Aklınızı Başınızdan Alacak Şaşırtıcı Gerçekler (Bölüm 2): İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bilim anlatımı biyoloji, olasılık, kimya ve beyin hakkındaki beklenmedik gerçekleri birbirine bağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “did you know that” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bu soruyu bir gerçek için giriş olarak kullanın, ancak that sonrasında düz cümle dizilimini koruyun; amaç gerçek bir evet-hayır yanıtı değil, dikkat çekmektir. 2. “will result in” — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: result in ardından ad öbeği getirerek beklenen sonucu anlatın; result from nedeni gösterir. 3. “Strange as it may be,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: öne alınmış sıfatlı bu ödünleme yapısını “garip görünse de” diye okuyun ve bir iddiadan önce şaşkınlığı kabul edin.
Bu derste
necessary to sustain human life?
0:06ve bunların insan yaşamını sürdürmek için gerekli olduğunu biliyor muydunuz?
Gerçek bilgisine giriş olarak did you know that
Did you know that, bir gerçeği dinleyiciye yöneltilen soru biçiminde sunar. Burada dikkat çekici bir giriş işlevi görür: Konuşmacı, that sonrasındaki bilginin yeni veya şaşırtıcı olmasını bekler; yalnızca evet ya da hayır cevabı istemez. that sonrasında soru dizilişi değil, most alcoholic beverages contain ... örneğindeki gibi düz cümle dizilişi kullanılır. Bu kalıp, dinleyiciyle doğrudan bağ kurarken bir gerçeği sunmanızı sağlar.
Alıştırma
Gerçek bilgisini sunan giriş kalıbını eksiksiz tamamlayın: ____ honey never spoils?
Cevabı göster
Did you know that
minerals necessary to sustain human life: kısa bir sonradan niteleyici
Necessary to sustain human life, isimden sonra gelmesine rağmen minerals sözcüğünü niteler. Minerallerin insan yaşamını sürdürmek için gerekli olan mineraller olduğunu belirtir. Kısa yapı isim + sıfat + to ile mastardır. Burada minerals necessary to sustain human life, minerals that are necessary to sustain human life biçiminde açılabilir. Mastar, minerallerin ne için gerekli olduğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi açılım minerals necessary to sustain human life ifadesinin anlamını korur?
- the minerals that are necessary to sustain human life
- the life that is necessary to sustain the minerals
- the minerals that human life considers necessary
Cevabı göster
the minerals that are necessary to sustain human life
at any given moment (herhangi bir anda)
At any given moment, “kontrol etmek için seçebileceğiniz herhangi bir anda” anlamına gelir. Bu cümlede %1 tahmininin yalnızca özel bir ana değil, zaman içindeki rastgele bir noktaya uygulanabildiğini belirtir. Buradaki given, “birine verilmiş” değil, “belirlenmiş veya seçilmiş” demektir. İfadenin tamamı, bir dönem boyunca genel olarak geçerli olan bir durumu, sayıyı veya oranı anlatmanın yaygın bir yoludur.
Alıştırma
“Kontrol etmek için seçebileceğiniz herhangi bir anda” anlamındaki yaygın zaman ifadesini tamamlayın: “At ____, at least one technician is monitoring the network.”
Cevabı göster
any given moment
Or how about the fact that ...? (Bir gerçek daha eklemek)
Or, bu cümleyi daha önceki şaşırtıcı gerçeklere bağlar ve listeye bir öğe daha eklendiğini gösterir. How about dinleyiciyi bu yeni öğeyi düşünmeye davet ederken, the fact that onu içeren tam yan cümleyi başlatır. Buradaki kalıp retoriktir; konuşmacı bir etkinlik önermemektedir. Or how about the fact that + yan cümle, bir listeyi canlı biçimde genişletmenin veya başka bir gerçek ekleyerek bir görüşü güçlendirmenin yoludur.
Alıştırma
“Or how about the fact that bees can recognize human faces?” cümlesinde başlangıçtaki kalıp ne yapar?
- Dinleyicinin düşünmesi için başka bir gerçek ekler.
- Gerçeğin belirsiz olduğunu belirtir.
- Arılarla ilgili bir etkinlik yapmayı önerir.
Cevabı göster
Dinleyicinin düşünmesi için başka bir gerçek ekler.
the equivalent of ile farklı birimleri karşılaştırma
“The equivalent of”, karşılaştırma amacıyla başka bir miktara, değere veya etkiye denk olan bir şeyi belirtir. Burada DNA bilgisi, tanıdık bir bilgisayar depolama birimiyle ifade edilir; dolayısıyla 37,5 megabayt DNA’nın gerçek bir fiziksel ölçümünü değil, karşılaştırılabilir bir bilgi miktarını gösterir. Yaygın kalıp the equivalent of + isim veya miktar biçimindedir. Equivalent, ilgili karşılaştırma yönünden eşit demektir; iki şeyin her bakımdan aynı olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi “aynı miktarda” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The reservoir holds ____ 800 Olympic-sized swimming pools of water.
Cevabı göster
the equivalent of
This means that: bir gerçeği sonucuna bağlamak
“This”, yalnızca en yakındaki isme değil, önceki cümledeki gerçeğin veya hesabın tamamına gönderme yapar. Ardından gelen “means that”, bu bilgiden çıkan yorumu ya da sonucu sunar. This means that + yan cümle kalıbı, açıklamayı önce dayanak, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Dinleyiciye bir sonraki ifadenin az önce söylenenlerden nasıl çıktığını gösterir.
Alıştırma
İlk cümlenin tamamına gönderme yapıp bunun pratik sonucunu sunan bağlayıcıyı seçin: The library closes at six. ____ we need to leave before then.
- For example
- Meanwhile
- This means that
Cevabı göster
This means that
equates to: eşdeğer bir sonucu belirtmek
Burada equates to, “eşittir” ya da “karşılaştırma veya dönüştürme sonucunda karşılık gelir” demektir. Hesaplanan sonucu sunar: miktar, 1500 terabayttan fazla veriyle karşılaştırılır; biyolojik sürecin kelimenin gerçek anlamıyla bir veri aktarımı olduğu söylenmez. Kalıp A equates to B şeklindedir. Bir sayı, etki veya miktarın eşdeğerini gösteren analitik ya da teknik açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî eşdeğerlik ifadesiyle tamamlayın: In this storage estimate, one petabyte ____ 1,000 terabytes.
Cevabı göster
equates to
Tell that to: şakacı bir karşı örnek sunmak
Tell that to X çoğu zaman bir bilgiyi gerçekten iletme talimatı değildir. “X, iddianın her durumda geçerli olmadığının kanıtıdır” anlamına gelen şakacı veya meydan okuyan bir yanıttır. Burada iki penisi olan hayvanların adını vermek, önceki genellemeye karşı komik bir örnek oluşturur. Aktarılabilir kalıp, önce bir iddiada bulunup ardından bu iddiayla çelişen kişi, grup veya şey için Tell that to + X demektir.
Alıştırma
Diyaloğu dersteki üç sözcüklük meydan okuma ifadesiyle tamamlayın: “Everyone can work without internet access.” “____ the team whose files are all online.”
Cevabı göster
Tell that to
Bir seçeneği veya örneği geliştirmek için Or better yet,
Or better yet, konuşanın önceki bir seçeneği daha çarpıcı, yararlı veya uygun bir seçenekle değiştirdiğini ya da öncekinin ardından böyle bir seçenek sunduğunu belirtir. Burada kanguru, daha önce sözü edilen hayvanlardan daha güçlü bir örnek olarak sunuluyor. Bu ifade bilgiyi aşamalı biçimde düzenler: ilk fikir + or better yet + geliştirilmiş fikir. Buradaki better, yeni seçeneğin bu bağlamdaki uygunluğunu veya etkisini anlatır; onun ahlaken ya da her bakımdan daha iyi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İkinci önerinin geliştirilmiş bir seçenek olduğunu en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir? “We could show a picture. _____, we could bring the model into the classroom.”
- On the other hand
- Or better yet
- Or rather
Cevabı göster
Or better yet
Karşıt bir yön sunmak için on the other hand
On the other hand, konuşanın karşıt bir yöne, duruma veya bakış açısına geçtiğini dinleyiciye bildirir. Bu cümlede, daha önce ele alınan hayvanlardan erkek ahtapotların farklı davranışına geçiş yapılır. İlk yön zaten açıksa açıkça on the one hand söylenmeden de kullanılabilir. Cümlenin içinde ara bağlantı ifadesi olarak kullanıldığında standart yazıda genellikle iki yanına virgül konur: The male octopus, on the other hand, often tears off his mating arm.
Alıştırma
İlk gerçeği reddetmek yerine ikinci gerçeği dengeleyici bir avantaj olarak sunan bağlaç hangisidir? “The apartment is small. _____, it is close to the station.”
- For example
- On the other hand
- On the contrary
Cevabı göster
On the other hand
tears off: bir şeyi zorlayarak koparmak
Tear something off yapısında tear, güçlü bir şekilde çekme veya yırtma hareketini; off ise bir şeyin daha büyük bir bütünden ya da ilk konumundan tamamen ayrılmasını anlatır. Buradaki tears off his mating arm, çiftleşme kolunu gövdesinden kopardığı anlamına gelir. Off, öbek fiilin bir parçasıdır; tek başına yer bildiren bir sözcük değildir. Bu öbek fiil ayrılabilir. İsim olan nesne bütün ifadenin ardından veya fiil ile parçacığın arasında gelebilir: tear off the label ya da tear the label off. Zamir ise ikisinin arasında olmalıdır: tear it off.
Alıştırma
“tear off” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, she ____ the old label before reusing the jar.
Cevabı göster
tore off
and then swims off somewhere to die. Öbek fiiller
0:40ve sonra gidip bir yerlerde ölmek üzere yüzerek uzaklaşır.
swims off: yüzerek uzaklaşmak
Swim off, bir yerden yüzerek ayrılmak demektir. Swim hareketin nasıl yapıldığını gösterirken off ayrılma anlamı katar; bu nedenle swims off, “bulunduğu yerden yüzerek uzaklaşır” demektir, “yüzmeyi bırakır” değil. Off sözcüğünün bu ayrılma anlamı walk off ve drive off gibi başka hareket fiillerinden sonra da görülür. Odak noktası ayrılmak olduğu için gidilecek yer çoğu zaman belirtilmez.
Alıştırma
“swim off” ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Whenever a diver approaches, the turtle ____.
Cevabı göster
swims off
Bağlama bağlı alaycılık olarak kullanılan How romantic.
How + sıfat, “çok...” veya “ne kadar ...” anlamını veren bir ünlem yapısıdır. How romantic. tek başına kullanıldığında bir şeyi romantik bulduğunu içtenlikle belirten bir övgü olabilir. Burada olumlu ifade karanlık bir sonucun ardından gelir: erkek ahtapot çiftleştikten sonra uzaklaşır ve ölür. Övgüyle olay arasındaki çatışma alaycı bir anlam ve kara mizah yaratır; konuşan kişi bu sonu gerçekten kutlamıyordur. Böyle olumlu bir ünlemi yorumlarken, sözcüklerin gerçek anlamındaki övgünün çevredeki olaylarla uyuşup uyuşmadığını kontrol edin.
Alıştırma
Hemen öncesinde anlatılan karanlık sonuç düşünüldüğünde How romantic. büyük olasılıkla ne anlatır?
- Sevgi dolu bir olaya duyulan içten hayranlık
- Karanlık bir sonuca romantik demekten doğan alaycı eğlence
- Ne olduğu konusunda kafa karışıklığı
Cevabı göster
Karanlık bir sonuca romantik demekten doğan alaycı eğlence
İstatistiksel temsilî birey anlamında the average person
the average person, genel anlamda kullanılan tekil bir isim öbeğidir. Belirli bir kişiyi göstermez; bir toplumun ortalamasını, sanki tipik bir kişi temsil ediyormuş gibi sunar. Burada insanların hayatları boyunca yürüdükleri ortalama mesafenin dünyayı üç kez dolaşmaya eşit olduğu anlatılır. Average, person sözcüğünü istatistiksel anlamda niteler; birini sıradan veya vasat olmakla eleştirmez. Bu tür ifadeler merkezi bir eğilimi anlatır ve her kişi için doğru olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi “istatistiksel olarak temsilî bir kişi” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In our survey, ____ spent 30 minutes commuting each morning.
Cevabı göster
the average person
if ... walked ... it would take: ikinci koşul cümlesi
Bu cümlede if the population of China walked hayalî bir durum kurar, it would take ise bu durumun varsayımsal sonucunu verir. Kalıp if + geçmiş zaman biçimi, would + fiilin yalın hâli şeklindedir ve genellikle ikinci koşul cümlesi olarak adlandırılır. Buradaki walked, olayı gerçek geçmiş zamana yerleştirmez. Gerçeklikten uzaklığı gösterir: Çin'in nüfusu gerçekten tek sıra hâlinde dinleyicinin önünden geçmemektedir. Bu kalıp düşünce deneyleri, tahminler ve varsayımsal öngörüler için kullanışlıdır.
Alıştırma
Standart if + geçmiş zaman biçimi, would + fiilin yalın hâli kalıbıyla ikinci koşul cümlesini tamamlayın: If every resident ____ the island at once, the evacuation ____ several days. (leave; take)
Cevabı göster
left · would take
considering the rate of reproduction: bir faktörü hesaba katmak
Considering the rate of reproduction, tahmin yapılırken üreme oranının hesaba katılması anlamına gelir. Considering, the rate of reproduction isim grubunun önünde bir edat gibi işlev görür; it öznesinin gerçekleştirdiği ayrı bir eylem değildir. Cümlenin sonunda yer alan bu ifade, yaklaşık 30 yıllık tahmine onu sınırlandıran bir faktör ekler. Bu yapı, bir yargı, plan veya sayıya dâhil edilen bir varsayımı ya da kanıtı belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi considering ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: The schedule still looks realistic, ____. (the recent delays)
Cevabı göster
considering the recent delays
will have grown: gelecekteki bir zamana kadar tamamlanmış sonuç
Will have grown, future perfect yapısıdır: will + have + geçmiş zaman ortacı (grown). Gelecekteki bir referans noktasına bakar ve o zamana kadar tamamlanmış olacak bir sonucu anlatır. Burada after only two weeks gelecekteki referans noktasıdır. İfade yalnızca daha sonra gerçekleşecek büyümeyi değil, o anda birikmiş olan sonucu, yani 1000 bakteriyi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi grow fiilinin future perfect biçimiyle tamamlayın: By Friday, the seedlings ____ five centimeters.
Cevabı göster
will have grown
is the second best-selling product of all time Dilbilgisi
1:05tüm zamanların en çok satan ikinci ürünü olduğunu biliyor muydunuz?
is the second best-selling product of all time: kesin bir tarihsel satış sırası
The second best-selling, bir ürünü satış sıralamasında ikinci sıraya yerleştirir. Second sırayı belirler; best-selling ise sıralamanın neyi ölçtüğünü, yani satışları gösterir. Of all time kapsamı, söz konusu olan kayıtlı tarihin tamamına genişletir. Bu cümlede after the Rubik's Cube, iPhone’un üstünde yer alan ürünün Rubik Küpü olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi second ve best-selling kullanan ifadeyle tamamlayın: The game ranks number two in total sales. It is the ____ game of all time.
Cevabı göster
second best-selling
quintillion ... thousand dizisini tek bir büyük tam sayı olarak okumak
İngilizcede bu dizinin tamamı tek bir tam sayı olarak okunur ve kısa ölçekteki birimler büyükten küçüğe sıralanır: quintillion (10^18), quadrillion (10^15), trillion (10^12), billion (10^9), million (10^6) ve thousand (10^3). Her ölçek sözcüğünün hemen önündeki sayı, karşılık gelen üç basamaklı değer grubunu doldurur. Rakamla yazıldığında sayı 43,252,003,274,489,856,000 olur. 3 trillion içindeki 3, 10^12 grubunda bulunduğu için bu blok 003 olarak yazılır; ifade thousand ile bittiği için son birler bloğu 000'dır. Grupları toplamayın veya bunları ayrı miktarlar olarak yorumlamayın.
Alıştırma
Vurgulanan sözlü sayıya hangi yazılı sayı karşılık gelir?
- 43,252,003,274,489,856,000
- 43,252,003,274,489,856
- 43,252,300,274,489,856,000
Cevabı göster
43,252,003,274,489,856,000
Güçlü bir benzetme başlatmak için Much like
Cümle başındaki Much like + isim öbeği, ana ifadeden önce güçlü bir benzetme sunar. Dinleyiciye, sırada gelen düşünceyi anlamak için tanıdık bir karşılaştırma nesnesini çerçeve olarak kullanmasını söyler. Burada much, like sözcüğünü güçlendirir; amaçlanan anlam çok benzer bir biçimde demektir, hoşlanmak anlamındaki like fiili değildir. Bu öbek açıklamayı düzenler, ancak belirli benzerliğin ne olduğunu tek başına söylemez.
Alıştırma
Benzetmeyi, derste geçen ve çok benzer bir biçimde anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: ____ a map, the dashboard shows where the project is heading.
Cevabı göster
Much like
Kısaltılmış edilgen zaman yan tümcesi olarak when shuffled
“When shuffled”, edilgen zaman yan tümcesinin kısaltılmış biçimidir. “When it is shuffled” anlamına gelir: kart destesi karıştırma eylemine maruz kalır. Which sözcüğünün gönderme yaptığı isim zaten açık olduğu için anlaşılan özne ile be fiili atılır. “when + geçmiş zaman ortacı” kalıbı ana cümleye zaman veya koşul bilgisi verir; shuffled ana fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi “when it is heated” anlamındaki kısaltılmış edilgen zaman yan tümcesiyle tamamlayın: The metal, ____, expands.
Cevabı göster
when heated
Will result in: bir nedeni öngörülen sonucuna bağlamak
“Will result in”, bir etkiyi bir nedenin öngörülen sonucu olarak sunar. Bu cümlede kartların karıştırılmasının bir dizilim oluşturması beklenir ve sonuç in sözcüğünden sonra gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp “neden + result in + sonuç” biçimindedir. Will geleceğe yönelik bir tahmin ekler. Result in sonrasında result in damage veya result in losing time örneklerindeki gibi bir isim öbeği ya da -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi nottaki neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: Too many failed login attempts may ____ a locked account.
Cevabı göster
result in
has never existed ever before: daha önce hiç var olmamış
Has never existed, has + past participle biçimindeki present perfect yapısını kullanır. Geçmişten şu ana kadar böyle bir düzenin hiç var olmadığını ve bu yokluğun şu anda konuşulan sonuçla ilgili olduğunu anlatır. Ever before, never ifadesini konuşma dilinde pekiştirir ve “daha önceki herhangi bir zamanda” anlamını verir. Bunlar çift olumsuzluk oluşturmaz; birlikte sonucun güçlü biçimde emsalsiz olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz vurgulu present perfect ifadesiyle tamamlayın: The lab has just created a new crystal. According to all earlier records, this exact structure ____.
Cevabı göster
has never existed ever before
How can this be?: açıklamaya geçiş sorusu
How can this be? bilgileri birbirine bağlayan retorik bir sorudur. This, önceki cümledeki şaşırtıcı iddiaya gönderme yaparken how, bu iddiayı doğru kılabilecek açıklama veya mekanizmayı sorar. Konuşmacı kimseyi yalan söylemekle suçlamaz. Soru merak uyandırır, anlatıma kısa bir ara verir ve sırada kanıt ya da açıklama olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir sunucu az önce şaşırtıcı bir sonuç verdi ve şimdi bunun nedenini açıklayacak. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?
- Can this be repeated?
- How can this be?
- Who can this be?
- Where can this be?
Cevabı göster
How can this be?
calculation shows that: kanıtı sonuca bağlamak
Bu cümlede calculation kanıttır. shows, bir şeyi insanların görebileceği şekilde sergilemek değil, “göstermek” veya “sonucu desteklemek” anlamına gelir. that ile başlayan yan cümle, hesaplamadan çıkan sonucu verir. Kanıtı bir sonuca açıkça bağlamak için calculation/data/analysis + shows that + cümle yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hesaplamayı doğru biçimde kanıt yapan ve sonucu that yan cümlesinde veren cümle hangisidir?
- The latest calculation shows the battery that it can run for eight hours.
- The latest calculation shows that the battery can run for eight hours.
- The latest calculation is shown that the battery can run for eight hours.
Cevabı göster
The latest calculation shows that the battery can run for eight hours.
is required for combustion: be required for + isim
is required for combustion ifadesinde is required for, “... için gereklidir” anlamına gelir. Özne olan oxygen, gerekli şeyi; for combustion ise buna ihtiyaç duyan süreci belirtir. Bir şeyin amaç, süreç veya koşul için gerekli olduğunu söylemek amacıyla be required for + isim veya isim grubu yapısını kullanın.
Alıştırma
Bir süreci adlandıran isimden önce be required for yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Water is required for plant growth.
- Water is required to plant growth.
- Water is required for grow plants.
Cevabı göster
Water is required for plant growth.
puts fire out: anlamı ve ayrılabilen söz dizimi
Bu cümlede puts fire out, “yangını söndürür” anlamına gelir. Özne water olduğu için put, üçüncü tekil şahıs biçimi olan puts olur. Put out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse hem put the fire out hem de put out the fire kullanılabilir. Nesne bir zamirse put it out denmeli ve nesne put ile out arasına yerleştirilmelidir.
Alıştırma
Cümleyi put out ile tamamlayın ve isim türündeki nesneyi fiil ile parçacığın arasına yerleştirin: This safety system ____ small fires ____ automatically.
Cevabı göster
puts · out
bread was used to remove pencil marks, Dilbilgisi
1:45kurşun kalem izlerini silmek için ekmek kullanılırdı;
Before the eraser was invented: Before + basit geçmiş zaman edilgen yapı
Before the eraser was invented yan cümlesi geçmişte bir zaman sınırı belirler. Ana cümledeki uygulamanın, yani kurşun kalem izlerini ekmekle silmenin, silginin icadından daha önce gerçekleştiğini anlatır. Burada Before bir koşulu değil, gerçek bir zaman sıralamasını ifade eder. Was invented, basit geçmiş zamanın edilgen biçimidir: was + invented. The eraser eylemden etkilenen ögedir; icadı yapan kişi önemli değildir ve belirtilmez. Bu yapı, bir icat veya değişiklikten önce insanların ne yaptığını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Tarihî anlatım cümlesini invent fiilinin basit geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the washing machine ____, people washed clothes by hand.
Cevabı göster
was invented
was used to remove: be used to do ile edilgen amaç
was used to remove ifadesinde was used edilgendir: bread kullanma eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan ögedir. to remove mastarı, ekmeğin hangi amaçla kullanıldığını belirtir. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp be used to + fiilin yalın hâlidir. be, zamana ve özneye göre is used to clean, was used to remove biçiminde değişir. Burada bir şeyi yapmak amacıyla kullanılmak anlamına gelir; geçmiş alışkanlık veya bir şeye alışkın olma anlamı taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi use ile kurulan edilgen amaç kalıbıyla tamamlayın: A soft cloth ____ clean the screen.
Cevabı göster
is used to
while: eş zamanlılık değil karşıtlık
Burada while bir zaman dilimini değil, karşıtlığı belirtir. Ekmekle ilgili önceki bilgiyle fıstık ezmesi hakkındaki farklı ama aynı ölçüde şaşırtıcı bilgiyi birbirine bağlar. Açıklayıcı metinlerde karşıtlık bildiren while, bir bilgiyi diğerinin karşısına koyarak iki cümleciği düzenler. Çoğu zaman whereas anlamına yakın düşünülebilir; okuyucu olayların aynı anda gerçekleştiğini hayal etmek yerine bilgileri karşılaştırmalıdır.
Alıştırma
Örnek cümlede while hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Silgilerin icat edildiği zamanı belirtir.
- Fıstık ezmesiyle ilgili bilgiyi önceki bilgiyle karşılaştırır.
- Her iki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Fıstık ezmesiyle ilgili bilgiyi önceki bilgiyle karşılaştırır.
under extremely high pressure: son derece yüksek basınç altında
Under extremely high pressure, bir şeyin çok büyük miktarda fiziksel basınca maruz kaldığı anlamına gelir. Under, fıstık ezmesine etki eden koşulu belirtir; extremely ise high sözcüğünün derecesini güçlendirir. Burada pressure gerçek ve bilimsel anlamdadır. Aynı under pressure kalıbı başka bağlamlarda stres yaşayan bir kişiyi anlatabilir, ancak bu cümledeki anlam bu değildir.
Alıştırma
Standart under pressure kalıbını tek sözcükle tamamlayın: In the lab, the sample was ____ extremely high pressure.
Cevabı göster
under
be turned into: yeni bir şeye dönüştürülmek
Be turned into, farklı bir şeye veya duruma dönüştürülmek anlamına gelir. Can be turned into yapısında özne değişime maruz kalır, bu yüzden yapı edilgendir: can + be + turned into + sonuç. Bu yapıda into, bir yerin içine doğru hareketi değil, değişimin sonucunu gösterir. Etken Pressure can turn the material into diamonds cümlesini edilgen The material can be turned into diamonds cümlesiyle karşılaştırın.
Alıştırma
Cümleyi turn into yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: With the right machine, fresh fruit can ____ smooth juice.
Cevabı göster
be turned into
That's one useful sandwich: vurgu yapan one
Bu cümlede one yalnızca 1 sayısını belirtmez. one + sıfat + tekil isim yapısında bir değerlendirmeyi güçlendirebilir: That's one useful sandwich yaklaşık olarak “Bu gerçekten son derece kullanışlı bir sandviç” demektir. Buradaki güçlü övgü kasıtlı olarak abartılıdır. Tuhaf bir sandviçi son derece kullanışlıymış gibi sunmak komik tonu yaratır; konuşmacı sandviçi eğlenmiş bir hayranlıkla özetler.
Alıştırma
“That's one useful sandwich.” şeklindeki şakacı yorumda one sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Sandviçin bir sıradaki ilk sandviç olduğu anlamına gelir.
- Konuşmacının sandviç hakkındaki güçlü ve eğlenmiş değerlendirmesini vurgular.
- Yalnızca tam olarak bir sandviç olduğunu bildirir ve hiçbir tutum katmaz.
Cevabı göster
Konuşmacının sandviç hakkındaki güçlü ve eğlenmiş değerlendirmesini vurgular.
And if you feel like a warm cup of coffee with that, Kalıp ifadeler
1:53Yanında sıcak bir fincan kahve de isterseniz,
if you feel like + isim veya fiil-ing
Burada if you feel like, “istersen” veya “canın çekerse” anlamına gelir. Sıcak bir fincan kahve içmeyi isteğe bağlı bir seçenek olarak sunar; “kendini bir şeye benzer hissedersen” anlamına gelmez. İstenen bir şey için feel like + isim, yapılmak istenen bir etkinlik için feel like + fiil-ing kullanılır: feel like coffee; feel like going out. Bu ifadeyi if yan cümlesine koymak, öneriyi koşullu ve baskısız hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki gündelik ifadeyle tamamlayın: It's been a long week, and I ____ staying home tonight.
Cevabı göster
feel like
“try yelling”: bir yöntemi denemek için try + -ing kullanımı
“try yelling” ifadesinde try fiilinden sonra yelling ulaç biçimi gelir. try + -ing kalıbı, bir eylemi olası bir yöntem olarak deneyip ne olacağını görmek anlamına gelir. Burada yelling, ses enerjisi üretmek için önerilen yöntemdir. Sekiz yıllık süre, öneriyi ciddi olmaktan çıkarıp saçma hâle getirir ve mizah da buradan doğar. Aynı yapı, günlük tavsiyelerde olası bir çözüm önerilirken de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir tablet dondu. Hangi cümle, ekrana dokunmayı olası bir çözüm olarak denemeyi doğal biçimde önerir?
- Try to tap the screen twice.
- Try tapping the screen twice.
Cevabı göster
Try tapping the screen twice.
which should produce enough sound energy Dilbilgisi
1:58bu kadar bağırmak, yeterli ses enerjisini üretip
“enough sound energy to heat your coffee up”: enough + isim + to'lu mastar
“enough sound energy to heat your coffee up” ifadesinde enough, sound energy isim öbeğinin önüne gelir ve miktarın yeterli olduğunu gösterir. to'lu mastar, bu miktarın mümkün kıldığı sonucu, yani kahveyi ısıtmayı belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp enough + isim + to + fiil şeklindedir; enough time to finish ve enough money to buy it buna örnektir. Buradaki to heat yalnızca amaç bildirmez; yeterli miktarı ulaşılabilir bir sonuca bağlar.
Alıştırma
Cümleyi enough + isim öbeğiyle tamamlayın: We have ____ to catch the last train.
Cevabı göster
enough time
heat your coffee up: ayrılabilen heat up öbek fiili
Burada heat your coffee up, kahvenizi daha sıcak hâle getirmek demektir. Heat up; yiyeceklerin, içeceklerin, odaların veya nesnelerin sıcaklığını artırmak için kullanılan yaygın bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda bu ayrılabilen öbek fiil hem heat your coffee up hem de heat up your coffee biçimine izin verir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri fiil ile parçacık arasına koyun: heat it up denir, heat up it denmez.
Alıştırma
heat up kullanarak yönergeyi tamamlayın ve nesne zamirini doğru konuma yerleştirin: The soup is cold, so please ____.
Cevabı göster
heat it up
Strange as it may be: sıfatın başa alındığı ödünleme yapısı
Strange as it may be, although it may be strange anlamına gelen ödünleme bildiren bir yan tümcedir. Strange sıfatını başa almak, ödünlemeyi kısa ve biraz resmî bir biçimde ifade eder; burada as, although anlamındadır, because ya da “aynı şekilde” anlamında değildir. Konuşmacı önce bir fikrin şaşırtıcı göründüğünü kabul eder, ardından gelen iddianın yine de doğru olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp sıfat + as + özne + may be biçimindedir ve ardından ana iddia gelir.
Alıştırma
although it may be strange ifadesini sıfatın başa alındığı ödünleme biçimine çevirerek cümleyi tamamlayın: ____, the plan could work.
Cevabı göster
Strange as it may be
Son maddeye geçiş ifadesi olarak And finally,
“And finally,” sıralı bir olgu veya madde listesinin son unsurunu tanıtan bir söylem belirtecidir. Burada finally konuşmayı düzenler ve konuşmacının bitirmek üzere olduğunu bildirir. Bu ifade mutlaka bir şeyin uzun bir bekleyişten sonra gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu konumda “bu son noktadır” anlamına gelen yapısal bir işaret olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi geçiş ifadesi, konuşmacının bir listedeki son maddeyi tanıttığını en açık biçimde gösterir?
- And finally,
- Eventually,
- At last,
Cevabı göster
And finally,
a physicist studying atoms: kısaltılmış ilgi tümcesi
a physicist studying atoms ifadesinde studying atoms, physicist sözcüğünden sonra gelen bir -ing ortaç yan tümcesidir. Hangi fizikçiden söz edildiğini belirtir ve a physicist who is studying atoms ile eşdeğerdir. Studying eyleminin örtük öznesi physicist, nesnesi ise atoms sözcüğüdür. İsim öbeğinin tamamı is fiilinin öznesidir; studying ayrı bir ana fiil değildir.
Alıştırma
“the woman who is standing by the window” ifadesini kısaltarak cümleyi tamamlayın: The woman ____ by the window is our teacher.
Cevabı göster
standing
aslında kendilerini anlamaya çalışan atomlardan ibarettir
is really just atoms trying to understand themselves yan cümlesi, kişiyi oluşturan maddeye odaklanarak fizikçiyi yeniden çerçeveler. is sözcüğünden sonra gelen really just, kasıtlı olarak basitleştirilmiş bir özdeşlik kurar: fizikçi atoms olarak sunulur, trying to understand themselves ise bu atomların ne yaptığını açıklar; themselves çoğul atoms ismine gönderme yapar. Bu, katı bir bilimsel tanım değil, sözbilimsel bir sıkıştırmadır. Bilinen gerçekleri beklenmedik bir sonuç hâlinde düzenler: Madde, maddeyi incelemektedir. Böylece paradoksal ve felsefi bir mizah oluşur.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle, cümlede ne yapıyor?
- Bir fizikçiyle bir atom grubunun bilimsel olarak her bakımdan tamamen aynı olduğunu kelimesi kelimesine iddia eder.
- Fizikçiyi kendisini inceleyen madde olarak yeniden çerçeveleyip sıkıştırılmış ve paradoksal bir fikir oluşturur.
- Atomların fizikçiyi anlamaya çalıştığını söyler.
Cevabı göster
Fizikçiyi kendisini inceleyen madde olarak yeniden çerçeveleyip sıkıştırılmış ve paradoksal bir fikir oluşturur.
Yanıtlanmasını istediğin çok önemli bir sorun var mı?
Bu sorunun başındaki Got ...?, Have you got ...? veya Do you have ...? diye sormanın gündelik ve eksiltili bir yoludur. Anlaşılan ancak söylenmeyen özne you olduğundan bu, got içeren geçmiş zamanlı bir bildirme cümlesi değil, bir sorudur. Burada sahip olunan şey a burning question you want answered, yani acil hissettiren veya özellikle merak uyandıran ve birinin yanıtlamasını istediğiniz bir sorudur. Kısa başlangıç, izleyicileri katılmaya davet eden canlı bir ton oluşturur.
Alıştırma
Burada öğretilen kısa biçimle gündelik izleyici davetini tamamlayın: ____ an idea you want to share?
Cevabı göster
Got
a burning question: cevabı çok merak edilen bir soru
Bu cümlede a burning question, konuşanın cevabını öğrenmeyi çok istediği bir soru anlamına gelir. Burning burada mecazdır; gerçek bir ateşi değil, yoğun merakı veya önemi anlatır. Bu ifade genellikle kişinin zihnini çok meşgul eden bir soruyu anlatır. Burada izleyicileri en çok açıklanmasını istedikleri soruyu göndermeye davet eder.
Alıştırma
Bu cümlede a burning question ne anlama gelir?
- Birinin cevaplanmasını çok istediği bir soru
- Yanan bir şeyle ilgili bir soru
- Daha önce cevaplanmış bir soru
Cevabı göster
Birinin cevaplanmasını çok istediği bir soru
question you want answered: want + nesne + geçmiş zaman sıfat-fiili
question you want answered ifadesinde you want answered, question sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi a question that you want someone to answer şeklindedir. Answered ile question arasında edilgen bir ilişki vardır: question eyleme maruz kalır ve cevaplanmış duruma gelsin istenir. Aktarılabilir yapı want + nesne + geçmiş zaman sıfat-fiilidir; bu yapı, eylemi kimin yaptığını çoğu zaman belirtmeden nesne için istenen sonucu ifade eder.
Alıştırma
want, the report ve finish sözcüklerini kullanarak cümleyi want + nesne + geçmiş zaman sıfat-fiili yapısıyla tamamlayın: We ____ by Friday.
Cevabı göster
want the report finished