Milyar Karıncalık Mega Koloni ve Dünyadaki En Büyük Savaş: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.158 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Arjantin karıncaları Güney Amerika'dan yayılıp ekosistemleri bozan, yaprak bitlerine bakan ve ateş karıncalarıyla savaşan süper koloniler kuruyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “went all-in on numbers.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “go all-in on” çok sayıda olmaktan öte, kaynakları tek bir avantaja yoğunlaştırmaktır. 2. “tend to hordes of aphids” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: “tend to” burada eğilim değil, yaprak bitlerine bakmak anlamındadır ve hayvan sürüsü benzetmesi taşır. 3. “more than twice the size of” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir boyutun diğerinin iki katını aştığını belirtin ve belirsiz “twice bigger than”dan kaçının.

Bu derste

In nearly every corner of the Earth, Deyimler

0:00

Dünya'nın neredeyse her köşesinde,

ants wage war against each other. Kalıp ifadeler

0:02

karıncalar birbirlerine savaş açar.

Deyimler

Every corner of the Earth: neredeyse her yerde

Every corner of the Earth, gerçek köşeleri değil, dünyadaki bütün yerleri anlatan mekânsal bir benzetmedir. nearly ile birlikte cümle, dünyanın hemen hemen her bölgesinde anlamına gelir. every corner of + place kalıbı, erişimin veya dağılımın çok geniş olduğunu vurgular. Genel bir ifadeyi daha canlı hâle getirir ancak kesin bir ölçüm vermez.

Alıştırma

"The story spread to every corner of the country," cümlesinde every corner of the country ne anlama gelir?

  1. yalnızca binaların köşelerine
  2. ülkenin dört bir yanındaki yerlere
  3. tam olarak dört yere
Cevabı göster

ülkenin dört bir yanındaki yerlere

Kalıp ifadeler

Wage war against: uzun süreli bir çatışma yürütmek

Bu cümlede wage, sürdürmek veya yürütmek anlamına gelen bir fiildir. Wage war against each other, karıncaların birbirleriyle devam eden bir çatışma yürüttüğünü anlatır. Yapı wage + war + against + opponent şeklindedir. İfade çatışmayı genellikle örgütlü ve devam eden bir eylem olarak sunar. Bir soruna karşı güçlü ve uzun süreli bir kampanyayı da anlatabilir.

Alıştırma

Uzun süre devam eden bir çatışma için wage war against ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The two kingdoms waged against each other for years.
  2. The two kingdoms waged war each other for years.
  3. The two kingdoms waged war against each other for years.
Cevabı göster

The two kingdoms waged war against each other for years.

Their weapons are what nature gave them. Dilbilgisi

0:05

Silahları, doğanın onlara verdiği şeylerdir.

Dilbilgisi

Their weapons are what ...: X is what ... kalıbı

“Their weapons are what nature gave them.” cümlesinde “what nature gave them” yan cümlesi “are” fiilinden sonra gelir ve silahlarının tam olarak ne olduğunu belirtir. Buradaki “what” soru sormaz; “... olan şey veya şeyler” anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen “X is what + yan cümle” kalıbı, X'i gerçek içeriği, kaynağı veya sonucu üzerinden tanımlamanızı sağlar. What yan cümlesi isim gibi bir tamamlayıcı görevi görür; ayrıca yan cümlenin içinde “what”, “gave” fiilinin nesnesidir.

Alıştırma

X'i tanımlamak için “X is what + yan cümle” yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The final chapter is what surprised me most.
  2. The final chapter is what it surprised me most.
  3. The final chapter is that surprised me most.
Cevabı göster

The final chapter is what surprised me most.

Some have strong armor,

0:07

Bazılarının güçlü zırhları,

deadly stingers,

0:09

ölümcül iğneleri

or sharp mandibles.

0:10

veya keskin çeneleri vardır.

And then there's this tiny and not very impressive ant, Anlatım akışı

0:12

Ve bir de şu minik ve pek de etkileyici olmayan karınca var,

but it rules the biggest empire any ant has ever built. Dilbilgisi

0:15

ancak herhangi bir karıncanın şimdiye kadar kurduğu en büyük imparatorluğu yönetiyor.

Anlatım akışı

Then there's: sıradaki öğeyi tanıtmak

“Then there’s” bir sunma ifadesidir: dikkati bir dizideki sonraki kişiye, şeye veya seçeneğe yöneltir. “Then” anlatımı ilerletirken “there’s” yeni öğeyi tanıtır; burada bir yeri göstermez. Bu cümlede ifade ayrıca karşıtlık yaratır. Konuşmacı, görünüşte daha etkileyici karıncalardan sonra küçük ve gösterişsiz olduğu hâlde beklenmedik biçimde en büyük imparatorluğu yöneten bir karıncayı tanıtır.

Alıştırma

“Then there’s” ifadesinin yeni ve karşıtlık oluşturan bir seçenek sunduğu cümleyi seçin.

  1. The train is there, next to platform six.
  2. Then we drove there before noon.
  3. We could drive. Then there's the train, which is greener.
Cevabı göster

We could drive. Then there's the train, which is greener.

Dilbilgisi

bir karıncanın şimdiye kadar kurduğu en büyük imparatorluk

“the biggest empire any ant has ever built” ifadesinde “any ant has ever built” yan cümlesi hangi imparatorluktan söz edildiğini belirtir. Bu, “built” fiilinin nesnesi olan “that” sözcüğünün atıldığı bir ilgi cümlesidir; tam biçimi “the biggest empire that any ant has ever built” olur. En üstünlük biçimi “the biggest”, bugüne kadarki tüm zamanı kapsayan bir karşılaştırma kurar. Present perfect yapıdaki “has ever built”, “ever” sözcüğünün geçmişteki tek bir anı değil, karıncaların bugüne kadar kurduğu bütün imparatorlukları kapsamasını sağlar.

Alıştırma

Bugüne kadarki tüm zamanların rekorunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. This is the taller tower our class ever built.
  2. This is the tallest tower our class has ever build.
  3. This is the tallest tower our class has ever built.
Cevabı göster

This is the tallest tower our class has ever built.

A colony spanning continents

0:20

Kıtalara yayılan

and fighting wars that leave millions of casualties.

0:21

ve milyonlarca kayıp bırakan savaşlar veren bir koloni.

Let's take a look at this unlikely warrioress Linepithema humile, Kalıp ifadeler

0:25

Gelin bu beklenmedik savaşçıya, Linepithema humile'ye bir göz atalım,

the Argentine ant.

0:30

yani Arjantin karıncasına.

Kalıp ifadeler

Gelin bir göz atalım...

“Let's take a look at”, “gelin birlikte bakalım veya inceleyelim” anlamına gelen kalıplaşmış ve samimi bir davet ifadesidir. Burada dinleyiciyi girişten sonraki konuya yönlendirir. Let's take a look at + isim veya isim öbeği kalıbını kullanın. Bu ifadede “Take” gerçek anlamında değildir; hiçbir şey alınıp götürülmez.

Alıştırma

Dersteki davet ifadesini aynen kullanarak geçiş cümlesini tamamlayın: ____ the results.

Cevabı göster

Let's take a look at

This story begins in the floodplains around the Paraná River

0:42

Bu hikaye, Paraná Nehri etrafındaki taşkın yataklarında başlar,

in South America.

0:45

Güney Amerika'da.

It's a crowded ant megalopolis

0:47

Orası, kalabalık bir karınca metropolüdür

where dozens of ant species fight for dominance,

0:49

düzinelerce karınca türünün hakimiyet için savaştığı,

including fire ants, army ants,

0:52

ateş karıncaları, ordu karıncaları,

and the rather unimpressive Argentine ant.

0:54

ve oldukça gösterişsiz Arjantin karıncası da dahil.

It measures only 2 to 3 mm in length, Kalıp ifadeler

0:58

Sadece 2 ila 3 mm uzunluğundadır,

Kalıp ifadeler

measures only 2 to 3 mm in length ile uzunluk belirtme

Burada measures, “ölçüm yapmak için bir araç kullanmak” değil, “belirli bir boyutta olmak” anlamındadır. Boyutu anlatılan şey özne olur: It measures only 2 to 3 mm. measure + amount + in length kalıbı önce ölçüyü verir, ardından hangi boyutun kastedildiğini belirtir. Only, değerin çok küçük olduğunu vurgular; in length ise 2 to 3 mm değerinin nesnenin uzunluğu olduğunu açıklar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi measure + amount + in length kalıbıyla tamamlayın: A newly hatched turtle ____ only 4 to 5 cm ____.

Cevabı göster

measures · in length

and with its small mandibles,

1:01

ve küçük çeneleriyle,

it's surprising that it survived among its buff competitors.

1:02

kaslı rakipleri arasında hayatta kalabilmiş olması şaşırtıcıdır.

Their homes are equally unremarkable.

1:07

Evleri de aynı derecede sıradandır.

Their colonies range from fairly small to very large Dilbilgisi

1:09

Kolonileri oldukça küçükten çok büyüğe kadar değişir

Dilbilgisi

range from fairly small to very large ile aralık belirtme

range from A to B, bir ölçeğin iki ucunu gösterir. Burada fairly small bir uç, very large ise diğer uçtur; böylece cümle, her boyutu tek tek sıralamadan kolonilerin olası boyutlarını özetler. from ve to ifadelerinden sonraki bölümler karşılaştırılabilir ve dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Fairly, küçüklüğün orta derecede olduğunu; very ise büyüklüğün güçlü derecede olduğunu gösterir. Bu da iki uç arasındaki farkı belirginleştirir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi range from A to B kalıbıyla tamamlayın: The toy prices ____ $5 ____ $40.

Cevabı göster

range from · to

and could be found anywhere,

1:12

ve her yerde bulunabilirler,

under logs, in loose leaf litter,

1:14

kütüklerin altında, gevşek dökülmüş yaprakların içinde,

or the former colonies of other ants.

1:16

veya diğer karıncaların eski kolonilerinde.

Here, Argentine ants prepare their most effective weapon against their competitors,

1:19

İşte Arjantin karıncaları, rakiplerine karşı en etkili silahlarını burada hazırlar,

bodies.

1:24

bedenleri.

Most ant species have only one queen to produce ants,

1:25

Çoğu karınca türünün karınca üretmek için sadece bir kraliçesi varken,

while Argentine ants went all-in on numbers. Deyimler

1:29

Arjantin karıncaları her şeyi sayılara yatırmıştır.

Deyimler

go all-in on: her şeyi tek bir stratejiye yatırmak

“went all-in on numbers” ifadesindeki went all-in on, kaynakları ve çabayı büyük ölçüde tek bir stratejiye bağlamak anlamına gelir. Bu benzetme bahisten gelir: go all in, eldeki her şeyi riske koymaktır. Buradaki numbers, çok fazla sayıda karıncayla üstünlük sağlamayı anlatır. İfade yalnızca “çok çalışmak” değil, yoğun bağlılık ve risk anlamı da taşır; fiziksel olarak “içeri girmek” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi go all-in on ile tamamlayın: After the pilot program worked, the school decided to ____ digital textbooks.

Cevabı göster

go all-in on

For every 120 workers, Dilbilgisi

1:32

Her 120 işçiye karşılık,

there's one queen laying up to 60 eggs a day. Dilbilgisi

1:34

günde 60'a kadar yumurta bırakan bir kraliçe vardır.

Dilbilgisi

For every A, there is B: oran belirtmek

“For every 120 workers” referans alınan miktarı belirler, “there's one queen” ise buna karşılık gelen miktarı verir. For every A, there is B kalıbı bütünüyle bir oran anlatır: her 120 işçi karınca grubuna bir kraliçe karşılık gelir. Buradaki for, “amacıyla” değil, “her bir grup için” anlamındadır. Karşılık gelen miktar tekilse there is, çoğulsa there are kullanılır: For every ten players, there are two coaches.

Alıştırma

Oran cümlesini dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ thirty campers, ____ one first-aid kit.

Cevabı göster

For every · there is

Dilbilgisi

up to 60 eggs a day: üst sınır ve günlük oran

up to 60 eggs ifadesinde up to, 60’ın mümkün olan en yüksek sayı olduğunu belirtir; her gün üretilen sabit sayı olduğunu belirtmez. Gerçek sayı daha düşük olabilir. A day, “günde” anlamına gelir ve oranın zaman birimini gösterir. Dolayısıyla up to 60 eggs a day, bir günde en fazla 60 yumurta demektir.

Alıştırma

“The machine can pack up to 60 boxes a day.” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Bir günde en az 60 kutu paketler.
  2. Her gün daima tam olarak 60 kutu paketler.
  3. Bir günde en fazla 60 kutu paketleyebilir ve gerçek sayı daha düşük olabilir.
Cevabı göster

Bir günde en fazla 60 kutu paketleyebilir ve gerçek sayı daha düşük olabilir.

So their colonies grow fast

1:38

Bu yüzden kolonileri hızla büyür

and have millions or billions of individuals.

1:40

ve milyonlarca veya milyarlarca bireye sahip olurlar.

Teams of queens and workers frequently branch out and found new colonies. Notlar

1:44

Kraliçe ve işçi ekipleri sık sık ayrılarak yeni koloniler kurarlar.

Öbek fiiller

branch out: yeni bir yönde genişlemek

Branch out, mevcut bir temelin ötesine genişlemek ve yeni bir yönde gelişmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada kraliçe ve işçi karıncalar, asıl koloninin dışına çıkarak yeni kolonilerin kurulmasına yardım eder. Bu ifade, bir ağacın gövdesinden yayılan dallar görüntüsünden gelir ancak genellikle mecazi anlamda kullanılır. Bir kişinin veya kuruluşun yeni bir etkinliğe ya da alana girmesini de anlatabilir.

Alıştırma

“Yeni bir alana genişlemek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The bakery wants to ____ into lunch foods.

Cevabı göster

branch out

Kelime

found new colonies: found “kurmak” anlamına gelir

Buradaki found, yeni bir koloni, şehir veya kuruluş kurmak ya da oluşturmak anlamına gelen bir fiildir. Fiilin yalın hâlidir; find fiilinin “buldu” anlamındaki geçmiş zamanı değildir. found, frequently sözcüğünden sonra branch out ile paralel yapıdadır: gruplar sık sık yayılır ve yeni koloniler kurar. Bu paralel yapı, iki fiilin de onların alışılmış eylemlerini anlattığını gösterir. found fiilinin nesnesi yeni bir yer veya kuruluşsa anlamının “kurmak” olup olmadığını kontrol edin.

Alıştırma

Hangi cümlede found, “kurmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. They plan to found a research institute next year.
  2. They found the missing key under the sofa.
  3. They have found a quieter route home.
Cevabı göster

They plan to found a research institute next year.

But their strategy has a downside. Kalıp ifadeler

1:50

Ancak stratejilerinin bir dezavantajı vardır.

Kalıp ifadeler

has a downside: bir dezavantajı belirtmek

Have a downside, olumsuz bir yönü, dezavantajı veya bedeli olmak demektir. Burada downside soyut anlamdadır; bir nesnenin fiziksel olarak alt tarafını anlatmaz. But, anlatımı stratejinin yararlı yanından dezavantajlarından birine çevirir. Bu ifade ölçülü bir değerlendirme yapar: bir şeyin olumsuz bir yanı olsa bile o şey yine de yararlı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi have a downside ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This shortcut is faster, but it ____: the road is much rougher.

Cevabı göster

has a downside

As colonies grow and produce a lot of offspring,

1:52

Koloniler büyüdükçe ve çok sayıda yavru ürettikçe,

mutations occur and new colonies adapt to new environments.

1:55

mutasyonlar meydana gelir ve yeni koloniler yeni ortamlara uyum sağlar.

Their DNA slowly changes from generation to generation Kalıp ifadeler

1:59

DNA'ları nesilden nesile yavaş yavaş değişir

and differences accumulate.

2:02

ve farklılıklar birikir.

Kalıp ifadeler

From generation to generation: nesilden nesile

From generation to generation, bir sürecin art arda gelen nesiller boyunca devam ettiğini anlatır. Tekrarlanan from X to X kalıbı, zaman içinde bir nesilden sonrakine doğru ilerlemeyi veya aktarımı gösterir. Burada DNA'daki değişiklikler her nesilde küçüktür, ancak nesiller geçtikçe birikir. Bu ifade, bütün değişimin tek bir nesil içinde gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “art arda gelen nesiller boyunca” anlamındaki tekrarlı from ... to ... ifadesiyle tamamlayın: This family recipe has been passed down ____.

Cevabı göster

from generation to generation

So after a while,

2:04

Böylece bir süre sonra,

the ants that left the colony will become more like distant cousins Deyimler

2:05

koloniden ayrılan karıncalar daha çok uzak kuzenler gibi olur

and start to compete with their mother colony.

2:09

ve ana kolonileriyle rekabet etmeye başlarlar.

Deyimler

More like distant cousins: uzak kuzenlere daha çok benzeyen

More like, gerçek anlamda bir kimlik belirtmek yerine bir karşılaştırma sunar. Ardından gelen imgenin ilişkiyi açıklamak için giderek daha uygun hâle geldiğini anlatır. Distant cousins, hâlâ ortak bir kökeni bulunan ancak aralarındaki bağ zayıflamış gruplar için kullanılan bir aile benzetmesidir. Bu cümlede karınca kolonilerine gerçek bir insan akrabalığı unvanı verilmiyor; artan genetik farklılıklar, aralarındaki ilişkiyi uzak akrabaların ilişkisine benzetiyor.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada “the two groups are becoming more like distant cousins” ne anlama gelir?

  1. Gerçek anlamda aynı insan ailesinin üyeleri hâline geliyorlar.
  2. Hâlâ ortak bir kökenleri var, ancak aralarındaki ilişki zayıflıyor.
  3. Artık hiçbir ortak kökenleri yok.
Cevabı göster

Hâlâ ortak bir kökenleri var, ancak aralarındaki ilişki zayıflıyor.

In their native South American range,

2:12

Yerli Güney Amerika yaşam alanlarında,

this is how Argentine ants behave.

2:14

Arjantin karıncaları bu şekilde davranır.

Within their colonies, they are very cooperative and well organized,

2:17

Kolonilerinin içinde çok işbirlikçi ve iyi organize olmuşlardır,

but they fight vicious wars against other Argentine ant colonies

2:21

ancak diğer Arjantin karıncası kolonilerine

and other ant species.

2:25

ve diğer karınca türlerine karşı acımasız savaşlar verirler.

With equally strong opponents on every side,

2:27

Her tarafta eşit derecede güçlü rakipler varken,

the Argentine ant became extremely aggressive,

2:29

Arjantin karıncası son derece saldırgan bir hale gelmiştir,

fighting for every inch of ground. Deyimler

2:32

her karış toprak için savaşarak.

Deyimler

fighting for every inch of ground: hiçbir alanı bırakmadan mücadele etmek

fighting for every inch of ground ifadesindeki every inch, anlamı güçlendiren bir abartıdır. Toprağın gerçekten inç inç ölçülmesini değil, en küçük parçası dâhil bütün bölgeyi anlatır. -ing yan cümlesi saldırganlığın nasıl ortaya çıktığını gösterir: Karınca hiçbir alanı bırakmayı kabul etmez. İfade, bir rakip karşısında en küçük avantajdan bile vazgeçmemeyi anlatmak için mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the close match, both teams ____ until the final whistle.

Cevabı göster

fought for every inch of ground

But it could never dominate its neighbors,

2:35

Ancak komşularına asla tam hakim olamadı,

until humans showed up. Anlatım akışı

2:37

ta ki insanlar ortaya çıkana kadar.

Anlatım akışı

until humans showed up: anlatıdaki dönüm noktasını belirtmek

Sondaki until yan cümlesi, önceki olumsuz durumun bittiği noktayı belirler. İnsanlar gelmeden önce karınca komşularına üstünlük kuramıyordu; insanların gelişi daha sonra koşulların değiştiğini gösterir. until humans showed up ifadesinin sona konması, dönüm noktasını cümlenin sonuna kadar geciktirir ve açıklamanın yeni aşamasını başlatır. Burada showed up geçişsizdir ve geldiler ya da ortaya çıktılar anlamındadır; bir şeyi gösterdiler anlamına gelmez.

Alıştırma

Hakemin gelişini, oyunun daha sonra başlayabilmesini sağlayan zaman sınırı olarak sunan devamı seçin: The game could not start ...

  1. until the referee showed up.
  2. because the referee showed up.
  3. while the referee showed up.
Cevabı göster

until the referee showed up.

We did what humans do

2:40

İnsanların yaptığını yaptık

and transported things around the world by ship.

2:41

ve eşyaları gemiyle dünyanın dört bir yanına taşıdık.

On one of them,

2:44

Bunlardan birinde,

a few Argentine ant queens hitched a ride Deyimler

2:45

birkaç Arjantin karıncası kraliçesi kaçak yolcu olarak

as stowaways from South America

2:48

Güney Amerika'dan otostop çekti

to Madeira and New Orleans.

2:49

Madeira ve New Orleans'a doğru.

Deyimler

Hitched a ride: başka birinin ulaşım aracıyla taşınmak

Bu cümlede hitched a ride, zaten o yöne giden bir ulaşım aracından yararlanarak başka bir yere taşınmak anlamına gelir. Kraliçe karıncalar kaçak yolcu oldukları için bu yolculuğu istemediler veya ayarlamadılar. Hitch a ride genellikle birinin başka birinin aracıyla yolculuk etmesini anlatır. Mecazen hayvanların, tohumların veya mikropların araçlar, yükler, giysiler ya da hareket eden başka şeyler tarafından istemeden taşınmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede hitched a ride, bir şeyin istemeden taşındığını belirtmek için mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The seeds waited beside the road for a bus.
  2. The seeds hitched a ride on a hiker's muddy boots.
  3. A broken buckle made the hiker stop and repair his boots.
Cevabı göster

The seeds hitched a ride on a hiker's muddy boots.

The Argentine ants suddenly found themselves Dilbilgisi

2:52

Arjantin karıncaları kendilerini bir anda

in a strange world.

2:55

tuhaf bir dünyada buldular.

Dilbilgisi

Found themselves in: kendini beklenmedik biçimde bir yerde bulmak

Found themselves in a strange world, find + dönüşlülük zamiri + yer veya durum kalıbını izler. Burada karıncaların beklenmedik biçimde yabancı bir ortama geldiği ya da orada olduklarını fark ettiği anlamına gelir. Kendilerini arayıp buldukları anlamına gelmez. Bu kalıp keşif, şaşkınlık veya planlanmamış değişim hissi katar. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I found myself, she found herself ve they found themselves.

Alıştırma

find oneself ifadesinin geçmiş zamanını ve Mia ile uyumlu dönüşlülük zamirini kullanın: After taking the wrong train, Mia ____ in a town she had never visited.

Cevabı göster

found herself

Instead of being surrounded by deadly enemies, Dilbilgisi

2:57

Ölümcül düşmanlarla çevrili olmak yerine,

they found only victims.

2:59

sadece kurbanlar buldular.

Dilbilgisi

Instead of being surrounded by: edilgen -ing yapısıyla karşıtlık

instead of, gerçekleşmeyen bir durumu tanıtır ve bunu ana cümledeki gerçek sonuçla karşılaştırır. Burada instead of being surrounded by deadly enemies, karıncaların düşmanlar tarafından kuşatılmadığını belirtir; ana cümle ise gerçekte neyle karşılaştıklarını söyler. Karıncalar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Bu yüzden of sonrasında being + past participle biçimindeki edilgen -ing yapısı kullanılır: being surrounded. Böylece odak, eylemden etkilenen tarafta kalır. of bir edat olduğu için instead of being surrounded denir; instead of be surrounded denmez.

Alıştırma

be fiilinin doğru biçimiyle edilgen karşıtlığı tamamlayın: Instead of ____ picked up by car, Mia walked home.

Cevabı göster

being

Nobody could fight them effectively.

3:02

Hiç kimse onlarla etkili bir şekilde savaşamıyordu.

Because only a few Argentine ant queens were introduced

3:04

Sadece birkaç Arjantin karıncası kraliçesi

to the outside world,

3:07

dış dünyaya tanıtıldığı için,

the resulting colonies had very low genetic diversity.

3:09

ortaya çıkan kolonilerin genetik çeşitliliği çok düşüktü.

On top of that, Anlatım akışı

3:13

Bunun üzerine,

the introduced Argentine ants kill up to 90%

3:14

sonradan getirilen Arjantin karıncaları, kraliçelerinin %90'a kadarını

of their queens every year.

3:17

her yıl öldürür.

Anlatım akışı

On top of that: daha güçlü bir ikinci nokta eklemek

On top of that, daha önce belirtilmiş bir noktaya yeni bir olgu ekleyen cümle bağlayıcısıdır. Burada önceki bilgi bir sorun ortaya koyar ve bu ifade, sorunu daha da büyüten başka bir olgunun geleceğini bildirir. Bu bağlayıcı, dinleyiciye yeni kanıtı ayrı bir konu olarak görmek yerine önceki bilgilerle birleştirmesini söyler. Olguların üst üste yığılması imgesi, eklenen bilgiye tarafsız bir ayrıntıdan daha güçlü bir birikme etkisi verir.

Alıştırma

Hangi örnekte On top of that, ilk noktayı güçlendiren ilgili bir olgu ekleyen bağlayıcı olarak kullanılmıştır?

  1. The museum is free on Sundays. On top of that, my bus was blue this morning.
  2. The map is on top of that table, beside the lamp.
  3. The museum is free on Sundays. On top of that, children receive a free activity sheet.
Cevabı göster

The museum is free on Sundays. On top of that, children receive a free activity sheet.

Fewer queens, less genetic variation. Dilbilgisi

3:18

Daha az kraliçe, daha az genetik çeşitlilik.

Dilbilgisi

Daha az kraliçe, daha az genetik çeşitlilik

Fewer queens, less genetic variation kısaltılmış bir neden-sonuç kalıbıdır. İlk karşılaştırma ifadesi bir miktardaki azalmayı belirtir; ikinci ifade bunun sonucunda başka bir miktar ya da derecenin de azaldığını söyler. Fiil atlandığı için bu ifade tam bir cümleden çok başlık, açıklama yazısı ya da kısa özet gibi duyulur. Queens tek tek sayılabilen çoğul bir isimdir; bu nedenle önünde fewer kullanılır. Genetic variation burada genel ve sayılamayan bir miktar olarak ele alınır; bu nedenle less kullanılır. Kalıp 'If there are fewer queens, there is less genetic variation.' şeklinde açık bir cümleye dönüştürülebilir.

Alıştırma

İki karşılaştırma sözcüğünü ekleyerek özeti tamamlayın: ____ meetings, ____ paperwork.

Cevabı göster

Fewer · less

So, as these colonies spread across the landscape,

3:22

Bu yüzden, bu koloniler araziye yayıldıkça,

ants that left the colony were no longer considered distant cousins.

3:24

koloniden ayrılan karıncalar artık uzak kuzen olarak görülmüyordu.

As a result, Anlatım akışı

3:29

Sonuç olarak,

the new colonies form not opposing, Dilbilgisi

3:30

yeni koloniler karşıt değil,

but cooperating parties called supercolonies.

3:33

süper koloniler adı verilen işbirlikçi gruplar oluşturur.

Anlatım akışı

As a result, sonucu belirtmek

As a result, önceki bilgiye gönderme yapan ve sonraki bilgiyi bunun sonucu olarak tanıtan cümle düzeyinde bir bağlaçtır. Açıklamayı neden önce, sonuç sonra gelecek şekilde düzenler. Burada daha önce belirtilen genetik koşul nedendir; işbirlikçi süperkolonilerin oluşması ise sonuç olarak sunulur. Bu cümlede ifade because of that veya therefore anlamındadır; yalnızca sonraki olayın daha sonra gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Yol buzla kaplıydı, bu yüzden otobüsler geç geldi. Yeni bir cümlede sonucu tanıtmak için hangi bağlaç en uygundur? The road was covered in ice, so the buses arrived late. Which connector best introduces the result in a new sentence?

  1. Then,
  2. Afterward,
  3. As a result,
Cevabı göster

As a result,

Dilbilgisi

not opposing, but cooperating: karşıt değil, iş birliği yapan

not A, but B kalıbı ilk tanımı reddeder ve onun yerine ikinci tanımı koyar. Burada opposing reddedilir, cooperating ise koloniler arasındaki gerçek ilişki olarak sunulur. A ve B aynı dil bilgisi biçiminde olmalıdır. opposing ve cooperating, parties sözcüğünü tanımlayan paralel -ing biçimleridir; bu nedenle düzeltme dengeli ve açık duyulur.

Alıştırma

Ekiplerin birlikte çalıştığını anlatmak için not A, but B kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The teams are not compete, but cooperating.
  2. The teams are not competing, but cooperate.
  3. The teams are not competing, but cooperating.
Cevabı göster

The teams are not competing, but cooperating.

This is a very uncommon strategy

3:37

Bu çok nadir görülen bir stratejidir

in the ant kingdom.

3:39

karınca krallığında.

Only a few of the 16,000 ant species Dilbilgisi

3:40

16.000 karınca türünden sadece birkaçı

have evolved supercolonies.

3:43

süper koloniler evrimleştirmiştir.

Dilbilgisi

Only a few of the 16,000 ant species: 16.000 karınca türünün yalnızca birkaçı

a few of the + belirli çoğul grup yapısı, bilinen bir toplamın içinden küçük bir alt grup seçer. Burada toplam 16.000 karınca türüdür ve a few genel olarak tüm karınca türlerine değil, bu kümenin bazı üyelerine gönderme yapar. A few “birkaç” anlamına gelir; yani sayı sıfır değildir. Only sayının azlığını daha belirgin hâle getirir ve beklenenden daha az olduğunu düşündürür. Grup belirli olduğu için of the yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

Raporu only a few of the ile tamamlayın: ____ 2,000 families owned an electric car.

Cevabı göster

Only a few of the

A supercolony was established on the west coast

3:45

Batı kıyısında bir süper koloni kuruldu,

of the USA

3:48

ABD'nin,

and became a base for the tiny ants' global conquest. Deyimler

3:49

ve küçük karıncaların küresel fethinin üssü haline geldi.

Deyimler

“minik karıncaların küresel fethi için bir üs” şeklindeki askerî benzetme

Burada a base for the tiny ants' global conquest, ekolojik yayılmayı askerî bir benzetmeyle anlatır. Süperkoloni, karıncaların başka yerlerde koloniler kurmasını sağlayan operasyon merkezi gibi sunulur; conquest planlanmış bir savaş değil, geniş çaplı yayılma anlamına gelir. Bu anlatım karıncaları insanlaştırır ve yayılmalarını düzenli, stratejik ve dramatik gösterir. Aynı kalıp bir türün, hastalığın veya kuruluşun büyümesini bir sefer gibi göstermek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a base for the tiny ants' global conquest ne anlama gelir?

  1. karıncaların bilinçli olarak savaş planladığı askerî karargâh
  2. her karınca kolonisinin altındaki fiziksel tabaka
  3. karıncaların buradan yayılıp birçok yerde koloniler kurduğu merkez
  4. karıncaların dünyayı yasal olarak yönettiğini kanıtlayan delil
Cevabı göster

karıncaların buradan yayılıp birçok yerde koloniler kurduğu merkez

Today, the Argentine ant inhabits the Mediterranean zones

3:53

Bugün Arjantin karıncası Akdeniz bölgelerinde yaşamaktadır

of six continents and many islands.

3:56

altı kıtanın ve birçok adanın.

This one supercolony was especially successful,

3:59

Bu tek süper koloni özellikle başarılı oldu,

establishing sister locations in California,

4:02

Kaliforniya'da kardeş yerleşkeler kurarak,

Europe, Japan, New Zealand and Australia,

4:05

Avrupa, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya'da,

forming one massive intercontinental megacolony

4:08

devasa bir kıtalararası mega koloni oluşturarak

of Argentine ants.

4:11

Arjantin karıncalarından.

This makes them the largest society on Earth,

4:13

Bu, onları Dünya'daki en büyük toplum yapar,

more numerous than even the human one. Dilbilgisi

4:16

insan toplumundan bile daha kalabalık.

Dilbilgisi

more numerous than even ... one: karşılaştırma, vurgu ve isim yerine kullanım

More numerous than bir karşılaştırma yapısıdır. Numerous sayının çok olduğunu belirtir; dolayısıyla cümle toplumların fiziksel büyüklüğünü değil, kaç üyeye sahip olduklarını karşılaştırır. Even, insan toplumunu şaşırtıcı bir karşılaştırma ölçütü olarak öne çıkarır. One, tekrarı önlemek için society sözcüğünün yerini alır: the human one, tek bir insan değil, human society demektir.

Alıştırma

Cümleyi numerous sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle, ardından even ve isim yerine kullanılan one ile tamamlayın: “Our school committee is ____ the city ____.”

Cevabı göster

more numerous than even · one

But their success has changed the ecosystems they invaded.

4:19

Ancak başarıları istila ettikleri ekosistemleri değiştirdi.

California is a perfect example of this.

4:23

Kaliforniya bunun mükemmel bir örneğidir.

In their greed for more territory,

4:26

Daha fazla toprak için açgözlülüklerinden,

the invading Argentine ants have overrun and replaced 90%

4:28

işgalci Arjantin karıncaları, %90'ını istila edip yerini aldı

of the native ant species,

4:33

yerli karınca türlerinin,

including several species of Californian carpenter ants.

4:34

birkaç Kaliforniya marangoz karıncası türü de dahil.

Although carpenter ant workers are giants,

4:38

Marangoz karınca işçileri dev gibi olsalar da,

their colonies have only between 3,000 and 6,000 individuals

4:41

kolonileri sadece 3.000 ila 6.000 arasında bireye sahiptir

and stand no chance against an expanding supercolony Kalıp ifadeler

4:45

ve milyarlarca Arjantin karıncasından oluşan büyüyen bir süper koloniye karşı

of billions of Argentine ants.

4:48

hiçbir şansları yoktur.

Kalıp ifadeler

stand no chance against: kazanmak için gerçekçi hiçbir olasılığın olmaması

Stand no chance against, bir rakibi ya da engeli yenme veya aşma konusunda gerçekçi hiçbir olasılığa sahip olmamak demektir. Burada koloni büyüklüğündeki dev fark, küçük kolonilerin yenilgisini neredeyse kesin hâle getirir. Stand fiili, stand a chance ya da stand no chance kalıbının bir parçasıdır; fiziksel olarak ayakta durmak anlamına gelmez. Against, karşı karşıya olunan rakibi, gücü ya da sorunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede stand no chance against ne anlatıyor?

  1. Küçük koloniler beklerse kazanabilir.
  2. İki tarafın gücü eşittir.
  3. Küçük kolonilerin yenilgisi neredeyse kesindir.
Cevabı göster

Küçük kolonilerin yenilgisi neredeyse kesindir.

Argentine ant workers attack by wiping toxic chemicals on their victims, Dilbilgisi

4:51

Arjantin karıncası işçileri kurbanlarına zehirli kimyasallar sürerek saldırır,

Dilbilgisi

by wiping: yöntemi belirten by + -ing

By wiping, Arjantin karıncası işçilerinin nasıl saldırdığı sorusunu yanıtlar. By edatı ana eylemi gerçekleştirmek için kullanılan yöntemi belirtir; wiping toxic chemicals on their victims saldırıyı gerçekleştiren eylemdir. Bu kullanımda by sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi gelir: by + fiil-ing. Bu yapı, bir sonucu veya ana eylemi onu meydana getiren sürece bağlar.

Alıştırma

Cümleyi by + scan fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The app finds mistakes ____ the document.

Cevabı göster

by scanning

which irritates the enemy and marks them as a target for other Argentine ants. Kalıp ifadeler

4:55

bu da düşmanı tahriş eder ve onları diğer Arjantin karıncaları için hedef olarak işaretler.

Kalıp ifadeler

mark someone as a target: birini hedef olarak işaretlemek

mark + nesne + as + kategori/durum kalıbı, nesneyi o kategoriye veya duruma sahip olarak tanımlamak, etiketlemek ya da öyle değerlendirmek anlamına gelir. Bu cümlede them, a target olarak tanımlanır; böylece diğer Arjantin karıncaları kime saldıracaklarını anlayabilir. Burada as, nesneye verilen durumu belirtir. “Gibi” anlamında bir karşılaştırma yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi mark fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve mark ... as kalıbındaki bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: The safety filter ____ the download ____ dangerous.

Cevabı göster

marked · as

When they attack,

5:01

Saldırdıklarında,

the Argentine ants wash over their victims, Deyimler

5:01

Arjantin karıncaları kurbanlarının üzerine sel gibi akar,

clinging onto their opponents in groups

5:04

rakiplerine gruplar halinde sıkıca tutunur

and pulling apart their limbs.

5:06

ve uzuvlarını parçalayarak koparırlar.

Deyimler

wash over someone: birinin üzerinden dalga gibi geçmek

wash over + nesne yapısında wash, bir dalganın bir şeyin üzerinden akıp onu kaplaması görüntüsünü kullanır. Burada karınca kitlesi bir sel gibi kurbanların üzerinden ilerler; kimse yıkanmıyordur. Bu benzetme, sürünün kalabalık, hızlı ve durdurulması zor görünmesini sağlar. Over, bu hareket görüntüsünü oluşturmak için wash ile birlikte çalışır.

Alıştırma

“A wave of relief washed over Maya,” cümlesinde washed over ne anlama gelir?

  1. Rahatlama duygusu Maya’yı birden doldurdu veya etkiledi.
  2. Rahatlama duygusu Maya’yı sürükleyip götürdü.
  3. Maya bir şeyi suyla temizledi.
Cevabı göster

Rahatlama duygusu Maya’yı birden doldurdu veya etkiledi.

It doesn't matter how many of them die, Dilbilgisi

5:08

Onlardan kaçının öldüğü önemli değildir,

there are always more.

5:10

her zaman daha fazlası vardır.

Dilbilgisi

It doesn't matter how many ...: miktar sonucu değiştirmez

Burada It doesn't matter how many ... olası hiçbir sayının sonucu değiştirmediğini anlatır. how many of them die yan cümlesi önemsiz kabul edilen miktarı belirtir; bir sayı sormaz. Her miktarda aynı sonuç geçerli olduğunda It doesn't matter how many + çoğul isim + fiil kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Örnekte how many of them die ne işlev görür?

  1. İç içe bir miktar yan cümlesi oluşturur ve kesin sayı sonucu değiştirmez.
  2. Dinleyiciden kesin ölüm sayısını söylemesini doğrudan ister.
  3. Yalnızca az sayıda canlının ölebileceğini söyler.
Cevabı göster

İç içe bir miktar yan cümlesi oluşturur ve kesin sayı sonucu değiştirmez.

Once the colony is overrun and exterminated, Dilbilgisi

5:12

Koloni ele geçirilip yok edildikten sonra,

the Argentine ants feed on their victims' brood Öbek fiiller

5:15

Arjantin karıncaları kurbanlarının yavrularıyla beslenir

Öbek fiiller

feed on: bir şeyi besin olarak kullanmak

Feed on, “bir şeyi yemek veya onunla beslenmek” demektir. Bu cümlede yiyenler Arjantin karıncalarıdır; kurbanlarının yumurta ve yavruları ise besin kaynağıdır. Yapı özne + feed on + yiyecek şeklindedir. Bir hayvanın ne yediğine, çoğu zaman da normal beslenmesine odaklanır; bu nedenle hayvanların beslenme biçimleri ve besin zincirleri anlatılırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “düzenli olarak yiyecek olarak tüketmek” anlamındaki iki sözcüklü hedef fiille tamamlayın: Pandas mainly ____ bamboo.

Cevabı göster

feed on

and take over their home and territory. Öbek fiiller

5:18

ve evlerini, bölgelerini devralırlar.

Dilbilgisi

Once the colony is overrun and exterminated: sonucu tetikleyen tamamlanmış koşul

Burada Once, olur olmaz veya sonrasında anlamındadır; bir kez anlamında değildir. Ana cümledeki eylemler gerçekleşmeden önce tamamlanması gereken koşulu tanıtır. The colony is overrun and exterminated geniş zaman edilgen yapıdadır: colony her iki eylemden de etkilenir ve is iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır. Sonuç gelecekte olsa veya genel bir sürecin parçasını anlatsa bile İngilizcede once yan cümlesinde genellikle geniş zaman kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi Once ve activate fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: ____, the doors lock automatically.

Cevabı göster

Once the alarm is activated

Öbek fiiller

take over: kontrolü veya sorumluluğu devralmak

Take over, “bir şeyin kontrolünü ele almak” veya “bir şeyden sorumlu hâle gelmek” demektir. Burada karıncalar diğer koloninin yuvasını ve bölgesini işgal edip kontrol eder; yukarı doğru bir hareket söz konusu değildir. Ardından take over the territory örneğindeki gibi doğrudan bir isim gelebilir. Nesne bir zamirse zamiri ortaya koyun: take it over.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyden sorumlu hâle gelmek” anlamındaki iki sözcüklü hedef fiille tamamlayın: When the manager leaves, Priya will ____ the team.

Cevabı göster

take over

The Argentine ants' numbers allow them to hunt down and devour such an excessive mass Dilbilgisi

5:21

Arjantin karıncalarının sayısı, o kadar aşırı miktarda farklı böceği

of different insects that over time,

5:26

avlayıp yutmalarına olanak tanır ki, zamanla

some species disappear from the ants' territory completely.

5:28

bazı türler karıncaların bölgesinden tamamen kaybolur.

Dilbilgisi

such an excessive mass ... that: isim öbeği ve sonuç

such + isim öbeği + that kalıbı, çok yüksek bir miktar ya da dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada such, an excessive mass of different insects isim öbeğini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle de sonucu verir: bazı türler sonunda yok olur. Merkezdeki isim tekil ve sayılabilirse yaygın sıra such + a/an + sıfat + isim + that şeklindedir. such an excessive mass ... that bunun bir örneğidir ve anlatımın merkezinde ismi tutar.

Alıştırma

Cümleyi such ... that kalıbıyla tamamlayın: The museum received ____ overwhelming number of visitors ____ it extended its hours.

Cevabı göster

such an · that

Argentine ants don't care about working with the local flora and fauna,

5:32

Arjantin karıncaları yerel bitki örtüsü ve hayvanlarla uyum içinde çalışmayı umursamaz,

they consume them and move on. Öbek fiiller

5:36

onları tüketir ve yollarına devam ederler.

Öbek fiiller

move on: bir evreyi geride bırakıp devam etmek

Bu cümlede move on, mevcut yer ya da durumla işini bitirip onu geride bırakmak ve bir sonrakine devam etmek demektir. Karıncalar yerel kaynakları tüketip başka yere gider; bu nedenle ifade yalnızca bedenlerini hareket ettirmeleri anlamına gelmez. Bu öbek fiil ayrıca görev, konu, ilişki veya yaşam evresi değişikliğini de gösterebilir. Ortak fikir, mevcut şeyi geride bırakıp devam etmektir.

Alıştırma

Hangi cümlede move on, mevcut görevi bırakıp bir sonrakine başlamak anlamında bir öbek fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The dot seems to move on the screen when I tilt it.
  2. We have finished this chapter, so let's move on to the next one.
  3. The toy car can move on a smooth floor.
Cevabı göster

We have finished this chapter, so let's move on to the next one.

And if their next stop happens to be human property, Dilbilgisi

5:39

Ve eğer bir sonraki durakları bir insan mülkü olursa,

they will rudely make themselves at home there too. Deyimler

5:41

orada da kabaca kendilerini evlerinde hissedeceklerdir.

Dilbilgisi

happens to be: tesadüfi bir koşulu belirtmek

happens to be, happen to + fiilin yalın hâli yapısının bu cümledeki biçimidir. if koşulunda, bir sonraki durağın insanlara ait bir mülk olmasını planlanmış bir seçim olarak değil, tesadüfen gerçekleşen veya sonradan böyle olduğu anlaşılan bir durum olarak sunar. Özne their next stop tekil olduğu için happens kullanılır. Bu yapı genel olarak “tesadüfen” ya da “öyle olduğu ortaya çıkarsa” anlamını katar; tek başına durumun olasılığının düşük olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu bağlamda, insanlara ait bir mülk olmayı tesadüfi bir koşul olarak en iyi hangi ifade gösterir?

  1. is
  2. might be
  3. happens to be
Cevabı göster

happens to be

Deyimler

make themselves at home: bir yeri kendi evi gibi görmek

Make themselves at home, deyim olan make oneself at home ifadesinin üçüncü çoğul kişi biçimidir. Dostça bir ortamda, rahatlamak ve bir yeri kendi evinmiş gibi rahatça kullanmak anlamına gelir. Burada themselves, davetli konukları değil karıncaları ifade eder. rudely sözcüğü karıncaların davet edilmediğini gösterdiği için ifade ironiktir: Karıncalar insanlara ait mülk kendilerininmiş gibi davranır. Bu nedenle cümle kibar bir daveti değil, izinsiz ve rahatsız edici bir el koymayı anlatır.

Alıştırma

Hangi durumda make yourself at home samimi bir davet olarak kullanılmıştır?

  1. An office sign says, "Please leave the building immediately."
  2. A host welcomes a guest and says, "Make yourself at home."
  3. An uninvited raccoon enters the kitchen and treats it like its own.
Cevabı göster

A host welcomes a guest and says, "Make yourself at home."

They forage in dumpsters,

5:44

Çöp kutularında,

bowls of pet food,

5:46

evcil hayvan maması kaplarında yiyecek ararlar,

and sneak into kitchens to claim leftovers.

5:47

ve artıkları almak için mutfaklara sızarlar.

Not just our homes, Dilbilgisi

5:50

Sadece evlerimiz değil,

our gardens and fields are also impacted by Argentine ants,

5:51

bahçelerimiz ve tarlalarımız da Arjantin karıncalarından etkilenir,

Dilbilgisi

Not just our homes ... are also impacted: kapsamı ikinci ögeye genişletmek

not just A, B is/are also ... yapısı kapsamı genişletir: ifade A için doğrudur ve konuşan kişi B’nin de etkilendiğini vurgular. Burada Not just our homes, öne alınmış ve kısaltılmış ilk ögedir. Eksik düşünce ana cümleden tamamlanır: yalnızca evlerimiz etkilenmiyor; bahçelerimiz ve tarlalarımız da etkileniyor. Bu yapı, sadece A’nın önemli olduğu beklentisini düzeltir.

Alıştırma

Kapsamı genişleten eşleşmiş ifadelerle cümleyi tamamlayın: “The storm damaged ____ the roads; the rail lines were ____ affected.”

Cevabı göster

not just · also

since they tend to hordes of aphids as their cattle. Kelime

5:55

çünkü yaprak biti sürülerini sığırları gibi güderler.

Kelime

tend to + isim: tend to hordes of aphids ifadesindeki kullanım

tend to hordes of aphids ifadesinde tend to, bakımını üstlenmek veya ilgilenmek anlamına gelir. Hordes of aphids bir isim öbeğidir; bu nedenle buradaki to, bakım anlamıyla bağlantılı bir edattır. Bu kullanım, genellikle bir şey yapmak veya bir şeyi yapmaya eğilimli olmak anlamındaki tend to + fiilin yalın hâli yapısından farklıdır. To’dan sonra gelen biçim anlamı gösterir. Yaprak bitlerinin their cattle olarak adlandırılması benzetmeyi açıklar: karıncalar, kendilerine yararlı bir şey sağlayan hayvanlara bakar gibi yaprak biti gruplarını korur.

Alıştırma

“The volunteers tend to the injured birds every morning,” cümlesinde tend to ne anlama gelir?

  1. Genellikle yaralı kuşlara dönüşürler.
  2. Yaralı kuşlara doğru hareket ederler.
  3. Yaralı kuşların bakımını üstlenirler.
Cevabı göster

Yaralı kuşların bakımını üstlenirler.

The aphids feed from plants and produce a sweet honeydew,

5:58

Yaprak bitleri bitkilerden beslenir ve tatlı bir bal özü üretir,

which they trade with the ants for protection.

6:02

bunu karıncalarla koruma karşılığında takas ederler.

Since the ants have no major enemy to fear in their new homes,

6:04

Karıncaların yeni evlerinde korkacakları büyük bir düşmanı olmadığı için,

the aphids thrive and ultimately kill the plants they live on.

6:07

yaprak bitleri çoğalır ve nihayetinde üzerinde yaşadıkları bitkileri öldürürler.

So on top of being a major disruption for the ecosystems they invade, Anlatım akışı

6:12

Yani, istila ettikleri ekosistemler için büyük bir yıkım olmalarının yanı sıra,

they are also a huge pest for agriculture.

6:16

tarım için de devasa bir zararlıdırlar.

Anlatım akışı

So on top of being ...: başka bir sonuç eklemek

So bu cümleyi önceki açıklamaya bağlar. on top of being a major disruption, ekosistem zararını zaten var olan bir sorun olarak sunar; ardından they are also tarıma verilen ek zararı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp on top of being + tamamlayıcı, özne + also + ikinci açıklama biçimindedir. Aynı özneyle ilgili açıklamaları üst üste ekler ve yeni noktayı özellikle vurgular.

Alıştırma

Başka bir olumsuzluk eklemek için hedef geçiş ifadesini kullanın: The plan already takes too long. ____ expensive, it is also impractical.

Cevabı göster

So on top of being

But the rule of the Argentine ant is being challenged.

6:20

Ancak Arjantin karıncasının egemenliği zorlanmaktadır.

Parts of the supercolonies have broken off Öbek fiiller

6:24

Süper kolonilerin bazı kısımları koptu

and become their own empires.

6:26

ve kendi imparatorlukları haline geldiler.

Öbek fiiller

Broken off: daha büyük bir bütünden ayrılmak

Burada broken off, break off fiilinin present perfect biçimidir. Süper kolonilerin bazı bölümlerinin daha büyük bütünden ayrılıp bağımsız gruplar hâline geldiğini anlatır. off parçacığı, bütünden kopma fikrini taşır. Bu geçişsiz yapı hem fiziksel parçalar hem de kuruluşların bölümleri için kullanılabilir: bir dal break off olabilir, bir hizip de break off from a party olabilir. Bu cümlede birinin aniden konuşmayı bırakması anlamına gelmez.

Alıştırma

"A section of the ice shelf has broken off," cümlesinde ne oldu?

  1. Biri buz sahanlığı hakkında konuşmayı bıraktı.
  2. Buz sahanlığının tamamı eşit büyüklükte birçok parçaya ayrıldı.
  3. Bir parça daha büyük buz sahanlığından ayrıldı.
Cevabı göster

Bir parça daha büyük buz sahanlığından ayrıldı.

A merciless civil war has broken out. Öbek fiiller

6:28

Acımasız bir iç savaş patlak verdi.

Öbek fiiller

has broken out: tehlikeli bir olay başladı

Has broken out, break out fiilinin present perfect biçimidir. Burada break out, özellikle tehlikeli, şiddet içeren veya kontrol edilmesi zor bir olay için “aniden başlamak” ya da “patlak vermek” anlamına gelir. Savaş konuşma anından önce başlamıştır ve etkileri şimdi de önemlidir. Bu anlamda break out geçişsizdir: war breaks out veya a fire breaks out örneklerinde olduğu gibi olay özne olur. Yapı have/has + broken out şeklindedir.

Alıştırma

Haber cümlesini break out fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: A fire ____ near the station.

Cevabı göster

has broken out

For example,

6:31

Örneğin,

the Lake Hodges supercolony has been fighting against the very large colony Dilbilgisi

6:32

Lake Hodges süper kolonisi, çok büyük koloniye karşı savaşıyor

for years in San Diego County.

6:36

San Diego County'de yıllardır.

Dilbilgisi

has been fighting ... for years: şimdiye kadar devam ediyor

Has been fighting, present perfect continuous yapısındadır: has + been + fiil-ing. Savaşmanın geçmişte başladığını ve anlatılan zamanda hâlâ devam ettiğini gösterir; tamamlanmış bir geçmiş olay olarak sunmaz. For years bu etkinliğin süresini verir. Devam eden bir durumun ne kadar zamandır sürdüğünü anlatmak için for two hours veya for many years örneklerindeki gibi for + bir zaman dilimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Lina ____ on the mural for three months.

Cevabı göster

has been working

A massive war is going on over a dynamic front line

6:38

Dinamik bir cephe hattı üzerinden devasa bir savaş sürüyor

stretching over kilometers.

6:42

kilometrelerce uzanan.

An estimated 30 million ants die here each year.

6:44

Tahminen her yıl burada 30 milyon karınca ölüyor.

On other fronts, Anlatım akışı

6:48

Diğer cephelerde,

an old acquaintance from the Paraná River

6:49

Paraná Nehri'nden eski bir tanıdık

has risen from the shadows. Deyimler

6:51

gölgelerin içinden yükseldi.

Anlatım akışı

On other fronts: başka bir alana geçiş

On other fronts, konuşmayı aynı büyük durumun başka bölümlerine taşıyan bir geçiş ifadesidir. Fronts burada mecazidir; her faaliyet veya çatışma alanını ayrı bir savaş cephesi gibi gösterir. Bu cümlede ifade, anlatının bir çatışmadan başka bir yerde yaşanan bağlantılı bir çatışmaya geçtiğini gösterir. Tamamen ilgisiz bir konu başlatmak yerine iki gelişmeyi aynı genel tema altında tutar.

Alıştırma

Raporu, “aynı genel çabanın diğer alanlarında” anlamına gelen tam bağlayıcıyla tamamlayın: Ticket sales are strong. ____, the volunteers have finished the schedule and the food stalls are ready.

Cevabı göster

On other fronts

Deyimler

risen from the shadows: dramatik bir dönüş

Risen from the shadows, birinin veya bir şeyin gizli, etkisiz, görmezden gelinmiş ya da kamuoyunun dikkatinden uzak kaldıktan sonra yeniden görünür veya önemli hâle gelmesini anlatan dramatik bir mecazdır. Karanlık bir yerde gerçekten ayağa kalkmayı anlatmaz. has risen biçimi, dönüşün şimdiden önce gerçekleştiğini ve şimdi de önemli olduğunu gösterir. İfade, geri dönen kişiyi, grubu, sorunu veya tehdidi çoğu zaman gizemli ya da tehlikeli gösterir.

Alıştırma

Dramatik cümleyi, “gizli kaldıktan veya görmezden gelindikten sonra yeniden ortaya çıktı” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The villain everyone believed was gone has ____ to challenge the heroes again.

Cevabı göster

risen from the shadows

Red imported fire ants,

6:53

İthal kırmızı ateş karıncaları,

which were accidentally introduced from their old home Kelime

6:55

eski evlerinden kazara tanıtılanlar

to the coast of Alabama.

6:58

Alabama kıyılarına.

Kelime

were accidentally introduced: introduce fiilinin ekolojik anlamı

Burada introduce ekolojik bir anlam taşır: bir türü daha önce yaşamadığı bir bölgeye getirmek. Were accidentally introduced, insan faaliyetlerinin ateş karıncalarını istemeden Alabama'ya taşıdığını anlatır. Edilgen were introduced yapısı, onları taşıyan bilinmeyen kişi veya sürece değil, karıncalara ve onların gelişine odaklanır. Çevre haberlerinde a species was introduced to/into a region kalıbı sık görülür.

Alıştırma

Bir çevre raporunda The beetles were accidentally introduced to the island cümlesi ne anlama gelir?

  1. Araştırmacılar böcekleri ada sakinlerine resmî olarak tanıttı.
  2. Böcekler adada hayatta kalmaları için kasıtlı olarak eğitildi.
  3. İnsanlar böcekleri daha önce yaşamadıkları bir yere istemeden getirdi.
Cevabı göster

İnsanlar böcekleri daha önce yaşamadıkları bir yere istemeden getirdi.

Not only are the red fire ants fierce fighters Dilbilgisi

6:59

Kırmızı ateş karıncaları sadece şiddetli savaşçılar değil

and more than able to deal with the Argentine ant, Kalıp ifadeler

7:02

ve Arjantin karıncasıyla başa çıkmaktan çok daha fazlasını yapabilirler,

Kalıp ifadeler

more than able to deal with: bir şeyle başa çıkabilecek fazlasıyla yeteneğe sahip olmak

more than able to, gerekli olan en düşük düzeye ancak ulaşmayı değil, fazlasıyla yeterli yeteneğe sahip olmayı anlatır. able to ifadesine güçlü ve kendinden emin bir vurgu katar. Burada deal with, bir sorunu ele almak ya da bir rakibe karşı harekete geçmek anlamındadır. more than able to deal with bütünü, öznenin zorluğun üstesinden gelebilecek yeterli yeteneğe fazlasıyla sahip olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi more than able to ile deal with ifadelerini birlikte kullanarak tamamlayın: Our small team is ____ the extra workload.

Cevabı göster

more than able to deal with

they are also able to form supercolonies themselves.

7:04

kendileri de süper koloniler kurabilirler.

Dilbilgisi

Not only are ... they are also: başa alınan Not only sonrasında devriklik

Not only ilk yan cümlenin başına geldiğinde vurgu için öne alınmış olur. Bu öne alma, özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesini gerektirir; bu yüzden Not only are the red fire ants ... denir, Not only the red fire ants are ... denmez. Burada are, be fiilinin bir biçimi olduğu için öznenin önüne gelir. İkinci yan cümle they are also ile başka önemli bir bilgi ekler ve normal özne–fiil sırasına döner. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: Not only + yardımcı fiil/be + özne + ..., (but) özne + yardımcı fiil/be + also + ....

Alıştırma

Resmî not only ... also yapısını tamamlayın: Not only ____ the new batteries cheaper, but they are ____ easier to recycle.

Cevabı göster

are · also

Now the old wars from their distant home

7:08

Şimdi uzak memleketlerindeki eski savaşlar

have been taken to a foreign battleground.

7:11

yabancı bir savaş alanına taşındı.

In the southeastern US,

7:14

Güneydoğu ABD'de,

the supercolonies clashed fiercely.

7:15

süper koloniler şiddetle çarpıştı.

The Argentine ants found themselves outgunned by the fire ants. Kelime

7:18

Arjantin karıncaları ateş karıncalarına karşı silah gücünde yetersiz kaldı.

Kelime

outgunned by: güç bakımından dezavantajlı olmak

Outgunned başlangıçta rakipten daha etkisiz ateş gücüne sahip olmak anlamına gelir. Bu cümlede mecazidir: Arjantin karıncaları, ateş karıncalarının dövüş yetenekleri daha güçlü olduğu için açıkça dezavantajlıdır; iki tarafın gerçekten silah kullandığı söylenmez. Edilgen be outgunned by + rakip yapısında by sonrasında daha güçlü taraf belirtilir. Bu ifade, bir tarafın güç, donanım, para veya diğer etkili kaynaklar bakımından çok geride olduğu rekabetleri de anlatabilir.

Alıştırma

Küçük bir şirketin rakibiyle aynı sayıda mühendisi vardır, ancak rakibin çok daha fazla finansmanı ve bilgi işlem donanımı bulunmaktadır. Hangi cümle kaynak dezavantajına odaklanmak için canlı bir silah benzetmesi kullanır?

  1. The small company is outnumbered by its rival.
  2. The small company is outmatched by its rival.
  3. The small company is outgunned by its rival.
Cevabı göster

The small company is outgunned by its rival.

The fire ants' major workers are more than twice the size Dilbilgisi

7:22

Ateş karıncalarının iri işçileri iki katından daha büyüktür

of the Argentine ants and wield venom-injecting stings.

7:25

Arjantin karıncalarının ve zehir enjekte eden iğneler kullanırlar.

Dilbilgisi

more than twice the size of: büyüklüğü …… büyüklüğünün iki katından fazla

More than twice the size of, bir şeyin toplam büyüklüğünün başka bir şeyin büyüklüğünün iki katından fazla olduğunu belirtir. Burada her iri ateş karıncası işçisi, bir Arjantin karıncasının iki katından daha büyüktür. Yapı more than + twice + the size of + karşılaştırma nesnesi şeklindedir. Twice the size of, başlangıçtaki büyüklüğe fazladan 2× eklenmesini değil, toplam büyüklüğün 2× olmasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi more than + twice + the size of kalıbıyla tamamlayın: The new classroom is ____ the old one.

Cevabı göster

more than twice the size of

Even though the Argentine ants fought fiercely,

7:28

Arjantin karıncaları şiddetle savaşsa da,

the fire ants were too much for them. Deyimler

7:31

ateş karıncaları onlar için çok fazlaydı.

Deyimler

be too much for someone: birinin başa çıkamayacağı kadar zor olmak

Be too much for someone yapısında too much, “birinin başa çıkabileceği veya üstesinden gelebileceği düzeyi aşmak” anlamına gelir. Burada Arjantin karıncaları şiddetle dirense de ateş karıncaları onların gücünü aşan bir rakipti. Bu kalıp bir rakibi, işi, duyguyu veya başka bir zorluğu anlatabilir. Özneyi yalnızca büyük bir miktar olarak değil, for kelimesinden sonraki kişi için başa çıkılamayacak bir şey olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümlede too much for someone, “o kişinin başa çıkma kapasitesini aşmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The final puzzle was too much for Leo.
  2. Leo had too many puzzles on the table.
  3. Leo spent too much of his allowance.
Cevabı göster

The final puzzle was too much for Leo.

After countless lost battles,

7:33

Sayısız kaybedilen savaşın ardından,

the red imported fire ant exterminated the Argentine ants supercolony

7:35

ithal kırmızı ateş karıncası, Arjantin karıncaları süper kolonisini

from much of the southeastern US.

7:39

Güneydoğu ABD'nin büyük bölümünden sildi süpürdü.

This is one territory lost,

7:42

Bu kaybedilen bir bölge,

but the Argentine ants will fight on.

7:43

ama Arjantin karıncaları savaşmaya devam edecek.

This amazing network of cooperating supercolonies

7:46

İşbirliği yapan süper kolonilerin bu inanılmaz ağı

is the biggest success in their history.

7:49

tarihlerindeki en büyük başarıdır.

And they'll not give it up Öbek fiiller

7:52

Ve bundan vazgeçmeyecekler

because of a small defeat.

7:53

küçük bir yenilgi yüzünden.

Öbek fiiller

give it up: anlamı ve zamirin yeri

Burada give it up, değerli bir şeyi korumaya veya savunmaya devam etmek yerine onu teslim etmek ya da ondan vazgeçmek anlamına gelir. It zamiri, büyük iş birliği ağının sağladığı avantaja gönderme yapar. Give up doğrudan nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne zamir olduğunda give ile up arasına gelmelidir: give it up denir, give up it denmez. Give them up da aynı yapıyı kullanır.

Alıştırma

Avantajı elinde tutmayı bırakmak anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team had earned a valuable lead and refused to ____.

Cevabı göster

give it up

They will stand their ground against any enemy Deyimler

7:55

Her türlü düşmana karşı zeminlerini koruyacaklar

that might arise.

7:57

ortaya çıkabilecek.

Deyimler

stand their ground against: geri adım atmamak

Stand their ground, bir meydan okumayla karşılaşıldığında geri çekilmeyi, boyun eğmeyi veya tutumunu bırakmayı reddetmek anlamına gelir. Gerçek bir bölgeyi savunmayı da bir tartışma ya da çatışmada görüşünü kararlılıkla korumayı da anlatabilir. Tam yapı stand one's ground against someone or something şeklindedir. Against, direnilen rakibi veya baskıyı belirtir. One's iyelik biçimi özneye göre değişir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi they ile uyumlu stand one's ground against biçimiyle tamamlayın: The volunteers would ____ any attempt to close the library.

Cevabı göster

stand their ground against

No matter if it's on the Paraná River Dilbilgisi

7:59

İster Paraná Nehri'nde olsun

or on one of the large battlefields

8:01

ister büyük savaş alanlarından birinde

across the world.

8:03

dünyanın dört bir yanındaki.

Dilbilgisi

No matter if ... or ...: iki olasılık, aynı sonuç

No matter if ... or ... iki olası koşulu sunar ve hangisi geçerli olursa olsun sonucun değişmediğini belirtir. Burada Paraná Nehri'nde olmak ile dünyanın başka bir yerindeki savaş alanında olmak karşılaştırılır; iki konumda da önceki ifade geçerliliğini korur. Kalıp no matter if + olasılık A + or + olasılık B şeklindedir. Genellikle ödünleyici bir koşul yan cümlesi olarak çalışır ve aynı cümlede ya da hemen öncesinde bir ana düşünceye ihtiyaç duyar.

Alıştırma

İki boşluğu hedef kalıp No matter if X or Y ile tamamlayın: ____ we play indoors ____ outdoors, the match will go ahead.

Cevabı göster

No matter if · or