İngilizcede 'P' Harfi Ne Zaman Okunmaz? / Sessiz P Harfi İçin Kelimeler ve Kurallar: İngilizce çalışma notları
Pronunciation with Emma
Video özeti: Emma, İngilizcede P harfinin hangi durumlarda okunmadığını anlatıyor; PSY veya pseudo ile başlayan sözcükleri, P ile B’nin yan yana geldiği bazı örnekleri ve Fransızca ya da Latince kökenli kelimeleri ele alıyor. Yazım kurallarının yol gösterebildiğini, ancak telaffuzu garanti etmediğini de vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. English is not a phonetic language. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: İngilizce yazımın telaffuzu her zaman güvenilir biçimde göstermediğini ve sessiz P kuralına uyuyor gibi görünen bir sözcüğün bile istisna olabileceğini anlayın. Yazı ve ses ilişkisini tartışırken phonetic language terimini doğru kullanın. 2. not only is the P silent, but the H is silent as well. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki not only sonrasında oluşan devrik yapıyı tanıyın; açıklamalarda eşit derecede önemli iki paralel gözlemi bağlamak için not only...but... kalıbını kullanın. 3. A coop? / a coup? — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Tavukların barınağı anlamındaki coop ile çoğunlukla ani bir iktidar ele geçirmeyi anlatan coup sözcüğünü ayırın. Bu karşılaştırma benzer görünen sözcüklerin karıştırılmasını önler ve alıntı kelimelerin beklenmedik telaffuzları koruyabileceğini gösterir.
Bu derste
Hello and welcome back to pronunciation with Emma or welcome if you're brand new to my channel. Kalıp ifadeler
0:00Merhaba ve Emma ile telaffuz dersine tekrar hoş geldiniz ya da kanalıma yepyeniyseniz hoş geldiniz.
welcome back to + bir seri veya yer
Welcome back to + bir program, kanal, ders, konu veya yer, daha önce orada bulunmuş kişileri karşılamak için kullanılan bir selamlamadır. Bu cümlede konuşmacı, devam eden "Pronunciation with Emma" dersine veya serisine geri dönen izleyicileri karşılıyor. Back, geriye doğru hareket etmek değil, "aynı tanıdık ortamda yeniden bulunmak" anlamına gelir. İnsanların döndüğü şeyin adını to sözcüğünden sonra getirin: Welcome back to the show. Bu, düzenli olarak devam eden içerikler için doğal bir açılıştır.
Alıştırma
Haftalık bir programa geri dönen izleyiciler için açılışı tamamlayın: Hello, and ____ our weekly science show.
Cevabı göster
welcome back to
brand new to + bir yer, grup veya etkinlik
Be brand new to + bir yer, grup, etkinlik veya konu, birinin oraya yeni geldiği, yeni katıldığı ya da yeni başladığı ve bu yüzden henüz alışkın olmadığı anlamına gelir. Burada you're brand new to my channel, kişinin kanalı ilk kez ziyaret ettiğini veya yeni takip etmeye başladığını ifade eder. Brand new ifadesinde brand, new sözcüğünün anlamını güçlendirir; şirket markası anlamına gelmez. Brand new to, neredeyse hiç önceki deneyim olmadığını new to ifadesinden daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle konuşmacının kodlama öğrenmeye daha yeni başladığını doğal biçimde ifade eder?
- I'm a brand new to coding, so I may need some help.
- I'm brand new in coding, so I may need some help.
- I'm brand new to coding, so I may need some help.
Cevabı göster
I'm brand new to coding, so I may need some help.
In today's lesson, ...: dersin konusunu tanıtmak
In today's lesson, ... ifadesi mevcut konuyu o anda yapılan dersin içine yerleştirir ve ardından gelecekleri haber verir. Açılışı düzenleyerek dinleyiciye sonraki bilgilerin dersin hangi bölümüne ait olduğunu gösterir. Tam cümlede bu ifade dersin konusunu tanıtır. lesson yalnızca okuldaki bir dersi değil, çevrim içi bir kursun bir oturumunu veya tek bir eğitim videosunu da anlatabilir; fiziksel bir sınıfla sınırlı değildir.
Alıştırma
Dersin neleri kapsayacağını söyleyen doğal açılış cümlesini seçin.
- On today's lesson, we'll learning how commas work.
- Today's lesson in, we'll learn how commas work.
- In today's lesson, we'll learn how commas work.
Cevabı göster
In today's lesson, we'll learn how commas work.
we're going to look at words that all contain a silent P Kalıp ifadeler
0:06hepsi okunmayan (sessiz) bir P harfi içeren kelimelere bakacağız
we're going to look at ...: analiz edilecek bir konuyu tanıtmak
we're going to look at + konu, konuşmacının sırada incelemeyi, açıklamayı veya tartışmayı planladığı şeyi tanıtır. Buradaki look at hızlıca göz atmak değildir; P'si sessiz olan kelimelere odaklanıp onları incelemek anlamındadır. we're going to bu incelemeyi derste planlanan bir sonraki adım olarak sunar. Konu cümlenin geri kalanında açıklanmadan önce bu ifade dinleyicilerin anlatımın yapısını takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Konuşmacının birazdan inceleyeceği veya tartışacağı şeyi doğal biçimde tanıtan cümleyi seçin.
- We're going to see the latest customer feedback.
- We're going to look at the latest customer feedback.
- We're going to watch the latest customer feedback.
Cevabı göster
We're going to look at the latest customer feedback.
and we're going to look at some rules for them as well.
0:09ve onlar için bazı kuralları da inceleyeceğiz.
So, you know when the letter P is silent.
0:11Böylece P harfinin ne zaman okunmadığını öğreneceksiniz.
do bear in mind that English is not a phonetic language. Notlar
0:14İngilizcenin yazıldığı gibi okunan (fonetik) bir dil olmadığını unutmayın.
do bear in mind that: vurgulu bir hatırlatma
Bear in mind that + yan cümle, “bu gerçeği hatırlamak ve karar verirken ya da harekete geçerken onu dikkate almak” demektir. İfade bir bütün olarak kullanılır; bear burada “tahammül etmek” anlamına gelmez. Olumlu emir yapısı do bear in mind that içinde do vurgu ekler. Önemli bir koşulu, sınırı veya istisnayı tanıtır ve “lütfen şunu mutlaka hatırlayın: ...” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle önemli bir koşuldan önce nazik ama vurgulu bir hatırlatma yapar?
- Do bear in mind that the last train leaves at ten.
- Could you tell me when the last train leaves?
- I forgot that the last train leaves at ten.
Cevabı göster
Do bear in mind that the last train leaves at ten.
English is not a phonetic language: yazım sesi her zaman tahmin ettirmez
Burada phonetic language, normal yazımı telaffuz için oldukça tutarlı bir rehber sağlayan dil demektir. Cümle, İngilizce yazımın bir sözcüğün nasıl telaffuz edildiğini her zaman tahmin ettirmediğini söyler. Bu, öğretim amaçlı kısa bir anlatımdır; İngilizcede ses ve yazım örüntülerinin hiç olmadığı iddiası değildir. İngilizcede birçok yararlı örüntü vardır, ancak sözcüğün telaffuzunu bazen dinlemeyi veya kontrol etmeyi gerektirecek kadar çok istisna ve tarihî yazım da bulunur.
Alıştırma
Bu derste “English is not a phonetic language” ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- İngilizce yazım, telaffuzu her zaman güvenilir biçimde tahmin ettirmez.
- İngilizcede hiçbir telaffuz örüntüsü yoktur.
- İngilizce sözcükler fonetik sembollerle yazılmalıdır.
Cevabı göster
İngilizce yazım, telaffuzu her zaman güvenilir biçimde tahmin ettirmez.
So, if you think a word follows this rule, Dilbilgisi
0:18Bu yüzden, bir kelimenin bu kurala uyduğunu düşünseniz bile,
if ... then it may still not ...: olası bir istisna içeren koşul
Burada if, sizin düşüncenize dayanan bir koşul sunar: Bir kelime kurala uyuyor gibi görünür. Then bu koşulu ardından gelen sonuçla açıkça bağlar, ancak günlük İngilizcede çoğu zaman kullanılmayabilir. May still not, bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra bile beklenen sonucun doğru olmayabileceğini anlatır. May konuşanın emin olmadığını gösterirken still kural ile olası bir istisna arasındaki karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle bir koşul karşılanmış gibi görünse de hâlâ bir istisna olabileceğini gösterir?
- If a product has the label, then it must be recyclable.
- If a product lacks the label, then recycling is impossible.
- If a product has the label, then it may still not be accepted by every recycling centre.
Cevabı göster
If a product has the label, then it may still not be accepted by every recycling centre.
just be careful: yumuşatılmış bir hatırlatma
Just be careful, bir riske veya olası bir hataya dikkat edilmesini isteyen kısa bir hatırlatmadır. Burada just, yönergenin sertliğini azaltır; böylece ifade kesin bir emirden çok dostça bir tavsiye gibi duyulur. Temel anlamı “yalnızca” değildir. Bu ifade çoğu zaman bir açıklamanın ardından gelir ve açıklamayı basit, pratik bir uyarıyla bitirir.
Alıştırma
Biri araçların hareket ettiği yola adım atmak üzere. Bu yakın tehlike için en iyi uyarı “Just be careful” mıdır?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Hayır
starting with our first rule: ilk maddeye geçişi belirtme
Starting with + bir isim veya isim öbeği, konuşmacının önce hangi konuyu ele alacağını gösterir. Bu cümlede our first rule, kurallar listesinin giriş noktasıdır. Bu ifade yalnızca bir eylemin başladığını söylemez; dinleyiciyi ilk bölüme yönlendirir. Genellikle ana cümleden veya açıklamanın kendisinden önce gelen bir geçiş ifadesi olarak kullanılır. With sözcüğünden sonra önce ele alınacak konu, adım, örnek veya bölüm belirtilir.
Alıştırma
Bir sürecin ilk adımını doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- Starting the safety check with, let's look at the brakes.
- Starting with the safety check, let's look at the brakes.
- Start with the safety check is let's look at the brakes.
Cevabı göster
Starting with the safety check, let's look at the brakes.
words that typically start start with PSY have a silent P.
0:27genellikle PSY ile başlayan kelimelerde P harfi okunmaz.
And that first part is usually pronounced as psy. Kalıp ifadeler
0:32Ve bu ilk kısım genellikle psy olarak telaffuz edilir.
is usually pronounced as: yaygın bir telaffuzu belirtme
X is usually pronounced as Y kalıbı, bir sözcüğün, adın, harf grubunun veya sözcük parçasının yaygın söylenişini belirtir. Burada that first part, X'in yerindedir ve psy, as sözcüğünden sonra verilen telaffuzdur. Usually, bu ifadenin istisnaları veya kabul edilen başka telaffuzları olabileceğini gösterir. Bu kalıpta as telaffuzu tanıtır; “aynı şekilde” anlamında bir karşılaştırma yapmaz.
Alıştırma
Telaffuz açıklamasını hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The letter combination ph ____ /f/ in English words such as phone.
Cevabı göster
is usually pronounced as
Cümle başındaki not only ... but ... as well ve devrik yapı
Not only ... but ... as well birbirine paralel iki olguyu bağlar ve ikisinin de önemli olduğunu vurgular. Burada ikinci bölüm, P gibi H’nin de sessiz olduğunu ekler. Not only ilk yan cümlenin başına geldiğinde is fiili özneden önce gelir: not only is the P silent. Bu söz dizimi değişikliğine devrik yapı denir. But sonrasındaki yan cümle normal söz dizimini korur: the H is silent as well.
Alıştırma
Şimdiki zaman cümlesini not only ... but ... as well ile tamamlayın: ____ the new route shorter, ____ it is safer ____.
Cevabı göster
Not only is · but · as well
Some other words that don't quite fall into this PSY category, Kalıp ifadeler
1:13Tam olarak bu PSY kategorisine girmeyen,
don't quite fall into this ... category: bir kategoriye tam olarak girmemek
Fall into a category bir gruba yerleştirilmek veya o gruba ait olmak anlamına gelir. Burada fall into fiziksel olarak düşmeyi değil, sınıflandırmayı anlatır. Don't quite olumsuzluğu daha az kesin hâle getirir. Kelimelerin bazı yönlerden bu kategoriye yakın olduğunu, ancak tanıma tam olarak uymadığını ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle isteğin bir kategoriye yakın olduğunu ancak tam olarak uymadığını söyler?
- The request doesn't fall into our usual billing category at all.
- The request falls into our usual billing category.
- The request doesn't quite fall into our usual billing category.
Cevabı göster
The request doesn't quite fall into our usual billing category.
but they do have a silent P at the start are Dilbilgisi
1:18ancak başlangıcında sessiz bir P harfi bulunan bazı diğer kelimeler ise şunlardır:
do have: olumlu cümlede vurgu yapan do
Burada do, olumlu bir cümlede temel hâlde bulunan have fiilinden önce gelerek anlamı vurgulayan bir yardımcı fiildir. do have, gerçekten sahip oldukları anlamına gelir; soru oluşturmaz. but sözcüğünden sonra bu ifade, önceki karşıtlığa rağmen doğru kalan bir gerçeği vurgular: Bu sözcükler önceki gruba uymasa da başlarında sessiz bir P bulunur. Başka cümlelere aktarılabilen yapı do/does/did + fiilin temel hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: Some features are missing, but these devices ____ a safety lock.
Cevabı göster
do have
Something to also mention is that pseudo is a prefix. Kelime
1:26Şunu da belirtmek gerekir ki pseudo bir önektir.
pseudo is a prefix: sözcüğün başındaki bir parçayı tanıma
Bir prefix, başka bir sözcük oluşturmaya ve anlamı değiştirmeye ya da ona anlam katmaya yardımcı olmak için bir tabanın veya kökün önüne getirilen sözcük parçasıdır. Bu cümlede pseudo-, yalnızca bir sözcüğün başında rastlantıyla bulunan harfler değil, bu tür bir sözcük oluşturma ögesi olarak tanımlanır. pseudo- öneki genellikle sahte, gerçek olmayan veya yalnızca öyle görünen anlamına gelir. Onu tanımak, pseudoscience gibi sözcüklerin anlamını çıkarmaya yardımcı olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle pseudo-'nun neden prefix olduğunu doğru açıklar?
- Bir sözcük oluşturmaya yardımcı olmak için tabanın önüne getirilir.
- Sözcüğün tamamını bir cümleyle değiştirir.
- Sözcüğün sonunu göstermek için tabanın arkasına getirilir.
Cevabı göster
Bir sözcük oluşturmaya yardımcı olmak için tabanın önüne getirilir.
So, any word that starts with this pseudo Dilbilgisi
1:30Bu nedenle, bu pseudo ile başlayan herhangi bir kelime
any word that ... will always ...: koşula uyan her öğe için kural belirtmek
Any + tekil isim + that ... yapısı, that yan cümlesindeki koşulu karşılayan bir grubun her üyesini seçer. Burada söz konusu grup, rastgele seçilmiş tek bir kelime değil, pseudo ile başlayan bütün kelimelerdir. Will always ... sonucu yalnızca bu sınırlı grup içinde her seferinde geçerli olan bir kural olarak verir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp any X that meets condition Y will always have result Z şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir koşulu karşılayan her öğe için geçerli bir kural bildirir?
- Any ticket that has this stamp will always be accepted at this gate.
- Some tickets with this stamp may be accepted.
- This ticket was accepted at the gate yesterday.
Cevabı göster
Any ticket that has this stamp will always be accepted at this gate.
you've got ... in there: bir şeyin ne içerdiğini göstermek
You've got X in there, incelenen şeyin X içerdiğini söylemenin konuşma diline özgü bir yoludur. Bu cümlede X, /njuː/ sesidir ve there, kelimenin telaffuzunun içini belirtir. Buradaki got, “aldın” anlamına gelmez. Have got, “sahip olmak” anlamındadır; you ise dinleyicinin dikkatini yönlendirir: baktığınızda veya dinlediğinizde kelimenin içerdiği şey budur.
Alıştırma
Bir telaffuz dersinde 'You've got a long vowel in there' ne anlama gelir?
- Uzun bir ünlü fiziksel bir kabın içinde.
- Kelime uzun bir ünlü içeriyor.
- Az önce uzun bir ünlü aldın.
Cevabı göster
Kelime uzun bir ünlü içeriyor.
Now, our second rule is when we have P and B together in the middle of a word. Kelime
1:40Şimdi, ikinci kuralımız bir kelimenin ortasında P ve B yan yana geldiğinde geçerlidir.
Bir kelimenin ortasında yan yana bulunan P ve B
Burada P and B together, yazımda P ve B harflerinin yan yana geldiği anlamına gelir. In the middle of a word, bu harf çiftinin kelimenin başında ya da sonunda değil, içinde bulunduğunu belirtir. Bu, dilin kendisi hakkında konuşmanın bir yoludur: Bir yazım veya telaffuz kuralının ne zaman uygulanacağını göstermek için hem harfleri hem de konumlarını belirtir.
Alıştırma
Burada P and B together in the middle of a word ne anlama gelir?
- P ve B harfleri kelimenin içinde yan yana bulunur.
- P ve B bir cümlenin ortasında bulunur.
- Kelime P ile başlar ve B ile biter.
Cevabı göster
P ve B harfleri kelimenin içinde yan yana bulunur.
P is completely removed: telaffuzdan çıkarılan P
Bu telaffuz açıklamasında P is completely removed, /p/ sesinin hiç söylenmediği anlamına gelir. Completely, sesin yalnızca zayıflamasını değil, tamamen atılmasını anlatır. P harfi yazımda kalmaya devam eder. Removed, konuşma biçiminde ne olduğunu açıklar; yazılı harfi silme talimatı değildir.
Alıştırma
Bir telaffuz dersinde P is completely removed ne anlama gelir?
- Yazılı P kelimede kalır, ancak /p/ sesi söylenmez.
- P normalden daha hafif söylenir.
- P harfi yazımdan silinmelidir.
Cevabı göster
Yazılı P kelimede kalır, ancak /p/ sesi söylenmez.
another one we have is: sıradaki örneği tanıtmak
Another one we have is ... bir listedeki veya örnek grubundaki sıradaki aynı tür öğeyi tanıtır. Another “bir tane daha” anlamına gelir; one ise daha önce konuşulan sözcük ya da örnek gibi öğe türünün yerini tutar. Buradaki one, 1 sayısı değildir. Bu ifade yeni öğeyi öncekilere bağlar ve listenin sürdüğünü belirtir. Bu cümlede dinleyiciyi başka bir telaffuz örneğine hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir örnek listesine sıradaki sözcüğü doğal biçimde ekler?
- The first one we had was the word knight.
- The only one we have is the word knight.
- Another one we have is the word knight.
Cevabı göster
Another one we have is the word knight.
that first vowel can change: telaffuz çeşitliliği
Bir telaffuz açıklamasında vowel bir ünlü sesi anlamına gelir; that first vowel ise ele alınan sözcükteki ilk ünlü konumunu gösterir. Can change, bu sesin kabul gören birden fazla telaffuzu olabileceği anlamına gelir. Bu ifade, yazılı bir harfin kendiliğinden değiştiğini veya konuşanın o anda gerçekleşen bir değişimi anlattığını söylemez. Yazım aynı kalırken aksanlar veya yerleşik telaffuzlar farklı ünlü sesleri kullanabilir.
Alıştırma
Bu telaffuz açıklamasında that first vowel can change ne anlama geliyor?
- Her seferinde herhangi bir ünlü sesi rastgele seçilebilir.
- Yazılı ilk harf kendiliğinden sözcükten çıkar.
- Yazım aynı kalır, ancak ilk ünlü sesin kabul gören telaffuz çeşitleri olabilir.
Cevabı göster
Yazım aynı kalır, ancak ilk ünlü sesin kabul gören telaffuz çeşitleri olabilir.
And our final rule is for words that come from Latin or French origins. Kültür
2:15Ve son kuralımız Latince veya Fransızca kökenli kelimeler içindir.
come from Latin or French origins: bir kelimenin tarihini anlatmak
come from Latin or French origins ifadesi, kelimelerin tarihsel kaynağının Latince veya Fransızca olduğu anlamına gelir. Günümüzde bu kelimeleri kullanan kişilerin nereden geldiğini değil, kelimelerin İngilizceye nasıl girdiğini veya İngilizcede nasıl geliştiğini, yani etimolojilerini açıklar. Bu tarih, bazı yazımların veya telaffuzların öğrencilerin modern İngilizcede beklediği kalıplara neden uymadığını açıklamaya yardımcı olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Latin or French origins ne anlama geliyor?
- İfade, kelimeleri kullanan insanların uyruğunu belirtir.
- Kelimelerin yalnızca Latince veya Fransızca konuşurken kullanılabileceği anlamına gelir.
- Kelimeler tarihsel olarak Latince veya Fransızcadan İngilizceye girmiştir.
Cevabı göster
Kelimeler tarihsel olarak Latince veya Fransızcadan İngilizceye girmiştir.
I hear a lot of students saying that. Kalıp ifadeler
2:26Pek çok öğrencinin böyle söylediğini duyuyorum.
hear a lot of students saying that: tekrarlanan bir gözlemi aktarmak
hear a lot of students saying that yapısında hear fiilinden sonra bir kişi veya grup, ardından da -ing biçimi gelir: hear + someone + doing something. Students, konuşanın duyduğu kişileri; saying that ise onların ne yaptığını belirtir. hear geniş zamanda ve a lot of students gibi bir grupla kullanıldığında, konuşan genellikle tekrarlanan bir deneyimi özetler: bu, birçok öğrenciden sık sık duyduğu bir şeydir. Birçok öğrencinin aynı anda konuştuğu anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın tekrar tekrar duyduğu bir görüşü doğal biçimde aktarır?
- I hear a lot of customers saying the app is too slow.
- I hear a lot of customers to say the app is too slow.
- I listen a lot of customers saying the app is too slow.
Cevabı göster
I hear a lot of customers saying the app is too slow.
I always thought this is pronounced as coup.
2:39bunun hep coup (P ile) şeklinde okunduğunu düşünmüştüm.
For a long, long time: vurgu için long sözcüğünü tekrarlamak
For a long, long time, “çok uzun bir süre boyunca” anlamına gelir. long sözcüğünün tekrarı konuşmada ek vurgu yaratır. Bu bilinçli bir kullanımdır, yazım hatası değildir. Bu cümlenin başında ifade, konuşanın düşüncesinin ne kadar uzun sürdüğünü gösterir. Aynı kalıp uzun süren bir inanışı, alışkanlığı veya durumu anlatmaya başlarken de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir inanışın çok uzun süre devam ettiğini doğal biçimde vurgular?
- For one brief moment, I mistook a rock for a whale.
- From a long distance, I watched whales from the shore.
- For a long, long time, I believed whales were fish.
Cevabı göster
For a long, long time, I believed whales were fish.
And I once said it in front of my dad and he said, A coop? Notlar
2:41Ve bir keresinde babamın önünde böyle söyledim ve o dedi ki: A coop?
once said it in front of my dad: biri oradayken yaşanan tek bir olay
Burada once, geçmişteki tek bir olayı anlatır. said it, daha önce konuşulmakta olan sözcüğü veya ifadeyi söylemek anlamına gelir. In front of my dad, babam oradayken ve duyabilecekken demektir; yalnızca fiziksel olarak babamın önünde bulunmak anlamına gelmez. Bu sözcükler birlikte olayın bir kez gerçekleştiğini ve kimin duyduğunu belirterek bir anıyı başlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın öğretmen oradayken ve duyabilecekken yanlış adı kullandığını söyler?
- I once used the wrong name before my teacher arrived.
- I once told my teacher the correct name.
- I once used the wrong name in front of my teacher.
Cevabı göster
I once used the wrong name in front of my teacher.
Like for chickens?: kısa bir doğrulama sorusu
Like for chickens? bir şeyi doğrulamak için kullanılan, günlük ve kısaltılmış bir sorudur. Konuşan kişi bir kelimeyi duyduktan sonra chickens kelimesini ipucu olarak verir ve kastedilen şeyin bu türden olup olmadığını sorar. Daha tam biçimi Do you mean the kind used for chickens? şeklindedir. Buradaki like olası bir örnek sunar ve as in ifadesine benzer bir işlev görür. “Hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir.
Alıştırma
Bu konuşmada Like for chickens? ne anlama geliyor?
- Tavuklar için kullanılan türü mü kastediyorsun?
- Tavuklarla ilgilenmekten hoşlanıyor musun?
- Tavuk eti yemek ister misin?
Cevabı göster
Tavuklar için kullanılan türü mü kastediyorsun?
A X is like a Y for Z: benzetme yoluyla açıklama
A X is like a Y for Z kalıbı, bilinmeyen bir şeyi bilinen bir şeye benzeterek açıklar. X açıklanan şeydir, Y benzetme için kullanılan şeydir ve for Z onu kimin kullandığını ya da neye hizmet ettiğini belirtir. Burada coop, house benzeri bir yer olarak açıklanır ve chickens onu kullanan gruptur. Bu kullanımda like, “hoşlanmak” değil, “benzemek” anlamına gelir. Benzetme, yararlı bir benzerliği öne çıkarır; iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez.
Alıştırma
A X is like a Y for Z kalıbını kullanarak benzetmeyi tamamlayın: A thermos ____ a warm coat ____ your drink.
Cevabı göster
is like · for
A coop? yoksa a coup? Sondaki p kelimeyi değiştirir
Coop ve coup farklı kelimelerdir. Coop, tavuklar veya diğer kuşlar için küçük bir barınak anlamına gelir. Coup ise genellikle siyasi iktidarın ani ve yasa dışı biçimde ele geçirilmesi demektir. Bu konuşmada baba coop kelimesini duyar ve chickens diyerek tahminini kontrol eder, ancak konuşan kişi coup demek istemektedir. Bunlar aynı kelimenin iki farklı yazımı değildir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. Hedef kelimenin /p/ ile bitip bitmediğine odaklanın.
- The word I heard was coup.
- The word I heard was coop.
Cevabı göster
The word I heard was coup.
So, even natives don't know how to pronounce English words. Ton ve niyet
2:55Yani, anadili İngilizce olanlar bile bazen İngilizce kelimeleri nasıl telaffuz edeceklerini bilmiyorlar.
even natives...: şaşırtıcı bir durumu vurgulama
Even, şaşırtıcı olarak sunulan natives grubunun hemen önünde gelir. İnsanlar genellikle ana dili İngilizce olanların telaffuzları bilmesini bekler; bu nedenle even, ifadenin bu beklenmedik grup için de geçerli olduğunu belirtir. Burada natives, native speakers anlamındadır. Bu vurgu, öğrenenleri de rahatlatabilir: ana dili İngilizce olanlar da bilmedikleri bir kelimenin telaffuzunda zorlanabilir. Genel olarak even sözcüğünü, dinleyicinin beklentisine en çok ters düşen kişi veya şeyin önüne getirin.
Alıştırma
Bu cümlede even ne işe yarıyor?
- Bir kelimeyi telaffuz etmenin iki yolunu karşılaştırır.
- Yalnızca ana dili İngilizce olanların bu sorunu yaşadığını söyler.
- Ana dili İngilizce olanları bu sorunu yaşaması şaşırtıcı bir grup olarak gösterir.
Cevabı göster
Ana dili İngilizce olanları bu sorunu yaşaması şaşırtıcı bir grup olarak gösterir.
I just thought I'd tell you that: bilgiyi yumuşak biçimde eklemek
I just thought I'd tell you that, küçük bir bilgiyi, hatırlatmayı veya kişisel yorumu yumuşak biçimde eklemenin bir yoludur. Thought I'd, I thought I would anlamına gelir ve dinleyiciye bir şey söylemeyi sert bir duyuru olarak değil, konuşanın aklına gelen bir fikir olarak sunar. Burada just cümleyi yumuşatır ve ek bilgiyi daha rahat ve daha az ani gösterir. Esas olarak sadece anlamına gelmez ve konuşanın tek düşüncesinin bunu söylemek olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle küçük bir hatırlatmayı doğal, yumuşak ve rahat bir biçimde ekler?
- I only thought about the library closing at five.
- I just thought I'd tell you that the library closes at five.
- You must remember that the library closes at five.
Cevabı göster
I just thought I'd tell you that the library closes at five.
Maybe it makes you feel better or worse. Kalıp ifadeler
3:00Belki kendinizi daha iyi ya da daha kötü hissetmenizi sağlar.
makes you feel better or worse: make + kişi + feel + sıfat yapısı
makes you feel better or worse ifadesinde make, üretmek değil, bir duyguya neden olmak anlamındadır. Kalıp make + kişi + feel + sıfat şeklindedir: you etkilenen kişidir, better or worse ise ortaya çıkan duyguyu anlatır. make'ten sonra to olmadan fiilin yalın hâli feel kullanılır. feel'den sonraki sıfat, ortaya çıkan duyguyu veya bedensel hissi adlandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede make + kişi + feel + sıfat kalıbı doğru kullanılmıştır?
- The kind message made her feel better.
- The kind message made feel her better.
- The kind message made her to feel better.
Cevabı göster
The kind message made her feel better.
I hope you've enjoyed it and you've learned something new. Ton ve niyet
3:07Umarım keyif almışsınızdır ve yeni bir şeyler öğrenmişsinizdir.
Kapanışta I hope you've enjoyed... and you've learned...
I hope you've..., bir dersi, videoyu, etkinliği veya mesajı sıcak bir şekilde bitirmek için kullanılır. Konuşan kişi, karşı tarafın iyi bir deneyim yaşamış ve bir şey kazanmış olmasının şu anda doğru olmasını umduğunu söyler. You've, you have ifadesinin kısaltmasıdır. Enjoyed ve learned geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle present perfect, bitiş anına kadar yaşanan deneyime dönüp bakar.
Alıştırma
Bir atölye sona eriyor. Hangi cümle katılımcıların şu ana kadarki deneyimine doğal biçimde dönüp bakar?
- I hope you've enjoyed the workshop and learned something useful.
- I hope you'll enjoy the workshop and learn something useful.
- I hope you enjoy workshops and learn useful things.
Cevabı göster
I hope you've enjoyed the workshop and learned something useful.
If you have, then...: have önceki fiil grubunun yerini tutar
Buradaki have, sahip olmak anlamındaki fiil değil, yardımcı fiildir. Daha önce geçen present perfect yapılarındaki have enjoyed it ve have learned something new ifadelerinin yerini tutar. Eksik bırakılan kelimeler zaten açıksa İngilizcede çoğu zaman yalnızca yardımcı fiil korunur. Koşul bölümü If you have ifadesidir. Then, ardından gelecek sonucu veya isteği gösterir; bu nedenle tam kalıp If you have, then + ana cümle biçimindedir.
Alıştırma
Bir yönetici az önce Have you completed the safety form? diye sordu. Hangi devam cümlesi completed the safety form ifadesini doğru şekilde tekrarlamadan kullanır?
- If you are, then send it to me.
- If you have, then send it to me.
- If you have it, then send it to me.
Cevabı göster
If you have, then send it to me.
please give this video a like as it really helps out my channel. Notlar
3:11lütfen bu videoyu beğenin çünkü kanalıma gerçekten çok yardımcı oluyor.
give this video a like: bir platformda beğeni istemek
give this video a like ifadesinde like, bir platformdaki tek bir olumlu tepkiyi belirten sayılabilen bir isimdir. Yapı give + içerik + a like şeklindedir; yani ifade, birinden o içerik için Beğen düğmesine tıklamasını veya dokunmasını ister. İçerik üreticileri bunu doğrudan bir eylem çağrısı olarak kullanır. Daha kısa olan like this video ifadesinde like fiildir.
Alıştırma
Hangi cümle izleyicilerden video için Beğen düğmesini kullanmalarını doğal biçimde ister?
- Please make a like on this video.
- Please press like to this video.
- Please give this video a like.
Cevabı göster
Please give this video a like.
helps out my channel: pratik destek sağlamak
Help out, genellikle desteğe ihtiyaç duyulan bir durumda yararlı veya pratik destek vermek anlamına gelir. Buradaki helps out my channel, izleyicinin eyleminin kanalı desteklediğini belirtir; out yön bildirmez, phrasal verbün bir parçasıdır. Nesne bir isim olduğunda hem help out the channel hem de help the channel out doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi help out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Sharing the announcement really ____ the local club.
Cevabı göster
helps out
Let me know in the comments as well what other words contain a silent letter P. Notlar
3:14Hangi kelimelerin sessiz P harfi içerdiğini yorumlarda bana da bildirin.
Let me know: nazikçe bilgi isteme kalıbı
Let me know, “bana söyle” veya “bilgiyi edindiğinde bana bildir” anlamına gelen yaygın bir rica kalıbıdır. Bu cümlede konuşmacı, izleyicileri örnek paylaşmaya davet ediyor. Buradaki let, rica kalıbının bir parçasıdır; sözcüğü sözcüğüne izin istemek anlamına gelmez. Let me know ifadesinden sonra bilgi doğrudan verilebilir veya what, when, whether ya da if ile başlayan bir yan cümle kullanılabilir: Let me know when you are ready. Bu kalıp karşı tarafa cevap vermesi için alan bıraktığından Tell me ifadesine göre genellikle daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Hangi cümle birinden tercih ettiği saati kibarca bildirmesini ister?
- Let me know what time works best for you.
- Say me what time works best for you.
- Let me to know what time works best for you.
Cevabı göster
Let me know what time works best for you.
in the comments as well: cevap verilecek başka bir yer eklemek
In the comments, bir video veya gönderinin altındaki herkese açık yorumlar bölümünde anlamına gelir. Buradaki comments, yalnızca mesajlardaki fikirleri veya görüşleri değil, izleyicilerin mesaj bıraktığı sayfa alanını adlandırır. As well, “ayrıca” veya “da” anlamına gelir. Yorumlar bölümünü cevap verilebilecek başka bir yer ya da yöntem olarak ekler ve genellikle ifadenin veya cümlenin sonlarına doğru gelir.
Alıştırma
Bu cümlede in the comments as well ne anlama gelir?
- Video bitmeden önce
- Yalnızca özel bir mesajda
- Herkese açık yorumlar bölümünde de
Cevabı göster
Herkese açık yorumlar bölümünde de
contain a silent letter P: yazım bileşenlerini anlatmak
contain a silent letter P, bir kelimenin yazımında p bulunduğu ancak bu p'nin söylenmediği anlamına gelir. Burada contain, harfi bütün kelimenin içindeki bir parça olarak gösterir. X contains Y kalıbı, bir kelimenin, metnin veya grubun belirli bir parça ya da öge içerdiğini söylemek için kullanışlıdır. Bu soruda kelimeler X, aranan yazım özelliği ise okunmayan bir P'dir.
Alıştırma
Hangi cümle receipt sözcüğünün bir yazım özelliğini doğal biçimde anlatır?
- The word receipt contains a silent p.
- The word receipt keeps a p quiet.
- The word receipt owns a silent p.
Cevabı göster
The word receipt contains a silent p.
There are many of them that I haven't mentioned in this video.
3:19Bu videoda bahsetmediğim çok daha fazlası var.
So, I'm excited to see which other ones you can think of. Dilbilgisi
3:22Bu yüzden başka neleri aklınıza getireceğinizi görmek için heyecanlıyım.
which other ones you can think of: dolaylı sorularda sözcük dizimi
which other ones you can think of, see fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Ek olarak hangilerini düşünebildiğiniz anlamına gelir, ancak doğrudan bir soru değil, daha büyük bir cümlenin parçasıdır. Dolaylı soru düz cümle sözcük dizimini korur: which other ones + you + can + think of. Özne olan you, can'den önce gelir. Ones, daha önce sözü edilen çoğul bir ismin yerini tutar; think of içindeki of ise sonda kalır.
Alıştırma
Hangi cümlede know fiilinden sonraki dolaylı soru için doğru sözcük dizimi kullanılmıştır?
- I'd like to know which other examples you can think of.
- I'd like to know can you think of which other examples.
- I'd like to know which other examples can you think of.
Cevabı göster
I'd like to know which other examples you can think of.
Put them down in the comments and I will check them later. Öbek fiiller
3:24Onları yorumlara yazın, daha sonra kontrol edeceğim.
Put them down in the comments: fikirleri yorumlara yazmak veya göndermek
Bu cümlede put them down, “onları yazmak veya kaydetmek” anlamına gelir. Them, izleyicilerin düşündüğü kelime veya fikirleri gösterir; in the comments ise bu bilginin nereye bırakılacağını belirtir. Put down başka bağlamlarda bir şeyi fiziksel olarak aşağıya koymayı anlatabilir. Ancak burada nesne ve çevrim içi bağlam, ifadeye fiziksel olmayan bir anlam verir. Bu kullanım; cevap, ad, not veya fikirlerin yazılması istenirken de kullanılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan yönerge izleyicilerden ne yapmalarını istiyor?
- Bazı nesneleri daha alçak bir yere taşımak.
- Kelimelerini yazıp yorumlarda paylaşmak.
- Sayfadaki yorumları silmek.
Cevabı göster
Kelimelerini yazıp yorumlarda paylaşmak.
If you'd like to see more videos about silent letters, Ton ve niyet
3:27Sessiz harfler hakkında daha fazla video görmek isterseniz,
If you'd like to: kibarca bir seçenek sunmak
If you'd like to, “isterseniz” anlamını if you want to ifadesine göre daha yumuşak ve kibar bir biçimde verir. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır; buradaki would kibarlık katar ve geçmiş zamanı göstermez. Bu başlangıç, isteğe bağlı bir daveti, öneriyi veya sonraki adımı sunar. Ardından If you'd like to see... örneğinde olduğu gibi fiilin yalın biçimi gelir. Sonrasında genellikle dinleyicinin ne yapabileceğini belirten bir ana cümle bulunur.
Alıştırma
Bu nottaki kibar ifadeyle daveti tamamlayın: If ____ join the art club, come and talk to me.
Cevabı göster
you'd like to
then I will leave a playlist up in the card above and also in the description. Notlar
3:30yukarıdaki karta ve ayrıca açıklama kısmına bir oynatma listesi bırakacağım.
leave a playlist up: çevrim içi içeriği görünür tutmak
leave a playlist up ifadesinde leave “kalmasına izin vermek”, up ise oynatma listesinin internette yayımlanmış, görünür veya erişilebilir durumda kalması anlamına gelir. Konuşan kişi, izleyicilerin daha sonra açabilmesi için listeyi erişilebilir tutacaktır. Yapı leave + nesne + up şeklindedir. Buradaki up, yukarı doğru hareketi değil bir durumu anlatır. Nesne bir zamirse leave it up denir.
Alıştırma
Bir öğretmen çalışma rehberini internette yayımladı ve cuma gününe kadar erişilebilir kalmasını istiyor. Öğretmen ne söylemelidir?
- We'll leave the study guide up until Friday.
- We'll keep the study guide private until Friday.
- We'll move the study guide upstairs on Friday.
Cevabı göster
We'll leave the study guide up until Friday.
in the card above: tıklanabilir bir video kartı
Burada card, kâğıt bir kartı değil, video oynatıcıda veya video sayfasında bulunan ve tıklanabilen bir özelliği ifade eder. İzleyicileri ilgili bir videoya, oynatma listesine, kanala veya başka bir içeriğe yönlendirebilir. Above, izleyicilere videonun veya sayfanın üst kısmına bakmalarını söyler. Bu yüzden in the card above, oynatma listesine erişimin nerede bulunacağını belirtir; kesin konum cihaza veya platform düzenine göre değişebilir.
Alıştırma
Bir içerik üreticisi videoda“The link is in the card above.”diyor. Buradaki card büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kameranın üzerinde tutulan kâğıt bir tebrik kartı
- Video için ödeme yapmakta kullanılan bir banka kartı
- Videoda ilgili içeriğe bağlantı verebilen, tıklanabilir bir özellik
Cevabı göster
Videoda ilgili içeriğe bağlantı verebilen, tıklanabilir bir özellik
go and check that out: samimi bir “gidip bak” önerisi
Go and check that out, “gidip ona bak veya onun hakkında daha fazla bilgi edin” anlamına gelen samimi ve gündelik bir öneridir. Burada that, daha önce sözü edilen bir şeyi gösterir; check out ise “bakmak veya incelemek” anlamındadır. “Otelden çıkış yapmak” ya da “mağazada ödeme yapmak” anlamına gelmez. go and + fiil yapısında go and, sonraki eylemi kolayca yapılabilecek bir şey gibi sunar. Konuşan kişi birini başka bir sayfaya, yere veya öğeye yönlendirebilir; ancak ifade her zaman birbirinden kesin biçimde ayrılan iki eylem anlatmaz.
Alıştırma
Öneriyi check out ve it zamiriyle tamamlayın: The club posted its new schedule. Go and ____.
Cevabı göster
check it out
hit the subscribe button: gündelik bir eylem çağrısı
Hit the subscribe button, “abone ol düğmesine tıkla, dokun veya bas” anlamına gelir. Burada hit şiddet içeren bir eylem değildir; gündelik dijital İngilizcede bir kontrolü etkinleştirmek anlamında kullanılabilir. Video içerik üreticileri bunu bir eylem çağrısı olarak kullanır: izleyicileri abone olmaya teşvik eden kısa ve doğrudan bir istek. Resmî bir yönergeden daha enerjik ve konuşma diline yakın gelir.
Alıştırma
İçerik üreticisinin gündelik eylem çağrısını dersteki ifadeyle tamamlayın: To see my next videos, ____.
Cevabı göster
hit the subscribe button
And if you want to receive notifications every single time I post, Kalıp ifadeler
3:40Ve ne zaman yeni bir şey paylaşsam bildirim almak isterseniz,
every single time I post: every time ifadesinden daha güçlü
Every single time I post, “her içerik paylaştığımda, tek bir istisna olmadan” anlamına gelir. Burada single, every time ifadesini güçlendirir; “bekâr” ya da “yalnızca bir kez” anlamına gelmez. I post yan cümlesi, tekrarlanan olayın ne olduğunu belirtir. Bir şeyin o olay her gerçekleştiğinde olduğunu vurgulamak için every single time + yan cümle kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Her seferinde, hiç istisna olmadan” anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo checks his backpack ____ he leaves for school.
Cevabı göster
every single time
press the bell icon: bildirim simgesini seçmek
Bu arayüz bağlamında bell icon, ekranda bulunan ve zile benzeyen küçük bir simgedir. Video ve sosyal medya platformlarında genellikle yeni paylaşımlarla ilgili bildirimleri yönetir. Press the bell icon, bu simgeyi seçmek anlamına gelir. Cihaza göre dokunmatik ekranda simgeye dokunabilir veya fareyle tıklayabilirsiniz; bell burada gerçek bir zili değil, resmi belirtir.
Alıştırma
Hangi talimat, birinden ekrandaki bildirim simgesini seçmesini ister?
- Ring the bell beside the front door.
- Draw a bell on the screen.
- Press the bell icon to receive updates.
Cevabı göster
Press the bell icon to receive updates.
Enjoy the rest of your week and I will see you next lesson. Kalıp ifadeler
3:46Haftanızın geri kalanının tadını çıkarın ve bir sonraki derste görüşmek üzere.
Enjoy the rest of your week: haftanın geri kalanı için iyi dilekte bulunmak
“Enjoy the rest of your week” dostça bir kapanış dileğidir: karşınızdaki kişinin içinde bulunduğu haftanın kalan kısmının iyi geçmesini dilediğinizi anlatır. Burada “the rest of”, dinlenme süresi değil, “geriye kalan bölüm” anlamındadır. Kalıp Enjoy the rest of your + zaman dilimi veya etkinlik şeklindedir. Son isim, hâlâ devam eden şeye göre day, evening, trip veya holiday gibi sözcüklerle değiştirilebilir.
Alıştırma
Birinin seyahatinin kalan bölümünün güzel geçmesini dilediğinizi hangi veda cümlesi anlatır?
- Get some rest on your trip.
- Enjoy the rest of your trip.
- Enjoy your next trip.
Cevabı göster
Enjoy the rest of your trip.
see you next lesson: bir sonraki derste görüşürüz
“See you next lesson”, konuşanın dinleyiciyle bir sonraki derste yeniden buluşmayı beklediğini anlatan bir veda ifadesidir. “I will see you next lesson” tam cümlesinde see, yalnızca “bakmak” değil, “yeniden görüşmek” anlamındadır. Kısa kalıp See you + gelecekteki zaman veya ortak etkinlik şeklindedir. Next lesson, ders sırasındaki bir sonraki dersi belirtir; ancak bu dersin yarın mı, gelecek hafta mı yoksa daha sonra mı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir ders bitti ve grupla bir sonraki derste yeniden görüşmeyi bekliyorsunuz. En doğal veda hangisidir?
- See you after the lesson.
- See you later today.
- See you next lesson.
Cevabı göster
See you next lesson.