Paranız ne kadar çevreci? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, bankaların müşterilerin birikimlerini ve emeklilik fonlarını nasıl değerlendirdiğini, çevreci görünme çabasının etik finansı neden zorlaştırdığını ve emekliliği sürdürülebilir bir fona taşımanın kurumları çevresel etkilerini açıklamaya ve iyileştirmeye nasıl zorlayabileceğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. green about money, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: green sözcüğünün burada çevre dostu değil, finans konusunda deneyimsiz veya saf anlamına geldiğini kavrayın; konuşmanın merkezindeki çevresel anlamla bu daha az yaygın anlamı bağlam yardımıyla ayırt edin. 2. jumping on the bandwagon? — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bankaların etik yatırımlara gerçekten önem verdikleri için değil, konu popüler veya kazançlı olduğu için katılıp katılmadığını eleştirel biçimde sormayı tanıyın; deyimi iş, siyaset ya da toplumdaki eğilimlere fırsatçı biçimde katılmayı anlatırken kullanın. 3. The more that people become interested, the more transparent companies will have to be, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Kamu ilgisindeki artışla şirketlerden beklenen şeffaflık arasındaki bağlantıyı izleyin ve The more…, the more… bağıntılı yapısını, talep veya baskı arttıkça buna karşılık gelen başka bir değişimin de güçlendiğini açıklamak için kullanın.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
keep your money under the mattress: nakit parayı evde saklamak
Bankalardan söz edilen bir bağlamda keep your money under the mattress, nakit parayı bankaya yatırmak yerine evde saklamak demektir. Yatak, eski usul bir saklama yerinin imgesidir; paranın gerçekten orada tutulması şart değildir. Temel fikir, bir eşyayı yatağın altına koymak değil, nakit parayı bankacılık sisteminin dışında kendinizin saklamasıdır.
Alıştırma
Birikimlerle ilgili bir konuşmada keep your money under the mattress büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Nakit parayı bankaya yatırmak yerine evde saklamak.
- Yeni bir yatağa para harcamak.
- Banka kartını geceleri yatağın altında bırakmak.
Cevabı göster
Nakit parayı bankaya yatırmak yerine evde saklamak.
Sure, I have a bank account with one of the big high street banks. Kültür
0:18Elbette, büyük ticari bankalardan birinde bir hesabım var.
high street banks: Britanya'nın ana akım perakende bankaları
Britanya İngilizcesinde high street bank, bireylere ve çoğu zaman küçük işletmelere vadesiz hesap, tasarruf ve kredi gibi günlük hizmetler sunan, yerleşik ve yaygın olarak bilinen bir perakende bankasıdır. Genellikle görünür bir şube ağına sahiptir veya geçmişte sahip olmuştur. High street aslında bir kasabanın ana alışveriş caddesini ifade eder. Ancak bu birleşik ifadede bankayı ana akım bireysel bankacılığın bir parçası olarak sınıflandırır; yalnızca şubenin adresini belirtmez.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde high street bank ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Şirket birleşmelerine odaklanan bir yatırım bankası.
- Bir kasabanın ana alışveriş caddesinde bulunan herhangi bir banka şubesi.
- Halka günlük hizmetler sunan ana akım bir perakende bankası.
Cevabı göster
Halka günlük hizmetler sunan ana akım bir perakende bankası.
But do you know exactly what your money's being used for? Dilbilgisi
0:23Peki paranızın tam olarak ne için kullanıldığını biliyor musunuz?
what your money's being used for: dolaylı soruda sözcük sırası
do you know exactly what your money's being used for ifadesinde, what ile başlayan yan cümle dolaylı bir sorudur ve know fiilinin nesnesi görevindedir. Soru anlamı taşısa da içinde bildirme cümlesi söz dizimi kullanılır: what + your money + is being used for. what + is + your money being used for şeklindeki doğrudan soru dizilimi kullanılmaz. Burada money's, money is anlamına gelir; is being used ise şimdiki zamanda edilgen yapıdır. Yan cümle, paranın şu anda hangi amaçla kullanıldığını sorar. for, use something for a purpose kalıbı nedeniyle sonda kalır.
Alıştırma
Dolaylı soru söz dizimi ve şimdiki zamanda edilgen yapısı doğru olan cümleyi seçin.
- Do you know what the funds are using for?
- Do you know what are the funds being used for?
- Do you know what the funds are being used for?
Cevabı göster
Do you know what the funds are being used for?
doesn't just sit there: para atıl bırakılmaz
Özne money olduğunda sit there mecaz anlamda kullanılır. Para, sanki hareketsizce oturabilirmiş gibi anlatılır; ancak gerçek anlamı atıl ya da kullanılmadan kalmaktır. Doesn't just, yatırılan paranın bankada olduğu gibi ve hiç kullanılmadan kaldığı düşüncesini reddeder. Buradaki nokta, bankanın bu fonları örneğin borç vererek veya yatırım yaparak kullanabilmesidir; fiziksel banknotların bir yerde oturmasını anlatmaz.
Alıştırma
Our money doesn't just sit there in the bank bu bağlamda ne anlama gelir?
- Nakit para, bankanın içindeki bir mobilyanın üzerinde gerçekten oturur.
- Banka yatırılan her banknotu fiziksel olarak tek bir yerde tutar.
- Para yalnızca kullanılmadan bırakılmaz; banka onu değerlendirebilir.
Cevabı göster
Para yalnızca kullanılmadan bırakılmaz; banka onu değerlendirebilir.
It's invested to fund other businesses, Dilbilgisi
0:34Başka işletmeleri finanse etmek için yatırıma dönüşüyor,
invested to fund: edilgen eylem ve amaç
“It's invested” edilgen bir yapıdır: birinin yatırım yaptığı para veya sermayeyi ifade eder, ancak yatırımcıyı belirtmez. “to fund” amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve paranın neden yatırıma yönlendirildiğini açıklar. Burada fund, “finanse etmek” veya “maddi kaynak sağlamak” anlamında bir fiildir. Yeniden kullanılabilen kalıp “be + geçmiş zaman ortacı + to + fiilin yalın hâli”dir; bir şeye yapılan eylemi o eylemin amacıyla bağlar.
Alıştırma
Amaç yapısını fund fiiliyle tamamlayın: The money was invested ____ small local businesses.
Cevabı göster
to fund
some of which are far from environmentally friendly. Notlar
0:37ki bunların bazıları çevre dostu olmaktan çok uzak.
some of which: bir grubun bir bölümü hakkında bilgi eklemek
Some of which, “az önce sözü edilen işletmelerin bazıları” anlamına gelir. Which, daha önce geçen şeylere gönderme yapan bir ilgi zamiridir; soru sözcüğü değildir. “miktar ifadesi + of which + fiil” kalıbı virgülden sonra gelir ve daha önce sözü edilen bir grubun bir bölümü hakkında ek bilgi verir. Many of which, two of which ve none of which de aynı şekilde çalışır.
Alıştırma
Dil bilgisi açısından tek ve doğru bir cümle oluşturan ifadeyi seçin: The museum owns 20 paintings, _____ need restoration.
- some of which
- some of them
- some which
Cevabı göster
some of which
far from environmentally friendly: güçlü bir olumsuz değerlendirme
Buradaki far from fiziksel uzaklık anlatmaz. Bir sıfat öbeğinden önce geldiğinde “kesinlikle değil” ya da “olmaya hiç yakın değil” anlamına gelir: far from environmentally friendly, söz konusu şirketlerin hiç çevre dostu olmadığını belirtir. Far from + adjective, bir değerlendirmeyi güçlü biçimde reddeden bir kalıptır. Genellikle bir niteliği basit not kullanımından daha güçlü reddeder; far from ready ve far from perfect gibi kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “kesinlikle değil” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The repairs are ____ complete; the team needs another month.
Cevabı göster
far from
So, do you know if your money is funding dirty practices like oil drilling? Kelime
0:40Peki, paranızın petrol sondajı gibi kirli uygulamaları finanse edip etmediğini biliyor musunuz?
funding dirty practices: dirty ile yapılan eleştirel değerlendirme
Funding, bir faaliyetin devam etmesini sağlayacak parayı sunmak demektir. funding dirty practices ifadesinde dirty fiziksel kiri anlatmaz; bu uygulamaları zararlı, çevreyi kirleten, etik dışı ya da sorumsuz olarak değerlendirir. oil drilling örneği, burada amaçlanan çevresel eleştiriyi gösterir. Konuşan kişi, dinleyicilerin paranın nereye gittiğiyle kendisinin kabul edilemez bulduğu faaliyetler arasındaki bağlantıyı görmesini ister.
Alıştırma
Hangi cümlede dirty, fiziksel kiri değil, bir davranışın zararlı veya etik dışı olduğuna yönelik değerlendirmeyi anlatır?
- The investigation uncovered dirty practices in the construction industry.
- The children took off their dirty boots.
- The mechanic wiped the dirty tools.
Cevabı göster
The investigation uncovered dirty practices in the construction industry.
I have to admit, I'm very green about money, Kelime
0:47İtiraf etmeliyim ki, para konusunda çok 'yeşil'im,
green about money: green sözcüğünün “deneyimsiz” anlamı
Burada green, “deneyimsiz” veya “bir konuya yeni başlamış” anlamına gelir; “çevre dostu” demek değildir. Konuşan kişi para veya mali konular hakkında fazla bilgisi olmadığını kabul ediyor. be green about something yapısında about, kişinin deneyimsiz olduğu alanı belirtir. Green saflık veya tecrübesizlik çağrıştırabilir, ancak kişinin mutlaka yeteneksiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede green “deneyimsiz” anlamında kullanılmıştır?
- I'm still green when it comes to investing, so I asked for basic advice.
- We painted the office door green yesterday.
- This green investment fund supports renewable energy.
Cevabı göster
I'm still green when it comes to investing, so I asked for basic advice.
and I don't mean green as an environmentally friendly.
0:49ve yeşili çevre dostu anlamında söylemiyorum.
I mean green as in ignorant or naive. Kalıp ifadeler
0:53Yeşili bilgisiz veya saf anlamında kullanıyorum.
as in ignorant or naive: amaçlanan anlamı netleştirmek
Burada as in, green sözcüğünün amaçlanan anlamını, yani “bilgisiz” veya “saf” anlamını belirtir. Bir sözcük ya da ifade birden fazla şekilde anlaşılabildiğinde dinleyiciye hangi anlamı seçmesi gerektiğini gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı X as in Y şeklindedir. Y, X’i açıklar; bu nedenle ifade “X derken Y anlamını kastediyorum” demektir.
Alıştırma
Bir sözcüğün anlamlarından birini seçmek için derste öğrenilen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I mean light ____ not heavy, not pale in colour.
Cevabı göster
as in
we'll be discussing ways in which our money can help protect the environment. Dilbilgisi
0:57paramızın çevreyi korumaya nasıl yardımcı olabileceğini tartışacağız.
ways in which + tam bir yan cümle
ways in which ifadesi, bir şeyin hangi yöntemlerle gerçekleştiğini açıklayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Which, ways sözcüğüne geri gönderme yapar; in ise in these ways düşüncesinden gelir ve burada yer bildirmez. Kalıp ways in which + özne + fiil şeklindedir. Sunumlarda, raporlarda ve açıklayıcı yazılarda yaygın olan resmî ve düzenli bir tonu vardır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: The study examines several ____ schools can reduce food waste.
Cevabı göster
ways in which
we'll be learning some useful new vocabulary as well.
1:03bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
As the climate crisis worsens: gelişen bir arka plan kuran As
Burada As, “kademeli bir değişim gerçekleşirken” anlamına gelir. Bu yan cümle gelişen bir arka plan oluşturur: iklim krizi kötüleşir ve ana cümle bununla birlikte gelişen bir eğilim ya da tepkiyi anlatır. Aktarılabilir kalıp As + özne + değişim bildiren fiil, ana cümle şeklindedir. Zaman içinde gelişen iki süreci birbirine bağlar. As başka bağlamlarda because, yani “çünkü” anlamına da gelebilir; ancak bu cümlede “bu değişimle birlikte” anlamındadır.
Alıştırma
Birlikte gelişen iki değişimi göstermek için cümleyi As ile tamamlayın: ____ the nights get colder, the lake begins to freeze.
Cevabı göster
As
people are making changes in their lives to help. Kalıp ifadeler
1:11insanlar yardım etmek için hayatlarında değişiklikler yapıyorlar.
making changes in their lives: yaşamda somut düzenlemeler yapmak
make changes in one's life kalıbı belirli alışkanlıkları, rutinleri veya seçimleri düzenlemek anlamına gelir. Cümlede are making devam eden bir eylemi gösterirken çoğul changes birden fazla pratik düzenleme olabileceğini belirtir. Bu ifade, kişinin bütün yaşamının tamamen farklı hâle gelmesi anlamına gelmek zorunda değildir. Günlük yaşam içinde yapılabilir değişikliklere odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle büyük bir dönüşüm yerine belirli ve pratik düzenlemeleri anlatır?
- Rina is making changes in her life, such as cooking at home more often.
- Rina changed the subject before dinner.
- Winning the scholarship changed Rina's life completely.
Cevabı göster
Rina is making changes in her life, such as cooking at home more often.
For example, by driving less or cycling more. Dilbilgisi
1:15Örneğin, daha az araba kullanarak veya daha fazla bisiklete binerek.
by driving less or cycling more: yöntemi anlatmak için by + fiilin -ing biçimi
By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by “şu eylem yoluyla” anlamına gelir ve ardından gelen fiil -ing biçimini alır. Driving ve cycling iki olası eylemi belirtir. Less ve more, bu etkinliklerin azaltıldığını veya artırıldığını göstermek için fiillerin -ing biçimlerinden sonra gelir; or ise bunları alternatif olarak sunar. Bu kullanımda by “yanında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yöntem bildiren ifadeyi by ve take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We lowered our water use ____ shorter showers.
Cevabı göster
by taking
One of the most effective things to do is be smart about investing your money. Notlar
1:18Yapılabilecek en etkili şeylerden biri de paranızı yatırma konusunda akıllı davranmaktır.
One of the most effective things to do is ...: yüksek öncelikli bir eylem belirtmek
One of the most effective things to do is ... kalıbı, bir eylemi özellikle etkili birkaç seçenekten biri olarak sunar. Eyleme yüksek öncelik verir ama onun tek ve en iyi seçenek olduğunu söylemez. one of the ifadesinden sonra sayılabilen çoğul bir ad kullanılır: things. Yine de tüm öznenin baş sözcüğü one olduğu için tekil is gelir. Kalıpta zaten to do bulunduğundan, is sonrasındaki eylem is be smart örneğindeki gibi fiilin yalın biçimiyle başlayabilir; to-infinitive kullanımı da mümkündür.
Alıştırma
Hangi cümle, özellikle etkili bir eylem belirtmek için kalıbı doğru kullanıyor?
- One of the most effective things to do are sets a weekly budget.
- One of the most effective thing to do is set a weekly budget.
- One of the most effective things to do is set a weekly budget.
Cevabı göster
One of the most effective things to do is set a weekly budget.
be smart about investing your money: mantıklı seçimler yapmak
Be smart about investing your money, paranı nasıl yatıracağın konusunda mantıklı ve dikkatli seçimler yap demektir. Buradaki smart, bir kişinin genel zekâsını değil, pratik bir alandaki sağduyulu kararlarını anlatır. About bir edattır. Ardından bir eylem geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: about investing, about spending, about planning.
Alıştırma
Hangi cümle, birine birikimlerini nasıl kullanacağı konusunda mantıklı seçimler yapmasını tavsiye ediyor?
- Be good at using your savings.
- Be smart about using your savings.
- Learn about using your savings.
Cevabı göster
Be smart about using your savings.
So, according to the campaign Make My Money Matter, Kalıp ifadeler
1:23Peki, Make My Money Matter kampanyasına göre,
according to the campaign: bilgi kaynağını belirtmek
According to the campaign, Make My Money Matter adlı kampanyayı ardından gelen bilginin kaynağı olarak gösterir. Burada according to, “belirttiğine veya bildirdiğine göre” anlamındadır; “aynı fikirde olmak” anlamına gelmez. Bu kaynak gösterme kalıbı, bir iddiayı konuşmacı dışındaki bir kişiye veya kaynağa bağlar. İddianın nereden geldiğini gösterir, ancak konuşmacının iddiaya katıldığı veya onu doğruladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, burada öğretilen iki kelimelik kaynak gösterme ifadesiyle tamamlayın: ____ the report, household energy use fell last year.
Cevabı göster
According to
which of the following is the best way to fight climate change? Kalıp ifadeler
1:27aşağıdakilerden hangisi iklim değişikliğiyle mücadele etmenin en iyi yoludur?
which of the following: listelenen seçeneklerden seçim yapmak
Which of the following, soruyla birlikte verilen ve genellikle hemen ardından sıralanan seçeneklerden birini seçmenizi ister. Burada following, “ardından gelen maddeler” anlamındadır; birini takip etme eylemi değildir. Which, sınırlı bir seçenek kümesinden seçim yapılacağını gösterir. Soru en iyi olan tek seçeneği aradığı için tekil is fiili kullanılır. Birden fazla madde belirlenmesi gerektiğinde Which of the following are renewable sources? örneğindeki gibi çoğul bir yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Bir testte dört enerji kaynağı sıralanıyor. Soruyu burada öğretilen sabit ifadeyle tamamlayın: ____ is a renewable source of energy?
Cevabı göster
Which of the following
I'll reveal the answer later in the program.
1:40Cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.
Concerns about how banks invest our money led to the UK's first environmentally sustainable bank, Notlar
1:44Bankaların paramızı nasıl değerlendirdiğine dair endişeler, Birleşik Krallık'ın ilk çevresel açıdan sürdürülebilir bankası
Concerns about ... led to ...: neden ve sonucu sunma
Concerns, öznenin merkezini oluşturan çoğul bir isimdir. about how banks invest our money kaygıların içeriğini belirtir; how banks invest our money ise cümle içine yerleştirilmiş dolaylı bir soru yan cümlesidir. Kaygıyı isim öbeği hâline getirip özne olarak kullanmak, toplumsal bir nedeni because ile yapılan açıklamaya göre daha kısa ve resmî biçimde sunar. Led to, lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve ardından sonucu getirir. Burada bir sonuca “neden oldu” veya “ortaya çıkmasına katkı sağladı” anlamındadır; birini fiziksel olarak bir yere götürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Public concern about safety ____ new regulations last year.
Cevabı göster
led to
environmentally sustainable bank: bankacılıkta çevresel sürdürülebilirlik
Environmentally, sustainable sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade, iş modeli uzun vadeli çevresel etkileri dikkate alan bir bankayı anlatır. Uygulamada bu, bankanın nasıl kredi verdiğini, yatırım yaptığını ve faaliyetlerini yürüttüğünü kapsayabilir. Buradaki sustainable yalnızca bankanın faaliyetlerini sürdürebilmesi veya uzun süre kârlı kalabilmesi anlamına gelmez. İfade, kâğıtsız bir ofis gibi tek bir görünür özellik hakkında değil, bankanın bütünü hakkında çevresel bir iddiada bulunur.
Alıştırma
Hangi tanım environmentally sustainable bank ifadesine en uygundur?
- Uzun yıllardır kârlı biçimde faaliyet gösteren bir banka.
- Ofislerinde bitki bulunan bir banka.
- Kredi, yatırım ve faaliyetlerinin uzun vadeli çevresel etkilerini dikkate alan bir banka.
Cevabı göster
Kredi, yatırım ve faaliyetlerinin uzun vadeli çevresel etkilerini dikkate alan bir banka.
sustainable investing: yatırım kararlarında sürdürülebilirlik faktörleri
Sustainable investing, yatırım seçerken veya yönetirken finansal hedeflerin yanında çevresel, sosyal ve yönetişim faktörlerini de dikkate alan bir yaklaşımı ifade eden finans terimidir. Buradaki sustainable, yatırım sürecinde dikkate alınan ölçütleri ve etkileri belirtir. Yalnızca bir yatırımın uzun süre elde tutulabileceği anlamına gelmez ve uzun vadeli kâr sözü vermez.
Alıştırma
Hangi açıklama sustainable investing ifadesine en uygundur?
- Hem kârı hem de olumlu sosyal etkiyi garanti eden bir yöntem.
- Yıllarca elde tutulabilecek herhangi bir varlığı satın almak.
- Finansal hedeflerle birlikte çevresel, sosyal ve yönetişim faktörlerini dikkate alan bir strateji.
Cevabı göster
Finansal hedeflerle birlikte çevresel, sosyal ve yönetişim faktörlerini dikkate alan bir strateji.
thinks public interest in ethical banks has ballooned in the last few years, Deyimler
1:58BBC Radio 4 programı Costing the Earth'e söylediği gibi,
public interest in ethical banks has ballooned: hızlı ve büyük artış
Public interest in ethical banks has ballooned ifadesinde ballooned bir benzetmedir: ilgi, şişen bir balon gibi hızlı ve büyük ölçüde artmıştır. Gerçek bir balonu değil, soyut bir değişimin büyüklüğünü ve hızını anlatır. Yakın geçmişteki has ballooned yapısı, in the last few years ile birlikte, yakın bir dönemde yaşanan büyümeyi bugünkü durumla bağlantılı olarak sunar.
Alıştırma
Örnekteki has ballooned ne anlama geliyor?
- Kamu ilgisi neredeyse hiç değişmedi.
- Kamu ilgisi hızlı ve büyük ölçüde arttı.
- İnsanlar etik bankaları balonlarla süsledi.
Cevabı göster
Kamu ilgisi hızlı ve büyük ölçüde arttı.
as he told BBC Radio 4 program Costing the Earth.
2:03etik bankalara olan kamuoyu ilgisinin son birkaç yılda balon gibi şiştiğini düşünüyor.
as a niche thing: uzmanlaşmış küçük bir kitleyle sınırlı
Burada as a niche thing, “küçük ve uzmanlaşmış bir kitleye yönelik bir şey olarak görüldüğünde” anlamına gelir. Niche, geniş kitleler arasındaki ana akım popülerlik yerine belirli bir gruba hitap eden sınırlı bir çekiciliği anlatır. as + isim öbeği yapısı, bir konuyu ele alırken kullanılan kategori veya rolü gösterir. Bu cümlede, söz konusu şeyin nasıl görüldüğünü açıklar; niche burada “duvardaki oyuk” şeklindeki mimari anlamını taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede niche, “küçük ve uzmanlaşmış bir gruba yönelik” anlamında kullanılmıştır?
- The museum placed a lamp in a niche in the wall.
- The new phone is poor quality, so it is niche.
- The website serves a niche audience of antique map collectors.
Cevabı göster
The website serves a niche audience of antique map collectors.
something for those that had very clear views on the world,
2:10dünyaya dair çok net görüşleri olan,
And there's great concern about greenwashing. Kelime
2:18Ve yeşil aklama (greenwashing) konusunda büyük bir endişe var.
greenwashing: karşılığı olan eylemler bulunmayan çevreci imaj
Greenwashing, bir şirketin, ürünün veya politikanın çevreye karşı sorumlu olduğu izlenimini yaratmasına rağmen somut eylemlerin zayıf, eksik veya iddialarla tutarsız olması demektir. Bu kelimede green çevreyle ilgili iddiaları, washing ise imajı temizleme ya da sorunları gizleme fikrini ifade eder. Kelime, çevreci tanıtım ile gerçek çevresel performans arasındaki farkı eleştiren bir etikettir; gerçek anlamda temizlik değildir.
Alıştırma
Hangi durum greenwashing için en açık örnektir?
- A cleaner washes green buses at the depot.
- A factory publishes independently verified figures showing a large drop in emissions.
- A brand highlights one recyclable package while hiding heavy pollution across most of its production.
Cevabı göster
A brand highlights one recyclable package while hiding heavy pollution across most of its production.
jumping on the bandwagon: popüler bir eğilime katılmak
Jump on the bandwagon, bir eğilim popüler olduktan veya avantajlı görünmeye başladıktan sonra ona katılmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu soruda jumping, eylemin şu anda gerçekleşiyor olabileceğini gösterir. Soru, çevrecilik eğilimini esas olarak imaj veya çıkar amacıyla kimin takip ediyor olabileceğini sorar. Bu ifade, katılan kişinin samimiyeti veya bağımsız karar verme yetisi hakkında çoğu zaman şüphe taşır.
Alıştırma
“Bir eğilim popüler olduktan sonra ona katılmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: When the app went viral, several companies decided to ____.
Cevabı göster
jump on the bandwagon
That's a huge concern amongst investors.
2:22Bu, yatırımcılar arasında çok büyük bir endişe kaynağı.
to tackle that: bir sorunu ele almak için harekete geçmek
Burada to tackle that, daha önce söz edilen sorunla başa çıkmak için harekete geçmek anlamındadır. That, çevreci görünme amacıyla yapılan yanıltıcı uygulamalarla ilgili endişeye gönderme yapar; böylece konuşan kişi sorunun tamamını tekrarlamaz. Tackle çoğunlukla problem, issue veya challenge sözcüklerini nesne olarak alır. Zor bir meseleye yönelik aktif çabayı vurgular, ancak meselenin tamamen çözüldüğünü garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle, sorunun zaten çözüldüğünü iddia etmeden bir politikanın soruna karşı harekete geçtiğini en iyi anlatır?
- The new policy aims to tackle air pollution.
- The new policy has solved air pollution completely.
- The new policy only describes air pollution and proposes no action.
Cevabı göster
The new policy aims to tackle air pollution.
which are the funds that are actually making a positive social and environmental impact. Kalıp ifadeler
2:29gerçekten olumlu bir sosyal ve çevresel etki yaratan fonlar hangileri.
making a positive social and environmental impact: olumlu bir sosyal ve çevresel etki yaratmak
Make a positive impact, “yararlı bir etki yaratmak” anlamına gelen doğal bir sözcük birleşimidir. Burada making, cümlenin genel yapısının gerektirdiği make fiilinin -ing biçimidir; impact fiziksel bir çarpışmayı değil, soyut bir etkiyi anlatır. Social ve environmental, etkinin iki alanını belirten eş görevli sıfatlardır. Dolayısıyla ifade, bir eylemin hem topluma hem de çevreye yarar sağladığını söyler.
Alıştırma
Her iki yarar türünü de belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new initiative aims to ____.
Cevabı göster
make a positive social and environmental impact
Ethical banks used to be considered niche, Dilbilgisi
2:36Etik bankalar eskiden niş olarak görülürdü,
used to be considered niche: eskiden niş olarak görülmek
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte düzenli olan bir durumu ya da artık geçerli olmayan veya değiştiği anlaşılan bir hâli anlatır. Used to be considered içinde used to’dan sonra gelen yalın fiil be’dir. Be considered edilgen bir yapıdır: bu görüşü başkaları taşıyordu. Niche, considered sonrasındaki tamamlayıcıdır ve küçük, uzmanlaşmış bir gruba yönelik veya yalnızca o grubun ilgisini çeken anlamına gelir. İfade bütünü, geçmişteki kamuoyu algısını sunar ve bunu daha sonra artan ilgiyle karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların geçmişte bölgeyi güvensiz bulduğunu ancak bu görüşün artık değiştiğini anlatır?
- The district got used to being considered unsafe, but its reputation has improved.
- The district used to be considered unsafe, but its reputation has improved.
- The district is used to being considered unsafe, but its reputation has improved.
Cevabı göster
The district used to be considered unsafe, but its reputation has improved.
interesting or appealing only to a small number of people.
2:39sadece az sayıda insana ilginç veya çekici gelirdi.
But as environmentally responsible investing increased, Dilbilgisi
2:43Ancak çevreye duyarlı yatırımlar arttıkça,
as ... increased: değişen bir eğilimi başka bir eğilimle birlikte sunmak
Burada as, “bu eğilim gelişirken” veya “büyüdükçe” anlamına gelir. as environmentally responsible investing increased yan cümlesi, ana cümlenin daha sonra anlatacağı durum için değişmekte olan bir arka plan oluşturur. Aynı dönemde ilerleyen iki gelişmeyi birbirine bağlar. Kullanılabilir kalıp as + özne + değişim bildiren fiil biçimindedir ve ardından başka bir gelişmeyi gösteren ana cümle gelir. Bu kullanımda as, “gibi” anlamındaki karşılaştırma sözcüğü değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, talep artışını açıkça bir neden olarak belirtmek yerine başka bir eğilimin değişmekte olan arka planı olarak sunar?
- When demand reached its peak, the company raised its prices.
- Because demand grew, more companies entered the market.
- As demand grew, more companies entered the market.
Cevabı göster
As demand grew, more companies entered the market.
banks started jumping on the bandwagon,
2:47bankalar modaya uymaya (jumping on the bandwagon) başladı,
to become involved in an activity because it's popular
2:51bir etkinliğe gerçekten ilgilendiğiniz için değil,
some banks have been accused of greenwashing, Kalıp ifadeler
2:58bazı bankalar yeşil aklama (greenwashing) ile suçlanıyor,
have been accused of greenwashing: bir suçlamayı aktarmak
have been accused of greenwashing, accuse fiilinin present perfect edilgen biçimidir. Etken kalıp accuse someone of + isim veya -ing biçimidir; edilgen yapıda kişi ya da kuruluş önce gelir: someone has/have been accused of + isim veya -ing biçimi. Burada, yeşil aklama suçlamalarının daha önce yapıldığı ve mevcut tartışma açısından hâlâ önem taşıdığı anlatılır. Bu yapı yalnızca suçlamayı aktarır; bankaların suçlu bulunduğunu veya iddianın kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi accuse fiilinin edilgen biçimi ve gerekli edatıyla tamamlayın: The company has been ____ hiding safety problems.
Cevabı göster
accused of
attempting to appear environmentally friendly Dilbilgisi
3:01çevreyi korumak için ciddi hiçbir şey yapmadan
without actually doing anything serious to protect the environment.
3:03çevre dostu görünmeye çalışıyorlar.
appear environmentally friendly without actually doing anything serious: gerçekten harekete geçmeden çevre dostu görünmek
appear environmentally friendly ifadesi, kanıtlanmış çevreci davranışları değil, oluşturulmaya çalışılan görüntüyü anlatır. Ardından gelen without actually doing anything serious ise gerçeği belirtir: çevreyi korumak için anlamlı hiçbir adım atılmamaktadır. Yeniden kullanılabilen kalıp appear + sıfat + without actually + -ing biçimindeki fiildir. Dışarıdan görünen izlenim ile eksik olan eylemi karşı karşıya getirir.
Alıştırma
Hangi cümle görünüş ile gerçek eylem arasındaki farkı eleştirmek için bu kalıbı kullanır?
- The policy appears helpful without actually solving the underlying problem.
- The policy appears helpful because it solves the underlying problem.
- The policy solves the underlying problem without appearing in the report.
Cevabı göster
The policy appears helpful without actually solving the underlying problem.
rely on customers' money: müşterilerin parasına dayanmak
rely on customers' money, bankaların faaliyet gösterebilmek için müşterilerin sağladığı paraya ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Sabit ifade rely on + kişi, kaynak veya koşul biçimindedir; on atılamaz. customers', customers sözcüğünün çoğul iyelik biçimidir; yani para birden fazla müşteriye aittir veya onlardan gelir. Bu bağlamda müşterilere bankalar üzerinde mali etki sağlayan şey bu bağımlılıktır.
Alıştırma
Cümleyi “bağlı olmak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: Small farms ____ seasonal workers.
Cevabı göster
rely on
and are likely to change their behavior Dilbilgisi
3:10ve müşteriler paralarını başka bir yere götürmekle tehdit ettiğinde
are likely to change: be likely to ile temkinli tahmin
Are likely to change, bir değişikliğin olası fakat kesin olmadığını anlatmak için be likely to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Are çoğul özneyle uyumludur ve change, to'dan sonra yalın hâlde kalır. Bu yapı, mevcut duruma dayanarak temkinli bir tahminde bulunur. Yalnızca will change demekten daha az kesindir.
Alıştırma
Bu temkinli tahmini be likely to ile tamamlayın: The prices are ____ rise next month.
Cevabı göster
likely to
when customers threaten to take their money elsewhere. Kalıp ifadeler
3:12davranışlarını değiştirme ihtimalleri yüksektir.
threaten to take their money elsewhere: hizmet sağlayıcıyı değiştirerek baskı kurmak
Threaten to + fiilin yalın hâli, karşı tarafın hoşlanmayacağı olası bir eylemi duyurmak ve çoğu zaman davranışını değiştirmesini sağlamak anlamına gelir. Buradaki olası eylem, müşterilerin parasını kurumdan çekmektir. Take their money elsewhere, mevduatı, yatırımları veya ticari ilişkiyi başka bir bankaya ya da hizmet sağlayıcıya taşımak demektir. Yalnızca nakit parayı fiziksel olarak başka bir yere götürmek anlamına gelmez; müşteriler hizmet sağlayıcıyı değiştirme olasılığını baskı aracı olarak kullanır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir müşterinin bankaya baskı yapmak için başka bir bankaya geçebileceğini anlatır?
- The customer asked whether the bank had a branch closer to her home.
- The customer carried some cash to the office before lunch.
- The customer threatened to take her money elsewhere unless the bank reduced its fees.
Cevabı göster
The customer threatened to take her money elsewhere unless the bank reduced its fees.
This idea inspired British film director Richard Curtis Dilbilgisi
3:16Bu fikir, İngiliz film yönetmeni Richard Curtis'e
to start his campaign Make My Money Matter.
3:20Make My Money Matter kampanyasını başlatması için ilham verdi.
inspired ... Richard Curtis to start: inspire someone to do something kalıbı
inspire someone to do something kalıbı, bir fikrin, kişinin veya deneyimin birine harekete geçme motivasyonu verdiğini anlatır. Burada inspired sözcüğünü Richard Curtis ve ardından to start mastar yapısı izler; yani fikir onu kampanyayı başlatmaya yöneltmiştir. Inspire yalnızca sanatsal yaratıcılıkla ilgili değildir. Bir kararın, projenin veya toplumsal eylemin arkasındaki nedeni ya da etkiyi anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi inspire fiilinin geçmiş hâli ve inspire + person + to do yapısıyla tamamlayın: Her coach ____ try out for the team.
Cevabı göster
inspired her to
Richard has raised millions of pounds for the BBC's charity Comic Relief. Kalıp ifadeler
3:24Richard, BBC'nin yardım kuruluşu Comic Relief için milyonlarca sterlin topladı.
raised millions of pounds for: bağış toplama kalıbı raise money for
Bağış toplama bağlamında raise an amount of money for someone or something, bir yararlanıcıyı veya amacı desteklemek için o parayı toplamak anlamına gelir. raised millions of pounds for ifadesinde millions of pounds toplanan miktardır ve for, Comic Relief'i yararlanıcı olarak tanıtır. Raise burada geçişli bir fiildir; bu nedenle miktar veya money doğrudan ardından gelir. Bu kullanım para toplamak anlamındadır; bir şeyi kaldırmak veya fiyatı artırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi raise fiilinin geçmiş hâli ve bağış toplama kalıbı raise money for ile tamamlayın: The concert ____ the local food bank.
Cevabı göster
raised money for
moving your pension to an environmentally sustainable fund. Kalıp ifadeler
3:35emekliliğinizi çevresel açıdan sürdürülebilir bir fona taşımak.
emeklilik birikiminizi çevresel açıdan sürdürülebilir bir fona taşımak
Emeklilik birikimini bir fona taşımak, bu birikimin tutulduğu veya yatırıldığı yeri değiştirmek demektir. Buradaki moving, bir şeyi fiziksel olarak taşımayı değil, finansal bir aktarımı veya yatırım seçeneği değişikliğini anlatır. Çevresel açıdan sürdürülebilir bir fon, çevresel sürdürülebilirlik ölçütlerine göre yatırım yapmayı amaçlar. İfadenin tamamı, emeklilik birikimini bazı durumlarda yatırım yeri değiştirilebilen bir para olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi move kullanılan emeklilik birikimi eşdizimiyle tamamlayın: After reviewing the investment policy, she decided to ____ to a more sustainable fund.
Cevabı göster
move her pension
And as Richard told BBC Radio 4 program Costing the Earth,
3:39Ve Richard'ın BBC Radio 4 programı Costing the Earth'e söylediği gibi,
he was even encouraged by former Governor of the Bank of England, Kültür
3:44İngiltere Merkez Bankası eski Başkanı
İngiltere Merkez Bankası Başkanı
Governor of the Bank of England, Birleşik Krallık'ın merkez bankası olan İngiltere Merkez Bankasının başındaki kişidir. Bu unvanda Governor, bir merkez bankası kurumunun yöneticisini ifade eder; bir eyaletin veya ilin siyasi valisini ifade etmez. Tam örnekteki former, kişinin bu görevi geçmişte yürüttüğünü gösterir. Bu görevin belirtilmesi, merkez bankacılığı ve finans politikası alanlarında üst düzey deneyim ve yetkiye işaret eder.
Alıştırma
Governor of the Bank of England burada hangi görevi ifade ediyor?
- Özel bir bankanın şube müdürü
- Birleşik Krallık merkez bankasının başındaki kişi
- İngiltere'deki bölgesel bir siyasi lider
Cevabı göster
Birleşik Krallık merkez bankasının başındaki kişi
and all the transparency isn't quite there yet." Deyimler
3:55ve tüm şeffaflık henüz tam olarak orada değil."
isn't quite there yet: henüz istenen düzeyde değil
Bu cümlede isn't quite there yet, “henüz gerekli standarda veya duruma tamamen ulaşmadı” anlamına gelir. There fiziksel bir yeri değil, şeffaflık için hedeflenen düzeyi ifade eder. Quite eleştiriyi daha az kesin hâle getirirken yet gelişmenin hâlâ mümkün olduğunu düşündürür. X isn't quite there yet kalıbı, X'in biraz ilerlediğini ancak hâlâ geliştirilmesi gerektiğini nazikçe anlatır.
Alıştırma
Burada all the transparency isn't quite there yet ne anlama geliyor?
- Şeffaflık tamamlandı ve başka çalışma gerektirmiyor.
- Şeffaflık henüz istenen standarda tamamen ulaşmadı, ancak gelişebilir.
- Şeffaflık başka bir yerde bulunuyor.
Cevabı göster
Şeffaflık henüz istenen standarda tamamen ulaşmadı, ancak gelişebilir.
Go for it: harekete geçmek için coşkulu teşvik
Go for it, birini bir fırsatı değerlendirmeye, bir planı denemeye veya yapmak istediği bir şeyi yapmaya teşvik eden kalıplaşmış ve gündelik bir ifadedir. “Yap” ya da “Bir dene” anlamına gelir; kelimesi kelimesine “onu elde etmek için git” demek değildir. Burada konuşan kişi, diğer kişinin girişimine güvenle destek veriyor. İfade hareket anlatmak yerine teşvik etme amaçlı bir sosyal eylem gerçekleştiriyor.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I'm thinking of applying for the scholarship.” diyor. Hangi yanıt onu denemeye coşkuyla teşvik eder?
- Go without it!
- I went for it yesterday.
- Go for it!
Cevabı göster
Go for it!
the more transparent companies will have to be,
4:03şirketler o kadar şeffaf olmak zorunda kalacak,
The more ... the more ...: bağlantılı artışlar
The more ..., the more ... birlikte değişen iki miktarı veya dereceyi bağlayan karşılaştırmalı bir yapıdır. İlk değişim arttıkça ikinci değişim de buna karşılık aynı yönde ilerler. Bu cümlede halkın ilgisi arttıkça şirketlerin şeffaf olması yönündeki baskı artar. İlk the more insanların ilgi düzeyini, ikinci the more transparent ise gereken şeffaflık düzeyini gösterir. Bu yapı bir ilişki veya eğilim anlatır; iki değişimin tam olarak aynı miktarda artacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle iki değişimin bağlantılı olduğunu göstermek için bu yapıyı kullanıyor?
- The team communicated clearly, so the clients felt more confident.
- The more clearly the team communicates, the more confident the clients become.
- The team became clearer, and the clients communicated more confidently.
Cevabı göster
The more clearly the team communicates, the more confident the clients become.
the more examples they'll give you of good things that you're investing in, Dilbilgisi
4:05size yatırım yaptığınız iyi şeylere dair o kadar çok örnek verecekler,
things that you're investing in: ilgi tümcesinin sonunda edat
things that you're investing in ifadesinde that you're investing in ilgi tümcesi things sözcüğünü niteler ve bu şeylerin invest in fiilinin nesnesi olduğunu gösterir. Tam bir cümleye dönüştürüldüğünde anlamı you're investing in those things olur. Invest in bir fiil ve edat birleşimidir; bu nedenle in ilgi tümcesinin sonunda kalır. Bu kullanım günlük ve nötr modern İngilizcede standarttır. Daha resmî biçimi things in which you're investing şeklindedir.
Alıştırma
Edatın ilgi tümcesinin sonunda doğru biçimde kullanıldığı cümle hangisidir?
- These are the tools what the repair team works with every day.
- These are the tools that the repair team works every day.
- These are the tools that the repair team works with every day.
Cevabı göster
These are the tools that the repair team works with every day.
so that: bir durumu beklenen sonuca bağlamak
so that, önceki durum ile it will get better yan cümlesini birbirine bağlar. Burada iyileşmeyi beklenen sonuç olarak sunar: bu değişiklikle birlikte işler düzelecektir. Ara söz olan as it were, bağlayıcı ile yan cümlesinin arasına girer; ancak temel yapı yine so that it will get better biçimindedir. Aynı bağlayıcı in order that anlamında bir amaç da belirtebilir. Amaç mı yoksa sonuç mu olduğunu çevredeki mantığa göre belirleyin; bu cümlede sonuç yorumu daha uygundur.
Alıştırma
Altyazıdaki cümlede so that nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- Beklenen sonucu belirtir: durum daha iyi olacaktır.
- Önceki fikirle karşıtlık kurar.
- Durumun geçmişte zaten daha iyi olduğunu söyler.
Cevabı göster
Beklenen sonucu belirtir: durum daha iyi olacaktır.
as it were: kullanılan ifadenin yaklaşık olduğunu belirtmek
as it were, so to speak veya in a manner of speaking anlamına gelen parantez içi bir söylem belirtecidir. Kullanılan ifadenin yaklaşık, mecazi veya tamamen kesin bir betimleme olarak düşünülmediğini gösterir. Cümlenin dil bilgisi açısından zorunlu değildir. Çıkarıldığında so that it will get better kalır. Were bu kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; olayı geçmiş zamana taşımaz.
Alıştırma
Bu cümlede as it were neyi gösteriyor?
- Konuşan, iyileşmenin geçmişte gerçekleştiğini söylüyor.
- Konuşan, kullanılan ifadenin tam anlamıyla kesin değil, yaklaşık olduğunu gösteriyor.
- Konuşan, kesin bir teknik tanım veriyor.
Cevabı göster
Konuşan, kullanılan ifadenin tam anlamıyla kesin değil, yaklaşık olduğunu gösteriyor.
ethical or sustainable pension: emeklilik parasını belirtilen değerlere göre yatırmak
ethical or sustainable pension, parası etik veya sürdürülebilirlik ölçütlerine göre yatırılan bir emeklilik düzenlemesidir. Burada odak, yalnızca kişinin emekli olduktan sonra aldığı gelirde değil, emeklilik fonunun parayı şu anda nereye yatırdığındadır. Etik ölçütler geniş ahlaki veya toplumsal konuları ele alabilirken sürdürülebilirlik ölçütleri çoğunlukla uzun vadeli çevresel ve toplumsal etkilere odaklanır. Bu iki etiketin kapsamı örtüşebilir.
Alıştırma
ethical or sustainable pension ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Tamamı yenilenebilir enerji kredileriyle yapılan bir emeklilik ödemesi.
- Yalnızca çevre denetiminden sonra ödenebilen bir emeklilik maaşı.
- Etik veya sürdürülebilirlik ölçütlerine göre yatırım yapan bir emeklilik fonu.
Cevabı göster
Etik veya sürdürülebilirlik ölçütlerine göre yatırım yapan bir emeklilik fonu.
The more people demand responsible pensions,
4:18Daha fazla insan sorumlu emeklilik fonları talep ettikçe,
meaning open and honest about their investments.
4:24bu da yatırımları hakkında açık ve dürüst olmak anlamına gelir.
transparent, meaning open and honest: bilgileri açık ve dürüst biçimde paylaşmak
Burada transparent, bilgiler konusunda açık, net ve dürüst olmak anlamına gelir. meaning open and honest ifadesi sözcüğü yeniden açıklayarak bunun ışığın geçmesine izin veren fiziksel anlam değil, kurumsal bilgi paylaşımıyla ilgili anlam olduğunu gösterir. Bankalar yatırımları konusunda transparent olduğunda paranın nereye yatırıldığını açıklar ve önemli gerçekleri gizlemez. Yeniden kullanılabilecek yapı be transparent about + bilgi, kararlar, harcamalar veya başka bir konudur.
Alıştırma
Hangi cümlede transparent, bilgiler konusunda açık ve dürüst olmak anlamında kullanılmıştır?
- The charity is transparent about how every donation is spent.
- The charity uses transparent boxes to collect coins.
- The charity keeps its spending records secret.
Cevabı göster
The charity is transparent about how every donation is spent.
in turn: neden-sonuç zincirindeki bir sonraki sonuç
Bu cümlede in turn, bir etki zincirindeki bir sonraki halkayı gösterir. This, az önce sözü edilen durumun tamamına gönderme yapar; bu durum da bir konuyu dikkatlerin odağına taşıyan yeni sonuca yol açar. This in turn ... veya which in turn ... yapısını gördüğünde, in turn sonrasındaki cümleciği önceki sonucun doğurduğu yeni bir sonuç olarak yorumla. Burada insanların sırayla hareket etmesi anlamı yoktur.
Alıştırma
Hangi cümlede in turn, bir neden-sonuç zincirindeki sonraki sonucu sunar?
- Household bills fell before the insulation had any effect.
- Better insulation lowers energy use, which in turn reduces household bills.
- At the ceremony, the winners stepped forward in turn.
Cevabı göster
Better insulation lowers energy use, which in turn reduces household bills.
puts the spotlight on: dikkat ve incelemeyi bir konuya yöneltir
puts the spotlight on, sahne aydınlatmasından gelen mecazi bir ifadedir. Burada bir olayın veya unsurun bir konuyu geniş çaplı ilginin odağına taşıması ve çoğu zaman konunun daha yakından incelenmesini sağlaması anlamına gelir. on sonrasındaki nesne, hangi konunun öne çıkarıldığını belirtir. Bu cümlede how ile başlayan yan cümle emeklilik fonlarının kullanılma biçimine gönderme yapar; dolayısıyla dikkat ve inceleme bu kullanım üzerinde toplanır.
Alıştırma
Cümleyi “kamuoyunun dikkatini ... konusuna çeker” anlamındaki hedef ifadeyle tamamla: The inquiry ____ gaps in patient safety.
Cevabı göster
puts the spotlight on
or renewable energy companies. Kelime
4:35yoksa yenilenebilir enerji şirketlerini mi desteklediklerine.
İki olası seçeneği sunan whether ... or ...
Whether A or B, hâlâ araştırılan, değerlendirilen veya karara bağlanan iki seçeneği sunar. Burada whether they support ... or ..., emeklilik fonlarının destekleyebileceği iki olası şirket türünü belirtir. Bu yapı daha büyük bir ifadenin parçasıdır; doğrudan soru değildir. Bu bir iç içe yan cümle olduğu için bildirme cümlesi söz dizimini korur: whether they support ... denir, whether do they support ... denmez. Bu bağlamda support, örneğin yatırım yoluyla mali destek sağlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi whether ... or ... yapısıyla tamamlayın: The committee must decide ____ to expand the wind farm ____ invest in solar power.
Cevabı göster
whether · or
renewable energy companies: doğal olarak yenilenen kaynakları kullanan şirketler
Renewable energy companies, güneş ışığı, rüzgâr veya akan su gibi doğal olarak yenilenen kaynaklardan enerji üreten, geliştiren ya da sağlayan işletmelerdir. Bu isim grubunda renewable, energy sözcüğünü niteler; energy de hangi tür şirketlerden söz edildiğini belirtir. Bu ifade, şirketlerin kendilerinin “yenilendiği” anlamına gelmez. İklim politikası, elektrik ve yatırım konularındaki tartışmalarda yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
renewable energy companies ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Yalnızca petrol ve kömürden enerji üreten şirketler.
- İşletme ruhsatlarını her yıl yenileyen şirketler.
- Rüzgâr ve güneş ışığı gibi kaynaklardan enerji üreten veya sağlayan şirketler.
Cevabı göster
Rüzgâr ve güneş ışığı gibi kaynaklardan enerji üreten veya sağlayan şirketler.
To put the spotlight on something
4:37Bir şeye spot ışıklarını çevirmek (to put the spotlight on something)
usually to share information about something bad.
4:42genellikle kötü bir şey hakkında bilgi paylaşmak için.
the customer is always right: müşterinin etkisini anlatan bir hizmet özdeyişi
“The customer is always right” iş dünyasında iyi bilinen bir özdeyiştir. Bu cümlede, müşteri ihtiyaçları ve seçimleri şirketlerin davranışlarını etkileyebildiği için işletmelerin bunları dikkate alması gerektiği anlamına gelir. Bu söz, müşterilerin her konuda olgusal olarak doğru olduğunu veya her taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini kelimesi kelimesine iddia etmez. Burada tüketicilerin paralarını yönetme ve harcama biçimleriyle bankaları değişime teşvik edebileceği düşüncesini sunar.
Alıştırma
Bu cümlede “the customer is always right” ifadesinin en uygun yorumu hangisidir?
- İşletmeler müşteri ihtiyaçlarını ve seçimlerini ciddiye almalıdır.
- Müşteriler her konuda olgusal olarak doğrudur.
- İşletmeler, kuralları ihlal etse bile müşterilerin her talebini kabul etmelidir.
Cevabı göster
İşletmeler müşteri ihtiyaçlarını ve seçimlerini ciddiye almalıdır.
by managing our money ethically: yöntem ifade eden by + -ing
by + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by managing our money ethically, “Hepimiz nasıl biraz yardımcı olabiliriz?” sorusunu yanıtlar ve bu yöntemi ana cümledeki sonuca bağlar. Burada by bir edat olduğu için manage, -ing biçimi olan managing hâline gelir. ethically zarfı managing sözcüğünü niteler; paranın kendisini değil, paranın nasıl yönetildiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi by + parantez içindeki fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: We can reduce waste ____ reusable bottles. (use)
Cevabı göster
by using
it's time to reveal the answer: cevabı açıklama zamanı
It's time to + fiilin yalın biçimi, bir şeyi yapma zamanının geldiğini belirtir. Burada I think duyuruyu yumuşatır ve dinleyicileri tahmin aşamasından cevabı duyma aşamasına geçirir. Reveal the answer, daha önce gizli veya açıklanmamış olan bir cevabı duyurmak demektir. Reveal sözcüğü bir şeyi açığa çıkarma hissi verir; herkesin zaten bildiği bir cevabı yalnızca söylemekten daha fazlasını anlatır.
Alıştırma
Sunucunun cümlesini it's time to + reveal the answer ile tamamlayın: The guesses are in, and I think ____.
Cevabı göster
it's time to reveal the answer
I said that it was by moving your pension into ethical investments. Kalıp ifadeler
4:58Emekliliğinizi etik yatırımlara taşıyarak demiştim.
by moving your pension into ethical investments: emeklilik birikimini etik yatırımlara aktararak
By + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by moving ... ifadesi “Bu nasıl yapıldı?” sorusunu yanıtlar. Move your pension into ethical investments, emeklilik birikimini etik ölçütlerle seçilen fonlara veya varlıklara yatırılacak şekilde yeniden dağıtmak demektir. Into fiziksel bir hareketi değil, paranın yatırım dağılımındaki yeni hedefini gösterir.
Alıştırma
Yöntem için by + move fiilinin -ing biçimini, hedef için de into kullanarak cümleyi tamamlayın: She reduced her fossil-fuel exposure ____ part of her pension ____ ethical investments.
Cevabı göster
by moving · into
changing your pension is thought to be 21 times more effective Dilbilgisi
5:05emekliliğinizi değiştirmenin,
is thought to be: kaynağı belirtilmeyen bir görüşü aktarmak
Bu cümlede is thought to be, “olduğu düşünülüyor” veya “olarak değerlendiriliyor” anlamına gelir. changing your pension hakkındaki bir değerlendirmeyi, bu değerlendirmeyi yapan kişileri ya da arkasındaki araştırmayı belirtmeden aktarır. Kalıp özne + be + thought + to-infinitive şeklindedir. Burada changing your pension öznedir ve to be, 21 times more effective değerlendirmesini başlatır. Thought, think fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; emeklilikle ilgili eylemin kendisinin düşündüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtmeden edilgen aktarma yapısıyla sunar?
- The new treatment is thinking about safety.
- Researchers thought about the new treatment.
- The new treatment is thought to be safe.
Cevabı göster
The new treatment is thought to be safe.
than avoiding meat and stopping flying put together. Kalıp ifadeler
5:09etten kaçınmak ve uçmayı bırakmanın toplamından 21 kat daha etkili olduğu düşünülüyor.
21 times more effective than: katlı bir karşılaştırma ifade etmek
Sayı + times + more + sıfat + than kalıbı dereceleri karşılaştırır. Bu cümlede 21 times more effective than, medyadaki yaygın kullanımda ilk eylemin avoiding meat and stopping flying ile temsil edilen karşılaştırma ölçütünün yaklaşık 21 katı etkiye sahip olduğunu anlatmak için kullanılmıştır. Bu, 21 yüzde puanlık bir fark değil, katlı bir karşılaştırmadır. Ancak times more ... than aritmetik açıdan belirsiz olabilir: bazı okurlar 21 times more ifadesini ilk miktara onun 21 katının daha eklenmesi olarak yorumlar. Kesin veri anlatımında 21 times as effective as, amaçlanan 21'e 1 oranını daha açık biçimde belirtir.
Alıştırma
Medyadaki yaygın kullanımda “The new process is 21 times more effective than the old one” cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- The new process is only 21% more effective than the old one.
- The new process works only after 21 attempts.
- The new process is about 21 times as effective as the old one.
Cevabı göster
The new process is about 21 times as effective as the old one.
put together: tek bir toplam olarak birleştirmek
Burada put together, “birleştirilip tek bir toplam olarak ele alınan” anlamındadır. Hem avoiding meat hem de stopping flying ifadelerini kapsar; dolayısıyla karşılaştırmada tek bir eylemin değil, iki eylemin birleşik etkisi kullanılır. Bu ifade, ad gibi kullanılan iki -ing yapısından sonra gelir ve when they are put together şeklindeki edilgen düşünceyi kısaltır. Başka bağlamlarda put together bir şeyi fiziksel olarak monte etmek anlamına gelebilir, ancak burada bu anlamda değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede put together “tek bir toplam olarak birleştirilmiş” anlamındadır?
- The two weekend shifts, put together, lasted sixteen hours.
- Maya put together a short presentation for the meeting.
- Lee put the bookcase together after lunch.
Cevabı göster
The two weekend shifts, put together, lasted sixteen hours.
let's recap the vocabulary we've learned from this program,
5:13bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
one of which: bir grubun bir üyesi hakkında ek bilgi vermek
One of which, “bu şeylerden biri” anlamına gelir. Which, daha önce sözü edilen çoğul bir ada gönderme yapan ilgi zamiridir; burada meanings sözcüğüne gönderme yapar. Bu yapıda soru sözcüğü değildir. Kalıp, çoğul öncül + virgül + one of which + tekil fiil şeklindedir. İlgi yan cümlesinin öznesi one olduğu için is tekildir. Yan cümle, önceki gruptaki bir üye hakkında ek bilgi verir.
Alıştırma
Bir gruptaki bir öğe hakkında ek bilgi vermek için one of which ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- The museum has four entrances, one of them is closed today.
- The company hired four people, one of which is new.
- The museum has four entrances, one of which is closed today.
Cevabı göster
The museum has four entrances, one of which is closed today.
A niche interest appeals only to a small number of people.
5:23Niş (niche) bir ilgi, sadece az sayıda insana hitap eder.
Greenwashing describes attempts by a business to seem more environmentally friendly
5:27Yeşil aklama (Greenwashing), bir işletmenin gerçekte olduğundan daha
because it's popular and likely to succeed,
5:38popüler olduğu ve başarılı olması muhtemel olduğu için
because it's open and honest without hidden secrets.
5:47çünkü gizli saklısı olmadan açık ve dürüsttür.
the phrase to put the spotlight on something
5:51bir şeye spot ışıklarını çevirmek (to put the spotlight on something) ifadesi
draw attention to: birinin bir şeyi fark etmesini sağlamak
draw attention to something, insanların bir şeyi fark etmesini veya onun üzerinde düşünmesini sağlamak demektir. Bu kalıpta draw, “resim çizmek” değil, “çekmek” ya da “yöneltmek” anlamındadır. Altyazıda draw attention to it, put the spotlight on it ifadesinin anlamını açıklar. Yeniden kullanılabilir yapı draw attention to + isim veya zamirdir; dikkatin kime ait olduğunu belirtmek önemliyse draw someone's attention to something kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi draw, attention ve to sözcüklerinden oluşan sabit ifadeyle tamamlayın: The report aims to ____ the hidden costs.
Cevabı göster
draw attention to
Join us again soon for more useful vocabulary
5:58Daha fazla faydalı kelime için yakında bize tekrar katılın