Ayahuasca Kullandığınızda Beyninize Ne Olur: Halüsinojen Uyuşturucu: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Ayahuaskanın DMT içeren yapraklarla enzim baskılayan sarmaşıkları nasıl birleştirdiğini; etkileri, riskleri, araştırmayı ve kanıt eksikliğini açıklar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “has been used for centuries” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: for ile present perfect edilgen yapı, eskiden başlayan ve hâlâ ilgili uygulamayı anlatır. 2. “this is where the vines come in.” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: come in, fiziksel gelişi değil bir unsurun rol kazandığı noktayı bildirir. 3. “This is not to say that” — Söylem, anlatı ve retorik: bu sınırlama, ilk bulguların ayahuaskanın radyoterapi veya kemoterapi yerine geçebileceğine kanıt sanılmasını önler.
Bu derste
The hallucination inducing drug Ayahuasca has been used for centuries Dilbilgisi
0:00Halüsinasyona yol açan Ayahuasca adlı madde yüzyıllardır
has been used for centuries: edilgen present perfect
Has been used, present perfect'in edilgen yapısıdır: has + been + geçmiş zaman ortacı. Ayahuasca eyleme maruz kalan ögedir; by tribes ise eylemi gerçekleştirenlerin kabileler olduğunu belirtir. For centuries ile birlikte bu yapı, uygulamanın çok uzun zaman önce başladığını ve günümüze kadar sürdüğünü ya da en azından bugün hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Eylemi yapan kişilerden çok eylemin önemli olduğu köklü gelenekleri, sistemleri veya uygulamaları anlatırken bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Uzun zaman önce başlayıp bugün de sürdürülen bir geleneği en iyi hangi cümle anlatır?
- This weaving method was used for centuries, but it ended in 1900.
- This weaving method has been used for centuries.
- This weaving method is used next century.
Cevabı göster
This weaving method has been used for centuries.
for those seeking optic and auditory hallucinations,
0:08görsel ve işitsel halüsinasyon arayanlar arasında.
«bir değişim gerçekleşirken» anlamındaki as
Burada as, «bir şey değişirken» veya «bir şey değiştikçe» anlamına gelir. Ayahuasca'nın giderek yaygınlaşmasını, ardından gelen sorular için değişen zaman çerçevesi olarak sunar. As sözcüğünü otomatik olarak «çünkü» diye yorumlamayın. As ile başlayan yan cümlede becomes more mainstream gibi aşamalı bir değişim ifadesi varsa ilişki zamansal olabilir: Sorular, bu değişim devam ederken ele alınmaktadır.
Alıştırma
Hangi cümlede as, örnekteki gibi «bir durum değişirken» anlamına gelir?
- As the town becomes busier, local shops stay open later.
- As a doctor, she works long hours.
- As the road was closed, we took another route.
Cevabı göster
As the town becomes busier, local shops stay open later.
Açıklama yol haritası olarak What exactly is it ... how does it affect ...?
What exactly is it? ilk görevi belirler: konuyu kesin biçimde tanımlamak veya ne olduğunu açıklamak. How does it affect your body and brain? ikinci görevi belirler: etkilerini ya da işleyiş mekanizmasını açıklamak. İki soru birlikte sonraki açıklama için bir yol haritası oluşturur. Bu bağlamda sorular retoriktir: konuşmacı, dinleyicilerin cevap vermesini beklemek yerine videonun neleri cevaplayacağını duyurur.
Alıştırma
Açıklayıcı bir konuşmada “what exactly is it and how does it affect your body and brain?” cümlesinin temel işlevi nedir?
- Açıklamanın iki aşamasını önceden gösterir: konuyu tanımlamak ve etkilerini açıklamak.
- Dinleyicilerden konuşmayı durdurup iki cevap vermelerini ister.
- Daha önce kanıtlanmış iki olguyu bildirir.
Cevabı göster
Açıklamanın iki aşamasını önceden gösterir: konuyu tanımlamak ve etkilerini açıklamak.
İki öncül hakkında olumsuz bir bilgi veren neither of which
Neither of which, daha önce belirtilen iki bileşen olan yapraklar ve sarmaşıklar hakkında ek bilgi veren tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which bu iki öğeye gönderme yapar, neither ise not either one anlamına gelir. Dolayısıyla cümle, her bir bileşenin tek başına halüsinojenik güce sahip olmadığını söyler; birleşik içecek hakkında aynı iddiada bulunmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp two antecedents + comma + neither of which + verb şeklindedir. İki ayrı olumsuz yargıyı tek cümlede birleştirir: yapraklarda bu güç yoktur ve sarmaşıklarda da yoktur.
Alıştırma
İki pilden hiçbirinin tek başına çalışmadığı anlamına gelen tanımlayıcı olmayan ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The device relies on two batteries, ____ works on its own.
Cevabı göster
neither of which
do contain ifadesindeki vurgulu do
Bu olumlu cümlede do, contain fiilini vurgular: yapraklar gerçekten DMT içerir. Bu kullanım, bilgiyi dinleyicinin beklentisine karşı bir düzeltme veya karşıtlık olarak sunar. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada çoğul özne the leaves ile do kullanılır ve contain yalın hâlde kalır. Do ayrı bir eylem anlatmaz ve cümlenin geniş zamanını değiştirmez.
Alıştırma
Birisi garantinin pilleri kapsadığından şüphe ediyor. cover fiilinin vurgulu geniş zaman biçimiyle düzeltmeyi tamamlayın: The warranty ____ batteries.
Cevabı göster
does cover
Structurally similar to: benzerliği yapıyla sınırlamak
Structurally zarfı karşılaştırmanın kapsamını daraltır: structurally similar to, iki şeyin biçiminin, düzeninin veya iç yapısının karşılaştırılabilir olduğunu belirtir. Bu cümlede karşılaştırılan boyut moleküler yapıdır. X is structurally similar to Y kalıbı, X ile Y'nin aynı olduğu, aynı biçimde çalıştığı veya aynı etkilere sahip olduğu anlamına gelmez. Zarf, benzerlik iddiasının tam olarak hangi boyutla sınırlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
“Yapı bakımından benzer” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The molecules may behave differently, but molecule A is ____ molecule B.
Cevabı göster
structurally similar to
The problem is: temel engeli çerçevelemek
The problem is, konuşmacının açıklamadaki temel engeli belirtmek üzere olduğunu gösterir. Burada bağırsak enzimlerinin DMT'yi normalde etkisiz hâle getirmesini aşılması gereken engel olarak çerçeveler. Söylemi düzenleyen bir kalıp olarak problemden çözüme geçiş kurar: engel netleşince konuşmacı bununla başa çıkan unsuru tanıtabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki engeli çerçeveleyen tam ifadeyle tamamlayın: '____ the backup generator has enough fuel for only one hour.'
Cevabı göster
The problem is
this is where ... come in: devreye girmek
Bu kalıpta where, “açıklamanın veya durumun bu noktasında”; come in ise “önem kazanmak ya da yararlı bir rol oynamaya başlamak” anlamına gelir. Sarmaşıkların fiziksel olarak bir yere girmesini anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp This is where + kişi/şey + come(s) in biçimindedir. Tekil özneyle comes, çoğul özneyle come kullanılır; bu nedenle çoğul özne the vines sonrasında come gelir.
Alıştırma
Cümleyi This is where ... comes in kalıbıyla tamamlayın: 'Our in-house team cannot fix the server. ____ our external technician ____.'
Cevabı göster
This is where · comes in
inhibit your gut enzymes from working properly: bağırsak enzimlerinin düzgün çalışmasını engellemek
Bu cümlede inhibit + nesne + from + -ing, “nesnenin söz konusu eylemi gerçekleştirmesini zorlaştırmak” anlamına gelir. your gut enzymes ad öbeği nesnedir; working properly ise engellenen eylemdir. from, enzimlerin nereden geldiğini göstermez. Bu kalıp bir mekanizmayı açıklamak için kullanışlıdır: X inhibits Y from doing Z. Inhibit genellikle bir eylemi kısıtlamak veya eyleme müdahale etmek demektir; mutlaka tamamen durdurmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Mekanizma cümlesini hedef fiil ve edatla tamamlayın: This compound may ____ the enzyme ____ functioning normally.
Cevabı göster
inhibit · from
and eventually cross the blood-brain barrier.
0:43sonunda da kan-beyin bariyerini aşmasına olanak tanır.
usually hit around half an hour after consumption, Kelime
0:46genellikle tüketildikten yaklaşık yarım saat sonra başlar;
hit: etkilerin hissedilir hâle gelmesi
Burada hit, “belirgin hâle gelmek veya güçlü biçimde hissedilmeye başlamak” anlamındadır. Özne the effects olduğundan fiziksel bir vurma eylemi yoktur. Around half an hour after consumption, etkilerin yaklaşık başlangıç zamanını verir. Hit tek başına etkilerin zirveye ulaştığını veya belirli bir süre devam ettiğini göstermez; etkilerin ortaya çıkışını veya yarattığı etkiyi vurgular.
Alıştırma
“The effects usually hit after half an hour,” cümlesinde hit ne anlama gelir?
- Etkiler birine fiziksel olarak vurur.
- Etkiler belirgin biçimde hissedilmeye başlar.
- Etkiler en yüksek yoğunluğa ulaşır.
Cevabı göster
Etkiler belirgin biçimde hissedilmeye başlar.
with hallucinations peaking after 1 hour Dilbilgisi
0:49halüsinasyonlar bir saat sonra zirveye ulaşır
with hallucinations peaking: with + isim + -ing yapısı
with + isim + -ing yapısı, ana cümleyle birlikte gerçekleşen veya ona eşlik eden bir durumu ekler. Burada with, isim olarak hallucinations sözcüğünü getirir; peaking ise -ing biçimidir. With burada kullanmak veya sahip olmak anlamına gelmez. Ana cümle, içeceğin etkilerinin ne zaman başladığını söyler. Ardından with öbeği zaman çizelgesinin sonraki aşamasını kısa biçimde ekler: halüsinasyonlar bir saat sonra en yüksek yoğunluğa ulaşır. Tam öbekte peaking ve subsiding fiillerinin anlamca öznesi hallucinations sözcüğüdür.
Alıştırma
Cümleyi istenen with + isim + -ing yapısıyla tamamlayın. traffic ismini ve peak fiilini kullanın: Requests increased all morning, ____ at noon.
Cevabı göster
with traffic peaking
from drugs like LSD and shrooms
0:56LSD ve sihirli mantar gibi maddelerinkinden farklı olduğu bildiriliyor;
are reported to be: bir iddiayı raporlara dayandırmak
özne + be reported + to-mastar biçimindeki edilgen aktarma yapısı, bilgiyi başkalarının bildirdiği bir şey olarak sunar. are reported to be ifadesinde are, çoğul these hallucinations öznesiyle uyumludur; reported edilgendir ve to be bildirilen açıklamayı getirir. Burada anlatıcı, karşılaştırmayı doğrudan doğruladığını söylemek yerine raporlara dayandırır. Yapı, iddianın kaynağını veya doğruluk durumunu gösterir; tek başına iddianın bilimsel olarak kanıtlandığını göstermez.
Alıştırma
Bir gazetecinin elinde yalnızca katılımcı anlatımları var ve bağımsız doğrulama yok. Hangi cümle iddiayı kanıtlanmış gibi sunmadan aktarır?
- The effects are reported to be short-lived.
- The effects are definitely short-lived.
- The effects are proven to be short-lived.
Cevabı göster
The effects are reported to be short-lived.
in that: iki şeyin hangi açıdan farklı olduğunu belirtme
Burada in that, halüsinasyonların farklı olduğu söylenen kesin yönü belirtir. Ardından gelen, çoğu insanın görsel halüsinasyon gördüğünü bildiğini anlatan yan cümle bir yer belirtmez; karşılaştırmayı destekleyen özelliği açıklar. Aktarılabilir kalıp X is different/similar/unusual in that + clause biçimindedir. In that, in the respect that ifadesine yakındır ve genel bir tanımı kesin bir açıklamaya bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede ‘özellikle şu açıdan’ anlamına gelen bağlayıcıyı seçin: The two proposals are similar ___ they both rely on volunteer work.
- now that
- so that
- in that
Cevabı göster
in that
of the noises already occurring around them.
1:06çevrede zaten var olan seslerin abartılmış hâlidir.
instead of hearing: instead of + -ing kullanımı
Instead of hearing, instead of edatı ile hearing şeklindeki -ing biçiminden oluşur. Cümlede hearing voices beklenen veya elenen olasılığı belirtirken, cümlenin geri kalanı onun yerine ne deneyimlendiğini açıklar. Bir şeyin başka bir şeyin yerine gerçekleştiğini, seçildiğini veya doğru olduğunu göstermek için instead of + isim, zamir veya -ing biçimi kullanın. Alternatif bir eylemse to-infinitive değil, -ing biçimini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi instead of ve type fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: During the meeting, Lena wrote in a notebook ____ on her phone.
Cevabı göster
instead of typing
as well as past and present traumatic events.
1:17ayrıca geçmişteki ve şimdiki travmatik olaylarla.
Unlike those who: those + who ile grupları karşılaştırmak
Burada those, people sözcüğünün yerine geçer; who consume LSD or shrooms ise hangi kişilerin kastedildiğini tanımlar. Unlike, bu grupla daha sonra gelen many who drink Ayahuasca grubunu karşılaştırır. Aktarılabilir kalıp unlike those who + fiil biçimindedir. People sözcüğünü tekrarlamadan bir kişiyi veya grubu belirli bir insan kategorisiyle karşılaştırmanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “the people who” ifadesinin özlü karşılığıyla tamamlayın: Unlike ____ prefer fixed schedules, Maya enjoys changing her plans at the last minute.
Cevabı göster
those who
Halüsinojenlerle ilgili dilde a good trip
Uyuşturucuyla ilgili bu bağlamda trip, yolculuk anlamına gelmez. Halüsinojen bir maddenin neden olduğu değişmiş algı, düşünce ve duygu deneyimini ifade eder; a good trip ise hoş veya olumlu yaşanan bir deneyimdir. Çevrede geçen LSD ve shrooms ifadeleri bu anlamı etkinleştirir. Açık bir uyuşturucu bağlamı yoksa a good trip normalde keyifli bir yolculuk olarak anlaşılır.
Alıştırma
“He took a hallucinogen hoping for a good trip,” cümlesinde a good trip ne anlama gelir?
- Uyuşturucunun neden olduğu keyifli bir halüsinasyon deneyimi
- Sıradan mutluluğun kısa bir anı
- Başka bir yere yapılan rahat bir yolculuk
Cevabı göster
Uyuşturucunun neden olduğu keyifli bir halüsinasyon deneyimi
Afterwards, most feel more at ease Kalıp ifadeler
1:19Sonrasında çoğu kişi kendini daha rahat hisseder
more at ease with: artan duygusal rahatlık
Bu cümlede more at ease with their thoughts, kişinin kendi düşünceleriyle ilişki kurarken daha sakin ve daha az dirençli olması demektir. Fiziksel olarak rahat bir ortamı değil, içsel bir tutumu anlatır. be/feel at ease with + isim veya -ing biçimi, bir şey konusunda rahat, kaygısız veya huzurlu hissetmek anlamına gelir. More bir karşılaştırma belirtir: rahatlık düzeyi artmıştır. Bir şey konusunda at ease olmak, onunla mutlaka aynı fikirde olmak veya onu onaylamak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bir şeye karşı daha sakin ve daha az dirençli” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the team explained the new policy, I felt ____ the change.
Cevabı göster
more at ease with
Varsayılan mod ağı (DMN)
Genellikle DMN olarak kısaltılan varsayılan mod ağı; dinlenme, zihnin gezinmesi, öz değerlendirme ve başka insanlar hakkında düşünme sırasında etkin olma eğilimi gösteren, birbiriyle etkileşim hâlindeki beyin bölgeleri bütünüdür. Adı, tek bir anatomik alanı değil, işlevsel bir ağı ifade eder. Cümlede is associated with, olağan dışı yüksek etkinlik ile sayılan durumlar arasında istatistiksel veya araştırmalarda belirlenmiş bir bağlantı olduğunu bildirir. Bu ifade tek başına DMN’nin depresyon, kaygı veya sosyal fobinin tek ve doğrudan nedeni olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede The default mode network için en doğru yorum hangisidir?
- Uyku sırasında gerçekleşen her türlü beyin etkinliğinin başka bir adıdır.
- Üç durumun tümüne doğrudan neden olan, yalıtılmış tek bir anatomik noktadır.
- Etkileşim hâlindeki beyin bölgelerinden oluşan işlevsel bir ağdır ve cümle kanıtlanmış tek bir neden yerine bir ilişki bildirir.
Cevabı göster
Etkileşim hâlindeki beyin bölgelerinden oluşan işlevsel bir ağdır ve cümle kanıtlanmış tek bir neden yerine bir ilişki bildirir.
Kısaltılmış koşul yapısı if overactive
Bu cümlede if overactive, kısaltılmış bir koşul yan cümlesidir. if it is overactive anlamına gelir; it, the default mode network ifadesine gönderme yapar ve is düşürülür. If, aşırı etkinliği bir koşul olarak sunar; ağın her zaman aşırı etkin olduğunu ileri sürmez. Eksik özne ve be biçimi bağlamdan kolayca çıkarılabildiğinde İngilizcede if + sıfat veya geçmiş zaman ortacı şeklindeki kısa yapı kullanılabilir.
Alıştırma
"if it is overheated" anlamındaki kısaltılmış if yan cümlesiyle güvenlik talimatını tamamlayın: The machine will stop automatically ____.
Cevabı göster
if overheated
that Ayahuasca causes a significant decrease Kalıp ifadeler
1:34Ayahuasca belirgin biçimde azaltıyor
causes a significant decrease in kalıbı
Causes a significant decrease in, bir nedeni aşağı yönlü bir değişime bağlar. Kalıp cause + a/an + sıfat + decrease + in + ölçülen değer şeklindedir; burada düşen ölçü activity'dir. Significant, decrease sözcüğünü niteler ve düşüşü küçük değil, dikkate değer olarak sunar. Bu ifade düşüşün tam büyüklüğünü belirtmez.
Alıştırma
Raporu tamamlamak için "cause a significant decrease in" ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: The new filter ____ airborne dust levels.
Cevabı göster
caused a significant decrease in
This is usually linked with a meditative state
1:39Bu durum genellikle meditatif bir hâlle ilişkilidir
and find a renewed sense of purpose Kalıp ifadeler
1:45ve yeniden bir amaç duygusu bulduğunu açıklar
At peace with themselves: kendileriyle barışık
“Feel at peace with themselves”, iç huzuru yaşamak ve kendini kabul etmek anlamına gelir. Bu deyimsel bir ifadedir: “peace”, kelimenin gerçek anlamıyla bir anlaşma veya ateşkesi değil, iç çatışmanın bulunmamasını anlatır. Dönüşlülük zamiri, anlatılan kişi veya kişilere uyum sağlamalıdır: “themselves”, çoğul özne “some Ayahuasca drinkers” ifadesine gönderme yapar. Burada kişilerin öznel duyguları aktarılır; psikolojik bir durumun klinik olarak iyileştiği iddia edilmez.
Alıştırma
“Sakin ve kendini kabullenmiş” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After years of regret, Maya is finally ____.
Cevabı göster
at peace with herself
Find a renewed sense of purpose: yenilenmiş bir amaç duygusu bulmak
“Find a renewed sense of purpose” ifadesinde “find”, bir şeyi fiziksel olarak aramak değil, ona sahip olmaya başlamak veya sahip olduğunu fark etmek anlamına gelir. “A sense of purpose”, tek bir belirli görevden ziyade kişinin hayatının ya da işinin yönü ve anlamı olduğuna dair geniş kapsamlı duygudur. “Renewed” yeniden kazanmayı belirtir: amaç duygusu önceden vardı, soldu veya zayıfladı ve şimdi yeniden canlandı. Dolayısıyla ifade, deneyimin bu yön duygusunu ilk kez yaratmasından ziyade yeniden canlandırdığını anlatır.
Alıştırma
“Geniş kapsamlı bir yön duygusunu yeniden kazanmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Volunteering in the community helped Omar ____ after retirement.
Cevabı göster
find a renewed sense of purpose
has been linked with: nedensellik iddia etmeden ilişki bildirmek
Bu cümlede has been linked with, araştırmaların DMT ile sözü edilen proteinler arasında bir ilişki bulduğu anlamına gelir. Edilgen present perfect yapı, araştırmacıları adlandırmak yerine bildirilen araştırma bağlantısına odaklanır. Bu ifade, ilişkinin yönünü ve nedenini bilinçli olarak açık bırakır. DMT'nin bu proteinleri ürettiği veya bu proteinlerle bağlantılı bellek, plastisite ya da nöron yenilenmesi etkilerine neden olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Araştırma özetini, nedensellik iddia etmeden ilişki bildiren tam ifadeyle tamamlayın: The biomarker ____ higher stress levels, but no causal relationship has been established.
Cevabı göster
has been linked with
found at mitochondria and endoplasmic reticula,
1:58mitokondri ve endoplazmik retikulumda bulunan reseptörlere.
may even have the potential to: katmanlı bilimsel ihtiyat
May even have the potential to yapısında may belirsizliği işaretler; have the potential to ise uygulamada henüz gösterilmiş olması gerekmeyen olası bir kapasiteyi anlatır. Bu unsurlar birlikte iddiayı özellikle temkinli hâle getirir. Even, olasılığın şaşırtıcı olduğunu veya daha önce belirtilen daha sıradan etkilerin ötesine geçtiğini gösterir. Buradaki ifade, bazı kanserli hücrelerin öldürülmesini yerleşik bir tedavi ya da klinik sonuç olarak değil, beklenmedik bir araştırma olasılığı olarak sunar.
Alıştırma
Temkinli araştırma özetini hem belirsizliği hem de şaşırtıcılığı gösteren tam katmanlı ifadeyle tamamlayın: Early tests suggest that the new coating ____ reduce heat loss, but more evidence is needed.
Cevabı göster
may even have the potential to
and certain liver cancer cells in humans.
2:09ve insanlardaki bazı karaciğer kanseri hücrelerinde apoptozu tetiklediği gösterilmiştir.
Birikimli bir geçiş ifadesi olarak On top of this
On top of this, daha önce sunulan bilgilere bir nokta daha ekleyen cümle düzeyinde bir geçiş ifadesidir. Burada fiziksel bir konumu anlatmak yerine ek bir araştırma bulgusunu sunar. Yeni bilgiyi destekleyici başka bir katman olarak çerçevelediği için dinleyici, basit bir and kullanımına göre daha güçlü bir birikimli bağlantı algılar.
Alıştırma
“Ek bir nokta olarak” anlamındaki hedef geçiş ifadesiyle tamamlayın: The first survey found strong demand. ____, a second survey showed that customers would pay more.
Cevabı göster
On top of this
have been shown to induce apoptosis aktarma yapısı
Have been shown to + fiilin yalın hâli, present perfect zamanda edilgen bir aktarma yapısıdır. Mevcut kanıtların belirtilen etkiyi gösterdiği veya bu etkiye işaret ettiği anlamına gelir; araştırmacılar ya da çalışmalar ise arka planda kalır. Burada have been shown to induce özellikle alkaloitler ve adı verilen hücre türleri için geçerlidir. Bu hücrelerde apoptoz görüldüğüne dair kanıt aktarır; tek başına bu içeceğin insanlarda kanseri güvenli biçimde tedavi ettiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Vurgulanan aktarma yapısıyla tamamlayın: In controlled tests, the compounds ____ reduce inflammation.
Cevabı göster
have been shown to
is a replacement for radiation or chemotherapy, Kalıp ifadeler
2:13radyoterapi veya kemoterapinin yerini alabileceği anlamına gelmez,
This is not to say that: aşırı güçlü bir çıkarımı engellemek
Bu cümlede This is not to say that, konuşmacının açıkça reddettiği bir sonucu sunar: ilk bilimsel ipuçları, ayahuaskanın radyoterapi veya kemoterapinin yerini alabileceğinin kanıtı olarak görülmemelidir. Bu kalıp, aşırı güçlü bir çıkarımı önleyerek argümanı düzenler. Ardından gelen but cümleciği daha sınırlı ve temkinli bir olasılığı korur; böylece konuşmacı gelecekteki araştırmaları reddetmeden bir tedavi iddiasını reddeder.
Alıştırma
Örnekte This is not to say that ne işe yarıyor?
- Önceki bütün noktaları geri çeker ve argümanı bitirir.
- Ayahuaskanın standart kanser tedavisinin yerini şimdiden alabileceğini iddia eder.
- Aşırı güçlü bir sonucu engellerken temkinli bir iddiaya yer bırakır.
Cevabı göster
Aşırı güçlü bir sonucu engellerken temkinli bir iddiaya yer bırakır.
a replacement for: alternatifi belirtmek
a replacement for X yapısında replacement adı, X'in yerini alan kişiyi veya şeyi belirtir; for ise yerine geçilen şeyi tanıtır. Burada bu ifade olumsuzlanmış bir iddianın içinde yer alır: ayahuaska, radyoterapinin veya kemoterapinin yerini alabilecek bir şey olarak sunulmamaktadır. Yeniden kullanılabilen kalıp a replacement for + ad veya zamirdir: a replacement for the old system, a replacement for her.
Alıştırma
Cümleyi a replacement for X kalıbındaki edatla tamamlayın: We need a reliable replacement ____ the old payment system.
Cevabı göster
for
Ayahuasca does not seem to create a tolerance, Dilbilgisi
2:22Ayahuasca tolerans oluşturmuyor gibi görünüyor.
so regular drinkers aren't required to drink more
2:25Bu yüzden düzenli içenlerin miktarı artırması gerekmez
does not seem to: temkinli bir olumsuz sonuç
does not seem to create a tolerance ifadesinde seem to, olumsuz iddiayı daha temkinli hâle getirir. Konuşmacı, mevcut gözlemlerin tolerans geliştiğini göstermediğini bildirir; toleransın imkânsız ya da kesinlikle mevcut olmadığını iddia etmez. does not seem to + fiilin yalın hâli kalıbı, eksik veya gözleme dayalı kanıtlardan hareketle temkinli olumsuz sonuçlar bildirmek için kullanılabilir. seem to çıkarıldığında daha güçlü bir iddia olan does not + fiilin yalın hâli ortaya çıkar.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut kanıtların gösterdiği durumu kesinmiş gibi sunmadan en temkinli biçimde bildirir?
- The treatment seems to cause serious side effects.
- The treatment does not seem to cause serious side effects.
- The treatment definitely does not cause serious side effects.
Cevabı göster
The treatment does not seem to cause serious side effects.
because anlamındaki as
as the brew is extremely acidic ifadesinde as, daha önce anlatılan şiddetli mide tepkisinin nedenini belirtir. Burada because anlamına gelir; while veya “aynı şekilde” anlamında değildir. Neden bildiren as yapısını tanımak için as yan cümlesinin ana durumun neden gerçekleştiğini açıklayıp açıklamadığına bakın. Bu cümlede olduğu gibi sıralama “ana sonuç + as + neden” olabilir.
Alıştırma
“We stayed indoors, as the roads were icy,” cümlesinde as hangi ilişkiyi ifade eder?
- İçeride kalmak buzlu yollarla karşılaştırılır.
- Buzlu yollar, içeride kalma kararının nedenidir.
- İki durum yalnızca aynı zaman diliminde gerçekleşir.
Cevabı göster
Buzlu yollar, içeride kalma kararının nedenidir.
making an upset stomach normal: sonuç bildiren bir -ing yapısı
Bu cümlede making, önceki durumun tamamının sonucunu aktarır: içecek son derece asitlidir ve şiddetli tepkilere yol açar; bu nedenle mide rahatsızlığı olağandır. Making'in anlamca öznesi stomach ya da en yakındaki isim değil, az önce anlatılan durumun tamamıdır. Bu, sonuç bildiren bir şimdiki zaman ortacı yan yapısıdır: ana cümle, virgül + making + nesne + tamamlayıcı. 'and this makes ...' düşüncesini tek cümlede sıkıştırır; şimdiki zamanın sürekli biçimini kurmaz ve making burada elle bir şey üretmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz, sonuç bildiren -ing bağlayıcısıyla tamamlayın: The road was covered in ice, ____ travel dangerous.
Cevabı göster
making
a dark side: gizli ve rahatsız edici bir yön
Burada a dark side, ilk bakışta belirgin olmayabilecek zararlı, rahatsız edici veya ahlaken sorgulanabilir bir yönü anlatan mecazdır. Olumlu ya da tarafsız bir bakıştan risklere ve sorunlara geçiş yapıldığını gösterir. Bu ifade konunun rengine veya mutlaka tamamına değil, yalnızca bir yönüne işaret eder. Bir şeyin a dark side taşıdığını söylemek, onun başka ve daha iyi yönlerinin de olabileceği anlamına gelir.
Alıştırma
Bir uygulama yararlı görünüyor, ancak bir soruşturma uygulamanın kullanıcıların özel verilerini gizlice sattığını ortaya çıkarıyor. Bu gizli ve rahatsız edici yönü en iyi hangi ifade tanıtır?
- a bright side
- a downside
- a dark side
Cevabı göster
a dark side
though: ödünleyici bir sınırlama eklemek
Bu cümlede though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. İlk bölüm ölümlerin yutma eylemiyle ilişkilendirildiğini söyler; though ile başlayan bölüm ise bir sınırlama ekler: araştırmacılar çoğu zaman ölüm şeklini belirleyemez. Bu sınırlama, bildirilen bağlantıyı geçersiz kılmaz. İkinci bilgi ilkini sınırlandırdığında, karmaşık hâle getirdiğinde veya onunla karşıtlık oluşturduğunda iki bilgiyi though ile birlikte verebilirsiniz.
Alıştırma
İlk iddiayı geçerli tutup bir sınırlama ekleyen kelimeyi seçin: The treatment reduced the pain, ____ its long-term effects are still uncertain.
- though
- because
- therefore
Cevabı göster
though
manner of death: adli bir sınıflandırma
Manner of death, adli tıp ve soruşturma bağlamlarında kullanılan resmî bir terimdir. Bir ölümün gerçekleştiği koşulların sınıfını ifade eder; yaygın sınıflar doğal ölüm, kaza, intihar, başkası tarafından öldürülme ve belirsizdir. Tıbbi cause of death ile aynı değildir. Cümlede ölüm şeklinin belirsiz olması, ölümün güvenle sınıflandırılamadığı anlamına gelir; tek başına tıbbi nedenin de bilinmediğini göstermez.
Alıştırma
Koşulların sınıflandırılmasını belirten adli terimle resmî raporu tamamlayın: The toxicology results showed poisoning, but the ____ was still listed as undetermined.
Cevabı göster
manner of death
has also given rise to fake shamans Kalıp ifadeler
2:52sahte şamanların da ortaya çıkmasına yol açtı;
unqualified to create the brew safely.
2:54bunlar karışımı güvenli biçimde hazırlayacak yeterliliğe sahip değil.
has also given rise to: resmî bir neden-sonuç ifadesi
Burada has also given rise to, popülerlik artışını neden, sahte şamanların ortaya çıkmasını ise bunun sonucunda oluşan olgu olarak sunar. Give rise to, bir şeyin ortaya çıkmasına veya gelişmesine neden olmak anlamına gelen tek bir kalıp olarak işlev görür; rise burada bağımsız bir yukarı hareket değildir. Also, bunun ek bir sonuç olduğunu gösterir. Yapı, neden + give rise to + sonucu adlandıran isim öbeği biçimindedir. Tek ve kasıtlı bir eylemden ziyade dolaylı ya da zamanla gelişen sonuçları açıklamak için özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, yeni bir sorun veya olgunun ortaya çıkmasına neden olmak anlamındaki resmî üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Rapid urban growth can ____ housing shortages.
Cevabı göster
give rise to
Ultimately, the data is currently too sparse Dilbilgisi
2:56Sonuçta mevcut veriler şu an çok yetersiz
to seriously consider Ayahuasca recreationally
2:58Ayahuasca'nın keyif amaçlı kullanımını ciddi biçimde düşünmek için
to conclude whether Ayahuasca is safe.
3:02Ayahuasca'nın güvenli olup olmadığı sonucuna varabilmek için.
too sparse to seriously consider: harekete geçmek için yetersiz kanıt
Too sparse to seriously consider yapısında too, kabul edilebilir sınırın ötesindeki bir dereceyi gösterir. Sparse, mevcut verilerde amaca göre çok az gözlem veya çok yetersiz kapsam bulunduğunu ifade eder; hiç veri olmadığı anlamına gelmez. To ile kurulan mastar, bu yetersizliğin engellediği eylemi belirtir. Data dil bilgisel özne olsa da değerlendirmeyi yapan veriler değildir. Örtük değerlendiriciler araştırmacılar veya karar vericilerdir: kanıt, keyif amaçlı kullanımı ciddi bir seçenek olarak ele almaları için yetersizdir. Daha genel olarak too + sıfat + to ile kurulan mastar, aşırı veya yetersiz bir dereceyi engellenen bir eylem ya da sonuçla bağlar.
Alıştırma
Bir komitenin elinde yalnızca birkaç eksik gözlem var. Hangi cümle, kanıtın bir politika değişikliğini ciddi biçimde değerlendirmek için yetersiz olduğunu doğru şekilde ifade eder?
- The evidence is too detailed to seriously consider changing the policy.
- The evidence is too sparse to seriously consider changing the policy.
- The evidence is sparse enough to seriously consider changing the policy.
Cevabı göster
The evidence is too sparse to seriously consider changing the policy.
more clinical trials are required to conclude whether...: kanıt eşiği belirtmek
Vurgulanan yapıda gerekli görülen şey more clinical trials ifadesidir. Edilgen are required, bu çalışmaları güvenilir bir yargıya varılmadan önce yerine getirilmesi gereken bir koşul olarak sunar; çalışmaların zaten yapılmış olduğu anlamına gelmez. to conclude mastarı amacı belirtirken whether henüz çözülmemiş bir evet-hayır sorusu getirir: Ayahuasca güvenli mi, değil mi? X is/are required to conclude whether Y kalıbı, bir yargı için gerekli kanıt eşiğini kesin biçimde ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Before researchers can make a reliable safety judgment, more clinical trials ____ the treatment is safe.
Cevabı göster
are required to conclude whether
and shows just how common they actually are. Dilbilgisi
3:19ve bunların aslında ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.
takes an in-depth look into: bir konuyu derinlemesine incelemek
takes an in-depth look into ifadesinde look, ana fiil değil, take a look destek fiil yapısındaki sayılabilen bir isimdir. in-depth sıfatı kapsamlı ayrıntı anlamı eklerken into incelenen konuyu getirir. Burada which sözcüğü kitaba gönderme yapar; dolayısıyla ifade kitabın ne yaptığını, yani ilgili durumları dikkatli ve kapsamlı biçimde incelediğini anlatır. Bir konunun ayrıntılı incelemesini veya ele alınışını sunarken take an in-depth look into + topic kalıbı başka bağlamlara aktarılabilir.
Alıştırma
İnceleme cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: This documentary ____ how social media changes teenage sleep habits.
Cevabı göster
takes an in-depth look into
İç içe geçmiş ünlem yapısında just how common
“shows just how common they actually are” ifadesinde just how + sıfat, iç içe geçmiş bir ünlem yapısı oluşturur ve bir şeyin ne kadar yaygın olduğuna ilişkin şaşırtıcı dereceyi vurgular. Just ifadeye güç katar ve yaklaşık olarak “beklenmedik ölçüde” anlamına gelir. Bu ifade shows fiilinden sonra iç içe yer aldığı için how common they are biçimindeki düz cümle söz dizimini korur. Bu kalıp show, reveal veya realize gibi fiillerden sonra bir dereceyi öne çıkarmak için kullanılabilir; doğrudan soru sormaz.
Alıştırma
Cümleyi just how + “yaygın” anlamına gelen bir İngilizce sıfatla tamamlayın: The survey revealed ____ remote work has become.
Cevabı göster
just how common
Hareketli veya yoğun durumlar için on the go
On the go, sabit bir yerden uzakta olup etkinlikler veya yerler arasında hareket etmek ya da yalnızca çok meşgul olmak anlamına gelen bir deyimdir. Kişinin kelimenin tam anlamıyla koşması gerekmez. Burada sesli kitapların hangi durumda yararlı olduğunu açıklar: dinleyici seyahat ederken, işe gidip gelirken veya başka bir etkinlikte bulunurken bunlardan yararlanabilir. İfade çoğunlukla hareketli bir yaşam tarzına uygun kişileri, alışkanlıkları veya ürünleri tanımlar.
Alıştırma
Hangi cümlede on the go, “hareket ederken veya meşgulken” anlamında kullanılmıştır?
- I review my notes before I go.
- I review my notes on the go between client visits.
- I review my notes on the way to the office.
Cevabı göster
I review my notes on the go between client visits.
And subscribe for more weekly science videos.
3:29Her hafta yeni bilim videoları için abone olmayı unutmayın.