İnsanların neden üçüncü bir göz kapağı var? - Dorsa Amir: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
687 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Bu video, üçüncü göz kapağı kalıntısı, kuyruk sokumu, palmaris longus kası ve apandis gibi körelmiş yapıların insanlarda neden varlığını sürdürebildiğini açıklar. Doğal seçilim, yaşam alanındaki değişimler ve rastgele mutasyonlar üzerinden, zararsız kalıntıların korunabileceğini ve evrimin kusursuz tasarlanmış bedenler üretmediğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Natural selection simply means that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Teknik bir kavramı açık ve sade bir tanımla sunmayı öğrenin. Bu kalıp, karmaşık bir sürecin anlaşılır biçimde yeniden ifade edileceğini bildirir; ancak bütün bilimsel ayrıntıların ele alındığı iddiasını taşımaz. 2. more successful at life on land, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: successful sözcüğünün evrim bağlamındaki özel anlamını ayırt edin. Burada bireylerin karada daha iyi hayatta kalıp üreyebilmesi anlatılır; günlük kullanımdaki kariyer veya toplumsal başarı kastedilmez. 3. the fact is, not really sure — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bilimsel bir açıklamada birkaç makul hipotez sunduktan sonra temkinli bir sonuca varmayı öğrenin. Bu iki ifade, kesinleşmiş bilgiyi belirsiz kalan noktadan ayırır ve olası bir açıklamanın kanıtlanmış gerçek gibi sunulmasını önler.

Bu derste

You know that little pink thing nestled in the corner of your eye? Kalıp ifadeler

0:07

Gözünüzün köşesinde duran o küçük pembe şeyi biliyor musunuz?

Kalıp ifadeler

nestled in the corner of your eye: gözün köşesine sıkıca yerleşmiş

“that little pink thing nestled in the corner of your eye” ifadesindeki “nestled in...”, “the thing that is nestled in...” ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Sabit konumunu anlatarak hangi şeyden söz edildiğini gösterir. Burada nestled, dokunun küçük ve kısmen çevrili bir alana sıkıca yerleştiği anlamına gelir; dokunun etkin biçimde birine sokulduğu anlamına gelmez. Yalnızca in kullanmaya kıyasla nestled in, küçük bir şeyin çevresine sıkıca uyduğu ve neredeyse gizlendiği daha güçlü bir görüntü oluşturur. Kullanılabilecek kalıplar arasında “something is nestled in/among/between + yer” ve “a noun nestled in/among/between + yer” bulunur.

Alıştırma

Cümleyi, nottaki “korunaklı bir yerin içine sıkıca yerleşmiş” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: A tiny café is ____ a quiet corner of the park.

Cevabı göster

nestled in

It's actually the remnant of a third eyelid, Kelime

0:10

O aslında üçüncü bir göz kapağının kalıntısıdır,

known as the plica semilunaris. Kalıp ifadeler

0:14

plika semilunaris olarak bilinir.

Kelime

the remnant of a third eyelid: üçüncü göz kapağından kalan iz

“The remnant of a third eyelid” ifadesinde remnant, daha önce başka bir biçimde var olmuş bir şeyden günümüze kalan küçük bir parça veya iz anlamına gelir. Bu biyoloji bağlamında evrimsel bir kalıntıyı anlatır; hâlâ aynı işlevi gören eksiksiz bir üçüncü göz kapağını değil. “A/the remnant of + geçmişteki şey” kalıbı, bugün var olan bir izi geçmişteki kaynağına bağlar. Biyoloji, tarih, arkeoloji ve eski gelenek ya da sistemlerle ilgili konuşmalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, nottaki “bir şeyden günümüze kalan parça” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The stone arch is ____ the old city wall.

Cevabı göster

a remnant of

Kalıp ifadeler

known as: bir ad veya unvanı tanıtmak

Known as, bir kişi veya şey için kullanılan adı, unvanı ya da etiketi tanıtır. Burada plica semilunaris, az önce sözü edilen göz yapısının anatomik adıdır. Tam kalıp be known as şeklindedir ve ardından ad gelir: X is known as Y. Bu cümlede known as..., kalıntıya bir ad ekleyen kısaltılmış bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir; “bilme” eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi be known as kalıbındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Mars is ____ the Red Planet.

Cevabı göster

known as

It's much more prominent in birds and a few mammals Kelime

0:16

Kuşlarda ve birkaç memelide çok daha belirgindir

Kelime

much more prominent: çok daha kolay fark edilen

Burada prominent, fiziksel bir özellik öne çıktığı için kolayca fark edilebilir anlamındadır. Cümle, bu yapının kuşlarda ve birkaç memeli türünde çok daha kolay görüldüğünü söyler; yapının ünlü olduğu anlamına gelmez. More prominent bir karşılaştırma yapar. Much bu karşılaştırmayı güçlendirir; dolayısıyla much more prominent, özelliğin çok daha yüksek derecede öne çıktığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi much ve prominent sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The scar is ____ in bright sunlight.

Cevabı göster

much more prominent

and functions like a windshield wiper Anlatım akışı

0:19

ve bir silecek gibi işlev görür

to keep dust and debris out of their eyes. Kalıp ifadeler

0:21

gözlerine toz ve döküntü girmesini engellemek için.

Anlatım akışı

functions like a windshield wiper: işlevi benzetmeyle açıklamak

Bu cümlede functions like a windshield wiper, bu yapının arabanın ön cam sileceğine benzer bir iş yaptığını anlatır: gözdeki istenmeyen maddeleri uzaklaştırmaya yardımcı olur. Karşılaştırılan şey işlevdir, fiziksel kimlik değildir; gözün içinde gerçekten bir silecek yoktur. X functions like Y kalıbı, bilinmeyen bir şeyin ne yaptığını tanıdık bir şeyin işleviyle karşılaştırarak açıklamak için kullanılır. Bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

İşlev benzetmesi yapmak için functions like kullanan doğal cümleyi seçin.

  1. The filter functions a fine net, trapping small particles.
  2. The filter looks like a fine net, trapping small particles.
  3. The filter functions like a fine net, trapping small particles.
Cevabı göster

The filter functions like a fine net, trapping small particles.

Kalıp ifadeler

keep dust and debris out of their eyes: girişi önlemek

keep X out of Y, X'in Y'ye girmesini önlemek veya X'i Y'nin dışında tutmak demektir. Burada X dust and debris, Y ise their eyes'tır; yani yapı bu parçacıkların gözlere girmesini önler. Bu kalıp, girişi önlemeye veya ayrı durumu korumaya odaklanır. İçeri girmiş bir şeyi tek seferde çıkarmayı anlatmaz.

Alıştırma

Önleme kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: A sealed lid helps ____ sand ____ the jar.

Cevabı göster

keep · out of

But in humans,

0:24

Ancak insanlarda,

it doesn't work.

0:25

bu işe yaramaz.

It's vestigial, Kelime

0:26

Körelmiş bir organdır,

meaning it no longer serves its original purpose.

0:27

yani artık orijinal amacına hizmet etmediği anlamına gelir.

Kelime

It's vestigial: özgün işlevi azalmış evrimsel bir kalıntı

Biyolojide vestigial, evrim boyunca korunmuş ancak atadaki temel işlevi ortadan kalkmış ya da büyük ölçüde azalmış bir özelliği anlatan sıfattır. Bu cümlede meaning it no longer serves its original purpose bölümü bu düşünceyi doğrudan başka sözlerle açıklar. Vestigial, mutlaka “hiçbir işlevi olmayan” demek değildir. Körelmiş bir özellik, özgün temel rolünü artık yerine getirmese bile küçük ya da farklı bir işleve sahip olabilir.

Alıştırma

Cümledeki vestigial sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?

  1. Özgün temel işlevini büyük ölçüde yitirmiş evrimsel bir kalıntıdır.
  2. Hayal ürünüdür ve hiçbir zaman var olmamıştır.
  3. Tamamen yeni bir amaçla yakın zamanda evrimleşmiş bir özelliktir.
Cevabı göster

Özgün temel işlevini büyük ölçüde yitirmiş evrimsel bir kalıntıdır.

There are several other vestigial structures

0:31

İnsan vücudunda başka birkaç körelmiş yapı daha vardır

like the plica semilunaris in the human body.

0:34

tıpkı plika semilunaris gibi.

Most of these became vestigial long before Homo sapiens existed, Kültür

0:37

Bunların çoğu Homo sapiens var olmadan çok önce körelmiştir,

quietly riding along from one of our ancestor species Deyimler

0:41

atalarımızın bir türünden diğerine

to the next.

0:44

sessizce taşınarak.

Kültür

long before Homo sapiens existed: modern insanlar ortaya çıkmadan çok önce

Homo sapiens, modern insan türünün bilimsel adıdır. Burada tek bir kişiyi, etnik grubu ya da uygarlığı değil, türün tamamını ifade eder. long before + yan cümle yapısında long, before sözcüğünü güçlendirir ve iki zaman noktası arasında büyük bir aralık bulunduğunu gösterir. Bu nedenle vurgulanan bölüm, değişimi modern insanların ortaya çıkışından çok daha önceye yerleştirerek uzun bir evrimsel zaman çizgisi oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede long before Homo sapiens existed ne anlama gelir?

  1. Değişim, modern insanlar ortaya çıkmadan çok daha önce gerçekleşti.
  2. Değişim, Homo sapiens adlı bir kişi doğduğunda gerçekleşti.
  3. Değişim, modern insanlar ortaya çıktıktan kısa süre sonra gerçekleşti.
Cevabı göster

Değişim, modern insanlar ortaya çıkmadan çok daha önce gerçekleşti.

Deyimler

quietly riding along: evrim boyunca aktarılmak

Bu cümlede quietly riding along, evrimsel kalıtımla ileriye taşınmayı anlatan hafif bir benzetmedir. Körelmiş yapılar gerçekten bir şeye binmez veya yolculuk etmez; bir ata türü diğerine dönüşürken varlıklarını sürdürürler. Quietly, bu devamlılığın arka planda ve yapıların etkin bir şey yapması olmadan gerçekleştiğini gösterir. Bu görüntü, uzun ve soyut bir süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede quietly riding along ne anlama geliyor?

  1. Yapılar bir ata türünden diğerine aktarılmaya devam etti.
  2. Yapılar körelir körelmez ortadan kayboldu.
  3. Yapılar gerçekten hayvanlara binerek yolculuk etti.
Cevabı göster

Yapılar bir ata türünden diğerine aktarılmaya devam etti.

But why have they stuck around for so long? Öbek fiiller

0:46

Peki ama neden bu kadar uzun süre kaldılar?

Öbek fiiller

stuck around: uzun süre var olmaya devam etmek

Burada stuck around, var olmaya devam etmek veya kalmak anlamına gelir. They, körelmiş yapıları gösterir; dolayısıyla ifade bir şeye fiziksel olarak yapışmayı anlatmaz. Have ... stuck around, stick around ifadesinin present perfect biçimidir. Bu yapıların geçmişten bugüne varlığını sürdürmesini birbirine bağlar; for so long ise sürenin uzunluğunu vurgular.

Alıştırma

Stick around ifadesini present perfect biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: The old tradition has ____ for generations.

Cevabı göster

stuck around

To answer this question, Anlatım akışı

0:49

Bu soruyu cevaplamak için,

it helps to understand natural selection.

0:50

doğal seçilimi anlamak yardımcı olur.

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak To answer this question

To answer this question daha önce sorulmuş bir soruya gönderme yapar ve konuşmacının cevaba götürecek açıklamaya başladığını gösterir. Burada bir sonraki adım, doğal seçilimle ilgili arka plan bilgisini sunmaktır. Baştaki to-infinitive amaç bildirir, ancak bilgiyi de düzenler: önce soru, ardından gerekli açıklama ve son olarak cevap gelir. Ana cümle doğrudan cevap verebilir ya da cevaptan önce gereken kanıtı veya kavramı sunabilir.

Alıştırma

Soruyu açıklamaya bağlayan belirtilmiş ifadeyi tam olarak yazarak geçişi tamamlayın: Why are the leaves turning yellow? ____, we first need to look at the soil.

Cevabı göster

To answer this question

Natural selection simply means that traits which help an organism survive and reproduce Anlatım akışı

0:53

Doğal seçilim basitçe, bir organizmanın hayatta kalmasına ve üremesine yardımcı olan özelliklerin

in a given environment Kelime

0:58

belirli bir çevrede

are more likely to make it to the next generation. Kalıp ifadeler

0:59

gelecek nesle aktarılma olasılığının daha yüksek olduğu anlamına gelir.

Anlatım akışı

Basitleştirilmiş bir tanım için X simply means that

X simply means that + yan cümle, kısa ve başlangıç düzeyindeki kişilerin anlayabileceği bir tanım vermenin açık bir yoludur. X terimi belirtir, that ile başlayan yan cümle de temel anlamını açıklar. Buradaki simply, açıklamanın ana fikre indirgenmiş olduğunu gösterir. Doğal seçilim kavramının bütünüyle basit olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Basitleştirilmiş bir açıklamayı gösteren belirtilmiş ifadeyi tam olarak yazarak tanımı tamamlayın: Being nocturnal ____ an animal is active at night.

Cevabı göster

simply means that

Kelime

in a given environment: belirli bir çevrede

In a given environment, “ele alınan belirli bir çevrede” anlamına gelir. Burada given, ifadeyi belirli koşullarla sınırlayan bir sıfattır; çevrenin birine verildiğini anlatmaz. a given + isim kalıbı, belirli bir durum, zaman, koşul veya ortam içinde neyin doğru olduğunu anlatır. Bu cümlede bir özelliğin yararlı olup olmadığı, ele alınan çevreye bağlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede given “belirli veya tanımlanmış” anlamında kullanılmıştır?

  1. She was given a new notebook after class.
  2. They have given the answer to the teacher.
  3. The result may change under a given set of conditions.
Cevabı göster

The result may change under a given set of conditions.

Kalıp ifadeler

more likely to make it to the next generation: bir sonraki nesle ulaşma olasılığı daha yüksek

Be more likely to + fiil, bir şeyi yapma veya yaşama olasılığının daha yüksek olması demektir. Make it to + yer, aşama veya zaman noktası ise çoğu zaman bir süreçten ya da zorluktan sonra oraya başarıyla ulaşmak anlamına gelir. Burada özellikler kendi başlarına gerçekten yolculuk etmez. İfade, bu yararlı özelliklerin üreme yoluyla aktarılıp bir sonraki nesilde ortaya çıkma olasılığının daha yüksek olduğunu anlatır. Make it, “onu üretmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: After the crew fixes the engine, the boat is ____ the harbor before dark.

Cevabı göster

more likely to make it to

As the environment changes, Dilbilgisi

1:02

Çevre değiştikçe,

traits that were once useful can become harmful. Dilbilgisi

1:04

bir zamanlar faydalı olan özellikler zararlı hale gelebilir.

Dilbilgisi

As the environment changes: birlikte gelişen değişimler için as kullanımı

Burada as, “bir değişim sürerken” ya da “o değişimle birlikte” anlamına gelir. As the environment changes yan cümlesi ana cümle için değişen bir arka plan kurar; as burada “olarak” anlamında değildir. Birlikte gelişen iki süreci bağlamak için As + özne + fiil, ana cümle yapısını kullanın. Bu kalıp süreçleri ve eğilimleri açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Birlikte gelişen iki değişimi göstermek için As ve parantez içindeki sözcükleri kullanın: ____, the evenings become cooler. (the days / get shorter)

Cevabı göster

As the days get shorter

Dilbilgisi

once useful can become harmful: geçmişteki bir durumdan olası yeni bir duruma

Once, useful sözcüğünü niteler ve “eskiden” ya da “geçmişte bir zamanlar” anlamına gelir. Tam yan cümlede were once useful geçmişteki bir durumu anlatır; once burada “bir kez” demek değildir. Can become harmful, zararlı bir duruma dönüşme olasılığını anlatır; sonucun kesin olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen something that was once + sıfat + can become + sıfat kalıbı, önceki bir özelliği daha sonra oluşabilecek bir durumla karşılaştırır.

Alıştırma

Geçmişteki bir durumdan daha sonraki bir olasılığa geçişi tamamlamak için once useful ve become harmful ifadelerini kullanın: A shortcut that was ____ can ____ when the rules change.

Cevabı göster

once useful · become harmful

Those traits are often selected against, Kelime

1:07

Bu özellikler genellikle elenir,

meaning they gradually disappear from the population.

1:10

yani yavaş yavaş popülasyondan kaybolurlar.

Kelime

Evrimde be selected against

Evrimde bir özellik selected against olduğunda, bu özelliği taşıyan canlılar hayatta kalma veya üreme konusunda genellikle daha az başarılı olur. Nesiller boyunca bu özellik popülasyonda çoğunlukla daha seyrek hâle gelir. Bu edilgen ifade doğal seçilimin etkisini anlatır; bir kişinin özelliği bilerek seçip ona karşı çıktığı anlamına gelmez. Burada meaning ile başlayan bölüm, beklenen uzun vadeli sonucu belirtir.

Alıştırma

Doğal seçilim nedeniyle daha seyrek hâle gelen bir özelliği anlatan evrim terimiyle cümleyi tamamlayın: Over many generations, a harmful trait may be ____.

Cevabı göster

selected against

But if a trait isn't actively harmful,

1:14

Ancak eğer bir özellik aktif olarak zararlı değilse,

it might not get selected against and stick around

1:17

elenmeyebilir ve kalmaya devam edebilir

even though it isn't useful. Dilbilgisi

1:20

hiçbir işe yaramasa bile.

Dilbilgisi

even though it isn't useful: ödünleme ilişkisi kurmak

Even though, ana sonucu şaşırtıcı gösteren bir gerçeği belirtir. Özellik yararlı değildir, ancak bu gerçek onun varlığını sürdürmesini engellemez. Yapı, ana sonuç + even though + gerçek şeklindedir. Ödünleme ilişkisi anlatır: Bir şey doğru olsa da diğer sonuç yine gerçekleşir. Neden bildirmez. Bu cümlede, özelliğin doğrudan zararlı olmamasıyla ilgili önceki koşul neden kalabileceğini açıklar.

Alıştırma

Yağmurun sonucu engellemediğini gösteren bağlacı seçin: The team finished the game ___ it was raining.

  1. so
  2. because
  3. even though
Cevabı göster

even though

Take the tailbone. Anlatım akışı

1:23

Kuyruk sokumu kemiğini ele alalım.

Evolutionary biologists think that as the climate got drier and grasslands popped up, Öbek fiiller

1:24

Evrimsel biyologlar, iklim kurudukça ve otlaklar ortaya çıktıkça,

Anlatım akışı

Take the tailbone. — Take X ile örnek sunmak

Take the tailbone. take + isim öbeğinden oluşan emir benzeri bir yapıdır, ancak burada “kuyruk sokumunu örnek olarak düşünün” anlamına gelir. Açıklamayı genel bir fikirden belirli bir örneğe taşır. Buradaki take, birinden gerçekten bir şeyi kaldırmasını veya taşımasını istemez. Take X. ifadesinden sonra X hakkında ayrıntılar geliyorsa bunu “X’i örnek olarak ele alalım” şeklinde anlayın.

Alıştırma

Hangi cümlede Take X. bir örnek sunmak için kullanılmıştır?

  1. Take a battery out of the remote before cleaning it.
  2. Take rechargeable batteries. They show why storage matters in renewable energy systems.
  3. Take these batteries to the recycling center.
Cevabı göster

Take rechargeable batteries. They show why storage matters in renewable energy systems.

Öbek fiiller

popped up: bir şeyin ortaya çıktığını söylemek

Pop up, bir şeyin genellikle beklenmedik veya dikkat çekici biçimde ortaya çıkması ya da var olmaya başlaması demektir. Burada grasslands popped up, iklim kurudukça otlakların ortaya çıktığını anlatır; patlama sesi veya yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Bu ifade, aşamalı bir değişimi canlı ve gündelik bir anlatımla özetleyebilir. Ani olma hissi anlatımın etkisidir; otlakların tek bir anda oluştuğu anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi “beklenmedik biçimde ortaya çıkmak” anlamındaki pop up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: A few technical problems ____ during the online meeting.

Cevabı göster

popped up

our tail-bearing ancestors left the trees

1:30

kuyruklu atalarımızın ağaçları terk ettiğini

and started walking on land.

1:33

ve karada yürümeye başladığını düşünüyorlar.

The tails that had helped them in the trees

1:35

Ağaçlarda onlara yardımcı olan kuyruklar,

began to disrupt their ability to walk on land. Kalıp ifadeler

1:37

karada yürüme yeteneklerini bozmaya başladı.

Kalıp ifadeler

began to disrupt their ability to: bir şeyi yapma becerilerini engellemeye başlamak

disrupt someone's ability to do something kalıbı, bir kişinin bir eylemi ne kadar iyi yapabildiğini olumsuz yönde etkilemek anlamına gelir. Burada kuyruklar karada yürümeyi daha zor veya daha verimsiz hâle getirmiştir; bu, yürümenin tamamen imkânsız olduğu anlamına gelmez. began to bu engellemenin başladığını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı begin to disrupt + someone's ability to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

begin to disrupt someone's ability to yapısını kullanıp begin fiilini geçmiş zamana getirerek cümleyi tamamlayın: After Maya injured her knee, pain ____ walk normally.

Cevabı göster

began to disrupt her ability to

So, individuals with mutations that reduced the length of their tails

1:40

Böylece, kuyruklarının uzunluğunu azaltan mutasyonlara sahip bireyler,

became more successful at life on land, Kelime

1:44

karadaki yaşamda daha başarılı oldular,

Kelime

Evrimsel bağlamda more successful at life on land

Bu evrimsel bağlamda more successful at life on land, karasal bir ortamda hayatta kalma ve üreme olasılığının daha yüksek olması demektir. İş, para, ün veya toplumsal başarı anlamına gelmez. Bu karşılaştırma belirli bir ortama bağlıdır: daha kısa kuyruklu bireyler karada avantajlıydı ve bu nedenle özelliklerini sonraki nesle aktarma olasılıkları daha yüksekti. successful bilinçli bir hedefi değil, uyumun sonucunu anlatır.

Alıştırma

Bu evrimsel bağlamda more successful at life on land ne anlama gelir?

  1. Kara hayvanları arasında daha yüksek bir toplumsal konum elde ettiler.
  2. Karaya geçtikten sonra daha zengin oldular.
  3. Karada hayatta kalma ve üreme olasılıkları daha yüksekti.
Cevabı göster

Karada hayatta kalma ve üreme olasılıkları daha yüksekti.

surviving long enough to pass their short tails Kalıp ifadeler

1:47

kısa kuyruklarını gelecek nesle aktaracak kadar uzun süre

onto the next generation.

1:50

hayatta kaldılar.

Kalıp ifadeler

pass their short tails onto the next generation: kalıtsal bir özelliği sonraki nesle aktarmak

Burada pass their short tails onto the next generation, kısa kuyruk özelliğinin hayvanların yavrularına kalıtıldığı anlamına gelir. Hayvanlar gerçek kuyrukları teslim etmez; daha kısa kuyruklarla bağlantılı genetik bilgiyi aktarır. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı pass X on to Y şeklindedir: X aktarılan şeyi, Y ise alıcıyı gösterir. Cümlede onto tek sözcük olarak kullanılmıştır, ancak özenle düzenlenmiş yazılarda burada on to genellikle daha açıktır; çünkü on, pass on yapısını tamamlar ve to alıcıyı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle kalıtımı anlatmak için pass X on to Y yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Some animals can pass a helpful trait on to their offspring.
  2. Some animals can place a helpful trait onto their offspring.
  3. Some animals can pass their offspring on to a helpful trait.
Cevabı göster

Some animals can pass a helpful trait on to their offspring.

The change was likely gradual over millions of years

1:52

Bu değişim muhtemelen milyonlarca yıl boyunca kademeli oldu

until about 20 million years ago

1:55

ta ki yaklaşık 20 milyon yıl önce

our ancestors' external tails disappeared altogether.

1:58

atalarımızın dış kuyrukları tamamen ortadan kalkana kadar.

Today,

2:02

Bugün,

we know human embryos have tails that dissolve as the embryo develops, Kelime

2:02

insan embriyolarının, embriyo geliştikçe eriyen kuyrukları olduğunu biliyoruz,

but the stubby tailbone sticks around,

2:07

ancak o küt kuyruk sokumu kemiği kalmaya devam ediyor,

probably because it doesn't cause any harm.

2:09

muhtemelen hiçbir zarara yol açmadığı için.

Kelime

dissolve as the embryo develops: bir yapının yavaş yavaş kaybolması

Bu biyolojik açıklamada dissolve, embriyonun geçici kuyruk yapısının zamanla gerileyerek ayrı bir kuyruk olarak artık var olmaması anlamına gelir. Kuyruğun sudaki şeker gibi bir sıvıya karıştığı anlamına gelmez. As the embryo develops, “gelişim devam ederken” veya “gelişim süreci boyunca” anlamına gelir. Değişen iki süreci birbirine bağlar: embriyo gelişir ve kuyruk yapısı yavaş yavaş kaybolur.

Alıştırma

Örnekte dissolve as the embryo develops ne anlama gelir?

  1. Kuyruk ısınır ve katı hâlden sıvı hâle geçer.
  2. Kuyruk yapısı gelişim sırasında yavaş yavaş geriler ve kaybolur.
  3. Kuyruk bir sıvıya karışarak çözelti oluşturur.
Cevabı göster

Kuyruk yapısı gelişim sırasında yavaş yavaş geriler ve kaybolur.

In fact,

2:12

Aslında,

it serves a more minor function as the anchor point for certain other muscles. Kalıp ifadeler

2:13

diğer bazı kaslar için bir bağlantı noktası olarak daha küçük bir işleve hizmet eder.

Kalıp ifadeler

serves a more minor function as the anchor point: bağlantı noktası olarak ikincil bir işlev görür

Burada serves, “bir işlevi yerine getirir” anlamındadır; “birine hizmet sunar” anlamına gelmez. Özne hâlâ bir işleve sahiptir: bazı diğer kasların bağlandığı veya sabitlendiği anchor point, yani bağlantı noktası olarak görev yapar. More minor, bu rolü daha önemli bir rolle karşılaştırır. “Daha az önemli” demektir, “hiç yok” demek değildir. Bilgilendirici açıklamalarda serve as veya serve a function as, bir şeyin ne olduğunu söylemekten çok hangi amaca hizmet ettiğini açıklar.

Alıştırma

Bir kulenin güvenlik kablolarının sabitlendiği yer olarak işlev gördüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The old tower serves several safety cables from an anchor point.
  2. The old tower serves as an anchor point for several safety cables.
  3. Several safety cables serve the old tower as an anchor point.
Cevabı göster

The old tower serves as an anchor point for several safety cables.

Up to 85% of people have a vestigial muscle called the palmaris longus. Kelime

2:18

İnsanların %85'e kadarı, palmaris longus adı verilen körelmiş bir kasa sahiptir.

Kelime

Up to 85%: üst sınır

Up to 85%, mümkün olan veya bildirilen en yüksek oranı belirtir. Oran %85’e ulaşabilir, ancak daha düşük de olabilir; bu ifade her grupta oranın tam olarak %85 olduğunu söylemez. Veri açıklamalarında up to, garanti edilen veya asgari bir değer yerine bir aralığın üst sınırını vurgular.

Alıştırma

Bir raporda “Up to 85% of participants finished the course.” deniyor. Doğru yorum hangisidir?

  1. Tamamlama oranı %85’ten düşük olabilir, ancak belirtilen üst sınır %85’tir.
  2. Her grubun tamamlama oranı tam olarak %85’ti.
  3. Tamamlama oranı en az %85’tir.
Cevabı göster

Tamamlama oranı %85’ten düşük olabilir, ancak belirtilen üst sınır %85’tir.

To see if you do, Dilbilgisi

2:23

Sizde olup olmadığını görmek için,

put your hand down on a flat surface and touch your pinky to your thumb.

2:24

elinizi düz bir yüzeye koyun ve serçe parmağınızı baş parmağınıza dokundurun.

Dilbilgisi

To see if you do, ...: do ile önceki fiil öbeğini yerine koymak

To see if you do cümlesinde do, daha önce söylenen have a vestigial muscle fiil öbeğinin (daha özel olarak have the palmaris longus) yerini tutar. Tam anlamı “bu kasın sende olup olmadığını görmek”tir; İngilizce aynı fiil öbeğini yeniden söylemekten kaçınır. Buradaki do, nesnesi söylenmemiş yeni bir “yapmak” eylemi değildir; anlamını önceki içerikten alır. Önceki eylem veya durum açıksa do, does ya da did ile ona gönderme yapılabilir; biçim özne ve zamana uyar.

Alıştırma

Önceki fiil öbeğinin yerine do’yu doğal biçimde kullanan cümleyi seç.

  1. Some students have an account. To see if you do, try signing in.
  2. Some students have an account. To see if you are, try signing in.
  3. Some students have an account. To see if you have an account, try signing in.
Cevabı göster

Some students have an account. To see if you do, try signing in.

If you see a little band pop up in the middle of your wrist, Öbek fiiller

2:29

Eğer bileğinizin ortasında küçük bir şeridin belirdiğini görürseniz,

that's the tendon that attaches to this now defunct muscle. Kelime

2:32

bu, artık işlevsiz olan bu kasa bağlanan tendondur.

Öbek fiiller

pop up: aniden görünür hâle gelmek

To see a little band pop up cümlesinde pop up, önceden belirgin olmayan bir şeyin aniden ortaya çıkması veya görünür hâle gelmesi demektir. Burada el hareketiyle bilekteki tendonun görünür hâle gelmesi anlatılır. pop up mesaj, sorun, fırsat ya da olayların beklenmedik biçimde ortaya çıkması için de kullanılır. Bu cümlede fiziksel bir şeyin görünür olması söz konusudur; patlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir mesajın beklenmedik biçimde ortaya çıkması anlamında pop up kullanılan cümleyi seç.

  1. An error message may pop up on the screen.
  2. An error message may stay on the screen.
  3. An error message may disappear from the screen.
Cevabı göster

An error message may pop up on the screen.

Kelime

now defunct muscle: artık asıl işlevini yerine getirmeyen kas

now defunct muscle ifadesindeki defunct, artık çalışmayan veya eski temel işlevini yerine getirmeyen anlamına gelir. Burada kasın eski rolünün modern insanlar için artık önemli olmadığını anlatır; kasın vücutta bulunmadığı anlamına gelmez. Now, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi gösterir; defunct ise bilimsel açıklamaya nispeten resmî bir ton verir. Aynı sıfat, çalışmayı bırakmış kuruluşları, sistemleri, internet sitelerini veya teknolojileri de tanımlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede defunct doğal ve amaçlanan anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The newspaper stopped publishing ten years ago and is now defunct.
  2. The newspaper printed today's issue this morning and is now defunct.
  3. The newspaper gained many new readers and is now defunct.
Cevabı göster

The newspaper stopped publishing ten years ago and is now defunct.

In this case,

2:37

Bu durumda,

the fact that not everyone has it has helped us trace its function. Notlar

2:37

ona herkesin sahip olmaması gerçeği, işlevinin izini sürmemize yardımcı oldu.

Dilbilgisi

the fact that not everyone has it: tam bir olguyu cümlenin öznesi yapma

the fact that not everyone has it ifadesinin tamamı cümlenin dil bilgisel öznesidir. the fact that + yan cümle kalıbı, not everyone has it şeklindeki eksiksiz ifadeyi bir isim öbeğine dönüştürür. Cümleyi fact sözcüğünde çözümlemeyi bırakmayın. That ile başlayan yan cümle, olgunun ne olduğunu belirtir; ardından has helped içindeki has ile ana yüklem başlar. Bu kalıp, doğruluğu kabul edilmiş bir olguyu sonucun nedeni veya kanıtı olarak sunarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapı the fact that ile tamamlayın: ____ the door was unlocked worried us.

Cevabı göster

The fact that

Kalıp ifadeler

trace its function: kanıtları izleyerek işlevi belirlemek

Burada trace its function, mevcut kanıtları izleyerek özelliğin şimdi ne yaptığını veya geçmişte ne yaptığını anlamak demektir. Bazı insanlarda bu özelliğin bulunmaması, araştırmacılara yararlı bir karşılaştırma sağlar. Araştırma bağlamında trace çoğunlukla ipuçlarını izleyerek bir kökeni, yolu, geçmişi veya açıklamayı ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede özelliğin çevresini çizmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede trace its function ne anlama gelir?

  1. Özelliği incelemeden önce ortadan kaldırmak
  2. Özelliğin ne işe yaradığını anlamak için kanıtları kullanmak
  3. Özelliğin ana hatlarını kâğıda çizmek
Cevabı göster

Özelliğin ne işe yaradığını anlamak için kanıtları kullanmak

Vestigial traits can persist when there's no incentive to lose them, Kalıp ifadeler

2:42

Körelmiş özellikler, onları kaybetmek için bir neden olmadığında devam edebilir,

but since there's also no incentive to keep them,

2:46

ancak onları tutmak için de bir neden olmadığından,

Kalıp ifadeler

no incentive to lose them ... no incentive to keep them: iki yönde de teşvik yok

Tekrarlanan no incentive to + fiilin yalın hâli kalıbı, eylemi teşvik eden güçlü bir neden, yarar veya baskı olmadığını belirtir. Cümle lose them ile keep them ifadelerini karşı karşıya getirir: iki yönden hiçbiri avantajlı değildir. Burada incentive, evrimsel bir avantaj veya seçilim baskısı için kullanılan bir benzetmedir. Özellikler bilinçli bir seçim yapmaz; doğal seçilim, onların ortadan kalkmasını da korunmasını da güçlü biçimde desteklemez.

Alıştırma

İki boşluğu da tekrarlanan no incentive to hedef ifadesiyle tamamlayın: The old rule created no costs and no benefits, so lawmakers had ____ remove it and ____ keep it.

Cevabı göster

no incentive to · no incentive to

random mutations will sometimes still eliminate them from part of the population. Kelime

2:49

rastgele mutasyonlar bazen onları yine de popülasyonun bir kısmından yok edecektir.

Kelime

eliminate them from part of the population: özellikleri popülasyonun bir kısmından kaldırmak

Bu cümlede them, daha önce söz edilen gerilemiş özellikleri ifade eder. Eliminate them from part of the population, bu özelliklerin popülasyonun bazı üyelerinde artık görülmemesi anlamına gelir. Eliminate A from B kalıbı, A'nın artık B içinde bulunmamasına yol açmak demektir. Burada insanları veya hayvanları öldürmekten değil, bir özelliğin dağılımındaki değişimden söz edilir.

Alıştırma

'The treatment eliminated the virus from part of the sample,' cümlesi ne anlama gelir?

  1. Örneğin tamamı yok edildi.
  2. Virüs artık örneğin bazı kısımlarında bulunmuyordu.
  3. Örnekle bağlantılı bütün canlılar öldürüldü.
Cevabı göster

Virüs artık örneğin bazı kısımlarında bulunmuyordu.

Looking at our primate relatives, Anlatım akışı

2:54

Primat akrabalarımıza baktığımızda,

we can see that the palmaris longus is sometimes absent in those that spend more time on the land, Kelime

2:56

palmaris longus'un karada daha fazla zaman geçirenlerde bazen olmadığını,

but always present in those that spend more time in trees.

3:02

ancak ağaçlarda daha fazla zaman geçirenlerde her zaman bulunduğunu görebiliriz.

Anlatım akışı

Looking at our primate relatives, kanıtın kaynağını tanıtır

Cümlenin başındaki Looking at our primate relatives, gözlem belirtilmeden önce kanıtın nereden geldiğini açıklar. Önce diğer primatları inceler ve karşılaştırırız; ardından we can see ile başlayan ana cümle, bu kanıtta bulunan örüntüyü belirtir. Dil bilgisi bakımından Looking at..., cümle başında kullanılan bir -ing yan cümlesidir ve bakma eylemini we öznesinin yaptığı anlaşılır. Look at yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, örnekleri veya verileri incelemek ve çözümlemek anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıt kaynağını tanıtmak için Looking at... yapısını doğru kullanır?

  1. Looking at the map, the river begins in the mountains.
  2. Looking at the map, the mountains saw the river begin.
  3. Looking at the map, we can see where the river begins.
Cevabı göster

Looking at the map, we can see where the river begins.

Kelime

absent ... present: bir özelliğin var olup olmadığını belirtmek

Burada absent, palmaris longus kasının bazı primatlarda bulunmadığını; present ise diğerlerinde bulunduğunu belirtir. Her iki sözcük de is'ten sonra kullanılan sıfattır: is absent ve is present. Bilimsel açıklamalarda bu ikili, bir yapının, özelliğin veya sinyalin var olup olmadığını ya da tespit edilip edilmediğini bildirir. Buradaki present “hediye” veya “sunmak” anlamına gelmez; absent da yalnızca birinin derse gelmemesiyle ilgili değildir.

Alıştırma

Raporu present ve absent ile tamamlayın: The marker was detected in Sample A, so it was ____ there; no marker was detected in Sample B, so it was ____ there.

Cevabı göster

present · absent

So, we think it used to help us swing from branch to branch Dilbilgisi

3:07

Yani, eskiden daldan dala sallanmamıza yardımcı olduğunu

and became unnecessary when we moved down to land.

3:10

ve karaya indiğimizde gereksiz hale geldiğini düşünüyoruz.

Dilbilgisi

used to help us: geçmişteki bir işlevi anlatmak

used to help us ifadesinde used to + yalın fiil help, bu yardım işlevinin geçmişte var olduğunu ve durumun artık farklı olduğunu anlatır. Sonraki became unnecessary ifadesi bu değişimi doğrular. Buradaki us yalnızca mevcut konuşmacıları değil, genel olarak insanları ve atalarımızı ifade eder. Bu kalıp geçmişteki bir alışkanlığı, durumu veya işlevi anlatabilir.

Alıştırma

Kulenin bu işlevi geçmişte yaptığını ama artık yapmadığını belirten yapıyla cümleyi tamamlayın: This old tower ____ guide ships before the new lighthouse was built.

Cevabı göster

used to

The appendix,

3:14

Apandisit ise,

meanwhile,

3:15

bu arada,

may once have been part of the intestinal system Dilbilgisi

3:16

bir zamanlar bağırsak sisteminin bir parçası olmuş olabilir

our ancestors used for digesting plant materials. Kalıp ifadeler

3:19

atalarımızın bitki materyallerini sindirmek için kullandığı.

Dilbilgisi

may once have been part of: geçmişle ilgili temkinli bir çıkarım

may once have been part of, bir şeyin geçmişte başka bir şeyin parçası olmuş olabileceğini belirtir. may belirsizliği, once bu olası durumun geçmişte kaldığını belirtir; have been ise geçmişteki duruma gönderme yapan perfect yapısını oluşturur. Burada yazar apandis hakkında tarihsel bir varsayım sunuyor, doğrulanmış bir olguyu kesin olarak bildirmiyor. Daha önceki bir durum ya da olay hakkında temkinli bir çıkarım yapmak için may + have + past participle kullanılır. Bu cümlede may once have been part of, geçmişte bir zamanlar bir parçayı oluşturmuş olabilir anlamındadır.

Alıştırma

Bir fosilin geçmişte daha büyük bir hayvanın parçası olmuş olabileceğini temkinli biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. The fossil was once part of a larger animal.
  2. The fossil may once be part of a larger animal.
  3. The fossil may once have been part of a larger animal.
Cevabı göster

The fossil may once have been part of a larger animal.

Kalıp ifadeler

used for digesting plant materials: etken yapıyla amaç belirtme

Burada used fiilinin öznesi our ancestors, nesnesi ise the intestinal system’dır: our ancestors used the intestinal system for digesting plant materials. İfade, ataların bu sistemi bitkisel maddeleri sindirme amacıyla kullandığını ve bu sistemin o geçmiş bağlamdaki işlevini anlatır. Bu cümlede used, use fiilinin simple past hâlidir; edilgen yapıda kullanılan past participle değildir. Buradaki for bir edattır; bu nedenle ardından temel fiil digest değil, gerund olan digesting gelir. used + object + for + -ing kalıbı, bir kişinin bir nesneyi ne amaçla kullandığını ya da bir aracın, vücut bölümünün veya sistemin işlevini açıklayabilir.

Alıştırma

İnsanların sıcaklığı ölçmek için bir araç kullandığını anlatan ve used + object + for + -ing etken yapısını kullanan cümleyi seçin.

  1. People used the tool for measuring temperature.
  2. People used the tool for measure temperature.
  3. The tool used people for measuring temperature.
Cevabı göster

People used the tool for measuring temperature.

As their diets changed,

3:23

Diyetleri değiştikçe,

those parts of the intestinal system began to shrink.

3:24

bağırsak sisteminin o kısımları küçülmeye başladı.

Unlike other vestigial structures, though, Anlatım akışı

3:27

Yine de diğer körelmiş yapıların aksine,

the appendix isn't always harmless. Dilbilgisi

3:30

apandisit her zaman zararsız değildir.

Anlatım akışı

Unlike other vestigial structures, though: karşıtlıkla bir istisna sunmak

Unlike other vestigial structures önce karşılaştırma ölçütünü kurar: apendiks, az önce sözü edilen genel gruptan farklıdır. Cümlenin başındaki bu öbek, aynı örüntünün başka bir örneğini değil, bir istisnayı beklemeniz gerektiğini gösterir. Araya giren though dönüşü daha da güçlendirir: ancak bu durum farklıdır. Bu iki işaret birlikte açıklamayı genel bir örüntüden istisna olan apendikse yöneltir.

Alıştırma

Bir istisnayı tanıtmak için Unlike..., though yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Unlike the other routes, though, this one is closed after sunset.
  2. Unlike the other routes are open, this one closes after sunset.
  3. Though unlike, the other routes this one closes after sunset.
Cevabı göster

Unlike the other routes, though, this one is closed after sunset.

Dilbilgisi

isn't always harmless: not always ile kısmi olumsuzluk

isn't always harmless ifadesinde not, always sözcüğünü olumsuzlar. İfade, zararsız olma durumunun her koşulda geçerli olmadığını söyler: apendiks bazen zararsız olabilir, ancak bazı durumlarda zarar verebilir. Bu, kısmi olumsuzluktur. is always harmful ya da is never harmless anlamına gelmez; cümle mutlak bir iddiadan kaçınır.

Alıştırma

Hangi ifade "The medicine isn't always harmless" cümlesinin anlamına en uygundur?

  1. Her durumda zararsızdır.
  2. Bazı durumlarda zararsız, bazı durumlarda ise zararlı olabilir.
  3. Her durumda zararlıdır.
Cevabı göster

Bazı durumlarda zararsız, bazı durumlarda ise zararlı olabilir.

It can become dangerously inflamed. Kelime

3:32

Tehlikeli bir şekilde iltihaplanabilir.

For most of human history,

3:35

İnsanlık tarihinin büyük bir kısmı boyunca,

a burst appendix could be a death sentence. Deyimler

3:37

patlamış bir apandisit ölüm fermanı olabilirdi.

Kelime

dangerously inflamed: tehlike yaratacak kadar ağır iltihap

Burada inflamed tıbbi bir sıfattır: vücut dokusunda iltihap oluşmuştur ve doku çoğu zaman şişmiş, ağrılı veya tahriş olmuş durumdadır. Dangerously, iltihabın ciddi bir sağlık riski yaratacak kadar ağır olduğunu gösterir. Bu ifade apandisin fiziksel durumunu anlatır. Apandisin öfkeli ya da duygusal olarak heyecanlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

"The tissue became dangerously inflamed." cümlesi ne anlama gelir?

  1. İltihap, sağlık riski yaratacak kadar ağırdı.
  2. Dokunun rengi değişti ama doku sağlıklı kaldı.
  3. Doku bir insan gibi duygusal olarak öfkelendi.
Cevabı göster

İltihap, sağlık riski yaratacak kadar ağırdı.

Deyimler

a death sentence: mecazi olarak ölümcül bir sonuç

A death sentence ifadesinin hukuk dilindeki gerçek anlamı, bir mahkemenin bir kişinin idam edilmesine karar vermesidir. Burada ifade mecazidir: özellikle modern ameliyatlar ve antibiyotikler bulunmadan önce apandisin patlaması ölüme yol açabilirdi. Could yardımcı fiili ciddi bir olasılığı anlatır; her patlamış apandis vakasının mutlaka ölümle sonuçlandığını ileri sürmez. Daha genel olarak a death sentence, bir yaşamı, nesneyi, planı veya başarı ihtimalini yok etmesi muhtemel bir şeyi anlatabilir.

Alıştırma

"Before antibiotics, this infection could be a death sentence." cümlesinde a death sentence ne anlama gelir?

  1. Her zaman mahkemeye gidilmesine yol açardı.
  2. Ölümcül sonuçları olabilirdi.
  3. Dil bilgisi bakımından tek bir cümle olarak yazılmıştı.
Cevabı göster

Ölümcül sonuçları olabilirdi.

So, why did it stick around?

3:39

Peki, neden kaldı?

It's possible that it was very slowly on its way out Deyimler

3:41

Çok yavaş bir şekilde yok olma sürecinde olması

or that mutations simply hadn't arisen to make it smaller. Kelime

3:45

veya onu daha küçük hale getirecek mutasyonların henüz ortaya çıkmamış olması mümkündür.

Deyimler

on its way out: yavaş yavaş ortadan kalkmak

Be on its way out burada mecaz anlamda kullanılıyor. Bu vücut bölümünün fiziksel olarak bir çıkışa doğru ilerlediğini değil, zamanla ortadan kalkıyor ya da önemini kaybediyor olabileceğini anlatıyor. İfade, başlamış ama henüz tamamlanmamış bir değişimi anlatır. Very slowly, evrimsel süreçteki bu olası kaybın uzun zaman alacağını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “yavaş yavaş yerini başka bir şeye bırakmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: This old payment system is ____.

Cevabı göster

on its way out

Kelime

mutations hadn't arisen: mutasyonlar ortaya çıkmamıştı

Burada arise, “ortaya çıkmak veya var olmaya başlamak” anlamına gelir. Mutasyonlar henüz ortaya çıkmamıştı; arisen onların fiziksel olarak ayağa kalktığı anlamına gelmez. Hadn't arisen geçmiş zamanın daha önceki bir noktasını anlatır: söz konusu eski evrim aşamasına kadar bu tür mutasyonlar oluşmamıştı. To make it smaller, hangi tür mutasyonlardan söz edildiğini, yani onu küçültebilecek mutasyonları belirtir. Mutasyonların bir amacı olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi arise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: By the time the class discussion began, two important questions had ____.

Cevabı göster

arisen

Or maybe it has other benefits.

3:49

Ya da belki de başka faydaları vardır.

For example,

3:51

Örneğin,

it might still be a reservoir of bacteria Kelime

3:52

yiyecekleri parçalamamıza yardımcı olan

that helps us break down food. Öbek fiiller

3:55

bir bakteri rezervuarı olmaya devam ediyor olabilir.

Kelime

a reservoir of bacteria: biyolojik bir bakteri deposu

a reservoir of bacteria ifadesindeki reservoir, bakterilerin kalabildiği ve varlığını sürdürebildiği bir yer ya da konak anlamına gelir. İfade, bir şeyi saklama temel fikrini kullanır; göl veya baraj anlamına gelmez. Burada ifade, apandisin daha sonra sindirime yardımcı olabilecek bakterileri koruyor olabileceğini düşündürür. İfade tek başına bakterilerin yararlı mı zararlı mı olduğunu belirtmez; bunu çevresindeki bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede a reservoir of bacteria büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Mutlaka su ve bakterilerle dolu bir tanktır.
  2. Bakterilerin kalabileceği bir yer sağlayabilir.
  3. Bütün bakterileri hemen yok eder.
Cevabı göster

Bakterilerin kalabileceği bir yer sağlayabilir.

Öbek fiiller

break down food: sindirim sırasında yiyecekleri parçalamak

Burada break down food, vücudun işleyebilmesi veya emebilmesi için yiyeceği sindirim sırasında daha küçük kimyasal parçalara ayırmak anlamına gelir. Yiyeceğe zarar vermek veya onu bozmak anlamına gelmez. Break down burada ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda break down food veya break food down denebilir. Zamir ortada olmalıdır: break it down doğrudur, break down it değildir. Nesnesiz kullanılan Food breaks down, yiyeceğin yavaş yavaş ayrışması anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü fiille tamamlayın: Digestive enzymes help ____ food into smaller molecules.

Cevabı göster

break down

But the fact is, Anlatım akışı

3:58

Ancak gerçek şu ki,

we're not really sure why the appendix persists.

3:59

apandisitin neden devam ettiğinden gerçekten emin değiliz.

Anlatım akışı

the fact is ... not really sure: olasılıklardan belirsiz bir sonuca geçiş

The fact is, dikkati daha önce sözü edilen olası açıklamalardan konuşanın temel sonucuna yöneltir. Bu cümlede temel sonuç belirli bir neden değildir; nedenin hâlâ bilinmediği gerçeğidir. Not really sure, kesinlik düzeyinin sınırlı olduğunu gösterir. İki ifade birlikte, bilgiyi çeşitli olasılıklardan hiçbirinin kanıtlanmadığını belirten temkinli bir sonuca taşır.

Alıştırma

Vurgulanan iki ifade paragrafta birlikte ne yapıyor?

  1. Yeni ve ilgisiz bir konuya geçerler.
  2. Önceki olasılıklardan birinin kesinlikle doğru olduğunu kanıtlarlar.
  3. Cevabın hâlâ belirsiz olduğunu kabul ederek olasılıklar listesini kapatırlar.
Cevabı göster

Cevabın hâlâ belirsiz olduğunu kabul ederek olasılıklar listesini kapatırlar.

Evolution is an imperfect process. Anlatım akışı

4:02

Evrim kusurlu bir süreçtir.

Human beings are the result of millions of years of trial, Kalıp ifadeler

4:05

İnsanoğlu, milyonlarca yıllık deneme,

error, and random chance.

4:08

yanılma ve rastgele şansın bir sonucudur.

Kalıp ifadeler

Üç parçalı bir sıralama olarak trial, error, and random chance

Trial and error, bir sonucun denemeler, hatalar ve düzeltmeler yoluyla gelişmesini anlatan yerleşik bir fikirdir. Konuşmacı burada bu fikri trial, error, and random chance biçiminde açarak tek ve kısa bir ifade yerine üç paralel etken sunar. Bu üç parçalı sıralama, uzun ve karmaşık bir sürece açık ve akılda kalıcı bir ritim kazandırır. Evrim bağlamında trial and error, çeşitliliği ve başarılı olmayan sonuçları anlaşılır biçimde anlatır; evrimin bilinçli olarak çözümler denediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümledeki üç parçalı sıralamanın temel işlevi nedir?

  1. Denemeleri, başarısız sonuçları ve rastlantıyı ritmik biçimde özetler.
  2. Sabit bir sırayla gerçekleşen üç kesin aşamayı verir.
  3. Evrimin insan bedenini bilinçli olarak planladığını söyler.
Cevabı göster

Denemeleri, başarısız sonuçları ve rastlantıyı ritmik biçimde özetler.

And we're full of evolutionary relics Deyimler

4:10

Ve bize bunu hatırlatacak

to remind us of that.

4:13

evrimsel kalıntılarla doluyuz.

Anlatım akışı

Evolution is an imperfect process: paragrafın ana sonucunu belirtmek

Bu cümle paragrafın ana sonucunu önce belirtir; sonraki iki cümle ise trial, error, random chance ve evolutionary relics ile bu sonucu açıklar. Önceki örnekleri genel bir iddiaya dönüştürür: Evrim, sıfırdan kusursuz bir beden tasarlayan bir mühendis gibi çalışmaz. Imperfect, evrimin başarısız olduğu veya durduğu anlamına gelmez. Evrimsel sonuçların seçilim, rastlantı ve miras alınan yapılar tarafından şekillendiği, bu nedenle kusursuz olmak zorunda olmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

"Evolution is an imperfect process." bu paragrafta bilgiyi düzenleme açısından nasıl bir rol oynuyor?

  1. Bir vücut organıyla ilgili, konudan bağımsız bir tanım sunar.
  2. Evrimi sınamak için adım adım talimat verir.
  3. Ana sonucu belirtir; sonraki cümleler bu sonucu açıklar ve destekler.
Cevabı göster

Ana sonucu belirtir; sonraki cümleler bu sonucu açıklar ve destekler.

Deyimler

Geçmişin izleri olarak evolutionary relics

Relic, geçmişten korunarak kalan bir şeydir. Evolutionary relics ifadesinde relics, bir canlının evrimsel geçmişine dair kanıt taşıyan kalıtsal beden yapıları veya özellikleri için mecaz olarak kullanılır. Bu imge, sanki beden önceki biçimlerden kalan ipuçları içeriyormuş gibi uzun ve soyut bir süreci somutlaştırır. İfade tek başına bu tür özelliklerin bugün tamamen işlevsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede evolutionary relics ne anlama gelir?

  1. Bedenin içine yerleştirilmiş müze nesneleri.
  2. Evrimsel geçmişe dair ipuçlarını koruyan kalıtsal beden özellikleri.
  3. Tek bir modern amaç için yeni tasarlanmış beden parçaları.
Cevabı göster

Evrimsel geçmişe dair ipuçlarını koruyan kalıtsal beden özellikleri.

No organs evolve faster and into more varied shapes Dilbilgisi

4:15

Hiçbir organ daha hızlı ve daha çeşitli şekillere evrilmez

than those involved in procreation. Kelime

4:19

üreme ile ilgili olanlardan daha.

Dilbilgisi

No organs ... faster ... than: en üstünlük anlamı veren karşılaştırma

No + çoğul isim + karşılaştırma biçimi + than ... kalıbı, gruptaki başka hiçbir şeyin than sonrasında belirtilen öğeyi geçemediğini anlatır. Karşılaştırmaya en üstünlük derecesine benzer güçlü bir anlam verir. Organların evrimleşmediği anlamına gelmez. Burada evolve, faster ve into more varied shapes adlı iki eş görevli bölümle kullanılır. Cümle, üremeyle ilgili organların hem evrim hızı hem de geliştirdikleri biçimlerin çeşitliliği bakımından aşılamadığını belirtir. Those, organs sözcüğünün yerini tutar.

Alıştırma

Bu güzergâhın en kısa güzergâhlardan biri olduğunu aynı güçlü karşılaştırma kalıbıyla anlatan cümle hangisidir?

  1. No route is shorter than this one.
  2. Every route is shorter than this one.
  3. No route is short enough to use.
Cevabı göster

No route is shorter than this one.

Kelime

involved in procreation: yavru üretme süreciyle ilgili

Involved in procreation, yavru üretme şeklindeki biyolojik sürece katılmak veya bu süreçle bağlantılı olmak demektir. Bu cümlede involved in procreation, those sözcüğünü niteler; those ise organs sözcüğünün yerini tutar. Procreation, çocuk veya yavru üretmeyi anlatan resmî bir isimdir. Creation sözcüğünün genel bir eş anlamlısı değildir; bu nedenle sanat eseri, ürün veya başka şeyler yapmayı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede procreation doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The machine speeds up the procreation of metal parts.
  2. The law protects personal decisions about procreation.
  3. The designer handled the procreation of a new logo.
Cevabı göster

The law protects personal decisions about procreation.

Watch this video to learn more about the evolution of animal genitalia

4:22

Hayvan cinsel organlarının evrimi hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu videoyu izleyin

or consider that humans are one of only five mammals on earth that menstruate.

4:26

veya insanların yeryüzünde adet gören sadece beş memeliden biri olduğunu düşünün.

Can you guess what the other four are?

4:31

Diğer dördünün ne olduğunu tahmin edebilir misiniz?

Watch this video to find out.

4:33

Öğrenmek için bu videoyu izleyin.