Peppa Pig ve Arkadaşları Dünyanın En Büyük Çamur Birikintisine Atlıyor!: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Şiddetli yağmur Peppa’nın mahallesini sular altında bırakınca Büyükbaba Pig, herkesin ihtiyaç duyduğu alışveriş ürünlerini almak için aileyi tekneyle götürür. Sular çekildiğinde geride dev bir çamurlu su birikintisi kalır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. That means — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Gözlemlenen bir gerçeği, ondan çıkan sonuç veya beklenen gelişmeyle ilişkilendirmeyi öğrenin. Bu söylem işaretiyle günlük konuşmada neden-sonuç bağını açıkça anlatabilir, düşünce sürecinizi yeniden ifade edebilir ve dinleyiciyi bir fikirden sonraki fikre doğal biçimde yönlendirebilirsiniz. 2. Ahoy there. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Tekne macerası havası yaratmak için kullanılan denizci ya da korsan tarzı bir selamı tanıyın. İfadenin eğlenceli tonunu ve denizcilikle güçlü bağını anlayabilir, onu modern günlük dilde hello yerine kullanılan sıradan bir seçenek sanmazsınız. 3. It was lucky / or we'd have nothing for dinner. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Şanslı bir gerçeği, aksi durumda gerçekleşecek olumsuz varsayımsal sonuçla karşılaştırmayı öğrenin. Bu yapı bir olayın neden önemli olduğunu açıklamanızı ve “yoksa” anlamındaki geçmiş sonucu belirtmek için or ardından would have kullanmanızı sağlar.
Bu derste
my little brother: küçük erkek kardeşi tanıtmak
my little brother ifadesindeki little, aile içindeki yaş ilişkisini belirtir: erkek kardeş, konuşan kişiden daha küçüktür. Burada asıl olarak fiziksel boyutu anlatmaz. Bu, küçük erkek kardeşi tanıtmanın doğal ve samimi bir yoludur. My younger brother yaş ilişkisini daha açık biçimde ifade eder.
Alıştırma
Nina on yaşında, erkek kardeşi Leo ise altı yaşındadır. Nina, Leo'yu tanıtmak için hangi cümleyi kullanabilir?
- Leo is my little sister.
- Leo is my older brother.
- Leo is my little brother.
Cevabı göster
Leo is my little brother.
bedtime for + kişi: birinin yatma vaktinin geldiğini söylemek
Bedtime, birinin normalde yatağa gittiği zamanı ifade eder. It is bedtime for + person yapısında for, yatma vakti gelen kişiyi belirtir. Bu cümle çoğu zaman yalnızca bir saati belirtmez; kişinin yaptığı işi bırakıp uyumaya hazırlanması gerektiğini duyurur. Burada doğal kelime bedtime'dır; sleeping time yaygın kullanılan ifade değildir.
Alıştırma
Günlük rutin duyurusunu hedef ifadeyle tamamlayın: It's ____ Mia.
Cevabı göster
bedtime for
so much rain: sayılamayan isimlerle much kullanımı
So much + sayılamayan isim, miktarın çok büyük olduğunu vurgular. Burada rain, ayrı ayrı sayılabilen yağmur damlalarını değil toplam yağmur miktarını ifade eder; bu yüzden cümlede so much rain kullanılır. Bu kalıp so much water ve so much time gibi başka sayılamayan isimlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Büyük miktarda suyu anlatmak için so much ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- There are so many water on the floor.
- There is so many water on the floor.
- There is so much water on the floor.
Cevabı göster
There is so much water on the floor.
That means there will be puddles to jump in tomorrow. Notlar
0:27Bu, yarın zıplanacak su birikintileri olacağı anlamına geliyor.
That means: önceki bilgiden bir sonuç çıkarma
That, az önce belirtilen durumun tamamına, yani çok yağmur yağmasına gönderme yapar. Ardından means, bu bilgiden çıkarılan sonucu veya çıkarımı tanıtır: yarın su birikintileri olacaktır. Bir söylem bağlantısı olarak That means, dinleyicinin bir olgudan onun sonucuna giden akıl yürütmeyi takip etmesini kolaylaştırır. Yalnızca mean sözcüğünün kelimesi kelimesine çevirisi değildir; çoğu zaman “yani bu bize ... olduğunu gösterir” işlevini taşır.
Alıştırma
Olguyu sonucuna bağlayan, derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The bus is late. ____ we need to wait.
Cevabı göster
That means
puddles to jump in: isim + to'lu mastar + edat
puddles to jump in ifadesinde to jump in adlı to'lu mastar öbeği, puddles isminden sonra gelir ve bu su birikintilerinde ne yapılabileceğini açıklar: bunlar birinin içine atlayabileceği su birikintileridir. in edatı jump eylemini puddles sözcüğüne bağlar: biri su birikintilerinin içine atlar. İngilizcede gerekli olan bu edat, a chair to sit on gibi yapılarda çoğu zaman sonda kalır.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri kullanarak, isimden sonra to'lu mastar getirip cümleyi tamamlayın: I need a box ____. (put these toys in)
Cevabı göster
to put these toys in
Oh, goody: çocuksu bir sevinç ünlemi
Oh, goody, sevinç ya da heyecanlı bir beklenti anlatan ve Great! veya Wonderful! ifadelerine benzeyen bir ünlemdir. Bu cümlede konuşan kişi, birazdan olacak şey için mutludur. Burada goody ünlem işlevindedir; “iyi bir insan” ya da “şekerleme” anlamına gelmez. Bu ifade tepkiye çoğu zaman neşeli ve çocuksu bir hava katar.
Alıştırma
Bir çocuk ailesinin hayvanat bahçesine gideceğini yeni öğrendi. Hangi karşılık heyecanlı bir mutluluk gösterir?
- Oh, no! We get to visit the zoo.
- Oh, goody! We get to visit the zoo.
- Never mind. We get to visit the zoo.
Cevabı göster
Oh, goody! We get to visit the zoo.
You can never have too much X: fazlası olmaz
Bu cümlede You can never have too much rain, yağmurun o kadar hoş karşılandığını ve hiçbir miktarın fazla gelmeyeceğini anlatan coşkulu bir abartıdır. Gerçek anlamda aşırı yağmurun imkânsız olduğunu iddia etmez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp You can never have too much + sayılamayan isim şeklindedir. Çoğul sayılabilen isimlerle too many kullanılır: You can never have too many books.
Alıştırma
Daha fazla sabrın her zaman iyi olduğunu söylemek için hedef kalıbı tamamlayın: You ____ patience.
Cevabı göster
can never have too much
What are you doing here?: beklenmedik bir varlığa şaşkınlık
Buradaki What are you doing here? esas olarak yapılan eylemin adını sormaz. Here, kişinin bu yerde bulunmasının beklenmedik olduğunu gösterir; bu nedenle soru yaklaşık olarak Why are you here? veya How come you're here? anlamına gelir. Cümlenin sosyal işlevini ses tonu belirler. Sevinçli bir şaşkınlık, kafası karışmış bir merak veya kuşkulu bir sorgulama ifade edebilir.
Alıştırma
Maya bir konferansta, yurt dışında olduğunu sandığı komşusunu beklenmedik biçimde görür. What are you doing here? büyük olasılıkla ne ifade eder?
- Konuşan kişi, o kişinin orada bulunmasına şaşırmıştır.
- Konuşan kişi yalnızca o kişinin o anda ne yaptığını öğrenmek istemektedir.
- Konuşan kişi o kişinin oradaki düzenli işini sormaktadır.
Cevabı göster
Konuşan kişi, o kişinin orada bulunmasına şaşırmıştır.
has made a flood: önceki bir nedeni şimdiki sonuca bağlamak
has made yapısında has yardımcı fiildir, made ise make fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Birlikte present perfect yapısını oluştururlar. Burada yağmur daha önce yağmıştır, ancak cümle şimdi var olan sele odaklanır. Bu yapıyı, daha önceki bir nedeni şimdiki bir sonuca bağlamak için kullanın; olayı belirli ve tamamlanmış bir geçmiş zamana yerleştirmek için değil.
Alıştırma
Fırtınadan sonra oyun alanı hâlâ dağınık ve tamamlanmış bir geçmiş zaman belirtilmiyor. Hangi cümle şimdiki sonucu en iyi vurgular?
- The storm has made a mess of the playground.
- The storm made a mess of the playground yesterday.
- The storm makes a mess of the playground every winter.
Cevabı göster
The storm has made a mess of the playground.
a desert island: çevrelenmiş ve dış dünyadan kopmuş olma benzetmesi
A desert island, kimsenin yaşamadığı uzak bir adadır. Bu cümlede ev gerçek anlamda bir ada değildir. Konuşan kişi bir benzetme kullanır: sel suyu evi çevreleyip dış dünyadan kopardığı için ev, yalıtılmış bir ada gibi görünür ve hissedilir. Buradaki desert, evin kumlu bir çölde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Sel bağlamında "Our house is a desert island." ne anlama gelir?
- Ev sıcak ve kumlu bir çölde durmaktadır.
- Ev tatlı satan bir dükkândır.
- Ev suyla çevrilmiş ve dış dünyadan kopmuştur.
Cevabı göster
Ev suyla çevrilmiş ve dış dünyadan kopmuştur.
here I come: harekete geçmeden önce heyecanlı bir duyuru
Here I come!, bir şeye doğru gitmek, bir şeye başlamak veya onun keyfini çıkarmak üzere olduğunuzu heyecanla duyuran bir ifadedir. Bu cümlede Peppa, çamurlu su birikintilerinde oynamaya gitmeden hemen önce bu sözü onlara söylüyor. Buradaki here yalnızca bir yeri belirtmez. Hedef + here I come kalıbının tamamı hedefi öne çıkarır ve eylemin başlangıcına sabırsız, dramatik bir hava katar.
Alıştırma
Heyecanlı duyuruyu kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Beach, ____!
Cevabı göster
here I come
Daddy will have to swim to the shops. Dilbilgisi
1:16Babam dükkanlara kadar yüzmek zorunda kalacak.
will have to swim: gelecekteki zorunluluk
Will have to swim, gelecekte yüzmenin gerekli olacağı anlamına gelir. Will gerekliliği geleceğe taşır; have to + fiilin yalın hâli ise durumdan kaynaklanan bir zorunluluğu ifade eder. Bu yapı yalnızca babanın yüzeceğini tahmin etmez. Bu cümlede su baskını yüzmeyi gerekli gösteriyor. Will'den sonra has veya had değil, yalın biçim have kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi gelecekteki zorunluluğu gösteren üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: The road will be closed tomorrow, so we ____ take another route.
Cevabı göster
will have to
has arrived on his boat: belirli bir tekne için on
Bu cümlede has arrived, varışın tamamlanmış ve şu anki durumla ilgili olduğunu gösterir. on his boat ise Büyükbaba Pig'in gelirken üzerinde bulunduğu belirli tekneyi belirtir. İyelik sözcüğü veya tanımlık alan belirli bir tekneden söz ederken, kişi o teknenin üzerindeyse on his boat ya da on the boat doğaldır. Yalnızca ulaşım biçimini belirtmek için his, the veya a olmadan by boat kullanılır: He arrived by boat.
Alıştırma
Tom'un sahip olduğu belirli tekneyle geldiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Tom arrived on his boat.
- Tom arrived by his boat.
- Tom arrived by the boat.
Cevabı göster
Tom arrived on his boat.
Ahoy there: denizci tarzında teatral bir selam
Ahoy there denizcilikle ilgili bir sesleniştir: birine seslenmek veya dikkatini çekmek için kullanılır ve denizci havası taşıyan bir ‘Hey, merhaba!’ gibidir. Bu cümlede konuşan kişi tekneyle yeni gelmiştir; bu nedenle ifade tekne sahnesine uyar. Modern öykülerde ve oyunlarda sık sık denizci ya da korsan konuşmasını taklit eder ve eğlenceli, teatral bir ton yaratır. Denizcilik tarzı yalnızca süs değil, ifadenin anlamının bir parçasıdır.
Alıştırma
Yargı: Sıradan ve resmî bir iş toplantısında nötr bir açılış olarak “Ahoy there!” kullanmak uygundur.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
Wonderful boating weather: etkinliğe göre hava değerlendirmesi
Wonderful boating weather, It's öğesinin atıldığı kısa bir değerlendirmedir. Anlamı It's wonderful weather for boating şeklindedir; boating, havanın uygun olduğu etkinliği belirten bir isim niteleyicisi olarak kullanılır. Bu değerlendirme konuşanın bakış açısını yansıtır; havanın herkes için nesnel olarak hoş olduğunu iddia etmez. Burada başkalarına sorun çıkaran koşullar tekneyle yolculuğa uygun olduğu için hafif bir mizah oluşur.
Alıştırma
Kısa değerlendirmeyi bağlamda belirtilen etkinlikle tamamlayın: Doğa yürüyüşüne çıkmayı planlıyorsunuz ve gökyüzü açık. Wonderful ____ weather!
Cevabı göster
hiking
the shops: Britanya İngilizcesinde gündelik alışveriş noktası
Britanya İngilizcesinde the shops, özellikle bir şey satın almak amacıyla gidildiğinde, birlikte tek bir gündelik varış noktası olarak düşünülen yakındaki alışveriş yerlerini ifade eder. Çoğul biçim kalıplaşmıştır ve tek başına birden fazla belirli dükkâna gidileceği anlamına gelmez. We're sailing to the shops cümlesinde to varış noktasını belirtir. Sailing ulaşım biçimini değiştirir, ancak the shops gündelik Britanya İngilizcesindeki alışveriş yeri anlamını korur.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki Britanya İngilizcesi varış noktası ifadesiyle tamamlayın: We need some milk, so I'm going ____.
Cevabı göster
to the shops
Do you need anything? ile yardım teklif etmek
Burada Do you need anything? yalnızca birinin genel ihtiyaçlarını soran bir soru değil, bir yardım teklifidir. Konuşan kişi dükkâna gittiği için 'Senin için almam veya getirmem gereken bir şey var mı?' anlamına gelir. Anything soruyu açık uçlu tutar: karşıdaki kişi belirli bir şey söyleyebilir veya No, thanks diye yanıt verebilir. Başka bir bağlamda aynı soru farklı bir yardım türü sunabilir; bu yüzden neyin teklif edildiğini anlamak için çevredeki duruma bakın.
Alıştırma
Bu alışveriş bağlamında konuşan kişi Do you need anything? diye sorarak ne yapıyor?
- Karşıdaki kişiyi hiçbir şey satın almaması için uyarmak
- Karşıdaki kişi için bir şey satın almayı veya getirmeyi teklif etmek
- Karşıdaki kişinin soruyu anlayıp anlamadığını kontrol etmek
Cevabı göster
Karşıdaki kişi için bir şey satın almayı veya getirmeyi teklif etmek
Can you get us some tomatoes and spaghetti? Ton ve niyet
1:36Bize biraz domates ve spagetti alabilir misiniz?
get us some tomatoes: get + kişi + şey kalıbı
Bu alışveriş bağlamında Can you get us some tomatoes, karşıdaki kişiden domates satın almasını veya bulup geri getirmesini ister. Burada get 'anlamak' değil, 'edinmek veya getirmek' anlamındadır. Kalıp get + alıcı + şey şeklindedir: us domatesleri alacak kişileri, some tomatoes ise edinilecek şeyi belirtir. Şeyi önce koyup for da kullanabilirsiniz: get some tomatoes for us.
Alıştırma
Ricayı get + kişi + şey kalıbıyla tamamlayın. Kendiniz için bir şişe su istiyorsunuz: Can you ____ a bottle of water?
Cevabı göster
get me
Polly Parrot copies everything that is said. Dilbilgisi
1:41Papağan Polly söylenen her şeyi taklit eder.
everything that is said: edilgen bir ilgi yan cümleciği
everything that is said ifadesinde that is said, everything sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan cümleciğidir. Said geçmiş zaman ortacıdır ve is ile birlikte edilgen is said yapısını kurar; bu nedenle everything, insanların söylediği tüm sözleri veya içeriği belirtir. Konuşan kişi belirtilmez, çünkü odak kimin söylediği değil, içeriktir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp everything that is + geçmiş zaman ortacı yapısıdır; everything that is written ve everything that is shown buna örnektir.
Alıştırma
Söylenen tüm içeriğin kaydedildiğini belirtmek için edilgen bir ilgi yan cümleciğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The recorder saves everything that is saying during the meeting.
- The recorder saves everything that is said during the meeting.
- The recorder saves everything that says during the meeting.
Cevabı göster
The recorder saves everything that is said during the meeting.
shopping list: satın alınacak şeylerin listesi
Shopping list, satın alınacak şeylerin listesidir. Bu birleşik isimde shopping, listenin amacını göstermek için list sözcüğünü niteler; listenin alışveriş yapma eylemini gerçekleştirdiği anlamına gelmez. Sayılabilen bir isim öbeğidir. Yaygın kullanımlar arasında make veya write a shopping list, check the shopping list ve put something on the shopping list bulunur. Örnekte Polly, alınacak şeyleri hatırlayan araç görevini görebilir.
Alıştırma
Cümleyi, satın alınacak şeylerin listesini belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Let's make a ____ before we go to the supermarket.
Cevabı göster
shopping list
Who's a clever parrot? ile şakacı biçimde övmek
Who's a clever parrot? cümlesinde Who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır; ancak konuşan kişi bir insanın ya da hayvanın kimliğini öğrenmeye çalışmıyor. Cevap zaten bellidir: hitap edilen papağan. Bu soru sıcak ve şakacı bir övgü görevi görür. Papağanı sorunun cevabı yaparak ona sevgiyle akıllı olduğu söylenir. Bu kalıp çoğunlukla evcil hayvanlar ve küçük çocuklar için kullanılır.
Alıştırma
Konuşan kişi Who's a clever parrot? diyerek esas olarak ne yapıyor?
- Papağandan adını söylemesini istemek.
- Hangi hayvanın papağan olduğunu bulmaya çalışmak.
- Papağanı sevgiyle ve şakacı bir biçimde övmek.
Cevabı göster
Papağanı sevgiyle ve şakacı bir biçimde övmek.
Can we come too, please? ile kibarca katılma isteği
Can we come too, please? konuşan kişinin ve en az bir başka kişinin, diğerlerinin planladığı ya da katılmakta olduğu bir geziye veya etkinliğe katılmak için izin istemesidir. Can we come...? Bize de size katılmamız için izin verir misiniz? anlamına gelir. Burada too ayrıca veya biz de anlamındadır; aşırı anlamına gelmez. Sondaki please isteği daha kibar hâle getirir.
Alıştırma
İki arkadaş parka gideceklerini söylüyor. Siz ve kız kardeşiniz onlara katılmak istiyorsunuz. Ne sormalısınız?
- Can you come with us, please?
- Can we come too, please?
- Are we coming too late?
Cevabı göster
Can we come too, please?
Hop aboard: neşeli bir şekilde araca binmeye davet
Hop aboard, birini tekneye ya da başka bir ulaşım aracına binmeye çağırmanın canlı ve sıcak bir yoludur. Burada hop ifadeye enerji ve samimiyet katar; kişinin gerçekten sıçraması gerektiği anlamına gelmez. Aboard, bir gemi, tren, otobüs veya uçağa binme yönünü ya da bunlarda yolcu olarak bulunmayı anlatır. Bu cümlede tekneye binme hareketini belirtir; “tahta parçası” anlamındaki board ismi değildir.
Alıştırma
Hop aboard hangi durumda en doğal şekilde kullanılır?
- Bir tekne rehberi yolcuları sıcak bir şekilde tekneye davet ediyor.
- Bir ev sahibi misafirini oturma odasına davet ediyor.
- Bir öğretmen çocuğa tahta bir parçanın üzerinden atlamasını söylüyor.
Cevabı göster
Bir tekne rehberi yolcuları sıcak bir şekilde tekneye davet ediyor.
Look, there's ...: dikkati yeni bilgiye yöneltmek
Look önce dinleyenin dikkatini çeker ve odağı yeni fark edilen bir şeye yöneltir. Ardından there's Suzy Sheep's house, konuşanın dikkat çekmek istediği belirli yeri tanıtır. Böylece açık bir bilgi sırası oluşur: önce dikkat işareti, sonra yeni bir kişi, nesne veya yer. Bu nedenle konuşmada Look, yalnızca birine gözlerini kullanmasını söylemek yerine ardından gelen bilgiyi düzenleyebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: Look, there's Suzy Sheep's house. Bu cümle bilgiyi hangi sırayla verir?
- Evin Suzy'ye ait olup olmadığını sorar.
- Önce dinleyenin dikkatini çeker, ardından yeni fark edilen bir yeri belirtir.
- Önce yeri belirtir, sonra dikkat ister.
Cevabı göster
Önce dinleyenin dikkatini çeker, ardından yeni fark edilen bir yeri belirtir.
Chocolate, please: isim öbeği + please ile kısa istek
Buradaki Chocolate, please. kısaltılmış bir istektir. Tam düşünce Please bring me some chocolate veya I'd like some chocolate şeklinde olabilir; ancak durum, istenen eylemi zaten açık hâle getirir. Karşınızdaki kişi ne istediğinizi yeni sormuşsa isim veya isim öbeği + please kalıbıyla istediğiniz şeyi nazikçe söyleyebilirsiniz. please, nesnenin adını tek başına bir etiket olmaktan çıkarıp nazik bir isteğe dönüştürür.
Alıştırma
Bir görevli “What would you like to drink?” diye soruyor. İsim öbeği + please kalıbındaki isteği tamamlayın: Tea, ____.
Cevabı göster
please
Great weather for it: it ile önceki bir etkinliğe gönderme yapmak
Great weather for it. ifadesi, It's great weather for it. cümlesinin kısaltılmış biçimidir. it zamiri daha önce sözü edilen bir etkinliğe gönderme yapar; bu sahnede insanları kurtarmayı anlatır. Havanın kendisine gönderme yapmaz; weather for it, “o etkinliğe uygun hava” demektir. Bu yanıt önceki konuşmacıya katılır, ancak hafif bir mizah da taşır: Sel havası kurtarma ihtiyacını doğurduğu için buna “kurtarma için harika hava” demek sıradan bir hava övgüsü değildir.
Alıştırma
“Great weather for it.” sözündeki it bu sahnede neye gönderme yapıyor ve söz neden mizahi?
- it havanın kendisine gönderme yapar; bu sıradan bir hava sohbetidir.
- it kurtarma etkinliğine gönderme yapar; sel bu etkinliğe ihtiyaç doğurur.
- it bir kurtarma ekipmanına gönderme yapar; konuşmacı onun boyutunu beğenir.
Cevabı göster
it kurtarma etkinliğine gönderme yapar; sel bu etkinliğe ihtiyaç doğurur.
Grandpa, what's that stick thing in the water? Kelime
2:48Büyükbaba, sudaki şu çubuk gibi şey de ne?
that stick thing: tam adını bilmeden bir nesneyi tarif etmek
that stick thing ifadesinde thing, konuşanın bilmediği veya söyleyemediği kesin nesne adının yerine geçer. Stick nesnenin uzun ve ince biçimini anlatır, that ise gösterilen nesneye işaret eder. Bu, konuşmada kullanılan esnek bir kalıptır: bir işaret sözcüğü, basit bir tarif ve thing kullanarak adı bilinmeyen bir nesne, dinleyenin bulabileceği kadar açık biçimde belirtilebilir.
Alıştırma
Raftaki küçük mavi bir nesnenin adını bilmiyorsunuz. Hangi soru nesneyi doğal biçimde belirtir?
- What's that shelf called?
- What's that little blue thing on the shelf?
- Why is the shelf blue?
Cevabı göster
What's that little blue thing on the shelf?
Action stations!: görev yerlerine geçmeyi bildiren denizcilik komutu
Action stations! denizcilik ve askerî üslupta kullanılan kalıplaşmış bir komuttur. Herkese hemen kendilerine ayrılan görev yerlerine gitmelerini ve harekete hazırlanmalarını söyler; buradaki stations tren istasyonları değil, görev yerleri anlamındadır. Bir macera veya çocuk hikâyesinde kişiler, denizaltı ya da gemi ortamına dramatik bir hava katmak için bu komutu taklit edebilir.
Alıştırma
Bir denizcilik macerasında Action stations! insanlara ne yapmalarını söyler?
- En yakın tren istasyonunu aramak.
- Kendilerine ayrılan görev yerlerine gidip harekete hazırlanmak.
- Çalışmayı bırakıp dinlenmek.
Cevabı göster
Kendilerine ayrılan görev yerlerine gidip harekete hazırlanmak.
Ahoy there, me hearties: üsluplaştırılmış denizci ve korsan konuşması
Ahoy, dikkat çekmek ya da selam vermek için kullanılan eski tarz bir denizci seslenişidir; hearties ise arkadaşlara yönelik sıcak bir hitaptır. me hearties içinde me, klişeleşmiş denizci ya da korsan konuşmasında my sözcüğünün üsluplaştırılmış biçimidir. Cümlenin tamamı bilerek teatral ve denizci ağzında söylenir. Bunu bir karakter sesi olarak anlayın; standart İngilizcede me sözcüğünün normalde my yerine geçebileceği sonucunu çıkarmayın.
Alıştırma
Ahoy there, me hearties. ifadesi burada nasıl bir üslup iletiyor?
- İş toplantısında kullanılan resmî bir selamlaşma
- Eski tarz bir denizci veya korsanın arkadaşlarını selamlayışını eğlenceli biçimde taklit etme
- Dinleyicilerin sağlıklı olup olmadığını soran bir soru
Cevabı göster
Eski tarz bir denizci veya korsanın arkadaşlarını selamlayışını eğlenceli biçimde taklit etme
Lovely day to go sailing, with just the sea and the sky. Kalıp ifadeler
3:05Sadece deniz ve gökyüzüyle, yelken açmak için güzel bir gün.
Lovely day to go sailing: düşürülen It's a
Lovely day to go sailing konuşma dilinde kullanılan eksiltili bir ifadedir. Tam hâli It's a lovely day to go sailing şeklindedir: lovely, day sözcüğünü niteler; to go sailing ise günün hangi etkinlik için uygun ya da keyifli olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp sıfat + gün veya zaman sözcüğü + to + fiilin yalın biçimidir. Konuşan kişi bunu o anki hava veya ortam hakkında hızlı bir yorum yapmak için kullanır.
Alıştırma
Konuşma yorumunu GO fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: Lovely day ____ sailing.
Cevabı göster
to go
The stories I could tell: anlatılmamış pek çok deneyimi ima etmek
Bu ifade ünlem işlevli bir isim öbeğidir: I could tell, stories sözcüğünü niteler. There are so many stories I could tell ifadesine benzer bir etki yaratır ve konuşanın çok sayıda unutulmaz, şaşırtıcı ya da belki özel deneyimi olduğunu sezdirir. Tek başına kullanılarak deneyimli ve dramatik bir hava yaratabilir. Ancak ardından mutlaka belirli bir hikâyenin anlatılacağına dair söz vermez.
Alıştırma
Konuşan kişi The stories I could tell. sözüyle büyük olasılıkla ne anlatıyor?
- Hakkında konuşabileceğim pek çok unutulmaz deneyimim var.
- Belirli bir hikâyeyi hemen anlatacağıma söz veriyorum.
- Benim için hikâyeler yazacak birine ihtiyacım var.
Cevabı göster
Hakkında konuşabileceğim pek çok unutulmaz deneyimim var.
any shopping: günlük Britanya İngilizcesinde alınması gereken şeyler
Günlük Britanya İngilizcesindeki bu kullanımda shopping, dükkândan alınması veya getirilmesi gereken şeyleri anlatan sayılamayan bir isimdir. Bu nedenle Do you need any shopping?, karşıdaki kişinin kendisi için bir şey alınmasını isteyip istemediğini sorar; alışveriş yapma etkinliğine ihtiyacı olup olmadığını sormaz. Shopping bu anlamda sayılamadığı için any shopping doğaldır; ayrı ürünleri saymak için shoppings kullanılmaz.
Alıştırma
Bu bağlamda Do you need any shopping? cümlesine en uygun anlam hangisidir?
- Bir dükkânın nasıl seçileceği konusunda öneri istemek.
- Karşıdaki kişinin bizzat alışverişe gitmesi gerekip gerekmediğini sormak.
- Karşıdaki kişi için bir şey almayı veya getirmeyi teklif etmek.
Cevabı göster
Karşıdaki kişi için bir şey almayı veya getirmeyi teklif etmek.
Grandpa Pig's boat has arrived at the supermarket.
3:19Büyükbaba Domuz'un teknesi süpermarkete vardı.
because of the flood: because of + isim öbeği
because of bir neden belirtir ve ardından bir isim ya da isim öbeği gelir. Burada the flood isim öbeği, konuşanın tahmininin nedenini verir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp because of + isim öbeğidir.
Alıştırma
the storm isim öbeğinden önce because sözcüğünün doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The picnic was canceled ____ the storm.
Cevabı göster
because of
isn't it?: onay bekleyen soru uzantısı
isn't it? olumlu bir yoruma eklenen olumsuz bir soru uzantısıdır. Silly parçası, It's silly ifadesinin kısaltılmış biçimi olarak anlaşılır; dolayısıyla örtük fiil ve özne is ile it olur ve bunlara uyan soru uzantısı isn't it? şeklindedir. Burada konuşan kişi durumun zaten saçma olduğunu düşünür ve dinleyiciyi kendisine katılmaya davet eder. Bu uzantı, yargıyı yeni bilgi isteyen tarafsız bir sorudan çok ortak bir görüş gibi gösterir.
Alıştırma
Bir kişi "The room is quiet, isn't it?" diyor. Soru uzantısının en olası işlevi nedir?
- Dinleyiciyi odanın sessiz olduğuna katılmaya davet etmek
- quiet sözcüğünün anlamını sormak
- Odanın gürültülü olduğunu söyleyen dinleyiciyi düzeltmek
Cevabı göster
Dinleyiciyi odanın sessiz olduğuna katılmaya davet etmek
A little bit of rain and everyone stays at home. Anlatım akışı
3:33Birazcık yağmur yağınca herkes evde kalıyor.
A little bit of X and Y: bir tepkiyi aşırı gösterme
Cümle önce A little bit of rain ile nedeni küçük gösterir, ardından and kullanarak çok daha büyük bir tepkiyi getirir: everyone stays at home. Bu “küçük neden + and + büyük tepki” sıralaması, tepkinin aşırı görünmesini sağlar ve söze şikâyet eden bir ton katar. Burada a little bit yağmuru bilinçli olarak hafife alır. Daha geniş durumda ciddi bir sel yaşandığı için bu ifade nesnel bir ölçü vermek yerine konuşanın tutumunu gösterir.
Alıştırma
A little bit of rain and everyone stays at home burada nasıl bir etki yaratıyor?
- Yağmuru önemsiz göstererek evde kalmayı aşırı bir tepki gibi sunar.
- Yağmur ile evde kalmanın ilgisiz olduğunu söyler.
- Yağmur miktarını bilimsel kesinlikle bildirir.
Cevabı göster
Yağmuru önemsiz göstererek evde kalmayı aşırı bir tepki gibi sunar.
What can I get you?: hizmet sırasında kullanılan soru
What can I get you? hizmet sırasında kullanılan yerleşik bir sorudur ve “Size ne getirmemi, hazırlamamı veya satmamı istersiniz?” anlamına gelir. Burada get, müşteriyi anlamak değil, ona bir şey sağlamak veya getirip vermek demektir. Soru, hizmet veren kişinin müşteri için ne yapabileceğine odaklanır. Mağazada, kafede, barda, restoranda veya evde misafir ağırlarken genellikle sipariş ya da bir ürün istemeye yönelik samimi bir davet işlevi görür.
Alıştırma
Kafe çalışanının samimi sorusunu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Good afternoon. ____?
Cevabı göster
What can I get you
Oh dear: küçük bir soruna verilen hafif bir tepki
Oh dear, bir sorun fark edildiğinde, endişe duyulduğunda veya hayal kırıklığı yaratan bir habere tepki verirken kullanılan kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada kızgın ya da telaşlı görünmeden bir şeylerin biraz ters gittiğini belirtir. Bu ifadede dear, sevilen birine hitap etme biçimi değildir; iki sözcük birlikte tek bir tepki olarak kullanılır.
Alıştırma
Oh dear bu kullanımda ne ifade eder?
- Birine sevgiyle hitap etme biçimi
- Bir başarı karşısında duyulan heyecan
- Küçük bir soruna verilen hafif bir tepki
Cevabı göster
Küçük bir soruna verilen hafif bir tepki
Luckily, I remember what everyone wants. Dilbilgisi
3:48Şans eseri, herkesin ne istediğini hatırlıyorum.
what everyone wants: gömülü wh yan cümlesinde düz cümle söz dizimi
what everyone wants, gömülü bir wh yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı remember fiilinin nesnesidir ve söz konusu kişilerin istediği şeyi ya da şeyleri ifade eder. Bu yan cümle bir bildirme cümlesinin içine gömülü olduğu için özne + fiil sırasını kullanır: what + everyone + wants. does kullanılan doğrudan soru sırası kullanılmaz; What does everyone want? bağımsız bir doğrudan soru olarak doğrudur.
Alıştırma
Hangi cümlede gömülü wh yan cümlesi doğru kullanılmıştır?
- I know what needs she.
- I know what she needs.
- I know what does she need.
Cevabı göster
I know what she needs.
a good 'un: a good one ifadesinin lehçe biçimi
a good 'un ifadesindeki 'un, one sözcüğünün standart olmayan bir lehçe yazımıdır. Övülen kişiyi belirtir; yeni bir anlama sahip ayrı bir isim değildir. You're a good 'un. dinleyenin iyi, yardımsever veya yaptığı işte başarılı olduğunu söyleyen sıcak bir övgüdür. Bu biçim, cümleye güçlü bir günlük konuşma ve lehçe havası verir.
Alıştırma
Örnekteki 'un, standart İngilizcedeki hangi sözcüğü temsil ediyor?
- uncle
- under
- one
Cevabı göster
one
It was lucky Peppa was going to the shops, or we'd have nothing for dinner. Dilbilgisi
4:05Peppa'nın dükkanlara gitmesi şanstı, yoksa akşam yemeği için hiçbir şeyimiz olmayacaktı.
It was lucky ... or we'd ...: otherwise anlamındaki or
It was lucky ... olumlu bir gerçeği belirtir. or sonrasındaki cümlecik, bu gerçek olmasaydı ortaya çıkacak kötü sonucu verir. Burada or, iki şey arasında seçim anlamında değil, otherwise yani “yoksa” anlamındadır. we'd have nothing içindeki we'd, we would anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: şanslı gerçek + or + hayal edilen kötü sonuç.
Alıştırma
Hangi cümlede or, otherwise yani “yoksa” anlamında kullanılmıştır?
- Would you like tea or coffee?
- It was lucky we checked the address, or we'd have gone to the wrong house.
- Is the meeting on Monday or Tuesday?
Cevabı göster
It was lucky we checked the address, or we'd have gone to the wrong house.
Here's your ... ile bir şeyi teslim etmek
Here's your ... bir şeyi doğrudan karşınızdaki kişiye verirken kullanılan bir teslim ifadesidir. Buradaki here yalnızca nesnenin yerini söylemez; nesneyi kişinin önüne sunar. Örnekte Here's, çoğul chocolates isminden önce kullanılmıştır. Özenli standart dil bilgisinde Here are your chocolates. denir. Günlük ve samimi konuşmada bazı kişiler Here's ifadesini çoğul bir isimden önce bile kalıplaşmış bir başlangıç gibi kullanır; ancak öğrenenlerin açık çoğullarda Here are kullanması daha uygundur.
Alıştırma
Bir görevli elinize bir bilet koyuyor. Hangi cümle teslim eylemini en doğrudan gerçekleştirir?
- Your ticket is on the desk.
- Here's your ticket.
- This is your ticket.
Cevabı göster
Here's your ticket.
Now we can ...: koşul karşılandıktan sonraki adım
Now we can ... tamamlanmış bir koşulu artık mümkün olan bir sonraki adıma bağlar. Now, durumdaki değişikliği gösterir: gerekli bir şey az önce gerçekleşmiştir ve bu nedenle can sonrasındaki eylem artık mümkündür. Bu yapı bilgiyi, tamamlanan bir hazırlık veya ortadan kalkan bir engelin ardından gelen sonuç şeklinde düzenler: koşul karşılanmıştır. Now we can + fiilin yalın biçimi. Buradaki can yalnızca izin değil, yeni ortaya çıkan bir olasılık ifade eder.
Alıştırma
Hazırlığın bittiğini ve sonraki adımın mümkün olduğunu göstermek için cümleyi tam olarak Now we can kalıbıyla tamamlayın: The bags are packed. ____ leave.
Cevabı göster
Now we can
The water has gone, but left a big muddy puddle. Dilbilgisi
4:30Su gitti ama geriye büyük çamurlu bir su birikintisi bıraktı.
has gone, but left ...: değişim bittikten sonra kalan sonuç
has gone, but left ... yapısında present perfect, iki past participle öbeğini şu anki durumla ilişkilendirir. Su artık orada değildir, ancak onun sonucu olan çamurlu su birikintisi hâlâ görünür durumdadır. Has, hem gone hem de left ile anlaşılır; açık biçimi has gone, but has left ... olur. Buradaki left, suyun bir şeyin geride kalmasına neden olduğu anlamındadır; suyun gittiği anlamına gelmez. But, ortadan kaybolan şey ile geride kalan sonuç arasındaki karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin sona erdiğini, ancak sonucunun kaldığını anlatmak için aynı yapıyı kullanır?
- The rain stopped while the paths were still dry.
- The rain will stop before the walk begins.
- The rain has stopped, but left the paths muddy.
Cevabı göster
The rain has stopped, but left the paths muddy.
This is the biggest muddy puddle in the world ever. Dilbilgisi
4:38Bu şimdiye kadarki dünyanın en büyük çamurlu su birikintisi.
the biggest ... in the world ever: superlative ile eğlenceli abartı
The biggest muddy puddle, big sözcüğünün superlative biçimi olan biggest'ı kullanır. The sözcüğü normalde bir superlative öncesinde gelir; in the world ise karşılaştırma alanını belirtir. Ever, herhangi bir zamanda veya tüm zamanlar içinde anlamını ekler. In the world ve ever ifadelerini üst üste kullanmak iddiayı özellikle güçlü hâle getirir. Burada doğrulanmış bir dünya rekoru değil, eğlenceli ve heyecanlı bir abartı vardır.
Alıştırma
Bu cümlede the biggest ... in the world ever ifadesinin temel işlevi nedir?
- Su birikintisinin resmî bir dünya rekoruna sahip olduğunu doğrular.
- Su birikintisinin son derece büyük olduğunu eğlenceli biçimde abartır.
- Su birikintisinin geçmişte bir kez var olduğunu söyler.
Cevabı göster
Su birikintisinin son derece büyük olduğunu eğlenceli biçimde abartır.