Dinlemeni Geliştir İngilizceni Geliştir | Londra Ziyaretim | Dinle ve Pratik Yap | #3: İngilizce çalışma notları

PodEnglish

Öğrenme zorluğu
462 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Bir gezgin, Londra seyahatini tarihi ve kraliyetle bağlantılı yapılardan British Museum’a, West End’deki bir gösteriden Hyde Park’taki huzurlu son durağına kadar anlatıyor. Ardından şehri tavsiye ediyor ve konuşma çalışması için bir yöntem sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I've been here for a few days now, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present perfect yapısının geçmişte başlayan bir konaklamayı gezginin şimdiki durumuna nasıl bağladığını anlamak. Bu kalıpla bir yerde ne kadar süredir bulunduğunuzu söyleyebilir, devam eden bir deneyim ile geçmişte tamamlanmış bir ziyareti birbirinden ayırabilirsiniz. 2. the West End. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bunun yalnızca bir yerin batı tarafını değil, Londra’nın önde gelen tiyatro bölgesinin yerleşik adını belirttiğini öğrenmek. Böylece gezi ve tiyatro içeriklerini doğru yorumlayabilir, profesyonel bir sahne yapımını izleme deneyimini uygun kültürel bağlamda anlatabilirsiniz. 3. You won't be disappointed. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Konuşanın güçlü bir tavsiyenin ardından karşı tarafın tereddüdünü azaltan, kendinden emin bir güvence verdiğini fark etmek. Bu ifadeyi yorumlarda, gezi önerilerinde ve günlük tavsiyelerde kullanarak deneyimin tatmin edici olacağına inandığınızı aktarabilirsiniz.

Bu derste

Hey everyone.

0:00

Herkese merhaba.

Today, I will take you on a tour of London, England. Notlar

0:01

Bugün sizi İngiltere'nin başkenti Londra'da bir tura çıkaracağım.

Anlatım akışı

Today, I will ... ile açılışta içeriği önceden bildirmek

“Today, I will ...” yalnızca eylemin bugün gerçekleşeceğini belirtmez. Bir videonun başında Today konuyu çerçeveler, I will ... ise konuşanın birazdan ne yapacağını önceden bildirir. Bu açılış kalıbı bilgiyi düzenler ve izleyiciye sırada ne olduğunu hemen gösterir. Videoların, derslerin, gösterimlerin ve sunumların başında doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Bir videoyu açmak ve birazdan ne olacağını bildirmek için en uygun cümleyi seçin.

  1. Today, I will show you how to make a paper plane.
  2. Yesterday, I made a paper plane by myself.
  3. Paper planes can fly across the room.
Cevabı göster

Today, I will show you how to make a paper plane.

Kalıp ifadeler

take someone on a tour of ...: birini bir yerde gezdirmek

“take someone on a tour of + yer” kalıbı, birini bir yerde gezdirerek orayı göstermek veya açıklamak anlamına gelir. Bu cümlede you tura katılan kişiyi, London, England ise of'tan sonra gelen yeri belirtir. Tur yüz yüze yapılabileceği gibi video veya çevrim içi rehber aracılığıyla da sunulabilir. a tour ifadesinden önce on, yerden önce ise of kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “sizi gezdirmek” anlamındaki hedef tour ifadesiyle tamamlayın: I'll ____ the science museum.

Cevabı göster

take you on a tour of

I've been here for a few days now, Dilbilgisi

0:07

Birkaç gündür buradayım,

Dilbilgisi

I've been here for a few days now: bugüne kadar devam eden bir kalış

I've been here for a few days now, konuşanın birkaç gün önce geldiğini ve hâlâ burada olduğunu belirtir. I've been, present perfect yapısıdır; for a few days ise kalış süresini gösterir. Buradaki now, konuşma anındaki duruma işaret eder. Yalnızca geçmişte yapılmış bir ziyareti değil, hâlâ devam eden bir kalışı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle kişinin üç gün önce geldiğini ve hâlâ otelde olduğunu belirtir?

  1. I've been at this hotel for three days, and I'm still here.
  2. I've been at this hotel before, but I don't remember when.
  3. I was at this hotel for three days, and I left last week.
Cevabı göster

I've been at this hotel for three days, and I'm still here.

and I've had the most amazing time. Kalıp ifadeler

0:09

ve gerçekten muhteşem zaman geçiriyorum.

Kalıp ifadeler

had the most amazing time: bir deneyimden çok keyif almak

Have an amazing time, bir deneyimden çok keyif almak veya çok güzel vakit geçirmek anlamına gelir. Bu ifadede time, saatin gösterdiği zamanı değil, keyif alınan deneyimi veya dönemi anlatır. The most amazing övgüyü çok güçlendirir. Samimi konuşmalarda çoğu zaman son derece harika anlamına gelir; deneyimin diğer tüm deneyimlerle gerçekten karşılaştırılıp birinci seçildiği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: We ____ at the festival.

Cevabı göster

had the most amazing time

There is so much to see and do in this city, Dilbilgisi

0:12

Bu şehirde görülecek ve yapılacak o kadar çok şey var ki,

Dilbilgisi

There is so much to see and do in + yer

Bir yerde çok sayıda görülecek yer, etkinlik ya da deneyim olduğunu söylemek için There is so much to see and do in + yer kalıbını kullanın. to see and do, orada nelerin mevcut olduğunu anlatan tek bir bütün gibi çalışır. So much, olası deneyimlerin tümünü büyük bir miktar olarak bir araya getirdiği için There is doğaldır. Bunun yerine çoğul şeyleri açıkça adlandırırsanız There are so many things to see and do kullanın.

Alıştırma

Yer tanıtımını dersteki ifadeyle tamamlayın: There is ____ this museum.

Cevabı göster

so much to see and do in

and I can't wait to share it all with you. Kalıp ifadeler

0:15

hepsini sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.

Kalıp ifadeler

I can't wait to share it all with you: güçlü ve heyecanlı beklenti

Can't wait to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için çok heyecanlı ve istekli olduğunuzu anlatan, gerçek anlamda kullanılmayan bir ifadedir. Burada konuşmacı, daha önce sözü edilen her şeyi paylaşmayı büyük bir heyecanla bekliyor. share something with someone yapısını kullanın: it all paylaşılan şeyi, with you ise paylaşımın yöneltildiği kişileri gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, güçlü ve olumlu beklenti gösteren dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I ____ show you my new drawing.

Cevabı göster

can't wait to

I started my trip by visiting the Tower of London. Dilbilgisi

0:19

Gezime Londra Kalesi'ni ziyaret ederek başladım.

Dilbilgisi

I started my trip by visiting ...: ilk adımı belirtmek

start something by doing something kalıbı, daha büyük bir etkinlik veya süreçte ilk yapılan eylemi belirtir. Burada I started my trip by visiting ... ifadesi, Londra Kulesi'ni ziyaret etmenin gezideki ilk etkinlik olduğu anlamına gelir. By, konuşanın hangi ulaşım aracıyla yolculuk ettiğini anlatmaz. By bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by visiting doğrudur, by visit değildir. Aynı kalıpla bir gezinin, dersin, toplantının veya planın ilk adımını vurgulayabilirsiniz.

Alıştırma

start + activity + by doing hedef kalıbını tamamlayın. Read fiilinin doğru iki kelimelik biçimini kullanın: We started the lesson ____ a short story.

Cevabı göster

by reading

This iconic castle has served as a royal palace Notlar

0:22

Bu ikonik kale yüzyıllar boyunca kraliyet sarayı

and prison throughout the centuries. Kalıp ifadeler

0:26

ve hapishane olarak hizmet vermiş.

Kelime

This iconic ...: yalnızca ünlü değil, tanınan bir simge

Iconic, geniş ölçüde tanınan ve bir yeri, kültürü, dönemi veya tarzı güçlü biçimde temsil eden bir şeyi anlatır. This iconic castle ifadesinde bu sıfat, söz konusu kalenin insanların Londra ve tarihiyle kolayca ilişkilendirdiği bir simge hâline geldiğini belirtir. Iconic yalnızca iyi bilinen anlamına gelmez. Bir şey famous olabilir ama belirgin bir simge olmayabilir.

Alıştırma

Hangi açıklama iconic olan bir şeye en uygun biçimde karşılık gelir?

  1. Dünya çapında tanınan ve bulunduğu şehri güçlü biçimde temsil eden bir bina
  2. Bir kişinin sevdiği ancak başka hiç kimsenin tanımadığı bir sandalye
  3. Henüz geniş ölçüde tanınmayan yeni bir dükkân
Cevabı göster

Dünya çapında tanınan ve bulunduğu şehri güçlü biçimde temsil eden bir bina

Kalıp ifadeler

served as a royal palace and prison: bir işlev belirtmek

has served as a royal palace and prison ifadesinde serve as, “belirli bir görev görmek veya belli bir rolde kullanılmak” anlamına gelir. a royal palace and prison isim öbeği, kalenin iki işlevini belirtir. Ardından gelen throughout ise ayrı bir zaman ifadesi olan throughout the centuries öbeğini başlatır. serve as + rol veya işlev yapısı yerler, nesneler ve insanlar için kullanılabilir. Buradaki has served as, kalenin tarihi boyunca sahip olduğu işlevleri anlatır; kalenin bir saraya veya hapishaneye hizmet sunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi serve as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the power cut, the school gym ____ a temporary shelter.

Cevabı göster

served as

Kalıp ifadeler

throughout the centuries: yüzyıllara yayılan tarih

throughout the centuries ifadesinde the centuries, belirli tek bir yüzyılı değil, art arda gelen birçok yüzyılı anlatır. İfadenin bütünü, “yüzlerce yıl süren bir tarihin farklı dönemlerinde” anlamına gelir. Throughout, olayın veya durumun bu uzun zaman aralığına yayıldığını gösterir. Bu, kalenin her an kesintisiz biçimde iki işlevi birden gördüğü anlamına gelmek zorunda değildir; bu cümlede roller farklı dönemlere ait olabilir.

Alıştırma

Kasabanın geleneklerinin uzun bir tarihsel dönemin farklı zamanlarında farklı biçimler aldığını en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The town's traditions stayed unchanged for centuries.
  2. The town's traditions changed within one century.
  3. The town's traditions took many forms throughout the centuries.
Cevabı göster

The town's traditions took many forms throughout the centuries.

It's a truly fascinating place to visit, Kalıp ifadeler

0:30

Gerçekten de ziyaret etmesi büyüleyici bir yer,

Kalıp ifadeler

truly fascinating place to visit: gerçekten büyüleyici ve görülmeye değer bir yer

Bu cümlede a truly fascinating place to visit, ziyaretçiler için gerçekten çok ilginç ve heyecan verici bir yer anlamına gelir. Fascinating, interesting sözcüğünden daha güçlüdür; truly ise samimi bir vurgu katar. Mastar yapısındaki to visit, place sözcüğünden sonra gelir ve insanların orada ne yapabileceğini, yani o yeri ziyaret edebileceğini açıklar. “Değerlendirme sıfatı + place to visit” yapısı, bir gezi noktasını önermek için doğal bir kalıptır.

Alıştırma

Bilim müzesini doğal biçimde öneren cümle hangisidir?

  1. The science museum is a truly fascinating place to visit.
  2. The science museum is a truly fascinated place to visit.
  3. The science museum is a truly fascinating place for visit.
Cevabı göster

The science museum is a truly fascinating place to visit.

and I highly recommend it if you're ever in London. Notlar

0:33

ve yolunuz Londra'ya düşerse şiddetle tavsiye ederim.

Kalıp ifadeler

I highly recommend it: burayı kesinlikle tavsiye ederim

I highly recommend it, konuşanın daha önce belirtilen seçeneği güçlü biçimde önerdiğini anlatır. Highly, recommend fiilini doğal biçimde güçlendiren zarftır; very normalde recommend fiilini doğrudan nitelemez. It zamiri, daha önce sözü edilen bir yeri, etkinliği, ürünü veya başka bir seçeneği gösterebilir. Kendinden emin ve istekli bir onay belirtmek için I highly recommend + nesne kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle doğal İngilizceyle güçlü bir öneride bulunur?

  1. I very recommend this book.
  2. I highly recommend this book.
  3. I highly recommendation this book.
Cevabı göster

I highly recommend this book.

Dilbilgisi

if you're ever in London: gelecekteki açık bir olasılık

if you're ever in London ifadesinde ever, koşulu dinleyicinin Londra'da bulunabileceği herhangi bir olası zamana genişletir. Burada yalnızca geçmiş bir deneyim değil, gelecekteki olası bir ziyaret kastedilir. if yan cümlesi öneriye bir koşul ekler: bu durum gerçekleştiğinde öneri geçerli olur. Böylece Londra gezisinin planlanmış olduğunu varsaymadan açık ve samimi bir öneri yapılır.

Alıştırma

Gelecekteki olası bir ziyareti anlatan kalıpla öneriyi tamamla: ____ Lisbon, take tram 28.

Cevabı göster

If you're ever in

After visiting the Tower of London, Anlatım akışı

0:37

Londra Kalesi'ni gezdikten sonra,

I proceeded to Buckingham Palace. Kelime

0:39

Buckingham Sarayı'na geçtim.

Anlatım akışı

After visiting ...: önceki olayı önce sunmak

After visiting the Tower of London, cümlenin başına getirilen bir zaman ifadesidir. Önce daha önce gerçekleşen olayı sunar; ardından ana cümle sonraki olayı verir. Böylece bir gezi anlatısı then tekrar edilmeden zaman sırasına göre ilerler. Burada after sözcüğünden sonra -ing biçimi visiting gelir. Bu ifade tam bir yan cümle değildir ve kendi zamanını taşımaz. İfadedeki örtük eylemi yapan kişi, ana cümlenin öznesi I olur.

Alıştırma

Olayları After + -ing ve visit fiiliyle birleştir: We visited the aquarium. Then we had lunch by the harbor. ____ the aquarium, we had lunch by the harbor.

Cevabı göster

After visiting

Kelime

proceeded to + yer: bir sonraki hedefe resmî biçimde devam etmek

Proceed to + yer, önceki bir eylem veya aşama tamamlandıktan sonra o yere doğru devam etmek anlamına gelir. Bu cümlede “I proceeded to Buckingham Palace”, Buckingham Sarayı’nı Londra Kulesi’nden sonraki durak olarak sunar. Bu fiil “went to” ifadesinden daha resmî ve düzenli bir anlatım verir. Bir yolculuğu, talimatı veya sırayı adım adım açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Proceed fiilinin geçmiş zamanını ve hedef yeri gösteren edatı kullanarak resmî gezi anlatısını tamamlayın: After the museum tour, we ____ the next stop on our itinerary.

Cevabı göster

proceeded to

This is the official residence of the British monarch, Notlar

0:42

Burası Birleşik Krallık hükümdarının resmi ikametgahı,

Kelime

official residence: resmî bir görevle bağlantılı konut

Official residence; hükümdar, cumhurbaşkanı veya büyükelçi gibi kamu görevi olan bir kişiye bu görevi nedeniyle resmen tanınmış veya tahsis edilmiş konuttur. Bu cümlede ifade, binayı yalnızca bir ev olarak değil, Britanya hükümdarının tanınmış ikametgâhı olma işleviyle tanımlar. Residence, birinin yaşadığı yeri anlatan resmî bir sözcüktür; official ise o yeri bir makam veya kurumla ilişkilendirir. Bu ifade, kişinin orada her gün yaşadığı veya buranın tek evi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Kamu görevi nedeniyle resmen tahsis edilen bir konutu anlatan standart iki sözcüklü terimle cümleyi tamamlayın: The building serves as the ambassador's ____.

Cevabı göster

official residence

Kültür

British monarch: Birleşik Krallık'ın kralı veya kraliçesi

British monarch, Birleşik Krallık'ın devlet başı olan kral veya kraliçe demektir. Bu, seçimle gelinen bir hükûmet görevi değil, kraliyet makamıdır. Bu cümlede ifade, anlatılan resmî ikametgâhın kime ait olduğunu gösterir. İkametgâhı sıradan bir saray çalışanıyla değil, kraliyet makamıyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede British monarch ne anlama gelir?

  1. Kraliyet sarayında çalışan herhangi biri
  2. Birleşik Krallık'ın devlet başı olan kral veya kraliçe
  3. Birleşik Krallık hükûmetinin seçimle gelen bir üyesi
Cevabı göster

Birleşik Krallık'ın devlet başı olan kral veya kraliçe

and it is one of the most famous palaces in the world. Dilbilgisi

0:46

ve dünyanın en ünlü saraylarından biridir.

Dilbilgisi

one of the most famous palaces: one of + en üstünlük derecesi + çoğul isim

One of the most famous palaces, one of + the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısını kullanır. Bir sarayın en ünlü kabul edilen saraylar grubunda yer aldığı anlamına gelir. Bu grupta birden fazla saray bulunduğu için palaces çoğul olmalıdır. In the world karşılaştırmanın kapsamını belirtir. Anlatılan şey yine tekildir; bu nedenle fiil are değil, is olur.

Alıştırma

Cümleyi one of ve famous sözcüğünün en üstünlük biçimiyle tamamlayın: Mount Fuji is ____ mountains in Japan.

Cevabı göster

one of the most famous

I was fortunate enough to witness the changing of the Guard, Notlar

0:51

Sarayın dışında her gün düzenlenen bir tören olan

Dilbilgisi

fortunate enough to witness: sıfat + enough + to mastarı

fortunate enough to witness ifadesinde sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılır. Konuşanın şanslı olduğunu ve bu sayede olaya tanık olma fırsatı bulduğunu anlatır. Enough, fortunate sözcüğünden sonra gelir; witness ise to’dan sonra yalın hâlde kalır. Aynı kalıp, bir özellik veya koşulun bir eylemi mümkün kıldığını da gösterebilir. Örneğin old enough to travel veya close enough to see.

Alıştırma

Nia’nın fırlatmayı görebildiği için şanslı olduğunu belirtmek üzere cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Nia was ____ the launch.

Cevabı göster

fortunate enough to witness

Kültür

the changing of the Guard: kraliyet muhafızlarının nöbet değişim töreni

Bu cümlede the changing of the Guard, bir kraliyet muhafızı grubunun nöbet görevini başka bir gruptan devraldığı resmî törenin adıdır. Konuşan kişi Buckingham Sarayı’nın dışında izlenen törenden söz ediyor. Buradaki Guard, sıradan bir güvenlik görevlisini değil, grup olarak kraliyet muhafızlarını ifade eder. İfadeyi, birinin bir şeyi değiştirdiğine dair kelimesi kelimesine bir anlatım olarak değil, tek bir törenin adı olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede the changing of the Guard ne anlama geliyor?

  1. Kraliyet muhafızlarının sırayla nöbet tuttuğu resmî bir tören
  2. Ziyaretçilerin saray güvenlik kurallarını öğrendiği bir toplantı
  3. Sıradan bir güvenlik görevlisinin kıyafet değiştirmesi
Cevabı göster

Kraliyet muhafızlarının sırayla nöbet tuttuğu resmî bir tören

a daily ceremony held outside the palace. Dilbilgisi

0:55

Muhafız Değişimi'ne tanık olacak kadar şanslıydım.

Dilbilgisi

held outside the palace: kısaltılmış bir ilgi cümleciği

held outside the palace, ceremony sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Törenin sarayın dışında yapıldığını anlatır ve yaklaşık olarak which is held outside the palace yapısına eşittir. Burada held ana fiil değildir. İsme kısa bir açıklama ekleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğinin parçasıdır. Bu yapı, isim eylemden etkilendiğinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede held, ceremony sözcüğünü niteleyen bir geçmiş ortaç öbeğinde kullanılmıştır?

  1. The ceremony is held in the garden every day.
  2. The guide held the map in his hand.
  3. The ceremony held in the garden begins at noon.
Cevabı göster

The ceremony held in the garden begins at noon.

It's truly impressive to watch, Dilbilgisi

0:59

İzlemesi gerçekten çok etkileyici,

Dilbilgisi

truly impressive to watch: sıfat + mastar ile değerlendirme

truly impressive ifadesinde truly değerlendirmeyi güçlendirir: konuşan bunun gerçekten etkileyici olduğunu anlatır. to watch mastarı, bu yargının hangi eylemden doğduğunu gösterir; biri onu izlediğinde etkileyici görünür. it sözcüğünün izlenen şeyi belirttiği anlaşılır. be + adjective + to-infinitive kalıbı, interesting to read veya difficult to understand örneklerinde olduğu gibi, bir eylem yapılırken bir şeyin nasıl hissettirdiğini ya da göründüğünü değerlendirebilir. Mastar, sıfatın değerlendirme yönünü tamamlar; ayrı bir ana eylem değildir.

Alıştırma

Dansı izlemenin güçlü bir etki bıraktığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The dance was truly impressive watching.
  2. The dance was truly impressive to watch.
  3. The dance was to watch truly impressive.
Cevabı göster

The dance was truly impressive to watch.

and it's an excellent way to learn more about British culture. Kalıp ifadeler

1:02

ve İngiliz kültürü hakkında daha fazla şey öğrenmek için mükemmel bir yol.

Kalıp ifadeler

an excellent way to learn more about ...: …hakkında daha fazla bilgi edinmenin mükemmel bir yolu

an excellent way to do something kalıbı, bir şeyi yapmak için çok iyi bir yöntem anlamına gelir. way sözcüğünden sonra gelen to’lu mastar, bu yöntemle ilişkili eylemi veya amacı belirtir. Buradaki to learn more about British culture, Britanya kültürü hakkında daha derin bilgi edinmek demektir. Bu kalıp bir etkinliğin belirli bir yararını açıklar; bu nedenle yalnızca it is good demekten daha fazla bilgi verir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıbın aynısıyla tamamlayın: Visiting a farm is ____ how food is grown.

Cevabı göster

an excellent way to learn more about

Next, I visited the British Museum.

1:07

Daha sonra British Museum'u ziyaret ettim.

This world-renowned museum is home to a vast collection of artifacts from around the globe. Notlar

1:11

Bu dünyaca ünlü müze, dünyanın dört bir yanından devasa bir tarihi eser koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.

Kelime

world-renowned: dünya çapında tanınan ve saygı gören

World-renowned, dünya çapında tanınan ve saygı gören anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Örnekte museum sözcüğünden önce gelir ve müzeyi niteler; cümlenin ana fiili değildir. Renowned zaten güçlü bir itibar anlamı taşır; world- ise buna uluslararası bir kapsam ekler.

Alıştırma

Hangi cümle uluslararası itibara sahip bir araştırma merkezini doğal biçimde anlatır?

  1. It is a world-renowning research center.
  2. It is a world-renownedly research center.
  3. It is a world-renowned research center.
Cevabı göster

It is a world-renowned research center.

Kalıp ifadeler

is home to a vast collection of artifacts: geniş bir tarihî eser koleksiyonuna ev sahipliği yapar

Be home to, bir yerin birini ya da bir şeyi barındırdığını, desteklediğini veya onun bulunduğu yer olduğunu anlatır. Bu cümlede müze çok büyük bir tarihî eser grubuna sahip olup onları korumaktadır; home burada bir kişinin evi anlamına gelmez. A vast collection of, çok büyük ve düzenli bir nesne koleksiyonunu belirtir. Artifacts, genellikle tarihî veya kültürel değeri olan insan yapımı nesnelerdir. Aktarılabilir kalıp şöyledir: yer veya kurum + be home to + insanlar, hayvanlar, kuruluşlar veya önemli şeyler.

Alıştırma

Cümleyi be home to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The nature reserve ____ several endangered species.

Cevabı göster

is home to

Kalıp ifadeler

from around the globe: dünyanın dört bir yanından

From around the globe, “dünyanın birçok farklı yerinden”, yani “dünyanın dört bir yanından” anlamına gelir. Globe burada fiziksel bir yerküre modeli değil, mecazi olarak bütün dünya anlamındadır. Bu ifade, eserlerin kökenini açıklamak için artifacts kelimesinden sonra gelir. Yalnızca adı belirtilen birkaç ülkeyi değil, geniş bir uluslararası kapsamı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “dünyanın birçok farklı yerinden” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Delegates arrived from ____.

Cevabı göster

around the globe

I spent hours exploring the museum, Dilbilgisi

1:18

Müzede keşif yaparak saatler geçirdim,

Dilbilgisi

spent hours exploring: spend + süre + -ing

Spend + bir süre + fiilin -ing biçimi, o süreyi bir etkinlik yaparak geçirmek anlamına gelir. Bu cümlede spent, spend fiilinin geçmiş zamanıdır; hours harcanan süreyi, exploring ise etkinliği belirtir. Kalıp özne + spend + süre + doing şeklindedir. Süre ifadesinden sonra mastar kullanılmaz: spent hours exploring denir, spent hours to explore denmez.

Alıştırma

Cümleyi prepare fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya spent two hours ____ for the test.

Cevabı göster

preparing

and I saw many amazing things.

1:21

ve birçok şaşırtıcı şey gördüm.

I highly recommend it to anyone interested in history or culture. Dilbilgisi

1:24

Tarih veya kültürle ilgilenen herkese kesinlikle öneririm.

Dilbilgisi

to anyone interested in...: who is ifadesini çıkarma

To anyone interested in history or culture ifadesinde to, tavsiyenin yöneltildiği kişileri belirtir. Interested in history or culture sözleri anyone ifadesinden sonra gelir ve bu grubun kimlerden oluştuğunu açıklar. Bu ifade, anyone who is interested in history or culture ile aynı anlama gelir. Burada interested in... bir niteleyicidir; cümlenin ana fiili değildir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: interested sıfatından önceki who is çıkarılmıştır. Anyone + interested in + konu kalıbı, geniş bir insan grubunu kısa ve açık biçimde tanımlar.

Alıştırma

Who is ifadesinin çıkarıldığı kısa biçimi kullanın: The art class is open to ____ painting.

Cevabı göster

anyone interested in

In the evening, I went to see a show in the West End. Notlar

1:30

Akşam, West End'de bir gösteri izlemeye gittim.

Kalıp ifadeler

went to see a show: gösteri izlemek için dışarı çıkmak

went to see a show ifadesinde to see amaç bildiren bir mastardır; kişinin bir yere neden gittiğini açıklar. Buradaki see, bir gösteriye bilinçli olarak gidip onu izlemek anlamındadır. Gösterinin tesadüfen görülmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Grubun bir müzikale katılmak için bir yere gittiğini doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. On Friday, we went to look a musical at the city theater.
  2. On Friday, we went to see a musical at the city theater.
  3. On Friday, we went seeing a musical at the city theater.
Cevabı göster

On Friday, we went to see a musical at the city theater.

Kültür

the West End: Londra'nın tiyatro bölgesi

The West End, Londra'nın merkezindeki bir bölgenin özel adıdır. Bir gösteri izlemekten söz edilen cümlede özellikle büyük ticari tiyatroları ve sahne yapımlarıyla tanınan tiyatro bölgesini ifade eder. Bu nedenle in the West End, herhangi bir şehrin batı tarafında değil, Londra'nın tiyatro bölgesinde anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede the West End ne anlama geliyor?

  1. Profesyonel tiyatroyla ünlü bir Londra bölgesi.
  2. Herhangi bir şehrin batı tarafı.
  3. West End adlı tek bir tiyatro binası.
Cevabı göster

Profesyonel tiyatroyla ünlü bir Londra bölgesi.

The West End is London's theater district, Kültür

1:35

West End, Londra'nın tiyatro bölgesidir,

Kültür

is London's theater ... district: tiyatrolarıyla tanınan bir bölgeyi belirtme

Bu cümlede is London's theater district, West End'in ne olduğunu belirtir: Londra'nın özellikle tiyatroları ve sahne gösterileriyle tanınan kısmıdır. London's “Londra'nın” anlamına gelir; theater ise bölgenin kültürel işlevini gösterir. District, tek bir bina değil, şehrin bir bölümüdür. Bu yüzden theater district, içinde birden fazla tiyatro ve bunlarla bağlantılı eğlence mekânı bulunan mahalle ya da kentsel alan demektir.

Alıştırma

Tiyatrolarıyla tanınan bir alanı anlatan iki sözcüklük İngilizce ifadeyle şehir rehberi cümlesini tamamlayın: The area around Broadway is New York's famous ____.

Cevabı göster

theater district

and it is home to some of the best shows in the world. Dilbilgisi

1:38

ve dünyadaki en iyi gösterilerden bazılarına ev sahipliği yapar.

Dilbilgisi

some of the best shows in the world: en üstün gruptaki üyelerin bir bölümü

some of the best shows, “en iyi kabul edilen gruptaki birkaç gösteri” anlamına gelir. Kalıp some of + the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim şeklindedir; bu yüzden shows çoğuldur. in the world karşılaştırma alanını dünya olarak belirler. some of iddiayı sınırlar: Cümle, en iyi gösterilerin hepsinin orada olduğunu söylemeden dünya çapındaki birkaç gösteriyi över.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The science museum displays ___ dinosaur fossils in the country.

  1. some of the oldest
  2. some the oldest
  3. some of oldest
Cevabı göster

some of the oldest

I saw a production of the Lion King, Kelime

1:42

Aslan Kral yapımını izledim,

Kelime

production of the Lion King: sahnelenmiş bir versiyon

Tiyatro bağlamında a production of a play or musical, eserin sahneye konmuş belirli bir versiyonu demektir. Oyuncu kadrosu, yönetmenlik, dekor, kostüm ve oyunculuk tarzıyla ilgili seçimleri kapsar. Burada production, The Lion King'in sahne sunumunu ifade eder; bir ürünün imal edilmesini ifade etmez. Farklı tiyatrolar aynı eserin farklı production versiyonlarını oluşturabilir.

Alıştırma

Tiyatro bağlamındaki cümleyi okuyun: The local theater is presenting a new production of Peter Pan. Burada production ne anlama geliyor?

  1. Tiyatro ekipmanı üreten bir fabrika
  2. Montaj hattında üretilen bir nesne
  3. Oyunun sahneye konmuş bir versiyonu
Cevabı göster

Oyunun sahneye konmuş bir versiyonu

and it was absolutely amazing.

1:45

ve kesinlikle muazzamdı.

I highly recommend seeing a show in the West End if you're ever in London. Kalıp ifadeler

1:49

Yolunuz Londra'ya düşerse West End'de bir gösteri izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Kalıp ifadeler

seeing a show in the West End: recommend'den sonra gelen etkinlik

Bu cümlede seeing a show in the West End, tavsiye edilen etkinliğin tamamını adlandırır. Seeing, recommend'den sonra isim öbeği gibi çalışan -ing biçimidir; yani bir gerund'dür ve progressive yapının parçası değildir. in the West End ifadesi etkinliğin nerede gerçekleştiğini belirtir. West End, Londra'nın başlıca tiyatro bölgesidir; bu yüzden ifadenin tamamı orada bir gösteriye gitmek anlamına gelir.

Alıştırma

see a show ifadesinin doğru biçimini kullanın: For an evening activity, I highly recommend ____ at the city theater.

Cevabı göster

seeing a show

On my last day in London, I visited Hyde Park. Anlatım akışı

1:54

Londra'daki son günümde Hyde Park'ı ziyaret ettim.

Anlatım akışı

On my last day: son aşamaya geçişi gösteren zaman ifadesi

On my last day, asıl olayı anlatmadan önce zamanı belirtir. Bir gezi anlatısında hikâyenin son güne geldiğini gösterir ve dinleyenin olayları sırayla takip etmesine yardımcı olur. Belirli bir günden önce on kullanılır: on my last day. on my last day in London örneğindeki gibi bir yer ifadesi eklemek, hangi gezi veya konaklamanın kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Gezi anlatısındaki zaman geçişini “konaklamamın son gününde” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: ____ in Rome, I visited a museum.

Cevabı göster

On my last day

This beautiful park is an excellent spot to unwind Kalıp ifadeler

1:58

Bu güzel park, dinlenmek

and get away from the noise and commotion of the city. Öbek fiiller

2:02

ve şehrin gürültüsünden ve karmaşasından uzaklaşmak için harika bir yer.

Kalıp ifadeler

spot to unwind: rahatlamak için bir yer

a spot to unwind ifadesi, birinin rahatlayabileceği bir yer anlamına gelir. Spot “yer” demektir; to unwind ise o yerin ne yapmak için uygun olduğunu belirtir. Buradaki unwind mecazidir. İşten, ders çalışmaktan veya yolculuktan sonra gerginliğin azalması anlamına gelir; bir şeyi gerçek anlamda çözmek veya açmak değildir.

Alıştırma

Öneriyi “rahatlanacak bir yer” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: This quiet café is a great ____ after school.

Cevabı göster

spot to unwind

Öbek fiiller

get away from the noise: geçici bir mola vermek

Burada get away from, rahatsız edici bir ortamdan ayrılmak veya onunla araya mesafe koymak demektir. Uzaklaşılmak istenen şey from'dan sonra gelir; bu cümlede bu unsur the noise and commotion of the city ifadesidir. Gezi ve dinlenme bağlamlarında genellikle kalıcı bir kaçıştan çok geçici bir mola anlamı taşır. get away from ifadesini bir bütün olarak öğrenin: get away from + yer, kişi, etkinlik veya stres kaynağı.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için get, away ve from sözcüklerini doğru sırayla kullanın: We drove to the countryside to ____ the traffic noise.

Cevabı göster

get away from

I took a walk around the park and even rented a rowboat on the Serpentine. Notlar

2:06

Parkta yürüyüş yaptım ve hatta Serpentine'de bir sandal kiraladım.

Kalıp ifadeler

took a walk around the park: bir yürüyüşü anlatmak

Take a walk, kısa ve rahat bir yürüyüş yapmak anlamına gelen yaygın bir fiil-isim birleşimidir. Took, take fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Around the park, yürüyüşün parkın içinde veya farklı bölümlerinde yapıldığını anlatır; ayrıca parkın kenarının bir kısmının takip edildiğini de düşündürebilir. Around tek başına tam bir turun tamamlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için take, a walk ve around ifadelerini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: After lunch, we ____ the lake.

Cevabı göster

took a walk around

Kültür

rented a rowboat on the Serpentine: Serpentine Gölü’nde kürekli tekne kiraladım

The Serpentine, Londra’daki Hyde Park’ta bulunan bir gölün özel adıdır. Bunu bilmek, cümlede neden orada kürekli bir tekne kiralamaktan söz edildiğini açıklar. Buradaki Serpentine bir yer adıdır; “yılan gibi” veya “kıvrımlı” anlamındaki sıradan serpentine sıfatı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the Serpentine nedir?

  1. Parkın çevresindeki kıvrımlı bir yol.
  2. Bir kürekli tekne türü.
  3. Londra’daki Hyde Park’ta bulunan bir göl.
Cevabı göster

Londra’daki Hyde Park’ta bulunan bir göl.

It was the perfect way to end my trip. Kalıp ifadeler

2:12

Gezimi sonlandırmanın mükemmel bir yoluydu.

Kalıp ifadeler

the perfect way to end my trip: gezimi bitirmenin mükemmel yolu

“the perfect way to + fiil” kalıbı, bir eylemin bir şeyi yapmanın özellikle iyi ve tatmin edici bir yolu olduğunu anlatır. Burada “to end my trip”, bu yolun ne işe yaradığını açıklar: yaşanan deneyim geziye ideal bir son vermiştir. “Perfect”, konuşanın güçlü ve olumlu görüşünü gösterir. Her ayrıntının kelimenin tam anlamıyla kusursuz olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Aynı kalıp bir günün, tatilin, kutlamanın veya hikâyenin sonunu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “the perfect way to + fiil” kalıbıyla tamamlayın: The bedtime story was the ____ our day.

Cevabı göster

perfect way to end

London is an amazing city with so much to offer. Kalıp ifadeler

2:16

Londra sunacak çok şeyi olan inanılmaz bir şehir.

Kalıp ifadeler

with so much to offer: sunacak çok şeyi olmak

with so much to offer, Londra hakkında olumlu bir ek bilgi veren bir with öbeğidir. So much; görülecek yerler, etkinlikler ve fırsatlar gibi çok miktarda ya da çok çeşitli çekici şeyi topluca anlatır. To offer ise bunların insanların yararlanmasına veya deneyimlemesine açık olduğunu belirtir. Bu ifade, avantajları tek tek saymadan topluca özetler. Buradaki offer fiyat teklifi vermek anlamında değildir; tüm ifade, şehirde deneyimlemeye değer çok şey bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

Yeni kütüphanenin deneyimlemeye veya kullanmaya değer birçok şey sunduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The new library has so much to offer.
  2. The new library has so many to offer.
  3. The new library is with so much to offer.
Cevabı göster

The new library has so much to offer.

I had such a great time visiting, Dilbilgisi

2:21

Ziyaretim sırasında çok harika zaman geçirdim,

Dilbilgisi

such a great time visiting: such + a + sıfat + isim ile vurgu

such a great time, such + a/an + sıfat + tekil sayılabilir isim kalıbını kullanır. Such, a great time isim öbeğinin tamamını güçlendirir; bu yüzden çok keyifli bir deneyim anlamına gelir. have a great time doing something yapısında -ing biçimi, keyif alınan etkinliği belirtir. Burada visiting, konuşanın hangi etkinlikten keyif aldığını gösterir.

Alıştırma

such, a, great ve time sözcüklerini doğal bir öbek oluşturacak şekilde sıralayın: We had ____ visiting the museum.

Cevabı göster

such a great time

and I can't wait to go back someday.

2:23

ve bir gün geri dönmek için sabırsızlanıyorum.

If you're ever thinking about visiting London,

2:27

Eğer Londra'yı ziyaret etmeyi düşünüyorsanız,

I highly recommend it.

2:30

kesinlikle tavsiye ederim.

You won't be disappointed. Ton ve niyet

2:32

Hayal kırıklığına uğramayacaksınız.

Ton ve niyet

You won't be disappointed: bir öneriden sonra güven verme

You won't be disappointed, konuşanın dinleyicinin önerilen seçeneği beğeneceğinden ve denediğine pişman olmayacağından emin olduğunu anlatır. I highly recommend it ifadesinden sonra geldiğinde dinleyiciyi rahatlatır ve öneriyi güçlendirir. Bir söze benzer biçimde güven ifade eder; belirli bir olay hakkında tahmin değildir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız, güçlü biçimde önerdiğiniz bir restoranı denemekte kararsız. Onu rahatlatmanın en doğal yolu hangisidir?

  1. Try it. You must not disappoint me.
  2. Try it. You won't be disappointed.
  3. Try it. You haven't been disappointed.
Cevabı göster

Try it. You won't be disappointed.

Listen and practice.

2:36

Dinleyin ve pratik yapın.

London is a great city.

2:39

Londra harika bir şehir.

London is a great city.

2:46

Londra harika bir şehir.

I had a wonderful time visiting London.

2:49

Londra'yı ziyaret ederken harika zaman geçirdim.

I had a wonderful time visiting London.

2:57

Londra'yı ziyaret ederken harika zaman geçirdim.

I saw many famous landmarks,

3:01

Birçok ünlü simge yapı gördüm,

such as Buckingham Palace and the Tower of London.

3:03

Buckingham Sarayı ve Londra Kalesi gibi.

I saw many famous landmarks,

3:15

Birçok ünlü simge yapı gördüm,

such as Buckingham Palace and the Tower of London.

3:17

Buckingham Sarayı ve Londra Kalesi gibi.

I also visited the British Museum and saw many amazing artifacts.

3:22

Ayrıca British Museum'u da ziyaret ettim ve birçok muhteşem tarihi eser gördüm.

I also visited the British Museum and saw many amazing artifacts.

3:35

Ayrıca British Museum'u da ziyaret ettim ve birçok muhteşem tarihi eser gördüm.

I saw a show in the West End and had a great time.

3:41

West End'de bir gösteri izledim ve çok eğlendim.

I saw a show in the West End and had a great time.

3:50

West End'de bir gösteri izledim ve çok eğlendim.

I highly recommend visiting London if you have the chance.

3:54

Fırsatınız olursa Londra'yı ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederim.

I highly recommend visiting London if you have the chance.

4:03

Fırsatınız olursa Londra'yı ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederim.

You can also try recording yourself saying the sentences Dilbilgisi

4:08

Ayrıca cümleleri söylerken kendinizi kaydetmeyi

Dilbilgisi

also try recording yourself saying...: ek bir pratik yöntemi

also try recording... ifadesinde try + -ing, bir yöntemi deneyip işe yarayıp yaramadığına bakmak anlamına gelir. Also, bunun önceki bir öneriye eklenen başka bir öneri olduğunu gösterir. record yourself saying the sentences ifadesinde yourself kaydedilen kişidir; saying the sentences ise kayıt sırasında ne yaptığınızı belirtir. record yourself doing something kalıbı, bir eylemi yaparken kendi sesinizi veya görüntünüzü kaydetmeyi anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Öneriyi tamamlamak için record ve say fiillerini doğru biçimlerde kullanın: You can also try ____ yourself ____ the dialogue.

Cevabı göster

recording · saying

and then listening back to assess your performance. Kalıp ifadeler

4:12

ve ardından performansınızı değerlendirmek için geri dinlemeyi de deneyebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

listen back to assess your performance: yeniden dinleyip performansını değerlendirmek

Listen back, daha önce yapılmış bir kaydı oynatıp yeniden dinlemek demektir. Burada söylenmeyen nesne kişinin kendi kaydıdır; ifade, canlı bir konuşmayı duymak için arkasını dönmek anlamına gelmez. to assess your performance yapısı, kaydı yeniden dinlemenin amacını belirtir. Assess dikkatlice değerlendirmek, your performance ise yalnızca sahne performansını değil, genel olarak ne kadar iyi yaptığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, birine ne kadar iyi yaptığını değerlendirmek için kendi kaydını yeniden dinlemesini söyler?

  1. Record your answer, then listen again to the instructions.
  2. Record your answer, then listen back to assess your performance.
  3. Record your answer, then ask a coach to assess it.
Cevabı göster

Record your answer, then listen back to assess your performance.

With a little practice, Anlatım akışı

4:16

Biraz pratikle,

you will be able to say these sentences like a native English speaker. Notlar

4:18

bu cümleleri anadili İngilizce olan biri gibi söyleyebileceksiniz.

Anlatım akışı

With a little practice: biraz pratikle

With a little practice, cümlenin başında yer alan ve ardından gelen sonucun koşulunu ya da aracını belirten bir edat öbeğidir. Dinleyici önce sonucu neyin mümkün kılacağını, ardından ana mesajı duyar. Buradaki with, biriyle birlikte anlamına değil, bu koşul sağlandığında ya da bunun yardımıyla anlamına gelir. A little practice, işe yarayacak kadar pratik olduğunu belirtir; bu nedenle ifade çoğu zaman cesaret verici duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle a little kullanarak biraz pratiğin yardımcı olacağını belirten cesaret verici bir koşul sunar?

  1. With little practice, this song will feel easier.
  2. With a little practice, this song will feel easier.
  3. With a little patience, this song will feel easier.
Cevabı göster

With a little practice, this song will feel easier.

Dilbilgisi

Gelecekteki beceri için will be able to

Will be able to + fiilin yalın hâli, birinin gelecekte bir şeyi yapma becerisine sahip olacağını anlatır. Burada, öğrenen kişinin daha sonra bu cümleleri söyleyebileceği öngörülüyor. will sözcüğünden sonra yalın hâlde be kullanılır; able sözcüğünü to ve fiilin yalın hâli izler. İngilizcede will ile can birlikte kullanılmaz; bu yüzden will can değil, will be able to denir.

Alıştırma

Cümleyi will içeren standart gelecek zaman beceri yapısıyla tamamla: After a few more lessons, I ____ read this book by myself.

Cevabı göster

will be able to

Kalıp ifadeler

like a native English speaker: konuşma biçimini karşılaştırma

like a native English speaker ifadesinin tamamında like, ‘benzer bir şekilde’ anlamına gelen bir edattır. a native English speaker isim öbeği karşılaştırma ölçütüdür. İfade bir bütün olarak kişinin cümleleri nasıl söylediğini, yani ana dili İngilizce olan kişilerle ilişkilendirilen doğal veya akıcı bir biçimde söylemesini anlatır. Bu karşılaştırma, öğrenen kişinin ana dili İngilizce olan birine dönüştüğünü söylemez. Buradaki like ‘sevmek’ anlamına da gelmez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp, bir şeyi benzer biçimde yapmayı anlatan fiil + like + isim öbeği yapısıdır.

Alıştırma

Kimlik iddiasında bulunmadan yapılış biçimini karşılaştıran edatı yaz: After years of practice, Mei speaks English ____ a native English speaker.

Cevabı göster

like