Meksika ABD'yi Geri Püskürtebilir mi?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: ABD ile Meksika arasındaki varsayımsal çatışma göç ve askeri güçle karşılaştırılır; sonra gücün sonucu belirleyip belirlemediği sorgulanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what would happen if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: hayali sonuçla koşulu bağlayıp tartışma veya risk analizinde gerçek diye sunmadan varsayım kurun. 2. has to its name — Deyimler: kalıbın gerçek addan değil, bir ülkenin sahiplenebileceği varlık ve başarılardan söz ettiğini anlayın. 3. power alone doesn't always spell victory. — Söylem ve retorik: sınırlı sonucun istatistikleri nasıl tersine çevirdiğini görün ve tek üstünlüğün sonucu garanti ettiği iddiasından kaçının.
Bu derste
Mexico and the USA enjoy good relations for the most part right now, Kalıp ifadeler
0:00Meksika ve ABD şu anda çoğunlukla iyi ilişkilere sahip,
for the most part: istisnalara yer veren genel bir değerlendirme
“For the most part”, bazı istisnalara yer bırakarak “genel olarak” veya “çoğu açıdan” anlamına gelir. Burada iki ülke arasındaki ilişkinin şu anda genellikle iyi olduğunu, ancak her açıdan veya her an iyi olmadığını anlatır. Bu ifade geniş kapsamlı bir yargıyı yumuşatır. Küçük bir bölüm uymasa bile genel ifadenin doğru olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “genel olarak, ancak bazı istisnalarla” anlamına gelen dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The new schedule works well ____, though two teams still need adjustments.
Cevabı göster
for the most part
but that wasn't the case in the 19th century Kalıp ifadeler
0:03ama 19. yüzyılda durum böyle değildi,
when the two countries were fighting over territory. Kalıp ifadeler
0:05o zamanlar iki ülke toprak üzerinde savaşıyordu.
wasn't the case: daha önce anlatılan bir durumu reddetmek
“Wasn't the case”, “durum böyle değildi” veya “geçerli değildi” anlamına gelir. “That wasn't the case” yapısının tamamında that, Meksika ile ABD'nin iyi ilişkileri olduğu yönündeki önceki fikre gönderme yapar. Burada case, hukuki bir dava veya kutu değil, “durum” ya da “gerçek” anlamındadır. Bu ifade, önceki fikrin tamamını tekrar etmeden reddeder. Burada but bir karşıtlık kurar ve bu tanımın 19. yüzyıl için geçerli olmadığını söyler.
Alıştırma
Cümleyi önceki durumun geçerli olmadığını belirten üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The park used to be quiet after sunset, but that ____ once the night market opened.
Cevabı göster
wasn't the case
fighting over territory: anlaşmazlığın konusu
fight over something yapısında over, çatışmaya neden olan konuyu veya paylaşılmak istenen şeyi belirtir. Burada fighting over territory, ülkelerin bölgeyi kimin kontrol edeceği konusunda çatıştığı anlamına gelir; over fiziksel olarak «üstünde» demek değildir. Bu yapı silahlı bir çatışmayı veya fiziksel şiddet içermeyen hararetli bir kavgayı anlatabilir. İnsanlar land, money, rights veya a decision hakkında fight over yapabilir; çatışmanın ciddiyetini bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle toprağı açıkça iki grubun ortak anlaşmazlık konusu olarak gösterir?
- The two groups are fighting over the land.
- The two groups are fighting against the army.
- The two groups are fighting for the land.
Cevabı göster
The two groups are fighting over the land.
The two nations presently enjoy good trading relations
0:07İki ulus şu anda iyi ticari ilişkilere sahip,
with Mexico being the fourth largest trading partner of the US Dilbilgisi
0:10ve Meksika, ABD'nin en büyük dördüncü ticaret ortağı konumunda,
with Mexico being the fourth largest trading partner: ek bilgi veren with yapısı
Burada with Mexico being the fourth largest trading partner, iyi ticari ilişkiler hakkındaki tamamlanmış ana ifadeye ek bir olgu bağlar. Destekleyici bilgiyi kısa ve arka planda sunan, çekimsiz bir with yan yapısıdır. Ana çekimli fiil enjoy sözcüğüdür. Mexico, being sözcüğünün anlamca öznesidir; bu nedenle with «Meksika ile birlikte» demek değildir ve being ayrı bir tam cümle başlatmaz. behind sonrasındaki liste, Meksika'nın önünde yer alan üç ticaret ortağını belirtir ve fourth kullanımını açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle fotoğrafçılığın popülerliğini açıkça neden veya eş değer ayrı bir olay olarak göstermeden kısa bir ek olgu şeklinde sunar?
- The school expanded its arts program, with photography being the most popular new course.
- The school expanded its arts program because photography was the most popular new course.
- The school expanded its arts program, and photography became the most popular new course.
Cevabı göster
The school expanded its arts program, with photography being the most popular new course.
Both cultures to some extent have crossed borders Kalıp ifadeler
0:15Her iki kültür de bir ölçüde sınırları aşmış
to some extent: bir yargıyı temkinli biçimde sınırlamak
“To some extent”, “bir ölçüde; kısmen ama tamamen değil” anlamına gelir. Ardından gelen yargının ne derece geçerli olduğunu sınırlar. Burada kültürel etkinin gerçek olduğu belirtilir, ancak bunun eksiksiz veya her açıdan eşit derecede güçlü olduğu ileri sürülmez. Bu sınırlama, analitik bir ifadeyi daha temkinli ve kesin hâle getirir.
Alıştırma
“Kısmen ama tamamen değil” anlamındaki bu ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The new policy solved the problem ____, but some issues remain.
Cevabı göster
to some extent
to settle in the US rather than the other way around. Kalıp ifadeler
0:20tersi olmaktan ziyade ABD'ye yerleştiğini görüyoruz.
rather than the other way around: rolleri veya yönü tersine çevirmek
“Rather than”, karşılaştırmanın desteklemediği veya daha az desteklediği diğer durumu belirtir. “The other way around”, az önce sözü edilen rolleri veya yönü tersine çevirir ve tüm yan cümlenin tekrarlanmasını önler. Bu cümlede belirtilen yön, Meksikalıların ABD’ye taşınmasıdır; söylenmeden bırakılan ters durum ise Amerikalıların Meksika’ya taşınmasıdır. İfade, gerçekleşen olayların iki yönde simetrik olmadığını anlatır; başka bir yol seçmeyi anlatmaz.
Alıştırma
“More commuters travel from Eastville to Westport rather than the other way around,” cümlesinin sonu ne anlama gelir?
- Her iki yöndeki yolculuk da eşit derecede yaygındır.
- Eastville’dan Westport’a gidiş yönü, ters yönden daha yaygındır.
- İşe gidip gelenler Westport’a ulaşmak için başka bir yol kullanır.
Cevabı göster
Eastville’dan Westport’a gidiş yönü, ters yönden daha yaygındır.
culminating in the new president's promise Dilbilgisi
0:24ve yeni başkanın şu vaadiyle doruğa ulaşmıştır:
to construct a wall to keep out illegal immigrants. Öbek fiiller
0:26yasa dışı göçmenleri dışarıda tutmak için bir duvar inşa etmek.
a divisive issue: insanları karşıt kamplara bölen bir konu
Burada a divisive issue, insanların birbirine güçlü biçimde karşıt gruplar oluşturmasına yol açan bir konu anlamına gelir. İfade, insanların konuyu yalnızca tartışmasına veya konu hakkında anlaşamamasına değil, konunun yarattığı bölünmeye odaklanır. a divisive issue kalıbı; politikalar, toplumsal meseleler ve bir topluluğu kutuplaştıran kararlar için kullanılabilir. Divisive, issue sözcüğünü niteler; meselenin fiziksel olarak bölünmüş olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İnsanları güçlü biçimde bölen bir konuyu anlatmak için cümleyi dersteki tam ifadeyle tamamlayın: School uniforms remain ____ in many communities.
Cevabı göster
a divisive issue
culminating in the new president's promise: nihai sonucu belirtmek
Burada culminating in, az önce sözü edilen gelişimin nihai ve en önemli sonucunu tanıtır: tartışma sonunda başkanın bu vaadi vermesine yol açan noktaya ulaşmıştır. Vaadi yalnızca zaman bakımından bir sonraki olay olarak değil, bir sürecin varış noktası olarak sunar. Biçim bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir: ana durum, culminating in + isim öbeği. Resmî anlatımda bir sonucu veya doruk noktasını önceki cümleye kısa ve yoğun biçimde bağlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam -ing ifadesiyle tamamlayın: The project went through months of testing, ____ a successful product launch.
Cevabı göster
culminating in
keep out: girişi engellemek
Burada keep out, “birinin veya bir şeyin içeri girmesini engellemek” anlamına gelir. to keep out illegal immigrants ifadesinde illegal immigrants nesnedir: duvarın amacı bu kişilerin içeri girmesini engellemektir. Keep out, keep ve out sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, tek bir öbek fiil olarak anlaşılmalıdır. Aktarılabilir yapı keep + kişi veya şey + out biçimindedir; isim nesnesi, özgün cümlede olduğu gibi out sözcüğünden sonra da gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede keep out, “içeri girmesini engellemek” anlamında kullanılmıştır?
- The screen keeps mosquitoes near the room.
- The screen keeps mosquitoes in the room.
- The screen keeps mosquitoes out of the room.
Cevabı göster
The screen keeps mosquitoes out of the room.
Ödünleyici bağlayıcı olarak Nevertheless
Nevertheless ödünleyici bir geçiş bildirir: biraz önce belirtilen zorluğa veya karşıt gerçeğe rağmen sonraki ifade geçerliliğini korur. Burada dinleyiciyi önceki gerilimden, ülkelerin hâlâ sağlıklı bir ilişkiye sahip olduğu yönündeki karşıt değerlendirmeye taşır. Cümle başındaki Nevertheless, ardından gelen yan cümlenin tamamının mantıksal ilişkisini belirler. Önceki noktayı destekleyen başka bir bilgi eklemez; iki ifade arasındaki ilişkinin “buna rağmen” olarak yorumlanması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bağlamı okuyun ve ikinci cümlenin önüne gelecek en uygun bağlayıcıyı seçin: “The route was longer and more expensive. We decided it was the safest option.”
- Moreover
- Nevertheless
- For example
Cevabı göster
Nevertheless
Hayal edilen koşullar için what would happen if ...
What would happen if ... hayal edilen bir koşulu ortaya koyar ve bunun olası sonucunu sorar. Bu cümlede, mevcut durumun artık geçerli olmadığı bir senaryo üzerinden tartışmayı çerçeveler. Would, sonucu kesinleşmiş bir gerçek veya tahmin olarak değil, varsayımsal olarak gösterir. Günlük konuşmada if that was not the case yaygındır; if that were not the case ise geleneksel olarak daha resmî varsayımsal biçimdir.
Alıştırma
Düşünce deneyini hedef dört kelimelik yapıyla tamamlayın: ____ every mobile network stopped working?
Cevabı göster
What would happen if
Don't forget to subscribe and click the bell button
0:39Abone olmayı ve zil düğmesine tıklamayı unutmayın
so that you can be part of our notification squad.
0:40böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.
An invasion, it would seem, wouldn't be too hard Ton ve niyet
0:42Bir işgal, görünüşe göre, çok zor olmazdı
Temkinli bir ara söz olarak it would seem
It would seem, tüm iddia hakkında yorum yapan parantez içi bir tutum belirtecidir ve iddiayı kesin bir gerçek yerine gerekçeli bir izlenim olarak sunar. Bu cümlede konuşmacı, istilanın çok zor olmayacağı sonucuna temkinli biçimde varır; ardından gelen as yan cümlesi bu çıkarımın nedenini verir. Virgüller, ifadenin cümlenin zorunlu bir parçası olmadığını gösterir. Burada would, temkinlilik ve mesafe ifade eder; geçmiş bir bakış açısından geleceği anlatmaz.
Alıştırma
"The delay, it would seem, came from a wiring fault" cümlesinde it would seem ne işlev görür?
- İddianın daha sonra doğru hâle geleceğini söyler.
- Birinin olaya doğrudan tanık olduğunu gösterir.
- İddiayı temkinli bir çıkarım olarak sunar.
Cevabı göster
İddiayı temkinli bir çıkarım olarak sunar.
On the American side sits a little more than 325 million people. Dilbilgisi
0:53Amerikan tarafında 325 milyondan biraz fazla insan yaşıyor.
Yeri başa alan devrik yapı: On the American side sits ...
Burada yer bildiren On the American side öbeği, sonraki bilgiye mekânsal bir çerçeve oluşturmak için başa getirilir. Bu veri anlatımında sits, “oturur” değil, “bulunur” veya “yer alır” anlamındadır. Yer öbeğiyle başlandığı için sits fiili, dilbilgisel özne olan a little more than 325 million people ifadesinden önce gelir. Bu yer–fiil–özne sırasına yer bildiren devrik yapı denir ve harita, sahne ve dağılım betimlemelerinde kullanışlıdır. Özne people kısmıdır; the American side değildir.
Alıştırma
'At the end of the lane stands a red house,' cümlesinde dilbilgisel özne hangi sözcüklerdir?
- stands
- a red house
- At the end of the lane
Cevabı göster
a red house
On the Mexican side sits close to 130 million people.
0:56Meksika tarafında ise 130 milyona yakın insan yaşıyor.
Respectively ile sıraya göre eşleştirme
Respectively, iki listedeki öğeleri sıralarına göre eşleştirir. Burada They, bu sırayla ABD ve Meksika’ya gönderme yapar; dolayısıyla third ABD’yle, 13th ise Meksika’yla eşleşir. Sözcük genellikle iki listeyi de içeren ifadenin sonunda gelir. “A and B are X and Y, respectively” yapısını “A is X, and B is Y” olarak anlayın. Böylece iki tam cümlecik tekrarlanmadan her eşleşme açıkça gösterilir.
Alıştırma
İsimlerle oda numaralarını aynı sırada eşleştiren sözcükle cümleyi tamamlayın: Maya and Leo are in Rooms 4 and 7, ____.
Cevabı göster
respectively
Interestingly, if these two nations should go head-to-head, Deyimler
1:11İlginçtir ki, eğer bu iki ulus karşı karşıya gelirse,
go head-to-head: doğrudan karşı karşıya gelmek
Go head-to-head, iki tarafın doğrudan rekabet etmesi veya karşı karşıya gelmesi anlamına gelir ve genellikle tarafları belli bir ikili mücadeleyi anlatır. Burada iki ülkeyi doğrudan birbirine karşı duran rakipler olarak gösterir; başları birbirine değecek şekilde hareket etmeleri anlamına gelmez. Genel anlamlı compete fiiline kıyasla, kimlikleri belli rakipler arasındaki doğrudan mücadeleyi vurgular. Yaygın kalıplar A and B go head-to-head ve A goes head-to-head with/against B şeklindedir.
Alıştırma
“The two companies will go head-to-head for the city contract,” cümlesinde go head-to-head ne anlama gelir?
- Eşit ortaklar olarak birlikte çalışmak
- Birbirleriyle doğrudan rekabet etmek
- Rekabet etmeden yüz yüze görüşmek
Cevabı göster
Birbirleriyle doğrudan rekabet etmek
it's worth noting that the Pew Research Center said in 2016, Kalıp ifadeler
1:13Pew Araştırma Merkezi'nin 2016'da belirttiğine göre
it's worth noting that: önemli bir bilgiyi vurgulamak
It's worth noting that, konuşmacının dinleyicinin fark etmesini veya daha fazla önem vermesini istediği bir bilgiyi sunar. Bu bilginin şaşırtıcı ya da belirleyici olduğunu iddia etmeden, ölçülü bir şekilde önemli olduğuna işaret eder. Bu kalıpta worth sözcüğünü noting ulaç biçimi izler: it's worth noting that + clause. that yan cümlesi vurgulanan bilgiyi içerir; worth sonrasında noting yerine to note kullanmayın.
Alıştırma
Önemli bir bilgiyi tarafsız biçimde öne çıkaran sabit kalıpla şu analiz cümlesini tamamlayın: “____ the survey included only adults.”
Cevabı göster
It's worth noting that
accounting for a good portion of the nation's population. Dilbilgisi
1:27ve bunun ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturduğunu söyledi.
accounting for: bir oranı ek bilgi olarak vermek
Burada accounting for, bir bütünün belirli bir bölümünü “oluşturmak” veya “temsil etmek” anlamına gelir. İfade, yaklaşık 36 milyon kişinin ülke nüfusunun önemli bir kısmını oluşturduğunu belirtir; bu cümlede account for “açıklamak” anlamında değildir. Dil bilgisi bakımından accounting for ..., ana cümlenin ardından eklenen bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Örtük öznesi, biraz önce belirtilen sayı veya gruptur ve yeni bir cümle başlatmadan ilgili oranı ya da katkıyı ekler. İstatistiklerden sonra şu kalıp yaygındır: ana bilgi + accounting for + bütünün payı veya yüzdesi.
Alıştırma
Cümleyi account for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Online sales reached $4 million, ____ 20 percent of total revenue.
Cevabı göster
accounting for
According to an article in The Guardian published in 2017,
1:30The Guardian'da 2017'de yayınlanan bir makaleye göre,
approximately 2 million Americans have made Mexico their home, Kalıp ifadeler
1:33yaklaşık 2 milyon Amerikalı Meksika'yı evi yaptı,
make + yer + iyelik belirleyicisi + home: yerleşilecek yeri seçmek
Made Mexico their home, make + yer + iyelik belirleyicisi + home kalıbını kullanır. Meksika’yı yaşadıkları ve aidiyet hissettikleri yer olarak seçtikleri ya da görmeye başladıkları anlamına gelir; burada make “inşa etmek” demek değildir ve home, Meksika’ya verilen konumu ifade eder. Present perfect have made, bu yerleşmenin konuşma anına kadar gerçekleştiğini ve şimdiyle bağlantılı olduğunu gösterir. Yalnızca live in Mexico demeye kıyasla bu kalıp çoğu zaman bilinçli bir yerleşme veya kişisel bağlılık hissi ekler; ancak kalıcı ikamet ya da hukuki statü kanıtlamaz.
Alıştırma
make + yer + iyelik belirleyicisi + home kalıbıyla cümleyi tamamlayın; yer olarak Lisbon ve Lena için doğru iyelik belirleyicisini kullanın: After years of moving around, Lena has finally ____.
Cevabı göster
made Lisbon her home
Mexico is the country with the largest community
1:43Meksika, en büyük topluluğa ev sahipliği yapan ülkedir
of US citizens living outside of the United States.
1:45Amerika Birleşik Devletleri dışında yaşayan ABD vatandaşlarının.
it is important to take into account these numbers. Kalıp ifadeler
1:49bu rakamları dikkate almak önemlidir.
take into account: hesaba katmak
Take into account, yargılamadan, karşılaştırmadan, planlamadan veya karar vermeden önce bir gerçeği ya da etkeni düşünceye dâhil etmek demektir. Bu cümlede these numbers, önemsiz ayrıntılar olarak değil, karşılaştırmayı etkilemesi gereken veriler olarak sunuluyor. Etken, take into account these numbers örneğinde olduğu gibi ifadeden sonra gelebilir veya take these numbers into account örneğindeki gibi take ile into account arasına girebilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir etken olarak değerlendirmeye katmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Before signing the lease, we should ____ the cost of repairs.
Cevabı göster
take into account
More so, the amount of possible Mexico sympathizers
1:52Daha da önemlisi, olası Meksika sempatizanlarının sayısı
157,227 Mexican immigrants came into the USA in 2015,
2:002015 yılında 157.227 Meksikalı göçmen ABD'ye geldi
and over 1 million more are still on a waiting list.
2:05ve 1 milyondan fazlası hâlâ bekleme listesinde.
where loyalty lies: sadakatin hangi tarafta olduğu
Where loyalty lies, bir kişinin en derin bağlılığının hangi kişiye, gruba, ülkeye veya davaya yöneldiğini anlatır. Lies burada “bulunmak” veya “dayanmak” şeklinde soyut bir anlam taşır; “yalan söylemek” ya da fiziksel olarak “uzanmak” anlamına gelmez. Bu yan cümle dolaylı bir sorudur: where başta gelir, ancak özne loyalty, lies fiilinden önce kalır. Altyazıda, değerlendirilecek konuyu adlandırır; we’ll let you decide ise konuşanın doğrudan hüküm vermesini önler.
Alıştırma
Hangi cümle ifadeyi I wonder sonrasında dolaylı soru olarak doğru kullanır?
- I wonder where her loyalty lies.
- I wonder where lies her loyalty.
- I wonder where does her loyalty lie?
Cevabı göster
I wonder where her loyalty lies.
“by a long shot” ile çok büyük bir fark belirtmek
Bu cümlede by a long shot, “çok büyük bir farkla” demektir. biggest üstünlük derecesini güçlendirir: ABD savunmaya diğer tüm ülkelerden yalnızca biraz değil, çok daha fazla para harcar. Burada ifade bir deyimdir; shot uzaktaki bir hedefe ateş etmeyi anlatmaz. Belirgin bir üstünlüğü veya farkı vurgulamak için üstünlük derecesi + by a long shot kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi, shot içeren ve “çok büyük bir farkla” anlamına gelen deyimle tamamla: Of all the runners, Maya was the fastest ____.
Cevabı göster
by a long shot
That number for 2016 was roughly $611 billion.
2:19Bu rakam 2016 yılı için kabaca 611 milyar dolardı.
US President Donald Trump has allocated around $587 billion
2:22ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık 587 milyar dolar ayırdı
from the US discretionary budget for 2017 for defense.
2:262017 ABD takdiri bütçesinden savunma için.
Most of this goes towards the running of the military,
2:30Bunun çoğu ordunun yönetimine gitmektedir,
and the creation of new military technology.
2:35ve yeni askeri teknolojilerin yaratılması söz konusu olduğunda.
“when it comes to” ile konuyu daraltmak
Bu cümlede when it comes to, iddianın geçerli olduğu belirli alanı tanıtır: araştırma ve geliştirme ile yeni askerî teknolojilerin oluşturulması. “Söz konusu olduğunda” veya “alanında” anlamına gelir ve konuşanın harcamaların başka bir boyutuna geçmesine yardımcı olur. Burada to bir edattır. İfadeden sonra bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir: when it comes to safety; when it comes to managing costs. Birinin fiziksel olarak bir yere gelmesini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir konuyu tanıtmak için when it comes to ifadesini doğru kullanıyor?
- When it comes to solving difficult puzzles, Amir is very patient.
- When it comes solving difficult puzzles, Amir is very patient.
- When it comes to solve difficult puzzles, Amir is very patient.
Cevabı göster
When it comes to solving difficult puzzles, Amir is very patient.
and a further 811,000 acting as reserve personnel.
2:41ve yedek personel olarak görev yapan 811.000 askeri daha bulunuyor.
Mexico's GDP is barely over $1 trillion.
2:44Meksika'nın GSYİH'si 1 trilyon doların biraz üzerindedir.
around $7 billion was spent on the country's defense budget
2:49yaklaşık 7 milyar doları ülkenin savunma bütçesine harcanmıştır
We can find other sources that claim this number is lower.
2:53Bu rakamın daha düşük olduğunu iddia eden başka kaynaklar da bulabiliriz.
Still, Mexico is not considered to be a country
2:56Yine de Meksika bir ülke olarak görülmemektedir
when compared to other smaller and larger nations. Dilbilgisi
2:59daha küçük ve daha büyük diğer uluslarla karşılaştırıldığında.
kısaltılmış edilgen karşılaştırma olarak when compared to
when compared to, kısaltılmış bir edilgen karşılaştırma yan cümlesi getirir. Burada “when Mexico is compared to other smaller and larger nations” anlamındadır. Karşılaştırılan şey Mexico’dur; defense değildir. Özne ve be, ana cümleden anlaşılabildiği için çıkarılmıştır. Bu kullanımda when belirli bir zamanı değil, karşılaştırmanın koşulunu veya bakış açısını belirtir.
Alıştırma
“The new bridge is inexpensive when compared to similar projects.” cümlesinde when compared to ifadesinin tam yan cümle biçimi hangisidir?
- when the new bridge is compared to similar projects
- when similar projects compare the new bridge
- when the price is compared to the new bridge
Cevabı göster
when the new bridge is compared to similar projects
and a further 110,000 acting as reserve personnel.
3:06ve yedek personel olarak görev yapan 110.000 askeri daha var.
Only two countries own more tanks than the USA,
3:27Sadece iki ülkenin ABD'den daha fazla tankı var,
Some of the US's land equipment is the best in the world,
3:31ABD'nin bazı kara ekipmanları dünyanın en iyileridir
karşıtlık belirteci olarak on the other hand,
On the other hand, konuşmacının karşılaştırmanın bir yönünden karşıt olan diğer yönüne geçtiğini gösterir. Bu cümlede odak, daha önce anlatılan ABD ekipmanından daha az donanımlı olan Meksika’nın durumuna geçer. Bu ifade fiziksel bir eli anlatmak yerine bilgiyi düzenler. Dinleyiciyi önceki noktayla önemli bir karşıtlığı değerlendirmeye hazırlar.
Alıştırma
Bu karşılaştırmanın ikinci yönünü en iyi hangi bağlayıcı tanıtır? “Working from home saves commuting time. _____ it can make teamwork harder.”
- For example,
- On the other hand,
- In other words,
- Then,
Cevabı göster
On the other hand,
Tooled up: donanımlı ve hazır
Tooled up, tool up öbek fiilinin sonuç durumunu gösteren biçimidir: bir iş için gereken aletler, makineler veya diğer ekipmanlarla donatılmış olmak anlamına gelir. Bu cümlede “aletler” askerî teçhizatı ifade eder; dolayısıyla Meksika daha az donanımlı olarak anlatılır. up sözcüğü öbek fiilin bir parçasıdır; ayrı bir yön sözcüğü değildir. Tooled up, “bir araç olarak kullanılmış” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “donanımlı ve hazır” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Before the survey began, the field team was fully ____ with drones and mapping gear.
Cevabı göster
tooled up
Has to its name: sahiplik veya bir başarıyla ilişkilendirilme
Have something to one's name, bir şeye sahip olmak veya o şeyin başarısıyla ilişkilendirilmek anlamına gelir. Burada to its name, ülkeyi sahip olarak gösterir; zero tanks ise ülkenin hiç tankı olmadığını vurgular. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: to my name, to her name, to their name vb. Daha yaygın sıralama has zero tanks to its name biçimindedir; ancak has to its name zero tanks aynı deyimi kullanır ve sayıyı daha fazla öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümle, patentlerin yasal olarak Elena adına kayıtlı olduğunu özellikle belirtmeden, Elena'nın üç patentle ilişkilendirilebileceği anlamına gelir?
- Elena has three patents registered in her name.
- Elena made a name for herself in patent law.
- Elena has three patents to her name.
Cevabı göster
Elena has three patents to her name.
This does not bode well for a land invasion alone, Kalıp ifadeler
3:54Bu, yalnızca bir kara işgali için bile iyiye işaret etmiyor,
“bode well for”: işaretlerden yola çıkarak tahminde bulunma
Burada bode well for, “bir şeyin geleceği açısından olumlu bir işaret olmak” anlamına gelir. does not ile değerlendirme tersine döner: mevcut kanıtlar, yalnızca bir kara harekâtı düşünüldüğünde bile görünümün olumsuz olduğunu gösterir. Yaygın yapı X bodes well for Y şeklindedir. X mevcut bir kanıt ya da işarettir; Y ise değerlendirilen gelecekteki sonuç veya durumdur. Bode, bir işaretin neyi öngördüğünü anlatır; “iyi performans göstermek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “... için olumlu bir işaret olmak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Strong early sales ____ the product's future.
Cevabı göster
bode well for
never mind what might be coming from the air or by the sea. Anlatım akışı
3:57havadan veya denizden gelebilecekleri bir kenara bırakın.
“never mind what might be coming ...” ile düşünceyi güçlendirme
Bu cümlede never mind, “daha onu hesaba bile katmadan” ya da “onu bir yana bırakın” anlamına gelir. İlk ifade, tek başına bir kara harekâtının bile zaten olumsuz bir görünüm yarattığını söyler; never mind ile başlayan bölüm ise ilk değerlendirmeye dâhil edilmeyen daha ciddi unsurlar olarak havadan veya denizden gelebilecek olası tehditleri ekler. Bu kalıp bilgiyi A, never mind B şeklinde düzenler: A iddiayı desteklemek için zaten yeterlidir, B ise onu daha da güçlendirir. Buradaki anlam, tek başına kullanılan Never mind ifadesinin “endişelenme” ya da “boş ver” şeklindeki teselli veya konuyu kapatma anlamı değildir.
Alıştırma
“We can barely afford the repairs, never mind the cost of replacing the whole roof,” cümlesinde never mind ne yapar?
- İlk masrafın yerine daha ucuz bir seçenek koyar.
- Dinleyiciye çatı için endişelenmemesini söyler.
- Sorunu daha da ağırlaştıran daha büyük bir masraf ekler.
Cevabı göster
Sorunu daha da ağırlaştıran daha büyük bir masraf ekler.
is no doubt king of the skies military-wise. Deyimler
4:02askeri anlamda gökyüzünün tartışmasız kralıdır.
Askerî havacılıktaki üstünlüğü anlatan “king of the skies”
“King of the skies”, havada önde gelen veya en baskın gücü anlatan bir mecazdır. Gerçek bir kraldan söz edilmez. Burada in terms of equipment ve military-wise ifadeleri iddianın kapsamını sınırlar. Konuşmacı, Amerika’nın askerî havacılık teçhizatında önde olduğunu söylüyor; bu, havacılığın her alanında üstün olduğu veya herhangi bir savaşı kesinlikle kazanacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “With the largest satellite fleet, Orion is the king of commercial space.” king of commercial space ne anlama gelir?
- Ticari uzay sektöründe baskın konumdadır.
- Uzaydaki tüm faaliyetleri kontrol eder.
- Şirketin genel müdürünün kraliyet unvanı vardır.
Cevabı göster
Ticari uzay sektöründe baskın konumdadır.
much more than the entire Mexican defense budget,
4:10ki bu tüm Meksika savunma bütçesinden çok daha fazladır,
Kapsamı sınırlayarak vurgu yapan “this year alone”
“This year alone” ifadesinde alone, “yalnızca bu tek yıl hesaba katıldığında” anlamına gelir. Zaman aralığını daraltır ve tutarın bu sınırlı dönem içinde bile çarpıcı olduğunu vurgular. “Tek başına” anlamına gelmez ve masrafın yalnızca bu yıl gerçekleştiğini söylemez. Başka yıllarda da masraflar olabilir.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca bu tek yıl hesaba katıldığında” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The museum welcomed one million visitors ____.
Cevabı göster
this year alone
and belittled as a waste of money by some critics,
4:17ve bazı eleştirmenler tarafından para israfı olarak küçümsendi,
while it's well known they have faced many technical problems.
4:19öte yandan birçok teknik sorunla karşılaştıkları da iyi biliniyor.
Nonetheless, the USA also owns among its 13,444 aircraft
4:22Yine de ABD, sahip olduğu 13.444 uçak arasında ayrıca şunları barındırır:
and doesn't seem interested in buying any more fighters.
4:49ve daha fazla savaş uçağı satın almakla ilgileniyor gibi görünmüyor.
relies on ... to protect: bir eylem için bir şeye bağlı olmak
rely on + kişi veya şey + to + fiil yapısı, öznenin eylemi gerçekleştirmesi için o kişiye veya şeye bağlı olduğunu anlatır. Burada ülke iki uçak türüne bağlıdır; to protect ise bu uçakların yerine getirmesi beklenen görevi belirtir. relies on ile to protect arasındaki isim öbeği değişebilir, ancak kalıp aynı kalır: A relies on B to do C. Bu yapıda rely sözcüğünden sonra on kullanılması zorunludur.
Alıştırma
Cümleyi rely on ... to ... yapısıyla tamamlayın: The clinic ____ solar panels ____ keep its vaccine refrigerators running during outages.
Cevabı göster
relies on · to
which are no match for the US's aerial firepower. Kalıp ifadeler
4:57ki bunlar ABD'nin hava ateş gücüyle boy ölçüşemez.
no match for: açıkça rekabet edememek
be no match for yapısında match, eşit güçte bir rakip veya denk bir şey anlamına gelen isimdir. A is no match for B demek, A'nın B'den çok daha güçsüz veya yetersiz olduğu ve etkili biçimde rekabet edemediği anlamına gelir. Burada which, hafif taarruz eğitim uçaklarını belirtir. Karşılaştırma, bu uçakların ABD'nin hava ateş gücünün çok gerisinde kaldığını söyler. Yöne dikkat edin: for sözcüğünden sonraki isim daha güçlü tarafı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle çaylak takımın şampiyonlardan açıkça daha zayıf olduğunu anlatır?
- The rookie team is no match for the champions.
- The champions are no match for the rookie team.
- The rookie team is a match for the champions.
Cevabı göster
The rookie team is no match for the champions.
a country not known for its naval prowess.
5:02deniz kuvvetleri yetenekleriyle tanınmayan bir ülke.
It doesn't get any better: olumsuz bağlamda iyileşme olmaması
Burada It doesn't get any better, konu deniz gücüne geçtiğinde de Meksika'nın durumunun iyileşmediği anlamına gelir. Better, Meksika'nın açısından değerlendirilir ve çevredeki anlatım olumsuzdur. Yalnızca girişteki sözler, ifadenin olumsuz mu olumlu mu olduğunu belirlemez. Bir iyileşme olmadığını mı yoksa bir şeyin zaten olabilecek en iyi durumda olduğunu mu anlattığını anlamak için devamındaki sözlere ve bağlama bakın.
Alıştırma
Bu cümlede "It doesn't get any better in the water for Mexico" ne anlama geliyor?
- Meksika donanması o kadar iyidir ki daha fazla gelişemez.
- Meksika denizde havadakinden daha başarılıdır.
- Deniz gücü değerlendirildiğinde Meksika'nın durumu iyileşmez.
Cevabı göster
Deniz gücü değerlendirildiğinde Meksika'nın durumu iyileşmez.
Not surprisingly, Mexico doesn't have an aircraft carrier,
5:05Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Meksika'nın bir uçak gemisi yok,
nor does the country have: nor sonrasında devrik yapı
Nor, ilk olumsuz cümlecikten sonra başka bir olumsuz gerçeği ekler. Nor ikinci cümleciğin başında olduğu için İngilizcede özne ile yardımcı fiil devrik kullanılır: nor + does + özne + fiilin yalın hâli have. Does önce gelse de mantıksal özne the country'dir. Cümleciğin tamamı, ülkenin kendine ait muhriplerinin de bulunmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
İkinci bir olumsuz gerçek ekleyen resmî devrik yapıyla cümleyi tamamlayın: The island has no airport, ____ a train station.
Cevabı göster
nor does it have
Its navy is more concentrated on Mexico's huge drug problem
5:15Donanması daha çok Meksika'nın devasa uyuşturucu sorununa
and offering relief in times of natural disasters. Kalıp ifadeler
5:19ve doğal afet zamanlarında yardım sağlamaya odaklanmıştır.
in times of: … dönemlerinde
“In times of + isim”, “o durumun var olduğu dönemlerde” anlamına gelir. Cümlede in times of natural disasters, yardım faaliyetlerini doğal afetlerin yaşandığı dönemlere yerleştirir; times burada olayın kaç kez olduğunu değil, dönemleri veya koşulları ifade eder. Bu yapı özellikle crisis, war, need veya uncertainty gibi geniş kapsamlı ya da zor koşullarla kullanılır. Bir eylemin, görevin veya niteliğin ne zaman önemli olduğunu çerçeveler.
Alıştırma
Cümleyi times ve doğru edatlarla tamamlayın: Good leaders stay calm ____ uncertainty.
Cevabı göster
in times of
Its small navy is reasonably well equipped for those tasks. Kalıp ifadeler
5:21Küçük donanması bu görevler için oldukça iyi donanımlıdır.
well equipped for: … için iyi donatılmış
“Be well equipped for + görev veya durum”, o görev ya da durumla etkili biçimde başa çıkmak için gereken ekipmana, kaynaklara, becerilere veya hazırlığa sahip olmak demektir. Burada reasonably, well equipped ifadesini niteler: donanma bu belirli görevler için yeterli düzeyde, ancak kusursuz olmayacak şekilde hazırlanmıştır. İfadenin kapsamı for ile başlayan tamamlayıcıyla sınırlıdır. Bir görev grubu için iyi hazırlanmış olmak, her amaç için iyi hazırlanmış olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi well equipped ve doğru edatla tamamlayın: The clinic has trained staff and emergency supplies, so it is ____ disaster response.
Cevabı göster
well equipped for
The US Navy is one of the largest and strongest in the world.
5:24ABD Donanması dünyanın en büyük ve en güçlü donanmalarından biridir.
Obviously, the US military outpowers the Mexican military
5:46Açıkçası, ABD ordusu Meksika ordusundan daha güçlüdür
Haven't even mentioned: henüz değinilmemiş daha güçlü bir nokta eklemek
Haven't even mentioned ifadesi, konuşmanın şu ana kadarki bölümünde bir konunun gündeme getirilmediğini anlatmak için present perfect yapısını kullanır. Konunun daha sonra mutlaka ele alınacağı anlamına gelmez. Even, atlanan konuyu ek ve özellikle güçlü bir nokta olarak gösterir. Bu ifade, önceki savın zaten güçlü olduğunu ve bu ek unsur hesaba katılırsa daha da güçleneceğini dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Önemli fakat henüz anılmamış bir konuyu vurgulayan üç sözcüklü present perfect ifadeyle cümleyi tamamlayın: Our safety review covered weather and equipment failures, but we ____ cyberattacks.
Cevabı göster
haven't even mentioned
power alone doesn't always spell victory. Anlatım akışı
5:56sadece güç her zaman zafer anlamına gelmez.
Power alone doesn't always spell victory: bir sonucu sınırlamak
Bu cümle, sonucu karşıtına çevirmek yerine kapsamını daraltır. Power alone, diğer unsurlar olmadan yalnızca güç demektir; doesn't always ise beklenen sonucun gerçekleşmediği durumların bulunduğunu söyler, sonucun hiçbir zaman gerçekleşmediğini değil. Burada spell victory, “zafer anlamına gelmek veya zafere yol açmak” demektir. Bu seçimler birlikte, daha fazla gücün başarıyı garanti ettiği yönündeki basit iddiayı sınırlı bir iddiaya dönüştürür: güç önemlidir, ancak her durumda yeterli değildir.
Alıştırma
Cümledeki alone ve doesn't always ifadelerinin anlamını en iyi koruyan yorum hangisidir?
- Askerî güç zafere hiçbir zaman katkıda bulunamaz.
- Askerî güç tek başına zaferi garanti etmez.
- Askerî güç her zaman zaferi garanti eder.
Cevabı göster
Askerî güç tek başına zaferi garanti etmez.
fell out: ilişkilerin bozulması
Burada fell out, fall out öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. İki ülkenin ilişkisi, genellikle bir anlaşmazlıktan sonra bozulduğu için artık dostça veya iş birliğine dayalı olmadığı anlamına gelir; fiziksel olarak bir yerden düştükleri anlamına gelmez. these two countries gibi çoğul bir özneyle fell out, fell out with each other anlamını örtük olarak verebilir. İfade, ilişkilerin kopmasını anlatmak için ülkeleri insanlar gibi ele alır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan seçeneği seçin: After a major disagreement, the two founders ____ with each other and stopped speaking.
- fell behind
- fell apart
- fell out
- faced fallout
Cevabı göster
fell out
make matters difficult for America: Amerika için durumu zorlaştırmak
Bu cümlede make matters difficult for America, genel durumun Amerika için yönetilmesini zorlaştırmak anlamına gelir. Matters fiziksel nesneleri değil, koşulları veya mevcut durumu ifade eder. Kalıp make + matters + sıfat + for + etkilenen taraf şeklindedir. Konuşanın her sorunu tek tek saymadan olası birkaç güçlüğü özetlemesini sağlar.
Alıştırma
Hangi seçenek bu cümleyi en iyi biçimde yeniden ifade eder: The power outage made matters difficult for the hospital?
- Kesinti fiziksel nesneleri zor nesnelere dönüştürdü.
- Kesinti, genel durumun hastane için yönetilmesini zorlaştırdı.
- Hastane elektrik kesintisini kasıtlı olarak yarattı.
Cevabı göster
Kesinti, genel durumun hastane için yönetilmesini zorlaştırdı.
So, what do you think of this hypothetical match-up?
6:07Peki, bu varsayımsal eşleşme hakkında ne düşünüyorsunuz?
called Average American versus Average Mexican.
6:12Ortalama bir Amerikalıya karşı Ortalama bir Meksikalı adındaki.