İşte Ergenliğe Girdiğinizi Gösteren İşaretler: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti:Bu video, kız ve erkeklerde ergenlik belirtilerini hormonlar, üreme, büyüme ve insan gelişimiyle ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Öbek fiil “freak out.” ani paniği anlatır ve bedensel bir değişiklikten kaygılanan kişiyi sakinleştirirken doğal duyulur. 2. Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları yapısı “with the African killifish being the fastest maturing vertebrate” genel bir iddiadan sonra yeni bir tam cümle kurmadan kısa bir örnek ekler. 3. Deyimler ve Mecazlı İfadeler içindeki “out of whack” denge, sistem, program ya da cihaz geçici olarak bozulduğunda kullanılır; resmî bağlamda imbalanced uygundur.
Bu derste
and that cute girl at school is starting to make you feel very uncomfortable
0:02ve okuldaki o sevimli kız sizi çok rahatsız hissettirmeye başlıyor
Freak out: birdenbire paniğe kapılmak
Freak out, birdenbire çok korkmak, endişelenmek veya telaşlanmak anlamına gelen gündelik bir phrasal verb'dür. Burada No need to freak out, durumun paniğe kapılmayı gerektirmediğini söyleyerek dinleyeni rahatlatır. Nesne olmadan kullanılan freak out, öznenin kendi duygusal tepkisini anlatır. out burada fiziksel olarak dışarı doğru hareket etmeyi göstermez; freak out tek bir anlam birimi olarak çalışır.
Alıştırma
Çok telaşlanmak anlamındaki phrasal verb ile bu gündelik rahatlatma cümlesini tamamlayın: No need to ____.
Cevabı göster
freak out
Going through puberty: bir evreyi yaşamak
go through puberty ifadesinde go through, bir süreç veya evre yaşamak anlamına gelir. Puberty, yaşanan evredir; fiziksel olarak geçilen bir yer değildir. Şimdiki zamanın devam biçimi olan are going through, süreci şu anda gerçekleşiyor olarak gösterir. Burada just, durumu normalleştirip dinleyeni rahatlatır: Konuşan kişi değişimleri acil bir durum değil, olağan bir evre olarak görür.
Alıştırma
Cümleyi go through ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: She's ____ puberty and has lots of questions.
Cevabı göster
going through
and how can you be sure you're finally entering puberty?
0:15ve nihayet ergenliğe girdiğinizden nasıl emin olabilirsiniz?
what exactly happens ... how can you be sure: iki soruluk bir yol haritası
İlk soru belirli bedensel değişiklikleri sorar: exactly, odağı gerçekte ne olduğuna daraltır. İkinci soru ise sürecin başladığının nasıl anlaşılacağını sorar: be sure, kanıtlara veya belirtilere yöneltir. Bu paralel sorular birlikte bir yol haritası görevi görür. Açıklamanın birbiriyle bağlantılı iki bölümü —nelerin değiştiğini ve bu evrenin nasıl anlaşılacağını— ele alacağını gösterir; birbirinden bağımsız iki soru sunmaz.
Alıştırma
Bu girişte vurgulanan iki soru, bilgiyi düzenleme açısından ne işe yarıyor?
- İnsanlardaki ergenlikle diğer hayvanlardaki ergenliği karşılaştırırlar.
- İki konuyu önceden gösterirler: bedensel değişiklikler ve ergenliği anlamaya yarayan belirtiler.
- Zaten tamamen açıklanmış iki değişikliği bildirirler.
Cevabı göster
İki konuyu önceden gösterirler: bedensel değişiklikler ve ergenliği anlamaya yarayan belirtiler.
Most animals take just a few years to go from birth to sexual maturity Dilbilgisi
0:29Çoğu hayvanın doğumdan cinsel olgunluğa erişmesi sadece birkaç yıl sürer
go from birth to sexual maturity: A'dan B'ye değişim
Go from A to B, A'yı değişimin başlangıç noktası, B'yi ise bitiş noktası olarak sunar. Bu cümlede birth başlangıç, sexual maturity ise gelişimsel bitiş noktasıdır; ifade iki yer arasında hareket etmeyi anlatmaz. Önceki take just a few years ifadesi tüm değişimin ne kadar sürdüğünü belirtir. Aynı kalıp aşama, değer veya durum değişikliklerini de anlatabilir.
Alıştırma
Başlangıç ve bitiş noktalarını gösteren ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: Over six months, the project went ____ a rough idea ____ a finished product.
Cevabı göster
from · to
with the African killifish being the fastest maturing vertebrate at an incredible 2 weeks. Dilbilgisi
0:33Afrika killi balığı inanılmaz bir şekilde 2 hafta ile en hızlı olgunlaşan omurgalıdır.
with the African killifish being the fastest maturing vertebrate: ek bilgi veren with yapısı
with + isim öbeği + being + tümleç kalıbı, ek bilgi veren bir with yapısı oluşturur. Burada with the African killifish being the fastest maturing vertebrate, bir şeyin balıkla “birlikte” olduğu anlamına gelmez. Balığı, önceki genel ifadeyi destekleyen çarpıcı bir örnek olarak sunar. Being, ana cümlenin fiili değil, çekimsiz bir -ing biçimidir. Öbeğin tamamı önceki cümleciğe bağlıdır ve “and the African killifish is the fastest maturing vertebrate” benzeri bir düşünceyi kısaltarak verir.
Alıştırma
Destekleyici bir örnek eklemek için hedef yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Many insects grow quickly, and the mayfly is an extreme example.
- Many insects grow quickly, with the mayfly is an extreme example.
- Many insects grow quickly, with the mayfly being an extreme example.
Cevabı göster
Many insects grow quickly, with the mayfly being an extreme example.
We're betting those of you waking up every morning to fresh zits
0:39Her sabah taze sivilcelerle uyananlarınızın
would kill for it all to be over in just 2 weeks. Deyimler
0:42her şeyin sadece 2 hafta içinde bitmesi için can atacağına bahse gireriz.
would kill for: güçlü bir isteği abartılı biçimde ifade etmek
Would kill for, “bir şeyi çok istemek” veya “bir sonucun gerçekleşmesini şiddetle arzulamak” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Şiddet içeren ifade genellikle kasıtlı bir abartıdır; gerçek bir niyet beyanı değildir. Bu cümlede for it all to be over in just 2 weeks, arzulanan sonucu, yani tatsız deneyimin hızla sona ermesini belirtir. Kalıp, would kill for + istenen şey veya durum biçiminde başka bağlamlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Gündelik cümleyi, derste geçen ve “çok güçlü biçimde istemek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After three nights without sleep, I ____ a quiet room.
Cevabı göster
would kill for
In nature, maturity is a balancing act for each species. Deyimler
0:44Doğada, olgunluk her tür için bir dengeleme eylemidir.
a balancing act ifadesindeki mecaz
Burada a balancing act, birbiriyle çatışan ihtiyaçları, yararları veya riskleri işler bir dengede tutmanın gerektiği durumu anlatır. Bu mecazidir: olgunlaşma gerçek anlamda fiziksel bir denge gösterisi yapmaz. İfade çoğu zaman bir tarafı iyileştirmenin öbür tarafı yönetmeyi zorlaştırabileceğini ima eder. Bu cümlede her tür, olgunlaşırken böyle bir ödünleşmeyle karşı karşıyadır.
Alıştırma
Cümleyi, çatışan talepleri yönetmek anlamına gelen dersteki ifadeyle tamamlayın: Raising a family while running a small business is ____.
Cevabı göster
a balancing act
A longer adolescence allows for greater brain development Kalıp ifadeler
0:48Daha uzun bir ergenlik, daha fazla beyin gelişimi
allows for: Bir sonucu mümkün kılmak
Bu cümlede allows for, «gerekli koşulları oluşturur» veya «mümkün kılar» anlamındadır. Daha uzun bir ergenlik dönemi izin vermez; beynin daha fazla gelişebileceği ek zaman sağlar. Yapı allow for + isim öbeğidir: allows for greater brain development. Bir koşul, tasarım veya zaman miktarı bir olasılığın önünü açtığında kullanışlıdır. Başka bağlamlarda allow for, allow for delays örneğindeki gibi «bir şeyi hesaba katmak» anlamına gelebilir. Buradaki anlam bu değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede allow for, bir koşulun sonucu mümkün kılması anlamında doğru kullanılmıştır?
- The new schedule allows to more study time.
- The new schedule allows for more study time.
- The new schedule allows students for more study time.
Cevabı göster
The new schedule allows for more study time.
and advanced learning techniques, but it also puts a species at serious risk of extinction Kalıp ifadeler
0:51ve gelişmiş öğrenme teknikleri sağlar, ancak aynı zamanda bir türü ciddi yok olma riskine sokar
as being a child in the wild can be extremely dangerous.
0:56çünkü vahşi doğada bir çocuk olmak son derece tehlikeli olabilir.
puts a species at serious risk of extinction: bir türü ciddi yok olma riskiyle karşı karşıya bırakmak
put + nesne + at risk of + isim veya -ing biçimi, bir kişiyi, grubu ya da şeyi zararlı bir olay yaşama olasılığıyla karşı karşıya bırakmak anlamına gelir. Bu cümlede daha uzun ergenlik dönemi neden, a species etkilenen nesne ve extinction olası sonuçtur; serious riskin derecesini güçlendirir. of sonrasında olası olay veya sonuç, genellikle bir isim ya da -ing biçimiyle gelir. Bu yapı nedeni, etkilenen nesneyi ve olası sonucu açıkça gösterir; ancak sonucun kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyi yaşama tehlikesinde” anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: The new disease puts the frogs ____ extinction.
Cevabı göster
at risk of
That is why animals with the longest maturity rates tend to be pack animals Anlatım akışı
0:59Bu nedenle en uzun olgunlaşma oranlarına sahip hayvanlar sürü hayvanı olma eğilimindedir
and among the most intelligent in the natural kingdom.
1:04ve doğal krallıktaki en zeki canlılar arasındadırlar.
That is why: bir nedenden onun sonucuna geçmek
That is why, az önce verilen açıklamanın tamamına gönderme yapar ve bu açıklamadan çıkan sonucu veya varılan yargıyı tanıtır. İfadeden önceki bilgi nedendir; why sonrasındaki yan cümle ise bu nedenin açıklamaya yardımcı olduğu sonuçtur. Burada that tek bir isme gönderme yapmaz. Uzun ergenlik döneminin daha önce anlatılan yararlarını ve tehlikelerini tek bir neden olarak bir araya getirir, ardından hangi hayvanların uzun olgunlaşma dönemlerine sahip olma eğiliminde olduğuna ilişkin sonucu bildirir. Böylece nedenden sonuca giden yapı kolayca izlenebilir.
Alıştırma
Hangi seçenek That is why ifadesini nedenden sonuca geçmek için doğru kullanıyor?
- The roads were icy. That is because school closed early.
- The roads were icy. That is why school closed early.
- School closed early. That is why the roads were icy.
Cevabı göster
The roads were icy. That is why school closed early.
typically take 7 to 13 years to reach adulthood
1:08genellikle yetişkinliğe ulaşmak için 7 ila 13 yıl harcarlar
and are some of the most intelligent animals in the world.
1:11ve dünyadaki en zeki hayvanlardan bazılarıdır.
Long ago, humans made that same trade-off, Kalıp ifadeler
1:14Uzun zaman önce, insanlar da aynı takası yaptı,
accepting the risk of predation and possible extinction
1:17yırtıcılık ve olası yok olma riskini kabul edip
make a trade-off: Bir fayda için bedel kabul etmek
make a trade-off ifadesinde make, üretmek değil, seçim yapmak ve sonucunu kabul etmek anlamına gelir. Trade-off, bir faydayı elde etmek için bir bedeli kabul etmeyi veya başka bir faydadan vazgeçmeyi gerektiren karardır. Buradaki that same, daha önce açıklanmış dengeye gönderme yapar: insanlar daha yüksek zekâ karşılığında daha büyük bir tehlikeyi kabul etti. Bu ifade, olumsuz yönüne rağmen bir seçimin neden değerli olabileceğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bir fayda elde etmek için dezavantajı kabul etmek anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: To lower the price, the team had to ____ between speed and durability.
Cevabı göster
make a trade-off
even if it means some of you right now probably wish Mother Nature had taken a different path. Dilbilgisi
1:25şu anda bazılarınız Doğa Ana'nın farklı bir yol seçmiş olmasını dilese bile.
Turns out: Sonradan öğrenilen bir sonucu açıklamak
Turns out, belirsizlikten, önceki bir beklentiden veya anlatıdaki hazırlıktan sonra sonucu ya da gerçek durumu açıklayan konuşma diline özgü bir giriş ifadesidir. Sonunda neyin doğru olduğunun anlaşıldığını bildirir. Bu cümlenin başında, evrimsel seçimin başarılı olduğu sonucunu tanıtarak açıklamadaki bilgiyi düzenler. It turns out that ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir; fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Sonradan öğrenilen bir gerçeği açıklayan konuşma dilindeki girişle cümleyi tamamlayın: ____ the café had moved to the next street.
Cevabı göster
Turns out
Başarılı bir seçim anlamındaki winning bet
Burada winning bet, başarılı sonuç veren bir seçim için kullanılan mecazdır. Gerçek anlamda bir bahis yapılmamıştır. Cümle, evrimi Doğa Ana bir bahse girmiş gibi anlatır: daha yüksek zekânın gelişmesi insanlar için olumlu sonuç vermiştir. Daha genel olarak, sonraki sonuçlar iyi çalıştığını gösterdiğinde bir karar veya stratejiye a winning bet denebilir.
Alıştırma
“The early investment was a winning bet.” cümlesinde a winning bet ne anlama gelir?
- İyi sonuç veren bir seçim
- Başlamadan önce başarılı olacağı kesin olan bir seçim
- Hiç yapılmamış bir bahis
Cevabı göster
İyi sonuç veren bir seçim
Geçmiş pişmanlığı için wish ... had taken
Wish + özne + had + geçmiş zaman ortacı, geçmişe yönelik gerçek dışı bir dileği ifade eder. Had taken, take fiilinin past perfect biçimidir ve hayal edilen alternatifi şimdiki dilekten daha önceye yerleştirir. Bu yapı, gerçek geçmişin farklı olduğunu ve artık değiştirilemeyeceğini ima eder. Burada dinleyicilerin, kişileştirilen Doğa Ana'nın seçtiği evrimsel yoldan pişman oldukları mizahi biçimde hayal edilir.
Alıştırma
Tamamlanmış geçmiş bir seçimle ilgili pişmanlığı ifade etmek için cümleyi take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I wish we ____ the earlier train.
Cevabı göster
had taken
around the opposite gender will be a thing of the past. Deyimler
1:34karşı cinsin yanındayken geçmişte kalacak.
a thing of the past: geçmişte kalmış bir şey
Bu cümlede a thing of the past, bir şeyin artık var olmayacağı ya da endişe kaynağı olmaktan çıkacağı anlamına gelir. Konuşan kişi, sivilcelerin ve karşı cinsin yanında hissedilen garipliğin zamanla geçeceğini söyleyerek dinleyeni rahatlatır. be/become a thing of the past kalıbı bir durumu, alışkanlığı, sorunu veya teknolojiyi yalnızca daha önceki bir döneme ait bir şey olarak anlatır. Buradaki thing gerçek anlamda bir nesne değildir.
Alıştırma
Cümleyi “artık güncel veya gerekli olmayan” anlamındaki deyimle tamamlayın: With digital maps on every phone, printed road atlases may soon be ____.
Cevabı göster
a thing of the past
So, what exactly happens to your body as you go through puberty?
1:38Peki, ergenliğe girdiğinizde bedeninize tam olarak ne oluyor?
with females typically reaching sexual maturity sooner.
1:43dişiler genellikle cinsel olgunluğa daha erken ulaşır.
and has a greater chance at successfully bearing children.
1:51ve başarılı bir şekilde çocuk doğurma şansı daha yüksektir.
For girls, breasts will start to develop around 10 to 11 years of age
1:54Kızlar için, göğüsler 10 ila 11 yaşlarında gelişmeye başlayacaktır
and is often the first outward sign of puberty.
1:58ve bu genellikle ergenliğin ilk dışsal belirtisidir.
It's not uncommon for breasts to develop at different rates, Dilbilgisi
2:00Göğüslerin farklı hızlarda gelişmesi nadir değildir,
however, and though they may never become perfectly symmetrical,
2:03ancak, asla mükemmel derecede simetrik olmasalar bile,
It's not uncommon for ... to ...: bir durumun yaygın olduğunu temkinli biçimde söylemek
It's not uncommon for + isim + to + fiil, eylem ya da durumun oldukça yaygın olduğunu belirtir. not ve un- biçimindeki iki olumsuz unsur ifadeyi yumuşatır; birlikte “nadir” anlamına gelmezler. For ilgili kişi ya da şeyi tanıtır, to mastarı ise ne olduğunu belirtir: for breasts + to develop. Bu yapı genel bir durumu dikkatli ve nesnel biçimde sunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
It's not uncommon for ... to ... kalıbını ve feel fiilini kullanın: ____ travelers ____ tired after a long flight.
Cevabı göster
It's not uncommon for · to feel
So, if you're currently in the midst of your own changes, no need to worry. Kalıp ifadeler
2:08Bu yüzden, şu anda kendi değişimlerinizin ortasındaysanız endişelenmenize gerek yok.
in the midst of: devam eden bir sürecin ortasında olmak
In the midst of, devam eden bir durumun veya sürecin ortasında olmak demektir. Burada dinleyicinin kişisel değişimlerinin hâlâ sürdüğünü belirtir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Yaygın yapı in the midst of + isim veya -ing öbeğidir. Örneğin in the midst of changes ya da in the midst of preparing for a move denebilir. Bu ifade genellikle durumun etkin biçimde sürdüğünü ve henüz tamamlanmadığını vurgular.
Alıştırma
“Şu anda devam eden bir sürecin ortasında olmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The company is ____ a major redesign, so some pages may look different.
Cevabı göster
in the midst of
Girls will also typically have their biggest growth spurt at this time,
2:12Kızlar ayrıca tipik olarak bu dönemde en büyük büyüme atılımlarını yaşarlar,
anywhere from A to B: değişken bir aralık
Anywhere from 5 to 20 cm, gerçek büyüme miktarının bu aralık içindeki herhangi bir değer olabileceğini belirtir. Anywhere geniş bir değişkenlik veya belirsizlik hissi ekler; bir yeri ifade etmez. Başka bağlamlarda kullanılabilen yapı anywhere from A to B biçimindedir. A ve B fiyat, süre, sayı, mesafe veya başka ölçümler olabilir; iki uç değer de belirtilen aralığa dâhildir.
Alıştırma
Cümleyi anywhere from A to B yapısıyla tamamlayın: Delivery can take ____ two days ____ three weeks, depending on the destination.
Cevabı göster
anywhere from · to
The head, face and hands typically grow a bit faster than the limbs
2:18Baş, yüz ve eller tipik olarak uzuvlardan biraz daha hızlı büyür
but again, this is temporary and the rest of your body will catch up. Öbek fiiller
2:24ancak yine de bu geçicidir ve vücudunuzun geri kalanı yetişecektir.
Out of proportion: boyut veya derece bakımından uyumsuzluk
Burada out of proportion, vücudun farklı bölümleri farklı hızlarda büyüdüğü için bu bölümlerin boyutlarının geçici olarak birbiriyle uyumsuz görünmesi demektir. Tam matematiksel oranların hesaplanmasını değil, gözle görülür bir dengesizliği anlatır. Daha genel olarak X, Y’ye kıyasla fazla büyük, küçük, güçlü veya önemli olduğunda X is out of proportion to Y denebilir. Karşılaştırma ölçütü fiziksel boyut, bir tepkinin şiddeti veya kaynakların payı olabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “derece bakımından uyuşmamak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The punishment was ____ to the minor offense.
Cevabı göster
out of proportion
Catch up: ilerleme farkını kapatmak
Burada catch up, aradaki farkı kapatıp önde olan şeyle aynı aşamaya ulaşmak demektir. Daha hızlı büyüyen vücut bölümleri öndedir; diğer bölümlerin daha sonra büyüyerek farkı azaltması beklenir. Önde olan kişi, grup veya ölçüt bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa catch up nesne olmadan kullanılabilir. Bunu açıkça belirtmek için catch up with kullanılır: The others will catch up with the leader.
Alıştırma
Cümleyi “aynı konuma ulaşmak” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: The cyclist fell behind after the turn but pedaled faster and managed to ____ with the group.
Cevabı göster
catch up
A girl's body will also begin to change shape with the hips widening
2:28Bir kızın bedeni de kalçaların genişlemesiyle şekil değiştirmeye başlayacaktır
as the body prepares for the act of carrying and bearing children.
2:32vücut çocuk taşımaya ve doğurmaya hazırlanırken.
At ages 12 to 14 or about 2 years after breast development begins,
2:4012 ila 14 yaşlarında veya göğüs gelişimi başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra,
girls will experience hair growing underneath the armpits.
2:44kızlar koltuk altlarında kıl çıktığını göreceklerdir.
this is perfectly natural and something men nor women paid any attention to until the development of the razor blade.
2:48bu tamamen doğaldır ve tıraş bıçağının icadına kadar ne erkeklerin ne de kadınların hiç dikkat etmediği bir şeydir.
Social taboos aside: bir unsuru geçici olarak paranteze almak
Social taboos aside, bir isim öbeğinin ardından aside getirilerek kurulur. Cümlenin başında bu kalıp, “toplumsal tabuları geçici olarak tartışmanın dışında bırakmak” anlamına gelir. Tabuların fiziksel olarak bir kenarda bulunduğu anlamına gelmez. Burada ödünleyici bir konu çerçevesi işlevi görür: konuşan kişi kültürel kuralları veya rahatsızlığı kabul ettikten sonra odağı, bedensel sürecin doğal olduğu yönündeki ana yargıya taşır. Bir unsuru geçici olarak paranteze alıp ayrı bir değerlendirme yapmak için “X aside, + ana ifade” kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Cost aside, this plan meets every requirement,” cümlesinde Cost aside ne anlama gelir?
- Plan, maliyet bilgilerini başka bir yere taşımak zorundadır.
- Maliyet geçici olarak değerlendirme dışında bırakıldığında plan diğer tüm gereklilikleri karşılar.
- Plan yalnızca maliyetle ilgili bir gerekliliği karşılar.
Cevabı göster
Maliyet geçici olarak değerlendirme dışında bırakıldığında plan diğer tüm gereklilikleri karşılar.
but will be preceded by a clear or whitish discharge from the vagina Kalıp ifadeler
2:56ancak aslında başlamadan önce vajinadan berrak veya beyazımsı bir akıntı gelecektir
will be preceded by: başka bir olayın önce gerçekleştiğini göstermek
A will be preceded by B yapısında A daha sonra, B ise daha önce gerçekleşen olaydır. Edilgen yapı, A’yı kendisinden önce B gerçekleşen bir olay olarak sunar. Burada adetler A, şeffaf veya beyazımsı akıntı ise B’dir; dolayısıyla akıntı, adetler başlamadan birkaç ay önce görülebilir. Sırayı belirlemek için yapıyı zihninizde B will come before A biçiminde yeniden kurabilirsiniz.
Alıştırma
Güvenlik kontrolünün önce gerçekleştiğini göstermek için will ve precede fiilinin edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The launch ____ a final safety check.
Cevabı göster
will be preceded by
or strong odor should be checked with a doctor.
3:06veya güçlü bir koku bir doktora kontrol ettirilmelidir.
along with sensitive and blood-rich tissue to help it grow.
3:20ve büyümesine yardımcı olmak için hassas ve kan açısından zengin bir doku üretir.
In anticipation of: bir olasılığı beklemek ve ona hazırlanmak
In anticipation of X, X'in beklendiğini veya mümkün görüldüğünü ve bu nedenle önceden bir şey yapıldığını belirtir. Burada ifade, yumurta hücresi ile destekleyici dokunun üretilmesini olası bir döllenmeye yönelik ön hazırlık olarak sunar. Buradaki anticipation, geleceğe tarafsız biçimde bakma anlamındadır; mutlaka heyecanlı bir beklenti ifade etmez. Ayrıca döllenmenin kesinlikle gerçekleşeceğini de söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “tatil alışverişi yoğunluğu beklendiği ve buna hazırlanıldığı için” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The store ordered extra stock ____ the holiday rush.
Cevabı göster
in anticipation of
goes unfertilized içinde go + sıfat yapısı
Go, belirli sıfatlardan önce bağ fiili olarak kullanılabilir ve bir duruma geçişi ya da beklenen bir fırsat boyunca o durumun sürmesini anlatabilir. Burada fiziksel hareket ifade etmez. goes unfertilized içindeki unfertilized, geçmiş zaman ortacı kökenli bir sıfattır ve yumurta hücresinin ilgili dönemi döllenmeden geçirdiğini belirtir. Bu kalıp, go unnoticed, go unanswered veya go unpaid örneklerinde olduğu gibi, beklenen bir eylem ya da sonucun gerçekleşmediğini sık sık vurgular.
Alıştırma
Beklenen bir eylemin ilgili dönem boyunca gerçekleşmediğini göstermek için cümleyi go fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety warning ____ unnoticed until the next morning.
Cevabı göster
went
Dispose of: bir şeyi kaldırmak veya elden çıkarmak
Dispose of, artık ihtiyaç duyulmayan bir şeyi kaldırmak, atmak veya başka bir şekilde elden çıkarmak anlamına gelir. Burada özne the body olduğundan, disposes of this unneeded tissue ifadesi vücudun bu dokuyu doğal olarak döküp dışarı attığını anlatır. Yapı dispose of + isim şeklindedir. Nesne of sözcüğünden sonra gelir: dispose of waste, dispose of old files veya dispose of tissue.
Alıştırma
Cümleyi dispose sözcüğünün doğru biçimiyle ve ardından gelmesi gereken sözcükle tamamlayın: The lab must ____ its chemical waste safely.
Cevabı göster
dispose of
but eventually the body will settle into a rhythm. Deyimler
3:32ancak sonunda vücut bir ritme oturacaktır.
Settle into a rhythm: zamanla düzenli hâle gelmek
Settle into a rhythm, bir değişim veya belirsizlik döneminden sonra düzenli olarak tekrarlanan istikrarlı bir kalıbın yavaş yavaş oluşması anlamına gelir. Bu cümlede adet dönemleri başlangıçta düzensiz olabilir ve zamanla daha düzenli hâle gelebilir; rhythm burada müzik ritmi değil, bu istikrarlı kalıp için kullanılan bir benzetmedir. Aktarılabilir yapı settle into + durum, rutin veya kalıp şeklindedir. İstikrarı ani bir değişim değil, yavaş yavaş ulaşılan bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede settle into a rhythm, “yavaş yavaş istikrarlı bir kalıp geliştirmek” anlamında kullanılmıştır?
- The dancers clapped to the rhythm of the music.
- The technician settled the device onto the table.
- After a hectic first week, the clinic settled into a rhythm.
Cevabı göster
After a hectic first week, the clinic settled into a rhythm.
Boys develop a bit later and slower than girls,
3:35Erkekler kızlardan biraz daha geç ve yavaş gelişir,
Males simply aren't as critical to the role of survival as females,
3:40Erkekler, hayatta kalma rolü açısından dişiler kadar kritik değillerdir,
care for the baby: fiilî bakım sağlamak
care for the baby ifadesinde care for, bebeğe bakmak ve ihtiyaçlarını karşılamak anlamına gelir. İlgi cümleciğinde carry ile paralel kullanıldığı için bir duyguyu değil, başka bir bakım eylemini belirtir. care for + kişi veya hayvan yapısı, sürekli yardım ya da bakım sağlamak anlamında kullanılabilir. Bağlam önemlidir; çünkü care for, Would you care for some tea? gibi ifadelerde ayrı olarak “istemek veya hoşlanmak” anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Altyazıda care for the baby ne anlama geliyor?
- Bebeğe bakmak ve ihtiyaçlarını karşılamak
- Fiilî yardım anlamı olmadan bebeği önemli bulmak
- Birinin bebek isteyip istemediğini nazikçe sormak
Cevabı göster
Bebeğe bakmak ve ihtiyaçlarını karşılamak
males typically require a bit longer time than females to develop stronger bodies
3:47erkekler daha güçlü vücutlar geliştirmek için tipik olarak dişilerden biraz daha uzun zamana ihtiyaç duyarlar
or the specialized appendages used in courtship
3:51veya kur yapmada kullanılan özel organları geliştirmek için
teen, though, boys begin to enter maturity
3:59yine de erkek ergenler olgunluğa adım atmaya başlarlar
marked with a sudden growth spurt of the genitals.
4:01bu da cinsel organlarda ani bir büyüme atılımıyla belirgindir.
Typically, the testes will grow faster than the penis
4:03Tipik olarak, testisler penisten daha hızlı büyüyecektir
may grow at different rates and end up slightly asymmetrical. Öbek fiiller
4:07farklı hızlarda büyüyebilir ve sonunda hafif asimetrik olabilirler.
end up slightly asymmetrical: nihai durum için end up + sıfat
end up slightly asymmetrical ifadesinde end up + sıfat, bir süreçten sonra ulaşılan durumu gösterir: eş oluşturan bölümler farklı hızlarda büyüdükten sonra biçim veya boyut bakımından biraz eşitsiz hâle gelebilir. Slightly, asymmetrical sözcüğünü niteler; dolayısıyla fark küçüktür. End up sonuca odaklanır; bu sonuç çoğu zaman başlangıçta planlanmamış veya açıkça belli değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + end up + sıfat biçimindedir ve fiil zamana göre çekimlenir: end up tired, ended up empty, may end up uneven.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “sonunda bu duruma ulaştı” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the final edit, the documentary ____ shorter than planned.
Cevabı göster
ended up
males will also hit their largest growth spurt, Kalıp ifadeler
4:18erkekler de en büyük büyüme atılımlarını yaşayacak,
hit their largest growth spurt: en büyük büyüme atağına girmek
Bu cümlede hit their largest growth spurt, “ani ve hızlı büyümenin en yoğun olduğu döneme girmek veya bu dönemi yaşamak” anlamına gelir. Hit burada bir şeye vurmak anlamında değildir ve kesin bir ölçüye ulaşmayı da belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp hit a growth spurt veya hit + iyelik belirleyicisi + growth spurt şeklindedir. Hızlı büyüme dönemini kişinin ulaştığı bir aşama gibi sunar; largest ise bu tür dönemler içinde en kapsamlı olanı belirtir.
Alıştırma
Maya'nın ani ve hızlı bir büyüme dönemine girdiğini anlatmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? During middle school, Maya _____ and quickly outgrew her clothes.
- reached her full height
- grew ten centimeters
- hit a growth spurt
Cevabı göster
hit a growth spurt
Males typically grow taller than females
4:24Erkekler genellikle dişilerden daha uzun boylu olurlar
but the rest of the body will eventually catch up.
4:33ancak vücudun geri kalanı sonunda yetişecektir.
Rarely, males can see some breast development
4:40Nadiren, erkeklerde bir miktar göğüs gelişimi görülebilir
and is a result of a hormone imbalance that's typically temporary.
4:45ve tipik olarak geçici olan bir hormon dengesizliğinin sonucudur.
gynecomastia: jinekomasti
Gynecomastia, bir erkekte meme bezi dokusunun büyümesini ifade eden tıbbi terimdir. Altyazıda, ergenlik döneminde zaman zaman görülebilen meme gelişimini adlandırır. Sonraki cümlecik videonun açıklamasını verir: genellikle geçici olan bir hormon dengesizliği. Ancak bu neden kelimenin kendi anlamına dâhil değildir. Terim bir durumu adlandırır; tek başına neden oluştuğunu veya hangi tedavinin gerektiğini belirlemez.
Alıştırma
Gynecomastia hangi durumda en doğru terimdir?
- Bir kişi muayene olmadan kesin nedeni ve tedaviyi belirtmek ister.
- Birisi bir ergenin göğsündeki herhangi bir değişikliği fark eder.
- Bir sağlık çalışanı bir erkekte meme bezi dokusunun büyüdüğünü tespit eder.
Cevabı göster
Bir sağlık çalışanı bir erkekte meme bezi dokusunun büyüdüğünü tespit eder.
Male bodies are prompted through their specific changes via androgens,
4:48Erkek bedenleri, androjenler aracılığıyla kendi spesifik değişimlerine itilirler,
which help develop male physical traits.
4:52bu da erkek fiziksel özelliklerini geliştirmeye yardımcı olur.
However, all males have some level of estrogen in their bodies
4:54Bununla birlikte, tüm erkeklerin vücutlarında bir miktar östrojen bulunur
the balance may be enough out of whack that some males might see slight breast growth. Deyimler
4:59bu denge bazı erkeklerde hafif göğüs büyümesi görülecek kadar bozulabilir.
“out of whack”: “dengesi bozuk” demenin gayriresmî yolu
Bu cümlede out of whack, hormonlar arasındaki normal dengenin geçici olarak bozulduğu anlamına gelir. Düzgün ayarlanmamış veya beklendiği gibi çalışmayan bir durumu anlatır; bir şeye fiziksel olarak vurulduğu anlamına gelmez. Bu deyim, parçaları artık uyumlu veya dengeli olmayan sistemleri, planları, rakamları, programları ya da bedensel süreçleri de anlatabilir. Buradaki enough out of whack, fark edilir bir etki yaratacak kadar dengesiz demektir.
Alıştırma
Cümleyi “düzgün ayarlanmamış” anlamındaki gayriresmî deyimle tamamlayın: After the update, the colors on my monitor were ____.
Cevabı göster
out of whack
the hormonal balance is corrected and that breast growth is reversed.
5:05hormonal denge düzelir ve bu göğüs büyümesi tersine döner.
Surprisingly, just about half of all males develop gynecomastia Kalıp ifadeler
5:09Şaşırtıcı bir şekilde, tüm erkeklerin yaklaşık yarısı jinekomasti geliştirir
“just about half of all males”: bir oranı yaklaşık olarak belirtmek
Just about, bir sayı veya miktarın hemen önüne geldiğinde yaklaşık ya da çok yakın anlamına gelir. just about half of all males ifadesinde half sözcüğünü niteler; böylece konuşmacı oranı tam olarak yarı değil, %50’ye yakın olarak sunar. Yeniden kullanılabilen yapı just about + miktar biçimindedir. Half of oranı tanıtır, all males ise ölçülen grubun tamamını belirtir. Önceki Surprisingly sözcüğü, yarıya yakın bu tahminin dinleyicinin beklediğinden yüksek olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi yaklaşık %50 anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: In the survey, 49% agreed, so ____ the respondents supported the proposal.
Cevabı göster
just about half of
surgical removal of excess breast tissue is always an option.
5:17fazla meme dokusunun cerrahi olarak alınması her zaman bir seçenektir.
boys will start to see a lot of hair growth across the face,
5:23erkeklerin yüzlerinde saç ve kıl uzaması görülmeye başlayacaktır,
and hair may continue to expand across the body into the early 20s.
5:30ve kıllanma 20'li yaşların başlarına kadar vücuda yayılmaya devam edebilir.
The testicles begin producing more testosterone,
5:33Testisler daha fazla testosteron üretmeye başlar,
This leads to the start of random erections,
5:38Bu durum, rastgele ereksiyonların başlamasına yol açar,
phenomenon which can occur for no reason at all
5:43ve hiçbir neden yokken ortaya çıkabilen bir fenomendir
a perfectly natural, if very awkward, phenomenon: çok utandırıcı olsa da tamamen doğal bir olgu
a perfectly natural, if very awkward, phenomenon ifadesinde ana tanımlama natural sözcüğüdür. Araya giren if very awkward, “çok utandırıcı olsa da” veya “çok utandırıcı olsa bile” anlamına gelir. Karşıt bir gerçeği kabul eder ancak ana yargıyı geri almaz. Buradaki if bir koşul belirtmez. Virgüllerle ayrılan if + sıfat yapısı, bir ifadeye çekince ekleyen kısa bir ara sözlü ödünleme yapısıdır.
Alıştırma
“Gecikme talihsiz olsa da anlaşılabilir” anlamını vermek için cümleyi if + sıfat ile tamamlayın: The delay is an understandable, ____, problem.
Cevabı göster
if unfortunate
Males may also start experiencing random ejaculations,
5:48Erkekler ayrıca rastgele boşalmalar da yaşamaya başlayabilirler,
commonly known as wet dreams: yaygın olarak ıslak rüya diye bilinen
Commonly known as, çoğu insanın bir şey için kullandığı adı tanıtır. Burada uyku sırasında gerçekleşen boşalmalar genel olarak wet dreams diye adlandırılır; bu yapıda known, “öğrenilmiş” veya “keşfedilmiş” anlamına gelmez. Wet dream, nocturnal emission için kullanılan yaygın ve gündelik bir terimdir. Fiziksel olaya ad verir ve kişinin cinsel içerikli bir rüyayı hatırlamasını gerektirmez.
Alıştırma
Hangi cümle olayın yaygın adını doğru biçimde tanıtıyor?
- A nocturnal emission is commonly known to a wet dream.
- A nocturnal emission is commonly known as a wet dream.
- A nocturnal emission is commonly known for a wet dream.
Cevabı göster
A nocturnal emission is commonly known as a wet dream.
the larynx or Adam's apple becomes more pronounced and obvious
5:56gırtlak veya adem elması daha belirgin ve bariz hale gelir
a male's voice will often break and squeak. Kelime
6:01bir erkeğin sesi sıklıkla çatlar ve cıyaklar.
Bir erkeğin sesinin sık sık çatlaması ve tizleşmesi
Sesle ilgili bu bağlamda break, sesin kısa süreliğine kararsızlaşması demektir: ses perdesi aniden değişebilir veya ses kesilebilir. Sesin fiziksel olarak zarar gördüğü ya da kişinin dinlenmek için ara verdiği anlamına gelmez. Squeak ise sonucu ekler: kısa ve alışılmadık derecede tiz bir ses. Often, gırtlak büyürken bu kararsız anların tekrar tekrar yaşanabileceğini gösterir; tek ve kalıcı bir kırılmayı anlatmaz.
Alıştırma
Ergenlik açıklamasında “his voice may break and squeak” ne anlama gelir?
- Konuşma yeteneğini kalıcı olarak kaybedebilir.
- Konuşmayı bırakıp dinlenmeyi seçebilir.
- Sesi kısa süreliğine kararsızlaşabilir ve tiz bir ses çıkarabilir.
Cevabı göster
Sesi kısa süreliğine kararsızlaşabilir ve tiz bir ses çıkarabilir.
both males and females will start to become more fiercely independent and rebellious, Kalıp ifadeler
6:11hem erkekler hem de dişiler daha şiddetli bir şekilde bağımsız ve asi olmaya başlayacaktır,
and is typically more pronounced in males than in females.
6:17ve tipik olarak erkeklerde dişilerden daha belirgindir.
Güçlü biçimde bağımsız ve asi
Fiercely, independent sözcüğünün derecesini güçlendirir. Burada kendi kararlarını verme ve başkalarının kontrolüne direnme konusunda son derece kararlı olmak demektir; fiziksel şiddet anlamına gelmez. Rebellious ise bağlantılı fakat daha olumsuz bir fikir ekler: kurallara veya otoriteye karşı çıkmak. Bu birliktelik hem güçlü bir özerklik isteğini hem de kontrole karşı koyma eğilimini anlatır.
Alıştırma
“Fiercely independent” en doğrudan nasıl birini anlatır?
- Kendi kararlarını vermeye güçlü biçimde kararlı biri
- Her kurala hevesle uyan biri
- Her zaman fiziksel olarak saldırgan biri
Cevabı göster
Kendi kararlarını vermeye güçlü biçimde kararlı biri
but even for pack animals like lions and elephants,
6:23ancak aslanlar ve filler gibi sürü hayvanları için bile,
males are typically forced out of the pack Öbek fiiller
6:26erkekler tipik olarak sürüden dışlanırlar
forced out of the pack: sürüden zorla çıkarılmak
be forced out of a group yapısında force, birini isteğine aykırı biçimde ayrılmaya zorlamak anlamına gelir. Edilgen be + forced + out of yapısı, durumdan etkilenen kişiyi özne yapar ve ayrılmaya kimin sebep olduğunu belirtmeden kullanılabilir. Buradaki pack, fiziksel bir paket değil, sosyal bir grup veya sürüdür. İfade choose to leave on their own ile karşıtlık kurar: ayrılıklardan biri dayatılmış, diğeri ise gönüllüdür.
Alıştırma
Cümleyi ayrılmaya zorlanmak anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After challenging the false report, Amir was ____ the committee.
Cevabı göster
forced out of
leave on their own: kendi kararıyla ayrılmak
On one's own; yalnız, yardım almadan ya da bağımsız biçimde anlamlarına gelebilir. Hangi anlamın öne çıktığını çevresindeki fiil ve bağlam belirler. Burada choose to leave on their own, erkeklerin zorlanmak yerine kendi kararlarıyla ayrıldığını anlatır. Their, çoğul males ismiyle uyumludur; own ise kararın kendilerine ait olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi onun kendi kararıyla anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Nobody pressured Elena to resign; she left ____.
Cevabı göster
on her own
This is likely because females have stronger nurturing instincts Kalıp ifadeler
6:31Bunun nedeni muhtemelen dişilerin daha güçlü şefkat içgüdülerine sahip olmaları
while learning how to take care of their own young one day.
6:36bir gün kendi yavrularına nasıl bakacaklarını öğrenirken.
stronger nurturing instincts: daha güçlü bakım içgüdüleri
Bu cümlede stronger nurturing instincts, yavrularla ilgilenme, onları koruma ve ihtiyaçlarına karşılık verme yönündeki doğal eğilimin daha güçlü olması demektir. Stronger karşılaştırma bildirir; dolayısıyla bu eğilim, doğrudan belirtilen veya bağlamdan anlaşılan başka bir grubun eğilimiyle karşılaştırılır. Instincts bir eğilimi anlatır; davranışın kesin olarak gerçekleşeceği veya kişinin bakım becerisini öğrenmiş olduğu anlamına gelmez. Cümlede likely kullanıldığı için bu açıklama, kanıtlanmış evrensel bir gerçek değil, bir olasılık olarak sunulur.
Alıştırma
Başkalarıyla ilgilenmeye yönelik daha güçlü doğal eğilimi belirten vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Compared with the new volunteers, Lena seemed to have ____ when comforting frightened children.
Cevabı göster
stronger nurturing instincts
it also ensures that the male will find another group to find to mate in
6:42erkeğin çiftleşmek için başka bir grup bulması da sağlanır
but the ultimate trade-off is the development of more advanced brains
6:56ancak nihai ödün, daha gelişmiş beyinlerin
have helped the human animal become the very top of the food chain. Deyimler
7:04insan hayvanının besin zincirinin en tepesine çıkmasına yardımcı olmuştur.
the very top of the food chain: besin zincirinin en tepesi
At the top of the food chain ifadesi gerçek anlamıyla en yüksek beslenme düzeyindeki bir canlıyı belirtir. Burada the very top of the food chain mecazdır: İnsan denen hayvanın en güçlü veya egemen konumda olduğu anlatılır. Very, top sözcüğünü güçlendirerek mutlak biçimde en yüksek noktayı vurgular. Bu söz konumu retorik biçimde özetler; her ekosistemde tek, basit ve tartışmasız bir zirve tür bulunduğunu söyleyen kesin bir bilimsel iddia değildir.
Alıştırma
Bir hiyerarşideki en güçlü konumu belirten vurgulanmış mecaz ifadeyle cümleyi tamamlayın: After buying its two biggest rivals, the company stood at ____.
Cevabı göster
the very top of the food chain
So, do you have any embarrassing puberty stories?
7:07Peki, hiç utanç verici bir ergenlik hikayeniz var mı?