El Dezenfektanı Aslında Sizin İçin Kötü Mü?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
608 kelime 177 kel/dk

Video özeti: Video dezenfektanı, normal ve antibakteriyel sabunu karşılaştırıp sabunla soğuk suyu öneriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “try and avoid” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: tek çabayı anlatan “try to avoid” sözünün konuşma biçimidir, iki eylem değildir; samimi önerileri anlayıp resmî yazıda “try to” kullanmayı sağlar. 2. “Despite the fact that” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: karşıt sonuçtan önce gerçeği kabul eder; mikrobu yok eden dezenfektanla onu uzaklaştıran sabunu karşılaştırır ve “despite of” hatasını önler. 3. “At the end of the day,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: günün sonu değil, kanıtlar sonrası yargıdır; analizi pratik öneriyle kapatır.

Bu derste

Hand sanitizers are really handy, especially when soap and running water aren't within reach. Notlar

0:00

El dezenfektanları gerçekten çok kullanışlıdır, özellikle de sabun ve akan suya ulaşamadığınız zamanlarda.

Deyimler

Handy: kullanışlı ve pratik anlamı ile hand kelime oyunu

Burada handy, kullanışlı ve pratik demektir. Yakında sabun ve akan su olmadığında el dezenfektanı işe yarar. Ayrıca hafif bir kelime oyunu vardır: handy, hand sesini içerir ve Hand sanitizers ifadesiyle bağlantı kurar. Yine de handy sözcüğünün normal anlamı “kullanışlı”dır; “ellerle ilgili” değildir.

Alıştırma

"A folding chair is handy for outdoor concerts," cümlesinde handy ne anlama gelir?

  1. El şeklindedir.
  2. Kullanışlı ve pratiktir.
  3. Kullanımı zordur.
Cevabı göster

Kullanışlı ve pratiktir.

Kalıp ifadeler

Within reach: alınabilecek veya kullanılabilecek kadar yakın

Within reach, bir şeyi kolayca alacak, kullanacak veya ona erişecek kadar yakın demektir. Cümledeki aren't within reach, yakında kullanılabilecek sabun ve akan su olmadığını anlatır. Bu ifade fiziksel mesafeyi anlatabilir. Mecaz olarak da kullanılabilir: a goal within reach, ulaşılması mümkün bir hedeftir.

Alıştırma

Cümleyi “kolayca alınabilecek kadar yakın” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Keep your notebook ____ during class.

Cevabı göster

within reach

But are they worth using more often or should you try and avoid them altogether? Notlar

0:05

Peki onları daha sık kullanmaya değer mi, yoksa onlardan tamamen kaçınmalı mısınız?

Dilbilgisi

worth using: worth + -ing yapısı

Burada worth using, “kullanmaya yetecek kadar değerli veya yararlı” anlamına gelir. They öznesi değerlendirilen şeyi, using ise değeri değerlendirilen eylemi belirtir. Worth sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: worth using, worth reading, worth trying. Worth sözcüğünden hemen sonra to alan mastar kullanılmaz; worth to use bu yapıda standart değildir.

Alıştırma

Cümleyi worth ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The guide is clear and practical, so it is ____ during your trip.

Cevabı göster

worth using

Dilbilgisi

try and avoid: resmî olmayan try and + fiilin yalın biçimi

Bu cümlede try and avoid, “kaçınmak için çaba göstermek” anlamına gelir. Resmî olmayan konuşmada try and + fiilin yalın biçimi, genellikle try to + fiilin yalın biçimiyle aynı amaçla kullanılır. And burada denemeyi ve kaçınmayı birbirinden ayrı, art arda gelen iki eylem olarak sunmaz. Try and avoid ifadesini tek bir resmî olmayan eylem planı, yani bir şeyden kaçınmaya çalışma olarak düşünün.

Alıştırma

“Try and avoid waking the baby,” cümlesindeki try and avoid ne anlama gelir?

  1. Bebeği uyandırmamak için çaba göstermek.
  2. Kaçınmayı olası bir yöntem olarak denemek.
  3. Önce bir şey denemek, ardından ayrı bir eylem olarak bebekten kaçınmak.
Cevabı göster

Bebeği uyandırmamak için çaba göstermek.

Kelime

altogether: “tamamen” anlamı

Burada altogether, avoid fiilini niteler ve “tamamen” ya da “bütünüyle” anlamına gelir. İkinci seçeneği güçlendirir: onları yalnızca daha az kullanmak yerine her durumda onlardan kaçınmak. Tek kelime olarak yazılan altogether, stop, remove veya avoid gibi fiillere sıkça tamlık derecesi katar.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen” anlamına gelen tek kelimelik zarfla tamamlayın: The game was taking too much time, so Leo stopped playing it ____.

Cevabı göster

altogether

Hand sanitizers contain ingredients like alcohol,

0:10

El dezenfektanları alkol gibi bileşenler içerir,

which is often at 70% concentration,

0:12

bu alkolün konsantrasyonu genellikle %70'tir

that works to kill microbes.

0:15

ve mikropları öldürür.

When left on the skin for 30 seconds or longer, Dilbilgisi

0:17

Ciltte 30 saniye veya daha uzun süre bırakıldığında,

it's able to kill 99.9% of bacteria present Kelime

0:19

mevcut bakterilerin %99,9'unu öldürebilir

and even certain types of viruses like influenza A.

0:22

hatta influenza A gibi bazı virüs türlerini bile yok edebilir.

Dilbilgisi

When left: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi

When left, when it is left yapısının kısaltılmış biçimidir. When zamanı ya da durumu belirtir; left ise leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle anlam edilgendir: el dezenfektanı cilt üzerinde bırakılır. Kısaltılmış yan cümlenin söylenmeyen öznesi, ana cümlede it ile belirtilen aynı dezenfektandır. Bu “when + geçmiş zaman ortacı” kalıbı, talimatları ve bilimsel açıklamaları daha kısa hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için “When it is left” ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimini kullanın: ____ in direct sunlight, the package may fade.

Cevabı göster

When left

Kelime

bacteria present: isimden sonra gelen ve 'orada bulunan' anlamındaki present

bacteria present ifadesinde present isimden sonra gelir ve 'orada bulunan veya var olan' anlamına gelir. İfade, söz konusu yerdeki bakterileri anlatır. İsimden sonraki bu kullanımda present, bacteria that are present ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimi gibi çalışır. Anlamı, modern çağın bakterileriyle değil, orada bulunan bakterilerle sınırlar.

Alıştırma

Bu cümlede bacteria present ne anlama gelir?

  1. Modern çağdan bakteriler
  2. Bakteriler için hediyeler
  3. Söz konusu yerde bulunan bakteriler
Cevabı göster

Söz konusu yerde bulunan bakteriler

The sanitizer breaks open the cell membranes of these bacteria or the envelopes of viruses, Notlar

0:26

Dezenfektan, bu bakterilerin hücre zarlarını ya da virüslerin zarflarını parçalar,

Öbek fiiller

breaks open: bir şeyi kırarak açık hâle getirmek

breaks open ifadesinde break güçlü eylemi, open ise ortaya çıkan sonucu belirtir. Dezenfektan zara veya dış zarfa zarar vererek onun artık kapalı ya da bütün olmamasını sağlar. Bu, sonuç bildiren bir yapıdır: break open + nesne, 'kapalı bir şeyi genellikle zarar vererek zorla açmak' anlamına gelir. Son durumu da belirttiği için tek başına break sözcüğünden daha fazla bilgi verir.

Alıştırma

Dersteki break + sonuç sıfatıyla tamamlayın: The rescue worker had to ____ the locked box.

Cevabı göster

break open

although they're ineffective against spore-releasing bacteria and viruses without envelopes. Kalıp ifadeler

0:30

ancak spor salan bakterilere ve zarfsız virüslere karşı etkisizdir.

Kelime

envelopes of viruses: mektup zarfı değil, virüslerin dış zarı

Burada envelopes, bazı virüslerin çevresindeki dış yapıları ifade eder. Bu bilimsel anlamda envelope, genellikle virüsü çevreleyen yağlı bir zardır; mektup koymak için kullanılan kâğıt zarf değildir. Yalnızca bazı virüslerin zarfı vardır. Daha sonra gelen viruses without envelopes ifadesi farklı bir grubu anlatır ve dezenfektanın bu virüslerde neden aynı şekilde işe yaramayabileceğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

"Some disinfectants damage the envelopes of viruses," cümlesinde envelopes ne anlama gelir?

  1. Mektuplar için kullanılan kâğıt zarflar
  2. Bakterilerin saldığı sert sporlar
  3. Bazı virüslerin çevresindeki dış zarlar
Cevabı göster

Bazı virüslerin çevresindeki dış zarlar

Kalıp ifadeler

ineffective against: bir şeyin durduramadığı hedefi belirtmek

Ineffective, gereken sonucu vermemek anlamına gelir. Against edatı; bir tedavinin, kuralın veya savunmanın durduramadığı, kontrol edemediği ya da karşı koruma sağlayamadığı şeyi belirtir. Altyazıda they, dezenfektanları ifade eder; bakteriler ve virüsler ise onların hedefidir. Against burada kişiler arasındaki bir kavgayı anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “bu hedef üzerinde işe yaramaz” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This antibiotic is ____ viruses.

Cevabı göster

ineffective against

There are also non-alcohol-based sanitizers using other ingredients,

0:35

Başka bileşenler kullanan alkolsüz dezenfektanlar da vardır,

but depending on their combination,

0:39

ancak içerdikleri bileşenlerin birleşimine bağlı olarak

may just be bacteriostatic, Notlar

0:41

yalnızca bakteriyostatik olabilirler;

meaning they prevent bacterial reproduction.

0:43

yani bakterilerin çoğalmasını engellerler.

Dilbilgisi

may just be: olasılık ve sınırlı sonuç

may just be bacteriostatic ifadesinde may kesinlik değil olasılık bildirir; just ise “yalnızca” demektir. Birlikte may just be, “belki yalnızca …dır” anlamına gelir: bileşenlere bağlı olarak dezenfektanların etkisi bakterilerin çoğalmasını önlemekle sınırlı olabilir. may just be + isim, sıfat veya ifade kalıbı aynı anda iki sınırlama getirir: iddia kesin değildir ve olası sonuç sınırlıdır.

Alıştırma

“The mark may just be a pencil stain, not a crack,” cümlesinde may just be neyi gösterir?

  1. Konuşmacı bunun yalnızca bir kurşun kalem lekesi olabileceğini düşünüyor.
  2. Konuşmacı bunun bir çatlak olduğundan emin.
  3. Kurşun kalem lekesi az önce oluştu.
Cevabı göster

Konuşmacı bunun yalnızca bir kurşun kalem lekesi olabileceğini düşünüyor.

Kelime

bacteriostatic: bakterilerin çoğalmasını önleme

Bacteriostatic, bakterilerin büyümesini veya çoğalmasını durduran bir şeyi tanımlayan teknik bir sıfattır. Bu cümlede dezenfektanların olası etkisini açıklar. Bakterilerin öldürüldüğü anlamına gelmez. Ardından gelen meaning they prevent bacterial reproduction ifadesi, terimi doğrudan “bakterilerin çoğalmasını önlerler” diye tanımlar.

Alıştırma

Cümleyi “bakterileri mutlaka öldürmeden çoğalmalarını durdurur” anlamındaki teknik sıfatla tamamlayın: The medicine is ____.

Cevabı göster

bacteriostatic

Of course,

0:45

Elbette,

anyone who's used sanitizer knows that it simply spreads grime and dirt around, Anlatım akışı

0:45

dezenfektan kullanmış herkes, bunun kiri ve pisliği yalnızca etrafa yaydığını bilir;

so soap and water are necessary in these cases to clean up. Öbek fiiller

0:49

dolayısıyla böyle durumlarda temizlik için sabun ve su gerekir.

Anlatım akışı

Anyone who's ... knows that: bir iddiayı apaçıkmış gibi sunmak

Anyone who's used sanitizer knows that, ardından gelen ifadeyi insanların doğrudan deneyim yoluyla öğrendiği varsayılan bir şey olarak sunar. Who's used sanitizer ilgi cümleciği bu deneyime sahip grubu belirler; knows that ise konuşanın iddiasını başlatır. Bu, tüm kullanıcıların aynı fikirde olduğunun kanıtı değil, retorik bir çerçevedir. Dinleyiciyi iddiayı tanıdık ve sağduyuya dayalı bir bilgi gibi görmeye yönlendirerek sonucu daha doğrudan ve ikna edici gösterir.

Alıştırma

Cümle başındaki anyone who's used sanitizer knows that ifadesi ne yapıyor?

  1. Her dezenfektan kullanıcısıyla yapılan bir araştırmanın sonucunu bildirir.
  2. Sonraki iddiayı ortak deneyim sayesinde açıkça bilinen bir şey gibi sunar.
  3. İddiayı kimliği belirsiz tek bir dezenfektan kullanıcısıyla sınırlar.
Cevabı göster

Sonraki iddiayı ortak deneyim sayesinde açıkça bilinen bir şey gibi sunar.

Öbek fiiller

Clean up: kiri gidermek ve temizliği tamamlamak

Bu cümlede clean up, kiri gidererek bir kişiyi veya yeri gerçekten temiz hâle getirmek demektir. Up parçacığı temizliği tamamlanmış bir sonuca doğru sürdürülen bir iş olarak gösterir. Clean up, buradaki gibi belirtilmiş bir nesne olmadan kullanılabilir veya nesne alabilir: clean up the spill ya da clean the spill up. Nesne bir zamirse zamiri ortaya yerleştirin: clean it up; clean up it değil.

Alıştırma

Clean up ve it zamirini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: There is mud on the floor, so please ____.

Cevabı göster

clean it up

But in the absence of visible dirt, Kalıp ifadeler

0:52

Peki gözle görülür kir yoksa

which works better?

0:54

hangisi daha iyi işe yarar?

Kalıp ifadeler

in the absence of: … olmadığında

“In the absence of + isim öbeği”, “... olmadığında” veya “... mevcut olmadığında” anlamına gelir. Burada karşılaştırmayı belirli bir koşulla sınırlar: ellerde görünür kir yoktur. “Absence”, bir koşulun veya şeyin eksik olduğunu anlatır; yalnızca bir kişinin bir etkinliğe katılmaması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “... olmadığında” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The team must make a decision ____ new information.

Cevabı göster

in the absence of

A 2009 Australian study had vaccinated hospital workers contaminate their hands with live influenza A virus Notlar

0:55

2009 yılında Avustralya'da yapılan bir çalışmada, aşılanmış hastane çalışanlarının ellerine canlı influenza A virüsü bulaştırıldı

Kelime

live influenza A virus: biyolojik olarak aktif, canlı yayın değil

live influenza A virus ifadesinde live, virüsün etkisiz hâle getirilmediğini ve biyolojik olarak aktif kaldığını belirten bir sıfattır. Uygun koşullarda hücreleri hâlâ enfekte edebilir ve çoğalabilir. Bu sıfat virus sözcüğünü niteler ve deneyde kullanılan materyali tanımlar. Virüsün gerçek zamanlı bir yayında gösterildiği anlamına gelmez; amaçlanan anlam bilimsel isim grubundan anlaşılır.

Alıştırma

live influenza A virus ifadesindeki live ne anlama gelir?

  1. Gerçek zamanlı bir yayında gösterilmektedir.
  2. İzleyicilere yönelik canlı bir gösterinin parçasıdır.
  3. Biyolojik olarak aktiftir ve etkisiz hâle getirilmemiştir.
Cevabı göster

Biyolojik olarak aktiftir ve etkisiz hâle getirilmemiştir.

and had some of them wash their hands with regular soap and water for 40 seconds,

1:02

ve bazılarından ellerini normal sabun ve suyla 40 saniye boyunca yıkamaları,

Dilbilgisi

had workers contaminate ... had some of them wash: birine bir şey yaptırmak

Vurgulanan iki bölümde de “had”, ettirgen have + kişi + fiilin yalın hâli kalıbının geçmiş zaman biçimidir. Araştırmanın çalışanların bir eylemi yapmasını ayarladığını veya onlara bunu yapma talimatı verdiğini anlatır. “Had” sözcüğünden sonraki kişiler eylemi yapanlardır: vaccinated hospital workers, contaminate their hands eylemini; some of them ise wash their hands eylemini yapar. “Contaminate” ve “wash” fiillerin yalın hâlidir. İlk bölümde “vaccinated”, hospital workers ifadesini niteler; bu yüzden “had vaccinated” past perfect değildir. “Had” ayrıca “sahipti” anlamına da gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle laboratuvarın masaları asistanların kendilerine temizlettiğini doğru biçimde ifade eder?

  1. The lab had the assistants clean the tables.
  2. The lab had the assistants to clean the tables.
  3. The lab had the assistants cleaned the tables.
Cevabı göster

The lab had the assistants clean the tables.

followed by paper towel drying, Kalıp ifadeler

1:06

ardından kâğıt havluyla kurulamaları istendi.

Kalıp ifadeler

followed by: sonraki adımı ilk adımdan sonra yerleştirmek

followed by paper towel drying ifadesinde followed by, bir dizideki sonraki adımı tanıtır. Önce eller yıkanır, ardından kâğıt havluyla kurutulur. A, followed by B kalıbı, işlemleri ve olayları düzenlemek için kullanılan kısa bir edilgen yapıdır. B, A’dan sonra gerçekleşir. followed başka bağlamlarda bir kişinin veya nesnenin diğerinin arkasından gitmesini de anlatabilse de burada zaman sırasını gösterir.

Alıştırma

Bilgilendirmenin önce, soru bölümünün sonra gerçekleştiğini gösteren iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The briefing will be ____ a question period.

Cevabı göster

followed by

while some rubbed their hands with 61.5% ethanol sanitizer for 20 seconds

1:07

Bazılarıysa ellerini %61,5 etanol içeren dezenfektanla 20 saniye ovuşturdu,

and others used a combination of alcohol and antibacterials.

1:12

diğerleri de alkol ve antibakteriyel maddelerin bir karışımını kullandı.

The remaining group was the control and did nothing. Kültür

1:16

Geri kalanlar kontrol grubundaydı ve hiçbir şey yapmadı.

Kültür

deneyde karşılaştırma grubunu belirten the control

Bir deneyde the control, test edilen uygulamanın yapılmadığı gruptur. Araştırmacılar diğer grupları onunla karşılaştırır. Bu cümlede grup hiçbir şey yapmadığı için temizlik yöntemlerini değerlendirmede bir karşılaştırma noktası sağlar. Burada control, karşılaştırma grubunu belirten bir isimdir; günlük dildeki bir şeyi kontrol etme anlamında değildir.

Alıştırma

Bir deneyde araştırmacıların sonuçları karşılaştırabilmesi için bir gruba hiçbir uygulama yapılmaz. Bu gruba ne denir?

  1. the control
  2. the result
  3. the treatment group
Cevabı göster

the control

As expected, Anlatım akışı

1:18

Beklendiği gibi,

the control group had the most viral DNA present,

1:19

en fazla viral DNA kontrol grubunda bulundu,

but the group with the least viral DNA was the soap and water group.

1:22

en az viral DNA ise sabun ve su kullanan gruptaydı.

Anlatım akışı

As expected ile sonucu tahmine bağlamak

As expected, sonucun daha önceki bir tahminle veya zaten olası görülen bir durumla uyuştuğunu okuyucuya bildirir. Burada kontrol grubunda en fazla viral DNA bulunduğu sonucunu tanıtır. Bu ifade, sonucu beklentiye bağlayarak rapordaki bilgileri düzenler. Aradaki ilişkiyi gösterir; ancak tek başına sonucun doğru olduğuna dair kanıt değildir.

Alıştırma

Bir test sonucu ekibin tahminiyle uyuşuyor. Bu ilişkiyi en iyi hangi başlangıç gösterir?

  1. As expected,
  2. Surprisingly,
  3. For example,
Cevabı göster

As expected,

Despite the fact that sanitizer can destroy germs, Dilbilgisi

1:25

Dezenfektan mikropları yok edebilse de

Soap and water actually removes them from the hands and comes out as the superior method of infection control. Öbek fiiller

1:29

sabun ve su onları gerçekten ellerden uzaklaştırır ve enfeksiyon kontrolünde daha üstün bir yöntemdir.

Dilbilgisi

Despite the fact that: karşıtlıktan önce bir gerçeği kabul etmek

Despite the fact that, konuşanın doğru olduğunu kabul ettiği bir gerçeği belirtir. Burada dezenfektanın mikropları yok edebildiği kabul edilir; ancak ana cümle daha önemli ve karşıt bir sonuç verir: sabun ve su mikropları uzaklaştırdığı için daha iyi olarak değerlendirilir. Kalıp Despite the fact that + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. Önce bir noktayı kabul edip ardından onunla karşıtlık oluşturan ve şaşırtıcı gelebilecek bir sonucu vurgulamanızı sağlar.

Alıştırma

İlk gerçeği kabul edip ardından karşıtlık belirten dört sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the box looks small, it can hold all the toys.

Cevabı göster

Despite the fact that

Öbek fiiller

comes out as: karşılaştırmayla ortaya çıkan sonuç

Bu cümlede comes out as, karşılaştırma sonucunda bir şeyin belli bir nitelikte olduğunun görülmesi veya sonunda o şekilde değerlendirilmesi anlamına gelir. Yöntemler karşılaştırılır ve sabun ile su, the superior method sonucunu alır. Aktarılabilir kalıp özne + come out as + sonuç veya kategori şeklindedir. Bir test, sayım veya karşılaştırma bir şeyin sırasını ya da sınıfını ortaya çıkardığında kullanılır.

Alıştırma

After the safety tests, this helmet comes out as the best choice cümlesinde comes out as ne anlama gelir?

  1. Kişisel bir kimliğini kamuya açıklar.
  2. Karşılaştırma onun bu sırada olduğunu gösterir.
  3. Fiziksel olarak bir yerden dışarı çıkar.
Cevabı göster

Karşılaştırma onun bu sırada olduğunu gösterir.

But does the temperature of the water matter?

1:34

Peki suyun sıcaklığı önemli mi?

Turns out that while hot water can kill bacteria, Notlar

1:36

Sıcak su bakterileri öldürebilir,

this only happens at 99.98 degrees Celsius,

1:39

ancak bu yalnızca 99,98 santigrat derecede gerçekleşir

Anlatım akışı

Turns out that: sonradan öğrenilen bir sonucu sunma

Cümlenin başındaki Turns out that, It turns out that ifadesinin konuşma dilindeki kısa biçimidir. Dinleyiciye, ardından gelen that yan cümlesinin kontrol etme, düşünme ya da daha fazla bilgi edinme sonucunda keşfedilen şeyi anlattığını bildirir. Burada anlatımı sorudan muhtemelen şaşırtıcı bir sonuca taşır. Bu kullanımda turn out, fiziksel olarak dönmek veya bir şeyi kapatmak değil, “sonradan doğru olduğu anlaşılmak” demektir.

Alıştırma

Dersin üç kelimelik samimi ifadesiyle, It kullanmadan tamamlayın: We checked the lost-and-found, and ____ my hat was there.

Cevabı göster

turns out that

Dilbilgisi

while: karşıtlık sunmadan önce bir noktayı kabul etme

Burada while, “... olduğu sırada” değil, although gibi “... olmasına rağmen” anlamına gelir. While yan cümlesi doğru bir noktayı kabul eder: sıcak su bakterileri öldürebilir. Ana cümle daha sonra daha önemli olan sınırlamayı ekler: bu yalnızca çok yüksek bir sıcaklıkta gerçekleşir. while A, B yapısı çoğu zaman “A doğrudur, ancak B onu sınırlar veya onunla karşıtlık kurar” anlamına gelir.

Alıştırma

“While the bag is small, it holds everything I need,” cümlesinde while ne yapar?

  1. Çantanın yalnızca küçük olduğu süre boyunca eşya alabildiğini söyler.
  2. Çantanın küçük olduğunu kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan bir gerçeği verir.
  3. Çantanın ne kadar süre küçük kaldığını sorar.
Cevabı göster

Çantanın küçük olduğunu kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan bir gerçeği verir.

which would burn your skin.

1:42

ve bu sıcaklık cildinizi yakar.

So, save some energy and wash with cold water.

1:44

Bu yüzden enerjiden tasarruf edin ve ellerinizi soğuk suyla yıkayın.

Of course,

1:47

Elbette,

soap can also be antibacterial,

1:47

sabun da antibakteriyel olabilir

and these often contain triclosan.

1:49

ve bu tür sabunlar genellikle triklosan içerir.

So, is that even more effective?

1:51

Peki bu onları daha da etkili kılar mı?

Well,

1:53

Aslına bakarsanız,

it turns out that they're typically way below the effective 1% concentration required to cause bactericidal effects. Kelime

1:54

içlerindeki triklosan oranı, bakteri öldürücü etki için gereken %1'lik etkili konsantrasyonun genellikle çok altındadır.

Kelime

way below: büyük fark bildiren güçlü bir derece ifadesi

way below ifadesindeki way, “çok” ya da “büyük bir farkla” anlamına gelir. Gerçek konsantrasyon, gereken %1’den yalnızca biraz değil, çok daha düşüktür. Burada way, bir karşılaştırmayı veya konumu güçlendiren derece zarfı olarak kullanılır. Aynı kalıp way too big, way more expensive ve way behind ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümle 2’nin 100’den çok daha küçük olduğunu açıkça belirtir?

  1. 2 is on the way to 100.
  2. 2 is way below 100.
  3. 2 is just below 100.
Cevabı göster

2 is way below 100.

And studies from around the world have shown these soaps to be no better than regular soaps. Dilbilgisi

2:01

Dünyanın dört bir yanında yapılan çalışmalar da bu sabunların normal sabunlardan daha iyi olmadığını göstermiştir.

Dilbilgisi

shown these soaps to be: show + nesne + to be + tümleç

Bu cümle, araştırmaların bu sabunların normal sabunlardan daha iyi olmadığına dair kanıt sunduğu anlamına gelir. Kısa show + nesne + to be + tümleç kalıbını kullanır: these soaps nesnedir; no better ise onu tanımlayan tümleçtir. Tam cümlede have shown present perfect yapıdadır ve shown geçmiş zaman ortacıdır. Burada to be, “olmak amacıyla” anlamına gelmez; nesneyi açıklamasına bağlayarak sonucu oldukça resmî biçimde aktarır.

Alıştırma

Resmî raporlama kalıbı show + nesne + to be + tümleç yapısını tamamlayın: The inspection showed the bridge ____ safe.

Cevabı göster

to be

Dilbilgisi

no better than: bir üstünlüğü reddetmek

Bu cümlede no better than, “üstün olmamak” anlamına gelir. Araştırmalar, bu sabunların normal sabunlara göre bir performans üstünlüğü olmadığını göstermiştir. Bu ifade tek başına onların daha kötü olduğunu kanıtlamaz; eşit ya da daha kötü olabilirler. X is/was no better than Y kalıbı, öne sürülen bir iyileşmeyi reddeden olumsuz bir karşılaştırmadır. show veya find gibi fiillerden sonra show X to be no better than Y biçiminde de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “üstün olmamak” anlamına gelen üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: After both batteries lasted five hours, the expensive battery was ____ the cheaper one.

Cevabı göster

no better than

Furthermore,

2:05

Dahası,

triclosan is washed down the drain and ends up in lakes and rivers. Öbek fiiller

2:06

triklosan giderden aşağı akar ve sonunda göllere ve nehirlere karışır.

Öbek fiiller

gerçek anlamlı edilgen bir ifade olarak washed down the drain

Burada is washed down the drain edilgen yapıdadır: su, triklosanı giderden geçirerek atık su sistemine taşır. Washed, kimyasalın maruz kaldığı eylemi; down the drain ise izlediği fiziksel yolu belirtir. Bu kullanım gerçek anlamlıdır. Para, zaman veya emek gibi soyut şeylerle down the drain mecaz anlamda “boşa gitmiş” demek olabilir; ancak bu cümledeki anlam bu değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki gerçek anlamlı edilgen ifadeyle tamamlayın: During cleanup, the dye was ____, so it entered the wastewater system.

Cevabı göster

washed down the drain

Öbek fiiller

ends up in: nihai varış yeri

Bu cümlede ends up in, “sonunda bir yere ulaşmak ya da orada bulunur hâle gelmek” demektir. Triklosan önce giderden geçer; nihai varış yeri göller ve nehirlerdir. end up in + yer kalıbı, önceki aşamalardan sonra ulaşılan son yeri belirtir. Çoğu zaman sonucun planlanmadığını veya istenmediğini ima eder; bir kişinin o yerin içinde bir etkinliği bitirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir süreçten sonra sonunda bu yere ulaşmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If this plastic is not recycled, it may ____ the ocean.

Cevabı göster

end up in

In fact,

2:10

Aslında,

it's one of the top 10 contaminants found in all American rivers, Dilbilgisi

2:10

Amerika'daki tüm nehirlerde bulunan başlıca 10 kirleticiden biridir

Dilbilgisi

one of the top 10 contaminants: sıralanmış bir grubun bir üyesi

one of the top 10 contaminants ifadesinde one tek bir üyeyi, the top 10 contaminants ise onun ait olduğu sıralanmış grubu belirtir. Bu nedenle ifade, triklosanın en üst sıradaki on kirletici arasında yer aldığı anlamına gelir; mutlaka birinci sırada olduğu anlamına gelmez. one of sonrasında grubu adlandıran sayılabilir isim çoğul olur: one of + the top 10 + contaminants. it’s one of ... örneğinde görüldüğü gibi ifadenin başı one olduğu için tüm ifade tekildir, ancak grup ismi çoğul kalır.

Alıştırma

Hangi cümle, havalimanının Avrupa’nın en yoğun havalimanları grubunda olduğunu ancak birinci olduğunu iddia etmediğini anlatır?

  1. It is one of the busy airports in Europe.
  2. It is one of the busiest airports in Europe.
  3. It is the busiest airport in Europe.
Cevabı göster

It is one of the busiest airports in Europe.

bioaccumulating in many marine organisms like dolphins. Kelime

2:14

ve yunuslar gibi pek çok deniz canlısında biyolojik olarak birikir.

Kelime

bioaccumulating: canlı organizmaların içinde birikmek

Burada bioaccumulating, maruz kalma sürdükçe bir maddenin deniz canlılarının vücudunda yavaş yavaş birikmesi demektir. Triklosanın yalnızca nehirde toplanması anlamına gelmez. -ing biçimi, kimyasal madde su yollarına girdikten sonra süren bir sonucu anlatır: zamanla bir canlı, maddeyi vücudundan atabildiğinden daha hızlı alabilir.

Alıştırma

Bu cümlede bioaccumulating ne anlama geliyor? The chemical is bioaccumulating in the fish.

  1. Zamanla balığın içinde birikmek
  2. Hemen daha az zararlı hâle gelmek
  3. Yalnızca suyun yüzeyine yayılmak
Cevabı göster

Zamanla balığın içinde birikmek

Even more troubling is that triclosan has been linked to promoting antibiotic resistance in bacteria in a process called cross-resistance. Notlar

2:17

Daha da endişe verici olan, triklosanın çapraz direnç adı verilen bir süreç yoluyla bakterilerde antibiyotik direncini artırmakla ilişkilendirilmiş olmasıdır.

Dilbilgisi

Even more troubling is that ...: değerlendirmeyi başa almak

Even more troubling is that ... yapısında değerlendirme bildiren even more troubling başa alınır. Olağan sıra That ... is even more troubling şeklindedir; dolayısıyla değerlendirilen gerçek that ile başlayan yan cümlede yer alır. Even karşılaştırmayı güçlendirir, more ise bu sorunu daha önceki bir sorunla ilişkilendirir. Bu yapı, yeni gerçeği söylemeden önce endişe düzeyini yükseltmeyi sağlar.

Alıştırma

Dersteki değerlendirmeyi başa alma kalıbıyla resmî cümleyi tamamlayın: The delay is costly; ____ no one warned the passengers.

Cevabı göster

even more troubling is that

Kalıp ifadeler

has been linked to: bir ilişkiyi bildirmek

Bu cümlede has been linked to, araştırmaların triklosan ile antibiyotik direncinin artması arasında bir ilişki bulduğunu belirtir. Edilgen present perfect yapısı has been linked, araştırmacıları adlandırmak yerine bugüne kadar ortaya konmuş bulgulara odaklanır. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir: linked to resistance; linked to promoting resistance. Bu ifade bir ilişkiye işaret eder, ancak triklosanın sonucu doğrudan meydana getirdiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi “has been found to be associated with” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Regular exercise ____ better sleep quality in several studies.

Cevabı göster

has been linked to

Kelime

cross-resistance: başka bir maddeye taşınan direnç

Çapraz direnç, bir antimikrobiyal maddeye karşı direncin, bakteriyi ilişkili başka bir maddeye karşı da dirençli hâle getirdiği durumdur. Bakteri ikinci maddeyle daha önce karşılaşmamış olsa bile bu meydana gelebilir. Bu cümlede a process called cross-resistance, triklosana maruz kalmanın daha geniş kapsamlı antibiyotik direncine katkıda bulunabileceği belirli yolu adlandırır. Bu terim, genel anlamdaki antibiotic resistance teriminden daha özeldir.

Alıştırma

Teknik terimi tamamlayın: A bacterium exposed only to disinfectant A also becomes resistant to the related antibiotic B because the same defense protects it from both. This is called ____.

Cevabı göster

cross-resistance

As bacteria become resistant to triclosan, Kalıp ifadeler

2:25

Bakteriler triklosana direnç kazandıkça

Kalıp ifadeler

resistant to: bir şeye dirençli

become resistant to triclosan ifadesinde resistant, bağ fiili become'dan sonra gelen bir sıfattır. to edatı, resistant ile etkilerine direnilen şeyi birbirine bağlar. Burada bakterilerin değiştiği ve bu nedenle triklosanın artık onlar üzerinde eskisi kadar iyi çalışmadığı anlatılır. be/become resistant to + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir şeye dayanabilen malzemeleri ya da bir fikre veya değişime karşı çıkan insanları anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Resistant ve doğru edatla cümleyi tamamlayın: After many treatments, the germs became ____ the medicine.

Cevabı göster

resistant to

they simultaneously evolved to resist the effects of other antibiotics,

2:28

aynı anda diğer antibiyotiklerin etkilerine de direnecek şekilde evrimleşirler,

even though they haven't been exposed to them. Notlar

2:32

üstelik bu antibiyotiklere hiç maruz kalmamış olsalar bile.

Dilbilgisi

even though: ...olmasına rağmen

Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: normalde ana cümlenin sonucunu beklenmedik gösterecek bir gerçeği verir. Buradaki gerçek, bakterilerin diğer antibiyotiklere maruz kalmamış olmasıdır; buna rağmen bakteriler onlara karşı direnç geliştirmiştir. Bu ifade, dinleyenin bu şaşırtıcı karşıtlığa dikkat etmesini sağlar. İki durum da gerçek olarak sunulduğunda even though + özne + fiil kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede even though, sonucu şaşırtıcı kılan gerçek bir durumu sunmak için kullanılmıştır?

  1. Even if Maya gets tired later, she will try the puzzle.
  2. Maya finished the puzzle because she was tired.
  3. Even though Maya was tired, she finished the puzzle.
Cevabı göster

Even though Maya was tired, she finished the puzzle.

Kalıp ifadeler

haven't been exposed to: şimdiye kadar önceden temas yok

Bu cümlede haven't been exposed to, bakterilerin çalışmaya kadar olan ilgili süre içinde diğer antibiyotiklerle hiçbir zaman temas etmediği anlamına gelir. Yapı, present perfect'in edilgen biçimidir: have not + been + past participle. Edilgen yapı gerekir çünkü maruz kalan bakterilerdir; başka bir şeyi etkin biçimde maruz bırakmazlar. Önceki temasın olup olmaması mevcut durum açısından önemliyse bu kalıp kullanılır.

Alıştırma

Şimdiye kadar hiç temas olmadığını göstermek için örnekteki kısaltılmış olumsuz biçimi kullanarak cümleyi tamamlayın: The bacteria ____ that drug.

Cevabı göster

haven't been exposed to

While this doesn't mean using antibacterial soap will render your antibiotics ineffective, Notlar

2:34

Bu, antibakteriyel sabun kullanmanın antibiyotiklerinizi etkisiz hâle getireceği anlamına gelmese de

Kelime

render your antibiotics ineffective: antibiyotiklerinizi etkisiz hâle getirmek

Burada render + nesne + sıfat, “nesneyi o duruma getirmek” anlamına gelir. render your antibiotics ineffective ifadesinde your antibiotics nesnedir; ineffective ise ortaya çıkan durumu anlatır. Bu sonuç, this doesn't mean ile olumsuzlanan içeriğin içindedir. Konuşan kişi antibakteriyel sabun kullanmanın antibiyotikleri mutlaka etkisiz kılacağını söylemiyor; bu sonucu reddediyor.

Alıştırma

Cümleyi render fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The software bug ____ the safety check ineffective.

Cevabı göster

rendered

the study highlights the possibility of unnecessary antibacterial usage, Kalıp ifadeler

2:38

çalışma, antibakteriyel ürünlerin gereksiz kullanımının

potentially leading to superbugs. Dilbilgisi

2:42

süper bakterilere yol açabileceği ihtimaline dikkat çekiyor.

Dilbilgisi

this doesn't mean ... will render ... ineffective: sonucu sınırlandırmak

this sözcüğü önceki çalışma sonucuna gönderme yapar. This doesn't mean, konuşanın bu sonuçtan doğrudan çıkarılamayacağını söylediği bir yargıyı sunar. Reddedilen önerme using antibacterial soap will render your antibiotics ineffective ifadesidir. render + object + adjective yapısında render, nesneyi belirtilen duruma getirmek anlamına gelir. Bu çıkarımı reddetmek hiç risk olmadığını ileri sürmez; sonrasında belirtilen daha sınırlı olasılığa yer bırakır.

Alıştırma

Cümlede this doesn't mean ... will render your antibiotics ineffective ne işlev görür?

  1. Antibakteriyel sabunun antibiyotik direncine hiçbir zaman katkıda bulunamayacağını söyler
  2. Kesin bir sonucu reddederken daha sınırlı bir risk olasılığına yer bırakır
  3. Her antibakteriyel sabun kullanımının antibiyotikleri kesinlikle etkisiz hâle getirdiğini söyler
Cevabı göster

Kesin bir sonucu reddederken daha sınırlı bir risk olasılığına yer bırakır

Kalıp ifadeler

highlights the possibility of: olasılığına dikkat çekiyor

Highlights the possibility of, “gerçekleşebilecek veya doğru olabilecek bir şeye özellikle dikkat çeker” anlamına gelir. Highlights çalışmanın neye işaret ettiğini bildirirken possibility iddiadaki belirsizliği korur. Kalıp highlight(s) the possibility of + isim öbeği veya -ing biçimidir. Burada of, unnecessary antibacterial usage ifadesini getirir; potentially leading to superbugs ise olası bir sonucu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtlandığını söylemeden olası bir nedeni bildiriyor?

  1. The report highlights the possibility of a wiring fault.
  2. The report rules out a wiring fault.
  3. The report proves that a wiring fault caused the failure.
Cevabı göster

The report highlights the possibility of a wiring fault.

Dilbilgisi

potentially leading to ile olası sonuç belirtmek

Potentially leading to, az önce sözü edilen durumun olası bir sonucunu ekler. Buradaki durum antibakteriyellerin gereksiz kullanımı, olası sonuç ise süper bakterilerin ortaya çıkmasıdır. Leading, -ing biçiminde bir ortaçtır; bu yüzden ana fiil değildir. Potentially, bağlantıyı temkinli kurar: sonuç gerçekleşebilir ama kesinmiş gibi sunulmaz.

Alıştırma

Hangi ifade, gizlilik sorunlarını kesin değil olası bir sonuç olarak sunarak cümleyi en iyi tamamlar? The software may expose old files, ____ privacy concerns.

  1. potentially leading to
  2. potentially leads to
  3. potential leading to
Cevabı göster

potentially leading to

Of course,

2:44

Elbette,

a common misconception is that hand sanitizer causes bacterial resistance as well, Anlatım akışı

2:44

el dezenfektanının da bakteriyel dirence yol açtığına dair yaygın bir yanlış kanı vardır,

which in most cases it doesn't as they primarily use alcohol as their active ingredient. Kelime

2:49

ancak çoğu dezenfektan etkin madde olarak öncelikle alkol kullandığı için bu genellikle doğru değildir.

Anlatım akışı

a common misconception is that ile düzeltmeye zemin hazırlamak

A common misconception is that, dinleyiciye ardından gelen that yan cümlesinin birçok kişinin inandığı ancak konuşanın yanlış bulduğu bir düşünce olduğunu bildirir. Bu cümlede el dezenfektanı ve bakteriyel direnç hakkındaki iddiayı tanıtır; konuşanın bu iddiaya katıldığını göstermez. Bu kalıp açıklamayı iki adımda düzenler: önce yanlış düşünceyi söyler, ardından düzeltmeyi veya kanıtı verir.

Alıştırma

Aşağıdaki düşüncenin yaygın bir hata olduğunu belirten beş sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ goldfish have a three-second memory.

Cevabı göster

A common misconception is that

Kelime

active ingredient: ürünün temel etkisinden sorumlu madde

Active ingredient, bir ürünün amaçlanan temel etkisini sağlayan maddedir. Burada alkol, çoğu el dezenfektanının işe yaramasını sağlayan bileşen olarak anlatılıyor. Buradaki active, “hareket eden” veya “meşgul” anlamına gelmez. Bileşenin işlevini belirtir ve üründeki bütün maddeleri kapsamaz.

Alıştırma

Bir güneş kremi etiketindeki “The active ingredient is zinc oxide” cümlesinde active ingredient ne anlama gelir?

  1. Ürünün amaçlanan temel etkisini sağlayan madde
  2. Hareket eden veya değişen bir bileşen
  3. Ürünü yapmak için kullanılan bütün maddeler
Cevabı göster

Ürünün amaçlanan temel etkisini sağlayan madde

But some brands of hand sanitizer do include antibacterial ingredients like triclosan. Dilbilgisi

2:54

Yine de bazı el dezenfektanı markaları triklosan gibi antibakteriyel bileşenler içerir.

Dilbilgisi

do include: olumlu cümlede vurgu yapan do

Olumlu bir cümlede do, fiilin yalın hâlinden önce gelerek vurgu ekler. Do include, “gerçekten içerir” veya “içerdiği doğrudur” anlamına gelir; asıl fiil yine include’dur. Burada, çoğu marka hakkındaki önceki genel ifadenin bir istisnası vurgulanır. Şimdiki zamanda yapı do/does + fiilin yalın hâli, geçmiş zamanda ise did + fiilin yalın hâlidir: They do include, it does include, they did include.

Alıştırma

Vurgulu do ve include fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: “Some people think the basic plan has no ads, but it ____ ads.”

Cevabı göster

does include

So, it's important to be aware.

2:59

Bu nedenle bunun farkında olmak önemlidir.

At the end of the day, Deyimler

3:01

Günün sonunda,

your best bet is always using regular soap and washing with cold water, Notlar

3:02

en iyi seçeneğiniz her zaman normal sabun kullanıp ellerinizi soğuk suyla yıkamak,

Deyimler

At the end of the day: nihai bir sonucu sunmak

At the end of the day sonuç bildiren bir ifadedir. Burada “alternatifleri değerlendirdikten sonra varılan nihai pratik yargı...” anlamına gelir; “gün sona erdiğinde” demek değildir. Seçenekleri karşılaştırma aşamasından konuşanın temel ve nihai önerisine geçildiğini gösterir. Son bir görüşü, kararı veya tavsiyeyi sunabilir.

Alıştırma

Bu cümlede At the end of the day ne anlama geliyor?

  1. Seçenekler değerlendirildikten sonra nihai öneri budur.
  2. Konuşan, yıkanmak için bir son tarih belirliyor.
  3. Akşam olduğunda sabunu değiştirmelisiniz.
Cevabı göster

Seçenekler değerlendirildikten sonra nihai öneri budur.

Deyimler

Your best bet: en güvenilir seçenek

Your best bet, mevcut koşullarda işe yarama veya yardımcı olma olasılığı en yüksek seçenek anlamına gelir. Burada normal sabun ve soğuk suyu en güvenli pratik öneri olarak sunar; kumarla ilgili değildir. İyelik sözcüğü, öneriyi alan veya yapan kişiye göre my best bet, your best bet ya da our best bet biçiminde değişebilir.

Alıştırma

Öneriyi “en güvenilir seçenek” anlamındaki deyimle tamamlayın: With the trains on strike, ____ is to take the bus.

Cevabı göster

your best bet

saving sanitizer for sinkless situations, Kalıp ifadeler

3:06

dezenfektanı lavabonun olmadığı durumlara saklamak

Kalıp ifadeler

save X for Y: X'i Y için saklamak

saving sanitizer for sinkless situations ifadesinde save X for Y, X'i kullanılabilir durumda tutup Y gerçekleştiğinde ya da Y'nin belirttiği amaç için kullanmak demektir. Burada X dezenfektandır; Y ise lavabo, sabun ve akan suyun bulunmadığı durumları belirtir. Bu kalıp genellikle, bir şey daha sonra daha yararlı veya uygun olacağı için onu şimdi kullanmama seçimini anlatır. Buradaki saving, kurtarmak değil, saklamak ya da ayırmak anlamındadır.

Alıştırma

Pilin gerekene kadar saklandığını göstermek için cümleyi save ... for ile tamamlayın: We ____ the backup battery ____ emergencies.

Cevabı göster

save · for

and avoiding antibacterial soaps for the sake of your health, Kalıp ifadeler

3:08

ve sağlığınızı korumak için antibakteriyel sabunlardan kaçınmaktır;

Dilbilgisi

using ... and washing ..., saving ... ve avoiding ...: paralel bir -ing listesi

your best bet is ifadesinden sonra konuşmacı, önerilen eylemleri eş görevli bir liste hâlinde sıralar. using ile washing ilk bağlı grubu oluşturur; saving ve avoiding iki eylem daha ekler. Her ögenin çekirdeği -ing biçiminde olduğu için dört eylem de is sonrasında aynı dil bilgisel görevi üstlenir. Bu paralel yapı, her eylemin aynı genel öneriye ait olduğunu gösterir ve listeye açık, düzenli bir ritim verir. Benzer bir liste oluştururken tek bir dil bilgisel biçim seçin ve bunu bütün eş görevli ögelerde koruyun.

Alıştırma

Hangi cümlede involves sonrasındaki bütün eş görevli eylemler paralel -ing biçimindedir?

  1. The safety plan involves checking the map, to pack some water, and leave early.
  2. The safety plan involves checking the map, packing some water, and leaving early.
  3. The safety plan involves check the map, packing some water, and to leave early.
Cevabı göster

The safety plan involves checking the map, packing some water, and leaving early.

the environment, and future generations.

3:11

bu seçim çevreyi ve gelecek nesilleri de korur.

Kalıp ifadeler

for the sake of: ... uğruna

Bu cümlede for the sake of, tavsiyenin korumayı veya yarar sağlamayı amaçladığı kişi ya da şeyleri tanıtır: sağlığınız, çevre ve gelecek nesiller. Bunları antibakteriyel sabunlardan kaçınmanın ardındaki önemli kaygılar olarak sunar. Aktarılabilir kalıp for the sake of + isim veya isim öbeğidir. Çoğu zaman o kişiyi, şeyi ya da değeri korumak, desteklemek veya muhafaza etmek için anlamına gelir; yalnızca nedeniyle demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi for the sake of ifadesiyle tamamlayın: ____ everyone's safety, please stay behind the line.

Cevabı göster

For the sake of

But is it truly better to be clean in the first place? Deyimler

3:14

Peki en başta temiz olmak gerçekten daha mı iyi?

Deyimler

in the first place?: en başta?

Burada in the first place, tartışmayı başlangıçtaki varsayıma geri götürür. Nasıl temiz olunacağı ele alındıktan sonra konuşmacı, temiz olmanın gerçekten daha iyi olup olmadığını sorgular. Sorularda bu ifade çoğu zaman bir şeyin ilk nedenini, gerekliliğini veya dayandığı öncülü sorgular. Fiziksel bir yeri ya da yarışı birinci bitirmeyi anlatmaz.

Alıştırma

"Do we need another meeting in the first place?" cümlesinde in the first place ne yapar?

  1. Toplantının diğer tüm olaylardan önce yapılması gerektiğini söyler.
  2. Toplantının yapılacağı ilk yeri belirtir.
  3. Başka bir toplantının gerçekten gerekli olup olmadığını sorgular.
Cevabı göster

Başka bir toplantının gerçekten gerekli olup olmadığını sorgular.

We debate between being clean or dirty in our new AsapTHOUGHT video that you can click here

3:16

Buraya tıklayarak izleyebileceğiniz yeni AsapTHOUGHT videomuzda temiz olmak mı, kirli olmak mı daha iyi diye tartışıyor,

and look at the hygiene hypothesis

3:21

hijyen hipotezini

and other studies to figure out the best way to live your life

3:22

ve diğer çalışmaları inceleyerek hayatı yaşamanın en iyi yolunu

from a sanitary perspective. Kalıp ifadeler

3:25

hijyen açısından bulmaya çalışıyoruz.

Kalıp ifadeler

from a sanitary perspective: hijyen açısından

Bu cümlede from a sanitary perspective, “konu özellikle hijyen, temizlik ve bulaşmanın önlenmesi bakımından değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Perspective, bir yaşam biçimini değerlendirmek için kullanılan ölçütü belirtir; fiziksel bir bakış konumunu veya resimde perspektifi anlatmaz. Başka durumlara da aktarılabilen from a/an + adjective + perspective kalıbı, from a legal perspective veya from a cost perspective örneklerinde olduğu gibi bir yargıyı tek bir açıyla sınırlar. Bir seçenek belirli bir açıdan en iyisi olabilir ancak genel olarak en iyisi olmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi, özellikle hijyen ve temizlik bakımından değerlendirildiğinde anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: When selecting a daycare kitchen, assess it ____.

Cevabı göster

from a sanitary perspective

Don't forget to subscribe for more weekly science videos every Thursday.

3:27

Her perşembe yayımlanan yeni bilim videoları için abone olmayı unutmayın.

We'll see you next week.

3:30

Gelecek hafta görüşürüz.