Şaşırtıcı Derecede Yüksek Maaşlı 10 Meslek: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.497 kelime 204 kel/dk

Video özeti: Video, demiryolundan tıbba ve itfaiyeciliğe kadar ABD'de beklenmedik ölçüde kazançlı on işi eğitim, risk, çalışma düzeni ve gelir açısından karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what it takes to land the position (Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları), işi almak için gereken koşul veya çabayı anlatır; takes yalnızca süre ya da taşıma değildir. 2. take the board exam to become board certified. (Kültür ve Gerçek Dünya Bağlamı), ABD tıbbında kabul, eğitim, çalışma ruhsatı ve uzmanlık sertifikasını ayırır. 3. laugh all the way to the bank (Deyimler ve Mecazlı İfadeler), eleştiriye rağmen çok kazanmak demektir; gerçekten gülerek bankaya gitmek değildir.

Bu derste

Are you thinking about changing careers Dilbilgisi

0:00

Kariyer değiştirmeyi düşünüyor,

but feeling intimidated

0:02

ancak gözünüz korkuyor mu,

about the education and licensure

0:03

eğitim ve lisans alma zorunlulukları hakkında

associated with well-paying jobs?

0:04

iyi kazandıran işlerle ilişkili?

Dilbilgisi

thinking about changing careers: kariyer değiştirmeyi düşünmek

About burada bir edat olduğu için think about ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir. Bu cümlede thinking about changing, bir değişiklik yapma olasılığını ciddi biçimde değerlendirmek anlamına gelir; kararın kesinleştiği anlamına gelmez. Changing careers, aynı meslekte kalıp yalnızca işvereni değiştirmek değil, farklı bir iş veya meslek türüne geçmek demektir.

Alıştırma

Think about ve move fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: I'm ____ to another city for work.

Cevabı göster

thinking about moving

Exactly how much grunt work does it take

0:06

Tam olarak ne kadar ağır iş gerekiyor

to get the gratification of a new career

0:08

yeni bir kariyerin tatminini elde etmek için,

making at least six figures?

0:10

en az altı haneli rakamlar kazanarak?

We did the math on the grunt to grat ratio for you

0:12

Sizin için zorluk-tatmin oranının hesabını yaptık,

with 10 jobs you wouldn't expect to be well-paying

0:14

yüksek maaşlı olmasını beklemeyeceğiniz 10 meslekle

and the details on what it takes to land the position Notlar

0:16

ve bu pozisyonu elde etmek için nelerin gerektiği detaylarıyla

Dilbilgisi

what it takes to land the position: pozisyonu elde etmek için gerekenler

What it takes to do something, bir şeyi başarmak için gereken yetenekleri, nitelikleri, çabayı, zamanı veya diğer koşulları ifade eder. Burada işi elde etmek için gereken ayrıntıları tanıtır; take fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez. what it takes ifadesinde it, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel bir öznedir ve position sözcüğüne gönderme yapmaz. What ile başlayan yan cümlenin tamamı on edatından sonra gelir. Daha büyük bir yapının içine gömülü olduğu için what does it take değil, düz cümle sırasıyla what it takes kullanılır. Land the position, işi başarıyla elde etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Gömülü yan cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği seçin: The mentor explained ___ a competitive internship.

  1. what does it take to land
  2. what it takes to land
  3. what it takes to landing
Cevabı göster

what it takes to land

Kalıp ifadeler

land the position: pozisyonu başarıyla elde etmek

İş arama bağlamında land the position, “pozisyonu başarıyla elde etmek” anlamına gelir. Burada land, uğruna çalışılan veya rekabet edilen bir şeyi elde etmek anlamındaki fiildir; position ise belirli iş rolünü ifade eder. Bu ifade yalnızca başvuru veya mülakat sürecine değil, başarılı sonuca odaklanır. Çoğu zaman pozisyonu almanın çaba gerektirdiğini de düşündürür.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After a tough final interview, Luis managed to ____.

Cevabı göster

land the position

in this episode of The Infographics Show,

0:19

The Infographics Show'un bu bölümünde,

10 surprisingly high-paying jobs.

0:21

Şaşırtıcı derecede yüksek maaşlı 10 meslek.

Don't forget to subscribe and click the bell button

0:24

Abone olmayı ve zil düğmesine tıklamayı unutmayın,

so that you can be part of our notification squad.

0:25

böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.

Number 10,

0:29

10 Numara,

railroad conductor.

0:30

tren kondüktörü.

Did you know that in the US

0:31

Biliyor muydunuz ki ABD'de

professional railroad conductors are still around?

0:33

profesyonel tren kondüktörleri hala var?

Neither did we, Dilbilgisi

0:35

Biz de bilmiyorduk,

but they exist

0:36

ama varlar

Dilbilgisi

Neither did we: olumsuz bir ifadeye katılmak

Neither did we, “biz de bilmiyorduk” anlamına gelir. Did you know...? biçim olarak olumlu bir soru olsa da konuşanlar beklenen yanıtın “hayır” olduğunu varsayar ve kendilerinin de bilmediğini ekler. Kalıp neither + yardımcı fiil veya kiplik bildiren fiil + öznedir. Yardımcı fiil özneden önce gelir ve önceki cümleye uyar: didn't know → Neither did we; can't swim → Neither can I.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I didn't understand the instructions.” diyor. Hangi yanıt olumsuz ifadeye doğru biçimde katılır?

  1. So did I.
  2. Neither did I.
  3. Neither I did.
Cevabı göster

Neither did I.

and they cash in in some areas. Öbek fiiller

0:36

ve bazı bölgelerde iyi para kazanıyorlar.

Öbek fiiller

cash in: kâr etmek veya çok para kazanmak

Bu cümlede cash in, “çok para kazanmak” veya “kâr etmek” anlamına gelir. Nakit parayı fiziksel olarak kullanmayı değil, belirli alanlarda mali başarı elde etmeyi anlatır. İkinci in, in some areas ifadesini başlatır; cash in ifadesinin bir başka parçası değildir. Burada bağlam, kâr etme anlamını seçer. Cash in ayrıca fişleri veya bir yatırımı paraya çevirmek anlamına da gelebilir.

Alıştırma

“When the town hosts its music festival, nearby cafés often cash in by staying open late,” cümlesinde cash in ne anlama gelir?

  1. Kalabalık gelmeden önce kapatmak
  2. Bozuk paraları banknotlarla değiştirmek
  3. Fırsattan fazladan para kazanmak
Cevabı göster

Fırsattan fazladan para kazanmak

The national median salary is just $54,000,

0:38

Ulusal medyan maaş sadece 54.000$ olsa da,

but it does go all the way up to $104,000. Kalıp ifadeler

0:41

bu rakam 104.000$'a kadar çıkabiliyor.

Kalıp ifadeler

all the way up to: yüksek bir üst sınırı vurgulamak

All the way up to, üst değerin önceki değerden veya başka bir referans noktasından çok daha yüksek olduğunu vurgular. Burada 54.000 dolardan olası 104.000 dolarlık üst sınıra yükselişi büyük ve dikkat çekici gösterir. Up to ulaşılabilecek en yüksek değeri verir; herkesin bu değere ulaştığını söylemez. All the way aralığın büyüklüğünü vurgular, does ise yüksek değerin gerçekten mümkün olduğunu daha da güçlü biçimde belirtir.

Alıştırma

Yüksek üst sınırı vurgulayan ve bu derste öğretilen beş sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Basic tickets cost $40, but VIP packages can go ____ $300.

Cevabı göster

all the way up to

The grunt is working your way up in a dying industry Öbek fiiller

0:44

Zor tarafı, ölmekte olan bir sektörde yükselmeye çalışmak

and learning on the job Kalıp ifadeler

0:47

ve işi yaparak öğrenmektir,

Öbek fiiller

Kademeli yükselme anlamında work your way up

Work your way up, genellikle zaman, çaba ve deneyim sayesinde düşük bir konumdan veya seviyeden kademeli olarak yükselmek demektir. Burada working your way up, fiziksel olarak yukarı çıkmayı değil, kariyerde ilerlemeyi anlatır. Yapı work + iyelik belirleyicisi + way up şeklindedir. İyelik sözcüğü ilerleyen kişiye uymalıdır: I worked my way up; she worked her way up.

Alıştırma

Cümleyi work your way up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Leo started as an assistant and ____ to department head over ten years.

Cevabı göster

worked his way up

Kalıp ifadeler

learning on the job: gerçek işi yaparken öğrenmek

Learn on the job, her şeyi önceden bir sınıfta veya eğitim programında öğrenmek yerine, işi gerçekten yaparken beceri kazanmak demektir. Bu cümlede learning on the job, uygulamalı deneyimi öğrenmenin kaynağı olarak gösterir. Burada on the job, öğrenmenin nasıl veya ne zaman gerçekleştiğini anlatan bir zarf öbeğidir: gerçek iş yapılırken.

Alıştırma

Cümleyi on the job ile tamamlayın: The manual explained the basics, but Priya learned the practical skills ____.

Cevabı göster

on the job

without many mentors or companies to choose from.

0:48

aralarından seçim yapabileceğiniz çok fazla mentor veya şirket olmadan.

You're away from home for long periods of time,

0:50

Uzun süre evden uzak kalırsınız,

but the grat is you get to see the country

0:52

ancak tatmin edici olan, ülkeyi

in an all-time kind of way.

0:53

her zaman hatırlanacak bir şekilde görebilmenizdir.

You get to feel like that kid you once were

0:55

Bir zamanlar olduğunuz o çocuk gibi hissedebilirsiniz,

with your first train set

0:57

ilk tren setinize kavuştuğunuz zamanki,

and you can avoid the 9 to 5 Kültür

0:58

ve sabah 9 akşam 5 mesaisinden kaçınabilir

Kültür

the 9 to 5: geleneksel sabit saatli çalışma düzeni

Bu cümlede the 9 to 5, özellikle bir ofiste, bir işveren için düzenli gündüz saatlerinde çalışmaya dayanan geleneksel düzeni ifade eder. Belirli bir gündeki tek bir vardiyayı değil, genel çalışma rutinini veya çalışma biçimini adlandırır. Sayılar kültürel bir kısaltmadır: gerçek başlangıç ve bitiş saatleri farklı olan işler de bu ifadeye dâhil olabilir. Burada avoid the 9 to 5, geleneksel sabit saatli çalışma hayatından kaçınmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi geleneksel sabit saatli çalışma hayatını ifade eden deyimle tamamlayın: After years in an office, Maya left ____ to become a freelance designer.

Cevabı göster

the nine-to-five

and tell corporate America

0:59

ve Amerikan şirketler dünyasına

to kiss your uh caboose. Deyimler

1:00

arkanızdan bakmalarını söyleyebilirsiniz.

Deyimler

kiss your uh caboose: komik ve örtmeceli bir hakaret

Bu cümlede caboose, kişinin arka tarafını mizahi biçimde temsil eder. Caboose sözcüğünün gerçek anlamı trenin son vagonudur; bu nedenle ass veya butt yerine caboose kullanmak hem örtmeceli bir anlatım hem de demiryolu temalı bir kelime oyunu oluşturur. Uh tereddüdü, konuşanın daha güvenli sözcüğü seçmeden önce durduğu izlenimini vererek kendi kendine sansürü duyulur hâle getirir. Bu yüzden corporate America’ya kiss your caboose demek, kurumsal çalışma hayatını meydan okuyarak reddetmek anlamına gelir. Gerçek anlamlı bir istek değildir ve komik sözcüğe rağmen hâlâ hakaret içerir.

Alıştırma

Bu cümlede tell corporate America to kiss your, uh, caboose ne ifade ediyor?

  1. Bir şirketten trenin arka kısmını incelemesini istemek.
  2. Kurumsal dünyayı şakacı ama yine de hakaret içeren bir şekilde reddetmek.
  3. Farklı bir ofis çalışma saatini nazikçe talep etmek.
Cevabı göster

Kurumsal dünyayı şakacı ama yine de hakaret içeren bir şekilde reddetmek.

All aboard.

1:02

Herkes binsin.

Number 9,

1:03

9 Numara,

crab fisherman.

1:04

yengeç balıkçısı.

Tolerating the miserable work of capturing crab

1:05

Yengeç yakalamanın sefil işine katlanmak,

through terrifying squalls

1:08

korkutucu fırtınalar arasında

for five figures per month Kelime

1:09

ayda beş haneli rakamlar kazanmak için,

was popularized by Discovery Channel's

1:10

Discovery Channel'in

reality series

1:12

reality dizisi

The Deadliest Catch.

1:13

The Deadliest Catch tarafından popülerleştirildi.

Kelime

“five figures per month” ile aylık beş basamaklı miktar anlatımı

Burada “five figures” bir para miktarının büyüklüğünü anlatır: miktar beş basamaklıdır, yani ilgili para biriminde 10.000 ile 99.999 arasındadır. Bu bağlamda dolar kastedilir, ancak ifade kendi başına para birimini belirtmez. “Per month” bu aralığın aylık bir miktar olduğunu gösterir. İfade kesin geliri değil, yaklaşık büyüklüğü verir. Buradaki “figures” insanlar, grafikler veya vücut şekli değil, rakam basamakları anlamındadır.

Alıştırma

“The designer earns five figures per month.” cümlesinden kesin olarak hangi sonuç çıkarılabilir?

  1. Tasarımcı her yıl ilgili para biriminde 10.000 ile 99.999 arasında kazanıyor.
  2. Tasarımcı her ay ilgili para biriminde 10.000 ile 99.999 arasında kazanıyor.
  3. Tasarımcı her ay ilgili para biriminde tam olarak 50.000 kazanıyor.
Cevabı göster

Tasarımcı her ay ilgili para biriminde 10.000 ile 99.999 arasında kazanıyor.

Even negotiating the dynamic

1:14

Gemideki farklı karakterler arasındaki

between the personalities on board Kelime

1:16

dinamiği idare etmek bile

seems treacherous enough to think twice. Deyimler

1:17

iki kere düşünmek için yeterince tehlikeli görünüyor.

Kelime

“On board”un gerçek anlamı: teknede bulunmak

Bu cümlede “on board”, seyahat ve denizcilikle ilgili gerçek anlamındadır: fiziksel olarak teknede bulunmak. “The personalities on board”, yengeç teknesindeki insanları ve bu gruptaki farklı kişilikleri ifade eder. İfade, bu insanların bir planı kabul ettiği anlamına gelmez. Bu mecaz anlam genellikle “be on board with the idea” gibi yapılarda görülür. Bağlam ve yakındaki dil bilgisi hangi anlamın kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede “on board”, altyazıdakiyle aynı gerçek konum anlamında kullanılmıştır?

  1. We hope the new coach will come on board next week.
  2. The manager is on board with our proposal.
  3. Three engineers are on board the research vessel.
Cevabı göster

Three engineers are on board the research vessel.

Deyimler

Think twice: harekete geçmeden önce yeniden düşünmek

Think twice, “harekete geçmeden önce dikkatlice yeniden düşünmek” anlamına gelen bir deyimdir. Tam olarak iki kez düşünmek anlamına gelmez. dangerous enough to make someone think twice gibi bir yapıda tehlike, tereddüt etmek için bir neden oluşturur ve kişinin harekete geçmemeye karar vermesine bile yol açabilir. Altyazıda kimin yeniden düşüneceği durumdan anlaşılır.

Alıştırma

“Harekete geçmeden önce dikkatlice yeniden düşünmek” anlamındaki deyimle uyarıyı tamamlayın: You should ____ before sharing your password.

Cevabı göster

think twice

But in recent years,

1:19

Ancak son yıllarda,

changing safety regulations

1:20

değişen güvenlik düzenlemeleri,

have made fishing for Dungeness crab

1:21

Dungeness yengeci avlamayı

more doable.

1:23

daha yapılabilir hale getirdi.

There is also an after season

1:24

Ayrıca diğer yengeç ve balık türleri için

for other kinds of crab as well as fish.

1:25

sezon sonrası da mevcuttur.

All said and done, Deyimler

1:27

Her şey hesaba katıldığında,

you can still clear $200,000 a year Kelime

1:28

hala yılda 200.000$ net kazanç sağlayabilirsiniz.

after a few years experience.

1:30

birkaç yıllık deneyimden sonra.

Deyimler

All said and done: nihai bir yargı

All said and done, “ilgili her şey göz önüne alındıktan sonra” anlamına gelen bir deyimdir. İnsanların konuşmayı ve işlerini gerçekten bitirdiğini anlatmak yerine, önceki noktaları tek bir nihai yargıda toplar. Burada zorlu koşullarla ilgili tartışmayı kapatır ve temel sonucu sunar: Biraz deneyim kazanıldıktan sonra bu iş hâlâ yüksek bir yıllık gelir sağlayabilir.

Alıştırma

“Her şey göz önüne alındıktan sonra” anlamındaki ifadeyle özeti tamamlayın: ____, the library is still the best place for our meeting.

Cevabı göster

All said and done

Kelime

clear $200,000 a year: finansal sonucu anlatan clear

Burada clear $200,000 a year, bir yılda sonuç olarak yaklaşık 200.000 dolar kazanmak ya da elde tutmak demektir. Clear burada finansal sonucu anlatan bir fiildir; günlük dildeki “temizlemek” veya “önünü açmak” anlamında değildir. Clear çoğu zaman ilgili masraf ya da kesintilerden sonra kalan tutarı ima eder, ancak cümle hangi kesintilerin yapıldığını söylemez. Bağlam açıkça belirtmedikçe bunun özellikle vergi sonrası gelir olduğu sonucuna varmayın.

Alıştırma

Serbest çalışan biri “I expect to clear $80,000 this year.” diyor. Cümlenin en doğal anlamı nedir?

  1. Herhangi bir masraftan önce ilan ettiğim ücretin tam olarak 80.000 dolar olmasını bekliyorum.
  2. Sonuçta yaklaşık 80.000 dolar kazanmayı veya elimde tutmayı bekliyorum; kesintilerin ne olduğu bağlama bağlıdır.
  3. Bir banka hesabından 80.000 dolar kaldırmayı bekliyorum.
Cevabı göster

Sonuçta yaklaşık 80.000 dolar kazanmayı veya elimde tutmayı bekliyorum; kesintilerin ne olduğu bağlama bağlıdır.

The grunt work is working your way up

1:32

Zor kısmı dipten yukarı çalışmaktır

because there is no school for crab fishing.

1:34

çünkü yengeç balıkçılığı için bir okul yoktur.

You have to find a crew you trust and respect

1:36

Güvendiğiniz ve saygı duyduğunuz bir ekip bulmalısınız,

to show you the ropes Deyimler

1:38

size işin inceliklerini gösterecek,

for when you start as a deckhand.

1:39

güverte görevlisi olarak başladığınız zaman için.

Deyimler

show you the ropes: yeni birine pratik rehberlik etmek

Show someone the ropes, yeni birinin bir işin, yerin veya etkinliğin pratik temellerini öğrenmesine yardımcı olmak demektir. Yapı show + kişi + the ropes şeklindedir; burada you, rehberlik alan kişidir. Deyim aslında bir gemide halatların nasıl kullanıldığını öğrenmeye dayanır; bu nedenle güverte tayfası bağlamına özellikle iyi uyar. Modern İngilizcede genellikle mecazidir ve eksiksiz bir teorik eğitimden ziyade yararlı prosedürlere ve pratik bilgilere odaklanır.

Alıştırma

Yeni birine pratik rehberlik etmeyi anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: On your first day, Maya will ____.

Cevabı göster

show you the ropes

And you'll be away from home

1:40

Ayrıca evden uzak kalacaksınız

and leave your loved ones behind to worry. Öbek fiiller

1:41

ve sevdiklerinizi endişe içinde arkada bırakacaksınız.

Öbek fiiller

leave your loved ones behind: sevdiklerini geride bırakmak

Leave someone behind, siz giderken diğer kişinin bulunduğu yerde kalması ve sizinle gelmemesi demektir. Yapı leave + kişi + behind şeklindedir. Bu cümlede evde kalan kişiler, giden kişiden fiziksel olarak ayrılır. İfade duygusal sonucu da öne çıkarır: sevilen kişiler geride kalıp endişelenir.

Alıştırma

Ben'in arkadaşlarını yanında götürmeden ayrıldığını anlatan iki parçalı ifadeyle cümleyi tamamlayın: "When Ben moved abroad, he had to ____ his closest friends ____."

Cevabı göster

leave · behind

The grat is having a non-traditional career

1:43

Tatmin edici olan, geleneksel olmayan bir kariyere sahip olmak

and six figures to roll hard on

1:45

ve gönlünüzce harcayabileceğiniz altı haneli bir gelire sahip olmaktır

in your few days on land.

1:47

karada olduğunuz birkaç gün içinde.

Number 8,

1:48

8 Numara,

building inspector.

1:49

bina müfettişi.

It's not super scintillating,

1:50

Çok heyecan verici değil,

but if you're good with checklists

1:52

ancak kontrol listeleriyle aranız iyiyse

and you have a mind for structural engineering, Kalıp ifadeler

1:53

ve yapı mühendisliği için bir zekanız varsa,

working for a city government

1:55

bir şehir yönetiminde çalışıp

inspecting buildings

1:56

binaları denetleyerek

could bring home six figures. Deyimler

1:57

altı haneli maaşlar kazanabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

have a mind for structural engineering: yapı mühendisliğine yatkın olmak

Have a mind for + isim, bir konuya veya göreve uygun zihinsel yeteneğe, sezgiye ya da düşünme biçimine sahip olmak demektir. Burada yapı mühendisliğini doğal olarak anlayan birinin bina denetleme işine uygun olabileceği anlatılıyor. Bu yapıda mind bir isimdir. İfade yeteneği anlatır; “sakıncası olmak, karşı çıkmak” anlamındaki mind fiilini veya yalnızca ezberlenmiş bilgileri anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi have a mind for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: "Omar spots tiny patterns in data; he ____ statistics."

Cevabı göster

has a mind for

Deyimler

bring home six figures ile yüksek gelir anlatmak

Burada bring home, bir şeyi fiziksel olarak eve getirmek değil, gelir olarak para kazanmak anlamına gelir. İfade, bu işin yüksek gelir sağlayabileceğini söylüyor. Six figures, 100.000 ile 999.999 arasındaki altı haneli bir sayıyı belirtir. ABD'deki işler ve maaşlarla ilgili bu bağlamda genellikle Amerikan doları cinsinden yıllık geliri anlatır; ancak ifade tek başına para birimini, süreyi veya kesin tutarı belirtmez.

Alıştırma

ABD'deki iş maaşlarıyla ilgili bir konuşmada could bring home six figures ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Çalışan vergilerden sonra tam olarak 600.000 dolar alacaktır.
  2. Bu iş yılda 100.000 ile 999.999 dolar arasında kazandırabilir.
  3. Çalışan altı belgeyi eve götürmelidir.
Cevabı göster

Bu iş yılda 100.000 ile 999.999 dolar arasında kazandırabilir.

The grunt part is working your way up

1:58

Zor kısım, yukarı doğru tırmanmaktır;

in the kind of large bureaucracy

2:00

öyle büyük bir bürokraside ki,

that is a major US city

2:01

büyük bir ABD şehri olmalı,

that is big enough to pay at least $68,000 per year

2:03

yılda en az 68.000$ ödeyecek kadar büyük olmalı

and all the way up to $117,000 per year.

2:06

ve bu yılda 117.000$'a kadar çıkabilmeli.

It's also highly specialized,

2:09

Aynı zamanda oldukça uzmanlaşmıştır,

so you'll give up other career tracks

2:10

bu yüzden diğer kariyer yollarından vazgeçeceksiniz

and there are a few months of studying

2:12

ve birkaç aylık çalışma gerekir.

for a standardized exam.

2:13

standartlaştırılmış bir sınav için.

But the grat is a well-paying job

2:14

Ancak tatmin edici olan, iyi kazandıran bir iş,

with predictable days

2:16

öngörülebilir günler

and permanent demand for your skills.

2:17

ve becerilerinize olan kalıcı taleptir.

Number 7,

2:19

7 Numara,

egg donor.

2:20

yumurta donörü.

Here is one for the ladies.

2:21

İşte bayanlar için bir tane.

It can be lucrative,

2:22

Kazançlı olabilir,

but it has its dilemmas

2:23

ama kendi ikilemleri vardır

and it's not really a job

2:24

ve tam olarak bir iş değildir,

as in an existing role in any company,

2:26

herhangi bir şirketteki mevcut bir rol gibi,

but an opportunity you can make your full-time gig Kelime

2:28

ancak tam zamanlı bir işe dönüştürebileceğiniz bir fırsattır

if you're really really determined to get some cash.

2:30

eğer biraz nakit elde etmeye gerçekten çok kararlıysanız.

Kelime

full-time gig: ana ücretli faaliyet

Burada gig, yalnızca bir müzisyenin performansı değil, ücretli bir iş veya para kazanma yolu anlamına gelir. Full-time, kişinin bu fırsatı ara sıra yapmak yerine ana ve düzenli işi hâline getireceğini anlatır. Buna full-time gig demek, onu otomatik olarak bir şirketteki yerleşik pozisyona dönüştürmez. İfade, cümlede standart bir iş ile kişinin düzenli bir işe dönüştürebileceği fırsat arasındaki karşıtlığa uyar.

Alıştırma

Örnekte full-time gig ne anlama geliyor?

  1. Bütün gün süren bir müzik performansı.
  2. Standart bir şirket pozisyonunun dışında olabilecek ana ücretli faaliyet.
  3. Çalışan yan hakları sunan, garantili ve kalıcı bir iş.
Cevabı göster

Standart bir şirket pozisyonunun dışında olabilecek ana ücretli faaliyet.

The grunt is altering your cycle,

2:32

Zorluğu döngünüzü değiştirmektir,

feeling like a human Petri dish, Deyimler

2:34

insan bir Petri kabı gibi hissetmek

and the whole ethical conundrum

2:35

ve tüm o etik bilmecedir

of creating a human

2:37

bir insan yaratmanın getirdiği

you'll never meet.

2:38

asla tanışmayacağınız.

Deyimler

feeling like a human Petri dish: kendini insan bir Petri kabı gibi hissetmek

Petri kabı, hücre veya mikroorganizma yetiştirmek için kullanılan sığ bir laboratuvar kabıdır. Kişiyi human Petri dish olarak tanımlayan bu benzetme, kişinin bedenini tekrarlanan tıbbi işlemlerin veya deneylerin yapıldığı bir yer gibi hissettiğini anlatır. Rahatsızlık, beden üzerindeki kontrolün kaybolması ve insan yerine malzeme gibi görülme duygusu taşır. feeling like sözleri, bunun gerçek anlamlı bir ifade değil, öznel ve abartılı bir karşılaştırma olduğunu gösterir. Benzetme süreci olumsuz biçimde çerçeveler, ancak tek başına işlemin güvensiz veya etik dışı olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Konuşan kişi “feeling like a human Petri dish” derken neyi kastediyor?

  1. Gerçekten bir laboratuvar kabının içinde yatıyorlar.
  2. Laboratuvar bilimcisi olarak çalışmaktan gurur duyuyorlar.
  3. Bedenlerinin bir deneyde kullanılacak malzeme gibi görüldüğünü hissediyorlar.
Cevabı göster

Bedenlerinin bir deneyde kullanılacak malzeme gibi görüldüğünü hissediyorlar.

But the grat is up to $14,000 per cycle,

2:38

Ancak tatmin edici olan, döngü başına 14.000$'a kadar çıkmasıdır,

so you could,

2:41

böylece isterseniz,

if you go on back-to-back cycles Kalıp ifadeler

2:42

arka arkaya döngülere girer

and take two months off,

2:44

ve iki ay izin yaparsanız,

clear about $140,000 in a year.

2:45

yılda yaklaşık 140.000$ net kazanabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

go on back-to-back cycles: döngülere peş peşe girmek

Bu cümlede go on, bir süreci geçirmek veya ona katılmak anlamına gelir; cycles ise bir sürecin tekrarlanan dönemleridir. Back-to-back, cycles sözcüğünü niteler ve bir döngünün ardından arada çok az zamanla veya hiç ara olmadan diğerinin geldiğini anlatır. back-to-back + çoğul etkinlik adı kalıbı pek çok alana aktarılabilir: back-to-back meetings, games, shifts veya classes. Yalnızca zamanlamayı açıklar; bu programın güvenli veya uygun olup olmadığı konusunda tek başına bilgi vermez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “neredeyse hiç ara vermeden art arda dönemler geçirmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Because the appointments are tightly scheduled, Maya will ____.

Cevabı göster

go on back-to-back cycles

Number 6,

2:47

6 Numara,

anesthesiologist.

2:48

anesteziyolog.

Anesthesiologists,

2:50

Anestezi uzmanları,

in their quiet bedside role

2:51

sessiz başucu rollerinde

near the superstar surgeon,

2:52

süperstar cerrahın yanında,

look like some kind of low-level nurse

2:54

bir tür düşük seviyeli hemşire

or technician.

2:56

veya teknisyen gibi görünürler.

They're actually doctors

2:56

Oysa onlar aslında doktordurlar

and they make bank. Deyimler

2:57

ve çok para kazanırlar.

Deyimler

Gündelik make bank ifadesi

Burada make bank, “çok para kazanmak” anlamına gelir. Bank burada genel olarak büyük miktarda parayı çağrıştırır; bu yüzden ifade yalnızca bir işe sahip olmayı değil, yüksek kazancı vurgular. Bu ifade ayrıca bir karşıtlık yaratır: Doktorlar ilk bakışta etkileyici görünmeyebilir, ama meslekleri çok iyi kazandırabilir.

Alıştırma

Bu cümlede make bank ne anlama geliyor?

  1. Bankadan borç para almak
  2. Banka hesabı açmak
  3. Çok para kazanmak
Cevabı göster

Çok para kazanmak

The grunt is med school like any other doctor.

2:59

Zor kısmı, diğer doktorlar gibi tıp fakültesi okumaktır.

That's completing a four-year degree,

3:01

Bu, dört yıllık bir dereceyi tamamlamak,

doing the MCAT preparation to take the standardized exam to get into a decent medical school, Kültür

3:03

iyi bir tıp fakültesine girmek için standart sınav olan MCAT hazırlığını yapmak,

then going through four years of medical school

3:07

ardından dört yıllık tıp fakültesi

and four years of residency

3:09

ve dört yıllık asistanlık sürecinden geçmektir;

Kültür

MCAT: tıp fakültesi kabul sınavı

MCAT, Medical College Admission Test ifadesinin kısaltmasıdır. Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’daki tıp fakültelerine kabulde yaygın olarak kullanılan standart bir sınavdır. Adaylar bu sınava genellikle tıp fakültesine başlamadan önce girer ve okullar kabul sürecinde puanı dikkate alır. Bu, hekimlik ruhsatı sınavı veya uzmanlık eğitiminin ardından girilen bir uzmanlık sertifikası sınavı değildir.

Alıştırma

MCAT ile ilgili hangi açıklama doğrudur?

  1. Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da tıp fakültesine kabul için yaygın olarak kullanılan standart bir sınav
  2. Yalnızca tıp fakültesinden sonra girilen bir hekimlik ruhsatı sınavı
  3. Uzmanlık eğitiminin ardından girilen bir uzmanlık sertifikası sınavı
Cevabı göster

Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da tıp fakültesine kabul için yaygın olarak kullanılan standart bir sınav

that actually comprise a one-year internship Kültür

3:10

ki bu asistanlık aslında bir yıllık intörnlük

plus a three-year residency.

3:12

artı üç yıllık asistanlıktan oluşur.

Kültür

one-year internship plus a three-year residency: bir yıllık internship ve üç yıllık residency

Konuşmacı, tıp fakültesinden sonraki dört yıllık klinik eğitimi iki bölüme ayırıyor: mezuniyet sonrası gözetimli ilk klinik yıl anlamına gelen bir yıllık internship ve ardından üç yıllık uzmanlık residency eğitimi. Bu iki dönem birlikte dört yılı oluşturur; ayrı bir dört yıllık residency sonrasında fazladan bir yıl eklenmesi söz konusu değildir.

Alıştırma

Bu tıp eğitimi açıklamasında one-year internship plus a three-year residency ne anlama geliyor?

  1. Bir şirkette bir yıllık stajın ardından üç yıl hastanede yaşamak
  2. Gözetimli ilk mezuniyet sonrası yılın ardından üç yıllık uzmanlık eğitimi
  3. Ayrı bir dört yıllık residency sonrasında eklenen bir yıllık eğitim
Cevabı göster

Gözetimli ilk mezuniyet sonrası yılın ardından üç yıllık uzmanlık eğitimi

Some anesthesiologists do additional residencies

3:14

Bazı anestezi uzmanları ek asistanlıklar yapar

beyond those 12 years mandatory

3:16

bu zorunlu 12 yılın ötesinde,

and then have to study and take the board exam Kültür

3:18

ve sonra çalışıp kurul sınavına girmek zorundadırlar

to become board certified.

3:19

kurul sertifikalı olmak için.

That board certification is an important credential

3:21

Bu kurul sertifikası önemli bir belgedir,

to earn the trust involved

3:23

gereken güveni kazanmada

Kültür

take the board exam to become board certified: uzmanlık kurulu sınavına girip sertifika almak

To take the board exam, uzmanlık sertifikasyonu sürecinin parçası olan bir sınava girmek demektir. To become board certified ise şartları karşıladıktan sonra bir tıp uzmanlık kurulundan resmî tanınma almak demektir. Buradaki board, bir şirketin yönetim kurulu değil, mesleki bir sertifikasyon kuruluşudur. Board certification ayrı bir uzmanlık yeterliliğidir ve hekimlik yapmak için gereken temel yasal ruhsatla aynı değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda take the board exam to become board certified ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Hekimlik yapmak için temel yasal ruhsatı almak
  2. Tıp fakültesine giriş sınavına girmek
  3. Bir tıp kuruluyla uzmanlık sertifikasyonu aşamasını tamamlamak
Cevabı göster

Bir tıp kuruluyla uzmanlık sertifikasyonu aşamasını tamamlamak

in taking someone safely

3:25

birini güvenle geçirmek için

through a major surgery and recovery.

3:26

büyük bir ameliyat ve iyileşme sürecinden.

But then the grat is you make more than a family doctor,

3:28

Fakat tatmin edici olan, bir aile hekiminden,

general practitioner,

3:30

pratisyen hekimden,

pediatrician,

3:31

çocuk doktorundan

or psychiatrist does.

3:32

veya psikiyatristten daha fazla kazanmanızdır.

That is,

3:33

Şöyle ki,

anesthesiologists take home, Kelime

3:34

anestezi uzmanları evlerine dönerler,

on average,

3:35

ortalama olarak

$294,811.

3:36

294.811$ kazanarak.

Kelime

Kazanç anlamındaki take home

Burada take home, “gelir olarak kazanmak veya almak” anlamındadır. Cümle, anestezi uzmanlarının ortalama 294.811 dolar kazandığını söyler; parayı fiziksel olarak eve götürdükleri anlamına gelmez. Take home bazen kesintilerden sonra kalan parayı anlatabilir, ancak ifade tek başına bu tutarın vergi sonrası olduğunu kanıtlamaz. Tutarın brüt mü net mi olduğunu bağlamdan belirlemek gerekir.

Alıştırma

Cümleyi take home ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After taxes, Maya ____ $3,000 a month.

Cevabı göster

takes home

That is a national average.

3:39

Bu ulusal bir ortalamadır.

In larger US cities,

3:40

Büyük ABD şehirlerinde,

their annual salary is in the $400,000 to $500,000 range.

3:41

yıllık maaşları 400.000$ ile 500.000$ aralığındadır.

Number 5,

3:45

5 Numara,

write for the federal government.

3:46

federal hükümet için yazarlık.

A writer editor for the State Department,

3:47

Dışişleri Bakanlığı'nda bir yazar/editör,

in which you don't do any foreign policy analysis or speechwriting,

3:49

dış politika analizi veya konuşma metni yazarlığı yapmadığınız,

but analyze communication documents

3:53

iletişim belgelerini

and systemic functions of the department itself,

3:54

ve bakanlığın sistemik işlevlerini analiz ettiğiniz bu pozisyonda,

grosses you $95,000 to $123,000 per year.

3:57

size yılda 95.000$ ila 123.000$ brüt kazandırır.

If you'd like to do something similar

4:01

Eğer benzer bir şeyi yapmak isterseniz

for the Department of Energy

4:02

Enerji Bakanlığı için

and recommend standards for documentation

4:03

ve belgelendirme standartları önermek isterseniz

for adults and other reports,

4:05

yetişkinler ile diğer raporlar için,

you could start as low as $79,000,

4:07

79.000$ kadar düşük bir seviyeden başlayabilir,

but also go up to $123,000.

4:09

ancak 123.000$'a kadar da çıkabilirsiniz.

The grunt is working your way up

4:12

Zor tarafı, tırmanmaya çalışmaktır

in a dull bureaucracy

4:14

sıkıcı bir bürokraside

and memorizing templates and standards

4:15

ve şablonları ve standartları ezberlemek

and learning to speak bureaucratese. Kelime

4:16

ve bürokrasi dilini konuşmayı öğrenmektir.

Kelime

Eleştirel bir etiket olarak speak bureaucratese

Speak bureaucratese ifadesindeki bureaucratese, devlet daireleri ve büyük kuruluşlarla ilişkilendirilen karmaşık, katı veya belirsiz dili anlatır. Speak burada gerçek ve ayrı bir dilde iletişim kurmak değil, “o dil tarzını kullanmak” anlamındadır. Sondaki -ese, bu tarzı şakacı biçimde sanki bir dilmiş gibi gösterir. Sözcük genellikle eleştirel veya alaycıdır ve kullanılan ifadelerin sıradan insanlar için zor anlaşılır olduğunu ima eder.

Alıştırma

Speak bureaucratese neyi ima eder?

  1. Yalnızca formlar ve ofis prosedürleri hakkında konuşmak
  2. Özellikle kibar ve dostça konuşmak
  3. Bürokrasiyle ilişkili karmaşık ve katı bir dil kullanmak
  4. Devlet çalışanlarının kullandığı resmen tanınmış bir dili konuşmak
Cevabı göster

Bürokrasiyle ilişkili karmaşık ve katı bir dil kullanmak

The grat is the money,

4:19

Tatmin edici olan ise para,

the great benefits,

4:20

harika yan haklar

and the job security.

4:21

ve iş güvencesidir.

Number 4,

4:22

4 Numara,

longshoreman. Kültür

4:23

liman işçisi.

This job loading and unloading ship cargo

4:24

Gemi kargosunu yükleme ve boşaltma işi

at large ports is,

4:26

büyük limanlarda yapılan,

of course,

4:27

elbette,

only available if you're near a big port

4:28

sadece büyük bir limanın yakınındaysanız mümkündür

like Houston,

4:29

Houston,

Los Angeles,

4:30

Los Angeles,

Long Beach,

4:31

Long Beach

or New York,

4:31

veya New York gibi,

or are willing to move.

4:32

ya da taşınmaya istekliyseniz.

Kültür

longshoreman: liman yükleme boşaltma işçisi

Longshoreman, limanda gemilerin yüklerini yükleyip boşaltan işçidir. Bu iş rıhtımlar, yük taşımacılığı, vinçler ve depolarla ilgilidir; gemide yolculuk yapmakla ilgili değildir. Bu cümlede yer adlarının sıralanması, bu işin neden çoğunlukla büyük limanların yakınında bulunduğunu açıklar. Sözcük, karada çalışan herkesi değil, belirli bir liman mesleğini adlandırır.

Alıştırma

Aşağıdaki kişilerden hangisi en doğru biçimde longshoreman olarak tanımlanır?

  1. Limanda yük gemilerini yükleyip boşaltan bir işçi
  2. Sahil tatilleri planlayan bir ofis çalışanı
  3. Bir gemiyi okyanusta yöneten mürettebat üyesi
Cevabı göster

Limanda yük gemilerini yükleyip boşaltan bir işçi

But you might be willing for the money.

4:33

Ancak para için istekli olabilirsiniz.

There is no education requirement,

4:35

Eğitim şartı yoktur,

just experience.

4:37

sadece deneyim gerekir.

West Coast longshoremen average $98,000

4:38

Batı Yakası liman işçilerinin ortalaması 98.000$'dır,

according to shippingwatch.com,

4:41

shippingwatch.com'a göre,

but with overtime and union power to play hardball on negotiations, Deyimler

4:43

ancak fazla mesai ve pazarlıklarda sert oynamak için sendika gücüyle,

that salary gets north of $100,000. Deyimler

4:46

bu maaş 100.000$'ın üzerine çıkar.

Deyimler

play hardball: sert taktikler kullanmak

Play hardball, özellikle bir görüşme veya rekabet sırasında sert ve güçlü taktikler kullanmak ve geri adım atmaya pek istekli olmamak demektir. Beyzboldan gelen bir benzetmedir, ancak ifade normalde mecazi anlamda kullanılır. Burada sendikanın gücü, işçilerin ücret konusunda güçlü bir pazarlık konumu almasını sağlar. İfade baskı ve çatışma çağrıştırır; ancak tek başına birinin yasa dışı veya dürüst olmayan biçimde davrandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Sert ve uzlaşmaz taktikler kullanmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: During the contract talks, the company decided to ____.

Cevabı göster

play hardball

Deyimler

gets north of $100,000: bir sayıyı aşmak

Bu cümlede gets north of $100,000, “100.000 doların üzerine çıkar” anlamına gelir. North of, haritada kuzeyin yukarıda olması fikrinden yararlanarak bir sayının belirtilen eşiğin üzerinde olduğunu anlatır. Ne kadar üzerinde olduğunu tam olarak belirtmez. Bu mecazi kullanım maaş, fiyat, skor ve başka sayısal değerlerden söz edilirken yaygındır.

Alıştırma

Bir haberde “The project cost is north of $2 million.” deniyor. Bunun anlamı nedir?

  1. Proje tam olarak 2 milyon dolara mal oldu.
  2. Proje 2 milyon dolardan fazlaya mal oldu.
  3. Proje 2 milyon dolardan daha aza mal oldu.
Cevabı göster

Proje 2 milyon dolardan fazlaya mal oldu.

And an LA Times analysis in 2015

4:49

Ve 2015'teki bir LA Times analizi,

showed over half of longshoremen

4:51

liman işçilerinin yarısından fazlasının

made over $100,000,

4:53

100.000$'ın üzerinde kazandığını gösterdi,

while foremen and managers top $200,000.

4:54

ustabaşılar ve yöneticiler ise 200.000$'ı aşıyor.

A few bosses get $300,000

4:58

Bazı patronlar 300.000$ alıyor

and all get free healthcare.

5:00

ve hepsi ücretsiz sağlık hizmeti alıyor.

A New York longshoreman makes at least $124,000

5:01

New York'lu bir liman işçisi en az 124.000$ kazanıyor

with another round of negotiations coming up in 2018. Öbek fiiller

5:05

ve 2018'de yaklaşan bir başka müzakere turu var.

Öbek fiiller

coming up: zamanı yaklaşan bir olay

Bu cümlede coming up, “zaman olarak yaklaşmak” veya “gelecekte gerçekleşecek olmak” anlamına gelir. negotiations coming up örneğinde olduğu gibi bir olay adından sonra geldiğinde, o olayın konuşana doğru hareket ettiğini değil, zamanının yaklaştığını anlatır. Buradaki in 2018, konuşanın özgün zaman noktasına göre geleceği gösteriyordu. Bu ifade 2018'in bugün hâlâ gelecekte olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “zaman olarak yaklaşmak” anlamına gelen iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: We have an important deadline ____ next Friday.

Cevabı göster

coming up

The grunt is working your way up

5:08

Zor kısmı yukarı doğru tırmanmak,

and the intense physical labor

5:10

ve yoğun fiziksel emek harcamaktır

with never-ending stacks of cargo

5:11

bitmek bilmeyen kargo yığınlarıyla

waiting to be moved.

5:13

taşınmayı bekleyen.

But the grat is the cash,

5:14

Ancak tatmin edici kısmı nakit para,

the healthcare,

5:15

sağlık hizmeti

and holding one of the few jobs that globalization actually needs.

5:16

ve küreselleşmenin gerçekten ihtiyaç duyduğu sayılı işlerden birine sahip olmaktır.

Number 3,

5:19

3 Numara,

mine operator underground.

5:20

yeraltı maden operatörü.

It's not for you if you're scared of tight spaces Dilbilgisi

5:22

Eğer dar alanlardan korkuyorsanız size göre değil

and it's not glamorous,

5:24

ve göz alıcı da değil,

Dilbilgisi

It's not for you if...: bir şeyin neden uygun olmadığını belirtmek

It's not for you if... kalıbı, if'ten sonraki koşul doğruysa bir etkinliğin, işin, ürünün veya başka bir seçeneğin kişiye uygun olmadığını belirtir. Burada tight spaces küçük ve kapalı alanlar demektir; dolayısıyla bu alanlardan korkmak, madencilik işinin kişiye uygun olmayabilmesinin nedenidir. Not for you uygunluk konusunda tavsiye verir; otomatik olarak yasak, erişilemez veya kişinin niteliklerini aşan bir şey anlamına gelmez. Aynı kalıp, bir tavsiyeyi doğrudan gerekçesine bağlayabilir.

Alıştırma

Tavsiyeyi It's not for you if... kalıbıyla tamamlayın: This ride looks exciting, but ____ you panic in the dark.

Cevabı göster

it's not for you if

literally digging around in the dirt.

5:25

kelimenin tam anlamıyla toprakta kazı yapıyorsunuz.

And there's this coal miner image

5:27

Ve popüler kültür sözlüğünde bu kömür madencisi imajı var,

out in the pop culture lexicon

5:28

popüler kültürde

of being,

5:30

olma durumu,

well,

5:30

yani,

white trash. Kelime

5:30

"white trash".

Kelime

white trash: aşağılayıcı bir sınıf etiketi

White trash, yoksul, eğitimsiz veya toplumsal olarak aşağı görülen beyazlara yönelik son derece aşağılayıcı bir etikettir. Bu cümlede kömür madencileriyle ilgili popüler kültür kaynaklı bir kalıp yargıyı adlandırır; tarafsız bir tanım değildir ve çöp hakkında kelimesi kelimesine bir ifade de değildir. İfade, beyaz kimliğini sınıfsal küçümsemeyle birleştirir. Alıntılanmış konuşmalarda veya medya analizlerinde bunu tanıyın, ancak insanları sınıflandırmak için sıradan bir kategori gibi kullanmayın.

Alıştırma

Yoksul beyaz topluluklar hakkında tarafsız bir rapor yazıyorsunuz. White trash uygun bir etiket midir?

  1. Evet, tarafsız bir toplumsal kategoridir.
  2. Hayır, sınıf temelli aşağılayıcı bir etikettir.
Cevabı göster

Hayır, sınıf temelli aşağılayıcı bir etikettir.

But you can laugh all the way to the bank Deyimler

5:31

Ama bankaya kadar gülerek gidebilirsiniz,

because if you're willing to work underground, Dilbilgisi

5:33

çünkü yeraltında çalışmaya istekliyseniz,

you'll clear $150,000 to $165,000.

5:35

150.000$ ile 165.000$ arası net kazanç elde edeceksiniz.

Deyimler

“laugh all the way to the bank” deyimi

“Laugh all the way to the bank”, özellikle başkaları sizinle alay etmiş, sizi eleştirmiş veya sizden şüphe etmişken büyük bir maddi başarının keyfini çıkarmak anlamına gelen bir deyimdir. Gülmek ve bankaya gitmek gerçek anlamda kullanılmaz. Burada ifade, madencilik işiyle ilgili olumsuz bir kalıp yargıyı karşılığa dönüştürür: iş çok iyi kazandırabildiği için eleştiriler daha az önemli hâle gelir. Daha genel olarak deyim, başkalarının olumsuz tepkisiyle kişinin kazandığı parayı karşı karşıya getirir.

Alıştırma

“Eleştirilere rağmen çok para kazanmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: Even if people mock the idea, she may ____ after the product becomes a hit.

Cevabı göster

laugh all the way to the bank

Dilbilgisi

Gerçek koşul yapısı “If you're willing to ..., you'll ...”

Bu bir gerçek koşul cümlesidir: if + geniş zaman gerçekçi bir koşulu, will + fiilin yalın hâli ise beklenen gelecek sonucunu belirtir. Cümlede yer altında çalışmaya istekli olmak koşul, bu miktarı kazanmak ise sonuçtur. “Be willing to”, yalnızca bir şeyi yapabilecek durumda olmak değil, onu kendi isteğiyle kabul etmek veya yapmaya hazır olmak anlamına gelir. Bu kalıp gerçekçi seçimler, teklifler ve sonuçlar için yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Gerçek koşul cümlesini be willing to ve will ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If you ____ work weekends, you ____ earn extra pay.

Cevabı göster

are willing to · will

The grunt is learning the trade on the job,

5:38

Zor tarafı işi sahada öğrenmek,

the danger,

5:40

tehlikesi,

the dirt,

5:41

kiri

and taking such a specific career track Kalıp ifadeler

5:41

ve o kadar spesifik bir kariyer yolu seçmektir ki,

that it doesn't prepare you for much else.

5:43

sizi başka pek bir şeye hazırlamaz.

Kalıp ifadeler

career track: uzmanlaşmış bir kariyer yolu

Career track, çalışma hayatında planlanmış veya açıkça görülebilen bir yolu anlatır; bu yol genellikle belirli bir görev türüne ve onunla ilgili becerilere ya da terfilere yönelir. Buradaki track mecazidir: fiziksel bir pist değil, bir yol anlamına gelir ve ifade tek bir işten daha fazlasını kapsar. Bu cümlede such a specific career track, madencilikte son derece uzmanlaşmış bir yolu ifade eder. Uyarı, bu yol için edinilen hazırlığın başka birçok iş türüne kolayca aktarılamayabileceğidir.

Alıştırma

Hangi cümlede career track, çalışma hayatında planlanmış ve uzmanlaşmış bir yol anlamında kullanılmıştır?

  1. Leah applied for a weekend job at the café.
  2. Leah chose a career track in medical research.
  3. Leah ran around the track after work.
Cevabı göster

Leah chose a career track in medical research.

But the grat is the earnings.

5:45

Ancak tatmin edici kısmı kazançtır.

And while automation continues to improve mining,

5:47

Ve otomasyon madenciliği geliştirmeye devam ederken,

you're not being replaced by a robot quite yet. Notlar

5:49

henüz bir robotla yer değiştirmiyorsunuz.

Dilbilgisi

you're not being replaced: şimdiki zamanda devam eden edilgen yapının olumsuzu

You're not being replaced, şimdiki zamanın devam eden edilgen yapısının olumsuz biçimini kullanır: özne + am/is/are + not + being + geçmiş zaman ortacı. You, eylemden etkilenen kişiyi belirtir; cümlede açıkça söylenmeyen eylemi yapan taraf ise robottur. Bu yapı, yer değiştirmeyi şu anla ilgili bir süreç olarak sunar ve bu sürecin gerçekleştiğini reddeder. Devam eden edilgen yapıda being zorunludur; being olmadan you're not replaced daha basit bir durumu veya genel bir koşulu anlatır. Quite yet, “şimdiye kadar” anlamını ekler ve gelecekte değişiklik olabileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

replace fiilinin şimdiki zamanda devam eden edilgen yapısının kısaltmasız tam olumsuz biçimini kullanın: The designers ____ by the new tool; it only speeds up routine tasks.

Cevabı göster

are not being replaced

Kalıp ifadeler

not ... quite yet: şimdi değil, ama daha sonra olabilir

“Not ... quite yet”, bir olayın şu ana kadar gerçekleşmediğini ama ileride gerçekleşme olasılığının hâlâ bulunduğunu anlatır. Bu cümlede “not” olumsuzluğu kurar; “quite yet” ise zaman sınırını yumuşatarak en azından şimdilik yerinin alınacağı aşamaya gelinmediğini belirtir. Bir güncelleme veya tahminde durumun kesin değil, geçici olduğunu göstermek için bu yapıyı kullanabilirsin.

Alıştırma

Hedef yapının iki bölümünü kullanarak bu temkinli güncellemeyi tamamla: The new checkout system is ____ ready for every store ____.

Cevabı göster

not · quite yet

That is,

5:52

Yani,

you will be in demand for a while. Kalıp ifadeler

5:52

bir süre daha talep göreceksiniz.

Kalıp ifadeler

be in demand: çok aranan veya ihtiyaç duyulan

“Be in demand”, birçok kişinin, işverenin veya müşterinin özneyi istediği ya da ona ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Buradaki “you”, bu tür işi yapan kişileri belirtir; yani bu çalışanlar bir süre daha işverenler tarafından aranmaya devam edecektir. Yapı, özne + be + in demand biçimindedir. Özne bir çalışan, beceri, ürün veya hizmet olabilir.

Alıştırma

“Birçok işveren tarafından aranan” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamla: Cybersecurity specialists are ____ across many industries.

Cevabı göster

in demand

Number 2,

5:54

2 Numara,

city employees,

5:55

şehir çalışanları,

at least those of affluent towns.

5:56

en azından zengin kasabalardakiler.

You can actually make more than $143,000

5:58

Aslında 143.000$'dan fazla kazanabilirsiniz

without any education requirements

6:00

hiçbir eğitim şartı olmadan

in some cities like Santa Monica.

6:02

Santa Monica gibi bazı şehirlerde.

But we picked the silliest job in that particular city that pays six figures,

6:03

Ancak biz o şehirde altı haneli maaş ödeyen en tuhaf işi seçtik,

farmers' market manager.

6:07

çiftçi pazarı yöneticisi.

In fact,

6:09

Aslında,

105 city of Santa Monica workers

6:09

Santa Monica şehrinin 105 çalışanı

cleared over $300,000 in 2016

6:11

2016 yılında 300.000$'ın üzerinde net kazanç elde etti,

to the horror of watchdog blog Transparent California. Kalıp ifadeler

6:14

bu da gözetleme blogu Transparent California'nın dehşete düşmesine neden oldu.

Kalıp ifadeler

to the horror of: …nın büyük dehşetine yol açarak

To the horror of a person or group, bir olayın o kişide ya da grupta yoğun bir şok, üzüntü veya kaygı yarattığını belirtir. Burada Transparent California'nın çalışanların yüksek kazançlarına son derece olumsuz tepki verdiği bakış açısını kurar; horror mecazidir ve fiziksel bir tehlikeden korkmak anlamına gelmek zorunda değildir. to the horror of + kişi veya grup kalıbı bir bakış açısı belirler. Okura, önceki ya da sonraki bilgiyi kimin güçlü tepkisi ışığında değerlendirmesi gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, kent sakinlerinin güçlü olumsuz tepkisini sunan ifadeyle tamamlayın: The council approved the demolition, ____ local residents.

Cevabı göster

to the horror of

The city's global cash and resulting steady stream of tourists Deyimler

6:17

Şehrin küresel nakit akışı ve bunun sonucunda turistlerin oluşturduğu sürekli akın,

produce high occupancy taxes, Kültür

6:20

yüksek konaklama vergileri üretir,

that is the city's share of hotel bills,

6:22

yani otel faturalarının şehrin payı olan kısmını,

and parking taxes filling city coffers Kelime

6:24

ve otopark vergileri şehrin kasasını dolduruyor

and boosting salaries for all jobs.

6:26

ve tüm işler için maaşları artırıyor.

Deyimler

steady stream of tourists: düzenli turist akışı

A steady stream of tourists, turistlerin zaman içinde düzenli ve devamlı bir akış hâlinde gelmeye devam etmesi demektir. Stream bir mecazdır: İnsanlar, tek seferde gelen bağımsız bir grup yerine su gibi akıyormuş gibi betimlenir. Steady, her an sayının tam olarak aynı olmasını değil, sürekliliği ve göreli istikrarı vurgular. Aktarılabilir a steady stream of + isim kalıbı; ziyaretçiler, talepler, mesajlar veya gelir gibi tekrar tekrar gelen şeyleri anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen düzenli ve devamlı akış ifadesiyle tamamlayın: The bakery had a ____ customers throughout the morning.

Cevabı göster

steady stream of

Kültür

Otel faturalarındaki high occupancy taxes

Burada occupancy taxes, konuklar otel odası gibi kısa süreli bir konaklama için ödeme yaptığında şehrin tahsil ettiği vergilerdir. Bu bağlamda high, vergi gelirinin büyük veya vergi düzeyinin yüksek olduğunu belirtir; occupancy ise vergilendirilen konaklamayı adlandırır, dolu odaların yüzdesini değil. Ardından gelen, otel faturalarından şehre düşen pay açıklaması, bu vergiyi şehrin gelir kaynaklarından biri olarak tanımlar. Her yerde aynı vergi adının veya sisteminin kullanıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yolcu otel faturasında occupancy taxes ifadesini görüyor. Bu nedir?

  1. Şu anda dolu olan otel odalarının yüzdesi
  2. Doğrudan otel konuklarına ödenen para
  3. Kısa süreli konaklamaya uygulanan bir devlet vergisi
Cevabı göster

Kısa süreli konaklamaya uygulanan bir devlet vergisi

Kelime

Kamu fonları anlamındaki city coffers

City coffers, şehir yönetiminin hazinesini veya kullanılabilir kamu fonlarını mecazi biçimde anlatır. Bu benzetme, para saklanan bir sandık anlamındaki coffer sözcüğünden gelir; ancak çoğul ifade genellikle gerçek sandıklardan ziyade mali kaynakları belirtir. Filling city coffers ifadesinde konuşmacı, vergi gelirinin şehrin kullanabileceği parayı artırdığını anlatır. Paranın şehir yetkililerinin kişisel geliri olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İkinci sözcüğü gerçek anlamda para sandıkları demek olan iki sözcüklü mecazi ifadeyle cümleyi tamamlayın: Parking fees add money to the ____.

Cevabı göster

city coffers

The grunt is a dull bureaucratic job

6:28

Zor kısmı, sıkıcı bir bürokratik iş olması

and perhaps your nagging conscience

6:30

ve belki de peşinizi bırakmayan vicdanınızdır

if you happen to be the assistant city librarian Dilbilgisi

6:32

eğer bir şehir kütüphanecisi yardımcısı olarak

bringing home $220,000

6:34

eve 220.000$ götürüyorsanız

or occupying another overpaid post.

6:35

veya aşırı maaşlı başka bir mevkideyseniz.

Dilbilgisi

if you happen to be: tesadüfiymiş gibi sunulan koşul

Bu cümlede if you happen to be, 'eğer ... iseniz' veya 'eğer durum öyle çıkar da ... iseniz' anlamına gelir. Happen fiilinden sonra to-infinitive gelir; be ise kimliği veya durumu belirtir. Bu ifade, koşulu tesadüfen ortaya çıkmış bir olasılık gibi sunarak if you are yapısından daha dolaylı bir ton yaratır. Buradaki görünüşte gelişigüzel ton ironiktir: konuşan kişi gerçek bir rastlantıyı anlatmak yerine yüksek ücretli bir görevdeki kişiyi özellikle eleştirmektedir.

Alıştırma

Koşulu doğrudan değil, arızi bir olasılık gibi gösteren üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you ____ free after lunch, could you look over this report?

Cevabı göster

happen to be

The grat is,

6:38

Tatmin edici olan şu ki,

well,

6:39

peki,

you're overpaid

6:39

size fazla maaş ödeniyor

and you're in sunny Santa Monica

6:40

ve güneşli Santa Monica'da

or another rich city living large. Deyimler

6:41

ya da başka bir zengin şehirde hayatın tadını çıkarıyorsunuz.

Deyimler

living large: pahalı ve lüks bir yaşam sürmek

Bu cümlede living large, rahat bir çevrede bulunup dikkat çekici biçimde para harcayarak varlıklı ve gösterişli bir yaşam sürmek anlamına gelir. Large fiziksel büyüklüğü anlatmaz; living large kalıplaşmış, gündelik bir deyimdir. Cümlede overpaid denmesi ve zengin bir şehirden söz edilmesi nedeniyle ifade burada yalnızca hayranlık değil, mizahi bir eleştiri taşır. Başka bağlamlarda kutlayıcı veya imrenen bir ton da taşıyabilir.

Alıştırma

'Pahalı ve lüks bir yaşam tarzının tadını çıkarmak' anlamındaki iki sözcüklü gündelik İngilizce deyimle cümleyi tamamlayın: After his first album became a hit, he started ____.

Cevabı göster

living large

Number 1,

6:44

1 Numara,

firefighter.

6:44

itfaiyeci.

Hmm,

6:45

Hmm,

running into burning buildings

6:46

yanan binalara koşmak

and maintaining the fitness level to regularly charge flights of stairs.

6:47

ve sürekli merdivenleri çıkabilecek zindelik seviyesini korumak.

Maybe not?

6:50

Belki de hayır?

Think again. Ton ve niyet

6:51

Bir daha düşünün.

It has its advantages.

6:52

Avantajları var.

Ton ve niyet

Think again: İlk sonuca karşı çıkmak

“Think again”, dinleyicinin ilk vardığı sonucun muhtemelen yanlış olduğunu söyler ve onu bu sonucu yeniden değerlendirmeye zorlar. Yalnızca “düşünmek için daha fazla zaman ayır” anlamına gelmez. Bu bölümde bir tersine dönüş yaratır: Konuşmacı, “Maybe not?” sözünden sonra bazı avantajları gösterecek yeni bilgiler sunacağının işaretini verir. Bu yöntem reklamlarda, tartışmalarda ve açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

“Maybe this job has no benefits. Think again. It pays very well,” cümlesinde “Think again” ne yapıyor?

  1. Konuşmacı ilk sonucu reddediyor ve dinleyiciden yeniden düşünmesini istiyor.
  2. Konuşmacı kişisel bir karar vermek için daha fazla zaman istiyor.
  3. Konuşmacı ilk sonucun muhtemelen doğru olduğunu kabul ediyor.
Cevabı göster

Konuşmacı ilk sonucu reddediyor ve dinleyiciden yeniden düşünmesini istiyor.

Salary varies by city and position,

6:53

Maaş, şehre ve konuma göre değişir,

but in major cities like New York and LA,

6:55

ancak New York ve LA gibi büyük şehirlerde

you'll clear six figures.

6:57

altı haneli rakamlar kazanırsınız.

You'll make at least $121,000 from day Kalıp ifadeler

6:58

En az 121.000$ kazanacaksınız

one in Los Angeles,

7:01

Los Angeles'ta ilk günden itibaren,

Kalıp ifadeler

from day one: en baştan itibaren

“From day one”, bir şeyin en başta başlayıp o noktadan itibaren devam etmesi demektir. Bir şeyin doğru veya geçerli olması için bekleme süresi bulunmadığını vurgular. Burada belirtilen maaşın eğitim, deneme süresi veya terfiden sonra değil, işe başlanır başlanmaz geçerli olduğunu anlatır. “Day one” mecazi olabilir: Takvimdeki belirli bir gün yerine işin, projenin veya ilişkinin başlangıcını anlatabilir.

Alıştırma

“Day” içeren ve “en baştan itibaren” anlamına gelen üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: For every new employee, the mentoring program is available ____.

Cevabı göster

from day one

but in New York you'll have to work for five years

7:02

ancak New York'ta beş yıl çalışmanız gerekir

to get to $110,000 as a low-level firefighter.

7:03

alt düzey bir itfaiyeci olarak 110.000$'a ulaşmak için.

But then you get promoted on your way to chief Kalıp ifadeler

7:06

Ama sonrasında şefliğe giden yolda terfi alır

and earn more at each level,

7:08

ve her seviyede daha fazla kazanırsınız,

over $300,000 in some fire departments.

7:09

bazı itfaiye departmanlarında 300.000$'ın üzerine çıkılır.

Kalıp ifadeler

on your way to chief: bir göreve doğru ilerlemek

On your way to chief ifadesi chief konumunu bir kariyer yolunun varış noktası olarak sunar: itfaiyeciler terfilerle ilerleyerek bu liderlik görevine yaklaşmaktadır. İfade, tamamlanmış bir sonucu değil ilerlemeyi anlatır. Bu ifade, be on your way to + hedef, görev veya sonuç yapısıyla mecazi olarak kullanılabilir. Buradaki chief, “başlıca” anlamındaki sıfat değil bir görev adıdır ve bu kullanım kişinin sonunda chief olacağını garanti etmez.

Alıştırma

Lena'yı belirten zamirle hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: After earning two promotions, Lena is ____ becoming chief.

Cevabı göster

on her way to

The grunt is you're working in fire,

7:12

Zor kısmı ateşin içinde çalışmanız,

putting yourself in danger, Kalıp ifadeler

7:14

kendinizi tehlikeye atmanız,

Kalıp ifadeler

putting yourself in danger: kendini riske atmak

Putting yourself in danger, kendi eylemleriniz nedeniyle zarar görebileceğiniz bir duruma girmeniz veya o durumda kalmanız anlamına gelir. Bu cümlede putting, working ile paraleldir ve itfaiyecilik işi sırasında üstlenilen riski ekler. Yeniden kullanılabilir yapı put + dönüşlülük zamiri + in danger biçimindedir. Dönüşlülük zamiri özneyi göstermelidir: I put myself in danger, she puts herself in danger ve they put themselves in danger.

Alıştırma

Uyarıyı, you ile uyumlu bir dönüşlülük zamiri içeren hedef ifadeyle tamamlayın: If you climb without a safety line, you are ____.

Cevabı göster

putting yourself in danger

worrying about your coworkers,

7:15

iş arkadaşlarınız için endişelenmeniz,

dealing with deeply distressed people Kalıp ifadeler

7:16

son derece çaresiz insanlarla uğraşmak zorunda kalmanızdır,

who are watching their homes and offices burning,

7:17

evlerinin ve ofislerinin yandığını izleyen.

Kalıp ifadeler

dealing with deeply distressed people: yoğun duygusal sıkıntı içindeki insanlarla ilgilenmek

Burada dealing with deeply distressed people, bu kişilerle iletişim kurmak ve onların acil ihtiyaçlarına, sorularına ve tepkilerine karşılık vermek anlamına gelir. Onlarla ticaret yapmak anlamına gelmez. Deeply distressed yoğun korku, şok veya duygusal acıyı anlatır. Deeply, distressed ifadesini sıradan endişe veya stresten çok daha güçlü hâle getirir; bu nedenle ciddi bir olay yaşayan kişilere uygundur.

Alıştırma

Bir kriz danışmanı, felaket sonrasında şok yaşayan kişilerle konuşuyor. Hangi cümle işi en iyi anlatır?

  1. The counselor deals with deeply distressed people.
  2. The counselor deals in deeply distressed people.
  3. The counselor deals with mildly stressed people.
Cevabı göster

The counselor deals with deeply distressed people.

and you're also a paramedic,

7:19

Ve aynı zamanda bir sağlık görevlisisinizdir,

meaning you have to see terrible injuries from violence

7:21

yani şiddet kaynaklı korkunç yaralanmaları görmeli

and witness other human loss.

7:23

ve diğer insan kayıplarına tanık olmalısınız.

But you work days at a time Kalıp ifadeler

7:24

Ancak günlerce aralıksız çalışır,

and then have chunks of time free, Kalıp ifadeler

7:26

sonra boş bir zaman dilimine sahip olursunuz,

Kalıp ifadeler

days at a time: her seferinde günlerce

Days at a time, her çalışma döneminin aralıksız birkaç gün sürmesi anlamına gelir. Bu cümlede bir çalışma dönemi günlerce sürer ve ardından uzun bir boş zaman dilimi gelir. Yapı, miktar veya süre + at a time şeklindedir. Bir faaliyeti dönemler ya da bloklar hâlinde gruplandırır ve genellikle bu düzenin tekrarlandığını anlatır. “Her gün zamanında” anlamına gelmez ve faaliyetin yalnızca bir kez gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “her dönemde aralıksız birkaç gün boyunca” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: During migration season, the biologists live on the island for ____, then return to the mainland.

Cevabı göster

days at a time

Kalıp ifadeler

have chunks of time free: uzun ve toplu boş zaman dilimlerine sahip olmak

Chunks of time, kullanılabilecek kadar uzun ve toplu zaman dilimleri demektir. Bir chunk yaklaşık bir bölümdür; tam olarak kaç saat veya gün olduğunu belirtmez. have chunks of time free ifadesinde free, bu zaman dilimlerinde iş veya başka bir plan olmadığını anlatır. Cümle, art arda geçen yoğun iş günleriyle sonrasındaki uzun boş dönemleri karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi, birkaç uzun dönemin plansız olduğunu anlatan ders ifadesiyle tamamlayın: After three busy days, I ____ on Thursday and Friday.

Cevabı göster

have chunks of time free

so you can travel and buy toys

7:27

böylece seyahat edebilir ve oyuncaklar alabilirsiniz

with your six figures you're earning,

7:28

kazandığınız altı haneli maaşla,

with solid job security.

7:30

üstelik sağlam bir iş güvencesiyle.

And you get to contribute to your community Kalıp ifadeler

7:31

Ayrıca topluluğunuza katkıda bulunma

and truly help people every time you go to work.

7:33

ve her işe gittiğinizde insanlara gerçekten yardım etme fırsatını bulursunuz.

Kalıp ifadeler

contribute to your community: toplumuna katkıda bulunmak

To contribute to your community, çevrenizdeki insanlara veya yaşadığınız yere yardımcı olacak bir şey yapmak demektir. Katkı; iş, zaman, beceri, fikir, para veya başka bir destek olabilir. Burada ifade, işin toplumsal değerini anlatır: çalışırken insanlara yardım etmek topluma yarar sağlar. contribute to + grup, amaç veya proje yapısı yalnızca para vermeye değil, olumlu sonuca odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle contribute to a community ifadesinin yalnızca para değil, zaman ve beceri vermek anlamına da gelebileceğini doğru biçimde gösteriyor?

  1. Maya can contribute to her community only by donating money.
  2. By coaching the youth team, Maya contributes to her community.
  3. By coaching the youth team, Maya contributes her community.
Cevabı göster

By coaching the youth team, Maya contributes to her community.

So,

7:35

Peki,

which of these high-paying jobs took you most by surprise? Kalıp ifadeler

7:35

bu yüksek maaşlı işlerden hangisi sizi en çok şaşırttı?

Kalıp ifadeler

took you most by surprise: sizi en çok şaşırtan şey

Take someone by surprise, bir şeyin beklenmedik biçimde gerçekleşip bir kişiyi şaşırtması anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. By bu ifadenin bir parçasıdır; fiziksel bir hareketi veya varış noktasını anlatmaz. Took you most by surprise içinde most, yüksek maaşlı işlerin tümünü karşılaştırır ve hangisinin en büyük şaşkınlığı yarattığını sorar. Which of these high-paying jobs sorunun öznesidir; bu nedenle took geçmiş zaman fiilidir.

Alıştırma

Take someone by surprise ifadesini geçmiş zamanda kullanarak ve most sözcüğünü doğal konumuna yerleştirerek soruyu tamamlayın: Of all the results, which one ____?

Cevabı göster

took you most by surprise

Would you consider working any of these jobs?

7:38

Bu işlerden herhangi birinde çalışmayı düşünür müydünüz?

Let us know in the comments.

7:40

Yorumlarda bize bildirin.

Be sure to check out our other video,

7:41

Diğer videomuz olan

Top 10 Tallest Buildings in the World.

7:42

Dünyanın En Uzun 10 Binası'na da göz atmayı unutmayın.

Thanks for watching

7:44

İzlediğiniz için teşekkürler

and as always,

7:45

ve her zamanki gibi,

don't forget to like,

7:46

beğenmeyi,

share,

7:46

paylaşmayı

and subscribe.

7:46

ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

7:47

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.