Evcil hayvanlara olan sevgimiz ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
868 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Program, Britanyalıların evcil hayvanlarla ilişkisinin 19. yüzyıldaki refah artışı ve Viktorya döneminin aile, sadakat ve toplumsal cinsiyet anlayışından, hayvanların birer dost sayıldığı ve sosyal medya profili bile edindiği günümüze kadar nasıl değiştiğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It's said that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu kişisiz yapının belirli bir kaynağı adlandırmadan yaygın bir inanışı aktardığını anlamak ve haberlerde, açıklamalarda ya da ders girişlerinde genel kabul gören görüşleri sunmak için kullanabilmek. 2. disposable income, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu ekonomi terimini vergi ve zorunlu yaşam giderlerinden sonra isteğe bağlı harcamalara ayrılabilen para olarak tanımak; bütçe, tüketim ve yaşam tarzı konuşulurken disposable sözcüğünü “tek kullanımlık” diye yanlış yorumlamamak. 3. it's been quite a journey. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: journey sözcüğünü gerçek bir yolculuk değil, büyük değişimler içeren uzun bir süreç olarak yorumlamak ve ifadeyi bir ilişkinin, deneyimin ya da gelişim döneminin dönüşümünü özetlemek için kullanmak.

Bu derste

Six Minute English from the BBC.

0:01

BBC'den Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:10

Ben Neil.

And I'm Georgie.

0:11

Ve ben Georgie.

It's said that your personality is reflected in your pet, Notlar

0:12

Kişiliğinizin evcil hayvanınıza yansıdığı söylenir,

Dilbilgisi

It's said that: kaynağı belirtmeden bir iddiayı aktarmak

It's said that, sözü kimin söylediğini belirtmeden insanların sıkça tekrarladığı bir iddiayı tanıtır. Buradaki it biçimsel öznedir; evcil hayvana veya başka belirli bir şeye gönderme yapmaz. Asıl iddia that'ten sonra gelir. Bu yapı bir inanışın veya hikâyenin var olduğunu bildirir; iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, kaynağını belirtmeden genel bir inanışı aktarır?

  1. Our guide said that the old bridge is haunted.
  2. It's said that the old bridge is haunted.
  3. The guidebook says that the old bridge is haunted.
Cevabı göster

It's said that the old bridge is haunted.

Kalıp ifadeler

is reflected in: soyut bir özelliğin başka bir şeyde görülmesi

Bu cümlede is reflected in, bir özelliğin başka bir şeyde görülebildiği veya ifade edildiği anlamına gelir. Kişilik soyut özelliktir; evcil hayvan ise bu özelliğin ortaya çıktığı söylenen şeydir. Burada aynadaki fiziksel bir yansımadan söz edilmez. Tekrar kullanılabilecek kalıp A is reflected in B'dir: A bir özelliği, tutumu veya değişimi; B ise bunun fark edilebildiği davranışı, seçimi, sonucu ya da başka bir alanı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi reflect fiilinin doğru biçimi ve gereken edatla tamamlayın: The coach's patience is ____ the way she speaks to new players.

Cevabı göster

reflected in

an animal that you keep in your home as a companion and treat kindly.

0:16

evde bir yoldaş olarak tuttuğunuz ve nazik davrandığınız bir hayvana.

Dog people are supposed to be friendly, enthusiastic, and loyal, Kelime

0:21

Köpek insanlarının arkadaş canlısı, coşkulu ve sadık oldukları düşünülürken,

whereas cat people are introverted, proud, and sensitive. Dilbilgisi

0:25

kedi insanları içedönük, gururlu ve hassastır.

Kelime

Dog people ... cat people: evcil hayvan tercihini belirten ifadeler

Dog people genellikle köpekleri tercih eden insanları, cat people ise genellikle kedileri tercih eden insanları ifade eder. Hayvan adı tercihi belirtir; people hâlâ insanlara gönderme yapar. Tek bir kişi için a dog person veya a cat person denir. Daha geniş X person/people kalıbı, a morning person veya a city person örneklerinde olduğu gibi bilinen bir tercihi ya da kişisel tipi belirtebilir.

Alıştırma

Şehir yaşamını tercih eden kişi anlamındaki iki sözcüklü X person ifadesiyle cümleyi tamamlayın: With all the cafés and museums nearby, Leo is definitely a ____.

Cevabı göster

city person

Dilbilgisi

whereas ile cümlecikler arasında açık karşıtlık kurmak

Whereas iki cümleciği bağlar ve okura bunların farklı ya da karşıt gerçeklerini karşılaştırmasını söyler. Burada dog people hakkındaki betimlemeden cat people hakkındaki karşıt betimlemeye geçer. Bu kullanımda whereas, ne zaman değil, buna karşılık anlamındadır. Her iki taraf da normalde tam bir durum belirtir ve whereas cümleciği önce ya da sonra gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede whereas iki tam durumu karşılaştırmak için doğru kullanılmıştır?

  1. The library is quiet, whereas everyone needs a library card.
  2. The library is quiet, whereas the café next door is lively.
  3. The library is quiet, whereas the café next door.
Cevabı göster

The library is quiet, whereas the café next door is lively.

Are you a dog person or a cat person, Neil?

0:30

Sen bir köpek insanı mısın yoksa kedi insanı mısın, Neil?

Oh, I'm definitely a dog person, Georgie.

0:32

Oh, ben kesinlikle bir köpek insanıyım, Georgie.

I want a pet that's friendly and loves me,

0:35

Arkadaş canlısı ve beni seven bir evcil hayvan istiyorum,

not a lazy cat that sits around all day waiting for food. Öbek fiiller

0:38

bütün gün oturup yemek bekleyen tembel bir kedi değil.

Öbek fiiller

sits around: boş boş oturmak

Bu cümlede sits around, çok az şey yaparak ya da hiçbir şey yapmadan zaman geçirmek anlamına gelir. Around bu deyimsel fiilin bir parçasıdır; kedinin bulunduğu konumu anlatmaz. Bu ifade, lazy cat sözündeki şakacı eleştiriyi güçlendirir: kedi hareketsiz durup yalnızca beslenmeyi bekliyormuş gibi gösterilir. Genel olarak sit around, birinin yararlı veya kendisinden beklenen bir eylemi yapmadığını düşündürebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede sit around, harekete geçmek yerine boş durmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Let's sit around the table and plan the project.
  2. The children sit around the campfire to hear a story.
  3. We can't sit around waiting for someone else to solve the problem.
Cevabı göster

We can't sit around waiting for someone else to solve the problem.

Whether you're a dog person, a cat person, or have a goldfish, hamster, or parrot for a pet, Dilbilgisi

0:42

İster köpek insanı, ister kedi insanı olun, ister bir Japon balığı, hamster veya papağan besleyin,

the British are well known as a nation of animal lovers. Notlar

0:48

İngilizler bir hayvanseverler milleti olarak iyi bilinirler.

Dilbilgisi

Whether you're ... or have ...: her olasılık için aynı sonuç

Cümlenin başındaki whether yan cümlesi, evcil hayvanlarla ilgili birkaç olası tercihi tek bir çerçevede toplar. Whether A, B, or C, A, B ya da C seçeneklerinden hangisi doğru olursa olsun fark etmediğini belirtir; ardından ana cümle bütün olasılıklar için geçerli olan bilgiyi verir. Bu, dinleyiciden seçim yapmasını isteyen bir soru değildir. Ödünleyici bir düzenleyici olarak çalışır: belirli evcil hayvan tercihi, Britanyalılar hakkındaki ortak sonucu değiştirmez.

Alıştırma

Aynı sonucun her seçim için geçerli olmasını sağlayacak şekilde cümleyi tamamlayın: ____ you choose tea, coffee, or water, the price is the same.

Cevabı göster

Whether

Kalıp ifadeler

well known as: bir kimlik veya imajla tanınmak

Be well known as, bir kişi ya da şeyin belirli bir kimlik, rol veya kamuoyu imajıyla yaygın olarak tanınması demektir. As'ten sonraki isim öbeği, insanların özneyi ne olarak gördüğünü belirtir. Burada a nation of animal lovers, Britanyalılara atfedilen imajdır. As bu tanınmış imajı belirtir; ünlerinin nedenini belirtmez.

Alıştırma

“Bu rolle tanınan” anlamını veren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya is well ____ a skilled negotiator.

Cevabı göster

known as

Kültür

a nation of animal lovers: ortak bir ulusal imaj

A nation of animal lovers ifadesinde nation, bir ülkenin insanlarını geniş bir grup olarak sunar; of animal lovers ise bu gruba onu tanımlayan etiketi verir. İfade, hayvan sevgisini Britanya'ya ait ortak bir kültürel imajın parçası olarak gösterir. Bu, her Britanyalının hayvanları sevdiğini öne süren gerçek anlamlı bir ifade değil, söz sanatına dayalı bir genellemedir. Her birey hakkında bir gerçek olarak değil, yaygın biçimde tekrarlanan bir kamuoyu imajı olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede a nation of animal lovers ne anlama gelir?

  1. Nation kelimesini yalnızca devlet anlamında hukuki bir terim olarak kullanır.
  2. Hayvan sevgisini geniş bir ulusal imaj olarak sunar.
  3. Her Britanyalının bir hayvanı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Hayvan sevgisini geniş bir ulusal imaj olarak sunar.

In the UK, 52% of owners describe their pet as their best friend,

0:52

Birleşik Krallık'ta sahiplerin %52'si evcil hayvanlarını en iyi arkadaşları olarak tanımlıyor,

and in 2021, 18 million homes had at least one pet,

0:57

ve 2021'de 18 milyon evin en az bir evcil hayvanı vardı,

meaning that for the first time,

1:02

bu da ilk defa,

there were more households with a pet than without. Dilbilgisi

1:04

evcil hayvanı olan hane sayısının olmayanlardan daha fazla olduğu anlamına geliyordu.

Dilbilgisi

more households with a pet than without: without sonrasında sözcüklerin eksiltilmesi

Bu ifade iki grubu karşılaştırır: evcil hayvanı olan haneler ve evcil hayvanı olmayan haneler. than sözcüğünden sonra households ilk bölümden anlaşılır; without sözcüğünden sonra da a pet ifadesi anlaşılır. Bu tür eksilti, karşıtlığı açık tutarken tekrarlanan sözcükleri kaldırır. Veri anlatımında more X with Y than without yapısı, more X with Y than X without Y olarak anlaşılır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı hedef eksilti sözcüğüyle tamamlayın: More flats were rented with heating than ____.

Cevabı göster

without

In this program, we'll be hearing how our relationship with pets has changed over the centuries. Anlatım akışı

1:07

Bu programda, evcil hayvanlarla olan ilişkimizin yüzyıllar boyunca nasıl değiştiğini dinleyeceğiz.

Anlatım akışı

we'll be hearing how: sıradaki içeriği önceden bildirme

Bu girişte we'll be hearing how, programın biraz sonra açıklayacağı konuyu önceden bildirir. Dinleyiciyi açılış bölümünden gelecek tartışmaya yönlendirir. Buradaki hearing, yalnızca bir sesi fark etmek değil, program aracılığıyla bilgi edinmek ve öğrenmek anlamına gelir. how ile başlayan yan cümle incelenecek süreci veya değişimi belirtir: how our relationship with pets has changed.

Alıştırma

Podcast tanıtımını vurgulanan yapıyla tamamlayın: In today's episode, we'll ____ how bridges stay strong.

Cevabı göster

be hearing

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:12

Ve her zamanki gibi, yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first, I have a question for you, Georgie.

1:17

Ama önce sana bir sorum var, Georgie.

Nowadays, thanks to the internet, modern pets are getting online. Kalıp ifadeler

1:20

Günümüzde internet sayesinde modern evcil hayvanlar da çevrimiçi oluyor.

Kalıp ifadeler

thanks to the internet: bir nedeni tanıtmak

Bu cümlede thanks to the internet, “internet sayesinde” veya “internetin sonucunda” anlamına gelir. İnterneti, evcil hayvanların çevrim içi etkinliklerini mümkün kılan etken olarak gösterir; internete teşekkür etme eylemi değildir. Thanks to bir edat öbeğidir. Ardından nedeni adlandıran bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir; özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle doğrudan gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, örnekteki “yararlı bir neden sayesinde” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We finished the project on time ____ your help.

Cevabı göster

thanks to

So, what percent of dogs and cats in the UK do you think have their own social media profile? Kelime

1:25

Peki sence İngiltere'deki köpek ve kedilerin yüzde kaçının kendi sosyal medya profili var?

Kelime

their own social media profile: kendine ait çevrim içi kimlik sayfası

Burada social media profile, bir platformda kullanıcıyı temsil eden ve genellikle ad, resim, kısa biyografi ve gönderiler gösteren sayfa anlamına gelir. Bu ifadede profile, bir yüzün yandan görünüşü demek değildir. Their own, köpek ve kedilerin ayrı çevrim içi kimlikleri varmış gibi sunulduğunu vurgular. Mizah, evcil hayvanları yalnızca sahiplerinin ara sıra paylaştığı gönderilerde göstermek yerine, profili olan insanlar veya kuruluşlar gibi ele almaktan doğar.

Alıştırma

Hangi seçenekte profile, bir sosyal medya platformundaki kimlik sayfası anlamına gelir?

  1. Bir gazete editörü tanıtıcı bir yazı gösterip şöyle der: “We published a profile of the famous dog.”
  2. Bir sanatçı bir köpeğin yüzünü yandan gösterip şöyle der: “I drew the dog's profile.”
  3. Bir hayvan barınağı çalışanı ad, fotoğraf ve biyografi bulunan bir sayfa gösterip şöyle der: “Each dog has its own social media profile.”
Cevabı göster

Bir hayvan barınağı çalışanı ad, fotoğraf ve biyografi bulunan bir sayfa gösterip şöyle der: “Each dog has its own social media profile.”

Is it A, 7%,

1:32

A, %7 mi,

B, 17%, or C, 70%?

1:34

B, %17 mi, yoksa C, %70 mi?

It sounds crazy,

1:38

Kulağa çılgınca geliyor,

but I'll guess 17% of British pets have their own social media account.

1:39

ama İngiliz evcil hayvanlarının %17'sinin kendi sosyal medya hesabına sahip olduğunu tahmin ediyorum.

Okay, Georgie.

1:45

Tamam, Georgie.

We'll find out the answer later in the program.

1:45

Cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Cats using Instagram and dogs on TikTok may be a strange new development, Anlatım akışı

1:49

Kedilerin Instagram kullanması ve köpeklerin TikTok'ta olması tuhaf yeni bir gelişme olabilir,

but our relationship with pets has continually changed throughout history.

1:54

ancak evcil hayvanlarla olan ilişkimiz tarih boyunca sürekli değişti.

Anlatım akışı

may be a strange new development, but: bir noktayı kabul edip sonra ana fikri vermek

but'tan önceki bölüm, evcil hayvanların sosyal medyada yer almasının garip ve yeni bir gelişme gibi görünebileceğini kabul eder. May be, strange değerlendirmesini yumuşatır; ardından gelen tarihsel açıklamayı belirsiz hâle getirmez. But daha sonra dikkati ana noktaya çevirir: insanların evcil hayvanlarla ilişkileri tarih boyunca değişmeye devam etmiştir. Başka durumlarda da kullanılabilen may be X, but Y kalıbı önce X'i kısaca kabul eder, ardından Y'ye daha fazla önem verir.

Alıştırma

Bir noktayı kabul edip ardından ana noktaya geçen kalıbı tamamlayın: The game ____ difficult, ____ it is fun to learn.

Cevabı göster

may be · but

In the 1800s, people started using the word pet to describe the emotional connection they felt to a special animal, Kelime

1:59

1800'lerde insanlar, özel bir hayvana karşı hissettikleri duygusal bağı tanımlamak için 'evcil hayvan' kelimesini kullanmaya başladılar,

Kelime

using the word pet to describe: duygusal bir bağı pet ile ifade etmek

use the word X to describe Y kalıbı, bir düşünceyi açıklamak veya adlandırmak için bir kelimenin kullanıldığını gösterir. Burada insanlar, özel bir hayvanla hissettikleri duygusal bağdan söz ederken pet kelimesini kullanmaya başlamıştır. Bu tarihsel bağlamda pet, yalnızca animal demekten daha fazlasını ifade eder. Sevgi ve ilgiyle bakılan, bir dost olarak görülen hayvanı anlatır; bütün hayvanları kapsamaz.

Alıştırma

Bu cümlede pet kelimesi neyi ifade ediyor?

  1. Vahşi hayvanlar dâhil bütün hayvanlar
  2. Özel bir dost olarak görülen bir hayvan
  3. Yalnızca bir hayvan türünün bilimsel adı
Cevabı göster

Özel bir dost olarak görülen bir hayvan

and gradually it became normal to keep pets indoors. Dilbilgisi

2:07

ve yavaş yavaş evcil hayvanları iç mekanlarda tutmak normal hale geldi.

Dilbilgisi

became normal to keep pets indoors: değişen bir toplumsal alışkanlık

it became normal to keep pets indoors ifadesinde it, özne konumunu doldurur; asıl söz edilen eylem to keep pets indoors kısmıdır. it became normal to + fiil kalıbı, bir eylemin zamanla yaygınlaştığını ve toplum tarafından kabul edildiğini anlatır. Buradaki normal, sağlık veya tıpla ilgili değil, toplumsal bir alışkanlıkla ilgilidir.

Alıştırma

Cümleyi became normal to ile tamamlayın: Over time, it ____ pay by card instead of cash.

Cevabı göster

became normal to

Here, Jane Hamlett, Professor of History and author of a new book, The Pet Revolution,

2:10

Burada Tarih Profesörü ve yeni bir kitap olan The Pet Revolution'ın yazarı Jane Hamlett,

explains to BBC Radio 4 program Thinking Allowed,

2:16

BBC Radio 4 programı Thinking Allowed'a,

how early British attitudes to pets were based on economics. Kalıp ifadeler

2:20

erken dönem İngilizlerin evcil hayvanlara yönelik tutumlarının nasıl ekonomiye dayandığını açıklıyor.

Kalıp ifadeler

attitudes to pets were based on economics: bu görüşü şekillendiren etken

Attitudes to pets, insanların evcil hayvanlar hakkında nasıl düşündüklerini ve neler hissettiklerini anlatır. Were based on economics, bu tutumların ekonomik etkenlerle şekillendiğini söyler; A is based on B kalıbı bir görüşün, kararın veya sistemin temelini gösterir. Buradaki economics genel olarak insanların gelirini, yaşam standartlarını ve hayvan besleme masraflarını karşılayabilmesini ifade eder. Yalnızca okulda okutulan ekonomi dersini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi be based on yapısının simple past biçimiyle tamamlayın: In the past, their attitudes to travel ____ cost.

Cevabı göster

were based on

First of all, on a very practical level, Anlatım akışı

2:24

Öncelikle, çok pratik bir düzeyde,

Anlatım akışı

First of all: ilk noktayı tanıtmak

First of all, bir açıklama veya tartışmadaki ilk noktayı tanıtan bir söylem belirtecidir. Bu cümlede bilginin nasıl düzenlendiğini gösterir: önce pratik bir neden ele alınır. Bir olayın ne zaman gerçekleştiğini değil, fikirlerin sırasını belirtir. Başka noktaların geleceğine işaret edebilir, ancak konuşmacının ikinci nokta için buna karşılık gelen bir belirteç kullanması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle, birkaç bölümden oluşan bir açıklamanın ilk noktasını açıkça belirtir?

  1. For example, we need to agree on a date.
  2. First of all, we need to agree on a date.
  3. At the same time, we need to agree on a date.
Cevabı göster

First of all, we need to agree on a date.

Anlatım akışı

on a very practical level: gerçek yaşam koşullarına odaklanmak

On a very practical level, ardından gelen bilgiyi bir analiz açısı olarak çerçeveler: gerçek yaşam koşulları, uygulanabilir ayrıntılar veya doğrudan etkiler. Burada açıklamayı daha geniş kültürel fikirlerden gelir ve yaşam standardı gibi maddi koşullara yöneltir. Level burada bir binanın katını değil, analitik bir bakış açısını ifade eder. Very, practical sözcüğünü güçlendirerek noktanın somut olduğunu ve insanların gerçekte yapabilecekleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgular.

Alıştırma

On a practical level ifadesinin hangi kullanımı gerçek yaşamla ilgili bir koşulu veya etkiyi doğal biçimde tanıtır?

  1. On a practical level, the new schedule would reduce travel time and cost.
  2. On a practical level, the music makes the scene feel frightening.
  3. On a practical level, the poem's blue bird symbolizes freedom.
Cevabı göster

On a practical level, the new schedule would reduce travel time and cost.

living standards are gradually increasing across that period,

2:27

bu dönem boyunca yaşam standartları yavaş yavaş artıyor,

and it becomes more possible to keep pets if you have more disposable income. Dilbilgisi

2:31

ve eğer daha fazla harcanabilir geliriniz varsa evcil hayvan beslemek daha mümkün hale geliyor.

Dilbilgisi

it becomes more possible to ... if ...: bir koşula bağlı olarak uygulanabilirliğin artması

it becomes more possible to keep pets yapısında it, asıl içeriği daha sonra veren biçimsel öznedir. to keep pets mastar yapısı değerlendirilen eylemi adlandırır. Becomes more possible, koşullar değiştiğinde eylemin daha yapılabilir hâle geldiğini anlatır; eylemin zaten gerçekleştiğini ya da birinin bir beceri kazandığını söylemez. if yan cümlesi, yapılabilirliği artıran koşulu verir. Burada daha fazla disposable income, yani harcayabileceğiniz daha fazla para olması, evcil hayvanın devam eden masraflarını karşılamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bir okulun daha fazla öğretmeni olduğunda akşam dersleri sunması kolaylaşır. Bu ilişkiyi hangi cümle ifade eder?

  1. The school has more teachers, although evening classes are impossible.
  2. It becomes more possible to offer evening classes if more teachers are available.
  3. If evening classes are offered, the school will definitely hire more teachers.
Cevabı göster

It becomes more possible to offer evening classes if more teachers are available.

But I think in British culture in the 19th century in particular, Kalıp ifadeler

2:36

Ancak özellikle 19. yüzyıldaki İngiliz kültüründe,

Kalıp ifadeler

in particular: kapsamı daraltıp odağı belirleme

In particular, “özellikle bu” anlamına gelen bir odaklama ifadesidir. Daha geniş bir grup veya aralık içinden belirli bir kişiyi, şeyi, yeri ya da zamanı seçip öne çıkarır. Burada the 19th century ifadesinden sonra gelir; böylece o döneme geri gönderme yapar ve geniş Britanya kültürü konusunu 19. yüzyılla sınırlar. Particular bu ifadede “tuhaf” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü odaklama ifadesiyle tamamlayın: I enjoy many school subjects, science ____.

Cevabı göster

in particular

home and family are increasingly celebrated, Kelime

2:41

ev ve ailenin giderek daha fazla yüceltildiğini düşünüyorum,

Kelime

are increasingly celebrated: giderek daha fazla övgü ve onay görmek

Burada are increasingly celebrated, ev ve ailenin giderek daha fazla övgü, takdir ve toplumsal onay gördüğü anlamına gelir. Olumlu biçimde değerlendirilen onlardır; bir kutlama yapmıyorlar. Celebrate yalnızca bir parti veya özel olayı kutlamak anlamına gelmez. Nesnesi bir fikir, nitelik, gelenek veya yaşam biçimi olduğunda, onun değerini herkesin önünde kabul edip övmek anlamına gelebilir.

Alıştırma

Home and family are increasingly celebrated. cümlesinde celebrated ne anlama gelir?

  1. Giderek daha fazla parti düzenlerler.
  2. Bir aile etkinliğine davet edilirler.
  3. Giderek daha fazla övgü ve onay görürler.
Cevabı göster

Giderek daha fazla övgü ve onay görürler.

and keeping a pet becomes a way of bringing animals into your home life Dilbilgisi

2:44

ve evcil hayvan beslemek, hayvanları ev yaşamınıza dahil etmenin bir yolu haline geliyor

Dilbilgisi

becomes a way of bringing...: bir etkinliğin ne sağladığını açıklamak

Becomes a way of bringing... yapısında bir etkinlik belirli bir amaca hizmet eder hâle gelir. Keeping a pet etkinliğin kendisidir; bringing animals into your home life ise bu etkinliğin kazandığı işlevdir. Burada way, yol değil yöntem anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + become(s) a way of + -ing biçimidir. Of sonrasındaki -ing ifadesi, öznenin birinin ne yapmasına veya neyi başarmasına yardımcı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Become fiilini basit geçmiş zamanda kullanın ve a way of + -ing kalıbını tamamlayın: For Nina, drawing ____ expressing feelings she could not say aloud.

Cevabı göster

became a way of

and also really expressing what it means to be part of the family. Dilbilgisi

2:49

ve ayrıca ailenin bir parçası olmanın ne anlama geldiğini gerçekten ifade etmenin bir yolu oluyor.

Dilbilgisi

what it means to be...: bir rolün anlamını irdelemek

Burada what it means to be part of the family ifadesi, bu role sahip olmanın taşıdığı anlamı, nitelikleri ve deneyimi anlatır. Means, “anlamına gelir” ya da “içerir” demektir; “niyet eder” demek değildir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı expressing eyleminin nesnesidir. Bir rolün veya kimliğin daha derin anlamını sormak ya da açıklamak için what it means to be + rol veya kimlik yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “iyi bir lider olmanın içerdiği nitelikler ve sorumluluklar” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The book explores ____ a good leader.

Cevabı göster

what it means to be

Animals become um part of that.

2:52

Hayvanlar, hmm, bunun bir parçası haline geliyor.

Family pets became more popular as people's living standards increased. Dilbilgisi

2:55

İnsanların yaşam standartları arttıkça aile evcil hayvanları daha popüler hale geldi.

Dilbilgisi

as people's living standards increased: birlikte gelişen iki değişim

Burada as, “bu değişim olurken” ya da “bu durum değiştikçe” anlamına gelir. Aynı dönemde gelişen iki eğilimi birbirine bağlar: yaşam standartları yükselmiş ve evcil hayvanlar daha popüler hâle gelmiştir. as + yan cümle yapısını, bir durum değişirken başka bir değişimin de geliştiğini göstermek için kullanın. Bu kullanım, tarih ve eğilim anlatımlarında yaygındır. Buradaki as, “rolünde” anlamına gelmez; nedensel bir bağ sezdirilebilir, ancak because ile olduğu kadar doğrudan belirtilmez.

Alıştırma

İki değişimi birlikte gelişen eğilimler olarak en iyi hangi sözcük sunar? ____ the town grew, its streets became busier.

  1. Although
  2. Because
  3. As
Cevabı göster

As

Living standards, which are also known as the standard of living, Kelime

3:00

Living standards, standard of living olarak da bilinen yaşam standartları,

Kelime

living standards ve the standard of living

Living standards ve the standard of living aynı temel kavramı adlandırır: barınma, yiyecek, mal ve hizmetlere erişim gibi insanların sahip olduğu maddi rahatlık düzeyi. Burada standard, sınav standardı veya kural değil, “düzey” anlamındadır. which are also known as... ilgi cümleciği, ilk ifade için başka bir ad verir. Çoğul are fiili living standards ile uyumludur; diğer ifade ise sabit tekil biçim olan the standard of living şeklinde kalır.

Alıştırma

Bu bağlamda living standards ve the standard of living ne anlama gelir?

  1. Bir ev seçmek için gereken yasal şartlar
  2. İnsanların sahip olduğu maddi rahatlık düzeyi
  3. Bir sınavı notlandırmak için kullanılan kurallar
Cevabı göster

İnsanların sahip olduğu maddi rahatlık düzeyi

refer to the level of material comfort people live in. Kalıp ifadeler

3:05

insanların içinde yaşadıkları maddi rahatlık seviyesini ifade eder.

Kalıp ifadeler

refer to the level of material comfort: tanım kalıbı

Bu tanımda refer to, “anlamına gelmek” demektir. living standards terimini, onun anlamı olan insanların sahip olduğu maddi rahatlık düzeyine bağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X refers to Y biçimindedir. Bir kelimeyi, fikri, simgeyi veya kısaltmayı tanımlarken yaygındır. to edatı ifadenin bir parçasıdır ve burada düşürülemez.

Alıştırma

Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The term habitat ____ the natural home of an animal.

Cevabı göster

refers to

It's connected to their disposable income, Kelime

3:09

Bu, onların harcanabilir geliri (disposable income) ile bağlantılıdır,

the money left over to spend on things you want Kalıp ifadeler

3:12

vergi ve diğer yaşam masrafları ödendikten sonra

after paying tax and other living expenses.

3:14

istediğiniz şeylere harcamak için geriye kalan paradır.

Kelime

disposable income: vergi sonrası kullanılabilen gelir

Bu cümlede disposable income, vergi ve temel yaşam giderleri ödendikten sonra insanların kullanabileceği para anlamına gelir. Bu sabit finans teriminde disposable, paranın kullanılabilir veya harcanabilir olduğunu belirtir; çöpe atılabilir ya da tek seferlik gelir anlamına gelmez. Resmî ekonomi dilinde disposable income genellikle doğrudan vergiler düşüldükten sonraki gelirdir. Zorunlu giderlerden sonra kalan para ise daha doğru biçimde discretionary income olarak adlandırılır. Terimin nasıl kullanıldığını anlamak için çevresindeki tanıma bakın.

Alıştırma

Finans terimini tamamlayın: Income remaining after direct taxes, available to spend or save, is called ____.

Cevabı göster

disposable income

Kalıp ifadeler

left over to spend on: kalan para ve amacı

Left over, bir kaynağın bir kısmı kullanıldıktan veya ödendikten sonra geriye kalmak anlamına gelir. Burada money sözcüğünden sonra gelir ve vergi ile yaşam giderlerinden sonra kalan miktarı anlatır. To spend on, paranın amaçlanan kullanımını belirtir: spend money on something bir şeye para harcamak demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp money left over to spend on + isim şeklindedir ve belirli bir amaç için kullanılabilecek kalan para anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki tam ifadeyle tamamlayın: After paying for our tickets, we had a little money ____ snacks.

Cevabı göster

left over to spend on

In other words,

3:18

Başka bir deyişle,

as people got richer,

3:19

insanlar zenginleştikçe,

they had more money to spend on luxury items, including pets.

3:20

evcil hayvanlar da dahil olmak üzere lüks eşyalara harcayacak daha fazla paraları oldu.

And by the Victorian era, Kültür

3:24

Ve Viktorya dönemine gelindiğinde,

Kültür

the Victorian era: Britanya tarihindeki Viktorya dönemi

Viktorya dönemi, Kraliçe Victoria'nın Britanya hükümdarı olduğu 1837-1901 arasındaki dönemdir. Bu cümlede, sonraki anlatımı on dokuzuncu yüzyıl Britanyası bağlamına yerleştiren bir zaman işaretidir. Burada Victorian belirli bir tarihî dönemi adlandırır; yalnızca “eski moda” anlamına gelmez veya sadece bir tarzı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede the Victorian era ne anlama gelir?

  1. Eski görünen modern bir tarz
  2. Britanya'da her yıl düzenlenen bir hayvan festivali
  3. Kraliçe Victoria'nın Britanya'da hüküm sürdüğü dönem
Cevabı göster

Kraliçe Victoria'nın Britanya'da hüküm sürdüğü dönem

this included new and exotic pets Kelime

3:26

bu duruma yeni ve egzotik evcil hayvanlar da dahil oldu,

such as tigers, lions, monkeys, and elephants,

3:28

kaplanlar, aslanlar, maymunlar ve filler gibi,

which were shipped back from around the British Empire. Kültür

3:32

ki bunlar Britanya İmparatorluğu'nun dört bir yanından gemilerle geri getirilmişti.

Kelime

new and exotic pets: yabancı ve alışılmadık hayvanlar

new and exotic pets ifadesinde exotic, uzak yerlerden getirilen ve Britanya'da yabancı, ender ve alışılmadık görülen hayvanları niteler. New, hayvanların yeni doğmuş olduğunu değil, evcil hayvan olarak yeni tanıtıldığını veya yeni erişilebilir hâle geldiğini belirtir. Exotic, pahalı ya da yalnızca güzel demek değildir. Bu etiket, Viktorya dönemi Britanyasının bakış açısını yansıtır: başka yerlerden gelen hayvanlara ilgi çekici yenilikler olarak davranılıyordu. Bu sömürge dönemi bağlamında exotic, tamamen tarafsız bir gerçeği değil, dünyaya bakmanın bir yolunu ifade eder.

Alıştırma

Bu, exotic sözcüğünün günümüzde saygılı bir kullanımı mıdır? The city is full of exotic people.

  1. Saygılı değil
  2. Saygılı
Cevabı göster

Saygılı değil

Kültür

were shipped back from around the British Empire: imparatorluk ağı üzerinden geri taşınmak

Edilgen were shipped back ifadesi, hayvanların Britanya’ya geri taşındığını anlatır. Onları kimin taşıdığına değil, hayvanlara ne olduğuna odaklanır. Burada ship genel olarak ‘taşımak’ anlamına gelebilir; bu nedenle yalnızca bu ifadeden bütün yolculukların deniz yoluyla yapıldığı sonucu çıkarılamaz. Around the British Empire, hayvanların o dönemde Britanya İmparatorluğu’nun geniş topraklarındaki birçok farklı yerden geldiğini belirtir. O dönemde imparatorluk ağları; ticaret ve sergileme gibi amaçlarla malların ve hayvanların bu topraklarla Britanya arasında taşınmasına yardımcı oluyordu.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade, vurgulanan sözlerin anlamına en uygundur?

  1. They were transported back to Britain from many parts of the British Empire.
  2. They were sent out from Britain to one nearby place.
  3. They returned to Britain by swimming from a single island.
Cevabı göster

They were transported back to Britain from many parts of the British Empire.

Even the famous Victorian writer, Charles Dickens, owned a pet raven.

3:35

Ünlü Viktorya dönemi yazarı Charles Dickens'ın bile evcil bir kuzgunu vardı.

It was also the Victorians who first described Britain as a nation of dog lovers, Notlar

3:40

İngiltere'yi ilk olarak bir köpek severler milleti olarak tanımlayanlar da Viktorya dönemi insanlarıydı,

Dilbilgisi

It was also the Victorians who...: eylemi yapan kişiyi it-cleft yapısıyla vurgulamak

Bu, it-cleft denen vurgulu bir yapıdır: It was + vurgulanan kişi veya grup + who + cümlenin geri kalanı. Buradaki it herhangi bir şeyi göstermez. Yapı, odağı the Victorians üzerine getirir: bu tanımı ilk kullananlar onlardı. The Victorians first described Britain... biçimindeki düz cümle aynı temel olayı anlatır, ancak “kim?” sorusunun yanıtını aynı güçte vurgulamaz. also sözcüğü bu bilgiyi Viktorya dönemi insanlarıyla ilgili daha önceki başka bir noktayla bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, anahtarı bulan kişinin Maya olduğunu özellikle vurgular?

  1. It was the key that Maya found.
  2. It was Maya who found the key.
  3. Maya found the key.
Cevabı göster

It was Maya who found the key.

a phrase they used to reflect the idea they had of themselves, Anlatım akışı

3:45

bu kendileri hakkında sahip oldukları düşünceyi yansıtmak için kullandıkları bir ifadeydi,

Kültür

Kültürel bir öz imaj olarak a nation of dog lovers

Bu cümlede a nation of dog lovers, köpek sevgisini Britanyalıların paylaştığı bir özellik olarak sunar. Viktorya dönemi insanları bu etiketi, Britanya'nın nasıl bir ülke olduğuna dair kendi inançlarını anlatmak için kullandılar. Bu, kültürel bir öz tanımdır; Britanya'daki herkesin köpek sevdiğini veya köpeği olduğunu söyleyen gerçeklere dayalı bir iddia değildir. Bu tür ulusal etiketler, bir ülkeyle ilişkilendirilen alışkanlık veya değeri grup kimliği hakkında geniş bir anlatıya dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede a nation of dog lovers ne anlama geliyor?

  1. Britanya'nın Viktorya dönemine ait kültürel bir öz tanımıdır.
  2. Viktorya döneminde Britanya'nın resmî adıydı.
  3. Britanya'daki her Viktorya dönemi insanının köpeği olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Britanya'nın Viktorya dönemine ait kültürel bir öz tanımıdır.

Anlatım akışı

reflect the idea they had of themselves: kişinin veya grubun kendi imajını ifade etmek

Reflect the idea they had of themselves, önceki ifadenin ne işe yaradığını açıklar: Viktorya dönemi insanlarının kendi gruplarını nasıl gördüğünü gösterirdi. Burada reflect soyut anlamda “göstermek veya ifade etmek”tir; the idea they had of themselves ise onların kendilerine ilişkin imajıdır. Hem they hem themselves Viktorya dönemi insanlarını belirtir. Bu yapı, bir etiketi onun arkasındaki düşünceye bağlar. they used the phrase to reflect... yapısında to reflect, ifadenin kullanılma amacını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle reflect the idea they had of themselves ifadesini en iyi şekilde açıklar?

  1. Kendilerini nasıl gördüklerini gösteriyordu.
  2. Diğer ulusların onlar hakkında ne düşündüğünü aktarıyordu.
  3. Fiziksel bir aynadaki görüntülerini anlatıyordu.
Cevabı göster

Kendilerini nasıl gördüklerini gösteriyordu.

as Professor Jane Hamlett explained to BBC Radio 4 program Thinking Allowed.

3:49

Profesör Jane Hamlett'in BBC Radio 4 programı Thinking Allowed'a açıkladığı gibi.

In the Victorian era, dogs were very much the top pet, Kalıp ifadeler

3:55

Viktorya döneminde köpekler kesinlikle en gözde evcil hayvandı,

Kalıp ifadeler

very much the top pet: en üst sırayı ve konumu vurgulama

were very much the top pet ifadesinde the top pet, en popüler ve en yüksek statüye sahip evcil hayvan türü demektir. Top fiziksel bir konumu değil, sıralamayı anlatır. Very much, were sonrasındaki yargının tamamını güçlendirir. Köpeklerin biraz popüler olmakla kalmayıp açıkça başta gelen evcil hayvan sayıldığını gösterir. Tekil pet, köpeklerin bulunduğu kategoriyi veya rolü adlandırdığı için çoğul dogs grubunu anlatabilir.

Alıştırma

Dogs were very much the top pet burada ne anlama geliyor?

  1. Köpekler genellikle diğer evcil hayvanların üstünde dururdu.
  2. İnsanlar çok fazla sayıda köpek besliyordu.
  3. Köpekler açıkça en popüler ve en çok değer verilen evcil hayvan türüydü.
Cevabı göster

Köpekler açıkça en popüler ve en çok değer verilen evcil hayvan türüydü.

and you can see that the values that were often associated with dogs, Kalıp ifadeler

3:58

ve görebilirsiniz ki genellikle köpeklerle ilişkilendirilen değerler,

Kalıp ifadeler

associated with dogs: kültürel bir bağlantı kurma

were often associated with dogs ifadesindeki edilgen be associated with kalıbı, “insanların zihninde köpeklerle bağlantılı olmak” demektir. İnsanların bu değerleri köpek imgesiyle yaygın biçimde ilişkilendirdiğini anlatır. Bu ifade kültürel veya kavramsal bir bağlantıyı anlatır. Tek başına köpeklerin bu değerleri oluşturduğunu ya da bağlantının bilimsel olarak kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi be associated with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In many cultures, white is ____ purity.

Cevabı göster

associated with

so loyalty, trustfulness, you know, steadfastness,

4:03

yani sadakat, güvenilirlik, bilirsiniz, sarsılmazlık,

all of these qualities were also celebrated by the Victorians as key parts of the Victorian manly character. Kalıp ifadeler

4:07

tüm bu nitelikler aynı zamanda Viktorya dönemi insanları tarafından erkeksi Viktorya karakterinin temel parçaları olarak kutlanıyordu.

Kalıp ifadeler

were celebrated by ... as key parts of ...: … tarafından … temel unsurları olarak yüceltilmek

Edilgen be celebrated by someone as something yapısında celebrated, “açıkça övülüp değer verilmek” anlamındadır; “bir partiyle kutlanmak” anlamına gelmez. Burada the Victorians değer veren tarafı, the qualities ise övülen şeyleri gösterir. as key parts of ... ifadesi, bu niteliklere verilen konumu belirtir: Bunlar Viktorya dönemindeki erkeksi karakter idealinin önemli unsurları sayılıyordu. Bu yapı, bir grubun hayranlık duyduğu nitelikleri bir kimlik veya idealle nasıl ilişkilendirdiğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “were celebrated ... as key parts” ne anlama geliyor?

  1. Halka açık bir kutlama sırasında parçalara ayrılıyorlardı.
  2. Hiçbir onay olmadan tarafsız biçimde listeleniyorlardı.
  3. Açıkça övülüyor ve bir idealin önemli unsurları olarak görülüyorlardı.
Cevabı göster

Açıkça övülüyor ve bir idealin önemli unsurları olarak görülüyorlardı.

So, dogs really fitted the bill. Deyimler

4:13

Yani köpekler gerçekten biçilmiş kaftandı.

Deyimler

fitted the bill: ihtiyacı tam olarak karşılıyordu

Fit the bill, “gereksinimleri karşılamak” veya “belirli bir amaca uygun olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Cümlede köpekler, söz konusu ideal için gereken beğenilen niteliklere sahipti; bu yüzden çok uygunlardı. Buradaki bill “hesap” anlamına gelmez. Örnekte İngiliz İngilizcesindeki geçmiş zaman biçimi fitted kullanılmıştır; Amerikan İngilizcesinde geçmiş zamanda çoğu zaman fit kullanılır: dogs really fit the bill.

Alıştırma

“Belirtilen tüm ihtiyaçları karşılamak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: We need a safe, lightweight helmet, and this one should ____.

Cevabı göster

fit the bill

The Victorians admired the qualities associated with dogs,

4:17

Viktorya dönemi insanları köpeklerle ilişkilendirilen niteliklere hayrandı,

qualities like self-confidence and loyalty,

4:20

kendine güven ve sadakat gibi nitelikler,

being strong and unchanging in support of your friends.

4:23

arkadaşlarınızı desteklemede güçlü ve değişmez olmak.

While dogs were considered strong and manly, Notlar

4:27

Köpekler güçlü ve erkeksi olarak kabul edilirken,

cats were feminine and weak.

4:30

kediler dişil ve zayıftı.

Dilbilgisi

While A, B: iki düşünceyi karşılaştırma

Burada while, iki değerlendirme arasında karşıtlık kurar. İlk yan cümle köpeklerle ilgili bir görüşü verir; ana cümle bunu kedilerle ilgili görüşün karşısına koyar. Bu kullanımda while, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır; “... sırasında” anlamında değildir. Bu kullanımı anlamak için karşılaştırılabilir iki öznenin veya düşüncenin farklı biçimlerde anlatılıp anlatılmadığına bakın. Burada strong and manly ile feminine and weak ifadelerinde olduğu gibi, cümlecikler genellikle paralel bir yapıya sahiptir.

Alıştırma

Hangi cümlede while iki farklı tercihi karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. While Nina prefers mysteries, her brother likes science fiction.
  2. Nina listened to music while she cleaned her room.
  3. While Nina was reading, the lights went out.
Cevabı göster

While Nina prefers mysteries, her brother likes science fiction.

Kültür

strong and manly ... feminine and weak: tarihsel toplumsal cinsiyet kalıp yargıları

Bu iki betimleme hayvanları toplumsal cinsiyetle ilişkilendirilen özelliklere bağlar: köpekler güç ve erkeklikle, kediler ise kadınsılık ve zayıflıkla ilişkilendirilir. Aktarılan Viktorya dönemi görüşünde bu iki ifade grubu bir tarafı daha iyi, diğer tarafı daha kötü gösterir. Bu sözcükler hayvanlar, erkekler veya kadınlar hakkında nesnel bir gerçeği değil, kültürel bir kalıp yargıyı ifade eder. were considered ifadesi, cümlenin bu yargıyı doğru olarak sunmak yerine o dönemde insanların ne düşündüğünü aktardığını göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: “Cats are feminine and weak, so they are less valuable than dogs.”

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

So, for the Victorians,

4:32

Yani Viktorya dönemi insanları için,

dogs really fitted the bill,

4:34

köpekler gerçekten de aranan özelliklere tam olarak uyuyordu (fitted the bill),

an idiom meaning they were suitable for a particular purpose.

4:36

bu da belirli bir amaç için uygun oldukları anlamına gelen bir deyim.

Britain's relationship with pets really has changed over the years.

4:40

İngiltere'nin evcil hayvanlarla ilişkisi yıllar içinde gerçekten çok değişti.

From the manly British bulldog to funny cat videos on YouTube, Anlatım akışı

4:44

Erkeksi İngiliz bulldog'undan YouTube'daki komik kedi videolarına,

it's been quite a journey. Deyimler

4:47

oldukça uzun bir yolculuk oldu.

Anlatım akışı

From ... to ...: bir değişimin kapsamını uç noktalarla göstermek

From A to B, bir değişimin veya aralığın bütün kapsamını göstermek için aynı konu üzerindeki iki farklı uç noktayı bir araya getirir. Burada geleneksel Britanya buldoğu imgesi bir uç nokta, modern YouTube kedi videoları ise diğer uç noktadır. Konuşmacı fiziksel bir güzergâhı anlatmıyor veya aradaki her aşamayı sıralamıyor. Başlangıçtaki ifade, tarihi büyük bir değişim olarak düzenliyor; cümlenin geri kalanı da bunu özetliyor.

Alıştırma

“From handwritten letters to instant messages, the way we communicate has changed.” cümlesinde from...to... bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Değişimin bütün aşamalarını sırayla listeler.
  2. İki fiziksel yer arasındaki bir yolculuğu anlatır.
  3. Değişimin genel kapsamını göstermek için iki uç noktayı belirtir.
Cevabı göster

Değişimin genel kapsamını göstermek için iki uç noktayı belirtir.

Deyimler

It's been quite a journey: uzun bir deneyimi anlatan yolculuk mecazı

Journey burada mecazdır. Fiziksel bir yolculuğu değil, uzun bir deneyimi veya süreci anlatır. Quite a journey, sürecin genellikle büyük değişimler, zorluklar veya unutulmaz anlar içerdiği için sıra dışı ya da olaylarla dolu olduğunu belirtir. It's been, şu ana kadar olanlara bugünden geriye bakar. İfadenin tamamı düşünceli ve duygulu bir özet işlevi görür; ancak her bölümün keyifli mi yoksa zor mu olduğunu kendi başına söylemez.

Alıştırma

Bir okul takımı üç yıllık yoğun çalışmayı, aksilikleri ve ilerlemeyi değerlendiriyor. “It's been quite a journey” ne anlama gelir?

  1. Bütün süreç kolaydı ve hiç değişmedi.
  2. Sıra dışı ve olaylarla dolu bir deneyim oldu.
  3. Sıradan bir fiziksel yolculuğu henüz bitirdiler.
Cevabı göster

Sıra dışı ve olaylarla dolu bir deneyim oldu.

Maybe it's time to reveal the answer to my question, Georgie.

4:50

Belki de sorumun cevabını açıklamanın zamanı gelmiştir, Georgie.

Right.

4:53

Doğru.

You asked me how many dogs and cats in the UK had their own social media profile,

4:54

Bana İngiltere'de ne kadar köpek ve kedinin kendi sosyal medya profilinin olduğunu sordun,

and I guessed it was 17%.

4:59

ve ben de %17 olduğunu tahmin ettim.

Which was the correct answer.

5:02

Ki bu doğru cevaptı.

What I still don't understand is how they get their paws on the keypad. Notlar

5:05

Hâlâ anlamadığım şey, patilerini tuş takımına nasıl koydukları.

Dilbilgisi

What I still don't understand is how...: çözülememiş bir soruyu öne çıkarma

What I still don't understand bölümünün tamamı “hâlâ anlamadığım şey” anlamına gelir ve cümlenin öznesidir. Ardından gelen is how... tam olarak hangi sorunun anlaşılmadığını belirtir. Buradaki what, doğrudan “ne?” sorusunu sormaz. What...is... yapısı, çözülememiş tek bir soruyu öne çıkarır. Still, konunun şu anda da anlaşılmadığını gösterir. how they get... cümle içine yerleşmiş bir yan cümledir; bu yüzden how do they get... değil, düz cümle sırası kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi What...is... odak yapısıyla tamamlayın: ____ I still don't understand ____ how this locked door opened.

Cevabı göster

What · is

Deyimler

get their paws on: get one's hands on ifadesinin şakacı hayvan uyarlaması

Get one's hands on something, bir şeyi elde etmek, ona ulaşmak veya erişim sağlamak anlamına gelir. Konuşmacı evcil hayvanlardan söz ettiği için hands sözcüğünü şakacı biçimde paws ile değiştirerek get their paws on the keypad der. Bu ifade, deyimin bir şeye erişme anlamını korurken hayvanların tuşlara gerçekten patileriyle dokunduğu görüntüsünü de yaratır. Bu iki anlamın çakışması şakayı oluşturur; hayvanların tuş takımını çalıp sakladığını özellikle belirtmez.

Alıştırma

Örnekte get their paws on ifadesi neden şakacı bir etki yaratıyor?

  1. Get one's hands on ifadesini hayvanlara uyarlar ve gerçek patilerin tuş takımına dokunduğunu da düşündürür.
  2. Hayvanların tuş takımını çalıp sakladığını söyler.
  3. Hayvan patileriyle yazı yazmanın resmî teknik terimidir.
Cevabı göster

Get one's hands on ifadesini hayvanlara uyarlar ve gerçek patilerin tuş takımına dokunduğunu da düşündürür.

Anyway, let's recap the vocabulary we've learned in this program about the love the British have for their pets. Anlatım akışı

5:10

Her neyse, bu programda İngilizlerin evcil hayvanlarına duyduğu sevgi hakkında öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim.

Anlatım akışı

Anyway, let's recap: özete geçiş

Burada anyway bir söylem belirtecidir. Önceki şakayı veya konu dışı yorumu kapatır ve dinleyicileri programın ana akışına geri getirir. Bu cümlede “mümkün olan herhangi bir şekilde” anlamına gelmez. Let's recap bir sonraki adımı, yani önemli bilgilerin kısa bir tekrarını duyurur. Anyway, let's recap birlikte kullanıldığında bir yön işareti gibi çalışır: konu dışı bölüm bitmiştir ve özet başlamaktadır.

Alıştırma

Bir sunucu kısa bir şakayı yeni bitirdi ve şimdi ana noktaları tekrar gözden geçirmek istiyor. Bu geçişi hangi cümle açıkça gösterir?

  1. Anyway, let's recap the three ideas we covered.
  2. By the way, here's another funny story.
  3. Let's skip the review and end here.
Cevabı göster

Anyway, let's recap the three ideas we covered.

Animals you keep in your home as a companion and treat kindly.

5:16

Evde bir yoldaş olarak tuttuğunuz ve nazik davrandığınız hayvanlar (evcil hayvanlar).

A cat person is someone who likes or prefers cats,

5:20

Kedi insanı (cat person), kedileri seven veya tercih eden kişidir,

unlike a dog person who prefers dogs.

5:24

köpekleri tercih eden bir köpek insanının (dog person) aksine.

Living standards, or standard of living,

5:27

Yaşam standartları (Living standards) veya standard of living,

refers to the level of material comfort in which people live.

5:29

insanların içinde yaşadıkları maddi rahatlık seviyesini ifade eder.

Your disposable income is the money left over to spend on things you want

5:34

Harcanabilir geliriniz (disposable income), istediğiniz şeylere harcamak için kalan paradır

after paying taxes and your living expenses.

5:38

vergiler ve yaşam masraflarınız ödendikten sonra.

Loyalty means having strong and unchanging support for your friends.

5:41

Sadakat (Loyalty), arkadaşlarınıza karşı güçlü ve değişmez bir desteğe sahip olmak demektir.

And finally, if something fits the bill,

5:45

Ve son olarak, eğer bir şey gereksinimleri karşılıyorsa (fits the bill),

it's suitable to serve a particular purpose.

5:48

belirli bir amaca hizmet etmek için uygundur.

Once again,

5:51

Bir kez daha,

our six minutes are up.

5:52

altı dakikamız doldu.

Join us again soon for more trending topics and useful vocabulary here at Six Minute English.

5:53

Daha fazla trend olan konu ve faydalı kelime dağarcığı için yakında burada Six Minute English'te tekrar bize katılın.

Goodbye for now.

5:59

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:00

Hoşça kal.

Six Minute English from the BBC.

6:02

BBC'den Six Minute English.