100 Yaşına Kadar Nasıl Yaşanır: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
742 kelime 201 kel/dk

Video özeti: Video alışkanlıklar, ilişkiler ve uzun ömürle bağlantılı etkenler üzerine araştırmaları inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. lay off: öbek fiil; bir şeyi tüketmeyi azaltma veya bırakma yönündeki gündelik anlamı kavramak ve bunu çalışanları işten çıkarma anlamından ayırmak. 2. the more ... the worse: dil bilgisi ve cümle kalıbı; iki dereceyi bağlayıp bir koşul arttıkça diğer sonucun kötüleştiğini anlatmak ve iki bölümü ayrı karşılaştırmalar sanmamak. 3. it's never too late to start. Kalıplaşmış ifade ve eşdizim: geç kalınsa veya eski alışkanlıklar sağlıksız olsa bile yararlı bir değişime başlamanın hâlâ değerli olduğunu söyleyen kalıbı kullanmak.

Bu derste

This episode is supported by 23andMe.

0:00

Bu bölüm 23andMe'nin desteğiyle hazırlanmıştır.

The UN estimates that by 2050, Notlar

0:03

BM'nin tahminlerine göre 2050 yılına gelindiğinde,

3.2 million people will be 100 years or older

0:05

3,2 milyon kişi 100 yaşında ya da daha büyük olacak;

Kalıp ifadeler

Kanıta dayalı bir tahmini aktaran estimates that

Bu cümlede estimates that, BM'nin mevcut bilgilere dayanan yaklaşık sonucunu sunar. that sonrasındaki tam yan cümle neyin tahmin edildiğini açıklar; dolayısıyla sayı, doğrulanmış bir gelecek gerçeği değil, gerekçeli bir tahmin olarak verilir. Aktarılabilir kalıp “kaynak + estimate(s) that + tam yan cümle”dir. Raporlar, kurumlar veya uzmanlar sayısal ya da başka türden belirsiz bir sonucu kanıtlara dayandırarak aktarırken bu yapı yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Raporu öznenin gerektirdiği estimate that biçimiyle tamamlayın: The research team ____ the new treatment could reduce recovery time by about 10 percent.

Cevabı göster

estimates that

Dilbilgisi

Gelecekteki bitiş noktası ve durum için by 2050, ... will be

By 2050, 2050 yılını gelecekteki bir bitiş noktası olarak belirler. Tamamlanmış bir eylem yerine öngörülen bir durumla kullanıldığında by, “o noktaya ulaşıldığında” anlamına gelir; bir eylem veya değişimle kullanıldığında ise “en geç o zamana kadar” anlamına gelebilir. Will be durumu geleceğe yerleştirir. by 2050 ve will be birlikte, önceki bütün yıllar boyunca süren bir durumu veya yalnızca 2050 içindeki belirsiz bir zamanı değil, o gelecek noktasında geçerli olması beklenen durumu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi by ile gelecekteki bir bitiş noktası ve will be kullanarak tamamlayın: ____ next summer, the new library ____ open to the public.

Cevabı göster

By · will be

compared to only 316,000 in 2011. Anlatım akışı

0:09

oysa 2011'de bu sayı yalnızca 316.000'di.

Anlatım akışı

compared to only: Daha küçük karşılaştırma ölçütünü vurgulamak

“Compared to”, 3,2 milyon sayısını anlamak için 2011'deki 316.000 kişiyi karşılaştırma ölçütü olarak sunar. İki sayının ayrı bilgiler değil, doğrudan bir karşılaştırma olarak okunması gerektiğini gösterir. “Only” bu ölçüte odaklanır ve 316.000'i çok daha küçük bir sayı olarak sunar. Karşıtlığı güçlendirir; 2011 verisinin belirsiz ya da yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Daha küçük karşılaştırma ölçütünü tanıtan ve vurgulayan tam üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: This year, the shelter adopted 240 animals, ____ 80 last year.

Cevabı göster

compared to only

So, what can you do to become part of this elite centenarian club? Deyimler

0:13

Peki, 100 yaş ve üzerindekilerin yer aldığı bu seçkin kulübe katılmak için ne yapabilirsiniz?

Deyimler

elite centenarian club: Eğlenceli ve hayali bir grup

“Centenarian”, 100 yaşında veya daha büyük bir kişi demektir. Buradaki “club” gerçek bir kuruluş değildir. Tüm yüz yaş ve üzerindeki kişileri, sanki aynı kulübün üyeleriymiş gibi eğlenceli biçimde bir araya getirir. “Elite” bu grubun nadir ve özel görünmesini sağlar. Soru aslında üyelik başvurusunun nasıl yapılacağını değil, 100 yaşına kadar yaşama ihtimalini artırmak için neler yapılabileceğini sorar.

Alıştırma

Cümlede “the elite centenarian club” ne anlama geliyor?

  1. 100 yaşında veya daha büyük kişilerden oluşan nadir ve hayali bir grup
  2. Yaşlıların başvuruyla kabul edildiği gerçek ve özel bir kulüp
  3. 100 yaşına gelmek isteyen herkes için bir sağlık dersi
Cevabı göster

100 yaşında veya daha büyük kişilerden oluşan nadir ve hayali bir grup

How can you live to 100? Kalıp ifadeler

0:17

100 yaşına kadar nasıl yaşayabilirsiniz?

Kalıp ifadeler

live to 100: belirli bir yaşa ulaşmak

live to + yaş yapısında to, bir kişinin hayattayken ulaştığı yaşı belirtir. Burada live to 100, 100 yaşına gelecek kadar uzun yaşamak anlamındadır; 100 sayısı 100 years old ifadesinin yerini tutar. Bu yapı yaşam süresinden söz etmek için kullanılır. Buradaki to, bir yere doğru hareket anlamı taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi live ve doğru edatla tamamlayın: Her grandfather hopes to ____ 100.

Cevabı göster

live to

There are some obvious steps like stop getting takeout. Dilbilgisi

0:19

Dışarıdan yemek söylemeyi bırakmak gibi bazı bariz adımlar var.

Dilbilgisi

stop getting takeout: bir alışkanlığı bırakmak

Stop + -ing biçimi, bir etkinliği ya da alışkanlığı sona erdirmek anlamına gelir. Bu cümlede getting takeout, başka bir yerde yemek üzere hazırlanmış yiyecekleri tekrar tekrar sipariş etmek veya satın almak için Kuzey Amerika İngilizcesinde kullanılan yaygın bir ifadedir. Bu nedenle stop getting takeout, bu alışkanlığı bırakmak anlamındadır. Stop sözcüğünden sonraki -ing ifadesi tam olarak hangi etkinliğin sona erdiğini belirtir. Bağlama göre bu yapı, tek bir eylemi durdurmayı veya tekrarlanan bir davranışı bırakmayı anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın evde yemek üzere hazır yiyecek satın alma alışkanlığını bıraktığı anlamına gelir?

  1. Maya stopped after getting takeout.
  2. Maya stopped getting takeout.
  3. Maya stopped to get takeout.
Cevabı göster

Maya stopped getting takeout.

65-year-olds who cooked at home five times a week

0:22

Haftada beş kez evde yemek pişiren 65 yaşındaki kişilerin

were 45% more likely to live an extra decade. Dilbilgisi

0:25

on yıl daha yaşama olasılığı %45 daha yüksekti.

Dilbilgisi

“45% more likely to”: göreli olasılık

“45% more likely to live an extra decade” ifadesinde yüzde, iki grubun olasılıklarını karşılaştırır. Evde yemek pişiren grubun olasılığının karşılaştırma grubununkinden %45 daha yüksek olduğunu söyler; insanların %45'inin daha uzun yaşadığını söylemez. Bu genellikle göreli bir artıştır. Karşılaştırma grubunun olasılığı %20 olsaydı, bundan %45 daha yüksek bir olasılık yaklaşık %29 olurdu; %65 olmazdı. Cümle, araştırmada görülen bir ilişkiyi bildirir; yemek pişirmenin daha uzun yaşamaya neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

“Group A was 45% more likely to recover than Group B” genellikle ne anlama gelir?

  1. A Grubunun iyileşme oranı B Grubununkinden 45 yüzde puan daha yüksekti.
  2. A Grubunun iyileşme oranı tam olarak %45'ti.
  3. A Grubunun iyileşme olasılığı B Grubununkinden %45 daha yüksekti.
Cevabı göster

A Grubunun iyileşme olasılığı B Grubununkinden %45 daha yüksekti.

Becoming a vegetarian means you have a 12% lower risk of premature death. Kalıp ifadeler

0:27

Vejetaryen olursanız erken ölme riskiniz %12 azalıyor.

Kalıp ifadeler

“lower risk of” + istenmeyen bir sonuç

“a 12% lower risk of premature death” ifadesinde lower risk of, gerçekleşme olasılığı daha düşük olan istenmeyen sonucu belirtir. Yaygın yapı lower risk of + isim veya -ing biçimidir; örneğin a lower risk of injury veya a lower risk of developing diabetes. Lower, riskin karşılaştırma grubundakinden daha düşük olduğunu belirtir; hiç risk olmadığını söylemez. Bir araştırma raporunda bu ifade bir ilişkiyi anlatabilir; tek başına vejetaryen olmanın risk azalmasına neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle lower risk of + zararlı sonuç yapısına uyar?

  1. Daily walking is linked to a lower risk for heart disease.
  2. Daily walking is linked to a lower risk at heart disease.
  3. Daily walking is linked to a lower risk of heart disease.
Cevabı göster

Daily walking is linked to a lower risk of heart disease.

And if you have to keep eating meat, lay off the cold cuts. Notlar

0:31

Et yemeye devam edecekseniz de şarküteri ürünlerinden uzak durun.

Öbek fiiller

Lay off: bırakmak veya büyük ölçüde azaltmak

Bu cümlede lay off the cold cuts, soğuk şarküteri etlerini yemeyi bırakmak veya büyük ölçüde azaltmak demektir. Sağlık konusu ve yiyecek belirten nesne bu anlamı seçtirir; burada istihdamdan söz edilmez. Kalıp lay off + yiyecek, içecek, alışkanlık veya etkinlik şeklindedir. Birine bir şeyden en azından bir süre uzak durmasını söylemenin gündelik ve doğrudan bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi bırakmak veya büyük ölçüde azaltmak anlamındaki gündelik öbek fiille tamamlayın: The dentist told me to ____ sugary drinks for a few weeks.

Cevabı göster

lay off

Kelime

Cold cuts: dilimlenmiş, yemeye hazır etler

Cold cuts; pişirilmiş, kürlenmiş veya başka bir şekilde hazırlanmış, ardından dilimlenerek özellikle sandviçlerde ya da şarküteri öğünlerinde genellikle soğuk servis edilen, yemeye hazır etlerdir. Dilimlenmiş jambon, hindi eti, salam ve bolonya sosisi örnek olarak verilebilir. Bu ifade, yalnızca soğumuş eti veya et kesme eylemini değil, bir yiyecek kategorisini adlandırır. Cümlede konuşan kişi, sağlık uyarısının bir parçası olarak bu şarküteri türü etlerden daha az yenmesini önerir.

Alıştırma

Kuzey Amerika'daki bir marketin şarküteri bölümünde, sandviçlerde yaygın olarak kullanılan yemeye hazır dilimlenmiş etleri özellikle hangi ifade anlatır?

  1. cold cuts
  2. cold meat
  3. processed meat
Cevabı göster

cold cuts

Processed meats like sausage, bacon, and cold cuts

0:34

Sosis, domuz pastırması ve dilimlenmiş şarküteri etleri gibi işlenmiş etler

are linked to a higher incidence of dying from cancer and heart disease. Notlar

0:37

kanser ve kalp hastalıklarından ölme riskinin artmasıyla ilişkilendiriliyor.

Kalıp ifadeler

Araştırma ilişkilerini temkinli anlatan are linked to

Bu cümlede are linked to, işlenmiş etler ile ardından belirtilen sağlık sonuçları arasında gözlemlenen bir ilişki olduğunu bildirir. Bu iki unsurun araştırma verilerinde bağlantılı olarak görüldüğü anlamına gelir; ancak tek başına işlenmiş etlerin bu ölümlere doğrudan neden olduğunu söylemez. be linked to + isim veya isim öbeği kalıbı, kanıtları temkinli biçimde özetlerken yaygın olarak kullanılır. Özne, incelenen faktördür; to’dan sonraki bölüm ise ilişkili sonuçtur.

Alıştırma

Bu araştırma cümlesinde are linked to ne ifade ediyor?

  1. Araştırmacılar işlenmiş etin bu hastalıkların tek nedeni olduğunu kanıtladı.
  2. Yiyecekler hastalıklara fiziksel olarak bağlıdır.
  3. Araştırmacılar bir ilişki buldu, ancak bu ifade tek başına nedenselliği kanıtlamaz.
Cevabı göster

Araştırmacılar bir ilişki buldu, ancak bu ifade tek başına nedenselliği kanıtlamaz.

Kelime

Sağlık raporlarında a higher incidence of

Burada a higher incidence of, bir sonucun bir toplumda gerçekleşme oranının veya sıklığının daha yüksek olması demektir. Cümle, ölümlerin ne sıklıkta gözlemlendiğini karşılaştırır; hastalığın şiddetini açıklamaz veya her bireyin sonucunu öngörmez. Teknik raporlarda incidence genellikle belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir dönemde ortaya çıkan yeni vakaları ya da olayları sayar. Kalıp higher/lower incidence of + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Bir sağlık raporunda a higher incidence of asthma ne anlama gelir?

  1. Belirli bir dönemde toplumda daha fazla yeni astım vakası ortaya çıkar.
  2. Toplumdaki herkes astım olacaktır.
  3. Her astım vakası daha şiddetlidir.
Cevabı göster

Belirli bir dönemde toplumda daha fazla yeni astım vakası ortaya çıkar.

Less obviously, could you win an Oscar? Anlatım akışı

0:41

Daha az akla gelen bir seçenek olarak, Oscar kazanabilir misiniz?

Anlatım akışı

Less obviously, ile beklenmedik bir noktaya geçiş

Less obviously, tüm cümleyi etkileyen bir geçiş ifadesidir. Sıradaki noktanın tartışmayla bağlantılı olduğunu, ancak önceki noktaya göre fark edilmesinin veya tahmin edilmesinin daha zor olduğunu belirtir. Burada dinleyiciyi, bilinen sağlık önerilerinden önemli bir ödül kazanmak ile daha uzun yaşamak arasındaki beklenmedik olası ilişkiye geçişe hazırlar. Sorunun açık ifade edilip edilmediğini değil, bu ilişkinin ne kadar kolay görülebildiğini değerlendirir.

Alıştırma

İkinci yararı tahmin edilmesi daha zor bir nokta olarak sunan geçişi seçin: The insulation lowers heating costs. (gap) it also keeps outside noise down.

  1. Less obviously,
  2. For example,
  3. In conclusion,
Cevabı göster

Less obviously,

Winners on average live 4 years longer than their losing peers.

0:44

Kazananlar, ödülü kazanamayan meslektaşlarından ortalama 4 yıl daha uzun yaşıyor.

Even a Nobel Prize could help

0:47

Nobel Ödülü bile yardımcı olabilir;

as finalists end up living 1 to 2 years longer than their runner-ups. Öbek fiiller

0:49

çünkü finalistler, ikinci olanlardan 1 ila 2 yıl daha uzun yaşıyor.

Öbek fiiller

Nihai sonuç için end up + -ing

End up, olaylar veya seçimler başlangıçta planlanmamış bir yöne götürdükten sonra “sonunda belirli bir duruma gelmek” anlamına gelir. End up living ifadesinde living bu son durumu belirtir; end, yaşamın sona ermesi anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir yapı end up + -ing biçimidir: end up waiting, end up paying ve end up living. İfade, bir listedeki son eyleme değil, bir sürecin sonucuna odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi plansız bir nihai sonucu gösteren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We missed the last train and ____ walking home.

Cevabı göster

ended up

Now, it may be time to move. Dilbilgisi

0:52

Şimdi taşınma vakti gelmiş olabilir.

Dilbilgisi

it may be time to + fiil

it may be time to + fiilin yalın hâli yapısında time, bir süreyi değil, doğru anı ifade eder. Burada may belirsizlik katar; yani konuşan kişi, taşınmanın artık iyi bir fikir olabileceğini düşünüyor. Bu yapı, doğrudan bir talimatı nazik bir öneriye dönüştürür. Eylemi emir gibi sunmak yerine dinleyene düşünme payı bırakır.

Alıştırma

Burada “it may be time to move” ne anlatıyor?

  1. Taşınmanın ne kadar süreceğine dair bir soru
  2. Hemen taşınmaya yönelik doğrudan bir emir
  3. Taşınmanın artık iyi bir fikir olabileceğine dair temkinli bir öneri
Cevabı göster

Taşınmanın artık iyi bir fikir olabileceğine dair temkinli bir öneri

The 20 counties in the US with the highest life expectancies Kelime

0:54

ABD'de yaşam beklentisinin en yüksek olduğu 20 ilçenin

also have average altitudes of 5,967 ft above sea level. Kalıp ifadeler

0:57

ortalama rakımı da deniz seviyesinin 5.967 fit üzerinde bulunuyor.

Kelime

life expectancies

Life expectancy, istatistiklere göre bir nüfustaki insanların yaşaması beklenen ortalama yıl sayısıdır. Bir grup için yapılan tahmindir; belirli bir kişinin ne kadar yaşayacağının garantisi değildir. Cümlede 20 ilçe karşılaştırıldığı için expectancy çoğul biçimdedir: life expectancies. Her ilçenin kendine ait bir değeri olabilir.

Alıştırma

Bir sağlık raporu, bir bölgedeki yenidoğanların yaşaması beklenen ortalama yıl sayısını veriyor. En uygun terim hangisidir?

  1. lifespan
  2. life expectancy
  3. average age
Cevabı göster

life expectancy

Kalıp ifadeler

Rakım belirten above sea level

Above sea level, standart okyanus seviyesinden yukarı doğru ölçülen yüksekliği belirtir. Bu cümlede 5,967 ft, ilçelerin ortalama dikey yüksekliğidir; ilçelerin doğrudan denizin üzerinde olduğu anlamına gelmez. Yaygın kalıp, 300 meters above sea level örneğinde olduğu gibi sayı + birim + above sea level şeklindedir. Coğrafya, hava durumu ve seyahat bilgilerinde ortak bir referans noktası kullanılmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi, okyanus seviyesi esas alınarak ölçülen yüksekliği belirten standart ifadeyle tamamlayın: The mountain village is 1,800 meters ____.

Cevabı göster

above sea level

In Japan, women live to 87 on average

1:01

Japonya'da kadınların ortalama ömrü 87,

and men to 80

1:04

erkeklerinki ise 80 yıl;

compared to the US with 82 and 77 years old respectively. Kelime

1:05

ABD'de bu rakamlar sırasıyla 82 ve 77 yıl.

Kelime

Öğeleri sırayla eşleştiren respectively

Respectively, daha sonra verilen iki veya daha fazla öğeyi daha önceki öğelerle aynı sırada eşleştirmeniz gerektiğini belirtir. Burada ABD’ye ait 82 ve 77 sayıları sırasıyla kadınlar ve erkeklerle eşleşir: kadınlar için 82, erkekler için 77. Bu sözcük bilgiyi düzenler. Okurun her iki listedeki sırayı da takip etmesi gerekir; respectively yalnızca “her biri” anlamına gelmez ve cümleyi genel bir şekilde nitelemez.

Alıştırma

Cümleyi, bilet renkleri ile fiyatların aynı sırada eşleştiğini gösteren sözcükle tamamlayın: Blue and green tickets cost $4 and $6, ____.

Cevabı göster

respectively

Then, like the Japanese, you should start consuming more green tea and fish.

1:09

O hâlde Japonlar gibi daha fazla yeşil çay ve balık tüketmeye başlayın.

A study of 40,500 Japanese people

1:13

40.500 Japonla yapılan bir araştırma,

found that those who drank five or more cups of green tea daily

1:16

günde beş ya da daha fazla fincan yeşil çay içenlerin

had the lowest risk of dying from heart disease.

1:19

kalp hastalığından ölme riskinin en düşük olduğunu ortaya koydu.

As well, those with a diet rich in omega-3s from fish Kalıp ifadeler

1:22

Ayrıca, balıktan alınan omega-3 bakımından zengin beslenenler

lived an extra 2.2 years.

1:25

2,2 yıl daha uzun yaşadı.

Kalıp ifadeler

a diet rich in + besin öğesi

a diet rich in omega-3s ifadesinde rich in, “çok miktarda içeren” anlamına gelir. İsim öbeğinin tamamı bol miktarda omega-3 içeren bir beslenme biçimini anlatır; rich burada “varlıklı” demek değildir. Kalıp, a diet rich in + besin öğesi veya gıda bileşeni şeklindedir: a diet rich in fiber. Diyetin ne içerdiğini belirtir, ancak miktarın tıbbi öneriyi karşıladığını tek başına söylemez.

Alıştırma

“Bir şeyi bol miktarda içeren beslenme biçimi” anlamındaki dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Nuts can be part of ____ healthy fats.

Cevabı göster

a diet rich in

The World Health Organization recommends at least 150 minutes per week of exercise, Dilbilgisi

1:27

Dünya Sağlık Örgütü haftada en az 150 dakika egzersiz yapmayı öneriyor;

Dilbilgisi

at least 150 minutes per week: haftada en az 150 dakika

At least 150 minutes bir alt sınır koyar: 150 dakika belirtilen eşiğe ulaşır ve daha fazlasına da izin verir. Tam olarak 150 dakika demek değildir. Per week, toplamın sayıldığı zaman aralığının bir hafta olduğunu gösterir. Konuşan kişi tek oturumda yapılması gerektiğini ayrıca söylemedikçe 150 dakika hafta içine bölünebilir.

Alıştırma

Hangi cümle haftalık en düşük toplamın 150 dakika olduğunu ve daha fazlasına izin verildiğini söyler?

  1. Exercise exactly 150 minutes per week.
  2. Exercise at least 150 minutes per week.
  3. Exercise up to 150 minutes per week.
Cevabı göster

Exercise at least 150 minutes per week.

potentially adding 4 years to your life. Dilbilgisi

1:31

bu da ömrünüze 4 yıl ekleyebilir.

Dilbilgisi

Olası bir sonuç için potentially + -ing

Virgülden sonraki potentially adding 4 years to your life, önceki egzersiz önerisine uymanın olası bir sonucunu sunan tamamlayıcı bir -ing yan cümlesidir. Bu bağlamda yılları ekleyebilecek olan, söz konusu egzersizin yapılmasıdır; ifade yeni ve bağımsız bir cümle değildir. Potentially belirsizlik bildirir. Bu kalıp, bir eylem veya durumu olası bir etkiye kısa ve öz biçimde bağlarken bu etkiyi kesin bir sonuç gibi göstermemeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi potentially ve save fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new timetable could shorten commutes, ____ up to twenty minutes for some riders.

Cevabı göster

potentially saving

This could be swimming or even shopping.

1:34

Bu egzersiz yüzme, hatta alışveriş bile olabilir.

A Taiwanese study found that those who shop daily,

1:36

Tayvan'da yapılan bir araştırma, her gün alışverişe gidenlerin,

even if they didn't buy anything, lowered their risk of death by 23 to 28%. Dilbilgisi

1:38

hiçbir şey satın almasalar bile ölüm risklerinin %23 ila %28 azaldığını ortaya koydu.

Dilbilgisi

Azalma miktarını lower ... by 23 to 28% ile bildirmek

lowered their risk of death by 23 to 28% ifadesinde lower, etkilenen miktarı nesne olarak alır ve by azalmanın büyüklüğünü belirtir. Azalma, %23 ile %28 arasında bir aralık olarak bildirilir. Bu, nihai riskin %23 ile %28 arasına düştüğü anlamına gelmez. Nihai bir düzeyi bildirmek için İngilizcede lower ... to + düzey kullanılır.

Alıştırma

Bir rapor, programın riski %12 ile %18 arasında bir miktarda azalttığını söylüyor. Hangi cümle bu anlamı doğru biçimde ifade eder?

  1. The program lowered the risk to 12 to 18%.
  2. The program lowered the risk by 12 to 18%.
Cevabı göster

The program lowered the risk by 12 to 18%.

Also, have sex.

1:43

Bir de seks yapın.

One study found that men who had sex only once a month

1:45

Bir araştırmaya göre, ayda yalnızca bir kez seks yapan erkeklerin

had a 45% higher risk of heart disease

1:48

kalp hastalığına yakalanma riski,

than those who had sex two to three times a week.

1:50

haftada iki ila üç kez seks yapanlardan %45 daha yüksekti.

When it comes to sleeping, a long-term study found that men who got less than 6 hours a night Kalıp ifadeler

1:53

Uykuya gelince, uzun süreli bir araştırma gecede 6 saatten az uyuyan erkeklerin

were four times more likely to die over the 14-year period of the study. Dilbilgisi

1:57

14 yıllık araştırma süresince ölme olasılığının dört kat daha fazla olduğunu ortaya koydu.

Kalıp ifadeler

When it comes to sleeping: konuyu belirleme

When it comes to sleeping, ardından gelen ifadenin konusunu belirler. “Uyku söz konusu olduğunda” veya “uykudan bahsedersek” anlamına gelir; böylece cümlenin odağı uykuya geçer. Yapı When it comes to + isim öbeği veya -ing biçimidir. Bu yapıda to bir edattır, mastarın parçası değildir; sleeping etkinliğin adını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki konu belirleme yapısıyla tamamlayın: ____ school lunches, fresh food matters.

Cevabı göster

When it comes to

Dilbilgisi

four times more likely to: olasılıkları karşılaştırma

Four times more likely to, bir sonucun gerçekleşme olasılığını iki grup arasında karşılaştırır. Burada altı saatten az uyuyan grubun araştırma süresinde ölme olasılığının referans grubuna göre yaklaşık dört kat olduğunu belirtir. Yapı çarpan + times more likely to + fiilin yalın biçimidir. Kesinliği değil, göreli olasılığı anlatır: riskin yüksek olması, sonucun herkesin başına geleceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi more likely içeren ve dört kat olasılık belirten yapıyla tamamlayın: The report says cyclists wearing lights are ____ be seen at night than cyclists without lights.

Cevabı göster

four times more likely to

With this in mind, it's important to be realistic, literally. Notlar

2:01

Bunu göz önünde bulundurunca, kelimenin tam anlamıyla gerçekçi olmak önemli.

Anlatım akışı

Sonuca geçiş sağlayan With this in mind

With this in mind, dinleyene bundan sonra söylenecekleri anlamlandırırken az önce verilen bilgiyi göz önünde bulundurmasını söyler. This, birinin zihnindeki fiziksel bir nesneye değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Burada ifade, önceki kanıtı ardından gelen yargının arka planına dönüştürür. Yalnızca konu değiştirmez; verilen bilgiye dayanarak şimdi bir sonuç ya da tavsiye geleceğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Örnekte With this in mind, dinleyene ne yapmasını söylüyor?

  1. Önceki cümledeki belirli bir sözcüğü düzeltmek
  2. Tamamen ilgisiz bir konuya geçmek
  3. Az önce söylenen bilgiyi dikkate almak
Cevabı göster

Az önce söylenen bilgiyi dikkate almak

A German study found that those who overestimate their future happiness

2:04

Almanya'da yapılan bir araştırma, gelecekteki mutluluklarını olduğundan fazla tahmin edenlerin

have a higher risk of death compared to their peers

2:08

akranlarına kıyasla daha yüksek ölüm riski taşıdığını gösterdi;

who predicted a darker future.

2:10

bu akranlar ise daha karanlık bir gelecek öngörmüştü.

Deyimler

realistic, literally ifadesindeki gerçek anlam dönüşü

Realistic normalde bir durumu yalnızca olmasını istediğimiz şeye göre değil, gerçekleşmesi muhtemel olana göre değerlendirmek demektir. Literally öncesindeki duraklama, dinleyenin bu sıradan tavsiyeye yeniden bakmasını sağlar. Sonraki iddia, gerçekçi olmayan iyimserlikle gerçek bir ölüm riski arasında bağlantı kurar. Bu nedenle literally kara mizah katar: gerçekçi olmak yalnızca mantıklı bir tavsiye olarak değil, hayatta kalmakla bağlantılı bir şey olarak da sunulur. Bu kullanım realistic sözcüğünü biyolojik bir terime dönüştürmez.

Alıştırma

Hangi cümle literally ile aynı tür kelime oyununu oluşturuyor?

  1. The alarm was a wake-up call, literally: it woke everyone at dawn.
  2. The alarm was very loud, so everyone woke up at dawn.
  3. The alarm was a useful reminder about tomorrow's meeting.
Cevabı göster

The alarm was a wake-up call, literally: it woke everyone at dawn.

People who identify as Hispanic Kelime

2:12

Kendisini Hispanik olarak tanımlayan kişiler,

live an average of 2.5 years longer than the average American.

2:13

ortalama bir Amerikalıdan 2,5 yıl daha uzun yaşıyor.

Kelime

identify as Hispanic: kişinin kendi beyan ettiği kimlik

identify as Hispanic ifadesinde identify as, kişinin kendisini bir kimlik grubunun parçası olarak “tanımlaması” veya “görmesi” anlamına gelir. people öznesi kimliğini belirten gruptur; as sonrasındaki Hispanic ise kimlik adıdır. Bu ifade, insanların kendilerini nasıl tanımladığına odaklanır. Başka birinin görünüşlerine bakarak bu etiketi verdiğini söylemez. Buradaki Hispanic, ABD’nin demografik ve kültürel bağlamında kullanılan bir kimlik adıdır; doğrudan bir ırkın veya milliyetin tam eş anlamlısı değildir.

Alıştırma

Kimlik adının kişinin kendi beyanından geldiğini açıkça gösteren cümle hangisidir?

  1. Leah identifies as Hispanic.
  2. Leah was identified as Hispanic by the survey clerk.
  3. People guessed that Leah was Hispanic from her appearance.
Cevabı göster

Leah identifies as Hispanic.

Researchers hypothesize that values of family togetherness

2:17

Araştırmacılar, aile birlikteliğine verilen önemin

provides a longevity boost.

2:20

ömrü uzattığını düşünüyor.

A Polish study found that dads of girls Kelime

2:22

Polonya'da yapılan bir araştırma, kız babalarının

lived 74 weeks longer on average than fathers of sons.

2:23

erkek çocuk babalarından ortalama 74 hafta daha uzun yaşadığını ortaya koydu.

Kelime

dads ve fathers: aynı rol, farklı kullanım düzeyi

Bu cümlede dads ve fathers sözcüklerinin ikisi de baba anlamına gelir. Dads of girls ve fathers of sons karşılaştırılan iki baba grubudur; ismin değişmesi iki farklı aile rolü oluşturmaz. Temel fark kullanım düzeyidir. Dad daha sıcak ve konuşma diline yakındır; father ise tarafsızdır ve araştırma ya da resmî yazılar için daha uygundur.

Alıştırma

Araştırma raporu için daha tarafsız veya resmî sözcüğü kullanan cümle hangisidir?

  1. The study included 300 dads.
  2. The study included 300 daddies.
  3. The study included 300 fathers.
Cevabı göster

The study included 300 fathers.

And if you're a woman, be more like Beyonce and hope for twins.

2:27

Kadınsanız, Beyonce'yi örnek alın ve ikiz çocuk sahibi olmayı dileyin.

New research has discovered that having twins could be an evolutionary adaptation

2:30

Yeni bir araştırma, ikiz çocuk sahibi olmanın evrimsel bir adaptasyon olabileceğini ortaya koydu;

where healthy moms pass on double the genes at once, Öbek fiiller

2:34

bu sayede sağlıklı anneler tek seferde iki kat fazla gen aktarıyor,

and these moms are also known to live longer. Dilbilgisi

2:37

ve bu annelerin daha uzun yaşadığı da biliniyor.

Öbek fiiller

pass on: genleri sonraki nesle aktarmak

Bu genetik bağlamında pass on, genleri bir ebeveynden sonraki nesle aktarmak anlamına gelir. Doğrudan nesne olan double the genes ve örtük alıcılar olan çocuklar, bir nesneyi fiziksel olarak birine uzatma anlamını eler. Kalıp pass on something to someone veya pass something on to someone şeklindedir. Genlerin yanı sıra bir kişiden ya da nesilden diğerine aktarılan bilgi, gelenek, malumat veya mülk için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki, aktarmak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Parents can ____ genetic traits to their children.

Cevabı göster

pass on

Dilbilgisi

are also known to + fiil: bildirilen ek bir özellik

Are known to + fiilin yalın hâli, edilgen bir bildirme kalıbıdır. İnsanların, öznenin belirtilen davranışa ya da özelliğe sahip olduğunu genel olarak gözlemlediğini, bildirdiğini veya kabul ettiğini anlatır; annelerin nasıl daha uzun yaşayacaklarını bildiği anlamına gelmez. Also, live longer ifadesini bilinen ek bir özellik olarak işaretler ve önceki iddiaya bağlar. Gözlemin kendisi, onu kimin bildiğini belirtmekten daha önemli olduğunda bu yapı kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, gözlemlenen başka bir özelliği ekleyen dersteki dört sözcüklü bildirme ifadesiyle tamamlayın: Scientists have already found that these whales communicate over long distances. They ____ travel in close family groups.

Cevabı göster

are also known to

When it comes to planning your life, get married.

2:39

Hayatınızı planlarken evlenin.

A Danish study of gay men found that those who were married

2:41

Danimarka'da eşcinsel erkeklerle yapılan bir araştırma, evli olanların

had lower mortality rates.

2:44

ölüm oranlarının daha düşük olduğunu ortaya koydu.

But don't get married to the wrong person.

2:45

Ama yanlış kişiyle evlenmeyin.

Another study of 1,700 married adults found that the more a couple argued, Dilbilgisi

2:48

Evli 1.700 yetişkinle yapılan başka bir araştırmaya göre, çiftler ne kadar çok tartışırsa

the worse their health.

2:52

sağlıkları da o kadar kötüleşiyor.

Dilbilgisi

The more ..., the worse ...: bağlantılı karşılaştırma

Eşleşen “the + comparative ..., the + comparative ...” yapısı, değişen iki unsuru birbirine bağlar. Burada daha fazla tartışma daha kötü sağlıkla ilişkilidir: biri arttıkça diğeri kötüleşir. Bu yapıda the, bir ismi belirleyen tanımlık değildir. İlk karşılaştırma biçimi değişen koşulu veya ölçeği belirler, ikincisi ise buna karşılık gelen sonucu verir. İlişkiyi açıkça belirtmek için iki bölüm de gereklidir.

Alıştırma

Cümleyi eşleşen karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

Don't force retirement as the Harvard Longevity Project found

2:53

Kendinizi emekli olmaya zorlamayın; çünkü Harvard Uzun Ömür Projesi,

that those who had satisfying careers

2:56

tatmin edici kariyerlere sahip olup

and continued to work into their 70s made it to older ages. Notlar

2:58

70'li yaşlarında da çalışmayı sürdürenlerin daha ileri yaşlara ulaştığını ortaya koydu.

Kalıp ifadeler

into their 70s: yetmişli yaşlarda da devam etmek

Into their 70s, 70 ile 79 yaş arasındaki döneme girdikten sonra da çalışmaya devam ettikleri anlamına gelir. Yalnızca yetmişinci doğum gününe ulaşmayı değil, bir etkinliğin yaşamın bu evresine kadar uzanmasını anlatır. İyelik bildiren their, 70s ifadesini bu kişilere ait bir yaş aralığı yapar. Bu kişisel iyelik olmadan the 1970s gibi bir ifade genellikle takvimdeki bir on yılı belirtir.

Alıştırma

Lena’nın 70 yaşına girdikten sonra da öğretmenliğe devam ettiğini anlatan cümleyi seçin.

  1. Lena kept teaching into her 70s.
  2. Lena stopped teaching at 70.
  3. Lena taught in the 1970s.
Cevabı göster

Lena kept teaching into her 70s.

Öbek fiiller

made it to + yaş veya dönüm noktası

Bu cümlede made it to older ages, daha ileri yaşlara kadar yaşamayı başardılar anlamına gelir. made it, 'onu ürettiler' demek değildir; yaşı, bu kişilerin ulaşmayı başardığı bir nokta olarak sunar. make it to + varış yeri, zaman, etkinlik veya aşama kalıbı, o son noktaya ulaşmayı başarmak anlamına gelir. Bu noktanın hayatta kalma, varma, katılma veya ilerleme ile ilgili olup olmadığını bağlam belirler.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlamak için parantez içindeki üç kelimeyi kullanın: After two hours in traffic, we finally ____ the theater before the show began. (made / it / to)

Cevabı göster

made it to

And just throw a pet in there as well. Öbek fiiller

3:02

Bir de hayatınıza bir evcil hayvan katın.

Öbek fiiller

throw a pet in there: listeye rahatça bir madde eklemek

Burada throw a pet in there, evcil hayvan sahibi olmayı mevcut uzun yaşam önerileri listesine rahat bir biçimde eklemek anlamına gelir. there, fiziksel bir kabı değil, o listeyi veya fikirler grubunu işaret eder. Gündelik konuşmada throw + something + in, fazladan bir unsuru hızlı, kolay veya sonradan akla gelmiş bir ekleme gibi sunabilir. Buradaki throw mecazidir; gerçekten fırlatma anlamı yoktur.

Alıştırma

Özgün cümlede throw a pet in there ne anlama gelir?

  1. Bir evcil hayvanı fiziksel olarak bir yere fırlatmak.
  2. Evcil hayvan sahibi olmayı listedeki başka bir madde olarak rahatça eklemek.
  3. Evcil hayvanları konuşmadan çıkarmak.
Cevabı göster

Evcil hayvan sahibi olmayı listedeki başka bir madde olarak rahatça eklemek.

Research shows that both cat and dog owners tend to live longer than those without. Dilbilgisi

3:04

Araştırmalar, gerek kedi gerekse köpek sahiplerinin evcil hayvanı olmayanlara göre daha uzun yaşama eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Dilbilgisi

Genel eğilimler için tend to + fiil

“Tend to + fiilin yalın hâli”, bir eylem veya durumun bir kişi ya da grupta sık görülen bir örüntü olduğunu anlatır. Buradaki “tend to live longer”, kedi veya köpek sahiplerinin genel olarak daha uzun yaşama eğilimi gösterdiği anlamına gelir. Tend to istisnalara yer bıraktığı için cümle, araştırmada görülen bir ilişkiyi bildirir. Her evcil hayvan sahibinin daha uzun yaşadığı anlamına gelmez ve evcil hayvan sahibi olmanın bu sonuca neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, istisnalara açıkça yer bırakarak genel bir eğilimi anlatır?

  1. Regular exercise guarantees better sleep for everyone.
  2. People who exercise regularly tend to sleep better.
  3. People who exercise regularly always sleep better.
Cevabı göster

People who exercise regularly tend to sleep better.

Dilbilgisi

those without: zamirle değiştirme ve eksiltme

Bu karşılaştırmada those, karşıt gruptaki insanları belirten çoğul bir isim öbeğinin yerine geçer. Without sonrasında eksik olan tümleç bağlamdan anlaşılır: without cats or dogs ya da daha genel olarak without pets. Tam anlamı “evcil hayvanı olmayan insanlar”dır. İngilizcede tekrarın önüne geçmek için bu yapı kullanılabilir: bir şeye sahip olan çoğul bir grup, those without ile karşılaştırılabilir. Karşılaştırma eksik bilgiyi açıkça gösteriyorsa without sonrasındaki tümleci söylememek dil bilgisi açısından doğrudur.

Alıştırma

Hangi cümle, çoğul bir isim öbeğini tekrarlamamak için those without ifadesini doğru kullanır?

  1. Students with calculators finished sooner than them without.
  2. Students with calculators finished sooner than those without.
  3. Students with calculators finished sooner than that without.
Cevabı göster

Students with calculators finished sooner than those without.

Even if you haven't been living healthy so far, Dilbilgisi

3:07

Şimdiye kadar sağlıklı yaşamamış olsanız bile

it's never too late to start. Kalıp ifadeler

3:09

başlamak için asla geç değildir.

Dilbilgisi

Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, ana cümledeki sonucu değiştirmeyen bir koşul belirtir. Burada şimdiye kadar sağlıklı yaşamamış olmak, şimdi başlamanın hâlâ değerli olduğu mesajını geçersiz kılmaz. Koşulun doğru olup olmamasına bakılmaksızın ana düşünce geçerliliğini koruyorsa even if + yan cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Gerginlik yalnızca bir olasılıktır. Cümleyi doğru sözcükle tamamlayın: Even ____ you feel nervous, you can still speak clearly.

Cevabı göster

if

Kalıp ifadeler

It's never too late to + fiil

It’s never too late to + fiil, bir gecikmeden sonra harekete geçmeye teşvik eden kalıplaşmış bir yapıdır. Şimdi başlamanın hâlâ değerli olabileceğini anlatır. to sözcüğünden sonra eylemi belirten fiilin yalın hâlini kullanın: to start, to learn, to try. Altyazıdaki start, daha sağlıklı alışkanlıklara şimdi başlamak anlamındadır.

Alıştırma

Gecikmenin değerli bir yeni başlangıcı engellemediğini anlatan kalıplaşmış teşvik ifadesini tamamlayın: You stopped drawing for a long time, but it's never too ____ to start again.

Cevabı göster

late

A study found that taking on healthy habits like eating good food,

3:11

Bir araştırma, iyi beslenmek gibi sağlıklı alışkanlıklar edinmenin yanı sıra

exercise, meditation, and support from friends and family

3:14

egzersiz ve meditasyon yapmanın, arkadaşlardan ve aileden destek almanın

can increase the length of your telomeres, Kültür

3:17

telomerlerinizin uzunluğunu artırabileceğini gösterdi;

the caps on the end of your chromosomes that fray as we age. Kelime

3:19

telomerler, kromozomlarınızın uçlarında bulunan ve yaşlandıkça yıpranan koruyucu başlıklardır.

Kültür

telomeres: kromozom uçlarındaki koruyucu yapılar

Telomerler, kromozomların uçlarındaki koruyucu bölümlerdir. Bu cümlede, the caps on the end of your chromosomes eşlemeli isim öbeği, bilimsel terimi ilk geçtiği yerde basitçe açıklar. Caps, telomerlerin konumu ve koruyucu işlevi için kullanılan bir benzetmedir; gerçek bir şapka ya da tüm kromozomu örten bir kaplama değildir. Virgülden sonraki isim öbeği, telomeres için cümle içine yerleştirilmiş bir tanım görevi görür.

Alıştırma

Cümlede telomeres sözcüğünü en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Kromozomların uçlarındaki koruyucu yapılar
  2. Kromozomları uzatan sağlıklı yiyecekler
  3. Sağlıklı alışkanlıkları destekleyen arkadaşlar ve aile
  4. Her başlığın içindeki bütün kromozomlar
Cevabı göster

Kromozomların uçlarındaki koruyucu yapılar

Kelime

fray as we age: zamanla kademeli yıpranma

Fray sözcüğü gerçek anlamıyla kumaşın veya liflerin kenarları ayrılmaya başlayana kadar aşınmasını anlatır. Burada, insanlar yaşlandıkça telomerlerin yavaş yavaş yıpranmasını anlatan bir benzetmedir. İfade, ani bir kopma ya da kırılmayı değil, yavaş ve ilerleyen bir hasarı vurgular. Bu ilgi cümleciğinde that, telomeres sözcüğüne gönderme yapar; yani yaşlandıkça yıpranan telomerlerdir.

Alıştırma

Bu cümlede fray as we age ne anlama gelir?

  1. Tamamen yeni kromozomlara dönüşmek
  2. Belirli bir doğum gününde aniden kırılmak
  3. Kumaş parçalarıyla kaplanmak
  4. İnsanlar yaşlandıkça yavaş yavaş yıpranmak
Cevabı göster

İnsanlar yaşlandıkça yavaş yavaş yıpranmak

So, get started with all these tips

3:22

Öyleyse tüm bu önerileri uygulamaya koyun

and start prepping for the 100-year-old birthday bash. Kelime

3:24

ve 100. yaş günü partiniz için hazırlanmaya başlayın.

Kelime

Gündelik Konuşmada prepping for ... birthday bash

Burada prepping for “bir şeye hazırlanmak”, birthday bash ise “canlı ve samimi bir doğum günü partisi” anlamına gelir. Bu iki ifade, kapanıştaki çağrıyı neşeli ve konuşma diline yakın hâle getirir. Prep, prepare fiilinin gündelik dilde kullanılan kısaltılmış biçimidir. prep for bir etkinlik, gezi, görev veya sınav için hazırlanırken kullanılabilir; bir partiye bash demek resmî bir törenden çok hareketli ve eğlenceli bir buluşmayı çağrıştırır.

Alıştırma

Konuşmacı "We're prepping for a birthday bash" derken neyi kastediyor?

  1. Hareketli bir doğum günü partisi için hazırlanıyoruz.
  2. Bir doğum günü hakkında resmî bir rapor yazıyoruz.
  3. Bir doğum günü partisinde eşyalara vuruyoruz.
Cevabı göster

Hareketli bir doğum günü partisi için hazırlanıyoruz.

Special thanks to 23andMe for sponsoring this video.

3:27

Bu videoya sponsor olan 23andMe'ye özellikle teşekkür ederiz.

If you've ever wanted to understand your own DNA

3:30

Kendi DNA'nızı anlamayı,

and see which regions of the world your ancestors come from

3:32

atalarınızın dünyanın hangi bölgelerinden geldiğini görmeyi

or how your DNA influences physical traits and health,

3:35

veya DNA'nızın fiziksel özelliklerinizi ve sağlığınızı nasıl etkilediğini öğrenmeyi hep istediyseniz,

then check out 23andMe.com/asap.

3:38

23andMe.com/asap adresine göz atın.

We've tried it ourselves and found out that Greg has a lot of Neanderthal DNA,

3:41

Biz de testi yaptık ve Greg'in oldukça fazla Neandertal DNA'sı taşıdığını öğrendik;

while Mitch found out why he loves pizza so much.

3:45

Mitch ise pizzayı neden bu kadar çok sevdiğini öğrendi.

All you have to do is spit in a tube and they'll analyze your 23 pairs of chromosomes, Dilbilgisi

3:48

Tek yapmanız gereken bir tüpe tükürmek; onlar da 23 kromozom çiftinizi analiz edecekler,

Dilbilgisi

All you have to do is + fiilin yalın hâli

All you have to do is + fiilin yalın hâli, tek bir eylemi yapılması gereken tek şey olarak sunar. Örnekte spit fiilin yalın hâlidir; bu yüzden konuşmacı numune verme işlemini basit gösterir. Bu kalıbı kısa bir yönerge vermek ve karşınızdakini rahatlatmak için kullanın: All you have to do is wait. all sözcüğü gerekliliği o tek eylemle sınırlar; “her şeyi yapmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bu, gerekli olan tek adımdır” anlamına gelen kalıpla yönergeyi tamamlayın: "____ press the green button."

Cevabı göster

All you have to do is

which is where the name comes from. Dilbilgisi

3:52

23andMe adı da buradan geliyor.

Dilbilgisi

which is where the name comes from: bir olguyu bir adla ilişkilendirmek

Bu cümlede which, insanların 23 çift kromozomu olduğu yönündeki önceki olguya gönderme yapar. Bu yan cümle kısıtlayıcı değildir: belirli bir kromozom grubunu tanımlamak yerine ek bir açıklama verir. Buradaki where soyut anlamdadır ve fiziksel bir yeri belirtmez; “kaynak veya dayanak” demektir. 23andMe adındaki 23 sayısı, 23 çift kromozoma dayanır. Yeniden kullanılabilen X, which is where the name comes from yapısı önce X’i belirtir, ardından X’in adı açıkladığını ekler.

Alıştırma

Örnekte which is where the name comes from ne anlama geliyor?

  1. Kromozomlar bu adı taşıyan fiziksel bir yerde tutuluyor.
  2. Tüpün içinde 23 farklı ad bulunuyor.
  3. Ad, insanların 23 çift kromozomu olduğu gerçeğine dayanıyor.
Cevabı göster

Ad, insanların 23 çift kromozomu olduğu gerçeğine dayanıyor.

Again, head to 23andMe.com/asap

3:53

Bir kez daha, 23andMe.com/asap adresine gidin

to learn more about yourself now.

3:56

ve hemen şimdi kendiniz hakkında daha fazla bilgi edinin.

You can also check out our second video

3:58

İkinci videomuza da göz atabilirsiniz:

where do people live the longest

4:00

İnsanlar en uzun nerede yaşıyor?

by clicking the screen or using the link in the description.

4:01

Ekrana tıklamanız ya da açıklamadaki bağlantıyı kullanmanız yeterli.