Elektrik Kesintisi Altyazılı Çizgi Filmler | Peppa Pig Resmi Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
490 kelime 143 kel/dk

Video özeti: Elektrik kesintisi, Pig ailesinin ışıklarını ve elektrikli cihazlarını çalışamaz hâle getirir. Elektriğin geri gelmesini beklerken Peppa bir karton kutu ile el fenerini hayalî bir televizyon haber programına dönüştürür. Böylece aile, televizyon çalışmasa da kendi eğlencesini üretebileceğini keşfeder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. power cut. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Elektrik kaybını anlatan yaygın Britanya İngilizcesi ifadesini tanıyın ve sözcükleri kelimesi kelimesine yorumlamak yerine Amerikan İngilizcesindeki power outage karşılığıyla ilişkilendirin. 2. make up their own games. — Phrasal verb’ler: make up fiilinin bu bağlamda icat etmek veya yaratmak anlamına geldiğini anlayın; çocukların kendi oyunlarını düşündüğü ya da insanların hazır eğlencelere bağlı kalmadan etkinlik oluşturduğu durumları anlatırken kullanın. 3. Welcome to Peppa Pig News with me, Peppa Pig. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bir televizyon sunucusunun seyirciyi karşılamasını, programın adını vermesini ve kendini tanıtmasını birleştiren tipik açılış yapısını fark edin; rol yaparken veya kendi programınızı sunarken bu yapıyı uyarlayın.

Bu derste

The power cut. Kelime

0:02

Elektrik kesintisi.

Kelime

power cut: İngiliz İngilizcesinde elektrik kesintisi terimi

power cut, elektrik arzının kesilmesi anlamına gelen bir isim öbeğidir. Bu başlıkta olayın adını verir; cut, kesmek anlamındaki bir fiil değil, öbeğin ana ismidir. power cut ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin. İngiliz İngilizcesinde elektrikler kesildiğinde kullanılan yaygın günlük ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümlede power cut, elektrik kesintisi anlamındaki İngiliz İngilizcesi isim öbeği olarak kullanılmıştır?

  1. The shop closed during a power cut.
  2. The shop reduced its power use for the day.
  3. The technician made a clean cut through the power cable.
Cevabı göster

The shop closed during a power cut.

It is evening.

0:04

Akşam vakti.

Peppa and George are in the sitting room dancing to their favorite song. Notlar

0:06

Peppa ve George oturma odasında en sevdikleri şarkı eşliğinde dans ediyorlar.

Kelime

sitting room: İngiliz İngilizcesinde oturma odasının adı

sitting room, insanların o anda oturduğu herhangi bir odanın kelimesi kelimesine açıklaması değil, evdeki belirli bir odanın yerleşik adıdır. Dinlenmek, konuşmak, televizyon izlemek ve benzer etkinlikler için kullanılan odayı ifade eder. Bu terim özellikle İngiliz İngilizcesiyle ilişkilidir. Bu cümlede in the sitting room, Peppa ile George'un nerede dans ettiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede sitting room, evdeki bir odanın yerleşik adı olarak kullanılmıştır?

  1. We moved the chairs into a storage room.
  2. We watched television in the sitting room.
  3. We sat in the waiting room until noon.
Cevabı göster

We watched television in the sitting room.

Kalıp ifadeler

dance to a song: müziğin ritmine göre dans etmek

Dance to a song, o şarkı çalarken genellikle ritmine uyarak dans etmek demektir. Buradaki to, dansa yön veren müziği belirtir; bir varış noktası anlatmaz. Kalıp dance to + şarkı, müzik, vuruş veya ritim şeklindedir.

Alıştırma

Şarkının ritmine göre hareket etme anlamı vermek için dance ve bir edatla tamamlayın: At parties, they love to ____ their favorite song.

Cevabı göster

dance to

Daddy Pig is in the hallway vacuuming the carpet.

0:11

Baba Domuz koridorda halıyı süpürüyor.

And Mummy Pig is in her study doing important work on her computer.

0:15

Ve Anne Domuz çalışma odasında bilgisayarında önemli bir iş yapıyor.

Oh.

0:20

Oh.

Oh.

0:22

Oh.

Oh.

0:25

Oh.

Mummy, Daddy, it's gone all dark. Dilbilgisi

0:26

Anne, Baba, her yer karardı.

Dilbilgisi

has gone all dark: durum değişikliği için go + sıfat

it's gone all dark ifadesinde it's, it has anlamındadır ve gone, go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Go + sıfat, yeni bir duruma geçişi anlatır; bu nedenle has gone dark “karanlık hâle geldi” demektir, “ayrıldı” demek değildir. Buradaki all, dark sözcüğünü güçlendirir: konuşanın çevresindeki her şey artık tamamen karanlık görünmektedir. Present perfect, değişikliği sonucu şu anda devam eden bir durum olarak sunar.

Alıştırma

go fiilinin present perfect biçimi ve all dark ile tamamlayın: The lights have just gone out, and the hallway ____.

Cevabı göster

has gone all dark

And the music is broken.

0:29

Ve müzik bozuldu.

And my vacuum won't work. Kelime

0:31

Ve elektrikli süpürgem çalışmıyor.

Kelime

won't work: Bir cihaz çalışmıyor

Özne bir makine ya da cihaz olduğunda work, “çalışmak, işlemek” anlamına gelir. Burada won't work, elektrikli süpürgenin çalışmadığını veya düzgün kullanılamadığını anlatır. Özne cansız bir şey olduğunda won't, özellikle cihaz kullanılmaya çalışıldıktan sonra, o anda çalışmama durumunu sıkça ifade eder. Makinenin bir işi olmadığı ya da bilerek iş birliği yapmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada my vacuum won't work ne anlama geliyor?

  1. Elektrikli süpürge çalışamıyor.
  2. Elektrikli süpürge temizlik yapabiliyor ama yapmayı reddediyor.
  3. Elektrikli süpürgenin bir işi yok.
Cevabı göster

Elektrikli süpürge çalışamıyor.

And my computer has switched off. Öbek fiiller

0:33

Ve bilgisayarım kapandı.

Öbek fiiller

has switched off: Bir cihaz çalışmayı durdurdu

Switch off “çalışmayı durdurmak” veya “kapatmak/kapanmak” anlamına gelir. Bu cümlede computer öznedir; bu nedenle has switched off, bilgisayarın çalışmayı durdurduğunu anlatır. Bilgisayarı kimin kapattığı söylenmez. Has switched off, present perfect yapısındadır: değişim şimdiden önce gerçekleşmiştir ve bilgisayar şu anda kapalıdır. Switch off, Please switch off the computer. örneğinde olduğu gibi nesne de alabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, ekranı birinin kapattığını söylemeden ekranın çalışmayı durdurduğunu anlatır?

  1. The technician has switched the screen off.
  2. The screen has been switched off.
  3. The screen has switched off.
Cevabı göster

The screen has switched off.

Ooh.

0:35

Ooh.

Mummy Pig tries the light switch, but the lights do not come on. Öbek fiiller

0:37

Anne Domuz ışık düğmesini deniyor ama ışıklar yanmıyor.

Öbek fiiller

do not come on: ışıklar yanmıyor

Özne bir ışık ya da cihaz olduğunda come on, “yanmak” veya “çalışmaya başlamak” demektir. Olumsuz yapıdaki the lights do not come on, düğme denendiğinde beklenen sonucun oluşmadığını anlatır. Bu kullanım cihazın durumundaki değişimi anlatır. “Hadi” veya “çabuk” anlamındaki Come on! ünlemi değildir.

Alıştırma

Düğmeyi kimin kullandığını söylemeden ışıkların yanmadığını belirten cümle hangisidir?

  1. The lights did not come here.
  2. Someone did not turn the lights on.
  3. The lights did not come on.
Cevabı göster

The lights did not come on.

It must be a power cut. Dilbilgisi

0:41

Bu bir elektrik kesintisi olmalı.

Dilbilgisi

It must be...: kanıtlara dayanan güçlü bir sonuç

It must be a power cut cümlesinde must, kanıtlara dayanan güçlü bir sonucu ifade eder. Konuşan kişi bir kural belirtmez; içinde bulunulan durum, elektrik kesintisini en mantıklı açıklama gibi gösterir. Özne + must be + isim öbeği veya sıfat yapısı, konuşan kişinin gördükleri ya da bildikleri nedeniyle bir şeyin doğru olduğundan çok emin olduğunu gösterir. Bu bir çıkarımdır, kesin bir kanıt değildir.

Alıştırma

It must be a power cut cümlesindeki must ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi kanıtlardan hareketle yüksek güven taşıyan bir çıkarım yapıyor.
  2. Birinin elektrik kesintisine neden olması gerekiyor.
  3. Konuşan kişi elektrik kesintisinin imkânsız olduğuna inanıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi kanıtlardan hareketle yüksek güven taşıyan bir çıkarım yapıyor.

What's a power cut?

0:44

Elektrik kesintisi nedir?

A power cut is when there is no electricity. Dilbilgisi

0:45

Elektrik kesintisi, elektriğin olmadığı zamandır.

Dilbilgisi

is when... ile basit sözlü tanımlar

A is when... kalıbı, A'nın gerçekleştiği durumu anlatarak A'yı basitçe tanımlar. Burada there is no electricity yan cümlesi power cut ifadesinin anlamını açıklar. Buradaki when bir soru sormaz. Tanım olarak kullanılan durumu başlatır; bu nedenle kalıp, olayları veya durumları günlük dille açıklamak için yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Basit sözlü tanımı hedef yapıyla tamamlayın: A blackout ____ an area suddenly loses electricity.

Cevabı göster

is when

What's electricity?

0:49

Elektrik nedir?

Electricity is what makes everything in our house work. Dilbilgisi

0:50

Elektrik, evimizdeki her şeyin çalışmasını sağlayan şeydir.

Dilbilgisi

is what makes... work ile bir neden veya işlevi açıklamak

is what makes... yapısında what, bir soru sözcüğü değil, “... olan şey” anlamındadır. what makes everything in our house work yan cümlesinin tamamı is sözcüğünden sonra gelir ve electricity sözcüğünün işlevini açıklar. Bu yan cümlenin içinde make, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: makes everything ... work. Nesneden sonra works veya to work değil, work kullanılır.

Alıştırma

what makes + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Heat is what makes the ice melts.
  2. Heat is what makes the ice to melt.
  3. Heat is what makes the ice melt.
Cevabı göster

Heat is what makes the ice melt.

Will the electricity come back again? Öbek fiiller

0:55

Elektrik tekrar gelecek mi?

Öbek fiiller

come back again: bir hizmet yeniden kullanılabilir olur

Come back yalnızca bir insanın geri dönmesini anlatmaz. Elektrik, internet hizmeti, ses veya geçici olarak kullanılamayan başka bir şey için kullanıldığında yeniden kullanılabilir ya da fark edilir hâle gelmek anlamına gelir. Burada elektriğin geri gelip gelmeyeceği soruluyor. Again, önceki duruma dönme anlamını güçlendirir. Come back zaten bu anlamı içerdiği için again çoğu zaman isteğe bağlıdır, ancak come back again günlük konuşmada doğaldır.

Alıştırma

“The Wi-Fi stopped working, but it came back ten minutes later.” cümlesinde came back ne anlama gelir?

  1. Birisi onu mağazaya geri götürdü.
  2. Yeniden çalışmaya başladı.
  3. Fiziksel olarak konuşan kişiye doğru geri geldi.
Cevabı göster

Yeniden çalışmaya başladı.

Yes.

0:58

Evet.

But in the meantime, we need to find a torch. Notlar

0:59

Ama bu arada, bir el feneri bulmamız lazım.

Anlatım akışı

in the meantime: bekleme süresine geçiş yapmak

In the meantime, beklenen başka bir olay gerçekleşmeden önceki süre boyunca anlamına gelir. Bir yer değil, zaman ifade eder. Bilgiyi, henüz gerçekleşmemiş olaydan bekleme süresindeki bir eyleme veya duruma yönlendirir. Bir cümlenin başında kullanıldığında örnekteki gibi genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi in the meantime ile tamamlayın: The train will arrive in ten minutes; ____, let's wait inside.

Cevabı göster

in the meantime

Kelime

torch: Britanya İngilizcesinde “el feneri”

Burada torch, elde taşınan küçük bir elektrikli ışık, yani Amerikan İngilizcesinde genellikle flashlight denilen nesnedir. Elektrik kesintisi sırasında ailenin ışığa ihtiyacı vardır; bu yüzden yanan bir sopayı ifade etmez. Doğru anlamı sahneye bakarak seçebilirsiniz: modern bir iç mekânda aydınlatma ihtiyacı elektrikli el fenerini, ateşle ilgili bir bağlam ise yanan bir meşaleyi gösterebilir.

Alıştırma

Bu Britanya İngilizcesi cümlesinde torch büyük olasılıkla ne anlama geliyor? The power is out, so we need a torch.

  1. Yanan bir sopa
  2. Işık düğmesi
  3. Elde taşınan elektrikli bir ışık
Cevabı göster

Elde taşınan elektrikli bir ışık

I think there's a torch in the cellar.

1:02

Sanırım kilerde bir el feneri var.

Okay.

1:04

Tamam.

I'll go and get it. Kalıp ifadeler

1:05

Gidip onu alayım.

Kalıp ifadeler

go and get it: gidip bir şeyi getirmek

Go and get it ifadesinde go and + fiilin yalın hâli, birbiriyle bağlantılı iki adımı tek bir plan olarak sunar: önce ilgili yere gitmek, sonra da sonraki eylemi yapmak. Burada get, gidip alıp getirmek anlamındadır; dolayısıyla ifade nesnenin yanına gidip onu geri getirmeyi anlatır. I'll go and get it cümlesinde I'll, will anlamını taşır ve go ile get yalın hâlde kalır. Aynı konuşma kalıbı go and check ve go and ask ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

Yanıtı go and + get ile tamamlayın ve ilk yardım çantası için it kullanın: The first-aid kit is in the car. I'll ____.

Cevabı göster

go and get it

Will you be okay, Daddy?

1:07

İyi olacak mısın, Baba?

Oh,

1:09

Oh,

I'll be fine.

1:10

Ben iyi olurum.

I can see very well in the dark.

1:11

Karanlıkta çok iyi görürüm.

Who put that there?

1:15

Bunu buraya kim koydu?

Oh.

1:16

Oh.

Daddy, are you okay?

1:17

Baba, iyi misin?

Yes.

1:19

Evet.

It's just a bit dark down here. Ton ve niyet

1:20

Aşağısı sadece biraz karanlık.

Ton ve niyet

just a bit: dereceyi yumuşatmak

A bit “küçük bir ölçüde” anlamına gelir; just ise bu derecenin daha da küçük görünmesini sağlar. Just a bit dark ifadesinde konuşan kişi karanlığı ciddi değil, hafif bir durum olarak sunar. Bu ifade cevabın tonunu da yumuşatır. Konuşan kişinin sakin ve rahatlatıcı duyulmasını sağlar; ortamın ne kadar karanlık olduğuna ilişkin kesin bir ölçüm değildir.

Alıştırma

Bu cümlede just a bit nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Karanlığı hafif gösterir ve durumun daha az ciddi duyulmasını sağlar.
  2. Işık seviyesini kesin olarak ölçer.
  3. Ortamın tamamen karanlık ve tehlikeli olduğunu vurgular.
Cevabı göster

Karanlığı hafif gösterir ve durumun daha az ciddi duyulmasını sağlar.

Oh, I just remembered.

1:25

Oh, şimdi hatırladım.

I think the torch is in the kitchen.

1:27

Sanırım el feneri mutfakta.

Aha.

1:31

Aha.

Mummy Pig has found the torch.

1:33

Anne Domuz el fenerini buldu.

Can I hold the torch, Mummy?

1:35

El fenerini tutabilir miyim, Anne?

Okay.

1:37

Tamam.

George, look at me.

1:38

George, bana bak.

Peppa is making a funny face. Kalıp ifadeler

1:42

Peppa komik bir yüz yapıyor.

Kalıp ifadeler

making a funny face: komik bir yüz ifadesi yapmak

Make a funny face, bilerek komik, tuhaf veya eğlenceli bir yüz ifadesi yapmak için kullanılan doğal İngilizce ifadedir. Burada make fiziksel bir nesne üretmek değil, “yüzün bir ifade göstermesini sağlamak” anlamındadır; İngilizcede do değil make kullanılır. Eylem şu anda gerçekleştiği için cümlede is making kullanılır. Bu nedenle temel make a funny face ifadesi, is making a funny face biçiminde görünür.

Alıştırma

Komik bir yüz ifadesi yapmak anlamındaki make ifadesiyle cümleyi tamamlayın: For the photo, Mia is ____.

Cevabı göster

making a funny face

Don't worry, George. Ton ve niyet

1:45

Endişelenme, George.

Ton ve niyet

Don't worry: birini rahatlatmak

Don't worry, korkan, gergin veya kaygılı birini rahatlatmanın yaygın bir yoludur. Biçim olarak emir cümlesi olsa da burada sert bir emir değil, sakinleşmesi için nazik bir istektir. Ardından sık sık bir açıklama, güvence veya yardım teklifi gelir. Bu kalıp önce dinleyeni sakinleştirmenizi, sonra durumun neden güvenli veya çözülebilir olduğunu anlatmanızı sağlar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız bir sesten korkuyor. Hangi cevap onu en iyi şekilde rahatlatır?

  1. Don't worry. I'll check what made the noise.
  2. Stop talking about the noise.
  3. You must be worried because the noise was loud.
Cevabı göster

Don't worry. I'll check what made the noise.

It's only Peppa. Ton ve niyet

1:47

Sadece Peppa.

Ton ve niyet

It's only...: bir şeyi daha az korkutucu göstermek

It's only Peppa cümlesinde only, 'sadece' veya 'ondan daha korkutucu bir şey değil' anlamına gelir. Bu yapı, birinin gördüğü ya da duyduğu şeyin ne olduğunu açıklar ve onu sıradan veya güvenli göstererek dinleyenin korkusunu azaltır. Burada only, Peppa'nın oradaki tek kişi olduğunu söylemez. Gerçek kaynak ilk bakışta göründüğünden daha az korkutucu olduğunda It's only + kişi veya şey kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir çocuk sandalyedeki paltoyu bir insan sanıyor. Hangi cümle nesnenin zararsız olduğunu göstermek için It's only... yapısını kullanır?

  1. Only put the coat on the chair.
  2. It's the only coat on the chair.
  3. It's only a coat on the chair.
Cevabı göster

It's only a coat on the chair.

Oh, we'd better tell Daddy we found the torch. Dilbilgisi

1:51

Oh, babaya el fenerini bulduğumuzu söylesek iyi olur.

Dilbilgisi

we'd better tell: mevcut duruma yönelik acil tavsiye

We'd better tell, we had better tell ifadesinin kısaltılmış biçimidir. had better + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemi mevcut durumda en akıllıca ya da gerekli sonraki adım olarak sunar; çoğu zaman gecikmenin bir soruna yol açabileceğini düşündürür. Burada konuşan kişi grubun bundan sonra ne yapacağına karar veriyor: el fenerinin bulunduğunu babaya söylemek. Bu yapıda 'd, had anlamına gelir ve better sözcüğünden sonra to tell değil, doğrudan tell gelir.

Alıştırma

Hangi cümle hemen uygulanması gereken bir tavsiye vermek için had better yapısını doğru kullanıyor?

  1. We'd better to tell him now.
  2. We'd better tell him now.
  3. We would better tell him now.
Cevabı göster

We'd better tell him now.

Daddy is still in the cellar looking for the torch. Öbek fiiller

1:55

Baba hala kilerde el fenerini arıyor.

Öbek fiiller

looking for the torch: bir şeyi bulmaya çalışmak

Looking for the torch, el fenerini bulmaya çalışmak anlamına gelir. Look for tek bir birim olarak çalışır: look for + bir kişi veya nesne. Bu ifadede for, fiil öbeğinin bir parçasıdır; tek başına amaç ya da yarar anlamı taşımaz. Looking biçimindeki -ing eki, aramayı devam eden bir etkinlik olarak gösterir. El fenerinin bulunduğunu söylemez.

Alıştırma

Anahtarlarınız kayıp. Hangi cümle onları bulmaya çalıştığınız anlamına gelir?

  1. I found my keys.
  2. I'm looking for my keys.
  3. I'm looking at my keys.
Cevabı göster

I'm looking for my keys.

I'm sure it's here somewhere.

1:58

Burada bir yerde olduğuna eminim.

Daddy, we found the torch.

2:00

Baba, el fenerini bulduk.

Luckily, it was in the kitchen all the time. Kalıp ifadeler

2:04

Şansa bak, bunca zamandır mutfaktaymış.

Kalıp ifadeler

all the time: bütün süre boyunca

Bu cümlede all the time, “bütün süre boyunca” anlamına gelir. El feneri aramanın başından sonuna kadar mutfakta kaldı; bunu ancak daha sonra fark ettiler. All the time ayrıca “çok sık” ya da “sürekli” anlamına gelebilir. Burada tamamlanmış bir zaman aralığı ve was in the kitchen ifadesindeki devam eden durum, “o sürenin tamamı boyunca” anlamını gösterir.

Alıştırma

İngilizce “The charger was under the sofa all the time,” cümlesinde all the time ne anlama gelir?

  1. Bütün arama boyunca orada kaldı.
  2. Orada yalnızca en sonunda belirdi.
  3. Oraya birçok kez kondu.
Cevabı göster

Bütün arama boyunca orada kaldı.

What a stroke of luck. Deyimler

2:08

Ne büyük şans.

Deyimler

What a stroke of luck!: beklenmedik şansa tepki vermek

A stroke of luck, beklenmedik şekilde gerçekleşip iyi bir sonuç getiren olaydır. Stroke burada kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; fiziksel bir vuruş anlamına gelmez. What a + tekil isim öbeği! bir ünlem kalıbıdır. Bu nedenle What a stroke of luck!, bir şeyin şans eseri iyi sonuçlanmasına duyulan güçlü şaşkınlığı ve sevinci anlatır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi “What a stroke of luck!” sözüyle anlatılır?

  1. Kalkış saatini unuttuğunuz için uçağı kaçırırsınız.
  2. Pasaportunuzu her gün aynı çekmeceye koyarsınız.
  3. Havaalanına gitmek üzere yola çıkmadan beş dakika önce kayıp pasaportunuzu beklenmedik şekilde bulursunuz.
Cevabı göster

Havaalanına gitmek üzere yola çıkmadan beş dakika önce kayıp pasaportunuzu beklenmedik şekilde bulursunuz.

Now, we just have to wait until the electricity comes back. Dilbilgisi

2:11

Şimdi, sadece elektrik gelene kadar beklememiz gerekiyor.

Dilbilgisi

have to wait until the ...: bir şey olana kadar beklemek zorunda olmak

have to wait until... yapısında have to, beklemenin gerekli olduğunu gösterir; buradaki just ise geriye yapılacak yalnızca beklemek kaldığını anlatır. wait until, beklemenin nedenini değil, bekleyişi sona erdiren zamanı veya olayı belirtir. Olay gelecekte gerçekleşecek olsa bile until sonrasındaki yan cümlede genellikle geniş zaman kullanılır: until the electricity comes back denir, until the electricity will come back denmez.

Alıştırma

Doktor bizimle iletişime geçene kadar beklememiz gerektiğini hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. We have to wait until the doctor calls us.
  2. We have to wait until the doctor will call us.
  3. We have to wait for the doctor calls us.
Cevabı göster

We have to wait until the doctor calls us.

How long will that be, exactly? Dilbilgisi

2:16

Bu tam olarak ne kadar sürer?

Dilbilgisi

How long will that be?: süreyi sormak

How long will that be? bir sürenin uzunluğunu sorar: bir durumun ne kadar süreceğini veya ne kadar bekleneceğini öğrenmek için kullanılır. Buradaki that, bir nesnenin fiziksel uzunluğunu değil, az önce sözü edilen durumu ifade eder. Sondaki exactly daha kesin bir tahmin ister. Söyleyiş tonuna bağlı olarak soruyu biraz daha ısrarlı da gösterebilir.

Alıştırma

Bir teknisyen onarımın henüz bitmediğini söylüyor. "About twenty minutes." gibi bir cevap bekliyorsunuz. Hangi soruyu sormalısınız?

  1. What time will that be?
  2. When will that be?
  3. How long will that be?
Cevabı göster

How long will that be?

Um, I would say exactly a long time. Ton ve niyet

2:19

Hımm, tam olarak uzun bir zaman diyebilirim.

Ton ve niyet

Temkinli bir tahmin için I would say

I would say kişisel bir tahmin veya değerlendirmeyi ifade etmeye başlar. 'Bence' ya da 'en iyi tahminim' anlamına yakındır; bu nedenle ardından gelen sözler kesin bir gerçek değil, kişisel bir görüş olarak sunulur. Buradaki would geçmiş zamanı anlatmaz. İfadeyi yumuşatan ve kesinlikten uzaklaştıran bir kiplik görevi görür: cevap daha az doğrudan duyulur ve konuşanın yanılabileceğine yer bırakır.

Alıştırma

Yolculuğun ne kadar süreceğinden tamamen emin değilsiniz. Hangi cümle nazik ve temkinli bir tahmin verir?

  1. It will take exactly three hours.
  2. I would say it will take about three hours.
  3. How long would you say it takes?
Cevabı göster

I would say it will take about three hours.

Oh.

2:23

Oh.

But George and I want to do some dancing.

2:24

Ama George ve ben dans etmek istiyoruz.

I know what we can do. Ton ve niyet

2:30

Ne yapabileceğimizi biliyorum.

Ton ve niyet

Yeni bir fikir sunmak için I know what we can do

I know what we can do çoğu zaman konuşanın az önce bir fikir veya çözüm bulduğunu duyurur. Konuşma sırasında grubu sorundan önerilen bir sonraki adıma taşır; yalnızca bir şeyi bildiğini söylemekten daha fazlasını yapar. What we can do, know sonrasında gelen dolaylı bir sorudur; bu yüzden bildirme cümlesi dizilimini kullanır: what + we + can + do. What can we do? ise doğrudan bir sorudur ve farklı bir işlevi vardır.

Alıştırma

Grubun yeni bir plana ihtiyacı var ve siz az önce bir plan düşündünüz. Hangi cümle fikrinizi doğal biçimde tanıtır?

  1. I know what we can do.
  2. What can we do?
  3. I don't know what to do.
Cevabı göster

I know what we can do.

We can watch some television.

2:32

Televizyon izleyebiliriz.

Oh, it won't go on. Öbek fiiller

2:36

Oh, açılmıyor.

Öbek fiiller

Çalışmaya başlamayan bir cihaz için “won't go on”

Bu cümlede won't go on, “açılmıyor veya çalışmaya başlamıyor” demektir. it zamiri bir cihazı gösterir ve konuşan kişi cihazı açmayı denemiştir. Go on çoğu zaman “devam etmek” anlamına gelir; ancak özne bir cihazsa ve açma girişimi bağlamdan açıksa “çalışmaya başlamak” anlamına gelebilir. Anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

Güç düğmesine basıyorsunuz ama televizyon ekranı karanlık kalıyor. “It won't go on” ne anlama gelir?

  1. Televizyon programı devam etmeyecek.
  2. Televizyon çalışmaya başlamıyor.
  3. Televizyon yukarıya konmayacak.
Cevabı göster

Televizyon çalışmaya başlamıyor.

The TV needs electricity too.

2:39

Televizyonun da elektriğe ihtiyacı var.

Does it?

2:42

Öyle mi?

Yes.

2:43

Evet.

Oh.

2:44

Oh.

Now what are we going to do? Ton ve niyet

2:45

Şimdi ne yapacağız?

Ton ve niyet

Bir plan başarısız olduktan sonra “Now what are we going to do?”

Now what are we going to do? durum değiştikten veya önceki plan başarısız olduktan sonra yeni planı sormak için kullanılır. “What should we do now?” sorusuna benzer. Baştaki now yalnızca içinde bulunulan zamanı göstermez. Aynı zamanda bir değişimi belirtir: eski seçenek artık işe yaramadığı için grubun yeni bir seçeneğe ihtiyacı vardır.

Alıştırma

“Now what are we going to do?” sorusuna en uygun durum hangisidir?

  1. İlk planımız başarısız oldu ve yeni bir plana ihtiyacımız var.
  2. Her şeyi bitirdik ve başka bir plana ihtiyacımız yok.
  3. Yalnızca saatin kaç olduğunu öğrenmek istiyoruz.
Cevabı göster

İlk planımız başarısız oldu ve yeni bir plana ihtiyacımız var.

In the olden days, when there was no television, Kelime

2:48

Eskiden, televizyon yokken,

Kelime

In the olden days: “uzun zaman önce” demenin hikâye anlatımına özgü yolu

In the olden days, “uzun zaman önce, geçmiş bir çağda” anlamına gelir. Kesin bir dönemin adını vermez. Bu ifade, ardından gelenleri bir hikâye ya da çok farklı bir geçmişe dair sıcak bir anı gibi sunar. Bu cümlede televizyon öncesi yaşamı tanıtır.

Alıştırma

Hangi durumda “In the olden days” ile başlamak en doğal olur?

  1. Bir anlatıcı, uzun zaman önceki yaşam hakkında bir hikâyeye başlıyor.
  2. Bir onarım kılavuzu, bir makinenin tam olarak hangi tarihte üretildiğini belirtiyor.
  3. Bir tarih tablosu, 1914 ile 1918 arasındaki kesin yılları gösteriyor.
Cevabı göster

Bir anlatıcı, uzun zaman önceki yaşam hakkında bir hikâyeye başlıyor.

children would have to make up their own games. Notlar

2:51

çocuklar kendi oyunlarını uydurmak zorundaydı.

Dilbilgisi

would have to: geçmişte tekrarlanan bir zorunluluk

Geçmiş zamanı belirten bir bağlamda would have to, o dönemde düzenli olarak ortaya çıkan veya genellikle geçerli olan bir zorunluluğu anlatabilir. Would geçmişteki tekrarlanan düzeni, have to ise zorunluluk fikrini verir. Buradaki would bir dileği veya gerçek dışı koşulu ifade etmez. Cümle, o eski durumda çocukların normal olarak ne yapması gerektiğine dair genel bir tablo sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede would have to, geçmişteki koşulların yarattığı düzenli bir zorunluluğu anlatır?

  1. Maya knew she would have to visit the dentist the next day.
  2. If the road closed, Leo would have to take the train.
  3. Before refrigerators, families would have to buy fresh food more often.
Cevabı göster

Before refrigerators, families would have to buy fresh food more often.

Öbek fiiller

make up their own games: kendi oyunlarını uydurmak

Burada make up, düşünerek daha önce var olmayan bir şeyi uydurmak veya yaratmak demektir. Oyunlar hazır değildir; çocuklar onları kendileri düşünür. make up + game/story/excuse yapısında nesne, uydurulan içeriktir. Their own, oyunları başka birinin değil çocukların kendilerinin oluşturduğunu vurgular.

Alıştırma

“The children made up their own game.” cümlesinde “made up” ne anlama gelir?

  1. Bir tartışmadan sonra yeniden barıştılar.
  2. Oyunu kendileri uydurdular.
  3. Oynamadan önce makyaj yaptılar.
Cevabı göster

Oyunu kendileri uydurdular.

Hmm. I know.

2:53

Hımm. Biliyorum.

I need a cardboard box.

2:56

Bana bir karton kutu lazım.

What is Peppa doing?

2:58

Peppa ne yapıyor?

Mummy, will you cut a hole in this box for me? Notlar

3:00

Anne, benim için bu kutuya bir delik açar mısın?

Ton ve niyet

Will you ... for me?: nazikçe ricada bulunmak

Will you + fiilin yalın hâli ... for me? başka bir kişiden konuşana yardımcı olacak bir şey yapmasını istemek için kullanılır. Burada will, karşıdaki kişinin bunu yapmaya istekli olup olmadığını sorar; geleceği tahmin etmez. For me, yardımı kimin aldığını belirtir. Cut a hole... emir cümlesiyle karşılaştırıldığında soru biçimi eylemi bir rica olarak sunar; ancak ses tonu ve durum da ne kadar nazik duyulduğunu etkiler.

Alıştırma

Ricayı Will you ... for me? yapısıyla tamamlayın: ____ carry this bag ____, please?

Cevabı göster

Will you · for me

Kalıp ifadeler

cut a hole in ...: keserek bir açıklık oluşturmak

Cut a hole in something, bir malzemeyi veya nesneyi keserek onda bir açıklık oluşturmak demektir. Örnekte this box, deliğin açılacağı nesnedir. Kalıp cut + a hole + in + malzeme veya nesne şeklindedir. Malzemeye ve araca göre cut; makas, bıçak veya başka bir kesme aleti kullanmayı anlatabilir. in, hareketin yönünü değil, deliğin nerede açıldığını belirtir.

Alıştırma

Yönergeyi cut kullanılan hedef kalıpla tamamlayın: To thread the ribbon through, please ____ the card.

Cevabı göster

cut a hole in

What for? Ton ve niyet

3:04

Ne için?

Ton ve niyet

What for?: amacı sormak

What for?, az önce sözü edilen bir eylemin, isteğin veya nesnenin amacını soran kısa ve günlük bir sorudur. Burada kutuda neden bir deliğe ihtiyaç duyulduğunu sorar. what ve for birlikte “hangi amaçla?” anlamındaki soruyu oluşturur. Bir şeyi hangi kişinin alacağını sormaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I need the scissors.” diyor. Siz “What for?” diye soruyorsunuz. Neyi öğrenmek istiyorsunuz?

  1. Makasın kimin için olduğu.
  2. Makasın nerede olduğu.
  3. Makasa neden ihtiyaç duyduğu.
Cevabı göster

Makasa neden ihtiyaç duyduğu.

You'll see. Ton ve niyet

3:05

Göreceksin.

Ton ve niyet

You'll see: cevabı daha sonraya bırakmak

Bu yanıtta You'll see, yalnızca “bir şey göreceksin” değil, “olduğunda anlayacaksın” anlamına gelir. Konuşan kişi planı henüz açıklamaz ve cevabı sonucun göstermesini bekler. Bu ifade bir sürprizi gizli tutabilir, merak uyandırabilir veya sonucun her şeyi açıklayacağına duyulan güveni gösterebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız hazırladığınız sürprizin ne olduğunu soruyor. “You'll see.” diye cevap veriyorsunuz. Büyük olasılıkla ne demek istiyorsunuz?

  1. Planın tamamını hemen şimdi açıklayacağım.
  2. Sürprizi zaten gördün.
  3. Cevabı şimdilik saklıyorum; daha sonra her şey anlaşılacak.
Cevabı göster

Cevabı şimdilik saklıyorum; daha sonra her şey anlaşılacak.

Mummy Pig is cutting a hole in the cardboard box.

3:07

Anne Domuz karton kutuya bir delik açıyor.

There you are, Peppa. Ton ve niyet

3:10

İşte, Peppa.

Ton ve niyet

There you are: bir şeyi teslim etmek veya işin tamamlandığını belirtmek

Burada There you are, birine bir eşya verirken veya kişinin istediği bir işi bitirirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. “Buyur” ya da “Senin için tamamlandı” anlamına gelir. Bu anlam sözcüklerin gerçek anlamından değil, durumdan kaynaklanır: Peppa'nın nerede olduğunu göstermemektedir. İstenen şeyin hazır olduğunu bildirerek küçük eylemi tamamlar.

Alıştırma

Bir kafe çalışanı müşterinin içeceğini tezgâha koyup “There you are.” diyor. Bu ifade ne anlama gelir?

  1. İçecek hazırdır ve müşteriye verilmektedir.
  2. Çalışan müşterinin içeceği hazırlamasını istemektedir.
  3. Çalışan müşterinin nerede durduğunu göstermektedir.
Cevabı göster

İçecek hazırdır ve müşteriye verilmektedir.

Thank you.

3:12

Teşekkür ederim.

Now you'll have to sit down there. Dilbilgisi

3:13

Şimdi oraya oturmalısınız.

Dilbilgisi

have to sit down: sıradaki zorunlu adım olarak oturmak

have to sit down ifadesinde have to zorunluluk belirtir, sit down ise yapılması gereken eylemi söyler. There, kişinin nereye oturması gerektiğini gösterir. you'll have to... yapısındaki will, bu zorunluluğu etkinliğin bir sonraki aşamasına yerleştirir. Burada konuşan kişi, dinleyicinin sırada ne yapması gerektiğini belirliyor; yalnızca onun oturacağını tahmin etmiyor.

Alıştırma

Konuşan kişi "you'll have to sit down" diyerek ne yapıyor?

  1. Oturmayı sıradaki zorunlu adım olarak belirlemek
  2. Dinleyicinin muhtemelen oturacağını tahmin etmek
  3. Oturmayı isteğe bağlı bir seçenek olarak sunmak
Cevabı göster

Oturmayı sıradaki zorunlu adım olarak belirlemek

And George, you have to point this torch at me. Kalıp ifadeler

3:16

Ve George, sen bu el fenerini bana tutmalısın.

Kalıp ifadeler

point this torch at me: bir nesneyi hedefe yöneltmek

point + nesne + at + hedef yapısı, bir nesneyi belirli bir kişiye veya şeye doğru yöneltmek anlamına gelir. point this torch at me ifadesinde this torch yöneltilen nesne, me ise hedeftir. Burada at, yönün hedefini gösterir; yalnızca bir konum belirtmez. Aynı yapı kamera, uzaktan kumanda veya ışık gibi nesnelerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle “Uzaktan kumandayı televizyona doğru yönelt” anlamına gelir?

  1. Point the remote at the television.
  2. Point at the remote beside the television.
  3. Point the television remote at me.
Cevabı göster

Point the remote at the television.

Welcome to Peppa Pig News with me, Peppa Pig. Kültür

3:25

Ben Peppa Domuz ile Peppa Domuz Haberleri'ne hoş geldiniz.

Kültür

Welcome to ... with me, ...: sunucu tarzında program açılışı

Bu, sunucu tarzında bir açılıştır. Welcome to, Peppa Pig News adını program olarak tanıtır ve izleyicileri karşılar; with me, Peppa Pig ise Peppa'nın sunucu olduğunu belirtir. Bu medya kalıbında with me esas olarak fiziksel birliktelik anlamına gelmez. İzleyicinin programı bu kişinin sunumuyla izleyeceğini veya dinleyeceğini anlatır.

Alıştırma

Bir programın başında şu cümlenin temel işlevi nedir: Welcome to Morning Music with me, Anna.?

  1. Programın adını söyler ve Anna'yı sunucu olarak tanıtır.
  2. Programı izleyen tek kişinin Anna olduğunu söyler.
  3. İzleyicilerden Anna ile bir yere gitmelerini ister.
Cevabı göster

Programın adını söyler ve Anna'yı sunucu olarak tanıtır.

Peppa has made her own television. Kalıp ifadeler

3:31

Peppa kendi televizyonunu yaptı.

Kalıp ifadeler

has made her own ...: kendine ait bir şey yaratmak

has made her own television, Peppa'nın kendisine ait bir televizyon yaptığını anlatır. her own, nesnenin onun kendi ürünü veya kendi versiyonu olmasına odaklanır. İfadenin tamamı yalnızca bir televizyona sahip olmayı ya da satın almayı değil, bir televizyon yaratmayı anlatır. has made, present perfect yapısındadır. Yapma işini tamamlanmış ve sonucunu şu anda önemli olarak sunar. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp have/has made + iyelik belirleyicisi + own + isim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi has made + her own ile tamamlayın: Mia ____ board game, and it is ready to play.

Cevabı göster

has made her own

Today, the whole world stopped working Anlatım akışı

3:33

Bugün, tüm dünya çalışmayı durdurdu

when there was a power cut.

3:36

bir elektrik kesintisi olduğunda.

Anlatım akışı

Today, the whole world stopped working: haber tarzı çerçeveleme ve abartı

Today, bir haberin açılışında olduğu gibi, cümlenin başında zaman çerçevesini kurar. Ana iddiayı vermeden önce dinleyiciye olayı hangi zamana yerleştirmesi gerektiğini söyler. The whole world stopped working, yerel bir elektrik kesintisini bilerek küresel ve dramatik bir olay gibi gösterir. Bu eğlenceli haber taklidinde ifade, gerçek anlamda olgusal bir haber değil, mizah amacıyla kullanılan bir abartıdır. Başka bağlamlarda the whole world gibi geniş ifadelerin gerçek mi yoksa retorik mi olduğunu anlamak için çevredeki duruma bakın.

Alıştırma

Bu cümlede “Today, the whole world stopped working” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Bir zaman belirteciyle başlar ve elektrik kesintisinin etkisini abartır.
  2. Elektrik kesintisinin etkisini tek bir odayla sınırlar.
  3. Dünyadaki bütün makinelerin bozulduğunu nesnel olarak kanıtlar.
Cevabı göster

Bir zaman belirteciyle başlar ve elektrik kesintisinin etkisini abartır.

And all the electricity was lost.

3:38

Ve tüm elektrik kayboldu.

Very good, Peppa.

3:43

Çok güzel, Peppa.

Daddy Pig says that the electricity

3:45

Baba Domuz diyor ki elektrik

won't be back for a long, long time. Kalıp ifadeler

3:47

uzun, çok uzun bir süre geri gelmeyecek.

Kalıp ifadeler

a long, long time: tekrarla vurgu

a long, long time ifadesinde long, sürenin çok uzun olduğu düşüncesini güçlendirmek için bilerek tekrarlanır. Bu tekrar bir dil bilgisi hatası değildir. a long time ile karşılaştırıldığında tekrarlı biçim daha etkileyicidir ve bekleyişin konuşan kişiye ne kadar uzun geldiğini gösterir. Kesin bir süre belirtmez; özellikle hikâyelerde, çocuklara hitap ederken ve canlı konuşmalarda yaygındır.

Alıştırma

Bekleyişin özellikle uzun geldiğini göstermek için sıfatı tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: We waited a ____, ____ time for the bus.

Cevabı göster

long · long

Oh.

3:51

Oh.

The electricity is back.

3:52

Elektrik geri geldi.

Hooray!

3:54

Yaşasın!

Shush. I haven't finished yet. Ton ve niyet

3:55

Şşşt. Daha bitirmedim.

Ton ve niyet

I haven't finished yet: şu ana kadar hâlâ tamamlanmamış durum

Olumsuz present perfect biçimi haven't finished, daha önce başlayan bir işi şu anki duruma bağlar: konuşma anında görev veya kişinin konuşma sırası hâlâ tamamlanmamıştır. Sondaki yet, “şu ana kadar” anlamına gelir ve genellikle işin daha sonra tamamlanmasının beklendiğini düşündürür. Konuşma sırasında I haven't finished yet yalnızca ilerleme durumunu bildirmez. Burada konuşanın sırasını da korur: “Hâlâ konuşuyorum veya bunu yapıyorum; bu yüzden sözümü kesme ya da sonraki adıma geçme” anlamına gelir.

Alıştırma

Hâlâ yazı yazıyorsunuz ve biri dizüstü bilgisayarınızı almaya uzanıyor. İşin şu anda tamamlanmadığını ve biraz daha zamana ihtiyacınız olduğunu en doğal biçimde hangi cevap söyler?

  1. I won't finish anything.
  2. I didn't finish yesterday.
  3. I haven't finished yet.
Cevabı göster

I haven't finished yet.

Switch the lights off. Öbek fiiller

3:58

Işıkları kapatın.

Öbek fiiller

Switch the lights off: ayrılabilen öbek fiilde nesnenin yeri

Switch off, bir ışığı, elektrikli aleti veya cihazı “kapatmak” anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Switch the lights off cümlesinde the lights adlı isim nesnesi iki parçayı ayırır: switch + nesne + off. Sözcük sırasını nesnenin türü belirler. Tam bir isim öbeği iki farklı konumda bulunabilirken kısa bir nesne zamirinin yalnızca tek bir konumu vardır.

Alıştırma

Bir makineden it zamiriyle söz ediyorsunuz. Zamiri doğru konuma yerleştiren cümle hangisidir?

  1. Please switch off it.
  2. Please switch it off.
  3. Please switch it.
Cevabı göster

Please switch it off.

Okay, Peppa.

4:00

Tamam, Peppa.

Good.

4:01

Güzel.

I have some very important news.

4:03

Çok önemli bir haberim var.

The Queen has just found some more electricity Notlar

4:06

Kraliçe az önce biraz daha elektrik buldu

Kültür

Britanya hükümdarı unvanı olarak The Queen

Bu Britanya yapımı programın bağlamında The Queen, Britanya'nın kadın hükümdarı için kullanılan unvandır; kişi adı değildir. The, dinleyicinin bildiği belirli bir hükümdarı gösterir ve Queen unvanın parçası olduğu için büyük harfle yazılır. Hükümdar, ülke çapında tanınan kamusal bir figürdür. The Queen'in Peppa'nın hayalî haberinde yer alması, uydurma keşfi resmî ve ülke çapında bir duyuru gibi gösterir; bu da eğlenceli bir abartı yaratır.

Alıştırma

Bu hayalî haberde The Queen'den neden söz ediliyor?

  1. Bir satranç oyununun sonucunu bildirmek için
  2. Elektriğin nasıl üretildiğini açıklamak için
  3. Haberi ülke çapında önemli ve eğlenceli biçimde görkemli göstermek için
Cevabı göster

Haberi ülke çapında önemli ve eğlenceli biçimde görkemli göstermek için

and says that everyone can now be happy again.

4:11

ve artık herkesin tekrar mutlu olabileceğini söylüyor.

Dilbilgisi

has just found: yeni bir haberi anlatan present perfect

Has just found, present perfect yapısını kullanır: has + found; found, find fiilinin past participle biçimidir. Just normalde yardımcı fiille past participle arasına gelir ve burada “yalnızca” değil, “çok kısa süre önce” anlamındadır. Bu zaman, bulma eylemini sonucu şu an önemli olan yeni bir haber gibi sunar. Bu kullanım özellikle Britanya İngilizcesindeki haber ve duyurularda doğaldır: elektrik artık bulunmuştur, dolayısıyla mevcut durum değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi has + just + find fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: The mechanic ____ the problem, so the car can be repaired now.

Cevabı göster

has just found

Very good, Peppa.

4:15

Çok güzel, Peppa.

Hooray!

4:17

Yaşasın!

Let's dance. Ton ve niyet

4:19

Hadi dans edelim.

Ton ve niyet

Let's dance: Ortak bir öneri için Let's + fiilin yalın hâli

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyicinin veya grubun birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Let's dance, birlikte dans etme davetidir; başka birine tek başına dans etmesini söyleyen bir emir değildir. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; ancak günlük İngilizcede ortak bir öneri yapmak için kullanılan kalıplaşmış bir yapı gibi işlev görür.

Alıştırma

Ortak öneriyi let us ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: The music has started. ____ dance.

Cevabı göster

Let's

Peppa quite enjoyed the power cut, Kelime

4:23

Peppa elektrik kesintisinden epey keyif aldı,

Kelime

quite enjoyed: Britanya İngilizcesinde ölçülü ve olumlu bir tepki

quite enjoyed ifadesinde quite, enjoyed fiilini niteler ve olumlu ama ölçülü bir tepki verir. Peppa elektrik kesintisinden gerçekten keyif almıştır; ancak ifade çok güçlü bir coşkudan ziyade ölçülüdür. Britanya İngilizcesinde quite, derecesi değişebilen bir anlamı nitelerken çoğu zaman “oldukça” veya “bir hayli” anlamına gelir. Gücü bağlama ve vurguya göre değişebilir; bu yüzden otomatik olarak “tamamen” diye anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Bu Britanya İngilizcesi cümlesinde I quite enjoyed the film en muhtemel olarak ne anlatır?

  1. Filmin her anını son derece büyük bir coşkuyla sevdim.
  2. Filmi olumlu ama ölçülü bir şekilde beğendim.
  3. Filmi beğenmedim.
Cevabı göster

Filmi olumlu ama ölçülü bir şekilde beğendim.

but she's happy the electricity is back again. Dilbilgisi

4:25

ama elektriğin geri gelmesine sevindi.

Dilbilgisi

she's happy the electricity is back again: happy sonrasında that'in düşürülmesi

she's happy the electricity is back again cümlesinde happy sözcüğünden sonra tam bir yan cümle olan the electricity is back again gelir. Bu yan cümle, onu mutlu eden gerçeği belirtir. Tam biçimi she's happy that the electricity is back again şeklindedir. Konuşma İngilizcesinde happy sözcüğünden sonra that sıkça düşürülür. Bir kişinin bir gerçek doğru olduğu veya bir olay gerçekleştiği için mutlu olduğunu anlatmak üzere be happy (that) + özne + fiil yapısı kullanılır. Burada eksik bir edat yoktur.

Alıştırma

Hangi cümlede happy sözcüğünden sonra that'in düşürüldüğü tam bir yan cümle gelir?

  1. I'm happy about your visit.
  2. I'm happy to visit you.
  3. I'm happy you came.
Cevabı göster

I'm happy you came.