İnsanlık İçin Yeni Bir Tarih – İnsanlık Çağı: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Video, insan gelişimini kesintisiz bir tarih olarak göstermek için takvimi 10.000 yıl ileri kaydırıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. As far as we know, — Edimbilim ve tutum: bir iddiayı mevcut kanıtlarla sınırlamak ve tarih, bilim veya gündelik çıkarımlarda güven derecesini ayarlamak. 2. high cultures — Anlam ve dil düzeyi: fiziksel yüksekliği değil karmaşık uygarlıkları anlatan eski etiketi tanımak ve modern complex societies seçeneğini öğrenmek. 3. set in motion, — Deyim ve mecaz: gerçek hareketi değil, bir sonuç zincirini başlatmayı anlatmak; ifadeyi sonraki süreçleri tetikleyen karar veya olaylar için kullanmak.
Bu derste
Humans have existed for millions of years as part of nature.
0:00İnsanlar milyonlarca yıldır doğanın bir parçası olarak var oldular.
But then something changed and in an incredibly short amount of time, Kalıp ifadeler
0:04Ancak sonra bir şeyler değişti ve inanılmaz derecede kısa bir süre içinde,
in an incredibly short amount of time ifadesinin anlamı ve kullanımı
An incredibly short amount of time, “şaşırtıcı derecede kısa bir zaman dilimi” demektir. in ile birlikte kullanıldığında değişimin bu kısa süre içinde gerçekleştiğini veya tamamlandığını anlatır. Incredibly, short sözcüğünün derecesini güçlendirir ve vurgu katar. Bu miktar ifadesinde time sayılamayan bir isimdir; bu nedenle doğal kullanım amount of time olur. Bir sonucun veya büyük bir değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini vurgulamak için bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Tamamlanmış bir değişimin şaşırtıcı derecede kısa bir sürede gerçekleştiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The town rebuilt the bridge in an incredibly short number of time.
- The town rebuilt the bridge in an incredibly short amount of time.
- The town rebuilt the bridge for an incredibly short amount of time.
Cevabı göster
The town rebuilt the bridge in an incredibly short amount of time.
we terraformed this planet and designed it to fit our needs. Kelime
0:09bu gezegeni ihtiyaçlarımıza uyacak şekilde dünyalaştırdık ve tasarladık.
terraformed: bir gezegenin çevresini değiştirmek
Terraformed, terraform fiilinin geçmiş zaman biçimidir: Bir gezegenin veya uydunun çevresini, özellikle insan yaşamını destekleyebilecek şekilde bilinçli olarak değiştirmek demektir. Burada sözcük, insanlığın Dünya’yı büyük ölçekte yeniden şekillendirmesini etkileyici bir benzetmeyle anlatır. Bu değişimleri gezegen mühendisliği gibi gösterir; insanların Dünya’yı yoktan yarattığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir gezegeni bilinçli olarak yaşanabilir hâle getirmeyi anlatan cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? Over many generations, the settlers ___ the planet by changing its atmosphere and climate.
- transformed
- terraformed
- formed
Cevabı göster
terraformed
As far as we know: bir iddiayı mevcut bilgiyle sınırlamak
“As far as we know” iddiayı o anda erişilebilen bilgilerle sınırlar. Bunun şu anki en iyi sonuç olduğunu, asla değişmeyecek mutlak bir gerçek olmadığını belirtir. Virgül, ifadenin tüm cümle hakkında başta yapılan bir yorum olduğunu gösterir. Buradaki we, konuşmacıyı ve daha geniş bir grubu kapsar; böylece temkinli yaklaşım kişisel bir görüş değil, paylaşılan bilgi olarak sunulur.
Alıştırma
Cümle başındaki “As far as we know” ifadesi dinleyiciye ne anlatır?
- İddia değiştirilemeyecek kalıcı bir gerçektir.
- Konuşmacı bilginin ne kadar uzağa gidebildiğini anlatmaktadır.
- İddia şu anda erişilebilen bilgilerle sınırlıdır.
Cevabı göster
İddia şu anda erişilebilen bilgilerle sınırlıdır.
we're the first beings to awaken and completely take over a planet. Öbek fiiller
0:15uyanan ve bir gezegeni tamamen ele geçiren ilk varlıklarız.
take over: kontrolü veya sorumluluğu üstlenmek
Burada take over, bir gezegenin “kontrolünü ele geçirmek” veya onun üzerinde “baskın güç hâline gelmek” anlamındadır. Anlam, take ve over sözcüklerinin ayrı ayrı anlamlarından değil, tüm öbek fiilden gelir. take over a planet örneğinde olduğu gibi doğrudan nesne alabilir. Kontrol edilen şey zaten belliyse nesne söylenmeden de kullanılabilir: The new team took over.
Alıştırma
“Kontrolü veya sorumluluğu üstlenmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: When the coach retires, Lena will ____ the team.
Cevabı göster
take over
The transition from hunting and gathering to farming and building was so breathtakingly fast Dilbilgisi
0:20Avcılık ve toplayıcılıktan tarım ve inşaata geçiş o kadar nefes kesici bir hızla gerçekleşti ki,
that many of our ways of thinking about the world are no longer useful.
0:25dünya hakkındaki düşünme biçimlerimizin çoğu artık işe yaramıyor.
was so breathtakingly fast that: sonuç bildiren so ... that kalıbı
was so breathtakingly fast that ifadesinde so, fast sıfatının aşırı derecede olduğunu belirtirken breathtakingly vurguyu artırır. That, bu hızın sonucunu, yani eski düşünme biçimlerinin çoğunun artık işe yaramadığını anlatan bölümü başlatır. Buradaki so, bu yüzden anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç cümlesidir. Çok yüksek bir dereceyi onun ortaya çıkardığı sonuca bağlar.
Alıştırma
Yüksek bir dereceyi sonucuna bağlayan iki kelimeyi yazın: The road was ____ icy ____ the school bus turned back.
Cevabı göster
so · that
and makes it harder to understand who we are as a species Dilbilgisi
0:40ve bir tür olarak kim olduğumuzu anlamamızı zorlaştırıyor,
makes it harder to understand: biçimsel nesne it + sıfat + to mastarı
makes it harder to understand ifadesinde make, bir değişikliğe neden olmak anlamındadır. It biçimsel nesnedir; history veya başka bir ismin yerine kullanılmaz. Daha zor olduğu belirtilen gerçek eylem to understand kısmıdır. Kullanılabilir kalıp make + it + sıfat veya karşılaştırma sıfatı + to mastarıdır. Harder, öncekinden ya da başka koşullarda olacağından daha zor demektir. Bu kalıp, bir koşulun eylemi nasıl etkilediğini açıklar.
Alıştırma
hard ve read sözcüklerini kullanarak bu genel şimdiki zaman cümlesini make + it + karşılaştırma sıfatı + to mastarı kalıbıyla tamamlayın: The tiny print ____ the instructions.
Cevabı göster
makes it harder to read
and just how far we've come in an incredibly short amount of time. Deyimler
0:43ve inanılmaz derecede kısa bir süre içinde ne kadar ilerlediğimizi.
just how far we've come: şimdiye kadar ne kadar ilerlediğimiz
Bu cümlede how far we've come bir yolculuk benzetmesidir: fiziksel olarak kat edilen mesafeyi değil, insanlığın bugüne kadar ne kadar ilerleme kaydettiğini anlatır. Present perfect yapısındaki we've come, geçmişteki gelişimi bugüne bağlar. Just, derece bildiren how far ifadesinin tamamını güçlendirir. Dinleyenin değişimin şaşırtıcı derecede büyük olduğunu fark etmesini sağlar.
Alıştırma
“After ten years of research, we can see just how far we've come,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Bugüne kadar ne kadar büyük ilerleme kaydedildiğini vurgular.
- Fiziksel olarak kat edilen mesafeyi sorar.
- Tüm ilerlemenin geçmişteki tamamlanmış tek bir zamanda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Bugüne kadar ne kadar büyük ilerleme kaydedildiğini vurgular.
So maybe it's time to choose a year zero for humanity. Dilbilgisi
0:48Bu yüzden belki de insanlık için bir sıfır yılı seçmenin zamanı gelmiştir.
it's time to + fiilin yalın biçimi
It's time to + fiilin yalın biçimi, bir eylem için doğru zamanın geldiğini anlatır. Burada, bir sorunu tartışmaktan bir eylem önermeye geçiş sağlar. Yapı it's time to choose şeklindedir: to sözcüğünden sonra choose fiilinin yalın biçimi gelir. Bu, saatle ilgili bir soru değil, öneri veya eylem çağrısıdır.
Alıştırma
Doğru zamanın geldiğini belirten tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rain has stopped, so ____ continue the game.
Cevabı göster
it's time to
A year zero that marks when we began building our own world on top of the old one. Deyimler
0:57Eskinin üzerine kendi dünyamızı inşa etmeye başladığımızı gösteren bir sıfır yılı.
building our own world on top of the old one ifadesindeki mecaz
Burada building our own world mecazdır. Bir gezegeni gerçekten inşa etmek değil; insan yerleşimleri, tarım, kurumlar ve diğer düzenli yaşam biçimleri oluşturmak anlamına gelir. On top of the old one, uygarlığı zaten var olan doğal dünyanın üzerinde duran daha yeni bir katman olarak sunar. Bu imge hem mevcut bir temelden gelişmeyi hem de o temele süren bağımlılığı anlatır.
Alıştırma
"Online communities built their own social world on top of the early internet," cümlesinde "on top of" neyi anlatır?
- Sosyal dünya, ilk dönem interneti temel alan yeni bir katman olarak gelişti.
- Sosyal dünya ortaya çıkmadan önce ilk dönem internet tamamen ortadan kaldırıldı.
- Sosyal dünya fiziksel olarak internet ekipmanlarının üzerine yerleştirildi.
Cevabı göster
Sosyal dünya, ilk dönem interneti temel alan yeni bir katman olarak gelişti.
hundreds of humans came together in the hills of southern Anatolia.
1:17yüzlerce insan güney Anadolu'nun tepelerinde bir araya geldi.
They were hunters and gatherers without knowledge of agriculture or metalworking.
1:22Onlar tarım veya metal işleme bilgisi olmayan avcı toplayıcılardı.
All they had were tools made of stone and wood.
1:26Tek sahip oldukları taştan ve tahtadan yapılmış aletlerdi.
But they built humanity's first big construction project
1:29Ancak insanlığın ilk büyük inşaat projesini inşa ettiler,
7,000 years before the pyramids were built in Egypt.
1:33Mısır'daki piramitlerin inşasından 7.000 yıl önce.
our ancestors erected circles of massive stone pillars,
1:38atalarımız devasa taş sütunlardan daireler diktiler,
each of them up to 6 m high and 40 tons in weight. Kalıp ifadeler
1:42her biri 6 metreye kadar yüksekliğinde ve 40 ton ağırlığındaydı.
Üst sınır bildiren up to 6 m high and 40 tons in weight
Up to kesin bir değeri değil, üst sınırı belirtir. Sütunlar 6 m yüksekliğe ve 40 ton ağırlığa ulaşabilir, ancak her sütunun bu iki sınırdan birine ulaşması gerekmez. Burada tek bir up to, and ile bağlanan iki ölçümün ikisine de uygulanır. İngilizcede miktar, ölçü bildiren sözcükten önce gelir: 6 m high. Ağırlık için 40 tons in weight yapısında in weight miktardan sonra gelir. Bu yapılar nesneleri, binaları ve teknik özellikleri nesnel biçimde anlatmaya uygundur.
Alıştırma
Hangi cümle 12 m'nin en yüksek boy, 5 tonun da en yüksek ağırlık olduğunu doğal biçimde söyler?
- The display towers are at least 12 m high and 5 tons in weight.
- The display towers are up to high 12 m and in weight 5 tons.
- The display towers are up to 12 m high and 5 tons in weight.
Cevabı göster
The display towers are up to 12 m high and 5 tons in weight.
Decorated with artful pictograms and stone carvings of animals and mythical creatures.
1:46Usta işi piktogramlar ve hayvanların, efsanevi yaratıkların taş oymalarıyla süslenmişti.
We have no idea how they were able to do this. Kalıp ifadeler
1:51Bunu nasıl başarabildikleri hakkında hiçbir fikrimiz yok.
have no idea how + yan cümle
Have no idea how, “bir şeyin nasıl olduğunu ya da yapılabildiğini hiç bilmemek” demektir. Buradaki idea, bir öneri değil bilgi veya anlayış anlamındadır. How'dan sonra, how ile başlayan bölüm daha büyük bir cümlenin parçası olduğu için düz cümle söz dizimi kullanılır: how they were able denir, how were they able denmez.
Alıştırma
“Hangi yöntemle olduğunu hiç bilmemek” anlamına gelen, dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ the tiny robot climbed the stairs.
Cevabı göster
have no idea how
It was probably a project of epic scale for the Stone Age, Kalıp ifadeler
1:55Muhtemelen Taş Devri için destansı ölçekte bir projeydi,
of epic scale: olağanüstü büyük ölçekte
A project of epic scale ifadesinde of epic scale, projenin boyut, emek veya organizasyon açısından olağanüstü büyük olduğunu anlatır. İsim + of + isim öbeği yapısı, sıfat gibi isme bir özellik ekler. Burada epic, scale sözcüğünü niteler. Edebî tür olan “destan” ya da günlük dildeki “harika” anlamında değil, çok büyük veya görkemli anlamındadır. Ölçek değerlendirmesi, Taş Devri insanlarının organize edebileceği işlere göredir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir ismi olağanüstü büyük olarak nitelemek için of epic scale kullanıyor?
- The city called the finished project epic.
- The city planned a water project of epic scale.
- The city rebuilt damaged roads on an epic scale.
Cevabı göster
The city planned a water project of epic scale.
requiring a level of organization we didn't know early humans were capable of until we found this site.
1:58bu alanı bulana kadar ilk insanların yetenekli olduğunu bilmediğimiz düzeyde bir organizasyon gerektiriyordu.
The most popular theory is that this was the first temple of humanity Anlatım akışı
2:08En popüler teori, bunun insanlığın ilk tapınağı olduğu
The most popular theory is that ...: en yaygın teori şudur ki...
The most popular theory is that kalıbı, bir açıklamayı kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, en önde gelen teori olarak sunar. Burada popular, “geniş ölçüde kabul edilen veya tartışılan” demektir; “insanların hoşuna giden” anlamına gelmez. that ile başlayan yan cümle teorinin içeriğini verir: buranın insanlığın ilk tapınağı olduğu. Bu yapı, iddianın kendisini sunmadan önce onun ne kadar kesin olduğunu belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
Rakip açıklamalardan daha yaygın biçimde desteklenen ancak henüz kanıtlanmamış bir açıklamayı en iyi hangi cümle sunar?
- The most popular theory is that the stones marked a seasonal gathering place.
- We know that the stones marked a seasonal gathering place.
- One theory is that the stones marked a seasonal gathering place.
Cevabı göster
The most popular theory is that the stones marked a seasonal gathering place.
the first of its kind: türünün ilk örneği
The first of its kind, belirli bir kategori içinde bilinen en eski örnek anlamına gelir. Bu cümlede its kind, bu tür büyük ve örgütlü inşaat projelerini ifade eder; dolayısıyla first yalnızca bu kategoriyle sınırlıdır. İki virgül arasına yerleştirilen ifade bir açıklayıcı eş görevli ögedir ve this construction project hakkında ek bilgi verir. Projenin insanların yaptığı ilk şey olduğu anlamına gelmez; ayrıca first, “en iyi” demek değildir.
Alıştırma
“Kategorisinde bilinen en eski örnek” anlamına gelen ve yukarıda öğretilen beş sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This medical scanner was ____.
Cevabı göster
the first of its kind
It's in this area around that time that humans truly began to build their own world, Dilbilgisi
2:22İnsanların kendi dünyalarını gerçekten inşa etmeye başladıkları yer, o zamanlar civarında bu bölgedeydi,
It's in ... that ...: it-cleft vurgu yapısı
It is/was + odaklanan öge + that + yan cümle kalıbında it, bir nesneyi gösteren zamir değildir; yalnızca yapıyı kuran biçimsel bir ögedir. Bu cümlede odaklanan bölüm in this area around that time ifadesidir; that ise kalan ifadeyi başlatır: humans truly began to build their own world. Düz Humans truly began... sıralamasıyla karşılaştırıldığında bu vurgu yapısı, yerin ve zamanın özellikle önemli olduğunu gösterir. Konuşan kişi çoğu zaman bu bilgileri netleştiriyor ya da düzeltiyordur.
Alıştırma
Cümleyi tam It was ... that it-cleft kalıbıyla tamamlayın: It ____ in this room at noon ____ the final decision was made.
Cevabı göster
was · that
which would make it a fitting milestone in our history for the start of our calendar.
2:28bu da onu takvimimizin başlangıcı için tarihimizde uygun bir dönüm noktası haline getirirdi.
This moment in time is so distinct that scientist Cesare Emiliani
2:34Bu an o kadar belirgindir ki, bilim insanı Cesare Emiliani
by adding 10,000 years to our current Gregorian calendar.
2:43mevcut Gregoryen takvimimize 10.000 yıl ekleyerek önermiştir.
the Holocene calendar: Gregoryen yılı + 10.000
Holosen takvimi, mevcut Gregoryen yıl numarasına 10.000 ekleyerek yılları numaralandırmayı öneren Cesare Emiliani'ye ait bir sistemdir. Örneğin Gregoryen takvimindeki 2025 yılı bu sistemde 12025 olur. Daha büyük sayı, insanlık tarihinin çok daha uzun bir bölümünü pozitif sayılarla gösterilen tek ve kesintisiz bir zaman çizgisine yerleştirmeyi amaçlar. Bu bağlamda calendar, temel olarak yılları numaralandırmak için farklı bir yöntem demektir. Öneri ayların veya günlerin uzunluğunu değiştirmeyi gerektirmez. Ayrıca Holosen takvimi, adı bu geniş dönemden gelse de jeolojideki Holosen devriyle aynı şey değildir.
Alıştırma
Holosen takvimi önerisini doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Ayların ve günlerin yerine jeolojik dönemleri koyar.
- Her yılı 10.000 gün uzunluğunda yapar.
- Her Gregoryen yılını 10.000 ekleyerek numaralandırır.
Cevabı göster
Her Gregoryen yılını 10.000 ekleyerek numaralandırır.
We don't need to change our well-established days and months
2:48Zaten yerleşmiş olan gün ve aylarımızı değiştirmemize gerek yok
our current year would be the year 12,016 of the human era.
2:56mevcut yılımız insanlık çağının 12016 yılı olacaktı.
for all official purposes: tüm resmî kullanımlarda
Burada for all official purposes, “kurumların tanıdığı bütün resmî kullanımlarda” anlamına gelir. Önerilen yıl numarasını kayıtlara, yasalara, devlet işlerine ve benzer resmî bağlamlara sınırlar; özel veya dinî takvimlerin değişmesi gerektiğini söylemez. for ... purposes yapısında purposes, “kullanımlar veya durumlar” anlamındadır. All kapsamı genişletir, official ise kullanım türünü belirtir. Buradaki purpose, birinin ulaşmaya çalıştığı hedef değildir.
Alıştırma
"For all official purposes, the digital certificate is the valid copy," cümlesindeki başlangıç ifadesi ne anlama gelir?
- Resmen tanınan bütün kurumsal kullanımlarda
- Birinin sahip olabileceği her kişisel gerekçeyle
- Teknik bir istisna kalsa bile fiilen
Cevabı göster
Resmen tanınan bütün kurumsal kullanımlarda
Let's take a very brief look and move through our new history
3:07Çok kısa bir göz atalım ve yeni sıfır yılımızdan
12,000 years ago saw the beginning of the first construction project
3:1612.000 yıl önce, tarihimizi başlatan
kicking off: bir süreci başlatmak
kicking off ifadesindeki kick off, “başlatmak” veya “harekete geçirmek” anlamına gelen bir deyimsel fiildir. İnşaat projesi, anlatılan tarihi başlatan olay olarak sunulur; fiziksel bir tekme söz konusu değildir. -ing biçimi olan kicking off, projeyi sonucuna bağlar: daha büyük bir süreci başlatır. Off parçacığı ifadenin bir parçasıdır ve doğrudan atılamaz.
Alıştırma
Cümleyi “başlatmak” anlamına gelen iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: The chair will ____ the meeting at nine.
Cevabı göster
kick off
It took nearly a millennium until Jericho,
3:24Eriha'nın (Jericho), muhtemelen Dünya'daki ilk şehrin,
probably the first city on Earth,
3:27insanlık çağının başlangıcından 1000 yıl sonra kurulmasına kadar
was founded in the year 1000 after the start of the human era.
3:29neredeyse bin yıl geçmesi gerekti.
more and more permanent settlements appeared around the world Dilbilgisi
3:38dünya çapında giderek daha fazla kalıcı yerleşim yeri ortaya çıktı
and more and more plants and animals were domesticated as agriculture spread.
3:41ve tarım yayıldıkça giderek daha fazla bitki ve hayvan evcilleştirildi.
more and more + çoğul isimler
More and more sayılabilen çoğul bir isimden önce geldiğinde, o varlıkların sayısının zamanla sürekli arttığını belirtir. Burada more and more permanent settlements, kalıcı yerleşimlerin sayısının arttığı anlamına gelir. Bu ifade tek bir kalıp olarak anlaşılır: more and more + çoğul isim. Cümlede plants and animals önünde de tekrarlanarak tarım yayılırken iki eğilimin paralel biçimde geliştiği gösterilir.
Alıştırma
Aile sayısının arttığını belirten tekrarlı karşılaştırma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ families are growing vegetables at home.
Cevabı göster
More and more
Evidence for trade over thousands of kilometers has been found from this period. Anlatım akışı
3:46Binlerce kilometrelik ticarete dair kanıtlar bu döneme ait bulunmuştur.
Evidence for ... has been found yapısı
Cümle Evidence for ... ile başladığı için konu, kanıtı bulan kişiler değil, kanıtın kendisi ve neyi desteklediğidir. for ile has been found arasındaki sözler desteklenen iddiayı, yani binlerce kilometre boyunca yapılan ticareti belirtir. has been found, present perfect edilgen yapısıdır. Bulan kişiyi adlandırmadan bir keşfi bildirir ve sonucu şu anki tartışmayla ilgili olarak sunar. Kanıtı öne alan bu çerçeve araştırma ve tarih anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle kanıtı öne alan bir present perfect edilgen yapı kullanır ve keşfi yapan kişiyi arka planda tutar?
- Evidence for an earlier settlement has been found beneath the city.
- Evidence for an earlier settlement was found in 1982.
- Archaeologists found evidence for an earlier settlement beneath the city.
Cevabı göster
Evidence for an earlier settlement has been found beneath the city.
Around 5 million humans were alive at this point in history,
3:51Tarihin bu noktasında yaklaşık 5 milyon insan yaşıyordu,
fewer than live in London today. Dilbilgisi
3:55bu, bugün Londra'da yaşayanlardan daha az bir sayıdır.
fewer than live in London today: atılan çoğul ismi tamamlama
Fewer, few sözcüğünün karşılaştırma biçimidir ve sayılabilen insan ya da nesnelerin daha küçük bir sayısını belirtir. Humans daha önce geçtiği için fewer sözcüğünden sonra tekrar edilmez: fewer [humans] than live in London today. Than yan cümlesinde live fiilinin çoğul öznesi bağlamdan humans veya people olarak anlaşılır. İfade, o dönemde yaşayan yaklaşık beş milyon insanı bugün Londra'da yaşayan insanların sayısıyla karşılaştırır; yerleri veya tarihleri karşılaştırmaz.
Alıştırma
“Only 200 people attended, fewer than live on our street” cümlesini doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Katılanlar daha az sayıda sokakta yaşıyordu.
- Katılanların sayısı, sokağımızda yaşayan insanların sayısından daha azdı.
- Sokağımızda 200'den az kişi yaşıyor.
Cevabı göster
Katılanların sayısı, sokağımızda yaşayan insanların sayısından daha azdı.
The first cultural communities appeared in China, India, and the Fertile Crescent. Kültür
4:03İlk kültürel topluluklar Çin, Hindistan ve Bereketli Hilal'de ortaya çıktı.
the Fertile Crescent: Güneybatı Asya'da tarihsel bir bölge
Bereketli Hilal, Güneybatı Asya'daki geniş ve yay biçimli tarihsel bir bölgenin adıdır. Doğu Akdeniz'e ve Dicle-Fırat nehir sistemine yakın alanları kapsar; birçok erken tarım topluluğu, kalıcı yerleşim ve şehir burada gelişmiştir. Bu cümlede Çin ve Hindistan'la birlikte sayılan bölgesel bir addır. Tek bir modern ülkenin adı olmadığı gibi, hilal biçimindeki verimli bir toprağın yalnızca sözcüğü sözcüğüne betimlemesi de değildir.
Alıştırma
the Fertile Crescent ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Verimli toprağa sahip her kavisli arazi parçası.
- Güneybatı Asya'da erken tarım ve şehirlerle bağlantılı tarihsel bir bölge.
- Sınırı hilal şeklinde olan tek bir modern ülke.
Cevabı göster
Güneybatı Asya'da erken tarım ve şehirlerle bağlantılı tarihsel bir bölge.
Around the year 4000, 8,000 years ago from today,
4:094000 yılı civarında, günümüzden 8.000 yıl önce,
learning to mix tin and copper and kickstarting what we know as the Bronze Age
4:15kalay ve bakırı karıştırmayı öğrenerek 5000 yılı civarında
The first proto-writing emerged and the wheel was invented.
4:21İlk proto-yazı ortaya çıktı ve tekerlek icat edildi.
In South America, the Chinchorro culture started to artificially mummify humans
4:26Güney Amerika'da Chinchorro kültürü, Eski Mısır'dan
2,000 years earlier than in ancient Egypt.
4:312.000 yıl önce insanları yapay olarak mumyalamaya başladı.
The first high cultures began emerging around the year 7000. Kelime
4:34İlk yüksek kültürler 7000 yılı civarında ortaya çıkmaya başladı.
Karmaşık toplumlar için eski bir terim olarak high cultures
Bu cümlede high cultures; şehirleri, örgütlü yönetimleri, uzmanlaşmış işleri veya yazıları bulunan, karmaşık kurumlara sahip erken toplumları ifade eder. Birçok metnin uygarlık dediği yapılar için kullanılan tarihsel bir etikettir. Buradaki high, “yüksek bir yerde bulunan” anlamına gelmez ve bir kültürün doğal olarak diğerlerinden üstün olduğunu kanıtlamaz. İfade, toplumları sınıflandırmanın daha eski bir biçimini yansıtır.
Alıştırma
“The first high cultures began emerging around the year 7000.” cümlesinde high cultures ne anlama gelir?
- Şehirleri, kurumları veya yazıları olan erken dönem karmaşık toplumlar
- Yüksek rakımda bulunan kültürler
- Doğal olarak diğer tüm kültürlerden üstün kültürler
Cevabı göster
Şehirleri, kurumları veya yazıları olan erken dönem karmaşık toplumlar
the Minoans in Greece, and the Sumerians in Mesopotamia.
4:43Yunanistan'daki Minoslular ve Mezopotamya'daki Sümerler.
What we consider history now started and things began picking up pace Kalıp ifadeler
4:56Şimdi tarih olarak kabul ettiğimiz şey başladı ve dünya nüfusu 30 milyonun üzerine
picking up pace: hızlanmaya başlamak
Picking up pace, bir şeyin gerçekleşme, hareket etme veya gelişme hızının artmaya başlaması demektir. Bu cümlede nüfus büyüdükçe tarihsel değişimler daha sık ve hızlı hâle geliyor. İfade mecazidir; fiziksel olarak hiçbir şey kaldırılmaz. Özne bir proje, hikâye, ekonomi veya hızı artan başka bir süreç olabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “daha hızlı gelişmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After a slow start, work on the research project is finally ____.
Cevabı göster
picking up pace
A number of new high cultures appeared around the world,
5:04Dünyada birçok yeni yüksek kültür ortaya çıktı,
Around this time, the legendary Siege of Troy is supposed to have happened. Dilbilgisi
5:16Efsanevi Truva Kuşatması'nın bu dönemde gerçekleştiği varsayılıyor.
is supposed to have happened: geçmişe ilişkin doğrulanmamış bir iddia
Burada is supposed to have happened, geleneğin veya mevcut anlatımların olayın gerçekleştiğini söylediğini, ancak konuşanın bunu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmadığını belirtir. be supposed to have + past participle kalıbı daha önceki bir olayla ilgili iddiayı aktarır. Perfect infinitive olan have happened olayı geçmişe yerleştirir; burada be supposed to yükümlülük anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Doğrulanmamış tarihsel iddiayı be supposed to have + past participle yapısıyla tamamlayın: According to local tradition, the temple ____ in an earthquake in 1200.
Cevabı göster
is supposed to have collapsed
Soon after in the eastern Mediterranean and the Fertile Crescent,
5:21Kısa bir süre sonra Doğu Akdeniz ve Bereketli Hilal'de,
Writing and progress froze for hundreds of years. Deyimler
5:32Yazı ve ilerleme yüzlerce yıl boyunca dondu.
progress froze: gelişme durdu
Froze, freeze fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve burada mecaz olarak kullanılır. İlerleme gerçekten buza dönüşmemiştir; uzun bir süre boyunca ileri gitmeyi bırakmıştır. Bu kullanım, bir faaliyeti veya gelişmeyi dondurulabilen bir hareket gibi ele alır. Müzakereler, işe alım veya yatırım gibi soyut faaliyetler de aniden durduklarında freeze ile anlatılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede froze, bir faaliyetin veya gelişmenin durduğunu anlatmak için mecaz olarak kullanılmıştır?
- She froze the leftovers for tomorrow.
- The pond froze during the cold night.
- After the bank stopped lending, investment in the region froze.
Cevabı göster
After the bank stopped lending, investment in the region froze.
Around the year 9500, what we consider Western culture began.
5:359500 yılı civarında Batı kültürü olarak kabul ettiğimiz şey başladı.
The Greek city-states beat off the Persian invasion and triggered their golden era, Öbek fiiller
5:40Yunan şehir devletleri Pers istilasını püskürttü ve altın çağlarını tetikledi,
beat off: Bir saldırıyı püskürtmek
Burada beat off, “başarıyla geri püskürtmek” anlamına gelir. Nesne alan bir öbek fiildir ve the Persian invasion geri püskürtülen şeydir. Bu ifade, şehir devletlerini yaklaşan bir tehdidi durduran savunmacılar olarak gösterir. Yalnızca bir şeye vurdukları ya da genel anlamda kazandıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
“The city-states beat off the invasion” cümlesinde beat off ne anlama gelir?
- Ona tekrar tekrar vurmak
- Ona katılmak
- Onu başarıyla püskürtmek
Cevabı göster
Onu başarıyla püskürtmek
ended by Alexander the Great around 9700.
5:45bu çağ 9700 civarında Büyük İskender tarafından sona erdirildi.
became a dominant force: Büyük bir etkiye dönüşmek
Became, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi belirtir. A dominant force, bir alanda büyük etkiye sahip kişi, grup, ülke, şirket, fikir veya teknolojidir. Burada force, fiziksel kuvvet ya da mutlaka bir ordu değil, etkili bir güç anlamına gelir. A tanımlığı önemlidir: Roma dünyanın başlıca güçlerinden biri olmuştur; ancak ifade tek başına Roma'nın tek güç olduğunu iddia etmez. become a dominant force in + alan kalıbı, etkinin artmasını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “en etkili güçlerden biri hâline geldi” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Within a few years, the platform ____ in online education.
Cevabı göster
became a dominant force
while the world population had risen to about 300 million people.
6:00bu sırada dünya nüfusu yaklaşık 300 milyon insana yükselmişti.
where the Gregorian calendar and our current method of marking human history begins.
6:10mevcut yöntemimizin başladığı noktaya ulaştık.
It's only now ... that: geç bir zaman noktasını vurgulama
It's only now ... that kalıbı, only now bölümünü odağa yerleştirir. that ile başlayan yan cümledeki olayın veya durumun bu noktadan önce gerçekleşmediğini ya da doğru olmadığını; nispeten geç olan bu anda gerçekleştiğini veya doğru hâle geldiğini anlatır. Buradaki only sayı ya da teklik değil, zamanlama hakkında değerlendirme yapar. around the year 10,000 sözleri, videoda yeniden düzenlenen zaman çizelgesinde now sözcüğünün neyi gösterdiğini açıklar. Now gerçek dünyadaki şimdiki zamanı anlatmaz. that yan cümlesi, vurgulanan zamanda neyin doğru olduğunu belirtir: tarihi işaretlemeye yönelik bu yöntemin başladığı noktaya ulaşılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi derste ele alınan kısaltılmış vurgu kalıbıyla tamamlayın: After years of failed tests, ____ the machine finally works.
Cevabı göster
it's only now that
A mere 2,000 years from now, humans will walk on the moon. Kelime
6:16Bundan sadece 2.000 yıl sonra insanlar Ay'da yürüyecekler.
A mere 2,000 years from now: bir zaman aralığını kısa gösterme
Mere, bir sayı veya miktardan önce geldiğinde “yalnızca” ya da “bundan fazla değil” anlamına gelir ve konuşanın miktara bakışını gösterir. A mere 2,000 years ifadesi, çok daha uzun zaman çizelgesine kıyasla 2.000 yılı şaşırtıcı derecede kısa gösterir. Mere bu kullanımda “saf” anlamına gelmez. From now, mevcut referans noktasından geleceğe doğru ölçüm yapar. Buradaki now, izleyicinin gerçek şimdiki zamanı değil, videodaki kaydırılmış zaman çizelgesinin yaklaşık 10.000 yılına denk gelen “şimdiki zamanıdır”. Başlangıçtaki ifadenin tamamı, Ay'da yürümeyi bu noktadan 2.000 yıl sonrasına yerleştirir.
Alıştırma
50 yılı şaşırtıcı derecede kısa göstermek için mere içeren iki sözcüklü ifadeyi kullanın: On this long timeline, the new forest could be mature ____ 50 years from now.
Cevabı göster
a mere
we are underplaying 10,000 years of human progress and development,
6:23insanlığın 10.000 yıllık ilerlemesini ve gelişimini küçümsüyoruz,
Including ... makes ...: özne görevindeki -ing yan cümlesi
Bu cümlede Including all of it in our calendar bölümünün tamamı öznedir. Bu bölüm, önceki tüm ilerlemeyi takvime dâhil etme eylemini tek bir fikir olarak sunar. -ing yan cümlesinin tamamı tek bir şey kabul edildiği için ana fiil tekil biçimde olur: make değil, makes. Cümlenin geri kalanı make + object + adjective yapısını izler: makes + our past + more impressive. Bu kalıp, bir eylemin sonucunu değerlendirmek için kullanılabilir: Doing X makes Y easier, stronger, or more interesting. Buradaki including önceki bir cümleye yalnızca ek bilgi vermez; bu cümlenin öznesini başlatır.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin geniş zamandaki doğru biçimiyle tamamlayın: Keeping a clear schedule ____ busy weeks less stressful.
Cevabı göster
makes
It shows how progress became exponential with time
6:33İlerlemenin zamanla nasıl üstel hale geldiğini gösteriyor
and it incorporates all humans from all cultures into our calendar.
6:36ve tüm kültürlerden tüm insanları takvimimize dahil ediyor.
A new year zero for our history could reframe how we think of ourselves. Kalıp ifadeler
6:41Tarihimiz için yeni bir sıfır yılı, kendimizi nasıl düşündüğümüzü yeniden şekillendirebilir.
reframe how we think of ourselves: kendimize bakışımızı yeniden çerçevelemek
Buradaki reframe, bir şeyi anlamak için kullanılan zihinsel çerçeveyi veya bakış açısını değiştirmek demektir. Yeni bir sıfır yılı, aynı insanlık tarihini farklı bir yapıya yerleştirerek onun bizim için taşıdığı anlamı değiştirebilir; yalnızca ifadeyi değiştirmek veya fiziksel bir resim çerçevesini değiştirmek anlamına gelmez. Yeniden çerçevelenebilecek bölüm how we think of ourselves yan cümlesidir. Bu bağlamda think of görmek veya anlamak, ourselves ise insanların ortak kimlikleri hakkında düşünmesi anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen reframe how someone thinks of something kalıbı, birini bir şeyi farklı bir bakış açısıyla yorumlamaya yönlendirmek demektir.
Alıştırma
'The exhibition reframed how visitors thought of the city,' cümlesinde en doğrudan değişen şey nedir?
- Ziyaretçilerin şehri aniden hatırlamış olması
- Her resmin etrafındaki fiziksel çerçeve
- Şehrin adının tam ifadesi
- Ziyaretçilerin şehri anlamak için kullandığı bakış açısı
Cevabı göster
Ziyaretçilerin şehri anlamak için kullandığı bakış açısı
As a building project that started 12,000 years ago,
6:4712.000 yıl önce başlayan bir inşaat projesi gibi,
to carve a temple out of bedrock with tools made of stone, Kalıp ifadeler
6:53taştan yapılmış aletlerle ana kayadan bir tapınak oymak için,
Carve A out of B: malzemeyi kesip çıkararak bir şey yapmak
carve A out of B kalıbı, 'B malzemesinden parçalar kesip çıkararak A'yı yapmak' anlamına gelir. A bitmiş nesneyi, B ise ilk malzemeyi belirtir. Bu cümlede tapınak doğrudan ana kaya oyularak biçimlendirilir. Out of malzemenin kaynağını gösterir; tapınağın kayanın içinden dışarı doğru hareket ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi carve A out of B kalıbıyla tamamlayın: With a knife, she ____ a tiny boat ____ a piece of cork.
Cevabı göster
carved · out of
Set in motion: bir olaylar zincirini başlatmak
Set in motion, 'bir süreci veya olaylar dizisini başlatmak' anlamına gelir. Buradaki motion çoğunlukla mecazidir; herhangi bir şeyin fiziksel olarak hareket etmesi gerekmez. Bu ifade, süreç başladıktan sonra gelişmeye devam edebileceğini ve başka sonuçlar doğurabileceğini düşündürür. Yaygın yapılar set something in motion ve set in motion a process/a chain of events biçimleridir. what they would set in motion yapısında what, set fiilinin nesnesidir ve onların eyleminin başlatacağı bilinmeyen süreci veya sonuçları temsil eder.
Alıştırma
“Devam eden bir süreci başlattı” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new rule ____ a series of changes.
Cevabı göster
set in motion
From building the first temple to ships flying beyond the sky. Anlatım akışı
7:03İlk tapınağı inşa etmekten, gökyüzünün ötesine uçan gemilere kadar.
İlk tapınağı inşa etmekten gökyüzünün ötesindeki uzay araçlarına: ilerlemeyi uç noktalarla anlatmak
From A to B kalıbı iki uç noktayı yan yana getirir. Burada ilk uç nokta building the first temple, çok daha sonraki uç nokta ise ships flying beyond the sky ifadesidir; ships burada uzay araçları anlamına gelir. Böylece insan gelişiminin çok büyük bir bölümü tek satırda özetlenir; tek ve doğrudan bir yolculuk anlatılmaz. Bu satır eksiltili bir cümledir. Bu nedenle genel düşünce zaten açık olduğunda etkileyici bir özet veya güçlü bir kapanış olarak işlev görür. Bu kalıbı, değişimi daha erken bir aşamadan daha sonraki bir aşamaya ilerleme şeklinde düzenlemek için yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi From ... to ... yapısıyla tamamlayın: ____ paper maps ____ live navigation apps, travel has become easier.
Cevabı göster
From · to