Ettirgen yapıda get ve have nasıl kullanılır – Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
433 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Her işi kendi yapan bir öğretmen ile kişisel hizmetlerini başkalarına yaptıran varlıklı bir reggaeton sanatçısını karşılaştıran ders, İngilizcedeki ettirgen yapının bir işi başkasına yaptırmayı anlatmak için ne zaman ve nasıl kullanıldığını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has his beard trimmed — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısının öznenin kendi yaptığı bir eylemi değil, kendisi için ayarladığı hizmeti anlattığını görün; bu kalıbı kişisel bakım, onarım ve diğer günlük hizmetlerde kullanın. 2. have or get plus the thing plus a verb in the past participle. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Ettirgen yapının temel formülünü öğrenerek parçalarını cümlede tanıyın ve başka birinin sizin için tamamladığı işler hakkında doğru cümleler kurun. 3. get your hair cut / or do you do it yourself? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir hizmeti başkasına yaptırmakla işi bizzat yapmak arasındaki farkı kavrayın; rutin işleri kimin yaptığını sorup anlatmak için bu doğal soru kalıbını kullanın.

Bu derste

Ah.

0:02

Ah.

If this is your life, you need to be using the causative. Notlar

0:05

Eğer hayatınız böyleyse, ettirgen çatı kullanmanız gerekiyor.

Anlatım akışı

If this is your life: dinleyiciyle kişisel olarak ilgili bir durum sunmak

If this is your life ifadesindeki this, tek bir nesneyi değil, az önce gösterilen durumun veya yaşam biçiminin tamamını anlatır. If yan cümlesi, dinleyiciyi bu durumun kendi hayatına uyup uymadığını düşünmeye çağırır. Bir giriş olarak bu yan cümle, sonraki noktayı dinleyici için kişisel hâle getirir: koşul ona uyuyorsa, sonraki tavsiye de ona yöneliktir. Bu, somut bir durumdan derse, tavsiyeye veya açıklamaya geçmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

If this is your life ifadesinin bu cümledeki temel görevi nedir?

  1. Her dinleyicinin zaten tamamen aynı şekilde yaşadığını söylemek
  2. Tavsiyeden önce dinleyiciyi bu durum ile kendi hayatı arasında bağlantı kurmaya çağırmak
  3. Dinleyiciye ait belirli bir nesneyi tanımlamak
Cevabı göster

Tavsiyeden önce dinleyiciyi bu durum ile kendi hayatı arasında bağlantı kurmaya çağırmak

Dilbilgisi

you need to be using: şu anda sürdürülmesi önerilen bir uygulama

You need to be using, need to ile ilerleyen yapıdaki be using biçimini birleştirir. Burada dinleyicinin şu anki veya devam eden uygulaması hakkında güçlü bir tavsiye verir: ettirgen yapıyı kullanmak artık konuşma biçiminin bir parçası olmalıdır. İlerleyen yapı, konuşanın eylemi tam o anda gördüğü anlamına gelmez. Tavsiye edilen davranışı gelecekte bir kez yapılacak bir eylem olarak değil, şu anda zaten gerçekleşmesi veya bu dönem boyunca düzenli olarak yapılması gereken bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle kontrol listesi kullanımını ekibin şu anki ve devam eden bir uygulaması olarak en iyi şekilde sunar?

  1. The team needed to use the checklist during yesterday's inspection.
  2. The team needs to be using the checklist on every shift.
  3. The team needs to use the checklist for one inspection tomorrow.
Cevabı göster

The team needs to be using the checklist on every shift.

What is the causative and why would you need it? Anlatım akışı

0:15

Ettirgen çatı nedir ve ona neden ihtiyacınız olsun?

Anlatım akışı

What is ... and why would you need it? ile iki soruluk bir giriş

What is ...? konuşmacının bir kavramı açıklayacağını haber verir. Why would you need it? ise ardından kavramın amacını veya pratik değerini göstereceğini haber verir. Buradaki would, dinleyiciyi ettirgen yapının yararlı olabileceği durumları hayal etmeye davet eder. Konuşmacının dinleyicinin buna gerçekten ihtiyaç duyduğundan kuşku duyduğunu göstermez. İki soru, girişi önce “nedir”, sonra “neden önemlidir” şeklinde düzenler.

Alıştırma

Bu iki soruluk giriş, dinleyiciye hangi içeriğin geleceğini bildirir?

  1. Kavramın açıklanması ve ardından pratik değerinin gösterilmesi
  2. Dinleyicinin kavramı zaten kullandığını kanıtlamasını isteyen bir meydan okuma
  3. Kullanımdan söz etmeden yalnızca bir tanım
Cevabı göster

Kavramın açıklanması ve ardından pratik değerinin gösterilmesi

Well,

0:18

Şey,

to help me, let me introduce you to English teacher Neeraj. Kalıp ifadeler

0:19

bunu anlatmama yardımcı olması için sizi İngilizce öğretmeni Neeraj ile tanıştırayım.

Kalıp ifadeler

let me introduce you to: dinleyiciye birini tanıtmak

Let me introduce you to ... bir kişiyi, grubu veya şeyi birine tanıtmak üzere olduğunuzu bildiren yaygın bir ifadedir. Kalıp introduce + dinleyici + to + tanıtılan kişi veya şey şeklindedir. Bu cümlede you dinleyicidir; English teacher Neeraj ise tanıtılan kişidir. Let me biçim olarak izin istemeye benzer, ancak burada konuşmacının sıradaki eylemini nazikçe bildirir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ our new coach.

Cevabı göster

Let me introduce you to

He's just a regular person, Kelime

0:22

O sadece sıradan biri,

Kelime

just a regular person: sıradan bir insan

just a regular person ifadesinde regular, “sıradan” veya “özel bir statüsü olmayan” demektir. Kişinin düzenli bir programa sahip olduğu anlamına gelmez. Just, ifadeyi sınırlar: özellikle ünlü, zengin ya da ayrıcalıklı biriyle karşılaştırıldığında, onun sadece sıradan biri olduğunu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede regular ne anlama gelir? “After appearing on television, Ben still sees himself as just a regular person.”

  1. her gün sabit bir programa uyan biri
  2. özel bir statüsü olmayan sıradan biri
  3. belirli aralıklarla geri gelen biri
Cevabı göster

özel bir statüsü olmayan sıradan biri

but he likes to do everything himself and he likes to save money. Dilbilgisi

0:24

ama her şeyi kendisi yapmayı seviyor ve para biriktirmekten hoşlanıyor.

Dilbilgisi

do everything himself: her şeyi bizzat yapmak

Do everything himself, başkasından yapmasını istemek veya bunun için birine para ödemek yerine bütün işleri onun bizzat yaptığını anlatır. Burada everything zaten do fiilinin nesnesidir. Himself, he öznesine dönen vurgulayıcı bir dönüşlülük zamiridir; çıkarıldığında cümle dilbilgisel olarak doğru kalır, ancak işi bizzat yaptığı vurgusu kaybolur.

Alıştırma

Cümleyi “işi başkasına yaptırmadan bizzat yapmak” anlamındaki vurgulayıcı zamirle tamamlayın: Daniel painted the room ____.

Cevabı göster

himself

He trims his own beard. Dilbilgisi

0:27

Sakalını kendi kesiyor.

Dilbilgisi

his own beard: sakalın kendisine ait olduğunu vurgulama

His own beard ifadesinde own, his sözcüğünü vurgular: sakal başka birine değil, ona aittir. Yapı iyelik belirleyicisi + own + isim şeklindedir. Bu cümlede sakalı düzeltenin o olduğunu trims gösterir. Own, başka birinin sakalıyla veya onun sakalını başka birinin düzeltmesiyle karşıtlığı güçlendirir; ancak own tek başına «yardım almadan» anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bisikletin Tom'un kendisine ait olduğunu doğru biçimde vurgular?

  1. Tom repairs the own bicycle.
  2. Tom repairs his own bicycle.
  3. Tom repairs own his bicycle.
Cevabı göster

Tom repairs his own bicycle.

He cooks his own meals.

0:29

Yemeklerini kendi yapıyor.

He painted his apartment last summer.

0:32

Geçen yaz dairesini kendisi boyadı.

It took him a while.

0:34

Bu onun epey vaktini aldı.

He buys his own clothes now and again, Kalıp ifadeler

0:35

Ara sıra kendi kıyafetlerini alıyor,

Kalıp ifadeler

now and again: «ara sıra» demenin gündelik bir yolu

Now and again, «ara sıra» veya «zaman zaman» anlamına gelen kalıplaşmış bir sıklık ifadesidir. Bir eylemin birden fazla kez gerçekleştiğini, ancak sık olmadığını belirtir. Burada buys fiilini niteler ve kendi kıyafetlerini ne sıklıkta satın aldığını gösterir. İfadeyi now ve again sözcüklerinin ayrı anlamları olarak değil, tek bir kalıp olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi «ara sıra» anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: We play board games ____.

Cevabı göster

now and again

even though he hates shopping. Dilbilgisi

0:37

alışverişten nefret etmesine rağmen.

Dilbilgisi

even though: gerçek bir olguyla karşıtlık

Even though, konuşanın gerçek ya da kabul edilmiş bir bilgi olarak sunduğu durumu belirtir ve bunu başka bir olguyla karşıtlaştırır. Burada onun alışverişten nefret ettiği gerçektir; buna rağmen yine de kıyafet alması beklenmedik durumdur. even though ifadesinden sonra tam bir yan cümle gelir. Burada bu yan cümle, öznesi he ve fiili hates olan he hates shopping bölümüdür.

Alıştırma

İlk yan cümlenin gerçek bir olguyu anlattığını göstermek için even though ile tamamlayın: ____ Leo was tired, he finished the race.

Cevabı göster

Even though

He goes everywhere by bicycle.

0:40

Her yere bisikletle gidiyor.

If it rains,

0:43

Eğer yağmur yağarsa,

he has to hold his own umbrella.

0:44

kendi şemsiyesini kendi tutmak zorunda.

Now let me introduce you to the world famous Neerajito.

0:47

Şimdi de sizi dünyaca ünlü Neerajito ile tanıştırayım.

He's a fabulously wealthy reggaeton artist. Kelime

0:51

O inanılmaz derecede zengin bir reggaeton sanatçısı.

Kelime

fabulously wealthy: büyük serveti canlı biçimde vurgulamak

Fabulously wealthy, “son derece zengin” demektir. Fabulously bir zarf olarak wealthy sıfatının derecesini artırır; servetin hayal ürünü ya da bir masalın parçası olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, betimlemeyi canlı ve biraz abartılı hâle getirir. Burada sanatçıyı yalnızca biraz parası olan biri değil, olağanüstü zengin bir yıldız olarak gösterir.

Alıştırma

Bu betimlemede fabulously wealthy ne anlatır?

  1. Kişinin fabl anlatmakta yetenekli olduğunu söyler.
  2. Bu kişinin servetinin yalnızca hayalî bir hikâyede var olduğunu söyler.
  3. Birini canlı ve biraz abartılı bir biçimde son derece zengin olarak anlatır.
Cevabı göster

Birini canlı ve biraz abartılı bir biçimde son derece zengin olarak anlatır.

He has his beard trimmed for him by his personal barber twice a week. Dilbilgisi

0:54

Haftada iki kez özel berberine sakalını kestiriyor.

Dilbilgisi

has his beard trimmed: have + nesne + geçmiş zaman ortacı

has his beard trimmed, have + object + past participle kalıbını kullanır: has + his beard + trimmed. Bu yapı, öznenin sakalıyla ilgili bir hizmeti ayarladığını ya da aldığını anlatır. his beard eylemden etkilenen nesnedir; ancak düzeltme işini he'nin kendisi yapmak zorunda değildir. Bu cümlede işi yapan kişi berberdir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi have, my eyes ve test fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I ____ at the clinic once a year.

Cevabı göster

have my eyes tested

Dilbilgisi

for him ... by his personal barber: yararlanan ve eylemi yapan

for him, hizmetin kimin için yapıldığını gösterir; yararlanan kişi him'dir. by his personal barber ise düzeltme işini gerçekte kimin yaptığını gösterir; eylemi yapan berberdir. Bu edat öbekleri farklı sorulara cevap verir: “kimin için?” ve “kim tarafından?” Bu nedenle rolleri değiştirilemez.

Alıştırma

Hangi cümle pastayı Leo'nun aldığını ve pastayı teyzesinin yaptığını anlatır?

  1. The cake was made for Leo by his aunt.
  2. The cake was made by Leo and his aunt.
  3. The cake was made for his aunt by Leo.
Cevabı göster

The cake was made for Leo by his aunt.

He has all of his meals cooked for him by his private chef.

1:00

Bütün yemeklerini özel şefine yaptırıyor.

He recently got one of his mansions repainted pink. Dilbilgisi

1:04

Geçenlerde malikanelerinden birini pembeye boyattı.

Dilbilgisi

got ... repainted pink: işi başkasına yaptırmak ve sonucu belirtmek

Got one of his mansions repainted, get + nesne + fiilin üçüncü hâli yapısını kullanır. Burada konağı başka birine yeniden boyatmak için düzenleme yaptığını anlatır; cümle boyayı kendisinin yaptığını söylemez. Pink bir sonuç tamamlayıcısıdır: yeniden boyandıktan sonra konağın hangi renkte olduğunu belirtir. Bu yapı, yaptırılan eylemi ve tamamlanmış sonucu birlikte verebilir: get + nesne + fiilin üçüncü hâli + sonuç sözcüğü.

Alıştırma

Mutfağı bir başkasına boyattığımızı ve son rengin mavi olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. We got the kitchen paint blue last month.
  2. We got the kitchen painted blue last month.
  3. We got painted the kitchen blue last month.
Cevabı göster

We got the kitchen painted blue last month.

He gets his clothes made for him by his tailor.

1:08

Kıyafetlerini terzisine diktiriyor.

He gets driven all over the city Dilbilgisi

1:11

Şehrin her yerini gezdiriliyor

in his limousine by his driver.

1:13

limuziniyle şoförü tarafından.

Dilbilgisi

gets driven all over the city: kendisi sürmek yerine arabayla götürülmek

Gets driven, edilgen bir yapıda get + fiilin üçüncü hâlidir. Eyleme uğrayan kişi odur: başka biri onu arabayla götürür. By his driver ifadesi, gerçekten araba kullanan kişinin şoförü olduğunu belirtir. All over the city, şehrin birçok yerine anlamına gelir. Bu nedenle vurgulanan ifade onu arabayı kullanan kişi olarak değil, arabayla götürülen kişi olarak gösterir.

Alıştırma

Nora'nın götürülen kişi, babasının ise onu okula götüren sürücü olduğu anlamına gelen cümle hangisidir?

  1. Nora gets driven to school by her father.
  2. Nora gets drive to school by her father.
  3. Nora drives her father to school.
Cevabı göster

Nora gets driven to school by her father.

And when it rains,

1:16

Ve yağmur yağdığında,

he has his umbrella held for him by his butler.

1:17

uşağına şemsiyesini tutturuyor.

As you can see, Anlatım akışı

1:20

Gördüğünüz gibi,

our friends have very different lifestyles.

1:21

arkadaşlarımızın çok farklı yaşam tarzları var.

English teacher Neeraj does everything for himself,

1:24

İngilizce öğretmeni Neeraj her şeyi kendisi yapıyor,

whereas Neerajito has everything done for him. Anlatım akışı

1:27

oysa Neerajito her şeyi başkasına yaptırıyor.

Anlatım akışı

As you can see: gözlemlenebilir bir sonucu sunmak

As you can see, dinleyicinin daha önce gösterilen bilgilerden çıkarabileceği bir sonucu sunan söylem işaretleyicisidir. Burada, farklı yaşam tarzlarının önceki örneklerden açıkça anlaşılabildiğini gösterir. Buradaki see yalnızca gözle bakmak anlamına gelmez. Kanıtlardan anlamak veya fark etmek demektir; böylece ifade, sonucu destekleyen örneklerle özeti birbirine bağlar.

Alıştırma

Hangi durumda söze As you can see ile başlamak en doğaldır?

  1. İki grafik gösterdikten sonra kolayca fark edilen bir farklılığı açıklamak.
  2. Hiçbir kanıt sunmadan dinleyicinin doğrulayamayacağı bir gerçeği açıklamak.
  3. Dinleyiciden örneklere bakmayı bırakmasını istemek.
Cevabı göster

İki grafik gösterdikten sonra kolayca fark edilen bir farklılığı açıklamak.

Anlatım akışı

whereas ... has everything done for him: iki yaşam tarzını karşılaştırmak

Whereas, karşıtlık oluşturan iki yan cümlenin ikincisini başlatır. İlk bölüm Neeraj'ın her şeyi kendisinin yaptığını söyler; whereas ile başlayan bölüm ise bunun tersini sunarak iki yaşam tarzını yan yana karşılaştırır. Has everything done for him, have + object + past participle yapısını kullanır. Bu, işleri kendisinin tamamladığı değil, başka insanların onun yararına veya onun ayarlamasıyla yaptığı anlamına gelir. Whereas burada zamanı değil, karşıtlığı ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, bir işi kendin yapmakla başkasına yaptırmak arasındaki karşıtlığı whereas ile doğru biçimde ifade eder?

  1. Nora has repaired her bike, whereas Leo repaired his yesterday.
  2. Nora repairs her bike herself, whereas Leo has his bike repaired at a shop.
  3. Nora repairs her bike herself, whereas Leo repairs his bike himself.
Cevabı göster

Nora repairs her bike herself, whereas Leo has his bike repaired at a shop.

Did you notice how we described Neerajito's life?

1:30

Neerajito'nun hayatını nasıl tanımladığımızı fark ettiniz mi?

He gets his beard trimmed.

1:33

O sakalını kestiriyor.

He has his meals cooked for him.

1:35

Yemeklerini yaptırıyor.

He gets his umbrella held for him.

1:37

Şemsiyesini tutturuyor.

And he gets driven all around the city.

1:40

Ve şehrin her yerinde arabayla dolaştırılıyor.

In a situation where we get somebody to do something for us, Dilbilgisi

1:42

Birine bizim için bir şey yaptırdığımız bir durumda,

we use a structure called the causative structure.

1:45

ettirgen yapı dediğimiz bir yapıyı kullanırız.

Dilbilgisi

get somebody to do something for us: birinin harekete geçmesini sağlamak

get somebody to do something yapısında somebody eylemi gerçekleştiren kişidir. Get, o kişinin harekete geçmesini sağladığınızı, onu ikna ettiğinizi veya bunu yapması için düzenleme yaptığınızı belirtir; görevi bizzat sizin yaptığınız anlamına gelmez. Kalıp get + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Altyazıdaki for us, eylemden kimin yararlandığını gösterir. to zorunludur: get somebody do something bu standart kalıba uymaz.

Alıştırma

Ettirgen kalıbı tamamlayın. do fiilini doğru biçimde kullanın: get somebody ____ something for us.

Cevabı göster

to do

This structure is formed from have or get Dilbilgisi

1:48

Bu yapı have veya get,

plus the thing plus a verb in the past participle.

1:52

artı nesne, artı fiilin üçüncü halinden oluşur.

Dilbilgisi

have/get + the thing + past participle: ettirgen kalıbın sırası

Bu cümle ettirgen kalıbın sırasını verir: have/get + the thing + past participle. Önce have veya get gelir; the thing eylemden etkilenen kişi ya da nesneyi gösterir; son fiil de repaired, cut veya cleaned gibi past participle biçiminde kullanılır. Bu kalıp genellikle birinin işi başka birine yaptırdığını anlatır: We had the window repaired. Bu dil bilgisi açıklamasında plus, ardından gelir demektir; matematiksel toplama değildir.

Alıştırma

Kalıbı iki kelimelik İngilizce dil bilgisi terimiyle tamamlayın: have/get + the thing + ____.

Cevabı göster

past participle

Have something done. Dilbilgisi

1:56

Have something done (Bir şeyi yaptırtmak).

Dilbilgisi

Have something done: bir işi başkasına yaptırmak

Have + nesne + geçmiş zaman ortacı, öznenin bir işi başka birine yaptırdığını gösterir. Nesne eylemden etkilenir; özne genellikle işi kendisi yapmaz. Have something done kalıbında something nesnenin yerini, done ise geçmiş zaman ortacının yerini gösterir. İki bölümü de değiştirin: have my hair cut, have the door painted veya have the car repaired.

Alıştırma

Cümleyi have + nesne + geçmiş zaman ortacı kalıbıyla tamamlayın. Araba için it, fiil olarak repair kullanın: The car is broken, so I'll ____ tomorrow.

Cevabı göster

have it repaired

It's called the causative because you cause something to happen. Kelime

1:57

Buna ettirgen denir çünkü bir şeyin olmasına siz sebep olursunuz.

Kelime

cause something to happen: fiil olarak cause

cause something to happen ifadesindeki cause, bir şeyi oldurmak veya ona yol açmak anlamına gelen bir fiildir. Kalıp cause + nesne + to-infinitive biçimindedir: something nesnedir, to happen ise bu nesnenin ne yaptığını belirtir. Bu nedenle bu dil bilgisi yapısına ettirgen denir: özne, eylemi kendisi yapmasa bile bir eylemin veya sonucun ortaya çıkmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbında bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. This button can cause to open the door.
  2. This button can the cause of the door opening.
  3. This button can cause the door to open.
Cevabı göster

This button can cause the door to open.

You don't do it yourself.

2:01

Onu kendiniz yapmazsınız.

For example,

2:02

Örneğin,

Neerajito gets his beard trimmed

2:04

Neerajito sakalını kestiriyor

twice a week by his personal barber. Kalıp ifadeler

2:08

haftada iki kez özel berberine.

Kalıp ifadeler

twice a week: haftada iki kez

Twice a week, “haftada iki kez” anlamına gelir. Bu altyazıda eylemin ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtir. Ardından gelen by his personal barber ifadesi eylemi kimin yaptığını söyler; twice a week ise yapan kişiyi belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp once/twice + a + zaman dilimidir: once a day, twice a month. Buradaki a, “her” anlamını taşır. Üç veya daha fazla kez için three times a week örneğindeki gibi sayı + times kullanılır. İki kez için twice yaygın ve kısa biçimdir; two times a week de dil bilgisi açısından doğrudur.

Alıştırma

Cümleyi, twice kullanan ve “haftada iki kez” anlamına gelen yaygın ifadeyle tamamlayın: Lina practises the piano ____.

Cevabı göster

twice a week

He gets his umbrella held when it rains.

2:10

Yağmur yağdığında şemsiyesini tutturuyor.

Neerajito has his meals cooked for him.

2:14

Neerajito yemeklerini yaptırıyor.

Now, we don't all have to be rich, Dilbilgisi

2:17

Artık hepimizin zengin,

famous reggaeton stars

2:19

ünlü reggaeton yıldızları olması gerekmiyor

to have things done for us.

2:20

işlerimizi başkalarına yaptırmak için.

Dilbilgisi

we don't all have to be rich: not all ile kısmi olumsuzluk

we don't all have to be rich ifadesinde don't, all sözcüğünün anlattığı “herkes” düşüncesini olumsuz yapar. Anlamı “hepimizin zengin olması gerekmiyor”dur; “hiçbirimizin zengin olması gerekmiyor” demek değildir. Buna kısmi olumsuzluk denir. Cümlenin tamamı, bütün grup için geçerli olduğu düşünülen bir koşulu reddeder: başkalarına iş yaptırabilmek için herkesin zengin ve ünlü bir yıldız olması gerekmez. Dil bilgisi, tek tek kişiler için neyin geçerli olduğunu açık bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle, kuralın takımdaki her üyeye uygulanmadığı anlamına gelir?

  1. Not every team member has to arrive early.
  2. Every team member has to arrive early.
  3. No team member has to arrive early.
Cevabı göster

Not every team member has to arrive early.

Most of us need to get things done for us because it's cheaper, Notlar

2:22

Çoğumuz işlerimizi başkalarına yaptırmak zorundayız çünkü böylesi daha ucuz,

Dilbilgisi

get things done for us: işi başkalarına yaptırmak

get things done for us, çeşitli işleri bizim için başka birinin tamamlamasını ayarlamak anlamına gelir. get + nesne + geçmiş zaman ortacı ettirgen yapısını kullanır ve işi kimin yaptığından çok tamamlanmış sonuca odaklanır. Buradaki things, çeşitli görevleri genel olarak ifade eder. for us, işleri kendimiz yapmak yerine başka birinin bizim adımıza yaptığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, kostümleri başka birine yaptırmayı ayarladığımız anlamına gelir?

  1. We get the costumes make for us.
  2. We get the costumes made for us.
  3. We get the costumes made by ourselves.
Cevabı göster

We get the costumes made for us.

because it's faster,

2:26

çünkü daha hızlı,

or simply because we can't do these things ourselves.

2:27

ya da basitçe bu işleri kendimiz yapamadığımız için.

Anlatım akışı

because..., because..., or simply because...: gerekçeleri paralel sıralamak

Cümle, her tam gerekçenin önünde because sözcüğünü tekrarlayarak üç paralel bölüm oluşturur. Bu tekrar bilinçlidir: listeyi açık hâle getirir ve her gerekçeyi ayrı ayrı vurgular. or simply because son ve en doğrudan gerekçeyi tanıtır ve listeyi bitirir. Dinleyenlerin birkaç gerekçeyi tek tek takip etmesini istediğinizde bu kalıp konuşmada kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle because..., because..., or simply because... paralel yapısını açıkça kullanır?

  1. We took the bus because it's cheaper, because it's direct, or simply because we don't have a car.
  2. We took the bus because cheaper, because direct, or simply because no car.
  3. We took the bus because it's cheaper, it's direct, or we simply don't have a car.
Cevabı göster

We took the bus because it's cheaper, because it's direct, or simply because we don't have a car.

So, that's when we need to use the causative structure.

2:30

İşte bu yüzden ettirgen yapıyı kullanmaya ihtiyacımız var.

So, tell us,

2:33

Öyleyse bize söyleyin,

do you get your hair cut regularly Dilbilgisi

2:34

saçınızı düzenli olarak kestiriyor musunuz

or do you do it yourself?

2:36

yoksa kendiniz mi kesiyorsunuz?

Dilbilgisi

get your hair cut ... or do you do it yourself?: hizmet almak veya kendin yapmak

Get your hair cut, get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Your hair eylemden etkilenir; siz ise hizmeti ayarlayan veya alan kişisiniz. Saçı kesen kişi normalde kuaför gibi başka biridir. Buradaki cut, geçmiş zaman ortacıdır; kesme işini sizin yaptığınızı gösteren basit geçmiş zaman fiili değildir. Or do you do it yourself? bölümünde it, saç kesme işini anlatır; yourself ise eylemi bizzat yaptığınızı gösterir. Soru, işi başka birine yaptırmakla kendiniz yapmak arasındaki farkı ortaya koyar.

Alıştırma

Maya kuaföre gidiyor ve bir kuaför onun saçını kesiyor. Hangi cümle bu duruma uygundur?

  1. Maya cuts the stylist's hair at a salon.
  2. Maya gets her hair cut at a salon.
  3. Maya cuts her own hair at a salon.
Cevabı göster

Maya gets her hair cut at a salon.

Tell us in the comments about some things you like to get done.

2:37

Yorumlarda yaptırmaktan hoşlandığınız bazı şeyleri bizimle paylaşın.

Now, I'm not a famous reggaeton star,

2:40

Ben ünlü bir reggaeton yıldızı değilim,

but I do like the idea of having a chef cook for me. Dilbilgisi

2:42

ama benim için yemek yapan bir şefimin olması fikrini gerçekten sevdim.

Dilbilgisi

I do like: vurgulu do

I do like ifadesinde do, olumlu cümleye vurgu katmak için eklenen bir yardımcı fiildir. Burada bir işi yapmak anlamına gelmez; like fiilini güçlendirerek konuşanın bir şeyi gerçekten veya kesinlikle sevdiğini gösterir. do sonrasında ana fiil yalın hâlde kalır. I'm not ... but ... sonrasında vurgulu do bir karşıtlık kurar: ilk ifade olumsuzdur, ancak konuşan olumlu duygusunu açıkça belirtmek ister. Bu yapı yanlış bir düşünceyi düzeltmek veya dinleyeni rahatlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşanın gerçekten yardım etmek istediğini göstermek için vurgulu do kullanın: I ____ want to help.

Cevabı göster

do

Dilbilgisi

having a chef cook for me: have + kişi + to almayan yalın fiil

Temel yapı have + kişi + to almayan yalın fiildir: have a chef cook. Bir kişinin bir şeyi yapmasını ayarlamak veya sağlamak anlamına gelir. Eylemi yapan kişi a chef olduğu için cook önünde to kullanılmaz. Bu eylem, daha uzun olan the idea of having a chef cook for me ifadesinde of edatından sonra geldiği için have, having biçimine dönüşür. Bu değişiklik, a chef sonrasında yalın fiil kullanma kuralını etkilemez.

Alıştırma

Yöneticinin eylemi ayarladığını anlatmak için have + kişi + yalın fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The manager had the assistant sent the email.
  2. The manager had the assistant to send the email.
  3. The manager had the assistant send the email.
Cevabı göster

The manager had the assistant send the email.

So, let's see if I can get that done. Dilbilgisi

2:47

Bakalım bunu yaptırabilecek miyim.

Dilbilgisi

get that done: get + nesne + geçmiş zaman ortacı

Get that done, get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır ve bir şeyi tamamlanmış duruma getirmeye odaklanır. That, bağlamdan zaten anlaşılan bir eylemin veya düzenlemenin yerini tutar; done ise tamamlanmış sonucu anlatır. Burada that, bir şefin yemek pişirmesini ayarlama fikrine gönderme yapar. Bu nedenle konuşan kişi her şeyi kendisi yapmak yerine başka birinin gerçekleştirmesini ayarlayabilir. Let's see if I can... bir söz değil, deneme niyeti bildirir.

Alıştırma

Get, that ve done sözcüklerini doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: The repair has been approved, so let's ____ today.

Cevabı göster

get that done