Her Gün Yaptığınız Yasadışı Şeyler: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.439 kelime 230 kel/dk

Video özeti: Video; izinsiz yayın, bahis, kamusal alanda sarhoşluk, gece gürültüsü, çöp atma ve yol geçişleri gibi gündelik hayatta yasayı ihlal edebilen davranışları inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. could have landed — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: could have ile geçmiş zaman ortacının mümkün fakat gerçekleşmemiş bir sonucu, burada hapis riskini anlattığını kavrayın. 2. a bit of a gray area. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: hukuki durumu belirsiz bir konuyu yumuşatarak anlatan ifadeyi tanıyın. 3. jaywalking, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: kurala aykırı yol geçişini anlatan ABD terimini öğrenin; tanım ve uygulamanın ülkeye göre değiştiğini görün.

Bu derste

We've probably all broken the law at some point in our lives.

0:00

Muhtemelen hepimiz hayatımızın bir noktasında yasaları çiğnemişizdir.

Even the people that proudly call themselves law-abiding citizens Kelime

0:03

Kendilerine gururla yasalara uyan vatandaşlar diyen insanlar bile

may have accidentally driven through a red light

0:05

yanlışlıkla kırmızı ışıkta geçmiş olabilir

or not so accidentally stolen candy as a child.

0:07

veya çocukken pek de yanlışlıkla sayılmayacak şekilde şeker çalmış olabilir.

Kelime

law-abiding: genel olarak yasalara uyan

Law-abiding, bir kişinin veya grubun genel olarak yasalara uyduğunu belirten, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. law-abiding citizens ifadesinde citizens sözcüğünü niteler; abiding burada bir yerde yaşamak anlamına gelmez. Cümlede hafif bir ironi vardır: İnsanlar geçmişte bir kuralı çiğnemiş olsalar bile kendilerine gururla bu etiketi verebilir. Bu sıfat her an kusursuz davranmayı değil, genel bir davranış biçimini anlatır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “genel olarak yasalara uyan” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The people in this town generally obey the law. They are ____ citizens.

Cevabı göster

law-abiding

It's thought about one in three Americans have some kind of police record

0:10

Her üç Amerikalıdan birinin bir çeşit polis kaydı olduğu düşünülüyor

and the figure is about the same in the UK.

0:13

ve Birleşik Krallık'ta da bu rakam hemen hemen aynı.

Research shows that in the USA

0:15

Araştırmalar ABD'de

about 70% of the population have done something

0:17

nüfusun yaklaşık %70'inin

that could have landed them in jail. Notlar

0:19

onları hapse attırabilecek bir şey yaptığını gösteriyor.

Dilbilgisi

could have landed: geçmişteki olası bir sonuç

Could have + geçmiş zaman ortacı, geçmişte gerçekleşmesi mümkün olan bir sonucu geriye dönerek anlatır. Burada could have landed, davranışın insanları hapse düşürme ihtimali taşıdığı anlamına gelir; gerçekten hapse girdiklerini söylemez. Land someone in jail, birinin hapse düşmesine neden olmak demektir. Land burada mecazidir ve kişinin istenmeyen bir duruma düşmesini anlatır.

Alıştırma

Geçmişteki olası bir sonucu göstermek için cümleyi could have ve land fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The risky shortcut ____ us in serious trouble, but we turned back in time.

Cevabı göster

could have landed

Kalıp ifadeler

landed them in jail: onların sonunda hapse girmesine yol açtı

land someone in jail ifadesinde land, havadan yere inmek değil, birinin belirli bir duruma düşmesine yol açmak anlamına gelir. Burada yasa dışı eylemin olası sonucu, bu kişilerin hapse girmesidir. Aktarılabilir kalıp land + kişi + in + yer/durum biçimindedir: bir eylem veya olay, kişi için çoğunlukla istenmeyen bir sonuca yol açar. could have ile kullanıldığında geçmişte mümkün olan bir sonucu anlatır; kişilerin gerçekten hapse girdiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

land + Maya + in jail kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Forging the documents could ____.

Cevabı göster

land Maya in jail

That's a fairly realistic statistic

0:20

Madde Bağımlılığı ve Ruh Sağlığı Hizmetleri İdaresi'nin

considering that the Substance Abuse and Mental Health Services Administration

0:22

nüfusun yaklaşık yarısının yasa dışı madde kullandığını itiraf ettiğini söylemesi göz önüne alındığında

says around half of the population admit to having taken illicit substances. Dilbilgisi

0:25

bu oldukça gerçekçi bir istatistik.

Dilbilgisi

admit to having taken: daha önce aldığını kabul etmek

Admit to ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir; çünkü buradaki to, mastar işareti değil bir edattır. Temel kalıp admit to doing something biçimindedir. Having taken, having + geçmiş zaman ortacıyla kurulan perfect gerund yapısıdır. Zaman sırasını açıkça gösterir: alma eylemi itiraftan önce gerçekleşmiştir. Sıralamanın zaten açık olduğu birçok sıradan bağlamda admit to taking de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin perfect gerund biçimiyle tamamlayın: He admitted to ____ the missing file.

Cevabı göster

having taken

What you might not know though Dilbilgisi

0:29

Ancak bilmeyebileceğiniz şey,

is that you've probably broken the law on occasion

0:30

muhtemelen zaman zaman yasaları çiğnediğiniz

and are not even aware you did.

0:32

ve bunu yaptığınızın farkında bile olmadığınızdır.

Dilbilgisi

What you might not know though is that ... ile şaşırtıcı bir gerçeği sunmak

What you might not know though is that ... bir soru değil, bildirme cümlesi kalıbıdır. What ile başlayan yan cümlenin tamamı dinleyicinin bilmeyebileceği bilgiyi belirtir; is that ise konuşanın açıklamak istediği gerçeği sunar. Though konuşma diline özgü bir karşıtlık ekler: gerçek, az önce söylenene veya varsayılana rağmen şaşırtıcı olabilir. Bu kalıp, şaşırtıcı ya da gözden kaçan bir noktayı açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ some common houseplants can be harmful to pets.

Cevabı göster

What you might not know though is that

Today we are going to explore these small crimes

0:34

Bugün Infographics Show'un bu bölümünde

in this episode of the Infographics Show,

0:36

her gün yaptığımız yasadışı şeyler olan,

Illegal Things that we do every day.

0:38

bu küçük suçları keşfedeceğiz.

Don't forget to subscribe and click the bell button

0:40

Abone olmayı ve zil butonuna tıklamayı unutmayın,

so that you can be part of our notification squad.

0:41

böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.

One thing many of us do is watch our favorite shows and movies

0:43

Birçoğumuzun yaptığı bir şey, en sevdiğimiz programları ve filmleri

on streaming websites that haven't paid for the right to show that content.

0:46

bu içeriği gösterme hakkı için ödeme yapmamış yayın sitelerinde izlemektir.

While some of those look legal, Dilbilgisi

0:49

Bunlardan bazıları yasal görünse de,

according to the UK Federation Against Copyright Theft or FACT,

0:50

İngiltere Telif Hakkı Hırsızlığına Karşı Federasyon veya FACT'a göre,

they are unlawful.

0:53

bunlar yasadışıdır.

Dilbilgisi

While some of those look legal, ... yapısında ödünleme bildiren while

Burada while, although anlamındadır; yani ‘-mesine rağmen’ anlamı verir. Ödünleme yan cümlesini başlatır: bazı siteler yasal görünür, ancak ana cümle bunların yasa dışı olduğu şeklindeki karşıt gerçeği verir. Yalnızca while sözcüğüne değil, cümlecikler arasındaki ilişkiye bakın. Bir cümlecik görünüş, iddia veya beklenti sunarken diğeri bunu tersine çeviriyorsa while çoğunlukla zaman ilişkisi yerine karşıtlık kurar.

Alıştırma

"While the jacket looks waterproof, it soaks through quickly," cümlesinde while ne anlama gelir?

  1. -mesine rağmen
  2. ... sırasında
  3. Çünkü
Cevabı göster

-mesine rağmen

This is because they don't have permission

0:55

Bunun nedeni, içeriği sahibi olan kişilerden

to provide that content from the people that own it.

0:56

sağlama iznine sahip olmamalarıdır.

As a viewer,

0:58

Bir izleyici olarak,

FACT says you are actually committing unlawful behavior

0:59

FACT, suçluları destekleyerek

by supporting the criminals.

1:02

aslında yasadışı bir davranış sergilediğinizi söylüyor.

Is it illegal in the USA?

1:03

ABD'de yasadışı mı?

According to the Intellectual Property Institute

1:05

Richmond Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki

at the University of Richmond Law School,

1:07

Fikri Mülkiyet Enstitüsü'ne göre,

yes it is.

1:09

evet öyledir.

Uploading unlicensed content is also illegal.

1:09

Lisanssız içerik yüklemek de yasadışıdır.

Right now people are not prosecuted for watching or uploading,

1:12

Şu anda insanlar izledikleri veya yükledikleri için yargılanmıyor,

so you are safe to watch something like Game of Thrones online.

1:15

bu yüzden Game of Thrones gibi bir şeyi çevrimiçi izlemek için güvendesiniz.

Downloading stolen content has always been illegal,

1:17

Çalınan içeriği indirmek her zaman yasadışı olmuştur,

but streaming seems to be a bit of a gray area. Deyimler

1:19

ancak yayın yapmak biraz gri bir alan gibi görünüyor.

Deyimler

a bit of a gray area: biraz belirsiz bir alan

A gray area, kuralların, kategorilerin veya sınırların net olmadığı bir durumdur. Burada, kopyalanmış içeriği çevrim içi izlemenin o zamanki belirsiz hukuki statüsünü anlatır; bu eylemin açıkça yasal olduğu anlamına gelmez. A bit of, iddiayı yumuşatır. Konunun tamamen belirsiz olduğunu kesin biçimde söylemek yerine, bir ölçüde belirsiz olduğunu ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan Amerikan İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: The handbook says nothing about personal devices, so this is ____.

Cevabı göster

a gray area

Nevertheless, this might soon change.

1:22

Yine de bu durum yakında değişebilir.

An EU court in 2017

1:23

2017'de bir AB mahkemesi

made what was called a landmark ruling Kalıp ifadeler

1:25

dönüm noktası niteliğinde bir karar olarak adlandırılan ve

that essentially stated that anyone watching a copied content stream

1:27

temel olarak kopyalanmış bir içerik yayınını izleyen herkesin

is committing a civil offense. Kelime

1:30

hukuki bir suç işlediğini belirten bir karar verdi.

Kalıp ifadeler

a landmark ruling: dönüm noktası niteliğinde bir karar

Hukuk ve haber İngilizcesinde a landmark ruling, hukukun anlaşılma ya da uygulanma biçimini değiştirdiği veya sonraki davaları güçlü biçimde etkilediği için büyük önem taşıyan mahkeme kararıdır. Landmark burada mecazidir: karar fiziksel bir yeri değil, hukuki gelişimde önemli bir noktayı işaret eder. Landmark sıfatı ruling sözcüğünü niteler. Bu kalıp, yalnızca bir mahkemenin karar vermiş olmasını değil, kararın geniş kapsamlı veya kalıcı önemini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan hukuk ifadesiyle tamamlayın: Historians still discuss the case as ____ that expanded voting rights.

Cevabı göster

a landmark ruling

Kelime

a civil offense: özel hukuk kapsamında ihlal

Bu cümlede a civil offense, özel hukuk kapsamında ihlal sayılan bir davranışı ifade eder. Civil, hukuki sürecin türünü belirtir; “kibar” veya “uygar” anlamına gelmez. Özel hukukla ilgili bir mesele genellikle ceza kovuşturması yerine tazminat veya mahkeme emri gibi hukuki giderimler ya da özel hukuk yaptırımlarıyla ele alınır. Kesin sonuçlar yargı çevresine bağlıdır; bu nedenle ifade tek başına kişinin hapse gireceğini veya sabıka kaydı oluşacağını göstermez.

Alıştırma

Cümlede a civil offense ne anlama geliyor?

  1. Otomatik olarak hapisle sonuçlanan ağır bir suç
  2. Ceza isnadı yerine özel hukuk kapsamında ele alınan bir ihlal
  3. Hukuki bir anlaşmazlık sırasındaki kibar davranış
Cevabı göster

Ceza isnadı yerine özel hukuk kapsamında ele alınan bir ihlal

According to TorrentFreak,

1:31

TorrentFreak'e göre,

about half of all American millennials watch illegal content streams.

1:33

Amerikalı Y kuşağının yaklaşık yarısı yasadışı içerik yayınlarını izliyor.

Staying with technology and the internet,

1:36

Teknoloji ve internetle devam edecek olursak,

have you ever used a fake name for an account?

1:38

hiç bir hesap için sahte bir isim kullandınız mı?

Apparently your nom de plume of I'm a jerk 66 Kelime

1:40

Görünüşe göre "Ben bir pisliğim 66" şeklindeki takma adınız,

is actually committing a crime according to the Computer Fraud and Abuse Act.

1:43

Bilgisayar Dolandırıcılığı ve Kötüye Kullanımı Yasası'na göre aslında bir suç işliyor.

Kelime

nom de plume: bir yazarın yayın adı

Nom de plume, Fransızcadan gelen ve yazarın takma adını ifade eden resmî bir ifadedir: yazarın yayımlarken yasal adı yerine kullandığı isimdir. Burada gerçek bir yayın adı için değil, çevrim içi bir kullanıcı adı için kullanılıyor. Gereğinden fazla edebî olan bu adlandırma, yoruma bilerek resmî bir hava vererek şakayı oluşturuyor. Eğlenceli kullanımın dışında bu ifade normalde herhangi bir ekran adı veya anonim hesap anlamına gelmez.

Alıştırma

Kim gerçek anlamıyla bir nom de plume kullanıyor?

  1. Hesap adı Dragon66 olan bir oyuncu
  2. Tek bir anonim yorum paylaşan bir okur
  3. Kitaplarını yasal adından farklı bir isimle yayımlayan bir romancı
Cevabı göster

Kitaplarını yasal adından farklı bir isimle yayımlayan bir romancı

In 2010,

1:46

2010'da,

a prison guard in the US was fined 500 bucks for using a fake Facebook name,

1:47

ABD'de bir hapishane gardiyanı sahte bir Facebook ismi kullandığı için 500 dolar para cezasına çarptırılırken,

while in the UK the Crown Prosecution Service is cracking down on fake social media profiles. Öbek fiiller

1:51

Birleşik Krallık'ta Kraliyet Savcılık Servisi sahte sosyal medya profillerine karşı sert önlemler alıyor.

Öbek fiiller

cracking down on: ... karşı sıkı önlemler almak

To crack down on something, bir şeyi durdurmak, kontrol altına almak veya cezalandırmak için daha sert önlemler almaya başlamak demektir. Özne çoğunlukla bir hükûmet, polis teşkilatı, platform veya başka bir yetkili kurumdur; on ise hedef alınan davranışı ya da grubu tanıtır. Burada is cracking down on, Kraliyet Savcılık Servisinin sahte sosyal medya profillerine yönelik mevcut çalışmalarını daha sert bir uygulama girişimi olarak sunuyor.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeye karşı daha sert önlemler almak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The city is ____ illegal dumping after a rise in complaints.

Cevabı göster

cracking down on

It's not that governments want to arrest people making up funny fake names, Dilbilgisi

1:56

Hükümetlerin komik sahte isimler uyduran insanları tutuklamak istemesi değil,

but they are more worried about online harassment

1:59

ancak çevrimiçi tacizden

and the spread of false information by people they cannot trace.

2:01

ve izini süremedikleri kişilerin yanlış bilgi yaymasından daha çok endişe ediyorlar.

Dilbilgisi

It's not that ... but they are more worried about ...: mesele ... değil, daha çok ... konusunda endişeliler

It's not that A, but B kalıbı, olası bir açıklamayı düzeltir. Konuşan kişi önce A'yı temel neden olarak bir kenara bırakır, ardından but ile gerçek veya daha önemli endişe olan B'yi verir. Bu cümlede not, komik sahte isimler kullanan kişileri tutuklamanın hükûmetin temel amacı olduğu fikrini reddeder. More worried about bir öncelik gösterir: taciz ve izi sürülemeyen kişilerin yaydığı yanlış bilgiler daha büyük bir endişedir. Bu, yaptırım uygulandığını inkâr etmez.

Alıştırma

Açıklamayı iki parçalı kalıpla tamamlayın: ____ I dislike the course, ____ I'm more worried about the time commitment.

Cevabı göster

It's not that · but

One more thing,

2:04

Bir şey daha,

if you've ever jumped on someone else's Wi-Fi to use the internet without their permission, Öbek fiiller

2:05

eğer hiç başkasının Wi-Fi'sine interneti izinsiz kullanmak için atladıysanız,

you've also broken the law.

2:08

siz de yasayı çiğnediniz demektir.

Öbek fiiller

jumped on someone else's Wi-Fi: bir kaynağa gayriresmî biçimde erişmek

Burada jump on, kullanılabilir bir kaynağa hızla bağlanmak veya onu kullanmak anlamındaki gayriresmî bir öbek fiildir. Fiziksel olarak zıplamayı anlatmaz; erişilen kaynak someone else's Wi-Fi ifadesidir. Teknoloji veya iletişimle ilgili bir nesneyle kullanıldığında jump on genellikle hızlıca katılma ya da erişme fikrini verir. Bu cümlede ifade, başka birinin Wi-Fi'ını kullanmayı anlatır; iznin olmaması ve bunun hukuka aykırı sayılması jump on ifadesinden değil, cümlenin tamamından çıkar.

Alıştırma

Hızla katılmak anlamındaki gayriresmî ifadeyi tamamlayın: I need to ____ the video call before it starts。

Cevabı göster

jump on

There are probably a lot of law-abiding citizens out there,

2:09

Dışarıda muhtemelen, kronik yasa çiğneyiciler olduklarının

now aware they are chronic lawbreakers.

2:12

şimdi farkına varan birçok yasalara saygılı vatandaş vardır.

But the next one will get just about everyone.

2:14

Ama bir sonraki hemen hemen herkesi yakalayacak.

The song Happy Birthday is not yours to sing in public,

2:16

Mutlu Yıllar şarkısını toplum içinde söylemek size ait değildir,

although it is okay in the house.

2:19

gerçi evin içinde olması sorun olmaz.

The song was copyrighted in the '80s by Time Warner for $25 million,

2:20

Şarkının telif hakkı 80'lerde Time Warner tarafından 25 milyon dolara alınmıştı,

so you don't have permission to do a public rendition of it. Kelime

2:24

bu yüzden şarkının halka açık bir sunumunu yapma izniniz yok.

Kelime

a public rendition: belirli bir kamusal yorum veya icra

Rendition, özellikle bir şarkı olmak üzere bir eseri belirli bir biçimde icra etme veya sunma tarzını anlatan bir isimdir. A public rendition ifadesinde public, yorumun bir dinleyiciye sunulduğunu veya kamuya açık olduğunu belirtir; rendition ise şarkının bu özel yorumunu vurgular. Bu kelime yalnızca performance demekten daha resmî veya betimleyicidir. Bu cümlede a public rendition, telif hakkıyla korunan şarkının herkese açık biçimde icra edilmesi demektir; çeviri veya görsel işleme anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir şarkının dinleyiciye sunulan belirli bir yorumunu, biraz resmî bir tonda en iyi hangi ifade anlatır?

  1. a public performance
  2. a cover
  3. a public rendition
Cevabı göster

a public rendition

Do so and you could be fined a hefty sum of money. Notlar

2:27

Bunu yaparsanız yüklü miktarda para cezasına çarptırılabilirsiniz.

Dilbilgisi

Bunu yaparsanız para cezasına çarptırılabilirsiniz

Do so, do that veya bu eylemi gerçekleştir anlamına gelen, kısa ve resmî tonda bir ifadedir. Burada halka açık bir yerde bu şarkıyı söylemeyi ifade eder. Do so and you could be fined, ilk kısmı örtük bir koşul olarak sunar: Bunu yaparsanız para cezasına çarptırılabilirsiniz. And, eşit iki eylemi değil, koşulu ve sonucu birbirine bağlar.

Alıştırma

Örtük bir koşulu ve olası bir sonucu ifade etmek için emir cümlesinden sonra and kullanan cümle hangisidir?

  1. Skip the backup because you could lose your files.
  2. If you skip the backup, you could lose your files.
  3. Skip the backup, and you could lose your files.
Cevabı göster

Skip the backup, and you could lose your files.

Kalıp ifadeler

yüklü miktarda para

a hefty sum of money, oldukça büyük bir para miktarı anlamına gelir ve miktarın ne kadar yüksek ya da mali açıdan ağır olduğunu vurgular. Bu cümlede, olası para cezasının ekonomik açıdan ciddi bir yük olacağı anlatılır; paranın fiziksel olarak ağır olduğu söylenmez. Sum, parayı büyük bir toplam miktar olarak sunar; hefty ise bu miktarın oluşturduğu yük hissini canlı biçimde ekler. Bu ifade para cezalarını, ücretleri, tazminatları veya diğer yüksek miktarları anlatabilir.

Alıştırma

Şu cümlede a hefty sum of money neyi anlatıyor? The small company paid a hefty sum of money to repair the storm damage.

  1. Düzenli aralıklarla yapılan küçük bir ödeme
  2. Mali açıdan belirgin bir yük oluşturan büyük bir toplam miktar
  3. Fiziksel olarak ağır olan para
Cevabı göster

Mali açıdan belirgin bir yük oluşturan büyük bir toplam miktar

That's why you'll hardly ever see it performed in movies. Kalıp ifadeler

2:30

İşte bu yüzden onu filmlerde neredeyse hiç icra edilirken görmezsiniz.

Kalıp ifadeler

hardly ever: neredeyse hiçbir zaman, ancak çok nadir istisnalar olabilir

Bu cümlede hardly ever, “neredeyse hiçbir zaman” anlamına gelir. Bir eylemin çok düşük sıklıkta gerçekleştiğini anlatır, ancak birkaç çok nadir istisnaya yer bırakır. Bu ifade, ana fiil see’den önce gelen bir sıklık zarfı öbeği olarak kullanılmıştır. Buradaki hardly, “neredeyse hiç” demektir; “çok çaba göstererek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın otobüse neredeyse hiç binmediğini ancak çok nadir istisnalar olabileceğini anlatır?

  1. I never take the bus.
  2. I often take the bus.
  3. I hardly ever take the bus.
Cevabı göster

I hardly ever take the bus.

It is sometimes used and

2:32

Bazen kullanılır ve

that's why Time Warner receives about $2 million a year

2:34

bu nedenle Time Warner yılda yaklaşık 2 milyon dolar

in Happy Birthday royalties. Kelime

2:36

Mutlu Yıllar telif hakkı alır.

Kelime

Happy Birthday royalties: lisans kullanımından doğan telif geliri

Buradaki royalties, korunan bir şarkı lisanslandığında veya bir anlaşma kapsamında kullanıldığında hak sahibine ödenen para anlamına gelir. Altyazı özellikle “Happy Birthday” şarkısının kullanımıyla bağlantılı geliri anlatmaktadır. Royalties, bu ödemeleri veya bu sürekli gelir akışını ifade eden çoğul isimdir. Bu bağlamda krallar, kraliçeler veya kraliyet aileleriyle ilgisi yoktur.

Alıştırma

Müzik sektöründe The songwriter earns royalties from streaming ne anlama gelir?

  1. Şarkısı kullanıldığında veya çalındığında ödeme alır.
  2. Bir kraliyet ailesinin üyesidir.
  3. Her dinleyiciye sabit maaş öder.
Cevabı göster

Şarkısı kullanıldığında veya çalındığında ödeme alır.

Have you ever made a cash bet with friends? Kelime

2:38

Hiç arkadaşlarınızla nakit parasına iddiaya girdiniz mi?

Well,

2:39

Şey,

having a wager with friends is technically illegal under the Illegal Gambling Act of 1970.

2:40

arkadaşlarla iddiaya girmek teknik olarak 1970 Yasadışı Kumar Yasası uyarınca yasadışıdır.

Kelime

made a cash bet ... having a wager with friends: günlük ve resmî bahis ifadeleri

made a cash bet, make + a bet yapısını kullanarak bir sonuca para yatırıp bahis yapıldığını anlatır. having a wager with friends ise have + a wager yapısıyla temelde aynı eylemi ifade eder; cash, işin içinde para olduğunu açıkça belirtir. Bet günlük kullanılan kelimedir; wager ise daha resmî veya daha ciddi ve bilinçli bir tınıya sahiptir. Bu cümlede wager daha büyük bir miktar anlamına gelmez; esas olarak üslup düzeyini değiştirir.

Alıştırma

made a cash bet ve having a wager with friends ifadeleri hakkında hangi ifade doğrudur?

  1. Wager her zaman bet ifadesinden daha büyük bir para miktarı anlamına gelir.
  2. Wager genellikle bet ifadesinden daha resmîdir, ancak mutlaka daha fazla para anlamına gelmez.
  3. Bet ve wager tamamen farklı eylemleri anlatır.
Cevabı göster

Wager genellikle bet ifadesinden daha resmîdir, ancak mutlaka daha fazla para anlamına gelmez.

This is in the USA at least,

2:45

En azından ABD'de durum böyle,

but it all depends on how much chance is involved in the gambling

2:46

ancak hepsi kumarda ne kadar şansın dahil olduğuna

and the amount of money.

2:49

ve paranın miktarına bağlıdır.

If the entire amount is more than $2,000,

2:50

Tüm miktar 2.000 dolardan fazlaysa,

you are in fact running an illegal gambling operation.

2:52

aslında yasadışı bir kumar operasyonu yürütüyorsunuz demektir.

This is quite common in places of work

2:55

Bu, iş yerlerinde oldukça yaygındır

where many participants take part in inter-office sports gambling,

2:57

ki burada birçok katılımcı ofisler arası spor kumarına katılır,

especially after the boost in popularity of fantasy sports games.

2:59

özellikle fantezi spor oyunlarının popülaritesindeki artıştan sonra.

According to online gambling site Laser Wager,

3:03

Çevrimiçi kumar sitesi Laser Wager'a göre,

27% of Americans take part in such gambling

3:05

Amerikalıların %27'si bu tür kumarlara katılıyor

and if you are not living in Nevada,

3:08

ve Nevada'da yaşamıyorsanız,

you are actually risking a stint in prison. Kalıp ifadeler

3:09

aslında hapiste bir süre geçirmeyi göze alıyorsunuz demektir.

Kalıp ifadeler

a stint in prison: sınırlı bir hapis dönemi

a stint in prison, hapiste geçirilen sınırlı bir dönemi ifade eder. Stint bu zamanı sınırları olan bir dönem veya deneyim olarak sunar; bu yüzden tek başına ömür boyu hapis anlamına gelmez ve sürenin tam uzunluğunu belirtmez. Cümledeki risking a stint in prison, bir süre hapse girme ihtimalini göze almak demektir. Bu ifade kesin bir sonucu değil, olası bir sonucu anlatır.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: a stint in prison ifadesindeki stint sınırlı bir hapis dönemini anlatır ve tek başına ömür boyu hapis anlamına gelmez.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

And what if you won the fantasy football pool at work

3:11

Peki ya işteki fantezi futbol havuzunu kazanırsanız

and celebrated with one too many drinks Deyimler

3:13

ve birkaç içki fazlayla kutlama yapıp

and then proceeded to wobble home?

3:15

sonra eve doğru yalpalamaya başlarsanız ne olur?

Deyimler

one too many drinks: gereğinden fazla içmek

one too many drinks ifadesindeki one too many, makul veya güvenli olandan daha fazla içildiği anlamına gelir. Genellikle sabit bir sınırın tam olarak bir içki üzerine çıkıldığını belirtmez; alkolün kişiyi etkilemeye başladığını dolaylı biçimde anlatır. Ardından gelen wobble home, yani sendeleyerek eve dönmek eylemi, burada bu anlamı destekler. Daha genel olarak one too many + çoğul sayılabilen isim yapısı, aşırılığı kesin bir sayıyla değil, istenmeyen sonucuyla gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, makul olandan fazla içki anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: He had ____ and called a cab.

Cevabı göster

one too many drinks

Well,

3:16

Şey,

that could be illegal too,

3:17

bu da yasadışı olabilir,

even if you were just happily minding your own business. Deyimler

3:18

sadece mutlu bir şekilde kendi işinize baksanız bile.

Deyimler

minding your own business: kimseyi rahatsız etmeden kendi işiyle ilgilenmek

Bu cümlede minding your own business, kendi yaptığınız işe odaklanıp başkalarının işine karışmamak veya onları rahatsız etmemek anlamına gelir. Süreklilik yapısı kişinin zararsız durumunu anlatır; bir emir değildir. Aynı deyim Mind your own business! emri olarak kullanıldığında çok daha sert bir tona sahip olur. Bu kullanım, birine karışmayı bırakmasını söyler ve çoğu zaman rahatsızlık belirtir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Günlük durumların çoğunda birine doğrudan Mind your own business! demek nazik ve tarafsız bir ricadır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

While it's unlikely you'd get arrested,

3:20

Tutuklanmanız pek olası olmasa da,

in many countries public intoxication is illegal.

3:22

birçok ülkede toplum içinde sarhoşluk yasadışıdır.

In the USA,

3:24

ABD'de,

this is so,

3:25

durum böyledir,

but if you live in the states of Nevada, Montana, or Missouri,

3:26

ancak Nevada, Montana veya Missouri eyaletlerinde yaşıyorsanız

you'll be fine as no public intoxication laws exist there.

3:29

orada halka açık sarhoşluk yasaları olmadığı için iyi olacaksınız.

In Texas,

3:32

Teksas'ta,

you don't want to get caught drunk on the streets

3:32

C sınıfı bir kabahat olduğu için

as it's a Class C misdemeanor.

3:34

sokaklarda sarhoş yakalanmak istemezsiniz.

In the UK,

3:36

Birleşik Krallık'ta,

it's also an offense to be drunk in public

3:37

toplum içinde sarhoş olmak da bir suçtur

and you could risk a fine if very drunk.

3:39

ve eğer çok sarhoşsanız para cezası riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Australia has such laws too,

3:41

Avustralya'da da böyle yasalar var,

but you are more likely to get escorted home Dilbilgisi

3:43

ancak sorun çıkarmıyorsanız ceza kesilmekten ziyade

than you are fined if you are not causing trouble

3:44

evinize eşlik edilme ihtimaliniz daha yüksektir

as Australian cops apparently take the humane approach. Kalıp ifadeler

3:47

çünkü Avustralyalı polisler görünüşe göre insani yaklaşımı benimsiyorlar.

Dilbilgisi

more likely to get escorted home than you are fined: iki sonucun olasılığını karşılaştırma

Be more likely to A than B, iki olası sonucu karşılaştırır ve A’nın gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Burada A eve kadar götürülmek, B ise para cezasına çarptırılmaktır. Than ikinci sonucu sunar; birinin ne kadar güçlü biçimde veya ne kadar uzağa götürüldüğünü anlatmaz. Altyazı ikinci sonucu than you are fined yan cümlesiyle ifade eder. You are ifadesinin tekrarı, iki sonucun da aynı kişiyle ilgili olduğunu açıkça gösterir ve karşılaştırmayı dengeler. Yapısı daha sıkı biçimde eşleştirilmiş bir seçenek than to be fined veya than you are to be fined olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, uyarı alma olasılığının görevden uzaklaştırılma olasılığından daha yüksek olduğunu doğru biçimde ifade eder?

  1. You are more likely receiving a warning than you are to be suspended.
  2. You are as likely to receive a warning than you are to be suspended.
  3. You are more likely to receive a warning than you are to be suspended.
Cevabı göster

You are more likely to receive a warning than you are to be suspended.

Kalıp ifadeler

take the humane approach: insancıl yaklaşımı seçmek

Take an approach, bir durumla ilgilenmek için belirli bir yöntem seçmek demektir. The humane approach, şefkat gösteren ve gereksiz acı, zarar ya da cezadan kaçınan seçenektir. Burada ifade, birine para cezası vermek yerine onu eve götürmeyi daha anlayışlı bir karşılık olarak sunar. The kullanılması, bu yöntemi mevcut seçenekler arasındaki şefkatli tercih gibi gösterir. İfade aynı zamanda bir değerlendirme içerir: Konuşan kişi bu yöntemi daha az sert olduğu için onaylar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir hayvana şefkatli ve az zarar veren biçimde davranmak için en uygun sözcüğü kullanır?

  1. The shelter took the humanitarian approach and moved the frightened dog to a quiet room.
  2. The shelter took the human approach and moved the frightened dog to a quiet room.
  3. The shelter took the humane approach and moved the frightened dog to a quiet room.
Cevabı göster

The shelter took the humane approach and moved the frightened dog to a quiet room.

When you get home late,

3:50

Eve geç kaldığınızda,

whatever you do, Ton ve niyet

3:51

ne yaparsanız yapın,

don't start vacuuming the house.

3:52

evi süpürmeye başlamayın.

Ton ve niyet

whatever you do, güçlü bir uyarı olarak

Whatever you do, deyimi bir uyarı kalıbıdır. “Ne olursa olsun” veya “hangi seçimi yaparsan yap” anlamına gelir; ancak konuşanın asıl talimatı, ardından gelen olumsuz emirdir: süpürmeye başlama. Bir emir cümlesinden önce kullanıldığında uyarıyı güçlendirir. Her şeyi yapmana izin vermez; o durumda kaçınılması gereken bir eylemi vurgular.

Alıştırma

Hangi ifade, ne olursa olsun dinleyicinin kapıyı açmaması gerektiği anlamına gelir?

  1. Do whatever you want,
  2. Whatever you do,
  3. Whenever you want,
Cevabı göster

Whatever you do,

In the UK,

3:53

Birleşik Krallık'ta,

it's actually illegal to use a vacuum cleaner

3:54

elektrikli süpürge kullanmak aslında yasadışıdır,

after 6:00 p.m. and before 8:00 a.m. on weekdays

3:56

hafta içi akşam 6:00'dan sonra ve sabah 8:00'den önce

and illegal before 8:00 a.m. and after 1:00 p.m. on weekends.

3:58

ve hafta sonları sabah 8:00'den önce ve öğlen 1:00'den sonra.

The Australians are a little more lax,

4:01

Avustralyalılar biraz daha gevşektir,

at least in Melbourne,

4:03

en azından Melbourne'de,

where you are not allowed to use your vacuum cleaner

4:04

elektrikli süpürgenizi kullanmanıza izin verilmeyen yerlerde,

between 10:00 p.m. and 7:00 a.m. during weekdays

4:06

hafta içi akşam 10:00 ile sabah 7:00 arasında

and between 10:00 p.m. and 9:00 a.m. during the weekends.

4:08

ve hafta sonları akşam 10:00 ile sabah 9:00 arasında.

No such law seems to exist in the USA,

4:10

ABD'de böyle bir yasa yok gibi görünüyor,

but in Denver it's actually illegal to lend someone your vacuum cleaner.

4:12

ancak Denver'da birine elektrikli süpürgenizi ödünç vermek aslında yasadışıdır.

According to a law website,

4:15

Bir hukuk web sitesine göre,

if you have noisy neighbors,

4:16

eğer gürültücü komşularınız varsa,

you have every right to sue them. Ton ve niyet

4:18

onlara dava açmaya her türlü hakkınız var.

Ton ve niyet

Tam hak sahibi olmayı anlatan have every right to sue them

have every right to sue them yapısı, have + every right + to-infinitive biçimindedir ve etkilenen kişilerin dava açmaya tamamen hakkı olduğunu, bunu yapmalarının haklı ve meşru olduğunu anlatır. Buradaki every, right sözcüğünü güçlendirir; ayrı ayrı hakları saymaz. Bu ifade konuşanın tutumunu da gösterir: Dava açmanın mümkün olduğunu söylemekle kalmaz, dava açma kararını savunur. Yasal haklar olaylara ve yasalara bağlıdır; bu nedenle ifade, meşruiyet hakkında güçlü bir iddiadır, davanın kazanılacağının kanıtı değildir.

Alıştırma

Birinin yasal işlem başlatmasının tamamen haklı olduğunu en güçlü biçimde belirten ifade hangisidir?

  1. have every right to sue them
  2. may sue them
  3. can sue them
Cevabı göster

have every right to sue them

You may have to prove the noise reached a certain amount of decibels,

4:19

Gürültünün belirli bir desibel miktarına ulaştığını kanıtlamanız gerekebilir,

but if you can,

4:22

ancak yapabilirseniz,

you can expect about 30 bucks for each day

4:22

onların gürültüsünün kurbanı olduğunuz her gün için

you were a victim of their loudness.

4:24

yaklaşık 30 dolar bekleyebilirsiniz.

In this case,

4:26

Bu durumda,

if you've ever been loud at night and have neighbors,

4:27

eğer hiç geceleri gürültü yaptıysanız ve komşularınız varsa,

you may have committed an offense.

4:29

bir suç işlemiş olabilirsiniz.

According to research,

4:30

Araştırmalara göre,

the Brits consider themselves to be a very law-abiding nation

4:31

İngilizler kendilerini çok yasalara uyan bir ulus olarak görüyorlar

with 98% of people saying they don't break laws.

4:34

ve insanların %98'i yasaları çiğnemediklerini söylüyor.

Well,

4:36

Şey,

some other research says they break on average five rules every week

4:36

diğer bazı araştırmalar her hafta ortalama beş kuralı

or 16,250 in a lifetime.

4:40

veya bir ömür boyu 16.250 kuralı çiğnediklerini söylüyor.

These might just be small breaches,

4:42

Bunlar sadece küçük ihlaller olabilir,

but nonetheless they are laws. Anlatım akışı

4:44

ama yine de yasalardır.

Anlatım akışı

but nonetheless: sınırlayıcı bir noktayı kabul edip sonucu korumak

“But nonetheless” bir ödünleme ilişkisi kurar. “But”, ihlallerin yalnızca küçük olduğu düşüncesinden uzaklaşan bir yön değişikliği yapar; “nonetheless” ise “buna rağmen” anlamına gelir. İlk cümleciği geçersiz kılmaz. Bu ifade, konuşanın savı zayıflatabilecek bir noktayı kabul ettikten sonra ana sonucun hâlâ geçerli olduğunu vurgulamasını sağlar: ihlal edilen kurallar hukuk gücünü korur. Bilgiyi “ilk nokta doğru, ancak ikinci nokta hâlâ belirleyici” biçiminde düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede örnekteki “but nonetheless” ile aynı ödünleme ve ardından vurgu ilişkisi kullanılmıştır?

  1. The delay was brief, so it caused a serious problem.
  2. The delay was brief because it caused a serious problem.
  3. The delay was brief, but nonetheless it caused a serious problem.
Cevabı göster

The delay was brief, but nonetheless it caused a serious problem.

Some of the most common offenses are dropping cigarette butts on the floor

4:45

En yaygın suçlardan bazıları yere sigara izmariti atmak

and spitting out chewing gum in public places.

4:48

ve halka açık yerlerde sakız tükürmektir.

Singapore was said to have made chewing gum illegal, Dilbilgisi

4:50

Singapur'un sakız çiğnemeyi yasadışı hale getirdiği söyleniyordu,

which isn't actually true.

4:53

ki bu aslında doğru değil.

Dilbilgisi

was said to have made: daha önceki bir eylemi iddia olarak aktarmak

“Was said to have made” edilgen bir aktarma yapısıdır. Belirtilmeyen bir kaynağın ya da grubun Singapur hakkında bu iddiada bulunduğunu gösterir; konuşanın iddiayı doğruladığı anlamına gelmez. Kalıp özne + was/were said + to have + geçmiş zaman ortacıdır. Bitmiş mastar “to have made”, bir şeyi yasa dışı hâle getirdiği iddia edilen eylemi “was said” ile belirtilen geçmiş aktarım noktasından daha önceye yerleştirir. Burada sonraki açıklama, iddianın doğru olmadığını açıkça belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, daha önce tamamlanmış bir eylem hakkında doğrulanmamış bir iddiayı aktarır?

  1. The company was said to hide defects.
  2. The company was said to have hidden the defect.
  3. The company proved that it had hidden the defect.
Cevabı göster

The company was said to have hidden the defect.

However,

4:54

Ancak,

it does have quite strict gum control, Dilbilgisi

4:54

oldukça sıkı bir sakız kontrolüne sahiptir,

which means the sale or importation of gum is illegal today in the country.

4:57

bu da bugün ülkede sakız satışı veya ithalatının yasadışı olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

Vurgulu does have kullanımı

Bu olumlu cümlede does, have fiilini vurgular. Temel ifade “it has quite strict gum control” şeklindedir; does have ise bu denetimin gerçekten var olduğunu güçlü biçimde doğrular. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Geniş zaman ve özne uyumunu does taşıdığı için have yalın hâlde kalır. Burada however bir düzeltme veya karşıtlık kurar: bir iddia yanlış olabilir, fakat bu nokta kesinlikle doğrudur.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The museum is small, but it ____ an excellent science exhibit.

Cevabı göster

does have

Spitting gum on the floor

5:01

Sakızı yere tükürmek

will also get you in big trouble in clean Dubai

5:01

temiz Dubai'de de başınızı büyük belaya sokacaktır

and also in Thailand

5:04

ve ayrıca Tayland'da

where policemen have preyed on tourists Deyimler

5:05

polislerin kamu alanlarında sigara veya sakız atma eylemini işleyen

who commit the act of cigarette or gum dropping in public areas.

5:06

turistleri avladıkları yerlerde.

Deyimler

Mecaz anlamda preyed on tourists

Burada preyed on tourists mecaz anlamda kullanılmıştır. Turistleri savunmasız mağdurlar, polisleri ise onları kolay hedef gördükleri için bilerek seçen kişiler olarak gösterir. Prey on + kişi veya grup, yalnızca izlemek ya da bir kuralı uygulamaktan çok daha güçlüdür. Özneyi birinin zayıflığından, deneyimsizliğinden veya sınırlı gücünden yararlanmakla suçlar.

Alıştırma

Cümleyi “savunmasız insanları bilerek sömürdü” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: According to the report, the scammers ____ older residents who needed help.

Cevabı göster

preyed on

In most countries

5:10

Çoğu ülkede

littering is illegal

5:10

çöp atmak yasadışıdır

and it doesn't have to be a lot of litter. Dilbilgisi

5:11

ve çok fazla çöp olması gerekmez.

Dilbilgisi

doesn't have to be: zorunluluk yoktur, yasak değildir

Doesn't have to be, miktarın büyük olmasının gerekli olmadığını belirtir. Burada örtük olarak anlaşılan koşul a lot of litter ifadesidir: küçük bir miktar bile littering, yani yere çöp atma sayılabilir. Bu yapı bir zorunluluğu kaldırır; yasak koymaz. Bir durum yine de mümkün olabilir, ancak gerekli değildir.

Alıştırma

Cümleyi have to ifadesinin kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın: The package ____ large; even a small box can hold the gift.

Cevabı göster

doesn't have to be

It's illegal in the USA,

5:13

ABD'de yasadışıdır,

but in Alabama, Michigan, parts of Florida, Ohio, and California,

5:14

ancak Alabama, Michigan, Florida'nın bazı bölgeleri, Ohio ve Kaliforniya'da,

just spitting on the floor

5:18

sadece yere tükürmek bile

could end with a fine.

5:19

para cezasıyla sonuçlanabilir.

In 2013 in England,

5:20

2013'te İngiltere'de,

a man was fined for spitting,

5:21

bir adama tükürdüğü için para cezası verildi,

which was the very first time

5:22

ki bu bir mahkemenin birini böyle bir suçla suçladığı

a court had charged someone for such an offense.

5:24

ilk seferdi.

Staying with the Brits,

5:26

İngilizlerle kalacak olursak,

according to some media on the subject of breaking laws,

5:27

yasaları çiğneme konusundaki bazı medyalara göre,

the most common offense in the country

5:29

ülkedeki en yaygın suç

is walking across a crosswalk

5:30

küçük yeşil adam yanıp sönmediğinde

when the little green man is not flashing. Kültür

5:32

yaya geçidinden geçmektir.

Kültür

yaya trafik ışığındaki little green man

Burada little green man, yaya trafik ışığındaki insan biçimli yeşil simgenin günlük adıdır. Gerçek bir kişi değil, bir semboldür. Yeşil figür gösterildiğinde genellikle yayaların geçebileceğini belirtir; ancak ışığın çalışma biçimi ve kurallar yere göre değişir. İfade simgenin adıdır; anlamını trafik bağlamı sağlar.

Alıştırma

Bir trafik haberinde little green man büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Yeşil giysili bir trafik polisi
  2. Yolun yakınında duran bir uzaylı
  3. Geçiş ışığındaki yeşil yaya figürü
Cevabı göster

Geçiş ışığındaki yeşil yaya figürü

33% of Brits have apparently done this.

5:33

İngilizlerin %33'ü görünüşe göre bunu yapmış.

A similar street crime in the USA is jaywalking, Kültür

5:36

ABD'deki benzer bir sokak suçu yayaların yola dikkatsizce çıkmasıdır (jaywalking),

which means pretty much the same

5:38

ki bu hemen hemen aynı anlama gelir

but walking anywhere on the street unlawfully.

5:39

ancak sokakta herhangi bir yerde yasadışı olarak yürümek demektir.

Kültür

jaywalking: yolu yasa dışı geçme

Bu cümlede jaywalking, trafik kurallarının izin vermediği bir biçimde yolu karşıya geçmeyi anlatan ABD'de kullanılan terimdir. Örneğin izin verilen bir noktanın dışında veya yaya sinyaline karşı geçmek bu kapsama girebilir. Genel olarak sokakta yürümeyi değil, yasa dışı geçiş biçimini adlandırır. Kesin kural yereldir: farklı şehirler ve ülkeler bu davranışı farklı biçimlerde tanımlayabilir, denetleyebilir veya cezalandırabilir. Haberlerde ya da seyahat uyarılarında jaywalking gördüğünüzde, ayrıntıları yere göre değişen hukuki ve kültürel bir adlandırma olarak anlayın.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Bir davranış jaywalking olarak adlandırılıyorsa yasal tanımı ve cezası her ülkede aynıdır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

As some scary viral videos demonstrate,

5:41

Bazı korkutucu viral videoların gösterdiği gibi,

this could even ignite the anger of the police.

5:44

bu polisin öfkesini bile alevlendirebilir.

You might also get an on-the-spot fine for jaywalking Kelime

5:45

Ayrıca kuralsız yaya geçişi için olay yerinde para cezası alabilirsiniz

in Germany, Singapore, Spain, Poland, Slovenia, and Australia.

5:48

Almanya, Singapur, İspanya, Polonya, Slovenya ve Avustralya'da.

Kelime

on-the-spot fine: olay yerinde hemen verilen ceza

Burada an on-the-spot fine, bir görevlinin ihlalin gerçekleştiği yerde hemen uygulayabildiği para cezasıdır. İfade, daha sonra kararlaştırılan veya gönderilen bir ceza yerine olay yerinde anında verilen kararı vurgular. On-the-spot, fine isminden önce gelen ve kısa çizgilerle yazılan birleşik bir niteleyicidir. Ana isim fine'dır; on-the-spot ise cezanın ne zaman ve nerede uygulandığını anlatır.

Alıştırma

'Olay yerinde hemen uygulanan' anlamındaki kısa çizgili birleşik ifadeyle seyahat uyarısını tamamlayın: The police may give you an ____ for riding without a valid ticket.

Cevabı göster

on-the-spot fine

The Dutch legalized jaywalking in 1997

5:51

Hollandalılar 1997'de jaywalking'i yasallaştırdı

and have since reported absolutely no negative effects. Dilbilgisi

5:54

ve o zamandan beri kesinlikle hiçbir olumsuz etki bildirmediler.

Dilbilgisi

have since reported: zarf görevindeki since ile present perfect

Bu yan cümlede 1997'deki değişikliği hâlâ güncel olan bilgilerle ilişkilendirmek için have + reported, yani present perfect kullanılır. Since, yardımcı fiille geçmiş zaman ortacı arasına gelir ve “o noktadan sonra” anlamını taşır; böylece kapsanan süre yasallaştırmadan bugüne kadar uzanır. Buradaki since bir zarftır. Önceki yan cümle başlangıç noktasını verdiği için tek başına kullanılabilir; “çünkü” anlamına gelmez ve ardından bir zaman ifadesi ya da yan cümle gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi “have since reported” ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The school changed its lunch policy in 2022 and ____ less food waste.

Cevabı göster

has since reported

In many nations such as Japan, Hungary, Thailand, China, and Indonesia,

5:57

Japonya, Macaristan, Tayland, Çin ve Endonezya gibi birçok ülkede,

putting your trust in the green man could be disastrous

6:01

yaya geçitleri genellikle sürücüler tarafından göz ardı edildiği için

as crosswalks are often ignored by drivers.

6:03

güveninizi yeşil adama bağlamak feci olabilir.

Speaking of drivers, Anlatım akışı

6:05

Sürücülerden bahsetmişken,

the most broken law in the USA

6:06

ABD'de en çok çiğnenen yasa

that people actually get charged with is speeding. Kalıp ifadeler

6:08

insanların aslında suçlandığı hız sınırını aşmaktır.

Anlatım akışı

Speaking of + isim: ilgili bir konuya geçiş

Speaking of drivers, drivers sözcüğünü önceki düşünceden sonraki konuya geçişte köprü olarak kullanan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye “Bu bana sürücülerle ilgili başka bir noktayı hatırlattı” mesajını verir; böylece geçiş ani değil, bağlantılı hissedilir. Bu giriş ifadesindeki -ing biçimi sabittir; devam eden bir eylemi anlatmaz. Yazıda bu ifade genellikle yeni ana cümleden virgülle ayrılır.

Alıştırma

Dersteki konu bağlayıcı giriş ifadesini kullanın: ____ trains, have you booked our tickets yet?

Cevabı göster

Speaking of

Kalıp ifadeler

Bir suçla resmen itham edilmek: get charged with

Hukuk İngilizcesinde get charged with, bir suç veya ihlal işlediği gerekçesiyle yetkili makamlarca resmen itham edilmek anlamına gelir. Bu cümlede with sözcüğünden sonra gelen speeding, kişiye yöneltilen ihlaldir. Etken yapı charge someone with an offense şeklindedir. Edilgen yapılar someone gets charged with an offense ve someone is charged with an offense şeklindedir. Get, suçlamanın gerçekleşmesi olayına daha fazla odaklanır ve çoğu zaman be yapısından daha konuşma diline yakın gelir; ancak kişi ile ihlal arasındaki hukuki ilişkiyi değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi charge fiilinin edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: After a year-long investigation, the executive was ____ fraud.

Cevabı göster

charged with

It's thought about 112,000 people get a speeding ticket every day,

6:10

Hergün yaklaşık 112.000 kişinin hız cezası aldığı düşünülüyor,

but after seeing this video,

6:14

ancak bu videoyu izledikten sonra,

speeding might not be the most common offense.

6:15

hız yapmak en yaygın suç olmayabilir.

Has anyone out there

6:17

Aralarınızda

not committed any of the offenses above?

6:18

yukarıdaki suçlardan hiçbirini işlememiş olan var mı?

Better still,

6:20

Daha da iyisi,

has anyone ever been charged for one of the offenses

6:20

hiç bu suçlardan biriyle suçlanan

or knows someone who has?

6:23

veya suçlanan birini tanıyan var mı?

Let us know in the comments.

6:24

Yorumlarda bize bildirin.

Also,

6:25

Ayrıca,

be sure to check out our other video called Americans versus Europeans.

6:25

Amerikalılar Avrupalılara Karşı adlı diğer videomuzu izlediğinizden emin olun.

Thanks for watching

6:28

İzlediğiniz için teşekkürler

and as always,

6:29

ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

6:30

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

6:31

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.