DUDAKLARINA Tekboynuzlu At OSURUKLARI MI ?? -- LÜT #23: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
622 kelime 153 kel/dk

Video Tanıtımı: Bu esprili liste telefon aksesuarlarını, geek giysilerini, şekerleri, takıları, bulmacaları, kağıt maketleri ve teknolojik saatleri tanıtıp süreli indirimle bitiyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. by rich, I mean geeky. - Söylem, Hikaye Anlatımı ve Retorik: by X, I mean Y ile önceki etiketi değiştirin, anlamı netleştirin ve komik düzeltme yapın. 2. soup it up - Phrasal Verbler: soup up ile bir şeyi daha güçlü yapmayı anlayın, kupa oyununu yakalayın ve zamiri fiil ile parçacık arasına koyun. 3. get $10 off. - Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: İlk fiyattan on dolar düştüğünü anlayın, sabit indirimi yüzdelik indirimden ayırın ve kampanyayı anlatın.

Bu derste

A telephoto lens with a tripod for your iPhone and soap shaped like a piece of poop. Kalıp ifadeler

0:00

iPhone'unuz için tripodlu bir telefoto lens ve kaka parçası şeklinde bir sabun.

Kalıp ifadeler

Shaped like: bir nesnenin biçimini anlatmak

Bu cümlede shaped like, “ana hatları başka bir şeye benzeyecek biçimde yapılmış veya şekillendirilmiş” anlamına gelir. Sabun bir kaka parçası biçimindedir; ifade malzemesi, kokusu veya tadı hakkında hiçbir şey söylemez. Yaygın yapı be + shaped like + isim şeklindedir: The island is shaped like a crescent. Bir ismin ardından kısaltılmış bir betimleme olarak da gelebilir: a pillow shaped like a cloud.

Alıştırma

Cümleyi “... biçiminde olmak” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The lake is ____ a heart.

Cevabı göster

shaped like

It's episode 23 of LÜT.

0:05

LÜT'ün 23. bölümü.

Wake up in your warm Nintendo knee-high socks

0:11

Sıcak Nintendo diz boyu çoraplarınızla uyanın

and put on your fancy superhero bow tie Öbek fiiller

0:13

ve şık süper kahraman papyonunuzu takın,

Öbek fiiller

Put on: giyinme veya takma eylemi

Bu cümlede put on, “bir giysiyi veya aksesuarı giyilmeye ya da takılmaya başlanacak şekilde vücuda yerleştirmek” anlamına gelir. Nesne your fancy superhero bow tie olduğu için papyonu boynun çevresine yerleştirip bağlayarak takmak demektir. Burada put on bir eylemi ve durum değişikliğini anlatır. Papyonu bir yüzeyin üzerine koymak, gösteri sunmak veya rol yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Giysi adı it zamiriyle değiştirildiğinde put on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Wear it on before you go outside.
  2. Put it on before you go outside.
  3. Put on it before you go outside.
Cevabı göster

Put it on before you go outside.

along with these sunglasses from Spencer's

0:16

Spencer's'tan bu güneş gözlüklerini de takın;

with a neat hanging mustache.

0:20

üzerlerinde havalı, sarkık bir bıyık var.

Then climb a rock wall installed so that when you fall Dilbilgisi

0:22

Ardından, düştüğünüzde

you just take a dive. Deyimler

0:25

doğrudan suya dalacağınız şekilde kurulmuş bir tırmanma duvarına çıkın.

Dilbilgisi

so that when: içinde zaman yan cümlesi bulunan bir sonuç

so that when yapısında so that, duvarın kurulumuyla ortaya çıkması amaçlanan sonucu başlatır: düşme gerçekleştiğinde kişi aşağı doğru dalar. when ile başlayan yan cümle bu sonucun içinde yer alır ve sonucun gerçekleştiği zaman durumunu belirtir. Bu yüzden üç sözcük tek bir kalıplaşmış bağlaç değildir ve when, so that ile aynı düzeyde ikinci bir amaç başlatmaz. Katmanları “[X olduğunda Y olsun]diye düzenlenmiş” biçiminde okuyun.

Alıştırma

Önce amaçlanan bir sonucu, ardından tekrarlanan bir zaman durumunu başlatan üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: Put the lunch boxes by the door ____ we leave for school, we remember to take them.

Cevabı göster

so that when

Deyimler

take a dive: bu bağlamda ani bir düşüş

Burada take a dive, “düşmek veya aşağı doğru dalmak” anlamına gelir. Konuşan kişi tırmanma duvarından düşmekten söz ettiği için dive, planlı bir yüzme etkinliğini değil, dramatik ve şakacı bir görüntüyü anlatır. Bu ifadenin anlamını bağlam belirler. Spor veya bahis bağlamında take a dive, yarışmanın sonucunu dürüst olmayan biçimde etkilemek için kasıtlı olarak düşmek ya da yenilmek anlamına da gelebilir. Bu anlam, söz konusu cümleye uymaz.

Alıştırma

“The skateboard hit a crack, and Maya took a dive onto the grass,” cümlesinde took a dive ne anlama gelir?

  1. Aniden düştü.
  2. Tüplü dalışa gitti.
  3. Bir spor karşılaşmasını bilerek kaybetti.
Cevabı göster

Aniden düştü.

And this fire pit it's shaped like the world.

0:27

Bu ateş çukuru da Dünya şeklinde.

Squirrel mask.

0:31

Sincap maskesi.

Now what's this?

0:33

Peki bu da ne?

Oh, nice.

0:34

Aa, güzelmiş.

A Spock bathrobe.

0:35

Bir Spock bornozu.

They've also got Captain Kirk,

0:36

Captain Kirk versiyonu da var,

but minimal superheroes now come on t-shirts. Kelime

0:38

ama artık minimalist süper kahramanlar tişörtlerde karşımıza çıkıyor.

Kelime

come on t-shirts: bir ürünün taşıdığı tasarım

Bu cümlede come on t-shirts, minimalist süper kahraman tasarımlarının tişörtlere basılmış görseller olarak sunulduğu veya satışa çıkarıldığı anlamına gelir. Come hareket bildirmez; on ise tasarımı taşıyan ürünü belirtir. Bu kalıp, bir tasarım, logo veya görsel belirli bir ürün türünün üzerinde sunulduğunda kullanılabilir. Bir tasarımın gömlek, kupa, poster veya başka bir ürün üzerinde come on ettiği söylenebilir.

Alıştırma

Cümleyi come fiilinin doğru biçimiyle ve tasarımı taşıyan ürünü belirten edatla tamamlayın: The same mountain logo ____ mugs, caps, and tote bags.

Cevabı göster

comes on

Of course, this t-shirt makes you look rich. Dilbilgisi

0:41

Elbette bu tişört sizi zengin gösteriyor.

Dilbilgisi

makes you look rich: make + nesne + look + sıfat

Make + kişi + look + sıfat yapısı, bir şeyin kişi hakkında belirli bir dış görünüş izlenimi oluşturduğunu anlatır. Burada tişört, onu giyen kişiyi zengin gösterir; kişiye gerçekten para vermez. Make fiilinden sonra nesne ve look fiilinin yalın hâli kullanılır; looks veya to look kullanılmaz. Look sonrasındaki sıfat, oluşan izlenimi belirtir: make you look rich veya make her look confident.

Alıştırma

Cümleyi make ve look fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The stage lighting ____ the actors ____ mysterious.

Cevabı göster

makes · look

Except by rich, I mean geeky. Anlatım akışı

0:44

Ama “zengin” derken aslında “inek gibi” demek istiyorum.

Anlatım akışı

“By X, I mean Y”: önceki etiketi değiştirmek

“By X, I mean Y” açıklama ve düzeltme yapmak için kullanılan bir kalıptır. X daha önce kullanılan sözcüğü veya etiketi belirtir; Y ise konuşanın dinleyicinin artık kullanmasını istediği anlamı verir. Burada rich hemen geeky ile değiştirilerek zenginlik betimlemesi yerine bilinçli bir ters köşe oluşturulur. Bu kalıpta by, “X sözcüğünü kullandığımda” veya “X ile kastettiğim şey” anlamına gelir. Yöntem, yer veya eylemi yapan kişiyi belirtmez. Kalıp, dinleyicinin önceki bilgiyi nasıl yorumladığını güncellemesine yardımcı olur.

Alıştırma

Açıklamayı tam olarak “by X, I mean Y” kalıbıyla tamamlayın: ____ soon, I ____ within ten minutes.

Cevabı göster

By · mean

I was kidding. Ton ve niyet

0:47

Şaka yapıyordum.

Ton ve niyet

“I was kidding.”: önceki sözün şaka olduğunu belirtmek

“I was kidding.” konuşanın önceki sözünü ciddi söylemediğini dinleyiciye bildirir. Takılma veya şaka tonundan samimi iletişime dönüşü gösterir ve bir yanlış anlaşılmayı düzeltebilir. Geçmişte devam eden zaman yapısındaki was kidding, kısa süre önce sürmekte olan şaka yapma eylemine dönüp bakar. Burada normalde çocukluktan kalma eski bir alışkanlığı anlatmaz.

Alıştırma

Arkadaşınız takılmak için söylediğiniz sözü ciddiye aldığı için üzgün görünüyor. Önceki sözün şaka olduğunu açıkça belirtmek için ne söylemelisiniz?

  1. I meant every word.
  2. I was kidding.
  3. I didn't hear you.
Cevabı göster

I was kidding.

Here's a nice mug to get for your friend.

0:48

Arkadaşınıza alabileceğiniz hoş bir kupa.

Again, I was kidding.

0:50

Yine şaka yapıyordum.

Keep the table safe with giant Scrabble coasters Dilbilgisi

0:52

Dev Scrabble bardak altlıklarıyla masanızı koruyun

Dilbilgisi

Keep + nesne + sıfat: Keep the table safe

Keep + nesne + sıfat, nesnenin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Burada the table nesnedir; safe ise onun devam eden durumunu, yani hasardan korunmuş olmasını anlatan sıfattır. Safe, eylemin nasıl yapıldığını açıklayan bir zarf değil, nesne tamamlayıcısıdır. with giant Scrabble coasters ifadesi, masayı güvende tutmak için kullanılan aracı belirtir.

Alıştırma

Parolanın hesabı korunmuş durumda tuttuğunu anlatan keep + nesne + sıfat ifadesiyle cümleyi tamamlayın: A strong password helps ____ from unauthorized access.

Cevabı göster

keep your account safe

and keep your lips moist with unicorn farts.

0:55

ve tek boynuzlu at osuruklarıyla dudaklarınızı nemli tutun.

Lip balm flavored like cotton candy and spearmint.

0:58

Pamuk şeker ve yeşil nane aromalı dudak kremi.

These aren't for sale, but check out normal stuffed animals Notlar

1:02

Bunlar satılık değil ama sıradan pelüş oyuncakların

Kalıp ifadeler

Aren't for sale: satın alınamaz

Be for sale, satın alınabilir olmak anlamına gelir. These aren't for sale cümlesinde These öznedir, aren't are not ifadesinin kısaltmasıdır ve for sale tamamlayıcıdır. Bu nedenle sergilenen eşyalar satın alınamaz. Bu ifade, bir şeyin satın alınmaya uygun olup olmadığını anlatır. Sergilenen, özel mülkiyette bulunan veya başka bir şekilde gösterilmesine rağmen alıcılara sunulmayan nesneler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, sandalyenin satın alınamayacağını belirten ifadeyle tamamlayın: The chair is only for display; it isn't ____.

Cevabı göster

for sale

Öbek fiiller

check out + bir şey: bakmaya yönelik gündelik bir davet

Bu cümlede check out, “göz atmak” veya “daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. Dikkati satılık olmayan eşyalardan normal pelüş oyuncaklara yöneltir. Kalıp check out + bir şey şeklindedir. Birinden bir ürüne, yere, videoya veya fikre bakmasını istemenin samimi ve gündelik bir yoludur.

Alıştırma

“Check out this funny picture!” cümlesinde check out sizden en doğal olarak ne yapmanızı ister?

  1. Resme bakmak.
  2. Otelden ayrılmak.
  3. Resmin ücretini hemen ödemek.
Cevabı göster

Resme bakmak.

bought secondhand, inverted, and then made into cute inside-out cuddly animals. Öbek fiiller

1:05

ikinci el alınıp ters çevrildikten sonra sevimli, içi dışına çıkmış sarılmalık oyuncaklara dönüşmüş hâllerine bakın.

Öbek fiiller

be made into + sonuç: bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek

Made into, make A into B yapısının edilgen biçimidir. Bir şeyin değiştirilerek başka bir şeye dönüşmesi anlamına gelir. Bu cümlede değiştirilen şey pelüş oyuncaklardır; sevimli, yumuşak ve içi dışına çıkmış hayvan oyuncakları ise sonuçtur. Değişikliği kimin yaptığından çok değişikliğin kendisi önemli olduğunda A is/was made into B kullanın. into ifadesinden sonraki kelimeler yeni sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi was sonrasında kullanılan make ... into yapısının iki kelimelik biçimiyle tamamlayın: The empty bottle was ____ a bird feeder.

Cevabı göster

made into

You also can't buy this pancake quilt with bacon accessory because it's sold out. Öbek fiiller

1:11

Bacon aksesuarlı bu pankek yorganını da alamazsınız çünkü tükenmiş.

Öbek fiiller

sold out: tükenmiş

Sold out, bir ürünün mevcut bütün birimlerinin ya da bütün bilet veya koltukların satın alındığını ve şu anda hiçbirinin kalmadığını belirtir. Burada it's sold out, pankek yorganının neden satın alınamadığını açıklar. Bu ifade genellikle be fiilinin bir biçiminden sonra gelir. Yeni stok gelirse değişebilecek olan mevcut bulunabilirlik durumunu bildirir.

Alıştırma

Hiç bilet kalmadığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The concert is ____, so we cannot buy seats.

Cevabı göster

sold out

So, keep the bacon sweet with VAT19's bacon pops,

1:16

O hâlde VAT19'un bacon poplarıyla bacon'ı tatlı tutun,

hard candy infused with bacon bits. Kalıp ifadeler

1:19

bacon parçaları katılmış sert şekerler.

Kalıp ifadeler

infused with: içine işlenmiş

Infused with, hazırlık sırasında bir tat, aroma veya malzemenin ana ürünün bir parçası olacak biçimde eklenmesi anlamına gelir. Burada bacon parçacıkları sert şekere bacon tadı vermek için kullanılır. Bu ifade yalnızca iki şeyin birlikte bulunduğunu değil, eklenen öğenin ürünün tamamındaki etkisini vurgular.

Alıştırma

Hazırlık sırasında bir tadın ürüne işlendiğini vurgulayan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The olive oil is ____ fresh rosemary.

Cevabı göster

infused with

Or be sweeter with a candy necklace flavored like bacon.

1:22

Ya da bacon aromalı şeker kolyesiyle daha da tatlı olun.

Back to pancakes, Anlatım akışı

1:27

Pankeklere dönersek,

Anlatım akışı

Back to + konu

Bu cümlede “Back to pancakes”, kısa bir konu dışına çıkışı bitirip yeniden pankek konusuna dönüyor. “Back” burada bir yere geri gitmeyi değil, konuşmanın akışında önceki konuya dönmeyi anlatır. “Back to + konu” kalıbı, kısa bir geçiş ifadesi olarak tek başına kullanılabilir. Dinleyiciye sıradaki bilginin daha önce konuşulan bir konuyla bağlantılı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşmayı daha önce belirtilen bir konuya doğal biçimde döndürür?

  1. Back from the class trip, we still need to choose a date.
  2. Back to the class trip, we still need to choose a date.
  3. Back at the class trip, we still need to choose a date.
Cevabı göster

Back to the class trip, we still need to choose a date.

Williams-Sonoma offers molds to make Star Wars shaped pancakes.

1:28

Williams-Sonoma, Star Wars biçimli pankekler yapmak için kalıplar sunuyor.

And if you have $50 and an out of this world taste, Deyimler

1:33

50 dolarınız ve dünya dışı bir zevkiniz varsa,

pick up some exquisite gourmet chocolates shaped like the planets. Öbek fiiller

1:36

gezegen şeklindeki nefis gurme çikolatalardan alın.

Deyimler

out of this world: olağanüstü

Bu cümlede “out of this world”, son derece iyi veya etkileyici anlamına gelen bir deyimdir. Alıcının zevkini olağanüstü olarak över ve çikolataları özel gösterir. Çikolatalar gezegen şeklinde olduğu için “world” sözcüğü uzayla ilgili gerçek anlamı da çağrıştırır. Böylece uzay temalı bir söz oyunu oluşur; alıcının zevkinin gerçekten Dünya'nın dışından geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“The chef's chocolate cake is out of this world,” cümlesinde “out of this world” ne anlama gelir?

  1. Uzayda yapılmıştır.
  2. Son derece iyidir.
  3. Yalnızca garip ve yabancıdır.
Cevabı göster

Son derece iyidir.

Öbek fiiller

Gündelik bir satın alma için pick up

Bu alışveriş bağlamında pick up, genellikle bir alışveriş gezisinin parçası olarak bir şeyi satın almak anlamına gelir. some exquisite gourmet chocolates nesnesi bir üründür; bu nedenle burada bir şeyi fiziksel olarak kaldırma değil, satın alma anlamı vardır. Tarafsız buy fiiliyle karşılaştırıldığında pick up, kişi zaten ürünlere bakıyor veya alışveriş yapıyorken ürünü kolayca ekleyebilecekmiş gibi öneriyi daha gündelik ve zahmetsiz gösterir. Pick up başka anlamlara da geldiği için bu anlamı nesneye ve duruma bakarak belirlemek gerekir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve bir ayak işi sırasında bir şey satın almak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: I'll ____ some milk on the way home.

Cevabı göster

pick up

Or go darker with these anatomically accurate skulls made of chocolate. Anlatım akışı

1:41

Ya da anatomik açıdan bire bir bu çikolata kafataslarıyla daha karanlık bir tarafa geçin.

Anlatım akışı

Stil ve tema değişikliği olarak go darker

Burada go darker, bir seçenekten daha karanlık niteliğe sahip başka bir seçeneğe geçerek öneriyi düzenler. go + karşılaştırma sıfatı yapısı, go bigger, go simpler veya go darker örneklerinde olduğu gibi bir ölçek üzerinde bilinçli bir yön değişikliğini anlatır. Darker iki düzeyde işler. Daha koyu bir rengi anlatabilir, ancak gerçekçi kafatasları temayı daha kasvetli, ürkütücü ve ölümle bağlantılı da gösterir. Bu ifade, dark sözcüğünün görsel ve duygusal anlamları arasında küçük bir söz oyunu oluşturur.

Alıştırma

'Or go darker with these anatomically accurate skulls made of chocolate,' cümlesinde go darker ne işe yarar?

  1. Çikolatanın yanana kadar daha uzun pişirilmesi gerektiğini söyler.
  2. Öneriyi hem daha karanlık bir görünüme hem de ölümle daha bağlantılı bir temaya yöneltir.
  3. Kafataslarının fiziksel olarak ışıktan daha uzakta olduğunu söyler.
Cevabı göster

Öneriyi hem daha karanlık bir görünüme hem de ölümle daha bağlantılı bir temaya yöneltir.

Here's a fluffy nuclear mushroom cloud

1:48

İşte yumuşacık bir nükleer mantar bulutu;

that's actually a lamp. Anlatım akışı

1:50

aslında bu bir lamba.

Anlatım akışı

Karşıtlıkla açıklama yapan“that's actually”

“a fluffy nuclear mushroom cloud that's actually a lamp” ifadesinde ilgi cümleciği, pofuduk nesneyi önce yarattığı izlenime göre tanımlar; ardından actually bu izlenimi düzeltir: nesnenin gerçek kimliği bir bulut değil, lambadır. “a/an + görünüşe dayalı tanım + that's actually + gerçek kimlik” kalıbı, küçük bir açıklama anı yaratmak için temel bilgiyi geciktirir. Dinleyen kişi actually sonrasındaki sözleri, ilk izlenimin yerini alan bir bilgi güncellemesi olarak anlamalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede “that's actually” nasıl bir bilgi yapısı oluşturur?

  1. Nesne hakkında ilgisiz ikinci bir bilgi ekler.
  2. Nesnenin ilk görünür kimliğinin yerine gerçek kimliğini koyar.
  3. Lambanın daha sonra bir mantar bulutuna dönüştüğünü söyler.
Cevabı göster

Nesnenin ilk görünür kimliğinin yerine gerçek kimliğini koyar.

Shapeways.com also offers a necklace sporting a loop

1:51

Shapeways.com ayrıca halkalı bir kolye sunuyor;

made of a single curled piece of metal

1:55

bu halka, kıvrılmış tek parça metalden yapılmış

that locks in a ball

1:57

ve bir küreyi içine kilitliyor.

or your very own strandbeest, Kalıp ifadeler

1:58

Ya da kendinize ait bir strandbeest,

Kalıp ifadeler

Özel kişisel sahiplik için“your very own”

“your very own strandbeest” ifadesinde own, strandbeest'in kişisel olarak dinleyene ait olduğunu belirtir; very ise own sözcüğünü güçlendirir. Burada very, “very large” ifadesindeki gibi bir derece anlamı vermez; özel ve kişisel sahiplik fikrini pekiştirir. Yeniden kullanılabilen kalıp “iyelik belirleyicisi + very own + isim” biçimindedir: “my very own room”, “her very own desk” veya “their very own garden”. Bu kalıp, bir eşyayı edinmeyi çoğu zaman özel veya heyecan verici gösterir.

Alıştırma

Cümleyi kişisel sahipliği güçlü biçimde vurgulayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After sharing with his sister for years, Leo finally has his ____ telescope.

Cevabı göster

very own

A sculpture that when pushed or pulled Dilbilgisi

2:02

itildiğinde veya çekildiğinde

automatically appears to walk.

2:04

kendiliğinden yürüyormuş gibi görünen bir heykel.

Dilbilgisi

kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi olarak when pushed or pulled

Bu cümlede when pushed or pulled, “itildiğinde veya çekildiğinde” demektir; tam biçimi when it is pushed or pulled olur. Heykel bu eylemlere maruz kalır; iten veya çeken taraf değildir. Bu, when + past participle yapısındaki kısaltılmış bir edilgen zaman yan cümlesidir. Açıklama ve yönergelerde özne ile be fiili açıksa, koşulu kısaltmak için bunlar sıkça atılır.

Alıştırma

“when it is pushed or pulled” ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: The toy moves forward ____.

Cevabı göster

when pushed or pulled

Oh, and this battle mug has scope rails so you can soup it up with all your equipment. Öbek fiiller

2:07

Bir de bu savaş kupasında nişangâh rayları var; böylece tüm ekipmanınızı takıp onu iyice donatabilirsiniz.

Öbek fiiller

gündelik ve ayrılabilen bir öbek fiil olarak soup it up

soup it up ifadesindeki soup up, bir şeyi daha güçlü, gösterişli veya daha donanımlı hâle getirecek şekilde değiştirmek demektir. Ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle it zamiri soup ile up arasına gelmelidir. Buradaki it kupayı gösterir. Genellikle araçlar ve makinelerle ilişkilendirilen bir ifadenin kupa için kullanılması eğlenceli bir etki yaratır. Ayrıca kupaya çorba konabildiği için soup kelimesi küçük bir sözcük oyunu oluşturur.

Alıştırma

it zamirini kullanarak soup up ifadesini doğru sırayla tamamlayın: The old bike is slow, so let's ____.

Cevabı göster

soup it up

ThisIsWhyImBroke pointed me toward a Zelda sword USB drive and rage face masks.

2:13

ThisIsWhyImBroke bana Zelda kılıcı şeklinde bir USB bellek ve rage face maskeleri önerdi.

Pop Chart Lab does it again with this amazing graph poster

2:19

Pop Chart Lab, bu muhteşem grafik posterle yine harikalar yaratıyor;

of rap names organized by common themes.

2:23

rapçi isimleri ortak temalara göre düzenlenmiş.

Now, I've seen negatively engraved rings before, Kelime

2:26

Daha önce negatif oyma yüzükler görmüştüm

but this one from The Cheeky is great.

2:28

ama The Cheeky'nin bu yüzüğü harika.

Kelime

negatively engraved ifadesinin teknik anlamı

Bu cümlede negatively, oymanın nasıl oluşturulduğunu teknik olarak açıklar: desen negatif, ters veya içe oyuk bir biçimde kesilir ya da düzenlenir. Yüzüğün kötü veya özensiz yapılmış olduğu yönünde bir değerlendirme değildir. Negatif bir desen, üretmesi amaçlanan pozitif iz ile ilişkisi içinde anlaşılır. Daha genel olarak negative; baskı, görüntüleme, kalıplama, damgalama veya oyma işlemlerinde bir tasarım ile ortaya çıkan görüntü arasındaki teknik ilişkiyi adlandırabilir.

Alıştırma

Örnekte negatively engraved ne anlama geliyor?

  1. Kötü işçilikle yapılmış
  2. Ters veya negatif bir biçimde yapılmış
  3. Karamsar bir mesajla süslenmiş
Cevabı göster

Ters veya negatif bir biçimde yapılmış

All day it pushes against your skin,

2:31

Gün boyu cildinize baskı yapıyor,

so when you try and be sneaky and remove it, Dilbilgisi

2:33

böylece onu gizlice çıkarmaya çalıştığınızda

your finger carries the mark, "I'm married."

2:35

parmağınızda “Evliyim” izi kalıyor.

Dilbilgisi

Gayriresmî bir try to yapısı olarak try and be sneaky

try and + fiilin yalın hâli, özellikle konuşmada yaygın olan gayriresmî bir yapıdır ve try to + fiil ile aynı temel anlama gelir. Burada try and be, denemeyi ve gizlice davranmayı iki ayrı eylem olarak sunmaz; gizlice davranmaya çalışmak anlamına gelir. be sneaky, başkalarının ne yaptığınızı fark etmemesi için gizli veya aldatıcı biçimde davranmak demektir. Yeniden kullanılabilen yapı try and + fiilin yalın hâlidir; örneğin try and call veya try and remember.

Alıştırma

İngilizce cümleyi gayriresmî try and yapısıyla tamamlayın: We do not want to wake the baby, so ____ close the door quietly.

Cevabı göster

try and

TotusMel creates jewelry with lace.

2:39

TotusMel dantelden takılar yapıyor.

One of my favorites is the mask, Dilbilgisi

2:42

Favorilerimden biri maske,

Dilbilgisi

One of my favorites ile tekil fiil

One of my favorites, “özellikle sevdiğim şeyler grubundan bir tanesi” anlamına gelir. Favorites grubu adlandırdığı için çoğuldur; ancak fiilin biçimini belirleyen sözcük tekil olan one’dır. Fiil one ile uyum sağladığından tekil biçim kullanılır: One of my favorites is ... denir, ... are ... denmez. Aktarılabilir kalıp one of + çoğul isim öbeği + tekil fiildir.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: One of my favorite parks ____ beside the river.

Cevabı göster

is

but don't forget the ankle corsets.

2:44

ama ayak bileği korselerini de unutmayın.

Drink some liquid from a can

2:47

Bir kutudan biraz içecek için;

that's actually a porcelain mug,

2:49

aslında o, porselen bir kupa.

and then solve puzzles from V-CUBE.

2:51

Ardından V-CUBE bulmacalarını çözün.

Not six-sided, six-colored ones, Dilbilgisi

2:54

Altı yüzlü, altı renkli olanlardan değil,

but two-colored cubes that let you have checkerboard shape,

2:56

dama tahtası deseni yapmanızı sağlayan iki renkli küplerden

Dilbilgisi

Bir beklentiyi düzeltmek için Not X, but Y

not X, but Y kalıbı önce X’i reddeder, ardından onun yerine Y’yi koyar. Dinleyici X’i bekleyebilirken konuşan kişi dikkati Y’ye yöneltmek istediğinde kullanışlıdır. Burada X six-sided, six-colored ones, Y ise two-colored cubes bölümüdür. Ones, cubes sözcüğünün yerine geçer; bu nedenle iki taraf da aynı tür şeyi adlandırır ve açıkça karşılaştırılabilir. Bu paralel biçim, düzeltmenin kolay izlenmesini sağlar.

Alıştırma

Toplantının perşembe olduğu iddiasını düzelterek cuma olduğunu söyleyen cümle hangisidir?

  1. The meeting is not only on Thursday, but also on Friday.
  2. The meeting is not on Thursday, but on Friday.
  3. The meeting is on Thursday or Friday.
Cevabı göster

The meeting is not on Thursday, but on Friday.

or my favorite, flags.

2:59

ya da benim favorim olan bayraklardan.

With two colors, they've got Poland, Denmark, Finland, and Sweden,

3:02

İki renkli olanlarda Polonya, Danimarka, Finlandiya ve İsveç;

but with three colors, they've got Belgium, France, Germany, Hungary, Italy, Netherlands, and Russia.

3:05

üç renklilerdeyse Belçika, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Hollanda ve Rusya var.

Here's an eraser shaped like the evolution of man. Kültür

3:11

İşte insanın evrimi şeklinde bir silgi.

Kültür

Tanıdık bir görsel motif olarak the evolution of man

Bu cümlede the evolution of man, erken bir insan atasından modern insana doğru ilerleyen figürlerin yer aldığı tanıdık silüet dizisini ifade eder. Silgi, evrimin bilimsel bir açıklaması şeklinde değil, popüler kültürde kolayca tanınan bu görüntü şeklinde tasarlanmıştır. Silgi kullanıldıkça dış hatları değişir; dolayısıyla bu görüntüyü tanımak görsel şakayı anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu ürün açıklamasında the evolution of man neyi ifade ediyor?

  1. Erken bir insan atasından modern insana ilerleyen, yaygın olarak bilinen figür dizisi
  2. Silginin üzerine basılmış bilimsel bir formül
  3. Bir erkek çocuğun yetişkinliğe kadar geçirdiği büyüme aşamaları
Cevabı göster

Erken bir insan atasından modern insana ilerleyen, yaygın olarak bilinen figür dizisi

And Japan Trend Shop brings us Ten-Ten Dama.

3:14

Japan Trend Shop da karşımıza Ten-Ten Dama'yı çıkarıyor.

like a switch hit,

3:17

Bir switch hit gibi,

an awesomely designed toy

3:18

müthiş tasarımlı bu oyuncak

that when thrown in the air

3:20

havaya atıldığında

seemingly magically inverts itself.

3:21

adeta sihirli bir şekilde ters yüz oluyor.

ThinkGeek has Captain Jules' rings,

3:24

ThinkGeek'te Captain Jules'un yüzükleri var;

which unfold into a telescope. Öbek fiiller

3:27

açıldıklarında bir teleskoba dönüşüyorlar.

Öbek fiiller

unfold into: açılarak yeni bir biçime dönüşmek

Unfold into bir eylemi sonucuyla birleştirir: unfold, katlanmış veya kompakt bir nesnenin açıldığını belirtir; into ise sonrasında aldığı biçimi tanıtır. Burada yüzükler açılarak bir teleskoba dönüşür. Dönüşüm, katlanmış veya iç içe geçmiş parçaların açılmasıyla gerçekleştiğinde object + unfold(s) into + resulting shape or object kalıbını kullanın. Into hareketin yönünü değil, değişimin sonucunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi «katlanmış bir biçimden açılıp başka bir şeye dönüşmek» anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The compact screen can ____ a full-size display.

Cevabı göster

unfold into

But now, for your free thing,

3:29

Ama şimdi ücretsiz şeyinize geçelim;

two things actually. Ton ve niyet

3:31

aslında iki şey var.

Ton ve niyet

“two things actually” ile anında öz düzeltme

“two things actually” ifadesinde konuşmacı, daha önce kullandığı tekil “thing” sözünü “two things” olarak düzeltir. actually düzeltilmiş bilgiden sonra gelerek sonradan eklenen kısa bir açıklama gibi işlev görür: konuşmacı önce yeni sayıyı verir, ardından bunun bir düzeltme olduğunu belirtir. Burada actually esas olarak “gerçekte” anlamına gelmez ve dinleyiciye karşı çıkmaz. Konuşmacının konuşurken kendi sözlerini anında güncellediğini gösterir.

Alıştırma

“two things actually” içindeki actually ne işe yarıyor?

  1. Dinleyiciden iki şeyden birini seçmesini ister.
  2. İki şeyin hayal ürünü olduğunu söyler.
  3. Bir şeyden iki şeye yapılan hızlı bir düzeltmeyi gösterir.
Cevabı göster

Bir şeyden iki şeye yapılan hızlı bir düzeltmeyi gösterir.

Cubeecraft offers free printouts

3:32

Cubeecraft ücretsiz yazdırılabilir şablonlar sunuyor;

you cut, fold, and glue or tape into fun characters and shapes. Dilbilgisi

3:34

bunları kesip katlayarak ve tutkalla ya da bantla yapıştırarak eğlenceli karakter ve şekillere dönüştürüyorsunuz.

Dilbilgisi

“cut, fold, and glue or tape into”: ortak nesneli eylemler ve sonuç

“Printouts” ismi “you cut, fold, and glue or tape into” yan cümlesinden önce gelir, ancak bütün fiillerin ortak nesnesi olarak anlaşılır. İngilizcede ortak bir nesne yalnızca bir kez söylenip birkaç sıralı fiil bu nesne üzerinde kullanılabilir; böylece işlem kısa ve öz biçimde anlatılır. Or son birleştirme işlemi için iki seçenek sunar ve tape burada fiildir. “Into fun characters and shapes” sonucu anlatır: işlemlerden sonra çıktılar bu karakterlere ve şekillere dönüşür. Bir veya daha fazla fiil + nesne + into + sonuç kalıbı, dönüşümü anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi talimat aynı karton üzerinde birkaç işlem yapıp onu oyuncak bir eve dönüştürmeyi anlatır?

  1. Cut, fold, and glue or tape the cardboard onto a toy house.
  2. Cut, fold, and glue or tape the cardboard into a toy house.
  3. Cut, fold, and glue or tape the cardboard inside a toy house.
Cevabı göster

Cut, fold, and glue or tape the cardboard into a toy house.

Once you've done that, make them dance to Mario Paint Dilbilgisi

3:38

Bunu yaptıktan sonra onları Mario Paint eşliğinde dans ettirin;

Dilbilgisi

Once you've done that: sonraki adımdan önce ilk adımı bitirmek

Once you've done that, önceki adım tamamlandıktan sonra anlamına gelir. Once zaman koşulunu başlatır; that ise daha önce açıklanan eyleme gönderme yapar. You've done biçimindeki present perfect, ilk adımı ana cümledeki make them dance talimatından önce tamamlanmış olarak sunar. Bu kalıp yönergelerde kullanışlıdır: Once + özne + have/has + geçmiş ortaç, ardından sonraki eylem gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, devam etmeden önce bütün cevapların kontrol edilmesi gerektiğini doğru biçimde anlatır?

  1. Check every answer. Once you've done that, move on.
  2. Move on now, and check every answer afterward.
  3. Check one answer, then move on before checking the rest.
Cevabı göster

Check every answer. Once you've done that, move on.

using the composer for PC or Mac,

3:41

PC veya Mac için beste aracını kullanın,

just like the one in the original SNES game.

3:44

tıpkı orijinal SNES oyunundaki gibi.

RezonerDJ recommended Cyberdog's cybernetic jewelry

3:47

RezonerDJ, Cyberdog'un sibernetik takılarını önerdi;

like this headset.

3:51

örneğin bu kulaklık.

And Tokyoflash offers bizarrely awesome high-tech watches

3:52

Tokyoflash de acayip derecede harika, ileri teknoloji saatler sunuyor;

that look like things aliens have left behind. Öbek fiiller

3:56

uzaylıların geride bıraktığı şeylere benziyorlar.

Öbek fiiller

left behind: ayrıldıktan sonra geride kalan bir şey

Things aliens have left behind ifadesinde left behind, uzaylılar gittikten sonra nesnelerin orada kaldığını anlatır. Uzaylıların hâlâ orada olduğunu söylemez; nesneler bilerek veya yanlışlıkla bırakılmış olabilir. Things, have left behind yapısının nesnesidir. Tam biçim things that aliens have left behind olurdu. İlgi sözcüğü nesne olduğunda İngilizcede that veya which sıkça atılır.

Alıştırma

Leave behind ifadesinin iki bölümünü kullanarak tamamlayın: Nora reached home and realized she had ____ her science book ____ at school.

Cevabı göster

left · behind

Their newest is like a stencil.

3:59

En yeni modeli bir şablona benziyor.

See, this one says that it's 12:04. Kelime

4:01

Bakın, bu 12.04'ü gösteriyor.

Kelime

says that ... ile görüntülenen bilgiyi aktarmak

Burada says, saatin konuştuğu anlamına gelmez. Okunabilir bilgi sunan cansız bir kaynak özne olduğunda say; “göstermek”, “üzerinde yazmak” veya “belirtmek” anlamına gelebilir. Saatin ekranında 12.04 görülüyor. something says (that) ... kalıbı; bir saat, tabela, mesaj, belge veya benzer bir kaynağın ilettiği içeriği tanıtır.

Alıştırma

Görüntülenen bilgi için say kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The station clock ____ that the next train leaves at 8:15.

Cevabı göster

says

As you may remember, six LÜTs ago, I mentioned them. Anlatım akışı

4:04

Hatırlarsanız altı LÜT önce onlardan bahsetmiştim.

Anlatım akışı

As you may remember: nazik bir hatırlatma

As you may remember, dinleyiciden önceki bilgiyi yeniden hatırlamasını isteyen ve cümlenin başında yer alan bir yorumdur. Ardından gelen bilgiyi daha önce paylaşılmış bir şeyle ilişkilendirir; burada as yaklaşık olarak “olduğu gibi” anlamındadır, “çünkü” veya “-dığı zaman” anlamında değildir. May hatırlatmayı yumuşatır. Konuşmacı, dinleyicinin kesinlikle hatırladığını varsaymak yerine hatırlayabileceğini söyler; böylece geçiş daha az dayatmacı olur.

Alıştırma

İngilizce cümleyi burada öğretilen nazik hatırlatma ifadesiyle tamamlayın: ____, we agreed to meet at nine.

Cevabı göster

As you may remember

Well, they found out, thought it was awesome, Öbek fiiller

4:08

Onlar da bunu öğrenip harika bulmuşlar;

Öbek fiiller

found out: yeni bir bilgiyi öğrenmek

“Found out”, “find out” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. “Yeni bir bilgiyi öğrenmek veya keşfetmek” anlamına gelir. “Know” gibi bir durumdan farklı olarak, bilmemekten bilmeye geçişi vurgular. Burada nesne söylenmemiştir çünkü önceki bağlam gerekli bilgiyi verir: markanın videoda anıldığını öğrendiler. Hangi haberden söz edildiğini herkes anlayabiliyorsa İngilizcede “find out” sonrasındaki nesne sık sık atılır.

Alıştırma

“They found out and called us,” cümlesinde “found out” neyi gösterir?

  1. Bu bilgiye zaten sahiptiler.
  2. Kayıp bir nesneyi aradılar.
  3. Yeni bir bilgiyi öğrendiler.
Cevabı göster

Yeni bir bilgiyi öğrendiler.

and now they've set it up so that until the end of April, Kalıp ifadeler

4:10

şimdi de nisan sonuna kadar şu fırsatı sunuyorlar:

if you buy a watch using code VSTF you get $10 off. Kalıp ifadeler

4:13

VSTF koduyla bir saat alırsanız 10 dolar indirim kazanıyorsunuz.

Kalıp ifadeler

set it up so that: bir sonucu sağlayacak sistem kurmak

“Set it up so that + yan cümle”, bir sistemi, süreci veya durumu, ardından gelen yan cümlede açıklanan sonucu oluşturacak şekilde bilinçli olarak düzenlemek ya da yapılandırmak demektir. Buradaki “it” fiziksel bir nesneyi değil, promosyon düzeninin tamamını ifade eder. Bu cümlede so that ile başlayan bölüm kuralın amaçlanan etkisine götürür, if ile başlayan bölüm ise koşulu belirtir: kodun kullanılması, alıcının 10 dolar indirim kazanmasını sağlar. Bu yapı, insanlar tarafından oluşturulan bir düzeni, onun mümkün kıldığı veya gerçekleşmesine yol açtığı sonuçla açıkça bağlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “onu ... olacak şekilde düzenledik” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We ____ every new customer receives a confirmation email.

Cevabı göster

set it up so that

Kalıp ifadeler

get $10 off: 10 dolarlık sabit indirim

get $10 off ifadesinde get, fiyat indirimi elde etmeyi; $10 off ise normal fiyattan düşürülen tutarı belirtir. Alıcı 10 dolar daha az öder; bu ifade son fiyatın 10 dolar olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp get + tutar veya yüzde + off şeklindedir. off sözcüğünden önceki sayı indirimin büyüklüğünü gösterir.

Alıştırma

İngilizce durumu okuyun: A watch normally costs $50. With the code, you get $10 off. Bunun anlamı nedir?

  1. Son fiyat 10 dolardır.
  2. Normal fiyattan 10 dolar daha az ödersiniz.
  3. Normal fiyatı öder ve nakit olarak 10 dolar alırsınız.
Cevabı göster

Normal fiyattan 10 dolar daha az ödersiniz.

So, how about that? Ton ve niyet

4:18

Buna ne dersiniz?

Ton ve niyet

Tepki ifadesi olarak How about that?

Bu cümlede that, az önce duyurulan indirim sonucunun tamamına gönderme yapar. How about that?, şaşırtıcı bir şeyi fark edip tepki vermeleri için dinleyicilere yöneltilen bağımsız bir tepki ifadesidir ve “What do you think of that?” ifadesine benzer. Yeni bir seçenek sunmaz. Söyleniş biçimine göre aynı tepki hayranlık, memnuniyet, şakacı bir gurur, alay veya meydan okuma ifade edebilir; bu nedenle konuşanın tutumunu bağlam belirler.

Alıştırma

Arkadaşınız “Our team won the final even though no one expected it.” diyor. Siz de “How about that?” diye karşılık veriyorsunuz. Ne yapıyorsunuz?

  1. Finalin nerede oynandığını sormak.
  2. Arkadaşına farklı bir takım seçmesini önermek.
  3. Şaşırtıcı habere tepki vermeye davet etmek.
Cevabı göster

Şaşırtıcı habere tepki vermeye davet etmek.

Keep being Vsaucy. and as always, thanks for watching.

4:19

Vsaucy olmaya devam edin. Her zaman olduğu gibi, izlediğiniz için teşekkürler.