20'li yaşlarınız hakkında size söylemedikleri: İngilizce çalışma notları
Life Of Riza
Video özeti: Yirmili yaşlarının sonuna yaklaşan anlatıcı; işin, kararsızlığın ve net olmayan seçimlerin küçük kişisel hedeflerini nasıl ertelettiğini düşünüyor. Harekete geçmenin bir sonraki adımı ortaya çıkardığını ve boş zamana sahip olmanın onu anlamlı biçimde kullanmayı garanti etmediğini fark edince, dört ay içinde kendisini zorlayacak on kişisel görevi tamamlamaya söz veriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. thought of my 20s as — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir yaşam dönemini, kişiyi veya durumu nasıl yorumladığınızı anlatmak için think of A as B kalıbını öğrenin. Bu yapı, yalnızca bir konu hakkında düşündüğünüzü söylemek yerine aynı deneyimi çelişki, fırsat ya da zorluk olarak çerçevelemenizi sağlar. 2. everything on the back burner — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bunun, bir şeyi gerçekten ocağa koymak değil, öncelikli olmayan planları veya ilgi alanlarını geçici olarak ertelemek anlamına geldiğini kavrayın. İşin ya da acil sorumlulukların projeleri ve kişisel hedefleri nasıl geri plana ittiğini açıklarken kullanın. 3. One day, / the next you're 28. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Eşleşen zaman işaretlerinin uzun bir dönemi karşıt iki ana nasıl sıkıştırdığını anlayın. Yılların, koşulların veya yaşam evrelerinin siz fark etmeden değiştiği yönündeki şaşırtıcı duyguyu aktarmak için bu anlatı yapısından yararlanın.
Bu derste
I've always thought of my 20s as this one big contradiction. Notlar
0:0420'li yaşlarımı her zaman büyük bir çelişki olarak düşünmüşümdür.
thought of my 20s as: think of A as B kalıbı
think of A as B kalıbı, A'yı B olarak görmek veya anlamak demektir. Burada A my 20s, B ise this one big contradiction bölümüdür. I've always thought ifadesinde thought, have'den sonra kullanılan fiilin üçüncü hâlidir. Bu kalıpta as, A'ya verilen tanımı getirir; zaman anlamındaki ne zaman veya -dığında anlamını taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi think of A as B kalıbının geçmiş biçimiyle tamamlayın: After living there for years, I ____ the town ____ home.
Cevabı göster
thought of · as
one big contradiction: bütünü tanımlayan büyük bir çelişki
One big contradiction, dönemin tamamını parçaları veya hisleri birbiriyle çatışıyor gibi görünen bir deneyim olarak anlatır. Burada contradiction, aynı anda doğru olamayacak iki önermeyi anlatan kesin mantık terimi olarak değil, geniş ve mecazlı anlamda kullanılmıştır. one big + tekil isim kalıbı, karmaşık bir durumu tek ve güçlü bir genel tanıma dönüştürür. Big yargıyı güçlendirir: çelişki küçük bir tutarsızlık değil, bütün dönemin temel özelliği gibi gösterilir.
Alıştırma
‘I've always thought of my 20s as this one big contradiction.’ cümlesinde one big contradiction ne anlama gelir?
- Bütün dönem, birbirine zıt deneyimlerle dolu gibi hissedildi.
- Bu dönem basit ve tamamen tutarlıydı.
- Bu dönemde bir mantık alıştırmasında tek bir hata vardı.
Cevabı göster
Bütün dönem, birbirine zıt deneyimlerle dolu gibi hissedildi.
find your way: zamanla kendi yönünü bulmak
Bu cümlede find your way mecaz anlamda kullanılır. Yalnızca fiziksel bir yol bulmak değil, bir durumla nasıl başa çıkacağını, nereye ait olduğunu veya hangi yönde ilerleyeceğini zamanla keşfetmek anlamına gelir. İfade, deneyim yoluyla öğrenilen bir süreci anlatır. Başlangıçta emin olmayabilir, daha sonra sana uygun bir yaklaşım geliştirebilirsin.
Alıştırma
Bu cümlede find your way ne anlama gelir? After a confusing first week, Maya began to find her way in the new job.
- Ofise giden rotayı keşfetti.
- İşi hemen bırakmaya karar verdi.
- İşle nasıl başa çıkacağını zamanla öğrendi.
Cevabı göster
İşle nasıl başa çıkacağını zamanla öğrendi.
completely lost: ne yapacağını hiç bilmemek
Burada completely lost mecaz anlamdadır: ne yapacağını, bir şeyi nasıl anlayacağını veya nasıl ilerleyeceğini hiç bilmemek demektir. Fiziksel olarak bir yeri bulamamak anlamına gelmez. Completely, lost sözcüğünün derecesini artırır. Birlikte düşünülen iki cümlede find your way ifadesinin karşıtını belirtir: bazı alanlarda yönünü bulurken bazılarında hiçbir yönün yoktur.
Alıştırma
I opened the tax form and felt completely lost cümlesinde completely lost ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak nerede olduğumu hatırlayamıyordum.
- Formu saklamaya çalışıyordum.
- Onu nasıl anlayacağım veya dolduracağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Cevabı göster
Onu nasıl anlayacağım veya dolduracağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Somehow this era of your life is both the best of it and the worst of it. Dilbilgisi
0:15Nasıl oluyorsa hayatınızın bu dönemi hem en iyisidir hem de en kötüsüdür.
both ... and ...: aynı anda geçerli iki değerlendirme
Both ... and ... birbirine paralel iki düşünceyi bağlar ve ikisinin de doğru olduğunu belirtir. Buradaki iki düşünce the best of it ve the worst of it ifadeleridir; bunlar aynı döneme ilişkin iki zıt değerlendirmedir. Bu yapı, konuşanın yalnızca birini seçmek yerine iki görüşü aynı anda ifade etmesini sağlar. both ilk ögeyi, and ise ikinci ögeyi başlatır.
Alıştırma
Eksik iki bağlama sözcüğünü yazarak eşli yapıyı tamamlayın: The job was ____ the best opportunity I'd had ____ the greatest challenge I'd faced.
Cevabı göster
both · and
And just when you think you've cracked the code, Notlar
0:19Ve tam şifreyi çözdüğünüzü düşündüğünüzde,
cracked the code: bir şeyin nasıl işlediğini sonunda çözmek
Bu cümlede cracked the code mecazidir: sonunda bir örüntüyü, yöntemi ya da bir şeyin nasıl işlediğini çözmek anlamına gelir. Yazılım, şifre veya gerçek bir gizli kodla ilgili olması gerekmez. You've cracked biçimindeki present perfect, bu kavrayışı elde edilmiş bir başarı olarak sunar. İfade genellikle bir şeyin, gözlem veya pratik sayesinde kilit nokta anlaşılana kadar kafa karıştırıcı olduğunu ima eder.
Alıştırma
Cümleyi crack the code ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: After several failed attempts, Nina finally ____ and got the machine working.
Cevabı göster
cracked the code
just when: beklenmedik bir dönüşü başlatmak
Just when, «tam …… olduğu anda» anlamına gelir. İlk olayı, ikinci bir olayın gerçekleştiği zaman noktası olarak gösterir; ikinci olay çoğu zaman beklenmediktir. Bu cümlede kişi sonunda düzeni anladığını düşünür, ancak kurallar hemen değişir. Just, kesintinin veya tersine dönüşün beklentinin oluştuğu tam anda gerçekleştiği duygusunu ekler.
Alıştırma
Beklenmedik bir dönüşü vurgulayan iki sözcüklü zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ I thought the printer was fixed, it stopped working again.
Cevabı göster
Just when
the rules change: koşullar veya beklentiler değişir
Burada the rules change bir mecazdır: rules, neyin işe yaradığını belirleyen koşullar, beklentiler veya ölçütler anlamına gelir. Cümle, birinin resmî kuralları yeniden yazmasından ziyade durumun değiştiğini anlatır. Düzenin çözüldüğü düşüncesinden sonra gelerek hâkimiyet duygusunu ortadan kaldırır: bir yaklaşım güvenilir görünebilir, ancak yeni koşullar onu işlemez hâle getirebilir. Aynı mecaz, hayatın birçok alanındaki değişen durumları anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: As soon as I understand what customers expect, the rules change. the rules change en olası olarak ne anlama gelir?
- Koşullar veya beklentiler farklı hâle gelir.
- Basılı bir kural kitabı değiştirilir.
- Konuşan tüm talimatları unutur.
Cevabı göster
Koşullar veya beklentiler farklı hâle gelir.
I used to believe that there was one clear path, Dilbilgisi
0:23Eskiden net bir yol olduğuna inanırdım,
used to believe: geçmişteki bir inanç
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır ve genellikle durumun artık değiştiğini ima eder. Burada used to believe, düşünceyi konuşanın eski inancı olarak sunar; bunun hâlâ doğru olduğunu söylediği anlamına gelmez. Bu yapı, eski bir görüşü şimdiki görüşle karşılaştırmak için kullanılabilir: used to believe + yan cümle.
Alıştırma
İnancın değiştiğini göstermek için cümleyi used to + believe ile tamamlayın: I ____ that asking for help was a weakness.
Cevabı göster
used to believe
things would happen the way everyone said they would. Dilbilgisi
0:28her şeyin herkesin dediği gibi gerçekleşeceğine inanırdım.
if I followed ..., things would happen: varsayımsal koşul ve beklenen sonuç
Bu yan cümlede koşul için if + geçmiş zaman (followed), beklenen sonuç için ise would + fiilin yalın hâli (would happen) kullanılır. Böylece varsayımsal bir neden-sonuç ilişkisi kurulur: Bu yolu izlemenin belirli bir sonuca götüreceği düşünülür. Bu yan cümle konuşanın eskiden inandığı şeyi aktardığı için geçmişteki bir beklentinin mantığını anlatır. Konuşanın yolu gerçekten izlediğini veya sonucun gerçekten gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Varsayımsal koşulu follow fiilinin geçmiş biçimi ve would ile tamamlayın: If I ____ the plan, things ____ improve.
Cevabı göster
followed · would
the way ... said ... would: söylendiği şekilde
Bu cümlede the way, bir şeyin gerçekleşme biçimini belirtir: olaylar insanların söylediği ya da tahmin ettiği şekilde olur. everyone said they would yan cümlesi, beklenen bu biçimi açıklar. would sonrasında happen kullanılmaz; çünkü things would happen ifadesinden zaten anlaşılır. Açık biçimi things would happen the way everyone said they would happen ile aynı anlama gelir.
Alıştırma
Cümleyi şu kalıpla tamamlayın: the way + the organizers + said + it + would. The event happened ____.
Cevabı göster
the way the organizers said it would
But now I know it's a little more complicated than that. Kalıp ifadeler
0:31Ama şimdi bunun ondan biraz daha karmaşık olduğunu biliyorum.
a little more complicated than that: nazikçe düzeltme
Burada a little more complicated than that, daha önceki basit bir görüşü nazikçe düzeltir. A little anlaşmazlığı yumuşatır; konuşan kişi gerçek durumun önceki açıklamanın gösterdiği kadar basit olmadığını söyler. That, fiziksel bir nesneden çok, az önce sözü edilen düşünceye, açıklamaya veya yargıya gönderme yapar. Bu nedenle bu ifade, birinin özetini doğrudan yanlış olduğunu söylemeden düzeltmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız aşırı basitleştirilmiş bir açıklama yapıyor. Nazikçe karşı çıkmak istiyorsunuz. Şu yanıt uygun mudur? “I think it's a little more complicated than that.”
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun
In this phase of our lives: hayatımızın bu evresinde
Phase, daha uzun bir süreç içindeki belirgin bir evre demektir. In this phase of our lives, sonraki sözün konuşan kişilerin yaşamındaki mevcut evre için geçerli olduğunu belirtir; bunun sonsuza kadar süreceği anlamına gelmez. Cümle başındaki In ... edat öbeği önce zaman çerçevesini kurarak sonraki bilgiyi düzenler. Bu kalıp in this phase of my career veya in this phase of the project şeklinde uyarlanabilir.
Alıştırma
In this phase of our lives nasıl bir zaman çerçevesi kurar?
- Yaşamın daha sonra değişebilecek mevcut bir evresi
- Konuşan kişilerin hiç değişmeden süren tüm yaşamı
- Yalnızca tek ve kısa bir an
Cevabı göster
Yaşamın daha sonra değişebilecek mevcut bir evresi
we're constantly being told one thing or another. Kalıp ifadeler
0:38bize sürekli öyle ya da böyle bir şeyler söyleniyor.
one thing or another: belirtilmeyen çeşitli şeyler
One thing or another, sözü edilen şeyin tam olarak ne olduğunu belirtmeyen, belirsiz bir kalıp ifadedir. Constantly gibi tekrar bildiren bağlamlarda genellikle tam olarak iki bilinen seçenek arasındaki tercihi değil, farklı türden birçok şeyi topluca ifade eder. Burada insanların durmadan verdiği farklı öğütleri, iddiaları veya talimatları bir araya toplar. Constantly ile kullanıldığında, bu karışık mesaj akışının tekrarlayıcı veya biraz can sıkıcı geldiğini de düşündürebilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The kids are always arguing about one thing or another. One thing or another neyi ifade ediyor?
- Belirli bir fiziksel nesne
- Tek tek sayılmayan çeşitli sorunlar
- Adı verilmiş iki sorundan tam olarak biri
Cevabı göster
Tek tek sayılmayan çeşitli sorunlar
But if there is one true thing about your 20s, Anlatım akışı
0:42Ama 20'li yaşlarınız hakkında tek bir gerçek varsa,
But if there is one true thing about ..., it's this: ana düşünceyi tanıtma
Bu, dinleyicileri tek bir ana düşünceye hazırlayan bir söylem yönlendirme kalıbıdır. But bir dönüşü gösterir; if yan cümlesi ise karmaşık bir konuyu, konuşmacının kesin kabul ettiği tek noktaya indirger. Buradaki if gerçek bir kuşkuyu ifade etmez. it's this, ardından gelecek düşünceye işaret eder. Konuşmacı içeriği kısa bir süre geciktirerek sonraki düşünceyi ana sonuç olarak öne çıkarır ve beklenti yaratır.
Alıştırma
But if there is one true thing about your 20s, it's this. bir konuşmada temel olarak ne yapar?
- Beklenti yaratır ve dinleyicileri ardından gelen ana düşünceye yöneltir.
- Yirmili yaşlar hakkında eşit derecede önemli birkaç gerçeği sıralar.
- Konuşmacının konuyu açıklamayı bitirdiğini gösterir.
Cevabı göster
Beklenti yaratır ve dinleyicileri ardından gelen ana düşünceye yöneltir.
It never goes quite like how you expect it to. Kalıp ifadeler
0:47Hiçbir zaman tam olarak beklediğiniz gibi gitmez.
never goes quite like how you expect it to: tam olarak beklendiği gibi gelişmemek
Burada go 'gelişmek veya ilerlemek', like how ise '-dığı biçimde' anlamındadır. never ... quite, sonucun beklendiğiyle hiçbir zaman tam olarak aynı olmadığını söyler; her şeyin bütünüyle farklı olduğu anlamına gelmez. expect it to ifadesinde go fiili, zaten anlaşıldığı için atılmıştır: expect it to go. İngilizcede to'dan sonra tekrarlanacak bir fiil öbeği sık sık söylenmez.
Alıştırma
It never goes quite like how you expect it to. cümlesinin en doğru anlamı hangisidir?
- Sonuç her zaman tam olarak planlandığı gibi gelişir.
- Sonucun beklediğin hiçbir şeyle ilgisi yoktur.
- Sonuç hiçbir zaman tam olarak beklediğin gibi olmaz, ancak bazı kısımlar uyuşabilir.
Cevabı göster
Sonuç hiçbir zaman tam olarak beklediğin gibi olmaz, ancak bazı kısımlar uyuşabilir.
Where do I start? ile sonraki anlatımı düzenlemek
Bu cümlede Where do I start? sözde soru işlevindedir. Anlatılacak çok şey ya da birden fazla olası başlangıç noktası bulunduğunu ve konuşanın önce hangisinden söz edeceğine karar verdiğini gösterir. Aynı zamanda sonraki bölümü düzenler: Konuşan kısa bir duraklama yapar, dinleyeni bir açıklamaya hazırlar ve cevap beklemek yerine bir başlangıç noktası seçerek anlatmaya devam eder.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Where do I start? The bus broke down, my phone died, and I missed the interview.” diyor. Bu soru ne işlev görüyor?
- Açıklanacak birçok sorunun bulunduğu bir hikâyeye başlamak
- Ayrıntı vermeden hikâyeyi bitirmek
- Hangi otobüs güzergâhına binileceğini sormak
Cevabı göster
Açıklanacak birçok sorunun bulunduğu bir hikâyeye başlamak
came to the realization that: bir anlayışa ulaşmak
came to the realization that ifadesi, “sonunda … olduğunu anladı” anlamına gelir. Came to, anlayışı ulaşılan bir nokta olarak sunar; realization bir addır ve that, anlaşılan içeriği belirten yan cümleyi başlatır. Bu ifade çoğu zaman sonuca varmadan önce düşünce veya deneyim bulunduğunu düşündürür. realized that ifadesinden daha resmî ve ağırdır; ancak değişimin mutlaka yavaş gerçekleştiği anlamına gelmez. Kavrayışın nasıl geliştiğini daha geniş bağlam gösterir.
Alıştırma
Başarısız bir projeyi haftalarca inceledikten sonra, hangi cümle bir sonuca ulaşma sürecini en iyi biçimde öne çıkarır?
- I had always known that our original goal was unclear.
- I repeated that our original goal was unclear.
- I came to the realization that our original goal was unclear.
Cevabı göster
I came to the realization that our original goal was unclear.
approaching the end of my 20s: yirmili yaşların sonuna yaklaşmak
Approaching the end of, bir dönemin ya da evrenin son kısmına giderek yaklaşmak demektir. Burada my 20s, 20 ile 29 yaş arasındaki on yıllık dönemi anlatır; dolayısıyla konuşmacı 30 yaşın yaklaştığını söylüyor. Bu kalıpta approach geçişli bir fiildir: approach + the end of + dönem veya süreç. Yaş aralıklarını, dönemleri, projeleri, sözleşmeleri ve bir bitiş noktasına doğru ilerleyen başka şeyleri anlatabilir.
Alıştırma
“Son kısmına yaklaşmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The research team is ____ its trial period.
Cevabı göster
approaching the end of
And aside from trying not to freak out about it, Notlar
1:16Ve bunun için çıldırmamaya çalışmanın yanı sıra,
aside from: ikincil bir noktayı ayrı tutmak
Aside from, “... bir yana” veya “... dışında/yanı sıra” anlamlarına gelen bir edat öbeğidir. Ardından bir isim, zamir ya da -ing biçimi gelir; burada trying not to freak out about it ifadesini başlatır. Cümlenin başındaki aside from, konuşmacı ana konuya geçmeden önce bu duygusal tepkiyi ikincil bir mesele olarak ayırır. Bağlama göre ayrı bir noktayı ekleyebilir veya dışarıda bırakabilir; bu yüzden anlamın besides ya da except for ifadesinden hangisine daha yakın olduğunu çevresindeki cümle belirler.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “... bir yana” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ being a little noisy, the restaurant was excellent.
Cevabı göster
Aside from
freak out: aşırı kaygılanmak veya paniğe kapılmak
Freak out, aşırı kaygılanmak, korkmak, şoke olmak veya duyguların altında ezilmek anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. trying not to freak out about it ifadesinde konuşan kişi, güçlü bir duygusal tepki vermek yerine sakin kalmaya çalışıyor. Tepki veren kişi özne olduğunda freak out ifadesinin ardından about + neden gelebilir. Bu ifade worry fiilinden daha güçlüdür ve çoğu zaman paniği veya sakinliğin kaybedilmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi 'aşırı kaygılanmak' anlamındaki gündelik öbek fiille tamamlayın: Try not to ____ about the delayed flight.
Cevabı göster
freak out
got me thinking: düşünmeye başlamamı sağladı
Got me thinking, get + kişi + fiilin -ing biçimi yapısının geçmiş zamandaki hâlidir. Burada bir şeyin konuşan kişiyi düşünmeye başlattığını anlatır ve çoğu zaman düşünme sürecinin devam ettiği veya geliştiği anlamını da taşır. Kişi duruma göre değişir: got me thinking, got her thinking veya got us thinking. Kişinin neyi düşünmeye başladığını belirtmek istediğinizde about + konu ekleyin.
Alıştırma
Cümleyi get fiilinin geçmiş zamanı + me + think fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The article ____ about how I use my time.
Cevabı göster
got me thinking
late 20s: yirmili yaşların son yılları
Late 20s, 20 ile 29 arasındaki yaş aralığının son kısmını, genellikle yaklaşık 27 ile 29 yaş arasını ifade eder. Late, bu on yıllık yaş aralığındaki konumu belirtir; burada “geç kalmış” anlamına gelmez. In your late 20s yapısı bu yılları hayatın bir dönemi olarak ele alır. İngilizcede kesin bir yaş yerine yaklaşık bir aralık vermek için on yıllık yaş gruplarının önünde early, mid ve late yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi yaklaşık 27-29 yaş anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: She changed careers in her ____.
Cevabı göster
late 20s
a functioning adult: yetişkin hayatını çekip çevirmek
Burada a functioning adult, sıradan sorumluluklarını yerine getiren ve günlük hayatını makul ölçüde kontrol altında tutan bir yetişkin demektir. Functioning kişinin yasal yaşını veya resmî statüsünü değil, hayatını ne kadar iyi yürüttüğünü anlatır. Bu ifade çoğu zaman kişinin kendisiyle hafifçe dalga geçtiği bir mizah taşır: konuşan kişi o an için becerikli görünürken bu hissin uzun sürmeyebileceğini ima eder.
Alıştırma
Bu cümlede a functioning adult en doğal olarak ne anlama gelir?
- Günlük sorumluluklarını ve hayatını makul ölçüde iyi yöneten bir yetişkin
- Yasal olarak yetişkinliğe yeni ulaşmış biri
- Bir makineyi çalıştıran yetişkin
Cevabı göster
Günlük sorumluluklarını ve hayatını makul ölçüde iyi yöneten bir yetişkin
watching half your friends pick up running, Öbek fiiller
1:30arkadaşlarınızın yarısının koşuya başlamasını izliyorsunuz,
pick up running: bir etkinliğe başlamak
Pick up running ifadesinde pick up, bir şeyi yapmaya başlamak veya ona karşı ilgi ya da alışkanlık geliştirmek anlamına gelir. Yani arkadaşlar koşuyu bir etkinlik olarak yapmaya başlamıştır. Running etkinliğin adıdır; fiziksel olarak kaldırılan bir şey yoktur. Pick up sözcüğünün bu kullanımı etkinliklere ve becerilere aktarılabilir; özellikle bunlar daha doğal ve resmiyetten uzak bir biçimde öğrenildiğinde ya da benimsendiğinde kullanılır: pick up photography, pick up knitting veya pick up a new hobby.
Alıştırma
Koşuya yeni bir etkinlik olarak başlamak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Priya wanted a new fitness habit, so she decided to ____.
Cevabı göster
pick up running
One minute, ... ile hızlı anlatı geçişi
Bir hikâyenin başında One minute, hızlı veya şaşırtıcı bir değişimden önceki durumu kısa bir görüntü gibi sunabilir. “Bir anda” veya “hemen öncesinde” gibi işlev görür; tam olarak altmış saniyelik bir ölçüm değildir. Burada yetişkinlik görevleri ile arkadaşların hayatındaki değişimleri tek bir sahnede toplar. Bu çerçeve bilgiye hızlı kesilmiş görüntüler gibi bir ritim verir ve dinleyeni karşıt bir sonraki duruma hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle One minute ifadesini kesin bir süre yerine hızlı bir geçişi gösteren anlatı işareti olarak kullanıyor?
- The timer showed one minute remaining.
- One minute, the room was calm; the next, everyone was talking at once.
- I waited for one minute before opening the door.
Cevabı göster
One minute, the room was calm; the next, everyone was talking at once.
engaged: nişanlı
Bu cümlede engaged, «biriyle evlenmeye söz vermiş», yani «nişanlı» demektir. are engaged bir ilişki durumunu anlatır; suddenly ise değişikliği aniymiş gibi sunar. Engaged bir etkinliğe katılmak veya onunla meşgul olmak anlamına da gelebilir. Bu yüzden anlamı bağlam belirler. Düğünden söz edilmesi, burada evlilik anlamının amaçlandığını gösterir.
Alıştırma
"Half of my friends are suddenly engaged, and they are planning weddings," cümlesindeki engaged ne anlama gelir?
- bir işe alınmış olmak
- evlenmeye söz vermiş olmak
- bir etkinlikle meşgul olmak
Cevabı göster
evlenmeye söz vermiş olmak
70K: yetmiş bin
70K, 70.000 yani yetmiş bin demektir. Bir sayıdan sonra gelen K, thousand sözcüğünün yaygın ve kısa bir gösterimidir. Burada 70K, düğünün toplam tutarını belirtir. Bu parçada para birimi verilmediği için K yalnızca sayının ölçeğini gösterir; dolar mı yoksa başka bir para birimi mi olduğunu göstermez.
Alıştırma
"The campaign raised 70K," ifadesinde 70K hangi sayıyı temsil eder?
- 7.000
- 70
- 70.000
Cevabı göster
70.000
Let's just say it's a varied experience. Ton ve niyet
1:41Bunun çeşitli bir deneyim olduğunu söyleyebiliriz.
Let's just say: dolaylı bir değerlendirmeye giriş yapmak
Let's just say, bilinçli olarak ölçülü veya dolaylı bir değerlendirmeyi başlatır. Bu cümlede konuşan kişi deneyimi varied diye tanımlarken, asıl görüşünün daha karmaşık ve sözcüklerin tek başına düşündürdüğünden daha az olumlu olabileceğini ima eder. Buradaki let's, başka birini gerçekten birlikte konuşmaya davet etmez. İfadenin tamamı, konuşanın düşüncesini yumuşatarak söyleyeceğini ve geri kalanını dinleyicinin çıkarmasına bırakacağını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Let's just say ifadesini dolaylı ve incelikli bir değerlendirme yapmak için kullanıyor?
- Let's say the hotel has fifty rooms for this example.
- Let me just say that the hotel has fifty rooms.
- Let's just say the hotel looked better in the photos.
Cevabı göster
Let's just say the hotel looked better in the photos.
I had this idea of what I thought my 20s would be like. Dilbilgisi
1:4920'li yaşlarımın nasıl olacağına dair bir fikrim vardı.
what I thought my 20s would be like: gömülü bir wh yan tümcesi
what I thought my 20s would be like, idea of ifadesinden sonra gelen gömülü bir wh yan tümcesidir. Bu fikrin içeriğini, yani konuşanın geçmişte yirmili yaşlarının nasıl geçeceğine ilişkin zihnindeki resmi belirtir. Gömülü yan tümcenin içinde İngilizce, my 20s would be like şeklindeki düz cümle dizilişini kullanır; would my 20s be like soru dizilişini kullanmaz. What, be like ile eşleşir; would ise thought ile kurulan geçmiş bakış açısından geleceğe yönelir.
Alıştırma
Hangi cümle soruyu daha büyük bir ifadenin içine doğru biçimde yerleştiriyor?
- I had a clear picture of what would my new job be like.
- What would my new job be like?
- I had a clear picture of what my new job would be like.
Cevabı göster
I had a clear picture of what my new job would be like.
With goals and milestones that I would hit, Kalıp ifadeler
1:52Ulaşacağım hedefler ve dönüm noktalarıyla,
milestones that I would hit: ulaşmayı beklediğim dönüm noktaları
hit a milestone ifadesinde hit, “vurmak” değil, “ulaşmak” anlamına gelir. Milestone, daha büyük bir hedefe ilerlerken ulaşılan önemli bir aşamadır. Bu nedenle milestones that I would hit, konuşmacının ulaşmayı beklediği önemli aşamaları ifade eder. that I would hit yan cümlesi, beklenen bu başarıları açıklar. Would, bunları geçmişteki bir bakış açısından gelecekte gerçekleşecek olaylar olarak sunar.
Alıştırma
“The team hit a major milestone,” İngilizce cümlesinde hit a major milestone ne anlama gelir?
- Planlarından vazgeçtiler.
- Önemli bir aşamaya ulaştılar.
- Yol kenarındaki bir işarete vurdular.
Cevabı göster
Önemli bir aşamaya ulaştılar.
thinking that I had a lot of time to achieve it all.
1:55tüm bunları başarmak için çok zamanım olduğunu düşünüyordum.
But now that: şu anda geçerli olan yeni bir gerçeğe geçiş
Now that, içinde bulunulan aşamada doğru olan bir durumu tanıtır ve bunu sonraki ifadenin arka planı veya nedeni olarak sunar. Buradaki yeni gerçek I’m near the end of it ifadesidir. But, önceki bir düşünce veya beklentiden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. But now that birlikte kullanıldığında durumun değiştiğini ve bu nedenle konuşmacının sonraki düşüncesinin de farklı olacağını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “çünkü bu artık doğru” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce bağlaçla tamamlayın: ____ the meeting is over, we can talk.
Cevabı göster
Now that
I realize that there's still a few things that I haven't done
2:01hâlâ yapmadığım birkaç şey olduğunu fark ettim
that I thought I would have by now: would have sonrasında eksiltme
that I thought I would have by now yan cümlesi things sözcüğünü niteler. Eksiksiz biçimi that I thought I would have done by now şeklindedir: Cümlenin önceki bölümündeki haven't done sayesinde eylem anlaşılabildiği için would have sonrasındaki geçmiş zaman ortacı done düşürülmüştür. Would have done, geçmişteki bir bakış açısından by now ile belirtilen şu anki son tarihten önce tamamlanması beklenen bir sonucu anlatır. Ana cümle işlerin hâlâ yapılmadığını söylediği için beklenti gerçekleşmemiştir. Buradaki would have, geçmişteki bir beklentinin parçasıdır; if koşul cümlesindeki varsayımsal bir sonuç değildir.
Alıştırma
Geçmişteki tamamlanma beklentisini belirten ve visited the museum ifadesini düşüren, kısaltılmamış iki sözcüklü biçimle cümleyi tamamlayın: I still haven't visited the museum, although I thought I ____ by now.
Cevabı göster
would have
So, I want to see if I can change that. Dilbilgisi
2:07Yani, bunu değiştirip değiştiremeyeceğimi görmek istiyorum.
see if I can: söz vermeden denemek
See if I can, bir şeyi yapıp yapamayacağını denemek veya kontrol etmek anlamına gelir. Buradaki see temel olarak gözle bakmak demek değildir; deneyerek öğrenmeyi anlatır. if ise sonucu belirsiz olan evet-hayır olasılığını başlatır. Kalıp see if + özne + can + fiilin yalın hâli şeklindedir. I want to see if I can change that cümlesinde konuşan kişi denemek niyetindedir, ancak değişikliğin gerçekleşeceğini iddia etmez veya garanti etmez.
Alıştırma
Bir yazıcıyı onarmayı denemeye isteklisiniz, ancak başarılı olup olmayacağınızdan emin değilsiniz. Hangi yanıt bu anlamı en iyi verir?
- I'll definitely fix the printer.
- I can see the printer if I try.
- I'll see if I can fix the printer.
Cevabı göster
I'll see if I can fix the printer.
Actually, this whole thing came to be when I realized that last year, Öbek fiiller
2:15Aslında, bütün bunlar geçen yıl fark etmemle başladı,
came to be: ortaya çıkmak veya var olmaya başlamak
Came to be, “var olmaya başladı” veya “oluştu” anlamına gelir. Burada, konuşan kişinin önceki yılla ilgili bir şeyi fark etmesi üzerine bütün fikrin ya da girişimin ortaya çıktığını anlatır. Özne + come to be yapısı çoğunlukla bir kökeni veya oluşan sonucu açıklar. Fiziksel olarak bir yere doğru hareket etmeye değil, bir şeyin nasıl var olduğuna odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “var olmaya başladı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The volunteer group ____ after the storm.
Cevabı göster
came to be
spent majority of my time: the ile kullanılan standart biçim
Spent majority of my time, konuşan kişinin zamanının çoğunu belirli bir şekilde kullandığı veya geçirdiği anlamına gelir; at my desk yeri belirtir. spend + bir zaman miktarı yapısından sonra at/in + yer, on + isim veya fiilin -ing biçimi kullanılabilir. Standart İngilizcede bu yapıda majority sözcüğü normalde the tanımlığını gerektirir: spent the majority of my time. Altyazıdaki the olmadan kullanılan biçim anlaşılır, ancak kendi konuşma veya yazınızda bunu taklit etmemek daha güvenlidir.
Alıştırma
Sınava hazırlanmanın zamanınızın çoğunu aldığını söyleyen en standart ve doğal cümleyi seçin.
- I spent the majority of my time to prepare for the exam.
- I spent the majority of my time preparing for the exam.
- I spent majority of my time preparing for the exam.
Cevabı göster
I spent the majority of my time preparing for the exam.
just everything on the back burner basically. Deyimler
2:24temel olarak her şeyi ikinci plana atmışım.
everything on the back burner: önceliği geçici olarak düşürmek
Everything on the back burner, konuşulan bütün etkinliklere şimdilik düşük öncelik verildiği anlamına gelir. Gerçek bir ocağa gönderme değil, bir deyimdir ve genellikle bu işlere daha sonra dönülebileceğini ima eder. Örnek, listelemelerde kullanılan kısaltılmış bir yapıdır; everything was on the back burner anlamı çıkarılır. Be on the back burner mevcut durumu, put something on the back burner ise bir şeyin önceliğini düşürme eylemini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi 'şimdilik daha düşük öncelikte' anlamındaki hedef deyimle tamamlayın: Because the safety repairs were urgent, we put the office makeover ____.
Cevabı göster
on the back burner
I kind of let work take over my life a bit. Notlar
2:27İşin hayatımı biraz ele geçirmesine izin verdim.
Konuşmada yumuşatma ifadesi olarak kind of
Burada kind of, yaklaşık olarak “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelen, konuşma dilinde kullanılan bir yumuşatma ifadesidir. İşin konuşanın hayatını ele geçirdiği yönündeki kabulü yumuşatır; böylece değerlendirme daha az kesin ve daha az güçlü duyulur. Kendisinden sonra gelen let work take over my life fiil öbeğini niteler. Daha sonra gelen a bit de ifadeyi biraz daha yumuşatarak cümleye temkinli bir öz değerlendirme havası verir.
Alıştırma
'I kind of avoided the question,' cümlesinde kind of ne yapar?
- Sorudan kaçınmanın dikkatlice planlandığını gösterir.
- Kabulü yumuşatır ve daha az kesin hâle getirir.
- Soruyu belirli bir tür olarak sınıflandırır.
Cevabı göster
Kabulü yumuşatır ve daha az kesin hâle getirir.
take over my life: bir şeyin hayatı ele geçirmesi
take over my life ifadesinde take over mecaz anlamda kullanılır: bir şey o kadar baskın hâle gelir ki hayatın diğer kısımlarını geri plana iter. Burada iş; zamanın, dikkatin ve enerjinin fazlasını alıyor, bir kuruluşun yönetimini gerçek anlamda devralmıyor. let work take over içindeki let + nesne + fiilin yalın hâli yapısı da konuşanın bu dengesizliğin oluşmasına izin verdiğini düşündüğünü gösterir.
Alıştırma
Sosyal medyanın hayatınızın her yönüne hâkim olmaya başladığını anlatmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Social media started to ____.
Cevabı göster
take over my life
Granted,:cümle başında kullanılan ödün ifadesi
Cümlenin başındaki Granted, “bu noktanın doğru olduğunu kabul ediyorum” anlamına gelir. Bir ödün bildiren bu ifade, konuşanın ana görüşü açıklayabilecek veya zayıflatabilecek bir gerçeği kabul etmesini sağlar. Granted, düşünceyi bitirmek yerine mesajı düzenler. Konuşan yılın çılgın geçtiğini kabul edip ardından genellikle but, still veya however kullanarak ana düşüncesini sürdürebilir.
Alıştırma
Granted, bu cümlede hangi işlevi görüyor? Granted, the route is longer, but it is safer.
- Konuşanın rota hakkındaki konuşmasını bitirdiğini gösterir.
- Rotanın daha uzun olduğunu kabul edip ardından bu rotayı seçmenin ana nedenini verir.
- Birinin rotayı resmî olarak onayladığını söyler.
Cevabı göster
Rotanın daha uzun olduğunu kabul edip ardından bu rotayı seçmenin ana nedenini verir.
Two years passed by and I realized that there's still a lot of things Öbek fiiller
2:32İki yıl geçti ve hâlâ çok şey olduğunu fark ettim
Zamanın geçmesini anlatan passed by
Bir zaman dilimi özne olduğunda passed by, “geçti” veya “sona erdi” anlamına gelir. Two years passed by ifadesinde konuşan kişi geçmişe bakarak iki yıllık dönemin bittiğini fark eder. Bu ifade, hayat devam ederken zamanın ilerlediğini ve bazen fark edilmeden geçip gittiğini de hissettirebilir. Yorumlamak için özneye bakın: burada Two years bir zaman dilimini belirtir; bir yerin yanından geçen insanları anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede passed by ne anlama geliyor? The summer passed by quickly.
- Yaz hızla geçti.
- Birisi yazı başka bir kişiye verdi.
- Yaz fiziksel bir yerin yanından geçti.
Cevabı göster
Yaz hızla geçti.
So lately, I've been trying to put more effort into that again. Kalıp ifadeler
2:44Bu yüzden son zamanlarda buna yeniden daha fazla çaba sarf etmeye çalışıyorum.
put more effort into that: bir şeye daha fazla çaba göstermek
Put more effort into that, that ile işaret edilen konuya daha fazla enerji, dikkat veya özen vermek demektir. Yapı put effort into + isim, zamir veya -ing biçimidir. More, önceki ya da beklenen çaba düzeyine göre bir artışı gösterir. Bu cümlede that daha önce sözü edilen bir şeye gönderme yapar; again ise konuşan kişinin ona yeniden yöneldiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için put, more effort ve into kullanın: I need to ____ my English practice this term.
Cevabı göster
put more effort into
figure it out: bir sorunu anlayıp çözmek
Bu cümlede figure it out, düşünerek, deneyerek veya konuşarak bir sorunu anlamak ve onunla başa çıkmanın yolunu bulmak anlamına gelir. Cevap henüz bilinmiyor, ancak konuşan kişi grubun bir cevaba ulaşabileceğinden emindir. Figure out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiri olduğunda it, figure ile out arasına gelir: figure it out denir, figure out it denmez.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişilerin bir sorun üzerinde düşünüp onu çözeceğini ifade eder?
- We'll point it out.
- We'll find out when it starts.
- We'll figure it out.
Cevabı göster
We'll figure it out.
My bad: küçük bir hatayı gündelik biçimde kabul etmek
My bad. bir şeyin sizin hatanız olduğunu veya hata yaptığınızı söylemenin çok gündelik bir yoludur. Genellikle yanlış bir saat söylemek veya birinin sözünü kesmek gibi küçük bir hata için sorumluluğu kısaca kabul eder. Sohbette tek başına tam bir yanıt olarak kullanılabilir. Hafif tonu hatayı reddetmez; hatanın gündelik ve kısa biçimde kabul edilmesini sağlar.
Alıştırma
Değerlendirme: Bir şirket müşteriye büyük bir mali kayıp yaşattıktan sonra yalnızca My bad. demek uygun bir resmî özür müdür?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
You know, one of these days I'm going to have to tell you 11 instead of 12. Notlar
3:11Biliyor musun, bugünlerde sana 12 yerine 11 demem gerekecek.
one of these days: gelecekte belirsiz bir zaman
One of these days, gelecekte kesin olarak belirtilmemiş bir zamanı ifade eder. Konuşma dilinde çoğu zaman “er ya da geç” anlamı taşır: konuşan kişi olayın gerçekleşmesini bekler veya gerçekleştirmeyi amaçlar, ancak bir tarih vermez. Burada I'm going to have to tell you... ifadesini belirsiz bir geleceğe yerleştirir ve değişikliği sonunda gerekli hâle gelecek bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “gelecekte kesin olarak belirtilmemiş bir zamanda” anlamındaki kalıpla tamamlayın: ____, I'll learn to play the drums.
Cevabı göster
One of these days
instead of 12: yerine konan seçeneği belirtmek
Instead of, yerine başka bir şey kullanılan veya seçilmeyen seçeneği tanıtır. 11 instead of 12 ifadesinde 11 seçilen yeni seçenek, 12 ise elenen seçenektir. Kalıp X instead of Y şeklindedir. Y bir isim, zamir veya -ing biçimi olabilir: tea instead of coffee; walking instead of driving.
Alıştırma
Asansörün elenen seçenek olduğunu hangi ifade doğru biçimde gösterir? We took the stairs ___ the elevator.
- instead
- however
- instead of
Cevabı göster
instead of
I've been stuck in this weird cycle: tekrarlanan bir düzende sıkışmak
Bu cümlede be stuck in a cycle, sürekli tekrarlanan bir düzenden çıkamamak anlamına gelir. Buradaki cycle soyuttur: aynı tür düşünce veya davranışlar tekrar tekrar yaşanır; bisiklet ya da fiziksel bir çember kastedilmez. I've been stuck, İngilizcedeki present perfect yapısındadır ve bu sıkışmışlık hâlinin daha önce başlayıp konuşanı hâlâ etkilediğini gösterir. Weird, konuşanın bu belirli düzeni alışılmadık veya rahatsız edici bulduğunu anlatır.
Alıştırma
I've been stuck in this weird cycle cümlesinde cycle ne anlama gelir?
- İçinden çıkılması zor, tekrarlanan bir düzen
- Birinin bindiği bisiklet
- Takvimdeki sabit bir dönem
Cevabı göster
İçinden çıkılması zor, tekrarlanan bir düzen
end up + -ing: nihai bir sonuca ulaşmak
End up, bir sürecin sonundaki sonucu anlatır ve bu sonuç çoğu zaman planlanan veya beklenen sonuç değildir. Burada düşünmek, planlamak ve tereddüt etmek, işin tamamlanmaması sonucuna yol açar. End up sonrasında -ing biçimindeki seeing gelir. Olumsuz don't even ifadesi sonucun tamamını etkiler: I don't even end up seeing it through, en sonunda işi tamamlamadığım anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: We meant to take a short walk, but we ____ getting caught in the rain.
Cevabı göster
ended up
seeing it through: başladığın işi tamamlamak
Seeing it through, see something through yapısının -ing biçimidir. Bir görevi, planı veya sorumluluğu, özellikle çaba ya da kararlılık gerektirdiğinde, tamamlanana kadar sürdürmek anlamına gelir. it zamiri, yapılmaya çalışılan şeyi gösterir ve see ile through arasına gelir. Bu olumsuz cümlede konuşmacı, o işi tamamlama noktasına ulaşamadığını söylüyor.
Alıştırma
Cümleyi see something through ifadesini it zamiriyle kullanarak tamamlayın: The plan is challenging, but we are determined to ____.
Cevabı göster
see it through
You go the first half of this decade with people telling you that you have so much time. Dilbilgisi
4:45Bu on yılın ilk yarısını insanların size çok zamanınız olduğunu söylemesiyle geçiriyorsunuz.
with people telling you: devam eden bir arka plan eklemek
With people telling you, with + isim öbeği + -ing biçimi kalıbını izler. People, with sözcüğünden sonra gelen isim öbeğidir ve telling eylemini yapan taraftır. People telling you, ana eylemle birlikte gerçekleşen bir durumu kısa biçimde anlatır. Burada ifade, diğer insanların tekrarladığı mesajı on yılın ilk yarısından geçmenin arka planı hâline getirir. Bu kalıp, başka bir tam ana cümle kurmadan eş zamanlı bir durum eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Eş zamanlı bir arka plan eklemek için with, her brother ve talk ifadelerini doğru biçimde kullanın: Lena tried to read ____ beside her.
Cevabı göster
with her brother talking
Then all of a sudden: ani bir dönüşü belirtmek
All of a sudden “birdenbire” anlamına gelir ve sıradaki olayı ani ve beklenmedik olarak sunar. Then bu değişikliği daha önce anlatılmakta olan olay sırasına bağlar. İfade bir sonraki olaydan önce kullanıldığında hikâyede veya durumda keskin bir dönüş olduğunu gösterir ve dinleyeni öncekinden farklı bir gelişmeye hazırlar.
Alıştırma
“Birdenbire” anlamındaki dört sözcüklük kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The sky was clear, and then ____, heavy rain started.
Cevabı göster
all of a sudden
have it all together: düzenli ve kontrol sahibi görünmek
To have it all together; düzenli, duygusal olarak dengeli ve hayatın önemli yönlerini yönetebilen biri gibi görünmek anlamına gelen bir deyimdir. it zamiri belirli bir şeyi değil, kişinin genel durumunu geniş anlamda ifade eder. you’re expected to... yapısındaki edilgen biçim dışarıdan gelen bir beklentiyi gösterir: Başka insanlar veya toplum, artık olgun ve kontrol sahibi olmanız gerektiğini varsayar. Bu yapı baskıyı aktarır; herhangi birinin gerçekten her şeyi kusursuz biçimde yönettiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
“Hayatın her yönünü güvenle yönetmek” anlamındaki deyimi tamamlayın: You do not need to ____ before asking for help.
Cevabı göster
have it all together
no one exactly tells you when to make that switch. Kalıp ifadeler
4:55kimse size bu değişimi tam olarak ne zaman yapacağınızı söylemiyor.
make that switch: belirli bir değişikliği gerçekleştirmek
Bu cümlede make that switch, “söz konusu belirli değişikliği gerçekleştirmek” anlamına gelir. Switch, bir durumdan, yöntemden veya seçenekten diğerine geçişi anlatan bir isimdir; make ise bir şeyi üretmek değil, değişikliği gerçekten yapmak veya tamamlamak anlamındadır. That, konuşanların zaten aklında olan bir değişikliğe gönderme yapar. Bu nedenle ifade, kişinin eski durumdan yeni duruma sonunda geçtiği ana odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi make the switch ifadesiyle tamamlayın: We have tested the new system, and we will ____ on Monday.
Cevabı göster
make the switch
We think not knowing what to do is the hard part. Dilbilgisi
5:04Ne yapacağımızı bilmemenin zor kısım olduğunu düşünüyoruz.
not knowing what to do: özne görevinde bir gerund grubu
Not knowing what to do bir gerund grubudur. Grubun tamamı, sıradaki eylemin ne olması gerektiğinden emin olmama durumunu adlandırır ve bu nedenle not knowing what to do is the hard part yan cümlesinin öznesi olarak görev yapar. Olumsuzluk bildiren not, knowing sözcüğünden önce gelir; what to do ise knowing sözcüğünün anlamını tamamlar. Grubun tamamı tekil bir fikir olarak ele alındığı için are değil, is kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi not + knowing + what to do kullanarak tamamlayın: ____ can make a new situation feel harder.
Cevabı göster
Not knowing what to do
But not being clear on our choices is what really holds us back. Notlar
5:08Ancak seçimlerimiz konusunda net olmamak bizi gerçekten geride tutan şeydir.
not being clear on our choices: seçeneklerimizi tam olarak anlamamak
Be clear on something, bir konuyu kişinin durduğu noktayı veya ilgili ayrıntıları bilecek kadar açık biçimde anlaması demektir. Burada not being clear on our choices, önümüzde hangi seçeneklerin bulunduğunu kesin biçimde anlamamamız anlamına gelir. Not being... ifadesinin tamamı, is fiilinin öznesi olan bir gerund phrase işlevi görür. Böylece konuşmacı, netlik eksikliğini soruna yol açan şey olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before we vote, we need to be ____ the options.
Cevabı göster
clear on
holds us back: ilerlememizi engeller
Hold someone back, bir kişinin ilerlemesini, harekete geçmesini veya gelişmesini engellemek demektir. Bu cümlede holds us back, birinin bizi fiziksel olarak geriye çekmesini değil, ilerlemeyi engelleyen soyut bir unsuru anlatır. Bu, ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır: hold + nesne + back. Nesne bir zamirse ortaya yerleştirilir; bu nedenle hold us back denir, hold back us denmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “ilerlememizi engellemek” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Fear of making mistakes can ____.
Cevabı göster
hold us back
Often, we think we need to know everything before we start,
5:14Çoğunlukla başlamadan önce her şeyi bilmemiz gerektiğini düşünürüz,
to feel prepared and to have all the plans laid out in front of us. Deyimler
5:18hazırlıklı hissetmek ve tüm planların gözümüzün önüne serilmiş olması için.
plans laid out in front of us: açık ve görünür biçimde düzenlenmiş planlar
Bu cümlede plans laid out in front of us, planların herkesin görebileceği bir yere serilmiş olduğu görüntüsünü oluşturur. Bu mecazi bir görüntüdür: Planlar açıkça düzenlenmiş, sunulmuş ve anlaşılması kolaydır; gerçekten kâğıda basılmış olmaları gerekmez. Laid out, plans sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. have all the plans laid out yapısında planları hazır ve açıkça düzenlenmiş bir durumda gösterir; in front of us ise bilgilerin hemen ulaşabileceğimiz yerde olduğu anlamını ekler.
Alıştırma
Bu cümlede have all the plans laid out in front of us ne anlama gelir?
- Planlar atılmıştır ve kullanılamaz.
- Planlar açıkça düzenlenmiştir ve görebileceğimiz biçimde hazırdır.
- Planlar ancak her şey bittikten sonra oluşturulacaktır.
Cevabı göster
Planlar açıkça düzenlenmiştir ve görebileceğimiz biçimde hazırdır.
through doing: through + -ing biçimiyle yöntemi gösterme
Through doing something, harekete geçerek veya bir şeyi yapma süreci aracılığıyla sonuç elde etmek anlamına gelir. Burada ifade, sonraki adımların nasıl netleştiğini gösterir: Onları ortaya çıkaran şey eylemdir. Bu kalıpta through bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: through practice, through doing, through testing. Dıştaki it is ... that yapısı, yöntem olarak through doing something ifadesine ayrıca vurgu yapar.
Alıştırma
Cümleyi through ve test sözcüğünün -ing biçimiyle tamamlayın: Nina found a solution ____ three versions.
Cevabı göster
through testing
You can never really be prepared for how fast time moves. Deyimler
5:43Zamanın ne kadar hızlı aktığına hiçbir zaman gerçekten hazırlıklı olamazsınız.
how fast time moves: zamanı hareket eden bir şey olarak anlatmak
how fast time moves ifadesinde zaman, ilerleyen bir şey gibi tasvir edilir. İfade, “zamanın ne kadar hızlı geçtiği” anlamına gelir; zamanın uzayda gerçek anlamda hareket ettiğini anlatmaz. how ile başlayan yan cümlecik, bu hızın şaşırtıcı derecesini ifade eder. prepared for ifadesinden sonra kişinin tam anlamıyla hazırlanamadığı şeyi belirtir ve time moves şeklindeki düz cümle dizilişini korur.
Alıştırma
Bu cümlede how fast time moves ne anlama geliyor?
- İnsanlar zaman içinde yüksek hızla yolculuk edebilir.
- Zaman şaşırtıcı derecede hızlı geçiyormuş gibi gelebilir.
- Bir saat uzaydaki konumunu çok hızlı değiştirebilir.
Cevabı göster
Zaman şaşırtıcı derecede hızlı geçiyormuş gibi gelebilir.
One day, you're 22 and the next you're 28. Anlatım akışı
5:47Bir gün 22 yaşındasınız ve ertesi gün 28 oluyorsunuz.
One day ... and the next ... ile ani bir zaman sıçraması yaratmak
One day ... and the next ... iki yaşam dönemini yan yana koyar ve aralarında olan her şeyi atlar. Bilgideki bu sıçrama değişimin ani hissedilmesini sağlar: önce 22 yaşındasındır, sonra sanki bir anda 28 olmuşsundur. Burada the next, hikâyedeki bir sonraki anı veya dönemi anlatır; altı yılın gerçekten bir günde geçtiğini iddia etmez. Bu kalıp, hatırlandığında takvimde göründüğünden çok daha hızlı yaşanmış gibi gelen herhangi bir değişimi anlatabilir.
Alıştırma
One day ... and the next ... zaman sıçraması kalıbını tamamlayın: ____, he was a nervous beginner; ____, he was leading the team.
Cevabı göster
One day · the next
And day-to-day, nothing seems too different. Kelime
5:50Ve günden güne, hiçbir şey çok farklı görünmüyor.
Day-to-day: değişime günlük düzeyden bakmak
Burada day-to-day bütün ifadeye bir bakış çerçevesi kazandırır. “Sıradan hayata her seferinde bir gün üzerinden baktığında” veya “günlük düzeyde” anlamına gelir; bu nedenle küçük değişiklikleri bu kısa vadeli bakış açısından fark etmek zordur. Yalnızca bir şeyin ne sıklıkta olduğunu belirtmez. Cümle başındaki bu çerçeve bir karşıtlık kurar: Tek tek günler benzer gelebilir, ancak daha uzun bir döneme bakmak genel olarak büyük bir değişimi ortaya çıkarabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki ifade yalnızca “her gün” değil, “sıradan günlük deneyim düzeyinde” anlamında kullanılmıştır?
- Every day, the work feels much the same.
- Everyday, the work feels much the same.
- Day-to-day, the work feels much the same.
Cevabı göster
Day-to-day, the work feels much the same.
You look back: geçmişi gözden geçirmek
Burada look back mecaz anlamdadır: Geçmişteki bir zamanı hatırlayıp değerlendirmek anlamına gelir. Back, fiziksel olarak arkandaki bir yönü değil, geçmişi gösterir. When yan cümlesi, sonradan edinilen bakış açısının konuşanın görüşünü değiştirdiği anı tanıtır. Hangi geçmişten söz edildiği belliyse look back tek başına kullanılır; belirli bir dönemi veya deneyimi adlandırmak için look back on + isim kullanılır. Örneğin look back on my first year denebilir.
Alıştırma
Cümleyi, look ile başlayan ve “geçmişi gözden geçirmek” anlamına gelen dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: When I ____, I understand why that choice mattered.
Cevabı göster
look back
I'm trying to make more time to do things that I've always wanted to do, Kalıp ifadeler
5:58Her zaman yapmak istediğim şeyleri yapmak için daha fazla zaman ayırmaya çalışıyorum,
make more time: bilinçli olarak daha fazla zaman ayırmak
Make more time, programı veya öncelikleri değiştirerek bilinçli biçimde ek zaman ayırmak demektir. Kelimesi kelimesine zaman yaratmak anlamına gelmez. make more time to do something yapısında to, bu zamanın ayrıldığı eylemi başlatır. More, konuşanın şu anda sahip olduğundan daha fazla zaman istediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “bilinçli olarak ek zaman ayırmak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: I need to ____ for exercise this month.
Cevabı göster
make more time
back then: geçmişteki bir döneme işaret etmek
Back then, konuşmadan hangi dönem olduğu zaten anlaşılan geçmiş bir zaman ya da dönem için kullanılır. Bir şeyin yalnızca daha önce olduğunu söylemek yerine, o geçmiş döneme geri işaret eder. Çoğu zaman bugünle örtük bir karşıtlık kurar. Burada zamanın olmamasını o önceki döneme yerleştirir ve durumun şimdi farklı olabileceğini açık bırakır.
Alıştırma
“I didn't have the time to back then,” cümlesinde back then ne anlama gelir?
- Şu anda
- Söz konusu olan geçmiş dönem sırasında
- Olaylar dizisindeki bir sonraki adımda
Cevabı göster
Söz konusu olan geçmiş dönem sırasında
all I wanted was enough time to watch all the movies and read all the books. Dilbilgisi
6:14tek istediğim tüm filmleri izlemek ve tüm kitapları okumak için yeterli zamandı.
all I wanted was enough time: temel isteği vurgulamak
All I wanted was enough time bir odaklama yapısıdır. Burada all, “tek şey” ya da “en önemli şey” anlamına gelir: all I wanted yan cümlesi özne görevindedir, was bu özneyi enough time ile bağlar ve vurgu enough time üzerine gelir. I wanted enough time ile karşılaştırıldığında bu yapı isteği daha güçlü biçimde vurgular ve o noktada konuşanın asıl kaygısının zaman olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi All + özne + wanted + was odak yapısıyla tamamlayın: ____ a few minutes alone.
Cevabı göster
All I wanted was
as I move through life: deneyimle birlikte kademeli değişim
But önceki düşünceyle bir karşıtlık kurar. as I move through life ifadesinde as, “... yaparken” ya da “zaman geçtikçe” anlamındadır; move through life ise mecazidir. Fiziksel olarak yolculuk etmek değil, yaşamaya ve deneyim kazanmaya devam etmek anlamına gelir. Bu giriş yan cümlesi, ardından gelen düşünceyi zaman içinde değişim çerçevesine yerleştirir. Öncelikler, inançlar veya anlayış deneyimle birlikte yavaş yavaş geliştiğinde kullanılabilir.
Alıştırma
“As I move through life, my priorities change.” cümlesindeki giriş yan cümlesi ne anlama gelir?
- Yaşamaya ve deneyim kazanmaya devam ederken
- Yalnızca hayatım sona erdikten sonra
- Farklı bir eve taşındığım için
Cevabı göster
Yaşamaya ve deneyim kazanmaya devam ederken
it doesn't mean you'll actually do it.
6:23bunu gerçekten yapacağınız anlamına gelmediğini fark ettim.
even if ... it doesn't mean: A olsa bile bu, B anlamına gelmez
Even if A, it doesn't mean B yapısı önce A'nın doğru ya da mümkün olduğunu kabul eder, ardından B'nin otomatik bir sonuç olduğu düşüncesini reddeder. Burada zamanın olması, kişinin harekete geçeceğini garanti etmez. do have ifadesindeki do olumlu ifadeyi vurgular: kişinin gerçekten zamanı vardır. Bu vurgu tavizi güçlendirir, ancak sonucu yine de kesin hâle getirmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef taviz yapısıyla tamamlayın: ____ we do have enough data, ____ the conclusion is correct.
Cevabı göster
Even if · it doesn't mean
If we don't intentionally decide on how we want to spend our time, Kalıp ifadeler
6:28Zamanımızı nasıl geçireceğimize bilinçli olarak karar vermezsek,
intentionally decide on: bilinçli olarak seçip kararlaştırmak
Intentionally, bir şeyi tesadüfen ya da varsayılan seçeneği izleyerek değil, bilinçli bir amaçla yapmak demektir. Decide on ise ne yapılacağını düşündükten sonra belirli bir seçenek, plan veya yaklaşımı seçip kararlaştırmak anlamına gelir. decide on how we want to spend our time ifadesinde how ile başlayan yan cümle, seçilen yaklaşımı belirtir. İfade, alışkanlıkların bizim yerimize karar vermesine izin vermek yerine seçimi etkin biçimde yapmayı vurgular.
Alıştırma
'Bilinçli olarak seçmek' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We should ____ a meeting time instead of accepting the default.
Cevabı göster
intentionally decide on
to spend our time: zamanı nasıl kullandığımızı anlatmak
spend our time ifadesindeki spend, “zamanı belirli bir etkinlik veya amaç için kullanmak” anlamına gelir. Daha geniş olan how we want to spend our time ifadesi, sahip olduğumuz zamanda ne yapacağımızı seçmeyi anlatır. Yaygın yapılar spend time on + isim ve spend time doing + etkinliktir. spend the afternoon reading örneğinde olduğu gibi belirli bir zaman dilimi doğrudan spend fiilinden sonra da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef eş dizimdeki fiille tamamlayın: I want to ____ more time practicing the piano.
Cevabı göster
spend
we'll always find something else to fill that time with. Kalıp ifadeler
6:32o zamanı dolduracak başka bir şey her zaman buluruz.
find something else to fill that time with: o zamanı dolduracak başka bir şey bulmak
Bu ifade, “o zaman dilimini dolduracak başka bir etkinlik bulmak” anlamına gelir. Zamanı, etkinliklerin doldurabileceği bir alan veya kap gibi gösteren bir benzetme kullanır. Temel yapı fill a period of time with an activity şeklindedir: fill that time with something else. something else to fill that time with ifadesinde something else önce geldiği için with doğal olarak mastar grubunun sonunda kalır.
Alıştırma
Cümleyi fill ... with yapısıyla tamamlayın: We found a game to ____ the rainy afternoon ____.
Cevabı göster
fill · with
just being dramatic: kişinin kendi tepkisiyle ilgili yargısını yumuşatması
Bu cümlede being dramatic, durumun gerektirdiğinden daha güçlü ya da duygusal tepki vermek anlamına gelir; bir tiyatro oyununda rol yapmak anlamına gelmez. be being + sıfat biçimindeki süreklilik yapısı, dramatic özelliğini kalıcı bir kişilik özelliği olarak değil, kişinin o andaki davranışı olarak sunar. Just, kişinin kendisine yönelik eleştirisini yumuşatır. Konuşan kişi, kendi tepkisinin abartılı olabileceğini biraz tereddütle dile getirir.
Alıştırma
Maybe I'm just being dramatic cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?
- Çevremde sıra dışı olaylar yaşanmaya devam ediyor olabilir.
- Bir tiyatro oyunundaki rolün provasını yapıyor olabilirim.
- Tepkim, durumun gerektirdiğinden daha güçlü veya duygusal olabilir.
Cevabı göster
Tepkim, durumun gerektirdiğinden daha güçlü veya duygusal olabilir.
built up bad habits: kötü alışkanlıkları zamanla edinmek
Built up, build up fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada zamanla geliştirmek veya biriktirmek anlamına gelir; bu nedenle built up bad habits, tekrarlanan davranışların alışkanlıkları bir anda değil, azar azar oluşturduğunu belirtir. I've built up, present perfect yapısındadır. Geçmişteki bu süreci konuşan kişinin bugünkü durumuna bağlar: kötü alışkanlıklar artık vardır ve kişinin yaptıklarını hâlâ etkiliyor olabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak ve aşamalı gelişimi göstermek için build up fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: Over the years, I've ____ several bad habits.
Cevabı göster
built up
Hafif bir konu değişikliğini gösteren By the way
By the way, mevcut konudan ek bir noktaya, hatırlatmaya veya ilgili bir soruya kısa bir geçiş yapıldığını gösteren bir söylem belirtecidir. Yeni bilginin daha az ani gelmesini sağlar. Sonraki noktayı bir ara söz gibi sunduğu için bunun önceki düşüncenin ana devamı olmadığını da dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
By the way konuşmada genellikle neyi gösterir?
- Bir yere nasıl gidileceğinin tarifi
- Önceki konuşmacıya güçlü bir itiraz
- Ek bir noktaya kısa bir geçiş
Cevabı göster
Ek bir noktaya kısa bir geçiş
I'm done waiting for that time to come. Kalıp ifadeler
6:40O zamanın gelmesini beklemekten vazgeçtim.
I'm done waiting for that: artık beklememeye karar vermek
I'm done waiting for that ifadesinde be done + -ing, konuşanın bir eylemi sürdürmemeye karar verdiğini belirtir. Bu, bir bekleme süresinin sona erdiğini tarafsız biçimde söylemekten daha güçlüdür. Bu kalıp çoğu zaman kesinlik, bıkkınlık veya sabrın tükenmesi anlamı katar. Waiting for that time to come, konuşanın reddettiği eylemi, yani gelecekteki bir anı pasif biçimde beklemeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak ve beklemeyi bırakma konusunda kesin bir karar göstermek için be done + -ing kullanın: I'm ____ the perfect moment; I'm starting today.
Cevabı göster
done waiting for
10 things on this list of 10 things to do within the next 4 months,
6:50Önümüzdeki 4 ay içinde yapılacak 10 şeyden oluşan bu listede 10 şey,
which is the end of the year and also when my birthday is.
6:55ki bu yılın sonu ve aynı zamanda doğum günümün olduğu zaman.
AKA: alternatif veya esprili bir ad eklemek
AKA, also known as ifadesinin kısaltmasıdır. Genellikle başka bir adı veya etiketi tanıtır. Burada “the end of my 20s” ifadesini az önce sözü edilen şey için yeni bir etiket olarak daha serbest biçimde sunar ve cümleye gündelik, hafif esprili bir “başka bir deyişle” etkisi verir. Yeniden kullanılabilecek yapı X, AKA Y şeklindedir. Y, X’e başka bir ad verir veya onu esprili biçimde tanımlar.
Alıştırma
Hangi cümlede AKA, esprili bir alternatif etiket eklemek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The meeting starts AKA three o'clock.
- Meet our team captain, AKA the person who never misses practice.
- We AKA finished the report yesterday.
Cevabı göster
Meet our team captain, AKA the person who never misses practice.
but I also just sort of came up with some right now Öbek fiiller
7:05ama aynı zamanda şu anda bazılarını buldum
came up with: bir fikir veya çözüm düşünmek
Came up with, come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada, fikirlerin o anda düşünüldüğü veya üretildiği anlamına gelir; some ise daha önce konuşulmakta olan fikirlere ya da örneklere gönderme yapar. Kullanılabilecek yapı come up with + an idea, plan, answer, name veya solution şeklindedir. Ortaya çıkarılan sonuç with sözcüğünden sonra gelir: She came up with a solution.
Alıştırma
Cümleyi come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After discussing the problem, we ____ a practical solution.
Cevabı göster
came up with
to me: kişisel bir bakış açısını belirtmek
Burada to me, “bana göre” veya “benim bakış açıma göre” anlamına gelir. Ardından gelen yargının nesnel bir gerçek değil, konuşanın kişisel değerlendirmesi olduğunu gösterir. Konuşan to me ifadesini ekleyerek iddiasını daha az kesin hâle getirir: başka kişiler aynı şeyi farklı değerlendirebilir.
Alıştırma
Konuşanın kişisel görüşünü belirtmek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____, this seems like the safest option.
Cevabı göster
To me
not super crazy: gündelik bir derece değerlendirmesi
Not super crazy, “aşırı derecede mantıksız, abartılı veya gerçek dışı değil” demenin gündelik bir yoludur. Bu cümlede crazy, söz konusu şeylerin ne kadar uç göründüğünü değerlendirir; kimsenin ruh sağlığından söz etmez. Super, “çok” veya “son derece” anlamına gelen gündelik bir pekiştiricidir. Not super... yalnızca yüksek bir dereceyi reddeder; dolayısıyla konuşan bunların tamamen sıradan veya kolay olduğunu söylemiş olmaz.
Alıştırma
Konuşan “The price is not super crazy” derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Fiyat aşırı derecede mantıksız değil.
- Fiyat birinin ruh sağlığını anlatıyor.
- Fiyat kesinlikle ucuz.
Cevabı göster
Fiyat aşırı derecede mantıksız değil.
enough to challenge me: yeterli dereceye ulaşmak
Enough to + fiilin yalın hâli, gerekli dereceye veya miktara ulaşıldığını ve böylece to ile kurulan mastarın belirttiği sonucun gerçekleşebileceğini anlatır. Bu cümlede are enough to challenge me, konuşanın çaba göstermesini sağlayacak kadar zorluk sundukları anlamına gelir. Be ile kullanıldığında yapı özne + be + enough + to + fiilin yalın hâlidir. Enough, difficult enough to challenge me örneğinde olduğu gibi bir sıfatın veya zarfın ardından da gelebilir.
Alıştırma
Yapbozun beni düşündürecek kadar zor olduğunu anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The puzzle is difficult ____ make me think.
Cevabı göster
enough to
given where I'm at right now in my life. Dilbilgisi
7:19hayatımda şu an bulunduğum noktayı göz önüne alırsak.
given where I'm at right now: mevcut durumu göz önünde bulundurmak
Given, bir şeyi göz önünde bulundurmak anlamına gelir ve bir yargının dayanağını sunar. Burada ardından where I'm at right now yan cümlesi gelir; böylece ifade, konuşanın mevcut koşullarını çevresindeki yargıyla ilgili bir etken olarak gösterir. Where I'm at konuşma diline özgü bir ifadedir ve çoğu zaman bir kişinin mevcut aşamasını, ilerlemesini, beceri düzeyini veya genel durumunu anlatır. Buradaki in my life sözleri anlamın mecazi olduğunu açıkça gösterir: fiziksel konumdan değil, yaşam koşullarından söz edilmektedir.
Alıştırma
Örnekte given where I'm at right now ne anlama geliyor?
- biri bana bir yer verdikten sonra
- birine konumumu söylediğim için
- mevcut durumumu göz önünde bulundurarak
Cevabı göster
mevcut durumumu göz önünde bulundurarak
for the last couple of years that I've never really got to, Kelime
7:25yapmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım şeyler,
never really got to: gerçek bir fırsat bulamamak
Bu parçada never really got to, “bunu yapmak için gerçekten hiç fırsat bulamadım” anlamına gelir. Get to + fiilin yalın hâli, çoğu zaman bir eylemi fırsat veya izin olarak sunar; bir yere fiziksel olarak ulaşmayı anlatmaz. to sonrasındaki eylem, bağlamdan anlaşılabildiği için söylenmemiştir. Never really, olumsuzluğu daha az kesin hâle getirir ve çoğu zaman “doğru düzgün veya anlamlı bir şekilde yapma fırsatı olmadı” demektir. Küçük bir deneme olmuş ama tam bir fırsat bulunamamışsa da kullanılabilir.
Alıştırma
“Maya planned to visit the museum, but she never really got to,” cümlesinin son kısmı ne anlama gelir?
- Müzeye planlanandan daha geç ulaştı.
- Onu ziyaret etmek zorundaydı.
- Onu ziyaret etmek için gerçekten hiç fırsat bulamadı.
Cevabı göster
Onu ziyaret etmek için gerçekten hiç fırsat bulamadı.
things that I've just wanted to incorporate more into my life. Kalıp ifadeler
7:28ya da sadece hayatıma daha fazla dahil etmek istediğim şeyler.
wanted to incorporate more into my life: hayatıma daha fazla katmak istemek
Yeniden kullanılabilen kalıp incorporate A into B şeklindedir ve “A’yı daha büyük bütün olan B’nin bir parçası yapmak” anlamına gelir. Burada things A, my life ise B’dir. things ismi ilgi cümlesinden önce geldiği için incorporate sonrasındaki nesne tekrarlanmaz, anlaşılır: things that I've wanted to incorporate ... into my life. Wanted to bir niyeti belirtir; değişikliğin tamamlandığını söylemez. More, daha yüksek bir dereceyi veya daha düzenli yapmayı ifade eder. Konuşan kişi bu şeylerin günlük yaşamında daha büyük bir yeri olmasını istiyor; onları yalnızca fiziksel olarak bir yere koymaktan söz etmiyor.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp incorporate A into B ile tamamlayın: We want to ____ short breaks ____ the workday.
Cevabı göster
incorporate · into
Whether or not ... is the question: temel belirsizliği belirtmek
Whether or not I can do this in 4 months, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir isim cümleciğidir. Yapabilme ve yapamama ihtimallerini tek bir mesele olarak sunar. is the question yüklemi, bu evet-hayır meselesinin asıl belirsizlik olduğunu gösterir. Cümle doğrudan soru değil, bir bildirme cümlesidir; bu nedenle yan cümlede can I değil, I can şeklindeki bildirme sırası korunur.
Alıştırma
Evet-hayır meselesini doğru biçimde özne olarak sunan cümle hangisidir?
- Whether or not can we meet the deadline is the question.
- Whether or not we can meet the deadline is the question.
- If or not we can meet the deadline is the question.
Cevabı göster
Whether or not we can meet the deadline is the question.
I Riza Santos hereby state that I will complete this list by the end of my 20s. Notlar
7:44Ben Riza Santos, 20'li yaşlarımın sonuna kadar bu listeyi tamamlayacağımı beyan ederim.
hereby state: resmî beyanda bulunmak
Hereby state ifadesinde hereby, ‘bu beyan veya eylem yoluyla’ anlamına gelir. Bu sözcükler birlikte, konuşanın o anda resmî bir beyanda bulunduğunu bildirir. Bu cümlede belge tarzı ifade, kişisel bir sözü resmî gösterir. Gerçek bir resmî beyanın dışında kullanıldığında bu karşıtlık bilerek dramatik veya mizahi bir etki yaratabilir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Arkadaşlar arasında "I hereby state that I will wash the dishes tonight" demek genellikle bilerek resmî duyulur ve mizahi olabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
by the end of my 20s ile son tarih belirtme
By the end of my 20s, bir yaş aralığının sonunu bitiş tarihi olarak belirler. My 20s, 20 ile 29 yaş arasındaki yılları ifade eder; dolayısıyla son nokta, konuşanın 30 yaşına girdiği zamandır. Buradaki by, “en geç o zamana kadar” anlamına gelir. Liste daha erken tamamlanabilir; ifade tamamlanacağı kesin anı değil, kabul edilebilir en geç zamanı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, raporun daha erken tamamlanabileceğini ancak en geç ayın sonunda bitmiş olması gerektiğini söyler?
- We will finish the report at the end of the month.
- We will finish the report after the end of the month.
- We will finish the report by the end of the month.
Cevabı göster
We will finish the report by the end of the month.
Signed, dated: kısaltılmış belge ifadesi
Signed ve dated burada belge tarzında kısaltılmış etiketler olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı biçimleridir. Tam hâli The statement is signed and is dated September 2025. olabilir: signed imzanın eklendiğini, dated ise belgenin bu tarihle işaretlendiğini belirtir. Özne ve yardımcı fiil atıldığı için satır, sıradan bir anlatımdan çok bir onay veya imza notu gibi duyulur. hereby state ifadesinden sonra gelen bu bilinçli biçimde resmî kapanış, kişisel sözü resmî bir belgeymiş gibi sunar.
Alıştırma
“Signed, dated September 2025.” satırında Signed, dated hangi işlevi görür?
- Yazarın romantik bir buluşmaya çıktığını gündelik biçimde söyler.
- Beyanın imzalandığını ve üzerine tarih yazıldığını bildiren kısaltılmış bir belge notudur.
- Beyanın modası geçmiş olduğunu anlatır.
Cevabı göster
Beyanın imzalandığını ve üzerine tarih yazıldığını bildiren kısaltılmış bir belge notudur.
That's wild. ile güçlü şaşkınlık belirten samimi tepki
That's wild. “Bu son derece şaşırtıcı, inanması güç veya beklediğimden çok farklı” anlamına gelen samimi bir tepkidir. Burada wild bir durumu ya da haberi değerlendirir; “vahşi doğada yaşayan” anlamına gelmez. Bu ifade kesin bir yargıdan çok tepkinin yoğunluğunu gösterdiği için etkileyici, saçma, şoke edici veya aşırı bir şeye karşı kullanılabilir. Konuşanın olumlu mu, olumsuz mu düşündüğünü ya da yalnızca şaşırdığını bağlam ve ses tonu gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I met my favorite actor on the bus this morning.” diyor. Günlük bir konuşmada güçlü şaşkınlığı en doğal biçimde hangi yanıt gösterir?
- That's wild.
- That's unclear.
- That's normal.
Cevabı göster
That's wild.
Now I'm right by the phone answering to your calls.
8:08Şimdi tam telefonun yanındayım senin çağrılarına cevap veriyorum.