Şaşırtıcı Derecede Yüksek Maaşlı 10 Meslek: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Video, demiryolundan tıbba ve itfaiyeciliğe kadar ABD'de beklenmedik ölçüde kazançlı on işi eğitim, risk, çalışma düzeni ve gelir açısından karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what it takes to land the position (Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları), işi almak için gereken koşul veya çabayı anlatır; takes yalnızca süre ya da taşıma değildir. 2. take the board exam to become board certified. (Kültür ve Gerçek Dünya Bağlamı), ABD tıbbında kabul, eğitim, çalışma ruhsatı ve uzmanlık sertifikasını ayırır. 3. laugh all the way to the bank (Deyimler ve Mecazlı İfadeler), eleştiriye rağmen çok kazanmak demektir; gerçekten gülerek bankaya gitmek değildir.
Bu derste
thinking about changing careers: kariyer değiştirmeyi düşünmek
About burada bir edat olduğu için think about ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir. Bu cümlede thinking about changing, bir değişiklik yapma olasılığını ciddi biçimde değerlendirmek anlamına gelir; kararın kesinleştiği anlamına gelmez. Changing careers, aynı meslekte kalıp yalnızca işvereni değiştirmek değil, farklı bir iş veya meslek türüne geçmek demektir.
Alıştırma
Think about ve move fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: I'm ____ to another city for work.
Cevabı göster
thinking about moving
We did the math on the grunt to grat ratio for you
0:12Sizin için zorluk-tatmin oranının hesabını yaptık,
with 10 jobs you wouldn't expect to be well-paying
0:14yüksek maaşlı olmasını beklemeyeceğiniz 10 meslekle
and the details on what it takes to land the position Notlar
0:16ve bu pozisyonu elde etmek için nelerin gerektiği detaylarıyla
what it takes to land the position: pozisyonu elde etmek için gerekenler
What it takes to do something, bir şeyi başarmak için gereken yetenekleri, nitelikleri, çabayı, zamanı veya diğer koşulları ifade eder. Burada işi elde etmek için gereken ayrıntıları tanıtır; take fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez. what it takes ifadesinde it, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel bir öznedir ve position sözcüğüne gönderme yapmaz. What ile başlayan yan cümlenin tamamı on edatından sonra gelir. Daha büyük bir yapının içine gömülü olduğu için what does it take değil, düz cümle sırasıyla what it takes kullanılır. Land the position, işi başarıyla elde etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Gömülü yan cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği seçin: The mentor explained ___ a competitive internship.
- what does it take to land
- what it takes to land
- what it takes to landing
Cevabı göster
what it takes to land
land the position: pozisyonu başarıyla elde etmek
İş arama bağlamında land the position, “pozisyonu başarıyla elde etmek” anlamına gelir. Burada land, uğruna çalışılan veya rekabet edilen bir şeyi elde etmek anlamındaki fiildir; position ise belirli iş rolünü ifade eder. Bu ifade yalnızca başvuru veya mülakat sürecine değil, başarılı sonuca odaklanır. Çoğu zaman pozisyonu almanın çaba gerektirdiğini de düşündürür.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After a tough final interview, Luis managed to ____.
Cevabı göster
land the position
Don't forget to subscribe and click the bell button
0:24Abone olmayı ve zil düğmesine tıklamayı unutmayın,
so that you can be part of our notification squad.
0:25böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.
Neither did we: olumsuz bir ifadeye katılmak
Neither did we, “biz de bilmiyorduk” anlamına gelir. Did you know...? biçim olarak olumlu bir soru olsa da konuşanlar beklenen yanıtın “hayır” olduğunu varsayar ve kendilerinin de bilmediğini ekler. Kalıp neither + yardımcı fiil veya kiplik bildiren fiil + öznedir. Yardımcı fiil özneden önce gelir ve önceki cümleye uyar: didn't know → Neither did we; can't swim → Neither can I.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I didn't understand the instructions.” diyor. Hangi yanıt olumsuz ifadeye doğru biçimde katılır?
- So did I.
- Neither did I.
- Neither I did.
Cevabı göster
Neither did I.
cash in: kâr etmek veya çok para kazanmak
Bu cümlede cash in, “çok para kazanmak” veya “kâr etmek” anlamına gelir. Nakit parayı fiziksel olarak kullanmayı değil, belirli alanlarda mali başarı elde etmeyi anlatır. İkinci in, in some areas ifadesini başlatır; cash in ifadesinin bir başka parçası değildir. Burada bağlam, kâr etme anlamını seçer. Cash in ayrıca fişleri veya bir yatırımı paraya çevirmek anlamına da gelebilir.
Alıştırma
“When the town hosts its music festival, nearby cafés often cash in by staying open late,” cümlesinde cash in ne anlama gelir?
- Kalabalık gelmeden önce kapatmak
- Bozuk paraları banknotlarla değiştirmek
- Fırsattan fazladan para kazanmak
Cevabı göster
Fırsattan fazladan para kazanmak
but it does go all the way up to $104,000. Kalıp ifadeler
0:41bu rakam 104.000$'a kadar çıkabiliyor.
all the way up to: yüksek bir üst sınırı vurgulamak
All the way up to, üst değerin önceki değerden veya başka bir referans noktasından çok daha yüksek olduğunu vurgular. Burada 54.000 dolardan olası 104.000 dolarlık üst sınıra yükselişi büyük ve dikkat çekici gösterir. Up to ulaşılabilecek en yüksek değeri verir; herkesin bu değere ulaştığını söylemez. All the way aralığın büyüklüğünü vurgular, does ise yüksek değerin gerçekten mümkün olduğunu daha da güçlü biçimde belirtir.
Alıştırma
Yüksek üst sınırı vurgulayan ve bu derste öğretilen beş sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Basic tickets cost $40, but VIP packages can go ____ $300.
Cevabı göster
all the way up to
The grunt is working your way up in a dying industry Öbek fiiller
0:44Zor tarafı, ölmekte olan bir sektörde yükselmeye çalışmak
Kademeli yükselme anlamında work your way up
Work your way up, genellikle zaman, çaba ve deneyim sayesinde düşük bir konumdan veya seviyeden kademeli olarak yükselmek demektir. Burada working your way up, fiziksel olarak yukarı çıkmayı değil, kariyerde ilerlemeyi anlatır. Yapı work + iyelik belirleyicisi + way up şeklindedir. İyelik sözcüğü ilerleyen kişiye uymalıdır: I worked my way up; she worked her way up.
Alıştırma
Cümleyi work your way up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Leo started as an assistant and ____ to department head over ten years.
Cevabı göster
worked his way up
learning on the job: gerçek işi yaparken öğrenmek
Learn on the job, her şeyi önceden bir sınıfta veya eğitim programında öğrenmek yerine, işi gerçekten yaparken beceri kazanmak demektir. Bu cümlede learning on the job, uygulamalı deneyimi öğrenmenin kaynağı olarak gösterir. Burada on the job, öğrenmenin nasıl veya ne zaman gerçekleştiğini anlatan bir zarf öbeğidir: gerçek iş yapılırken.
Alıştırma
Cümleyi on the job ile tamamlayın: The manual explained the basics, but Priya learned the practical skills ____.
Cevabı göster
on the job
without many mentors or companies to choose from.
0:48aralarından seçim yapabileceğiniz çok fazla mentor veya şirket olmadan.
You get to feel like that kid you once were
0:55Bir zamanlar olduğunuz o çocuk gibi hissedebilirsiniz,
the 9 to 5: geleneksel sabit saatli çalışma düzeni
Bu cümlede the 9 to 5, özellikle bir ofiste, bir işveren için düzenli gündüz saatlerinde çalışmaya dayanan geleneksel düzeni ifade eder. Belirli bir gündeki tek bir vardiyayı değil, genel çalışma rutinini veya çalışma biçimini adlandırır. Sayılar kültürel bir kısaltmadır: gerçek başlangıç ve bitiş saatleri farklı olan işler de bu ifadeye dâhil olabilir. Burada avoid the 9 to 5, geleneksel sabit saatli çalışma hayatından kaçınmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi geleneksel sabit saatli çalışma hayatını ifade eden deyimle tamamlayın: After years in an office, Maya left ____ to become a freelance designer.
Cevabı göster
the nine-to-five
kiss your uh caboose: komik ve örtmeceli bir hakaret
Bu cümlede caboose, kişinin arka tarafını mizahi biçimde temsil eder. Caboose sözcüğünün gerçek anlamı trenin son vagonudur; bu nedenle ass veya butt yerine caboose kullanmak hem örtmeceli bir anlatım hem de demiryolu temalı bir kelime oyunu oluşturur. Uh tereddüdü, konuşanın daha güvenli sözcüğü seçmeden önce durduğu izlenimini vererek kendi kendine sansürü duyulur hâle getirir. Bu yüzden corporate America’ya kiss your caboose demek, kurumsal çalışma hayatını meydan okuyarak reddetmek anlamına gelir. Gerçek anlamlı bir istek değildir ve komik sözcüğe rağmen hâlâ hakaret içerir.
Alıştırma
Bu cümlede tell corporate America to kiss your, uh, caboose ne ifade ediyor?
- Bir şirketten trenin arka kısmını incelemesini istemek.
- Kurumsal dünyayı şakacı ama yine de hakaret içeren bir şekilde reddetmek.
- Farklı bir ofis çalışma saatini nazikçe talep etmek.
Cevabı göster
Kurumsal dünyayı şakacı ama yine de hakaret içeren bir şekilde reddetmek.
“five figures per month” ile aylık beş basamaklı miktar anlatımı
Burada “five figures” bir para miktarının büyüklüğünü anlatır: miktar beş basamaklıdır, yani ilgili para biriminde 10.000 ile 99.999 arasındadır. Bu bağlamda dolar kastedilir, ancak ifade kendi başına para birimini belirtmez. “Per month” bu aralığın aylık bir miktar olduğunu gösterir. İfade kesin geliri değil, yaklaşık büyüklüğü verir. Buradaki “figures” insanlar, grafikler veya vücut şekli değil, rakam basamakları anlamındadır.
Alıştırma
“The designer earns five figures per month.” cümlesinden kesin olarak hangi sonuç çıkarılabilir?
- Tasarımcı her yıl ilgili para biriminde 10.000 ile 99.999 arasında kazanıyor.
- Tasarımcı her ay ilgili para biriminde 10.000 ile 99.999 arasında kazanıyor.
- Tasarımcı her ay ilgili para biriminde tam olarak 50.000 kazanıyor.
Cevabı göster
Tasarımcı her ay ilgili para biriminde 10.000 ile 99.999 arasında kazanıyor.
seems treacherous enough to think twice. Deyimler
1:17iki kere düşünmek için yeterince tehlikeli görünüyor.
“On board”un gerçek anlamı: teknede bulunmak
Bu cümlede “on board”, seyahat ve denizcilikle ilgili gerçek anlamındadır: fiziksel olarak teknede bulunmak. “The personalities on board”, yengeç teknesindeki insanları ve bu gruptaki farklı kişilikleri ifade eder. İfade, bu insanların bir planı kabul ettiği anlamına gelmez. Bu mecaz anlam genellikle “be on board with the idea” gibi yapılarda görülür. Bağlam ve yakındaki dil bilgisi hangi anlamın kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede “on board”, altyazıdakiyle aynı gerçek konum anlamında kullanılmıştır?
- We hope the new coach will come on board next week.
- The manager is on board with our proposal.
- Three engineers are on board the research vessel.
Cevabı göster
Three engineers are on board the research vessel.
Think twice: harekete geçmeden önce yeniden düşünmek
Think twice, “harekete geçmeden önce dikkatlice yeniden düşünmek” anlamına gelen bir deyimdir. Tam olarak iki kez düşünmek anlamına gelmez. dangerous enough to make someone think twice gibi bir yapıda tehlike, tereddüt etmek için bir neden oluşturur ve kişinin harekete geçmemeye karar vermesine bile yol açabilir. Altyazıda kimin yeniden düşüneceği durumdan anlaşılır.
Alıştırma
“Harekete geçmeden önce dikkatlice yeniden düşünmek” anlamındaki deyimle uyarıyı tamamlayın: You should ____ before sharing your password.
Cevabı göster
think twice
All said and done: nihai bir yargı
All said and done, “ilgili her şey göz önüne alındıktan sonra” anlamına gelen bir deyimdir. İnsanların konuşmayı ve işlerini gerçekten bitirdiğini anlatmak yerine, önceki noktaları tek bir nihai yargıda toplar. Burada zorlu koşullarla ilgili tartışmayı kapatır ve temel sonucu sunar: Biraz deneyim kazanıldıktan sonra bu iş hâlâ yüksek bir yıllık gelir sağlayabilir.
Alıştırma
“Her şey göz önüne alındıktan sonra” anlamındaki ifadeyle özeti tamamlayın: ____, the library is still the best place for our meeting.
Cevabı göster
All said and done
clear $200,000 a year: finansal sonucu anlatan clear
Burada clear $200,000 a year, bir yılda sonuç olarak yaklaşık 200.000 dolar kazanmak ya da elde tutmak demektir. Clear burada finansal sonucu anlatan bir fiildir; günlük dildeki “temizlemek” veya “önünü açmak” anlamında değildir. Clear çoğu zaman ilgili masraf ya da kesintilerden sonra kalan tutarı ima eder, ancak cümle hangi kesintilerin yapıldığını söylemez. Bağlam açıkça belirtmedikçe bunun özellikle vergi sonrası gelir olduğu sonucuna varmayın.
Alıştırma
Serbest çalışan biri “I expect to clear $80,000 this year.” diyor. Cümlenin en doğal anlamı nedir?
- Herhangi bir masraftan önce ilan ettiğim ücretin tam olarak 80.000 dolar olmasını bekliyorum.
- Sonuçta yaklaşık 80.000 dolar kazanmayı veya elimde tutmayı bekliyorum; kesintilerin ne olduğu bağlama bağlıdır.
- Bir banka hesabından 80.000 dolar kaldırmayı bekliyorum.
Cevabı göster
Sonuçta yaklaşık 80.000 dolar kazanmayı veya elimde tutmayı bekliyorum; kesintilerin ne olduğu bağlama bağlıdır.
You have to find a crew you trust and respect
1:36Güvendiğiniz ve saygı duyduğunuz bir ekip bulmalısınız,
show you the ropes: yeni birine pratik rehberlik etmek
Show someone the ropes, yeni birinin bir işin, yerin veya etkinliğin pratik temellerini öğrenmesine yardımcı olmak demektir. Yapı show + kişi + the ropes şeklindedir; burada you, rehberlik alan kişidir. Deyim aslında bir gemide halatların nasıl kullanıldığını öğrenmeye dayanır; bu nedenle güverte tayfası bağlamına özellikle iyi uyar. Modern İngilizcede genellikle mecazidir ve eksiksiz bir teorik eğitimden ziyade yararlı prosedürlere ve pratik bilgilere odaklanır.
Alıştırma
Yeni birine pratik rehberlik etmeyi anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: On your first day, Maya will ____.
Cevabı göster
show you the ropes
and leave your loved ones behind to worry. Öbek fiiller
1:41ve sevdiklerinizi endişe içinde arkada bırakacaksınız.
leave your loved ones behind: sevdiklerini geride bırakmak
Leave someone behind, siz giderken diğer kişinin bulunduğu yerde kalması ve sizinle gelmemesi demektir. Yapı leave + kişi + behind şeklindedir. Bu cümlede evde kalan kişiler, giden kişiden fiziksel olarak ayrılır. İfade duygusal sonucu da öne çıkarır: sevilen kişiler geride kalıp endişelenir.
Alıştırma
Ben'in arkadaşlarını yanında götürmeden ayrıldığını anlatan iki parçalı ifadeyle cümleyi tamamlayın: "When Ben moved abroad, he had to ____ his closest friends ____."
Cevabı göster
leave · behind
The grat is having a non-traditional career
1:43Tatmin edici olan, geleneksel olmayan bir kariyere sahip olmak
and six figures to roll hard on
1:45ve gönlünüzce harcayabileceğiniz altı haneli bir gelire sahip olmaktır
and you have a mind for structural engineering, Kalıp ifadeler
1:53ve yapı mühendisliği için bir zekanız varsa,
have a mind for structural engineering: yapı mühendisliğine yatkın olmak
Have a mind for + isim, bir konuya veya göreve uygun zihinsel yeteneğe, sezgiye ya da düşünme biçimine sahip olmak demektir. Burada yapı mühendisliğini doğal olarak anlayan birinin bina denetleme işine uygun olabileceği anlatılıyor. Bu yapıda mind bir isimdir. İfade yeteneği anlatır; “sakıncası olmak, karşı çıkmak” anlamındaki mind fiilini veya yalnızca ezberlenmiş bilgileri anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi have a mind for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: "Omar spots tiny patterns in data; he ____ statistics."
Cevabı göster
has a mind for
bring home six figures ile yüksek gelir anlatmak
Burada bring home, bir şeyi fiziksel olarak eve getirmek değil, gelir olarak para kazanmak anlamına gelir. İfade, bu işin yüksek gelir sağlayabileceğini söylüyor. Six figures, 100.000 ile 999.999 arasındaki altı haneli bir sayıyı belirtir. ABD'deki işler ve maaşlarla ilgili bu bağlamda genellikle Amerikan doları cinsinden yıllık geliri anlatır; ancak ifade tek başına para birimini, süreyi veya kesin tutarı belirtmez.
Alıştırma
ABD'deki iş maaşlarıyla ilgili bir konuşmada could bring home six figures ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Çalışan vergilerden sonra tam olarak 600.000 dolar alacaktır.
- Bu iş yılda 100.000 ile 999.999 dolar arasında kazandırabilir.
- Çalışan altı belgeyi eve götürmelidir.
Cevabı göster
Bu iş yılda 100.000 ile 999.999 dolar arasında kazandırabilir.
that is big enough to pay at least $68,000 per year
2:03yılda en az 68.000$ ödeyecek kadar büyük olmalı
if you're really really determined to get some cash.
2:30eğer biraz nakit elde etmeye gerçekten çok kararlıysanız.
full-time gig: ana ücretli faaliyet
Burada gig, yalnızca bir müzisyenin performansı değil, ücretli bir iş veya para kazanma yolu anlamına gelir. Full-time, kişinin bu fırsatı ara sıra yapmak yerine ana ve düzenli işi hâline getireceğini anlatır. Buna full-time gig demek, onu otomatik olarak bir şirketteki yerleşik pozisyona dönüştürmez. İfade, cümlede standart bir iş ile kişinin düzenli bir işe dönüştürebileceği fırsat arasındaki karşıtlığa uyar.
Alıştırma
Örnekte full-time gig ne anlama geliyor?
- Bütün gün süren bir müzik performansı.
- Standart bir şirket pozisyonunun dışında olabilecek ana ücretli faaliyet.
- Çalışan yan hakları sunan, garantili ve kalıcı bir iş.
Cevabı göster
Standart bir şirket pozisyonunun dışında olabilecek ana ücretli faaliyet.
feeling like a human Petri dish: kendini insan bir Petri kabı gibi hissetmek
Petri kabı, hücre veya mikroorganizma yetiştirmek için kullanılan sığ bir laboratuvar kabıdır. Kişiyi human Petri dish olarak tanımlayan bu benzetme, kişinin bedenini tekrarlanan tıbbi işlemlerin veya deneylerin yapıldığı bir yer gibi hissettiğini anlatır. Rahatsızlık, beden üzerindeki kontrolün kaybolması ve insan yerine malzeme gibi görülme duygusu taşır. feeling like sözleri, bunun gerçek anlamlı bir ifade değil, öznel ve abartılı bir karşılaştırma olduğunu gösterir. Benzetme süreci olumsuz biçimde çerçeveler, ancak tek başına işlemin güvensiz veya etik dışı olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Konuşan kişi “feeling like a human Petri dish” derken neyi kastediyor?
- Gerçekten bir laboratuvar kabının içinde yatıyorlar.
- Laboratuvar bilimcisi olarak çalışmaktan gurur duyuyorlar.
- Bedenlerinin bir deneyde kullanılacak malzeme gibi görüldüğünü hissediyorlar.
Cevabı göster
Bedenlerinin bir deneyde kullanılacak malzeme gibi görüldüğünü hissediyorlar.
But the grat is up to $14,000 per cycle,
2:38Ancak tatmin edici olan, döngü başına 14.000$'a kadar çıkmasıdır,
go on back-to-back cycles: döngülere peş peşe girmek
Bu cümlede go on, bir süreci geçirmek veya ona katılmak anlamına gelir; cycles ise bir sürecin tekrarlanan dönemleridir. Back-to-back, cycles sözcüğünü niteler ve bir döngünün ardından arada çok az zamanla veya hiç ara olmadan diğerinin geldiğini anlatır. back-to-back + çoğul etkinlik adı kalıbı pek çok alana aktarılabilir: back-to-back meetings, games, shifts veya classes. Yalnızca zamanlamayı açıklar; bu programın güvenli veya uygun olup olmadığı konusunda tek başına bilgi vermez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “neredeyse hiç ara vermeden art arda dönemler geçirmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Because the appointments are tightly scheduled, Maya will ____.
Cevabı göster
go on back-to-back cycles
Gündelik make bank ifadesi
Burada make bank, “çok para kazanmak” anlamına gelir. Bank burada genel olarak büyük miktarda parayı çağrıştırır; bu yüzden ifade yalnızca bir işe sahip olmayı değil, yüksek kazancı vurgular. Bu ifade ayrıca bir karşıtlık yaratır: Doktorlar ilk bakışta etkileyici görünmeyebilir, ama meslekleri çok iyi kazandırabilir.
Alıştırma
Bu cümlede make bank ne anlama geliyor?
- Bankadan borç para almak
- Banka hesabı açmak
- Çok para kazanmak
Cevabı göster
Çok para kazanmak
The grunt is med school like any other doctor.
2:59Zor kısmı, diğer doktorlar gibi tıp fakültesi okumaktır.
MCAT: tıp fakültesi kabul sınavı
MCAT, Medical College Admission Test ifadesinin kısaltmasıdır. Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’daki tıp fakültelerine kabulde yaygın olarak kullanılan standart bir sınavdır. Adaylar bu sınava genellikle tıp fakültesine başlamadan önce girer ve okullar kabul sürecinde puanı dikkate alır. Bu, hekimlik ruhsatı sınavı veya uzmanlık eğitiminin ardından girilen bir uzmanlık sertifikası sınavı değildir.
Alıştırma
MCAT ile ilgili hangi açıklama doğrudur?
- Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da tıp fakültesine kabul için yaygın olarak kullanılan standart bir sınav
- Yalnızca tıp fakültesinden sonra girilen bir hekimlik ruhsatı sınavı
- Uzmanlık eğitiminin ardından girilen bir uzmanlık sertifikası sınavı
Cevabı göster
Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da tıp fakültesine kabul için yaygın olarak kullanılan standart bir sınav
one-year internship plus a three-year residency: bir yıllık internship ve üç yıllık residency
Konuşmacı, tıp fakültesinden sonraki dört yıllık klinik eğitimi iki bölüme ayırıyor: mezuniyet sonrası gözetimli ilk klinik yıl anlamına gelen bir yıllık internship ve ardından üç yıllık uzmanlık residency eğitimi. Bu iki dönem birlikte dört yılı oluşturur; ayrı bir dört yıllık residency sonrasında fazladan bir yıl eklenmesi söz konusu değildir.
Alıştırma
Bu tıp eğitimi açıklamasında one-year internship plus a three-year residency ne anlama geliyor?
- Bir şirkette bir yıllık stajın ardından üç yıl hastanede yaşamak
- Gözetimli ilk mezuniyet sonrası yılın ardından üç yıllık uzmanlık eğitimi
- Ayrı bir dört yıllık residency sonrasında eklenen bir yıllık eğitim
Cevabı göster
Gözetimli ilk mezuniyet sonrası yılın ardından üç yıllık uzmanlık eğitimi
Some anesthesiologists do additional residencies
3:14Bazı anestezi uzmanları ek asistanlıklar yapar
take the board exam to become board certified: uzmanlık kurulu sınavına girip sertifika almak
To take the board exam, uzmanlık sertifikasyonu sürecinin parçası olan bir sınava girmek demektir. To become board certified ise şartları karşıladıktan sonra bir tıp uzmanlık kurulundan resmî tanınma almak demektir. Buradaki board, bir şirketin yönetim kurulu değil, mesleki bir sertifikasyon kuruluşudur. Board certification ayrı bir uzmanlık yeterliliğidir ve hekimlik yapmak için gereken temel yasal ruhsatla aynı değildir.
Alıştırma
Bu bağlamda take the board exam to become board certified ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Hekimlik yapmak için temel yasal ruhsatı almak
- Tıp fakültesine giriş sınavına girmek
- Bir tıp kuruluyla uzmanlık sertifikasyonu aşamasını tamamlamak
Cevabı göster
Bir tıp kuruluyla uzmanlık sertifikasyonu aşamasını tamamlamak
But then the grat is you make more than a family doctor,
3:28Fakat tatmin edici olan, bir aile hekiminden,
Kazanç anlamındaki take home
Burada take home, “gelir olarak kazanmak veya almak” anlamındadır. Cümle, anestezi uzmanlarının ortalama 294.811 dolar kazandığını söyler; parayı fiziksel olarak eve götürdükleri anlamına gelmez. Take home bazen kesintilerden sonra kalan parayı anlatabilir, ancak ifade tek başına bu tutarın vergi sonrası olduğunu kanıtlamaz. Tutarın brüt mü net mi olduğunu bağlamdan belirlemek gerekir.
Alıştırma
Cümleyi take home ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After taxes, Maya ____ $3,000 a month.
Cevabı göster
takes home
their annual salary is in the $400,000 to $500,000 range.
3:41yıllık maaşları 400.000$ ile 500.000$ aralığındadır.
in which you don't do any foreign policy analysis or speechwriting,
3:49dış politika analizi veya konuşma metni yazarlığı yapmadığınız,
and systemic functions of the department itself,
3:54ve bakanlığın sistemik işlevlerini analiz ettiğiniz bu pozisyonda,
Eleştirel bir etiket olarak speak bureaucratese
Speak bureaucratese ifadesindeki bureaucratese, devlet daireleri ve büyük kuruluşlarla ilişkilendirilen karmaşık, katı veya belirsiz dili anlatır. Speak burada gerçek ve ayrı bir dilde iletişim kurmak değil, “o dil tarzını kullanmak” anlamındadır. Sondaki -ese, bu tarzı şakacı biçimde sanki bir dilmiş gibi gösterir. Sözcük genellikle eleştirel veya alaycıdır ve kullanılan ifadelerin sıradan insanlar için zor anlaşılır olduğunu ima eder.
Alıştırma
Speak bureaucratese neyi ima eder?
- Yalnızca formlar ve ofis prosedürleri hakkında konuşmak
- Özellikle kibar ve dostça konuşmak
- Bürokrasiyle ilişkili karmaşık ve katı bir dil kullanmak
- Devlet çalışanlarının kullandığı resmen tanınmış bir dili konuşmak
Cevabı göster
Bürokrasiyle ilişkili karmaşık ve katı bir dil kullanmak
longshoreman: liman yükleme boşaltma işçisi
Longshoreman, limanda gemilerin yüklerini yükleyip boşaltan işçidir. Bu iş rıhtımlar, yük taşımacılığı, vinçler ve depolarla ilgilidir; gemide yolculuk yapmakla ilgili değildir. Bu cümlede yer adlarının sıralanması, bu işin neden çoğunlukla büyük limanların yakınında bulunduğunu açıklar. Sözcük, karada çalışan herkesi değil, belirli bir liman mesleğini adlandırır.
Alıştırma
Aşağıdaki kişilerden hangisi en doğru biçimde longshoreman olarak tanımlanır?
- Limanda yük gemilerini yükleyip boşaltan bir işçi
- Sahil tatilleri planlayan bir ofis çalışanı
- Bir gemiyi okyanusta yöneten mürettebat üyesi
Cevabı göster
Limanda yük gemilerini yükleyip boşaltan bir işçi
play hardball: sert taktikler kullanmak
Play hardball, özellikle bir görüşme veya rekabet sırasında sert ve güçlü taktikler kullanmak ve geri adım atmaya pek istekli olmamak demektir. Beyzboldan gelen bir benzetmedir, ancak ifade normalde mecazi anlamda kullanılır. Burada sendikanın gücü, işçilerin ücret konusunda güçlü bir pazarlık konumu almasını sağlar. İfade baskı ve çatışma çağrıştırır; ancak tek başına birinin yasa dışı veya dürüst olmayan biçimde davrandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Sert ve uzlaşmaz taktikler kullanmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: During the contract talks, the company decided to ____.
Cevabı göster
play hardball
gets north of $100,000: bir sayıyı aşmak
Bu cümlede gets north of $100,000, “100.000 doların üzerine çıkar” anlamına gelir. North of, haritada kuzeyin yukarıda olması fikrinden yararlanarak bir sayının belirtilen eşiğin üzerinde olduğunu anlatır. Ne kadar üzerinde olduğunu tam olarak belirtmez. Bu mecazi kullanım maaş, fiyat, skor ve başka sayısal değerlerden söz edilirken yaygındır.
Alıştırma
Bir haberde “The project cost is north of $2 million.” deniyor. Bunun anlamı nedir?
- Proje tam olarak 2 milyon dolara mal oldu.
- Proje 2 milyon dolardan fazlaya mal oldu.
- Proje 2 milyon dolardan daha aza mal oldu.
Cevabı göster
Proje 2 milyon dolardan fazlaya mal oldu.
A New York longshoreman makes at least $124,000
5:01New York'lu bir liman işçisi en az 124.000$ kazanıyor
with another round of negotiations coming up in 2018. Öbek fiiller
5:05ve 2018'de yaklaşan bir başka müzakere turu var.
coming up: zamanı yaklaşan bir olay
Bu cümlede coming up, “zaman olarak yaklaşmak” veya “gelecekte gerçekleşecek olmak” anlamına gelir. negotiations coming up örneğinde olduğu gibi bir olay adından sonra geldiğinde, o olayın konuşana doğru hareket ettiğini değil, zamanının yaklaştığını anlatır. Buradaki in 2018, konuşanın özgün zaman noktasına göre geleceği gösteriyordu. Bu ifade 2018'in bugün hâlâ gelecekte olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “zaman olarak yaklaşmak” anlamına gelen iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: We have an important deadline ____ next Friday.
Cevabı göster
coming up
and holding one of the few jobs that globalization actually needs.
5:16ve küreselleşmenin gerçekten ihtiyaç duyduğu sayılı işlerden birine sahip olmaktır.
It's not for you if you're scared of tight spaces Dilbilgisi
5:22Eğer dar alanlardan korkuyorsanız size göre değil
It's not for you if...: bir şeyin neden uygun olmadığını belirtmek
It's not for you if... kalıbı, if'ten sonraki koşul doğruysa bir etkinliğin, işin, ürünün veya başka bir seçeneğin kişiye uygun olmadığını belirtir. Burada tight spaces küçük ve kapalı alanlar demektir; dolayısıyla bu alanlardan korkmak, madencilik işinin kişiye uygun olmayabilmesinin nedenidir. Not for you uygunluk konusunda tavsiye verir; otomatik olarak yasak, erişilemez veya kişinin niteliklerini aşan bir şey anlamına gelmez. Aynı kalıp, bir tavsiyeyi doğrudan gerekçesine bağlayabilir.
Alıştırma
Tavsiyeyi It's not for you if... kalıbıyla tamamlayın: This ride looks exciting, but ____ you panic in the dark.
Cevabı göster
it's not for you if
white trash: aşağılayıcı bir sınıf etiketi
White trash, yoksul, eğitimsiz veya toplumsal olarak aşağı görülen beyazlara yönelik son derece aşağılayıcı bir etikettir. Bu cümlede kömür madencileriyle ilgili popüler kültür kaynaklı bir kalıp yargıyı adlandırır; tarafsız bir tanım değildir ve çöp hakkında kelimesi kelimesine bir ifade de değildir. İfade, beyaz kimliğini sınıfsal küçümsemeyle birleştirir. Alıntılanmış konuşmalarda veya medya analizlerinde bunu tanıyın, ancak insanları sınıflandırmak için sıradan bir kategori gibi kullanmayın.
Alıştırma
Yoksul beyaz topluluklar hakkında tarafsız bir rapor yazıyorsunuz. White trash uygun bir etiket midir?
- Evet, tarafsız bir toplumsal kategoridir.
- Hayır, sınıf temelli aşağılayıcı bir etikettir.
Cevabı göster
Hayır, sınıf temelli aşağılayıcı bir etikettir.
because if you're willing to work underground, Dilbilgisi
5:33çünkü yeraltında çalışmaya istekliyseniz,
“laugh all the way to the bank” deyimi
“Laugh all the way to the bank”, özellikle başkaları sizinle alay etmiş, sizi eleştirmiş veya sizden şüphe etmişken büyük bir maddi başarının keyfini çıkarmak anlamına gelen bir deyimdir. Gülmek ve bankaya gitmek gerçek anlamda kullanılmaz. Burada ifade, madencilik işiyle ilgili olumsuz bir kalıp yargıyı karşılığa dönüştürür: iş çok iyi kazandırabildiği için eleştiriler daha az önemli hâle gelir. Daha genel olarak deyim, başkalarının olumsuz tepkisiyle kişinin kazandığı parayı karşı karşıya getirir.
Alıştırma
“Eleştirilere rağmen çok para kazanmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: Even if people mock the idea, she may ____ after the product becomes a hit.
Cevabı göster
laugh all the way to the bank
Gerçek koşul yapısı “If you're willing to ..., you'll ...”
Bu bir gerçek koşul cümlesidir: if + geniş zaman gerçekçi bir koşulu, will + fiilin yalın hâli ise beklenen gelecek sonucunu belirtir. Cümlede yer altında çalışmaya istekli olmak koşul, bu miktarı kazanmak ise sonuçtur. “Be willing to”, yalnızca bir şeyi yapabilecek durumda olmak değil, onu kendi isteğiyle kabul etmek veya yapmaya hazır olmak anlamına gelir. Bu kalıp gerçekçi seçimler, teklifler ve sonuçlar için yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Gerçek koşul cümlesini be willing to ve will ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If you ____ work weekends, you ____ earn extra pay.
Cevabı göster
are willing to · will
and taking such a specific career track Kalıp ifadeler
5:41ve o kadar spesifik bir kariyer yolu seçmektir ki,
career track: uzmanlaşmış bir kariyer yolu
Career track, çalışma hayatında planlanmış veya açıkça görülebilen bir yolu anlatır; bu yol genellikle belirli bir görev türüne ve onunla ilgili becerilere ya da terfilere yönelir. Buradaki track mecazidir: fiziksel bir pist değil, bir yol anlamına gelir ve ifade tek bir işten daha fazlasını kapsar. Bu cümlede such a specific career track, madencilikte son derece uzmanlaşmış bir yolu ifade eder. Uyarı, bu yol için edinilen hazırlığın başka birçok iş türüne kolayca aktarılamayabileceğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede career track, çalışma hayatında planlanmış ve uzmanlaşmış bir yol anlamında kullanılmıştır?
- Leah applied for a weekend job at the café.
- Leah chose a career track in medical research.
- Leah ran around the track after work.
Cevabı göster
Leah chose a career track in medical research.
And while automation continues to improve mining,
5:47Ve otomasyon madenciliği geliştirmeye devam ederken,
you're not being replaced by a robot quite yet. Notlar
5:49henüz bir robotla yer değiştirmiyorsunuz.
you're not being replaced: şimdiki zamanda devam eden edilgen yapının olumsuzu
You're not being replaced, şimdiki zamanın devam eden edilgen yapısının olumsuz biçimini kullanır: özne + am/is/are + not + being + geçmiş zaman ortacı. You, eylemden etkilenen kişiyi belirtir; cümlede açıkça söylenmeyen eylemi yapan taraf ise robottur. Bu yapı, yer değiştirmeyi şu anla ilgili bir süreç olarak sunar ve bu sürecin gerçekleştiğini reddeder. Devam eden edilgen yapıda being zorunludur; being olmadan you're not replaced daha basit bir durumu veya genel bir koşulu anlatır. Quite yet, “şimdiye kadar” anlamını ekler ve gelecekte değişiklik olabileceği ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
replace fiilinin şimdiki zamanda devam eden edilgen yapısının kısaltmasız tam olumsuz biçimini kullanın: The designers ____ by the new tool; it only speeds up routine tasks.
Cevabı göster
are not being replaced
not ... quite yet: şimdi değil, ama daha sonra olabilir
“Not ... quite yet”, bir olayın şu ana kadar gerçekleşmediğini ama ileride gerçekleşme olasılığının hâlâ bulunduğunu anlatır. Bu cümlede “not” olumsuzluğu kurar; “quite yet” ise zaman sınırını yumuşatarak en azından şimdilik yerinin alınacağı aşamaya gelinmediğini belirtir. Bir güncelleme veya tahminde durumun kesin değil, geçici olduğunu göstermek için bu yapıyı kullanabilirsin.
Alıştırma
Hedef yapının iki bölümünü kullanarak bu temkinli güncellemeyi tamamla: The new checkout system is ____ ready for every store ____.
Cevabı göster
not · quite yet
be in demand: çok aranan veya ihtiyaç duyulan
“Be in demand”, birçok kişinin, işverenin veya müşterinin özneyi istediği ya da ona ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Buradaki “you”, bu tür işi yapan kişileri belirtir; yani bu çalışanlar bir süre daha işverenler tarafından aranmaya devam edecektir. Yapı, özne + be + in demand biçimindedir. Özne bir çalışan, beceri, ürün veya hizmet olabilir.
Alıştırma
“Birçok işveren tarafından aranan” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamla: Cybersecurity specialists are ____ across many industries.
Cevabı göster
in demand
But we picked the silliest job in that particular city that pays six figures,
6:03Ancak biz o şehirde altı haneli maaş ödeyen en tuhaf işi seçtik,
to the horror of watchdog blog Transparent California. Kalıp ifadeler
6:14bu da gözetleme blogu Transparent California'nın dehşete düşmesine neden oldu.
to the horror of: …nın büyük dehşetine yol açarak
To the horror of a person or group, bir olayın o kişide ya da grupta yoğun bir şok, üzüntü veya kaygı yarattığını belirtir. Burada Transparent California'nın çalışanların yüksek kazançlarına son derece olumsuz tepki verdiği bakış açısını kurar; horror mecazidir ve fiziksel bir tehlikeden korkmak anlamına gelmek zorunda değildir. to the horror of + kişi veya grup kalıbı bir bakış açısı belirler. Okura, önceki ya da sonraki bilgiyi kimin güçlü tepkisi ışığında değerlendirmesi gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, kent sakinlerinin güçlü olumsuz tepkisini sunan ifadeyle tamamlayın: The council approved the demolition, ____ local residents.
Cevabı göster
to the horror of
steady stream of tourists: düzenli turist akışı
A steady stream of tourists, turistlerin zaman içinde düzenli ve devamlı bir akış hâlinde gelmeye devam etmesi demektir. Stream bir mecazdır: İnsanlar, tek seferde gelen bağımsız bir grup yerine su gibi akıyormuş gibi betimlenir. Steady, her an sayının tam olarak aynı olmasını değil, sürekliliği ve göreli istikrarı vurgular. Aktarılabilir a steady stream of + isim kalıbı; ziyaretçiler, talepler, mesajlar veya gelir gibi tekrar tekrar gelen şeyleri anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen düzenli ve devamlı akış ifadesiyle tamamlayın: The bakery had a ____ customers throughout the morning.
Cevabı göster
steady stream of
Otel faturalarındaki high occupancy taxes
Burada occupancy taxes, konuklar otel odası gibi kısa süreli bir konaklama için ödeme yaptığında şehrin tahsil ettiği vergilerdir. Bu bağlamda high, vergi gelirinin büyük veya vergi düzeyinin yüksek olduğunu belirtir; occupancy ise vergilendirilen konaklamayı adlandırır, dolu odaların yüzdesini değil. Ardından gelen, otel faturalarından şehre düşen pay açıklaması, bu vergiyi şehrin gelir kaynaklarından biri olarak tanımlar. Her yerde aynı vergi adının veya sisteminin kullanıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir yolcu otel faturasında occupancy taxes ifadesini görüyor. Bu nedir?
- Şu anda dolu olan otel odalarının yüzdesi
- Doğrudan otel konuklarına ödenen para
- Kısa süreli konaklamaya uygulanan bir devlet vergisi
Cevabı göster
Kısa süreli konaklamaya uygulanan bir devlet vergisi
Kamu fonları anlamındaki city coffers
City coffers, şehir yönetiminin hazinesini veya kullanılabilir kamu fonlarını mecazi biçimde anlatır. Bu benzetme, para saklanan bir sandık anlamındaki coffer sözcüğünden gelir; ancak çoğul ifade genellikle gerçek sandıklardan ziyade mali kaynakları belirtir. Filling city coffers ifadesinde konuşmacı, vergi gelirinin şehrin kullanabileceği parayı artırdığını anlatır. Paranın şehir yetkililerinin kişisel geliri olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İkinci sözcüğü gerçek anlamda para sandıkları demek olan iki sözcüklü mecazi ifadeyle cümleyi tamamlayın: Parking fees add money to the ____.
Cevabı göster
city coffers
if you happen to be the assistant city librarian Dilbilgisi
6:32eğer bir şehir kütüphanecisi yardımcısı olarak
if you happen to be: tesadüfiymiş gibi sunulan koşul
Bu cümlede if you happen to be, 'eğer ... iseniz' veya 'eğer durum öyle çıkar da ... iseniz' anlamına gelir. Happen fiilinden sonra to-infinitive gelir; be ise kimliği veya durumu belirtir. Bu ifade, koşulu tesadüfen ortaya çıkmış bir olasılık gibi sunarak if you are yapısından daha dolaylı bir ton yaratır. Buradaki görünüşte gelişigüzel ton ironiktir: konuşan kişi gerçek bir rastlantıyı anlatmak yerine yüksek ücretli bir görevdeki kişiyi özellikle eleştirmektedir.
Alıştırma
Koşulu doğrudan değil, arızi bir olasılık gibi gösteren üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you ____ free after lunch, could you look over this report?
Cevabı göster
happen to be
or another rich city living large. Deyimler
6:41ya da başka bir zengin şehirde hayatın tadını çıkarıyorsunuz.
living large: pahalı ve lüks bir yaşam sürmek
Bu cümlede living large, rahat bir çevrede bulunup dikkat çekici biçimde para harcayarak varlıklı ve gösterişli bir yaşam sürmek anlamına gelir. Large fiziksel büyüklüğü anlatmaz; living large kalıplaşmış, gündelik bir deyimdir. Cümlede overpaid denmesi ve zengin bir şehirden söz edilmesi nedeniyle ifade burada yalnızca hayranlık değil, mizahi bir eleştiri taşır. Başka bağlamlarda kutlayıcı veya imrenen bir ton da taşıyabilir.
Alıştırma
'Pahalı ve lüks bir yaşam tarzının tadını çıkarmak' anlamındaki iki sözcüklü gündelik İngilizce deyimle cümleyi tamamlayın: After his first album became a hit, he started ____.
Cevabı göster
living large
and maintaining the fitness level to regularly charge flights of stairs.
6:47ve sürekli merdivenleri çıkabilecek zindelik seviyesini korumak.
Think again: İlk sonuca karşı çıkmak
“Think again”, dinleyicinin ilk vardığı sonucun muhtemelen yanlış olduğunu söyler ve onu bu sonucu yeniden değerlendirmeye zorlar. Yalnızca “düşünmek için daha fazla zaman ayır” anlamına gelmez. Bu bölümde bir tersine dönüş yaratır: Konuşmacı, “Maybe not?” sözünden sonra bazı avantajları gösterecek yeni bilgiler sunacağının işaretini verir. Bu yöntem reklamlarda, tartışmalarda ve açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
“Maybe this job has no benefits. Think again. It pays very well,” cümlesinde “Think again” ne yapıyor?
- Konuşmacı ilk sonucu reddediyor ve dinleyiciden yeniden düşünmesini istiyor.
- Konuşmacı kişisel bir karar vermek için daha fazla zaman istiyor.
- Konuşmacı ilk sonucun muhtemelen doğru olduğunu kabul ediyor.
Cevabı göster
Konuşmacı ilk sonucu reddediyor ve dinleyiciden yeniden düşünmesini istiyor.
from day one: en baştan itibaren
“From day one”, bir şeyin en başta başlayıp o noktadan itibaren devam etmesi demektir. Bir şeyin doğru veya geçerli olması için bekleme süresi bulunmadığını vurgular. Burada belirtilen maaşın eğitim, deneme süresi veya terfiden sonra değil, işe başlanır başlanmaz geçerli olduğunu anlatır. “Day one” mecazi olabilir: Takvimdeki belirli bir gün yerine işin, projenin veya ilişkinin başlangıcını anlatabilir.
Alıştırma
“Day” içeren ve “en baştan itibaren” anlamına gelen üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: For every new employee, the mentoring program is available ____.
Cevabı göster
from day one
but in New York you'll have to work for five years
7:02ancak New York'ta beş yıl çalışmanız gerekir
to get to $110,000 as a low-level firefighter.
7:03alt düzey bir itfaiyeci olarak 110.000$'a ulaşmak için.
But then you get promoted on your way to chief Kalıp ifadeler
7:06Ama sonrasında şefliğe giden yolda terfi alır
over $300,000 in some fire departments.
7:09bazı itfaiye departmanlarında 300.000$'ın üzerine çıkılır.
on your way to chief: bir göreve doğru ilerlemek
On your way to chief ifadesi chief konumunu bir kariyer yolunun varış noktası olarak sunar: itfaiyeciler terfilerle ilerleyerek bu liderlik görevine yaklaşmaktadır. İfade, tamamlanmış bir sonucu değil ilerlemeyi anlatır. Bu ifade, be on your way to + hedef, görev veya sonuç yapısıyla mecazi olarak kullanılabilir. Buradaki chief, “başlıca” anlamındaki sıfat değil bir görev adıdır ve bu kullanım kişinin sonunda chief olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Lena'yı belirten zamirle hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: After earning two promotions, Lena is ____ becoming chief.
Cevabı göster
on her way to
putting yourself in danger: kendini riske atmak
Putting yourself in danger, kendi eylemleriniz nedeniyle zarar görebileceğiniz bir duruma girmeniz veya o durumda kalmanız anlamına gelir. Bu cümlede putting, working ile paraleldir ve itfaiyecilik işi sırasında üstlenilen riski ekler. Yeniden kullanılabilir yapı put + dönüşlülük zamiri + in danger biçimindedir. Dönüşlülük zamiri özneyi göstermelidir: I put myself in danger, she puts herself in danger ve they put themselves in danger.
Alıştırma
Uyarıyı, you ile uyumlu bir dönüşlülük zamiri içeren hedef ifadeyle tamamlayın: If you climb without a safety line, you are ____.
Cevabı göster
putting yourself in danger
dealing with deeply distressed people Kalıp ifadeler
7:16son derece çaresiz insanlarla uğraşmak zorunda kalmanızdır,
dealing with deeply distressed people: yoğun duygusal sıkıntı içindeki insanlarla ilgilenmek
Burada dealing with deeply distressed people, bu kişilerle iletişim kurmak ve onların acil ihtiyaçlarına, sorularına ve tepkilerine karşılık vermek anlamına gelir. Onlarla ticaret yapmak anlamına gelmez. Deeply distressed yoğun korku, şok veya duygusal acıyı anlatır. Deeply, distressed ifadesini sıradan endişe veya stresten çok daha güçlü hâle getirir; bu nedenle ciddi bir olay yaşayan kişilere uygundur.
Alıştırma
Bir kriz danışmanı, felaket sonrasında şok yaşayan kişilerle konuşuyor. Hangi cümle işi en iyi anlatır?
- The counselor deals with deeply distressed people.
- The counselor deals in deeply distressed people.
- The counselor deals with mildly stressed people.
Cevabı göster
The counselor deals with deeply distressed people.
meaning you have to see terrible injuries from violence
7:21yani şiddet kaynaklı korkunç yaralanmaları görmeli
and then have chunks of time free, Kalıp ifadeler
7:26sonra boş bir zaman dilimine sahip olursunuz,
days at a time: her seferinde günlerce
Days at a time, her çalışma döneminin aralıksız birkaç gün sürmesi anlamına gelir. Bu cümlede bir çalışma dönemi günlerce sürer ve ardından uzun bir boş zaman dilimi gelir. Yapı, miktar veya süre + at a time şeklindedir. Bir faaliyeti dönemler ya da bloklar hâlinde gruplandırır ve genellikle bu düzenin tekrarlandığını anlatır. “Her gün zamanında” anlamına gelmez ve faaliyetin yalnızca bir kez gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “her dönemde aralıksız birkaç gün boyunca” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: During migration season, the biologists live on the island for ____, then return to the mainland.
Cevabı göster
days at a time
have chunks of time free: uzun ve toplu boş zaman dilimlerine sahip olmak
Chunks of time, kullanılabilecek kadar uzun ve toplu zaman dilimleri demektir. Bir chunk yaklaşık bir bölümdür; tam olarak kaç saat veya gün olduğunu belirtmez. have chunks of time free ifadesinde free, bu zaman dilimlerinde iş veya başka bir plan olmadığını anlatır. Cümle, art arda geçen yoğun iş günleriyle sonrasındaki uzun boş dönemleri karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi, birkaç uzun dönemin plansız olduğunu anlatan ders ifadesiyle tamamlayın: After three busy days, I ____ on Thursday and Friday.
Cevabı göster
have chunks of time free
And you get to contribute to your community Kalıp ifadeler
7:31Ayrıca topluluğunuza katkıda bulunma
and truly help people every time you go to work.
7:33ve her işe gittiğinizde insanlara gerçekten yardım etme fırsatını bulursunuz.
contribute to your community: toplumuna katkıda bulunmak
To contribute to your community, çevrenizdeki insanlara veya yaşadığınız yere yardımcı olacak bir şey yapmak demektir. Katkı; iş, zaman, beceri, fikir, para veya başka bir destek olabilir. Burada ifade, işin toplumsal değerini anlatır: çalışırken insanlara yardım etmek topluma yarar sağlar. contribute to + grup, amaç veya proje yapısı yalnızca para vermeye değil, olumlu sonuca odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle contribute to a community ifadesinin yalnızca para değil, zaman ve beceri vermek anlamına da gelebileceğini doğru biçimde gösteriyor?
- Maya can contribute to her community only by donating money.
- By coaching the youth team, Maya contributes to her community.
- By coaching the youth team, Maya contributes her community.
Cevabı göster
By coaching the youth team, Maya contributes to her community.
which of these high-paying jobs took you most by surprise? Kalıp ifadeler
7:35bu yüksek maaşlı işlerden hangisi sizi en çok şaşırttı?
took you most by surprise: sizi en çok şaşırtan şey
Take someone by surprise, bir şeyin beklenmedik biçimde gerçekleşip bir kişiyi şaşırtması anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. By bu ifadenin bir parçasıdır; fiziksel bir hareketi veya varış noktasını anlatmaz. Took you most by surprise içinde most, yüksek maaşlı işlerin tümünü karşılaştırır ve hangisinin en büyük şaşkınlığı yarattığını sorar. Which of these high-paying jobs sorunun öznesidir; bu nedenle took geçmiş zaman fiilidir.
Alıştırma
Take someone by surprise ifadesini geçmiş zamanda kullanarak ve most sözcüğünü doğal konumuna yerleştirerek soruyu tamamlayın: Of all the results, which one ____?
Cevabı göster
took you most by surprise
Would you consider working any of these jobs?
7:38Bu işlerden herhangi birinde çalışmayı düşünür müydünüz?