Yalan haberler nasıl yayılır? - Noah Tavlin: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, medya kuruluşları ve vikiler birbirini tekrarlayıp kaynak gösterdiğinde döngüsel haberciliğin dayanaksız bir iddiayı doğrulanmış gibi gösterebildiğini açıklıyor. Aşı yanlış bilgisi ve hiciv amaçlı bir tıp makalesi üzerinden doğrulama eksikliğinin sonuçlarını gösteriyor ve kaynak kontrolü için uygulanabilir yöntemlerle bitiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. phenomenon known as circular reporting. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Farklı yayınların aynı ilk yanlış bilgiyi tekrarlaması veya kaynak göstermesi sonucunda bağımsız kaynaklarca doğrulanmış izlenimi yaratan sürece ilişkin temel medya okuryazarlığı terimini öğrenin; ayrıca known as yapısını bir kavramı resmî biçimde tanıtmanın yolu olarak tanıyın. 2. can make its way into — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu mecazı, bilginin yeni bir yere ya da sisteme aşamalı biçimde girmesi olarak anlayın. Doğrulanmamış bir viki bilgisinin yayımlanmış makaleye geçip daha sonra sözde kanıt olarak geri dönmesini anlatabilir, make its way ifadesini sözcüğü sözcüğüne yorumlamaktan kaçınabilirsiniz. 3. and tracing the original source of a report — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir haberdeki atıfları izleyerek iddianın ilk ortaya çıktığı yere ulaşmayı anlatan doğrulama ifadesini öğrenin. Bu ifade, bağımsız doğrulamayı yalnızca tekrardan ayırmayı ve sunulan kanıtın gerçekten güvenilir olup olmadığını değerlendirmeyi açıklamanıza yardımcı olur.
Bu derste
There's a quote usually attributed to the writer Mark Twain Kalıp ifadeler
0:06Genellikle yazar Mark Twain'e atfedilen bir alıntı vardır,
usually attributed to the writer Mark Twain: yaygın kabul gören bir kaynağı belirtmek
a quote usually attributed to the writer Mark Twain ifadesindeki usually attributed... bölümü that is usually attributed... şeklinde açılabilir. Bu, quote sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Edilgen be attributed to someone kalıbı, bir şeyin o kişiden geldiğine inanıldığı veya bunun böyle söylendiği anlamına gelir. Usually, kaynakla ilgili iddiayı daha az kesin hâle getirir. Mark Twain'in yaygın olarak belirtilen kaynak olduğunu anlatır; onun kesin biçimde kanıtlanmış yazar olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “genellikle ... kişinin eseri olduğuna inanılan” anlamındaki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The anonymous poem is ____ a seventeenth-century writer.
Cevabı göster
usually attributed to
A lie can travel... while the truth is putting on its shoes: yanlış bilginin yayılmasını anlatan bir mecaz
Bu cümle, yalanı ve gerçeği yolculuk yapan insanlar gibi kişileştirir. Gerçek hâlâ ayakkabılarını giyerken yalan dünyanın yarısını dolaşmıştır; dolayısıyla bu eylemler gerçek anlamda kullanılmamıştır. Bu karşıtlık, yanlış bilginin çok hızlı yayılabildiğini, ancak gerçekleri kontrol edip yanlış anlatıyı düzeltmenin daha uzun sürdüğünü ifade eder. While, yalanın hızlı ilerleyişiyle gerçeğin geciken başlangıcını karşı karşıya getirir.
Alıştırma
Bu sözün ana anlamı nedir?
- Yanlış bilgi, kontrol edilip düzeltilmesinden çok daha hızlı yayılabilir.
- Bir hikâye yeterince uzağa ulaşınca gerçek olur.
- Doğru sözlü insanlar haber paylaşmadan önce ayakkabılarını giymelidir.
Cevabı göster
Yanlış bilgi, kontrol edilip düzeltilmesinden çok daha hızlı yayılabilir.
Funny thing about that: beklenmedik bir bilgiye geçiş
Funny thing about that ifadesi konuşmada yön değişikliğini haber verir. Konuşmacının az önce belirtilen noktayla ilgili beklenmedik ya da durumu daha karmaşık hâle getiren bir bilgi ekleyeceğini gösterir. Buradaki funny, mutlaka “komik” değil; “tuhaf”, “ilginç” veya “şaşırtıcı” anlamındadır. Bu kısa ve bağımsız cümle, dönüşten önce bir duraklama yaratır.
Alıştırma
Funny thing about that. burada neyin işaretidir?
- Konuşmacı, ekleyecek bir şey kalmadığı için konuyu bitiriyor.
- Konuşmacı, önceki noktayla bağlantılı beklenmedik bir bilgi sunuyor.
- Konuşmacı, konuyla tamamen ilgisiz bir fıkra anlatacağına söz veriyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, önceki noktayla bağlantılı beklenmedik bir bilgi sunuyor.
There's reason to doubt that Mark Twain Dilbilgisi
0:18Mark Twain'in bunu hiç söyleyip söylemediğinden
There's reason to doubt that...: gerekçeye dayalı şüphe belirtmek
There's reason to doubt that... bazı kanıtların veya gerçeklerin bir iddiayı belirsiz hâle getirdiğini belirtir. Bu yapıda reason, şüphe etmek için bir “neden” veya “dayanak” anlamına gelir; that ise sorgulanan iddiayı başlatır. Kişisel olmayan There's... yapısı, konuşmacının kendi hissinden çok şüphenin dayanağına odaklanır. Bu nedenle ölçülü ve nispeten nesnel duyulur.
Alıştırma
“Şüphe etmek için dayanak var” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ this account is genuine.
Cevabı göster
There's reason to doubt that
Thus, ironically, proving the point: savı destekleyen ironik bir tersine dönüş
Thus, önceki bilgiden bir sonuca varıldığını gösterir. Ironically, sonucun beklenebilecek durumla çeliştiğini belirtir; proving the point ise tam da bu sonucun ana savı desteklediği anlamına gelir. Burada söz, yanlış kişinin adıyla yayılmış olabilir. Bu yanlış atıf da önceki yanlış bilgi yayılması savının kanıtına dönüşür. Parça, beklenmedik bir tersine dönüşle savı sonuçlandırır.
Alıştırma
Thus, ironically, proving the point. parçası bu bağlamda ne işe yarıyor?
- Alıntıyla ilgisiz yeni bir konu açar.
- Alıntının yazarının artık belirlendiğini iddia eder.
- Beklenmedik bir gerçeğin önceki savı doğrudan desteklediğini gösterir.
Cevabı göster
Beklenmedik bir gerçeğin önceki savı doğrudan desteklediğini gösterir.
whoever said it: söyleyen kişinin kimliği yargıyı değiştirmez
Whoever said it ifadesindeki whoever, birinin adını soran bir soru değil, “kim söylemiş olursa olsun” anlamındadır. Bu ifade ödünleyici bir ara sözdür: Konuşmacı, sözün sahibinin belirsiz olduğunu kabul eder ancak bunun ana yargıyı değiştirmediğini belirtir. İki virgül arasına yerleştirildiği için çıkarıldığında ana cümle yine anlamlıdır: And today the quote is truer than ever before. Başka durumlarda da kullanılabilen whoever + fiil yapısı, kişinin kimliğinden bağımsız olarak sonucun aynı kaldığını anlatır.
Alıştırma
“Kim tasarlamış olursa olsun” anlamındaki ara sözü tamamlamak için whoever ve design fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanın: The robot, ____, works very well.
Cevabı göster
whoever designed it
truer than ever before: önceki tüm zamanlarla karşılaştırma
Truer, true sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Burada true, “gerçekliği doğru biçimde yansıtmak” veya “duruma uymak” anlamına gelir; bu yüzden derece farkı anlatabilir: söz, bugünkü duruma daha iyi uyar. Than ever before, şimdiki zamanı bugüne kadarki bütün geçmiş zamanlarla karşılaştırır. Sözün hiçbir zaman şu anki kadar geçerli olmadığını vurgular; geçmişte tamamen yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“is truer than ever before” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bugün kanıtlanana kadar tamamen yanlıştı.
- Şimdiye kadar doğru olmuş tek sözdür.
- Bugünün gerçekliğine geçmişteki herhangi bir zamandan daha iyi uyar.
Cevabı göster
Bugünün gerçekliğine geçmişteki herhangi bir zamandan daha iyi uyar.
consisted of several major newspapers and networks, Kalıp ifadeler
0:35doğrudan bilgi toplama kaynaklarına sahip
most media with global reach: dünya çapındaki kitlelere ulaşan çoğu medya
Bu cümlede most media with global reach, dünyanın dört bir yanındaki kitlelere ulaşabilen veya onları etkileyebilen medya kaynaklarının çoğu demektir. Reach burada kitlenin, dağıtımın ya da etkinin kapsamını belirten bir isimdir. With global reach edat öbeği media sözcüğünden sonra gelir ve hangi medyadan söz edildiğini belirtir. Aynı yapı, ulaşabildiği kitlenin kapsamına göre bir kuruluşu, platformu, markayı veya hizmeti de tanımlayabilir.
Alıştırma
“most media with global reach” ifadesinde “with global reach” medya hakkında ne anlatır?
- Yalnızca uluslararası siyaset hakkında haber yaparlar.
- İnsanların dokunabileceği kadar fiziksel olarak yakındırlar.
- Dünyanın dört bir yanındaki kitlelere ulaşabilir veya onları etkileyebilirler.
Cevabı göster
Dünyanın dört bir yanındaki kitlelere ulaşabilir veya onları etkileyebilirler.
consisted of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
Consisted of, consist of yapısının geçmiş zaman biçimidir ve bir bütünün belirli parçalardan oluştuğunu anlatır. Özne bütünü, of'tan sonraki sözler ise o bütünün parçalarını belirtir. Burada medya grubu bütündür; büyük gazeteler ve yayın ağları da parçalardır. Bu yapıyı bir kuruluşun, sistemin, kümenin veya başka bir bütünün neler içerdiğini açıklamak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi consist of yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last year's panel ____ three scientists and two teachers.
Cevabı göster
consisted of
which had the resources to gather information directly. Kalıp ifadeler
0:38birkaç büyük gazete ve kanaldan oluşuyordu.
had the resources to: harekete geçmek için gerekli imkânlara sahip olmak
Had the resources to, have the resources to + fiilin yalın hâli yapısının geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin ya da kurumun eylemi gerçekleştirmek için uygulamada gereken imkânlara sahip olduğu anlamına gelir. Bu cümlede to'dan sonra gather fiilinin yalın hâli gelir. Resources yalnızca para demek değildir. Personel, zaman, ekipman, uzmanlık, erişim veya yararlı bağlantılar da buna dâhil olabilir. Bu nedenle ifade, yalnızca beceri ya da istek değil, uygulamadaki kapasiteyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, kliniğin geceleri açık kalmak için yeterli personele, ekipmana, finansmana ve başka uygulamalı desteğe sahip olduğunu özellikle belirtir?
- The clinic wants to stay open at night.
- The clinic has the resources to stay open at night.
- The clinic has the ability to stay open at night.
Cevabı göster
The clinic has the resources to stay open at night.
Haber ajansları olarak Reuters ve Associated Press
Reuters ve genellikle AP olarak kısaltılan Associated Press, büyük haber ajanslarıdır. Haber metinleri, fotoğraflar ve diğer haber malzemelerini toplar ve bunları birçok gazete, yayın kuruluşu ve internet sitesine sağlarlar. Bu rol, başka bir medya kuruluşunun onların haberlerini neden yeniden yayımlayabildiğini, özetleyebildiğini veya kaynak gösterebildiğini açıklar. Buradaki adlar yalnızca iki gazetenin başlığı değil, haber kaynaklarını ve dağıtıcılarını belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede Reuters ve Associated Press’in rolünü en iyi hangi açıklama anlatır?
- İndirimli gazete satan mağazalardır.
- Yalnızca iki yerel gazetenin adıdırlar.
- Haber toplayan ve diğer medya kuruluşlarına içerik sağlayan haber ajanslarıdır.
Cevabı göster
Haber toplayan ve diğer medya kuruluşlarına içerik sağlayan haber ajanslarıdır.
Haber kuruluşları anlamında Outlets
Bu medya bağlamında outlets, haber yayımlayan veya dağıtan kuruluşlar ya da platformlar anlamına gelir. Reuters ve Associated Press buna örnektir; dolayısıyla sözcük fiziksel mağazaları, elektrik prizlerini veya çıkışları değil, haber kaynaklarını belirtir. Bağlamın medya hakkında olduğu açık değilse news outlet ve media outlet ifadeleri bu anlamı daha net biçimde aktarır.
Alıştırma
Hangi cümlede outlets, haber kuruluşları anlamında kullanılmıştır?
- Several clothing outlets offered a discount.
- Several electrical outlets stopped working.
- Several news outlets covered the election.
Cevabı göster
Several news outlets covered the election.
haber medyasında aggregate or re-report stories
Aggregate stories, mevcut kaynaklardaki haberleri toplamak ve bunları düzenleyip bir arada sunmak demektir. Re-report stories ise başka bir kaynağın daha önce bildirdiği bilgileri yeniden yayımlamak demektir. Burada stories, kurgusal öyküleri değil haberleri ifade eder. Her iki fiil de bütün bilgileri doğrudan toplamak yerine başka kaynaklardan alınan malzemenin kullanılmasını anlatabilir.
Alıştırma
Bir haber sitesini anlatırken aggregate or re-report stories ne anlama gelir?
- Mevcut haberleri toplar veya içlerindeki bilgileri yeniden yayımlar.
- Eğlence amacıyla kurgusal öyküler uydurur.
- Olayın gerçekleştiği yerde her bilgiyi doğrudan kendisi toplar.
Cevabı göster
Mevcut haberleri toplar veya içlerindeki bilgileri yeniden yayımlar.
has created the ideal conditions Kalıp ifadeler
0:54döngüsel habercilik olarak bilinen bir olgu için
The speed with which...: resmî bir ilgi cümleciği yapısı
The speed with which information spreads ifadesinde temel isim speed’dir. with which information spreads bölümü speed’i niteler; bu nedenle ifadenin tamamı “bilginin ne kadar hızlı yayıldığı” anlamına gelir. Bu bağlantı daha basit olan Information spreads with a certain speed. cümlesinde görülebilir. Resmî ilgi cümleciğinde with, which’in önüne geçer: with which information spreads. Buradaki with which, “hangisiyle?” sorusunu sormaz ve “hangisiyle birlikte” anlamına gelmez.
Alıştırma
with kullanarak resmî ilgi cümleciği yapısını tamamlayın: The speed ____ the new software processed the files surprised the engineers.
Cevabı göster
with which
has created the ideal conditions: bir sonucu özellikle olası hâle getirmek
Bu cümlede has created the ideal conditions, önceki değişikliklerin circular reporting olayının çok kolay gerçekleşebileceği bir ortam oluşturduğu anlamına gelir. Has created, İngilizcedeki present perfect yapısındadır; bu nedenle değişikliklerin sonucu şu anda da önemlidir. create the ideal conditions for + isim veya for + isim + to-infinitive kalıbı, bir sonucun neden özellikle olası hâle geldiğini açıklar. Ideal, koşulların o sonuca ne kadar uygun olduğunu anlatır; sonucun kendisinin iyi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede ideal conditions, bir sonucu özellikle olası hâle getiren koşullar anlamında kullanılmıştır?
- The dry weather stopped the fire from spreading.
- The dry weather showed that the fire was a good result.
- The dry weather created ideal conditions for the fire to spread.
Cevabı göster
The dry weather created ideal conditions for the fire to spread.
a phenomenon known as circular reporting: döngüsel habercilik olarak bilinen bir olgu
a phenomenon known as circular reporting ifadesi, döngüsel habercilik olarak adlandırılan bir olgu anlamına gelir. Known as, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: önündeki ismin bilinen adını verir ve burada that is known as ile aynı işlevdedir. Döngüsel habercilik, ayrı kanıtlar sunuyor gibi görünen haberlerin aynı ilk bilgiye kadar izlenebildiği bir süreçtir. Circular, kaynak zincirindeki döngüyü anlatır; fiziksel olarak yuvarlak bir şekli değil.
Alıştırma
Hangi ifade phenomenon known as circular reporting sözünü en iyi açıklar?
- Ayrı gibi görünen haberlerin aynı ilk bilgiye kadar izlenebildiği bir olgunun adını verir.
- Fiziksel olarak daire biçiminde düzenlenmiş haberleri anlatır.
- Her haberin farklı ve bağımsız bir kaynaktan geldiğini söyler.
Cevabı göster
Ayrı gibi görünen haberlerin aynı ilk bilgiye kadar izlenebildiği bir olgunun adını verir.
This is when publication A publishes misinformation, Anlatım akışı
1:00Bu, A yayını yanlış bilgi yayınladığında,
This is when ...: tanımlayıcı bir durumu sunmak
Bu cümlede This is when belirli bir zamanı sormaz. Daha önce adı verilen kavramın anlamını açıklayan durumu devamında sunar; “Bu, ... olduğunda gerçekleşir” veya “Bu, ... olan durumdur” anlamına yakındır. Konuşmacılar bu yapıyı çoğu zaman bilinmeyen bir sürecin adını söyledikten sonra kullanır. Bilgiyi önce kavram, sonra da kavramı tanımlayan durum veya koşul gelecek şekilde düzenler.
Alıştırma
Bu açıklamada This is when ne işe yarıyor?
- Süreci açıklamadan ilgisiz bir konuya geçer.
- Yayın kuruluşunun tam olarak ne zaman harekete geçtiğini sorar.
- Adı verilen sürecin nasıl gerçekleştiğini gösteren durumu sunar.
Cevabı göster
Adı verilen sürecin nasıl gerçekleştiğini gösteren durumu sunar.
and publication A then cites B as the source for the information. Kalıp ifadeler
1:06ve ardından A yayınının bilgi kaynağı olarak B'yi göstermesiyle olur.
cites B as the source for ...: B'yi kaynak olarak göstermek
publication A then cites B as the source for the information ifadesinde A, B'yi bilginin geldiği kişi, kuruluş veya belge olarak gösterir. Then, bu kaynak göstermenin sıralamadaki bir sonraki adım olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp cite X as the source for Y biçimindedir: X kaynak olarak gösterilen kişi, belge veya kuruluştur; Y ise bu kaynağın desteklediği iddia, sayı veya bilgidir.
Alıştırma
Hangi cümle raporun araştırmayı rakamların kaynağı olarak gösterdiğini söyler?
- The report cites the survey as the source for the figures.
- The report cites the figures as the source for the survey.
- The report quotes the survey's title in the introduction.
Cevabı göster
The report cites the survey as the source for the figures.
It's also considered a form of circular reporting Kalıp ifadeler
1:12Birden fazla yayının aynı ilk yalan haberi yayınlaması da
be considered a form of ... ile bir şeyi sınıflandırmak
X is considered a form of Y, X’in Y’nin bir türü olarak değerlendirildiğini veya sınıflandırıldığını belirtir. Buradaki form, doldurulan bir form değil, tür ya da biçim anlamındadır. Edilgen yapı X + be + considered + a form of + Y şeklindedir. Yargıyı kimin verdiğinden çok sınıflandırma sonucuna odaklanır.
Alıştırma
Hedef sınıflandırma yapısını kullanın ve be fiilini özneye göre değiştirin: In the school rules, repeated name-calling ____ bullying.
Cevabı göster
is considered a form of
when multiple publications report on the same initial piece of false information, Kalıp ifadeler
1:15döngüsel haberciliğin bir biçimi olarak kabul edilir,
multiple publications report on ...: bir konuyu haber yapan yayınlar
Bu bağlamda multiple publications, birden fazla gazete, dergi veya haber sitesi anlamına gelir. Report on, bir konu ya da olay hakkında bilgi yayımlamak veya sunmak demektir. Yeniden kullanılabilecek yapı haber kaynağı + report on + konu şeklindedir. On edatı haberin ne hakkında olduğunu belirtir; konum bildirmez.
Alıştırma
Report fiilini haber konusunu belirten edatla tamamlayın: The city newspaper will ____ the new park opening.
Cevabı göster
report on
as having been verified by multiple sources.
1:23birden fazla kaynak tarafından doğrulanmış gibi görünür.
appears to another author as having been verified: başka bir yazara doğrulanmış gibi görünmek
Bu cümlede appears to another author as... yapısı, bilginin başka bir yazarda belirli bir durumda olduğu izlenimini oluşturduğunu anlatır. Kanıtın o kişinin bakış açısından nasıl göründüğünü söyler; gerçekte neyin kanıtlandığını söylemez. Having been verified, tamamlanmış edilgen bir yapıdır: having been doğrulamanın daha önce tamamlanmış gibi göründüğünü belirtir; verified ise doğrulayan kişiye değil, doğrulanan bilgiye odaklanır. Bu nedenle bütün bölüm, iddianın sonraki yazara birden fazla kaynak tarafından önceden doğrulanmış gibi göründüğünü söyler; gerçekten bağımsız bir doğrulama yapıldığını söylemez.
Alıştırma
Doğrulamanın yalnızca editörün edindiği izlenim olduğunu hangi cümle anlatır?
- Three independent reviewers proved to the editor that the report was correct.
- The report appears to the editor as having been checked by three independent reviewers.
- The editor personally checked the report with three independent reviewers.
Cevabı göster
The report appears to the editor as having been checked by three independent reviewers.
arguing that routine vaccination of children causes autism Kültür
1:32savunan tek bir sözdebilimsel makalenin yayınlanması
single pseudoscientific paper: tek bir sözde bilimsel makale
Burada a single pseudoscientific paper, kendisini bilimselmiş gibi sunan ancak kanıt, yöntem veya akıl yürütme açısından güvenilir standartları karşılamayan tek bir makale demektir. Pseudoscientific eleştirel bir nitelemedir; bir bilim dalının adı değildir. pseudo- ön eki sahte veya gerçekmiş gibi davranan anlamına gelir. Single, iddia daha sonra geniş çapta yayılmış olsa bile başlangıçtaki kaynağın yalnızca tek bir makale olduğunu vurgular.
Alıştırma
Burada a pseudoscientific paper ne anlama geliyor?
- Bilimsel görünen ancak güvenilir bilimsel standartları karşılamayan bir makale
- Bilimin yeni tanınmış bir dalı hakkında bir makale
- Genel okuyucu için yazılmış herhangi bir bilimsel makale
Cevabı göster
Bilimsel görünen ancak güvenilir bilimsel standartları karşılamayan bir makale
inspired an entire anti-vaccination movement, Kalıp ifadeler
1:36bütün bir aşı karşıtı harekete ilham verdi,
routine vaccination of children causes autism: aktarılan yanlış bir iddia
Vurgulanan bölüm, makalenin ne iddia ettiğini bildirir. Bu, anlatıcının tıbbi sonucu değildir: pseudoscientific sözcüğü makaleyi güvenilmez olarak niteler; arguing that ise iddiayı o makaleye atfeder. Çocukların rutin aşılanmasının otizme yol açtığı iddiası yanlıştır; güçlü bilimsel kanıtlar nedensel bir bağlantı bulmamıştır. Cümle bu iddiayı, yanlış bilginin toplumda gerçek eylemlere yol açmasına örnek olarak kullanır.
Alıştırma
Cümle, vurgulanan iddia hakkında ne anlatıyor?
- Cümle iddiayı kabul edilmiş bir tıbbi tavsiye olarak sunuyor.
- Güvenilir araştırmaların bu iddiayı kanıtladığını söylüyor.
- Sözde bilimsel bir makalenin ortaya attığı yanlış iddiayı aktarıyor.
Cevabı göster
Sözde bilimsel bir makalenin ortaya attığı yanlış iddiayı aktarıyor.
inspired an entire anti-vaccination movement: ortaya çıkarmak anlamındaki inspire
Burada inspired, ortaya çıkardı veya oluşmasına katkıda bulundu anlamındadır. Makalenin yayımlanması, bütün bir aşı karşıtı hareketin yükselmesine katkıda bulunmuştur. Bu sözcük, harekete onay verildiğini göstermez. Inspire fiilinden sonra inspire a movement, an idea veya a design örneklerindeki gibi sonucu adlandıran bir isim gelebilir. Sonuç olumlu da olumsuz da olabilir; konuşanın tutumu nesne ve bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümlede inspired, bir şeyin zararlı bir sonuç ortaya çıkardığı anlamında kullanılmıştır?
- The painting was inspired by the night sky.
- The rumor inspired a wave of dangerous copycat videos.
- The teacher inspired Leo to keep practicing.
Cevabı göster
The rumor inspired a wave of dangerous copycat videos.
despite the fact that the original paper Dilbilgisi
1:40hem de orijinal makalenin bilim camiası tarafından
has repeatedly been discredited by the scientific community. Kalıp ifadeler
1:42defalarca çürütülmüş olmasına rağmen.
despite the fact that + cümlecik
Despite the fact that, ana cümlenin sonucuyla karşıtlık oluşturan bir gerçeği aktarır. “...doğru olmasına rağmen” anlamına gelir ve diğer sonucun yine de gerçekleştiğini ya da geçerliliğini koruduğunu gösterir. Despite bir edattır; bu nedenle normalde bir isim öbeği veya -ing biçimi alır. The fact that, ardından gelen tam cümlenin despite için isim benzeri bir tümleç işlevi görmesini sağlar: despite the fact that + özne + fiil.
Alıştırma
Cümleyi despite ile kurulan resmî ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ the road was closed, the bus arrived on time.
Cevabı göster
Despite the fact that
been discredited by the scientific community: bilim camiasınca güvenilmez bulunmuş
Has repeatedly been discredited yapısında discredited, bir şeyin güvenilmez olduğuna hükmedildiğini veya bunun gösterildiğini ve artık güvene layık sayılmadığını belirtir. Simply criticized ifadesinden daha güçlüdür: Kanıtlar veya uzman değerlendirmesi makalenin güvenilirliğine ciddi biçimde zarar vermiştir. Bu yapı present perfect edilgenidir: has + been + geçmiş zaman ortacı. Eylem makaleye yönelir, repeatedly bunun birden fazla kez gerçekleştiğini belirtir ve by the scientific community değerlendirmeyi yapan grubu açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle, kanıtların bir araştırmanın güvenilirliğini kaybetmesine yol açtığını söyler?
- The journal summarized the original study.
- Several reviewers criticized the study's writing style.
- Independent tests discredited the original study.
Cevabı göster
Independent tests discredited the original study.
Deliberately unvaccinated children: kasıtlı bir seçim sonucunda aşılanmamış çocuklar
Deliberately unvaccinated children ifadesinde unvaccinated, aşı olmamış çocukları tanımlar. Deliberately ise bu durumun kaza, gecikme veya fırsat eksikliğinden değil, kasıtlı bir seçimden kaynaklandığını belirtir. Bu ifade, seçimi çocukların kendilerinin yaptığını söylemez. Çocuklar söz konusu olduğunda karar bir ebeveyn veya vasi tarafından verilmiş olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle çocukların aşılanmamasının kasıtlı bir seçimden kaynaklandığını açıkça belirtir?
- The report identified several children whose vaccination records were missing.
- The report identified several deliberately unvaccinated children.
- The report identified several children who were not yet old enough for vaccination.
Cevabı göster
The report identified several deliberately unvaccinated children.
are now contracting contagious diseases Kalıp ifadeler
1:49şimdi Amerika Birleşik Devletleri'nde neredeyse yok edilmiş olan
contracting contagious diseases: contract fiilinin hastalığa yakalanmak anlamı
Contracting contagious diseases ifadesinde contract, bir hastalığa yakalanmak anlamına gelen görece resmî bir fiildir. Contracting, are now sonrasında kullanılan -ing biçimidir; bu nedenle are now contracting mevcut dönemde gerçekleşen enfeksiyonları anlatır. Contagious, bir kişiden diğerine geçebilen hastalığı tanımlar. Burada contract, bir sözleşme imzalamak veya küçülmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle iki yürüyüşçünün bulaşıcı bir hastalığa yakalandığı anlamına gelir?
- After the trip, two hikers contracted a contagious disease.
- After the trip, two hikers transmitted a contagious disease to the village.
- After the trip, doctors contained a contagious disease.
Cevabı göster
After the trip, two hikers contracted a contagious disease.
that had been virtually eradicated in the United States, Dilbilgisi
1:52bulaşıcı hastalıklara yakalanıyorlar,
had been virtually eradicated: edilgen past perfect ve “neredeyse”
Had been eradicated, past perfect edilgen yapıdır: had been + past participle. Neredeyse ortadan kaldırılma durumunu başka bir geçmiş olaydan veya geçmiş referans noktasından önceye yerleştirir ve hastalıkların eylemden etkilenen unsur olduğunu gösterir. Burada virtually, “neredeyse” demektir. Had been virtually eradicated, hastalıkların neredeyse ortadan kaybolduğunu anlatır; sanal teknolojiyle yok etme anlamına gelmez ve bütün vakaların tamamen bittiğini iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle, yeniden ortaya çıkmadan önce neredeyse ortadan kaldırılmış bir hastalığı doğru biçimde anlatır?
- The disease was being treated in a virtual hospital before new cases appeared.
- The disease had been virtually eradicated before new cases appeared.
- The disease was completely eradicated after new cases appeared.
Cevabı göster
The disease had been virtually eradicated before new cases appeared.
with some infections proving fatal. Dilbilgisi
1:55ve bazı enfeksiyonların ölümcül olduğu kanıtlanıyor.
with some infections proving fatal: sonuç bildiren with + isim + -ing yapısı
With some infections proving fatal, with + isim öbeği + -ing yapısında bir yan cümleciktir. Ana ifadeye eklenen sonucu kısa bir öbek hâlinde verir: enfeksiyonların bazıları ölüme yol açmıştır. -ing biçiminin cümlecik içinde kendi öznesi vardır: some infections. Burada prove + sıfat, “sonuçta ... olmak” veya “... olduğu ortaya çıkmak” anlamına gelir. Bu nedenle proving fatal, “ölümcül sonuçlanmak” demektir; “bir ölümü kanıtlamak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sonuç eklemek için with + isim + -ing yapısını ve prove fatal ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Several hikers became ill, with one case proving the death.
- Several hikers became ill, with one case proving fatal.
- Several hikers became ill, with one case prove fatal.
Cevabı göster
Several hikers became ill, with one case proving fatal.
In a slightly less dire example: daha hafif bir vakaya geçiş
In a slightly less dire example, aynı genel sorunla ilgili başka bir örneği sunarken sonuçlarının önceki örnektekiler kadar ağır olmadığını bildiren bir geçiş ifadesidir. Dire, “son derece ciddi veya acil” anlamına gelir; bu nedenle slightly less dire, tehlikesiz demek değildir. İfade, konuşmacının aynı sav çizgisini sürdürürken dinleyicinin ciddiyet düzeyine ilişkin beklentisini yeniden ayarlamasını sağlar.
Alıştırma
In a slightly less dire example neyi bildirir?
- Konuşmacı şimdiye kadarki en tehlikeli örneği sunuyor.
- Konuşmacı konuyu bırakıp ilgisiz bir örneğe geçiyor.
- Konuşmacı, bağlantılı fakat sonuçları biraz daha hafif olan bir örneğe geçiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, bağlantılı fakat sonuçları biraz daha hafif olan bir örneğe geçiyor.
satirical articles that are formatted to resemble real ones Kelime
2:00gerçek makalelere benzeyecek şekilde biçimlendirilmiş hiciv makaleleri,
satirical articles: mizah veya abartı yoluyla eleştiri
Satirical articles, insanları, kurumları veya toplumsal davranışları eleştirmek için mizah, ironi, taklit ya da abartı kullanan yazılardır. Genellikle gerçekleri kelimesi kelimesine aktaran haberler olarak okunmaları amaçlanmaz. Bu ifadede satirical, yazıların amacını ve tarzını belirtir. Yazılar gerçek görünecek biçimde düzenlendiği için bu amacı fark etmeyen bir okur onları gerçek haberlerle karıştırabilir.
Alıştırma
Bir yazı, olayları kelimesi kelimesine aktarmak yerine kamu görevlileriyle alay etmek için aşırı abartı ve mizah kullanıyor. En doğru tanım hangisidir?
- satirical article: mizah veya abartı yoluyla eleştiri
- routine factual report: doğrulanmış olayların doğrudan anlatımı
- fabricated news: hiciv amacı olmayan uydurma hikâye
Cevabı göster
satirical article: mizah veya abartı yoluyla eleştiri
can also be picked up by outlets not in on the joke. Notlar
2:04şakanın farkında olmayan yayın organları tarafından da alınabilir.
picked up: başka medya kuruluşlarınca fark edilip haberleştirilmek
Medya bağlamında picked up, başka bir medya kuruluşunun bir haberi, iddiayı veya içeriği fark edip haberleştirmeye, alıntılamaya ya da paylaşmaya başlaması demektir. Edilgen be picked up by outlets yapısı, içeriğin yeni medya kanallarına nasıl yayıldığını öne çıkarır. Burada pick up, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez. Story, report ve outlet gibi sözcükler medya yoluyla yayılma anlamını gösterir.
Alıştırma
Medya yoluyla yayılmayı anlatan cümleyi picked up ile tamamlayın: The report was ____ by several national outlets.
Cevabı göster
picked up
not in on the joke: bunun şaka olduğunu bilmemek
Be in on something, gizli bir planı, sırrı veya şakayı bilmek ve çoğu zaman buna katılan kişilerden biri olmak demektir. Bu nedenle not in on the joke, bir durumun veya mesajın şaka olarak tasarlandığını bilmemek anlamına gelir. Bu cümlede bazı medya kuruluşları şakayı fark etmez ve içeriği gerçekmiş gibi değerlendirebilir. In on fiziksel bir konumu değil, bir grubun paylaştığı özel bilgiyi bilme durumunu anlatır.
Alıştırma
Kimse Nora'ya bunun bir muziplik olduğunu söylemediği için Nora sahte duyuruya inandı. Nora'yı en iyi anlatan cümle hangisidir?
- Nora wasn't in on the joke.
- Nora didn't find the joke funny.
- Nora didn't get the joke.
Cevabı göster
Nora wasn't in on the joke.
entitled "Energy Expenditure in Adolescents Playing New Generation Computer Games"
2:13"Yeni Nesil Bilgisayar Oyunları Oynayan Ergenlerde Enerji Harcaması" başlıklı şaka amaçlı bir makale,
reputable British Medical Journal entitled...: otoriter bir görünüm
British Medical Journal burada saygın bir profesyonel tıp dergisi olarak sunuluyor. Reputable, yayının genel olarak güvenilir ve itibarlı kabul edildiğini belirtir. Entitled makalenin başlığını tanıtır; burada “başlıklı” anlamındadır, “bir şeye hakkı olmak” anlamında değildir. Başlık, enerji harcaması ve ergenler hakkında teknik araştırma dili kullanır. Bu resmî başlık, derginin itibarıyla birleşince mizahi bir makaleye ciddi bir araştırma görünümü verir. Mizah bağlamı gözden kaçırıldığında makalenin güvenilir bir kanıt sanılması bu nedenle daha kolaydır.
Alıştırma
Bu mizahi makale neden ciddi bir araştırma sanılabilirdi?
- Başlık, her iddianın yanlış olduğunu okurlara doğrudan söyledi.
- Makale yalnızca gayriresmî bir konuşmada yer aldı.
- Saygın derginin adı ve teknik görünümlü başlık, makaleye otoriter bir görünüm verdi.
Cevabı göster
Saygın derginin adı ve teknik görünümlü başlık, makaleye otoriter bir görünüm verdi.
has been referenced: edilgen present perfect ile atıf geçmişi
Has been referenced, edilgen present perfect yapısıdır: has + been + past participle. Özne eylemi yapan değil, eyleme maruz kalandır. Bu nedenle ifade, makaleye geçmişte bir veya daha fazla kez atıfta bulunulduğunu ve bu atıf geçmişinin şimdiki tartışmayla ilgili olduğunu belirtir. In serious science publications, atıfların nerede yer aldığını söyler. Buradaki referenced, simply mentioned ifadesinden daha belirgindir: makalenin kaynak olarak kullanıldığını veya kaynakçada gösterildiğini düşündürür, ancak sonraki yazarların onu kontrol ettiğini ya da onayladığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi reference fiilinin tam edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: The article ____ in several recent reviews.
Cevabı göster
has been referenced
over 400 times: over, “daha fazla” anlamında
over 400 times ifadesinde over, “400'den fazla” anlamına gelir. 400 alt sınırdır; dolayısıyla gerçek tekrar sayısı tam 400 değil, 400'den fazladır. Buradaki over miktar bildirir; “üstünde” şeklindeki konum anlamında değildir. Times, bir eylemin kaç kez gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
“The library received over 400 donations,” cümlesindeki “over 400” ne anlama gelir?
- 400'den fazla
- Tam olarak 400
- 400'den az
Cevabı göster
400'den fazla
User-generated content such as wikis Kelime
2:25Wiki'ler gibi kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler de
Vikiler gibi kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler
User-generated content, bir platformun profesyonel çalışanları tarafından tamamen üretilmek yerine platformun kullanıcıları tarafından oluşturulan, yayımlanan veya düzenlenen materyaldir. User-generated, content ismini niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Such as örnekleri tanıtır. Bu nedenle wikis, user-generated content türlerinden veya kaynaklarından biri olarak sunulur; ifade, kullanıcıların oluşturduğu her içeriğin bir viki olduğunu söylemez. Buradaki content, bir mecradaki bilgi, metin, görüntü veya videoları ifade eden isimdir; “memnun” anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
Hangi seçenek user-generated content için açık bir örnektir?
- Bir şirketin finans departmanı tarafından yazılıp resmi olarak yayımlanan yıllık rapor user-generated content kapsamındadır.
- Bir gazetenin profesyonel çalışanları tarafından sipariş edilip düzenlenen makale user-generated content kapsamındadır.
- Bir alışveriş sitesinde müşterilerin yayımladığı yorumlar user-generated content kapsamındadır.
Cevabı göster
Bir alışveriş sitesinde müşterilerin yayımladığı yorumlar user-generated content kapsamındadır.
are also a common contributor to circular reporting. Kalıp ifadeler
2:28döngüsel haberciliğe yaygın bir katkı sağlar.
common contributor to circular reporting: döngüsel haberciliğin yaygın bir etkeni
Burada common contributor to circular reporting, haber bilgisinin bir döngü içinde dolaşmasına sık sık yardımcı olan bir etken anlamına gelir. Bu cümlede contributor, yazı yazan veya bağış yapan bir kişi değildir; söz konusu sayfaların bu sonuca yol açan etkenlerden biri olduğunu belirtir. Kalıp a contributor to + isim veya -ing biçimidir. Common bu etkenin sık görüldüğünü, a contributor ise genellikle tek nedeni değil, birkaç nedenden birini anlatır.
Alıştırma
Bir sonuca sıkça yol açan etken anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Lack of sleep is ____ poor concentration.
Cevabı göster
a common contributor to
As more writers come to rely on such pages for quick information, Kalıp ifadeler
2:32Daha fazla yazar hızlı bilgi için bu tür sayfalara güvendikçe,
come to rely on: zamanla güvenmeye veya bağımlı olmaya başlamak
Come to rely on, zamanla birine veya bir şeye güvenmeye ya da bağımlı olmaya başlamak anlamına gelir. come to + fiil yapısında come, bir durumun, alışkanlığın veya anlayışın zaman içinde geliştiğini ya da ulaşıldığını gösterir; burada fiziksel hareket anlamına gelmez. Rely on, yardım, bilgi veya destek sağlayan kişiyi ya da şeyi belirtir. Bu nedenle bütün ifade, yalnızca bağımlılığın varlığını değil, zamanla gelişmesini vurgular.
Alıştırma
Zamanla güvenmeye veya bağımlı olmaya başladı anlamındaki geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After several busy weeks, we ____ the shared calendar.
Cevabı göster
came to rely on
can make its way into: sonunda bir yere veya metne girmek
Burada can make its way into, bir şeyin bir süreçten geçtikten sonra sonunda bir yere girebileceği veya orada görünebileceği anlamına gelir. Özne doğrulanmamış bir bilgidir; dolayısıyla hareket mecazidir. Bilgi gerçek anlamda yürüyerek ilerlemez. Bu ifade genellikle kopyalama, tekrarlama veya düzenleme gibi bir ya da daha fazla aşamadan oluşan bir yol ima eder. Can kesinliği değil, olasılığı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi make its way into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several edits, the same typo ____ the printed brochure.
Cevabı göster
made its way into
added as a citation: kaynak rolü vermek
Added as a citation, add A as B yapısının edilgen biçimidir: Bir şey eklenir ve ona citation rolü verilir. Bu cümlede ima edilen öğe, wiki bilgisini destekleyen bir kaynak olarak bilgiye iliştirilebilecek olan yayımlanmış makaledir. Burada citation, destekleyici kaynak malzemeyi tanımlayan bir referans anlamına gelir. Kaynağın birebir sözlerinin kopyalanması gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede added as a citation, bir iddiayı desteklemek için kaynak eklendiği anlamında kullanılmıştır?
- The research report quoted the claim but did not identify any source.
- The research report was added as a citation for the claim.
- The driver received a citation for illegal parking.
Cevabı göster
The research report was added as a citation for the claim.
the very same wiki: tam olarak aynı olduğunu vurgulama
the very same wiki ifadesinde very, same sözcüğünü güçlendirir. The very same, “tam olarak aynı olan” anlamına gelir; very burada alışılmış derece bildiren “çok” anlamında değildir. Burada ifade, wiki bilgisinin bağımsız bir destek kaynağı olmadığını, aslında ilk bilginin yeniden ortaya çıktığını vurgular. Tam olarak aynı şeyden ya da bir tekrar durumundan söz etmek önemli olduğunda bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle iki makalede yalnızca benzer fotoğrafların değil, tam olarak aynı fotoğrafın yer aldığını söyler?
- I found the very same photo in both articles.
- I found the same kind of photo in the two articles.
- I found very similar photos in the two articles.
Cevabı göster
I found the very same photo in both articles.
making it much harder to debunk: bir sonucu ifade etme
-ing yan cümleciği making it much harder to debunk, hemen önce belirtilen durumun sonucunu verir. Virgülden sonra kullanılan bu tür bir yapı, “ve bunun sonucunda...” anlamına gelebilir. Making bir emir değildir ve ayrı bir ana eylem başlatmaz. Yapının içinde make + nesne + sıfat + to-infinitive kalıbı bulunur: make it harder to debunk. Much, karşılaştırma biçimi harder’ı güçlendirerek “çok daha zor” anlamını verir. Debunk, bir iddianın, mitin ya da söylentinin yanlış olduğunu kanıtlarla ortaya koymak demektir.
Alıştırma
Hangi cümle ilk durumun sonucunu göstermek için virgül + -ing yan cümleciği kullanır?
- The campaign spread the false claim across many sites to make it much harder to debunk.
- The campaign spread the false claim across many sites because it was much harder to debunk.
- The campaign spread the false claim across many sites, making it much harder to debunk.
Cevabı göster
The campaign spread the false claim across many sites, making it much harder to debunk.
Recent advances in communication technology Kalıp ifadeler
2:48İletişim teknolojisindeki son gelişmeler,
Recent advances in communication technology: advances in + alan isim kalıbı
Burada advances, yeni gelişmeleri veya iyileştirmeleri anlatan çoğul bir isimdir; “ilerlemek” anlamındaki advance fiili değildir. advances in + alan kalıbı, o alanda kaydedilen ilerlemeyi belirtir. Recent, advances sözcüğünü niteler; dolayısıyla tüm ifade iletişim teknolojisindeki yakın tarihli ilerlemeler anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede advances in bir alanda kaydedilen ilerlemeyi anlatır?
- Recent advances in battery technology have reduced charging times.
- The chess player advances in the tournament after winning.
- The hikers advance in silence toward the cabin.
Cevabı göster
Recent advances in battery technology have reduced charging times.
in breaking down the barriers between information and people. Deyimler
2:53ölçülemez faydalar sağlamıştır.
breaking down the barriers between A and B: A ile B arasındaki engelleri kaldırmak
Break down barriers, erişimi, iletişimi veya anlamayı engelleyen şeyleri azaltmak ya da ortadan kaldırmak demektir. Buradaki barriers fiziksel duvarlar değil, mecazi engellerdir. break down the barriers between A and B kalıbında between, bu engellerin ayırdığı iki tarafı belirtir. Tam cümlede breaking, in sözcüğünden sonra kullanılan -ing biçimidir; faydaların, insanların bilgiye daha kolay ulaşabilmesinden kaynaklandığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede break down the barriers between A and B kalıbı, ayrılığı veya engelleri azaltmak anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The report describes the barriers between patients and specialists.
- The crew breaks down a wall between two rooms.
- The new service helps break down the barriers between patients and specialists.
Cevabı göster
The new service helps break down the barriers between patients and specialists.
may overpower the desire to be certain of their validity. Kalıp ifadeler
2:59onların geçerliliğinden emin olma arzumuzu yenebilir.
desire for ... may overpower the desire to ...: bir güdünün diğerine baskın çıkması
Özne olan our desire for quick answers bir güdüyü gösterir. May overpower fiil öbeğidir; the desire to be certain ise onunla çatışan diğer güdüdür. Cümle, hızlı olma isteğinin dikkatle kontrol etme isteğinden daha güçlü hâle gelebileceğini söyler. Burada overpower soyut anlamdadır: bir istek diğerini bastırır veya kontrol eder. İki desire öbeği aynı zamanda yaygın kalıpları gösterir: desire for + isim ve desire to + fiilin yalın hâli.
Alıştırma
Vurgulanan bölümün anlamına en uygun seçenek hangisidir?
- Yanıtları dikkatle kontrol etme isteği, hız isteğini her zaman yenecektir.
- Hızlı yanıt alma isteği, yanıtları dikkatle kontrol etme isteğinden daha güçlü hâle gelebilir.
- Hızlı yanıtlar, onları alan kişileri fiziksel olarak yenebilir.
Cevabı göster
Hızlı yanıt alma isteği, yanıtları dikkatle kontrol etme isteğinden daha güçlü hâle gelebilir.
be certain of their validity: geçerliliklerinden emin olmak
Be certain of + isim, bir şey hakkında ciddi bir şüphe duymamak, yani ondan emin olmak anlamına gelir. Burada their, quick answers ifadesine gönderme yapar; validity ise bu yanıtların sağlam, gerekçeli veya güvenilir olup olmadığını belirtir. Bu bağlamda validity, bilginin kontrol edildiğinde geçerli kalıp kalmadığıyla ilgilidir. Bir belgenin veya ürünün sona erme tarihini belirtmez.
Alıştırma
Validity hangi durumda örnektekiyle aynı anlamdadır?
- Bir yolcu, pasaportun ne zaman sona ereceğini kontrol eder.
- Bir müşteri, bir pilin ne kadar dayanacağını kontrol eder.
- Bir araştırmacı, bir testin ölçtüğünü iddia ettiği şeyi gerçekten ölçüp ölçmediğini kontrol eder.
Cevabı göster
Bir araştırmacı, bir testin ölçtüğünü iddia ettiği şeyi gerçekten ölçüp ölçmediğini kontrol eder.
this bias can be multiplied: edilgen yapıyla büyük ölçekte büyütme
Bu cümlede this bias, hızlı yanıtları dikkatle doğrulamadan kabul etme eğilimini ifade eder. Can be multiplied yapısı can + be + past participle biçimindeki kipli edilgen yapıdır: Önyargı, çok sayıda insan tarafından tekrarlanan ve büyütülen şeydir. Buradaki multiply mecazidir; matematiksel bir çarpma işlemi yapma talimatı değildir. Bir kişinin eğiliminin çok büyük bir nüfusta yeniden ortaya çıkıp toplam etkisini önemli ölçüde artırabileceği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi can ve multiply fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: When thousands repeat the same unchecked claim, its harmful effect ____.
Cevabı göster
can be multiplied
more caution is in order: gerekliliği bildiren resmî ifade
More caution is in order, durumun daha fazla dikkat gerektirdiği anlamına gelir. X is in order kalıbında X, o anda uygun veya gerekli olan tepkiyi ya da eylemi belirtir. Cümle doğrudan bir emirden çok ölçülü bir sonuç gibi duyulur. Burada in order, bir şeyin doğru sıraya konduğunu anlatmaz ve amaç bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi ‘uygun ve gerekli’ anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: After two conflicting test results, another review ____.
Cevabı göster
is in order
sensationalist media: abartı ve şokla dikkat çekme
Bu ifadede sensationalist media; abartı, şok, korku veya yoğun duygusal sunumla dikkat çekmeye çalışan medya kuruluşları ya da haberler anlamına gelir. Sözcük olumsuzdur: doğruluk veya dengeden çok etkinin öncelendiğini düşündürür. Sensationalist yalnızca heyecan verici veya mükemmel anlamına gelmez. Bir medyayı sensationalist diye nitelemek, onun bilgiyi sunma biçimini eleştirmektir.
Alıştırma
Hangi cümlede sensationalist sözcüğü yaygın olumsuz anlamıyla kullanılmıştır?
- The site publishes exciting but carefully verified science stories.
- The site uses sensationalist headlines that favor shock over accuracy.
- The site presents balanced evidence in a calm, neutral style.
Cevabı göster
The site uses sensationalist headlines that favor shock over accuracy.
searching for criticisms of suspicious information, Kalıp ifadeler
3:14şüpheli bilgilere yönelik eleştirileri aramak
searching for criticisms of suspicious information: şüpheli bilgilere yönelik eleştirileri aramak
Search for, bir şeyi etkin biçimde bulmaya çalışmak demektir. Burada criticisms of suspicious information, şüpheli görünen bilgilerdeki sorunlara dikkat çeken gerekçeli itirazları, sorgulamaları veya analizleri ifade eder. Kalıp search for + criticisms of + sorgulanan şey biçimindedir. Suspicious sözcüğü information sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade, şüpheli eleştiriler aramayı değil, karşıt görüşler bularak şüpheli bilgileri kontrol etmeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi davranış searching for criticisms of suspicious information ifadesini en iyi gösterir?
- Şüpheli bir iddiaya yönelik sağlam temelli itirazlar aramak.
- İddiayı paylaşan kişilere saldırmak.
- Yalnızca şüpheli iddiayı destekleyen yorumları toplamak.
Cevabı göster
Şüpheli bir iddiaya yönelik sağlam temelli itirazlar aramak.
and tracing the original source of a report Kalıp ifadeler
3:17ve bir haberin orijinal kaynağının izini sürmek,
Avoiding ..., searching ... ve tracing ...: tek bir birleşik özne
Avoiding, searching ve tracing ile başlayan bölümler, isim görevinde kullanılan ve birbirine paralel üç -ing öbeğidir. Bu öbekler birlikte, daha sonra gelen can help yükleminin tek bir birleşik öznesini oluşturur; üç ayrı emir değildir. Tekrarlanan -ing biçimi paralel bir yapı kurar. Böyle uzun bir özneyi okurken cümlenin iskeletini görmek için yapıyı Avoiding, searching, and tracing can help biçimine kısaltabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümlede paralel üç -ing öbeği birlikte özne olarak kullanılmıştır?
- Checking the author, comparing reports, and reading the evidence can prevent mistakes.
- Checking the author, compare reports, and to read the evidence can prevent mistakes.
- Check the author, comparing reports, and reading the evidence can prevent mistakes.
Cevabı göster
Checking the author, comparing reports, and reading the evidence can prevent mistakes.
tracing the original source of a report: bir haberin asıl kaynağının izini sürmek
Trace, bağlantılar, alıntılar, yeniden paylaşımlar veya kaynaklardan oluşan bir zinciri geriye doğru takip etmek demektir. Burada tracing the original source of a report, bir haberin ilk olarak nereden çıktığını veya hangi birincil malzemeye dayandığını bulmayı anlatır. Asıl kaynak, en eski belge, araştırma, röportaj, kayıt veya yayıncı olabilir. Haberi tekrarlayan en yeni sayfa olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi davranış tracing the original source of a report anlamına gelir?
- Haberin yalnızca en yeni yeniden paylaşımını okumak.
- Haberin kaç kez paylaşıldığını saymak.
- En eski veya birincil kaynağı bulmak için kaynakları geriye doğru takip etmek.
Cevabı göster
En eski veya birincil kaynağı bulmak için kaynakları geriye doğru takip etmek.
can help slow down a lie: yayılmasını yavaşlatmak
Burada slow down, “bir şeyin hareketini ya da gerçekleşmesini yavaşlatmak” demektir. Nesnesi a lie olduğundan, ifade yanlış bir iddianın ne kadar hızlı yayıldığını azaltmak anlamına gelir; onu fiziksel olarak aşağı taşımak anlamına gelmez. can help slow down yapısında help sözcüğünden sonra slow fiilinin yalın hâli gelir. Can help, önceki doğrulama adımlarının etkili olabileceğini gösterir; ancak yalanın tamamen duracağını garanti etmez.
Alıştırma
Burada can help slow down a lie ne anlama geliyor?
- Yanlış bir iddiayı fiziksel olarak aşağı doğru hareket ettirebilir.
- Yanlış bir iddianın yayılma hızını azaltabilir.
- Yanlış iddiayı artık hiç kimsenin duymayacağını garanti edebilir.
Cevabı göster
Yanlış bir iddianın yayılma hızını azaltabilir.
giving the truth more time to put on its shoes. Anlatım akışı
3:22ve gerçeğe ayakkabılarını giymesi için daha fazla zaman verebilir.
giving the truth more time to put on its shoes: açılışa geri dönmek
giving the truth more time to put on its shoes biçimindeki -ing yan cümlesi önceki düşüncenin sonucunu belirtir: bir yalanı yavaşlatmak, gerçeğe yetişmesi için zaman verir. Gerçek, ayakkabılarını giyen bir kişi gibi gösterilmiştir; yani bu eylem gerçek anlamda değildir. Bu görüntü, bir yalanın çok ileri gittiği sırada gerçeğin hâlâ ayakkabılarını giydiğini anlatan açılıştaki sözü tekrarlar. Bu dönüş konuşmayı başlangıçtaki görüntü, açıklama ve doğrulama önerileri, ardından kapanışta aynı görüntü şeklinde çerçeveler. Bu geri çağrışım sonucu başlangıca bağlar ve “yalanlar, gerçek yetişemeden daha hızlı yayılır” ana mesajını akılda kalıcı hâle getirir.
Alıştırma
Konuşmanın sonundaki giving the truth more time to put on its shoes ifadesinin temel söz sanatı işlevi nedir?
- Açılıştaki görüntüye döner ve ana mesajı güçlendirerek konuşmayı bitirir.
- Konuyu değiştirip ayakkabı seçimi hakkında gerçek anlamda öğüt verir.
- Konuşmanın önceden hazırlamadığı yeni bir kanıt sunar.
Cevabı göster
Açılıştaki görüntüye döner ve ana mesajı güçlendirerek konuşmayı bitirir.