Açık ve net iletişim nasıl kurulur: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
1.039 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Anlamlı bir konuşmayı net bir ana hat etrafında kurmayı, kapsamı mevcut sürede derinlemesine işlenebilecek kadar daraltmayı, fikirleri yeterince geliştirmeyi ve her bölümün ana mesajın dinleyiciye ulaşmasına yardım edip etmediğini sınamayı öğrenin. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. ties together — Öbek fiiller: tie together ifadesinin hikâyeleri, kanıtları ve savları birbirine bağlayarak tek bir ana fikri birlikte desteklemelerini nasıl anlattığını kavrayın; konuşma, yazı veya planların bütünlüğünden söz ederken kullanın. 2. can be built in someone else's mind. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir fikrin anlaşılmasını başka birinin zihninde gerçekleştirilen bir inşa süreci olarak sunan mecazı tanıyın. Bu ifade, konuşmacının yalnızca sonucu söylemek yerine açıklama, örnek ve olguları aşamalı biçimde vermesi gerektiğini vurgular. 3. which bits are clear, which bits could use more explanation, and which bits should be cut — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Tekrarlanan paralel yan cümlelerin geri bildirimi üç kullanışlı sınıfa nasıl ayırdığını görün. Bu yapıyı düzenleme sırasında neyin açık olduğunu, neyin geliştirilmesi gerektiğini ve neyin çıkarılmasının uygun olacağını belirlemek için kullanın.

Bu derste

You are the only you that's existed in all of human history. Notlar

0:07

İnsanlık tarihi boyunca var olan tek 'siz', sizsiniz.

Dilbilgisi

the only you: eşsiz bir kimlik olarak “you”

the only you ifadesinde you, kimliğinizi ya da benliğinizi adlandıran isim benzeri bir etiket olarak kullanılır. İfade, yalnızca “başkası değil, sen” demek yerine “sen olan eşsiz kişi” anlamına gelir. the only + etiket kalıbı, tamamen aynı ikinci bir örneği olmayan bir şeyi belirtir. you sözcüğünü etiket olarak kullanmak, düşünceyi kişisel ve etkileyici hâle getirir.

Alıştırma

Bu cümlede the only you ne anlama geliyor?

  1. Orada bulunan tek kişi olman
  2. Tamamen aynı başka biri olmayan eşsiz kimliğin
  3. Sana ait olan tek şey
Cevabı göster

Tamamen aynı başka biri olmayan eşsiz kimliğin

Kalıp ifadeler

in all of human history: en geniş zaman kapsamını belirtmek

In all of human history, existed fiilinin zaman aralığını insanlık tarihinin tamamı olarak belirler. Bu çok geniş kapsam, tamamen aynı başka bir “sen”in hiçbir zaman var olmadığı iddiasını güçlendirir. Daha genel olarak in all of + geniş bir dönem veya alan kalıbı, bir ifadenin o kapsamın tamamında geçerli olduğunu belirtir. Ayrı bir tarih konusu açmak yerine çoğu zaman söyleme vurgu katar.

Alıştırma

Dersteki zaman aralığını tüm insanlık tarihine genişleten beş sözcüklük İngilizce ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: This may be the most important invention ____.

Cevabı göster

in all of human history

Your experiences are yours and yours alone. Kalıp ifadeler

0:12

Deneyimleriniz size ve sadece size aittir.

Kalıp ifadeler

yours and yours alone: yalnızca sana ait olduğunu vurgulama

yours and yours alone ifadesinde yours sözcüğünün tekrarlanması ve alone eklenmesi, yalnızca bir kişiye ait olma anlamını güçlendirir: Deneyimler sana aittir ve başka hiç kimseye ait değildir. Buradaki alone, sahiplik veya kişisel bakış açısından yalnızca anlamına gelir. Yalnız hissetmek anlamına gelmez ve her deneyimi başka insanlar olmadan yaşadığını da söylemez.

Alıştırma

yours sözcüğünü tekrarlayan tam vurgulu ifadeyle cümleyi tamamla: This responsibility is ____.

Cevabı göster

yours and yours alone

Some of those experiences have taught you things that are absolutely worth sharing with an audience. Dilbilgisi

0:15

Bu deneyimlerin bazıları size, bir izleyici kitlesiyle kesinlikle paylaşmaya değer şeyler öğretmiştir.

Dilbilgisi

absolutely worth sharing with an audience: worth + -ing yapısı

Bir eylemin değerli olduğuna karar verirken worth sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir. absolutely worth sharing ifadesinde sharing, değerli görülen eylemi belirtir; worth sharing kullanılır, worth to share kullanılmaz. Absolutely olumlu değerlendirmeyi güçlendirir; with an audience ise paylaşılan şeyi kimin duyacağını veya alacağını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için discuss sözcüğünü worth + -ing yapısında kullan: This question is ____ before we decide.

Cevabı göster

worth discussing

And that's what we're here to learn how to do. Anlatım akışı

0:21

Biz de tam olarak bunu nasıl yapacağımızı öğrenmek için buradayız.

Anlatım akışı

That's what we're here to...: ortak bir hedefe odaklanmak

Bu cümlede that's içindeki that, hemen önce belirtilen hedefe gönderme yapar. What we're here to learn how to do ise bu hedefi dersin amacı olarak sunar. Here yalnızca fiziksel bir yeri belirtmez. Bu derse, videoya veya etkinliğe katılma durumunu da ifade edebilir. Konuşmacılar That's what we're here to + fiilin yalın hâli kalıbıyla giriş bölümünü toparlar ve dikkati sıradaki göreve yöneltir.

Alıştırma

Bu cümlede that's what we're here to learn how to do ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Konuyu ilgisiz bir kişiye çevirir.
  2. Daha önce belirtilen bir hedefe dönüp onu dersin sıradaki görevi hâline getirir.
  3. Herkesin fiziksel bir yere az önce geldiğini söyler.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen bir hedefe dönüp onu dersin sıradaki görevi hâline getirir.

Once you've found an idea that you're excited to share with an audience, Notlar

0:23

İzleyicilerle paylaşmaktan heyecan duyduğunuz bir fikir bulduğunuzda,

you're ready to start putting a talk together. Öbek fiiller

0:27

bir konuşma hazırlamaya başlamak için hazırsınız demektir.

Dilbilgisi

Once you've found...: bir adımı tamamlayıp sonrakine geçmek

Once, ana cümlenin geçerli hâle gelmesinden önce tamamlanması gereken olayı tanıtır. You've found, you have found ifadesinin kısaltmasıdır; present perfect, fikri bulmayı tamamlanmış bir sonuç olarak sunar. Once you've + geçmiş zaman ortacı, ... kalıbı adımları açıklamak için kullanışlıdır: Önce X tamamlanır, sonra Y'ye geçilir. Bu cümlede paylaşılacak bir fikir bulmak, konuşmayı hazırlamaya başlamadan önce gereken ilk adımdır.

Alıştırma

Adım sırasını tamamlamak için once ve find fiilinin kısaltılmış present perfect biçimini kullanın: ____ the right book, you can check it out.

Cevabı göster

Once you've found

Kalıp ifadeler

excited to share ... with an audience: dinleyicilerle paylaşmak için heyecan duymak

Bu cümlede excited to share ... with an audience, fikri bir dinleyici grubuna sunacak olmaktan istek ve mutluluk duymak anlamına gelir. be excited to + fiil kalıbı, yapmayı heyecanla beklediğiniz bir eylemi belirtir. Share genellikle share something with someone kalıbını izler. Burada that, an idea ifadesine gönderme yapar ve paylaşılan şeyin yerini tutar; bu yüzden an idea, share sonrasında tekrar edilmez.

Alıştırma

Cümleyi excited ve share kullanarak tamamlayın: Mina cannot wait to show the group her new design. Mina is ____ her new design with the group.

Cevabı göster

excited to share

Öbek fiiller

putting a talk together: bir konuşmayı hazırlayıp bütün hâline getirmek

Burada putting a talk together, fikirleri, örnekleri ve sıralamayı birleştirerek eksiksiz bir konuşma planlamak ve hazırlamak anlamına gelir. Fiziksel nesneleri yan yana koymak anlamına gelmez. Temel kalıp put something together şeklindedir. Nesne bir isimse hem put a talk together hem de put together a talk mümkündür. Zamir kullanıldığında zamir ortaya gelir: put it together.

Alıştırma

Cümleyi put ... together kullanarak tamamlayın: All the report sections are ready, so let's ____ tonight.

Cevabı göster

put the report together

The purpose of a talk is to say something meaningful, Dilbilgisi

0:32

Bir konuşmanın amacı anlamlı bir şey söylemektir,

but many talks never quite do that. Kelime

0:35

ancak birçok konuşma bunu tam olarak başaramaz.

Dilbilgisi

The purpose of a talk is to ...: konuşmanın amacını belirtmek

The purpose of X is to + fiilin yalın hâli yapısı, X'in temel amacını belirtir. Burada The purpose of a talk is to, bir konuşmanın neyi başarmayı amaçladığını açıklar. of'tan sonra etkinlik ya da şey belirtilir. is to'dan sonra eylem fiilinin yalın hâli kullanılır. Örneğin is to explain yapısında explaining değil, explain kullanılır.

Alıştırma

The purpose of X is to ... kalıbını X = the workshop olacak şekilde kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ help new employees communicate clearly.

Cevabı göster

The purpose of the workshop is to

Kelime

never quite do that: hedefe tam olarak ulaşamamak

never quite do that ifadesindeki that, önceki say something meaningful eylemine gönderme yapar; böylece do that tüm eylemi tekrarlamayı önler. Burada quite, olumsuzluk bildiren never ile birlikte “tamamen” anlamına gelir. İfade, konuşmaların bu hedefe tam olarak ulaşmadığını söyler. Kısmi başarıya yer bıraktığı için never do it at all demekten daha az kesindir.

Alıştırma

"The recipe sounds easy, but it never quite works for me," cümlesinde never quite works ne anlama gelir?

  1. Beklenen sonucu her zaman verir.
  2. Tarifi hiç denemem.
  3. Beklenen sonucu hiçbir zaman tam olarak vermez.
Cevabı göster

Beklenen sonucu hiçbir zaman tam olarak vermez.

The number one reason this happens is that a speaker does not have a proper plan for the talk as a whole. Kalıp ifadeler

0:38

Bunun olmasının bir numaralı nedeni, konuşmacının konuşmanın bütünü için uygun bir planının olmamasıdır.

Kalıp ifadeler

number one reason: en önemli neden

number one reason, bir sıralamada en önemli veya en yaygın nedeni anlatır. Yalnızca olası nedenlerden birini sunan one reason ifadesinden daha güçlüdür. The number one reason ... is that ... kalıbında bu ifade, dinleyiciye is that sonrasındaki açıklamanın odaklanılması gereken ana neden olduğunu bildirir. Başka nedenler olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

the number one reason ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. En önemli nedendir, ancak başka nedenler de olabilir.
  2. Olası tek nedendir.
  3. Sıralaması olmayan sıradan bir nedendir.
Cevabı göster

En önemli nedendir, ancak başka nedenler de olabilir.

Kalıp ifadeler

as a whole: tüm parçaları bir bütün olarak görmek

as a whole, tüm parçaları tek ve eksiksiz bir bütün olarak birlikte ele almak demektir. Bu cümlede the talk as a whole, yalnızca bir cümleyi veya bölümü değil, konuşmanın tamamını ve genel yapısını anlatır. Bu ifade çoğu zaman nitelediği isimden sonra gelir: the team as a whole, the book as a whole veya the system as a whole. Odağı tek tek parçalardan bütünün tamamına taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede as a whole, tüm parçaları birlikte tek bir birim olarak ele alır?

  1. On the whole, the trip was enjoyable.
  2. The team as a whole supported the new rule.
  3. The whole team met in the conference room.
Cevabı göster

The team as a whole supported the new rule.

They may have planned what to say point by point or sentence by sentence, Kalıp ifadeler

0:45

Nokta nokta veya cümle cümle ne söyleyeceklerini planlamış olabilirler,

Kalıp ifadeler

point by point or sentence by sentence: her seferinde bir birim

İsim + by + aynı isim biçimindeki tekrar, “sırayla ve her seferinde bir birim” anlamına gelir. Point by point, noktaların veya maddelerin birer birer; sentence by sentence ise cümlelerin birer birer ele alınmasını anlatır. Bu iki paralel yapı, iki farklı ayrıntı düzeyini gösterir. Kalıp başka birimlerle de kullanılabilir: step by step, page by page ve case by case ifadeleri de bir şeyi birim birim düzenler.

Alıştırma

Her paragrafın sırayla kontrol edildiğini anlatmak için X by X kalıbını kullanın: We checked the essay ____.

Cevabı göster

paragraph by paragraph

but did not plan how everything in the talk would link up to deliver a meaningful message. Notlar

0:49

ancak konuşmadaki her şeyin anlamlı bir mesaj iletmek için nasıl birbirine bağlanacağını planlamamışlardır.

Öbek fiiller

link up: ayrı parçaları bir bütün hâlinde bağlamak

Burada link up, “ayrı parçaların tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlanması” anlamına gelir. Özne everything in the talk olduğu için fiziksel bir bağlantıyı değil, konuşmadaki fikirlerin ve bölümlerin birbiriyle ilişkisini anlatır. Bu öbek fiilde up, ayrı parçaların bir araya gelmesi fikrini güçlendirir. Bir parçanın neye bağlandığını söylemek için This detail links up with the main idea. örneğindeki gibi link up with kullanılır.

Alıştırma

“Bir bütün oluşturacak şekilde bağlanmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: These ideas are useful, but they do not ____ yet.

Cevabı göster

link up

Kalıp ifadeler

deliver a meaningful message: anlamlı bir mesaj iletmek

Burada deliver, fiziksel bir nesneyi bir yere götürmek değil, bir fikri dinleyiciye açık ve etkili biçimde iletmek anlamına gelir. A meaningful message, dinleyicinin anlaması veya hatırlaması gereken değerli ana fikirdir. deliver a meaningful message ifadesi bir bütün olarak bu ana fikrin dinleyiciye ulaşmasını sağlamak demektir.

Alıştırma

“Önemli bir fikri etkili biçimde iletmek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: A clear ending can help a speaker ____.

Cevabı göster

deliver a meaningful message

There's a helpful word that people use to analyze plays,

0:56

İnsanların oyunları,

movies, and novels.

1:00

filmleri ve romanları analiz etmek için kullandıkları yararlı bir kelime vardır.

It applies to talks too. Kelime

1:01

Bu, konuşmalar için de geçerlidir.

Kelime

applies to talks too: konuşmalar için de geçerlidir

Bu cümlede applies to, “bir şeyle ilgili veya o şey için geçerli olmak” anlamına gelir. Yani az önce sözü edilen fikrin konuşmalar için de geçerli olduğunu söyler. Yaygın yapı kural/fikir + apply to + kişi/şey biçimindedir. Too “de/da” anlamına gelir ve talks sözcüğünü önceki gruba ekler. Buradaki apply, başvuru yapmakla ilgili değildir.

Alıştırma

Ziyaretçilerin de kapsandığını göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The rule ____.

Cevabı göster

applies to visitors too

The word is throughline. Kültür

1:03

O kelime 'ana tema'dır.

Kültür

throughline: bir eseri baştan sona taşıyan ana çizgi

Throughline, baştan sona devam eden ve tüm parçaların tek bir bütün gibi hissedilmesini sağlayan ana çizgiyi anlatan yapısal bir terimdir. Bu terim oyunları, filmleri ve romanları analiz etmek için kullanılır; konuşmacı burada onu konuşmalara da uygular. Buradaki line mecazidir: fiziksel bir çizgiyi değil, devam eden bir düşünceyi veya amacı belirtir.

Alıştırma

İçerik analizinde throughline nedir?

  1. Bir sayfaya çizilmiş fiziksel bir çizgi
  2. Eserin tamamını bağlayan ana düşünce veya amaç
  3. Yalnızca bir kez görünen bir ayrıntı
Cevabı göster

Eserin tamamını bağlayan ana düşünce veya amaç

The throughline of a talk is the main idea that ties together everything the speaker presents. Öbek fiiller

1:06

Bir konuşmanın ana teması, konuşmacının sunduğu her şeyi birbirine bağlayan ana fikirdir.

Öbek fiiller

ties together: parçaları tek bir bütün hâlinde bağlar

Bu cümlede ties together, “ayrı parçaları tek bir bütün olarak çalışacak şekilde birbirine bağlar” anlamına gelir. Özne the main idea, düzenlenen malzeme ise konuşmacının sunduğu her şeydir. Buradaki tie mecazidir; ortada gerçek bir ip yoktur. Tek bir düşünce, tema, son veya tasarım birden fazla parçanın ayrı değil, bağlantılı görünmesini sağladığında tie together kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tie together ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A clear conclusion ____ the three parts of the report.

Cevabı göster

ties together

Every talk should have a throughline.

1:12

Her konuşmanın bir ana teması olmalıdır.

That doesn't mean a talk must only cover one topic or only tell a single story or proceed in only one direction. Anlatım akışı

1:15

Bu, bir konuşmanın sadece tek bir konuyu kapsaması, sadece tek bir hikaye anlatması veya sadece tek bir yönde ilerlemesi gerektiği anlamına gelmez.

It just means that everything in the talk should connect to support the main idea.

1:23

Bu sadece konuşmadaki her şeyin ana fikri desteklemek için birbirine bağlanması gerektiği anlamına gelir.

Anlatım akışı

doesn't mean ... It just means: bir yanlış anlamayı düzeltmek

That doesn't mean X, dinleyicinin çıkarabileceği bir sonucu reddeder. Ardından It just means Y, daha dar ve doğru bir anlam verir. That ve it daha önceki aynı fikre gönderme yapar; just burada “az önce” değil, “yalnızca” anlamındadır. Bu iki aşamalı kalıp, önce yanlış anlamayı, sonra da kastedilen sınırı belirterek açıklamayı düzenler. Bu cümlede bir konuşmanın birden fazla konu, hikâye veya yön içerebileceği, ancak bunların hepsinin tek bir ana fikri desteklemesi gerektiği anlatılır.

Alıştırma

Açıklamayı dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: Playing as a team ____ everyone must do the same job. ____ everyone should work toward the same goal.

Cevabı göster

doesn't mean · It just means

Here's the start of a talk without a throughline.

1:29

İşte ana teması olmayan bir konuşmanın başlangıcı.

I want to share with you some experiences I had during my recent trip to Cape Town Ton ve niyet

1:33

Sizinle, yakın zamandaki Cape Town seyahatimde edindiğim bazı deneyimleri paylaşmak

Ton ve niyet

I want to share with you: konuşmanın konusunu tanıtmak

I want to share with you..., konuşmacının ne anlatacağını dostça duyurmasının bir yoludur. With you, dinleyiciyi daha başlangıçta konuşmaya katar; bu nedenle cümle kuru bir duyurudan daha sıcak ve bağ kuran bir ifade olur. Yaygın yapı share something with someone şeklindedir. Burada with you, daha uzun olan some experiences I had ifadesinden önce gelir. Böylece konuşmacı içeriği söylemeden önce dinleyiciye yönelir.

Alıştırma

Konuşma açılışını dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: I ____ a story about my first day at a new school.

Cevabı göster

want to share with you

and then make a few observations about life on the road. Deyimler

1:37

ve ardından yollardaki yaşam hakkında birkaç gözlem yapmak istiyorum.

Deyimler

life on the road: sürekli seyahat ederek yaşamak

Bu cümlede life on the road, uzun süre seyahat ederek ve bir yerden başka bir yere giderek geçirilen günlük yaşamı anlatır. Yolun yüzeyinde yaşamak anlamına gelmez. Bu ifade, yolda olmayı bir yaşam biçimi olarak gösterir; bu nedenle sık veya uzun yolculuklardaki rutinleri, zorlukları ve deneyimleri kapsayabilir.

Alıştırma

Örnekte life on the road neyi ifade ediyor?

  1. Trafik ve sürüş kurallarını öğrenmek
  2. Bir yerden başka bir yere seyahat ederken sürdürülen günlük yaşam
  3. Yolun yüzeyinde yaşamak
Cevabı göster

Bir yerden başka bir yere seyahat ederken sürdürülen günlük yaşam

Now here's the start of a talk where the throughline is made clear from the start. Kalıp ifadeler

1:41

Şimdi de ana temanın başından beri net olduğu bir konuşmanın başlangıcı.

Kalıp ifadeler

made clear from the start: en baştan açıkça anlatılmış

Bu cümlede is made clear, insanların anlayabilmesi için bir şeyin açıklanması anlamına gelir. Yapı, açıklamayı kimin yaptığını doğrudan söylemez; burada bunu yapan kişi konuşmayı sunan kişidir. From the start zaman bilgisini ekler: ana fikir daha sonra ortaya çıkmaz, başlangıçta açıktır. Aynı yapı, erkenden açıklanan hedefleri, kuralları, rolleri veya tutumları da anlatabilir.

Alıştırma

Antrenör, çalışma başlamadan önce güvenlik kurallarını açıkladı. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The safety rules were difficult from the start.
  2. The safety rules were made clear from the start.
  3. The safety rules became clear much later.
Cevabı göster

The safety rules were made clear from the start.

On my recent trip to Cape Town,

1:46

Yakın zamandaki Cape Town seyahatimde,

I learned something new about strangers,

1:48

yabancılar hakkında yeni bir şey öğrendim,

when you can trust them and when you definitely can't. Dilbilgisi

1:50

onlara ne zaman güvenebileceğinizi ve ne zaman kesinlikle güvenemeyeceğinizi.

Dilbilgisi

when you can ... and when you definitely can't: paralel yan cümleler ve eksiltme

when ile başlayan iki yan cümle paraleldir: when you can trust them ve when you definitely can't. İkinci yan cümlede trust them sözleri, daha önce söylendiği için atılmıştır. Tam anlam when you definitely can't trust them şeklindedir. İngilizcede bağlı yapılarda tekrarlanan sözler sık sık eksiltilir. Bu yüzden kısa yan cümleyi anlarken ortak eylemi zihninde tamamlamalısın.

Alıştırma

Vurgulanan cümlede can't ifadesinden sonra hangi sözler söylenmemiş olsa da anlaşılır?

  1. learned something new
  2. about strangers
  3. trust them
Cevabı göster

trust them

Let me share with you two very different experiences I had.

1:53

İzin verin sizinle yaşadığım iki çok farklı deneyimi paylaşayım.

The version without a throughline might work for your family, Kelime

1:58

Ana teması olmayan versiyon aileniz için işe yarayabilir,

but the version with a throughline is more exciting for a general audience. Kelime

2:02

ancak ana teması olan versiyon genel bir izleyici kitlesi için daha heyecan vericidir.

Kelime

might work for your family: “uygun olmak” anlamındaki work for

might work for your family ifadesindeki work, “uygun, kabul edilebilir ya da işe yarar olmak” anlamına gelir; “bir işte çalışmak” anlamına gelmez. Konuşan kişi bu sürümün aile üyeleri için uygun olabileceğini söylüyor. Özne, doğru anlamı seçmeye yardım eder. Bir plan, saat, çözüm ya da sürüm works for someone olduğunda, o kişinin ihtiyaçlarına veya durumuna uygundur. Might kesin bir yargı değil, temkinli bir olasılık anlatır.

Alıştırma

might work for your family burada ne anlama geliyor?

  1. Aileni işe alabilir.
  2. Ailene iş yaptırabilir.
  3. Ailen için uygun olabilir.
Cevabı göster

Ailen için uygun olabilir.

Kelime

a general audience: geniş halk kitlesi

Bu cümlede a general audience, konuşmacıyı veya ailesinin geçmişini tanımayabilecek geniş halk kitlesi anlamına gelir. Kişisel bağlamı zaten biliyor olabilecek your family ile karşıtlık oluşturur. Bu ifade, net bir anlatı çizgisi olan versiyonun neden daha heyecan verici olduğunu açıklar: daha geniş bir kitle genellikle hikâyenin gerekli bağlamı ve açık düzeni kendi içinde sunmasına ihtiyaç duyar.

Alıştırma

Örnekte a general audience kimleri ifade ediyor?

  1. Yalnızca konuşmacının akrabaları
  2. Sıradan izleyici veya dinleyicilerden oluşan geniş bir grup
  3. Aynı uzmanlığa sahip bir uzman grubu
Cevabı göster

Sıradan izleyici veya dinleyicilerden oluşan geniş bir grup

Here are the throughlines of some popular TED Talks.

2:07

İşte bazı popüler TED Konuşmalarının ana temaları.

More choice actually makes us less happy. Dilbilgisi

2:11

Daha fazla seçenek aslında bizi daha az mutlu ediyor.

Dilbilgisi

More X makes us less Y: şaşırtıcı bir sonuç

Cümle, More X makes someone or something less Y kalıbını kullanır. More choice nedeni, us etkilenen kişileri, less happy ise ortaya çıkan durumu belirtir. more ve less sözcükleri şaşırtıcı bir karşıtlık oluşturur: bir şeyin artması olumlu bir sonucu azaltabilir. Actually, bu sonucun insanların bekleyebileceği şeyden farklı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi More X makes us less Y kalıbıyla tamamlayın: More screen time ____ us ____ active.

Cevabı göster

makes · less

Vulnerability is something to be treasured, Dilbilgisi

2:14

Kırılganlık değer verilmesi gereken bir şeydir,

not hidden from.

2:17

saklanması gereken değil.

Dilbilgisi

something to be treasured, not hidden from: karşıtlıkla kurulan bir değer yargısı

Something to be treasured, “değer verilmeyi hak eden bir şey” demektir. Edilgen mastar yapısı to be treasured, vulnerability sözcüğünün yaptığı bir eylemi değil, ona nasıl davranılması gerektiğini anlatır. Not hidden from, değer yargısının karşıt tarafını tamamlar. Önceki to be burada da anlaşılır: savunmasızlığa değer verilmeli, ondan kaçılmamalıdır. Burada hide from vulnerability, “savunmasızlıkla yüzleşmekten kaçınmak” demektir; from, hide from fiil öbeğinin parçasıdır.

Alıştırma

value ve avoid fiillerini edilgen yapıda kullanın: Honest feedback is something ____, not ____.

Cevabı göster

to be valued · avoided

Let's bring on a quiet revolution, Öbek fiiller

2:19

Sessiz bir devrim başlatalım,

Öbek fiiller

bring on a quiet revolution: değişim için enerjik bir çağrı

Bring on a quiet revolution ifadesinde bring on, bir değişimin gerçekleşmesine yardım etmek veya onu başlatmak anlamına gelir. Önündeki Let's ile konuşmacı herkesi bu değişimi birlikte gerçekleştirmeye çağırır; bu nedenle cümle bir eylem çağrısı gibi işler. A quiet revolution, yavaş yavaş veya fazla gürültü ve çatışma olmadan gerçekleşen büyük bir değişimi anlatan mecazdır. Gerçek anlamda siyasi bir devrim olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Bir toplum toplantısında hangi cümle istenen bir değişim için enerjik çağrı yapar?

  1. Stress can bring on a severe headache.
  2. They brought in a new safety inspector.
  3. Let's bring on a new era of safer streets!
Cevabı göster

Let's bring on a new era of safer streets!

a world redesigned for introverts.

2:22

içedönükler için yeniden tasarlanmış bir dünya.

A history of the universe in 18 minutes shows a journey from chaos to order. Kalıp ifadeler

2:25

18 dakikada evrenin tarihi, kaostan düzene doğru bir yolculuğu gösterir.

Kalıp ifadeler

from chaos to order: değişimin başlangıcını ve sonunu göstermek

from X to Y kalıbı, bir değişimin başlangıç ve bitiş durumunu gösterir. Burada chaos başlangıç, order ise sonuçtur. Bu kalıp yalnızca yerler arasındaki hareketi değil, iki durum arasındaki açık geçişi göstererek bir hikâyeyi veya açıklamayı da düzenleyebilir.

Alıştırma

from ... to ... değişim kalıbını tamamlayın: By Friday, our project went ____ a rough idea ____ a finished model.

Cevabı göster

from · to

Terrible city flags can reveal surprising design secrets.

2:31

Berbat şehir bayrakları şaşırtıcı tasarım sırlarını ortaya çıkarabilir.

A ski trek to the South Pole threatened my life and changed my sense of purpose. Kalıp ifadeler

2:35

Güney Kutbu'na yapılan bir kayak yürüyüşü hayatımı tehdit etti ve amaç duygumu değiştirdi.

Kalıp ifadeler

sense of purpose: yön ve anlam duygusu

Sense of purpose, hayatınızın veya yaptıklarınızın açık bir yönü ve önemi olduğunu hissetmektir. Bu, fiziksel bir his ya da tek bir somut hedef değil, içten gelen bir anlam duygusudur. Bu cümlede changed my sense of purpose, yaşanan deneyimin konuşmacının neyi yapmaya değer bulduğunu ve bunu neden yaptığını anlama biçimini değiştirdiğini anlatır.

Alıştırma

İçsel yön ve anlam duygusunu belirten ifadeyi kullanın: Helping at the animal shelter gave Mia a strong ____.

Cevabı göster

sense of purpose

Remember lesson one,

2:42

Birinci dersi hatırlıyor musunuz,

when we compared a talk to a journey that a speaker and an audience go on together? Anlatım akışı

2:43

bir konuşmayı konuşmacı ve izleyicinin birlikte çıktığı bir yolculuğa benzettiğimiz zamanı?

Anlatım akışı

compared a talk to a journey: bir konuşmayı benzetmeyle açıklamak

compared a talk to a journey ifadesinde a talk açıklanan düşüncedir, a journey ise onu anlamaya yardımcı olan somut modeldir. Bu karşılaştırma, dinleyicilerin konuşmayı hareketi, yönü ve ilerleyişi olan bir şey olarak düşünmesini sağlar. compare A to B kalıbı çoğu zaman bir benzetme kurar: B, dinleyicilere A’yı anlamanın bir yolunu verir. Burada ayrıca sonraki düşünceleri ayrı bilgiler olarak değil, tek bir yolun bağlantılı parçaları olarak düzenler.

Alıştırma

Benzetmeyi compare A to B kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: To explain memory, the teacher ____ a filing cabinet.

Cevabı göster

compared memory to

If a talk is a journey, Dilbilgisi

2:48

Eğer bir konuşma bir yolculuksa,

then the throughline is the path that journey takes.

2:49

ana tema o yolculuğun izlediği yoldur.

Dilbilgisi

If a talk is a journey, then ...: bir benzetmeyi geliştirmek

Burada If a talk is a journey, then ... gerçek bir olasılıktan söz etmez. Dinleyicilerden konuşmanın bir yolculuk olduğu imgesini kabul etmelerini ister ve ardından başka bir eşleştirme yapar: konuşmanın ana hattı yoldur. Tekrar kullanılabilen If A is B, then C is D kalıbı benzetmeyi açık tutar. If başlangıçtaki imgeyi verir, then ise bundan çıkan eşleşen düşünceyi tanıtır.

Alıştırma

Benzetmeyi iki bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: ____ a plan is a map, ____ each task is a stop on the route.

Cevabı göster

If · then

Following the path of a throughline makes sure there are no impossible leaps. Notlar

2:53

Bir ana temanın yolunu izlemek, imkansız sıçramaların olmamasını sağlar.

Anlatım akışı

Bilgiyi düzenleyen bir yol metaforu olarak Following the path

Bu cümlede Following the path, gerçek bir yolda yürümek anlamına gelmez. Bir throughline'ı, dinleyicinin bir düşünceden diğerine kadar izleyebileceği bir yol olarak gösteren imgeyi sürdürür. Bu ifade, açıklamayı bir yolculuk gibi düzenler: düşünceler açık bir sırayla sunulmalı ve her adım bir sonraki adıma bağlanmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede Following the path neyi düzenliyor?

  1. Ana düşünce çizgisindeki fikirlerin sırası ve bağlantısı
  2. Fiziksel bir sıçrama yapmanın kuralları
  3. Gerçek bir yolda yürümek için yön tarifleri
Cevabı göster

Ana düşünce çizgisindeki fikirlerin sırası ve bağlantısı

Deyimler

Mantıksal boşluklar için bir metafor olarak impossible leaps

Burada impossible leaps, düşünceler arasındaki geçişlerin dinleyicinin takip edemeyeceği kadar büyük olmasını anlatan bir metafordur. Fiziksel olarak sıçramayı anlatmaz. Bu imge, akıl yürütmedeki soyut bir boşluğu aşılamayan bir mesafeye dönüştürür. Açıklamada düşünceleri bağlayan bir veya daha fazla adımın eksik olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede impossible leaps ne anlama geliyor?

  1. Haritadaki yerler arasındaki uzun mesafeler
  2. Bir sporcu için zor olan sıçramalar
  3. Düşünceler arasında dinleyicinin takip edemeyeceği kadar büyük boşluklar
Cevabı göster

Düşünceler arasında dinleyicinin takip edemeyeceği kadar büyük boşluklar

By the end of the talk, Kalıp ifadeler

2:59

Konuşmanın sonunda,

the speaker and the audience have arrived together at a satisfying destination. Deyimler

3:00

konuşmacı ve izleyici tatmin edici bir varış noktasına birlikte ulaşırlar.

Kalıp ifadeler

By the end of the talk: bir son noktaya kadar ulaşılan sonuç

By the end of the talk, konuşmanın bitişini bir son tarih ya da varış noktası olarak belirler. Konuşma ilerledikten sonra, sonucun en geç o noktada gerçekleşmiş olduğu anlamına gelir. Bu kalıp genellikle tamamlanmış bir sonucu tanıtır: by the end of + bir süre veya olay; ardından o noktada neyin artık doğru olduğunu söyleyen bir cümlecik gelir.

Alıştırma

Sonucun haftanın sonunda veya daha önce hazır olduğunu gösterecek şekilde hedef kalıbı tamamlayın: ____ the end of the week, we had a workable plan.

Cevabı göster

By

Deyimler

Bir konuşma benzetmesi olarak arrived together at a satisfying destination

Arrived together at a satisfying destination, konuşmanın bir yolculuk olduğu benzetmesini sürdürür. Kimse gerçek bir yere gitmez; destination, konuşmanın açık, eksiksiz ve tatmin edici sonucunu ya da ortak bir anlayışı temsil eder. Arrived sonuca ulaşmayı, together konuşmacının dinleyicileri oraya yönlendirdiğini, satisfying ise konuşmanın iyi bittiği duygusunu anlatır.

Alıştırma

Örnekte "arrived together at a satisfying destination" ne anlama geliyor?

  1. Konuşmacı bitirdi ama dinleyiciler hiçbir şey öğrenmedi.
  2. Birlikte açık ve tatmin edici bir anlayışa ulaştılar.
  3. Gerçekten hoş bir yere yolculuk ettiler.
Cevabı göster

Birlikte açık ve tatmin edici bir anlayışa ulaştılar.

So how do you figure out your throughline? Öbek fiiller

3:06

Peki, ana temanızı nasıl bulursunuz?

Öbek fiiller

figure out: düşünerek bir sonuca ulaşmak

Figure out, düşünerek, analiz ederek veya farklı olasılıkları deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir cevaba ulaşmak demektir. Bu soruda, konuşmayı düzenleyecek ana çizginin nasıl belirleneceğini anlatır. Ardından bir isim veya soru yan cümlesi gelebilir: figure out the problem; figure out what to do. Belirsizlikten anlayışa veya çözüme ulaşma sürecini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out, düşünerek bir cevaba ulaşmak anlamında kullanılmıştır?

  1. We need to find out when the store closes.
  2. We need to point out the error in the report.
  3. We need to figure out why the printer keeps stopping.
Cevabı göster

We need to figure out why the printer keeps stopping.

Pick an idea that can be properly explored in the time you have to give your talk.

3:09

Konuşmanızı yapmak için sahip olduğunuz süre içinde düzgün bir şekilde keşfedilebilecek bir fikir seçin.

Then make sure everything you include in your talk links back to this main idea. Öbek fiiller

3:14

Ardından, konuşmanıza dahil ettiğiniz her şeyin bu ana fikre bağlandığından emin olun.

Öbek fiiller

links back to: bir ayrıntıyı ana fikre yeniden bağlamak

Links back to, bir ayrıntının daha önce belirtilen veya merkezde bulunan bir fikre yeniden bağlandığını anlatır. Burada konuşmanın her bölümü, ilgisiz olmak yerine ana fikirle açık bir ilişki içinde olmalıdır. Back, ana fikri sonraki içeriğin geri dönüp bağlandığı bir referans noktası olarak gösterir. Kalıp link back to + fikir, konu veya kaynak şeklindedir; burada everything dil bilgisi açısından tekil olduğu için links kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için link back to ifadesini doğru biçimde kullanın: Each supporting example ____ the main claim.

Cevabı göster

links back to

Creating a great talk that fits into a limited period of time can be hard work, Kalıp ifadeler

3:20

Sınırlı bir zaman dilimine sığan harika bir konuşma oluşturmak zor bir iş olabilir,

Kalıp ifadeler

fit into a limited period of time: sınırlı süreye sığmak

Bu cümlede fits into a limited period of time, “mevcut süreyi aşmayacak kadar kısadır” anlamına gelir. that fits ... sözleri talk kelimesini açıklar. Fit into yalnızca bir nesneyi bir alanın içine koymak anlamına gelmez; bir şeyin belirli bir sınıra uymasını da anlatabilir. Bir konuşma, rapor, ders veya görev süreyi aşmadan tamamlanabiliyorsa bir zaman aralığına fit into eder.

Alıştırma

“The cleanup has to fit into a ten-minute break,” cümlesinde fit into ne anlama gelir?

  1. Grup içinde popüler olmak
  2. Bir saklama kutusunun içine konmak
  3. Mevcut süre içinde tamamlanmak
Cevabı göster

Mevcut süre içinde tamamlanmak

but there's a right way and a wrong way to go about it. Notlar

3:25

ancak bunu yapmanın doğru bir yolu ve yanlış bir yolu vardır.

Anlatım akışı

there's a right way and a wrong way: yöntemleri doğru ve yanlış diye karşılaştırmak

There's a right way and a wrong way, iki parçalı net bir karşıtlık kurar. Dinleyiciye, konuşmacının birazdan iyi bir yöntemle kötü bir yöntemi birbirinden ayıracağını bildirir. Bir konuşmada veya talimatlarda bu ifade yön gösteren bir işaret gibi çalışır: ardından bir karşılaştırma, örnekler ya da ne yapılması ve ne yapılmaması gerektiğiyle ilgili öneriler beklenir.

Alıştırma

Bir yöntem anlatımında “There's a right way and a wrong way to cross a busy street” neyin işaretidir?

  1. Konuşmacı konuyu bitirdi ve başka açıklama yapmayacak.
  2. Konuşmacı iyi bir yöntemle kötü bir yöntemi karşılaştıracak.
  3. Konuşmacı iki farklı yere giden yolları tarif ediyor.
Cevabı göster

Konuşmacı iyi bir yöntemle kötü bir yöntemi karşılaştıracak.

Öbek fiiller

to go about it: bir görevi belirli bir şekilde ele almak

go about it içindeki go about, bir görevi belirli bir şekilde ele almak veya o göreve başlamak anlamına gelir. Bir yere doğru yürümek anlamında değildir. it zamiri, daha önce konuşulan görevi veya durumu temsil eder. a way to go about something kalıbı yönteme odaklanır: yalnızca eylemin ne olduğunu değil, nasıl ele alındığını anlatır.

Alıştırma

Örnekteki to go about it ne anlama geliyor?

  1. onu belirli bir şekilde ele almak
  2. onu kendi hâline bırakmak
  3. etrafında yürümek
Cevabı göster

onu belirli bir şekilde ele almak

The wrong way is to include all the points you think you need,

3:29

Yanlış yol, ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüz tüm noktaları dahil etmek,

but cover them as briefly as possible, Kalıp ifadeler

3:33

ancak bunları olabildiğince kısaca ele almak,

Kalıp ifadeler

as briefly as possible: as ... as possible kalıbı

As briefly as possible, durumun makul olarak izin verdiği kadar az sözcük ya da az zaman kullanmak demektir. Briefly, cover fiilini niteleyen bir zarftır; bu nedenle konuların nasıl ele alınması gerektiğini anlatır. Aktarılabilir kalıp as + sıfat veya zarf + as possible biçimindedir. Bir niteliği ya da yapılış biçimini, o durumda uygulanabilir olan en yüksek dereceye çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi briefly içeren hedef ifadeyle tamamlayın: Please explain your answer ____.

Cevabı göster

as briefly as possible

maybe skipping out on details or examples. Öbek fiiller

3:35

belki ayrıntıları veya örnekleri atlamaktır.

Öbek fiiller

skipping out on: yapılması beklenen bir kısmı atlamak

Burada skipping out on details or examples, konuşanın eklenmesi gerektiğini düşündüğü destekleyici bilgileri dışarıda bırakmak anlamına gelir. İfade hafif bir eleştiri de taşır: yazan kişi yalnızca tarafsız bir seçim yapmak yerine işin bir bölümünden kaçınıyor olabilir. Yapı skip out on + isim veya -ing biçimidir. Genellikle yapılması ya da eklenmesi beklenen bir etkinlikten, sorumluluktan veya bölümden kaçınıldığını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede skipping out on details or examples ne anlatıyor?

  1. Örnekleri başka bir bölüme koymak
  2. Ayrıntıları daha yavaş okumak
  3. Eklenmesi beklenen desteği dışarıda bırakmak
Cevabı göster

Eklenmesi beklenen desteği dışarıda bırakmak

You can create a short script this way with every topic you want to cover included in summary form. Kalıp ifadeler

3:39

Ele almak istediğiniz her konunun özet formunda dahil edildiği kısa bir metni bu şekilde oluşturabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

in summary form: yalnızca ana noktaları sunmak

In summary form, içeriğin tüm ayrıntılar yerine ana noktaları koruyan kısa bir genel bakış olarak sunulması demektir. Burada her konu yer alır, ancak her biri yalnızca kısaca açıklanır. in + tür + form yapısı, bilginin nasıl sunulduğunu anlatır. Bu ifadede form, doldurulacak boşlukları olan bir form değil, sunum biçimi anlamındadır.

Alıştırma

Öğrendiğiniz ifadeyi kullanarak yönergeyi tamamlayın: Please present the project plan ____, giving only the main points.

Cevabı göster

in summary form

You may even think there's a throughline connecting it all together.

3:45

Hatta hepsini birbirine bağlayan bir ana tema olduğunu bile düşünebilirsiniz.

But throughlines that connect a great many things don't often work.

3:48

Ancak çok fazla şeyi birbirine bağlayan ana temalar genellikle işe yaramaz.

If you rush through many different topics without exploring them deeply, Öbek fiiller

3:53

Pek çok farklı konuyu derinlemesine keşfetmeden hızlıca geçerseniz,

Öbek fiiller

rush through: bir şeyi fazla hızlı ve yeterince özenmeden yapmak

Rush through something, bir şeyi baştan sona yeterli özen veya dikkat göstermeden çok hızlı yapmak anlamına gelir. Burada konuşan kişi, birçok konunun ele alınıp hiçbirinin derinlemesine incelenmemesinden söz ediyor. rush through + görev, metin, konu veya süreç kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“Çok hızlı ve yeterli özen göstermeden yapmak” anlamındaki ders ifadesiyle uyarıyı tamamlayın: Don't ____ the instructions.

Cevabı göster

rush through

your points won't land with any force. Deyimler

3:57

anlattığınız noktalar herhangi bir etki yaratmayacaktır.

Deyimler

points won't land with any force: düşünceler güçlü bir etki yaratmayacak

Burada land fiziksel olarak yere inmek anlamına gelmez. Bir düşüncenin dinleyiciye ulaşıp amaçlanan etkiyi yaratmasını anlatan bir benzetmedir. Points won't land, düşüncelerin açıkça anlaşılmayacağı, hissedilmeyeceği veya hatırlanmayacağı anlamına gelir. With any force olumsuz anlamı güçlendirir: düşünceler çok az güçlü etki yaratır veya hiç yaratmaz. Bu ifade düşüncelerin gerçekten doğru olup olmadığını değil, dinleyicinin tepkisini değerlendirir.

Alıştırma

"The main point didn't land with the audience" ne anlama gelir?

  1. Anlatılmak istenen nokta dinleyicilerin önündeki yere kondu.
  2. Anlatılmak istenen noktanın gerçekte yanlış olduğu kanıtlandı.
  3. Dinleyiciler anlatılmak istenen noktayı tam olarak anlamadı veya amaçlanan etkiyi hissetmedi.
Cevabı göster

Dinleyiciler anlatılmak istenen noktayı tam olarak anlamadı veya amaçlanan etkiyi hissetmedi.

It's a simple equation.

4:00

Bu basit bir denklemdir.

Overstuffed equals under-explained. Anlatım akışı

4:02

Aşırı dolu olmak, yetersiz açıklama anlamına gelir.

Anlatım akışı

Overstuffed equals under-explained: formül benzeri bir özet

Bu cümle konuşmacının görüşünü basit bir denklem gibi sunar: Bir konuşmaya gereğinden fazla içerik sıkıştırıldığında, fikirler yeterince açıklanamaz. Dengeli X equals Y yapısı, önceki savı kısa ve akılda kalıcı bir sonuca dönüştürür. Burada equals gerçek bir matematiksel eşitliği değil, güçlü bir neden-sonuç ilişkisini belirtir.

Alıştırma

Bu bölümde “Overstuffed equals under-explained” cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Önceki fikri kısa ve akılda kalıcı bir kurala dönüştürür.
  2. Gerçek bir matematik hesabı başlatır.
  3. Özetlemeden ayrıntılı bir örnek ekler.
Cevabı göster

Önceki fikri kısa ve akılda kalıcı bir kurala dönüştürür.

To say something meaningful in a talk,

4:06

Bir konuşmada anlamlı bir şey söylemek için,

you have to take the time to do at least two things. Kalıp ifadeler

4:09

en az iki şeyi yapmak için zaman ayırmanız gerekir.

Kalıp ifadeler

take the time to: yalnızca boş zaman değil, bilinçli çaba

Take the time to + fiilin yalın hâli, bir şeyi özenle yapmak için gereken zamanı bilinçli olarak ayırmak demektir. Yalnızca zamanın müsait olmasını değil, isteği, sabrı veya çabayı vurgular. Bu cümlede konuşmacı, anlamlı bir şey anlatmak için sonraki iki görevin aceleyle geçiştirilmeden dikkatle yapılması gerektiğini söylüyor.

Alıştırma

Özenli çabayı vurgulamak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Before you submit the form, ____ check every name and date.

Cevabı göster

take the time to

First, you have to show why what you have to say matters. Anlatım akışı

4:12

Birincisi, söyleyeceğiniz şeyin neden önemli olduğunu göstermelisiniz.

Anlatım akışı

show why what you have to say matters: dinleyicilere önemsemeleri için bir neden vermek

Show why what you have to say matters, bir konuşmayı düzenleme adımıdır: devam etmeden önce dinleyicilere mesajınızı önemsemeleri için bir neden verirsiniz. What you have to say, iletmek istediğiniz mesaj demektir; why ... matters ise bunun neden önemli olduğunu açıklamanızı ister. Buradaki show, yalnızca önemli olduğunu söylemek değil, bir açıklama veya örnekle nedeni açıkça ortaya koymak anlamına gelir.

Alıştırma

Bir konuşmacı, bir konunun neden önemli olduğunu göstermek için ne yapmalıdır?

  1. Dinleyicilere konuyu önemsemeleri için açık bir neden vermek.
  2. Konunun başlığını birkaç kez tekrarlamak.
  3. Önemini açıklamadan ayrıntılara geçmek.
Cevabı göster

Dinleyicilere konuyu önemsemeleri için açık bir neden vermek.

What is the question you're trying to answer? Anlatım akışı

4:17

Cevaplamaya çalıştığınız soru nedir?

What's the problem you're trying to solve?

4:19

Çözmeye çalıştığınız sorun nedir?

What's the experience you're trying to share?

4:21

Paylaşmaya çalıştığınız deneyim nedir?

Anlatım akışı

the question you're trying to answer ... the problem you're trying to solve ... the experience you're trying to share: paralel bir liste

Bu üç soru paralel bir liste oluşturur. Her biri the + isim + you're trying to + fiil kalıbını kullanır ve question ile answer, problem ile solve, experience ile share doğal olarak eşleşir. Birlikte, konuşmanın amacını seçme gibi geniş bir görevi üç açık kontrol noktasına dönüştürürler. Tekrarlanan yapı, dinleyicilerin listeyi takip etmesini ve üç yönü karşılaştırmasını kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu üç soruluk dizi, konuşmacının düşüncelerini nasıl düzenler?

  1. Yeni bir yön eklemeden aynı soruyu tekrarlar.
  2. Geniş bir planlama görevini üç açık kontrol noktasına dönüştürür.
  3. Dinleyiciler hakkında birbiriyle ilgisiz üç bilgi verir.
Cevabı göster

Geniş bir planlama görevini üç açık kontrol noktasına dönüştürür.

Second, you have to flesh out each point you make with real examples, Notlar

4:25

İkincisi, ortaya koyduğunuz her noktayı gerçek örneklerle,

stories, and facts.

4:30

hikayelerle ve gerçeklerle somutlaştırmalısınız.

Öbek fiiller

flesh out: ayrıntı ve destek eklemek

Flesh out; bir fikri, noktayı, planı veya hikâyeyi daha dolu ve anlaşılır hâle getirmek için yeterli ayrıntı ve destek eklemek demektir. Mecazlı bir ifadedir; kelimenin gerçek anlamıyla et eklemek anlamına gelmez. Bu cümlede each point geliştirilen şeydir; with real examples, stories, and facts ise hangi malzemelerin ekleneceğini belirtir. Ayrılabilen bir öbek fiildir: flesh out the point veya flesh the point out denebilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: flesh it out.

Alıştırma

“Destekleyici ayrıntılar eklemek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The main idea is good; now ____ it with an example.

Cevabı göster

flesh out

Anlatım akışı

with real examples, stories, and facts: üç parçalı destek listesi

With edatı, her noktayı geliştirmek için kullanılan malzemeyi tanıtır. “Neyle?” ya da daha doğal bir ifadeyle “Nasıl?” sorusunu yanıtlar. Birbirine paralel üç çoğul isim—examples, stories ve facts—genel bir yönergeyi uygulanabilir bir destek malzemesi listesine dönüştürür. Examples belirli durumları gösterir, stories olaylar aracılığıyla fikirleri somutlaştırır ve facts doğrulanabilir bilgiler ekler.

Alıştırma

With real examples, stories, and facts ifadesi cümlede ne işlev görür?

  1. Noktaların hangi sırayla sunulması gerektiğini gösterir.
  2. Her noktayı üç yeni konuyla değiştirir.
  3. Her noktayı geliştirmek için kullanılan destek malzemesini belirtir.
Cevabı göster

Her noktayı geliştirmek için kullanılan destek malzemesini belirtir.

This is how an idea that's important to you can be built in someone else's mind. Deyimler

4:32

Sizin için önemli olan bir fikir, başkasının zihninde işte böyle inşa edilebilir.

Deyimler

can be built in someone else's mind: aşamalı anlamayı inşa etmeye benzetmek

Can be built in someone else's mind, anlamayı bir şey inşa etmeye benzetir. Fikir fiziksel bir nesne değildir; başka biri, konuşanın açıklamaları, örnekleri ve kanıtları sayesinde bu fikri zihninde yavaş yavaş oluşturur. Edilgen can be built yapısı, fikre ve dinleyenin zihninde oluşan sonuca odaklanır. İngilizcede adım adım gelişen anlayışı anlatmak için inşa etmeyle ilgili sözcükler sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan benzetme ne anlama geliyor?

  1. Konuşan fikrin yok olmasını sağlayabilir.
  2. Birisi başka bir kişinin kafasının içinde fiziksel bir nesne inşa edebilir.
  3. Dinleyen, fikri yavaş yavaş anlayabilir ve zihninde oluşturabilir.
Cevabı göster

Dinleyen, fikri yavaş yavaş anlayabilir ve zihninde oluşturabilir.

To give a really good talk,

4:38

Gerçekten iyi bir konuşma yapmak için,

you may have to cut back on how many topics you want to cover Öbek fiiller

4:40

kapsamak istediğiniz konu sayısını azaltmanız

Öbek fiiller

cut back on: miktarı veya sıklığı azaltmak

Cut back on, bir şeyin miktarını, sayısını veya sıklığını azaltmak demektir. Burada, ele alınması planlanan konu sayısını azaltmak anlamına gelir. Bu ifade genellikle her şeyi tamamen kaldırmak anlamına gelmez. Kalan zamanın, paranın veya emeğin daha iyi kullanılabilmesi için planlı ve kullanışlı bir azaltmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin bir alışkanlığı azalttığını ancak mutlaka tamamen bırakmadığını anlatıyor?

  1. We're trying to cut back on sugary drinks.
  2. We're refusing every sugary drink from now on.
  3. We're buying more sugary drinks than before.
Cevabı göster

We're trying to cut back on sugary drinks.

and instead focus on a single connected thread, Anlatım akışı

4:44

ve bunun yerine birbirine bağlı tek bir konuya,

a throughline,

4:47

yani kapsamlı ve eksiksiz bir şekilde sunmak için zamanınızın olduğu bir ana temaya

that you have time to present thoroughly and completely.

4:48

odaklanmanız gerekebilir.

Anlatım akışı

focus on a single connected thread, a throughline: bağlantılı tek bir ana hatta odaklanmak

Burada thread, bir konuşmanın tüm bölümlerini birbirine bağlayan tek bir ana fikrin metaforudur. A throughline, a single connected thread ifadesini başka bir adla açıklayan bir eş görevli isim öbeğidir. Focus on, bilgilerin nasıl düzenleneceğini gösterir. Birbiriyle gevşek biçimde ilişkili birçok noktayı toplamak yerine, dinleyicinin izleyebileceği tek bir çizgi seçip onu tam olarak geliştirmek gerekir.

Alıştırma

“focus on a single connected thread, a throughline” konuşmacıdan ne yapmasını ister?

  1. Konuşmanın tamamını, bölümleri birbirine bağlayan tek bir fikir etrafında kurmak.
  2. Konuşma sırasında gerçek bir ip kullanmak.
  3. Birbiriyle ilgisiz mümkün olduğunca çok fikirden söz etmek.
Cevabı göster

Konuşmanın tamamını, bölümleri birbirine bağlayan tek bir fikir etrafında kurmak.

This is the right way to make a great talk fit into a limited amount of time.

4:52

Harika bir konuşmayı sınırlı bir süreye sığdırmanın doğru yolu budur.

You may make fewer points than you would without a throughline,

4:58

Ana temanız olmadan değineceğinizden daha az noktaya değinebilirsiniz,

but the points you do make will have more of an impact. Notlar

5:01

ancak değindiğiniz noktalar daha fazla etki yaratacaktır.

Dilbilgisi

do make: olumlu cümlecikte vurgulayıcı do

Bu olumlu ilgi cümleciğini kurmak için do gerekli değildir; the points you make zaten dil bilgisi açısından doğrudur. Do eklemek vurgu oluşturur; bu nedenle the points you do make, “gerçekten veya kesinlikle ele aldığınız noktalar” anlamına gelir. Bu vurgu, fewer points ile kurulan karşıtlığı destekler: noktaların sayısı daha az olabilir, ancak gerçekten dahil edilenler daha önemli olabilir. Yapı do, does veya did + ana fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulayıcı yardımcı fiille tamamlayın: I ____ understand your concern, but I still disagree.

Cevabı göster

do

Kalıp ifadeler

will have more of an impact: daha büyük bir etki yaratacak

Have an impact, bir kişiyi veya şeyi fark edilir biçimde etkilemek demektir. More of an impact, etki sayısını değil etkinin gücünü karşılaştırır: ortaya çıkacak etki daha büyük olacaktır. Bu cümlede will have, ortaya çıkacak sonucu öngörür. Konuşmacı fewer points ile geriye kalan noktaların daha güçlü etkisini karşılaştırır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp have more of an impact (on someone or something) than ... şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: A clear example will ____ than a long list.

Cevabı göster

have more of an impact

Less can be more. Deyimler

5:05

Az aslında çok olabilir.

Deyimler

Less can be more: daha azıyla daha iyi sonuç almak

Less can be more yaygın bir sözdür: Bir şeyin miktarını azaltmak bazen sonucu daha açık, daha güçlü veya daha iyi hâle getirebilir. Less daha küçük miktarı, more ise daha büyük yararı ya da etkiyi belirtir; bu nedenle söz gerçek anlamda bir matematik ifadesi değildir. Bu cümle, neyin korunacağını seçmek için kısa bir ilke olarak kullanılır. Bu bağlamda, daha az noktaya değinmenin her bir noktayı daha güçlü kılabileceği fikrini özetler.

Alıştırma

Öneriyi bu dersteki sözle tamamlayın: ____ when you are removing repeated details from a story.

Cevabı göster

Less can be more

Choosing a throughline will help you determine which topics to include in your talk Dilbilgisi

5:09

Bir ana tema seçmek, konuşmanıza hangi konuları dahil edeceğinizi

and which to leave out.

5:13

ve hangilerini dışarıda bırakacağınızı belirlemenize yardımcı olacaktır.

Dilbilgisi

which topics to include ... which to leave out: paralel wh + to yapıları

which topics to include ve which to leave out, determine fiilinden sonra gelen iki paralel wh + to yapısıdır. Her biri kararın bir yönünü gösterir: konuşmaya neyin gireceğini ve neyin girmeyeceğini. İkinci yapıda topics sözcüğü, anlam zaten açık olduğu için kullanılmaz. Tam düşünce which topics to leave out şeklindedir. İki kısmın da which ... to ... biçiminde olması seçimi takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle which topics to include and which to leave out ile aynı paralel yapıyı kullanır?

  1. Some examples are useful, but others are not.
  2. We need to keep every example in the final draft.
  3. We need to decide which examples to keep and which to remove.
Cevabı göster

We need to decide which examples to keep and which to remove.

It will help you filter out anything that doesn't connect to your main idea. Öbek fiiller

5:15

Ana fikrinizle bağlantısı olmayan her şeyi filtrelemenize yardımcı olacaktır.

Öbek fiiller

filter out: istenmeyen şeyleri elemek

filter out, bir koşulu karşılamayan veya istenmeyen şeyleri çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede nesnesi anything that doesn't connect to your main idea olduğundan, ana fikirle ilgisi olmayan tüm içeriği elemek anlamındadır. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir: filter out the noise veya filter the noise out denebilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: filter it out.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü öbek fiille tamamla: The app can ____ spam messages before they reach your inbox.

Cevabı göster

filter out

If you're having trouble focusing your throughline, Kalıp ifadeler

5:20

Ana temanızı odaklamakta sorun yaşıyorsanız,

Kalıp ifadeler

you're having trouble focusing: have trouble + fiil-ing

have trouble + fiil-ing kalıbı, bir eylemi yapmanın zor olduğunu anlatır. -ing biçimi zor olan eylemi belirtir. Burada you're having trouble focusing, ana çizgiyi netleştirmenin zor olduğu anlamına gelir; have trouble sonrasında to focus değil focusing kullanılır. are having biçimi, zorluğun şu anda veya mevcut durumda yaşandığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + have fiilinin uygun biçimi + trouble + fiil-ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için focus fiilinin doğru biçimini kullanın: Mia is having trouble ____ on her homework.

Cevabı göster

focusing

a good exercise is to try to say it in no more than 15 words. Kalıp ifadeler

5:22

iyi bir egzersiz onu en fazla 15 kelimeyle ifade etmeye çalışmaktır.

Kalıp ifadeler

in no more than 15 words: en fazla 15 kelime

no more than + sayı, belirtilen sayıyı da içeren bir üst sınır koyar. in no more than 15 words, “15 kelime veya daha az” demektir: 15 kelimeye izin verilir, 16 kelimeye verilmez. in edatı, sınırı fikrin nasıl ifade edileceğine bağlar. Bu kalıp kelime, cümle, süre, sayfa veya başka ölçülebilir miktarlara sınır koyan yönergelerde yaygındır.

Alıştırma

Bir öğretmen "Write your answer in no more than 15 words." diyor. Bu sınır neye izin verir?

  1. 15 kelime veya daha az
  2. Yalnızca tam 15 kelime
  3. 15 kelime veya daha fazla
Cevabı göster

15 kelime veya daha az

What is the precise idea you want to build inside your listeners? Deyimler

5:28

Dinleyicilerinizin içinde inşa etmek istediğiniz kesin fikir nedir?

Deyimler

build inside your listeners benzetmesi

Buradaki build, fiziksel bir nesne inşa etmek anlamına gelmez. Bir fikrin dinleyicilerin zihninde yavaş yavaş oluşmasına yardımcı olmak demektir. Inside your listeners onların bedenlerinin içini değil, düşüncelerini ve anlayışlarını anlatır. Bu benzetme iletişimi bir fikir inşa etmek gibi gösterir: amaç, dinleyicilerin yalnızca sözcükleri duyması değil, bir şeyi açıkça anlamasıdır.

Alıştırma

Build inside your listeners burada ne anlama geliyor?

  1. Dinleyicilerin bedenlerinin içinde bir şey inşa etmek demektir.
  2. Bir fikrin dinleyicilerin zihninde açıkça oluşmasına yardımcı olmak demektir.
  3. Dinleyicilerden konuşmanın tamamını oluşturmalarını istemek demektir.
Cevabı göster

Bir fikrin dinleyicilerin zihninde açıkça oluşmasına yardımcı olmak demektir.

What do you want them to take away from your talk? Öbek fiiller

5:32

Konuşmanızdan ne elde etmelerini istiyorsunuz?

Öbek fiiller

Take something away from your talk: konuşmadan ders çıkarmak

Buradaki take away from your talk, konuşmadan önemli bir şey öğrenip bunu hatırlamak demektir. Fiziksel olarak hiçbir şey götürülmez. Kalıp take + fikir veya ders + away from + kaynak şeklindedir. Soruda what, fikir veya dersin yerini tutar: What do you want them to take away from your talk?

Alıştırma

Ana noktayı öğrenip hatırlamak anlamındaki üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: What did you ____ the science museum visit?

Cevabı göster

take away from

Here are some questions to ask yourself as you're working out your throughline. Öbek fiiller

5:36

Ana temanızı oluştururken kendinize sormanız gereken bazı sorular şunlardır.

Öbek fiiller

working out your throughline: ana hattı oluşturup netleştirmek

Buradaki working out, egzersiz yapmak değil; bir şeyi düşünerek şekillendirmek ve netleştirmek anlamına gelir. Throughline, bir konuşmanın bütün bölümlerini birbirine bağlayan ana fikirdir. Bu nedenle working out your throughline, bu ana hattı açık hâle gelene kadar geliştirmek demektir. work out + şey yapısı, düşünme, konuşma veya planlama yoluyla net bir sonuca ulaşmayı anlatabilir. Örneğin work out the details şeklinde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve ‘düşünüp netleştirmek’ anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before the meeting, we need to ____ the main points.

Cevabı göster

work out

Is this a topic that means something to me? Kalıp ifadeler

5:40

Bu benim için bir anlam ifade eden bir konu mu?

Kalıp ifadeler

means something to me: benim için anlam taşımak

Bu cümlede means something to me, konunun konuşan kişi için kişisel bir öneme, değere veya duygusal bağa sahip olduğunu anlatır. Buradaki mean, konunun tanımını vermiyor. Kullanılabilir kalıp something means something to someone şeklindedir: önemli olan şey özne olur, kişi ise to sözcüğünden sonra gelir. Something, bunun neden veya ne kadar önemli olduğunu tam olarak belirtmez.

Alıştırma

This small medal means something to me cümlesinde means something to me ne anlatır?

  1. Benim için kişisel bir değeri veya önemi vardır.
  2. Bana bir kelimenin sözlük anlamını söyler.
  3. Belirli bir miktar para değerindedir.
Cevabı göster

Benim için kişisel bir değeri veya önemi vardır.

Does it inspire curiosity?

5:43

Merak uyandırıyor mu?

Does it offer the audience a new way of looking at something? Kalıp ifadeler

5:46

İzleyiciye bir şeye bakmanın yeni bir yolunu sunuyor mu?

Kalıp ifadeler

a new way of looking at something: yeni bir bakış açısı

Bu cümlede a new way of looking at something yeni bir bakış açısı, yani bir konuyu farklı biçimde anlama, düşünme veya değerlendirme yolu demektir. Buradaki looking at mecazidir; yalnızca gözlerle bakmak anlamına gelmez. Kalıp a way of + -ing biçimidir. Something genel bir sözcüktür ve the problem, history, the data gibi ifadelerle değiştirilebilir. Cümlenin tamamı, konuşmanın dinleyicilerin düşünme biçimini değiştirip değiştirmediğini sorar.

Alıştırma

Bu cümlede dersteki kalıbı tamamlayın: The documentary offers a new way of ____ city life.

Cevabı göster

looking at

Is my talk a gift? Deyimler

5:49

Benim konuşmam bir hediye mi?

Deyimler

Is my talk a gift?: dinleyiciye sunulan değerin benzetmesi

Is my talk a gift? kişinin kendini değerlendirmek için sorduğu mecazi bir sorudur. Konuşma paketlenmiş gerçek bir hediye değildir; gift, konuşmacının dinleyicilere verdiği yararlı bir fikir, yeni bir duygu veya yardım gibi değerli bir şeyi anlatır. Konuşmacı My talk is a gift demek yerine soru sorarak konuşmanın dinleyicilere yarar sağlayıp sağlamadığını kontrol eder. Odak “Ben ne söylemek istiyorum?” sorusundan “Onlar ne alacak?” sorusuna geçer.

Alıştırma

Konuşmacı Is my talk a gift? derken gerçekte neyi soruyor?

  1. Konuşma dinleyicilere değerli bir şey veriyor mu?
  2. Dinleyiciler konuşmacıya bir hediye verecek mi?
  3. Konuşma gerçek bir hediye gibi paketlenmiş mi?
Cevabı göster

Konuşma dinleyicilere değerli bir şey veriyor mu?

Does it ask a question?

5:51

Bir soru soruyor mu?

Is the information fresh or unexpected in some way?

5:52

Bilgiler bir şekilde taze veya beklenmedik mi?

Can I truly explain the topic in the time I have,

5:56

Sahip olduğum süre içinde bu konuyu,

complete with necessary examples? Kalıp ifadeler

6:00

gerekli örneklerle birlikte gerçekten açıklayabilir miyim?

Kalıp ifadeler

complete with necessary examples: gerekli örneklerle birlikte

Bu cümlede complete with necessary examples, “açıklamanın bir parçası olarak gerekli örnekleri de içeren” anlamına gelir. Bu ifade, açıklamanın gereken destekleyici unsurlarla donatıldığını gösterir. Buradaki complete, complete with ifadesinde bir sıfattır; “bitirmek” anlamındaki fiil değildir. Bu cümlede olduğu gibi, nitelediği şeyden sonra gelebilir.

Alıştırma

Bu dersteki iki kelimelik ifadeyle boşluğu doldurun: The art kit comes ____ brushes and paint.

Cevabı göster

complete with

Do I know enough about the topic

6:02

Konu hakkında yeterince bilgi sahibi miyim

or do I need to do some research?

6:04

yoksa biraz araştırma yapmam mı gerekiyor?

Does this topic connect to my experience?

6:06

Bu konu benim deneyimimle bağlantılı mı?

What are the 15 words that capture my talk? Kelime

6:09

Konuşmamı özetleyen 15 kelime nedir?

Kelime

15 words that capture my talk: konuşmamın özünü yansıtan 15 kelime

15 words that capture my talk ifadesinde that capture my talk yan cümlesi, hangi 15 kelimenin istendiğini belirtir. Bu kelimeler konuşmanın ana mesajını doğru ve kısa biçimde ifade etmelidir. Burada capture soyut anlamdadır: Fiziksel olarak bir şeyi yakalamak değil, “temel düşünceyi doğru biçimde yansıtmak” demektir. Bu kullanım idea, mood, spirit, character veya message ile de görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede capture, “temel düşünceyi ifade etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The camera captures the entire performance.
  2. The headline captures the main point of the story.
  3. The goalkeeper catches the ball.
Cevabı göster

The headline captures the main point of the story.

Would those 15 words make someone interested to hear my talk? Dilbilgisi

6:13

Bu 15 kelime birisinin konuşmamı duymakla ilgilenmesini sağlar mı?

Dilbilgisi

make someone interested to hear...: birinin dinlemeye ilgi duymasını sağlamak

make + kişi + sıfat kalıbı bir sonucu anlatır: bir şey, kişinin sıfatla belirtilen duruma gelmesine neden olur. Burada those 15 words nedeni, someone etkilenen kişiyi, interested ise ortaya çıkan durumu gösterir. to ile kurulan mastar, kişinin artık hangi eyleme ilgi duyduğunu belirtir. Bu nedenle interested to hear my talk, bu kelimelerin konuşmayı dinleme isteği veya merakı yaratabileceği anlamına gelir.

Alıştırma

Bir sorunun ilgi uyandırdığını göstermek için make + kişi + sıfat + to-mastar yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The question made Ava interest to hear the answer.
  2. The question made Ava to be interested to hear the answer.
  3. The question made Ava interested to hear the answer.
Cevabı göster

The question made Ava interested to hear the answer.

A speaking coach named Abigail Tenembaum recommends testing your throughline out on someone. Öbek fiiller

6:18

Abigail Tenembaum adında bir konuşma koçu, ana temanızı biri üzerinde test etmenizi öneriyor.

Öbek fiiller

test something out on someone: bir şeyi biriyle deneyip tepkisini gözlemlemek

Test something out, bir fikri, ifadeyi, yöntemi veya ürünü ne kadar iyi çalıştığını görmek için denemek anlamına gelir. On someone eklendiğinde, onu dinleyen, gören veya kullanan ve tepkisiyle geri bildirim sağlayan kişi belirtilir. Burada testing your throughline out on someone, konuşmanın ana çizgisini başka bir kişiye açıklayıp açık ve ilgi çekici olup olmadığını kontrol etmek demektir. Nesne bir zamirse test ile out arasına yerleştirin: test it out on someone.

Alıştırma

İfade “açılışı bir takım arkadaşıyla deneyip tepkisini gözlemlemek” anlamına gelecek şekilde tamamlayın: Before the meeting, I will test the new opening ____ my teammate.

Cevabı göster

out on

Saying everything you'd like to include in your talk out loud

6:24

Konuşmanıza dahil etmek istediğiniz her şeyi yüksek sesle söylemek,

will help you notice which bits are clear, Anlatım akışı

6:27

hangi bölümlerin net olduğunu,

which bits could use more explanation, Kelime

6:29

hangi bölümlerin daha fazla açıklamaya ihtiyaç duyabileceğini

Kelime

could use more explanation: need demenin daha nazik bir yolu

bits could use more explanation ifadesinde could use, kelimesi kelimesine «kullanabilir» değil, «bundan yarar görür» veya «buna ihtiyaç duyar» anlamındadır. Daha fazla açıklama eklenirse bu kısımlar daha anlaşılır olur. Could use, sorunu geliştirilebilecek bir nokta olarak sunup geri bildirimi yumuşatır. bits need more explanation ifadesine göre daha nazik ve daha az doğrudandır.

Alıştırma

Nazik bir geri bildirim vermek için cümleyi dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: This paragraph ____ a clearer example.

Cevabı göster

could use

and which bits should be cut in order for your central message to land more powerfully. Notlar

6:32

ve merkezi mesajınızın daha güçlü bir etki yaratması için hangi bölümlerin kesilmesi gerektiğini fark etmenize yardımcı olacaktır.

Anlatım akışı

which bits are clear ... could use more explanation ... should be cut: paralel kategoriler

Birbirine bağlanan üç yan cümle, içeriği üç değerlendirme grubuna ayırmak için which bits ifadesini tekrarlar: açık olan kısımlar, daha fazla açıklama gereken kısımlar ve çıkarılması gereken kısımlar. Aynı yan cümle başlangıcını tekrarlamak paralel bir yapı oluşturur. Dinleyen kişi kalıbın devamını tahmin edip üç değerlendirmeyi hızlıca karşılaştırabilir; aynı çerçeve yazılar, sunumlar veya planlar hakkında geri bildirim vermek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle geri bildirimi üç açık gruba ayırmak için aynı kalıbı tekrar kullanıyor?

  1. Check the clear parts, which parts need examples, and removing unnecessary parts.
  2. Check which parts are clear and remove the confusing parts.
  3. Check which parts are clear, which parts need examples, and which parts should be removed.
Cevabı göster

Check which parts are clear, which parts need examples, and which parts should be removed.

Dilbilgisi

in order for + kişi/şey + to do something

In order for bir amaç belirtir: bazı kısımların çıkarılmasıyla hangi sonucun mümkün kılınmak istendiğini gösterir. Kalıp in order for + kişi veya şey + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu cümlede your central message, to land yapısının öznesidir. Amaç yan cümlesinin kendi açık öznesine ihtiyaç duyduğu ve bu öznenin ana cümlenin öznesinden farklı olabildiği durumlarda bu kalıp kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: We turned down the music ____ everyone to hear the speaker.

Cevabı göster

in order for

Deyimler

central message to land more powerfully: dinleyicide daha güçlü etki yaratmak

Burada land bir benzetmedir. Bir mesaj lands olduğunda dinleyici onu anlar ve amaçlanan etkiyi hisseder; mesaj fiziksel olarak yere inmez. More powerfully, ana düşüncenin daha güçlü ve daha net bir etki yaratması demektir. Gereksiz içeriği çıkarmak, asıl noktanın insanlara daha etkili biçimde ulaşmasına yardımcı olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede central message to land more powerfully ne anlama gelir?

  1. Ana düşünce daha uzun ve ayrıntılı hâle gelir.
  2. Ana düşünce fiziksel olarak yere düşer.
  3. Ana düşünce dinleyiciye ulaşır ve daha güçlü bir etki yaratır.
Cevabı göster

Ana düşünce dinleyiciye ulaşır ve daha güçlü bir etki yaratır.

Once you have your throughline,

6:38

Ana temanızı bulduktan sonra,

you're ready to plan what you'll attach to it. Öbek fiiller

6:40

ona neleri ekleyeceğinizi planlamaya hazırsınız.

Öbek fiiller

attach to it: içeriği konuşmanın ana hattına bağlamak

attach X to Y yapısında X eklenen veya bağlanan şeyi, Y ise onun bağlandığı şeyi gösterir. Burada what destekleyici içeriği temsil eder, it ise konuşmanın ana hattı olan throughline sözcüğüne gönderme yapar. Bu bağlantı soyuttur: hikâyeler, örnekler veya kanıtlar konuşmanın ana hattıyla ilişkili olmalı ve onu desteklemelidir. Bir şey fiziksel olarak başka bir şeye yapıştırılmıyor.

Alıştırma

Bu cümlede attach to it ne anlama geliyor?

  1. Ana hattı bir eke dönüştürmek
  2. Bir şeyi ana hatta fiziksel olarak yapıştırmak
  3. Destekleyici içeriği ana düşünceye bağlamak
Cevabı göster

Destekleyici içeriği ana düşünceye bağlamak

Whether your time limit is 2 minutes, Dilbilgisi

6:42

Zaman sınırınız ister 2 dakika,

18 minutes, or an hour,

6:44

ister 18 dakika veya bir saat olsun,

Dilbilgisi

Whether A, B, or C: seçenekler değişse de aynı sonuç

Cümle başındaki Whether A, B, or C kalıbı, ana cümledeki ifadenin sıralanan her durumda geçerli olduğunu gösterir. Soru sormadan seçenekleri sunar. Burada üç süre sınırının hepsi kapsanır. Virgül, bu whether yan cümlesinden sonra ana cümlenin geleceğini gösterir; iki seçenek olduğunda Whether A or B, ... kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi Whether ... or ile tamamlayın: ____ the meeting lasts ten minutes ____ an hour, we will cover the same three topics.

Cevabı göster

Whether · or

remember,

6:46

unutmayın,

only cover as much as you have time to really explore in depth. Notlar

6:47

yalnızca gerçekten derinlemesine keşfetmek için zamanınız olan kadarını kapsayın.

Dilbilgisi

only cover as much as ...: ele alınan miktarı sınırlamak

Only cover as much as ... ifadesi, ele alınan şeyi as much as sonrasındaki yan cümlenin izin verdiği miktarla sınırlar. Burada as much belirli bir içerik miktarının yerini tutar; you have time to really explore in depth yan cümlesi ise üst sınırı belirler. Only bu sınırı vurgular: gerektiği gibi inceleyebileceğinizden fazla içerik eklemeyin. only + fiil + as much as + yan cümle kalıbı, miktarı zaman, kapasite, alan veya başka bir sınıra uydurabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki üç sözcüklü miktar yapısıyla tamamlayın: Only pack ____ you can carry comfortably.

Cevabı göster

as much as

Kalıp ifadeler

in depth: bir konuyu derinlemesine incelemek

In depth, bir konunun önemli bölümlerine dikkat ederek onu kapsamlı ve derinlemesine ele almak demektir. Explore in depth, bir konuya yalnızca hızlı veya yüzeysel biçimde bakmakla karşıtlık oluşturur. Burada in depth, explore fiilini niteleyen bir zarf öbeğidir. Fiilden sonra discuss the issue in depth örneğindeki gibi in depth yazılır. Bir isimden önce sıfat olarak kullanıldığında an in-depth discussion örneğindeki gibi kısa çizgili in-depth kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The report goes beyond a brief summary and examines the problem ____.

Cevabı göster

in depth

Next up,

6:54

Sıradaki adım,

choose your presentation plan.

6:54

sunum planınızı seçmektir.

We'll help you come up with the plan that works for you with this video. Öbek fiiller

6:57

Bu videoyla sizin için işe yarayan planı bulmanıza yardımcı olacağız.

Öbek fiiller

come up with + bir plan veya fikir

Bu cümlede come up with, “düşünüp geliştirmek” anlamına gelir. Video, dinleyicinin kendi ihtiyaçlarına uygun bir plan oluşturmasına yardımcı olacaktır. Kalıp come up with + bir fikir, plan, cevap, isim veya çözüm şeklindedir. Ardından gelen şeyi, yalnızca mevcut seçenekler arasından seçilmiş bir şey olarak değil, düşünmenin sonucu olarak sunar. With bu öbek fiilin bir parçasıdır ve nesneden önce atılamaz.

Alıştırma

Cümleyi “düşünüp geliştirmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: We need to ____ a safe plan before the trip.

Cevabı göster

come up with