Kalamarlar avcılarını nasıl zekice alt eder - Carly Anne York: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, kalamarların açık okyanus ortamlarında hem avcı hem de av olarak nasıl hayatta kaldığını açıklıyor; duyusal tehdit algılama ve kamuflajdan mürekkep yemlerine, jet itişine ve türlere özgü kaçış davranışlarına uzanan savunmaları izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Ranging in size from this giant's impressive 14 m to the 2.5 cm of the southern pygmy squid, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki bir ortaç öbeğinin, anlatılan grubu belirtmeden önce aralığın iki ucunu nasıl kısa ve açık biçimde verdiğini öğrenin. Bu yapı bilgilendirici metinlerde boyut, yaş, fiyat veya ölçülebilen başka sınırları karşılaştırmak için kullanılabilir. 2. Not to be outfoxed, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Kalamarın rakibinin kurnazlığıyla yenilmeye razı olmadığını anlatan kişileştirilmiş bir geçişi tanıyın. Bu ifade savunmayı stratejik bir mücadeleye dönüştürür ve ekolokasyon kamuflajı aştıktan sonra hayvanın yeni karşı hamlelerini doğal biçimde tanıtır. 3. have mastered survival in the deep and unforgiving sea. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Belgesel tarzı sonucun kalamarları hayatta kalma konusunda usta aktörler, denizi ise acımasız bir rakip olarak nasıl sunduğunu anlayın. Bu değerlendirici anlatım, uzun süreli uyumu hayvanların yalnızca yaşadığını bildiren tarafsız bir cümleden daha güçlü bir retorikle özetler.
Bu derste
two titans wage battle: çatışmayı destansı biçimde sunmak
Burada two titans, ispermeçet balinası ile kolosal kalamarı devasa ve güçlü rakipler olarak gösteren bir benzetmedir. Titan sözcüğü gerçek anlamda Yunan mitolojisindeki bir varlığı adlandırabilir; burada ise boyutu ya da gücü olağanüstü olan birini veya bir şeyi anlatır. Wage battle, ciddi bir mücadeleye girişmek demektir. Sözcükler birlikte, avcı ile avın karşılaşmasını destansı bir mücadele gibi sunar ve tarafsız bir bilimsel açıklama yerine dramatik bir açılış yaratır. İki nokta işaretinden sonra bu iki devin kim olduğu açıklanır.
Alıştırma
Two titans wage battle bu cümlede nasıl bir etki yaratır?
- Tarafların askerî eğitim tatbikatına katıldığı anlatılır.
- Taraflar Yunan mitolojisindeki karakterler olarak tanımlanır.
- Taraflar destansı bir çatışmadaki güçlü rakipler olarak sunulur.
Cevabı göster
Taraflar destansı bir çatışmadaki güçlü rakipler olarak sunulur.
colossal squid: sabit bir hayvan adı
Colossal squid, belirli bir derin deniz kalamarı türünün yerleşmiş İngilizce yaygın adıdır. Burada colossal, bu adın bir parçasıdır; yalnızca çok büyük anlamına gelen geçici bir sıfat değildir. Doğa yazılarında bu iki sözcüğü, hangi hayvan türünden söz edildiğini belirleyen tek bir ad olarak okuyun.
Alıştırma
Colossal squid bu cümlede ne anlama gelir?
- Çok büyük olan herhangi bir kalamar
- Belirli bir kalamar türünün yaygın adı
- Giant squid ile tam olarak aynı hayvanın başka bir adı
Cevabı göster
Belirli bir kalamar türünün yaygın adı
Sperm whales use echolocation to hunt these squid for food, Kelime
0:17İspermeçet balinaları beslenmek için bu kalamarları ekolokasyon kullanarak avlar,
use echolocation to hunt: use X to do Y kalıbı
use X to do Y kalıbı bir araç, yöntem veya yeteneği (X) ve bunun sağladığı eylem ya da amacı (Y) belirtir. Burada X echolocation, Y ise hunt these squid ifadesidir. Echolocation, ses çıkarmak ve geri dönen yankıları kullanarak nesnelerin yerini belirlemek demektir; yalnızca sıradan sesler çıkarmak veya duymak değildir. Cümle, ispermeçet balinalarının avlarını bulup yakalamak için bu yöntemi kullandığını anlatır.
Alıştırma
Yarasaların avlarını nasıl bulduğunu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Bats ____ insects in complete darkness.
Cevabı göster
use echolocation to hunt
can put up an impressive fight: güçlü biçimde direnmek
Put up a fight, kolayca teslim olmak yerine direnmek veya karşı koymak anlamına gelen bir deyimdir. can put up an impressive fight ifadesinde can yeteneği, impressive ise direnişin ne kadar güçlü veya şaşırtıcı olduğunu gösterir. Cümle, kalamarı kendisinden çok daha büyük bir hayvan için bile zorlu bir rakip olarak sunar. Odak noktası direnişinin niteliğidir.
Alıştırma
Güçlü biçimde direndi anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: The smaller team lost, but it still ____ against the champions.
Cevabı göster
put up an impressive fight
Scientists know this because on the bodies of washed up whales, Öbek fiiller
0:26Bilim insanları bunu biliyorlar çünkü karaya vuran balinaların vücutlarında,
they frequently find huge round suction scars Kalıp ifadeler
0:30sıklıkla büyük yuvarlak vantuz izleri bulurlar,
emblazoned there by large grasping tentacles.
0:34bu izler büyük kavrayıcı dokunaçların orada bıraktığı mühürlerdir.
washed up whales: suyun kıyıya sürüklediği balinalar
washed up whales ifadesinde washed up, geçmiş zaman ortacı biçiminde bir niteleyicidir: Balinalar su tarafından karaya taşınmıştır. Dalgaların veya akıntıların onları kıyıda bırakmasının sonucunu anlatır; balinaların yıkanıp temizlendiği anlamına gelmez. Aynı öbek fiil; suyun kumsala veya nehir kıyısına bıraktığı hayvanları, enkazı, odunları ya da başka nesneleri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “su tarafından karaya taşınmış” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After the storm, driftwood was ____ on the beach.
Cevabı göster
washed up
huge round suction scars: ana isimden başlayarak çözümleme
Ana isim scars sözcüğüdür. Huge boyutu, round şekli anlatır; suction ise izlere neyin yol açtığını veya izlerin türünü belirtmek için scars önünde kullanılan bir isimdir. Bu ifadede suction ayrı bir eylemi adlandırmaz. Yoğun bilgi içeren bilimsel bir isim öbeğini çözmek için sondaki ana isimden başlayıp önceki ayrıntıları ekleyin: scars → suction scars → round suction scars → huge round suction scars.
Alıştırma
huge round suction scars ifadesini doğru çözümleyen anlam hangisidir?
- Yara izlerinden yapılmış büyük vantuzlar.
- Emme etkisiyle oluşmuş çok büyük ve yuvarlak yara izleri.
- Devasa yuvarlak nesnelerin yapışmasını sağlayan yara izleri.
Cevabı göster
Emme etkisiyle oluşmuş çok büyük ve yuvarlak yara izleri.
Ranging in size from this giant's impressive 14 m Dilbilgisi
0:38Bu devin etkileyici 14 metrelik boyutundan,
to the 2.5 cm of the southern pygmy squid,
0:43güney cüce kalamarının 2,5 cm'sine kadar değişen boyutlarda,
these creatures fall into the group of animals known as cephalopods. Kalıp ifadeler
0:46bu canlılar kafadanbacaklılar olarak bilinen hayvan grubuna girerler.
Ranging in size from ... to ... ile bir ölçüm aralığını belirtmek
Ranging in size from A to B, bir boyut aralığını özetleyen ve cümlenin başında kullanılan bir -ing yapısıdır. From aralığın bir ucunu, to ise diğer ucunu gösterir; ikisi aynı aralığın parçalarıdır. Bu cümlede A, 14 metrelik dev canlı; B ise 2,5 santimetrelik cüce kalamardır. Size yerine price, age veya temperature kullanıldığında bu kalıp başka ölçülebilir aralıkları da anlatabilir.
Alıştırma
Hedef yaş aralığı yapısını tamamlayın: ____ five ____ twelve, the children joined different reading groups.
Cevabı göster
Ranging in age from · to
fall into the group of animals known as ... ile sınıflandırma yapmak
Bu cümlede fall into the group of animals known as, '... olarak adlandırılan hayvan kategorisine ait olmak' anlamına gelir. Fall into fiziksel olarak düşmeyi değil, sınıflandırmayı anlatır. Known as kategori adını tanıtır. Adlandırılmış bir grup gerektiğinde bu yapının tamamı hayvanları, fikirleri, vakaları veya verileri sınıflandırabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef sınıflandırma ifadesiyle tamamlayın: Dolphins ____ mammals.
Cevabı göster
fall into the group of animals known as
making them a reliable food source for whales, Dilbilgisi
0:57bu da onları balinalar için güvenilir bir besin kaynağı yapar,
making them a reliable food source for: sonucu belirten -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki making yan cümlesi, önceki olgunun sonucunu verir: kalamarlar dünyanın dört bir yanındaki okyanuslarda yaşar ve bu durum onları birçok avcı için güvenilir bir besin kaynağı hâline getirir. Burada making, kalamarların yiyecek “ürettiği” anlamına gelmez. make + nesne + isim öbeği kalıbı, “nesneyi bir şeye dönüştürmek ya da o sayılır hâle getirmek” anlamındadır. Burada them nesne, a reliable food source ise isim öbeğidir. Bu kısa sonuç yapısı açıklayıcı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Yeni cümleyi making + köprüyü belirten nesne zamiriyle tamamlayın: The bridge links the two islands, ____ an important route for local workers.
Cevabı göster
making it
Indeed, squid themselves are fearsome ocean predators,
1:05Aslında kalamarların kendileri de korkunç okyanus avcılarıdır,
are those that have evolved to help them thwart their predators. Notlar
1:12avcılarını engellemeye yardımcı olmak için evrimleşmiş olanlardır.
are those that have evolved...: those sözcüğünün adaptations'a gönderme yapması
Those, daha önce geçen çoğul adaptations adının yerini alarak are sonrasında bu adın tekrarlanmasını önler. Predators sözcüğüne gönderme yapmaz. that have evolved to help them thwart their predators ilgi yan cümlesi, hangi adaptasyonların kastedildiğini belirtir. Çoğul isim + be + those that... kalıbı, çoğul grubun ilgili üyelerinin that yan cümlesinde açıklananlar olduğunu gösterir. Those sözcüğünün gönderme yaptığı unsuru bulmak için önceki bölümde hem dil bilgisi hem de anlam bakımından uygun bir çoğul isim arayın.
Alıştırma
Yeni cümleyi those that kalıbıyla tamamlayın: The most useful tools are ____ can do more than one job.
Cevabı göster
those that
evolved to help them thwart their predators: yırtıcılarını engellemelerine yardımcı olacak şekilde evrimleşti
Have evolved to help them... bazı özelliklerin evrim sürecinde geliştiğini ve artık hayatta kalmaya yardımcı olan bir işlev gördüğünü anlatır. to help... mastarı, hayvanların bilinçli bir kararını değil, özelliğin işlevini belirtir. them hayvanlara gönderme yapar ve help them ifadesinden sonra thwart fiilinin yalın hâli gelir. To thwart their predators, yırtıcıların onları yakalama girişimini başarısız kılmak demektir. Yırtıcılara saldırmak anlamına gelmez. Thwart, stop fiilinden daha resmîdir ve bir hedefi veya planı boşa çıkarma anlamı taşır.
Alıştırma
Hangi cümle bir savunma özelliğinin evrim yoluyla geliştiğini ve yırtıcının avını başarısız kılmaya yardımcı olduğunu anlatır?
- The shell evolved to help the animal thwart its predators.
- The shell evolved to help the animal find food.
- The shell evolved to help the animal move through deep water.
Cevabı göster
The shell evolved to help the animal thwart its predators.
deep sea, and open water habitats,
1:20derin denizlerde ve açık suların habitatlarında bulunabilir,
Being out in the open without anywhere to hide makes them vulnerable. Kalıp ifadeler
1:25Saklanacak hiçbir yerin olmadığı açık alanlarda bulunmak onları savunmasız kılar.
Being out in the open: korunak olmadan açıkta olmak
Out in the open, korunak veya saklanacak yer bulunmayan açık ve görünür bir yerde olmak demektir. Burada hayvanların kolayca görülebildiğini ve yırtıcıların onlara daha kolay ulaşabildiğini anlatır; open bir şeyin açılmış olduğu anlamına gelmez. Being out in the open, makes fiilinin öznesi olarak kullanılan bir -ing yan cümlesidir. Daha geniş özne Being out in the open without anywhere to hide bölümünün tamamıdır: onları savunmasız bırakan, bu durumun bütünüdür.
Alıştırma
Hangi cümlede out in the open fiziksel olarak korumasız ve açıkta olma anlamında kullanılmıştır?
- The fawn stood out in the open, far from the trees.
- The hikers waited outside under a covered shelter.
- The secret is finally out in the open.
Cevabı göster
The fawn stood out in the open, far from the trees.
as a first line of defense: ilk savunma hattı olarak
as a first line of defense ifadesinde as, gözleri belirli bir rolde sunar: gözler erken devreye giren bir koruma önlemidir. A first line of defense, bir tehdit ortaya çıktığında erken aşamada işleyen korumayı anlatır. Buradaki line mecazidir. Fiziksel bir çizgiyi değil, koruma sistemindeki bir katmanı anlatır; first de bunun mutlaka en güçlü ya da tek koruma olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi as a first line of defense hedef ifadesinin aynısıyla tamamlayın: The museum uses motion sensors ____ against theft.
Cevabı göster
as a first line of defense
be the size of dinner plates: yemek tabakları büyüklüğünde olmak
be the size of + isim kalıbı, bir şeyin genel boyutlarını tanıdık bir nesneyle karşılaştırır. Dinner plates, gözlerin olağanüstü büyüklüğünü zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. Karşılaştırma yalnızca boyutla ilgilidir; malzemeyi veya amacı anlatmaz. Eşleşme yaklaşık olduğunda about the size of a coin örneğindeki gibi about ekleyin.
Alıştırma
Cümleyi the size of kalıbının aynısıyla tamamlayın: The pumpkin was ____ a basketball.
Cevabı göster
the size of
When it's dark or the water is murky, however,
1:41Ancak karanlık olduğunda veya su bulanık olduğunda,
run along their heads and arms: bir hat boyunca uzanmak
Buradaki run, koşmak anlamına gelmez. Özne thousands of tiny hair cells ifadesidir; run along their heads and arms, bu hücrelerin baş ve kollar boyunca uzandığını veya sıralandığını anlatır. Run fiilinin bu mekânsal kullanımı, uzun ya da kesintisiz bir yapının nereden geçtiğini gösterir. Yollar, kablolar, çatlaklar, sınırlar ve vücut yapıları run along ile anlatılabilir.
Alıştırma
Mekânsal uzanmayı anlatmak için run along ifadesinin doğru biçimini kullanın: A narrow pipe ____ the basement wall.
Cevabı göster
runs along
Each of these hair cells is attached to axons in the nervous system.
1:55Bu tüy hücrelerinin her biri sinir sistemindeki aksonlara bağlıdır.
so when the hairs on the squid's body detect this motion, Dilbilgisi
2:03bu yüzden kalamarın vücudundaki tüyler bu hareketi algıladığında,
which helps it determine the direction of the water's flow.
2:08bu da onun suyun akış yönünü belirlemesine yardımcı olur.
create a wake: hareketin arkasındaki çalkantılı su izi
Create a wake ifadesindeki wake, yüzen bir hayvanın veya hareket eden bir teknenin arkasında kalan çalkantılı su izini anlatan sayılabilir bir isimdir. Cümle, başka bir hayvanın hareketinin suyu değiştirdiğini ve kalamarın bu hareketi algılayabildiğini anlatır. a tanımlığı ve create fiili, buradaki wake sözcüğünün üretilen bir şey olduğunu gösterir; yani uykudan uyanmak anlamındaki wake fiili değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede wake, hareket eden bir nesnenin arkasında kalan çalkantılı su izi anlamındadır?
- The alarm will wake me at six.
- A wave broke near the shore.
- The speedboat left a long wake behind it.
Cevabı göster
The speedboat left a long wake behind it.
So, when ... they send ...: bir tetikleyiciyi sonucuna bağlamak
Bu cümlede so, önceki açıklamayı mekanizmanın bir sonraki adımına bağlar. “when the hairs on the squid's body detect this motion” biçimindeki when yan cümlesi, tepkiyi tetikleyen olayı belirtir; “they send a signal to the brain” ana cümlesi ise bunun sonucunda gerçekleşen eylemi verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp “So, when A happens, B happens.” şeklindedir. Bir süreci önceki gerekçe, ardından tetikleyici ve son olarak sonuç biçiminde açık bir zincir olarak anlatmaya yarar. when yan cümlesi sonucun kendisi değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, dumanı algılamanın tetikleyici, uyarı göndermenin ise sonuç olduğunu anlatır?
- When the warning sounds, the detector begins to sense smoke.
- So, when the detector senses smoke, it sends a warning.
- The detector sends a warning before it senses any smoke.
Cevabı göster
So, when the detector senses smoke, it sends a warning.
This way: önceki yönteme gönderme yapıp sonucunu açıklamak
Burada This way, daha önce açıklanan algılama sürecinin tamamına tek bir ifadeyle gönderme yapar. “Bu yöntemi kullanarak” anlamına gelir ve yöntemin neyi mümkün kıldığını açıklar. Bu, bilgiyi yöntem → sonuç biçiminde düzenleyen bir söylem bağlantısıdır. Önce bir eylem veya süreç açıklanıp sonraki cümleye This way, ile başlanabilir; böylece yöntem tekrar edilmeden sonuç belirtilir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen ve “bu yöntemi kullanarak” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Save a backup copy first. ____, you can restore the file if needed.
Cevabı göster
This way
a squid can then mask itself from a predator. Kelime
2:19bir kalamar daha sonra kendini bir avcıdan gizleyebilir.
Aware of the threat: cümle başındaki sıfat öbeği
“Aware of the threat”, ana cümlenin öznesi olan “a squid”in durumunu anlatan ve cümlenin başına getirilmiş bir sıfat öbeğidir. Buradaki “aware of”, tehdidin varlığını fark etmek veya bilmek anlamına gelir. Virgülden önce kullanılan bu öbek, sonraki eylemin nedenini ya da arkasındaki durumu verir. “Because it is aware of the threat” veya “Once it is aware of the threat” şeklinde açılabilir. Tehdidin farkında olan kalamardır; “the threat” yalnızca “of” edatının nesnesidir.
Alıştırma
Baştaki “Aware of ...” öbeğinin ana cümlenin öznesini doğru biçimde anlattığı cümleyi seçin.
- Aware of the icy road, Maya drove more slowly.
- Aware of the icy road, the traffic lights changed to red.
- Aware of the icy road, the snow began to fall.
Cevabı göster
Aware of the icy road, Maya drove more slowly.
mask itself from: fark edilmemek için kendini gizlemek
Burada “mask”, “gizlemek” veya “fark edilmesini zorlaştırmak” anlamına gelen bir fiildir. Dönüşlülük zamiri “itself”, kalamarın kendi bedenini gizlediğini gösterir; “from a predator” ise kaçınmaya çalıştığı gözlemciyi belirtir. Bu ifade, kalamarın gerçekten bir maske taktığı anlamına gelmez. Daha genel olarak “mask” fiili, bir kokuyu, sesi veya duyguyu fark edilmesi zor olacak şekilde örtmek ya da gizlemek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede “mask itself from”, “bir gözlemcinin kendisini fark etmesini zorlaştırmak” anlamında kullanılmıştır?
- The lizard changes color to mask itself from hunting birds.
- The lizard puts a cloth mask over its face.
- The lizard teaches the birds to hide.
Cevabı göster
The lizard changes color to mask itself from hunting birds.
Squid skin contains thousands of tiny organs called chromatophores, Kültür
2:22Kalamar derisi, kromatoforlar adı verilen binlerce minik organ içerir,
organs called chromatophores: called ile teknik bir terimi tanıtmak
organs called chromatophores ifadesinde called chromatophores, organs that are called chromatophores ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Küçük organların teknik adını belirtir; called, organların yaptığı bir eylemi anlatmaz. noun + called + name kalıbı bilimsel açıklamalarda yaygındır. Bir şeyden söz edip onun adını hemen tanıtmayı sağlar. Burada chromatophores, pigment içeren ve kalamarın renk değişiminde rol oynayan küçük yapılardır.
Alıştırma
organs called chromatophores ifadesinde called chromatophores ne işe yarar?
- Organların telefon görüşmesi yaptığını söyler.
- Organların içindeki renkleri tarif eder.
- Bu organlar için kullanılan adı tanıtır.
Cevabı göster
Bu organlar için kullanılan adı tanıtır.
each made of black, brown, red, or yellow pigments,
2:27her biri siyah, kahverengi, kırmızı veya sarı pigmentlerden yapılmıştır,
and ringed in muscle: ringed sözcüğünün “çevrelenmiş” anlamı
and ringed in muscle ifadesinde ringed, “bir çember oluşturarak çevrelemek” anlamındaki ring fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. İfade, kasın her pigment organının çevresinde bir halka oluşturduğunu söyler; zil sesiyle veya telefonla ilgili değildir. Dil bilgisi açısından ringed in muscle, made of ... ile paralel olarak bağlanmıştır. İkisi de each için kısaltılmış edilgen tanımlardır: her yapı pigmentlerden yapılmıştır ve kasla çevrelenmiştir.
Alıştırma
Cümledeki ringed in muscle hangi anlama gelir?
- kasla çevrelenmiş
- bir kas şeridi hâline gelecek şekilde gerilmiş
- kas tarafından çalması sağlanmış
Cevabı göster
kasla çevrelenmiş
mirror the squid's surroundings: fiil olarak mirror
Burada mirror, “yansıtmak veya bir şeyin görünüşünü çok benzer biçimde yeniden oluşturmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Özne Reflecting cells beneath the chromatophores, nesne ise the squid's surroundings ifadesidir. Hücreler, kalamarın çevresindeki görsel özellikleri yeniden oluşturur. Aynı fiil, sonuçların bir eğilimi yansıtması örneğinde olduğu gibi, bir şeyin başka bir şeyin düzenine veya özelliklerine çok yakın olduğunu da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede mirror, “yansıtmak veya görünüşünü çok benzer biçimde yeniden oluşturmak” anlamında bir fiildir?
- The mirror has a wooden frame.
- She hung a mirror beside the door.
- The calm lake mirrors the evening sky.
Cevabı göster
The calm lake mirrors the evening sky.
enabling it to blend in: sonuç ve anlam
Enabling it to blend in, sonucu anlatan bir -ing yapısıdır: virgülden önceki durum, sonucun mümkün olmasını sağlar. “Bu da kalamarın çevreye karışmasını sağlar” anlamına gelir. It, kalamarı belirtir. Blend in, “kolayca fark edilmemek için çevreye yeterince benzemek” anlamındaki bir deyimsel fiildir. Burada malzemeleri karıştırmayı değil, görsel kamuflajı anlatır.
Alıştırma
Kamuflaj sonucunu enable fiilinin -ing biçimi, it zamiri ve blend in ile tamamlayın: The rabbit's white coat matches the snow, ____.
Cevabı göster
enabling it to blend in
Koşulları karşılaştırmak için when ... whereas when ...
Her when yan cümlesi bir koşul belirler: kaslar kasılır veya gevşer. Her koşuldan sonraki ana cümle, o koşulun sonucunu verir. Whereas, iki koşul-sonuç çiftini birbirine bağlar ve zıt sonuçların karşılaştırılması gerektiğini gösterir. Burada buna karşılık anlamındadır; zaman bildiren when anlamında değildir. Bu kalıp, bir sürecin iki koşul altında nasıl değiştiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Whereas bu cümlede hangi ilişkiyi gösteriyor?
- İki kas durumu zıt sonuçlar üretir.
- Bir kas durumu diğerinin hemen ardından gerçekleşir.
- İki kas durumu aynı sonucu üretir.
Cevabı göster
İki kas durumu zıt sonuçlar üretir.
Each of these chromatophores is under the individual control Kalıp ifadeler
2:47Bu kromatoforların her biri kalamarın sinir sisteminin
be under the individual control of: bir sistem tarafından ayrı ayrı kontrol edilme
Be under the control of, bir kişi veya sistem tarafından kontrol edilmek anlamına gelir. Burada kalamarın sinir sistemi kontrol eden taraftır ve her kromatofor kontrol edilen taraftır; under fiziksel bir konumu değil, kontrol ilişkisini anlatır. Individual, sinir sisteminin tüm kromatoforları yalnızca tek bir grup olarak değil, her birini ayrı ayrı kontrol edebildiğini ekler. Bu yapı sistemler, cihazlar ve kuruluşlarla ilgili teknik açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Bir bilgisayarın her ışığı ayrı ayrı kontrol ettiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The computer is under the individual control of each light.
- Each light is under the individual control of the computer.
- Each light is physically under the computer.
Cevabı göster
Each light is under the individual control of the computer.
while some..., others... ile iki grubu karşılaştırma
Bu cümlede while karşıtlık kurar: renk değiştiren organların bazıları genişlerken diğerleri kasılmış durumda kalır. Buradaki while, whereas anlamına yakındır; yalnızca “... sırasında” anlamı vermez. while some..., others... paralel kalıbı aynı grubu ikiye ayırır ve her grubun ne yaptığını ya da hangi durumda olduğunu karşılaştırır.
Alıştırma
while some..., others... kalıbıyla iki grup arasındaki karşılaştırmayı tamamlayın: ____ lights turn on, ____ stay dark.
Cevabı göster
While some · others
where the underside of the squid is lighter than the top
2:59burada kalamarın alt kısmı üst kısmından daha açık renklidir
to eliminate a silhouette that a predator might spy from below. Kalıp ifadeler
3:02bir avcının aşağıdan gözetleyebileceği silüeti ortadan kaldırmak için.
enables countershading: alt tarafı daha açık olan kamuflaj
Countershading, yani karşı gölgelendirme, bir hayvanın alt tarafının daha açık, üst tarafının ise daha koyu olduğu bir kamuflaj desenidir. Bu fark, ışığın oluşturduğu karşıtlığı azaltarak hayvanın biçiminin veya siluetinin fark edilmesini zorlaştırır. Burada enables countershading, daha önce açıklanan renk kontrolünün bu kamuflaj etkisini mümkün kıldığı anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi açıklama countershading kavramına en uygundur?
- Hayvanın her bölümü tamamen aynı renge dönüşür.
- Hayvan, çevresindeki sesleri taklit ederek saklanır.
- Daha açık bir alt taraf ve daha koyu bir üst taraf, hayvanın dış hatlarının görülmesini zorlaştırır.
Cevabı göster
Daha açık bir alt taraf ve daha koyu bir üst taraf, hayvanın dış hatlarının görülmesini zorlaştırır.
to eliminate a silhouette: amaç bildirme ve görünür bir dış hattı ortadan kaldırma
to eliminate a silhouette mastar öbeği, kalamarın alt tarafını daha açık renkli yapmanın amacını belirtir. Burada eliminate, kalamarı yok etmek değil, istenmeyen bir görsel etkiyi ortadan kaldırmak demektir. Silhouette, iç ayrıntıları görünmeyen bir şeyin dış biçimidir. Kamuflaj bu dış hattın yukarıdaki ışığa karşı fiilen kaybolmasını sağlar; böylece aşağıdan yukarı bakan bir avcının onu fark etme olasılığı azalır.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: The photographer added a front light to eliminate the silhouette. to eliminate the silhouette ne anlama gelir?
- Kişiyi fiziksel olarak yok etmek
- Dış hattın içindeki her ayrıntıyı göstermek
- Koyu dış hattı artık görünmez hâle getirmek
Cevabı göster
Koyu dış hattı artık görünmez hâle getirmek
get around this ruse by using sound waves Öbek fiiller
3:11ses dalgalarını kullanarak bu numarayı aşarlar
get around this ruse: aldatıcı bir engeli aşmak
Get around this ruse, hileyi aşmanın veya etkisiz bırakmanın bir yolunu bulmak demektir. Get around burada bir öbek fiildir; bir nesnenin çevresinde fiziksel olarak hareket etmeyi anlatmaz. Ruse, aldatıcı bir taktik demektir. by ile başlayan bölüm yöntemi belirtir: Ses dalgaları, bu avcıların görsel kamuflaja rağmen kalamarı tespit etmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede get around, bir engeli veya sınırlamayı aşmanın yolunu bulmak anlamında kullanılmıştır?
- She uses the subway to get around the city.
- News of the surprise got around quickly.
- The engineers found a way to get around the technical limit.
Cevabı göster
The engineers found a way to get around the technical limit.
the squid still has two more tricks up its sleeve. Deyimler
3:18kalamarın hala kollarında iki numara daha vardır.
Not to be outfoxed: kurnazlıkla yenilmeyi kabul etmemek
Outfox, birini ondan daha akıllıca davranarak yenmek demektir. Not to be outfoxed, kalamarın kurnazlıkla alt edilmeyi kabullenmeyip başka bir savunmayla karşılık verdiğini anlatır. Baştaki bu ifade, sonraki hareketi bir karşı hamleye dönüştürür. Ayrıca kalamarı insan gibi göstererek karşılaşmayı gerçek bir tilkiyle karşılaşma değil, bir zekâ mücadelesi gibi sunar.
Alıştırma
Bu cümlede 'Not to be outfoxed' neyi gösteriyor?
- Kalamar bir tilkiyle karşılaşmaktan kaçınmaya çalışıyor.
- Kalamar yenilgiyi çoktan kabul etti.
- Kalamar, akıllıca taktiklerin kendisini yenmesine izin vermiyor.
Cevabı göster
Kalamar, akıllıca taktiklerin kendisini yenmesine izin vermiyor.
two more tricks up its sleeve: hâlâ kullanılabilecek iki gizli seçenek
Have a trick up one's sleeve, bir planı, beceriyi veya avantajı ihtiyaç duyulana kadar gizli tutmak anlamına gelen bir deyimdir. Two more, daha önce gösterilenlerin yanı sıra kalamarın kullanabileceği iki savunması daha olduğunu belirtir. İyelik sözcüğü sahibine göre up my sleeve veya up her sleeve örneklerindeki gibi değişir. Buradaki kol yen kısmı hayalîdir; dolayısıyla ifade gerçek bir giysiyi anlatmak yerine kalamarı insan gibi gösterir.
Alıştırma
Burada 'two more tricks up its sleeve' ne anlama geliyor?
- Kalamarın yakınlarda saklı iki giysisi var.
- Kalamar bütün savunmalarını çoktan gösterdi.
- Kalamarın henüz kullanmadığı iki ek savunması var.
Cevabı göster
Kalamarın henüz kullanmadığı iki ek savunması var.
produced inside its mantle: kalamar anatomisinde mantle
Kalamar anatomisinde mantle, iç organların çoğunu çevreleyen kaslı vücut duvarıdır; buna manto denir. Burada inside its mantle, mürekkebin bu yapının çevrelediği vücut bölgesinde üretildiğini anlatır; mantonun kendisinin mürekkebi ürettiği anlamına gelmez. Produced inside its mantle, ink sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir yan cümledir ve which is produced inside its mantle yapısına benzer. Bu bilimsel bağlamda mantle, giyilen bir pelerin ya da Dünya’nın içindeki manto katmanı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede mantle ne anlama gelir?
- diğer kıyafetlerin üzerine giyilen bol bir pelerin
- yer kabuğunun altındaki Dünya katmanı
- bir yumuşakçanın kaslı vücut duvarı
Cevabı göster
bir yumuşakçanın kaslı vücut duvarı
Squid ink is made mostly of mucus and melanin, Kalıp ifadeler
3:25Kalamar mürekkebi çoğunlukla mukus ve melaninden yapılır,
is made mostly of...: ana bileşenleri belirtmek
Be made of, bir şeyi oluşturan malzemeleri veya maddeleri belirtir. X is made mostly of A and B yapısında mostly, A ve B’nin ana bileşenler olduğunu ancak tek bileşenler olmak zorunda olmadığını anlatır. Bu kullanım üretim adımlarını veya işi yapanı değil, bileşimi açıklar. Edilgen be + made yapısını koruyun ve bileşenlerden önce of kullanın.
Alıştırma
Be made mostly of yapısını doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: This trail mix ____ nuts and dried fruit.
Cevabı göster
is made mostly of
make a large smokescreen: görsel engel oluşturan mürekkep bulutu
Make a large smokescreen ifadesinde smokescreen, yayılan mürekkebi bir duman perdesine benzetir. Mürekkep duman değildir; avcının görüşünü kapatan bir engel gibi davranır. Smokescreen mecazi olarak da kullanılabilir: gerçek sorunu gizleyen veya dikkati başka yere çeken bir söz ya da eylem anlamına gelir. Bu cümlede completely blocks the predator's view bölümü, fiziksel ve görsel anlamı doğrular.
Alıştırma
Hangi cümlede smokescreen, mürekkep balığıyla ilgili cümlede olduğu gibi görüşü fiziksel olarak kapatan bir engel anlamındadır?
- Dust rose behind the truck, forming a smokescreen that hid the road.
- The glass was polished until the view became clearer.
- The new slogan was a smokescreen for the company's safety failures.
Cevabı göster
Dust rose behind the truck, forming a smokescreen that hid the road.
or a blob that roughly mimics the size and shape of the squid. Kalıp ifadeler
3:39ya da kalamarın boyutunu ve şeklini kabaca taklit eden bir damla yaparlar.
either ... or ...: iki paralel alternatif sunmak
Either ... or ... iki alternatif sunar. Burada mürekkep balığı mürekkebini iki yoldan biriyle kullanır: görüşü kapatan bir perde ya da mürekkep balığı biçiminde bir kütle oluşturur. Bu iki bölüm birer seçenektir; sırayla gerçekleşen adımlar değildir. İkinci alternatifte daha önce geçen use it to make sözleri tekrar edilmez. Bu bölüm or use it to make a blob biçiminde anlaşılabilir. Bu eksiltme, paralel cümleyi daha kısa ve akıcı yapar.
Alıştırma
İki alternatif göstermek için cümleyi either ... or ile tamamlayın: The team can ____ practice indoors ____ wait for the rain to stop.
Cevabı göster
either · or
roughly mimics the size and shape of...: … boyutunu ve şeklini kabaca taklit eder
Burada mimic, bir şeyin belirli özelliklerini kopyalamak ya da onlara benzemek demektir. Fiilin nesnesi the squid's size and shape olduğu için bu kütle, kalamarın tamamını kopyalamak yerine bu özelliklere benzer. Roughly, benzerliğin yaklaşık olduğunu gösterir: boyut ve şekil ilk bakışta karıştırılacak kadar benzerdir ama tamamen aynı değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp roughly mimic(s) + bir özellik + of + bir şey şeklindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “yaklaşık olarak kopyalar” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The toy does not match every detail, but it ____ the shape of a real bird.
Cevabı göster
roughly mimics
that tricks the predator into thinking it's the real squid. Dilbilgisi
3:48ve avcıyı onun gerçek kalamar olduğunu düşünmesi için kandırır.
phantom form called a pseudomorph: pseudomorph adı verilen sahte bir biçim
Burada phantom form, gerçek kalamar olmadığı hâlde bir gövde gibi görünen biçimdir. Bu bağlamda mürekkebin oluşturduğu kalamar biçimli bir yemdir; phantom doğaüstü bir hayalet anlamına gelmez. called a pseudomorph sözleri bu biçimin adını verir. Bu, that is called a pseudomorph anlamındaki kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. pseudo- ön eki “sahte” anlamına gelir; bu da pseudomorph'un başka bir kalamar değil, taklit bir biçim olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümledeki 'a phantom form called a pseudomorph' ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Kalamar benzeri sahte bir biçimdir ve adı pseudomorph'tur.
- Yırtıcının bilimsel adıdır.
- Ses çıkaran gerçek bir kalamardır.
Cevabı göster
Kalamar benzeri sahte bir biçimdir ve adı pseudomorph'tur.
tricks the predator into thinking: trick someone into doing yapısı
Trick someone into doing something, birini kandırarak belirli bir şekilde davranmasını ya da düşünmesini sağlamak demektir. Kalıp trick + kişi + into + fiilin -ing biçimi şeklindedir. Bu cümlede kandırılan taraf the predator ifadesidir; thinking ise kandırılma sonucunda oluşan yanlış düşünceyi başlatır. Bu kalıpta into bir yere doğru hareket bildirmez. Ardından thinking, sharing veya paying gibi bir -ing biçimi gelmelidir.
Alıştırma
Cümleyi trick Maya into thinking ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The fake notice ____ that school was canceled.
Cevabı göster
tricked Maya into thinking
squid rely on jet propulsion to rapidly shoot away from their hunters, Kültür
3:54kalamarlar avcılarından hızla kaçmak için jet itiş gücüne güvenirler,
As a final touch: son bir tamamlayıcı ayrıntıyı eklemek
As a final touch, ana bölümler zaten sunulduktan sonra son bir ayrıntıyı, adımı veya stratejiyi tanıtan bir söylem düzenleyicisidir. Bunun tamamlayıcı son ek olduğunu göstererek listeyi kapatır. Burada touch, fiziksel temas değil, bütünü tamamlanmış hissettiren küçük bir ek demektir. İfade, 'son dokunuş olarak' ya da 'son bir ek olarak' şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Mia pastayı çoktan pişirip kremayla kapladı. Hangi cümle son bir tamamlayıcı ayrıntıyı doğal biçimde tanıtır?
- Changing the subject, she checked tomorrow's weather.
- As a first step, she mixed the flour and sugar.
- As a final touch, she placed three strawberries on top.
Cevabı göster
As a final touch, she placed three strawberries on top.
rely on jet propulsion: dışarı atılan suyla hareket
Bu cümlede rely on, “bir şeye dayanmak veya onu bir işi yapmanın aracı olarak kullanmak” anlamına gelir. Kalamarlar hızla kaçmalarını sağlayan mekanizma olarak jet propulsion kullanır. Jet propulsion, bir akışkanın güçlü biçimde dışarı atılmasıyla oluşan harekettir. Kalamar suyu dışarı iter ve tepki kuvveti vücudunu ters yönde hareket ettirir. Burada jet, hızlı su akışını ifade eder; jet uçağını değil.
Alıştırma
Bu cümlede jet propulsion ne anlama gelir?
- Suyu güçlü biçimde dışarı iterek oluşan hareket
- Su altındaki bir uçak motoruyla sağlanan hareket
- Bir okyanus akıntısının taşımasını bekleyerek oluşan hareket
Cevabı göster
Suyu güçlü biçimde dışarı iterek oluşan hareket
and moving meters away in mere seconds. Kalıp ifadeler
4:02ve sadece saniyeler içinde metrelerce uzağa hareket ederek.
reaching speeds of up to 25 mph: en yüksek hızı belirtmek
reach a speed of ve reach speeds of ifadeleri “belirli bir hıza ulaşmak” anlamına gelir. Buradaki reaching, hemen önce anlatılan hareket sonucunda ulaşılan hızı ekleyen reach fiilinin -ing biçimidir. Up to 25 mph bir üst sınır belirtir: hız daha düşük olabilir ve saatte 25 mile kadar çıkabilir. Hayvanın her zaman tam olarak bu hızda hareket ettiği anlamına gelmez. Bu kalıp bilimsel raporlarda, haberlerde ve ürün özelliklerinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi en yüksek hızı belirten hedef ifadeyle tamamlayın: The electric cart can ____ 15 mph, but it usually moves more slowly.
Cevabı göster
reach speeds of up to
in mere seconds: çok kısa bir süreyi vurgulamak
Mere, seconds sözcüğünden önce gelir ve zaman miktarının ne kadar az olduğunu vurgular. In mere seconds, bir şeyin yalnızca birkaç saniye içinde gerçekleştiği anlamına gelir. Burada anlatılmak istenen, bu saniyelerin önemsiz olması değildir. İfade, böylesine kısa bir sürede elde edilen dikkat çekici sonucu öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi in, mere ve seconds sözcüklerini doğal sırada kullanarak tamamlayın: The safety system responded ____.
Cevabı göster
in mere seconds
This makes them Earth's fastest invertebrates. Kelime
4:04Bu onları Dünya'nın en hızlı omurgasızları yapar.
Earth's fastest invertebrates: karşılaştırma grubunu sınırlamak
Invertebrates, omurgası olmayan hayvanlardır. Earth's fastest invertebrates ifadesinde invertebrates, karşılaştırılan grubu belirtir. Bu nedenle üstünlük bildiren fastest, o grubun içindeki en hızlılar anlamına gelir. Onların Dünya'daki bütün hayvanlardan daha hızlı olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hangi ifade Earth's fastest invertebrates ile aynı karşılaştırma kapsamına sahiptir?
- Dünya'daki diğer bütün hayvanlardan daha hızlıdırlar.
- Omurgası olmayan hayvanlar grubundaki en hızlı hayvanlardır.
- Dünya'da omurgası olmayan tek hayvanlar onlardır.
Cevabı göster
Omurgası olmayan hayvanlar grubundaki en hızlı hayvanlardır.
Some squid species have also developed unique adaptive behaviors. Kelime
4:08Bazı kalamar türleri aynı zamanda benzersiz uyum sağlama davranışları geliştirmiştir.
developed unique adaptive behaviors: hayatta kalma işlevi olan davranışlar
Burada developed unique adaptive behaviors, bazı kalamar türlerinin çevreleriyle başa çıkmalarına yardımcı olan özel davranış biçimleri edindiği anlamına gelir. Biyolojide adaptive, yalnızca sıra dışı bir şeyi değil, hayatta kalma veya üremeyle ilgili bir işlevi olan özellik ya da davranışı anlatır. Developed, bu davranışların tür içinde zamanla oluştuğunu belirtir. Tek bir kalamarın bunları bilinçli olarak icat ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Adaptive behavior ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Bir canlının değişime kolayca uyum sağlama konusundaki genel yeteneği
- Bir canlının çevresinde hayatta kalmasına veya üremesine yardımcı olan bir davranış
- Sıra dışı görünen ancak hayatta kalmaya katkısı olmayan bir davranış
Cevabı göster
Bir canlının çevresinde hayatta kalmasına veya üremesine yardımcı olan bir davranış
uses its webbed arms to make a cape it hides behind.
4:16perdeli kollarını kullanarak arkasına saklanacağı bir pelerin yapar.
when startled: kısaltılmış bir when yan cümlesi
When startled, when it is startled anlamına gelen kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir; yani “ürktüğünde” demektir. Startled, kalamarın durumunu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır: bir şey onu korkutur veya şaşırtır. Anlaşılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu için özne ve be fiilinin bir biçimi atılmıştır. Burada ürken, ana cümledeki the deep-sea vampire squid ifadesidir. Bu kalıp, belirli bir durumda ne olduğunu kısa ve öz biçimde anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Kaplumbağa ürktüğünde” anlamına gelen vurgulanmış kısaltılmış yan cümleyle cümleyi tamamlayın: ____, the turtle pulls its head into its shell.
Cevabı göster
When startled
tosses sand over its body as it burrows away from prying eyes. Deyimler
4:23meraklı gözlerden uzağa kazarken vücuduna kum fırlatır.
on the other hand: karşıt olan diğer yönü tanıtmak
On the other hand, aynı konunun karşıt olan diğer yönüne geçildiğini gösterir. Burada anlatım, önceki kalamarın savunmasından küçük kısa kuyruklu kalamarın farklı yöntemine geçer. İki nesne, bakış açısı, avantaj veya yöntemden ikincisini tanıtabilir. Karşıtlık çevredeki bağlamdan gelir; hand burada gerçek anlamıyla kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle çifti on the other hand ifadesini gerçek bir karşıtlık sunmak için kullanıyor?
- We packed our bags. On the other hand, we left for the airport.
- The apartment is small. On the other hand, it is close to school.
- I found my keys. On the other hand, they were under the sofa.
Cevabı göster
The apartment is small. On the other hand, it is close to school.
away from prying eyes: rahatsız edici bakışlardan kaçınmak
Away from prying eyes, bakmamaları gereken yerlere bakabilecek kişilerin veya gözlemcilerin görüş alanı dışında olmak demektir. Prying; rahatsız edici merak, gizlice araştırma veya gözetleme gibi olumsuz bir anlam katar. Bu cümlede ifade, kısa kuyruklu kalamarın kuma gömülürken olası gözlemcilerden saklandığını gösterir. Eyes, gözlemcilerin dikkatini veya bakışını temsil eder; yalnızca bir vücut bölümünü adlandırmaz.
Alıştırma
Cümleyi “rahatsız edici biçimde bakan gözlemcilerin görüş alanı dışında” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The legal files were kept ____.
Cevabı göster
away from prying eyes
The Pacific flying squid uses jet propulsion for another purpose, Anlatım akışı
4:27Pasifik uçan kalamarı jet itiş gücünü başka bir amaç için kullanır,
to launch itself right out of the water. Kalıp ifadeler
4:32kendini doğrudan sudan dışarı fırlatmak için.
uses jet propulsion for another purpose: aynı mekanizmanın yeni bir kullanımı
uses jet propulsion ifadesi, daha önce tanıtılmış bir mekanizmaya yeniden gönderme yapar. For another purpose, mekanizmanın aynı kaldığını ancak kullanım amacının değiştiğini bildirir. Another sözcüğü jet propulsion'ı değil, purpose'ı niteler. Ardından gelen to launch itself right out of the water mastar yapısı yeni amacın ne olduğunu açıklar. Bu düzen, açıklamanın bilinen bilgiden yeni bir kullanıma geçmesini ve sonra bu kullanımı belirtmesini sağlar.
Alıştırma
uses jet propulsion for another purpose ifadesinin bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Farklı bir yöntem aynı amaç için kullanılır.
- Aynı yöntem farklı bir amaç için kullanılır.
- Kalamar jet itişini kullanmayı tamamen bırakır.
Cevabı göster
Aynı yöntem farklı bir amaç için kullanılır.
launch itself right out of the water: kendini ani ve güçlü biçimde fırlatma
launch itself right out of the water ifadesinde launch, kendi bedenini ani ve güçlü bir hareketle ileri atmak anlamına gelir. Burada fiziksel hareketi anlatır; roket fırlatma ya da ürün piyasaya sürme anlamında değildir. itself dönüşlülük zamiri kalamarı gösterir: Kalamar kendi hareketine kendisi neden olur. Right, out of ifadesini güçlendirerek kalamarın su yüzeyinin tamamen dışına çıktığını vurgular. Başka durumlarda da kullanılabilen launch oneself out of + yer kalıbı, bir insanın veya hayvanın hızla dışarı fırlamasını canlı biçimde anlatır.
Alıştırma
Hayvanın ani ve güçlü hareketini launch itself out of ile anlatan cümle hangisidir?
- The cat launched the toy across the room with one swipe.
- The cat launched itself out of the box when the lid opened.
- The company launched a new cat bed last week.
Cevabı göster
The cat launched itself out of the box when the lid opened.
Squid's inventive adaptations have allowed them Dilbilgisi
4:34Kalamarların yaratıcı adaptasyonları onların
to proliferate for over 500 million years. Kelime
4:38500 milyon yıldan fazla bir süre boyunca çoğalmalarını sağlamıştır.
have allowed them to proliferate: allow + nesne + to'lu mastar
Allow + nesne + to'lu mastar yapısı, bir nedenin sonucu mümkün kıldığını anlatabilir. Burada adaptations nedeni, them kalamarları ve proliferate mümkün hâle gelen sonucu belirtir; kimse izin vermemektedir. Present perfect have allowed, geçmişte gelişen uyum özelliklerini bunların çok uzun bir süre boyunca devam eden etkisine bağlar.
Alıştırma
Cümleyi reach fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new bridge has allowed villagers ____ the hospital faster.
Cevabı göster
to reach
proliferate for over 500 million years: çoğalmak ve yayılmak
Proliferate, sayıca çoğalmak veya geniş bir alana yayılmak anlamına gelen resmî bir fiildir. Bu cümlede, tek tek kalamarların yalnızca hayatta kalmasını değil, kalamarların bir grup olarak zaman içinde gelişip yayılmasını anlatır. For over 500 million years bir süre ifadesidir. Bu çoğalma ve yayılmayı uzun zamandır devam eden evrimsel bir örüntü olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede proliferate, çoğalmak veya yayılmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The hiker proliferated overnight until rescuers arrived.
- The mechanic proliferated the broken engine in an hour.
- After the security flaw appeared, fake accounts began to proliferate across the platform.
Cevabı göster
After the security flaw appeared, fake accounts began to proliferate across the platform.
Even now: bugüne kadar süren şaşırtıcı bir devamlılık
Even now, ifadeyi şimdiki zamana yerleştirir; ancak even, bunca zaman sonra durumun hâlâ böyle olmasının şaşırtıcı ya da dikkat çekici olduğunu da anlatır. still ile birlikte kullanıldığında sürecin henüz bitmediğini güçlü biçimde vurgular. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak zaman çizgisini uzak geçmişten bugüne taşır ve sonu açık bırakır: yeni keşifler devam etmektedir.
Alıştırma
Even now ifadesinin şaşırtıcı bir durumun bugüne kadar devam ettiğini vurguladığı cümleyi seçin.
- Now, Mia is writing a note to her teacher.
- Even now, ten years later, Mia still writes to her first teacher.
- Ten years ago, Mia wrote to her teacher.
Cevabı göster
Even now, ten years later, Mia still writes to her first teacher.
we're bound to discover even more about how these stealthy cephalopods Kalıp ifadeler
4:46bu gizli kafadanbacaklıların derin ve acımasız denizde
have mastered survival in the deep and unforgiving sea. Deyimler
4:50hayatta kalmayı nasıl başardıkları hakkında daha da fazlasını keşfedeceğiz.
And as we do: do ile önceki eyleme gönderme yapmak
And bu cümleyi önceki cümleye bağlar. as we do içindeki do, daha önceki uncover new species eyleminin yerine geçer; bu yüzden belirsiz ve ilgisiz bir iş yapmayı anlatmaz. As, “bu süreç devam ederken” demektir. Bu kısa yan cümle, eski bilgiyi tekrarlamadan yeniden ele alır ve ardından yeni bir sonuca geçer. We will X, and as we do, Y kalıbı, X yapılırken Y’nin de geliştiğini anlatır.
Alıştırma
“We will test the new map, and as we do, we may find missing roads.” cümlesinde do hangi eylemin yerine geçer?
- Yeni haritayı test etmek eyleminin yerine geçer.
- İlgisiz bir iş yapmak anlamına gelir.
- Eksik yolları bulmak eyleminin yerine geçer.
Cevabı göster
Yeni haritayı test etmek eyleminin yerine geçer.
we're bound to discover: güçlü bir tahmin ifade etmek
we're bound to discover ifadesinde be bound to + fiilin yalın hâli güçlü bir tahmin belirtir: Konuşan kişi keşfin gerçekleşmesini bekler ve bunu neredeyse kesin görür. Buradaki bound, fiziksel olarak bağlı olmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı özne + be + bound to + fiilin yalın hâlidir; be biçimi özneye ve zamana göre değişir.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşmesi neredeyse kesin” anlamındaki yapıyla tamamlayın: With that much practice, you're ____ improve.
Cevabı göster
bound to
have mastered survival ... unforgiving sea: uyumu canlı biçimde özetlemek
have mastered survival ifadesindeki master mecazidir: Bu kafadan bacaklılar, o yaşam alanında hayatta kalma konusunda son derece başarılı hâle gelmiştir. Present perfect yapıdaki have mastered, bu beceriyi zaman içinde gelişmiş ve hâlâ geçerli bir özellik olarak sunar. Deep and unforgiving sea, ortama canlı bir belgesel anlatımı katar. Unforgiving, koşulların sert olduğu ve hataya çok az yer bıraktığı anlamına gelir; deniz kelimenin gerçek anlamıyla ahlaki bir karar vermemektedir.
Alıştırma
have mastered survival in the deep and unforgiving sea ifadesinin amaçlanan anlamını en iyi hangi cümle verir?
- Hayvanlar zorlu bir okyanus ortamında hayatta kalma konusunda çok başarılı hâle gelmiştir.
- Okyanus, hayvanların yaptığı her hatayı bağışlamayı seçer.
- Hayvanlar okyanus yaşamı hakkında resmî bir kursu tamamlamıştır.
Cevabı göster
Hayvanlar zorlu bir okyanus ortamında hayatta kalma konusunda çok başarılı hâle gelmiştir.
Descend into the deep reaches of the ocean with this playlist.
4:54Bu çalma listesiyle okyanusun derinliklerine inin.