Neden Hiç Tesla Reklamı Görmeyeceksiniz?: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video özeti: Tesla'nın talep, ürün yatırımı, ücretsiz görünürlük, sosyal medya ve Elon Musk sayesinde geleneksel reklamlardan nasıl kaçındığını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “the going rate for” (kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler): reklam alanı, hizmet ya da az bulunan ürünün yaygın piyasa fiyatını belirtin ve bunu resmi sabit ücretten ayırın. 2. “speak for itself” (deyimler ve mecazlı ifadeler): ürün kalitesinin açıklama olmadan ikna edebileceğini anlayın ve kanıt açıkken deyimi kullanın. 3. “a walking advertisement” (deyimler ve mecazlı ifadeler): görünürlüğü ve davranışları ücretli medya olmadan bir markayı sürekli tanıtan kişiye dair mecazı tanıyın.
Bu derste
persuade, and remind consumers of their products and services, Kalıp ifadeler
0:05ikna etmek ve hatırlatmak için reklamlara güvenir,
depend on advertising: bir kaynağa dayanmak
Bu cümlede depend on advertising, reklamın şirketlerin tüketicilerle iletişim kurmak için bel bağladığı bir kaynak olduğunu anlatır. Burada depend on, güvenip dayanmak anlamındadır; bir şey tarafından belirlenmek anlamında değildir. Tekrar kullanılabilen yapı depend on + isim, zamir veya -ing biçimidir. Özne, bu desteğe ihtiyaç duyan kişi ya da şeydir: depend on help, depend on it veya depend on getting permission.
Alıştırma
Cümleyi depend sözcüğünün doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The community garden ____ volunteers to water the plants.
Cevabı göster
depends on
to inform, persuade, and remind consumers: paralel fiil listesi
Tek bir to, eş görevli üç yalın fiili başlatır: inform, persuade ve remind. Fiiller aynı dil bilgisel görevi paylaştığı için İngilizcede persuade ve remind öncesinde to sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Bu paralel liste, üç işlevi kısa ve kolay izlenen bir sıra hâlinde sunar. Virgüller eylemleri ayırır, and ise sonuncuyu belirtir. of their products and services ifadesi en doğrudan remind consumers ile bağlantılıdır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı yapıyı, yani bir to sözcüğünden sonra üç paralel yalın fiili kullanır?
- The program aims welcoming, to support, and connect new families.
- The program aims to welcome, supporting, and connect new families.
- The program aims to welcome, support, and connect new families.
Cevabı göster
The program aims to welcome, support, and connect new families.
remind consumers of: remind someone of something yapısı
remind consumers of their products and services ifadesinde remind, “birinin bir şeyi yeniden hatırlamasını veya düşünmesini sağlamak” anlamına gelir. Consumers, hafızası harekete geçirilen kişilerdir; their products and services ise reklamın onların aklına yeniden getirdiği içeriktir. Yeniden kullanılabilen yapı remind + someone + of + something şeklindedir. Burada reklam, tüketicilere bir eylem yapmalarını hatırlatmıyor; ürün ve hizmetleri onların zihninde tutuyor.
Alıştırma
Hangi cümle, bir resmin alışveriş yapanlara bir ürünü yeniden düşündürdüğü anlamına gelir?
- The picture reminds shoppers of the product.
- The picture informs shoppers about the product.
- The picture reminds shoppers to buy the product.
Cevabı göster
The picture reminds shoppers of the product.
where sometimes companies can spend millions on just a single ad. Kalıp ifadeler
0:16bazen şirketler tek bir reklam için milyonlarca dolar harcayabiliyor.
not online, not on the radio, and not on television: paralel olumsuzluklar
Bu sıralamada konuşmacı her kanalın önünde not sözcüğünü tekrarlar: not online, not on the radio, and not on television. Paralel yapı her kanala ayrı vurgu verir ve reklamların hiçbir yerde görülemeyeceği yönündeki önceki düşünceyi güçlendirir. Yeniden kullanılabilen biçim not A, not B, and not C şeklindedir. Tekrarlanan başlangıçlar dinleyicilerin listeyi takip etmesine yardımcı olur; son öğeden önceki and ise listenin bittiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle her yere ayrı vurgu vermek için not sözcüğünü tekrarlar?
- The club does not meet at school, at the library, or online.
- There are no club meetings—not at school, not at the library, and not online.
- The club meets at school, not at the library, and online.
Cevabı göster
There are no club meetings—not at school, not at the library, and not online.
spend millions on: bir şeye milyonlar harcamak
spend + bir para miktarı + on + bir şey veya etkinlik yapısı, o amaç için ne kadar para kullanıldığını anlatır. Bu cümlede şirketler tek bir reklam için birkaç milyonluk para harcayabilir. Miktar kesin ya da genel olabilir. Bağlamdan anlaşılıyorsa para birimi söylenmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi doğru edatla tamamlayın: Our school spent $500 ____ new library books.
Cevabı göster
on
It's unclear how much General Motors spent on the Super Bowl commercial,
0:23General Motors'un Super Bowl reklamı için ne kadar harcadığı belli değil,
but the going rate for a 30-second spot is 5 million. Notlar
0:27ancak 30 saniyelik bir alanın güncel fiyatı 5 milyon.
the going rate for: bir şeyin geçerli piyasa fiyatı
The going rate for something, insanların şu anda bir şey için genellikle istediği veya ödediği fiyatı anlatır. Burada 5 milyon, 30 saniyelik bir Super Bowl reklam yerinin normal piyasa fiyatı olarak veriliyor; General Motors'ın ödediği doğrulanmış miktar olarak değil. Going, şu anda geçerli olan fiyatı niteler; hareket anlamına gelmez. Rate burada hız değil, fiyat demektir.
Alıştırma
Soruyu güncel ve tipik fiyatı belirten yaygın ifadeyle tamamlayın: What is ____ a one-hour piano lesson?
Cevabı göster
the going rate for
Reklamcılıkta a 30-second spot
Reklamcılık ve yayıncılıkta spot, kısa bir reklamı veya bu reklam için planlanmış yayın süresini ifade eder. Buradaki a 30-second spot, 30 saniye süren bir reklamı ya da ona ayrılan 30 saniyelik zaman dilimini anlatır; bir yer veya leke anlamına gelmez. 30-second ifadesinde sayı ve birim, spot sözcüğünden önce birleşik bir niteleyici oluşturur. Birim tekil kalır: a 30-second spot denir, a 30-seconds spot denmez.
Alıştırma
Bu cümlede spot ne anlama gelir: "We booked a 30-second spot during the game."?
- Bir yüzeydeki küçük bir leke
- Stadyumun içindeki fiziksel bir yer
- Kısa bir reklam veya reklam için ayrılan zaman dilimi
Cevabı göster
Kısa bir reklam veya reklam için ayrılan zaman dilimi
GM spent 2.7 billion in advertising and promotion in 2020.
0:32GM 2020'de reklam ve tanıtım için 2,7 milyar dolar harcadı.
That's actually down a billion from the year before Kalıp ifadeler
0:36COVID-19'un neden olduğu aksaklıklar yüzünden
Azalmayı anlatan down + miktar + from yapısı
be down + miktar + from + karşılaştırma noktası yapısı, bir değerin önceki bir değere göre belirtilen miktarda azaldığını anlatır. Buradaki down a billion from the year before, önceki yıla göre bir milyar daha az demektir. down sözcüğünden sonraki miktar, yeni toplamı değil, azalmanın büyüklüğünü belirtir. Karşılaştırma noktası bir zaman dönemi, hedef veya önceki değer olabilir; örneğin down 10% from last month.
Alıştırma
Cümleyi down, two million dollars ve from kullanarak tamamlayın: The company's revenue is ____ last year's figure.
Cevabı göster
down two million dollars from
due to disruptions from COVID-19. Kalıp ifadeler
0:38bu rakam aslında bir önceki yıla göre bir milyar daha az.
due to disruptions from COVID-19 ifadesinde neden ve kaynak
Due to düşüşün doğrudan nedenini belirtir. Burada ardından tam bir cümlecik değil, disruptions from COVID-19 isim öbeği gelir. disruptions from COVID-19 ifadesindeki from, aksaklıkların kaynağını belirtir. Bu neden ve kaynak kalıbı, bir sayının neden değiştiğini veya faaliyetlerin neden kesintiye uğradığını açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Due to ifadesinin isim öbeği biçimindeki bir nedeni sunduğu ve from sözcüğünün aksaklıkların kaynağını belirttiği cümleyi seçin.
- Flights were delayed due to heavy snow closed the airport.
- Flights were delayed because disruptions from heavy snow.
- Flights were delayed due to disruptions from heavy snow.
Cevabı göster
Flights were delayed due to disruptions from heavy snow.
Here's the advertising cost per vehicle sold for the leading automakers. Kelime
0:40İşte önde gelen otomobil üreticileri için satılan araç başına düşen reklam maliyeti.
advertising cost per vehicle sold ifadesindeki birim başına anlam
Advertising cost per vehicle sold birim başına hesaplanan bir ölçüttür: toplam reklam maliyeti satılan araç sayısına bölünür. Hesaplamada per, “her biri için” anlamına gelir; bu nedenle ifade farklı büyüklükteki şirketlerin adil biçimde karşılaştırılmasını sağlar. Sold, vehicle sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacıdır; vehicle sold, “satılmış araç” anlamına gelir. Bu etiket aracın fiyatını veya toplam reklam bütçesini göstermez.
Alıştırma
Toplam reklam harcamasının satılan araç sayısına bölünmesini ifade eden etiket hangisidir?
- total advertising cost
- advertising cost per vehicle sold
- vehicle price after advertising
Cevabı göster
advertising cost per vehicle sold
Genesis, part of the Hyundai Motor Company,
0:45Hyundai Motor Company'nin bir parçası olan Genesis,
Dished out: yüklü bir miktar ödemek
Bu cümlede dished out, ödedi veya harcadı anlamına gelir. $2,000 per vehicle ifadesini nesne alan dish out öbek fiilinin mecaz anlamdaki kullanımıdır; yemek servis etmekten söz edilmez. Bu ifade gündelik ve canlıdır. Ödemenin miktarını veya yükünü öne çıkarır ancak tek başına Genesis'in parayı isteksizce ödediğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve büyük miktarda para ödemek anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The museum ____ $20,000 for a rare map.
Cevabı göster
dished out
whereas Tesla spent 14 cents incurring costs from promotional activities
0:51Tesla geleneksel reklamlar yerine,
rather than traditional advertising. Dilbilgisi
0:56tanıtım faaliyetlerinden kaynaklanan maliyetler olarak sadece 14 sent harcadı.
Rather than traditional advertising: bir alternatifi dışlamak
Rather than, dışlanan veya yerine başka bir seçenek getirilen unsuru tanıtır. Burada promotional activities maliyetlerin kaynağı olarak gösterilirken traditional advertising kaynak olmaktan çıkarılır. Yapı, karşılaştırılabilir iki unsuru karşı karşıya getirir: promotional activities rather than traditional advertising. Açık bir anlatımda iki taraftaki unsurlar aynı dil bilgisel görevi taşımalıdır; burada ikisi de ad öbeğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede rather than iki paralel ad öbeğini karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- The fee came from delivery charges rather than to renew early.
- The fee came from delivery charges rather than we paid by card.
- The fee came from delivery charges rather than membership dues.
Cevabı göster
The fee came from delivery charges rather than membership dues.
run ads: ücret ödeyerek reklam yayımlamak
why does Tesla not run ads? sorusunda run ads, internet siteleri, televizyon veya sosyal platformlar gibi mecralarda reklam yerleştirmek ya da göstermek için ödeme yapmak demektir. Buradaki run, bir reklam kampanyası yürütmek anlamındadır; koşmak veya bir şirketi yönetmek değildir. Run an ad ve run ads, iş dünyasında yaygın eşdizimlerdir. Tekil biçim bir reklamı anlatırken çoğul biçim birden fazla reklamı ya da genel olarak reklam faaliyetini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle şirketin reklam içeriğini üretmek yerine reklam göstermek için ödeme yaptığını anlatır?
- The company ran ads before the launch.
- The company watched ads before the launch.
- The company made ads before the launch.
Cevabı göster
The company ran ads before the launch.
It doesn't have to persuade anyone to buy its electric cars.
1:01Elektrikli arabalarını satın almaları için kimseyi ikna etmesine gerek yok.
Back in the day: geçmişteki bir dönemi tanıtmak
Back in the day, genellikle günümüzden belirgin biçimde farklı görünen eski bir dönemde anlamına gelen günlük bir zaman ifadesidir. The day belirli bir tarihi göstermez. Bir hikâyenin başında kullanıldığında, konuşmacı ayrıntıları vermeden önce dinleyiciyi geçmişteki arka plana götürür. Çoğu zaman düşünceli veya nostaljik bir ton katar; hangi geçmiş dönemin kastedildiğini ifadenin kendisi değil, bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle hedef ifadeyi geniş bir geçmiş dönemi tanıtmak için doğal biçimde kullanır?
- One day, most family photos were printed on paper.
- The other day, most family photos were printed on paper.
- Back in the day, most family photos were printed on paper.
Cevabı göster
Back in the day, most family photos were printed on paper.
keep up with demand: talebin hızına veya hacmine yetişmek
Keep up with, birinin veya bir şeyin hızına, miktarına ya da ilerleyişine ayak uydurmak demektir. Bu cümlede talep, Tesla'nın tedarik veya teslimat kapasitesinden daha hızlı büyüyordu; bu nedenle couldn't keep up with, şirketin yeterince hızlı karşılık veremediğini anlatır. With demand sözleri, Tesla'nın neye yetişemediğini gösterir. İfade talebi sürdürmek anlamına gelmez; talebin hızına veya hacmine yetişmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyin hızına veya miktarına yetişmek anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Orders arrived faster than the restaurant could prepare them, so it could not ____ demand.
Cevabı göster
keep up with
There was no need for + isim öbeği
There was no need for + isim öbeği yapısı, geçmişteki bir durumda bir şeyin gereksiz olduğunu belirtir. Burada advertising, durumun gerektirmediği şeydir. There sözcüğü gerçeği sunar; burada bir yeri göstermez. Bu yapı, gereksiz olma durumunu bir kişinin görüşünü öne çıkarmadan, durumla ilgili bir gerçek olarak anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: The hall already had enough chairs, so ____ extra seating.
Cevabı göster
there was no need for
Customers had to wait years to get the car they ordered,
1:11Müşteriler sipariş ettikleri arabayı almak için yıllarca beklemek zorunda kaldı,
most affordable ... yet: şu ana kadarki rekor
En üstünlük bildiren bir ifadede yet, “şu ana kadar” anlamına gelebilir. Its most affordable model yet, bu modeli aynı üreticinin daha önceki tüm modelleriyle karşılaştırır ve hiçbirinin daha uygun fiyatlı olmadığını söyler. Yet sözcüğünün bu kullanımı gelecekte değişiklik olabileceğini kabul eder: ileride daha ucuz bir model çıkabilir. Buradaki yet, “ama” anlamına gelmez ve henüz gerçekleşmemiş bir şeyi anlatan not yet yapısının parçası değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede yet, en üstünlük ifadesinden sonra “şu ana kadar” anlamında kullanılmıştır?
- We have not tested the battery yet.
- This is our most reliable battery yet.
- Yet, the battery passed every test.
Cevabı göster
This is our most reliable battery yet.
a million people watched the handover on Tesla's YouTube channel.
1:19bir milyon insan Tesla'nın YouTube kanalında teslimat anını izledi.
Its streamed events frequently rake in millions of views. Öbek fiiller
1:22Canlı yayınlanan etkinlikleri sık sık milyonlarca izlenme alıyor.
rake in: çok büyük miktarda elde etmek
Rake in, bir şeyi çok büyük miktarda elde etmek veya çekmek anlamına gelen canlı bir deyimsel fiildir. Bu cümlede nesne millions of views olduğundan elde edilen sonuç para değil, izleyici görüntülenmeleridir. Bu ifade, sonucun bol ve etkileyici görünmesini sağlar. Medya veya iş dünyası haberlerinde para, gelir, görüntülenme, oy ya da ödül gibi sözcüklerle sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede rake in, çok büyük bir izleyici kitlesini vurgulamak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The new trailer raked in ten million views over the weekend.
- The new trailer raked ten million views over the weekend.
- The new trailer raked in one view over the weekend.
Cevabı göster
The new trailer raked in ten million views over the weekend.
also apparently helped smash sales. Deyimler
1:36görünüşe göre satış rekorlarını kırmaya da yardımcı oldu.
helped smash sales: olumlu ticari anlam taşıyan gerçek anlam göndermesi
Burada helped smash sales, çok konuşulan aksiliğin beklenmedik şekilde satışları büyük ölçüde artırmaya yardımcı olduğu anlamına gelir. Bu bağlamda smash, olumlu bir ticari sonucu abartılı biçimde anlatan bir benzetmedir; satışların yok edildiği anlamına gelmez. Smash fiili aynı zamanda çelik topun camı parçalamasını da hatırlatır. Fiziksel darbe fikrinin ticari bir sonuç için yeniden kullanılması bir kelime oyunu oluşturur ve cümleyi daha akılda kalıcı yapar.
Alıştırma
Bu cümlede helped smash sales ifadesini en iyi açıklayan yorum hangisidir?
- Kazanın beklenmedik şekilde satışları artırdığını ve aynı zamanda camın parçalandığı olayı hatırlattığını söyler.
- Reklam için para ödemenin satışları düşürdüğünü söyler.
- Çelik topun daha önce satılmış ürünleri fiziksel olarak yok ettiğini söyler.
Cevabı göster
Kazanın beklenmedik şekilde satışları artırdığını ve aynı zamanda camın parçalandığı olayı hatırlattığını söyler.
CEO Elon Musk suggested the company had received 250,000 orders of the electric pickup
1:41CEO Elon Musk şirketin elektrikli pikap için 250.000 sipariş aldığını belirtti,
all without having to pay for advertising. Dilbilgisi
1:48üstelik reklam için para ödemek zorunda kalmadan.
without having to + fiil: eylemi yapmak gerekmiyor
Without having to + fiilin yalın hâli, bir sonucun o eylemi yapma gereği veya zorunluluğu olmadan elde edildiğini anlatır. Burada reklam için para ödemek gerekli değildi. Having, without edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir. Burada have to, zorunda olmak anlamına gelir; bu, have fiilinin perfect tense içindeki bir kullanımı değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, derste geçen ve “yapmaya gerek kalmadan” anlamına gelen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: Mia returned the shoes ____ pay a fee.
Cevabı göster
without having to
even events fail to fully explain why Tesla doesn't advertise.
1:51etkinlikler bile Tesla'nın neden reklam yapmadığını tam olarak açıklamaya yetmiyor.
Still, even events fail to fully explain: bir noktayı kabul edip açıklamadaki boşluğu göstermek
Burada Still, “az önce açıklananlara rağmen” anlamına gelir. Etkinliklerin tanıtım sağlayabileceği kabul edilir, ardından bu gerçeğin Tesla'nın neden reklamdan kaçındığını bütünüyle açıklamadığı belirtilir. Still, even X does not fully explain Y dizisi bir savı iki adımda düzenler: önce ilgili kanıtı kabul eder, sonra daha derin bir yanıt gerektiren açıklama boşluğunu gösterir. Even, sözü edilen kanıt önemli olsa da yeterli olmadığını vurgular.
Alıştırma
“Still, even events fail to fully explain” nasıl bir sav geçişi yapıyor?
- Etkinliklerin mümkün olan tek açıklama olduğunu söyler.
- Etkinliklerin hareket etmediğini söyler.
- Önceki kanıtı kabul eder, ancak bunun eksiksiz bir açıklama olmadığını söyler.
Cevabı göster
Önceki kanıtı kabul eder, ancak bunun eksiksiz bir açıklama olmadığını söyler.
Musk has gone on the record to say he'd rather use that money to make the product great. Notlar
1:55Musk, o parayı ürünü harika yapmak için kullanmayı tercih ettiğini açıkça belirtti.
gone on the record to say: kişiye atfedilebilir kamuya açık bir açıklama yapmak
Bu cümlede has gone on the record to say, kişinin kendisine açıkça atfedilebilecek şekilde kamuya açık bir açıklama yaptığını belirtir. Anlatıcı bu görüşü anonim bir haber veya özel bir söz olarak değil, Musk'ın alıntılanabilir tutumu olarak sunar. Go on the record, medyada kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Yaygın yapılar arasında go on the record to say + yan cümle ve go on the record as saying + yan cümle bulunur. Buradaki has gone, geçmişte yapılan kamuya açık açıklamanın bugün de geçerli olduğunu gösteren present perfect yapısıdır.
Alıştırma
Cümleyi “kamuya açık ve kişiye atfedilebilir bir açıklama yaptı” anlamındaki medya ifadesiyle tamamlayın: The scientist ____ the results had been checked twice.
Cevabı göster
went on the record to say
he'd rather use ...: örtük bir karşılaştırma
he'd rather use ifadesindeki 'd, would sözcüğünün kısaltmasıdır. would rather + fiilin yalın hâli, birinin hangi eylemi tercih ettiğini anlatır; use yalın hâldedir, bu yüzden önüne to gelmez. Diğer seçenek bağlamdan zaten anlaşılıyorsa than ile başlayan karşılaştırma bölümü söylenmeyebilir. Burada bütçeyi reklama harcamak yerine ürünü geliştirmek için kullanma karşıtlığı ima edilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz iki sözcüklü tercih ifadesiyle tamamlayın: Given a choice, Lena ____ use the extra time to improve the design.
Cevabı göster
would rather
Tesla's research and development budget has been increasing drastically over the years, Dilbilgisi
2:00Tesla'nın araştırma ve geliştirme bütçesi yıllar içinde büyük ölçüde artarken,
has been increasing ... over the years: devam eden bir eğilim
Has been increasing, present perfect continuous yapısıdır: has been + fiil-ing. Budget tekil bir özne olduğu için has kullanılır. Bu yapı, artışı geçmişte başlayan ve günümüze kadar süren ya da gelişen bir eğilim olarak sunar. Over the years, günümüze uzanan uzun zaman aralığını verir; drastically ise değişimin boyutunun çok büyük olduğunu söyler. Tek başına artışın durduğu veya bir anda gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir antrenör aylar önce başlayan ve hâlâ devam eden bir eğilimi anlatıyor. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?
- Her stamina has been improving steadily over the last few months.
- Her stamina will improve steadily over the next few months.
- Her stamina improved steadily over the last few months.
Cevabı göster
Her stamina has been improving steadily over the last few months.
while GM's has been steady and recently dropped slightly in 2020. Anlatım akışı
2:05GM'in bütçesi sabit kaldı ve yakın zamanda 2020'de hafifçe düştü.
while GM's has been steady and recently dropped slightly: while ile eğilimleri karşılaştırmak
Bu cümlede while, GM'nin eğilimini sunar ve bunu Tesla'nın artan bütçesiyle karşılaştırır. Burada whereas anlamındadır; bir şey olurken geçen süreyi belirtmez. GM's, GM's research and development budget ifadesinin yerini alır; tekrarlanan isim grubu çıkarılmıştır. Bu yapı, iki özneyi ve onların farklı eğilimlerini tek bir cümlede karşılaştırmayı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede while hangi ilişkiyi gösteriyor? The city added more bike lanes, while the number of car lanes stayed the same.
- Şehrin daha fazla bisiklet yolu eklemesinin nedeni
- Bir olayın yalnızca başka bir olay sırasında gerçekleşmesi
- İki eğilim arasındaki karşıtlık
Cevabı göster
İki eğilim arasındaki karşıtlık
It still spends considerably more than Tesla. Dilbilgisi
2:09Yine de Tesla'dan çok daha fazla harcıyor.
considerably more than: büyük bir farkı belirtmek
Considerably bir derece zarfıdır. considerably more than ifadesinde karşılaştırmayı güçlendirir ve farkın küçük değil, büyük veya belirgin olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp considerably + karşılaştırma biçimidir: considerably higher, lower, faster veya more expensive. Kesin bir sayı vermeden farkın büyüklüğünü anlatır.
Alıştırma
İki plan arasında büyük bir fiyat farkı olduğunu gösteren cümleyi seçin.
- The premium plan costs considerably more than the standard plan.
- The premium plan costs slightly more than the standard plan.
- The premium plan costs exactly as much as the standard plan.
Cevabı göster
The premium plan costs considerably more than the standard plan.
Closing the gap: aradaki farkı kapatmak
Burada closing the gap, Musk'ın şirketi ile General Motors arasındaki araştırma ve geliştirme harcamaları farkını azaltmak demektir. Gap fiziksel bir açıklık değil, soyut bir farktır. Daha genel olarak close the gap, puan, finansman, beceri veya pazar payı gibi alanlarda bir tarafın diğerine yetişmesini anlatır. Farkın küçüldüğünü gösterir ancak tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte closing the gap ne anlama geliyor?
- Tüm araştırma ve geliştirme çalışmalarını durdurmak
- Bir binadaki fiziksel açıklığı kapatmak
- Musk'ın şirketi ile General Motors arasındaki araştırma harcamaları farkını azaltmak
Cevabı göster
Musk'ın şirketi ile General Motors arasındaki araştırma harcamaları farkını azaltmak
The thinking behind Tesla's focus on design, engineering, and testing Anlatım akışı
2:16Tesla'nın tasarım, mühendislik ve test süreçlerine odaklanmasının ardındaki düşünce şudur:
the product will speak for itself or have others speak for it free of charge. Deyimler
2:21ürün kendi adına konuşur ya da başkalarının onun hakkında ücretsiz konuşmasını sağlar.
The thinking behind ... is that ... kalıbı
The thinking behind X is that Y kalıbı bir açıklamayı iki bölüm hâlinde düzenler. X bir kararı, planı veya odağı belirtir; Y ise bunu destekleyen gerekçeyi verir. Bu cümlede X, Tesla'nın tasarım, mühendislik ve testlere odaklanmasıdır; Y ise en iyi arabayı yapmanın ürünün kendisini göstermesini sağlayacağı düşüncesidir. Burada thinking, «gerekçe» veya «yol gösteren fikir» anlamında bir isimdir. Behind fiziksel olarak arkada olmak değil, bir şeyin temelinde bulunmak anlamına gelir. Bu kalıp önce stratejiyi sunar, ardından mantığını açıklar.
Alıştırma
Eksik iki bölümü ekleyerek kalıbı tamamlayın: The ____ the shorter meeting policy ____ people will have more time for focused work.
Cevabı göster
thinking behind · is that
If you build ..., the product will ...: gerçek koşul ve sonuç
Bu, gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir durum için kullanılan gerçek koşul cümlesidir. if yan cümlesi koşulu, yani en iyi arabayı yapmayı verir. Ana cümle ise beklenen sonucu, yani ürünün kendi değerini göstereceğini söyler. Bu bir neden-sonuç tahminidir; garanti değildir. Koşul için if + geniş zaman, sonuç için will + fiilin yalın hâlini kullanın. Koşul gelecekle ilgili olsa bile normalde if you will build değil, if you build denir.
Alıştırma
Gerçek koşul cümlesini update ve get fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If you ____ the app today, you ____ the new tools.
Cevabı göster
update · will get
Speak for itself: ek açıklama olmadan ikna edici olmak
Speak for itself, bir şeyin kalitesinin, gerçeklerinin veya sonuçlarının ek açıklama ya da tanıtım olmadan açık ve ikna edici olduğunu anlatan bir deyimdir. Burada araba kişileştirilir: ürün gerçekten konuşamaz. Anlatılmak istenen, kalitesinin kendi başına kanıt oluşturmasıdır. Bu, ürünün otomatik olarak satılacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “ek açıklama olmadan ikna edici olmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: The clear evidence will ____.
Cevabı göster
speak for itself
Celebrities and influencers have showered plenty of affection on the company. Deyimler
2:26Ünlüler ve fenomenler şirkete bolca sevgi gösterdiler.
Showered plenty of affection on: mecazi olarak bolca sevgi göstermek
Bu cümlede showered plenty of affection on, şirkete büyük miktarda sıcak ilgi ve beğeni gösterdikleri anlamına gelir. Shower burada mecazidir: sevgi sanki bolca yağıyormuş gibi düşünülür; kimseyi yıkamak anlamına gelmez. Yapı shower + bir şeyin miktarı veya türü + on + alıcı şeklindedir. Çok miktarda vermeyi vurgular ve praise, attention, gifts ya da compliments ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zaman yapısı shower + plenty of affection + on ile tamamlayın: The grandparents ____ their new puppy.
Cevabı göster
showered plenty of affection on
Jaden Smith showed off his pink Model X in a music video. Öbek fiiller
2:30Jaden Smith pembe Model X'ini bir müzik videosunda sergiledi.
Showed off: dikkat çekmek için bir şeyi sergilemek
Showed off, show off fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada arabasını başkalarının dikkatini çekecek şekilde sergilediği anlamına gelir. Genellikle gurur ya da başkalarını etkileme isteği anlatır ve sadece showed demekten daha güçlüdür. Bu deyimsel fiil, show off a car örneğinde olduğu gibi sergilenen şeyi nesne alabilir. Nesne olmadan someone is showing off, birinin başkalarını etkilemek için dikkat çekici davrandığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, Leo’nun insanların yeni saatini fark edip beğenmesini istediğini en açık şekilde anlatır?
- Leo showed his new watch to the repair clerk.
- Leo showed off his new watch at lunch.
- Leo put his new watch away before lunch.
Cevabı göster
Leo showed off his new watch at lunch.
Kanye West has made no secret of his Tesla love affair. Deyimler
2:33Kanye West, Tesla'ya olan aşkını hiç gizlemedi.
made no secret of: bir tutumu açıkça göstermek
Bu cümlede has made no secret of, “açıkça gösterdi veya kabul etti” anlamına gelir. Tesla love affair, Kanye West'in Tesla'ya duyduğu büyük ilgiyi esprili biçimde anlatır; cümle, özel bir aşk ilişkisinin açığa çıktığını değil, bu ilginin herkesçe bilindiğini söyler. Kalıp make no secret of + isim veya -ing biçimidir. Haberlerde açıkça belirtilmiş bir tercih, görüş, plan veya niyeti anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “açıkça gösterdi veya kabul etti” anlamındaki deyimle tamamlayın: The principal has ____ her support for longer lunch breaks.
Cevabı göster
made no secret of
Youtuber ZHC surprised Mr. Beast with a custom-designed Tesla.
2:39Youtuber ZHC, Mr. Beast'e özel tasarım bir Tesla ile sürpriz yaptı.
Tesla also receives an abundance of free promotion from Musk's other company, Kalıp ifadeler
2:44Tesla, Musk'ın diğer şirketi SpaceX'ten de
Not to mention: daha güçlü destekleyici bilgi eklemek
Not to mention, az önce söylenen noktayı güçlendiren bir bilgi daha ekler. Bir söylem belirleyicisi olarak çalışır. Olumsuz görünmesine rağmen konuşan kişi bir şeyi anmayı reddetmez; bu kalıp tam tersine o bilgiyi konuşmaya ekler. Burada, önceki tanıtım örneklerinin ardından SpaceX'in sağladığı ücretsiz tanıtımı ek bir kanıt olarak sunar. Cümle başında Not to mention ifadesinden sonra virgül ve tam bir yan cümle gelebilir; ayrıca doğrudan bir isim veya -ing biçimi de gelebilir.
Alıştırma
İkinci gerçeği ek bir ikna edici destek olarak en iyi sunan başlangıç hangisidir? The apartment is close to work. ______ it is much cheaper than my current place.
- As a result,
- In contrast,
- Not to mention,
Cevabı göster
Not to mention,
an abundance of: bol miktarı anlatan resmî bir ifade
An abundance of, çok büyük bir miktar veya sayı anlamına gelir ve çoğu zaman bir şeyin bol olduğu fikrini taşır. Bu cümlede ücretsiz tanıtım miktarının özellikle fazla olduğunu vurgular. Abundance temel isimdir; of ise büyük miktarda bulunan şeyi tanıtır. An abundance of + isim kalıbı çoğul sayılabilen isimlerle ve sayılamayan isimlerle kullanılabilir. Bu cümlede promotion sayılamayan bir isimdir.
Alıştırma
Cümleyi abundance sözcüğüyle kurulan üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The library offers ____ useful research material.
Cevabı göster
an abundance of
Model X's carried NASA astronauts to the launch pad for flights aboard Falcon 9,
2:50Model X'ler NASA astronotlarını Falcon 9 ile uçuşları için fırlatma rampasına taşırken,
while the Falcon Heavy launched a Tesla Roadster on a path to Mars.
2:54Falcon Heavy bir Tesla Roadster'ı Mars'a doğru yola çıkardı.
That event generated a flood of media attention. Deyimler
2:58Bu olay medyanın yoğun ilgisini çekti.
a flood of media attention: ani yoğunluğu anlatan bir mecaz
A flood of media attention bir mecazdır; medya ilgisi gerçekten su gibi hareket etmemiştir. İfade, olayın çok büyük miktarda ilgiyi hızla çektiği anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen a flood of + isim kalıbı; mesajları, talepleri, yorumları veya ilgiyi ani ve ezici bir akış olarak sunar. Burada attention sayılamayan bir isimdir; bu nedenle miktar çoğul biçimle değil, a flood of ile ifade edilir.
Alıştırma
“After the announcement, the office received a flood of calls,” cümlesinde a flood of calls neyi ifade eder?
- Tek bir telefon görüşmesi çok uzun sürdü.
- Kısa sürede çok sayıda telefon geldi.
- Bir telefon görüşmesi sırasında ofise su girdi.
Cevabı göster
Kısa sürede çok sayıda telefon geldi.
so rosy: olumlu, dostça veya yolunda
Burada so rosy, ilişkinin özellikle olumlu, dostça veya sorunsuz olduğunu anlatır. İfade hasn't always been yapısından sonra geldiği için cümle, ilişkinin uyumlu olmaktan çok sık sık gergin olduğunu söyler. Rosy, iyimser veya hoş bir durumu anlatmak için gül renginin çağrışımını kullanan bir benzetmedir. Durumlar, genel görünüm, beklentiler veya ilişkiler için kullanılır ve özellikle things aren't so rosy gibi olumsuz yapılarda görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede rosy, olumlu veya umut verici anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The project faced delays, so the outlook was not so rosy.
- The roses opened beside the gate.
- She painted the nursery a rosy shade.
Cevabı göster
The project faced delays, so the outlook was not so rosy.
to put it lightly: bilinçli bir hafifletmeyi belirtmek
To put it lightly, konuşanın gerçek durumdan daha hafif sözler seçtiğini dinleyene bildirir. Burada ilişkinin hasn't always been so rosy olduğunu söylemek, ciddi veya tekrarlanan çatışmalara ölçülü bir biçimde işaret eder. Bu ifade bir eksik anlatım işareti gibi çalışır: görünürdeki yumuşaklığı vurguya dönüştürür. Dinleyenin “Aslında durum az önce söylediğimden çok daha kötüydü” sonucunu çıkarması beklenir.
Alıştırma
Hangi kapanış ifadesi very difficult sözlerinin gerçeğin tamamından bilerek daha hafif olduğunu belirtir? The negotiations were very difficult...
- to put it simply.
- to put it lightly.
- to change the subject.
Cevabı göster
to put it lightly.
about a deadly crash of a Model X on autopilot mode
3:09otomatik pilot modundaki bir Model X'in ölümcül kazası
or production delays involving the Model 3.
3:12veya Model 3 ile ilgili üretim gecikmeleri hakkında.
Musk suggested journalists write negative stories in order to get maximum clicks
3:15Musk, gazetecilerin maksimum tıklama almak için olumsuz hikayeler yazdığını
and because gas and diesel car companies advertise with these news organizations,
3:19ve benzinli ve dizel otomobil şirketleri bu haber kuruluşlarına reklam verirken
Toplu bir adlandırma olarak Big Oil
Big Oil, büyük petrol şirketlerini ve bunlarla bağlantılı güç ya da çıkarları birlikte ifade eden bir etikettir. Tek bir şirketin adı değildir; sözcüklerin büyük harfle başlaması bunun yerleşik bir adlandırma olduğunu gösterir. Bu cümlede etiket, iddiaya eleştirel ve siyasi bir ton katar: petrol sektörünün çıkarlarının haberleri etkileyebileceğini ima eder. Bu etki kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bir çıkarım olarak sunulur; gazeteciler de bunu reddeder.
Alıştırma
Örnekte Big Oil ne anlama geliyor?
- Güçlü bir grup olarak görülen büyük petrol şirketleri
- Yemeklik yağ satan bütün işletmeler
- Resmî adı Big Oil olan tek bir şirket
Cevabı göster
Güçlü bir grup olarak görülen büyük petrol şirketleri
You might think Tesla would respond with a slick public relations campaign, Anlatım akışı
3:30Tesla'nın buna şık bir halkla ilişkiler kampanyasıyla yanıt vereceğini düşünebilirsiniz,
but actually Tesla got rid of its PR team in North America, Öbek fiiller
3:34ancak aslında Tesla Kuzey Amerika'daki PR ekibini dağıttı,
You might think ... but actually ... beklenti dönüşü
You might think ... but actually ... kalıbı bilgiyi iki adımda düzenler. You might think, dinleyicinin makul biçimde oluşturabileceği bir beklentiyi sunar; but actually ise bu beklentiyi düzelten veya şaşırtıcı biçimde tersine çeviren gerçeğe geçiş yapar. Burada might, beklentinin kesin değil ihtimale dayalı olduğunu gösterir. Konuşan kişi, dinleyicinin gerçekten böyle düşünüp düşünmediğini sormaz.
Alıştırma
Vurgulanan ifadelerle beklenti tersine çevirme kalıbını tamamlayın: ____ the museum would be quiet on Friday night, ____ it was full of families.
Cevabı göster
You might think · but actually
got rid of: bir şeyi kaldırmak veya artık bulundurmamak
Got rid of, get rid of ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada Tesla’nın ekibi kaldırdığı ve artık şirketin bir parçası olarak bulundurmadığı anlamına gelir. Kalıp get rid of + isim şeklindedir. İfade bir bütün olarak kullanılır: get rid of a problem, got rid of old equipment veya get rid of an unnecessary step. Bu anlamda get sözcüğünü çıkarıp rid of the team demeyin.
Alıştırma
Cümleyi get rid of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The school ____ its broken vending machine last month.
Cevabı göster
got rid of
While most companies use their PR departments to communicate information to journalists,
3:39Çoğu şirket bilgileri gazetecilere iletmek için PR departmanlarını kullanırken,
Tesla appears to be cutting out the journalists in favor of communicating directly with the public via social media. Notlar
3:43Tesla sosyal medya aracılığıyla halkla doğrudan iletişim kurmak adına gazetecileri aradan çıkarıyor gibi görünüyor.
cutting out the journalists: aracıyı ortadan kaldırmak
Cutting out the journalists, gazetecileri iletişim yolundan çıkarmak anlamına gelir. Tesla halkla doğrudan iletişim kurduğu için gazeteciler artık aradaki basamak rolünü üstlenmez. Kalıp cut out + kişi ya da adım veya cut + kişi ya da adım + out şeklinde olabilir. Bir süreçte o bölümü atlamak veya kaldırmak anlamına gelir; bir araçla gerçekten kesmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede cut out, bir aracıyı süreçten çıkarmak anlamında kullanılmıştır?
- The call kept cutting out during the storm.
- The platform cuts out the broker by connecting buyers directly with sellers.
- The manager cut off the speaker before the announcement was finished.
Cevabı göster
The platform cuts out the broker by connecting buyers directly with sellers.
in favor of communicating directly: bir yöntem yerine diğerini seçmek
cut out X in favor of Y kalıbında in favor of, X yerine Y'nin seçilen veya tercih edilen seçenek olduğunu gösterir. Bu cümlede halkla doğrudan iletişim kurmak seçilen yöntemdir; gazetecileri aracı olarak kullanma yöntemi ise bırakılmaktadır. of edatından sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Bu nedenle in favor of communicating doğru yapıdır. Buradaki favor, bir iyilik yapmayı değil, tercih veya desteği ifade eder.
Alıştırma
İkinci yöntemin birincinin yerine seçildiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The clinic stopped mailing reminders ____ sending text messages.
Cevabı göster
in favor of
Musk's belief in the power of social media is so strong Dilbilgisi
3:49Musk'ın sosyal medyanın gücüne olan inancı o kadar güçlü ki,
that he once hired a meme maker as Tesla's social media manager.
3:53bir zamanlar bir caps yapıcısını Tesla'nın sosyal medya yöneticisi olarak işe almıştı.
so strong that: dereceyi sonuca bağlamak
So strong that, so + sıfat + that ile başlayan yan cümle yapısını kullanır. So, strong sözcüğünün derecesini artırır; that ile başlayan yan cümle ise bu yüksek derecenin sonucunu veya kanıtını belirtir. Bu cümlede bir meme üreticisinin işe alınması, Musk'ın inancının ne kadar güçlü olduğunu gösteren somut bir sonuç olarak sunulur. That ile başlayan bölüm bir sonuç cümlesidir; belief ismini tanımlayan bir yan cümle değildir.
Alıştırma
Bir sıfatın derecesini sonucuna bağlayan iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The puzzle was ____ difficult ____ nobody finished it on time.
Cevabı göster
so · that
Adam Koszary had a sheep to thank for the job. Kalıp ifadeler
3:56Adam Koszary'nin bu iş için bir koyuna teşekkür etmesi gerekiyordu.
işi bir koyuna borçlu olmak
have + kişi/şey + to thank for + sonuç kalıbı, bir sonuca kimin ya da neyin yol açtığını belirtir. Burada had a sheep to thank for the job, koyun fotoğrafının dolaylı olarak Adam'a iş fırsatı getirdiği anlamına gelir. have'den sonra gelen kişi ya da şeyin bunu bilerek yapması veya gerçekten teşekkür alması gerekmez. Bu ifade beklenmedik bir nedeni gösterebilir; for'dan sonraki sonuç iyi de kötü de olabilir.
Alıştırma
Hedef kalıbı tamamlayın: Maya got the internship because her teacher recommended her. She has her teacher ____ the opportunity.
Cevabı göster
to thank for
He caught Musk's attention after tweeting out a photo of this absolute unit when he worked at a British Museum. Notlar
3:59British Museum'da çalışırken bu devasa hayvanın fotoğrafını tweet atarak Musk'ın dikkatini çekti.
Musk'ın dikkatini çekti
Catch someone's attention, birinin bir kişiyi ya da şeyi fark etmesini sağlamak demektir. Bu cümlede Adam'ın tweeti, Musk'ın Adam'ı veya paylaşımını fark etmesini sağladı. Yaygın kalıp catch + someone's + attention şeklindedir. Attention bu ifadede genellikle sayılamayan bir isimdir, bu yüzden tekil kalır.
Alıştırma
Parlak bir poster Leo'nun onu hemen fark etmesini sağladı. Bu ilk anı en iyi anlatan cümle hangisidir?
- The bright poster held Leo's attention for an hour.
- Leo paid attention to every word in the lecture.
- The bright poster caught Leo's attention.
Cevabı göster
The bright poster caught Leo's attention.
absolute unit: son derece büyük bir şey için esprili argo
Bu cümlede absolute unit, fotoğraftaki olağan dışı derecede iri koyunu anlatan son derece gündelik bir internet argosudur. Absolute, unit sözcüğünü güçlendirir; ifadenin tamamı hayvanın etkileyici derecede büyük olduğuna dair eğlenceli bir hayranlık belirtir. Burada unit, “ölçü birimi” anlamına gelmez. Absolute unit ifadesini, genellikle bir internet şakası veya esprili yorum içinde çok büyük ve heybetli görünen bir insanı, hayvanı ya da nesneyi anlatan kalıplaşmış bir argo ifade olarak düşünün.
Alıştırma
Bir arkadaşınız dev bir balkabağının fotoğrafını paylaşıyor. Hangi yorum absolute unit ifadesini doğal biçimde kullanır?
- That pumpkin is an absolute unit!
- Please measure the pumpkin in an absolute unit.
- That pumpkin is absolute and unit.
Cevabı göster
That pumpkin is an absolute unit!
went viral: internette hızla yayılmak
Went viral, go viral ifadesinin basit geçmiş zaman biçimidir. Burada fotoğrafın internette birçok kişi tarafından çok hızlı paylaşıldığını ve geniş bir kitleye ulaştığını belirtir. Viral burada mecazidir: içeriğin hızlı yayılması bir virüsün yayılmasına benzetilir. Herhangi birinin hastalandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi go viral ifadesinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the dance clip was shared by several celebrities, it ____ overnight.
Cevabı göster
went viral
and for some reason Musk ended up changing his profile picture to that of the big fluffy fella, Öbek fiiller
4:06ve her nedense Musk profil resmini o büyük pofuduk dostun resmiyle değiştirdi,
ended up changing: planlanmamış bir nihai sonuç
ended up changing ifadesinde ended up, profil fotoğrafını değiştirme eylemini önceki olayların vardığı nihai sonuç olarak sunar. Genellikle bu sonucun başlangıçta planlanmadığını veya beklenmedik biçimde ortaya çıktığını düşündürür. Yeniden kullanılabilen yapı end up + fiilin -ing biçimidir: end up changing, ended up choosing veya may end up waiting. Zaman çekimi end üzerinde gösterilir; sonraki fiil -ing biçiminde kalır.
Alıştırma
Cümleyi ended up + rent fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We planned to take the train, but we ____ a car instead.
Cevabı göster
ended up renting
His 50 million follower count on Twitter is far greater than that of the leading automotive companies combined. Dilbilgisi
4:13Twitter'daki 50 milyon takipçi sayısı, önde gelen otomotiv şirketlerinin toplamından çok daha fazla.
far greater than that of ... combined: ... toplamından çok daha fazla
Far, greater karşılaştırma biçimini güçlendirir: far greater büyük bir farkla çok daha fazla anlamına gelir. Far, temel sıfat great'i değil, karşılaştırma biçimi greater'ı niteler. That, tekil isim grubu follower count yerine geçer; böylece cümle bir kişiyi şirketlerle değil, bir sayıyı başka bir sayıyla karşılaştırır. Of the leading automotive companies combined, bu şirketlerin sayılarının toplanması anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp X is far greater than that of Y combined şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi far greater than ve ardından tekil yerine geçme yapısı that of ile tamamlayın: The museum's follower count is ____ its local competitors combined.
Cevabı göster
far greater than that of
like the time singer Sheryl Crow got stuck in a parking lot with a dark Tesla display.
4:21şarkıcı Sheryl Crow'un Tesla ekranı karardığında bir otoparkta mahsur kaldığı zaman olduğu gibi.
It's not just the rich and famous who have his attention. Dilbilgisi
4:26Onun dikkatini çekenler sadece zenginler ve ünlüler değil.
Mr. Musk routinely answers questions from the general public.
4:28Bay Musk, genel halktan gelen soruları da düzenli olarak yanıtlıyor.
It's not just X who ...: yalnızca X değil...
It's not just the rich and famous who have his attention cümlesindeki not just, zenginlerin ve ünlülerin onun ilgisini çektiğini reddetmez. Yalnızca bu kişilerin ilgi gördüğü şeklindeki dar düşünceyi reddeder. It's not just X who/that ... kalıbı X'i öne çıkarır ve ardından dinleyiciyi ya da okuyucuyu daha geniş bir gruba veya başka bir etkene hazırlar. Burada sonraki cümle bu daha geniş grubu, yani genel halkı verir.
Alıştırma
It's not just local residents who use the library; visitors do too. cümlesi ne anlatır?
- Kütüphaneyi yerel sakinler kullanır ve ziyaretçiler de kullanır.
- Kütüphaneyi yalnızca ziyaretçiler kullanır.
- Kütüphaneyi yerel sakinler kullanmaz, fakat ziyaretçiler kullanır.
Cevabı göster
Kütüphaneyi yerel sakinler kullanır ve ziyaretçiler de kullanır.
he himself is a walking advertisement for Tesla, Deyimler
4:32kendisinin Tesla için yürüyen bir reklam olduğunu söyleyebiliriz,
a walking advertisement: yürüyen reklam
A walking advertisement for something olarak tanımlanan bir kişi, görünüşü, davranışları veya toplum önündeki varlığıyla o şeyi neredeyse kendiliğinden tanıtır. Bu bir mecazdır; kişi gerçekten bir reklam değildir. Burada ifade, onun çok görünür olan kendi imajının Tesla'ya sürekli ilgi çektiğini anlatır. Daha genel olarak walking + isim yapısı, bir kişiyi o ismin canlı ve görünür bir örneği olarak sunabilir.
Alıştırma
Mina is a walking advertisement for the hiking club cümlesinin en olası anlamı nedir?
- Görünüşü ve davranışları kulübü doğal biçimde tanıtıyor.
- Yürürken gerçek bir reklam taşıyor.
- Kulübün reklamlarını tasarladığı ücretli bir işi var.
Cevabı göster
Görünüşü ve davranışları kulübü doğal biçimde tanıtıyor.
though occasionally it's gotten him into trouble. Kalıp ifadeler
4:35bazen bu durum onu derde soksa da.
gotten him into trouble: onun başını derde sokmak
Get someone into trouble, bir kişinin sorun, ceza, eleştiri veya başka olumsuz sonuçlarla karşılaşmasına neden olmak demektir. Yapı get + kişi + into trouble şeklindedir; burada him, etkilenen kişidir. it's gotten him into trouble ifadesinde it's, it has anlamına gelir; bu nedenle gotten, present perfect yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. İfade, kamuya açık rolünün ve davranışlarının bazen ona sorun çıkardığını anlatır; fiziksel olarak bir yere girmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi get someone into trouble ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The prank ____ with his coach.
Cevabı göster
got Leo into trouble
The US Securities and Exchange Commission sued Musk for fraud when he tweeted he was considering taking Tesla private at $420 a share, Notlar
4:38ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, Tesla'yı hisse başına 420 dolardan, yani esrara bir gönderme yaparak,
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu
Genellikle SEC olarak kısaltılan ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, ABD menkul kıymetler yasalarını uygulayan federal bir kurumdur. Menkul kıymet piyasalarını ve halka açık şirketlerle yöneticilerinin yatırımcılara verdiği bilgileri denetler. Bu cümlede SEC'nin adının geçmesi, Tesla'nın mülkiyet yapısı ve hisse fiyatı hakkındaki kamuya açık bir açıklamanın neden menkul kıymetler hukukuyla ilgili bir konuya dönüşebileceğini gösterir. SEC soruşturma yapabilir ve hukuk davaları açabilir; bir mahkeme veya Tesla bünyesindeki bir komite değildir.
Alıştırma
Bu cümlede The US Securities and Exchange Commission adı bize ne anlatıyor?
- Tesla bünyesinde reklamları onaylayan bir komitedir.
- ABD menkul kıymetler yasalarını uygulayan ve piyasaya yapılan açıklamaları denetleyen federal kurumdur.
- Her dolandırıcılık davasında nihai kararı veren bir mahkemedir.
Cevabı göster
ABD menkul kıymetler yasalarını uygulayan ve piyasaya yapılan açıklamaları denetleyen federal kurumdur.
Halka açık bir şirketi özel şirkete dönüştürmek
“taking Tesla private” ifadesinde take + company + private, halka açık bir şirketi özel mülkiyetteki bir şirkete dönüştürmek demektir. Şirketin hisseleri artık halka açık bir borsada işlem görmez. Buradaki private, şirketin mülkiyet biçimini ve piyasadaki durumunu anlatır. Tesla’yı gizli tutmak veya bilgilerini korumak anlamına gelmez.
Alıştırma
İş dünyası ifadesini tamamlayın: After the purchase, the new owners will take the company ____, so its shares will no longer trade on the stock exchange.
Cevabı göster
private
Hisse başına 420 dolar: esrara bir gönderme
At $420 a share, her hisse için önerilen fiyatı belirtir. Ardından gelen a reference to marijuana ifadesi, 420’nin burada başka bir kültürel anlamı da olduğunu açıklar. ABD’de ve daha geniş Kuzey Amerika kenevir kültüründe 420, esrarla yaygın biçimde ilişkilendirilir ve sık sık şifre veya şaka olarak kullanılır. Bu ifade, okuyucunun fiyattaki göndermeyi fark etmesini sağlar; ancak önerilen işlemin veya finansmanının gerçek olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümlede “a reference to marijuana”, $420 fiyatı hakkında okuyucuya ne anlatıyor?
- Sayı, kenevir kültürüne de gönderme yapıyor.
- Fiyata esrar vergisi dâhildir.
- Her Tesla hissesi bir esrar ürününü temsil eder.
Cevabı göster
Sayı, kenevir kültürüne de gönderme yapıyor.
and that funding had been secured. Kelime
4:47ve fonlamanın sağlandığını tweetlediği için Musk'a dolandırıcılık davası açtı.
funding had been secured: finansman sağlanmıştı
Bu cümlede secure funding, bir plan için gereken parayı elde etmek veya kesin biçimde ayarlamak anlamına gelir. Edilgen funding had been secured yapısı paraya odaklanır ve paranın yalnızca arandığını değil, artık hazır ya da taahhüt edilmiş olduğunu belirtir. Past perfect yapıdaki had been secured, bu tamamlanmış sonucu geçmişteki başka bir noktadan önceye yerleştirir. Resmî haber ve raporlarda, finansmanın mevcut olabileceğini söylemekten çok daha kesin bir iddia ifade eder.
Alıştırma
Raporu tamamlamak için funding ve secure sözcüklerini past perfect edilgen yapıda kullanın: By the time construction began, ____.
Cevabı göster
funding had been secured
Musk puts his companies in the spotlight without the need to pay for it. Deyimler
4:50Musk, para ödemeye gerek kalmadan şirketlerini spot ışıklarının altına yerleştiriyor.
Controversial or not: tartışmalı olsun ya da olmasın
Controversial or not, tartışmalı olsun ya da olmasın anlamına gelen kısaltılmış bir ödünleme kalıbıdır. İnsanların konu hakkında farklı düşünebileceğini kısaca kabul eder, ardından ana iddiayı sürdürmek için bu soruyu bir kenara bırakır. Burada konuşmacı tartışmanın önemsiz veya çözülmüş olduğunu söylemez. Asıl nokta, sonraki sonucun her iki durumda da geçerliymiş gibi sunulmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için controversial sözcüğünü kısaltılmış sıfat + or not kalıbında kullanın: ____, the policy will remain in place.
Cevabı göster
Controversial or not
Put something in the spotlight: birini veya bir şeyi ilgi odağına koymak
Burada in the spotlight, kamuoyunun ve medyanın ilgi odağında olmak anlamına gelen bir deyimdir. Musk'ın eylemleri, bu görünürlük için ödeme yapmadan şirketlerinin çok dikkat çekmesini sağlar; gerçek bir sahne ışığından söz edilmez. put + kişi veya şey + in the spotlight kalıbı, bu ilginin oluşmasına neden olmayı anlatır. Be in the spotlight ise zaten ilgi gören durumda olmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi spotlight sözcüğünü içeren ve ‘kamuoyunun ilgi odağında olmak’ anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: The viral interview put the small charity ____.
Cevabı göster
in the spotlight
It should be noted that some other companies have employed the same strategy. Anlatım akışı
4:54Diğer bazı şirketlerin de aynı stratejiyi uyguladığını belirtmek gerekir.
It should be noted that: önemli bir sınırlamaya dikkat çekmek
It should be noted that, okuyucuya sıradaki bilginin dikkate değer olduğunu bildiren kişisiz ve resmî bir kalıptır. Kimseden gerçekten not almasını istemez. Bu cümlede kalıp, önceki düşünceyi dengeleyen bir sınırlama getirir: başka şirketler de bu stratejiyi kullandığı için önceki nokta yalnızca tek bir şirkete özgüymüş gibi anlaşılmamalıdır. Yapısal olarak that, önemli bilgiyi içeren yan cümleyi başlatır.
Alıştırma
Resmî cümleyi should içeren ve önemli bir sınırlamaya dikkat çeken beş sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ the results are preliminary.
Cevabı göster
It should be noted that
Starbucks relied on word of mouth to grow. Deyimler
4:58Starbucks büyümek için kulaktan kulağa yayılan tavsiyelere güvendi.
word of mouth: kişiden kişiye aktarılan tavsiyeler
Word of mouth, bilgi veya tavsiyelerin ücretli reklam yoluyla değil, konuşma ve kişisel paylaşım yoluyla kişiden kişiye aktarılması anlamına gelir. Burada relied on word of mouth, müşterilerin Starbucks'ı doğal biçimde başkalarına anlatması sayesinde şirketin büyüdüğünü belirtir. Bu ifade, mesajın yayılma biçimini adlandırır; kelimelerin kelimenin tam anlamıyla birinin ağzında olması demek değildir.
Alıştırma
Doğal biçimde yayılan tavsiyeleri anlatan sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The small bakery grew through ____.
Cevabı göster
word of mouth
Neither does + özne: devrik olumsuz katılma yapısı
Neither + yardımcı fiil + özne yapısı, olumsuz bir ifadeye aynı olumsuz durumun geçerli olduğu ikinci bir özne ekler. Burada Krispy Kreme'in de reklam için para ödemediği anlamına gelir. Does, tekrar edilecek pay for advertising fiil grubunun yerini alır ve geniş zamandaki pay fiiliyle uyumludur. Yardımcı fiil özneden önce gelir. Başka zamanlar veya kip belirten yardımcı fiillerle Neither did I, Neither can she ya da Neither has he örneklerindeki gibi uygun biçim seçilir.
Alıştırma
İkinci cümleyi neither ve doğru yardımcı fiille tamamlayın: Costco doesn't pay for advertising. ____ Krispy Kreme.
Cevabı göster
Neither does
So, Tesla is far from the only brand that doesn't rely on paid advertising. Deyimler
5:04Dolayısıyla Tesla, ücretli reklamlara güvenmeyen tek marka olmaktan çok uzak.
tek marka olmaktan çok uzak
far from the only brand ifadesinde far from, only sözcüğünün reddini güçlendirir. Cümle, Tesla’nın ücretli reklamdan kaçınan tek marka kesinlikle olmadığını ve başka birçok örnek bulunduğunu anlatır. Burada far from fiziksel mesafeyi değil, bir düşüncenin gerçekten ne kadar uzak olduğunu belirtir. far from the only + tekil sayılabilen isim kalıbı, aşırı bir genellemeyi güçlü biçimde düzeltmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Lena’nın hatayı fark eden tek kişi olduğu düşüncesini en güçlü biçimde hangi cümle reddeder?
- Lena is far from the only person who noticed the error.
- Lena is the only person who noticed the error.
- Lena is not the only person who noticed the error.
Cevabı göster
Lena is far from the only person who noticed the error.
It does, however, rely on its website for sales. Dilbilgisi
5:08Ancak satışlar için web sitesine güveniyor.
does, however, rely on: vurgulu doğrulama ve karşıtlık
Yardımcı fiil does, olumlu rely fiiline vurgu ekler. Önceki olumsuz ifadenin gereğinden geniş yorumlanmasını düzeltir: Tesla ücretli reklama bel bağlamıyor olabilir, ancak satış için gerçekten internet sitesine bel bağlar. However bu karşıtlığı ara söz olarak işaretler. does zaten zaman ve özne uyumunu taşıdığı için ana fiil yalın biçimde kalır: does ... rely doğrudur, does ... relies değildir. Genel olarak do/does/did + fiilin yalın biçimi, olumlu bir ifadeyi güçlü biçimde doğrulamak veya düzeltmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Priya’nın planın tamamını reddettiği iddiasını düzeltmek için vurgulu does ve agree fiilinin yalın biçimini kullanın: Priya ____ with the main goal, although she dislikes the schedule.
Cevabı göster
does agree
You don't need to run a company or be a business to realize the importance of having a website. Kelime
5:11Bir web sitesine sahip olmanın önemini anlamak için bir şirket yönetmenize veya işletme olmanıza gerek yok.
run a company: bir şirket işletmek
Bu cümlede run a company, bir şirketi yönetmek ve işletmek anlamına gelir. Zaman içinde karar vermeyi ve işletmenin günlük işlerini yürütmeyi kapsar; fiziksel olarak koşmak anlamına gelmez. Bu ifade, bir web sitesine ihtiyaç duyulabilecek durumlardan biri olarak şirket yönetimini gösterir. Bir kişinin bir şirket işletmesi, hatta bir işletme sahibi olması gerekmeden de web sitesinin değerini anlaması mümkündür.
Alıştırma
Bir kişinin bir şirketi yönettiğini ve işlettiğini anlatan ifade hangisidir?
- work for a company
- start a company
- run a company
Cevabı göster
run a company
It's great for starting a blog or showing off your work.
5:16Bir blog başlatmak veya çalışmalarınızı sergilemek için harika bir yol.
That's what I did as a journalist years before Squarespace became my sponsor,
5:19Squarespace sponsorum olmadan yıllar önce bir gazeteci olarak ben de bunu yapmıştım,
and it helped me land a lot of reporting jobs. Kalıp ifadeler
5:23ve bu birçok habercilik işi bulmama yardımcı oldu.
land a lot of reporting jobs: birçok habercilik işi elde etmek
land a lot of reporting jobs ifadesindeki land, burada değerli bir şeyi, yani profesyonel bir işi başarıyla elde etmek anlamında kullanılan bir fiildir. Bu ifade genellikle sonucun çaba, rekabet veya yararlı bir fırsat sonucunda elde edildiğini düşündürür. Reporting job, haber veya başka gazetecilik içerikleri üretmeyi içeren bir iştir. Dolayısıyla cümle, web sitesinin konuşmacının bu tür birçok iş kazanmasına yardımcı olduğunu söyler; herhangi bir şeyin yere indiğini söylemez.
Alıştırma
Adayın pozisyonu başarıyla elde ettiğini göstermek için cümleyi en iyi hangi kelime tamamlar? After three interviews, she ____ a reporting job.
- interviewed for
- landed
- applied for
Cevabı göster
landed
You don't need any experience in website building whatsoever. Kelime
5:27Web sitesi kurma konusunda hiçbir tecrübeye ihtiyacınız yok.
Olumsuz ifadeden sonra vurgu yapan whatsoever
Bu cümlede whatsoever, don't need any experience olumsuz ifadesini güçlendirir. “En küçük bir miktar bile değil” veya “hiçbir şekilde” anlamına gelir; gereksiz olan başka bir şey eklemez. Bu kullanım normalde not any, no, none veya nothing gibi olumsuz bir düşünceden sonra gelir. İddiayı kesin ve istisnasız gösterir.
Alıştırma
Olumsuz iddiayı vurgulamak için cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? The app requires no payment ___.
- somewhat
- whatsoever
- whatever
Cevabı göster
whatsoever
There are many beautiful templates to choose from. Dilbilgisi
5:31Aralarından seçim yapabileceğiniz birçok güzel şablon var.
templates to choose from: mevcut seçenekler kümesi
Templates to choose from, şablonların seçim yapılabilecek küme olduğunu belirtir. Mastar grubu to choose from, templates sözcüğünden sonra gelir ve bu ismi açıklar. From edatı kalır çünkü temel düşünce choose from the templates şeklindedir. Grubun from ile bitmesi İngilizcede doğaldır; onu silmek bu ilişkiyi doğru ifade etmez.
Alıştırma
Three routes ifadesinin mevcut seçenekler kümesi olduğunu gösteren üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We have three routes ____.
Cevabı göster
to choose from
You can try it out for free for a couple of weeks by heading to squarespace.com/newsthink. Öbek fiiller
5:33squarespace.com/newsthink adresine giderek birkaç haftalığına ücretsiz olarak deneyebilirsiniz.
Try it out: bir şeyi kullanarak denemek
Burada try it out, Squarespace hizmetini size uygun olup olmadığını görmek için kısa bir süre gerçekten kullanmak anlamına gelir. out parçacığı, yalnızca düşünmek veya bir kez girişimde bulunmak yerine bir şeyi gerçek deneyim yoluyla sınama anlamı katar. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne out’tan sonra veya try ile out arasına gelebilir: try out the service ya da try the service out. Nesne zamiri ortada olmalıdır: try it out denir, try out it denmez.
Alıştırma
Ayrılabilen öbek fiil try out ile nesne zamiri it’i doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The budgeting app looks useful, but I want to ____ for a week before choosing a plan.
Cevabı göster
try it out
use my discount code newsthink to save 10% off your first purchase of a website or a domain.
5:41ilk web sitesi veya alan adı satın alımınızda %10 tasarruf etmek için newsthink indirim kodumu kullanın.