İngilizcede 'P' Harfi Ne Zaman Okunmaz? / Sessiz P Harfi İçin Kelimeler ve Kurallar: İngilizce çalışma notları

Pronunciation with Emma

Öğrenme zorluğu
540 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Emma, İngilizcede P harfinin hangi durumlarda okunmadığını anlatıyor; PSY veya pseudo ile başlayan sözcükleri, P ile B’nin yan yana geldiği bazı örnekleri ve Fransızca ya da Latince kökenli kelimeleri ele alıyor. Yazım kurallarının yol gösterebildiğini, ancak telaffuzu garanti etmediğini de vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. English is not a phonetic language. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: İngilizce yazımın telaffuzu her zaman güvenilir biçimde göstermediğini ve sessiz P kuralına uyuyor gibi görünen bir sözcüğün bile istisna olabileceğini anlayın. Yazı ve ses ilişkisini tartışırken phonetic language terimini doğru kullanın. 2. not only is the P silent, but the H is silent as well. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki not only sonrasında oluşan devrik yapıyı tanıyın; açıklamalarda eşit derecede önemli iki paralel gözlemi bağlamak için not only...but... kalıbını kullanın. 3. A coop? / a coup? — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Tavukların barınağı anlamındaki coop ile çoğunlukla ani bir iktidar ele geçirmeyi anlatan coup sözcüğünü ayırın. Bu karşılaştırma benzer görünen sözcüklerin karıştırılmasını önler ve alıntı kelimelerin beklenmedik telaffuzları koruyabileceğini gösterir.

Bu derste

Hello and welcome back to pronunciation with Emma or welcome if you're brand new to my channel. Kalıp ifadeler

0:00

Merhaba ve Emma ile telaffuz dersine tekrar hoş geldiniz ya da kanalıma yepyeniyseniz hoş geldiniz.

Kalıp ifadeler

welcome back to + bir seri veya yer

Welcome back to + bir program, kanal, ders, konu veya yer, daha önce orada bulunmuş kişileri karşılamak için kullanılan bir selamlamadır. Bu cümlede konuşmacı, devam eden "Pronunciation with Emma" dersine veya serisine geri dönen izleyicileri karşılıyor. Back, geriye doğru hareket etmek değil, "aynı tanıdık ortamda yeniden bulunmak" anlamına gelir. İnsanların döndüğü şeyin adını to sözcüğünden sonra getirin: Welcome back to the show. Bu, düzenli olarak devam eden içerikler için doğal bir açılıştır.

Alıştırma

Haftalık bir programa geri dönen izleyiciler için açılışı tamamlayın: Hello, and ____ our weekly science show.

Cevabı göster

welcome back to

Kalıp ifadeler

brand new to + bir yer, grup veya etkinlik

Be brand new to + bir yer, grup, etkinlik veya konu, birinin oraya yeni geldiği, yeni katıldığı ya da yeni başladığı ve bu yüzden henüz alışkın olmadığı anlamına gelir. Burada you're brand new to my channel, kişinin kanalı ilk kez ziyaret ettiğini veya yeni takip etmeye başladığını ifade eder. Brand new ifadesinde brand, new sözcüğünün anlamını güçlendirir; şirket markası anlamına gelmez. Brand new to, neredeyse hiç önceki deneyim olmadığını new to ifadesinden daha güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle konuşmacının kodlama öğrenmeye daha yeni başladığını doğal biçimde ifade eder?

  1. I'm a brand new to coding, so I may need some help.
  2. I'm brand new in coding, so I may need some help.
  3. I'm brand new to coding, so I may need some help.
Cevabı göster

I'm brand new to coding, so I may need some help.

In today's lesson, Anlatım akışı

0:05

Bugünkü dersimizde,

Anlatım akışı

In today's lesson, ...: dersin konusunu tanıtmak

In today's lesson, ... ifadesi mevcut konuyu o anda yapılan dersin içine yerleştirir ve ardından gelecekleri haber verir. Açılışı düzenleyerek dinleyiciye sonraki bilgilerin dersin hangi bölümüne ait olduğunu gösterir. Tam cümlede bu ifade dersin konusunu tanıtır. lesson yalnızca okuldaki bir dersi değil, çevrim içi bir kursun bir oturumunu veya tek bir eğitim videosunu da anlatabilir; fiziksel bir sınıfla sınırlı değildir.

Alıştırma

Dersin neleri kapsayacağını söyleyen doğal açılış cümlesini seçin.

  1. On today's lesson, we'll learning how commas work.
  2. Today's lesson in, we'll learn how commas work.
  3. In today's lesson, we'll learn how commas work.
Cevabı göster

In today's lesson, we'll learn how commas work.

we're going to look at words that all contain a silent P Kalıp ifadeler

0:06

hepsi okunmayan (sessiz) bir P harfi içeren kelimelere bakacağız

Kalıp ifadeler

we're going to look at ...: analiz edilecek bir konuyu tanıtmak

we're going to look at + konu, konuşmacının sırada incelemeyi, açıklamayı veya tartışmayı planladığı şeyi tanıtır. Buradaki look at hızlıca göz atmak değildir; P'si sessiz olan kelimelere odaklanıp onları incelemek anlamındadır. we're going to bu incelemeyi derste planlanan bir sonraki adım olarak sunar. Konu cümlenin geri kalanında açıklanmadan önce bu ifade dinleyicilerin anlatımın yapısını takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Konuşmacının birazdan inceleyeceği veya tartışacağı şeyi doğal biçimde tanıtan cümleyi seçin.

  1. We're going to see the latest customer feedback.
  2. We're going to look at the latest customer feedback.
  3. We're going to watch the latest customer feedback.
Cevabı göster

We're going to look at the latest customer feedback.

and we're going to look at some rules for them as well.

0:09

ve onlar için bazı kuralları da inceleyeceğiz.

So, you know when the letter P is silent.

0:11

Böylece P harfinin ne zaman okunmadığını öğreneceksiniz.

However,

0:14

Ancak,

do bear in mind that English is not a phonetic language. Notlar

0:14

İngilizcenin yazıldığı gibi okunan (fonetik) bir dil olmadığını unutmayın.

Kalıp ifadeler

do bear in mind that: vurgulu bir hatırlatma

Bear in mind that + yan cümle, “bu gerçeği hatırlamak ve karar verirken ya da harekete geçerken onu dikkate almak” demektir. İfade bir bütün olarak kullanılır; bear burada “tahammül etmek” anlamına gelmez. Olumlu emir yapısı do bear in mind that içinde do vurgu ekler. Önemli bir koşulu, sınırı veya istisnayı tanıtır ve “lütfen şunu mutlaka hatırlayın: ...” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle önemli bir koşuldan önce nazik ama vurgulu bir hatırlatma yapar?

  1. Do bear in mind that the last train leaves at ten.
  2. Could you tell me when the last train leaves?
  3. I forgot that the last train leaves at ten.
Cevabı göster

Do bear in mind that the last train leaves at ten.

Kelime

English is not a phonetic language: yazım sesi her zaman tahmin ettirmez

Burada phonetic language, normal yazımı telaffuz için oldukça tutarlı bir rehber sağlayan dil demektir. Cümle, İngilizce yazımın bir sözcüğün nasıl telaffuz edildiğini her zaman tahmin ettirmediğini söyler. Bu, öğretim amaçlı kısa bir anlatımdır; İngilizcede ses ve yazım örüntülerinin hiç olmadığı iddiası değildir. İngilizcede birçok yararlı örüntü vardır, ancak sözcüğün telaffuzunu bazen dinlemeyi veya kontrol etmeyi gerektirecek kadar çok istisna ve tarihî yazım da bulunur.

Alıştırma

Bu derste “English is not a phonetic language” ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. İngilizce yazım, telaffuzu her zaman güvenilir biçimde tahmin ettirmez.
  2. İngilizcede hiçbir telaffuz örüntüsü yoktur.
  3. İngilizce sözcükler fonetik sembollerle yazılmalıdır.
Cevabı göster

İngilizce yazım, telaffuzu her zaman güvenilir biçimde tahmin ettirmez.

So, if you think a word follows this rule, Dilbilgisi

0:18

Bu yüzden, bir kelimenin bu kurala uyduğunu düşünseniz bile,

then it may still not have a silent P in it.

0:21

içinde sessiz bir P harfi olmayabilir.

Dilbilgisi

if ... then it may still not ...: olası bir istisna içeren koşul

Burada if, sizin düşüncenize dayanan bir koşul sunar: Bir kelime kurala uyuyor gibi görünür. Then bu koşulu ardından gelen sonuçla açıkça bağlar, ancak günlük İngilizcede çoğu zaman kullanılmayabilir. May still not, bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra bile beklenen sonucun doğru olmayabileceğini anlatır. May konuşanın emin olmadığını gösterirken still kural ile olası bir istisna arasındaki karşıtlığı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle bir koşul karşılanmış gibi görünse de hâlâ bir istisna olabileceğini gösterir?

  1. If a product has the label, then it must be recyclable.
  2. If a product lacks the label, then recycling is impossible.
  3. If a product has the label, then it may still not be accepted by every recycling centre.
Cevabı göster

If a product has the label, then it may still not be accepted by every recycling centre.

So, just be careful. Ton ve niyet

0:24

O yüzden dikkatli olun.

Ton ve niyet

just be careful: yumuşatılmış bir hatırlatma

Just be careful, bir riske veya olası bir hataya dikkat edilmesini isteyen kısa bir hatırlatmadır. Burada just, yönergenin sertliğini azaltır; böylece ifade kesin bir emirden çok dostça bir tavsiye gibi duyulur. Temel anlamı “yalnızca” değildir. Bu ifade çoğu zaman bir açıklamanın ardından gelir ve açıklamayı basit, pratik bir uyarıyla bitirir.

Alıştırma

Biri araçların hareket ettiği yola adım atmak üzere. Bu yakın tehlike için en iyi uyarı “Just be careful” mıdır?

  1. Evet
  2. Hayır
Cevabı göster

Hayır

So, starting with our first rule, Anlatım akışı

0:25

Birinci kuralımızla başlayalım;

Anlatım akışı

starting with our first rule: ilk maddeye geçişi belirtme

Starting with + bir isim veya isim öbeği, konuşmacının önce hangi konuyu ele alacağını gösterir. Bu cümlede our first rule, kurallar listesinin giriş noktasıdır. Bu ifade yalnızca bir eylemin başladığını söylemez; dinleyiciyi ilk bölüme yönlendirir. Genellikle ana cümleden veya açıklamanın kendisinden önce gelen bir geçiş ifadesi olarak kullanılır. With sözcüğünden sonra önce ele alınacak konu, adım, örnek veya bölüm belirtilir.

Alıştırma

Bir sürecin ilk adımını doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. Starting the safety check with, let's look at the brakes.
  2. Starting with the safety check, let's look at the brakes.
  3. Start with the safety check is let's look at the brakes.
Cevabı göster

Starting with the safety check, let's look at the brakes.

words that typically start start with PSY have a silent P.

0:27

genellikle PSY ile başlayan kelimelerde P harfi okunmaz.

And that first part is usually pronounced as psy. Kalıp ifadeler

0:32

Ve bu ilk kısım genellikle psy olarak telaffuz edilir.

Kalıp ifadeler

is usually pronounced as: yaygın bir telaffuzu belirtme

X is usually pronounced as Y kalıbı, bir sözcüğün, adın, harf grubunun veya sözcük parçasının yaygın söylenişini belirtir. Burada that first part, X'in yerindedir ve psy, as sözcüğünden sonra verilen telaffuzdur. Usually, bu ifadenin istisnaları veya kabul edilen başka telaffuzları olabileceğini gösterir. Bu kalıpta as telaffuzu tanıtır; “aynı şekilde” anlamında bir karşılaştırma yapmaz.

Alıştırma

Telaffuz açıklamasını hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The letter combination ph ____ /f/ in English words such as phone.

Cevabı göster

is usually pronounced as

For example, psychiatrist.

0:36

Örneğin, psychiatrist.

So, we don't try and say the P.

0:39

Yani, P harfini söylemeye çalışmıyoruz.

psychiatrist

0:41

psychiatrist

psychic

0:45

psychic

psychic

0:47

psychic

psychology

0:49

psychology

psychology

0:51

psychology

psychotherapy

0:55

psychotherapy

psychotherapy

0:57

psychotherapy

psychotherapy

1:00

psychotherapy

psychotic

1:03

psychotic

psychotic

1:05

psychotic

So, notice with these words as well,

1:07

Bu kelimelerde şuna da dikkat edin;

not only is the P silent, Dilbilgisi

1:09

sadece P harfi değil,

but the H is silent as well.

1:11

H harfi de sessizdir.

Dilbilgisi

Cümle başındaki not only ... but ... as well ve devrik yapı

Not only ... but ... as well birbirine paralel iki olguyu bağlar ve ikisinin de önemli olduğunu vurgular. Burada ikinci bölüm, P gibi H’nin de sessiz olduğunu ekler. Not only ilk yan cümlenin başına geldiğinde is fiili özneden önce gelir: not only is the P silent. Bu söz dizimi değişikliğine devrik yapı denir. But sonrasındaki yan cümle normal söz dizimini korur: the H is silent as well.

Alıştırma

Şimdiki zaman cümlesini not only ... but ... as well ile tamamlayın: ____ the new route shorter, ____ it is safer ____.

Cevabı göster

Not only is · but · as well

Some other words that don't quite fall into this PSY category, Kalıp ifadeler

1:13

Tam olarak bu PSY kategorisine girmeyen,

Kalıp ifadeler

don't quite fall into this ... category: bir kategoriye tam olarak girmemek

Fall into a category bir gruba yerleştirilmek veya o gruba ait olmak anlamına gelir. Burada fall into fiziksel olarak düşmeyi değil, sınıflandırmayı anlatır. Don't quite olumsuzluğu daha az kesin hâle getirir. Kelimelerin bazı yönlerden bu kategoriye yakın olduğunu, ancak tanıma tam olarak uymadığını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle isteğin bir kategoriye yakın olduğunu ancak tam olarak uymadığını söyler?

  1. The request doesn't fall into our usual billing category at all.
  2. The request falls into our usual billing category.
  3. The request doesn't quite fall into our usual billing category.
Cevabı göster

The request doesn't quite fall into our usual billing category.

but they do have a silent P at the start are Dilbilgisi

1:18

ancak başlangıcında sessiz bir P harfi bulunan bazı diğer kelimeler ise şunlardır:

Dilbilgisi

do have: olumlu cümlede vurgu yapan do

Burada do, olumlu bir cümlede temel hâlde bulunan have fiilinden önce gelerek anlamı vurgulayan bir yardımcı fiildir. do have, gerçekten sahip oldukları anlamına gelir; soru oluşturmaz. but sözcüğünden sonra bu ifade, önceki karşıtlığa rağmen doğru kalan bir gerçeği vurgular: Bu sözcükler önceki gruba uymasa da başlarında sessiz bir P bulunur. Başka cümlelere aktarılabilen yapı do/does/did + fiilin temel hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: Some features are missing, but these devices ____ a safety lock.

Cevabı göster

do have

pseudonym,

1:21

pseudonym,

pseudonym.

1:23

pseudonym.

Something to also mention is that pseudo is a prefix. Kelime

1:26

Şunu da belirtmek gerekir ki pseudo bir önektir.

Kelime

pseudo is a prefix: sözcüğün başındaki bir parçayı tanıma

Bir prefix, başka bir sözcük oluşturmaya ve anlamı değiştirmeye ya da ona anlam katmaya yardımcı olmak için bir tabanın veya kökün önüne getirilen sözcük parçasıdır. Bu cümlede pseudo-, yalnızca bir sözcüğün başında rastlantıyla bulunan harfler değil, bu tür bir sözcük oluşturma ögesi olarak tanımlanır. pseudo- öneki genellikle sahte, gerçek olmayan veya yalnızca öyle görünen anlamına gelir. Onu tanımak, pseudoscience gibi sözcüklerin anlamını çıkarmaya yardımcı olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle pseudo-'nun neden prefix olduğunu doğru açıklar?

  1. Bir sözcük oluşturmaya yardımcı olmak için tabanın önüne getirilir.
  2. Sözcüğün tamamını bir cümleyle değiştirir.
  3. Sözcüğün sonunu göstermek için tabanın arkasına getirilir.
Cevabı göster

Bir sözcük oluşturmaya yardımcı olmak için tabanın önüne getirilir.

So, any word that starts with this pseudo Dilbilgisi

1:30

Bu nedenle, bu pseudo ile başlayan herhangi bir kelime

will always be pronounced pseudo.

1:32

her zaman pseudo olarak okunacaktır.

Dilbilgisi

any word that ... will always ...: koşula uyan her öğe için kural belirtmek

Any + tekil isim + that ... yapısı, that yan cümlesindeki koşulu karşılayan bir grubun her üyesini seçer. Burada söz konusu grup, rastgele seçilmiş tek bir kelime değil, pseudo ile başlayan bütün kelimelerdir. Will always ... sonucu yalnızca bu sınırlı grup içinde her seferinde geçerli olan bir kural olarak verir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp any X that meets condition Y will always have result Z şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir koşulu karşılayan her öğe için geçerli bir kural bildirir?

  1. Any ticket that has this stamp will always be accepted at this gate.
  2. Some tickets with this stamp may be accepted.
  3. This ticket was accepted at the gate yesterday.
Cevabı göster

Any ticket that has this stamp will always be accepted at this gate.

And another one, pneumonia.

1:34

Ve bir tane daha, pneumonia.

So, you've got that /njuː/ in there. Kalıp ifadeler

1:37

Burada da o /njuː/ sesi var.

Kalıp ifadeler

you've got ... in there: bir şeyin ne içerdiğini göstermek

You've got X in there, incelenen şeyin X içerdiğini söylemenin konuşma diline özgü bir yoludur. Bu cümlede X, /njuː/ sesidir ve there, kelimenin telaffuzunun içini belirtir. Buradaki got, “aldın” anlamına gelmez. Have got, “sahip olmak” anlamındadır; you ise dinleyicinin dikkatini yönlendirir: baktığınızda veya dinlediğinizde kelimenin içerdiği şey budur.

Alıştırma

Bir telaffuz dersinde 'You've got a long vowel in there' ne anlama gelir?

  1. Uzun bir ünlü fiziksel bir kabın içinde.
  2. Kelime uzun bir ünlü içeriyor.
  3. Az önce uzun bir ünlü aldın.
Cevabı göster

Kelime uzun bir ünlü içeriyor.

pneumonia

1:39

pneumonia

Now, our second rule is when we have P and B together in the middle of a word. Kelime

1:40

Şimdi, ikinci kuralımız bir kelimenin ortasında P ve B yan yana geldiğinde geçerlidir.

Kelime

Bir kelimenin ortasında yan yana bulunan P ve B

Burada P and B together, yazımda P ve B harflerinin yan yana geldiği anlamına gelir. In the middle of a word, bu harf çiftinin kelimenin başında ya da sonunda değil, içinde bulunduğunu belirtir. Bu, dilin kendisi hakkında konuşmanın bir yoludur: Bir yazım veya telaffuz kuralının ne zaman uygulanacağını göstermek için hem harfleri hem de konumlarını belirtir.

Alıştırma

Burada P and B together in the middle of a word ne anlama gelir?

  1. P ve B harfleri kelimenin içinde yan yana bulunur.
  2. P ve B bir cümlenin ortasında bulunur.
  3. Kelime P ile başlar ve B ile biter.
Cevabı göster

P ve B harfleri kelimenin içinde yan yana bulunur.

For example, cupboard.

1:46

Örneğin, cupboard.

So, not cupboard,

1:48

Yani cupboard değil,

cupboard,

1:50

cupboard,

cupboard.

1:51

cupboard.

The P is completely removed. Kelime

1:52

P harfi tamamen çıkarılır.

Kelime

P is completely removed: telaffuzdan çıkarılan P

Bu telaffuz açıklamasında P is completely removed, /p/ sesinin hiç söylenmediği anlamına gelir. Completely, sesin yalnızca zayıflamasını değil, tamamen atılmasını anlatır. P harfi yazımda kalmaya devam eder. Removed, konuşma biçiminde ne olduğunu açıklar; yazılı harfi silme talimatı değildir.

Alıştırma

Bir telaffuz dersinde P is completely removed ne anlama gelir?

  1. Yazılı P kelimede kalır, ancak /p/ sesi söylenmez.
  2. P normalden daha hafif söylenir.
  3. P harfi yazımdan silinmelidir.
Cevabı göster

Yazılı P kelimede kalır, ancak /p/ sesi söylenmez.

cupboard

1:55

cupboard

And another one we have is /ˈrɑːzbəri/, Anlatım akışı

1:57

Ve elimizdeki bir diğeri /ˈrɑːzbəri/,

Anlatım akışı

another one we have is: sıradaki örneği tanıtmak

Another one we have is ... bir listedeki veya örnek grubundaki sıradaki aynı tür öğeyi tanıtır. Another “bir tane daha” anlamına gelir; one ise daha önce konuşulan sözcük ya da örnek gibi öğe türünün yerini tutar. Buradaki one, 1 sayısı değildir. Bu ifade yeni öğeyi öncekilere bağlar ve listenin sürdüğünü belirtir. Bu cümlede dinleyiciyi başka bir telaffuz örneğine hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir örnek listesine sıradaki sözcüğü doğal biçimde ekler?

  1. The first one we had was the word knight.
  2. The only one we have is the word knight.
  3. Another one we have is the word knight.
Cevabı göster

Another one we have is the word knight.

raspberry.

2:00

raspberry.

So, we don't pronounce the P.

2:02

Burada da P harfini okumuyoruz.

Remember, it's silent.

2:03

Unutmayın, o sessiz.

We can also say /ˈræzberi/,

2:04

Şöyle de diyebiliriz: /ˈræzberi/,

raspberry.

2:07

raspberry.

So, that first vowel can change. Kelime

2:08

Yani, o ilk ünlü harf değişebilir.

Kelime

that first vowel can change: telaffuz çeşitliliği

Bir telaffuz açıklamasında vowel bir ünlü sesi anlamına gelir; that first vowel ise ele alınan sözcükteki ilk ünlü konumunu gösterir. Can change, bu sesin kabul gören birden fazla telaffuzu olabileceği anlamına gelir. Bu ifade, yazılı bir harfin kendiliğinden değiştiğini veya konuşanın o anda gerçekleşen bir değişimi anlattığını söylemez. Yazım aynı kalırken aksanlar veya yerleşik telaffuzlar farklı ünlü sesleri kullanabilir.

Alıştırma

Bu telaffuz açıklamasında that first vowel can change ne anlama geliyor?

  1. Her seferinde herhangi bir ünlü sesi rastgele seçilebilir.
  2. Yazılı ilk harf kendiliğinden sözcükten çıkar.
  3. Yazım aynı kalır, ancak ilk ünlü sesin kabul gören telaffuz çeşitleri olabilir.
Cevabı göster

Yazım aynı kalır, ancak ilk ünlü sesin kabul gören telaffuz çeşitleri olabilir.

raspberry,

2:11

raspberry,

raspberry

2:12

raspberry

And our final rule is for words that come from Latin or French origins. Kültür

2:15

Ve son kuralımız Latince veya Fransızca kökenli kelimeler içindir.

Kültür

come from Latin or French origins: bir kelimenin tarihini anlatmak

come from Latin or French origins ifadesi, kelimelerin tarihsel kaynağının Latince veya Fransızca olduğu anlamına gelir. Günümüzde bu kelimeleri kullanan kişilerin nereden geldiğini değil, kelimelerin İngilizceye nasıl girdiğini veya İngilizcede nasıl geliştiğini, yani etimolojilerini açıklar. Bu tarih, bazı yazımların veya telaffuzların öğrencilerin modern İngilizcede beklediği kalıplara neden uymadığını açıklamaya yardımcı olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Latin or French origins ne anlama geliyor?

  1. İfade, kelimeleri kullanan insanların uyruğunu belirtir.
  2. Kelimelerin yalnızca Latince veya Fransızca konuşurken kullanılabileceği anlamına gelir.
  3. Kelimeler tarihsel olarak Latince veya Fransızcadan İngilizceye girmiştir.
Cevabı göster

Kelimeler tarihsel olarak Latince veya Fransızcadan İngilizceye girmiştir.

For example, receipt.

2:20

Örneğin, receipt.

So, that P is silent there.

2:23

Burada P harfi sessizdir.

Not receipt.

2:25

receipt değil.

I hear a lot of students saying that. Kalıp ifadeler

2:26

Pek çok öğrencinin böyle söylediğini duyuyorum.

Kalıp ifadeler

hear a lot of students saying that: tekrarlanan bir gözlemi aktarmak

hear a lot of students saying that yapısında hear fiilinden sonra bir kişi veya grup, ardından da -ing biçimi gelir: hear + someone + doing something. Students, konuşanın duyduğu kişileri; saying that ise onların ne yaptığını belirtir. hear geniş zamanda ve a lot of students gibi bir grupla kullanıldığında, konuşan genellikle tekrarlanan bir deneyimi özetler: bu, birçok öğrenciden sık sık duyduğu bir şeydir. Birçok öğrencinin aynı anda konuştuğu anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın tekrar tekrar duyduğu bir görüşü doğal biçimde aktarır?

  1. I hear a lot of customers saying the app is too slow.
  2. I hear a lot of customers to say the app is too slow.
  3. I listen a lot of customers saying the app is too slow.
Cevabı göster

I hear a lot of customers saying the app is too slow.

receipt,

2:29

receipt,

receipt

2:30

receipt

And the last one, coup.

2:33

Ve sonuncusu, coup.

coup.

2:36

coup.

For a long, long time, Kalıp ifadeler

2:37

Çok ama çok uzun bir süre,

I always thought this is pronounced as coup.

2:39

bunun hep coup (P ile) şeklinde okunduğunu düşünmüştüm.

Kalıp ifadeler

For a long, long time: vurgu için long sözcüğünü tekrarlamak

For a long, long time, “çok uzun bir süre boyunca” anlamına gelir. long sözcüğünün tekrarı konuşmada ek vurgu yaratır. Bu bilinçli bir kullanımdır, yazım hatası değildir. Bu cümlenin başında ifade, konuşanın düşüncesinin ne kadar uzun sürdüğünü gösterir. Aynı kalıp uzun süren bir inanışı, alışkanlığı veya durumu anlatmaya başlarken de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir inanışın çok uzun süre devam ettiğini doğal biçimde vurgular?

  1. For one brief moment, I mistook a rock for a whale.
  2. From a long distance, I watched whales from the shore.
  3. For a long, long time, I believed whales were fish.
Cevabı göster

For a long, long time, I believed whales were fish.

And I once said it in front of my dad and he said, A coop? Notlar

2:41

Ve bir keresinde babamın önünde böyle söyledim ve o dedi ki: A coop?

Kalıp ifadeler

once said it in front of my dad: biri oradayken yaşanan tek bir olay

Burada once, geçmişteki tek bir olayı anlatır. said it, daha önce konuşulmakta olan sözcüğü veya ifadeyi söylemek anlamına gelir. In front of my dad, babam oradayken ve duyabilecekken demektir; yalnızca fiziksel olarak babamın önünde bulunmak anlamına gelmez. Bu sözcükler birlikte olayın bir kez gerçekleştiğini ve kimin duyduğunu belirterek bir anıyı başlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın öğretmen oradayken ve duyabilecekken yanlış adı kullandığını söyler?

  1. I once used the wrong name before my teacher arrived.
  2. I once told my teacher the correct name.
  3. I once used the wrong name in front of my teacher.
Cevabı göster

I once used the wrong name in front of my teacher.

A coop?

2:45

A coop?

Like for chickens? Ton ve niyet

2:46

Tavuklar için olan gibi mi?

Ton ve niyet

Like for chickens?: kısa bir doğrulama sorusu

Like for chickens? bir şeyi doğrulamak için kullanılan, günlük ve kısaltılmış bir sorudur. Konuşan kişi bir kelimeyi duyduktan sonra chickens kelimesini ipucu olarak verir ve kastedilen şeyin bu türden olup olmadığını sorar. Daha tam biçimi Do you mean the kind used for chickens? şeklindedir. Buradaki like olası bir örnek sunar ve as in ifadesine benzer bir işlev görür. “Hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir.

Alıştırma

Bu konuşmada Like for chickens? ne anlama geliyor?

  1. Tavuklar için kullanılan türü mü kastediyorsun?
  2. Tavuklarla ilgilenmekten hoşlanıyor musun?
  3. Tavuk eti yemek ister misin?
Cevabı göster

Tavuklar için kullanılan türü mü kastediyorsun?

A coop is like a house for chickens. Dilbilgisi

2:47

A coop, tavuklar için bir ev (kümes) gibidir.

Dilbilgisi

A X is like a Y for Z: benzetme yoluyla açıklama

A X is like a Y for Z kalıbı, bilinmeyen bir şeyi bilinen bir şeye benzeterek açıklar. X açıklanan şeydir, Y benzetme için kullanılan şeydir ve for Z onu kimin kullandığını ya da neye hizmet ettiğini belirtir. Burada coop, house benzeri bir yer olarak açıklanır ve chickens onu kullanan gruptur. Bu kullanımda like, “hoşlanmak” değil, “benzemek” anlamına gelir. Benzetme, yararlı bir benzerliği öne çıkarır; iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

A X is like a Y for Z kalıbını kullanarak benzetmeyi tamamlayın: A thermos ____ a warm coat ____ your drink.

Cevabı göster

is like · for

So, I said, No, no, a coup.

2:49

Ben de dedim ki, Hayır, hayır, a coup.

You know, explained what it was.

2:50

Ne olduğunu açıkladım.

He said, You mean a coup?

2:52

Dedi ki, A coup demek istedin?

Kelime

A coop? yoksa a coup? Sondaki p kelimeyi değiştirir

Coop ve coup farklı kelimelerdir. Coop, tavuklar veya diğer kuşlar için küçük bir barınak anlamına gelir. Coup ise genellikle siyasi iktidarın ani ve yasa dışı biçimde ele geçirilmesi demektir. Bu konuşmada baba coop kelimesini duyar ve chickens diyerek tahminini kontrol eder, ancak konuşan kişi coup demek istemektedir. Bunlar aynı kelimenin iki farklı yazımı değildir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. Hedef kelimenin /p/ ile bitip bitmediğine odaklanın.

  1. The word I heard was coup.
  2. The word I heard was coop.
Cevabı göster

The word I heard was coup.

So, even natives don't know how to pronounce English words. Ton ve niyet

2:55

Yani, anadili İngilizce olanlar bile bazen İngilizce kelimeleri nasıl telaffuz edeceklerini bilmiyorlar.

Ton ve niyet

even natives...: şaşırtıcı bir durumu vurgulama

Even, şaşırtıcı olarak sunulan natives grubunun hemen önünde gelir. İnsanlar genellikle ana dili İngilizce olanların telaffuzları bilmesini bekler; bu nedenle even, ifadenin bu beklenmedik grup için de geçerli olduğunu belirtir. Burada natives, native speakers anlamındadır. Bu vurgu, öğrenenleri de rahatlatabilir: ana dili İngilizce olanlar da bilmedikleri bir kelimenin telaffuzunda zorlanabilir. Genel olarak even sözcüğünü, dinleyicinin beklentisine en çok ters düşen kişi veya şeyin önüne getirin.

Alıştırma

Bu cümlede even ne işe yarıyor?

  1. Bir kelimeyi telaffuz etmenin iki yolunu karşılaştırır.
  2. Yalnızca ana dili İngilizce olanların bu sorunu yaşadığını söyler.
  3. Ana dili İngilizce olanları bu sorunu yaşaması şaşırtıcı bir grup olarak gösterir.
Cevabı göster

Ana dili İngilizce olanları bu sorunu yaşaması şaşırtıcı bir grup olarak gösterir.

I just thought I'd tell you that. Ton ve niyet

2:58

Sadece bunu size anlatayım dedim.

Ton ve niyet

I just thought I'd tell you that: bilgiyi yumuşak biçimde eklemek

I just thought I'd tell you that, küçük bir bilgiyi, hatırlatmayı veya kişisel yorumu yumuşak biçimde eklemenin bir yoludur. Thought I'd, I thought I would anlamına gelir ve dinleyiciye bir şey söylemeyi sert bir duyuru olarak değil, konuşanın aklına gelen bir fikir olarak sunar. Burada just cümleyi yumuşatır ve ek bilgiyi daha rahat ve daha az ani gösterir. Esas olarak sadece anlamına gelmez ve konuşanın tek düşüncesinin bunu söylemek olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle küçük bir hatırlatmayı doğal, yumuşak ve rahat bir biçimde ekler?

  1. I only thought about the library closing at five.
  2. I just thought I'd tell you that the library closes at five.
  3. You must remember that the library closes at five.
Cevabı göster

I just thought I'd tell you that the library closes at five.

Maybe it makes you feel better or worse. Kalıp ifadeler

3:00

Belki kendinizi daha iyi ya da daha kötü hissetmenizi sağlar.

Kalıp ifadeler

makes you feel better or worse: make + kişi + feel + sıfat yapısı

makes you feel better or worse ifadesinde make, üretmek değil, bir duyguya neden olmak anlamındadır. Kalıp make + kişi + feel + sıfat şeklindedir: you etkilenen kişidir, better or worse ise ortaya çıkan duyguyu anlatır. make'ten sonra to olmadan fiilin yalın hâli feel kullanılır. feel'den sonraki sıfat, ortaya çıkan duyguyu veya bedensel hissi adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede make + kişi + feel + sıfat kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. The kind message made her feel better.
  2. The kind message made feel her better.
  3. The kind message made her to feel better.
Cevabı göster

The kind message made her feel better.

I don't know.

3:02

Bilmiyorum.

But yeah,

3:03

Ama evet,

coup.

3:04

coup.

So, the P is silent at the end.

3:04

Yani, sondaki P sessiz.

And that's the end of this video.

3:06

Ve bu videonun sonuna geldik.

I hope you've enjoyed it and you've learned something new. Ton ve niyet

3:07

Umarım keyif almışsınızdır ve yeni bir şeyler öğrenmişsinizdir.

Ton ve niyet

Kapanışta I hope you've enjoyed... and you've learned...

I hope you've..., bir dersi, videoyu, etkinliği veya mesajı sıcak bir şekilde bitirmek için kullanılır. Konuşan kişi, karşı tarafın iyi bir deneyim yaşamış ve bir şey kazanmış olmasının şu anda doğru olmasını umduğunu söyler. You've, you have ifadesinin kısaltmasıdır. Enjoyed ve learned geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle present perfect, bitiş anına kadar yaşanan deneyime dönüp bakar.

Alıştırma

Bir atölye sona eriyor. Hangi cümle katılımcıların şu ana kadarki deneyimine doğal biçimde dönüp bakar?

  1. I hope you've enjoyed the workshop and learned something useful.
  2. I hope you'll enjoy the workshop and learn something useful.
  3. I hope you enjoy workshops and learn useful things.
Cevabı göster

I hope you've enjoyed the workshop and learned something useful.

If you have then, Dilbilgisi

3:10

Eğer öyleyse,

Dilbilgisi

If you have, then...: have önceki fiil grubunun yerini tutar

Buradaki have, sahip olmak anlamındaki fiil değil, yardımcı fiildir. Daha önce geçen present perfect yapılarındaki have enjoyed it ve have learned something new ifadelerinin yerini tutar. Eksik bırakılan kelimeler zaten açıksa İngilizcede çoğu zaman yalnızca yardımcı fiil korunur. Koşul bölümü If you have ifadesidir. Then, ardından gelecek sonucu veya isteği gösterir; bu nedenle tam kalıp If you have, then + ana cümle biçimindedir.

Alıştırma

Bir yönetici az önce Have you completed the safety form? diye sordu. Hangi devam cümlesi completed the safety form ifadesini doğru şekilde tekrarlamadan kullanır?

  1. If you are, then send it to me.
  2. If you have, then send it to me.
  3. If you have it, then send it to me.
Cevabı göster

If you have, then send it to me.

please give this video a like as it really helps out my channel. Notlar

3:11

lütfen bu videoyu beğenin çünkü kanalıma gerçekten çok yardımcı oluyor.

Kalıp ifadeler

give this video a like: bir platformda beğeni istemek

give this video a like ifadesinde like, bir platformdaki tek bir olumlu tepkiyi belirten sayılabilen bir isimdir. Yapı give + içerik + a like şeklindedir; yani ifade, birinden o içerik için Beğen düğmesine tıklamasını veya dokunmasını ister. İçerik üreticileri bunu doğrudan bir eylem çağrısı olarak kullanır. Daha kısa olan like this video ifadesinde like fiildir.

Alıştırma

Hangi cümle izleyicilerden video için Beğen düğmesini kullanmalarını doğal biçimde ister?

  1. Please make a like on this video.
  2. Please press like to this video.
  3. Please give this video a like.
Cevabı göster

Please give this video a like.

Öbek fiiller

helps out my channel: pratik destek sağlamak

Help out, genellikle desteğe ihtiyaç duyulan bir durumda yararlı veya pratik destek vermek anlamına gelir. Buradaki helps out my channel, izleyicinin eyleminin kanalı desteklediğini belirtir; out yön bildirmez, phrasal verbün bir parçasıdır. Nesne bir isim olduğunda hem help out the channel hem de help the channel out doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi help out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Sharing the announcement really ____ the local club.

Cevabı göster

helps out

Let me know in the comments as well what other words contain a silent letter P. Notlar

3:14

Hangi kelimelerin sessiz P harfi içerdiğini yorumlarda bana da bildirin.

Ton ve niyet

Let me know: nazikçe bilgi isteme kalıbı

Let me know, “bana söyle” veya “bilgiyi edindiğinde bana bildir” anlamına gelen yaygın bir rica kalıbıdır. Bu cümlede konuşmacı, izleyicileri örnek paylaşmaya davet ediyor. Buradaki let, rica kalıbının bir parçasıdır; sözcüğü sözcüğüne izin istemek anlamına gelmez. Let me know ifadesinden sonra bilgi doğrudan verilebilir veya what, when, whether ya da if ile başlayan bir yan cümle kullanılabilir: Let me know when you are ready. Bu kalıp karşı tarafa cevap vermesi için alan bıraktığından Tell me ifadesine göre genellikle daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle birinden tercih ettiği saati kibarca bildirmesini ister?

  1. Let me know what time works best for you.
  2. Say me what time works best for you.
  3. Let me to know what time works best for you.
Cevabı göster

Let me know what time works best for you.

Kültür

in the comments as well: cevap verilecek başka bir yer eklemek

In the comments, bir video veya gönderinin altındaki herkese açık yorumlar bölümünde anlamına gelir. Buradaki comments, yalnızca mesajlardaki fikirleri veya görüşleri değil, izleyicilerin mesaj bıraktığı sayfa alanını adlandırır. As well, “ayrıca” veya “da” anlamına gelir. Yorumlar bölümünü cevap verilebilecek başka bir yer ya da yöntem olarak ekler ve genellikle ifadenin veya cümlenin sonlarına doğru gelir.

Alıştırma

Bu cümlede in the comments as well ne anlama gelir?

  1. Video bitmeden önce
  2. Yalnızca özel bir mesajda
  3. Herkese açık yorumlar bölümünde de
Cevabı göster

Herkese açık yorumlar bölümünde de

Kelime

contain a silent letter P: yazım bileşenlerini anlatmak

contain a silent letter P, bir kelimenin yazımında p bulunduğu ancak bu p'nin söylenmediği anlamına gelir. Burada contain, harfi bütün kelimenin içindeki bir parça olarak gösterir. X contains Y kalıbı, bir kelimenin, metnin veya grubun belirli bir parça ya da öge içerdiğini söylemek için kullanışlıdır. Bu soruda kelimeler X, aranan yazım özelliği ise okunmayan bir P'dir.

Alıştırma

Hangi cümle receipt sözcüğünün bir yazım özelliğini doğal biçimde anlatır?

  1. The word receipt contains a silent p.
  2. The word receipt keeps a p quiet.
  3. The word receipt owns a silent p.
Cevabı göster

The word receipt contains a silent p.

There are many of them that I haven't mentioned in this video.

3:19

Bu videoda bahsetmediğim çok daha fazlası var.

So, I'm excited to see which other ones you can think of. Dilbilgisi

3:22

Bu yüzden başka neleri aklınıza getireceğinizi görmek için heyecanlıyım.

Dilbilgisi

which other ones you can think of: dolaylı sorularda sözcük dizimi

which other ones you can think of, see fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Ek olarak hangilerini düşünebildiğiniz anlamına gelir, ancak doğrudan bir soru değil, daha büyük bir cümlenin parçasıdır. Dolaylı soru düz cümle sözcük dizimini korur: which other ones + you + can + think of. Özne olan you, can'den önce gelir. Ones, daha önce sözü edilen çoğul bir ismin yerini tutar; think of içindeki of ise sonda kalır.

Alıştırma

Hangi cümlede know fiilinden sonraki dolaylı soru için doğru sözcük dizimi kullanılmıştır?

  1. I'd like to know which other examples you can think of.
  2. I'd like to know can you think of which other examples.
  3. I'd like to know which other examples can you think of.
Cevabı göster

I'd like to know which other examples you can think of.

Put them down in the comments and I will check them later. Öbek fiiller

3:24

Onları yorumlara yazın, daha sonra kontrol edeceğim.

Öbek fiiller

Put them down in the comments: fikirleri yorumlara yazmak veya göndermek

Bu cümlede put them down, “onları yazmak veya kaydetmek” anlamına gelir. Them, izleyicilerin düşündüğü kelime veya fikirleri gösterir; in the comments ise bu bilginin nereye bırakılacağını belirtir. Put down başka bağlamlarda bir şeyi fiziksel olarak aşağıya koymayı anlatabilir. Ancak burada nesne ve çevrim içi bağlam, ifadeye fiziksel olmayan bir anlam verir. Bu kullanım; cevap, ad, not veya fikirlerin yazılması istenirken de kullanılabilir.

Alıştırma

Vurgulanan yönerge izleyicilerden ne yapmalarını istiyor?

  1. Bazı nesneleri daha alçak bir yere taşımak.
  2. Kelimelerini yazıp yorumlarda paylaşmak.
  3. Sayfadaki yorumları silmek.
Cevabı göster

Kelimelerini yazıp yorumlarda paylaşmak.

If you'd like to see more videos about silent letters, Ton ve niyet

3:27

Sessiz harfler hakkında daha fazla video görmek isterseniz,

Ton ve niyet

If you'd like to: kibarca bir seçenek sunmak

If you'd like to, “isterseniz” anlamını if you want to ifadesine göre daha yumuşak ve kibar bir biçimde verir. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır; buradaki would kibarlık katar ve geçmiş zamanı göstermez. Bu başlangıç, isteğe bağlı bir daveti, öneriyi veya sonraki adımı sunar. Ardından If you'd like to see... örneğinde olduğu gibi fiilin yalın biçimi gelir. Sonrasında genellikle dinleyicinin ne yapabileceğini belirten bir ana cümle bulunur.

Alıştırma

Bu nottaki kibar ifadeyle daveti tamamlayın: If ____ join the art club, come and talk to me.

Cevabı göster

you'd like to

then I will leave a playlist up in the card above and also in the description. Notlar

3:30

yukarıdaki karta ve ayrıca açıklama kısmına bir oynatma listesi bırakacağım.

Öbek fiiller

leave a playlist up: çevrim içi içeriği görünür tutmak

leave a playlist up ifadesinde leave “kalmasına izin vermek”, up ise oynatma listesinin internette yayımlanmış, görünür veya erişilebilir durumda kalması anlamına gelir. Konuşan kişi, izleyicilerin daha sonra açabilmesi için listeyi erişilebilir tutacaktır. Yapı leave + nesne + up şeklindedir. Buradaki up, yukarı doğru hareketi değil bir durumu anlatır. Nesne bir zamirse leave it up denir.

Alıştırma

Bir öğretmen çalışma rehberini internette yayımladı ve cuma gününe kadar erişilebilir kalmasını istiyor. Öğretmen ne söylemelidir?

  1. We'll leave the study guide up until Friday.
  2. We'll keep the study guide private until Friday.
  3. We'll move the study guide upstairs on Friday.
Cevabı göster

We'll leave the study guide up until Friday.

Kültür

in the card above: tıklanabilir bir video kartı

Burada card, kâğıt bir kartı değil, video oynatıcıda veya video sayfasında bulunan ve tıklanabilen bir özelliği ifade eder. İzleyicileri ilgili bir videoya, oynatma listesine, kanala veya başka bir içeriğe yönlendirebilir. Above, izleyicilere videonun veya sayfanın üst kısmına bakmalarını söyler. Bu yüzden in the card above, oynatma listesine erişimin nerede bulunacağını belirtir; kesin konum cihaza veya platform düzenine göre değişebilir.

Alıştırma

Bir içerik üreticisi videoda“The link is in the card above.”diyor. Buradaki card büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kameranın üzerinde tutulan kâğıt bir tebrik kartı
  2. Video için ödeme yapmakta kullanılan bir banka kartı
  3. Videoda ilgili içeriğe bağlantı verebilen, tıklanabilir bir özellik
Cevabı göster

Videoda ilgili içeriğe bağlantı verebilen, tıklanabilir bir özellik

So, you can go and check that out. Öbek fiiller

3:34

Oraya gidip inceleyebilirsiniz.

Öbek fiiller

go and check that out: samimi bir “gidip bak” önerisi

Go and check that out, “gidip ona bak veya onun hakkında daha fazla bilgi edin” anlamına gelen samimi ve gündelik bir öneridir. Burada that, daha önce sözü edilen bir şeyi gösterir; check out ise “bakmak veya incelemek” anlamındadır. “Otelden çıkış yapmak” ya da “mağazada ödeme yapmak” anlamına gelmez. go and + fiil yapısında go and, sonraki eylemi kolayca yapılabilecek bir şey gibi sunar. Konuşan kişi birini başka bir sayfaya, yere veya öğeye yönlendirebilir; ancak ifade her zaman birbirinden kesin biçimde ayrılan iki eylem anlatmaz.

Alıştırma

Öneriyi check out ve it zamiriyle tamamlayın: The club posted its new schedule. Go and ____.

Cevabı göster

check it out

If you want to see more videos from me,

3:35

Benden daha fazla video görmek isterseniz,

then you can hit the subscribe button. Kalıp ifadeler

3:38

abone ol butonuna basabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

hit the subscribe button: gündelik bir eylem çağrısı

Hit the subscribe button, “abone ol düğmesine tıkla, dokun veya bas” anlamına gelir. Burada hit şiddet içeren bir eylem değildir; gündelik dijital İngilizcede bir kontrolü etkinleştirmek anlamında kullanılabilir. Video içerik üreticileri bunu bir eylem çağrısı olarak kullanır: izleyicileri abone olmaya teşvik eden kısa ve doğrudan bir istek. Resmî bir yönergeden daha enerjik ve konuşma diline yakın gelir.

Alıştırma

İçerik üreticisinin gündelik eylem çağrısını dersteki ifadeyle tamamlayın: To see my next videos, ____.

Cevabı göster

hit the subscribe button

And if you want to receive notifications every single time I post, Kalıp ifadeler

3:40

Ve ne zaman yeni bir şey paylaşsam bildirim almak isterseniz,

Kalıp ifadeler

every single time I post: every time ifadesinden daha güçlü

Every single time I post, “her içerik paylaştığımda, tek bir istisna olmadan” anlamına gelir. Burada single, every time ifadesini güçlendirir; “bekâr” ya da “yalnızca bir kez” anlamına gelmez. I post yan cümlesi, tekrarlanan olayın ne olduğunu belirtir. Bir şeyin o olay her gerçekleştiğinde olduğunu vurgulamak için every single time + yan cümle kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“Her seferinde, hiç istisna olmadan” anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo checks his backpack ____ he leaves for school.

Cevabı göster

every single time

then you can press the bell icon as well. Kültür

3:43

zil simgesine de basabilirsiniz.

Kültür

press the bell icon: bildirim simgesini seçmek

Bu arayüz bağlamında bell icon, ekranda bulunan ve zile benzeyen küçük bir simgedir. Video ve sosyal medya platformlarında genellikle yeni paylaşımlarla ilgili bildirimleri yönetir. Press the bell icon, bu simgeyi seçmek anlamına gelir. Cihaza göre dokunmatik ekranda simgeye dokunabilir veya fareyle tıklayabilirsiniz; bell burada gerçek bir zili değil, resmi belirtir.

Alıştırma

Hangi talimat, birinden ekrandaki bildirim simgesini seçmesini ister?

  1. Ring the bell beside the front door.
  2. Draw a bell on the screen.
  3. Press the bell icon to receive updates.
Cevabı göster

Press the bell icon to receive updates.

Enjoy the rest of your week and I will see you next lesson. Kalıp ifadeler

3:46

Haftanızın geri kalanının tadını çıkarın ve bir sonraki derste görüşmek üzere.

Kalıp ifadeler

Enjoy the rest of your week: haftanın geri kalanı için iyi dilekte bulunmak

“Enjoy the rest of your week” dostça bir kapanış dileğidir: karşınızdaki kişinin içinde bulunduğu haftanın kalan kısmının iyi geçmesini dilediğinizi anlatır. Burada “the rest of”, dinlenme süresi değil, “geriye kalan bölüm” anlamındadır. Kalıp Enjoy the rest of your + zaman dilimi veya etkinlik şeklindedir. Son isim, hâlâ devam eden şeye göre day, evening, trip veya holiday gibi sözcüklerle değiştirilebilir.

Alıştırma

Birinin seyahatinin kalan bölümünün güzel geçmesini dilediğinizi hangi veda cümlesi anlatır?

  1. Get some rest on your trip.
  2. Enjoy the rest of your trip.
  3. Enjoy your next trip.
Cevabı göster

Enjoy the rest of your trip.

Kalıp ifadeler

see you next lesson: bir sonraki derste görüşürüz

“See you next lesson”, konuşanın dinleyiciyle bir sonraki derste yeniden buluşmayı beklediğini anlatan bir veda ifadesidir. “I will see you next lesson” tam cümlesinde see, yalnızca “bakmak” değil, “yeniden görüşmek” anlamındadır. Kısa kalıp See you + gelecekteki zaman veya ortak etkinlik şeklindedir. Next lesson, ders sırasındaki bir sonraki dersi belirtir; ancak bu dersin yarın mı, gelecek hafta mı yoksa daha sonra mı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir ders bitti ve grupla bir sonraki derste yeniden görüşmeyi bekliyorsunuz. En doğal veda hangisidir?

  1. See you after the lesson.
  2. See you later today.
  3. See you next lesson.
Cevabı göster

See you next lesson.

Bye-bye.

3:49

Hoşça kalın.