İnsanlık İçin Yeni Bir Tarih – İnsanlık Çağı: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
994 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Video, insan gelişimini kesintisiz bir tarih olarak göstermek için takvimi 10.000 yıl ileri kaydırıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. As far as we know, — Edimbilim ve tutum: bir iddiayı mevcut kanıtlarla sınırlamak ve tarih, bilim veya gündelik çıkarımlarda güven derecesini ayarlamak. 2. high cultures — Anlam ve dil düzeyi: fiziksel yüksekliği değil karmaşık uygarlıkları anlatan eski etiketi tanımak ve modern complex societies seçeneğini öğrenmek. 3. set in motion, — Deyim ve mecaz: gerçek hareketi değil, bir sonuç zincirini başlatmayı anlatmak; ifadeyi sonraki süreçleri tetikleyen karar veya olaylar için kullanmak.

Bu derste

Humans have existed for millions of years as part of nature.

0:00

İnsanlar milyonlarca yıldır doğanın bir parçası olarak var oldular.

But then something changed and in an incredibly short amount of time, Kalıp ifadeler

0:04

Ancak sonra bir şeyler değişti ve inanılmaz derecede kısa bir süre içinde,

Kalıp ifadeler

in an incredibly short amount of time ifadesinin anlamı ve kullanımı

An incredibly short amount of time, “şaşırtıcı derecede kısa bir zaman dilimi” demektir. in ile birlikte kullanıldığında değişimin bu kısa süre içinde gerçekleştiğini veya tamamlandığını anlatır. Incredibly, short sözcüğünün derecesini güçlendirir ve vurgu katar. Bu miktar ifadesinde time sayılamayan bir isimdir; bu nedenle doğal kullanım amount of time olur. Bir sonucun veya büyük bir değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini vurgulamak için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Tamamlanmış bir değişimin şaşırtıcı derecede kısa bir sürede gerçekleştiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The town rebuilt the bridge in an incredibly short number of time.
  2. The town rebuilt the bridge in an incredibly short amount of time.
  3. The town rebuilt the bridge for an incredibly short amount of time.
Cevabı göster

The town rebuilt the bridge in an incredibly short amount of time.

we terraformed this planet and designed it to fit our needs. Kelime

0:09

bu gezegeni ihtiyaçlarımıza uyacak şekilde dünyalaştırdık ve tasarladık.

Kelime

terraformed: bir gezegenin çevresini değiştirmek

Terraformed, terraform fiilinin geçmiş zaman biçimidir: Bir gezegenin veya uydunun çevresini, özellikle insan yaşamını destekleyebilecek şekilde bilinçli olarak değiştirmek demektir. Burada sözcük, insanlığın Dünya’yı büyük ölçekte yeniden şekillendirmesini etkileyici bir benzetmeyle anlatır. Bu değişimleri gezegen mühendisliği gibi gösterir; insanların Dünya’yı yoktan yarattığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir gezegeni bilinçli olarak yaşanabilir hâle getirmeyi anlatan cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? Over many generations, the settlers ___ the planet by changing its atmosphere and climate.

  1. transformed
  2. terraformed
  3. formed
Cevabı göster

terraformed

As far as we know, Ton ve niyet

0:14

Bildiğimiz kadarıyla,

Ton ve niyet

As far as we know: bir iddiayı mevcut bilgiyle sınırlamak

“As far as we know” iddiayı o anda erişilebilen bilgilerle sınırlar. Bunun şu anki en iyi sonuç olduğunu, asla değişmeyecek mutlak bir gerçek olmadığını belirtir. Virgül, ifadenin tüm cümle hakkında başta yapılan bir yorum olduğunu gösterir. Buradaki we, konuşmacıyı ve daha geniş bir grubu kapsar; böylece temkinli yaklaşım kişisel bir görüş değil, paylaşılan bilgi olarak sunulur.

Alıştırma

Cümle başındaki “As far as we know” ifadesi dinleyiciye ne anlatır?

  1. İddia değiştirilemeyecek kalıcı bir gerçektir.
  2. Konuşmacı bilginin ne kadar uzağa gidebildiğini anlatmaktadır.
  3. İddia şu anda erişilebilen bilgilerle sınırlıdır.
Cevabı göster

İddia şu anda erişilebilen bilgilerle sınırlıdır.

we're the first beings to awaken and completely take over a planet. Öbek fiiller

0:15

uyanan ve bir gezegeni tamamen ele geçiren ilk varlıklarız.

Öbek fiiller

take over: kontrolü veya sorumluluğu üstlenmek

Burada take over, bir gezegenin “kontrolünü ele geçirmek” veya onun üzerinde “baskın güç hâline gelmek” anlamındadır. Anlam, take ve over sözcüklerinin ayrı ayrı anlamlarından değil, tüm öbek fiilden gelir. take over a planet örneğinde olduğu gibi doğrudan nesne alabilir. Kontrol edilen şey zaten belliyse nesne söylenmeden de kullanılabilir: The new team took over.

Alıştırma

“Kontrolü veya sorumluluğu üstlenmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: When the coach retires, Lena will ____ the team.

Cevabı göster

take over

The transition from hunting and gathering to farming and building was so breathtakingly fast Dilbilgisi

0:20

Avcılık ve toplayıcılıktan tarım ve inşaata geçiş o kadar nefes kesici bir hızla gerçekleşti ki,

that many of our ways of thinking about the world are no longer useful.

0:25

dünya hakkındaki düşünme biçimlerimizin çoğu artık işe yaramıyor.

Dilbilgisi

was so breathtakingly fast that: sonuç bildiren so ... that kalıbı

was so breathtakingly fast that ifadesinde so, fast sıfatının aşırı derecede olduğunu belirtirken breathtakingly vurguyu artırır. That, bu hızın sonucunu, yani eski düşünme biçimlerinin çoğunun artık işe yaramadığını anlatan bölümü başlatır. Buradaki so, bu yüzden anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç cümlesidir. Çok yüksek bir dereceyi onun ortaya çıkardığı sonuca bağlar.

Alıştırma

Yüksek bir dereceyi sonucuna bağlayan iki kelimeyi yazın: The road was ____ icy ____ the school bus turned back.

Cevabı göster

so · that

One of our most outdated ideas

0:29

En modası geçmiş fikirlerimizden biri,

is that the most commonly used calendar in the world

0:31

dünyada en yaygın kullanılan takvimin

insists that we live in the year 2016.

0:34

2016 yılında yaşadığımızda ısrar etmesidir.

This distorts our view of our own history

0:38

Bu, kendi tarihimize bakışımızı çarpıtıyor

and makes it harder to understand who we are as a species Dilbilgisi

0:40

ve bir tür olarak kim olduğumuzu anlamamızı zorlaştırıyor,

Dilbilgisi

makes it harder to understand: biçimsel nesne it + sıfat + to mastarı

makes it harder to understand ifadesinde make, bir değişikliğe neden olmak anlamındadır. It biçimsel nesnedir; history veya başka bir ismin yerine kullanılmaz. Daha zor olduğu belirtilen gerçek eylem to understand kısmıdır. Kullanılabilir kalıp make + it + sıfat veya karşılaştırma sıfatı + to mastarıdır. Harder, öncekinden ya da başka koşullarda olacağından daha zor demektir. Bu kalıp, bir koşulun eylemi nasıl etkilediğini açıklar.

Alıştırma

hard ve read sözcüklerini kullanarak bu genel şimdiki zaman cümlesini make + it + karşılaştırma sıfatı + to mastarı kalıbıyla tamamlayın: The tiny print ____ the instructions.

Cevabı göster

makes it harder to read

and just how far we've come in an incredibly short amount of time. Deyimler

0:43

ve inanılmaz derecede kısa bir süre içinde ne kadar ilerlediğimizi.

Deyimler

just how far we've come: şimdiye kadar ne kadar ilerlediğimiz

Bu cümlede how far we've come bir yolculuk benzetmesidir: fiziksel olarak kat edilen mesafeyi değil, insanlığın bugüne kadar ne kadar ilerleme kaydettiğini anlatır. Present perfect yapısındaki we've come, geçmişteki gelişimi bugüne bağlar. Just, derece bildiren how far ifadesinin tamamını güçlendirir. Dinleyenin değişimin şaşırtıcı derecede büyük olduğunu fark etmesini sağlar.

Alıştırma

“After ten years of research, we can see just how far we've come,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Bugüne kadar ne kadar büyük ilerleme kaydedildiğini vurgular.
  2. Fiziksel olarak kat edilen mesafeyi sorar.
  3. Tüm ilerlemenin geçmişteki tamamlanmış tek bir zamanda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Bugüne kadar ne kadar büyük ilerleme kaydedildiğini vurgular.

So maybe it's time to choose a year zero for humanity. Dilbilgisi

0:48

Bu yüzden belki de insanlık için bir sıfır yılı seçmenin zamanı gelmiştir.

Dilbilgisi

it's time to + fiilin yalın biçimi

It's time to + fiilin yalın biçimi, bir eylem için doğru zamanın geldiğini anlatır. Burada, bir sorunu tartışmaktan bir eylem önermeye geçiş sağlar. Yapı it's time to choose şeklindedir: to sözcüğünden sonra choose fiilinin yalın biçimi gelir. Bu, saatle ilgili bir soru değil, öneri veya eylem çağrısıdır.

Alıştırma

Doğru zamanın geldiğini belirten tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rain has stopped, so ____ continue the game.

Cevabı göster

it's time to

A year zero that truly represents us as a species

0:52

Tür olarak bizi gerçekten temsil eden

and includes all cultures.

0:55

ve tüm kültürleri kapsayan bir sıfır yılı.

A year zero that marks when we began building our own world on top of the old one. Deyimler

0:57

Eskinin üzerine kendi dünyamızı inşa etmeye başladığımızı gösteren bir sıfır yılı.

Deyimler

building our own world on top of the old one ifadesindeki mecaz

Burada building our own world mecazdır. Bir gezegeni gerçekten inşa etmek değil; insan yerleşimleri, tarım, kurumlar ve diğer düzenli yaşam biçimleri oluşturmak anlamına gelir. On top of the old one, uygarlığı zaten var olan doğal dünyanın üzerinde duran daha yeni bir katman olarak sunar. Bu imge hem mevcut bir temelden gelişmeyi hem de o temele süren bağımlılığı anlatır.

Alıştırma

"Online communities built their own social world on top of the early internet," cümlesinde "on top of" neyi anlatır?

  1. Sosyal dünya, ilk dönem interneti temel alan yeni bir katman olarak gelişti.
  2. Sosyal dünya ortaya çıkmadan önce ilk dönem internet tamamen ortadan kaldırıldı.
  3. Sosyal dünya fiziksel olarak internet ekipmanlarının üzerine yerleştirildi.
Cevabı göster

Sosyal dünya, ilk dönem interneti temel alan yeni bir katman olarak gelişti.

12,000 years ago,

1:16

12.000 yıl önce,

hundreds of humans came together in the hills of southern Anatolia.

1:17

yüzlerce insan güney Anadolu'nun tepelerinde bir araya geldi.

They were hunters and gatherers without knowledge of agriculture or metalworking.

1:22

Onlar tarım veya metal işleme bilgisi olmayan avcı toplayıcılardı.

All they had were tools made of stone and wood.

1:26

Tek sahip oldukları taştan ve tahtadan yapılmış aletlerdi.

But they built humanity's first big construction project

1:29

Ancak insanlığın ilk büyük inşaat projesini inşa ettiler,

7,000 years before the pyramids were built in Egypt.

1:33

Mısır'daki piramitlerin inşasından 7.000 yıl önce.

Spread over 300 m,

1:36

300 metrenin üzerine yayılan,

our ancestors erected circles of massive stone pillars,

1:38

atalarımız devasa taş sütunlardan daireler diktiler,

each of them up to 6 m high and 40 tons in weight. Kalıp ifadeler

1:42

her biri 6 metreye kadar yüksekliğinde ve 40 ton ağırlığındaydı.

Kalıp ifadeler

Üst sınır bildiren up to 6 m high and 40 tons in weight

Up to kesin bir değeri değil, üst sınırı belirtir. Sütunlar 6 m yüksekliğe ve 40 ton ağırlığa ulaşabilir, ancak her sütunun bu iki sınırdan birine ulaşması gerekmez. Burada tek bir up to, and ile bağlanan iki ölçümün ikisine de uygulanır. İngilizcede miktar, ölçü bildiren sözcükten önce gelir: 6 m high. Ağırlık için 40 tons in weight yapısında in weight miktardan sonra gelir. Bu yapılar nesneleri, binaları ve teknik özellikleri nesnel biçimde anlatmaya uygundur.

Alıştırma

Hangi cümle 12 m'nin en yüksek boy, 5 tonun da en yüksek ağırlık olduğunu doğal biçimde söyler?

  1. The display towers are at least 12 m high and 5 tons in weight.
  2. The display towers are up to high 12 m and in weight 5 tons.
  3. The display towers are up to 12 m high and 5 tons in weight.
Cevabı göster

The display towers are up to 12 m high and 5 tons in weight.

Decorated with artful pictograms and stone carvings of animals and mythical creatures.

1:46

Usta işi piktogramlar ve hayvanların, efsanevi yaratıkların taş oymalarıyla süslenmişti.

We have no idea how they were able to do this. Kalıp ifadeler

1:51

Bunu nasıl başarabildikleri hakkında hiçbir fikrimiz yok.

Kalıp ifadeler

have no idea how + yan cümle

Have no idea how, “bir şeyin nasıl olduğunu ya da yapılabildiğini hiç bilmemek” demektir. Buradaki idea, bir öneri değil bilgi veya anlayış anlamındadır. How'dan sonra, how ile başlayan bölüm daha büyük bir cümlenin parçası olduğu için düz cümle söz dizimi kullanılır: how they were able denir, how were they able denmez.

Alıştırma

“Hangi yöntemle olduğunu hiç bilmemek” anlamına gelen, dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ the tiny robot climbed the stairs.

Cevabı göster

have no idea how

It was probably a project of epic scale for the Stone Age, Kalıp ifadeler

1:55

Muhtemelen Taş Devri için destansı ölçekte bir projeydi,

Kalıp ifadeler

of epic scale: olağanüstü büyük ölçekte

A project of epic scale ifadesinde of epic scale, projenin boyut, emek veya organizasyon açısından olağanüstü büyük olduğunu anlatır. İsim + of + isim öbeği yapısı, sıfat gibi isme bir özellik ekler. Burada epic, scale sözcüğünü niteler. Edebî tür olan “destan” ya da günlük dildeki “harika” anlamında değil, çok büyük veya görkemli anlamındadır. Ölçek değerlendirmesi, Taş Devri insanlarının organize edebileceği işlere göredir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ismi olağanüstü büyük olarak nitelemek için of epic scale kullanıyor?

  1. The city called the finished project epic.
  2. The city planned a water project of epic scale.
  3. The city rebuilt damaged roads on an epic scale.
Cevabı göster

The city planned a water project of epic scale.

requiring a level of organization we didn't know early humans were capable of until we found this site.

1:58

bu alanı bulana kadar ilk insanların yetenekli olduğunu bilmediğimiz düzeyde bir organizasyon gerektiriyordu.

So why did they build it?

2:05

Peki neden bunu inşa ettiler?

The most popular theory is that this was the first temple of humanity Anlatım akışı

2:08

En popüler teori, bunun insanlığın ilk tapınağı olduğu

Anlatım akışı

The most popular theory is that ...: en yaygın teori şudur ki...

The most popular theory is that kalıbı, bir açıklamayı kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, en önde gelen teori olarak sunar. Burada popular, “geniş ölçüde kabul edilen veya tartışılan” demektir; “insanların hoşuna giden” anlamına gelmez. that ile başlayan yan cümle teorinin içeriğini verir: buranın insanlığın ilk tapınağı olduğu. Bu yapı, iddianın kendisini sunmadan önce onun ne kadar kesin olduğunu belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Rakip açıklamalardan daha yaygın biçimde desteklenen ancak henüz kanıtlanmamış bir açıklamayı en iyi hangi cümle sunar?

  1. The most popular theory is that the stones marked a seasonal gathering place.
  2. We know that the stones marked a seasonal gathering place.
  3. One theory is that the stones marked a seasonal gathering place.
Cevabı göster

The most popular theory is that the stones marked a seasonal gathering place.

dedicated to long-forgotten gods.

2:12

ve çoktan unutulmuş tanrılara adanmış olduğudur.

We only know that this construction project,

2:16

Biz sadece, türünün ilk örneği olan

the first of its kind, Kalıp ifadeler

2:18

bu inşaat projesinin,

marks the beginning of a new era.

2:19

yeni bir dönemin başlangıcına işaret ettiğini biliyoruz.

Kalıp ifadeler

the first of its kind: türünün ilk örneği

The first of its kind, belirli bir kategori içinde bilinen en eski örnek anlamına gelir. Bu cümlede its kind, bu tür büyük ve örgütlü inşaat projelerini ifade eder; dolayısıyla first yalnızca bu kategoriyle sınırlıdır. İki virgül arasına yerleştirilen ifade bir açıklayıcı eş görevli ögedir ve this construction project hakkında ek bilgi verir. Projenin insanların yaptığı ilk şey olduğu anlamına gelmez; ayrıca first, “en iyi” demek değildir.

Alıştırma

“Kategorisinde bilinen en eski örnek” anlamına gelen ve yukarıda öğretilen beş sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This medical scanner was ____.

Cevabı göster

the first of its kind

It's in this area around that time that humans truly began to build their own world, Dilbilgisi

2:22

İnsanların kendi dünyalarını gerçekten inşa etmeye başladıkları yer, o zamanlar civarında bu bölgedeydi,

Dilbilgisi

It's in ... that ...: it-cleft vurgu yapısı

It is/was + odaklanan öge + that + yan cümle kalıbında it, bir nesneyi gösteren zamir değildir; yalnızca yapıyı kuran biçimsel bir ögedir. Bu cümlede odaklanan bölüm in this area around that time ifadesidir; that ise kalan ifadeyi başlatır: humans truly began to build their own world. Düz Humans truly began... sıralamasıyla karşılaştırıldığında bu vurgu yapısı, yerin ve zamanın özellikle önemli olduğunu gösterir. Konuşan kişi çoğu zaman bu bilgileri netleştiriyor ya da düzeltiyordur.

Alıştırma

Cümleyi tam It was ... that it-cleft kalıbıyla tamamlayın: It ____ in this room at noon ____ the final decision was made.

Cevabı göster

was · that

which would make it a fitting milestone in our history for the start of our calendar.

2:28

bu da onu takvimimizin başlangıcı için tarihimizde uygun bir dönüm noktası haline getirirdi.

This moment in time is so distinct that scientist Cesare Emiliani

2:34

Bu an o kadar belirgindir ki, bilim insanı Cesare Emiliani

proposed that humanity should switch to what he called the Holocene calendar Kültür

2:39

insanlığın, Holosen takvimi adını verdiği sisteme geçmesini

by adding 10,000 years to our current Gregorian calendar.

2:43

mevcut Gregoryen takvimimize 10.000 yıl ekleyerek önermiştir.

Kültür

the Holocene calendar: Gregoryen yılı + 10.000

Holosen takvimi, mevcut Gregoryen yıl numarasına 10.000 ekleyerek yılları numaralandırmayı öneren Cesare Emiliani'ye ait bir sistemdir. Örneğin Gregoryen takvimindeki 2025 yılı bu sistemde 12025 olur. Daha büyük sayı, insanlık tarihinin çok daha uzun bir bölümünü pozitif sayılarla gösterilen tek ve kesintisiz bir zaman çizgisine yerleştirmeyi amaçlar. Bu bağlamda calendar, temel olarak yılları numaralandırmak için farklı bir yöntem demektir. Öneri ayların veya günlerin uzunluğunu değiştirmeyi gerektirmez. Ayrıca Holosen takvimi, adı bu geniş dönemden gelse de jeolojideki Holosen devriyle aynı şey değildir.

Alıştırma

Holosen takvimi önerisini doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Ayların ve günlerin yerine jeolojik dönemleri koyar.
  2. Her yılı 10.000 gün uzunluğunda yapar.
  3. Her Gregoryen yılını 10.000 ekleyerek numaralandırır.
Cevabı göster

Her Gregoryen yılını 10.000 ekleyerek numaralandırır.

We don't need to change our well-established days and months

2:48

Zaten yerleşmiş olan gün ve aylarımızı değiştirmemize gerek yok

and religious calendars could stay the same as well.

2:51

ve dini takvimler de aynı kalabilir.

But for all official purposes, Kalıp ifadeler

2:54

Ancak tüm resmi amaçlar için,

our current year would be the year 12,016 of the human era.

2:56

mevcut yılımız insanlık çağının 12016 yılı olacaktı.

Kalıp ifadeler

for all official purposes: tüm resmî kullanımlarda

Burada for all official purposes, “kurumların tanıdığı bütün resmî kullanımlarda” anlamına gelir. Önerilen yıl numarasını kayıtlara, yasalara, devlet işlerine ve benzer resmî bağlamlara sınırlar; özel veya dinî takvimlerin değişmesi gerektiğini söylemez. for ... purposes yapısında purposes, “kullanımlar veya durumlar” anlamındadır. All kapsamı genişletir, official ise kullanım türünü belirtir. Buradaki purpose, birinin ulaşmaya çalıştığı hedef değildir.

Alıştırma

"For all official purposes, the digital certificate is the valid copy," cümlesindeki başlangıç ifadesi ne anlama gelir?

  1. Resmen tanınan bütün kurumsal kullanımlarda
  2. Birinin sahip olabileceği her kişisel gerekçeyle
  3. Teknik bir istisna kalsa bile fiilen
Cevabı göster

Resmen tanınan bütün kurumsal kullanımlarda

This would drastically alter how we think about history

3:01

Bu, tarih hakkında nasıl düşündüğümüzü

and how it feels.

3:05

ve nasıl hissettirdiğini kökten değiştirecektir.

Let's take a very brief look and move through our new history

3:07

Çok kısa bir göz atalım ve yeni sıfır yılımızdan

from our new year zero.

3:10

yeni tarihimizde ilerleyelim.

12,000 years ago saw the beginning of the first construction project

3:16

12.000 yıl önce, tarihimizi başlatan

kicking off our history. Öbek fiiller

3:20

ilk inşaat projesinin başlangıcına tanık olundu.

Öbek fiiller

kicking off: bir süreci başlatmak

kicking off ifadesindeki kick off, “başlatmak” veya “harekete geçirmek” anlamına gelen bir deyimsel fiildir. İnşaat projesi, anlatılan tarihi başlatan olay olarak sunulur; fiziksel bir tekme söz konusu değildir. -ing biçimi olan kicking off, projeyi sonucuna bağlar: daha büyük bir süreci başlatır. Off parçacığı ifadenin bir parçasıdır ve doğrudan atılamaz.

Alıştırma

Cümleyi “başlatmak” anlamına gelen iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: The chair will ____ the meeting at nine.

Cevabı göster

kick off

It would be in use for about 2,000 years.

3:21

Yaklaşık 2.000 yıl boyunca kullanımda kalacaktı.

It took nearly a millennium until Jericho,

3:24

Eriha'nın (Jericho), muhtemelen Dünya'daki ilk şehrin,

probably the first city on Earth,

3:27

insanlık çağının başlangıcından 1000 yıl sonra kurulmasına kadar

was founded in the year 1000 after the start of the human era.

3:29

neredeyse bin yıl geçmesi gerekti.

Progress was still very, very slow at this point.

3:33

Bu noktada ilerleme hala çok, çok yavaştı.

Over the next 1,000 years,

3:37

Sonraki 1.000 yıl boyunca,

more and more permanent settlements appeared around the world Dilbilgisi

3:38

dünya çapında giderek daha fazla kalıcı yerleşim yeri ortaya çıktı

and more and more plants and animals were domesticated as agriculture spread.

3:41

ve tarım yayıldıkça giderek daha fazla bitki ve hayvan evcilleştirildi.

Dilbilgisi

more and more + çoğul isimler

More and more sayılabilen çoğul bir isimden önce geldiğinde, o varlıkların sayısının zamanla sürekli arttığını belirtir. Burada more and more permanent settlements, kalıcı yerleşimlerin sayısının arttığı anlamına gelir. Bu ifade tek bir kalıp olarak anlaşılır: more and more + çoğul isim. Cümlede plants and animals önünde de tekrarlanarak tarım yayılırken iki eğilimin paralel biçimde geliştiği gösterilir.

Alıştırma

Aile sayısının arttığını belirten tekrarlı karşılaştırma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ families are growing vegetables at home.

Cevabı göster

More and more

Evidence for trade over thousands of kilometers has been found from this period. Anlatım akışı

3:46

Binlerce kilometrelik ticarete dair kanıtlar bu döneme ait bulunmuştur.

Anlatım akışı

Evidence for ... has been found yapısı

Cümle Evidence for ... ile başladığı için konu, kanıtı bulan kişiler değil, kanıtın kendisi ve neyi desteklediğidir. for ile has been found arasındaki sözler desteklenen iddiayı, yani binlerce kilometre boyunca yapılan ticareti belirtir. has been found, present perfect edilgen yapısıdır. Bulan kişiyi adlandırmadan bir keşfi bildirir ve sonucu şu anki tartışmayla ilgili olarak sunar. Kanıtı öne alan bu çerçeve araştırma ve tarih anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle kanıtı öne alan bir present perfect edilgen yapı kullanır ve keşfi yapan kişiyi arka planda tutar?

  1. Evidence for an earlier settlement has been found beneath the city.
  2. Evidence for an earlier settlement was found in 1982.
  3. Archaeologists found evidence for an earlier settlement beneath the city.
Cevabı göster

Evidence for an earlier settlement has been found beneath the city.

Around 5 million humans were alive at this point in history,

3:51

Tarihin bu noktasında yaklaşık 5 milyon insan yaşıyordu,

fewer than live in London today. Dilbilgisi

3:55

bu, bugün Londra'da yaşayanlardan daha az bir sayıdır.

Dilbilgisi

fewer than live in London today: atılan çoğul ismi tamamlama

Fewer, few sözcüğünün karşılaştırma biçimidir ve sayılabilen insan ya da nesnelerin daha küçük bir sayısını belirtir. Humans daha önce geçtiği için fewer sözcüğünden sonra tekrar edilmez: fewer [humans] than live in London today. Than yan cümlesinde live fiilinin çoğul öznesi bağlamdan humans veya people olarak anlaşılır. İfade, o dönemde yaşayan yaklaşık beş milyon insanı bugün Londra'da yaşayan insanların sayısıyla karşılaştırır; yerleri veya tarihleri karşılaştırmaz.

Alıştırma

“Only 200 people attended, fewer than live on our street” cümlesini doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Katılanlar daha az sayıda sokakta yaşıyordu.
  2. Katılanların sayısı, sokağımızda yaşayan insanların sayısından daha azdı.
  3. Sokağımızda 200'den az kişi yaşıyor.
Cevabı göster

Katılanların sayısı, sokağımızda yaşayan insanların sayısından daha azdı.

Technology advanced constantly at a slow pace.

3:58

Teknoloji yavaş bir hızda sürekli ilerledi.

Pottery became widespread.

4:01

Çömlekçilik yaygınlaştı.

The first cultural communities appeared in China, India, and the Fertile Crescent. Kültür

4:03

İlk kültürel topluluklar Çin, Hindistan ve Bereketli Hilal'de ortaya çıktı.

Kültür

the Fertile Crescent: Güneybatı Asya'da tarihsel bir bölge

Bereketli Hilal, Güneybatı Asya'daki geniş ve yay biçimli tarihsel bir bölgenin adıdır. Doğu Akdeniz'e ve Dicle-Fırat nehir sistemine yakın alanları kapsar; birçok erken tarım topluluğu, kalıcı yerleşim ve şehir burada gelişmiştir. Bu cümlede Çin ve Hindistan'la birlikte sayılan bölgesel bir addır. Tek bir modern ülkenin adı olmadığı gibi, hilal biçimindeki verimli bir toprağın yalnızca sözcüğü sözcüğüne betimlemesi de değildir.

Alıştırma

the Fertile Crescent ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Verimli toprağa sahip her kavisli arazi parçası.
  2. Güneybatı Asya'da erken tarım ve şehirlerle bağlantılı tarihsel bir bölge.
  3. Sınırı hilal şeklinde olan tek bir modern ülke.
Cevabı göster

Güneybatı Asya'da erken tarım ve şehirlerle bağlantılı tarihsel bir bölge.

Around the year 4000, 8,000 years ago from today,

4:09

4000 yılı civarında, günümüzden 8.000 yıl önce,

humans started to use metal for the first time,

4:12

insanlar ilk kez metali kullanmaya başladılar,

learning to mix tin and copper and kickstarting what we know as the Bronze Age

4:15

kalay ve bakırı karıştırmayı öğrenerek 5000 yılı civarında

around the year 5000.

4:19

Tunç Çağı olarak bildiğimiz dönemi başlattılar.

The first proto-writing emerged and the wheel was invented.

4:21

İlk proto-yazı ortaya çıktı ve tekerlek icat edildi.

In South America, the Chinchorro culture started to artificially mummify humans

4:26

Güney Amerika'da Chinchorro kültürü, Eski Mısır'dan

2,000 years earlier than in ancient Egypt.

4:31

2.000 yıl önce insanları yapay olarak mumyalamaya başladı.

The first high cultures began emerging around the year 7000. Kelime

4:34

İlk yüksek kültürler 7000 yılı civarında ortaya çıkmaya başladı.

Kelime

Karmaşık toplumlar için eski bir terim olarak high cultures

Bu cümlede high cultures; şehirleri, örgütlü yönetimleri, uzmanlaşmış işleri veya yazıları bulunan, karmaşık kurumlara sahip erken toplumları ifade eder. Birçok metnin uygarlık dediği yapılar için kullanılan tarihsel bir etikettir. Buradaki high, “yüksek bir yerde bulunan” anlamına gelmez ve bir kültürün doğal olarak diğerlerinden üstün olduğunu kanıtlamaz. İfade, toplumları sınıflandırmanın daha eski bir biçimini yansıtır.

Alıştırma

“The first high cultures began emerging around the year 7000.” cümlesinde high cultures ne anlama gelir?

  1. Şehirleri, kurumları veya yazıları olan erken dönem karmaşık toplumlar
  2. Yüksek rakımda bulunan kültürler
  3. Doğal olarak diğer tüm kültürlerden üstün kültürler
Cevabı göster

Şehirleri, kurumları veya yazıları olan erken dönem karmaşık toplumlar

The Indus Valley Civilization, ancient Egypt,

4:38

İndus Vadisi Uygarlığı, Eski Mısır,

the Minoans in Greece, and the Sumerians in Mesopotamia.

4:43

Yunanistan'daki Minoslular ve Mezopotamya'daki Sümerler.

Stonehenge was built in Britain

4:48

Britanya'da Stonehenge inşa edildi

and the first dynasty in China began.

4:50

ve Çin'de ilk hanedanlık başladı.

Ötzi the Iceman lived around this time.

4:53

Buz Adam Ötzi bu zamanlarda yaşadı.

What we consider history now started and things began picking up pace Kalıp ifadeler

4:56

Şimdi tarih olarak kabul ettiğimiz şey başladı ve dünya nüfusu 30 milyonun üzerine

as the world population rose to over 30 million.

5:00

çıkarken işler hız kazanmaya başladı.

Kalıp ifadeler

picking up pace: hızlanmaya başlamak

Picking up pace, bir şeyin gerçekleşme, hareket etme veya gelişme hızının artmaya başlaması demektir. Bu cümlede nüfus büyüdükçe tarihsel değişimler daha sık ve hızlı hâle geliyor. İfade mecazidir; fiziksel olarak hiçbir şey kaldırılmaz. Özne bir proje, hikâye, ekonomi veya hızı artan başka bir süreç olabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “daha hızlı gelişmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After a slow start, work on the research project is finally ____.

Cevabı göster

picking up pace

A number of new high cultures appeared around the world,

5:04

Dünyada birçok yeni yüksek kültür ortaya çıktı,

many writing down their legends.

5:08

çoğu efsanelerini yazıya döktü.

More and more cities were founded.

5:11

Giderek daha fazla şehir kuruldu.

In South America, the Olmec culture emerged.

5:13

Güney Amerika'da Olmek kültürü ortaya çıktı.

Around this time, the legendary Siege of Troy is supposed to have happened. Dilbilgisi

5:16

Efsanevi Truva Kuşatması'nın bu dönemde gerçekleştiği varsayılıyor.

Dilbilgisi

is supposed to have happened: geçmişe ilişkin doğrulanmamış bir iddia

Burada is supposed to have happened, geleneğin veya mevcut anlatımların olayın gerçekleştiğini söylediğini, ancak konuşanın bunu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmadığını belirtir. be supposed to have + past participle kalıbı daha önceki bir olayla ilgili iddiayı aktarır. Perfect infinitive olan have happened olayı geçmişe yerleştirir; burada be supposed to yükümlülük anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Doğrulanmamış tarihsel iddiayı be supposed to have + past participle yapısıyla tamamlayın: According to local tradition, the temple ____ in an earthquake in 1200.

Cevabı göster

is supposed to have collapsed

Soon after in the eastern Mediterranean and the Fertile Crescent,

5:21

Kısa bir süre sonra Doğu Akdeniz ve Bereketli Hilal'de,

the Bronze Age ended in violence.

5:24

Tunç Çağı şiddet içinde sona erdi.

Every Bronze Age culture, except Egypt,

5:26

Mısır dışındaki her Tunç Çağı kültürü,

was destroyed by mysterious invaders.

5:29

gizemli istilacılar tarafından yok edildi.

Writing and progress froze for hundreds of years. Deyimler

5:32

Yazı ve ilerleme yüzlerce yıl boyunca dondu.

Deyimler

progress froze: gelişme durdu

Froze, freeze fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve burada mecaz olarak kullanılır. İlerleme gerçekten buza dönüşmemiştir; uzun bir süre boyunca ileri gitmeyi bırakmıştır. Bu kullanım, bir faaliyeti veya gelişmeyi dondurulabilen bir hareket gibi ele alır. Müzakereler, işe alım veya yatırım gibi soyut faaliyetler de aniden durduklarında freeze ile anlatılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede froze, bir faaliyetin veya gelişmenin durduğunu anlatmak için mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. She froze the leftovers for tomorrow.
  2. The pond froze during the cold night.
  3. After the bank stopped lending, investment in the region froze.
Cevabı göster

After the bank stopped lending, investment in the region froze.

Around the year 9500, what we consider Western culture began.

5:35

9500 yılı civarında Batı kültürü olarak kabul ettiğimiz şey başladı.

The Greek city-states beat off the Persian invasion and triggered their golden era, Öbek fiiller

5:40

Yunan şehir devletleri Pers istilasını püskürttü ve altın çağlarını tetikledi,

Öbek fiiller

beat off: Bir saldırıyı püskürtmek

Burada beat off, “başarıyla geri püskürtmek” anlamına gelir. Nesne alan bir öbek fiildir ve the Persian invasion geri püskürtülen şeydir. Bu ifade, şehir devletlerini yaklaşan bir tehdidi durduran savunmacılar olarak gösterir. Yalnızca bir şeye vurdukları ya da genel anlamda kazandıkları anlamına gelmez.

Alıştırma

“The city-states beat off the invasion” cümlesinde beat off ne anlama gelir?

  1. Ona tekrar tekrar vurmak
  2. Ona katılmak
  3. Onu başarıyla püskürtmek
Cevabı göster

Onu başarıyla püskürtmek

ended by Alexander the Great around 9700.

5:45

bu çağ 9700 civarında Büyük İskender tarafından sona erdirildi.

100 years later, Rome destroyed Carthage

5:50

100 yıl sonra, Roma Kartaca'yı yok etti

and became a dominant force in the world. Kalıp ifadeler

5:53

ve dünyadaki egemen güç haline geldi.

Kalıp ifadeler

became a dominant force: Büyük bir etkiye dönüşmek

Became, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi belirtir. A dominant force, bir alanda büyük etkiye sahip kişi, grup, ülke, şirket, fikir veya teknolojidir. Burada force, fiziksel kuvvet ya da mutlaka bir ordu değil, etkili bir güç anlamına gelir. A tanımlığı önemlidir: Roma dünyanın başlıca güçlerinden biri olmuştur; ancak ifade tek başına Roma'nın tek güç olduğunu iddia etmez. become a dominant force in + alan kalıbı, etkinin artmasını anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “en etkili güçlerden biri hâline geldi” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Within a few years, the platform ____ in online education.

Cevabı göster

became a dominant force

Caesar was murdered in the year 9956

5:56

Sezar 9956 yılında öldürüldü,

while the world population had risen to about 300 million people.

6:00

bu sırada dünya nüfusu yaklaşık 300 milyon insana yükselmişti.

And it's only now, around the year 10,000, Dilbilgisi

6:06

Ve sadece şimdi, 10.000 yılı civarında,

that we've reached the point

6:09

Gregoryen takviminin ve insanlık tarihini işaretleme

where the Gregorian calendar and our current method of marking human history begins.

6:10

mevcut yöntemimizin başladığı noktaya ulaştık.

Dilbilgisi

It's only now ... that: geç bir zaman noktasını vurgulama

It's only now ... that kalıbı, only now bölümünü odağa yerleştirir. that ile başlayan yan cümledeki olayın veya durumun bu noktadan önce gerçekleşmediğini ya da doğru olmadığını; nispeten geç olan bu anda gerçekleştiğini veya doğru hâle geldiğini anlatır. Buradaki only sayı ya da teklik değil, zamanlama hakkında değerlendirme yapar. around the year 10,000 sözleri, videoda yeniden düzenlenen zaman çizelgesinde now sözcüğünün neyi gösterdiğini açıklar. Now gerçek dünyadaki şimdiki zamanı anlatmaz. that yan cümlesi, vurgulanan zamanda neyin doğru olduğunu belirtir: tarihi işaretlemeye yönelik bu yöntemin başladığı noktaya ulaşılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi derste ele alınan kısaltılmış vurgu kalıbıyla tamamlayın: After years of failed tests, ____ the machine finally works.

Cevabı göster

it's only now that

A mere 2,000 years from now, humans will walk on the moon. Kelime

6:16

Bundan sadece 2.000 yıl sonra insanlar Ay'da yürüyecekler.

Kelime

A mere 2,000 years from now: bir zaman aralığını kısa gösterme

Mere, bir sayı veya miktardan önce geldiğinde “yalnızca” ya da “bundan fazla değil” anlamına gelir ve konuşanın miktara bakışını gösterir. A mere 2,000 years ifadesi, çok daha uzun zaman çizelgesine kıyasla 2.000 yılı şaşırtıcı derecede kısa gösterir. Mere bu kullanımda “saf” anlamına gelmez. From now, mevcut referans noktasından geleceğe doğru ölçüm yapar. Buradaki now, izleyicinin gerçek şimdiki zamanı değil, videodaki kaydırılmış zaman çizelgesinin yaklaşık 10.000 yılına denk gelen “şimdiki zamanıdır”. Başlangıçtaki ifadenin tamamı, Ay'da yürümeyi bu noktadan 2.000 yıl sonrasına yerleştirir.

Alıştırma

50 yılı şaşırtıcı derecede kısa göstermek için mere içeren iki sözcüklü ifadeyi kullanın: On this long timeline, the new forest could be mature ____ 50 years from now.

Cevabı göster

a mere

If we think about history as we do now,

6:20

Tarihi şu anda yaptığımız gibi düşünürsek,

we are underplaying 10,000 years of human progress and development,

6:23

insanlığın 10.000 yıllık ilerlemesini ve gelişimini küçümsüyoruz,

including all of it in our calendar Dilbilgisi

6:28

tüm bunları takvimimize dahil etmek

makes our past more impressive.

6:30

geçmişimizi daha etkileyici kılıyor.

Dilbilgisi

Including ... makes ...: özne görevindeki -ing yan cümlesi

Bu cümlede Including all of it in our calendar bölümünün tamamı öznedir. Bu bölüm, önceki tüm ilerlemeyi takvime dâhil etme eylemini tek bir fikir olarak sunar. -ing yan cümlesinin tamamı tek bir şey kabul edildiği için ana fiil tekil biçimde olur: make değil, makes. Cümlenin geri kalanı make + object + adjective yapısını izler: makes + our past + more impressive. Bu kalıp, bir eylemin sonucunu değerlendirmek için kullanılabilir: Doing X makes Y easier, stronger, or more interesting. Buradaki including önceki bir cümleye yalnızca ek bilgi vermez; bu cümlenin öznesini başlatır.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin geniş zamandaki doğru biçimiyle tamamlayın: Keeping a clear schedule ____ busy weeks less stressful.

Cevabı göster

makes

It shows how progress became exponential with time

6:33

İlerlemenin zamanla nasıl üstel hale geldiğini gösteriyor

and it incorporates all humans from all cultures into our calendar.

6:36

ve tüm kültürlerden tüm insanları takvimimize dahil ediyor.

A new year zero for our history could reframe how we think of ourselves. Kalıp ifadeler

6:41

Tarihimiz için yeni bir sıfır yılı, kendimizi nasıl düşündüğümüzü yeniden şekillendirebilir.

Kalıp ifadeler

reframe how we think of ourselves: kendimize bakışımızı yeniden çerçevelemek

Buradaki reframe, bir şeyi anlamak için kullanılan zihinsel çerçeveyi veya bakış açısını değiştirmek demektir. Yeni bir sıfır yılı, aynı insanlık tarihini farklı bir yapıya yerleştirerek onun bizim için taşıdığı anlamı değiştirebilir; yalnızca ifadeyi değiştirmek veya fiziksel bir resim çerçevesini değiştirmek anlamına gelmez. Yeniden çerçevelenebilecek bölüm how we think of ourselves yan cümlesidir. Bu bağlamda think of görmek veya anlamak, ourselves ise insanların ortak kimlikleri hakkında düşünmesi anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen reframe how someone thinks of something kalıbı, birini bir şeyi farklı bir bakış açısıyla yorumlamaya yönlendirmek demektir.

Alıştırma

'The exhibition reframed how visitors thought of the city,' cümlesinde en doğrudan değişen şey nedir?

  1. Ziyaretçilerin şehri aniden hatırlamış olması
  2. Her resmin etrafındaki fiziksel çerçeve
  3. Şehrin adının tam ifadesi
  4. Ziyaretçilerin şehri anlamak için kullandığı bakış açısı
Cevabı göster

Ziyaretçilerin şehri anlamak için kullandığı bakış açısı

As a building project that started 12,000 years ago,

6:47

12.000 yıl önce başlayan bir inşaat projesi gibi,

when for the first time our ancestors came together

6:51

ilk kez atalarımız bir araya gelip

to carve a temple out of bedrock with tools made of stone, Kalıp ifadeler

6:53

taştan yapılmış aletlerle ana kayadan bir tapınak oymak için,

Kalıp ifadeler

Carve A out of B: malzemeyi kesip çıkararak bir şey yapmak

carve A out of B kalıbı, 'B malzemesinden parçalar kesip çıkararak A'yı yapmak' anlamına gelir. A bitmiş nesneyi, B ise ilk malzemeyi belirtir. Bu cümlede tapınak doğrudan ana kaya oyularak biçimlendirilir. Out of malzemenin kaynağını gösterir; tapınağın kayanın içinden dışarı doğru hareket ettiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi carve A out of B kalıbıyla tamamlayın: With a knife, she ____ a tiny boat ____ a piece of cork.

Cevabı göster

carved · out of

not knowing what they would set in motion, Deyimler

6:57

neyi harekete geçireceklerini bilmeden,

Deyimler

Set in motion: bir olaylar zincirini başlatmak

Set in motion, 'bir süreci veya olaylar dizisini başlatmak' anlamına gelir. Buradaki motion çoğunlukla mecazidir; herhangi bir şeyin fiziksel olarak hareket etmesi gerekmez. Bu ifade, süreç başladıktan sonra gelişmeye devam edebileceğini ve başka sonuçlar doğurabileceğini düşündürür. Yaygın yapılar set something in motion ve set in motion a process/a chain of events biçimleridir. what they would set in motion yapısında what, set fiilinin nesnesidir ve onların eyleminin başlatacağı bilinmeyen süreci veya sonuçları temsil eder.

Alıştırma

“Devam eden bir süreci başlattı” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new rule ____ a series of changes.

Cevabı göster

set in motion

where it would lead us as a species.

7:00

bizi bir tür olarak nereye götüreceğini bilmeden.

From building the first temple to ships flying beyond the sky. Anlatım akışı

7:03

İlk tapınağı inşa etmekten, gökyüzünün ötesine uçan gemilere kadar.

Anlatım akışı

İlk tapınağı inşa etmekten gökyüzünün ötesindeki uzay araçlarına: ilerlemeyi uç noktalarla anlatmak

From A to B kalıbı iki uç noktayı yan yana getirir. Burada ilk uç nokta building the first temple, çok daha sonraki uç nokta ise ships flying beyond the sky ifadesidir; ships burada uzay araçları anlamına gelir. Böylece insan gelişiminin çok büyük bir bölümü tek satırda özetlenir; tek ve doğrudan bir yolculuk anlatılmaz. Bu satır eksiltili bir cümledir. Bu nedenle genel düşünce zaten açık olduğunda etkileyici bir özet veya güçlü bir kapanış olarak işlev görür. Bu kalıbı, değişimi daha erken bir aşamadan daha sonraki bir aşamaya ilerleme şeklinde düzenlemek için yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi From ... to ... yapısıyla tamamlayın: ____ paper maps ____ live navigation apps, travel has become easier.

Cevabı göster

From · to