Küba Füze Krizi'nin tarihi - Matthew A. Jordan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
636 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Video, Küba Füze Krizi’ni Soğuk Savaş’taki kökenlerinden ve tırmanan askerî karşılaşmalardan gizli diplomatik uzlaşmaya kadar izliyor; iletişim hataları ile kişisel kararların dünyayı nükleer savaşa ne kadar yaklaştırdığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. destruction never loomed closer than — Deyimler ve mecazlı ifadeler: loom fiilinin henüz bütünüyle gerçekleşmemiş fakat giderek yaklaşan bir tehdidi nasıl canlandırdığını anlayın. Bu karşılaştırma kalıbını tarih anlatılarında veya haberlerde tehlikenin en yüksek noktaya ulaştığı anı belirtmek için tanıyıp kullanın. 2. small depth charge — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: depth charge ifadesinin su altındaki hedeflere karşı kullanılan bir denizaltısavar patlayıcısı olduğunu öğrenin. Bu askerî bağlam, iletişimden kopmuş Sovyet denizaltısının ABD Donanmasının sinyal verme girişimini savaşın başladığına dair bir kanıt sanabilmesini açıklar. 3. if not for — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu yapıyı, bir etkenin çoğunlukla felaket niteliğindeki farklı bir sonucu engellediğini anlatan gerçek dışı bir koşul olarak tanıyın. Tarihî olayları ve kıl payı önlenen riskleri değerlendirirken belirleyici kişileri, eylemleri veya koşulları belirtmek için kullanın.

Bu derste

It's not hard to imagine a world where at any given moment, Notlar

0:06

Herhangi bir anda,

Dilbilgisi

“It's not hard to imagine”: makul bir senaryo sunmak

It is + sıfat + to-infinitive kalıbında it, sonraki içeriği önden temsil eden biçimsel öznedir. Burada It's not hard to imagine, ardından gelen senaryonun gözde kolayca canlandırılabildiğini belirtir; hayal edilen içerik imagine sözcüğünden sonra gelir. Açılışta kullanıldığında dinleyiciyi varsayımsal bir dünyaya davet eder ve ayrıntılar eklenmeden önce bu dünyayı makul gösterir. Aynı kalıp gelecekteki bir olasılığı, riski veya savı tanıtabilir.

Alıştırma

“Ardından anlatılan geleceği gözde canlandırmak kolay” anlamındaki hedef kalıbı tamamlayın: It's ____ a future in which every home uses clean energy.

Cevabı göster

not hard to imagine

Kalıp ifadeler

“at any given moment”: herhangi bir andaki zaman kesiti

At any given moment, “bir zaman aralığından hangi tek an seçilirse seçilsin” demektir. Buradaki given, “birine verilmiş” değil, “incelemek üzere belirlenmiş veya seçilmiş” anlamındadır. Bu ifade, zamandan hayali bir anlık görüntü almaya yarar. Hangi ana bakılırsa bakılsın geçerli olan bir durumu, sayıyı ya da riski anlatmak için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, zamanın hangi tek noktası incelenirse incelensin doğru olan bir durumu anlatır?

  1. At any given moment, millions of messages are traveling across the internet.
  2. At any moment, the backup generator could start.
  3. For a moment, the screen went dark.
Cevabı göster

At any given moment, millions of messages are traveling across the internet.

you and everyone you know could be wiped out without warning Öbek fiiller

0:10

sizin ve tanıdığınız herkesin, hiçbir uyarı olmadan

Öbek fiiller

could be wiped out: tamamen yok edilme olasılığı

could be wiped out ifadesinde could olasılık bildirir, be + wiped ise edilgen yapıyı kurar: insanlar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Wipe out, tamamen yok etmek veya ortadan kaldırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada bir yüzeyi temizlemek değil, ani ve bütünüyle yok olma anlatılır.

Alıştırma

Bu cümlede could be wiped out ne anlama geliyor?

  1. dikkatlice temizlenebilirler
  2. tamamen yok olabilirler
  3. önceden uyarılabilirler
Cevabı göster

tamamen yok olabilirler

at the push of a button. Deyimler

0:14

bir düğmeye basılarak yok edilebileceği bir dünya hayal etmek zor değil.

Deyimler

at the push of a button: basit bir hareket sonucu tetikler

At the push of a button, “birinin bir düğmeye bir kez basmasıyla” ya da daha genel olarak “çok basit tek bir kontrol hareketiyle” anlamına gelir. at edatı, düğmeye basma eylemini ardından gelen sonucun tetikleyicisi olarak sunar. Bu ifade çoğu zaman küçük ve kolay bir hareket ile hızlı, güçlü ya da ciddi bir sonuç arasındaki karşıtlığı vurgular. Kolaylığı övebilir veya büyük sonuçların fazlasıyla kolay tetiklenebildiği konusunda uyarabilir.

Alıştırma

“Tek bir basışla” anlamına gelen bu dersteki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The security team can lock every door ____.

Cevabı göster

at the push of a button

This was the reality for millions of people

0:17

Bu, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki 45 yıllık dönemde,

during the 45-year period after World War II,

0:19

yani günümüzde Soğuk Savaş olarak bilinen dönemde,

now known as the Cold War. Kültür

0:22

milyonlarca insan için bir gerçeklikti.

Kültür

the Cold War: ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki uzun rekabet

The Cold War (Soğuk Savaş), II. Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasında yaşanan uzun siyasi, askerî ve ideolojik rekabet döneminin adıdır. Cold sözcüğü havanın soğuk olduğunu belirtmez ve hiç çatışma yaşanmadığı anlamına gelmez. İki ülke birbirleriyle kesintisiz, doğrudan ve topyekûn bir savaş yürütmedi; ancak nükleer rekabet, vekâlet savaşları ve tekrarlanan krizler büyük bir savaş tehlikesini gerçek tuttu.

Alıştırma

Bu cümlede the Cold War neyi ifade ediyor?

  1. Aşırı soğuk havanın yol açtığı kısa bir savaş
  2. ABD ile Sovyetler Birliği arasında, kesintisiz ve doğrudan bir topyekûn savaş olmadan yaşanan uzun rekabet
  3. II. Dünya Savaşı sırasında yapılan tek bir muharebe
Cevabı göster

ABD ile Sovyetler Birliği arasında, kesintisiz ve doğrudan bir topyekûn savaş olmadan yaşanan uzun rekabet

As the United States and Soviet Union faced off across the globe, Öbek fiiller

0:25

Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği dünya çapında karşı karşıya gelirken,

Öbek fiiller

faced off: iki tarafın karşı karşıya gelmesi

Faced off, face off fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Karşıt iki tarafın birbirleriyle yüzleştiği veya doğrudan rekabet ettiği anlamına gelir. Burada Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği'ni yalnızca yüz yüze duran insanlar olarak değil, dünya çapında rakip iki güç olarak gösterir. Bu ifade karşılıklı karşıtlığı vurgular: iki taraf da birbirinin karşısında konumlanır.

Alıştırma

Hangi cümle iki adayın canlı bir tartışmada karşı karşıya geleceğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The two candidates will face a difficult question in a live debate.
  2. The two candidates will face off in a live debate.
  3. The two candidates will turn away during a live debate.
Cevabı göster

The two candidates will face off in a live debate.

each knew that the other had nuclear weapons

0:29

her biri diğerinin kendisini yok edebilecek

capable of destroying it. Dilbilgisi

0:31

nükleer silahlara sahip olduğunu biliyordu.

Dilbilgisi

capable of destroying it: capable of + -ing yapısı

Capable of destroying it, “onu yok etme yeteneğine veya gücüne sahip olmak” anlamına gelir. capable sıfatından sonra of ve ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir: capable of + doing. Burada capable of destroying it, nuclear weapons ifadesini niteler. Silahların ne yapabileceğini açıklar; it ise bu silahların yok edebileceği tarafı ifade eder.

Alıştırma

capable sözcüğünden sonra detect fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This scanner is capable ____ tiny cracks.

Cevabı göster

of detecting

And destruction never loomed closer Deyimler

0:33

Ve yıkım,

than during the 13 days of the Cuban Missile Crisis. Kültür

0:35

Küba Füze Krizi'nin 13 günü boyunca olduğu kadar hiç bu kadar yaklaşmamıştı.

Deyimler

destruction never loomed closer than: tehlikenin en büyük olduğu an

Loom burada mecazidir: yıkım, yaklaşan büyük ve tehditkâr bir varlık gibi sunulur. Bu, yıkımın gerçekten hareket ettiği anlamına değil, felaketin gerçekleşmesinin an meselesi olduğu hissine yol açar. Never loomed closer than during X, tehdidin X sırasında diğer bütün zamanlardan daha yakın olduğu anlamına gelir. Karşılaştırma biçimi closer, never ve than ile birlikte bu dönemi en büyük tehlike noktası olarak gösterir.

Alıştırma

Burada destruction never loomed closer than during those 13 days ne anlama geliyor?

  1. Yıkım o 13 günden önce çoktan sona ermişti.
  2. Tehlike o 13 gün boyunca diğer bütün zamanlardan daha uzaktı.
  3. Yıkım tehlikesi o 13 gün boyunca en yakın noktasındaydı.
Cevabı göster

Yıkım tehlikesi o 13 gün boyunca en yakın noktasındaydı.

Kültür

the Cuban Missile Crisis: 1962'deki nükleer açmaz

the Cuban Missile Crisis, Küba'daki Sovyet nükleer füzeleri nedeniyle ABD ile Sovyetler Birliği arasında yaşanan 1962 tarihli karşı karşıya gelişi adlandırır. Krizin merkezindeki gergin açmaz 13 gün sürdü ve iki gücü tehlikeli biçimde nükleer savaşa yaklaştırdı. Burada bu özel ad, konuşanın hangi “13 günü” kastettiğini açıklar: Küba veya füzelerle ilgili herhangi bir krizi değil, Soğuk Savaş'taki belirli bir krizi.

Alıştırma

Bu cümlede the Cuban Missile Crisis hangi olayı ifade ediyor?

  1. İkinci Dünya Savaşı sırasında Küba yakınlarındaki deniz taşımacılığıyla ilgili bir anlaşmazlık
  2. Küba'daki Sovyet nükleer füzeleri nedeniyle ABD ile Sovyetler Birliği arasında yaşanan 1962 tarihli karşı karşıya geliş
  3. Tamamı Küba topraklarında gerçekleşen uzun bir konvansiyonel savaş
Cevabı göster

Küba'daki Sovyet nükleer füzeleri nedeniyle ABD ile Sovyetler Birliği arasında yaşanan 1962 tarihli karşı karşıya geliş

In 1961,

0:40

1961'de,

the US unsuccessfully tried to overthrow Cuba's new communist government. Dilbilgisi

0:41

ABD, Küba'nın yeni komünist hükümetini devirmeyi başarısız bir şekilde denedi.

Dilbilgisi

tried to overthrow: bir hükûmeti iktidardan uzaklaştırmaya çalışmak

tried to overthrow, try to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Bu kalıp, bir eylemi kişinin ulaşmaya çalıştığı hedef olarak gösterir. Cümledeki unsuccessfully, girişimin başarısız olduğunu belirtir. Siyasi bağlamlarda overthrow, genellikle güç kullanarak veya iktidarı ani biçimde ele geçirerek bir hükûmeti ya da yöneticiyi iktidardan uzaklaştırmak demektir. Dolayısıyla tüm ifade, ABD'nin Küba'nın yeni hükûmetini devirmeye çalıştığını ancak başaramadığını anlatır.

Alıştırma

Dersin try to + overthrow yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The rebels ____ the government, but the army stopped them.

Cevabı göster

tried to overthrow

That failed attempt was known as the Bay of Pigs, Kültür

0:46

Domuzlar Körfezi olarak bilinen bu başarısız girişim,

Kültür

the Bay of Pigs: 1961'deki başarısız işgal

The Bay of Pigs burada yalnızca Küba'daki körfezin adını değil, 1961'deki Domuzlar Körfezi Çıkarması'nı ifade eder. ABD destekli Kübalı sürgünler Küba'yı işgal edip Fidel Castro hükümetini devirmeye çalıştı, ancak operasyon başarısız oldu. that failed attempt ifadesi bu olayı Küba'nın daha sonraki güvenlik kaygılarına ve Sovyetler Birliği'nden yardım isteme kararına bağlar. Bu arka plan, anlatıdaki neden-sonuç zincirini takip etmeyi sağlar.

Alıştırma

Bu tarihsel bağlamda the Bay of Pigs neyi ifade eder?

  1. ABD tarafından desteklenen ve 1961'de başarısız olan Küba işgali
  2. Küba ile ABD arasında yapılan bir ticaret anlaşması
  3. Sovyetlerin Küba'da başarıyla yürüttüğü bir askerî operasyon
Cevabı göster

ABD tarafından desteklenen ve 1961'de başarısız olan Küba işgali

and it convinced Cuba to seek help from the USSR. Dilbilgisi

0:49

Küba'yı SSCB'den yardım istemeye ikna etti.

Dilbilgisi

convinced Cuba to seek help: convince + nesne + to mastarı

Convince someone to do something, convince + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısını izler. convinced Cuba to seek help ifadesinde Cuba nesnedir; to seek ise Küba'nın yapmaya karar verdiği eylemi belirtir. Buradaki convinced, başarısız işgalin Küba'yla gerçekten konuştuğu anlamına gelmez. Bir olay, bir kişiye, gruba veya ülkeye bir eylemi seçmek için güçlü nedenler verdiğinde convince fiilinin öznesi olabilir. Seek help from the USSR, “Sovyetler Birliği'nden yardım istemek” demektir.

Alıştırma

Cümleyi wait fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The storm warning convinced the hikers ____ inside.

Cevabı göster

to wait

Soviet premier Nikita Khrushchev

0:53

Sovyet lideri Nikita Kruşçev,

was happy to comply by secretly deploying nuclear missiles to Cuba, Notlar

0:55

Küba'ya gizlice nükleer füzeler yerleştirerek buna seve seve uydu,

Ton ve niyet

was happy to comply: mutlaka sevinç değil, iş birliğine istekli olma

Be happy to + fiil çoğu zaman “bir şeyi yapmaya istekli olmak” anlamına gelir. was happy to comply ifadesinde comply, istendiği veya zorunlu tutulduğu şekilde hareket etmek demektir; happy mutlaka güçlü bir kişisel sevinci anlatmaz. Bu siyasi anlatıda yumuşak ifade, Kruşçev’i düzenlemeyi hemen kabul eden biri olarak sunar. Eylem aynı zamanda stratejik amaçlara da hizmet ettiği için bu anlatım hafifletici gelebilir: iş birliği yapma isteğini belirtir ancak bu iş birliğinin çıkarsız olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

“The officials were happy to comply with the inspection request,” cümlesinde were happy to comply büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Talebe uymaya istekliydiler.
  2. Sadece talebi aldıkları için mutlu oldular.
  3. Talebi kibar bir şekilde reddettiler.
Cevabı göster

Talebe uymaya istekliydiler.

Kelime

by secretly deploying nuclear missiles to Cuba: yöntem ve askerî konuşlandırma

By + -ing, bir eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini gösterir. Burada by secretly deploying..., daha önce sözü edilen uyumun nasıl gerçekleştirildiğini açıklar: gizli bir askerî operasyon yoluyla. Deploy missiles to a place, silah sistemlerini stratejik veya operasyonel kullanım için belirli bir yere taşıyıp konumlandırmayı anlatan resmî bir askerî ifadedir. Eyleme yönelik düzenli bir yerleştirmeyi ima ettiği için genel put fiilinden daha kesindir.

Alıştırma

Hangi cümlede deploy resmî bir operasyon bağlamında doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. The navy deployed a sandwich onto a plate.
  2. The navy deployed to surveillance equipment on the island.
  3. The navy deployed surveillance equipment to the island.
Cevabı göster

The navy deployed surveillance equipment to the island.

not only to protect the island, Dilbilgisi

1:00

sadece adayı korumak için değil,

but to counteract the threat from US missiles in Italy and Turkey.

1:01

aynı zamanda İtalya ve Türkiye'deki ABD füzelerinin tehdidine karşı koymak için.

Dilbilgisi

not only to protect ... but to counteract: paralel amaçları bağlama

Not only ... but ... birbirine paralel iki amacı bağlar ve vurgular. Burada amaçlardan biri adayı korumak, diğeri ise füze tehdidine karşı koymaktır. İkinci amaç birincinin yerini almaz; ona önemli bir neden daha ekler. İki tarafta da to + fiilin yalın hâli kullanılır: to protect ve to counteract. Aynı dil bilgisi biçimini korumak aralarındaki ilişkiyi netleştirir. But also daha eksiksiz ve yaygın kalıptır; ancak bu cümlede olduğu gibi also atılabilir.

Alıştırma

İki amacı ifade etmek için not only ... but also yapısını paralel mastarlarla doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The update was designed not only to fix bugs but also to improve security.
  2. The update was designed not only to fix bugs but also improving security.
  3. The update was designed not only fixing bugs but also to improve security.
Cevabı göster

The update was designed not only to fix bugs but also to improve security.

By the time US intelligence discovered the plan, Dilbilgisi

1:07

ABD istihbaratı planı keşfettiğinde,

the materials to create the missiles were already in place. Kalıp ifadeler

1:10

füzeleri oluşturacak malzemeler çoktan yerleştirilmişti.

Dilbilgisi

By the time: daha sonraki bir zaman sınırını belirtme

By the time, daha sonraki bir noktaya ulaşıldığında anlamına gelen bir zaman sınırı belirtir. Başka bir olayın veya durumun bu noktadan önce ya da en geç bu noktada zaten gerçekleşmiş veya geçerli olduğunu gösteren bir zaman çizelgesi kurar. Burada discovered daha sonra gerçekleşen geçmiş olayı, were already in place ise daha önce oluşmuş sonucu gösterir. Bu nedenle ifade, plan keşfedildiğinde hazırlıkların çoktan ilerlemiş olduğunu düşündürür. Geçmiş anlatılarda daha önceki olay çoğunlukla past perfect ile kurulur; ancak bu cümlede olduğu gibi mevcut bir durum, already gibi sözcüklerle simple past kullanılarak da anlatılabilir.

Alıştırma

Varışımızı zaman sınırı yapan üç sözcüklü İngilizce bağlacı yazarak cümleyi tamamlayın: ____ we reached the station, the last train had left.

Cevabı göster

By the time

Kalıp ifadeler

already in place: kurulmuş ve hazır

Bu cümlede already in place, malzemelerin yerleştirilmiş veya kullanıma sunulmuş ve bir sonraki aşama için hazır olduğu anlamına gelir. Yalnızca bir yerde bulunduklarını söylemez. in place, hazır durumdaki fiziksel kaynakların yanı sıra kurulmuş planları, sistemleri, kuralları veya güvenlik önlemlerini de anlatabilir. already, bu hazırlığın ilgili sonraki eylem ya da keşiften önce tamamlandığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi ‘kurulmuş ve hazır’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Before the event, all required safety measures were ____.

Cevabı göster

in place

At an emergency meeting on October 16th, 1962,

1:13

16 Ekim 1962'deki acil bir toplantıda,

military advisors urged an air strike on missile sites Kelime

1:17

askeri danışmanlar füze sahalarına hava saldırısı yapılmasını

Kelime

urged an air strike on missile sites: askerî eylem için güçlü baskı

urged an air strike, danışmanların bu eylemi güçlü biçimde önerdiği veya yapılması için baskı kurduğu anlamına gelir ve çoğu zaman aciliyet duygusu taşır. Burada urged fiilinden sonra önerilen eylemi adlandıran bir isim öbeği gelir; ifade suggested kullanımından daha güçlüdür. an air strike on missile sites ifadesinde on, saldırının hedefini belirtir. İfadenin tamamı haber, tarih, askerî konular ve politika alanlarındaki resmî dile aittir ve danışmanların karar vericilerin hangi eylemi onaylamasını istediğini aktarır.

Alıştırma

Hangi cümle yetkililerin radar sahalarına saldırı yapılması için güçlü biçimde baskı kurduğunu söyler?

  1. Officials urged an air strike from the radar sites.
  2. Officials suggested an air strike on the radar sites.
  3. Officials urged an air strike on the radar sites.
Cevabı göster

Officials urged an air strike on the radar sites.

and invasion of the island.

1:21

ve adanın işgal edilmesini şiddetle tavsiye etti.

But President John F. Kennedy chose a more careful approach. Kalıp ifadeler

1:23

Ancak Başkan John F. Kennedy daha dikkatli bir yaklaşım seçti.

Kalıp ifadeler

chose a more careful approach: daha temkinli bir yöntem seçmek

Burada chose a more careful approach, durumla başa çıkmak için daha temkinli bir yöntem seçildiği anlamına gelir. Approach, yöntem veya strateji anlamına gelen sayılabilen bir isimdir; yaklaşma hareketini anlatmaz. More careful, bu seçimi diğer olası yaklaşımlarla karşılaştırır. Kararın daha temkinli olduğunu gösterir, ancak tamamen risksiz olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı choose a/an + adjective + approach biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle ekibin proje için daha temkinli bir yöntem seçtiği anlamına gelir?

  1. The team carefully described the project but did not choose a method.
  2. The team chose a more careful approach and tested the update first.
  3. The team moved closer to the project site more carefully.
Cevabı göster

The team chose a more careful approach and tested the update first.

On October 22nd,

1:27

22 Ekim'de,

he announced that the U.S. Navy would intercept all shipments to Cuba. Kelime

1:29

ABD Donanması'nın Küba'ya giden tüm sevkiyatları durduracağını açıkladı.

Kelime

intercept all shipments to Cuba: Küba'ya giden tüm sevkiyatları yolda durdurmak

Burada intercept all shipments to Cuba, Küba'ya giden her bir mal sevkiyatını yolculuk sırasında durdurmak veya ele geçirmek anlamına gelir. Intercept, hedef varış noktasına ulaşmadan önce yapılan eylemi vurgular; shipments, taşınan mal gruplarını ifade eder, onları taşıyan araçları değil. shipments to Cuba ifadesinde to Cuba malların varış noktasını belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı intercept + nesne biçimindedir: nesneyi taşınırken veya bir yere giderken durdurmak.

Alıştırma

Hangi cümle, taşıma sırasında durdurulan yükü anlatmak için intercept ve shipment sözcüklerini doğru kullanır?

  1. Customs officers intercepted the shipment before it reached the border.
  2. The goalkeeper intercepted the ball before it reached the striker.
  3. Customs officers inspected the shipment after it reached the warehouse.
Cevabı göster

Customs officers intercepted the shipment before it reached the border.

There was just one problem. Anlatım akışı

1:33

Tek bir sorun vardı.

Anlatım akışı

There was just one problem: temel bir engeli ortaya koymak

Burada there was, anlatıya yeni bir bilgi ekler. Just, “az önce” değil “yalnızca” anlamındadır; one ise dikkati önemli olan tek bir engele yöneltir. Bu cümle bir planın veya umut verici bir gelişmenin ardından geldiğinde dönüm noktası görevi görür: iyi haberleri kesintiye uğratır, merak yaratır ve sıradaki bilginin planı geçersiz kılabileceğini gösterir.

Alıştırma

Dersteki ifadeyle anlatıdaki dönüm noktasını tamamlayın: The prototype looked ready. ____: it stopped working in the rain.

Cevabı göster

There was just one problem

A naval blockade was considered an act of war. Kültür

1:35

Bir deniz ablukası savaş nedeni sayılıyordu.

Kültür

naval blockade ... considered an act of war: savaş eylemi sayılmak

Naval blockade, gemilerin bir bölgeye girmesini veya o bölgeden çıkmasını engellemek için deniz gücünün kullanılmasıdır. Buna an act of war denmesi, önleme ciddi bir siyasi ve askerî nitelik kazandırır: sıradan bir deniz taşımacılığı kısıtlaması değil, devletler arasında düşmanca bir eylem olarak görülebilir. Edilgen yapı was considered, yargıyı veren kişi veya hükûmetler yerine bu sınıflandırmaya odaklanır. Tek başına savaşın resmen ilan edildiği veya zaten başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

"A naval blockade was considered an act of war," cümlesinde was considered an act of war ne anlama gelir?

  1. Askerî önemi olmayan sıradan bir deniz taşımacılığı kuralıydı.
  2. Savaş eylemi olarak sınıflandırılacak kadar ciddi bir düşmanca hareket olarak görüldü.
  3. Savaşın çoktan sona erdiğini gösteriyordu.
Cevabı göster

Savaş eylemi olarak sınıflandırılacak kadar ciddi bir düşmanca hareket olarak görüldü.

Although the president called it a quarantine, Kelime

1:39

Başkan buna karantina dese de,

Kelime

called it a quarantine: stratejik adlandırma

call + nesne + isim tamamlayıcısı yapısı, “nesneye o adı vermek” anlamına gelir. Burada it denizdeki engelleme eylemini, a quarantine ise başkanın seçtiği adı ifade eder. Bu siyasi bağlamda quarantine, gündelik tıbbi anlamında kullanılmaz. Eylemin bir savaş fiili gibi daha az görünmesi ve hukuki-siyasi anlamının daha dikkatli çerçevelenmesi için blockade yerine seçilmiştir. Sözcük seçimi sunumu değiştirir; eylemin kendisini değiştirmesi gerekmez.

Alıştırma

Bu bağlamda called it a quarantine ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?

  1. Başkan tüm deniz kısıtlamalarının sona erdiğini açıkladı.
  2. Başkan deniz operasyonuna savaş çağrışımı daha zayıf olan “quarantine” adını verdi.
  3. Başkan hasta olduğu için tıbbi izolasyona girdi.
Cevabı göster

Başkan deniz operasyonuna savaş çağrışımı daha zayıf olan “quarantine” adını verdi.

that did not block basic necessities,

1:41

ki bu temel ihtiyaçları engellemiyordu,

the Soviets didn't appreciate the distinction. Kalıp ifadeler

1:44

Sovyetler bu ayrımı hoş karşılamadı.

Kalıp ifadeler

didn't appreciate the distinction: öne sürülen ayrımı kabul etmemek

Burada appreciate, “hayran olmak” veya “minnet duymak” anlamına gelmez. a distinction gibi soyut bir nesneyle kullanıldığında “onun önemini ya da geçerliliğini fark edip kabul etmek” anlamına gelebilir. The distinction, denizdeki eylem için kullanılan iki ad arasında bulunduğu öne sürülen farktır. Didn't appreciate the distinction, Sovyetlerin bu farkı anlamlı görmediğini ima eder; yalnızca sözcükleri anlayamadıklarını söylemez.

Alıştırma

Burada didn't appreciate the distinction ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İki farklı sözcük söylendiğini duyamadılar.
  2. İki ad arasında bulunduğu öne sürülen farkı anlamlı bulmadılar.
  3. Farkı çekici ve etkileyici buldular.
Cevabı göster

İki ad arasında bulunduğu öne sürülen farkı anlamlı bulmadılar.

In an outraged letter to Kennedy, Anlatım akışı

1:47

Kruşçev, Kennedy'ye yazdığı öfkeli bir mektupta

Khrushchev wrote,

1:49

şöyle yazdı:

Anlatım akışı

Alıntı öncesi tutum çerçevesi olarak In an outraged letter

Baştaki edat öbeği In an outraged letter, Khrushchev wrote aktarım cümlesinden önce gelerek alıntının nasıl yorumlanacağını çerçeveler. Okur, alıntılanan sözler başlamadan önce güçlü bir öfke ve protesto tonu beklemesi gerektiğini anlar. Dil bilgisi bakımından outraged sözcüğü letter sözcüğünü niteler; ancak aslında mektup aracılığıyla ifade edilen yazar tutumunu anlatır. Haber ve tarih anlatıları bilgiyi sık sık bu şekilde düzenler: önce kaynak ve tutum verilir, ardından mesaj aktarılır ya da alıntılanır.

Alıştırma

In an outraged letter alıntıdan önce ne işe yarar?

  1. Mektubun güçlü bir öfke ve protesto tonu taşıdığını önceden bildirir.
  2. Mektubun fiziksel olarak nerede yazıldığını belirtir.
  3. Yazarın ancak alıntılanan sözleri gördükten sonra öfkelendiğini söyler.
Cevabı göster

Mektubun güçlü bir öfke ve protesto tonu taşıdığını önceden bildirir.

"The violation of freedom to use international waters Kelime

1:50

"Uluslararası suları

and international airspace is an act of aggression, Kelime

1:53

ve uluslararası hava sahasını kullanma özgürlüğünün ihlali bir saldırganlık eylemidir,

Kelime

violation of freedom to use ...: resmî bir isim öbeğinin katmanları

Ana isim violation sözcüğüdür ve bir hak ya da özgürlüğün ihlal edilmesini ifade eder. of öbeği neyin ihlal edildiğini belirtir: freedom. Ardından gelen to use international waters and international airspace mastar yapısı bu özgürlüğün içeriğini açıklar. Use fiili, eş görevli iki nesne olan international waters ve international airspace üzerinde etkilidir. Öbeği violation of [freedom to use [A and B]] biçiminde çözümleyin: tek bir özgürlük, her iki alanın kullanımını da kapsar.

Alıştırma

Vurgulanan isim öbeğinin nasıl düzenlendiğini hangi köşeli parantezli yapı doğru gösterir?

  1. [violation of freedom to use international waters] and international airspace
  2. violation of [freedom] [to use international waters] and [international airspace]
  3. violation of [freedom to use [international waters and international airspace]]
Cevabı göster

violation of [freedom to use [international waters and international airspace]]

Kelime

an act of aggression: düşmanca eyleme yönelik resmî bir niteleme

Bu cümlede an act of aggression, söz konusu eylemi uluslararası bir anlaşmazlıktaki ciddi ve düşmanca bir hareket olarak nitelendirir. Buradaki aggression, yalnızca saldırgan bir kişiliği değil, başka bir devlete veya tarafa karşı güç içeren ya da tehdit oluşturan davranışı ifade eder. Bir şeyi an act of aggression olarak adlandırmak, yalnızca bir saldırıyı bildirmekten fazlasını yapar. Eylemi resmî siyasi veya hukuki terimlerle sınıflandırır ve uluslararası sorumluluk ya da sonuçlar doğurabileceğine işaret eder.

Alıştırma

Ciddi bir düşmanca eylem anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The ambassador described the invasion as ____.

Cevabı göster

an act of aggression

which pushes mankind toward the abyss Deyimler

1:56

bu da insanlığı

of world nuclear missile war."

1:59

küresel bir nükleer füze savaşının uçurumuna doğru itmektedir."

Deyimler

pushes mankind toward the abyss of world nuclear missile war: felakete yaklaşma metaforu

which pushes mankind toward the abyss of world nuclear missile war yan cümlesi, daha önce belirtilen eylemin sonucunu verir. Pushes ... toward, giderek artan tehlikeyi hayalî bir harekete dönüştürür: Eylem, tüm insanlığı felaket niteliğindeki bir hedefe yaklaşmaya zorluyormuş gibi gösterilir. The abyss gerçek bir çukur değildir. Karanlık, aşırı ve kaçılması zor biçimde sunulan yıkıcı bir küresel nükleer savaşın metaforudur. Bu yoğun imge, uyarının acil ve kaygı verici duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan yan cümle ne anlama geliyor?

  1. Önceki eylemin küresel nükleer savaş ihtimalini azalttığı söyleniyor.
  2. Önceki eylem, tüm insanlığı yıkıcı bir küresel nükleer savaşa yaklaştırıyormuş gibi gösteriliyor.
  3. İnsanlık fiziksel olarak füzelerin depolandığı derin bir çukura taşınıyor.
Cevabı göster

Önceki eylem, tüm insanlığı yıkıcı bir küresel nükleer savaşa yaklaştırıyormuş gibi gösteriliyor.

Thus ensued the most intense 6 days of the Cold War. Anlatım akışı

2:02

Böylece Soğuk Savaş'ın en gergin 6 günü başlamış oldu.

Anlatım akışı

Thus ensued: sonucu aktaran resmî devrik geçiş

Thus, “bunun sonucunda” anlamına; ensued ise “sonuç olarak ardından meydana geldi” anlamına gelir. Thus ensued birlikte, daha önce verilmiş bir nedeni sırada tanıtılan sonuca bağlar. Thus ensued the most intense 6 days ... yapısında ensued fiili, öznesi olan the most intense 6 days of the Cold War ifadesinden önce gelir. Bu resmî devrik yapı önce geçişi sunar ve anlatının yeni bir aşamasını başlatır.

Alıştırma

Resmî tarih cümlesini derste öğrenilen iki sözcüklü devrik geçişle tamamlayın: The treaty talks collapsed. ____ three days of uncertainty.

Cevabı göster

Thus ensued

While the US demanded the removal of the missiles, Anlatım akışı

2:07

ABD füzelerin kaldırılmasını talep ederken,

Cuba and the USSR insisted they were only defensive. Ton ve niyet

2:09

Küba ve SSCB bunların sadece savunma amaçlı olduğunda ısrar etti.

Anlatım akışı

While ... demanded ..., ... insisted ...: karşıt tutumları sunma

Burada while esas olarak “sırasında” değil, “oysa” veya “-ken diğer taraftan” anlamındadır. Birbirine karşıt iki tutumu yan yana yerleştirir: while yan cümlesi ABD'nin talebini, ana cümle ise Küba ile SSCB'nin yanıtını verir. Paralel fiiller karşıtlığı güçlendirir: bir taraf demanded ile bir eylem talep ederken diğer taraf insisted ile bir açıklamada ısrar eder. they were only defensive ifadesindeki they, missiles sözcüğüne gönderme yapar. Ayrıca insisted sonrasında atılan that anlaşılabilir: insisted (that) they were only defensive.

Alıştırma

“While the city demanded lower rents, landlords insisted that costs were rising,” cümlesinde while ne yapar?

  1. Birbirine karşıt iki tutumu karşılaştırır.
  2. Yalnızca kiraların değiştiği kesin zamanı belirtir.
  3. İki tarafın da aynı talepte bulunduğunu söyler.
Cevabı göster

Birbirine karşıt iki tutumu karşılaştırır.

Ton ve niyet

'insisted they were only defensive': tartışmalı bir savunma iddiası

Insisted sözcüğünü, iddianın içeriğini bildiren bir yan cümle izler; burada isteğe bağlı that sözcüğü çıkarılmıştır: insisted (that) they were only defensive. Bu yapı, Küba ve SSCB'nin şüpheye veya anlaşmazlığa rağmen bu iddiayı güçlü biçimde sürdürdüğünü anlatır. Only defensive, onların tutumunu veya davranışını saldırgan değil koruyucu olarak gösterir. Bu bir kendini haklı çıkarma biçimidir: cümle onların iddiasını aktarır, ancak anlatıcının bunu gerçek olarak kabul ettiğini göstermez.

Alıştırma

Yetkililerin güçlü biçimde sürdürdüğü bir iddiayı hangi cümle doğal biçimde aktarır?

  1. The officials insisted on that the system was only defensive.
  2. The officials insisted that the system was only defensive.
  3. The officials insisted the system only defensive.
Cevabı göster

The officials insisted that the system was only defensive.

And as the weapons continued to be armed, Dilbilgisi

2:14

Ve silahlar kurulmaya devam ettikçe,

Dilbilgisi

'as the weapons continued to be armed': eş zamanlı edilgen bir süreç

Burada as, sürmekte olan bir eylemi daha sonra gelecek olayın zaman arka planı olarak sunar. Because anlamında değil, while veya «bir şey olmaya devam ederken» anlamındadır. İki gelişmenin aynı anda ilerlediğini gösterir. The weapons continued to be armed, continue to ile edilgen be armed yapısını birleştirir. Silahlar eyleme maruz kalırken onları hazırlayan kişiler belirtilmez. Bu bağlamda armed, silahların donatılması veya kullanıma hazır hâle getirilmesi demektir; dolayısıyla tehlikeli hazırlık süreci devam etmektedir.

Alıştırma

Bu cümle parçasında as the weapons continued to be armed ne işlev görür?

  1. Silahların bir sonraki olay bittikten sonra kendi kendilerini silahlandırdığını söyler.
  2. Bir sonraki olayla aynı anda süren bir süreci arka plan olarak sunar.
  3. Silahların neden daha önce götürülmüş olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Bir sonraki olayla aynı anda süren bir süreci arka plan olarak sunar.

the US prepared for a possible invasion. Kalıp ifadeler

2:16

ABD olası bir işgal için hazırlandı.

Kalıp ifadeler

prepared for a possible invasion: prepare for + isim öbeği yapısı

Prepared for, bir şeye hazır olmak için önceden adım atıldığını anlatır. Bu cümlede for, ABD'nin karşılaşmak zorunda kalabileceği olayı veya tehlikeyi, yani an invasion ifadesini getirir. Possible, istilanın kesinleşmiş bir olay değil, bir risk olduğunu gösterir. Başka durumlara aktarılabilen yapı prepare for + isim öbeğidir; prepare for an emergency buna bir örnektir.

Alıştırma

Prepare for yapısındaki eksik edatı tamamlayın: The organizers prepared ____ possible delays at the entrance.

Cevabı göster

for

On October 27th,

2:20

27 Ekim'de,

a spy plane piloted by Major Rudolf Anderson

2:21

Binbaşı Rudolf Anderson tarafından uçurulan bir casus uçağı

was shot down by a Soviet missile. Öbek fiiller

2:24

bir Sovyet füzesi tarafından düşürüldü.

Öbek fiiller

was shot down: shoot down fiilinin edilgen biçimi

Havacılık ve askerî bağlamlarda shoot down, uçan bir hedefi silahla vurup düşürmek veya uçma yeteneğini kaybetmesine neden olmak demektir. Was shot down, bu eylemin casus uçağa yapıldığını belirtir. Yapı, geçmiş zaman edilgen biçimindedir: was + geçmiş zaman ortacı shot + parçacık down. By ile başlayan öbek, sonuca neyin yol açtığını belirtir. Down, phrasal verb yapısının bir parçasıdır; bu nedenle ifade yalnızca uçağa doğru ateş etmekten daha fazlasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi shoot down fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The drone ____ by air defenses before it reached the runway.

Cevabı göster

was shot down

The same day,

2:27

Aynı gün,

a nuclear armed Soviet submarine Kelime

2:28

nükleer silahlı bir Sovyet denizaltısı,

Kelime

nuclear armed Soviet submarine: art arda gelen niteleyicilerle kurulmuş isim öbeğini okuma

Ana isim submarine sözcüğüdür. Soviet, denizaltının ulusal aidiyetini belirtirken nuclear armed onun nükleer silahlarla donatıldığını anlatır. Bilgiyi sağdan sola okuyun: önce submarine, sonra Soviet submarine ve son olarak nuclear-armed Soviet submarine. Burada nuclear ve armed, submarine sözcüğünden önce tek bir niteleyici olarak birlikte çalışır. İngilizce haberlerde ve tarih anlatılarında bir ismin önüne birkaç kısa niteleyici sıkça yığılır; önce sondaki ana ismi bulmak tüm ifadeyi çözümlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

a nuclear armed Soviet submarine ifadesinde nuclear armed ne anlama gelir?

  1. Denizaltı nükleer silahlarla donatılmıştı.
  2. Denizaltı Sovyetler Birliği'ne aitti.
  3. Denizaltı bir nükleer reaktörle çalışıyordu.
Cevabı göster

Denizaltı nükleer silahlarla donatılmıştı.

was hit by a small depth charge from a US Navy vessel Kültür

2:30

ona su yüzüne çıkması için sinyal vermeye çalışan bir ABD Donanması gemisinin

Kültür

small depth charge: denizaltılara karşı kullanılan bir su altı patlayıcısı

Depth charge, bir gemi veya uçaktan bırakılan ve denizaltılara saldırmak için su altında, geleneksel olarak seçilmiş bir derinlikte patlayacak şekilde tasarlanan bir silahtır. Small depth charge ifadesinde small, bombanın görece küçük olduğunu belirtir; patlamanın sığ suda gerçekleştiği anlamına gelmez. Dolayısıyla böyle bir bombayla vurulmak, su altında denizaltılara karşı kullanılan bir patlayıcının darbesine maruz kalmak demektir. Bu, olayın denizaltının içindeki insanlara neden tehlikeli görüneceğini anlamak için gereken asgari askerî bilgidir.

Alıştırma

Askerî tarih metninde depth charge nedir?

  1. derin sularda seyahat eden bir gemiden alınan ücret
  2. denizaltılara karşı su altında patlamak üzere tasarlanmış bir silah
  3. okyanusun derinliğini ölçmek için kullanılan bir cihaz
Cevabı göster

denizaltılara karşı su altında patlamak üzere tasarlanmış bir silah

trying to signal it to come up. Dilbilgisi

2:34

küçük bir sualtı bombasıyla vuruldu.

Dilbilgisi

signal it to come up: signal + nesne + to'lu mastar

signal + nesne + to'lu mastar yapısı, bir kişinin ya da şeyin bir eylemi yapması için ona işaret verildiğini anlatır. signal it to come up ifadesinde it sinyali alan ögedir; to come up ise istenen eylemi belirtir. Bu denizaltı bağlamında come up, su yüzeyine doğru yükselmek demektir. Bir el hareketi, ışık ya da başka bir işaret birini harekete yönlendirdiğinde de aynı yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir eylemi yönlendirmek için signal + nesne + to'lu mastar yapısını doğru kullanır?

  1. The marshal signaled the pilot for waiting.
  2. The marshal signaled the pilot to wait.
  3. The marshal signaled to the pilot wait.
Cevabı göster

The marshal signaled the pilot to wait.

The commanders on the sub,

2:36

Denizaltıdaki komutanlar,

too deep to communicate with the surface, Dilbilgisi

2:38

yüzeyle iletişim kuramayacak kadar derinde oldukları için,

Dilbilgisi

too deep to communicate: too + sıfat + to'lu mastar

too + sıfat + to'lu mastar kalıbı, bir derecenin eylemin yapılabileceği sınırı aştığını anlatır: bulundukları yer iletişim kurulamayacak kadar derindir. Bu nedenle too yalnızca yüksek dereceyi değil, eylemi engelleyen sonucu da belirtir. Burada with the surface, su yüzeyindeki kişilerle veya birimlerle iletişim kurmak anlamına gelir. too deep to communicate with the surface ifadesi, komutanların neden bağlantı kuramadığını açıklar.

Alıştırma

communicate with ve too + sıfat + to'lu mastar kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The research vessel was too far away ____ the shore team.

Cevabı göster

to communicate with

thought war had begun Dilbilgisi

2:40

savaşın başladığını düşündüler

Dilbilgisi

thought war had begun: geçmişteki bir inançtan daha önceki olay

thought, birinin bu inanca sahip olduğu geçmiş zaman noktasını kurar; had begun ise past perfect yapısındadır. Savaşın varsayılan başlangıcını bu noktadan daha önceye yerleştirir. Konuşma ve anlatılarda sık görüldüğü gibi, thought sonrasında isteğe bağlı bağlayıcı that kullanılmamıştır. thought birinin neye inandığını aktardığı için bu ifade, savaşın gerçekten başladığını doğrulamak yerine onların görüşünü sunar. Başka durumlara uygulanabilen kalıp, daha önce olduğu düşünülen bir olay için geçmişteki bir düşünce veya aktarımdan sonra had + geçmiş zaman ortacı kullanmaktır.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Nina reached the platform and thought the train ____.

Cevabı göster

had left

and prepared to launch a nuclear torpedo. Kalıp ifadeler

2:42

ve nükleer bir torpido fırlatmaya hazırlandılar.

Kalıp ifadeler

prepared to launch: harekete geçmeye hazırlanmak

prepare to + fiilin yalın hâli, belirli bir eylemi gerçekleştirmeye hazırlanmak demektir. Burada prepared geçmiş zamanlı fiil, launch planlanan eylem, a nuclear torpedo ise fırlatılacak nesnedir. Bu ifade tamamlanmış bir fırlatmayı değil, hazırlık aşamasını gösterir. Cümle onların harekete geçmeye hazırlandığını söyler; torpidonun gerçekten fırlatıldığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi prepare to yapısının geçmiş zamanı ve yalın hâldeki launch fiiliyle tamamlayın: The crew ____ the rescue drone after receiving clearance.

Cevabı göster

prepared to launch

That decision had to be made unanimously by three officers. Dilbilgisi

2:45

Bu kararın üç subay tarafından oybirliğiyle alınması gerekiyordu.

Dilbilgisi

had to be made unanimously: geçmişte tam uzlaşma gerektiren bir zorunluluk

had to be made ifadesinde had to geçmişteki bir zorunluluğu, be made ise make fiilinin edilgen biçimini anlatır. Cümle, eylemi yapan kişilerden çok kararın alınmasının zorunlu olmasına odaklanır. Unanimously, üç subayın her birinin aynı fikirde olması gerektiğini belirtir. Bu ifade birlikte, hem gerekli süreci—kararın alınmasını—hem de karar eşiğini—tam uzlaşmayı—anlatır.

Alıştırma

had to, make fiilinin edilgen biçimi ve unanimously kullanarak cümleyi tamamlayın: Under the old rules, the final decision ____ by all five board members.

Cevabı göster

had to be made unanimously

The captain and political officer both authorized the launch, Kelime

2:49

Kaptan ve siyasi subay fırlatmaya yetki verdi,

Kelime

authorized the launch: resmî izin vermek

Authorized the launch, fırlatmanın gerçekleşmesi için resmî izin verildiği anlamına gelir. Authorized, authorize fiilinin geçmiş zaman biçimidir; the launch nesnesi izin verilen eylemi belirtir. Authorize, tanınmış bir yetki veya sorumluluk bulunduğunu ima eder. Burada iki subay yalnızca fikre katılmakla kalmamış, eyleme izin vermek için resmî yetkilerini kullanmıştır.

Alıştırma

Hangi cümle, resmî yetkisi olan bir kişinin resmî izin verdiğini gösterir?

  1. The security director agrees that this area looks safe.
  2. The security director hopes visitors will enter this area.
  3. Only the security director can authorize access to this area.
Cevabı göster

Only the security director can authorize access to this area.

but Vasili Arkhipov,

2:53

ancak Vasili Arkhipov,

second in command, Kalıp ifadeler

2:55

ikinci komutan,

Kalıp ifadeler

second in command: liderden hemen sonraki yetkili

Second in command, liderin hemen altında yer alan ve gerektiğinde liderin görevini üstlenebilen kişiyi anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Askerî bağlamda “komutan yardımcısı”, diğer kuruluşlarda ise en yetkili ikinci lider anlamına gelebilir. Bu cümlede second in command, Vasili Arkhipov'dan sonra gelen bir açıklayıcı eş görevli ögedir. Virgüller, onun konumunu belirten ek bilgiyi ayırır. Bu ifade She is second in command. örneğinde olduğu gibi be fiilinden sonra da sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın liderin hemen altındaki kişi olduğunu ifade eder?

  1. Maya is second in command and takes over when the director is away.
  2. Maya gave the second command after the alarm.
  3. Maya is in command and makes the final decisions.
Cevabı göster

Maya is second in command and takes over when the director is away.

refused.

2:56

reddetti.

His decision saved the day, Deyimler

2:57

Onun kararı günü,

Deyimler

saved the day: kritik anda krizi çözdü

Saved the day, save the day deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Birinin veya bir şeyin kritik bir anda önemli bir sorunu çözüp kötü bir sonucu önlediğini ifade eder. Buradaki day, kelimenin gerçek anlamıyla 24 saatlik bir süre değildir. Bu cümlede özne His decision olduğu için ifade, durumu tersine çeviren eylem olarak onun kararını gösterir. Bu deyim, başarılı bir kurtarma veya son dakika çözümü için genellikle özneye paye verir.

Alıştırma

Cümleyi “sorunu kritik anda çözdü” anlamına gelen deyimle tamamlayın: When the main computer failed, the backup system ____.

Cevabı göster

saved the day

and perhaps the world. Anlatım akışı

2:59

ve belki de dünyayı kurtardı.

Anlatım akışı

and perhaps the world: etkiyi büyüten eksilti

Bu bağlamda and perhaps the world, bir karar için saved the day denmesinden sonra ikinci ve çok daha büyük bir sonuç ekler. saved fiili önceki yan cümleden anlaşıldığı için düşürülür; tam anlam and perhaps saved the world şeklindedir. Bu kısa ek, etki alanını o anki durumdan bütün dünyaya genişletir. and bunun ek bir sonuç olduğunu gösterirken perhaps daha büyük iddiayı belirsiz bırakır. Böylece en büyük iddia kesin bir gerçek gibi sunulmadan dramatik bir yükseliş yaratılır.

Alıştırma

Önce belirli bir etkiyi söyleyip ardından daha büyük fakat belirsiz bir etki ekleyen aynı kalıbı hangi cümle kullanıyor?

  1. The new treatment could help thousands, but it has not helped anyone.
  2. The new treatment could perhaps help exactly one thousand people.
  3. The new treatment could help thousands—and perhaps millions.
Cevabı göster

The new treatment could help thousands—and perhaps millions.

But the crisis wasn't over.

3:01

Ancak kriz bitmemişti.

For the first time in history, Anlatım akışı

3:03

Tarihte ilk kez,

Anlatım akışı

For the first time in history: emsalsiz bir olayı duyurmak

For the first time in history cümlenin başında kullanıldığında, ana olaydan önce bir zaman çerçevesi kurar. Dinleyiciye olayın ilgili tarihsel kayıtlarda daha önce hiç gerçekleşmediğini bildirir. İfadeyi olayın ne olduğunu söylemeden önce kullanmak, olayın emsalsiz olduğunu duyurur ve sıradaki bilginin önemli olduğuna işaret eder. Ardından genellikle virgül ve olayı açıklayan tam bir yan cümle gelir.

Alıştırma

Daha önce tarihte buna benzer hiçbir şey yaşanmadığını belirten bu nottaki ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, a spacecraft has returned samples from this asteroid.

Cevabı göster

For the first time in history

the US military set itself to DEFCON II, Kültür

3:05

ABD ordusu kendini DEFCON II durumuna geçirdi,

Kültür

set itself to DEFCON II: çok yüksek askerî hazırlık durumuna geçmek

Burada set itself to DEFCON II, ABD ordusunun savunma hazırlık durumunu DEFCON 2'ye geçirdiği anlamına gelir. DEFCON, ABD ordusunun beş seviyeli hazırlık sistemidir; sayı küçüldükçe hazırlık düzeyi yükselir. DEFCON 2, DEFCON 1'in hemen altında yer alan ikinci en yüksek seviyedir. Bu kısa arka plan bilgisi, durumun neden nükleer savaşa son derece yakın gösterildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede set itself to DEFCON II ne anlama geliyor?

  1. Ordu, tüm savunma hazırlıklarını sona erdirdi.
  2. Ordu, hazırlığı düşük bir seviyeye indirdi.
  3. Ordu, savunma hazırlığının ikinci en yüksek seviyesine geçti.
Cevabı göster

Ordu, savunma hazırlığının ikinci en yüksek seviyesine geçti.

the defense readiness one step away from nuclear war. Deyimler

3:08

bu nükleer savaştan bir adım önceki savunma hazırlığı seviyesidir.

Deyimler

one step away from nuclear war: bir sonuca son derece yakın olmak

One step away from nuclear war fiziksel mesafeyi mecaz olarak kullanır: durum nükleer savaşa son derece yakındır. Ölçülebilen gerçek bir adımdan söz etmez. Yeniden kullanılabilen kalıp one step away from + isim veya -ing biçimidir. Tehlikeli bir sonucu, başarıyı ya da başka büyük bir değişimi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “çok yakın olmak” anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After months of testing, the engineers are ____ launching the new device.

Cevabı göster

one step away from

With hundreds of nuclear missiles ready to launch,

3:12

Fırlatılmaya hazır yüzlerce nükleer füze ile,

the metaphorical doomsday clock Deyimler

3:15

metaforik kıyamet saati

stood at 1 minute to midnight.

3:17

gece yarısına 1 dakika kalayı gösteriyordu.

Deyimler

Mecazi Kıyamet Saati gece yarısına 1 dakika kalayı gösteriyordu

Kıyamet Saati, küresel tehlikeyi anlatan kamusal bir mecazdır. Gece yarısı felaketi temsil eder; bu nedenle gece yarısına çok yakın bir saat, çok yüksek bir risk düzeyini gösterir. Burada stood at, “belirli bir konumu gösteriyordu”; 1 minute to midnight ise “gece yarısından bir dakika önce” anlamına gelir. Cümle, soyut bir krizi saat üzerindeki bir konuma dönüştürür; gerçek anlamda bir dakikalık geri sayımı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede saatin gösterdiği konum ne anlatıyor?

  1. Bir felaketin tam altmış saniye sonra gerçekleşeceği kesindi.
  2. İnsanlık küresel bir felakete son derece yakın olarak tasvir ediliyordu.
  3. Sıradan bir saat gece yarısından hemen önce durmuştu.
Cevabı göster

İnsanlık küresel bir felakete son derece yakın olarak tasvir ediliyordu.

But diplomacy carried on. Öbek fiiller

3:20

Ancak diplomasi devam etti.

Öbek fiiller

“But diplomacy carried on.” cümlesindeki carried on

But diplomacy carried on cümlesinde carried on, “devam etti” anlamına gelir. Diplomacy, sürmekte olan bir süreci adlandırır ve cümlenin öznesidir; bu nedenle carry on burada geçişsizdir ve nesne almaz. But, daha önce anlatılan tehlikeyle karşıtlık kurar. Vurgulanan nokta, durum ciddi olsa da diplomatik çabaların durmamış olmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi “devam etti” anlamına gelen carry on fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The alarm rang, but the meeting ____.

Cevabı göster

carried on

In Washington, D.C.,

3:22

Washington D.C.'de,

Attorney General Robert Kennedy Kültür

3:23

Başsavcı Robert Kennedy

Kültür

ABD federal makam unvanı olarak Attorney General

Bu ABD federal hükümeti bağlamında Attorney General, Adalet Bakanlığını yöneten kişinin resmî unvanıdır. Genel bir avukat veya savcı türünü değil, belirli bir kamu görevini belirtir. Robert Kennedy'nin adından önce kullanıldığında onun resmî görevini tanımlar ve onu üst düzey bir hükümet temsilcisi olarak sunar.

Alıştırma

“Attorney General Robert Kennedy” ifadesinde Attorney General neyi belirtir?

  1. Robert Kennedy'nin sıradan bir özel avukat olarak işi
  2. Robert Kennedy'nin ABD Adalet Bakanlığının başındaki görevi
  3. Robert Kennedy'nin askerî general rütbesi
Cevabı göster

Robert Kennedy'nin ABD Adalet Bakanlığının başındaki görevi

secretly met with Soviet ambassador Anatoly Dobrynin.

3:25

Sovyet büyükelçisi Anatoly Dobrynin ile gizlice buluştu.

After intense negotiation, Anlatım akışı

3:29

Yoğun müzakerelerden sonra,

Anlatım akışı

After intense negotiation: sonuçtan önce süreci özetlemek

After intense negotiation, cümlenin başına getirilmiş bir edat öbeğidir. After, müzakereyi ana cümledeki olaydan önceye yerleştirir; intense ise sürecin zorlu, baskılı veya sert çekişmeli olduğunu anlatır. Konuşan kişi önceki süreci bu kısa giriş öbeğinde özetleyerek ana cümleyi sonuca ayırır. Süreçten sonuca ilerleyen bu düzen, haberlerde ve tarih anlatılarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir müzakereyi cümle başındaki after öbeğiyle özetleyip ardından sonucu bildirir?

  1. During intense negotiation, the neighbors had not yet agreed on a new parking plan.
  2. After intense negotiation, the neighbors agreed on a new parking plan.
  3. Before intense negotiation, the neighbors agreed on a new parking plan.
Cevabı göster

After intense negotiation, the neighbors agreed on a new parking plan.

they reached the following proposal: Kalıp ifadeler

3:31

şu teklifte anlaştılar:

Kalıp ifadeler

they reached the following proposal ifadesinin anlamı

Burada they reached the following proposal, müzakere eden kişilerin birazdan açıklanan öneriye vardığı veya bu öneri üzerinde anlaştığı anlamına gelir. Reach fiziksel bir hareketi değil, soyut bir sonuca ulaşmayı anlatır. Following “sırada verilen” anlamındadır ve iki nokta, önerinin ayrıntılarının hemen ardından geleceğini gösterir. Ancak reach a proposal modern İngilizcede yaygın bir eşdizim değildir; bu nedenle cümleyi örnek alarak kullanmak yerine bağlamdan anlamak gerekir.

Alıştırma

Bu bağlamda they reached the following proposal ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Soyut bir sonuç: müzakereciler sırada verilen öneri üzerinde anlaştı.
  2. Sırada verilen önerinin reddedilmesi.
  3. “Öneri” adlı bir yere yapılan fiziksel yolculuk.
Cevabı göster

Soyut bir sonuç: müzakereciler sırada verilen öneri üzerinde anlaştı.

the US would remove their missiles from Turkey and Italy

3:33

ABD, füzelerini Türkiye ve İtalya'dan çekecek

and promise to never invade Cuba

3:36

ve asla Küba'yı işgal etmeyeceğine söz verecekti,

in exchange for the Soviet withdrawal from Cuba Kalıp ifadeler

3:38

BM denetiminde Sovyetlerin

Kalıp ifadeler

in exchange for: iki yönlü bir takas

In exchange for, “karşılığında” veya “karşılık olarak” anlamına gelir. Bir tarafın verdiği, yaptığı ya da vaat ettiği şeyi diğer taraftan aldığı karşılığa bağlar. For bu kalıp ifadenin bir parçasıdır ve ardından bir isim öbeği, zamir ya da -ing biçimi gelir. Örnekte the Soviet withdrawal from Cuba, takasın parçası olarak sunulan tavizdir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya designed a logo for the café ____ free coffee for a month.

Cevabı göster

in exchange for

under UN inspection. Kültür

3:41

Küba'dan çekilmesi karşılığında.

Kültür

under UN inspection: Birleşmiş Milletler denetimine tabi

Under UN inspection, bir yerin, faaliyetin veya sürecin Birleşmiş Milletlerin yetkisi altında denetlendiği anlamına gelir. UN, United Nations ifadesinin İngilizce kısaltmasıdır. Buradaki under fiziksel bir konumu anlatmaz. Denetlenen bir statüyü gösterir: söz konusu unsur resmî bir denetim düzenlemesine tabidir. Aynı yapı under review ve under supervision ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

“Birleşmiş Milletlerin denetimine tabi” anlamını vermek için cümleyi under + UN + inspection yapısıyla tamamlayın: The storage sites remained ____ after the agreement.

Cevabı göster

under UN inspection

Once the meeting had concluded, Dilbilgisi

3:44

Toplantı biter bitmez,

Dilbilgisi

Once the meeting had concluded: geçmiş olayları sıralama

Burada once bir zaman yan cümlesi başlatır ve “toplantı bittikten sonra” ya da “toplantı biter bitmez” anlamına gelir. Yan cümle, toplantının tamamlanmasını bir sonraki olayın gerçekleştiği zamanın referans noktası yapar. Had concluded past perfect yapısındadır. Toplantının sona ermesini, ardından gelen geçmiş olaydan daha önce gerçekleşmiş olarak gösterir. Bu cümlede concluded geçişsiz kullanılmıştır ve ended demenin nispeten resmî bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümle toplantının delegeler ayrılmadan önce bittiğini göstermek için once ve past perfect yapısını doğru kullanır?

  1. Once had the meeting concluded, the delegates left the building.
  2. Once the meeting had concluded, the delegates left the building.
  3. Once the meeting has concluded, the delegates left the building.
Cevabı göster

Once the meeting had concluded, the delegates left the building.

Dobrynin cabled Moscow, Kelime

3:45

Dobrynin Moskova'ya telgraf çekerek,

Kelime

cabled Moscow: Sovyet yetkililerine telgraf gönderdi

cabled Moscow ifadesinde cabled, İngilizce cable fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bir yere telgraf gönderdi” anlamına gelir. Moscow alıcıyı veya hedefi gösterir; kabloyla taşınan bir nesne değildir. Burada başkentin adı, Sovyet hükümetini veya oradaki yetkilileri temsil eder. Bu, tarihî diplomasi dilidir. Dobrynin'in o dönemde kullanılan telgraf sistemiyle iletişim kurduğunu anlatır.

Alıştırma

Bu tarihî diplomasi cümlesinde cabled Moscow ne anlama gelir?

  1. Moskova'daki Sovyet yetkililerine telgraf gönderdi.
  2. Moskova'nın her yerine elektrik kablosu döşedi.
  3. Moskova'ya teleferikle gitti.
Cevabı göster

Moskova'daki Sovyet yetkililerine telgraf gönderdi.

saying,

3:47

dedi ki,

"Time is of the essence, Deyimler

3:47

"Zaman çok önemli,

Deyimler

Time is of the essence: gecikme sonucu değiştirebilir

Time is of the essence, zamanında harekete geçmenin son derece önemli olduğunu belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Gecikmenin başarısızlığa, kayba veya bir fırsatın kaçmasına yol açabileceğini ve bu yüzden hızlı davranılması gerektiğini anlatır. Buradaki of the essence, “kesinlikle gerekli veya temel öneme sahip” demektir. İfade, zamanın kelimenin gerçek anlamıyla bir öz ya da madde olduğunu söylemez.

Alıştırma

Gecikmenin sonuca zarar verebileceğini belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____, so the rescue team must leave now.

Cevabı göster

Time is of the essence

and we shouldn't miss the chance." Kalıp ifadeler

3:48

ve bu şansı kaçırmamalıyız."

Kalıp ifadeler

shouldn't miss the chance: fırsatı kaçırmamak

Miss the chance, mevcut bir fırsatı geçip gitmeden değerlendirememek anlamına gelir. Shouldn't bu ifadeyi açık bir tavsiyeye dönüştürür: konuşan kişi fırsatı kaçırmanın akıllıca olmayacağını düşünür. Fırsatın hangi eylemi mümkün kıldığını belirtmek için shouldn't miss the chance to + fiil yapısını kullanın; örneğin shouldn't miss the chance to apply.

Alıştırma

Tavsiyeyi hedef ifadeyle tamamlayın: You ____ to introduce your idea at today's meeting.

Cevabı göster

shouldn't miss the chance

And at 9:00 a.m. the next day,

3:51

Ve ertesi gün sabah 9:00'da,

a message arrived from Khrushchev,

3:53

Kruşçev'den bir mesaj geldi,

announcing the Soviet missiles Dilbilgisi

3:54

Sovyet füzelerinin

would be removed from Cuba.

3:56

Küba'dan çekileceğini duyurarak.

Dilbilgisi

announcing ... would be removed: kaldırılacağını duyurmak

announcing ... şeklindeki -ing öbeği, message gibi daha önce geçen bir isim hakkında ek bilgi verir ve mesajın neyi duyurduğunu açıklar. Burada announce fiilinden sonra bir içerik yan cümlesi gelir ve the Soviet missiles öncesinde kullanılabilen that sözcüğü atılmıştır. Bu içerik yan cümlesindeki would be removed, would + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Would, kaldırma olayını geçmişteki bir bakış açısından daha sonra gerçekleşecek şekilde sunar; edilgen yapı ise eylemi yapandan çok füzelere odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle içeriği tanıtmak için announcing yapısını ve geçmişten bakılan gelecek zaman edilgeni olarak would be removed yapısını doğru kullanır?

  1. The museum issued a notice announcing the damaged statue would be removed.
  2. The museum issued a notice announcing that workers would remove the damaged statue.
  3. The museum issued a notice announced the damaged statue would be removed.
Cevabı göster

The museum issued a notice announcing the damaged statue would be removed.

The crisis was now over.

3:58

Kriz artık sona ermişti.

While criticized at the time by their respective governments Notlar

4:01

O dönemde kendi hükümetleri tarafından

Kelime

their respective governments: bire bir karşılık

Their respective governments, her kişinin kendi hükümetiyle eşleştirildiği anlamına gelir. Respective, birden çok kişiyle birden çok şey arasında bire bir karşılık kurar; dolayısıyla burada herkesin paylaştığı tek bir hükümetten söz edilmez. Yaygın bir kalıp their respective + çoğul isim yapısıdır; the students and their respective teachers buna örnektir.

Alıştırma

Her sporcunun kendi takımına döndüğünü göstermek için respective sözcüğünü içeren iki kelimeyle cümleyi tamamlayın: After the ceremony, the athletes returned to ____ teams.

Cevabı göster

their respective

for bargaining with the enemy, Kelime

4:04

düşmanla pazarlık yaptıkları için eleştirilseler de,

Dilbilgisi

While criticized ... for bargaining: kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesi

Burada while yalnızca zaman ilişkisi değil, ödünleme anlamı verir. While criticized, edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış biçimidir: örtük özne ve be fiilinin bir biçimi atılmıştır. Açık biçimi Although they were criticized at the time by their respective governments for bargaining with the enemy olabilir. Criticized bir geçmiş zaman ortacıdır; for bargaining ise eleştirinin nedenini belirtir. Kısaltılmış yan cümle bir engeli veya olumsuz gerçeği öne çıkarır ve ana cümlenin bununla karşıtlık kurması beklenir.

Alıştırma

Hangi cümle, “Öneri eleştirilmesine rağmen onaylandı” anlamını kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesiyle doğru biçimde ifade eder?

  1. While criticized by the committee, the approval surprised everyone.
  2. While criticized by the committee, the proposal was approved.
  3. While criticizing the proposal, the proposal was approved.
Cevabı göster

While criticized by the committee, the proposal was approved.

Kelime

bargaining with the ...: olumsuz çerçevelenen müzakere

bargaining with the enemy ifadesinde bargain with, başka bir tarafla şartları müzakere etmek anlamına gelir. With, müzakerenin karşı tarafını getirir; burada tam ad öbeği the enemy şeklindedir. Bargain kendi başına mutlaka olumsuz değildir, ancak bu siyasi ifadede düşman bir tarafla taviz alışverişi yapıldığını düşündürebilir. Bu çerçeveleme, tarafsız negotiate fiiline göre daha eleştireldir.

Alıştırma

Eleştirel bir siyasi haberde bargaining with the enemy en güçlü olarak neyi düşündürür?

  1. Düşman bir tarafla şartları müzakere etmek ve eleştirilen tavizler verilmiş olabileceğini ima etmek
  2. Düşmana ait bir mağazada daha düşük fiyat istemek
  3. Bir rakiple her türlü iletişimi reddetmek
Cevabı göster

Düşman bir tarafla şartları müzakere etmek ve eleştirilen tavizler verilmiş olabileceğini ima etmek

contemporary historical analysis Kelime

4:05

günümüzdeki tarihi analizler,

Kelime

contemporary historical analysis: tarihin günümüzde yapılan analizi

Burada contemporary historical analysis, günümüzde yapılan tarih analizini, yani modern tarihçilerin geçmiş olaylar üzerine ürettiği çalışmaları ifade eder. Contemporary analizi bugüne yerleştirirken historical, konusunun tarih olduğunu belirtir. Contemporary ayrıca bir kişi veya olayla aynı dönemde var olmak anlamına gelebilir; bu nedenle ifadenin anlamı bağlama bağlıdır. Bu bölümde önceki tepkilerle kurulan karşıtlık, “günümüze ait” anlamını seçtirir.

Alıştırma

Bu bölümde contemporary historical analysis ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Geçmiş olayların günümüzde yapılmış akademik analizi
  2. Günümüzde geçen kurmaca bir anlatı
  3. Olaylarla tam olarak aynı zamanda yazılmış analiz
Cevabı göster

Geçmiş olayların günümüzde yapılmış akademik analizi

shows great admiration for Kennedy and Khrushchev's Kalıp ifadeler

4:08

Kennedy ve Kruşçev'in

ability to diplomatically solve the crisis.

4:10

krizi diplomatik olarak çözme becerilerine büyük bir hayranlık duymaktadır.

Kalıp ifadeler

show great admiration for ... ability to ...: birinin yeteneğine büyük hayranlık duyulduğunu belirtmek

show great admiration for resmî bir değerlendirme kalıbıdır: show tutumun dışa vurulduğunu belirtir, great hayranlığın derecesini güçlendirir ve for hayran olunan kişiyi, niteliği veya yeteneği tanıtır. Kennedy and Khrushchev's ability to ... hayranlığın nesnesini belirtir. ability to + fiilin yalın hâli bir şeyi yapabilme kapasitesini ifade eder; diplomatically, solve fiilini niteler ve güç kullanmak yerine diplomasi veya müzakere yoluyla anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi show great admiration for ve ability to ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The review ____ the scientist's ____ explain complex ideas clearly.

Cevabı göster

shows great admiration for · ability to

But the disturbing lesson was that Anlatım akışı

4:13

Ancak buradaki rahatsız edici ders şuydu ki,

Anlatım akışı

But the disturbing lesson was that: uyarı niteliğindeki sonuca geçiş

But önce ardından gelen kısmı daha önceki olumlu değerlendirmeyle karşılaştırır. the disturbing lesson was that ise bilgi türünde bir değişiklik olduğunu bildirir: yazar, ne olduğundan ve neyin takdire değer olduğundan söz etmeyi bırakıp bu olaylardan çıkarılan kaygı verici bir sonuca geçer. the lesson was that + yan cümle kalıbı, sonraki ifadeyi hikâyenin daha geniş anlamı olarak sunar. disturbing ayrıca sonuç ortaya çıkmadan önce yazarın olumsuz değerlendirmesini belirtir.

Alıştırma

But the disturbing lesson was that ifadesinin bir savdaki temel düzenleme işlevi nedir?

  1. Olay dizisine tarafsız bir ayrıntı daha ekler.
  2. Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
  3. Olayları anlatmaktan, bu olaylardan çıkarılan kaygı verici bir sonucu sunmaya geçer.
Cevabı göster

Olayları anlatmaktan, bu olaylardan çıkarılan kaygı verici bir sonucu sunmaya geçer.

a slight communication error or split-second decision Kalıp ifadeler

4:15

ufak bir iletişim hatası veya saniyelik bir karar,

Kalıp ifadeler

slight communication error: küçük bir hata, ancak etkisi mutlaka küçük değil

slight communication error ifadesinde slight, communication error ifadesini niteler ve derece ya da kapsam bakımından küçük anlamına gelir. Hatanın kendisini sınırlı ve belki de kolayca küçümsenebilecek bir şey olarak sunar. Bu sıfat, sonucun ne kadar ciddi olduğunu göstermez. Küçük bir yanlış anlama, gecikme veya ifade hatası yine de büyük bir sonuca yol açabilir; bu nedenle hatanın büyüklüğü ile etkisinin büyüklüğünü birbirinden ayırmak gerekir.

Alıştırma

slight communication error ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. İletişim hatası küçüktü, bu nedenle sonuçları mutlaka zararsızdı.
  2. İletişim hatası küçüktü ancak sonuçları yine de ciddi olabilirdi.
  3. Hiç iletişim kurulmadı.
Cevabı göster

İletişim hatası küçüktü ancak sonuçları yine de ciddi olabilirdi.

Kalıp ifadeler

split-second decision: neredeyse hiç zaman olmadan verilen karar

split-second decision ifadesinde split-second, decision kelimesini niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Kararın düşünmek veya tepki vermek için neredeyse hiç zaman olmadan verildiğini anlatır. İfade, seçimin kalitesini değil hız ve baskıyı vurgular. Eğitimden kaynaklanan bir split-second decision dikkatli ve başarılı olabilir ya da yanlış olabilir; bu değerlendirmeyi bağlam belirler.

Alıştırma

Dersimizde geçen ve neredeyse anında yapılan bir seçim anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the child ran into the road, the driver made a ____.

Cevabı göster

split-second decision

by a commander

4:18

bir komutan tarafından alınan,

could have thwarted all their efforts, Dilbilgisi

4:19

tüm çabalarını boşa çıkarabilirdi,

Dilbilgisi

could have thwarted all their efforts: geçmişte gerçekleşmesine ramak kalan bir sonuç

Could have + fiilin üçüncü hâli yapısı, geçmişte mümkün olan bir sonuca geriye dönüp bakar. Burada could have thwarted, bütün çabaların başarısız olmasını gerçek bir tehlike olarak sunar; ancak bu sonuç tam olarak gerçekleşmemiştir. Devamındaki as it nearly did, bunun gerçekleşmesine çok az kaldığını doğrular. To thwart someone's efforts, birinin çabalarının başarıya ulaşmasını engellemek demektir. All their efforts kapsamı büyütür: o zamana kadar yaptıkları her şeyin etkisiz kalma riski vardı.

Alıştırma

Önlenen geçmiş sonucu tamamlamak için could have ve thwart sözcüğünün doğru biçimini kullanın: A security flaw ____ the launch effort, but the team fixed it in time.

Cevabı göster

could have thwarted

as it nearly did, Anlatım akışı

4:22

tıpkı neredeyse olduğu gibi,

Anlatım akışı

as it nearly did: did ile önceki eyleme gönderme yapmak

As it nearly did, önceki yan cümleye kısa bir yorum ekler: “ve tam olarak bunu yapmasına çok az kaldı.” it zamiri önceki özneyi sürdürürken did, thwart all their efforts eyleminin yerine geçer; böylece eylemin tamamını tekrarlamak gerekmez. Nearly temel sınırı belirtir: eylem tamamlanmaya çok yaklaşmış, ancak tam olarak gerçekleşmemiştir. Bu nedenle as yan cümlesi genel bir olasılığı son anda gerçekleşmeyen bir olaya dönüştürür ve bilgiyi önceki yan cümleye sıkıca bağlar.

Alıştırma

'The leak could have flooded the basement, as it nearly did,' cümlesinde did hangi eylemin yerine geçer?

  1. discovered the leak
  2. repaired the basement
  3. flooded the basement
Cevabı göster

flooded the basement

if not for Vasili Arkhipov's courageous choice. Dilbilgisi

4:23

Vasili Arkhipov'un cesur seçimi olmasaydı.

Dilbilgisi

if not for + başka bir sonucu engelleyen etken

“If not for + isim öbeği”, “bu kişi, şey veya eylem var olmasaydı ya da gerçekleşmemiş olsaydı” anlamına gelir. İsim öbeğini, genellikle daha kötü olan başka bir sonucu engelleyen veya engellemiş olan etken olarak sunar. Burada Vasili Arkhipov'un cesur seçimi, ima edilen felaket sonucunu engelleyen etken olarak gösterilir. Geçmişe ilişkin gerçek dışı bir koşulda sonuç cümleciği çoğunlukla would have, could have veya might have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır.

Alıştırma

Bir sonucu engelleyen etkeni tanıtan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the backup generator, the hospital would have lost power.

Cevabı göster

If not for

The Cuban Missile Crisis

4:27

Küba Füze Krizi,

revealed just how fragile human politics are Dilbilgisi

4:28

insan siyasetinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu,

compared to the terrifying power they can unleash. Kelime

4:31

serbest bırakabileceği korkunç güce kıyasla.

Dilbilgisi

revealed just how ... are compared to ...: dereceyi vurgulayıp karşılaştırma yapmak

“Reveal just how + sıfat + özne + be”, bir niteliğin tam veya şaşırtıcı derecesine dikkat çeker. Burada just, how sözcüğünü güçlendirir; “yalnızca” anlamına gelmez. Bu ifade, olayın insan siyasetinin kırılganlık derecesini özellikle belirgin hâle getirdiğini anlatır. how ile başlayan iç cümlecik düz cümle söz dizimini kullanır: how fragile human politics are; how fragile are human politics kullanılmaz. Ardından compared to, karşılaştırma ölçütünü, yani siyasetin açığa çıkarabileceği korkutucu gücü sunar ve kırılgan kontrol ile devasa sonuçlar arasındaki farkı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle reveal just how ... compared to ... yapısını iç cümlecik söz dizimiyle doğru kullanıyor?

  1. The audit revealed just how was the old network vulnerable compared to the new one.
  2. The audit revealed just how vulnerable the old network was compared to the new one.
  3. The audit revealed just how vulnerable was the old network compared to the new one.
Cevabı göster

The audit revealed just how vulnerable the old network was compared to the new one.

Kelime

terrifying power they can unleash: tehlikeli bir gücü serbest bırakmak

terrifying power they can unleash ifadesinde they can unleash, power sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri düşürülmüştür: the terrifying power (that/which) they can unleash. Burada unleash, güçlü ve tehlikeli bir kuvvetin etkisini göstermeye başlamasına izin vermek anlamına gelir. Bu kuvvetin daha önce dizginlendiğini ve yıkıcı ya da kontrol edilmesi zor hâle gelebileceğini düşündürür; bu nedenle nötr release sözcüğünden daha canlı ve güçlüdür.

Alıştırma

The malfunction could unleash a wave of destructive energy cümlesinde unleash neyi düşündürür?

  1. Güçlü bir etki serbest kalır ve kontrol edilmesi zorlaşabilir.
  2. Enerji, hiçbir tehlike çağrışımı olmadan nötr ve sıradan bir şekilde salınır.
  3. Enerji güvenli biçimde depolanır ve harekete geçmesi engellenir.
Cevabı göster

Güçlü bir etki serbest kalır ve kontrol edilmesi zorlaşabilir.