Bir Cüce Gezegen Nasıl Yakalanır -- Triton MM#3: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
297 kelime 170 kel/dk

Video özeti: Triton'un ters yörüngesi, Neptün tarafından yakalanma kuramını destekler, sıra dışı uyduları açıklar ve Triton'un kaderini öngörür. İngilizce noktaları: 1. a strange bunch. (Sözcük ve Dil Düzeyi): bunch, farklı şeyleri hafif değerlendirmeyle gruplayan resmî olmayan bir addır; burada fiziksel demet değildir. 2. We can conclude from this that (Söylem ve Retorik): Kalıp, yörünge kanıtını çıkarıma dönüştürür ve gerekçeli sonucu gözlenen olgudan ayırır. 3. would have disrupted (Dilbilgisi ve Kalıplar): would have ile geçmiş zaman ortacı, varsayılan koşuldaki geçmiş sonucu anlatır; ayrıca kanıtlanmış gerçek sunmaz.

Bu derste

The 14 moons of Neptune are a strange bunch. Kelime

0:00

Neptün'ün 14 uydusu tuhaf bir gruptur.

Kelime

a strange bunch: bir grubu anlatan gündelik ifade

Burada bunch, birlikte ele alınan bir insan veya nesne grubunu ifade eder. A strange bunch, Neptün'ün uydularını üyeleri çeşitli ya da sıra dışı olan bir grup şeklinde tanımlar; fiziksel olarak birbirlerine bağlandıkları veya grubun sabit bir büyüklüğü olduğu anlamına gelmez. Bunch gündelik bir sözcüktür ve rahat, biraz da şakacı bir değerlendirme katar. a/an + sıfat + bunch kalıbı, bir grup hakkındaki genel izlenimi özetleyebilir.

Alıştırma

"The new volunteers are a strange bunch," cümlesinde a strange bunch ne anlama gelir?

  1. sıra dışı bir insan grubu
  2. tam olarak on dört sıra dışı insan
  3. tek bir demet hâlinde birbirine bağlanmış insanlar
Cevabı göster

sıra dışı bir insan grubu

Most of them are small potato-shaped pieces of ice and rock. Dilbilgisi

0:04

Çoğu küçük, patates şeklindeki buz ve kaya parçalarıdır.

Dilbilgisi

potato-shaped: isim + -shaped kalıbı

Potato-shaped, «patates şeklinde» anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Burada potato, nesnenin dış çizgisine model olan şekli belirtir; nesnenin malzemesini belirtmez. Yeniden kullanılabilen isim veya harf + -shaped kalıbı şekil benzerliğini anlatır: heart-shaped, star-shaped ve U-shaped. Birleşik sıfatın tamamı a heart-shaped box örneğindeki gibi isimden önce veya The box is heart-shaped. örneğindeki gibi bağ fiilinden sonra gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi heart sözcüğünün isim + -shaped biçimiyle tamamlayın: She gave me a ____ card.

Cevabı göster

heart-shaped

Some are so far away from Neptune Dilbilgisi

0:09

Bazıları Neptün'den o kadar uzaktır ki

that they need 29 years to circle Neptune once.

0:11

Neptün'ün etrafında bir tur atmaları 29 yıl sürer.

Dilbilgisi

so far away ... that: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat/zarf + that-clause kalıbı, çok yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so far away, Neptün'e olan çok büyük uzaklığı anlatır; that ise bundan doğan sonucu, yani bir turun 29 yıl sürdüğünü belirtir. İki bölümü tek bir neden-sonuç birimi olarak okuyun: uzaklık, belirtilen sonucu doğuracak kadar büyüktür. Bu sonuç kalıbında that bir bağlaçtır; 'şu' anlamındaki bir işaret sözcüğü değildir.

Alıştırma

so...that sonuç kalıbını tamamlayın: The lake was ____ cold ____ nobody wanted to swim.

Cevabı göster

so · that

Almost all of them are asteroids trapped by Neptune's gravity. Dilbilgisi

0:15

Neredeyse tamamı Neptün'ün yerçekimi tarafından hapsedilmiş asteroitlerdir.

Dilbilgisi

asteroids trapped by Neptune's gravity: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

asteroids trapped by Neptune's gravity ifadesinde trapped by Neptune's gravity, asteroids isminden sonra gelen bir past participle öbeğidir. Hangi asteroitlerden söz edildiğini belirtir ve kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: asteroids that are trapped by Neptune's gravity. Ana cümlenin fiili Almost all of them are asteroids içindeki are sözcüğüdür. Trapped ikinci bir ana eylem değildir. Asteroitler yerçekiminin etkisine maruz kaldığı için past participle edilgen anlam taşır ve onların yakalanmış durumunu anlatır.

Alıştırma

'The books donated by local families filled three shelves,' cümlesinde 'donated by local families' ne işe yarar?

  1. 'families' sözcüğünü niteler ve hangi ailelerin yerel olduğunu söyler.
  2. 'books' sözcüğünü niteler ve 'books that were donated by local families.' anlamına gelir.
  3. Ana fiildir ve kitapların ne yaptığını söyler.
Cevabı göster

'books' sözcüğünü niteler ve 'books that were donated by local families.' anlamına gelir.

99.5% of all the mass around Neptune is concentrated in Triton. Kalıp ifadeler

0:19

Neptün'ün etrafındaki tüm kütlenin %99,5'i Triton'da toplanmıştır.

Kalıp ifadeler

is concentrated in: eşit olmayan bir dağılımı anlatmak

Burada is concentrated in, kütlenin neredeyse tamamının tek bir yerde, yani Triton'da bulunduğunu anlatır. Bu ifade zihinsel odaklanmayı değil, eşit olmayan bir dağılımı vurgular. Yapı be + concentrated + in + yer veya grup şeklindedir. be biçimi özneyle uyumlu olmalıdır: öznenin temel sözcüğü mass sayılamayan tekil bir addır, bu yüzden cümlede is kullanılır.

Alıştırma

“Büyük bölümü tek bir bölgede bulunur” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Most of the island's population ____ three coastal cities.

Cevabı göster

is concentrated in

It's the seventh biggest moon and more massive than all other known moons in the solar system Dilbilgisi

0:25

Güneş sistemindeki en büyük yedinci uydudur ve bilinen diğer tüm

that are smaller than itself combined.

0:31

kendinden küçük uyduların toplamından daha büyüktür.

Dilbilgisi

more massive than all other known moons ... combined: diğer tüm uyduların toplamından daha büyük kütleli

Bu karşılaştırma yalnızca Triton'un daha küçük uyduların her birinden tek tek daha ağır olduğunu söylemez. Cümle sonundaki combined, karşılaştırma grubunun tamamındaki kütlelerin toplanması gerektiğini gösterir: Güneş Sistemi'nde Triton'dan küçük olan bilinen diğer tüm uydular. Triton'un kütlesi bu toplamdan büyüktür. Other, Triton'un kendisini dışarıda bırakır; that are smaller than itself ise hangi bilinen uyduların gruba girdiğini sınırlar. Combined çoğul bir karşılaştırma grubundan sonra geldiğinde “hep birlikte” veya “toplam olarak” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi ifade cümledeki karşılaştırmayı doğru açıklar?

  1. Güneş Sistemi'nde bilinen her uydu Triton'dan küçüktür.
  2. Triton'un kütlesi, Güneş Sistemi'nde Triton'dan küçük olan bilinen tüm uyduların toplam kütlesinden büyüktür.
  3. Triton, bilinen daha küçük uyduların her birinden daha büyük kütlelidir; ancak cümle bu uyduların toplam kütlesi hakkında bir şey söylemez.
Cevabı göster

Triton'un kütlesi, Güneş Sistemi'nde Triton'dan küçük olan bilinen tüm uyduların toplam kütlesinden büyüktür.

Its surface area is about as big as the mainland of Russia and Australia together. Dilbilgisi

0:34

Yüzey alanı yaklaşık olarak Rusya ve Avustralya ana karalarının toplamı kadardır.

Dilbilgisi

about as big as: yaklaşık eşitlik karşılaştırması

about as + sıfat + as kalıbı, eşitlik karşılaştırmasını daha az kesin hâle getirir. Burada about as big as, “yaklaşık olarak aynı büyüklükte” demektir; “tam olarak aynı büyüklükte” demek değildir. Bilinen bir şeyi ölçü alarak tahminî bir boyutu, miktarı veya dereceyi anlatırken bu kalıbı kullanabilirsin: about as tall as, about as heavy as, about as difficult as.

Alıştırma

Karşılaştırmayı kesin değil, yaklaşık yapan ifadeyi seç: The new playground is ____ the old one.

  1. as big as
  2. about as big as
  3. much bigger than
Cevabı göster

about as big as

Also,

0:39

Ayrıca,

Triton is one of only four objects in the solar system

0:39

Triton, güneş sisteminde jeolojik olarak aktif

that we know is geologically active. Notlar

0:42

olduğunu bildiğimiz sadece dört nesneden biridir.

Dilbilgisi

that we know is geologically active: sıkıştırılmış bir ilgi yan cümlesi

Kastedilen anlam, Triton’un şu anda jeolojik olarak etkin olduğu bilinen yalnızca dört cisimden oluşan bir gruba ait olmasıdır. We know, bu iddianın mevcut bilgimizin bir parçası olduğunu gösterir; cisimlerin kendilerinin bir şey bildiği anlamına gelmez. Bu ifade iki katmanı sıkıştırır: one of four objects ve we know [it] is geologically active. That, çoğul objects adına dönüyor gibi göründüğü için resmî İngilizcede normalde is değil are beklenir. Tekil is, cümlenin konusu olan Triton üzerinden anlaşılır; bu nedenle cümle anlaşılabilir olsa da yapısı karışıktır. Açık ve düzenlenmiş İngilizcede one of only four objects known to be geologically active ya da one of only four objects that we know are geologically active kullanılır.

Alıştırma

Triton’un jeolojik olarak etkin olduğu bilinen dört cisimlik bir gruba ait olduğu anlamını veren en açık resmî yeniden yazımı seç.

  1. Triton is one of only four objects known to be geologically active.
  2. Triton is one of only four objects that we know is geologically active.
  3. Triton is one of only four objects that know they are geologically active.
Cevabı göster

Triton is one of only four objects known to be geologically active.

Kelime

Gezegen biliminde geologically active

Bu cümlede geologically active, jeolojik süreçlerin Triton'un iç kısmını veya yüzeyini hâlâ değiştirdiği anlamına gelir. Bunlar volkanizma, tektonik hareketler veya gök cisminin kendi içinden kaynaklanan başka faaliyetler olabilir. geologically zarfı, active sözcüğünün anlamını “jeolojik açıdan etkin” olarak sınırlar. Bu ifade tek başına canlı organizmalar hakkında bilgi vermez.

Alıştırma

Bir bilim yazısında “This moon is geologically active.” ne anlama gelir?

  1. Uydu şu anda inceleniyor.
  2. Uyduda canlı organizmalar etkin durumda.
  3. Uydunun yüzeyinde veya içinde jeolojik süreçler hâlâ devam ediyor.
  4. Uydu uzayda hızla hareket ediyor.
Cevabı göster

Uydunun yüzeyinde veya içinde jeolojik süreçler hâlâ devam ediyor.

Triton orbits Neptune in the wrong direction

0:45

Triton, Neptün'ün yörüngesinde yanlış yönde,

against the rotation of Neptune, Kelime

0:48

Neptün'ün dönüş yönünün tersine döner;

Kelime

against the rotation of Neptune: ters yön

Burada against, “ters yönde” anlamına gelir. Triton, Neptün'ün kendi dönüş yönünün tersine doğru Neptün'ün çevresinde hareket eder. Hareket anlatımlarında against, against the current örneğinde olduğu gibi, bir hareketin referans alınan yönün tersine olduğunu belirtir. Burada fiziksel temas veya fikir ayrılığı anlamına gelmez. wrong direction ifadesi yalnızca Neptün'ün dönüşünü temel alan gündelik bir tanımdır; ahlaki ya da teknik bir yargı değildir.

Alıştırma

“Ters yönde” anlamına gelen edatla cümleyi tamamlayın: The moon moves ____ the planet's rotation.

Cevabı göster

against

which is unique in our solar system

0:50

bu, güneş sistemimizde

for an object as big as Triton.

0:52

Triton kadar büyük bir nesne için eşsiz bir durumdur.

We can conclude from this Anlatım akışı

0:54

Buradan şu sonuca varabiliriz:

that Triton hasn't always been a moon of Neptune, Dilbilgisi

0:56

Triton her zaman Neptün'ün bir uydusu değildi,

Anlatım akışı

We can conclude from this that: kanıttan sonuca geçiş

We can conclude from this that, kanıttan çıkarıma geçiş sağlayan bir kalıptır. This, daha önce anlatılan sıra dışı yörüngeye gönderme yapar; that sonrasındaki yan cümle ise bu kanıttan çıkarılan sonucu belirtir. Conclude, doğrudan görmek veya kesin biçimde kanıtlamak anlamına gelmez. Sonraki düşüncenin mevcut kanıtlara dayanılarak akıl yürütme yoluyla elde edildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi kanıttan sonuca geçiren hedef kalıpla tamamlayın: The security camera shows that the door stayed closed all night. ____ no one entered through that door.

Cevabı göster

We can conclude from this that

Dilbilgisi

hasn't always been: şimdi geçerli olan ancak geçmişte her zaman geçerli olmayan bir durum

Hasn't always been, be fiilinin olumsuz present perfect biçimidir ve not, always düşüncesini olumsuzlar. Bu yapı, durumun hiç var olmadığını söylemez; durumun geçmişten bugüne kadar olan dönemin tamamında geçerli olmadığını belirtir. Bu cümlede Triton'un şu anda Neptün'ün bir uydusu olduğu kabul edilir, ancak daha önce uydu olmadığı ima edilir. Bu kalıp, daha sonra başlayan ve şimdi geçerli olan bir durumu anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle kafenin şimdi popüler olduğunu, ancak geçmişinin tamamında popüler olmadığını ifade eder?

  1. The café isn't always popular.
  2. The café hasn't always been popular.
  3. The café has never been popular.
Cevabı göster

The café hasn't always been popular.

but probably was a dwarf planet

0:58

muhtemelen bir cüce gezegendi ve

that was forced into submission by Neptune Deyimler

1:00

Neptün tarafından yörüngesine girmeye zorlandı

Deyimler

forced into submission: mecaz yoluyla yenilgi ve kontrol

forced into submission ifadesinde force, birini veya bir şeyi pes ettirip kontrol altına almak anlamına gelir. Buradaki submission, bir belge veya başvuruyu teslim etmek değil, “boyun eğme” anlamındadır. Cümle, Neptün'ü ve cüce gezegeni insan gibi gösterir: Yer çekimi daha küçük gök cisminin hareketini değiştirmiştir, ancak anlatım bunu kazananı olan bir mücadele gibi sunar. Böylece bilimsel bir süreç canlı ve dramatik duyulur.

Alıştırma

Bilimsel bir öyküde İngilizce“The storm forced the small boat into submission” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Tekne bir başvuru göndermeye karar verdi.
  2. Fırtına tekneyi alt etti ve direnemez hâle getirdi.
  3. Fırtına tekne hakkında bir rapor teslim etti.
Cevabı göster

Fırtına tekneyi alt etti ve direnemez hâle getirdi.

when the solar system was younger and more chaotic.

1:02

güneş sisteminin daha genç ve daha kaotik olduğu zamanlarda.

The most popular theory here is that Triton was once part of a double system Anlatım akışı

1:06

Buradaki en popüler teori, Triton'un bir zamanlar ikili bir sistemin parçası olduğudur;

Anlatım akışı

The most popular theory here is that: önde gelen bir açıklamayı tanıtmak

The most popular theory here is that kalıbı bilgiyi iki aşamada düzenler. Önce devamındaki bilgiyi mevcut tartışmada en yaygın kabul gören açıklama olarak tanıtır; ardından that yan cümlesi teorinin içeriğini açıklar. Here mutlaka bir yeri değil, konuşulmakta olan konuyu gösterir. Most popular geniş kabul gördüğünü belirtir, ancak teorinin kanıtlandığını veya tek olasılık olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Yaygın kabul gören ancak kanıtlanmamış bir açıklamayı en iyi hangi cümle sunar?

  1. Everyone likes the signal from a distant star.
  2. The most popular theory here is that the signal came from a distant star.
  3. It is a proven fact that the signal came from a distant star.
Cevabı göster

The most popular theory here is that the signal came from a distant star.

when Neptune migrated to the outer edges of the solar system,

1:11

Neptün, güneş sisteminin dış kenarlarına göç ettiğinde,

its gravity interfered with the double system Kalıp ifadeler

1:14

yerçekimi bu ikili sisteme müdahale etti

Kalıp ifadeler

interfere with: bir sistemi veya süreci bozmak

Interfere with, bir şeyin normal çalışmasını veya devam etmesini engellemek ya da bozmak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil+edat yapısıdır. Etkilenen sistem, etkinlik veya süreç with sözcüğünden sonra gelir. Interfered geçmiş zaman biçimidir. Burada kütle çekiminin ikili sistemin normal davranışını bozduğu anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi interfere fiilinin geçmiş zamanıyla ve etkilenen şey için gereken edatla tamamlayın: During the test, the nearby transmitter ____ the radio signal.

Cevabı göster

interfered with

and catapulted the other object into space Kelime

1:16

ve diğer nesneyi uzaya fırlattı

Kelime

catapulted ... into space: büyük bir güçle uzaya fırlatmak

Catapulted, catapult fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada fiil olarak bir şeyi çok hızlı ve büyük bir güçle fırlatmak anlamına gelir. Mancınığın hareketinden türetilmiş canlı bir kullanımdır; cümlede gerçek bir mancınık yoktur. Yapı catapult + nesne + into + hedef veya ulaşılan yer şeklindedir. Altyazıda hareket ettirilen şey the other object, ulaştığı yer ise into space ile gösterilir.

Alıştırma

Cümleyi catapult fiilinin geçmiş zamanıyla ve hedefi belirten edatla tamamlayın: The strong gust ____ the empty box ____ the yard.

Cevabı göster

catapulted · into

while Triton was forced into orbit.

1:19

Triton ise yörüngeye girmeye zorlandı.

This would have disrupted the orbits of other Neptune moons rather violently Dilbilgisi

1:22

Bu durum diğer Neptün uydularının yörüngelerini oldukça şiddetli bir şekilde bozmuş olmalı

Dilbilgisi

would have disrupted: geçmişteki koşullu sonuç

would have disrupted ifadesinde would have + geçmiş zaman ortacı, yörüngelerin bozulmasını açıkça söylenmeyen geçmişteki bir koşulun beklenen sonucu olarak sunar. Buradaki koşul, öne sürülen yakalanma olayının konuşulan şekilde gerçekten gerçekleşmiş olmasıdır. Bu yapı, doğrudan gözlemlenmiş bir olayı basitçe bildirmek yerine geçmişe yönelik çıkarım yapılmış bir sonucu gösterir. Bozulmanın gerçekten olup olmadığını tek başına belirtmez; bu, koşulun doğru olup olmadığına bağlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle hasarı daha önceki bir geçmiş olayın koşullu sonucu olarak sunuyor?

  1. If the shield failed, the storm would damage the equipment.
  2. The shield failed, and the storm damaged the equipment.
  3. If the shield had failed, the storm would have damaged the equipment.
Cevabı göster

If the shield had failed, the storm would have damaged the equipment.

and would most likely have either pushed them away from Neptune

1:25

ve büyük olasılıkla onları Neptün'den uzaklaştırmış

or let them collide or crash into Neptune. Dilbilgisi

1:29

ya da çarpışmalarına veya Neptün'e çarpmalarına neden olmuştur.

Dilbilgisi

let them collide: let + nesne + fiilin yalın hâli

Let them collide, let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: let + them + collide. let sonrasında fiilden önce to kullanılmaz. Aynı yapı crash ile de devam eder: let them collide or crash into Neptune. Buradaki let, birinin izin vermesi anlamına gelmez. Koşulların uyduların çarpışmasına izin vereceğini, bunu mümkün kılacağını veya çarpışmayı engellemeyeceğini anlatır.

Alıştırma

let sonrasında build fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The teacher let us ____ the model ourselves.

Cevabı göster

build

This would explain why Neptune's moons are so dominated by Triton. Anlatım akışı

1:32

Bu, Neptün'ün uydularının neden bu kadar Triton egemenliğinde olduğunu açıklayabilir.

Anlatım akışı

This would explain why ...: neden ile sonucu temkinli biçimde bağlamak

This, az önce anlatılan sürecin tamamını olası tek bir neden olarak gösterir. This would explain why + yan cümle kalıbı daha sonra bu nedenin açıklayabileceği gözlemi belirtir. Would bağlantıyı temkinli tutar: önerilen süreç doğruysa sonucu açıklayabilir. Bu ifade, açıklamanın kanıtlandığını iddia etmez.

Alıştırma

Bir araştırmacı, sensörün aşırı ısınıyor olabileceğini öne sürdü. Hangi cümle bu olası nedeni bir gözlemle temkinli biçimde ilişkilendirir?

  1. This proves that the readings become unreliable.
  2. This would explain why the readings become unreliable.
  3. The readings would explain why the sensor is overheating.
Cevabı göster

This would explain why the readings become unreliable.

But this will end one day.

1:37

Ancak bu da bir gün sona erecek.

Triton is being slowed down by Neptune Dilbilgisi

1:39

Triton Neptün tarafından yavaşlatılıyor

Dilbilgisi

is being slowed down: devam eden edilgen bir süreç

Is being slowed down, şimdiki zamanın edilgen biçimidir: is + being + geçmiş zaman ortacı. Being eylemin sürmekte olduğunu, slowed ise öznenin bu eyleme maruz kaldığını gösterir. Bu cümlede Triton'un hareketi Neptün'ün etkisiyle şu anda giderek yavaşlamaktadır. By Neptune nedeni veya eylemi yapanı belirtir; bu bilgi zaten açıksa ifade edilmeyebilir.

Alıştırma

Cümleyi slow down fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The spacecraft ____ by atmospheric drag right now.

Cevabı göster

is being slowed down

and eventually it will either crash into it Dilbilgisi

1:43

ve sonunda ya ona çarpacak

or be ground by Neptune's gravity Kelime

1:45

ya da Neptün'ün yerçekimi tarafından parçalanarak

Dilbilgisi

either crash into it or be ground: tek bir will ve iki çatı

either A or B kalıbı gelecekteki iki alternatif sonucu sunar. Burada will iki bölüm için de geçerlidir: Triton Neptün'e çarpacak ya da Neptün'ün kütle çekimiyle öğütülecektir. İkinci will ortak olduğu için söylenmez. İki bölüm farklı çatılar kullanır, ancak will sonrasında paralel kalır: crash etken yalın fiildir, be ground ise edilgen yalın fiil yapısıdır. Edilgen bölümde be korunmalıdır; be olmadan ground edilgen yapı oluşturmaz ve by Neptune's gravity bu yapıya uymaz.

Alıştırma

Hangi cümle ortak bir will kullanarak ilk sonucu etken, ikinci sonucu edilgen biçimde doğru ifade eder?

  1. The satellite will either falls into the ocean or be recovered by a ship.
  2. The satellite will either fall into the ocean or recovered by a ship.
  3. The satellite will either fall into the ocean or be recovered by a ship.
Cevabı göster

The satellite will either fall into the ocean or be recovered by a ship.

into a huge ring system similar to Saturn's.

1:48

Satürn'ünkine benzer devasa bir halka sistemine dönüşecek.

Kelime

be ground into: grind something into something yapısının edilgen sonuç kalıbı

be ground ifadesindeki ground, grind fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır; “yer” anlamındaki ground isim değildir. Etken kalıp grind something into something biçimindedir. Edilgen yapıda değiştirilen şey özne olur: something is ground into something. Burada by Neptune's gravity öğütme işlemini yapan kuvveti, into a huge ring system ise ortaya çıkan biçimi belirtir. Into yalnızca bir yere doğru hareketi değil, yeni bir duruma ya da biçime dönüşümü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi grind fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The dried seeds are ____ into a fine powder.

Cevabı göster

ground

So,

1:52

Bu yüzden,

don't buy real estate on Triton. Ton ve niyet

1:52

Triton'dan gayrimenkul satın almayın.

Ton ve niyet

Esprili son söz “don't buy real estate on Triton.”

Cümle, gayrimenkul satın almaya yönelik pratik bir tavsiye gibi görünse de aslında bir şakadır. Önceki öngörüye göre Triton sonunda Neptün'e çarpacak ya da parçalanıp bir halkaya dönüşecektir; bu nedenle konuşmacının asıl demek istediği, oranın yaşamak veya yatırım yapmak için güvenli ve kalıcı bir yer olmadığıdır. Mizah, devasa bir gök cisminin kaderini sıradan bir tüketici uyarısına dönüştürmekten doğar. Bu emir, Triton'da gerçekten evlerin veya bir emlak piyasasının bulunduğunu ima etmez; bilimsel sonucu oyunbaz bir son sözle özetler.

Alıştırma

Konuşmacı "don't buy real estate on Triton" derken aslında neyi kastediyor?

  1. Triton'daki gerçek bir emlak piyasasının fiyatları hakkında ciddi tavsiye vermek
  2. Herhangi bir uyduda arazi satın almanın yasa dışı olduğunu iddia etmek
  3. Triton'un yaşamak veya yatırım yapmak için güvenli ve kalıcı bir yer olmadığını mizahi biçimde söylemek
  4. Triton'da ev satın almak yerine kiralamayı söylemek
Cevabı göster

Triton'un yaşamak veya yatırım yapmak için güvenli ve kalıcı bir yer olmadığını mizahi biçimde söylemek