Peppa Pig Masalları 🐷 Bebek Alexander Karnavala Gidiyor 🐷 Peppa Pig Bölümleri: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
195 kelime 123 kel/dk

Video özeti: Peppa ve ailesi, Bebek Alexander’la ilgilenmek için dönme dolaba binmeyi erteler. Alt değiştirme yerini bulup bez değiştirme ve temizlik adımlarını birlikte tamamlar, ardından başından beri binmek için bekledikleri eğlence aracına geri dönerler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. nappy change. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir bebeğin bezini değiştirmeyi anlatan bu doğal Britanya İngilizcesi ifadesini anlamak, Amerikan İngilizcesinde genellikle diaper dendiğini fark etmek ve günlük bebek bakımından sözcükleri tek tek çevirmeden söz edebilmek. 2. That's the spirit. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Birinin yardım etmeye ve iş birliğine istekli bir tutum göstermesi üzerine söylenen sıcak bir teşvik ifadesi olduğunu anlamak, spirit sözcüğünü gerçek anlamıyla yorumlamamak ve ailede, sınıfta ya da ekipte iş birliğini olumlu biçimde desteklemek için kullanmak. 3. I've never changed a nappy before. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: I’ve never ... before kalıbındaki present perfect yapısını, bir deneyimin şu ana kadar hiç yaşanmadığını belirtmek için kullanmak; özellikle ilk denemelerden bahsederken veya daha önce deneyim sahibi olunmadığını açıklarken bu yapıyı doğru kurmak.

Bu derste

Peppa Pig Tales.

0:00

Peppa Pig Masalları.

Peppa and her family are taking Baby Alexander on the Ferris Wheel, Notlar

0:07

Peppa ve ailesi Bebek Alexander'ı dönme dolaba götürüyor,

Kalıp ifadeler

take someone on the Ferris wheel: birini dönme dolaba bindirmek

take someone on a ride or attraction yapısında someone, sizin eşlik ettiğiniz veya deneyimi kendisi için düzenlediğiniz kişidir. Burada Peppa ve ailesi, Bebek Alexander'ı dönme dolaba binmesi için yanlarında götürüyor. Yapı take + person + on + ride/attraction şeklindedir. On, kişinin yalnızca fiziksel olarak bir şeyin üstünde bulunduğunu değil, eğlence aracına binme deneyimine katıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi take someone on yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This afternoon, I'll ____ the Ferris wheel.

Cevabı göster

take Ella on

Kültür

Ferris wheel: büyük ve dikey bir eğlence aracı

Ferris wheel, dikey duran büyük bir eğlence aracıdır. Yolcu kabinleri tekerleğin çevresine takılıdır ve tekerlek dönerken yavaşça yükselip alçalır. Bu cümlede Ferris Wheel, ailenin bineceği eğlence aracını belirtir. Sıradan bir tekerlek veya bir kişinin adı değildir.

Alıştırma

Hangi açıklama Ferris wheel ile eşleşir?

  1. bisiklete takılmış bir tekerlek
  2. yolcu kabinleri olan büyük ve dikey bir eğlence aracı
  3. yolcuların tren beklediği bir peron
Cevabı göster

yolcu kabinleri olan büyük ve dikey bir eğlence aracı

but he isn't very happy.

0:11

ama o pek mutlu değil.

What's that smell?

0:16

Bu koku da ne?

Yeah.

0:19

Öf.

Hmm.

0:22

Hımm.

It's Baby Alexander.

0:23

Bu Bebek Alexander.

He needs a nappy change. Kelime

0:25

Altının değiştirilmesi gerekiyor.

Kelime

nappy change: bebeğin bezini değiştirme

Bir nappy change, bebeğin kullanılmış bezini çıkarıp temiz bir bez takma işlemidir. He needs a nappy change. cümlesinde konuşan kişi, bebeğin bezinin şimdi değiştirilmesi gerektiğini anlatır. Burada change, tek bir değiştirme eylemini anlatan sayılabilen bir isimdir; bir şeyin farklı hâle gelmesi anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi bebeğin bezini değiştirme anlamındaki Britanya İngilizcesi ifadeyle tamamlayın: The baby needs a ____.

Cevabı göster

nappy change

But we're at the front of the queue for the Ferris Wheel. Kalıp ifadeler

0:27

Ama dönme dolap sırasının en önündeyiz.

Kalıp ifadeler

at the front of the queue: bekleyenlerin arasında ilk sırada olmak

At the front of the queue, bekleyen kişiler arasında ilk sırada olmak anlamına gelir. Bu konumdaki kişi genellikle sıradaki hizmeti alır ya da içeri girer. at edatı, kişiyi kuyruğun ön ucuna yerleştirir. Queue, özellikle Britanya İngilizcesinde bekleyen insanların oluşturduğu sıra anlamına gelir; buradaki front, bir nesnenin ön yüzünü değil, sıradaki konumu anlatır.

Alıştırma

at, front ve queue sözcükleriyle hedef ifadeyi oluşturup cümleyi tamamlayın: Leo is ____, so he will be served next.

Cevabı göster

at the front of the queue

Hold your noses, everyone. Kalıp ifadeler

0:35

Herkes burnunu tutsun.

Kalıp ifadeler

Hold your noses: bir gruba burunlarını tutmalarını söylemek

Hold your nose, genellikle kötü bir kokuyu içine çekmemek için burnu parmaklarla sıkıştırıp kapalı tutmak demektir. Burada hold, burnu parmaklarla kapalı tutmak anlamındadır; burnu bir nesne gibi taşımak anlamına gelmez. Bir gruba konuşurken, herkes kendi burnunu tutacağı için çoğul your noses kullanılabilir: Hold your noses, everyone. Tek bir kişiye ise Hold your nose denir.

Alıştırma

Çöp kötü koktuğu için herkese burunlarını tutmalarını doğal biçimde söyleyen talimat hangisidir?

  1. Close your noses, everyone—the rubbish smells awful.
  2. Carry your noses, everyone—the rubbish smells awful.
  3. Hold your noses, everyone—the rubbish smells awful.
Cevabı göster

Hold your noses, everyone—the rubbish smells awful.

Ooh.

0:38

Oo.

This Ferris Wheel smells terrible. Dilbilgisi

0:40

Bu dönme dolap çok kötü kokuyor.

Dilbilgisi

smells terrible: smell + sıfat

smells terrible ifadesinde smell, belirli bir kokuya sahip olmak veya koku yoluyla belirli bir izlenim vermek anlamında kullanılan bir bağlayıcı fiildir. Bağlayıcı fiilden sonra özneyi tanımlayan bir sıfat gelir; bu yüzden terribly değil, terrible doğrudur. Kokuyu anlatmak için özne + smell(s) + sıfat yapısını kullanın: smells good, smells bad veya smells fresh. Burada terrible, dönme dolabın genel kalitesini değil, nasıl kokuyor gibi algılandığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi smell ve fresh kullanarak tamamlayın: The clean laundry ____.

Cevabı göster

smells fresh

Sorry, Peppa,

0:44

Üzgünüm Peppa,

but it's our job to look after Baby Alexander. Notlar

0:45

ama Bebek Alexander'a bakmak bizim işimiz.

Dilbilgisi

it's our job to ...: sorumluluk belirtmek

it's our job to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın bizim sorumluluğumuz olduğunu belirtir. Burada job, ücretli bir iş olmak zorunda değildir; görev veya sorumluluk anlamındadır. İyelik sözcüğü sorumluluğun kime ait olduğunu gösterir: our yerine my, your veya their gelebilir. We should... ile karşılaştırıldığında bu kalıp görevi birine daha açık biçimde yükler.

Alıştırma

Hangi cümle ziyaretçileri güvende tutmanın grubun sorumluluğu olduğunu en açık şekilde ifade eder?

  1. We hope the visitors stay safe.
  2. It's our job to keep the visitors safe.
  3. The visitors know how to stay safe.
Cevabı göster

It's our job to keep the visitors safe.

Öbek fiiller

look after: birine veya bir şeye bakmak

Look after, birine veya bir şeye bakmak ve ihtiyaçları ya da güvenliği için sorumluluk almak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada Bebek Alexander'a bakmak anlamındadır. look after ifadesini tek bir bütün olarak düşünün. Nesne normalde bütün ifadenin ardından gelir: look after a child veya look after a pet.

Alıştırma

Hangi cümle birinden hafta sonu boyunca bir köpeğe bakmasını istiyor?

  1. Could you look for my dog this weekend?
  2. Could you look at my dog this weekend?
  3. Could you look after my dog this weekend?
Cevabı göster

Could you look after my dog this weekend?

If we help now, we can play later. Dilbilgisi

0:49

Şimdi yardım edersek, sonra oynayabiliriz.

Dilbilgisi

If we help now, we can play later: koşul ve sonuç

Bu cümlede if, şimdi yardım etmeyi koşul hâline getirir; can ise daha sonra neyin mümkün olacağını gösterir. Yani daha sonra oynayabilmek, önce yardım etmeye bağlıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp If + present simple, özne + can + fiilin yalın hâli şeklindedir. now ve later, önce bir eylemin, ardından başka bir eylemin yapılacağı sırayı güçlendirir. Bu nedenle kalıp planlarda, hatırlatmalarda ve nazikçe ikna ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Koşul için If, sonraki olasılık için can kullanın: ____ we finish our homework now, we ____ watch a film later.

Cevabı göster

If · can

Yes.

0:54

Evet.

Baby Alexander needs our help.

0:54

Bebek Alexander'ın yardımımıza ihtiyacı var.

That's the spirit. Deyimler

0:59

İşte ruh bu.

Deyimler

That's the spirit: olumlu bir tutumu övmek

That's the spirit. birinin olumlu, istekli veya kararlı bir tutum göstermesini öven cesaretlendirici bir karşılıktır. Genellikle kişi yardım etmeye, yeniden denemeye veya bir meydan okumayı kabul etmeye karar verdikten sonra söylenir. Burada spirit tutum, cesaret veya heves anlamındadır; hayalet ya da alkollü içki anlamına gelmez. İfade, gerçek bir nesneye değil kişinin nasıl davrandığına karşılık verir.

Alıştırma

Birisi "I'll try again," dedikten sonra kullanılan sabit cesaretlendirme ifadesini tamamlayın: That's the ____!

Cevabı göster

spirit

Now, let's go and look for a nappy changing station. Notlar

1:00

Şimdi, gidip bir alt değiştirme istasyonu arayalım.

Kalıp ifadeler

look for: bir kişiyi, nesneyi veya yeri aramak

Look for, “bulmaya çalışmak” anlamına gelir. Bu cümlede grup, bebeğin altını değiştirebilecekleri bir yer aramayı planlıyor. Yapı look for + kişi, nesne veya yer şeklindedir. For bu anlamın bir parçasıdır: look tek başına bakışları bir yöne çevirmek anlamına gelir, bir hedefi aramak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “bulmaya çalışmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We need to ____ a hotel near the airport.

Cevabı göster

look for

Kültür

nappy changing station: halka açık bebek alt değiştirme tesisi

Nappy changing station, halka açık bir yerde bebeğe bakan kişinin bebeğin altını değiştirebileceği bir tesis veya ayrılmış alandır. Genellikle güvenli ve sabit bir alt değiştirme yüzeyi bulunur. Burada station, tren istasyonu değil, belirli bir iş için hazırlanmış yer veya ekipman anlamına gelir. Bu ifade alışveriş merkezleri, havaalanları, eğlence alanları ve diğer halka açık yerlerdeki olanaklardan söz ederken kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede nappy changing station ne anlama geliyor?

  1. Bebek bezi ve bebek kıyafetleri satan bir mağaza.
  2. Bebeğe bakan kişinin bebeğin altını değiştirebileceği bir yer veya ekipman.
  3. Yalnızca bebekli aileler için tasarlanmış bir tren istasyonu.
Cevabı göster

Bebeğe bakan kişinin bebeğin altını değiştirebileceği bir yer veya ekipman.

That's better.

1:09

Bu daha iyi.

Not here.

1:13

Burada değil.

Oh.

1:18

Oh.

Not here.

1:21

Burada değil.

Definitely not here.

1:34

Kesinlikle burada değil.

Ooh.

1:45

Oo.

Here.

1:45

Burada.

Well done, Peppa. Ton ve niyet

1:47

Aferin Peppa.

Ton ve niyet

Well done: Başarıdan sonra övgüde bulunmak

Well done, bir kişiyi bir işi başarıyla yaptığı için övmek amacıyla kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede konuşan kişi, başarılı olduğu için Peppa'yı övüyor. Bu iki sözcüğü edilgen bir yapı olarak değil, tek bir olumlu karşılık olarak düşünün. İfade Well done! biçiminde tek başına ya da Well done, Peppa. örneğindeki gibi ardından bir adla kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü övgü ifadesiyle tamamlayın: ____, Maya! You finished the puzzle.

Cevabı göster

Well done

We found the nappy changing station.

1:49

Alt değiştirme istasyonunu bulduk.

First, we have to take off the dirty nappy. Notlar

1:56

Önce kirli bezi çıkarmalıyız.

Anlatım akışı

First: İlk adımı tanıtmak

Cümlenin başındaki First, bir süreçteki ilk adımı belirtir. Dinleyicinin yönergelerin sırasını takip etmesine yardımcı olur; burada birincilik veya kazanan anlamına gelmez. Bir dizi adıma başlamak için cümle başında First kullanın; sürecin kalanını ilerletmek için de Next, Then ve Finally gibi sözcüklerden yararlanın.

Alıştırma

Hangi cümlede First bir işlemin ilk adımını tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. Our team finished in first place.
  2. At first, the machine seemed difficult to use.
  3. First, turn off the machine before cleaning it.
Cevabı göster

First, turn off the machine before cleaning it.

Öbek fiiller

take off: üzerindeki bir şeyi çıkarmak

Burada take off, “giyilmiş veya vücuda takılı bir şeyi çıkarmak” anlamına gelir. Nesnesi the dirty nappy olduğu için eylem, uçağın yerden ayrılması değil, bezin çıkarılmasıdır. Take off bu anlamda ayrılabilen bir öbek fiildir. İsimle take off the nappy veya take the nappy off denebilir. Zamir ise iki parçanın arasına gelir: take it off denir, take off it denmez.

Alıştırma

Cümleyi, take off öbek fiilini bir zamirle kullanarak tamamlayın: Your coat is wet. Please ____.

Cevabı göster

take it off

And put it in the bin. Kalıp ifadeler

1:59

Ve çöp kutusuna atmalıyız.

Kalıp ifadeler

put it in the bin: onu çöp kutusuna atmak

Put it in the bin, “nesneyi çöp kutusuna koy” anlamına gelir. Temizlik bağlamında birine nesneyi atmasını doğal biçimde söyler. Buradaki it, hemen önce sözü edilen kirli bezi ifade eder. Tekrar kullanılabilen yapı put + nesne + in + kap şeklindedir: put the wrapper in the bin veya put it in the bin. Put, normalde taşınan şeyi gösteren bir nesne gerektirir.

Alıştırma

it zamirini ve Britanya İngilizcesindeki bin sözcüğünü içeren tam ifadeyi kullanın: The wrapper is empty, so ____.

Cevabı göster

put it in the bin

Um where is the bin?

2:02

Iı, çöp kutusu nerede?

Hmm.

2:05

Hımm.

Ooh.

2:06

Oo.

Here it is, Daddy. Ton ve niyet

2:08

İşte burada, Baba.

Ton ve niyet

Belirli bir şeyi sunmak için Here it is

Here it is, belirli bir şeyi bulduğunuzda, yerini saptadığınızda ya da ortaya çıkardığınızda dinleyenin dikkatini ona çekmek için kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi bulduğu çöp kutusunu babasına gösterir; amaç yalnızca yerini bildirmek değil, “Buldum, bak” demektir. it zamiriyle kalıp sırası Here it is olur; Here is it denmez. Birden fazla şey için Here they are kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın defterini buldunuz ve görmesi için yukarı kaldırdınız. En doğal ifade hangisidir?

  1. Here it is!
  2. It is here.
  3. Here you are!
Cevabı göster

Here it is!

Oh.

2:11

Oh.

Now, we must wash our hands. Dilbilgisi

2:15

Şimdi, ellerimizi yıkamalıyız.

Dilbilgisi

Kesin bir gereklilik için must wash our hands

must wash our hands, ellerimizi yıkamanın zorunlu olduğu anlamına gelir. Burada must, bir öneri ya da izin değil, kesin bir hijyen gerekliliği belirtir. must sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: must wash. Araya to eklenmez ve must özneye göre değişmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki kesin bir hijyen gerekliliği belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before cooking, we ____ our hands.

Cevabı göster

must wash

Add a dab of cream. Kelime

2:24

Biraz krem sür.

Kelime

a dab of cream: sürmek için az miktarda krem

a dab of cream ifadesinde dab, yumuşak veya sürülebilir bir maddeden az miktarı belirten sayılabilen bir isimdir. Küçük bir alana koymaya ya da hafifçe yaymaya yetecek kadarını düşündürür; bu yüzden a little cream ifadesinden daha belirgindir. Yapı a dab of + madde adı şeklindedir. Add a dab of cream cümlesinde ifadenin tamamı neyin ekleneceğini belirtir; dab burada sertçe vurmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle cilde sürülebilir kremden yalnızca az miktarda uygulanması gerektiğini doğal biçimde anlatır?

  1. Pour a glass of water over the dry skin.
  2. Put a dab of cream on the dry skin.
  3. Put a thick layer of cream on the dry skin.
Cevabı göster

Put a dab of cream on the dry skin.

Whoa.

2:27

Vay.

Whoops.

2:31

Hoppala.

Sorry, Peppa.

2:31

Pardon, Peppa.

Now, finally, a clean nappy. Anlatım akışı

2:33

Şimdi, nihayet, temiz bir bez.

Anlatım akışı

Now, finally: son adıma geçmek

Now, finally, dinleyeni son adıma taşıyarak talimatları düzenler. Now dikkati o anda yapılan adıma yöneltir, finally ise bunun sıralamanın sonu olduğunu belirtir. Burada finally bir sıralama sözcüğüdür; mutlaka sabırsızlık ya da rahatlama belirtisi değildir. Cümlenin geri kalanı kısaltılmıştır: a clean nappy sırada ne olduğunu söylerken eylem gösterimden anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyeni sözlü olarak anlatılan bir sürecin son adımına en açık biçimde taşır?

  1. Meanwhile, press Save while the file downloads.
  2. First, press Save to begin the setup.
  3. Now, finally, press Save to finish the setup.
Cevabı göster

Now, finally, press Save to finish the setup.

Can I do this bit, Daddy? Ton ve niyet

2:36

Bu kısmı ben yapabilir miyim, Baba?

Ton ve niyet

Can I do this bit?: bir bölümü yapmak için izin istemek

Can I + fiilin yalın biçimi...? kalıbı, konuşanın bir şeyi yapabilmek için karşısındaki kişiden izin istemesini sağlar. Burada birlikte yapmaya katılma isteği vardır; konuşan kişi kendi becerisini sormaz. This bit, görevin “bu küçük bölümü” veya “bu adımı” demektir. Bit özellikle Britanya İngilizcesinde küçük bir parça, bölüm veya aşama için kullanılan gündelik bir sözcüktür; burada bilgisayar terimi değildir.

Alıştırma

İzin isteğini tamamlayın: “____ do ____?” İlk boşluğa Can I, ikinci boşluğa “bu küçük bölüm” anlamındaki gündelik ifadeyi yazın.

Cevabı göster

Can I · this bit

Of course, Peppa. Ton ve niyet

2:38

Tabii ki, Peppa.

Ton ve niyet

Of course: arkadaşça izin vermek

Of course, bir isteği gönüllü ve açık biçimde kabul eden kalıplaşmış bir yanıttır. Bu cümlede “Evet, yapabilirsin” anlamına gelir ve Peppa’ya sıcak bir şekilde izin verir. Burada ifade tek bir bütün olarak çalışır. Bu yanıtta course, “ders” veya “güzergâh” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Can I borrow your ruler?” diye soruyor. Hangi yanıt sıcak ve açık bir şekilde izin verir?

  1. Of course. You can borrow it.
  2. I'd rather keep it.
  3. I don't know where the ruler is.
Cevabı göster

Of course. You can borrow it.

There.

2:45

İşte.

All better. Ton ve niyet

2:46

Her şey yolunda.

Ton ve niyet

All better: artık tamamen iyi

All better, bir sorunun çözüldüğünü veya birinin yeniden iyi hissettiğini söylemenin kısa ve gündelik bir yoludur. Buradaki all miktar bildirmez; “tamamen” anlamındadır. Özne ve fiil söylenmeden tek başına sıkça kullanılır. Bağlama göre tam düşünce It’s all better now veya You’re all better now ifadelerine yakındır ve bu söz dinleyeni rahatlatma işlevi de görür.

Alıştırma

Bir bakıcı çocuğun küçük sıyrığını temizledi ve artık canı acımıyor. Çocuğu rahatlatmak için ne söyleyebilir?

  1. Please be careful.
  2. Much better than yesterday.
  3. All better.
Cevabı göster

All better.

That was so fun. Kelime

2:47

Bu çok eğlenceliydi.

Kelime

so fun: bir şeyin ne kadar keyifli olduğunu vurgulamak

so fun ifadesinde so, fun sözcüğünün derecesini güçlendiren bir zarftır: etkinlik çok keyifliydi. Günümüzün gündelik İngilizcesinde fun, That was fun. örneğinde olduğu gibi be fiilinden sonra sıfat olarak sıkça kullanılır. Bu ifade, bir şeyin ne kadar keyifli olduğunu değerlendirir; ne kadar güldürücü olduğunu değil. That was so fun genellikle bir deneyim veya etkinlikten sonra söylenen coşkulu bir yorumdur.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinliğin çok keyifli olduğunu, güldürücü olduğunu söylemeden ve başka bir etkinlikle karşılaştırmadan ifade eder?

  1. That was so funny.
  2. That was more fun.
  3. That was so fun.
Cevabı göster

That was so fun.

I've never changed a nappy before. Dilbilgisi

2:49

Daha önce hiç bez değiştirmemiştim.

Dilbilgisi

I've never ... before: şimdiye kadar hiç deneyim olmaması

I've never changed ... before İngilizcedeki present perfect yapısını kullanır: I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır ve changed geçmiş zaman ortacıdır. Yapı özne + have/has + never + geçmiş zaman ortacı + before şeklindedir. Kişinin şu ana veya şu anki ilk denemesine kadar böyle bir deneyimi hiç olmadığını anlatır. Geçmişteki belirli ve bitmiş bir zamandan değil, bugüne kadarki deneyimden söz eder.

Alıştırma

Şimdiye kadar kendin için yemek yapma deneyimin olmadığını söylemek istiyorsun. Bunu en doğru hangi cümle ifade eder?

  1. I didn't cook for myself yesterday.
  2. I've never cooked for myself before.
  3. I never cooked for myself when I lived at home.
Cevabı göster

I've never cooked for myself before.

You did very well, Peppa.

2:52

Çok iyi iş çıkardın, Peppa.

But do you know what's even more fun than changing a nappy? Dilbilgisi

2:55

Ama bez değiştirmekten daha eğlenceli ne var biliyor musun?

Dilbilgisi

what's even more fun than ...?: vurgulu bir karşılaştırma

what's even more fun than changing a nappy? sorusunda what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. What is bir şeyin ne olduğunu sorar, more fun than karşılaştırmayı kurar ve changing a nappy karşılaştırılan etkinliği adlandıran bir -ing öbeğidir. Even, karşılaştırma biçimi more fun ifadesini güçlendirir: yalnızca daha eğlenceli değil, daha da eğlenceli anlamı verir. Do you know ile birlikte bu soru, konuşmacı daha çekici seçeneği açıklamadan önce merak da uyandırabilir.

Alıştırma

Soruyu 'trene binmekten daha da heyecan verici olan şey nedir?' anlamına gelecek şekilde tamamlayın. what's ve even kullanın: Do you know ____ riding a train?

Cevabı göster

what's even more exciting than

Ferris Wheel.

3:01

Dönme Dolap.