İlluminati gerçek mi? - Chip Berlet: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu tarihsel anlatı, İlluminati’nin 1776’da Bavyera’da kurulmasından ve Masonlarla ilişkilerinden yasaklanıp dağılmasına, ardından doğan komplo teorilerine kadar uzanıyor. Kayıtların topluluğun varlığını sürdürdüğüne dair kanıt sunmadığı, ancak çevresindeki akılcı ideallerin Batılı yönetimleri etkilemeye devam ettiği sonucuna varılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Across the Atlantic, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Coğrafi bir geçişin anlatıyı Bavyera’dan Amerikan Devrimi’ne nasıl taşıdığını ve bağlantılı siyasi fikirlerin farklı yerlerde aynı dönemde geliştiğini nasıl gösterdiğini öğrenin. 2. While a public ban on something ostensibly secret might seem difficult to enforce, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: while ile might seem birleşiminin, ardından tersine çevrilecek makul bir beklenti sunduğunu fark edin: yasağın uygulanması zor görünse de İlluminati gerçekten dağıldı. 3. without a whisper since. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: whisper sözcüğünün mecazen en ufak bir haber ya da iz anlamına geldiğini kavrayın. Bu ifadeyi, grubun yalnızca sessizleştiğini söylemek yerine, kapsamlı kayıtlarda sonraki faaliyetlerine ilişkin hiçbir işaret bulunmadığını vurgulamak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
new ideals of rationalism, religious freedom, and universal human rights
0:10akılcılık, inanç özgürlüğü ve evrensel insan hakları gibi yeni idealler,
competed with the Catholic Church's heavy influence over public affairs. Notlar
0:15Katolik Kilisesi'nin kamu işleri üzerindeki güçlü etkisiyle rekabet ediyordu.
competed with: başka bir güç veya fikirle rekabet etmek
Competed with, “... ile rekabet etti” veya “... etkisine karşı koydu” anlamına gelir. Buradaki rakipler soyut güçlerdir: bir tarafta yeni idealler, diğer tarafta Katolik Kilisesi'nin etkisi vardır. Bu güçler toplum ve kamusal yaşam üzerindeki etki için rekabet eder. A competes with B kalıbı iki rakibi belirtir. Yalnızca insanlar ve şirketler için değil; fikirler, kurumlar, teknolojiler ve başka güçler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Local cafés ____ national chains for customers.
Cevabı göster
compete with
Catholic Church's heavy influence over public ...: kurumsal etki
Bu cümlede Catholic Church, bir kilise binasını değil, örgütlü dinî kurum olan Katolik Kilisesi'ni ifade eder. Heavy influence, kararları şekillendirebilecek güçlü bir etkiyi anlatır; ardından gelen public affairs ifadesi ise bu etkinin özel yaşamdan ziyade yönetim ve toplumun ortak meseleleri üzerinde olduğunu gösterir. Cümleyi anlamak için gereken asgari tarihsel bilgi, Katolik Kilisesi'nin o dönemde Bavyera'da önemli bir kurumsal etkiye sahip olmasıdır. Bu nedenle cümle, yeni idealleri bireysel dinî inançlarla anlaşmazlığa düşmüş görüşler olarak değil, yerleşik bir toplumsal güçle karşı karşıya gelen fikirler olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Bir kilise binasının içinde çok sayıda devlet dairesi vardı.
- Kilise yalnızca insanların özel yaşamıyla ilgileniyordu.
- Bir kurum olarak Katolik Kilisesi, siyasi ve sosyal meseleler üzerinde güçlü bir etkiye sahipti.
Cevabı göster
Bir kurum olarak Katolik Kilisesi, siyasi ve sosyal meseleler üzerinde güçlü bir etkiye sahipti.
Across the Atlantic, ile coğrafi sahne geçişi
Cümlenin başında kullanılan Across the Atlantic, asıl olaydan önce coğrafi bir çerçeve kurar. Burada anlatıyı Avrupa'dan Kuzey Amerika'ya taşır; birinin okyanusu geçtiğini anlatmaz. Tarih belgeselleri ve haberler, kısa bir yer ifadesini bu şekilde sıkça kullanır. Bu ifade bir kamera hareketi gibi çalışır: önce izleyiciyi yeni bir bölgeye götürür, ardından orada ne olduğunu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki Across the Atlantic ifadesinin temel işlevi nedir?
- Ulusun neden bağımsızlık istediğini açıklar.
- Yeni ulusun gemiyle yolculuk yaptığını söyler.
- Anlatıyı Atlantik'in diğer tarafına taşır.
Cevabı göster
Anlatıyı Atlantik'in diğer tarafına taşır.
staked its claim for: kararlı ve açık bir hak iddiası
Stake a claim başlangıçta bir şeyi kendinize ait olarak işaretleyip onun üzerindeki hakkınızı ilan etme düşüncesini çağrıştırır. Burada mecazidir: yeni ulus, bağımsızlık hakkını açıkça ve kararlılıkla öne sürmüştür. Bu ifade, yalnızca wanted veya asked for independence demekten daha güçlü ve ciddi bir ton taşır. Yapı stake + iyelik belirleyicisi + claim + for + hedef şeklindedir; staked geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi stake one's claim for yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the vote, the region publicly ____ greater autonomy.
Cevabı göster
staked its claim for
on the basis of: Bir iddianın dayanağını belirtmek
Bu cümlede on the basis of these ideas, ulusun bağımsızlık iddiasını hangi temelin desteklediğini gösterir. Bu fikirler, iddiaya yalnızca neden olan bir olay olarak değil, onu haklı çıkaran ilkeler olarak sunulur. Yapı on the basis of + isim veya isim öbeğidir. Bir iddia, yargı ya da kararı dayandığı kanıtlara, ilkelere veya bilgilere bağlamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, burada öğretilen ve based on anlamına gelen dört kelimelik resmî ifadeyle tamamlayın: The committee made its decision ____ the evidence.
Cevabı göster
on the basis of
But back in Bavaria: Karşıtlık kurup önceki ortama dönmek
Bu geçişte But, az önce anlatılanlarla bir karşıtlık kurar. back in Bavaria ise dinleyicinin dikkatini anlatının daha önce odaklandığı Bavyera'ya geri çeker. Bu sözcükler birlikte, bir kamera kesmesi gibi hikâyeyi düzenler: anlatı şimdi bir karşıtlık kurarak orada yaşananlara döner. Buradaki back, mutlaka birinin fiziksel olarak yolculuk etmesini değil, anlatının geri dönmesini ifade eder.
Alıştırma
Bu anlatı geçişinde But back in Bavaria, temel olarak ne yapar?
- Hikâyenin bittiğini duyurur.
- Önceki sahneyle karşıtlık kurar ve anlatının odağını yeniden Bavyera'ya taşır.
- Birinin fiziksel olarak Bavyera'ya yolculuk ettiğini gösterir.
Cevabı göster
Önceki sahneyle karşıtlık kurar ve anlatının odağını yeniden Bavyera'ya taşır.
secular philosophy: dinî otoriteden bağımsız felsefe
Bu cümlede secular philosophy, dinî öğretiye dayanmayan ve dinî otorite tarafından yönetilmeyen felsefe demektir. Secular burada dinî alan ile din dışı alan arasında karşıtlık kurar; yalnızca “sıradan” anlamına gelmez. Bu ifade otomatik olarak dine saldıran bir felsefe anlamına da gelmez. Temel fikir, felsefi araştırmanın bir dinî sistemden ya da kurumdan bağımsız yürütülmesidir.
Alıştırma
Bu cümlede secular philosophy ne anlama geliyor?
- Sıradan insanlar için kolaylaştırılmış felsefe
- Dinî otoriteden bağımsız biçimde yürütülen felsefe
- Amacı bütün dinlere karşı çıkmak olan felsefe
Cevabı göster
Dinî otoriteden bağımsız biçimde yürütülen felsefe
continued to be frustrated: edilgen yapıda süren engellenme
Continued to be frustrated, continue to be yapısını frustrated geçmiş zaman ortacıyla birleştirir. Özne attempts olduğu için edilgen yapı, girişimlerin engellenmeye devam ettiğini veya başarılı olmasının önlendiğini anlatır. Burada frustrated bir duyguyu anlatmaz. Bir plan, çaba, hedef veya girişim frustrate fiilinin nesnesi ya da edilgen öznesi olduğunda fiil “gerçekleşmesini önlemek” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “engellenmeye devam etti” anlamındaki hedef edilgen yapıyla tamamlayın: Our efforts to reach an agreement ____ by repeated walkouts.
Cevabı göster
continued to be frustrated
that would shine a light on the shortcomings of the Church's ideology. Deyimler
0:39Kilise ideolojisinin eksikliklerini aydınlatacaktı.
shine a light on the shortcomings: zayıflıkları ortaya çıkarıp dikkat çekmek
Bu cümlede shine a light on mecazidir: cemiyet, Kilise ideolojisindeki zayıflıkların insanların fark edip inceleyebileceği kadar görünür olmasını sağlayacaktı. Shortcomings “kusurlar” veya “sınırlılıklar” demektir; dolayısıyla shine a light on the shortcomings, “zayıflıkları ortaya çıkarıp onlara dikkat çekmek” anlamına gelir. İmge, görülmesi zor bir şeyi aydınlatmaktır. Başka bağlamlarda da bir haber, araştırma veya tartışma gözden kaçmış bir sorunu ya da gerçeği kamuoyunun dikkatine sunduğunda aynı yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve “gözden kaçmış bir sorunu görünür kılmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The documentary aims to ____ unsafe working conditions.
Cevabı göster
shine a light on
Weishaupt modeled aspects of his secret society off a group called the Freemasons. Kalıp ifadeler
0:47Weishaupt, gizli örgütünün bazı özelliklerini Masonlar adlı bir gruptan modelledi.
model A off B: A'yı tasarlarken B'yi örnek almak
Model A off B, “B'yi örnek alarak A'yı tasarlamak veya biçimlendirmek” demektir. Bu cümlede A, aspects of his secret society; B ise the Freemasons ifadesidir. Her şeyi tamamen kopyalaması gerekmeden, o grubun bazı örgütsel özelliklerinden yararlanmıştır. Buradaki off, model A off B kalıbının bir parçasıdır; “uzaklaşmak” anlamına gelmez. Oluşturulan veya biçimlendirilen şey model sözcüğünden sonra, kaynak örnek ise off sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi model A off B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. the new lamp ifadesini A konumuna yerleştirin: The designers ____ a traditional lantern.
Cevabı göster
modeled the new lamp off
Originally an elite stoneworkers guild in the late Middle Ages, Kültür
0:52Aslen Geç Orta Çağ'da seçkin bir taş ustaları loncası olan
elite stoneworkers guild: Orta Çağ'a ait bir zanaat birliği
Buradaki guild, aynı uzmanlık gerektiren meslekte çalışan kişilerin oluşturduğu örgütlü bir birliktir. Geç Orta Çağ'daki bir taş ustaları loncası, taşı işleyen ve taşla yapılar inşa eden zanaatkârları bir araya getirir; çoğu zaman eğitimi, çalışma standartlarını ve üyeliği düzenlerdi. Elite, bu loncayı seçkin, yüksek statülü veya özellikle becerikli kişilerden oluşan bir topluluk olarak tanımlar. İfade, Masonların daha geniş toplumsal ve düşünsel amaçlar geliştirmeden önce zanaata dayalı bir meslek örgütü olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede elite stoneworkers guild ne anlama geliyor?
- Bütün meslekleri denetleyen bir devlet dairesi
- Çok yetenekli taş ustalarından oluşan seçkin bir meslek birliği
- Pahalı taş satan bir dükkân
Cevabı göster
Çok yetenekli taş ustalarından oluşan seçkin bir meslek birliği
the Freemasons had gone from passing down the craft of masonry Notlar
0:56Masonlar, duvarcılık zanaatını aktarmaktan
passing down: becerileri veya gelenekleri aktarmak
Pass down; bilgi, beceri, gelenek, hikâye veya eşyaları daha sonra gelen kişilere, çoğu zaman bir kuşaktan diğerine aktarmak demektir. Burada passing down the craft of masonry, duvarcılık zanaatının yeni üyelere öğretilmesini anlatır. Yapı pass down + aktarılan şey biçimindedir ve ardından çoğu zaman to + kişi veya grup gelebilir: pass down a tradition to your children. Yakındaki birine yalnızca bir şey uzatmayı değil, zaman içinde devamlılığı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi pass down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Many families ____ traditional stories to their children.
Cevabı göster
pass down
to more generally promoting ideals of knowledge and reason.
1:00daha çok bilgi ve akıl ideallerini teşvik etmeye doğru evrilmişti.
had gone from ... to ...: geçmişteki bir noktadan önce tamamlanan değişim
Had gone from A to B, daha önceki bir etkinlik veya durum olan A'dan sonraki B'ye geçişin geçmişteki başka bir noktaya kadar tamamlanmış olduğunu anlatır. Burada A passing down the craft of masonry, B ise more generally promoting ideals of knowledge and reason bölümüdür. From ve to, from passing down ... to promoting ... örneğindeki gibi paralel -ing ifadeleri getirir. Bu paralel biçim değişimi takip etmeyi kolaylaştırır. More generally, promoting sözcüğünü niteler ve yeni amacın daha geniş olduğunu gösterir; yapı tek başına eski etkinliğin tamamen sona erdiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi had gone from ... to ... ile tamamlayın: By 2010, the organization had ____ preserving local records ____ publishing them online.
Cevabı göster
gone from · to
Over time, they had grown into a semi-secret exclusive order Notlar
1:04Zamanla yarı gizli ve seçkin bir tarikata dönüştüler;
semi-secret exclusive order: yarı gizli ve üyeliği sınırlı bir topluluk
Bu ifadede semi-secret, grubun varlığının bilindiğini ancak bazı bilgi, etkinlik veya kuralların gizli tutulduğunu belirtir. Exclusive ise üyeliğin herkese açık değil, sınırlı olduğu anlamına gelir. Her iki sıfat da order sözcüğünü niteler. Burada order, üyeleri ve iç kuralları olan örgütlü bir topluluk anlamındadır; emir veya satın alma siparişi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede semi-secret exclusive order ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Yalnızca tek bir satıcıya verilebilen satın alma siparişi
- Herkesin uyması gereken açık bir emir
- Kısmen gizli ve üyeliği sınırlı bir kuruluş
Cevabı göster
Kısmen gizli ve üyeliği sınırlı bir kuruluş
that included many wealthy and influential individuals
1:08birçok zengin ve nüfuzlu bireyi içeriyor
with elaborate secret initiation rituals. Kültür
1:11ve karmaşık gizli kabul törenleri bulunuyordu.
had grown into: geçmişteki bir noktadan önce kademeli gelişim
Grow into, bir şeyin zaman içinde yavaş yavaş gelişerek yeni bir biçime, role, büyüklüğe veya kimliğe ulaşması demektir. Bu cümlede grup, yavaşça yarı gizli ve seçkinci bir tarikata dönüşmüştür; ifade bu değişimi zamana yayılan bir süreç olarak sunar. Had grown into past perfect yapısındadır: had + geçmiş zaman ortacı grown + into. Grubun geçmişteki başka bir noktadan önce bu aşamaya zaten ulaştığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi grow into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: By the time investors noticed it, the small website had ____ a major marketplace.
Cevabı göster
grown into
with elaborate secret initiation rituals: ayrıntılı gizli kabul törenleriyle
Initiation rituals, bir kişinin bir gruba resmen girişini belirleyen törenlerdir. Burada secret, törenlerin dışarıdan kişilere açık olmadığını belirtir; elaborate ise özenle tasarlanmış ve çok sayıda ayrıntı ya da aşama içeren anlamındaki bir sıfattır. With ile başlayan ifade, topluluk ve üyelik sistemiyle ilişkili bir özellik ekler: gruba girişte bu törenler yapılıyordu. Bu anlatım, grubu sıradan bir sosyal kulüp değil, düzenli ve gizemli bir örgüt olarak gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede elaborate secret initiation rituals ne anlama gelir?
- Yeni üyeleri kabul etmek için özenle düzenlenen, dışarıya kapalı törenler
- Her hafta yapılan basit ve halka açık toplantılar
- Bir kuruluşu kapatmaya yönelik yasal işlemler
Cevabı göster
Yeni üyeleri kabul etmek için özenle düzenlenen, dışarıya kapalı törenler
while also joining the Freemasons and recruiting from their ranks. Kalıp ifadeler
1:17aynı zamanda Masonlara katıldı ve onların saflarından üyeler topladı.
recruiting from their ranks: bir grubun içinden kişi toplamak
Recruiting from their ranks ifadesindeki their ranks, Masonlara zaten üye olan kişileri anlatır. İfade, Weishaupt'ın yeni kişileri bu mevcut üyeler arasından topladığını söyler; ranks burada askerî rütbeler anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen recruit from a group's ranks kalıbı, “bir grubun mevcut üyeleri arasından kişileri toplamak” demektir. From, toplanan kişilerin kaynağını gösterir.
Alıştırma
Hangi tamamlama, komitenin zaten öğretim kadrosunda bulunan birini seçtiği anlamına gelir? The committee recruited its new chair ...
- into the faculty's ranks.
- according to the faculty's rank.
- from the faculty's ranks.
Cevabı göster
from the faculty's ranks.
after the famed leader of the Roman slave revolt.
1:24bu ismi Romalı köle isyanının ünlü liderinden aldı.
the code name Spartacus: gizlilik ve direniş
Code name, bir kişinin gerçek kimliğini veya bir operasyonun kimliğini gizlemek için kullanılan alternatif addır. Burada Spartacus, Weishaupt'ın kendisi için seçtiği gizli addır; code, bilgisayar programlamasını anlatmaz. Spartacus, köleleştirilmiş insanların Roma'ya karşı başlattığı büyük bir ayaklanmanın lideriydi. Onun adını seçmek baskıya ve otoriteye direnişi çağrıştırır; dolayısıyla kod adı gizlilik sağlamanın yanında siyasi bir imaj da oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede the code name Spartacus ne anlatıyor?
- Onun Romalı isyancının soyundan geldiğinin kanıtı
- Gizlenmiş bir kimlik ve otoriteye direnişle ilişki
- Bir bilgisayar yazılımı parçasının teknik adı
Cevabı göster
Gizlenmiş bir kimlik ve otoriteye direnişle ilişki
Early members became the Illuminati's ruling council or Areopagus. Kültür
1:27İlk üyeler İlluminati'nin yönetim konseyini, yani Areopagus'u oluşturdular.
ruling council or Areopagus: yönetim organının klasik adı
Bu cümlede ruling council, grubun en üst karar organını adlandırır. Buradaki or, aynı organın başka bir adını tanıtır: Areopagus. İki konseyi birbirine alternatif olarak sunmaz. Areopagos, antik Atina ile bağlantılı bir konseydi. Bu klasik adın alınması, İlluminati liderliğine bilgi, otorite ve seçkinlik imajı kazandırır; burada bu adın neden seçildiğini anlamak için gereken arka plan budur.
Alıştırma
ruling council or Areopagus ifadesinde or ne işlev görür?
- Konseyin yönetim yetkisi olmadığını gösterir.
- Üyelerin iki konseyden birini seçmesi gerektiğini belirtir.
- Areopagus adını aynı konseyin başka bir adı olarak tanıtır.
Cevabı göster
Areopagus adını aynı konseyin başka bir adı olarak tanıtır.
was also a Freemason and became an influential recruiter.
1:35aynı zamanda bir Masondu ve etkili bir üye toplayıcı oldu.
the Illuminati expanded their numbers, gained influence within several Masonic chapters, Kalıp ifadeler
1:40İlluminati üye sayısını artırdı, çeşitli Mason localarında etki kazandı
expanded their numbers: bir grubun üye sayısını artırmak
Bu cümlede expanded their numbers, gruptaki kişi sayısını artırdıkları anlamına gelir. Their numbers burada grubun üyelerini topluca ifade eder; telefon numaralarını veya yazılı rakamları anlatmaz. Aktarılabilir kalıp expand one's numbers şeklindedir: bir grup, güç veya hareket yeni insanlar ekleyerek büyür.
Alıştırma
Hangi cümlede numbers bir grubun üyeleri anlamına gelir?
- The volunteer team expanded its numbers by welcoming twenty new members.
- The accountant checked the numbers before sending the report.
- The designer expanded the numbers on the poster so they were easier to read.
Cevabı göster
The volunteer team expanded its numbers by welcoming twenty new members.
gained influence within ...: bir örgütün içinde nüfuz kazanmak
Gained influence within several Masonic chapters, bu yerel kolların içinde insanları veya kararları etkileme gücünün arttığını anlatır. Gained bir değişimi gösterir: etki daha düşük bir düzeyden artmıştır; within ise bu etkinin işlediği örgütün içini belirtir. Burada chapter, kitabın bir bölümü değil, daha büyük bir örgütün yerel koludur. Aktarılabilir kalıp gain influence within + örgüt veya grup şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi gain influence within kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After several successful projects, the staff committee ____ the university.
Cevabı göster
gained influence within
With Knigge's help: desteğin kaynağını önce belirtmek
With Knigge's help, cümlenin başına yerleştirilmiş bir edat öbeğidir. Okuyucu ana cümledeki üç gelişmeye, yani büyümeye, nüfuz artışına ve ritüellerin benimsenmesine ulaşmadan önce desteğin kaynağını belirtir. with + kişi adı + help kalıbı, o kişinin daha sonraki olayların gerçekleşmesine yardım ettiğini gösterir. Bu yardımı sonuca katkıda bulunan bir koşul olarak sunar; tek başına kişinin her şeyi yalnız yaptığını ya da tek neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
With Knigge's help cümlede bilgiyi düzenleme açısından ne işlev görür?
- Daha sonraki bütün eylemleri Knigge'nin tek başına yaptığını söyler.
- Daha sonraki gelişmelere katkıda bulunan desteği önce belirtir.
- Knigge'nin İlluminati'nin yardımına ihtiyacı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Daha sonraki gelişmelere katkıda bulunan desteği önce belirtir.
incorporated Masonic rituals: ritüelleri bir sisteme dahil etmek
incorporated Masonic rituals ifadesi, bu ritüellerin grubun kendi sistemine veya uygulamalarına alınarak onun bir parçası hâline getirildiğini anlatır. Incorporated, kısa bir değinme ya da basit bir taklit değil, bütünleştirme anlamı taşır. Fiil burada olduğu gibi doğrudan nesne alabilir: incorporate A. Daha büyük bütün de belirtilirse incorporate A into B yapısı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi incorporate fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The designer ____ recycled materials into the new collection.
Cevabı göster
incorporated
By 1784, there were over 600 members, Dilbilgisi
1:481784 yılına gelindiğinde 600'den fazla üyesi vardı,
including influential scholars and politicians.
1:51bunların arasında etkili akademisyenler ve siyasetçiler de bulunuyordu.
By 1784: geçmişte bir zaman sınırı
By 1784, 1784 yılını bir sınır noktası olarak belirler ve o zamana kadar ulaşılmış durumu anlatır: üye sayısı zaten 600’ü aşmıştı. Vurgu yalnızca 1784 yılı içinde yaşanan bir olayda değil, o tarih itibarıyla ortaya çıkmış sonuçtadır. by + zaman noktası, bir son tarihi veya en geç o noktaya kadar ulaşılmış bir durum ya da sonucu gösterir. Geçmiş anlatılarında tamamlanmış eylemler için sıkça past perfect ile kullanılır; ancak durumlar, there were örneğindeki gibi simple past ile de anlatılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle toplamın 2025’te veya daha önce bir milyona ulaştığını belirtir?
- By 2025, the museum had welcomed one million visitors.
- In 2025, the museum welcomed one million visitors.
- The museum stayed open until 2025.
Cevabı göster
By 2025, the museum had welcomed one million visitors.
the American Revolution also gained momentum. Kalıp ifadeler
1:57Amerikan Devrimi de ivme kazanıyordu.
also gained ... momentum: gelişen iki eğilimi birbirine bağlamak
Bu cümlede gained, momentum ile birleşerek gain momentum kalıbını oluşturur. Bu kalıp, bir şey geliştikçe güçlenmesi, daha etkin veya daha başarılı hâle gelmesi anlamına gelir. Yalnızca fiziksel hareket için değil; kampanyalar, hareketler, planlar ve kamuoyu desteği için de sıkça kullanılır. Also, bunu önceki gelişmeye paralel ikinci bir gelişme olarak sunar: grup üye kazandı ve devrim de ivme kazandı. Bu kalıp, gelişen bir eğilimi yine ivme kazanan başka bir eğilimle ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi also ve gain momentum ifadesiyle tamamlayın: The petition drew national attention, and the campaign ____.
Cevabı göster
also gained momentum
Thomas Jefferson would later cite Weishaupt as an inspiration. Dilbilgisi
2:00Thomas Jefferson daha sonra Weishaupt'tan bir ilham kaynağı olarak bahsedecekti.
Geçmiş anlatılarda would later cite A as B
Would later + fiilin yalın biçimi, geçmişte kurulan bir anlatının mevcut noktasından sonra gerçekleşen bir olayı sunar. Burada would later cite, Jefferson'ın tarihin daha sonraki bir noktasında Weishaupt'ı kaynak gösterdiği anlamına gelir. Bu kullanımda would; istek, koşul veya bugünden yapılan bir tahmin belirtmez. Cite A as B, A'dan söz etmek veya A'yı bir örnek, kaynak, etki ya da B ile belirtilen başka bir rol olarak tanımlamak demektir. Burada A Weishaupt, B ise an inspiration ifadesidir. Yapı bir bütün olarak zaman çizgisini ilerletir ve A'nın nasıl tanımlandığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir biyografide gerçekleştiği bilinen sonraki bir olayı anlatmak için would later cite A as B yapısını kullanır?
- Years later, she would cite the book as a major influence.
- She was going to cite the book as a source, but she changed her mind.
- At college, she used to cite the book in every essay.
Cevabı göster
Years later, she would cite the book as a major influence.
European monarchs and clergy were fearful of similar revolts on their home soil. Deyimler
2:04Avrupalı hükümdarlar ve din adamları kendi topraklarında benzer isyanlardan korkuyorlardı.
on their home soil: kendi ülkelerinin veya topraklarının içinde
Bu cümlede on their home soil, kendi ülkelerinin veya topraklarının içinde anlamına gelir. Buradaki soil gerçek anlamıyla toprak değildir; home soil, ülke toprağını ifade etmek için toprak fikrini kullanır. İfade, korkulan isyanların yalnızca yurt dışında değil, hükümdarlar ile din adamlarının yaşayıp yönettiği yerde de çıkabileceğini vurgular. their iyelik belirleyicisi hangi kişilerin ülkelerinin kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede on home soil kendi ülkesinde anlamında kullanılmıştır?
- The gardener spread compost on the soil behind his home.
- She left the documents on the floor at home.
- The national team won the final on home soil.
Cevabı göster
The national team won the final on home soil.
Meanwhile, the existence of the Illuminati had become an open secret. Deyimler
2:10Bu arada, İlluminati'nin varlığı herkesin bildiği bir sır haline gelmişti.
had become an open secret: herkesçe bilinen ancak resmen kabul edilmeyen bir hâle gelmişti
An open secret, ilgili gruptaki birçok kişinin zaten bildiği ancak resmî olarak duyurulmamış veya açıkça kabul edilmemiş bir şeydir. open ile secret arasındaki görünür çelişki, bu deyimin temel özelliğidir. Had become past perfect yapıdadır. Bir şeyin herkesçe bilinen ancak resmî olmayan bu duruma geçişini, anlatıdaki başka bir geçmiş referans noktasından önce tamamlanmış olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi yaygın olarak bilinen ancak resmen kabul edilmeyen anlamındaki deyimle tamamlayın: By the time management confirmed the news, the merger had become ____.
Cevabı göster
an open secret
Both the Illuminati and the Freemasons drew exclusively from society's wealthy elite, Kalıp ifadeler
2:15Hem İlluminati hem de Masonlar üyelerini yalnızca toplumun zengin seçkinlerinden seçiyordu,
drew exclusively from society's wealthy elite: üyelerin yalnızca varlıklı seçkinlerden gelmesi
Burada drew ... from, belirli bir kaynaktan üye seçmek veya almak anlamına gelir. Nesne açıkça söylenmemiştir; iki örgütün de üyelerini toplumun varlıklı seçkinleri arasından aldığı anlaşılır. Exclusively yalnızca demektir. Üyelerin sadece çoğunun değil, tamamının bu varlıklı ve yüksek statülü gruptan geldiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kuruluşun bütün üyelerini yalnızca tek bir gruptan aldığını anlatır?
- In planning its work, the organization drew mainly on reports by local doctors.
- In choosing its members, the organization drew exclusively from local doctors.
- In choosing its members, the organization drew portraits of local doctors.
Cevabı göster
In choosing its members, the organization drew exclusively from local doctors.
which meant they were constantly rubbing shoulders with members of the religious and political establishment. Notlar
2:20bu da dini ve siyasi düzenin üyeleriyle sürekli iç içe oldukları anlamına geliyordu.
were constantly rubbing shoulders with: belirli bir çevrenin insanlarıyla sürekli iç içe olmak
Rub shoulders with, insanlarla tanışmak, onların çevresinde zaman geçirmek veya sosyalleşmek anlamına gelen bir deyimdir; özellikle etkili veya tanınmış kişiler için kullanılır. Omuzların gerçekten birbirine değmesini anlatmaz. Were constantly rubbing, eylemi geçmişte devam eden bir döneme yerleştirirken constantly bunun çok sık gerçekleştiğini vurgular. Dolayısıyla cümle, aynı güçlü sosyal çevrelere tekrar tekrar eriştiklerini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “birileriyle aynı ortamda vakit geçirip tanışmak” anlamındaki hedef deyimle tamamlayın: At the awards dinner, the student journalists were ____ famous reporters.
Cevabı göster
rubbing shoulders with
the religious and political establishment: dinî ve siyasi yerleşik güç çevreleri
Burada the religious and political establishment, din ve siyaset alanlarında yerleşik gücü elinde tutan etkili kurumları ve kişileri ifade eder. Establishment bu kullanımda topluluk bildiren bir kavramdır: tek bir kurum ya da binayı değil, bir güç yapısını ve onun önde gelen üyelerini anlatır. members of the establishment yapısındaki members, bu daha geniş güç ve nüfuz ağına bağlı olan tek tek kişileri ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede establishment, baskın güç yapısını ve bu yapıdaki etkili kişileri ifade eder?
- The restaurant is a family-owned establishment.
- The establishment of the clinic took two years.
- The reform was strongly opposed by the political establishment.
Cevabı göster
The reform was strongly opposed by the political establishment.
Many in the government and Church believed that both groups were determined to undermine the people's religious faith. Kalıp ifadeler
2:26Hükümet ve Kilisedeki birçok kişi, her iki grubun da halkın dini inancını zayıflatmaya kararlı olduğuna inanıyordu.
determined to undermine ...: ... zayıflatmaya kararlı
Be determined to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya kesin olarak niyetli olmak anlamına gelir. Undermine, çoğu zaman bir şeyin dayanağına, otoritesine veya güvenilirliğine zarar vererek onu zamanla ya da dolaylı biçimde zayıflatmak demektir. Bu nedenle determined to undermine the people's religious faith, halkın dinî inancını zayıflatmaya yönelik olduğu iddia edilen kesin bir niyeti anlatır. İfade believed that yapısının içinde yer aldığı için niyet, hükûmet ve Kilise'deki birçok kişinin görüşü olarak aktarılır. Cümle onların inancını veya suçlamasını bildirir; grupların niyetini bağımsız olarak kanıtlanmış bir gerçek şeklinde sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi “zayıflatmaya kesin olarak niyetli” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Officials believed the group was ____ public trust.
Cevabı göster
determined to undermine
But these groups didn't necessarily oppose religion. Dilbilgisi
2:32Ancak bu gruplar her zaman dine karşı değillerdi.
didn't necessarily oppose: kısmi olumsuzluk
Bu cümlede didn't necessarily oppose, grupların dine karşı çıktığının kesin olmadığını belirtir. didn't içindeki not, esas olarak necessarily ifadesini sınırlar; yani konuşan kişi eylemi doğrudan reddetmek yerine kesin bir sonucu reddeder. Bu ifade iki olasılığı da açık bırakır: gruplar dine karşı çıkmış olabilir veya karşı çıkmamış olabilir. Kesinlikle karşı çıkmadıkları anlamına gelmez ve dini desteklediklerini de ima etmez.
Alıştırma
The committee didn't necessarily oppose the proposal. cümlesi ne anlama gelir?
- Komite teklifi güçlü biçimde destekledi.
- Komitenin teklife karşı çıkıp çıkmadığı kesin değildir.
- Komite teklife kesinlikle karşı çıkmadı.
Cevabı göster
Komitenin teklife karşı çıkıp çıkmadığı kesin değildir.
They just believed it should be kept separate from governance. Kalıp ifadeler
2:35Sadece dinin devlet yönetiminden ayrı tutulması gerektiğine inanıyorlardı.
should be kept separate from: edilgen ayrım yapısı
Should be kept separate from, keep A separate from B yapısının edilgen biçimidir. Bu cümlede it, religion sözcüğünü gösterir; dolayısıyla religion A, governance ise B'dir: din, yönetimden ayrı tutulmalıdır. Edilgen biçim, bu sınırı kimin koruması gerektiğine değil, istenen duruma ve sınıra odaklanır. Bu yapı, iki alanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirten kural veya ilkeleri ifade etmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi keep A separate from B yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: Personal data should be ____ public records.
Cevabı göster
kept separate from
Still, the suspicious Bavarian government started keeping records of alleged members of the Illuminati. Kelime
2:39Yine de şüpheci Bavyera hükümeti, İlluminati'nin iddia edilen üyelerinin kayıtlarını tutmaya başladı.
alleged members: İddia edilen ancak doğrulanmamış üyelik
Burada alleged members, üye olduğu söylenen veya üye olmakla itham edilen, ancak üyeliği doğrulanmamış kişileri ifade eder. Alleged, members sözcüğünü niteler ve bu bilgiyi kesinleşmiş bir gerçek değil, doğrulanmamış bir iddia olarak sunar. Bu kullanım, anlatıcının hükümetin inandığı veya öne sürdüğü şeyi onaylamadan aktarmasını sağlar. Başka bağlamlarda alleged, gerçekliği hâlâ tartışmalı ya da kanıtlanmamış bir kimliği, eylemi veya olayı da niteleyebilir.
Alıştırma
Hangi cümle kişinin üye olduğunun iddia edildiğini, ancak bunun doğrulanmadığını belirtir?
- Investigators questioned an alleged member of the group.
- Investigators appointed a new member to lead the group.
- Investigators welcomed a confirmed member of the group.
Cevabı göster
Investigators questioned an alleged member of the group.
Just as Illuminati members began to secure important positions in local governments and universities, Notlar
2:46Tam da İlluminati üyeleri yerel hükümetlerde ve üniversitelerde önemli pozisyonlar elde etmeye başlamışken,
secure important positions: etkili görevleri başarıyla elde etmek
Bu cümlede secure important positions, “önemli işleri veya görevleri başarıyla elde etmek” anlamına gelir. Secure geçişli bir fiildir ve important positions üyelerin elde ettiği şeyi belirtir. İfade, bu görevlerin nüfuz veya yetki sağladığını da ima edebilir. Buradaki secure, çoğu zaman çaba, planlama veya rekabet sonucunda “başarıyla elde etmek” demektir. Bu bağlamda “korumak” anlamına gelmez; secure fiilinden sonra gelen isim, amaçlanan anlamı belirlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede secure “başarıyla elde etmek” anlamında kullanılmıştır?
- Maya explained which senior position was available.
- Maya secured the laboratory door before leaving.
- After several interviews, Maya secured a senior position at the university.
Cevabı göster
After several interviews, Maya secured a senior position at the university.
Just as ... began to ...: Bir olay başlarken başka bir olayın gerçekleşmesi
Just as, ana cümledeki olayla aynı anda gerçekleşen bir olayı anlatmaya başlar; began to ise ilk olayın henüz başlangıç aşamasında olduğunu gösterir. Kalıp Just as + özne + began to + fiilin yalın hâli, ana cümle şeklindedir. Bu cümlede üyelerin yükselişi daha yeni başlarken kararname gizli cemiyetleri yasaklamıştır. Yapı burada “yeni bir ivme ve ardından kesinti” etkisi yaratır. Ancak just as esas olarak kesin bir zaman çakışmasını ifade eder; ikinci olayın her zaman olumsuz olması gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir gelişme başlarken başka bir olayın gerçekleştiğini Just as ... began to ... yapısıyla gösterir?
- Because the team had already won, everyone celebrated.
- Long after the season ended, the team changed its uniform.
- Just as the team began to gain confidence, its captain was injured.
Cevabı göster
Just as the team began to gain confidence, its captain was injured.
a 1784 decree by ... banned ...: emir, onu çıkaran makam ve etkisi
Cümle a [year] decree by [authority] banned [thing] kalıbını izler. Decree öznedir, by ile başlayan ifade emri kimin çıkardığını belirtir ve banned temel fiildir. 1784 yılı decree sözcüğünü niteler. Decree resmî ve yetkili bir emirdir. Burada banned all secret societies, emrin hukuki etkisini, yani bu örgütleri resmen yasakladığını belirtir. Bu kalıp hukuk ve tarih anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle resmî bir emrin bir faaliyeti yasakladığını aynı resmî kalıpla belirtir?
- Merchants asked the king to allow trade with the neighboring state.
- The newspaper article discussed trade with the neighboring state.
- A royal decree banned trade with the neighboring state.
Cevabı göster
A royal decree banned trade with the neighboring state.
While a public ban on something ostensibly secret might seem difficult to enforce, Notlar
3:00Görünüşte gizli olan bir şeyin kamuoyuna açıkça yasaklanmasının uygulanması zor gibi görünse de,
ostensibly secret: görünüşte veya görünürde gizli
ostensibly secret, görünüşte veya adı üzerinde gizli demektir. Ostensibly, bir şeyin kamuya nasıl sunulduğunu ya da nasıl tanımlandığını belirtir ve gerçek durumun farklı olabileceği payını bırakır. Bu cümlede ifade hafif bir kuşku mesafesi yaratır: Bir şeyin yasaklandığı kamuya açıkça duyurulabiliyorsa, o şey bu etiketin düşündürdüğü kadar gerçekten gizli olmayabilir. Ostensibly yalnızca obviously, yani “açıkça” anlamına gelmez.
Alıştırma
ostensibly kelimesinin kamuya açık veya beyan edilmiş bir görünüşün gerçeklikten farklı olabileceğini belirttiği cümleyi seçin.
- The program was ostensibly voluntary, but employees were pressured to take part.
- The program was clearly voluntary, and no one was pressured to join.
- The program was apparently voluntary, based on the signed forms.
Cevabı göster
The program was ostensibly voluntary, but employees were pressured to take part.
While ... might seem difficult to enforce: uygulanması zor görünebilse de
Burada While bir karşıtlık ve taviz ilişkisi kurar: gizli olduğu söylenen bir şeyi herkesin önünde yasaklamanın uygulanması zor görünebileceğini kabul eder, ardından bu beklentinin tersine bir sonuç verir. Bu cümlede while zaman bildiren “-iken” anlamında değildir. might seem yargıyı temkinli hale getirir; zorluğun kesin bir gerçek olduğunu söylemez. enforce, bir yasağın veya kuralın pratikte uygulanmasını ve insanlara uyulmasını sağlamayı ifade eder. Bu yüzden tüm yan cümle “uygulanması zor görünebilse de” anlamındadır.
Alıştırma
Görünürdeki bir sorunu beklenmedik bir sonuçtan önce sunmak için taviz bildiren while kullanan cümleyi seçin.
- Because the new safety rule was expensive, the company canceled it.
- While the new safety rule was being discussed, the committee took notes.
- While the new safety rule might seem expensive, it has already prevented several accidents.
Cevabı göster
While the new safety rule might seem expensive, it has already prevented several accidents.
be forced into exile: sürgüne zorlanmak
Be forced into exile, genellikle siyasi baskı, ceza veya tehlike nedeniyle bir kişinin ülkesinden ya da yurdundan ayrılıp başka bir yerde yaşamaya zorlanması demektir. Bu ifade, ayrılışın gönüllü olmadığını vurgular. Etken kalıp force + kişi + into exile şeklindedir: The regime forced the writer into exile. Edilgen kalıp kişi + be forced into exile şeklindedir ve kişinin başına gelen olaya odaklanır. Altyazıdaki forced into exile, Weishaupt'a dayatılan kaderi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “ülkesinden uzakta yaşamaya zorlanmış” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After speaking against the dictatorship, the novelist was ____.
Cevabı göster
forced into exile
The Illuminati would become more notorious in their afterlife than they had ever been in their brief existence. Deyimler
3:14İlluminati, yok olduktan sonraki hayatlarında, kısa varoluşlarından çok daha fazla kötü şöhrete sahip olacaktı.
Bir metafor olarak in their afterlife
Afterlife sözcüğü gerçek anlamıyla ölümden sonraki varoluş demektir. Burada örgüt bir insanmış gibi ele alınır: in their afterlife, İlluminati'nin faaliyetleri sona erdikten sonra adının, ününün ve efsanelerinin yaşamaya devam ettiği dönemi anlatır. Bu metafor cümledeki karşılaştırmayı destekler: grup, kısa gerçek varoluşu sırasında olduğundan daha çok faaliyetleri bittikten sonra kötü şöhret kazandı. Aynı kalıp, bir kişinin, grubun, eserin veya fikrin ilk yaşamı sona erdikten sonra devam eden ününü ya da etkisini anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede in their afterlife ne anlama geliyor?
- örgüt faaliyetlerini durdurduktan sonra da devam eden ünü ve efsaneleri
- örgüt üyelerinin benimsediği dinî inançlar
- örgütün eski üyelerinin özel yaşamları
Cevabı göster
örgüt faaliyetlerini durdurduktan sonra da devam eden ünü ve efsaneleri
in the aftermath of: büyük bir olayın etkileri sürerken
In the aftermath of, “büyük bir olaydan sonraki ve olayın etkilerinin ya da sonuçlarının hâlâ hissedildiği dönemde” anlamına gelir. Burada tarihsel anlatıyı Fransız Devrimi'nin etkilerinin sürmeye devam ettiği döneme yerleştirir. Yaygın yapı in the aftermath of + olay biçimindedir. Yalnızca bir şeyin daha sonra olduğunu belirtmez; sonraki bilgiyi olayın devam eden sonuçlarının bir parçası olarak sunar.
Alıştırma
Büyük bir olaydan sonra sonuçların sürdüğünü vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Many families needed temporary housing ____ the flood.
Cevabı göster
in the aftermath of
conservative authors claimed the Illuminati had survived their banishment
3:25muhafazakar yazarlar İlluminati'nin sürgünden sağ kurtulduğunu
and orchestrated the overthrow of the monarchy. Kelime
3:29ve monarşinin devrilmesini organize ettiğini iddia ettiler.
orchestrated the overthrow of: iktidardan uzaklaştırma eylemini koordine etmek
Orchestrated the overthrow of ifadesinde orchestrated, “dikkatle planlayıp koordine etti” anlamına gelir; “bir orkestra için müzik düzenledi” anlamında değildir. Devirme eylemini, çeşitli adımların veya kişilerin organize edildiği karmaşık ve kasıtlı bir eylem olarak sunar. The overthrow of the monarchy, monarşinin iktidardan uzaklaştırılması anlamına gelen bir isim grubudur. İfade bir bütün olarak, birinin bu siyasi değişimi çoğu zaman perde arkasından etkin biçimde örgütlediğini düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümlede orchestrated, karmaşık bir siyasi eylemi dikkatle koordine etmek anlamında kullanılmıştır?
- Investigators said the generals orchestrated the overthrow of the elected government.
- The composer orchestrated the score for a full symphony.
- The journalist reported the overthrow of the elected government.
Cevabı göster
Investigators said the generals orchestrated the overthrow of the elected government.
preacher Jedidiah Morse promoted similar ideas of an Illuminati conspiracy against the government.
3:34vaiz Jedidiah Morse hükümete karşı bir İlluminati komplosu olduğuna dair benzer fikirler öne sürdü.
But though the idea of a secret group orchestrating political upheaval
3:40Ancak gizli bir grubun siyasi çalkantıları planladığı fikri
Bir fikir için still alive and well: hâlâ canlı ve etkili
Bu cümlede still alive and well, soyut bir isim olan idea sözcüğüne insana özgü nitelikler kazandırır. Deyim, fikrin bugün de varlığını sürdürdüğünü ve hâlâ etkin ya da etkili olduğunu anlatır. still exists ile karşılaştırıldığında alive and well daha vurguludur: Bir şeyin yalnızca güçlükle ayakta kalmadığını, canlılığını koruduğunu, görünür ya da yaygın olduğunu düşündürür.
Alıştırma
“The custom is still alive and well.” cümlesindeki ifade ne anlama gelir?
- Gelenek devam ediyor ve hâlâ etkin.
- Gelenek hayatta ve sağlıklı bir insandır.
- Gelenek yalnızca geçmişte vardı.
Cevabı göster
Gelenek devam ediyor ve hâlâ etkin.
there is no evidence that the Illuminati survived, Dilbilgisi
3:47İlluminati'nin hayatta kaldığına,
reformed, or went underground. Deyimler
3:50yeniden kurulduğuna veya yeraltına çekildiğine dair hiçbir kanıt yoktur.
there is no evidence that + yan cümle: desteklenmeyen bir iddiayı belirtmek
There is no evidence that, that sözcüğünden sonra tam bir iddia sunar ve mevcut kanıtların bu iddiayı desteklemediğini belirtir. Burada desteklenmeyen iddia, İlluminati'nin varlığını sürdürdüğü, yeniden örgütlendiği ya da yer altına çekildiğidir. Bu ifade sonucu kanıtların gösterdiğiyle sınırlar; tek başına iddianın imkânsız ya da yanlış olduğunu kanıtlamaz. Gösterilebilen gerçeklerle yalnızca öne sürülenleri ayırmak için yararlı bir kalıptır.
Alıştırma
“There is no evidence that the treatment works.” cümlesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Şu anda iddiayı destekleyen güvenilir bir kanıt yoktur, ancak bu ifade tek başına tedavinin işe yaramasının imkânsız olduğunu kanıtlamaz.
- Tedavinin hiçbir zaman işe yaramadığı kesin olarak kanıtlanmıştır.
- Kimse aksini kanıtlamadığı için tedavi işe yarar.
Cevabı göster
Şu anda iddiayı destekleyen güvenilir bir kanıt yoktur, ancak bu ifade tek başına tedavinin işe yaramasının imkânsız olduğunu kanıtlamaz.
went underground: gizli faaliyete geçti
Went underground ifadesindeki underground mecazidir: Örgüt açık faaliyetlerini bırakıp genellikle yetkililerin veya halkın dikkatinden kaçınmak için gizlice çalışmaya başlamıştır. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Başka durumlara aktarılabilen yapı a person, group, or activity goes/went underground şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “gizlice faaliyet göstermeye başladılar” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After the government banned the movement, its members ____ and kept organizing private meetings.
Cevabı göster
went underground
Their brief tenure is well documented in Bavarian government records, Kalıp ifadeler
3:53Kısa süreli faaliyetleri Bavyera hükümet kayıtlarında,
is well documented: kapsamlı kayıtlarla desteklenmiş
Is well documented ifadesindeki documented, be + documented edilgen yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. İfade, konu hakkında önemli miktarda kayıtlı kanıt veya bilgi bulunduğunu belirtir; buradaki well, “eksiksiz biçimde” veya “geniş ölçüde” anlamındadır. Yaygın yapı X is well documented in records or studies ya da by researchers şeklindedir. In bilginin kayıtlı olduğu kaynağı, by ise kayıt altına alan kişi veya kurumu gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi “kapsamlı kayıtlarla desteklenen” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Researchers have studied the effect for decades, and it is ____ in the medical literature.
Cevabı göster
well documented
and particularly the overlap between these two sources,
3:59ve özellikle de bu iki kaynağın örtüşen kısımlarında iyi bir şekilde belgelenmiştir,
without a whisper since: sonrasında hiçbir haber veya belirti yok
Bu ifadede whisper mecazidir; en küçük bir mesajı, söylentiyi veya belirtiyi bile temsil eder. Bu nedenle without a whisper, hiçbir şeyin duyulmadığını ya da tespit edilmediğini güçlü biçimde vurgular. Since burada zarf olarak kullanılır ve başlangıç noktası önceki bağlamdan anlaşılır. İfadenin tamamı “o zamandan itibaren hiçbir haber veya belirti olmadan” anlamına gelir ve tam bir sessizlik hissi yaratır.
Alıştırma
Bir raporda “The radio operator disappeared in June, without a whisper since.” yazıyor. Son bölüm ne anlama gelir?
- İnsanlar hazirandan beri aynı söylentiyi tekrarladı.
- Operatör hazirandan beri yalnızca alçak sesle konuştu.
- Hazirandan beri hiçbir mesaj veya belirti ortaya çıkmadı.
Cevabı göster
Hazirandan beri hiçbir mesaj veya belirti ortaya çıkmadı.
In the spirit of rationalism the Illuminati embraced, Kalıp ifadeler
4:05İlluminati'nin benimsediği rasyonalizm ruhuyla,
In the spirit of: yol gösteren bir ilkeye göre hareket etmek
In the spirit of + isim öbeği, “bir şeyin değerleri veya amacı doğrultusunda” anlamına gelir. Sonraki eylem ya da yargıyı, onun arkasındaki ilkeyi belirterek çerçeveler. Buradaki tamamlayıcı, rationalism the Illuminati embraced isim öbeğinin tamamıdır. the Illuminati embraced sözleri rationalism sözcüğünü açıklar ve isteğe bağlı that kullanılmamıştır. Giriş ifadesi, sonrasında gelenlerin bu akılcı ideale uygun biçimde yorumlanması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “ortak hedef doğrultusunda” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: ____ cooperation, both teams shared their equipment.
Cevabı göster
In the spirit of
one must conclude they no longer exist. Dilbilgisi
4:08artık var olmadıkları sonucuna varılmalıdır.
one must conclude: resmî ve kişiden bağımsız bir çıkarım
one must conclude ifadesindeki one, bir sayısı değil, makul herhangi bir kişiyi belirten genel bir zamirdir. Bu ifade, sonucu konuşanın kişisel görüşü olarak değil, kişiden bağımsız bir yargı olarak sunar. Buradaki must, kanıtlara dayanan güçlü bir mantıksal çıkarımı gösterir: mevcut gerçekler başka bir sonuca çok az yer bırakır. Belirli bir kişiye eylem emri vermez. Conclude sözcüğünden sonra doğrudan bir yan cümle gelebilir. Altyazıda olduğu gibi that sık sık atılır.
Alıştırma
Hangi cümlede one must conclude, kanıtlara dayanan güçlü bir çıkarım sunmak için kullanılmıştır?
- I concluded the report with a short summary.
- After every independent test gave the same result, one must conclude that the effect is real.
- One must conclude the meeting before the building closes.
Cevabı göster
After every independent test gave the same result, one must conclude that the effect is real.
But the ideas that spurred Weishaupt to found the Illuminati still spread, Kelime
4:11Ancak Weishaupt'u İlluminati'yi kurmaya teşvik eden fikirler hala yayılmakta,
spurred Weishaupt to found: spur someone to do kalıbı ve kurmak anlamındaki found
that spurred Weishaupt to found the Illuminati ilgi cümleciği, fikirleri yol açtıkları eylem üzerinden tanımlar. spur someone to do something kalıbı, birini harekete geçmesi için güçlü biçimde motive etmek veya teşvik etmek anlamına gelir. Buradaki found, bir kuruluş oluşturmak veya kurmak anlamındaki yalın fiildir. To sözcüğünden sonra geldiği için founded değil, found kullanılır. Find fiilinin geçmiş biçimi olan found ile aynı yazılıp söylense de çevresindeki yapı ve nesne anlamı belirler.
Alıştırma
Hangi cümle, acil bir ihtiyacın doktorları yeni bir klinik kurmaya yönelttiği anlamına gelir?
- The urgent need for care spurred the doctors to found a new clinic.
- The urgent need for care spurred the doctors to find a new clinic.
- The urgent need for care spurred the doctors to founded a new clinic.
Cevabı göster
The urgent need for care spurred the doctors to found a new clinic.
becoming the basis for many Western governments today. Kalıp ifadeler
4:16bugünkü birçok Batılı hükümetin temelini oluşturmaktadır.
becoming the basis for: daha sonraki bir sonucu ifade etmek
Become the basis for + isim, daha sonraki bir sistemin, düşüncenin, kararın veya gelişmenin üzerine kurulduğu temel hâline gelmek demektir. Buradaki becoming, önceki eylemin sonucunu ekleyen bir -ing yan cümleciğidir: fikirler daha sonra birçok hükümetin temelini oluşturmuştur. Sonuç bildiren bir -ing yan cümleciğinin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır.
Alıştırma
“ve bunun sonucunda … için temel oldu” anlamındaki bir -ing sonuç yan cümleciğiyle tamamlayın: The pilot study succeeded, ____ a larger research project.
Cevabı göster
becoming the basis for
These ideas didn't start or end with the Illuminati. Anlatım akışı
4:19Bu fikirler İlluminati ile başlamadı veya bitmedi.
didn't start or end with X: zaman aralığını genişletmek
didn't start or end with X kalıbı, tek bir olumsuz yardımcı fiilin altında iki paralel fiil kullanır. Öznenin X'ten önce var olduğunu ve X'ten sonra da devam ettiğini birlikte anlatır; X ne başlangıç ne de bitiş sınırı olarak görülür. Bu kısa yapı, aksi hâlde merkezde görünebilecek bir kişi, olay veya kuruluşun çevresindeki zaman aralığını genişletir. Örnekte dikkati Illuminati'den fikirlerin daha uzun tarihine kaydırır.
Alıştırma
Çalışmanın bir müdürden önce başladığını ve sonrasında da sürdüğünü göstermek için olumsuz başlangıç-bitiş kalıbını kullanın: The effort to improve school lunches ____ one principal.
Cevabı göster
didn't start or end with
Instead, it was one community that represented a wave of change Deyimler
4:22Aksine, onlar kurulduğunda zaten devam etmekte olan
represented a wave of change: bir değişim dalgasını temsil etti
A wave of change, geniş kapsamlı bir değişimi toplumda veya bir alanda ilerleyerek birçok insanı ya da kuruluşu etkileyen bir dalgaya benzeten bir metafordur. Burada represented, “somutlaştırdı” veya “bir örneği oldu” anlamına gelir. Topluluk daha büyük bir eğilimi gösteriyordu; cümle, bütün değişimi onun yarattığını veya kontrol ettiğini söylemez.
Alıştırma
“The neighborhood libraries represented a wave of change in public education,” cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Kütüphaneler, kamu eğitimindeki bütün değişikliklerin tek nedeniydi.
- Kütüphaneler, kamu eğitimindeki daha geniş bir eğilimin örnekleriydi.
- Kütüphaneler gerçek bir okyanus dalgasıyla hareket ettirildi.
Cevabı göster
Kütüphaneler, kamu eğitimindeki daha geniş bir eğilimin örnekleriydi.
that was already underway when it was founded Anlatım akışı
4:27ve sona erdikten çok sonra da devam eden bir değişim dalgasını temsil eden
was already underway ... continued long after ...: daha uzun bir zaman çizelgesi oluşturmak
That ile başlayan ilgi cümleciği, daha önce sözü edilen değişim dalgasını anlatır. Bu eğilim, topluluk kurulduğunda zaten devam ediyordu ve topluluk sona erdikten çok sonra da sürdü. Already underway when ... ve continued long after ... biçimindeki iki zaman sınırı, topluluğu daha uzun bir zaman çizelgesinin içine yerleştirir. Bu yapı, sonuç bölümünde bir grubun veya olayın daha büyük bir sürecin yalnızca bir aşaması olduğunu göstermeyi sağlar. Cümlede iki it de topluluğa, that ise değişim dalgasına gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi was already underway when ... and continued long after ... kalıbıyla tamamlayın: The transition ____ the new manager arrived and ____ she left.
Cevabı göster
was already underway when · continued long after
we highly recommend The Pillars of the Earth,
4:3512. yüzyıl İngiltere'sinin geniş tuvali üzerine kurulmuş büyüleyici bir destan olan
a spellbinding epic set against the sprawling canvas of 12th century England. Kalıp ifadeler
4:38The Pillars of the Earth'ü (Bir Katedralin Öyküsü) şiddetle tavsiye ederiz.
set against the sprawling canvas ile geniş bir hikâye arka planı kurmak
Set against the sprawling canvas of 12th-century England, epic sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir ve an epic that is set against that background anlamına gelir. Burada set against, olayların çevresindeki arka planı tanıtır; karşı olmak anlamına gelmez. Canvas, çok sayıda insanın ve olayın yer aldığı geniş sahneyi bir tuvale benzeten mecazdır. Sprawling ise bu sahnenin çok geniş ve karmaşık görünmesini sağlar. Tarihsel ya da toplumsal arka plan tek bir yerden daha geniş olduğunda bu kalıp özellikle etkilidir.
Alıştırma
Geniş bir tarihsel arka plan anlatan hedef ifadeyle değerlendirmeyi tamamlayın: The series is ____ of postwar Europe.
Cevabı göster
set against the sprawling canvas
the world has ever known, Dilbilgisi
4:47şimdiye kadar bildiği en büyük Gotik katedrali inşa etmeye karar verdiğinde neler olduğunu anlatan bu tarihi başyapıtın
Üstünlük derecesinden sonra the world has ever known
The world has ever known, the greatest Gothic cathedral ifadesini niteleyen nesne görevli bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçimi that the world has ever known şeklindedir; that, known fiilinin nesnesi olduğu için atılabilir. Üstünlük derecesinden sonra özne + has ya da have ever known kullanmak, karşılaştırmayı bugüne kadarki tüm deneyimlere genişletir. Burada known, deneyimlenmiş ya da tanınmış anlamındadır; bu nedenle yan cümle greatest ifadesine dramatik bir “tarihin en büyüğü” etkisi verir.
Alıştırma
Üstünlük derecesini bugüne kadarki insan deneyiminin tamamına genişleten dört sözcüklük hedef yan cümleyle cümleyi tamamlayın: This may be the boldest engineering project ____.
Cevabı göster
the world has ever known
download an audiobook version from audible.com/ted-ed
4:49sesli kitap versiyonunu audible.com/teded adresinden indirin
and lose yourself in this historical masterpiece. Deyimler
4:54ve kendinizi bu tarihi şahesere bırakın.
lose yourself in: kendini tamamen kaptırmak
Bu cümlede lose yourself in, bütün dikkatini bu tarihî başyapıta vermek ve ona tamamen dalmak anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; kimse fiziksel olarak kaybolmaz. Yeniden kullanılabilen yapı lose + dönüşlülük zamiri + in + isim şeklindedir: I lose myself in a book, she loses herself in music ve they lose themselves in a game. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi lose + dönüşlülük zamiri + in yapısıyla tamamlayın: After a busy day, I like to ____ a good book.
Cevabı göster
lose myself in