Kurbağa bilmecesini çözebilir misiniz? - Derek Abbott: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
630 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Yağmur ormanında geçen bir hayatta kalma bilmecesi, bir erkek kurbağanın sesini duymanın iki kurbağa arasında dişi bulma olasılığını neden değiştirdiğini gösteriyor. Artık mümkün olmayan iki dişi eşleşmesi örnek uzaydan çıkarılınca hayatta kalma şansı üçte iki olarak bulunuyor; ardından koşullu olasılığın teknoloji ve günlük kararlardaki yeri açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Assuming there's a roughly equal number of males and females, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Assuming ifadesinin geçici bir koşulu veya varsayımı if cümleciğinden daha kısa biçimde sunduğunu fark edersiniz. Bu kalıbı hesaplama, tahmin, bilimsel akıl yürütme ya da iş kararı gibi bağlamlarda, sonuca geçmeden önce temel kabulü belirtmek için kullanabilirsiniz. 2. conditional probability. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bunun bir olayın yalnızca başlangıçtaki ihtimali değil, bilinen bilgiler ışığında yeniden hesaplanan olasılık için kullanılan matematik terimi olduğunu anlarsınız. Böylece örnek uzay, yeni kanıt, risk ve sezgisel görünen bir cevabın neden yanlış olabileceği hakkındaki açıklamaları izleyebilirsiniz. 3. narrow down our choices to the best options, — Phrasal Verbler: narrow down ifadesinin geniş bir olasılıklar kümesini aşamalı olarak daha küçük ve işe yarar bir seçkiye indirmeyi anlattığını öğrenirsiniz. İfadeyi kanıta ve geçmiş deneyime dayalı karar, arama, aday eleme, tanı koyma veya planlama süreçlerinden söz ederken doğal biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

So, you're stranded in a huge rainforest Kelime

0:07

Yani, devasa bir yağmur ormanında mahsur kaldınız

Kelime

stranded in: bir yerden ayrılamayacak şekilde mahsur kalmak

Be stranded in + yer, kötü hava, kaybolma veya ulaşımın kesilmesi gibi kontrolünüz dışındaki koşullar yüzünden bir yerde mahsur kalıp ayrılamamak demektir. Kişinin kendi seçimini değil, istemediği bir durumu anlatır. Burada bu ifade, yağmur ormanını acil bir hayatta kalma ortamına dönüştürür: kişinin kolay bir çıkış yolu yoktur. Başka durumlara aktarılabilecek temel anlam, koşulların birini ayrılamayacağı bir yerde bırakmış olmasıdır.

Alıştırma

“Dış koşullar yüzünden ayrılamamak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: When the flood closed every road, we were ____ the village.

Cevabı göster

stranded in

and you've eaten a poisonous mushroom. Dilbilgisi

0:10

ve zehirli bir mantar yediniz.

Dilbilgisi

you've eaten: şimdiki sonucu anlatan present perfect

You've eaten, you have eaten ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect yapısını kullanır: have + geçmiş zaman ortacı. Yeme eylemi daha önce gerçekleşmiştir, ancak sonucu olan olası zehirlenme şu anda önemlidir. Bu kullanım, eylemin ne zaman gerçekleştiğini söylemez. Geçmişteki bir eylemi mevcut durumun nedeni olarak sunar. Odak, tamamlanmış bir geçmiş zamandaysa İngilizcede genellikle simple past kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, şu anda geçerli olan bir sonucu geçmişteki bir eylemle açıklıyor?

  1. You left your lunch at home yesterday, so you bought food at school.
  2. You've left your lunch at home, so you have nothing to eat now.
  3. You leave your lunch at home every Monday.
Cevabı göster

You've left your lunch at home, so you have nothing to eat now.

To save your life, Dilbilgisi

0:13

Hayatınızı kurtarmak için,

Dilbilgisi

To save: mastarla amaç belirtmek

To save your life, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Yapı to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve burada in order to save your life anlamına gelir. Ana cümledeki eylemin amacını gösterir; to yön bildiren bir edat değil, mastar işaretleyicisidir. Amaç bildiren mastar öbeği, buradaki gibi ana cümleden önce gelip ardından virgül alabilir. Ana eylemden sonra da gelebilir: We called for help to save him.

Alıştırma

Cümleyi save kullanarak amaç bildiren mastarla tamamlayın: ____ energy, turn off the lights when you leave.

Cevabı göster

To save

you need the antidote excreted by a certain species of frog. Kelime

0:14

belirli bir kurbağa türü tarafından salgılanan panzehire ihtiyacınız var.

Kelime

excreted by: biyolojik atılımı anlatmak

Excreted by a certain species of frog, the antidote ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortaç öbeğidir. the antidote that is excreted by a certain species of frog şeklindeki ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Edilgen yapı odağı maddeye verirken by, maddeyi dışarı atan canlıyı belirtir. Excrete, biyoloji veya tıp dilinde bir maddenin vücuttan uzaklaştırılıp dışarı atılması anlamına gelen resmî bir fiildir. Yalnızca kaynağı bildiren come from ifadesinden daha özeldir çünkü biyolojik bir süreci anlatır.

Alıştırma

Böbreklerin atığı vücuttan uzaklaştırdığını en kesin biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. The waste comes from the kidneys.
  2. The waste is secreted by the kidneys.
  3. The waste is excreted by the kidneys.
Cevabı göster

The waste is excreted by the kidneys.

Unfortunately, only the female of the species produces the antidote.

0:18

Ne yazık ki panzehiri yalnızca o türün dişisi üretiyor.

And to make matters worse, Kalıp ifadeler

0:23

Ve işleri daha da kötüleştiren şey,

Kalıp ifadeler

to make matters worse: yeni bir sorun eklemek

To make matters worse, zaten kötü olan bir durumu daha da kötüleştiren yeni bir bilgiyi sunan kalıplaşmış bir bağlayıcı ifadedir. Buradaki matters, belirli işler ya da meseleler değil, genel durum veya koşullar anlamına gelir. Genellikle eklenen kötü haberden önce, çoğu zaman bir cümlenin ya da cümleciğin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanılır. Baştaki And, yeni sorunu giderek büyüyen bir güçlükler dizisinin sonraki halkası gibi gösterir.

Alıştırma

Ek bir sorunun durumu daha da kötüleştirdiğini anlatan kalıplaşmış geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The hotel had lost our reservation. ____, every room nearby was full.

Cevabı göster

To make matters worse

the male and female occur in equal numbers Kalıp ifadeler

0:25

erkek ve dişi eşit sayılarda bulunur

Kalıp ifadeler

occur in equal numbers: eşit sayılı bir dağılımı anlatmak

Occur in equal numbers, iki kategorinin aynı sayıda bulunması veya aynı sayıda görülmesi demektir. Bu cümlede erkeklerin sayısı dişilerin sayısına eşittir. Burada occur, bir olayın meydana gelmesi değil, bulunmak ya da mevcut olmak anlamındadır. occur in + sıfat + numbers yapısı, dağılımı nesnel biçimde anlatan açıklamalarda yaygındır. Equal iki grup arasında karşılaştırma yapıldığını gösterir; bu nedenle ifade bilimsel ve istatistiksel açıklamalara uygundur.

Alıştırma

İki grubun sayısının aynı olduğunu belirten resmî eşdizimle cümleyi tamamlayın: In this sample, red and blue cells ____.

Cevabı göster

occur in equal numbers

and look identical with no way for you to tell them apart, Notlar

0:28

ve tamamen aynı görünürler, onları ayırt etmenizin hiçbir yolu yoktur,

Dilbilgisi

with no way for you to + fiil: bir şeyi yapmanın yolu olmadığını belirtmek

with no way for you to + fiilin yalın hâli, duruma eşlik eden bir kısıtlama ekler: bu koşullarda eylemi gerçekleştirmenin mümkün bir yolu yoktur. Buradaki with bir durumu tanıtır; “biriyle birlikte” anlamına gelmez. for you, to’dan sonraki eylemi kimin gerçekleştireceğini belirtir. Eylemi kimin yapamadığını göstermek için for us, for them veya başka bir kişiyle değiştirilebilir.

Alıştırma

“with no way for someone to” kalıbıyla cümleyi tamamlayın ve eylemi gerçekleştiremeyen kişiler için us kullanın: The storm cut the phone lines, ____ call for help.

Cevabı göster

with no way for us to

Öbek fiiller

tell them apart: birbirine benzeyenleri ayırt etmek

tell them apart, iki veya daha fazla kişi ya da şey birbirine çok benzediğinde “hangisinin hangisi olduğunu anlamak” veya “onları ayırt etmek” demektir. Burada tell, “birine bir şey söylemek” değil, “ayırt etmek” anlamındadır. Tell apart ayrılabilen bir fiil öbeğidir. Nesne bir zamirse tell ile apart arasına gelmelidir: tell them apart doğrudur, tell apart them değildir. İsim olan bir nesne de tell the twins apart örneğindeki gibi araya gelebilir.

Alıştırma

tell apart kullanarak cümleyi tamamlayın ve them zamirini doğru yere yerleştirin: The twins look so similar that I can't ____.

Cevabı göster

tell them apart

except that the male has a distinctive croak. Dilbilgisi

0:32

ancak erkeğin kendine özgü bir vıraklaması olması dışında.

Dilbilgisi

except that + tam bir yan cümle

Except that, genel olarak doğru olan bir ifadeye tek bir istisna veya sınırlama ekler. Bu cümlede erkeğin kendine özgü vıraklamasını önceki ifadeye getirilen tek istisna olarak gösterir. Ardından kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir: the male öznedir, has ise fiildir. İstisnayı tam bir düşünce olarak söylemek gerektiğinde except that kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede tam bir yan cümleden önce except that doğru kullanılmıştır?

  1. The two phones look identical, except for one has a larger screen.
  2. The two phones look identical, except that one has a larger screen.
  3. The two phones look identical, except that a larger screen.
Cevabı göster

The two phones look identical, except that one has a larger screen.

And it may just be your lucky day. Deyimler

0:36

Ve bugün şanslı gününüz olabilir.

Deyimler

your lucky day: tam şu anda gelen şanslı bir fırsat

Your lucky day, beklenmedik şekilde iyi bir şey yaşadığın veya nadir bir fırsat yakaladığın anı anlatan gündelik bir deyimdir. Genellikle tüm gün boyunca olan her şeyi değil, şu anda yaşanan durumu anlatır. Bu cümlede may just be, şansın kesin değil, olası olduğunu gösterir. Ayrıca söze belki de bu senin fırsatındır anlamında hafif ve dramatik bir hava katar.

Alıştırma

Cümleyi your lucky day deyimiyle tamamlayın: It may be ____; we have one ticket left.

Cevabı göster

your lucky day

To your left, you've spotted a frog on a tree stump. Kelime

0:38

Solunuzda, bir ağaç kütüğünün üzerinde bir kurbağa fark ettiniz.

Kelime

you've spotted: bir hedefi başarıyla fark etmek

You've spotted, you have spotted biçiminin kısaltmasıdır. Burada spot, belirli bir şeyi gözle fark etmek veya çevresindekiler arasından seçip bulmak anlamına gelen bir fiildir. “Küçük iz veya benek” anlamındaki spot ismi değildir. Present perfect, tamamlanmış keşfi şu anki duruma bağlar: Kurbağa artık görüş alanındadır ve bundan sonra olacakları etkileyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın görülmesi zor bir hayvanı başarıyla fark ettiğini en iyi anlatır?

  1. I finally spotted the tiny lizard among the rocks.
  2. I finally looked at the tiny lizard among the rocks.
  3. I finally watched the tiny lizard among the rocks.
Cevabı göster

I finally spotted the tiny lizard among the rocks.

But before you start running to it,

0:41

Ancak ona doğru koşmaya başlamadan önce,

you're startled by the croak of a male frog Kalıp ifadeler

0:43

ters yöndeki bir açıklıktan gelen

Kalıp ifadeler

you're startled by: beklenmedik bir nedene aniden tepki vermek

You're startled by, you are startled by biçiminin kısaltmasıdır. be startled by + neden yapısı, beklenmedik bir şeyin ani bir tepkiye yol açtığını anlatır; by ile başlayan bölüm bu tepkiye neden olan sesi, hareketi veya olayı belirtir. Startled kısa süreli bir şok veya korkuyu anlatır; korkunun devam etmesi gerekmez. Zararsız bir ses bile aniden duyulursa birini irkiltebilir.

Alıştırma

Cümleyi be startled by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the balloon burst beside me, I ____ the sudden bang.

Cevabı göster

was startled by

coming from a clearing in the opposite direction. Dilbilgisi

0:46

erkek bir kurbağanın vıraklamasıyla irkiliyorsunuz.

Dilbilgisi

coming from: kaynağı gösteren -ing öbeği

Burada coming from a clearing in the opposite direction, croak sözcüğünün merkez olduğu isim öbeğinden sonra gelen bir -ing öbeğidir. Vıraklama sesinin nereden geldiğini belirtir; you sözcüğünü nitelemez ve yeni bir ana eylem başlatmaz. Bu öbek, the croak ... that is coming from a clearing ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Dinlerken veya okurken bu tür -ing öbeklerini önceki isimle ilişkilendir ve mantıksal olarak neyi nitelediğine bak.

Alıştırma

Hangi cümlede coming from bir sesin kaynağını belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. We could hear music coming from the apartment upstairs.
  2. We could hear coming from the apartment upstairs music.
  3. We could hear music it coming from the apartment upstairs.
Cevabı göster

We could hear music coming from the apartment upstairs.

There you see two frogs,

0:49

Orada iki kurbağa görüyorsunuz,

but you can't tell which one made the sound. Dilbilgisi

0:51

ama sesi hangisinin çıkardığını anlayamıyorsunuz.

Dilbilgisi

can't tell which one made the sound: dolaylı soruda sözcük dizilişi

Can't tell, “belirleyememek veya ayırt edememek” anlamına gelir. tell'den sonra gelen which one made the sound dolaylı soru cümleciği, belirlenemeyen bilginin ne olduğunu gösterir. Dolaylı sorular, doğrudan sorulardaki devrik yapı yerine bildirme cümlesi dizilişini kullanır. Burada which one, made fiilinin öznesidir; bu yüzden hemen ardından fiil gelir: which one made .... Aynı yapı başka soru sözcükleriyle de kullanılabilir: I can't tell where it is.

Alıştırma

Hangi cümlede can't tell ifadesinden sonra normal dolaylı soru dizilişi kullanılmıştır?

  1. I can't tell where the missing key belongs.
  2. I can't tell where does the missing key belong.
Cevabı göster

I can't tell where the missing key belongs.

You feel yourself starting to lose consciousness Kalıp ifadeler

0:54

Bilincinizi kaybetmeye başladığınızı hissediyorsunuz

Kalıp ifadeler

to lose consciousness: bilincini kaybetmek

To lose consciousness, bilincini kaybedip artık kendinin veya çevrenin farkında olmamak demektir. starting to lose consciousness ifadesindeki starting to, sürecin başladığını ancak henüz tamamlanmadığını gösterir. Burada consciousness, uyanık olma ve farkındalık anlamındadır; doğru ile yanlışı ayırt etmeye ilişkin vicdan anlamındaki conscience değildir. Bilinç kaybı istem dışıdır ve yaralanma, hastalık ya da zehirlenmeden kaynaklanabilir; bu yüzden ifade go to sleep sözünden daha kesindir.

Alıştırma

Cümleyi “bilincini kaybetmek” anlamındaki kesin ifadeyle tamamlayın: After breathing in the smoke, Maya began to ____.

Cevabı göster

lose consciousness

and realize you only have time to go in one direction before you collapse. Kalıp ifadeler

0:57

ve yere yığılmadan önce sadece bir yöne gidecek zamanınız olduğunu fark ediyorsunuz.

Kalıp ifadeler

only have time to go: yalnızca bir eyleme yetecek zaman

Only have time to + fiilin yalın hâli, mevcut sürenin bu eylem için yeterli, ancak diğer olası eylemlerin hepsi için yetersiz olduğunu belirtir. Bu cümlede only, have time ifadesini sınırlar: bir yöne gitmek için zaman vardır, ancak birden fazla yönü denemek için yoktur. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + only have/has/had time to + fiilin yalın hâli biçimindedir. to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: We only have time to choose one.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca bir eyleme yetecek zaman var” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Before the bus leaves, we ____ grab one snack.

Cevabı göster

only have time to

What are your chances of survival Kalıp ifadeler

1:02

Açıklığa doğru gidip oradaki her iki kurbağayı da yalarsanız

if you head for the clearing and lick both of the frogs there? Öbek fiiller

1:04

hayatta kalma şansınız nedir?

Kalıp ifadeler

What are your chances of survival? — Olasılığı sormak

What are your chances of survival? cümlesinde chances, olasılık veya ihtimal anlamına gelir. Soru, hayatta kalmanın ne kadar olası olduğunu sorar; kaç ayrı deneme hakkın olduğunu sormaz. What are someone's chances of + isim veya -ing biçimi? kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir. Başarı, kazanma veya iyileşme gibi sonuçların olasılığını sorar. Cevap sayı olarak verilebileceği gibi good, slim veya almost zero gibi genel ifadelerle de verilebilir.

Alıştırma

Soruyu chances of + hayatta kalmayı ifade eden isimle tamamlayın: What are the hikers' ____ in this storm?

Cevabı göster

chances of survival

Öbek fiiller

head for: bir hedefe doğru ilerlemek

head for the clearing ifadesinde head, gitmek veya hareket etmek anlamında bir fiildir ve for hedefi belirtir. İfade açıklığa doğru hareket etmeyi anlatır; head burada vücuttaki baş anlamına gelmez. go to ile karşılaştırıldığında head for, varışın gerçekleştiğini söylemeden yönü veya bir hedefe doğru yola çıkmayı daha fazla vurgular. Bu nedenle seyahat, kaçış ve hareket anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

head sözcüğünü fiil olarak kullanan iki sözcüklü ifadeyle yönergeyi tamamlayın: If you hear the alarm, ____ the nearest exit.

Cevabı göster

head for

What about if you go to the tree stump? Ton ve niyet

1:08

Peki ya ağaç kütüğüne giderseniz?

Ton ve niyet

Başka bir seçenek eklemek için What about if ...?

What about if + yan cümle? yapısında What about konuşmayı önceki konudan devam ettirir, if ise başka bir olası durumu sunar. Bu cümle “Peki, ağaç kütüğüne gitme seçeneğine ne dersin?” anlamındadır; bir şeyin ne hakkında olduğunu sormaz. Bir fikir zaten konuşuluyorsa ve karşınızdaki kişinin başka bir koşulu ya da planı karşılaştırmasını istiyorsanız bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki başka bir seçenek ekleyen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We could meet online. ____ we meet at the library instead?

Cevabı göster

What about if

Which way should you go?

1:10

Hangi yoldan gitmelisiniz?

If you chose to go to the clearing, Dilbilgisi

1:17

Eğer açıklığa gitmeyi seçtiyseniz,

you're right.

1:19

haklısınız.

Dilbilgisi

Önceki bir seçimi değerlendirmek için If you chose ..., you're right

Burada If you chose ... belirli bir seçimi yapan dinleyicileri belirtir; you're right ise sonucu bildirir. Bu, bir test, bilmece veya sınıf içi seçimden sonra sık kullanılan bir geri bildirim biçimidir. Chose geçmiş zamandadır çünkü seçim daha önce yapılmıştır; değerlendirme ise şu anda geçerli olduğu için you're right kullanılır. Chose tek başına bu cümleyi varsayımsal veya gerçek dışı bir ikinci koşul cümlesi yapmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, önceden yapılmış bir seçimi if yan cümlesiyle belirtip şimdiki zamanda bir değerlendirme veriyor?

  1. If you had chosen the second answer, you would have been right.
  2. If you choose the second answer, you'll be right.
  3. If you chose the second answer, you're right.
Cevabı göster

If you chose the second answer, you're right.

But the hard part is correctly calculating your odds. Kelime

1:20

Ancak zor olan kısım ihtimallerinizi doğru bir şekilde hesaplamaktır.

Kelime

şansını doğru hesaplamak

Burada odds, başarı veya başarısızlık olasılığı anlamına gelir. Calculating your odds, her sonucun ne kadar olası olduğunu hesaplamak demektir; correctly ise hesaplamanın kendisinin doğru olması gerektiğini vurgular. Odds bu ifadede çoğul bir isimdir. Tek sayılar veya “tuhaf şeyler” anlamına gelmez. Günlük risk ve karar verme bağlamlarında odds genellikle şans ya da olasılık anlamındadır; bazı teknik matematik bağlamlarında ise olumlu sonuçlarla olumsuz sonuçları daha özel bir biçimde karşılaştırır.

Alıştırma

“Before entering the race, Lena calculated her odds of winning,” cümlesinde calculated her odds ne anlama gelir?

  1. Bazı tuhaf nesneleri tarif etti.
  2. Tek sayıları saydı.
  3. Kazanmasının ne kadar olası olduğunu hesapladı.
Cevabı göster

Kazanmasının ne kadar olası olduğunu hesapladı.

There are two common incorrect ways of solving this problem. Anlatım akışı

1:23

Bu sorunu çözmenin iki yaygın yanlış yolu vardır.

Anlatım akışı

two common incorrect ways of solving: sırada ne olduğunu bildirmek

Bu ifade, ardından gelecek yaklaşımların hem sayısını hem de türünü belirtir: iki tanedir, yaygındırlar ve yanlıştırlar. Bir açıklamada yol haritası görevi görür. Konuşmacının iki hatalı yaklaşımı sunup incelemek üzere olduğunu bildirir; dolayısıyla hemen ardından gösterilen yanlış bir cevap, konuşmacının nihai görüşü değil, düzeltilecek bir örnek olabilir. Ways of solving this problem, bir cevaba ulaşmak için kullanılan yöntemler veya yaklaşımlar demektir. -ing yapısındaki solving this problem, bu yolların ne için olduğunu açıklar; ways fiziksel yolları anlatmaz.

Alıştırma

“There are two common incorrect ways of solving this problem.” cümlesi bir açıklamada neyi bildirir?

  1. Konuşmacı seyahat edilecek iki yol buldu.
  2. Problemin tam olarak iki doğru cevabı var.
  3. Konuşmacı sırada yaygın iki yanlış yaklaşımı inceleyecek.
Cevabı göster

Konuşmacı sırada yaygın iki yanlış yaklaşımı inceleyecek.

Wrong answer number one.

1:28

Bir numaralı yanlış cevap.

Assuming there's a roughly equal number of males and females, Dilbilgisi

1:30

Erkek ve dişilerin sayısının yaklaşık olarak eşit olduğunu varsayarsak,

Dilbilgisi

Assuming ...: akıl yürütme için koşul belirleme

Cümle başında Assuming + yan cümle, devamındaki akıl yürütmenin geçici olarak doğru kabul ettiği bir koşul belirler. Burada “erkek ve dişi sayılarının yaklaşık olarak eşit olduğunu varsayarsak” anlamına gelir. Bu, kısaltılmış bir koşul yapısıdır; şu anda sürmekte olan bir eylem değildir. Virgül varsayım bölümünün bittiğini gösterir; ardından gelen ana cümle bu varsayıma bağlı sonucu verir. Varsayım değişirse sonuç da değişebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, sonuç için bir koşul belirlemek üzere Assuming ... kullanıyor?

  1. The roads were clear when we arrived at six.
  2. We arrived by six and then checked the roads.
  3. Assuming the roads are clear, we should arrive by six.
Cevabı göster

Assuming the roads are clear, we should arrive by six.

the probability of any one frog being either sex is one in two, Dilbilgisi

1:33

herhangi bir kurbağanın her iki cinsiyetten olma olasılığı ikide birdir,

Dilbilgisi

any one frog being either sex: probability of sonrasındaki olay

the probability of X being Y yapısında of'tan sonraki her şey, olasılığı ölçülen olayı adlandırır. Burada X any one frog, Y ise either sex ifadesidir; -ing yan cümlesinin tamamı of'tan sonra isim benzeri bir birim olarak görev yapar. Any one frog, tek tek ele alınan herhangi bir kurbağa anlamına gelir. Either sex ise bu basitleştirilmiş olasılık modelindeki iki kategoriden biri demektir; ikisi birden demek değildir.

Alıştırma

Hangi ifade bir olayı adlandırmak için chance of + isim + -ing yapısını doğru kullanıyor?

  1. the chance for a card be red
  2. the chance of a card being red
  3. the chance of a card is red
Cevabı göster

the chance of a card being red

which is 0.5 or 50%.

1:38

bu da 0,5 veya %50'dir.

And since all frogs are independent of each other, Kelime

1:41

Ve tüm kurbağalar birbirinden bağımsız olduğu için,

Kelime

are independent of each other: olasılıkta birbirinden bağımsızlık

Olasılık bağlamında are independent of each other, bir kurbağayla ilgili sonucu öğrenmenin başka bir kurbağanın sonucuna ilişkin olasılığı değiştirmediği anlamına gelir. Burada independent, kurbağalarla ilişkili rastgele sonuçları anlatır; kurbağaların kendi başlarına yaşaması veya hareket etmesi anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı A and B are independent of each other şeklindedir.

Alıştırma

Hangi durum iki olayın independent of each other olduğunu en iyi gösterir?

  1. Adil bir para atışının sonucu bir sonraki atışı etkilemez.
  2. Bir olay gerçekleştikten sonra diğerinin gerçekleşme olasılığı azalır.
  3. Olaylar aynı anda gerçekleşemez.
Cevabı göster

Adil bir para atışının sonucu bir sonraki atışı etkilemez.

the chance of any one of them being female

1:44

herhangi birinin dişi olma şansı

should still be 50% each time you choose.

1:46

her seçtiğinizde yine %50 olmalıdır.

This logic actually is correct for the tree stump, Dilbilgisi

1:49

Bu mantık ağaç kütüğü için aslında doğrudur,

but not for the clearing.

1:52

ama açıklık için geçerli değildir.

Dilbilgisi

correct for A, but not for B: bir iddianın geçerli olduğu alanı sınırlamak

correct for A, but not for B kalıbı, bir iddia veya yöntemin A durumunda işe yaradığını ancak B durumunda geçerli olmadığını anlatır. Burada for, sınanan durumu belirtir; birinin yararı için anlamına gelmez. İkinci bölümde tekrarlanan is correct sözcükleri düşürülür: but not for B, but it is not correct for B anlamına gelir. Bu paralel yapı karşılaştırmayı kısa tutar ve tek bir duruma ait kuralın fazla geniş uygulanmasını önlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi correct for A, but not for B kalıbıyla tamamlayın: This rule is ____ positive numbers, ____ negative numbers.

Cevabı göster

correct for · but not for

Wrong answer two.

1:54

Yanlış cevap iki.

First, you saw two frogs in the clearing.

1:55

İlk olarak, açıklıkta iki kurbağa gördünüz.

Now, you've learned that at least one of them is male. Kalıp ifadeler

1:58

Şimdi, bunlardan en az birinin erkek olduğunu öğrendiniz.

Kalıp ifadeler

at least one of them is: kesin bir sayı değil, alt sınır

At least one of them is male bir alt sınır belirtir: üyelerden bir veya daha fazlasının erkek olduğu kesindir, ancak cümle toplamda kaçının erkek olduğunu söylemez. İki üyeli bir grupta tam olarak biri de, ikisi birden de erkek olabilir.\none of them is ifadesinde dilbilgisel merkez tekil one sözcüğüdür; bu nedenle fiil is olur. Çoğul them zamiri fiilin biçimini belirlemez.

Alıştırma

“At least one of the two boxes is empty” cümlesini hangi seçenek doğru açıklar?

  1. Tam olarak bir kutu boş olmak zorundadır.
  2. Kutulardan biri veya ikisi birden boş olabilir.
  3. İki kutudan hiçbiri boş olamaz.
Cevabı göster

Kutulardan biri veya ikisi birden boş olabilir.

But what are the chances that both are? Dilbilgisi

2:00

Peki her ikisinin de erkek olma ihtimali nedir?

Dilbilgisi

that both are?: düşürülen tümleci bağlamdan bulmak

that both are? ifadesinde male sözcüğü, hemen önce at least one of them is male içinde geçtiği için düşürülür. Tam anlam that both are male şeklindedir; both iki üyeyi belirtir ve are çoğul özne both ile uyumludur.\nİngilizcede eksik bilgi yakın bağlamdan açıkça anlaşılabiliyorsa be sonrasındaki tümleç sık sık düşürülür. be bu şekilde sonda kaldığında, önceki be kullanımını tamamlayan sıfatı, adı veya ifadeyi geriye dönüp bulun.

Alıştırma

Şunu okuyun: “I know one door is locked, but I don't know whether both are.” both are sonrasında hangi sözcük anlaşılmaktadır?

  1. open
  2. locked
  3. doors
Cevabı göster

locked

If the probability of each individual frog being male is 0.5, Dilbilgisi

2:03

Eğer her bir kurbağanın erkek olma olasılığı 0,5 ise,

then multiplying the two together will give you 0.25, Kalıp ifadeler

2:07

ikisini çarptığınızda 0,25 elde edersiniz,

Dilbilgisi

Mantıksal koşul ve sonuç için If ... then ...

If bir koşulu veya varsayımı, then ise bu koşuldan çıkan sonucu belirtir. Bu cümlede 0,5 olasılığı, hesaplanan 0,25 sonucuna ulaşmak için kullanılan koşuldur. Buradaki then, zaman bakımından “daha sonra” değil, “bu durumda” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen If P, then Q kalıbı, koşul ile mantıksal sonuç arasındaki bağı açıkça gösterir.

Alıştırma

Açık koşul-sonuç kalıbını tamamlayın: ____ a number is divisible by four, ____ it is even.

Cevabı göster

If · then

Kalıp ifadeler

“Sonuç üretmek” anlamındaki will give you

Bir hesaplama açıklamasında will give you, “üretecek” veya “sonucunu verecek” anlamına gelir. multiplying the two together işlemi özne, 0,25 ise sonuçtur. you zamiri belirli bir kişiyi değil, hesaplamayı izleyen herhangi birini ifade eder. Give, dinleyiciye fiziksel bir nesne uzatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Adding eight and seven will give you fifteen.” cümlesinde will give you ne anlama gelir?

  1. Dinleyici farklı bir sayı seçmek zorunda.
  2. Hesaplama bu sonucu üretecek.
  3. Biri size fiziksel bir nesne verecek.
Cevabı göster

Hesaplama bu sonucu üretecek.

which is one in four or 25%. Kelime

2:11

ki bu da dörtte bir ya da %25'tir.

Kelime

one in four or 25%: oran ile yüzdeyi eşleştirme

One in four, her dört durumdan biri demektir; dolayısıyla oran 1/4, yani %25'tir. number in total kalıbı olasılık ve istatistik anlatımında yaygındır: two in five, %40'a eşittir. Buradaki or, farklı bir olasılık sunmaz; aynı değeri eşdeğer başka bir biçimde yeniden ifade eder. One in four ve 25% aynı olasılığı iki farklı biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi %25'e eşit one-in-N ifadesiyle tamamlayın: The probability is ____.

Cevabı göster

one in four

So, you have a 75% chance of getting at least one female Kalıp ifadeler

2:14

Bu yüzden, en az bir dişi bulma

and receiving the antidote.

2:19

ve panzehiri alma şansınız %75'tir.

Kalıp ifadeler

a 75% chance of getting at least one: chance of + -ing yapısı

have a 75% chance of getting... yapısında chance, bir sonucun gerçekleşme olasılığını belirtir. of edatından sonra bir isim veya -ing biçimi gelebilir; bu nedenle get, getting olur, to getting olmaz. at least one bir alt sınır belirler: sonuç tam olarak bir tane veya birden fazla olabilir. Yüzde, olasılığın düzeyini belirtirken of getting at least one hangi sonucun ölçüldüğünü açıklar.

Alıştırma

get fiilinin doğru biçimini kullanın: You have a 75% chance of ____ at least one question right.

Cevabı göster

getting

So, here's the right answer. Anlatım akışı

2:21

İşte doğru cevap.

Anlatım akışı

here's the right answer: doğru sonuca geçiş

Here's, here is ifadesinin kısaltılmış hâlidir. here's the right answer ifadesinde dinleyicinin dikkatini konuşmacının birazdan vereceği cevaba yöneltir; here sözcüğü fiziksel bir yeri belirtmek zorunda değildir. Bir açıklamada bu ifade, hazırlık bölümünden veya daha önce ele alınan olasılıklardan konuşmacının doğru olarak sunduğu sonuca geçildiğini göstererek anlatımı düzenler.

Alıştırma

Bir açıklamada Here's the right answer esas olarak neyin işaretidir?

  1. Konuşmacı cevabı erteliyor.
  2. Konuşmacı doğru sonuca geçiyor.
  3. Cevap fiziksel olarak konuşmacının yakınında bulunuyor.
Cevabı göster

Konuşmacı doğru sonuca geçiyor.

Going for the clearing gives you a two in three chance of survival Kelime

2:23

Açıklığa yönelmek size üçte iki hayatta kalma şansı

or about 67%.

2:27

ya da yaklaşık %67 şans verir.

Kelime

a two in three chance of survival: üçte iki hayatta kalma olasılığını ifade etmek

A two in three chance of survival, karşılaştırılabilir her üç durumun ikisinde hayatta kalmanın beklendiği anlamına gelir. Two in three, 2/3'e, yani yaklaşık %67'ye eşittir. Yeniden kullanılabilen kalıp a + sayı-in-sayı + chance of + isim veya -ing biçimidir. Düzenlenmiş yazılarda oran chance sözcüğünden önce geldiğinde genellikle kısa çizgi kullanılır: a two-in-three chance. Altyazılarda bu çizgiler sık sık atlanır.

Alıştırma

Yaklaşık %67 hayatta kalma olasılığını belirtmek için kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The route gives hikers a one-in-three chance of survival.
  2. The route gives hikers a two-in-five chance of survival.
  3. The route gives hikers a two-in-three chance of survival.
Cevabı göster

The route gives hikers a two-in-three chance of survival.

If you're wondering how this could possibly be right, Anlatım akışı

2:29

Bunun nasıl doğru olabileceğini merak ediyorsanız,

Anlatım akışı

If you're wondering how this could possibly be right: dinleyicinin sorusunu önceden dile getirmek

If you're wondering ... dinleyiciyi yönlendiren bir giriş ifadesidir. Konuşmacı, dinleyicilerin muhtemelen aklındaki soruyu dile getirir ve ardından gelen ana cümleyle bu soruyu yanıtlar. Böylece açıklama, şaşırtıcı bir iddiadan onun nedenine akıcı biçimde geçer. how this could possibly be right ifadesinde possibly, inanmama duygusunu güçlendirir. Anlamı, olasılığı tarafsızca sormaktan çok ‘Bu gerçekten nasıl doğru olabilir?’ sorusuna yakındır.

Alıştırma

Bu giriş ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Dinleyicilere soru sormamalarını söylemek
  2. Konuşmacının yanıtı bilmediğini kabul etmek
  3. Dinleyicilerin şüphesini önceden dile getirip açıklamaya geçmek
Cevabı göster

Dinleyicilerin şüphesini önceden dile getirip açıklamaya geçmek

it's because of something called conditional probability. Kelime

2:32

bunun nedeni koşullu olasılık adı verilen bir şeydir.

Kelime

conditional probability: bir koşul verildiğinde olasılık

Conditional probability, yani koşullu olasılık, belirli bir bilgi veya koşul zaten biliniyorken bir olayın gerçekleşme olasılığıdır. Bu koşul bazı olası sonuçları eleyebilir veya hesaba katılması gereken sonuç kümesini değiştirebilir. Burada conditional, belirtilen bir koşula bağlı anlamına gelir. Bir şeyi yalnızca belirli şartlarla kabul etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum conditional probability, yani koşullu olasılık sorar?

  1. Atış hakkında hiçbir bilgi bilinmeden önce zarın altı gelme olasılığı.
  2. Çekilen kartın kırmızı olduğu biliniyorken kupa çekme olasılığı.
  3. Standart bir destedeki kart sayısı.
Cevabı göster

Çekilen kartın kırmızı olduğu biliniyorken kupa çekme olasılığı.

Let's see how it unfolds. Deyimler

2:35

Nasıl geliştiğini görelim.

Deyimler

Let's see how it unfolds: aşamalı gelişimi izlemek

Let's see how it unfolds, “durumun, sürecin ya da açıklamanın adım adım nasıl geliştiğine bakalım” demektir. Buradaki unfolds mecazidir; fiziksel olarak katlanmış bir şey açılmıyor. Cümle, bütün sonucu bir anda vermek yerine dinleyiciyi sonraki aşamaları izlemeye davet eder. Ayrıntıları yavaş yavaş ortaya çıkan bir hikâyeyi, süreci veya akıl yürütmeyi başlatabilir.

Alıştırma

Bir süreç tartışılırken “Let's see how it unfolds” ne anlama gelir?

  1. Durumun veya açıklamanın yavaş yavaş gelişmesini izlemeye davet eder.
  2. Katlanmış bir nesneyi açmamızı söyler.
  3. Süreci atlayıp yalnızca nihai sonucu söylememizi ister.
Cevabı göster

Durumun veya açıklamanın yavaş yavaş gelişmesini izlemeye davet eder.

When we first see the two frogs,

2:37

İki kurbağayı ilk gördüğümüzde,

there are several possible combinations of male and female.

2:39

birkaç olası erkek ve dişi kombinasyonu vardır.

If we write out the full list, Öbek fiiller

2:42

Listenin tamamını yazarsak,

Öbek fiiller

write out: içeriğin tamamını yazılı hâle getirmek

write out ifadesindeki out, içeriğin tamamını yazılı hâle getirme anlamı katar. Write out the full list, yalnızca kısa bir not almak değil, her maddeyi sayfaya ya da ekrana yazmak demektir. Aynı yapı tam adlar, hesaplama adımları, cümleler veya normalde kısaltılabilecek sözcükler için de doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

“Her adımı eksiksiz biçimde yazmak” anlamındaki öbek fiille talimatı tamamlayın: Please ____ every step of your calculation.

Cevabı göster

write out

we have what mathematicians call the sample space. Kelime

2:44

matematikçilerin örneklem uzayı dediği şeyi elde ederiz.

Kelime

what mathematicians call the sample space: what ... call ile teknik bir ad tanıtmak

what mathematicians call the sample space ifadesinde what, isim gibi işleyen ve “matematikçilerin sample space dediği şey” anlamına gelen bir yan cümle başlatır. Yan cümlenin tamamı have fiilinin nesnesidir. Bu doğrudan bir soru değildir; bu yüzden do mathematicians call değil, düz cümle sırası olan mathematicians call kullanılır. what + grup veya kişi + call + ad kalıbı, o grubun kullandığı adı tanıtır. Burada sample space, tüm olası sonuçların kümesini belirten bir olasılık terimidir; fiziksel bir alan değildir.

Alıştırma

“Bilim insanlarının adaptation dediği şey” anlamını aynı adlandırma yapısıyla doğru veren cümle hangisidir?

  1. We observed what scientists call adaptation.
  2. We asked what scientists call adaptation.
  3. What do scientists call adaptation?
Cevabı göster

We observed what scientists call adaptation.

And as we can see, out of the four possible combinations, Kalıp ifadeler

2:48

Ve gördüğümüz gibi, dört olası kombinasyondan

Kalıp ifadeler

out of the four possible combinations: sayımın toplamını belirtmek

Burada out of the four possible combinations, sayılan toplam grubu, yani dört olası kombinasyonun tamamını belirtir. Cümlenin devamı daha sonra bu dört kombinasyondan kaçının bir koşulu karşıladığını söyleyebilir. Sayım ve istatistiklerde number out of total yapısı, three out of four örneğindeki gibi “toplamın içindeki bu sayı” anlamına gelir. Burada out of, bir toplamın içinde yer almayı anlatır; içeriden dışarı hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

İstatistik cümlesini örnekteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Three ____ four teams completed the challenge.

Cevabı göster

out of

only one has two males.

2:51

sadece birinde iki erkek vardır.

So, why was the answer of 75% wrong?

2:54

Peki, %75 cevabı neden yanlıştı?

Because the croak gives us additional information. Kalıp ifadeler

2:57

Çünkü vıraklama bize ek bilgi veriyor.

Kalıp ifadeler

gives us additional information: give + person + information kalıbı

Burada gives, “fiziksel bir nesneyi uzatmak” değil, “sağlamak” anlamındadır. Kurbağanın vıraklaması, daha fazlasını bilmemizi sağlayan bir kanıt görevi görür. give + person + information kalıbında bilgiyi alan kişi information sözcüğünden önce gelir: gives us additional information. Bu kalıp, bir ipucunun, sonucun veya veri parçasının varabileceğimiz sonucu nasıl değiştirdiğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bize daha fazla bilgi sağlar” anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The new clue ____, so we should reconsider our answer.

Cevabı göster

gives us additional information

As soon as we know that one of the frogs is male, Dilbilgisi

3:00

Kurbağalardan birinin erkek olduğunu anladığımız anda,

Dilbilgisi

As soon as we know: hemen sonuç doğuran bir tetikleyici

As soon as, “olur olmaz” veya “olduğu anda” anlamına gelir. As soon as we know... ifadesinde bilginin öğrenildiği an, sonraki sonuç ya da eylem için tetikleyici olur. Bu bir zaman bağlayıcısıdır; karşılaştırma kalıbı olan as ... as değildir. Tetikleyici ile ardından gelen şey arasında bekleme olmadığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “olur olmaz” anlamındaki üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ the library opens, we'll go inside.

Cevabı göster

As soon as

that tells us there can't be a pair of females, Dilbilgisi

3:03

bu bize bir dişi çiftinin olamayacağını söyler,

Dilbilgisi

can't be a pair of females: mantıksal imkânsızlık

Burada can't be, kanıta dayalı mantıksal bir sonuç bildirir: iki dişiden oluşan bir çift mümkün değildir. Kanıt, kurbağalardan en az birinin erkek olduğunu gösterdiği için burada birinin becerisinden söz edilmez. there can't be + isim öbeği kalıbında konuşan kişi, bir insanın, şeyin ya da düzenlemenin var olma olasılığını eler. Kanıt güçlü bir olumsuz sonucu desteklediğinde can't be kullanılır.

Alıştırma

Güçlü mantıksal sonuç için can't be kullanarak cümleyi tamamlayın: The key does not fit, so this ____ the right key.

Cevabı göster

can't be

which means we can eliminate that possibility from the sample space, Kalıp ifadeler

3:06

yani bu olasılığı örneklem uzayından çıkarabiliriz,

Kalıp ifadeler

eliminate a possibility from the sample space: örnek uzaydan bir olasılığı elemek

eliminate A from B kalıbı, A'yı bir küme ya da değerlendirme alanı olan B'den çıkarmak anlamına gelir. Burada A, that possibility; B ise the sample space olduğundan bu olasılık artık mümkün bir sonuç olarak değerlendirilmez. Olasılıkta sample space, tüm mümkün sonuçların oluşturduğu örnek uzaydır. Buradaki eliminate analitik anlamda kullanılır; bir şeyi fiziksel olarak yok etmek demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtın bir olasılığı listeden çıkarmamızı sağladığı anlamına gelir?

  1. The new evidence lets us eliminate the list from that possibility.
  2. The new evidence lets us eliminate that possibility from the list.
  3. The new evidence lets us add that possibility to the list.
Cevabı göster

The new evidence lets us eliminate that possibility from the list.

leaving us with three possible combinations. Dilbilgisi

3:09

geriye bize üç olası kombinasyon kalır.

Dilbilgisi

leaving us with ...: sonucu gösteren bir -ing yan cümlesi

Leaving us with ... sonucu bildiren bir -ing yan cümlesidir. Önceki bir eyleme ya da olguya bağlanır ve bunun sonucunda neyin kaldığını söyler. Bu cümlede diğer olasılıklar elendiği için geriye üç olası kombinasyon kalır. leave someone with something yapısındaki leave, birinin ilgilenmesi veya düşünmesi gereken bir şeyin elinde kalmasına neden olmak demektir; gitmek anlamına gelmez. Yaygın kalıp şöyledir: tam yan cümle + virgül + leaving + kişi + with + kalan sonuç.

Alıştırma

Cümleyi leave someone with something yapısının sonuç bildiren -ing biçimiyle tamamlayın: We crossed off four wrong answers, ____ one possible answer.

Cevabı göster

leaving us with

Of them, one still has two males,

3:13

Bunlardan birinde hala iki erkek var,

giving us our two in three or 67% chance of getting a female. Dilbilgisi

3:15

bu da bize bir dişi bulma şansımızın üçte iki veya %67 olduğunu gösteriyor.

Dilbilgisi

giving us ... chance: olasılık sonucunu gösteren bir -ing yan cümlesi

Giving us ... sonuç bildiren bir -ing yan cümlesidir. Önceki bir olguyu ya da hesabı, onun ürettiği sonuca bağlar. Burada hesaplama, üçte iki yani yaklaşık %67'lik bir olasılık verir. Give burada birine hediye vermek değil, sonuç olarak üretmek ya da sağlamak demektir. Two in three, karşılaştırılabilir her üç durumdan ikisinin olumlu olduğu anlamına gelir; yüzde olarak yaklaşık %67'dir.

Alıştırma

Hangi cümle giving us yapısını bir hesaplamanın sonucunu göstermek için kullanıyor?

  1. The host is giving us two free tickets at the door.
  2. Three outcomes are equally likely, and two are favorable, giving us a two-in-three chance of success.
  3. We discussed the probability before calculating the possible outcomes.
Cevabı göster

Three outcomes are equally likely, and two are favorable, giving us a two-in-three chance of success.

This is how conditional probability works.

3:21

Koşullu olasılık işte böyle işler.

You start off with a large sample space that includes every possibility, Öbek fiiller

3:24

Her olasılığı içeren geniş bir örneklem uzayı ile başlarsınız,

Öbek fiiller

start off with: ilk adımı veya öğeyi tanıtmak

Bu cümlede start off with, “bir şeye sahip olarak veya onu ele alarak başlamak” anlamına gelir. Sürecin ilk aşamasında neyin bulunduğunu belirtir: geniş bir örnek uzay. off sözcüğü start off öbek fiilinin bir parçasıdır; burada “uzaklaşmak” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp start off with + isim biçimindedir ve bir sıradaki ilk malzemeyi, fikri veya eylemi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir dersin ilk bölümünü tanıtmak için start off with ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. We'll start off with a quick review.
  2. We'll start off a quick review.
  3. We'll start with off a quick review.
Cevabı göster

We'll start off with a quick review.

but every additional piece of information allows you to eliminate possibilities, Dilbilgisi

3:28

ancak her ek bilgi parçası olasılıkları eleminize olanak tanır,

Dilbilgisi

allows you to eliminate possibilities: allow + kişi + to + fiil

Yapı allow + kişi + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Burada allows you to eliminate possibilities, her yeni bilginin olasılıkları elemeyi mümkün kıldığı anlamına gelir. Allow yalnızca izin vermeyi anlatmaz. Özne bilgi, kanıt, araç veya özellik olduğunda çoğu zaman “birinin bir şey yapmasını mümkün kılmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için allow + us + to yapısının doğru biçimini kullanın: This map ____ find the shortest route.

Cevabı göster

allows us to

shrinking the sample space Dilbilgisi

3:33

örneklem uzayını daraltır

and increasing the probability of getting a particular combination.

3:35

ve belirli bir kombinasyonu elde etme olasılığını artırır.

Dilbilgisi

Paralel sonuçlar için shrinking ... and increasing ...

“shrinking ...” ve “increasing ...”, and ile bağlanan paralel iki -ing öbeğidir. Bu cümlede, olasılıkları elemenin birbiriyle bağlantılı iki sonucunu belirtir: örnek uzayı küçülür ve belirli bir kombinasyonun gerçekleşme olasılığı artar. İki öbek aynı dil bilgisel görevi üstlenir ve önceki ifadeyle aynı mantıksal ilişkiyi paylaşır; bu nedenle iki ayrı ana cümle değildir. Bu yapı, fiil biçimlerini paralel tutarak iki sonucu kısa ve toplu biçimde eklemenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, sonuçları anlatmak için paralel iki -ing öbeğini doğal biçimde kullanır?

  1. The update reduces errors, improve accuracy and saving time.
  2. The update reduces errors, improving accuracy and saving time.
  3. The update reduces errors, improving accuracy and saves time.
Cevabı göster

The update reduces errors, improving accuracy and saving time.

The point is that information affects probability. Anlatım akışı

3:39

Asıl nokta, bilginin olasılığı etkilemesidir.

Anlatım akışı

Ana sonucu belirtmek için The point is that ...

The point is that ... dinleyiciye, that sonrasındaki cümlenin önceki ayrıntılardan çıkarılması gereken ana sonuç olduğunu bildirir. Burada point, “ana fikir” veya “temel mesaj” anlamındadır; böylece cümle, dikkati bilginin olasılığı etkilediği sonucuna geri çeker. Bu kalıp bilgiyi de düzenler: önce örnekler, hesaplamalar veya arka plan verilir; ardından bu ayrıntıların ne gösterdiğini söylemek için The point is that + cümle kullanılır.

Alıştırma

Ana sonucu tanıtan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ small changes can have large effects.

Cevabı göster

The point is that

And conditional probability isn't just the stuff Deyimler

3:43

Ve koşullu olasılık sadece soyut matematik oyunlarından

of abstract mathematical games.

3:45

ibaret bir şey değildir.

Deyimler

isn't just the stuff of ...: yalnızca bir alana özgü tipik içerik değildir

Burada the stuff of X, X'e özgü tipik fikirleri, olayları veya içeriği ifade eder. Stuff burada soyut ve sayılamayan bir addır; ayrı fiziksel nesneler veya bir madde anlamına gelmez. isn't just the stuff of X kalıbı, bir şeyin yalnızca o alana ait olduğu düşüncesini reddeder. Bu cümlede koşullu olasılığın soyut bir matematik alıştırmasından ibaret olmadığı belirtilir ve gerçek dünyadaki kullanımına geçiş hazırlanır.

Alıştırma

Cihazın yalnızca hayal ürünü değil, gerçek olduğunu göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: This medical device is already used in hospitals; it ____ science fiction.

Cevabı göster

isn't just the stuff of

It pops up in the real world as well. Öbek fiiller

3:48

Gerçek hayatta da karşımıza çıkar.

Öbek fiiller

pops up in the real world as well: gerçek dünyada da ortaya çıkar

Pop up, bir şeyin çoğunlukla aniden, beklenmedik biçimde veya zaman zaman ortaya çıkması anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada koşullu olasılığın soyut örneklerin dışında da görüldüğünü anlatır. Fiziksel olarak yukarı hareket etmek anlamına gelmez ve yalnızca bilgisayar açılır pencereleri için kullanılmaz. In the real world ortamı belirtir. As well «de/da» anlamına gelir ve genellikle yan cümlenin sonunda yer alarak daha önceki soyut ortama gerçek dünyayı da ekler.

Alıştırma

Hangi cümle, beklenmedik bir sorunun iki ortamda da ortaya çıktığını en doğal biçimde anlatır?

  1. The new feature is planned for desktop computers but not for the mobile app.
  2. The issue sometimes pops up on desktop computers and in the mobile app as well.
  3. The issue has been permanently removed from desktop computers and the mobile app as well.
Cevabı göster

The issue sometimes pops up on desktop computers and in the mobile app as well.

Computers and other devices use conditional probability

3:50

Bilgisayarlar ve diğer cihazlar, koşullu olasılığı

to detect likely errors in the strings of ones and zeros Kelime

3:54

tüm verilerimizin oluştuğu birler ve sıfırlar dizilerinde

that all our data consists of. Öbek fiiller

3:58

olası hataları tespit etmek için kullanır.

Kelime

the strings of ones and zeros: sıralı bir dizi anlamındaki string

Bilgisayar alanında string, sıralı bir karakter veya simge dizisidir; ip anlamına gelmez. Buradaki the strings of ones and zeros, 1 ve 0 simgelerinden oluşan dizileri ifade eder. Bir string içinde sıra önemlidir: 1 ve 0'ların yerlerini değiştirmek, temsil ettikleri veriyi değiştirebilir. Bu anlam, dijital ve ikili verilerle ilgili açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede string, bilgisayar alanında sıralı bir karakter veya simge dizisi anlamında kullanılmıştır?

  1. The program checks each string of bits for errors.
  2. She tied the package with a piece of string.
  3. The musicians played a string of concerts.
Cevabı göster

The program checks each string of bits for errors.

Öbek fiiller

data consists of ...: A consists of B yapısı

Consist of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Temel yapı A consists of B şeklindedir: A bütünü, B ise onu oluşturan parçaları belirtir. that all our data consists of ifadesinde that, önceki the strings of ones and zeros ifadesine gönderme yapar ve of sonrasındaki nesne olarak anlaşılır. Bu nedenle ilgi cümleciği “tüm verilerimizin onlardan oluştuğu” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The committee ____ six members.

Cevabı göster

consists of

And in many of our own life decisions,

4:00

Ve kendi hayatımızdaki birçok kararda,

we use information gained from past experience and our surroundings Dilbilgisi

4:02

geçmiş deneyimlerimizden ve çevremizden edindiğimiz bilgileri

Dilbilgisi

information gained from ...: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı

Geçmiş zaman ortacı öbeği gained from past experience and our surroundings, information sözcüğünden sonra gelir ve bu bilginin nereden edinildiğini açıklar. information that is gained from past experience and our surroundings ifadesine eşdeğerdir. Bu, açıklamayı tek bir isim öbeğinde toplayan kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. gained ana fiil değildir; ana cümlenin fiili use sözcüğüdür. Bu yapıyı okurken ortaç öbeğini hemen önündeki isimle ilişkilendirin.

Alıştırma

Hangi cümlede bir ismi tanımlamak için o isimden sonra geçmiş zaman ortacı öbeği doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We analyzed the data collected during the experiment.
  2. We analyzed the data collecting during the experiment.
  3. We analyzed collected the data during the experiment.
Cevabı göster

We analyzed the data collected during the experiment.

to narrow down our choices to the best options, Öbek fiiller

4:06

seçeneklerimizi en iyi ihtimallere indirmek için kullanırız,

Öbek fiiller

narrow down our choices to ...: seçeneklerin kapsamını daraltmak

narrow down, bir olasılıklar kümesini karşılaştırma veya eleme yoluyla adım adım azaltmak demektir. Burada mecaz anlamdadır; hiçbir şey fiziksel olarak daralmaz. narrow down A to B kalıbı, başlangıçtaki A kümesini geriye B kalana kadar azaltmak anlamına gelir. Örnekte our choices başlangıçtaki seçenekleri, the best options ise geriye kalanları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi narrow down ile tamamlayın: We need to ____ the list to three finalists.

Cevabı göster

narrow down

so that maybe next time we can avoid eating Dilbilgisi

4:09

böylece belki bir dahaki sefere daha en başından

that poisonous mushroom in the first place. Deyimler

4:11

o zehirli mantarı yemekten kaçınabiliriz.

Dilbilgisi

so that ... can avoid: amaç belirtmek

Burada so that, daha önce sözü edilen bir eylemin amacını veya umulan sonucunu belirtir: şimdi bir şey yapmak, bir dahaki sefere tehlikeden kaçınmamıza yardımcı olabilir. Ardından tam bir yan cümle gelir: maybe next time we can avoid eating that poisonous mushroom. Maybe sonucun kesin olmadığını, can ise tehlikeden kaçınma olasılığını veya becerisini gösterir. Birlikte, garanti edilmiş bir sonucu değil, bir hedefi anlatırlar.

Alıştırma

Hangi cümlede so that bir eylemin amacını belirtmek için kullanılmıştır?

  1. I wrote the directions down so that I could find the place later.
  2. The bag was so heavy that I could not lift it.
  3. I missed the bus, so I walked home.
Cevabı göster

I wrote the directions down so that I could find the place later.

Deyimler

in the first place: sorunu en baştan önlemek

Bu cümlede in the first place, en başından veya sorun daha hiç yaşanmadan önce anlamına gelir. Avoid eating ile bağlantılıdır ve sonradan zararla uğraşmak yerine eylemi önlemeyi vurgular. Aynı deyim, özellikle Why did we go there in the first place? gibi bir soruda, ilk sebebe veya karara dönmek için de kullanılabilir. Buradaki place fiziksel bir yer değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede in the first place, bir sorunun yaşanmadan önce önlenmesi gerektiği anlamında kullanılmıştır?

  1. A strong password can stop strangers from getting into your account in the first place.
  2. First, create a password; next, write down a hint.
  3. At first, the password was hard to remember, but it became easier.
Cevabı göster

A strong password can stop strangers from getting into your account in the first place.