarlanması ve alone eklenmesi, yalnızca bir kişiye ait olma anlamını güçlendirir: Deneyimler sana aittir ve başka hiç kimseye ait değildir. Buradaki alone, sahiplik veya kişisel bakış açısından yalnızca anlamına gelir. Yalnız hissetmek anlamına gelmez ve her deneyimi başka insanlar olmadan yaşadığını da söylemez.
Alıştırma
yours sözcüğünü tekrarlayan tam vurgulu ifadeyle cümleyi tamamla: This responsibility is ____.
Cevabı göster
yours and yours alone
Some of those experiences have taught you things that are absolutely worth sharing with an audience. Dilbilgisi
0:15Bu deneyimlerin bazıları size, bir izleyici kitlesiyle kesinlikle paylaşmaya değer şeyler öğretmiştir.
absolutely worth sharing with an audience: worth + -ing yapısı
Bir eylemin değerli olduğuna karar verirken worth sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir. absolutely worth sharing ifadesinde sharing, değerli görülen eylemi belirtir; worth sharing kullanılır, worth to share kullanılmaz. Absolutely olumlu değerlendirmeyi güçlendirir; with an audience ise paylaşılan şeyi kimin duyacağını veya alacağını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için discuss sözcüğünü worth + -ing yapısında kullan: This question is ____ before we decide.
Cevabı göster
worth discussing
And that's what we're here to learn how to do. Anlatım akışı
0:21Biz de tam olarak bunu nasıl yapacağımızı öğrenmek için buradayız.
That's what we're here to...: ortak bir hedefe odaklanmak
Bu cümlede that's içindeki that, hemen önce belirtilen hedefe gönderme yapar. What we're here to learn how to do ise bu hedefi dersin amacı olarak sunar. Here yalnızca fiziksel bir yeri belirtmez. Bu derse, videoya veya etkinliğe katılma durumunu da ifade edebilir. Konuşmacılar That's what we're here to + fiilin yalın hâli kalıbıyla giriş bölümünü toparlar ve dikkati sıradaki göreve yöneltir.
Alıştırma
Bu cümlede that's what we're here to learn how to do ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Konuyu ilgisiz bir kişiye çevirir.
- Daha önce belirtilen bir hedefe dönüp onu dersin sıradaki görevi hâline getirir.
- Herkesin fiziksel bir yere az önce geldiğini söyler.
Cevabı göster
Daha önce belirtilen bir hedefe dönüp onu dersin sıradaki görevi hâline getirir.
you're ready to start putting a talk together. Öbek fiiller
0:27bir konuşma hazırlamaya başlamak için hazırsınız demektir.
Once you've found...: bir adımı tamamlayıp sonrakine geçmek
Once, ana cümlenin geçerli hâle gelmesinden önce tamamlanması gereken olayı tanıtır. You've found, you have found ifadesinin kısaltmasıdır; present perfect, fikri bulmayı tamamlanmış bir sonuç olarak sunar. Once you've + geçmiş zaman ortacı, ... kalıbı adımları açıklamak için kullanışlıdır: Önce X tamamlanır, sonra Y'ye geçilir. Bu cümlede paylaşılacak bir fikir bulmak, konuşmayı hazırlamaya başlamadan önce gereken ilk adımdır.
Alıştırma
Adım sırasını tamamlamak için once ve find fiilinin kısaltılmış present perfect biçimini kullanın: ____ the right book, you can check it out.
Cevabı göster
Once you've found
excited to share ... with an audience: dinleyicilerle paylaşmak için heyecan duymak
Bu cümlede excited to share ... with an audience, fikri bir dinleyici grubuna sunacak olmaktan istek ve mutluluk duymak anlamına gelir. be excited to + fiil kalıbı, yapmayı heyecanla beklediğiniz bir eylemi belirtir. Share genellikle share something with someone kalıbını izler. Burada that, an idea ifadesine gönderme yapar ve paylaşılan şeyin yerini tutar; bu yüzden an idea, share sonrasında tekrar edilmez.
Alıştırma
Cümleyi excited ve share kullanarak tamamlayın: Mina cannot wait to show the group her new design. Mina is ____ her new design with the group.
Cevabı göster
excited to share
putting a talk together: bir konuşmayı hazırlayıp bütün hâline getirmek
Burada putting a talk together, fikirleri, örnekleri ve sıralamayı birleştirerek eksiksiz bir konuşma planlamak ve hazırlamak anlamına gelir. Fiziksel nesneleri yan yana koymak anlamına gelmez. Temel kalıp put something together şeklindedir. Nesne bir isimse hem put a talk together hem de put together a talk mümkündür. Zamir kullanıldığında zamir ortaya gelir: put it together.
Alıştırma
Cümleyi put ... together kullanarak tamamlayın: All the report sections are ready, so let's ____ tonight.
Cevabı göster
put the report together
The purpose of a talk is to say something meaningful, Dilbilgisi
0:32Bir konuşmanın amacı anlamlı bir şey söylemektir,
The purpose of a talk is to ...: konuşmanın amacını belirtmek
The purpose of X is to + fiilin yalın hâli yapısı, X'in temel amacını belirtir. Burada The purpose of a talk is to, bir konuşmanın neyi başarmayı amaçladığını açıklar. of'tan sonra etkinlik ya da şey belirtilir. is to'dan sonra eylem fiilinin yalın hâli kullanılır. Örneğin is to explain yapısında explaining değil, explain kullanılır.
Alıştırma
The purpose of X is to ... kalıbını X = the workshop olacak şekilde kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ help new employees communicate clearly.
Cevabı göster
The purpose of the workshop is to
never quite do that: hedefe tam olarak ulaşamamak
never quite do that ifadesindeki that, önceki say something meaningful eylemine gönderme yapar; böylece do that tüm eylemi tekrarlamayı önler. Burada quite, olumsuzluk bildiren never ile birlikte “tamamen” anlamına gelir. İfade, konuşmaların bu hedefe tam olarak ulaşmadığını söyler. Kısmi başarıya yer bıraktığı için never do it at all demekten daha az kesindir.
Alıştırma
"The recipe sounds easy, but it never quite works for me," cümlesinde never quite works ne anlama gelir?
- Beklenen sonucu her zaman verir.
- Tarifi hiç denemem.
- Beklenen sonucu hiçbir zaman tam olarak vermez.
Cevabı göster
Beklenen sonucu hiçbir zaman tam olarak vermez.
The number one reason this happens is that a speaker does not have a proper plan for the talk as a whole. Kalıp ifadeler
0:38Bunun olmasının bir numaralı nedeni, konuşmacının konuşmanın bütünü için uygun bir planının olmamasıdır.
number one reason: en önemli neden
number one reason, bir sıralamada en önemli veya en yaygın nedeni anlatır. Yalnızca olası nedenlerden birini sunan one reason ifadesinden daha güçlüdür. The number one reason ... is that ... kalıbında bu ifade, dinleyiciye is that sonrasındaki açıklamanın odaklanılması gereken ana neden olduğunu bildirir. Başka nedenler olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
the number one reason ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- En önemli nedendir, ancak başka nedenler de olabilir.
- Olası tek nedendir.
- Sıralaması olmayan sıradan bir nedendir.
Cevabı göster
En önemli nedendir, ancak başka nedenler de olabilir.
as a whole: tüm parçaları bir bütün olarak görmek
as a whole, tüm parçaları tek ve eksiksiz bir bütün olarak birlikte ele almak demektir. Bu cümlede the talk as a whole, yalnızca bir cümleyi veya bölümü değil, konuşmanın tamamını ve genel yapısını anlatır. Bu ifade çoğu zaman nitelediği isimden sonra gelir: the team as a whole, the book as a whole veya the system as a whole. Odağı tek tek parçalardan bütünün tamamına taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede as a whole, tüm parçaları birlikte tek bir birim olarak ele alır?
- On the whole, the trip was enjoyable.
- The team as a whole supported the new rule.
- The whole team met in the conference room.
Cevabı göster
The team as a whole supported the new rule.
They may have planned what to say point by point or sentence by sentence, Kalıp ifadeler
0:45Nokta nokta veya cümle cümle ne söyleyeceklerini planlamış olabilirler,
point by point or sentence by sentence: her seferinde bir birim
İsim + by + aynı isim biçimindeki tekrar, “sırayla ve her seferinde bir birim” anlamına gelir. Point by point, noktaların veya maddelerin birer birer; sentence by sentence ise cümlelerin birer birer ele alınmasını anlatır. Bu iki paralel yapı, iki farklı ayrıntı düzeyini gösterir. Kalıp başka birimlerle de kullanılabilir: step by step, page by page ve case by case ifadeleri de bir şeyi birim birim düzenler.
Alıştırma
Her paragrafın sırayla kontrol edildiğini anlatmak için X by X kalıbını kullanın: We checked the essay ____.
Cevabı göster
paragraph by paragraph
but did not plan how everything in the talk would link up to deliver a meaningful message. Notlar
0:49ancak konuşmadaki her şeyin anlamlı bir mesaj iletmek için nasıl birbirine bağlanacağını planlamamışlardır.
link up: ayrı parçaları bir bütün hâlinde bağlamak
Burada link up, “ayrı parçaların tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlanması” anlamına gelir. Özne everything in the talk olduğu için fiziksel bir bağlantıyı değil, konuşmadaki fikirlerin ve bölümlerin birbiriyle ilişkisini anlatır. Bu öbek fiilde up, ayrı parçaların bir araya gelmesi fikrini güçlendirir. Bir parçanın neye bağlandığını söylemek için This detail links up with the main idea. örneğindeki gibi link up with kullanılır.
Alıştırma
“Bir bütün oluşturacak şekilde bağlanmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: These ideas are useful, but they do not ____ yet.
Cevabı göster
link up
deliver a meaningful message: anlamlı bir mesaj iletmek
Burada deliver, fiziksel bir nesneyi bir yere götürmek değil, bir fikri dinleyiciye açık ve etkili biçimde iletmek anlamına gelir. A meaningful message, dinleyicinin anlaması veya hatırlaması gereken değerli ana fikirdir. deliver a meaningful message ifadesi bir bütün olarak bu ana fikrin dinleyiciye ulaşmasını sağlamak demektir.
Alıştırma
“Önemli bir fikri etkili biçimde iletmek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: A clear ending can help a speaker ____.
Cevabı göster
deliver a meaningful message
movies, and novels.
1:00filmleri ve romanları analiz etmek için kullandıkları yararlı bir kelime vardır.
applies to talks too: konuşmalar için de geçerlidir
Bu cümlede applies to, “bir şeyle ilgili veya o şey için geçerli olmak” anlamına gelir. Yani az önce sözü edilen fikrin konuşmalar için de geçerli olduğunu söyler. Yaygın yapı kural/fikir + apply to + kişi/şey biçimindedir. Too “de/da” anlamına gelir ve talks sözcüğünü önceki gruba ekler. Buradaki apply, başvuru yapmakla ilgili değildir.
Alıştırma
Ziyaretçilerin de kapsandığını göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The rule ____.
Cevabı göster
applies to visitors too
throughline: bir eseri baştan sona taşıyan ana çizgi
Throughline, baştan sona devam eden ve tüm parçaların tek bir bütün gibi hissedilmesini sağlayan ana çizgiyi anlatan yapısal bir terimdir. Bu terim oyunları, filmleri ve romanları analiz etmek için kullanılır; konuşmacı burada onu konuşmalara da uygular. Buradaki line mecazidir: fiziksel bir çizgiyi değil, devam eden bir düşünceyi veya amacı belirtir.
Alıştırma
İçerik analizinde throughline nedir?
- Bir sayfaya çizilmiş fiziksel bir çizgi
- Eserin tamamını bağlayan ana düşünce veya amaç
- Yalnızca bir kez görünen bir ayrıntı
Cevabı göster
Eserin tamamını bağlayan ana düşünce veya amaç
The throughline of a talk is the main idea that ties together everything the speaker presents. Öbek fiiller
1:06Bir konuşmanın ana teması, konuşmacının sunduğu her şeyi birbirine bağlayan ana fikirdir.
ties together: parçaları tek bir bütün hâlinde bağlar
Bu cümlede ties together, “ayrı parçaları tek bir bütün olarak çalışacak şekilde birbirine bağlar” anlamına gelir. Özne the main idea, düzenlenen malzeme ise konuşmacının sunduğu her şeydir. Buradaki tie mecazidir; ortada gerçek bir ip yoktur. Tek bir düşünce, tema, son veya tasarım birden fazla parçanın ayrı değil, bağlantılı görünmesini sağladığında tie together kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tie together ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A clear conclusion ____ the three parts of the report.
Cevabı göster
ties together
That doesn't mean a talk must only cover one topic or only tell a single story or proceed in only one direction. Anlatım akışı
1:15Bu, bir konuşmanın sadece tek bir konuyu kapsaması, sadece tek bir hikaye anlatması veya sadece tek bir yönde ilerlemesi gerektiği anlamına gelmez.
It just means that everything in the talk should connect to support the main idea.
1:23Bu sadece konuşmadaki her şeyin ana fikri desteklemek için birbirine bağlanması gerektiği anlamına gelir.
doesn't mean ... It just means: bir yanlış anlamayı düzeltmek
That doesn't mean X, dinleyicinin çıkarabileceği bir sonucu reddeder. Ardından It just means Y, daha dar ve doğru bir anlam verir. That ve it daha önceki aynı fikre gönderme yapar; just burada “az önce” değil, “yalnızca” anlamındadır. Bu iki aşamalı kalıp, önce yanlış anlamayı, sonra da kastedilen sınırı belirterek açıklamayı düzenler. Bu cümlede bir konuşmanın birden fazla konu, hikâye veya yön içerebileceği, ancak bunların hepsinin tek bir ana fikri desteklemesi gerektiği anlatılır.
Alıştırma
Açıklamayı dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: Playing as a team ____ everyone must do the same job. ____ everyone should work toward the same goal.
Cevabı göster
doesn't mean · It just means
Here's the start of a talk without a throughline.
1:29İşte ana teması olmayan bir konuşmanın başlangıcı.
I want to share with you some experiences I had during my recent trip to Cape Town Ton ve niyet
1:33Sizinle, yakın zamandaki Cape Town seyahatimde edindiğim bazı deneyimleri paylaşmak
I want to share with you: konuşmanın konusunu tanıtmak
I want to share with you..., konuşmacının ne anlatacağını dostça duyurmasının bir yoludur. With you, dinleyiciyi daha başlangıçta konuşmaya katar; bu nedenle cümle kuru bir duyurudan daha sıcak ve bağ kuran bir ifade olur. Yaygın yapı share something with someone şeklindedir. Burada with you, daha uzun olan some experiences I had ifadesinden önce gelir. Böylece konuşmacı içeriği söylemeden önce dinleyiciye yönelir.
Alıştırma
Konuşma açılışını dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: I ____ a story about my first day at a new school.
Cevabı göster
want to share with you
and then make a few observations about life on the road. Deyimler
1:37ve ardından yollardaki yaşam hakkında birkaç gözlem yapmak istiyorum.
life on the road: sürekli seyahat ederek yaşamak
Bu cümlede life on the road, uzun süre seyahat ederek ve bir yerden başka bir yere giderek geçirilen günlük yaşamı anlatır. Yolun yüzeyinde yaşamak anlamına gelmez. Bu ifade, yolda olmayı bir yaşam biçimi olarak gösterir; bu nedenle sık veya uzun yolculuklardaki rutinleri, zorlukları ve deneyimleri kapsayabilir.
Alıştırma
Örnekte life on the road neyi ifade ediyor?
- Trafik ve sürüş kurallarını öğrenmek
- Bir yerden başka bir yere seyahat ederken sürdürülen günlük yaşam
- Yolun yüzeyinde yaşamak
Cevabı göster
Bir yerden başka bir yere seyahat ederken sürdürülen günlük yaşam
Now here's the start of a talk where the throughline is made clear from the start. Kalıp ifadeler
1:41Şimdi de ana temanın başından beri net olduğu bir konuşmanın başlangıcı.
made clear from the start: en baştan açıkça anlatılmış
Bu cümlede is made clear, insanların anlayabilmesi için bir şeyin açıklanması anlamına gelir. Yapı, açıklamayı kimin yaptığını doğrudan söylemez; burada bunu yapan kişi konuşmayı sunan kişidir. From the start zaman bilgisini ekler: ana fikir daha sonra ortaya çıkmaz, başlangıçta açıktır. Aynı yapı, erkenden açıklanan hedefleri, kuralları, rolleri veya tutumları da anlatabilir.
Alıştırma
Antrenör, çalışma başlamadan önce güvenlik kurallarını açıkladı. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- The safety rules were difficult from the start.
- The safety rules were made clear from the start.
- The safety rules became clear much later.
Cevabı göster
The safety rules were made clear from the start.
when you can trust them and when you definitely can't. Dilbilgisi
1:50onlara ne zaman güvenebileceğinizi ve ne zaman kesinlikle güvenemeyeceğinizi.
when you can ... and when you definitely can't: paralel yan cümleler ve eksiltme
when ile başlayan iki yan cümle paraleldir: when you can trust them ve when you definitely can't. İkinci yan cümlede trust them sözleri, daha önce söylendiği için atılmıştır. Tam anlam when you definitely can't trust them şeklindedir. İngilizcede bağlı yapılarda tekrarlanan sözler sık sık eksiltilir. Bu yüzden kısa yan cümleyi anlarken ortak eylemi zihninde tamamlamalısın.
Alıştırma
Vurgulanan cümlede can't ifadesinden sonra hangi sözler söylenmemiş olsa da anlaşılır?
- learned something new
- about strangers
- trust them
Cevabı göster
trust them
Let me share with you two very different experiences I had.
1:53İzin verin sizinle yaşadığım iki çok farklı deneyimi paylaşayım.
but the version with a throughline is more exciting for a general audience. Kelime
2:02ancak ana teması olan versiyon genel bir izleyici kitlesi için daha heyecan vericidir.
might work for your family: “uygun olmak” anlamındaki work for
might work for your family ifadesindeki work, “uygun, kabul edilebilir ya da işe yarar olmak” anlamına gelir; “bir işte çalışmak” anlamına gelmez. Konuşan kişi bu sürümün aile üyeleri için uygun olabileceğini söylüyor. Özne, doğru anlamı seçmeye yardım eder. Bir plan, saat, çözüm ya da sürüm works for someone olduğunda, o kişinin ihtiyaçlarına veya durumuna uygundur. Might kesin bir yargı değil, temkinli bir olasılık anlatır.
Alıştırma
might work for your family burada ne anlama geliyor?
- Aileni işe alabilir.
- Ailene iş yaptırabilir.
- Ailen için uygun olabilir.
Cevabı göster
Ailen için uygun olabilir.
a general audience: geniş halk kitlesi
Bu cümlede a general audience, konuşmacıyı veya ailesinin geçmişini tanımayabilecek geniş halk kitlesi anlamına gelir. Kişisel bağlamı zaten biliyor olabilecek your family ile karşıtlık oluşturur. Bu ifade, net bir anlatı çizgisi olan versiyonun neden daha heyecan verici olduğunu açıklar: daha geniş bir kitle genellikle hikâyenin gerekli bağlamı ve açık düzeni kendi içinde sunmasına ihtiyaç duyar.
Alıştırma
Örnekte a general audience kimleri ifade ediyor?
- Yalnızca konuşmacının akrabaları
- Sıradan izleyici veya dinleyicilerden oluşan geniş bir grup
- Aynı uzmanlığa sahip bir uzman grubu
Cevabı göster
Sıradan izleyici veya dinleyicilerden oluşan geniş bir grup
Here are the throughlines of some popular TED Talks.
2:07İşte bazı popüler TED Konuşmalarının ana temaları.
More choice actually makes us less happy. Dilbilgisi
2:11Daha fazla seçenek aslında bizi daha az mutlu ediyor.
More X makes us less Y: şaşırtıcı bir sonuç
Cümle, More X makes someone or something less Y kalıbını kullanır. More choice nedeni, us etkilenen kişileri, less happy ise ortaya çıkan durumu belirtir. more ve less sözcükleri şaşırtıcı bir karşıtlık oluşturur: bir şeyin artması olumlu bir sonucu azaltabilir. Actually, bu sonucun insanların bekleyebileceği şeyden farklı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi More X makes us less Y kalıbıyla tamamlayın: More screen time ____ us ____ active.
Cevabı göster
makes · less
Vulnerability is something to be treasured, Dilbilgisi
2:14Kırılganlık değer verilmesi gereken bir şeydir,
something to be treasured, not hidden from: karşıtlıkla kurulan bir değer yargısı
Something to be treasured, “değer verilmeyi hak eden bir şey” demektir. Edilgen mastar yapısı to be treasured, vulnerability sözcüğünün yaptığı bir eylemi değil, ona nasıl davranılması gerektiğini anlatır. Not hidden from, değer yargısının karşıt tarafını tamamlar. Önceki to be burada da anlaşılır: savunmasızlığa değer verilmeli, ondan kaçılmamalıdır. Burada hide from vulnerability, “savunmasızlıkla yüzleşmekten kaçınmak” demektir; from, hide from fiil öbeğinin parçasıdır.
Alıştırma
value ve avoid fiillerini edilgen yapıda kullanın: Honest feedback is something ____, not ____.
Cevabı göster
to be valued · avoided
bring on a quiet revolution: değişim için enerjik bir çağrı
Bring on a quiet revolution ifadesinde bring on, bir değişimin gerçekleşmesine yardım etmek veya onu başlatmak anlamına gelir. Önündeki Let's ile konuşmacı herkesi bu değişimi birlikte gerçekleştirmeye çağırır; bu nedenle cümle bir eylem çağrısı gibi işler. A quiet revolution, yavaş yavaş veya fazla gürültü ve çatışma olmadan gerçekleşen büyük bir değişimi anlatan mecazdır. Gerçek anlamda siyasi bir devrim olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Bir toplum toplantısında hangi cümle istenen bir değişim için enerjik çağrı yapar?
- Stress can bring on a severe headache.
- They brought in a new safety inspector.
- Let's bring on a new era of safer streets!
Cevabı göster
Let's bring on a new era of safer streets!
A history of the universe in 18 minutes shows a journey from chaos to order. Kalıp ifadeler
2:2518 dakikada evrenin tarihi, kaostan düzene doğru bir yolculuğu gösterir.
from chaos to order: değişimin başlangıcını ve sonunu göstermek
from X to Y kalıbı, bir değişimin başlangıç ve bitiş durumunu gösterir. Burada chaos başlangıç, order ise sonuçtur. Bu kalıp yalnızca yerler arasındaki hareketi değil, iki durum arasındaki açık geçişi göstererek bir hikâyeyi veya açıklamayı da düzenleyebilir.
Alıştırma
from ... to ... değişim kalıbını tamamlayın: By Friday, our project went ____ a rough idea ____ a finished model.
Cevabı göster
from · to
Terrible city flags can reveal surprising design secrets.
2:31Berbat şehir bayrakları şaşırtıcı tasarım sırlarını ortaya çıkarabilir.
A ski trek to the South Pole threatened my life and changed my sense of purpose. Kalıp ifadeler
2:35Güney Kutbu'na yapılan bir kayak yürüyüşü hayatımı tehdit etti ve amaç duygumu değiştirdi.
sense of purpose: yön ve anlam duygusu
Sense of purpose, hayatınızın veya yaptıklarınızın açık bir yönü ve önemi olduğunu hissetmektir. Bu, fiziksel bir his ya da tek bir somut hedef değil, içten gelen bir anlam duygusudur. Bu cümlede changed my sense of purpose, yaşanan deneyimin konuşmacının neyi yapmaya değer bulduğunu ve bunu neden yaptığını anlama biçimini değiştirdiğini anlatır.
Alıştırma
İçsel yön ve anlam duygusunu belirten ifadeyi kullanın: Helping at the animal shelter gave Mia a strong ____.
Cevabı göster
sense of purpose
when we compared a talk to a journey that a speaker and an audience go on together? Anlatım akışı
2:43bir konuşmayı konuşmacı ve izleyicinin birlikte çıktığı bir yolculuğa benzettiğimiz zamanı?
compared a talk to a journey: bir konuşmayı benzetmeyle açıklamak
compared a talk to a journey ifadesinde a talk açıklanan düşüncedir, a journey ise onu anlamaya yardımcı olan somut modeldir. Bu karşılaştırma, dinleyicilerin konuşmayı hareketi, yönü ve ilerleyişi olan bir şey olarak düşünmesini sağlar. compare A to B kalıbı çoğu zaman bir benzetme kurar: B, dinleyicilere A’yı anlamanın bir yolunu verir. Burada ayrıca sonraki düşünceleri ayrı bilgiler olarak değil, tek bir yolun bağlantılı parçaları olarak düzenler.
Alıştırma
Benzetmeyi compare A to B kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: To explain memory, the teacher ____ a filing cabinet.
Cevabı göster
compared memory to
If a talk is a journey, then ...: bir benzetmeyi geliştirmek
Burada If a talk is a journey, then ... gerçek bir olasılıktan söz etmez. Dinleyicilerden konuşmanın bir yolculuk olduğu imgesini kabul etmelerini ister ve ardından başka bir eşleştirme yapar: konuşmanın ana hattı yoldur. Tekrar kullanılabilen If A is B, then C is D kalıbı benzetmeyi açık tutar. If başlangıçtaki imgeyi verir, then ise bundan çıkan eşleşen düşünceyi tanıtır.
Alıştırma
Benzetmeyi iki bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: ____ a plan is a map, ____ each task is a stop on the route.
Cevabı göster
If · then
Following the path of a throughline makes sure there are no impossible leaps. Notlar
2:53Bir ana temanın yolunu izlemek, imkansız sıçramaların olmamasını sağlar.
Bilgiyi düzenleyen bir yol metaforu olarak Following the path
Bu cümlede Following the path, gerçek bir yolda yürümek anlamına gelmez. Bir throughline'ı, dinleyicinin bir düşünceden diğerine kadar izleyebileceği bir yol olarak gösteren imgeyi sürdürür. Bu ifade, açıklamayı bir yolculuk gibi düzenler: düşünceler açık bir sırayla sunulmalı ve her adım bir sonraki adıma bağlanmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede Following the path neyi düzenliyor?
- Ana düşünce çizgisindeki fikirlerin sırası ve bağlantısı
- Fiziksel bir sıçrama yapmanın kuralları
- Gerçek bir yolda yürümek için yön tarifleri
Cevabı göster
Ana düşünce çizgisindeki fikirlerin sırası ve bağlantısı
Mantıksal boşluklar için bir metafor olarak impossible leaps
Burada impossible leaps, düşünceler arasındaki geçişlerin dinleyicinin takip edemeyeceği kadar büyük olmasını anlatan bir metafordur. Fiziksel olarak sıçramayı anlatmaz. Bu imge, akıl yürütmedeki soyut bir boşluğu aşılamayan bir mesafeye dönüştürür. Açıklamada düşünceleri bağlayan bir veya daha fazla adımın eksik olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede impossible leaps ne anlama geliyor?
- Haritadaki yerler arasındaki uzun mesafeler
- Bir sporcu için zor olan sıçramalar
- Düşünceler arasında dinleyicinin takip edemeyeceği kadar büyük boşluklar
Cevabı göster
Düşünceler arasında dinleyicinin takip edemeyeceği kadar büyük boşluklar
the speaker and the audience have arrived together at a satisfying destination. Deyimler
3:00konuşmacı ve izleyici tatmin edici bir varış noktasına birlikte ulaşırlar.
By the end of the talk: bir son noktaya kadar ulaşılan sonuç
By the end of the talk, konuşmanın bitişini bir son tarih ya da varış noktası olarak belirler. Konuşma ilerledikten sonra, sonucun en geç o noktada gerçekleşmiş olduğu anlamına gelir. Bu kalıp genellikle tamamlanmış bir sonucu tanıtır: by the end of + bir süre veya olay; ardından o noktada neyin artık doğru olduğunu söyleyen bir cümlecik gelir.
Alıştırma
Sonucun haftanın sonunda veya daha önce hazır olduğunu gösterecek şekilde hedef kalıbı tamamlayın: ____ the end of the week, we had a workable plan.
Cevabı göster
By
Bir konuşma benzetmesi olarak arrived together at a satisfying destination
Arrived together at a satisfying destination, konuşmanın bir yolculuk olduğu benzetmesini sürdürür. Kimse gerçek bir yere gitmez; destination, konuşmanın açık, eksiksiz ve tatmin edici sonucunu ya da ortak bir anlayışı temsil eder. Arrived sonuca ulaşmayı, together konuşmacının dinleyicileri oraya yönlendirdiğini, satisfying ise konuşmanın iyi bittiği duygusunu anlatır.
Alıştırma
Örnekte "arrived together at a satisfying destination" ne anlama geliyor?
- Konuşmacı bitirdi ama dinleyiciler hiçbir şey öğrenmedi.
- Birlikte açık ve tatmin edici bir anlayışa ulaştılar.
- Gerçekten hoş bir yere yolculuk ettiler.
Cevabı göster
Birlikte açık ve tatmin edici bir anlayışa ulaştılar.
figure out: düşünerek bir sonuca ulaşmak
Figure out, düşünerek, analiz ederek veya farklı olasılıkları deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir cevaba ulaşmak demektir. Bu soruda, konuşmayı düzenleyecek ana çizginin nasıl belirleneceğini anlatır. Ardından bir isim veya soru yan cümlesi gelebilir: figure out the problem; figure out what to do. Belirsizlikten anlayışa veya çözüme ulaşma sürecini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede figure out, düşünerek bir cevaba ulaşmak anlamında kullanılmıştır?
- We need to find out when the store closes.
- We need to point out the error in the report.
- We need to figure out why the printer keeps stopping.
Cevabı göster
We need to figure out why the printer keeps stopping.
Pick an idea that can be properly explored in the time you have to give your talk.
3:09Konuşmanızı yapmak için sahip olduğunuz süre içinde düzgün bir şekilde keşfedilebilecek bir fikir seçin.
Then make sure everything you include in your talk links back to this main idea. Öbek fiiller
3:14Ardından, konuşmanıza dahil ettiğiniz her şeyin bu ana fikre bağlandığından emin olun.
links back to: bir ayrıntıyı ana fikre yeniden bağlamak
Links back to, bir ayrıntının daha önce belirtilen veya merkezde bulunan bir fikre yeniden bağlandığını anlatır. Burada konuşmanın her bölümü, ilgisiz olmak yerine ana fikirle açık bir ilişki içinde olmalıdır. Back, ana fikri sonraki içeriğin geri dönüp bağlandığı bir referans noktası olarak gösterir. Kalıp link back to + fikir, konu veya kaynak şeklindedir; burada everything dil bilgisi açısından tekil olduğu için links kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için link back to ifadesini doğru biçimde kullanın: Each supporting example ____ the main claim.
Cevabı göster
links back to
Creating a great talk that fits into a limited period of time can be hard work, Kalıp ifadeler
3:20Sınırlı bir zaman dilimine sığan harika bir konuşma oluşturmak zor bir iş olabilir,
fit into a limited period of time: sınırlı süreye sığmak
Bu cümlede fits into a limited period of time, “mevcut süreyi aşmayacak kadar kısadır” anlamına gelir. that fits ... sözleri talk kelimesini açıklar. Fit into yalnızca bir nesneyi bir alanın içine koymak anlamına gelmez; bir şeyin belirli bir sınıra uymasını da anlatabilir. Bir konuşma, rapor, ders veya görev süreyi aşmadan tamamlanabiliyorsa bir zaman aralığına fit into eder.
Alıştırma
“The cleanup has to fit into a ten-minute break,” cümlesinde fit into ne anlama gelir?
- Grup içinde popüler olmak
- Bir saklama kutusunun içine konmak
- Mevcut süre içinde tamamlanmak
Cevabı göster
Mevcut süre içinde tamamlanmak
but there's a right way and a wrong way to go about it. Notlar
3:25ancak bunu yapmanın doğru bir yolu ve yanlış bir yolu vardır.
there's a right way and a wrong way: yöntemleri doğru ve yanlış diye karşılaştırmak
There's a right way and a wrong way, iki parçalı net bir karşıtlık kurar. Dinleyiciye, konuşmacının birazdan iyi bir yöntemle kötü bir yöntemi birbirinden ayıracağını bildirir. Bir konuşmada veya talimatlarda bu ifade yön gösteren bir işaret gibi çalışır: ardından bir karşılaştırma, örnekler ya da ne yapılması ve ne yapılmaması gerektiğiyle ilgili öneriler beklenir.
Alıştırma
Bir yöntem anlatımında “There's a right way and a wrong way to cross a busy street” neyin işaretidir?
- Konuşmacı konuyu bitirdi ve başka açıklama yapmayacak.
- Konuşmacı iyi bir yöntemle kötü bir yöntemi karşılaştıracak.
- Konuşmacı iki farklı yere giden yolları tarif ediyor.
Cevabı göster
Konuşmacı iyi bir yöntemle kötü bir yöntemi karşılaştıracak.
to go about it: bir görevi belirli bir şekilde ele almak
go about it içindeki go about, bir görevi belirli bir şekilde ele almak veya o göreve başlamak anlamına gelir. Bir yere doğru yürümek anlamında değildir. it zamiri, daha önce konuşulan görevi veya durumu temsil eder. a way to go about something kalıbı yönteme odaklanır: yalnızca eylemin ne olduğunu değil, nasıl ele alındığını anlatır.
Alıştırma
Örnekteki to go about it ne anlama geliyor?
- onu belirli bir şekilde ele almak
- onu kendi hâline bırakmak
- etrafında yürümek
Cevabı göster
onu belirli bir şekilde ele almak
The wrong way is to include all the points you think you need,
3:29Yanlış yol, ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüz tüm noktaları dahil etmek,
but cover them as briefly as possible, Kalıp ifadeler
3:33ancak bunları olabildiğince kısaca ele almak,
as briefly as possible: as ... as possible kalıbı
As briefly as possible, durumun makul olarak izin verdiği kadar az sözcük ya da az zaman kullanmak demektir. Briefly, cover fiilini niteleyen bir zarftır; bu nedenle konuların nasıl ele alınması gerektiğini anlatır. Aktarılabilir kalıp as + sıfat veya zarf + as possible biçimindedir. Bir niteliği ya da yapılış biçimini, o durumda uygulanabilir olan en yüksek dereceye çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi briefly içeren hedef ifadeyle tamamlayın: Please explain your answer ____.
Cevabı göster
as briefly as possible
maybe skipping out on details or examples. Öbek fiiller
3:35belki ayrıntıları veya örnekleri atlamaktır.
skipping out on: yapılması beklenen bir kısmı atlamak
Burada skipping out on details or examples, konuşanın eklenmesi gerektiğini düşündüğü destekleyici bilgileri dışarıda bırakmak anlamına gelir. İfade hafif bir eleştiri de taşır: yazan kişi yalnızca tarafsız bir seçim yapmak yerine işin bir bölümünden kaçınıyor olabilir. Yapı skip out on + isim veya -ing biçimidir. Genellikle yapılması ya da eklenmesi beklenen bir etkinlikten, sorumluluktan veya bölümden kaçınıldığını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede skipping out on details or examples ne anlatıyor?
- Örnekleri başka bir bölüme koymak
- Ayrıntıları daha yavaş okumak
- Eklenmesi beklenen desteği dışarıda bırakmak
Cevabı göster
Eklenmesi beklenen desteği dışarıda bırakmak
You can create a short script this way with every topic you want to cover included in summary form. Kalıp ifadeler
3:39Ele almak istediğiniz her konunun özet formunda dahil edildiği kısa bir metni bu şekilde oluşturabilirsiniz.
in summary form: yalnızca ana noktaları sunmak
In summary form, içeriğin tüm ayrıntılar yerine ana noktaları koruyan kısa bir genel bakış olarak sunulması demektir. Burada her konu yer alır, ancak her biri yalnızca kısaca açıklanır. in + tür + form yapısı, bilginin nasıl sunulduğunu anlatır. Bu ifadede form, doldurulacak boşlukları olan bir form değil, sunum biçimi anlamındadır.
Alıştırma
Öğrendiğiniz ifadeyi kullanarak yönergeyi tamamlayın: Please present the project plan ____, giving only the main points.
Cevabı göster
in summary form
You may even think there's a throughline connecting it all together.
3:45Hatta hepsini birbirine bağlayan bir ana tema olduğunu bile düşünebilirsiniz.
But throughlines that connect a great many things don't often work.
3:48Ancak çok fazla şeyi birbirine bağlayan ana temalar genellikle işe yaramaz.
If you rush through many different topics without exploring them deeply, Öbek fiiller
3:53Pek çok farklı konuyu derinlemesine keşfetmeden hızlıca geçerseniz,
rush through: bir şeyi fazla hızlı ve yeterince özenmeden yapmak
Rush through something, bir şeyi baştan sona yeterli özen veya dikkat göstermeden çok hızlı yapmak anlamına gelir. Burada konuşan kişi, birçok konunun ele alınıp hiçbirinin derinlemesine incelenmemesinden söz ediyor. rush through + görev, metin, konu veya süreç kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Çok hızlı ve yeterli özen göstermeden yapmak” anlamındaki ders ifadesiyle uyarıyı tamamlayın: Don't ____ the instructions.
Cevabı göster
rush through
your points won't land with any force. Deyimler
3:57anlattığınız noktalar herhangi bir etki yaratmayacaktır.
points won't land with any force: düşünceler güçlü bir etki yaratmayacak
Burada land fiziksel olarak yere inmek anlamına gelmez. Bir düşüncenin dinleyiciye ulaşıp amaçlanan etkiyi yaratmasını anlatan bir benzetmedir. Points won't land, düşüncelerin açıkça anlaşılmayacağı, hissedilmeyeceği veya hatırlanmayacağı anlamına gelir. With any force olumsuz anlamı güçlendirir: düşünceler çok az güçlü etki yaratır veya hiç yaratmaz. Bu ifade düşüncelerin gerçekten doğru olup olmadığını değil, dinleyicinin tepkisini değerlendirir.
Alıştırma
"The main point didn't land with the audience" ne anlama gelir?
- Anlatılmak istenen nokta dinleyicilerin önündeki yere kondu.
- Anlatılmak istenen noktanın gerçekte yanlış olduğu kanıtlandı.
- Dinleyiciler anlatılmak istenen noktayı tam olarak anlamadı veya amaçlanan etkiyi hissetmedi.
Cevabı göster
Dinleyiciler anlatılmak istenen noktayı tam olarak anlamadı veya amaçlanan etkiyi hissetmedi.
Overstuffed equals under-explained. Anlatım akışı
4:02Aşırı dolu olmak, yetersiz açıklama anlamına gelir.
Overstuffed equals under-explained: formül benzeri bir özet
Bu cümle konuşmacının görüşünü basit bir denklem gibi sunar: Bir konuşmaya gereğinden fazla içerik sıkıştırıldığında, fikirler yeterince açıklanamaz. Dengeli X equals Y yapısı, önceki savı kısa ve akılda kalıcı bir sonuca dönüştürür. Burada equals gerçek bir matematiksel eşitliği değil, güçlü bir neden-sonuç ilişkisini belirtir.
Alıştırma
Bu bölümde “Overstuffed equals under-explained” cümlesinin temel işlevi nedir?
- Önceki fikri kısa ve akılda kalıcı bir kurala dönüştürür.
- Gerçek bir matematik hesabı başlatır.
- Özetlemeden ayrıntılı bir örnek ekler.
Cevabı göster
Önceki fikri kısa ve akılda kalıcı bir kurala dönüştürür.
you have to take the time to do at least two things. Kalıp ifadeler
4:09en az iki şeyi yapmak için zaman ayırmanız gerekir.
take the time to: yalnızca boş zaman değil, bilinçli çaba
Take the time to + fiilin yalın hâli, bir şeyi özenle yapmak için gereken zamanı bilinçli olarak ayırmak demektir. Yalnızca zamanın müsait olmasını değil, isteği, sabrı veya çabayı vurgular. Bu cümlede konuşmacı, anlamlı bir şey anlatmak için sonraki iki görevin aceleyle geçiştirilmeden dikkatle yapılması gerektiğini söylüyor.
Alıştırma
Özenli çabayı vurgulamak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Before you submit the form, ____ check every name and date.
Cevabı göster
take the time to
First, you have to show why what you have to say matters. Anlatım akışı
4:12Birincisi, söyleyeceğiniz şeyin neden önemli olduğunu göstermelisiniz.
show why what you have to say matters: dinleyicilere önemsemeleri için bir neden vermek
Show why what you have to say matters, bir konuşmayı düzenleme adımıdır: devam etmeden önce dinleyicilere mesajınızı önemsemeleri için bir neden verirsiniz. What you have to say, iletmek istediğiniz mesaj demektir; why ... matters ise bunun neden önemli olduğunu açıklamanızı ister. Buradaki show, yalnızca önemli olduğunu söylemek değil, bir açıklama veya örnekle nedeni açıkça ortaya koymak anlamına gelir.
Alıştırma
Bir konuşmacı, bir konunun neden önemli olduğunu göstermek için ne yapmalıdır?
- Dinleyicilere konuyu önemsemeleri için açık bir neden vermek.
- Konunun başlığını birkaç kez tekrarlamak.
- Önemini açıklamadan ayrıntılara geçmek.
Cevabı göster
Dinleyicilere konuyu önemsemeleri için açık bir neden vermek.
What is the question you're trying to answer? Anlatım akışı
4:17Cevaplamaya çalıştığınız soru nedir?
the question you're trying to answer ... the problem you're trying to solve ... the experience you're trying to share: paralel bir liste
Bu üç soru paralel bir liste oluşturur. Her biri the + isim + you're trying to + fiil kalıbını kullanır ve question ile answer, problem ile solve, experience ile share doğal olarak eşleşir. Birlikte, konuşmanın amacını seçme gibi geniş bir görevi üç açık kontrol noktasına dönüştürürler. Tekrarlanan yapı, dinleyicilerin listeyi takip etmesini ve üç yönü karşılaştırmasını kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu üç soruluk dizi, konuşmacının düşüncelerini nasıl düzenler?
- Yeni bir yön eklemeden aynı soruyu tekrarlar.
- Geniş bir planlama görevini üç açık kontrol noktasına dönüştürür.
- Dinleyiciler hakkında birbiriyle ilgisiz üç bilgi verir.
Cevabı göster
Geniş bir planlama görevini üç açık kontrol noktasına dönüştürür.
flesh out: ayrıntı ve destek eklemek
Flesh out; bir fikri, noktayı, planı veya hikâyeyi daha dolu ve anlaşılır hâle getirmek için yeterli ayrıntı ve destek eklemek demektir. Mecazlı bir ifadedir; kelimenin gerçek anlamıyla et eklemek anlamına gelmez. Bu cümlede each point geliştirilen şeydir; with real examples, stories, and facts ise hangi malzemelerin ekleneceğini belirtir. Ayrılabilen bir öbek fiildir: flesh out the point veya flesh the point out denebilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: flesh it out.
Alıştırma
“Destekleyici ayrıntılar eklemek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The main idea is good; now ____ it with an example.
Cevabı göster
flesh out
with real examples, stories, and facts: üç parçalı destek listesi
With edatı, her noktayı geliştirmek için kullanılan malzemeyi tanıtır. “Neyle?” ya da daha doğal bir ifadeyle “Nasıl?” sorusunu yanıtlar. Birbirine paralel üç çoğul isim—examples, stories ve facts—genel bir yönergeyi uygulanabilir bir destek malzemesi listesine dönüştürür. Examples belirli durumları gösterir, stories olaylar aracılığıyla fikirleri somutlaştırır ve facts doğrulanabilir bilgiler ekler.
Alıştırma
With real examples, stories, and facts ifadesi cümlede ne işlev görür?
- Noktaların hangi sırayla sunulması gerektiğini gösterir.
- Her noktayı üç yeni konuyla değiştirir.
- Her noktayı geliştirmek için kullanılan destek malzemesini belirtir.
Cevabı göster
Her noktayı geliştirmek için kullanılan destek malzemesini belirtir.
This is how an idea that's important to you can be built in someone else's mind. Deyimler
4:32Sizin için önemli olan bir fikir, başkasının zihninde işte böyle inşa edilebilir.
can be built in someone else's mind: aşamalı anlamayı inşa etmeye benzetmek
Can be built in someone else's mind, anlamayı bir şey inşa etmeye benzetir. Fikir fiziksel bir nesne değildir; başka biri, konuşanın açıklamaları, örnekleri ve kanıtları sayesinde bu fikri zihninde yavaş yavaş oluşturur. Edilgen can be built yapısı, fikre ve dinleyenin zihninde oluşan sonuca odaklanır. İngilizcede adım adım gelişen anlayışı anlatmak için inşa etmeyle ilgili sözcükler sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan benzetme ne anlama geliyor?
- Konuşan fikrin yok olmasını sağlayabilir.
- Birisi başka bir kişinin kafasının içinde fiziksel bir nesne inşa edebilir.
- Dinleyen, fikri yavaş yavaş anlayabilir ve zihninde oluşturabilir.
Cevabı göster
Dinleyen, fikri yavaş yavaş anlayabilir ve zihninde oluşturabilir.
you may have to cut back on how many topics you want to cover Öbek fiiller
4:40kapsamak istediğiniz konu sayısını azaltmanız
cut back on: miktarı veya sıklığı azaltmak
Cut back on, bir şeyin miktarını, sayısını veya sıklığını azaltmak demektir. Burada, ele alınması planlanan konu sayısını azaltmak anlamına gelir. Bu ifade genellikle her şeyi tamamen kaldırmak anlamına gelmez. Kalan zamanın, paranın veya emeğin daha iyi kullanılabilmesi için planlı ve kullanışlı bir azaltmayı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin bir alışkanlığı azalttığını ancak mutlaka tamamen bırakmadığını anlatıyor?
- We're trying to cut back on sugary drinks.
- We're refusing every sugary drink from now on.
- We're buying more sugary drinks than before.
Cevabı göster
We're trying to cut back on sugary drinks.
and instead focus on a single connected thread, Anlatım akışı
4:44ve bunun yerine birbirine bağlı tek bir konuya,
a throughline,
4:47yani kapsamlı ve eksiksiz bir şekilde sunmak için zamanınızın olduğu bir ana temaya
focus on a single connected thread, a throughline: bağlantılı tek bir ana hatta odaklanmak
Burada thread, bir konuşmanın tüm bölümlerini birbirine bağlayan tek bir ana fikrin metaforudur. A throughline, a single connected thread ifadesini başka bir adla açıklayan bir eş görevli isim öbeğidir. Focus on, bilgilerin nasıl düzenleneceğini gösterir. Birbiriyle gevşek biçimde ilişkili birçok noktayı toplamak yerine, dinleyicinin izleyebileceği tek bir çizgi seçip onu tam olarak geliştirmek gerekir.
Alıştırma
“focus on a single connected thread, a throughline” konuşmacıdan ne yapmasını ister?
- Konuşmanın tamamını, bölümleri birbirine bağlayan tek bir fikir etrafında kurmak.
- Konuşma sırasında gerçek bir ip kullanmak.
- Birbiriyle ilgisiz mümkün olduğunca çok fikirden söz etmek.
Cevabı göster
Konuşmanın tamamını, bölümleri birbirine bağlayan tek bir fikir etrafında kurmak.
This is the right way to make a great talk fit into a limited amount of time.
4:52Harika bir konuşmayı sınırlı bir süreye sığdırmanın doğru yolu budur.
You may make fewer points than you would without a throughline,
4:58Ana temanız olmadan değineceğinizden daha az noktaya değinebilirsiniz,
but the points you do make will have more of an impact. Notlar
5:01ancak değindiğiniz noktalar daha fazla etki yaratacaktır.
do make: olumlu cümlecikte vurgulayıcı do
Bu olumlu ilgi cümleciğini kurmak için do gerekli değildir; the points you make zaten dil bilgisi açısından doğrudur. Do eklemek vurgu oluşturur; bu nedenle the points you do make, “gerçekten veya kesinlikle ele aldığınız noktalar” anlamına gelir. Bu vurgu, fewer points ile kurulan karşıtlığı destekler: noktaların sayısı daha az olabilir, ancak gerçekten dahil edilenler daha önemli olabilir. Yapı do, does veya did + ana fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulayıcı yardımcı fiille tamamlayın: I ____ understand your concern, but I still disagree.
Cevabı göster
do
will have more of an impact: daha büyük bir etki yaratacak
Have an impact, bir kişiyi veya şeyi fark edilir biçimde etkilemek demektir. More of an impact, etki sayısını değil etkinin gücünü karşılaştırır: ortaya çıkacak etki daha büyük olacaktır. Bu cümlede will have, ortaya çıkacak sonucu öngörür. Konuşmacı fewer points ile geriye kalan noktaların daha güçlü etkisini karşılaştırır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp have more of an impact (on someone or something) than ... şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: A clear example will ____ than a long list.
Cevabı göster
have more of an impact
Less can be more: daha azıyla daha iyi sonuç almak
Less can be more yaygın bir sözdür: Bir şeyin miktarını azaltmak bazen sonucu daha açık, daha güçlü veya daha iyi hâle getirebilir. Less daha küçük miktarı, more ise daha büyük yararı ya da etkiyi belirtir; bu nedenle söz gerçek anlamda bir matematik ifadesi değildir. Bu cümle, neyin korunacağını seçmek için kısa bir ilke olarak kullanılır. Bu bağlamda, daha az noktaya değinmenin her bir noktayı daha güçlü kılabileceği fikrini özetler.
Alıştırma
Öneriyi bu dersteki sözle tamamlayın: ____ when you are removing repeated details from a story.
Cevabı göster
Less can be more
Choosing a throughline will help you determine which topics to include in your talk Dilbilgisi
5:09Bir ana tema seçmek, konuşmanıza hangi konuları dahil edeceğinizi
and which to leave out.
5:13ve hangilerini dışarıda bırakacağınızı belirlemenize yardımcı olacaktır.
which topics to include ... which to leave out: paralel wh + to yapıları
which topics to include ve which to leave out, determine fiilinden sonra gelen iki paralel wh + to yapısıdır. Her biri kararın bir yönünü gösterir: konuşmaya neyin gireceğini ve neyin girmeyeceğini. İkinci yapıda topics sözcüğü, anlam zaten açık olduğu için kullanılmaz. Tam düşünce which topics to leave out şeklindedir. İki kısmın da which ... to ... biçiminde olması seçimi takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle which topics to include and which to leave out ile aynı paralel yapıyı kullanır?
- Some examples are useful, but others are not.
- We need to keep every example in the final draft.
- We need to decide which examples to keep and which to remove.
Cevabı göster
We need to decide which examples to keep and which to remove.
It will help you filter out anything that doesn't connect to your main idea. Öbek fiiller
5:15Ana fikrinizle bağlantısı olmayan her şeyi filtrelemenize yardımcı olacaktır.
filter out: istenmeyen şeyleri elemek
filter out, bir koşulu karşılamayan veya istenmeyen şeyleri çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede nesnesi anything that doesn't connect to your main idea olduğundan, ana fikirle ilgisi olmayan tüm içeriği elemek anlamındadır. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir: filter out the noise veya filter the noise out denebilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: filter it out.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü öbek fiille tamamla: The app can ____ spam messages before they reach your inbox.
Cevabı göster
filter out
If you're having trouble focusing your throughline, Kalıp ifadeler
5:20Ana temanızı odaklamakta sorun yaşıyorsanız,
you're having trouble focusing: have trouble + fiil-ing
have trouble + fiil-ing kalıbı, bir eylemi yapmanın zor olduğunu anlatır. -ing biçimi zor olan eylemi belirtir. Burada you're having trouble focusing, ana çizgiyi netleştirmenin zor olduğu anlamına gelir; have trouble sonrasında to focus değil focusing kullanılır. are having biçimi, zorluğun şu anda veya mevcut durumda yaşandığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + have fiilinin uygun biçimi + trouble + fiil-ing şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için focus fiilinin doğru biçimini kullanın: Mia is having trouble ____ on her homework.
Cevabı göster
focusing
a good exercise is to try to say it in no more than 15 words. Kalıp ifadeler
5:22iyi bir egzersiz onu en fazla 15 kelimeyle ifade etmeye çalışmaktır.
in no more than 15 words: en fazla 15 kelime
no more than + sayı, belirtilen sayıyı da içeren bir üst sınır koyar. in no more than 15 words, “15 kelime veya daha az” demektir: 15 kelimeye izin verilir, 16 kelimeye verilmez. in edatı, sınırı fikrin nasıl ifade edileceğine bağlar. Bu kalıp kelime, cümle, süre, sayfa veya başka ölçülebilir miktarlara sınır koyan yönergelerde yaygındır.
Alıştırma
Bir öğretmen "Write your answer in no more than 15 words." diyor. Bu sınır neye izin verir?
- 15 kelime veya daha az
- Yalnızca tam 15 kelime
- 15 kelime veya daha fazla
Cevabı göster
15 kelime veya daha az
What is the precise idea you want to build inside your listeners? Deyimler
5:28Dinleyicilerinizin içinde inşa etmek istediğiniz kesin fikir nedir?
build inside your listeners benzetmesi
Buradaki build, fiziksel bir nesne inşa etmek anlamına gelmez. Bir fikrin dinleyicilerin zihninde yavaş yavaş oluşmasına yardımcı olmak demektir. Inside your listeners onların bedenlerinin içini değil, düşüncelerini ve anlayışlarını anlatır. Bu benzetme iletişimi bir fikir inşa etmek gibi gösterir: amaç, dinleyicilerin yalnızca sözcükleri duyması değil, bir şeyi açıkça anlamasıdır.
Alıştırma
Build inside your listeners burada ne anlama geliyor?
- Dinleyicilerin bedenlerinin içinde bir şey inşa etmek demektir.
- Bir fikrin dinleyicilerin zihninde açıkça oluşmasına yardımcı olmak demektir.
- Dinleyicilerden konuşmanın tamamını oluşturmalarını istemek demektir.
Cevabı göster
Bir fikrin dinleyicilerin zihninde açıkça oluşmasına yardımcı olmak demektir.
What do you want them to take away from your talk? Öbek fiiller
5:32Konuşmanızdan ne elde etmelerini istiyorsunuz?
Take something away from your talk: konuşmadan ders çıkarmak
Buradaki take away from your talk, konuşmadan önemli bir şey öğrenip bunu hatırlamak demektir. Fiziksel olarak hiçbir şey götürülmez. Kalıp take + fikir veya ders + away from + kaynak şeklindedir. Soruda what, fikir veya dersin yerini tutar: What do you want them to take away from your talk?
Alıştırma
Ana noktayı öğrenip hatırlamak anlamındaki üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: What did you ____ the science museum visit?
Cevabı göster
take away from
Here are some questions to ask yourself as you're working out your throughline. Öbek fiiller
5:36Ana temanızı oluştururken kendinize sormanız gereken bazı sorular şunlardır.
working out your throughline: ana hattı oluşturup netleştirmek
Buradaki working out, egzersiz yapmak değil; bir şeyi düşünerek şekillendirmek ve netleştirmek anlamına gelir. Throughline, bir konuşmanın bütün bölümlerini birbirine bağlayan ana fikirdir. Bu nedenle working out your throughline, bu ana hattı açık hâle gelene kadar geliştirmek demektir. work out + şey yapısı, düşünme, konuşma veya planlama yoluyla net bir sonuca ulaşmayı anlatabilir. Örneğin work out the details şeklinde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve ‘düşünüp netleştirmek’ anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before the meeting, we need to ____ the main points.
Cevabı göster
work out
Is this a topic that means something to me? Kalıp ifadeler
5:40Bu benim için bir anlam ifade eden bir konu mu?
means something to me: benim için anlam taşımak
Bu cümlede means something to me, konunun konuşan kişi için kişisel bir öneme, değere veya duygusal bağa sahip olduğunu anlatır. Buradaki mean, konunun tanımını vermiyor. Kullanılabilir kalıp something means something to someone şeklindedir: önemli olan şey özne olur, kişi ise to sözcüğünden sonra gelir. Something, bunun neden veya ne kadar önemli olduğunu tam olarak belirtmez.
Alıştırma
This small medal means something to me cümlesinde means something to me ne anlatır?
- Benim için kişisel bir değeri veya önemi vardır.
- Bana bir kelimenin sözlük anlamını söyler.
- Belirli bir miktar para değerindedir.
Cevabı göster
Benim için kişisel bir değeri veya önemi vardır.
Does it offer the audience a new way of looking at something? Kalıp ifadeler
5:46İzleyiciye bir şeye bakmanın yeni bir yolunu sunuyor mu?
a new way of looking at something: yeni bir bakış açısı
Bu cümlede a new way of looking at something yeni bir bakış açısı, yani bir konuyu farklı biçimde anlama, düşünme veya değerlendirme yolu demektir. Buradaki looking at mecazidir; yalnızca gözlerle bakmak anlamına gelmez. Kalıp a way of + -ing biçimidir. Something genel bir sözcüktür ve the problem, history, the data gibi ifadelerle değiştirilebilir. Cümlenin tamamı, konuşmanın dinleyicilerin düşünme biçimini değiştirip değiştirmediğini sorar.
Alıştırma
Bu cümlede dersteki kalıbı tamamlayın: The documentary offers a new way of ____ city life.
Cevabı göster
looking at
Is my talk a gift?: dinleyiciye sunulan değerin benzetmesi
Is my talk a gift? kişinin kendini değerlendirmek için sorduğu mecazi bir sorudur. Konuşma paketlenmiş gerçek bir hediye değildir; gift, konuşmacının dinleyicilere verdiği yararlı bir fikir, yeni bir duygu veya yardım gibi değerli bir şeyi anlatır. Konuşmacı My talk is a gift demek yerine soru sorarak konuşmanın dinleyicilere yarar sağlayıp sağlamadığını kontrol eder. Odak “Ben ne söylemek istiyorum?” sorusundan “Onlar ne alacak?” sorusuna geçer.
Alıştırma
Konuşmacı Is my talk a gift? derken gerçekte neyi soruyor?
- Konuşma dinleyicilere değerli bir şey veriyor mu?
- Dinleyiciler konuşmacıya bir hediye verecek mi?
- Konuşma gerçek bir hediye gibi paketlenmiş mi?
Cevabı göster
Konuşma dinleyicilere değerli bir şey veriyor mu?
Is the information fresh or unexpected in some way?
5:52Bilgiler bir şekilde taze veya beklenmedik mi?
complete with necessary examples? Kalıp ifadeler
6:00gerekli örneklerle birlikte gerçekten açıklayabilir miyim?
complete with necessary examples: gerekli örneklerle birlikte
Bu cümlede complete with necessary examples, “açıklamanın bir parçası olarak gerekli örnekleri de içeren” anlamına gelir. Bu ifade, açıklamanın gereken destekleyici unsurlarla donatıldığını gösterir. Buradaki complete, complete with ifadesinde bir sıfattır; “bitirmek” anlamındaki fiil değildir. Bu cümlede olduğu gibi, nitelediği şeyden sonra gelebilir.
Alıştırma
Bu dersteki iki kelimelik ifadeyle boşluğu doldurun: The art kit comes ____ brushes and paint.
Cevabı göster
complete with
15 words that capture my talk: konuşmamın özünü yansıtan 15 kelime
15 words that capture my talk ifadesinde that capture my talk yan cümlesi, hangi 15 kelimenin istendiğini belirtir. Bu kelimeler konuşmanın ana mesajını doğru ve kısa biçimde ifade etmelidir. Burada capture soyut anlamdadır: Fiziksel olarak bir şeyi yakalamak değil, “temel düşünceyi doğru biçimde yansıtmak” demektir. Bu kullanım idea, mood, spirit, character veya message ile de görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede capture, “temel düşünceyi ifade etmek” anlamında kullanılmıştır?
- The camera captures the entire performance.
- The headline captures the main point of the story.
- The goalkeeper catches the ball.
Cevabı göster
The headline captures the main point of the story.
Would those 15 words make someone interested to hear my talk? Dilbilgisi
6:13Bu 15 kelime birisinin konuşmamı duymakla ilgilenmesini sağlar mı?
make someone interested to hear...: birinin dinlemeye ilgi duymasını sağlamak
make + kişi + sıfat kalıbı bir sonucu anlatır: bir şey, kişinin sıfatla belirtilen duruma gelmesine neden olur. Burada those 15 words nedeni, someone etkilenen kişiyi, interested ise ortaya çıkan durumu gösterir. to ile kurulan mastar, kişinin artık hangi eyleme ilgi duyduğunu belirtir. Bu nedenle interested to hear my talk, bu kelimelerin konuşmayı dinleme isteği veya merakı yaratabileceği anlamına gelir.
Alıştırma
Bir sorunun ilgi uyandırdığını göstermek için make + kişi + sıfat + to-mastar yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The question made Ava interest to hear the answer.
- The question made Ava to be interested to hear the answer.
- The question made Ava interested to hear the answer.
Cevabı göster
The question made Ava interested to hear the answer.
A speaking coach named Abigail Tenembaum recommends testing your throughline out on someone. Öbek fiiller
6:18Abigail Tenembaum adında bir konuşma koçu, ana temanızı biri üzerinde test etmenizi öneriyor.
test something out on someone: bir şeyi biriyle deneyip tepkisini gözlemlemek
Test something out, bir fikri, ifadeyi, yöntemi veya ürünü ne kadar iyi çalıştığını görmek için denemek anlamına gelir. On someone eklendiğinde, onu dinleyen, gören veya kullanan ve tepkisiyle geri bildirim sağlayan kişi belirtilir. Burada testing your throughline out on someone, konuşmanın ana çizgisini başka bir kişiye açıklayıp açık ve ilgi çekici olup olmadığını kontrol etmek demektir. Nesne bir zamirse test ile out arasına yerleştirin: test it out on someone.
Alıştırma
İfade “açılışı bir takım arkadaşıyla deneyip tepkisini gözlemlemek” anlamına gelecek şekilde tamamlayın: Before the meeting, I will test the new opening ____ my teammate.
Cevabı göster
out on
Saying everything you'd like to include in your talk out loud
6:24Konuşmanıza dahil etmek istediğiniz her şeyi yüksek sesle söylemek,
which bits could use more explanation, Kelime
6:29hangi bölümlerin daha fazla açıklamaya ihtiyaç duyabileceğini
could use more explanation: need demenin daha nazik bir yolu
bits could use more explanation ifadesinde could use, kelimesi kelimesine «kullanabilir» değil, «bundan yarar görür» veya «buna ihtiyaç duyar» anlamındadır. Daha fazla açıklama eklenirse bu kısımlar daha anlaşılır olur. Could use, sorunu geliştirilebilecek bir nokta olarak sunup geri bildirimi yumuşatır. bits need more explanation ifadesine göre daha nazik ve daha az doğrudandır.
Alıştırma
Nazik bir geri bildirim vermek için cümleyi dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: This paragraph ____ a clearer example.
Cevabı göster
could use
and which bits should be cut in order for your central message to land more powerfully. Notlar
6:32ve merkezi mesajınızın daha güçlü bir etki yaratması için hangi bölümlerin kesilmesi gerektiğini fark etmenize yardımcı olacaktır.
which bits are clear ... could use more explanation ... should be cut: paralel kategoriler
Birbirine bağlanan üç yan cümle, içeriği üç değerlendirme grubuna ayırmak için which bits ifadesini tekrarlar: açık olan kısımlar, daha fazla açıklama gereken kısımlar ve çıkarılması gereken kısımlar. Aynı yan cümle başlangıcını tekrarlamak paralel bir yapı oluşturur. Dinleyen kişi kalıbın devamını tahmin edip üç değerlendirmeyi hızlıca karşılaştırabilir; aynı çerçeve yazılar, sunumlar veya planlar hakkında geri bildirim vermek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle geri bildirimi üç açık gruba ayırmak için aynı kalıbı tekrar kullanıyor?
- Check the clear parts, which parts need examples, and removing unnecessary parts.
- Check which parts are clear and remove the confusing parts.
- Check which parts are clear, which parts need examples, and which parts should be removed.
Cevabı göster
Check which parts are clear, which parts need examples, and which parts should be removed.
in order for + kişi/şey + to do something
In order for bir amaç belirtir: bazı kısımların çıkarılmasıyla hangi sonucun mümkün kılınmak istendiğini gösterir. Kalıp in order for + kişi veya şey + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu cümlede your central message, to land yapısının öznesidir. Amaç yan cümlesinin kendi açık öznesine ihtiyaç duyduğu ve bu öznenin ana cümlenin öznesinden farklı olabildiği durumlarda bu kalıp kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: We turned down the music ____ everyone to hear the speaker.
Cevabı göster
in order for
central message to land more powerfully: dinleyicide daha güçlü etki yaratmak
Burada land bir benzetmedir. Bir mesaj lands olduğunda dinleyici onu anlar ve amaçlanan etkiyi hisseder; mesaj fiziksel olarak yere inmez. More powerfully, ana düşüncenin daha güçlü ve daha net bir etki yaratması demektir. Gereksiz içeriği çıkarmak, asıl noktanın insanlara daha etkili biçimde ulaşmasına yardımcı olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede central message to land more powerfully ne anlama gelir?
- Ana düşünce daha uzun ve ayrıntılı hâle gelir.
- Ana düşünce fiziksel olarak yere düşer.
- Ana düşünce dinleyiciye ulaşır ve daha güçlü bir etki yaratır.
Cevabı göster
Ana düşünce dinleyiciye ulaşır ve daha güçlü bir etki yaratır.
you're ready to plan what you'll attach to it. Öbek fiiller
6:40ona neleri ekleyeceğinizi planlamaya hazırsınız.
attach to it: içeriği konuşmanın ana hattına bağlamak
attach X to Y yapısında X eklenen veya bağlanan şeyi, Y ise onun bağlandığı şeyi gösterir. Burada what destekleyici içeriği temsil eder, it ise konuşmanın ana hattı olan throughline sözcüğüne gönderme yapar. Bu bağlantı soyuttur: hikâyeler, örnekler veya kanıtlar konuşmanın ana hattıyla ilişkili olmalı ve onu desteklemelidir. Bir şey fiziksel olarak başka bir şeye yapıştırılmıyor.
Alıştırma
Bu cümlede attach to it ne anlama geliyor?
- Ana hattı bir eke dönüştürmek
- Bir şeyi ana hatta fiziksel olarak yapıştırmak
- Destekleyici içeriği ana düşünceye bağlamak
Cevabı göster
Destekleyici içeriği ana düşünceye bağlamak
Whether A, B, or C: seçenekler değişse de aynı sonuç
Cümle başındaki Whether A, B, or C kalıbı, ana cümledeki ifadenin sıralanan her durumda geçerli olduğunu gösterir. Soru sormadan seçenekleri sunar. Burada üç süre sınırının hepsi kapsanır. Virgül, bu whether yan cümlesinden sonra ana cümlenin geleceğini gösterir; iki seçenek olduğunda Whether A or B, ... kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi Whether ... or ile tamamlayın: ____ the meeting lasts ten minutes ____ an hour, we will cover the same three topics.
Cevabı göster
Whether · or
only cover as much as you have time to really explore in depth. Notlar
6:47yalnızca gerçekten derinlemesine keşfetmek için zamanınız olan kadarını kapsayın.
only cover as much as ...: ele alınan miktarı sınırlamak
Only cover as much as ... ifadesi, ele alınan şeyi as much as sonrasındaki yan cümlenin izin verdiği miktarla sınırlar. Burada as much belirli bir içerik miktarının yerini tutar; you have time to really explore in depth yan cümlesi ise üst sınırı belirler. Only bu sınırı vurgular: gerektiği gibi inceleyebileceğinizden fazla içerik eklemeyin. only + fiil + as much as + yan cümle kalıbı, miktarı zaman, kapasite, alan veya başka bir sınıra uydurabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki üç sözcüklü miktar yapısıyla tamamlayın: Only pack ____ you can carry comfortably.
Cevabı göster
as much as
in depth: bir konuyu derinlemesine incelemek
In depth, bir konunun önemli bölümlerine dikkat ederek onu kapsamlı ve derinlemesine ele almak demektir. Explore in depth, bir konuya yalnızca hızlı veya yüzeysel biçimde bakmakla karşıtlık oluşturur. Burada in depth, explore fiilini niteleyen bir zarf öbeğidir. Fiilden sonra discuss the issue in depth örneğindeki gibi in depth yazılır. Bir isimden önce sıfat olarak kullanıldığında an in-depth discussion örneğindeki gibi kısa çizgili in-depth kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The report goes beyond a brief summary and examines the problem ____.
Cevabı göster
in depth
We'll help you come up with the plan that works for you with this video. Öbek fiiller
6:57Bu videoyla sizin için işe yarayan planı bulmanıza yardımcı olacağız.
come up with + bir plan veya fikir
Bu cümlede come up with, “düşünüp geliştirmek” anlamına gelir. Video, dinleyicinin kendi ihtiyaçlarına uygun bir plan oluşturmasına yardımcı olacaktır. Kalıp come up with + bir fikir, plan, cevap, isim veya çözüm şeklindedir. Ardından gelen şeyi, yalnızca mevcut seçenekler arasından seçilmiş bir şey olarak değil, düşünmenin sonucu olarak sunar. With bu öbek fiilin bir parçasıdır ve nesneden önce atılamaz.
Alıştırma
Cümleyi “düşünüp geliştirmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: We need to ____ a safe plan before the trip.
Cevabı göster
come up with