Hayvanlar hayvanat bahçesinde tutulmalı mı? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
943 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Neil ve Georgie, hayvanların hayvanat bahçelerinde tutulup tutulmaması gerektiğini değerlendiriyor. Destekleyenler koruma eğitimini ve üreme araştırmalarını öne çıkarırken karşı çıkanlar psikolojik sıkıntıya ve doğal yaşamın bütünüyle taklit edilememesine dikkat çekiyor. Tartışma, iki tarafın da güçlü gerekçeleri olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it takes two to tango — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bunun gerçek anlamıyla dansı anlatmadığını, başarının iki tarafın da gönüllü katılımını gerektirdiğini anlayın. İş birliği, ilişkiler, ortak sorumluluk ya da videodaki gibi hayvanların üremesi hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 2. Many studies and research have shown that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir iddiayı destekleyen kanıt olarak araştırma sunan resmî çerçeveyi tanıyın. Böylece kanıta dayalı akıl yürütmeyi kişisel görüşten ayırabilir, akademik veya kamusal tartışmalarda savınızı temellendirebilirsiniz. 3. Even zoos with large enclosures cannot fully mimic — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Even ... cannot fully ... yapısının önce elverişli bir koşulu kabul edip ardından süren sınırlılığı vurguladığını öğrenin. Görünüşte daha iyi koşullara rağmen bir şeyin hâlâ imkânsız ya da eksik olduğunu savunurken bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.

Hello,

0:07

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce bu.

And I'm Georgie.

0:11

Ve ben Georgie.

In this program,

0:13

Bu programda,

we're discussing a controversial topic Kelime

0:13

tartışmalı bir konuyu ele alıyoruz

that often produces strong feelings.

0:16

genellikle güçlü duygular uyandıran.

Kelime

a controversial topic: görüşleri bölen bir konu

Bu cümlede a controversial topic, ciddi görüş ayrılıklarına yol açan bir konu demektir. İnsanlar konunun doğru, kabul edilebilir veya adil olup olmadığı hakkında güçlü ve birbirine zıt görüşlere sahip olabilir. Bu ifade ayrıca dinleyicileri hassas veya duygu yüklü olabilecek bir tartışmaya hazırlar. Controversial yalnızca ilginç, zor veya karmaşık anlamına gelmez.

Alıştırma

Controversial kelimesini en doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The city plan is controversial because residents are sharply divided over it.
  2. The museum is controversial because it is interesting to visit.
  3. The instruction manual is controversial because it has many complicated steps.
Cevabı göster

The city plan is controversial because residents are sharply divided over it.

Should animals be kept in zoos? Dilbilgisi

0:18

Hayvanlar hayvanat bahçelerinde tutulmalı mı?

Dilbilgisi

Should animals be kept: should ile edilgen soru

Should animals be kept, Should + özne + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Özneye bir şey yapılıp yapılmaması gerektiğini sorar; burada animals, keep eylemine maruz kalır. Edilgen yapı, sorumlu kişileri belirtmeden hayvanları ve onlara nasıl davranıldığını öne çıkarır. Bu yapı kurallar, politikalar ve etik seçimler tartışılırken yaygındır.

Alıştırma

Recycle fiilinin doğru biçimini kullanarak edilgen should sorusunu tamamlayın: Should old phones ____ instead of thrown away?

Cevabı göster

be recycled

What's your opinion on this debate, Ton ve niyet

0:21

Bu tartışma hakkında senin fikrin nedir,

Neil?

0:22

Neil?

Ton ve niyet

What's your opinion on ...?: birini görüşünü belirtmeye davet etmek

What's your opinion on ...? on kelimesinden sonra belirtilen konu hakkında birinin görüşünü doğrudan sorar. Bu cümlede this debate konudur ve Neil cevap vermeye davet edilen kişidir. Bu soru yalnızca bir bilgi istemez; görüş alışverişi başlatır. Konuyu belirten isim öbeğini değiştirerek aynı kalıbı sınıf tartışmalarında, röportajlarda veya toplantılarda kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen soru kalıbını aynen tamamlayın: ____ the new school rule?

Cevabı göster

What's your opinion on

Oh, it's a really difficult question,

0:22

Oh, bu gerçekten zor bir soru,

Georgie.

0:24

Georgie.

I think there are good scientific reasons for having animals in zoos, Kalıp ifadeler

0:25

Hayvanları hayvanat bahçelerinde tutmak için iyi bilimsel nedenler olduğunu düşünüyorum,

Kalıp ifadeler

good scientific reasons for having: reasons for + -ing yapısı

good scientific reasons for having ifadesinde scientific nedenlerin türünü belirtir; good ise yalnızca hoş değil, güçlü veya sağlam temellere dayanan anlamındadır. İfade, bilimsel kanıtların hayvanları hayvanat bahçelerinde tutma uygulamasını destekleyebileceğini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp reason(s) for + isim veya -ing biçimidir. Burada for bir edattır; bu nedenle have, having biçimine dönüşür: reasons for having.

Alıştırma

Cümleyi reduce fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: There are strong environmental reasons for ____ food waste.

Cevabı göster

reducing

but also it seems to me a little bit sad and cruel Ton ve niyet

0:31

ama vahşi hayvanların kilit altında tutulması

Ton ve niyet

it seems to me: bir değerlendirmeyi kişisel görüş olarak belirtmek

it seems to me, ardından gelen sözlerin konuşanın kişisel izlenimi veya değerlendirmesi olduğunu gösterir. Burada sad and cruel değerlendirmesini yumuşatır; konuşan bunu tartışılmaz bir gerçek olarak sunmaz. Yaygın ve başka durumlarda da kullanılabilen bir yapı It seems to me that + yan cümle biçimidir. it konuşulan duruma işaret edebilir, to me ise değerlendirmenin kime ait olduğunu gösterir; seem burada görsel bir anlam taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümle, tartışmaya açık bir görüşü konuşanın temkinli kişisel değerlendirmesi olarak sunar?

  1. The timetable is definitely too tight.
  2. It seems to me that the timetable may be too tight.
  3. Everyone agrees that the timetable is too tight.
Cevabı göster

It seems to me that the timetable may be too tight.

Ton ve niyet

a little bit: olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatmak

a little bit, birbirine bağlı sad ve cruel sıfatlarını niteler. Olumsuz değerlendirmeyi sınırlı bir derece olarak sunar; bu da eleştirinin daha az kesin ve doğrudan duyulmasını sağlar. Gerçekten küçük bir dereceyi anlatabilir, ancak hassas bir tartışmada aynı zamanda sıkça yumuşatıcı olarak kullanılır. Eleştiri devam eder: konuşan durumu hâlâ sad and cruel olarak değerlendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede a little bit olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The instructions are a little bits confusing.
  2. The instructions are a little bit confusion.
  3. The instructions are a little bit confusing.
Cevabı göster

The instructions are a little bit confusing.

for wild animals to be locked up. Öbek fiiller

0:34

bana biraz üzücü ve acımasızca geliyor.

Öbek fiiller

be locked up: kapatılma ve özgürlük kaybı

Be locked up ifadesindeki lock up, birini veya bir hayvanı özgürce ayrılamayacağı şekilde bir yere kapatmak anlamına gelir. Cümlede be + geçmiş zaman ortacıyla edilgen yapı kullanılır; yani eyleme maruz kalan vahşi hayvanlardır ve kapalı tutulurlar. Buradaki up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı yönünü göstermez. İnsanlar veya hayvanlar için kullanıldığında ifadenin tamamı, be locked ifadesine göre özgürlük kaybını genellikle daha fazla vurgular.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The rescued animals should not be ____ in tiny cages.

Cevabı göster

locked up

For some, Anlatım akışı

0:37

Bazılarına göre,

zoos are a good way to teach people about nature

0:38

hayvanat bahçeleri insanlara doğayı öğretmenin iyi bir yolu

and save endangered species from extinction. Kalıp ifadeler

0:40

ve nesli tükenmekte olan türleri yok olmaktan kurtarır.

Anlatım akışı

For some,: bir grubun bakış açısını belirtme

For some, ardından gelen ifadeyi bir grubun bakış açısıyla sınırlar; 'bazı insanlara göre' anlamına gelir. Some kesin bir sayı belirtmez ve virgül, cümle başındaki çerçevenin bittiğini gösterir. Bu çerçeve, ifadeyi herkes için doğruymuş gibi sunmadan karşıt görüşleri düzenlemeye yardımcı olur. Bağlamda insanlardan söz edildiği açıksa grup genel bırakılabilir; daha kesin olmak için For some parents, ... örneğindeki gibi grup adlandırılabilir.

Alıştırma

İddiayı grubun bir bölümüyle sınırlayan, vurgulanmış iki sözcüklük başlangıç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, group projects are easier than working alone.

Cevabı göster

For some

Kalıp ifadeler

save endangered species from extinction: save A from B kalıbı

Save endangered species from extinction, nesli tükenmekte olan türlerin tamamen yok olmasını önlemek demektir. Yapı save A from B şeklindedir: A korunan kişi veya şey, B ise kaçınılan tehlike, zarar ya da kötü sonuçtur. Burada endangered species A, extinction ise B’dir. From bir yer ya da kaynak belirtmez; kaçınılan tehdidi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi save ve save A from B yapısında kullanılan edatla tamamlayın: Better drainage could ____ these homes ____ flood damage.

Cevabı göster

save · from

Others think separating animals from their natural habitat Kalıp ifadeler

0:43

Diğerleri ise hayvanları doğal yaşam alanlarından ayırmanın

is cruel and unnecessary.

0:46

acımasız ve gereksiz olduğunu düşünüyor.

Kalıp ifadeler

separating animals from their natural habitat: separate A from B kalıbı

Separate A from B, A’yı B’den ayırmak veya ikisini ayrı tutmak demektir. Burada animals A, hayvanların normalde yaşadığı doğal ortam olan their natural habitat ise B’dir. Separating biçimindeki -ing yapısı, eylemi separating ... is cruel and unnecessary yan cümlesinin öznesi yapar. Böylece konuşan kişi doğrudan eylemin kendisini değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi separate fiilinin -ing biçimi ve separate A from B yapısındaki edatla tamamlayın: ____ wet clothes ____ dry ones keeps the dry clothes fresh.

Cevabı göster

Separating · from

Either way, Anlatım akışı

0:48

Öyle ya da böyle,

with an estimated 700 million visitors every year, Dilbilgisi

0:49

her yıl tahminen 700 milyon ziyaretçiyle,

zoos remain popular.

0:53

hayvanat bahçeleri popülerliğini koruyor.

Anlatım akışı

Either way, ...: İki alternatifi aynı sonuca bağlamak

Either way, “iki olasılıktan veya görüşten hangisi doğru olursa olsun” anlamına gelir. Bu cümlede alternatiflerle ilgili tartışmayı geride bırakıp iki durumda da geçerli olan bir sonucu sunar: hayvanat bahçeleri popülerliğini koruyor. Bir söylem bağlayıcısı olarak bilgiyi düzenler; fiziksel bir yönü anlatmaz veya yol tarifi vermez. İki seçim, görüş ya da olası durumdan sonra gelen sonuç değişmiyorsa bu ifadeyi kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle iki alternatifi aynı sonuca bağlamak için Either way kullanıyor?

  1. We can meet online or at the library. Either way, bring your notes.
  2. We can meet online or at the library. By the way, the library closes at six.
  3. We can meet online or at the library. If we choose the library, we need to leave by six.
Cevabı göster

We can meet online or at the library. Either way, bring your notes.

Dilbilgisi

with an estimated 700 million visitors every year, ...: Ana cümleden önce arka plan verisi eklemek

With an estimated 700 million visitors every year, with + isim öbeğinden oluşan ve cümlenin başına getirilen bir with öbeğidir. Bağımsız zoos remain popular cümlesinden önce kısa bir arka plan verisi ekler; with öbeği tek başına ana cümle değildir. Burada estimated, 700 million sayısının yaklaşık olduğunu; every year ise zaman aralığını gösterir. Bu öbek veriyi arka plan veya ifadeyi destekleyen bilgi olarak sunar, ancak ziyaretçi sayısının bu ifadenin nedeni olduğunu açıkça söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle tam bir ana cümleden önce tahminî bir sayı eklemek için cümle başındaki with + isim öbeğini doğru kullanıyor?

  1. With estimating two million users, the app is already widely known.
  2. With an estimated two million users, the app is already widely known.
  3. With an estimated two million users, already widely known is the app.
Cevabı göster

With an estimated two million users, the app is already widely known.

But are they a good thing?

0:55

Peki bunlar iyi bir şey mi?

We'll be debating the pros and cons Kalıp ifadeler

0:57

Artılarını ve eksilerini tartışıyor olacağız

as well as learning some useful new words and phrases. Kalıp ifadeler

0:59

ve bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

the pros and cons: avantajlar ve dezavantajlar

The pros and cons, bir şeyin avantajlarını ve dezavantajlarını anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede debating the pros and cons, konunun hem olumlu hem de olumsuz yönlerini tartışmak anlamına gelir. Bu ikilide pros olumlu noktaları, cons ise olumsuz noktaları belirtir; burada iki sözcük de insanlardan söz etmez.

Alıştırma

“Avantajlar ve dezavantajlar” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Before choosing a new laptop, compare the ____ of each model.

Cevabı göster

pros and cons

Kalıp ifadeler

as well as: ikinci bir etkinlik eklemek

Bu cümlede as well as iki etkinliği birbirine bağlar: debating the pros and cons ve learning new words and phrases. “Ve ayrıca” anlamına yakındır; ancak genellikle ilk etkinliği ana bilgi, ikinci etkinliği ise ek bilgi olarak sunar. Bağlanan bölümler aynı -ing biçimine sahiptir: debating ... as well as learning. Benzer görevdeki ögeleri paralel biçimde kullanmak cümlenin daha kolay anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

İkinci etkinliği ekleyen, bu dersteki üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The team will be collecting donations ____ delivering meals.

Cevabı göster

as well as

And remember,

1:02

Ve unutmayın,

you can find all the vocabulary for this program

1:02

bu programın tüm kelimelerini bulabilirsiniz

on our website bbclearningenglish.com.

1:05

web sitemiz bbclearningenglish.com'da.

Now,

1:09

Şimdi,

I have a question for you,

1:09

sana bir sorum var,

Georgie.

1:10

Georgie.

In 2022,

1:11

2022'de,

five animals escaped from Sydney's Taronga Zoo in Australia.

1:13

Avustralya'nın Sidney kentindeki Taronga Hayvanat Bahçesi'nden beş hayvan kaçtı.

But were the escaped animals

1:17

Peki kaçan hayvanlar

A, elephants,

1:19

A, filler,

B, lions,

1:20

B, aslanlar,

or C, zebras?

1:22

yoksa C, zebralar mıydı?

Hmm,

1:23

Hmm,

I can imagine zebras running away from the zoo. Dilbilgisi

1:24

zebraların hayvanat bahçesinden kaçtığını hayal edebiliyorum.

Dilbilgisi

imagine zebras running away: imagine + isim + -ing biçimi

imagine + isim/zamir + -ing biçimi, o isim ya da zamirin eylemi yaptığı bir sahneyi zihinde canlandırmayı sağlar. imagine zebras running away ifadesinde kaçma eylemini zebras yapar; I ise bu zihinsel görüntüyü oluşturan kişidir, kaçan kişi değildir. Bu yapı, devam eden net bir sahneyi vurgular ve kimi ne yaparken hayal ettiğinizi söylemenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi Mia ve sing fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I can imagine ____ on stage.

Cevabı göster

Mia singing

Okay,

1:27

Tamam,

we'll find out the answer at the end of the program. Öbek fiiller

1:28

cevabı programın sonunda öğreneceğiz.

Öbek fiiller

we'll find out: bilmemekten bilmeye geçmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi edinmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelir. we'll find out ifadesinde konuşan kişiler cevabı henüz bilmiyordur ve programın sonunda öğreneceklerini düşünürler. Out yön bildirmez; phrasal verbün bir parçasıdır. Find out ifadesinden sonra bir isim öbeği ya da dolaylı soru gelebilir: find out the answer; find out who won.

Alıştırma

Cümleyi “cevabı öğrenmek” anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın: We don't know who won yet, but we'll ____ when the results are announced.

Cevabı göster

find out

Reporter William Lee Adams

1:31

Muhabir William Lee Adams

has been investigating the arguments for and against Kalıp ifadeler

1:33

lehine ve aleyhine olan argümanları araştırıyor

keeping animals in zoos

1:35

hayvanların hayvanat bahçelerinde tutulmasının

with BBC World Service program What in the World.

1:37

BBC World Service'in What in the World programıyla.

Kalıp ifadeler

the arguments for and against + aynı konu

the arguments for and against, bir fikri destekleyen gerekçeler ile o fikre karşı çıkan gerekçeler anlamına gelir. Buradaki arguments, gerekçeli savlar demektir; mutlaka kavga anlamına gelmez. for ve against, arkalarından gelen aynı konuya, yani keeping animals in zoos ifadesine bağlanır. Bu kalıbı tek bir tartışmanın iki tarafını düzenlemek için kullanabilirsin.

Alıştırma

Aynı konunun iki tarafındaki gerekçeleri anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamla: The class compared the ____ starting school later.

Cevabı göster

arguments for and against

Here,

1:40

Burada,

he gives two arguments in favor of zoos. Kalıp ifadeler

1:40

hayvanat bahçelerini destekleyen iki argüman sunuyor.

Kalıp ifadeler

in favor of + isim veya -ing biçimi

in favor of, bir kişiyi, planı veya eylemi desteklemek ya da onaylamak anlamına gelir. Cümlede arguments hayvanat bahçelerini destekler; favor burada bir görüşü belirtir, yapılan bir iyiliği değil. Kalıp in favor of biçiminde sabittir. of sözcüğünden sonra isim, zamir veya -ing biçimi gelir: in favor of the plan, in favor of it ya da in favor of changing the rule.

Alıştırma

Desteklemek anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamla: The committee voted ____ the new safety plan.

Cevabı göster

in favor of

Education is the primary reason that zoos give for why they should exist. Kelime

1:44

Eğitim, hayvanat bahçelerinin neden var olmaları gerektiğine dair öne sürdüğü birincil nedendir.

Kelime

the primary reason: bir nedeni ilk sıraya koymak

The primary reason, önem bakımından ilk sırada yer alan gerekçe demektir. Bu cümlede eğitim, hayvanat bahçelerinin varlığını haklı gösteren en önemli gerekçe olarak sunuluyor. Burada primary öncelik bildirir; “ilkokulla ilgili” veya “başlangıç düzeyinde” anlamına gelmez. Birden fazla olası neden veya gerekçe olduğunda ve en önemlisini belirtmek istediğinizde bu ifadeyi kullanın. Yaygın yapılar arasında the primary reason for + isim/-ing ve the primary reason (that/why) + yan cümle bulunur.

Alıştırma

Hangi cümlede primary “en önemli” anlamında kullanılmıştır?

  1. Safety is the primary reason for delaying the launch.
  2. We learned about primary colors in art class.
  3. Her son starts primary school in September.
Cevabı göster

Safety is the primary reason for delaying the launch.

The fact is, Anlatım akışı

1:48

Gerçek şu ki,

schoolchildren all over the world are often bussed to zoos. Notlar

1:49

dünyanın her yerindeki okul çocukları genellikle hayvanat bahçelerine otobüsle götürülür.

Anlatım akışı

The fact is, ifadesini vurgulu bir giriş olarak kullanmak

Cümle başındaki The fact is, dinleyiciye sonraki yan cümlenin tamamının odaklanılması gereken temel gerçek olduğunu bildirir. Burada okul çocuklarıyla ilgili ifade, sıradan bir ayrıntı olarak değil, önemli bir kanıt olarak sunulur. Bu ifade çoğu zaman tartışmayı tahminlerden veya önceki iddialardan uzaklaştırıp konuşanın belirleyici gördüğü gerçeğe döndürür. Bu nedenle vurgulu bir tınısı vardır ve bazen karşı tarafı düzeltiyormuş gibi de gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede The fact is, temel ve doğrulanabilir bir gerçeği tanıtmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The fact about the museum is on the noticeboard.
  2. The fact is, chocolate is the best flavor for everyone.
  3. The fact is, the museum has been closed since Monday.
Cevabı göster

The fact is, the museum has been closed since Monday.

Kalıp ifadeler

all over the world: dünya çapında geniş dağılım

All over the world, “dünya genelindeki birçok ülke ve bölgede” anlamına gelir. Bu cümlede okul çocuklarının nerede bulunduğunu açıklar: dünyanın birçok farklı yerindeki okul çocuklarından söz edilir. Buradaki all over, geniş bir alana yayılmayı ifade eder. Dünya'nın yüzeyini fiziksel olarak kaplamak anlamına gelmez ve istisnasız her yeri belirtmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi “dünya genelindeki birçok yerde” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Fans ____ watched the final.

Cevabı göster

all over the world

Kelime

are often bussed to zoos: bus fiilinin edilgen kullanımı

are often bussed to zoos ifadesinde bus, “otobüsle taşımak” anlamına gelen bir fiildir. Edilgen are bussed yapısında, ulaşım hizmetini alan okul çocukları özne konumundadır. Yeniden kullanılabilen kalıplar bus someone to a place ve someone be bussed to a place biçimindedir. Often genellikle be biçiminden sonra ve geçmiş zaman ortacından önce gelir: are often bussed.

Alıştırma

Be ile edilgen yapıyı ve Britanya İngilizcesindeki bussed yazımını kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday, the pupils ____ to the museum.

Cevabı göster

were bussed

I remember myself going to see lowland gorillas at Zoo Atlanta every single year. Kalıp ifadeler

1:51

Ben de her yıl Atlanta Hayvanat Bahçesi'ndeki ova gorillerini görmeye gittiğimi hatırlıyorum.

Kalıp ifadeler

every single year: tekrarın istisnasız olduğunu vurgulama

Every single year, «istisnasız her yıl» demektir. Burada single, every sözcüğünü güçlendirir; «bekâr» anlamına gelmez ve tek başına ayrı bir yılı anlatmaz. Every single + sayılabilen tekil isim yapısı hiçbir istisna olmadığını vurgular. Every single day, every single time ve every single person buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi «hiçbir yılı kaçırmadan» anlamına gelen vurgulu ifadeyle tamamlayın: We visit the same lake ____.

Cevabı göster

every single year

And the point of this was to introduce us to conservation. Anlatım akışı

1:56

Ve bunun amacı bizi doğa koruma fikriyle tanıştırmaktı.

Anlatım akışı

the point of this was to introduce: bir etkinliğin amacını belirtme

The point of this was to introduce..., daha önce anlatılan bir etkinliğin amacını belirtir: amaç, birinin bir şeyle ilk kez karşılaşmasını veya onu anlamaya başlamasını sağlamaktı. Burada point, puan veya yer değil, temel amaç ya da neden anlamındadır. Yapı the point of + etkinlik veya şey + be + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Açıklamayı ne olduğundan neden olduğuna taşır. Was, amacı geçmiş zamana yerleştirir; introduce us to conservation ise doğa korumayı anlamaya başlamamıza yardım etmek demektir.

Alıştırma

Güvenlik tatbikatının amacını açıklamak için cümleyi the point of ... was to ... yapısıyla tamamlayın: ____ the safety drill ____ help everyone find the exits.

Cevabı göster

The point of · was to

One argument for keeping animals in zoos

1:59

Hayvanları hayvanat bahçelerinde tutmayı savunan bir argüman

is to educate people about the importance of conservation, Kelime

2:01

insanları doğa korumanın önemi hakkında eğitmektir,

the protection of plants, animals,

2:05

bitkilerin, hayvanların

and the natural world from human damage.

2:07

ve doğal dünyanın insan tahribatından korunması.

Kelime

conservation: doğanın ve yaban hayatının korunması

Bu çevre bağlamında conservation, bitkileri, hayvanları, yaşam alanlarını ve doğal kaynakları gelecekte de var olabilmeleri için korumak ve dikkatle yönetmek demektir. Virgülden sonra gelen ve the protection of ile başlayan ifade, kelimenin bu cümledeki anlamını açıklar. Buradaki anlam, gündelik bir eşyayı yalnızca saklamak veya depolamak değildir. Çevre tartışmalarında wildlife conservation, nature conservation ve conservation efforts gibi kullanımlar yaygındır.

Alıştırma

Bu çevre cümlesinde conservation en doğrudan ne anlama gelir?

  1. doğayı ve yaban hayatını korumak ve dikkatle yönetmek
  2. yabani hayvanları esas olarak eğlence amacıyla sergilemek
  3. kişisel eşyaları bir saklama kutusuna koymak
Cevabı göster

doğayı ve yaban hayatını korumak ve dikkatle yönetmek

A second point is that zoos often invest in research programs Kalıp ifadeler

2:10

İkinci bir nokta da, hayvanat bahçelerinin genellikle nesli tükenmekte olan hayvanlara yardım eden

that help endangered animals.

2:13

araştırma programlarına yatırım yapmasıdır.

Kalıp ifadeler

often invest in research programs: invest in yapısını doğru kullanma

often invest in research programs ifadesindeki invest in, çalışmalarını desteklemek ve gelecekte yararlı sonuçlar elde etmek amacıyla programlara para, zaman veya başka kaynaklar ayırmak demektir. Invest fiilinden sonra, proje veya alandan önce in gelir: invest in research denir, invest research denmez. Often bir sıklık zarfıdır. Invest gibi sıradan bir fiille kullanıldığında genellikle fiilden önce gelir; bu nedenle often invest in research programs doğal sıralamadır.

Alıştırma

Hangi cümle bir üniversitenin tıbbi araştırmalara düzenli olarak kaynak ayırdığını doğal biçimde ifade eder?

  1. The university often invests at medical research programs.
  2. The university often invests in medical research programs.
  3. The university often invests medical research programs.
Cevabı göster

The university often invests in medical research programs.

Now, as we know, Anlatım akışı

2:15

Şimdi, bildiğimiz gibi,

pandas are notoriously reluctant to mate. Kelime

2:16

pandalar çiftleşme konusundaki isteksizlikleriyle ünlüdür.

Anlatım akışı

as we know: bilgiyi ortak arka plan olarak sunmak

as we know, ardından gelen bilgiyi konuşan kişi ile dinleyicilerin ortak bilgisi olarak sunan parantez niteliğinde bir ifadedir. Böylece bu bilgi, açıklamanın sonraki kısmı için arka plan olur. Burada dinleyicilerden pandalarla ilgili ifadeyi tamamen yeni bir iddia olarak değil, kabul edilmiş bir başlangıç noktası olarak görmeleri istenir. Bu ifade bilgiyi düzenler; iddianın doğru olduğuna dair kanıt sunmaz.

Alıştırma

Bir yönetici doğrulanmamış bir söylentiyi "As we know, the office will close next month." diyerek anlatmaya başlıyor. Bu kullanım uygun mudur?

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

Kelime

notoriously reluctant to mate: kötü yönüyle tanınan bir özellik

be reluctant to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya isteksiz olmak veya yaparken tereddüt etmek anlamına gelir. Burada mate, hayvanların cinsel yolla üremesini ifade eder. notoriously, bu özelliğin sorunlu veya istenmeyen olması nedeniyle yaygın biçimde bilindiğini anlatır. Dolayısıyla cümle, pandaların isteksizliğini yalnızca seyrek çiftleşmelerine ilişkin tarafsız bir gerçek olarak değil, iyi bilinen bir üreme zorluğu olarak sunar.

Alıştırma

Ev sahibinin küçük sorunları onarmaya isteksiz olmasıyla tanındığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The landlord is famously willing to repair minor problems.
  2. The landlord is notoriously eager to repair minor problems.
  3. The landlord is notoriously reluctant to repair minor problems.
Cevabı göster

The landlord is notoriously reluctant to repair minor problems.

The female pandas have a narrow window of fertility. Deyimler

2:20

Dişi pandaların çok dar bir doğurganlık penceresi vardır.

Deyimler

a narrow window of fertility: kısa bir doğurganlık dönemi

a narrow window of fertility ifadesindeki window, bir şeyin gerçekleşebileceği sınırlı bir süreyi anlatan zaman mecazıdır. Burada fertility hamile kalma olasılığını ifade eder; dolayısıyla ifade, dişi pandaların yalnızca kısa bir dönem boyunca hamile kalabileceği anlamına gelir. Narrow, bu zaman aralığının özellikle kısa olduğunu vurgular. Aynı zaman mecazı a window of opportunity ve a narrow window for action ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümlede a narrow window of fertility ne anlama gelir?

  1. Pandaların barınağındaki küçük bir açıklık
  2. Hamileliğin mümkün olduğu kısa bir dönem
  3. Her zaman üreyebilme şeklindeki kalıcı bir yetenek
Cevabı göster

Hamileliğin mümkün olduğu kısa bir dönem

Um,

2:23

Hmm,

they're solitary creatures Kelime

2:23

onlar yalnız yaşayan canlılardır

Kelime

solitary creatures: genellikle tek başına yaşayan hayvanlar

Solitary creatures, sosyal gruplar hâlinde yaşamak yerine normalde tek başına yaşayan veya zamanlarının çoğunu tek başına geçiren hayvanlardır. Burada solitary, bir hayvanın geçici olarak yalnız bulunmasını değil, türün olağan yaşam biçimini anlatır. Sözcük tarafsız ve nispeten resmîdir; doğa belgesellerinde ve zooloji yazılarında yaygın olarak kullanılır. Hayvanların arkadaşlık eksikliği yüzünden üzgün olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir hayvanın olağan olarak tek başına yaşama alışkanlığını hangi cümle doğal biçimde anlatır?

  1. Tigers are generally solitary animals.
  2. This tiger is alone while the others are nearby.
  3. This tiger feels lonely because its companion is gone.
Cevabı göster

Tigers are generally solitary animals.

and it takes two to tango when it comes to reproduction. Notlar

2:25

ve üreme söz konusu olduğunda tango için iki kişi gerekir (tek taraflı olmaz).

Deyimler

it takes two to tango: iki taraf da katılmalı

“It takes two to tango”, bir eylem ya da sonucun iki kişinin veya iki tarafın katılımını gerektirdiği anlamına gelen bir deyimdir. Tango iki kişilik bir dans olsa da bu ifade genellikle mecazidir; dans etmeye davet değildir. Burada üremenin hem bir erkek hem de bir dişi gerektirdiğini açıklar. Başka bağlamlarda aynı deyim karşılıklı iş birliğini vurgulayabilir veya iki tarafın da sorumluluğu paylaştığını ima edebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki deyimle tamamlayın: Both partners must work on the relationship because ____.

Cevabı göster

it takes two to tango

Kalıp ifadeler

when it comes to reproduction: konuyu üremeye odaklamak

“When it comes to reproduction”, “üreme hakkında konuşurken ya da üremeyi ele alırken” anlamına gelir. when it comes to kalıbı, cümlenin geri kalanının geçerli olduğu belirli konuyu veya alanı tanıtır. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: when it comes to safety, when it comes to this ya da when it comes to making decisions.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki konuya odaklanma kalıbıyla tamamlayın: ____ learning a language, regular practice matters.

Cevabı göster

When it comes to

But a lot of money in zoos,

2:28

Fakat hayvanat bahçelerindeki paranın büyük kısmı,

it goes to sort of find ways to encourage these animals to mate. Notlar

2:29

bu hayvanları çiftleşmeye teşvik etmenin yollarını bulmaya gidiyor.

Ton ve niyet

sort of: bir açıklamayı daha az kesin veya mutlak yapmak

Buradaki sort of, find ways ifadesinden önce gelen konuşma diline özgü bir yumuşatıcıdır. Yaklaşık olarak “bir bakıma” veya “aşağı yukarı” anlamı verir: konuşan kişi paranın nereye gittiğini kesin biçimde açıklamak yerine yaklaşık bir tanım sunar. Bu konumda “bir tür” anlamına gelmez. sort of bir fiil grubundan önce geldiğinde iddianın gücünü azaltabilir ve doğaçlama konuşmayı daha az kesin hâle getirebilir.

Alıştırma

“Maya sort of understands the rule,” cümlesinde sort of ne işe yarar?

  1. Maya'nın kuralı anladığı yönündeki ifadeyi daha az kesin yapar.
  2. Maya'nın bir tür kuralı anladığı anlamına gelir.
  3. Maya'nın kuralı tamamen ve kesin olarak anladığını gösterir.
Cevabı göster

Maya'nın kuralı anladığı yönündeki ifadeyi daha az kesin yapar.

Kalıp ifadeler

find ways to encourage someone to do something: birini harekete geçirecek yöntemler aramak

Bu ifade, yeniden kullanılabilen iki kalıbı birleştirir: find ways to do something, bir hedefe ulaşacak yöntemler aramak demektir; encourage someone or something to do something ise bir kişiyi veya hayvanı bir eyleme yöneltmek demektir. Burada these animals, encourage fiilinin nesnesidir; to mate ise eylemi belirtir. Şu sırayı koruyun: encourage + nesne + to-infinitive.

Alıştırma

Cümleyi find ways to do ve encourage someone to do yapılarını kullanarak tamamlayın: The coach is trying to ____ the players to communicate.

Cevabı göster

find ways to encourage

A second argument is that zoos protect endangered species Kalıp ifadeler

2:34

İkinci bir argüman ise, hayvanat bahçelerinin nesli tükenmekte olan türleri

from extinction through breeding.

2:37

üretim yoluyla yok olmaktan koruduğudur.

Kalıp ifadeler

protect A from B through C: tehlikeyi ve yöntemi belirtmek

Bu ifade protect A from B yapısını through + isim veya -ing biçimiyle birleştirir. Protect A from B, neyin güvende tutulduğunu ve hangi tehlikenin ya da sonucun önlendiğini belirtir; through ise kullanılan yöntemi belirtir. Burada endangered species A, extinction B, breeding ise yöntemdir. Bu nedenle through, bir yerin bir tarafından diğer tarafına geçmek değil, “aracılığıyla” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi protect, from ve through ile tamamlayın: The project aims to ____ endangered birds ____ extinction ____ habitat restoration.

Cevabı göster

protect · from · through

William mentions pandas,

2:39

William pandalardan bahsediyor,

animals which are reluctant,

2:41

'reluctant' (isteksiz) olan hayvanlar,

meaning slow and unwilling to reproduce.

2:42

yani üremekte yavaş ve gönülsüz olanlar.

Male and female pandas need a little help to make babies, Ton ve niyet

2:46

Erkek ve dişi pandaların bebek yapmak için biraz yardıma ihtiyacı vardır,

and zoos can provide this help.

2:49

ve hayvanat bahçeleri bu yardımı sağlayabilir.

Ton ve niyet

need a little help to make babies: üremeyi daha yumuşak bir şekilde anlatmak

Need a little help to make babies, pandaların üremek için desteğe ihtiyaç duyduğunu yumuşak ve gündelik bir şekilde anlatır. A little help, müdahalenin daha nazik ve daha az teknik duyulmasını sağlar; make babies ise daha resmî reproduce veya breed sözcüklerinin yerini alır. Bu hayvan bağlamında make babies, yavru üretmek anlamına gelir. Doğumdan sonra yavrulara bakma ya da insan çocuklarını yetiştirme konusunda bir tavsiye değildir.

Alıştırma

Bu cümlenin resmî bir bilimsel rapora uygun olup olmadığını değerlendirin: “The animals need help to make babies.”

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

William uses the idiom it takes two to tango

2:52

William 'it takes two to tango' (tango için iki kişi gerekir) deyimini kullanıyor

to describe an activity which needs two people,

2:55

iki kişiye ihtiyaç duyan bir faaliyeti tanımlamak için,

or in this case two pandas,

2:58

veya bu durumda iki pandanın,

to be willing to make something a success. Kalıp ifadeler

2:59

bir şeyi başarılı kılmak için istekli olmasını.

Kalıp ifadeler

make something a success: bir şeyi başarıya ulaştırmak

Make something a success, bir projenin, etkinliğin veya çabanın başarılı olmasını sağlamak anlamına gelir. Yapı make + nesne + isim tamamlayıcısı şeklindedir: something nesnedir, a success ise nesnenin ulaştığı sonucu belirtir. Burada success, «başarılı bir şey veya sonuç» anlamında sayılabilen bir isimdir; bu yüzden a tanımlığı gereklidir. Bu yapıda make something success dilbilgisel değildir.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + a success yapısıyla tamamlayın: We worked together to ____ the school fair ____.

Cevabı göster

make · a success

Now,

3:02

Şimdi,

let's turn to some of the arguments against zoos with Nikita Dhawan, Anlatım akışı

3:02

BBC World Service'in What in the World programında konuşan

Anlatım akışı

let's turn to: yeni bir konuya geçmek

Let's turn to, konuşmacının tartışmayı yeni bir konuya, kişiye, kaynağa veya bölüme taşıdığını gösterir. Burada to ifadesinden sonra some of the arguments against zoos gelir ve dinleyiciler bir sonraki bölüme yönlendirilir. Bu, bilgiyi düzenleyen bir geçiş işaretidir; bedeni çevirmeye yönelik bir istek değildir. Dinleyicilere odağın değiştiğini bildirir.

Alıştırma

Geçiş cümlesini öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We have discussed the causes; now, let's ____ possible solutions.

Cevabı göster

turn to

a 19-year-old animal rights activist from India, Kültür

3:06

Hindistan'dan 19 yaşındaki bir hayvan hakları aktivisti olan Nikita Dhawan ile

Kültür

animal rights activist: hayvan haklarının aktif savunucusu

Animal rights activist, hayvanların hakları olduğu ve sömürülmemeleri ya da zarar görmemeleri gerektiği düşüncesini aktif biçimde savunan veya bu konuda kampanya yürüten kişidir. Burada rights, “doğru cevaplar” değil, yasal ya da ahlaki haklar anlamına gelir; activist ise değişim için kamu önünde çalışan kişiyi ifade eder. Bir kimlik etiketi olarak bu ifade, kişinin kamusal bir tartışmaya hangi bakış açısını getirebileceğini gösterir. Ardından insanların hayvanlara ne yapması veya ne yapmaması gerektiğine odaklanan savların geleceğini tahmin etmeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi açıklama animal rights activist ifadesine en uygun karşılıktır?

  1. Hayvan hakları için aktif biçimde kampanya yürüten bir kişi
  2. Ziyaretçi etkinlikleri planlayan bir hayvanat bahçesi çalışanı
  3. İşi hasta hayvanları tedavi etmek olan bir veteriner
Cevabı göster

Hayvan hakları için aktif biçimde kampanya yürüten bir kişi

who spoke to BBC World Service program What in the World.

3:10

hayvanat bahçelerine karşı bazı argümanlara bakalım.

I don't think zoos should exist for several reasons. Anlatım akışı

3:13

Birkaç nedenden dolayı hayvanat bahçelerinin var olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Anlatım akışı

for several reasons: nedenler listesini önceden bildirmek

Bu cümlede for several reasons, görüşün ardından gelir ve onu destekleyen birden fazla nedenin açıklanacağını bildirir. Yalnızca nedenlerin var olduğunu söylemez; dinleyici için yapısal bir işaret görevi görür. Bilginin düzeni şöyledir: önce görüş belirtilir, ardından destekleyici nedenler sıralanır. Daha uzun bir yanıtta first, another reason ve finally gibi devam işaretlerini dinleyin.

Alıştırma

Bu cümlede for several reasons ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Ardından gelecek destekleyici nedenler listesini önceden bildirir.
  2. Konuşmacının açıklamasını tamamladığını gösterir.
  3. Bir görüş belirtmeden konuyu değiştirir.
Cevabı göster

Ardından gelecek destekleyici nedenler listesini önceden bildirir.

The first one being the zoos' detrimental impact Notlar

3:16

Bunlardan ilki, hayvanat bahçelerinin

on both the physical and psychological health of animals. Dilbilgisi

3:18

hayvanların hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı üzerindeki zararlı etkisidir.

Anlatım akışı

The first one being: listedeki ilk maddeyi tanıtmak

The first one being, bir listedeki ilk maddeyi tanıtır ve being sözcüğünden sonra gelen kısmı bu maddenin içeriği olarak sunar. Birden fazla nokta içeren bir yanıtın takip edilmesini kolaylaştırır. Buradaki being, şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. Bu ifade, The first one is ... anlamına gelen kısaltılmış bir sıralama yapısıdır. Normalde daha büyük bir cümleye veya konuşmada devam eden bir listeye bağlıdır.

Alıştırma

The first one being, We faced two problems, the first one being a lack of time? cümlesinde ne işe yarar?

  1. İlk sorunun hâlâ devam ettiğini söyler.
  2. İlk sorunun içeriğini tanıtır.
  3. Hangi sorunun önce gerçekleştiğini sorar.
Cevabı göster

İlk sorunun içeriğini tanıtır.

Kalıp ifadeler

detrimental impact on: zararlı etkiyi anlatan resmî bir eşdizim

detrimental impact on, bir kişi veya şey üzerindeki zararlı etki anlamına gelir. Detrimental, impact sözcüğünü açıkça olumsuz hâle getirir; on ise etkilenen kişi, grup veya şeyi belirtir. Kullanışlı kalıp a, the veya bir iyelik yapısı + detrimental impact on + etkilenen hedef şeklindedir. Örneğin a detrimental impact on health veya its detrimental impact on trade denebilir.

Alıştırma

Cümleyi detrimental, impact ve doğru edatı kullanarak tamamlayın: Long-term stress can have a ____ concentration.

Cevabı göster

detrimental impact on

Dilbilgisi

both the physical and psychological health: paralel yapı

both A and B iki ögeyi bağlar ve ikisinin de kapsandığını belirtir. Burada physical ve psychological, health adını ortaklaşa niteleyen paralel sıfatlardır; bu nedenle ifade hayvan sağlığının iki yönünü kapsar. both ... and ile bağlanan ögeleri aynı dil bilgisel biçimde tutun. İki sıfat tek bir adı paylaştığında bu kalıp, eşit derecede önemli iki niteliği açık ve öz biçimde sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede both ... and iki paralel sıfatı bağlıyor?

  1. The program supports both physical and emotional health.
  2. The program supports both physically and emotional health.
  3. The program supports both physical and emotionally health.
Cevabı göster

The program supports both physical and emotional health.

Many studies and research have shown that many animals in zoos and aquariums Anlatım akışı

3:22

Birçok çalışma ve araştırma, hayvanat bahçeleri ve akvaryumlardaki birçok hayvanın

display abnormal behaviors like head bobbing, Kalıp ifadeler

3:26

kafa sallama gibi anormal davranışlar sergilediğini göstermiştir,

Anlatım akışı

Many studies and research have shown that: araştırma bulgusunu tanıtmak

Bu cümlede have shown that, araştırmayla desteklenen bir sonucu tanıtır. have shown ifadesinden önceki özne kanıtın kaynağını belirtir; that sonrasındaki yan cümle ise bulguyu verir. Burada show, “bir şeyi sergilemek” değil, “bir sonucu destekleyen kanıt sunmak” anlamındadır. Bu çerçeve cümleyi önce kanıt, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Present perfect yapıdaki have shown, bulguyu bugüne kadar birikmiş kanıt olarak da sunar; böylece iddia yalnızca kişisel bir görüş değil, araştırmaya dayalı bir sonuç gibi duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle bir araştırma bulgusunu doğal biçimde tanıtır?

  1. Research has shown that regular breaks can improve concentration.
  2. Many research have shown that regular breaks can improve concentration.
  3. Research have shown that regular breaks can improve concentration.
Cevabı göster

Research has shown that regular breaks can improve concentration.

Kalıp ifadeler

display abnormal behaviors: gözlemlenebilir anormal davranışlar göstermek

Bu cümlede display abnormal behaviors, “olağan ya da sağlıklı örüntünün dışındaki gözlemlenebilir davranışları göstermek” anlamına gelir. Burada display geçişli bir fiildir ve abnormal behaviors onun doğrudan nesnesidir; hayvanların izleyicilere kasıtlı olarak bir şey sunduğu anlamına gelmez. display fiilinin bu kullanımı, gözlemlenebilen şeylerin nesnel anlatımlarında yaygındır. Yeniden kullanılabilecek yapı display + gözlemlenebilir bir davranış, belirti, semptom veya özelliktir.

Alıştırma

Hangi cümlede display, “gözlemlenebilir bir davranış veya belirti göstermek” anlamında kullanılmıştır?

  1. During the checkup, the cat displayed signs of severe stress.
  2. The museum displayed the new sculpture near the entrance.
  3. The biologist displayed about the animal's behavior.
Cevabı göster

During the checkup, the cat displayed signs of severe stress.

pacing, stereotypical behaviors, Kelime

3:29

volta atma, basmakalıp davranışlar,

Kelime

stereotypical behaviors: hayvanların tekrarlanan, sabit hareketleri

Bu hayvan refahı bağlamında stereotypical behaviors ifadesi, çoğu zaman açık ve anlık bir amacı olmayan, tekrarlanan ve sabit hareket ya da davranış örüntülerini anlatır. Yakındaki head bobbing ve pacing örnekleri, kastedilen anlamı gösterir. Sıfat davranışın biçimini açıklar: benzer bir eylem tekrar tekrar gerçekleşir. Bir toplumsal grup hakkındaki inancı anlatmaz.

Alıştırma

Bu hayvan refahı bağlamında stereotypical behaviors ne anlama gelir?

  1. Ziyaretçileri eğlendirmek için öğretilen numaralar
  2. Bir insan grubu hakkındaki sabit inançlar
  3. Açık bir anlık amacı olmayan, tekrarlanan ve sabit eylemler
Cevabı göster

Açık bir anlık amacı olmayan, tekrarlanan ve sabit eylemler

signs of mental distress. Kalıp ifadeler

3:31

zihinsel sıkıntı belirtileri.

Kalıp ifadeler

signs of mental distress: psikolojik sıkıntının gözlemlenebilir belirtileri

Signs of mental distress, bir insanın veya hayvanın ciddi psikolojik sıkıntı yaşıyor ya da durumla başa çıkmakta zorlanıyor olabileceğini gösteren gözlemlenebilir ipuçları demektir. signs of + isim yapısı, bir durumun belirtilerini adlandırır. Bu ifade olası uyarı işaretlerine dikkat çeker; tek başına profesyonel bir tanı konduğunu belirtmez.

Alıştırma

Ciddi psikolojik sıkıntının gözlemlenebilir ipuçları anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The counsellor noticed several changes that might be ____.

Cevabı göster

signs of mental distress

The second reason I would say is that Ton ve niyet

3:32

Söyleyebileceğim ikinci neden ise

Ton ve niyet

I would say: kişisel bir değerlendirmeyi yumuşatmak

I would say, yanındaki ifadeyi konuşanın üzerinde düşünülmüş kişisel değerlendirmesi olarak sunan yumuşatıcı bir kalıptır. The second reason I would say is that... cümlesinde kısa bir ara söz gibi işlev görür; temel yapı The second reason is that... şeklindedir. Burada would geçmiş zamana gönderme yapmaz. Güçlü bir şüpheyi mutlaka göstermeden, iddiayı daha az kesin ve biraz daha temkinli hâle getirir.

Alıştırma

I would say bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Nedeni, konuşanın üzerinde düşünülmüş görüşü olarak sunar.
  2. Konuşanın bu nedeni geçmişte söylediğini gösterir.
  3. Nedenin tartışılmaz bir gerçek olduğunu garanti eder.
Cevabı göster

Nedeni, konuşanın üzerinde düşünülmüş görüşü olarak sunar.

zoos cannot mimic the natural habitat Kalıp ifadeler

3:35

hayvanat bahçeleri doğal yaşam alanlarını taklit edemez

of animals in the wild. Kalıp ifadeler

3:37

vahşi doğadaki hayvanların.

Kalıp ifadeler

mimic the natural habitat: doğal yaşam alanının özelliklerini taklit etmek

Bu cümlede mimic the natural habitat, hayvanların doğal olarak yaşadığı ortamın temel özelliklerini yeniden oluşturmak anlamına gelir. Anlatılmak istenen, bir hayvanat bahçesinin aynı doğal koşulları bütünüyle sağlayamayacağıdır. Mimic geçişli bir fiildir; kopyalanan şey doğrudan fiilden sonra gelir: mimic + the natural habitat. Burada bir kişinin sesini veya hareketlerini taklit etmekten ziyade çevresel özellikleri kopyalamayı anlatır.

Alıştırma

Yapay bir ortamı anlatırken mimic fiilini doğrudan nesneyle doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new enclosure is designed to mimic like the natural habitat of the lizards.
  2. The new enclosure is designed to mimic the natural habitat of the lizards.
  3. The new enclosure is designed to mimic as the natural habitat of the lizards.
Cevabı göster

The new enclosure is designed to mimic the natural habitat of the lizards.

Kalıp ifadeler

in the wild: doğal ortamda yaşamak

In the wild, esaret veya yakın insan kontrolü dışında, doğal ortamda anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Bu cümlede hayvanları tanımlar ve doğal olarak yaşadıkları ortamı belirtir. Burada the wild, doğal ve insan eliyle işlenmemiş dünyayı ifade eden bir isim öbeğidir. Bu ifadede wild, çılgın anlamına gelmez.

Alıştırma

Gözlemin kurtların doğal ortamında yapıldığını açıkça belirten cümle hangisidir?

  1. The researchers' observation was wild.
  2. Researchers observed the wolves in the wild.
  3. Researchers observed the wild wolves in a wildlife park.
Cevabı göster

Researchers observed the wolves in the wild.

Nikita argues that being enclosed in a zoo is so stressful for wild animals, Dilbilgisi

3:39

Nikita, bir hayvanat bahçesine kapatılmanın vahşi hayvanlar için o kadar stresli olduğunu savunuyor ki,

it leads to abnormal behavior,

3:44

bu anormal davranışlara yol açıyor,

Dilbilgisi

being enclosed in a zoo: özne görevindeki edilgen -ing öbeği

Being enclosed in a zoo, that ile başlayan yan cümlenin öznesi olan bir -ing öbeğidir. “Hayvanat bahçesinde kapalı tutulma” durumunun tamamını tek bir konu olarak ele alır; is ise bu durumu açıklayan fiildir. Being + enclosed edilgen bir yapıdır: kapatma eylemine maruz kalanlar vahşi hayvanlardır. Bu ifade, hayvanların başka birini veya bir şeyi kapattığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: ____ indoors all day can be difficult for an active dog.

Cevabı göster

Being kept

Dilbilgisi

so stressful ... it leads to: derecenin ardından gelen sonuç

Bu konuşma akışında so, stressful sözcüğünün derecesini güçlendirir ve bir sonuca işaret eder. Sonraki it leads to abnormal behavior yan cümlesi bu sonucu belirtir; it, hayvanat bahçesinde kapalı tutulma durumunu gösterir. İfadenin tamamı, bu durumun son derece stresli olduğunu ve bu nedenle anormal davranışlara yol açtığını anlatır. Özenli yazıda ilişkiyi so + sıfat + that + sonuç yan cümlesiyle açıkça gösterin: Being enclosed in a zoo is so stressful for wild animals that it leads to abnormal behavior. Burada so ... that, derecenin sonucu doğuracak kadar yüksek olduğunu anlatır.

Alıştırma

Standart so ... that sonuç yapısını tamamlayın: The room was ____ noisy ____ we couldn't hear the teacher.

Cevabı göster

so · that

behavior that is different and worse

3:46

normalde beklenenden

from what would normally be expected. Dilbilgisi

3:48

farklı ve daha kötü olan davranışlar.

Dilbilgisi

karşılaştırma ölçütü olarak what would normally be expected

Bu cümlede what would normally be expected, normal koşullarda insanların genellikle bekleyeceği sonuç veya davranış anlamına gelir. What ile başlayan yan cümlenin tamamı karşılaştırma ölçütünü verir. Buradaki would geleceğe ilişkin bir tahmin yapmaz. Varsayımsal bir normal durum kurar. be expected edilgen yapıdadır çünkü beklentiyi kimin taşıdığı önemli değildir.

Alıştırma

Hedef yan cümleyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The result was very different from ____.

Cevabı göster

what would normally be expected

Examples of this include animals pacing their cages in circles and rocking, Kalıp ifadeler

3:51

Bunun örnekleri arasında kafeslerinde daireler çizerek volta atan ve sallanan,

bar biting, and even self-harm. Kelime

3:56

parmaklıkları ısıran ve hatta kendine zarar veren hayvanlar yer alıyor.

Kalıp ifadeler

pacing their cages in circles: huzursuz biçimde tekrar tekrar daireler çizerek yürüme

Burada pacing their cages in circles, hayvanların kafeslerin içinde yaklaşık olarak aynı dairesel yolu izleyerek tekrar tekrar yürümesi anlamına gelir. Pace huzursuz ve tekrarlanan yürüyüşü anlatır; çoğu zaman stres, engellenmişlik veya kapalı kalma durumunu düşündürür. Pace, pace the room veya pace the cage örneklerinde olduğu gibi bir yeri doğrudan nesne olarak alabilir. pace around the room veya pace in circles gibi yapılarda da kullanılır. Burada hız belirlemek veya hızı kontrol etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede pacing örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. Before the results were announced, Maya kept pacing back and forth in the hallway.
  2. The director was pacing the film to keep the audience interested.
  3. The cyclist was pacing himself so he would have energy at the end.
Cevabı göster

Before the results were announced, Maya kept pacing back and forth in the hallway.

Kelime

even self-harm: en ciddi örneği vurgulamak

Self-harm, bir hayvanın veya insanın kendi bedenine fiziksel zarar verdiği davranışı anlatan özel ve hassas bir terimdir. Burada hayvanların kendilerini yaralaması kastedilir; yalnızca sağlıksız bir davranış ya da dışarıdan kaynaklanan bir zarar kastedilmez. Bu sıralamada even, en ciddi ve kaygı verici örneği sunar. Even self-harm, örneklerin özellikle endişe verici olan kendine zarar verme durumunu bile içerdiğini belirtir.

Alıştırma

Self-harm kullanımını doğru biçimde açıklayan ifade hangisidir?

  1. Self-harm, kişinin kendi bedenine fiziksel zarar verdiği davranış için kullanılan özel bir terimdir.
  2. Self-harm, sağlıksız olabilecek her sıradan seçim anlamına gelir.
  3. Self-harm her zaman intihar girişimi anlamına gelir.
Cevabı göster

Self-harm, kişinin kendi bedenine fiziksel zarar verdiği davranış için kullanılan özel bir terimdir.

And they're so common in captive animals, Kelime

3:59

Ve bunlar tutsak hayvanlarda o kadar yaygın ki,

there's a name for it, Anlatım akışı

4:00

bunun bir adı var,

zoochosis. Kültür

4:02

zoochosis (hayvanat bahçesi hastalığı).

Kelime

in captive animals: insan kontrolü altında tutulan hayvanlar arasında

Captive animals, insanlar tarafından tutulan ve kontrol edilen, genellikle hayvanat bahçesi, laboratuvar, koruma merkezi veya benzeri bir yerde yaşadığı için doğada özgürce yaşayamayan hayvanları ifade eder. Captive, hayvanların yakalandığı anı değil, devam eden kısıtlı durumlarını anlatır. In captive animals ifadesindeki in, o grubun içinde veya üyeleri arasında anlamına gelir. Cümle, bu davranışların söz konusu kısıtlamalar altında yaşayan hayvanlar arasında yaygın olduğunu söyler.

Alıştırma

Cümleyi in captive animals ifadesindeki sıfatla tamamlayın: The centre provides lifelong care for ____ animals.

Cevabı göster

captive

Anlatım akışı

there's a name for it: bir terimi tanıtmak

There's a name for it, az önce açıklanan durumun veya örüntünün tanınan ya da yaygın olarak kullanılan bir adı olduğunu belirtir. Dinleyiciyi sırada gelecek terime hazırlar; bu cümlede o terim zoochosis'tir. it zamiri tek bir hayvana değil, daha önce anlatılan olgunun tamamına gönderme yapar. Yaygın bilgi düzeni şöyledir: olguyu açıkla, there's a name for it de ve ardından adı ver.

Alıştırma

Açıklamayı yerleşik terime bağlayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Many people fear being without their phone. ____: nomophobia.

Cevabı göster

There's a name for it

Kültür

zoochosis: esaret altındaki hayvanlarda stresle ilişkili davranış

Zoochosis, çoğunlukla hayvan refahı tartışmalarında ve popüler medyada kullanılan klinik olmayan bir terimdir. Bazı esaret altındaki hayvanlarda görülen, ileri geri yürüme veya sallanma gibi tekrarlayıcı ve görünüşte anormal davranışları anlatır. Bu davranışlar sıklıkla uzun süreli stres, uyaran eksikliği veya kısıtlayıcı koşullarla ilişkilendirilir. Burada sözcük, daha önce anlatılan olguyu adlandırır. Zoo ile psychosis sözcüklerini birleştirse de insanlardaki psychosis ile aynı şey veya resmî bir veterinerlik tanısı olarak görülmemelidir.

Alıştırma

Bu hayvan refahı bağlamında zoochosis ne anlama gelir?

  1. bazı esaret altındaki hayvanların tekrarlayıcı anormal davranışları için kullanılan klinik olmayan bir hayvan refahı terimi
  2. hayvanat bahçelerinin yakınında zaman geçiren insanlara yönelik bir psikiyatrik tanı
  3. hayvanat bahçesi hayvanlarında bulunan her hastalığın bilimsel adı
Cevabı göster

bazı esaret altındaki hayvanların tekrarlayıcı anormal davranışları için kullanılan klinik olmayan bir hayvan refahı terimi

Even zoos with large enclosures Dilbilgisi

4:03

Büyük muhafazalara sahip hayvanat bahçeleri bile

cannot fully mimic or copy the natural habitats

4:05

doğal yaşam alanlarını ve bu hayvanların vahşi doğada keyif alacağı

and open spaces these animals would enjoy in the wild.

4:08

açık alanları tam olarak taklit edemez veya kopyalayamaz.

Dilbilgisi

Even ... cannot fully ...: güçlü bir durumu kabul ederken sınırı korumak

Even zoos with large enclosures önce görünüşte avantajlı bir durumu sunar: bu hayvanat bahçeleri diğer birçok hayvanat bahçesinden daha geniş alana sahiptir. Ardından cannot fully mimic olumsuz sonucu korur. Ana fikir, daha iyi koşullarda bile sınırlamanın devam etmesidir. Tekrar kullanılabilen kalıp Even + güçlü veya avantajlı bir durum + cannot fully + fiil şeklindedir. Burada even olumlu bir iddiayı güçlendirmez, ödünleme kurar; fully ise dereceyi sınırlar. Bir ölçüde taklit mümkün olabilir, ancak tam taklit mümkün değildir.

Alıştırma

Even ... cannot fully ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the most detailed map ____ show every recent change.

Cevabı göster

Even · cannot fully

And imagine how a polar bear,

4:11

Ve donmuş Kuzey Kutbu'nda yaşam için evrimleşmiş

evolved for life in the frozen Arctic, Dilbilgisi

4:13

bir kutup ayısının,

would feel trapped in a zoo in a much warmer country. Kalıp ifadeler

4:15

çok daha sıcak bir ülkedeki bir hayvanat bahçesinde kapana kısılınca nasıl hissedeceğini hayal edin.

Dilbilgisi

evolved for life in the frozen Arctic: virgüllerle ayrılmış geçmiş zaman ortacı niteleyicisi

evolved for life in the frozen Arctic, virgüllerle ayrılmış bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. a polar bear ifadesini niteler ve hayvanın evrim yoluyla donmuş Kuzey Kutbu'ndaki yaşama uygun olduğunu belirten arka plan bilgisi ekler. Bu öbek, cümlenin çekimli ana fiili değildir. Temel yapı imagine how a polar bear would feel şeklindedir. Bu kısa niteleyici, kısaltılmış bir ilgi cümleciği gibi işlev görür ve a polar bear that has evolved for life in the frozen Arctic şeklinde açılabilir.

Alıştırma

evolved for life in the frozen Arctic cümlede hangi dil bilgisel görevi üstlenir?

  1. Cümlenin çekimli ana fiilidir.
  2. a zoo in a much warmer country ifadesini niteler.
  3. a polar bear hakkında arka plan bilgisi veren, virgüllerle ayrılmış bir geçmiş zaman ortacı niteleyicisidir.
Cevabı göster

a polar bear hakkında arka plan bilgisi veren, virgüllerle ayrılmış bir geçmiş zaman ortacı niteleyicisidir.

Kalıp ifadeler

would feel trapped in a zoo: hayal edilen bir duygu

Bu cümlede would feel, kutup ayısının o durumda bulunması hâlinde hissedeceği duyguyu hayal edilen bir sonuç olarak anlatır. Buradaki would koşullu bir anlam taşır; geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz. Feel sözcüğünden sonra gelen trapped sıfatı, ayrılamama veya özgürce yaşayamama hissini belirtir; in a zoo ise yeri gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp would feel + sıfat biçimindedir ve çoğunlukla başkasının deneyimini hayal etmek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle varsayımsal bir durumda hayal edilen duyguyu doğal biçimde anlatır?

  1. If the lights went out, the child would feel scared in the empty house.
  2. When the lights went out every night, the child used to feel scared in the empty house.
  3. If the lights went out, the child would scare the empty house.
Cevabı göster

If the lights went out, the child would feel scared in the empty house.

Some zoologists have compared zoochosis Kalıp ifadeler

4:19

Bazı zoologlar zoochosis'i

to human traumas like post-traumatic stress disorder, Kültür

4:21

travma sonrası stres bozukluğu gibi insan travmalarına benzetti,

but say it's even more damaging. Dilbilgisi

4:25

ancak bunun daha da zarar verici olduğunu söylüyorlar.

Kalıp ifadeler

have compared zoochosis to: compare A to B kalıbı

Compare A to B, B ile anlamlı bir benzerliğe dikkat çekerek A'yı açıklamak veya değerlendirmek demektir. Burada zoochosis A, human traumas ise B'dir. To bir yönü veya varış noktasını değil, karşılaştırılan ögeyi belirtir. Have compared present perfect yapısındadır: şimdiki zamandan önce yapılmış ve güncel tartışmayla ilgili olan bir karşılaştırmayı aktarır. Bu karşılaştırma benzerlik olduğunu gösterir; A ile B'nin tamamen aynı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Compare A to B yapısında kullanılan edatla benzetmeyi tamamlayın: The coach compared building stamina ____ charging a battery.

Cevabı göster

to

Kültür

post-traumatic stress disorder (travma sonrası stres bozukluğu, PTSD)

Post-traumatic stress disorder, genellikle PTSD olarak kısaltılan bir ruh sağlığı bozukluğunun resmî adıdır. Bir kişi ağır biçimde travmatik bir olayı yaşadıktan veya böyle bir olaya tanık olduktan sonra gelişebilir. Buradaki traumatic, “ciddi fiziksel veya psikolojik zararla ilgili” demektir; “dramatik” anlamına gelmez. Bu cümlede terim, zoochosis ile karşılaştırma yapmak için kullanılan “insan travmalarına” bir örnektir. Bu karşılaştırma zoochosis'in çok ciddi olarak anlatıldığını gösterir; ikisinin aynı tanıyı taşıyan durumlar olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede post-traumatic stress disorder ne anlama geliyor?

  1. Travmayla ilişkili, kabul görmüş bir ruh sağlığı bozukluğu
  2. Bir tiyatro oyununda rol almaktan kaynaklanan stres
  3. Kısa süreli gündelik gerginlik
Cevabı göster

Travmayla ilişkili, kabul görmüş bir ruh sağlığı bozukluğu

Dilbilgisi

but ... even more damaging: yön değiştirip karşılaştırmayı güçlendirme

But, karşılaştırmadan sonra düşüncenin yönünü değiştirir. Zoologlar önce zoochosis'i ciddi bir insan travmasıyla karşılaştırır, ardından daha güçlü bir değerlendirme ekler: zoochosis'in bu karşılaştırma noktasından daha zarar verici olduğunu söylerler. Even, more damaging karşılaştırma yapısını güçlendirir. “Daha da yüksek bir derecede” anlamına gelir ve çoğu zaman sonucun zaten ciddi olan veya beklenen düzeyi aştığını belirtir. Say fiilinin öznesi hâlâ Some zoologists'tir ve it, zoochosis'i ifade eder.

Alıştırma

Karşılaştırmayı güçlendirmek için but ve even kullanarak yeni cümleyi tamamlayın: The first route is risky, ____ the mountain path is ____ dangerous.

Cevabı göster

but · even more

For captive animals,

4:27

Tutsak hayvanlar için,

everything, including the air they breathe, Anlatım akışı

4:28

soludukları hava dahil her şey,

is traumatic.

4:30

travmatiktir.

Anlatım akışı

including the air they breathe: everything ifadesinin kapsamını güçlendirmek

including the air they breathe ifadesi, geniş kapsamlı everything kümesinin içindeki belirli bir unsuru göstermek için everything’den sonra eklenmiştir. Bu, including ile kurulan bir ara sözdür; çıkarıldığında ana cümle dil bilgisi bakımından yine tamamlanmış olur. Hava temel ve kaçınılmazdır. Bu nedenle onun örnek olarak seçilmesi, everything ifadesinin gerçekten her şeyi kapsadığı hissini güçlendirir. Konuşmacı konuyu hava kalitesine çevirmemektedir; bu ara ayrıntı, hayvanların bütün tutsaklık ortamının travmatik olduğu iddiasını kuvvetlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede including the air they breathe ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuyu esaret altındaki hayvanlardan hava kirliliğine çevirir.
  2. İddiayı yalnızca havanın travmatik olduğu anlamıyla sınırlar.
  3. Çarpıcı bir örnek vererek everything ifadesinin gerçekten her şeyi kapsadığı hissini yaratır.
Cevabı göster

Çarpıcı bir örnek vererek everything ifadesinin gerçekten her şeyi kapsadığı hissini yaratır.

We've heard a few arguments for and against

4:32

Lehte ve aleyhte birkaç argüman duyduk

keeping animals in zoos.

4:34

hayvanların hayvanat bahçelerinde tutulması konusunda.

What do you think, Neil?

4:36

Ne düşünüyorsun, Neil?

Have you changed your opinion at all? Kalıp ifadeler

4:37

Fikrin hiç değişti mi?

Kalıp ifadeler

at all: en küçük dereceyi bile sormak

Bu soruda at all, “herhangi bir ölçüde, azıcık bile olsa” anlamına gelir. Ölçütü en alt düzeye indirir: konuşmacı fikrin tamamen tersine dönüp dönmediğini değil, herhangi bir miktarda değişip değişmediğini sorar. Bu ifade, en küçük dereceye odaklanmak için sorularda ve olumsuz cümlelerde sıkça kullanılır. Burada “her yerde” veya “bütün yerlerde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Soruyu, dersteki “herhangi bir ölçüde, azıcık bile olsa” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Did the new evidence change your mind ____?

Cevabı göster

at all

Well,

4:39

Şey,

I think there are really strong arguments on both sides, Kalıp ifadeler

4:39

her iki tarafta da gerçekten güçlü argümanlar olduğunu düşünüyorum,

so I'm still not sure,

4:43

bu yüzden hala emin değilim,

Kalıp ifadeler

really strong arguments on both sides: iki görüş için de ikna edici gerekçeler

Burada really strong arguments, bir görüşü destekleyen çok ikna edici gerekçeler anlamına gelir. Arguments öfkeli bir kavga değil, tartışmada öne sürülen gerekçe veya savları ifade eder; really ise strong sözcüğünü güçlendirir. On both sides fiziksel konumları değil, bir konu hakkındaki iki karşıt görüşü ifade eder. Konuşan kişi iki görüşün de iyi gerekçeleri olduğunu söyleyerek neden hâlâ kararsız olduğunu açıklar.

Alıştırma

Vurgulanan ifade burada ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca bir görüşün iyi gerekçeleri var.
  2. Her iki görüş de ikna edici gerekçelerle destekleniyor.
  3. Odanın karşı taraflarında duran insanlar yüksek sesle tartışıyor.
Cevabı göster

Her iki görüş de ikna edici gerekçelerle destekleniyor.

Georgie.

4:44

Georgie.

Well,

4:45

Pekala,

we know how some of the animals at the Sydney zoo felt about things

4:45

Sidney hayvanat bahçesindeki bazı hayvanların bu konuda ne hissettiğini biliyoruz

because they managed to escape. Kalıp ifadeler

4:49

çünkü kaçmayı başardılar.

Kalıp ifadeler

they managed to: zorluğa rağmen başarmak

Managed to + fiilin yalın hâli, çoğunlukla zorluk, çaba veya belirsizliğin ardından bir şeyi yapmayı başarmak demektir. They managed to escape ifadesinde hayvanlar gerçekten kaçmıştır; yapı ayrıca bunun kolay olmadığını hissettirir. Managed geçmiş zamandadır, ancak to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: managed to escape. Buradaki manage, bir şeyi yönetmek, kontrol etmek veya düzenlemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi manage + to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The door was stuck, but after several tries, Leo ____ open it.

Cevabı göster

managed to

But what was the answer to your question, Neil?

4:50

Peki senin sorunun cevabı neydi, Neil?

Well, Georgie,

4:53

Evet, Georgie,

I asked you which animals escaped from a zoo in Sydney, Australia,

4:54

sana 2022'de Avustralya'nın Sidney kentindeki bir hayvanat bahçesinden

in 2022.

4:58

hangi hayvanların kaçtığını sordum.

Was it A, elephants,

5:00

A, filler mi,

B, lions,

5:01

B, aslanlar mı,

or C, zebras?

5:02

yoksa C, zebralar mıydı?

And I said zebras.

5:03

Ve ben zebralar dedim.

I'm afraid that was the wrong answer. Ton ve niyet

5:05

Korkarım bu yanlış cevaptı.

Ton ve niyet

I'm afraid that was the wrong ...: Bir düzeltmeyi yumuşatmak

Burada I'm afraid korku ifade etmez. Kötü bir haberi veya bir düzeltmeyi duyururken kullanılan kibar bir kalıptır. Konuşan kişi cevabın yanlış olduğunu söylerken doğrudan That was the wrong answer ifadesini yumuşatır. I'm afraid + cümle kalıbı istenmeyen bir sonucu, reddetmeyi veya düzeltmeyi tanıtabilir. Mesajı daha nazik hâle getirir, ancak sonucu değiştirmez.

Alıştırma

İstenen hizmetin mevcut olmadığını bir müşteriye kibarca söyleyen cümle hangisidir?

  1. We cannot help you today, and I am terrified.
  2. I'm afraid we cannot help you today.
  3. I'm scared we cannot help you today.
Cevabı göster

I'm afraid we cannot help you today.

It was actually lions.

5:07

Aslında aslanlardı.

How scary.

5:09

Ne kadar korkutucu.

Okay,

5:10

Tamam,

it's time to recap the vocabulary we've learned. Anlatım akışı

5:10

öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlama zamanı.

Anlatım akışı

it's time to recap: Gözden geçirme aşamasını duyurmak

It's time to + fiilin yalın hâli, sıradaki eylemin şimdi veya yakında başlaması gerektiği anlamına gelir. Burada recap, daha önce ele alınan ana noktaları veya kelimeleri kısaca gözden geçirmek anlamında bir fiildir. Bir söylem düzenleme işareti olarak it's time to recap, dersi, toplantıyı veya programı bilgi sunma aşamasından özetleme aşamasına geçirir. Belirli bir saatten çok etkinliğin bir aşamasını gösterebilir.

Alıştırma

Kısa bir gözden geçirmenin başladığını doğal biçimde duyuran cümle hangisidir?

  1. It's time to recap what we learned today.
  2. It's time recap what we learned today.
  3. It's time to recapped what we learned today.
Cevabı göster

It's time to recap what we learned today.

Conservation is the protection of plants,

5:12

Conservation (Doğa koruma), bitkilerin,

animals,

5:15

hayvanların,

and the natural world from human harm.

5:15

ve doğal dünyanın insanın verdiği zarardan korunmasıdır.

If you are reluctant to do something,

5:18

Bir şeyi yapmakta reluctant (isteksiz) isen,

you don't want to do it,

5:20

onu yapmak istemezsin,

or you do it very slowly.

5:21

veya çok yavaş yaparsın.

The idiom it takes two to tango

5:23

It takes two to tango (tango için iki kişi gerekir) deyimi

refers to an activity which needs two people

5:26

başarılı olması için iki kişinin

to willingly and actively take part Kalıp ifadeler

5:28

istekli ve aktif bir şekilde yer alması

for it to succeed.

5:30

gereken bir etkinliği ifade eder.

Kalıp ifadeler

willingly and actively take part: isteyerek ve etkin biçimde katılmak

Take part “katılmak” demektir. Willingly kişinin zorlanmak yerine kendi isteğiyle katıldığını, actively ise yalnızca orada bulunmayıp gerçekten katkıda bulunduğunu gösterir. İki zarf da take part ifadesini niteler ve tutumla eylemi birleştirir. Faaliyetin adını belirtmek için take part in + isim veya -ing biçimi kullanılır; örneğin take part in the discussion.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “kendi isteğiyle ve gerçek bir çabayla katılmak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: For the plan to work, everyone must ____.

Cevabı göster

willingly and actively take part

The adjective abnormal

5:32

Abnormal (anormal) sıfatı

means different from what would normally be expected,

5:33

normalde beklenenden farklı olmak anlamına gelir,

in a bad way.

5:36

kötü bir şekilde.

Zoochosis is a term to describe

5:37

Zoochosis, tutsak hayvanların kapalı kalma stresine tepki olarak

the repeated purposeless behavior performed by captive animals

5:39

gerçekleştirdiği tekrarlanan amaçsız davranışları

in response to the stress of being confined, Kalıp ifadeler

5:43

tanımlamak için kullanılan bir terimdir;

Kalıp ifadeler

in response to the stress of being confined: kapalı tutulma stresine tepki

In response to + isim öbeği, bir eylemin, davranışın veya değişimin bir tetikleyiciye ya da duruma tepki olarak gerçekleştiğini belirtir. Burada tekrarlanan davranışı onu tetikleyen stresle ilişkilendirir ve yalnızca bir neden sıralamak yerine uyaran-tepki ilişkisini vurgular. The stress of being confined, “sınırlandırılmış veya kapalı bir yerde tutulmanın yol açtığı stres” anlamına gelir. Being confined edilgen yapıdadır: kısıtlamayı hayvanlar uygulamaz, hayvanlar bu kısıtlamaya maruz kalır.

Alıştırma

Bir tetikleyiciye verilen tepkiyi göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The school changed the rule ____ parents' concerns.

Cevabı göster

in response to

including pacing,

5:46

volta atma,

head bobbing,

5:47

kafa sallama

and swaying.

5:48

ve sallanma bu davranışlar arasındadır.

And finally,

5:49

Ve son olarak,

if you mimic somebody or something,

5:50

eğer birini veya bir şeyi mimic (taklit) ediyorsan,

you imitate it or copy it.

5:52

onu taklit eder veya kopyalarsın.

Once again,

5:55

Bir kez daha,

our six minutes are up, Kalıp ifadeler

5:55

altı dakikamız doldu,

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our six minutes are up ifadesindeki be up, kullanılabilir veya ayrılmış sürenin sona erdiğini belirtir. Buradaki up, yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Our, bu altı dakikanın programın bu bölümü için ayrılan süre olduğunu gösterir. Çoğul bir süre ifadesi özne olduğunda Your ten minutes are up örneğindeki gibi are kullanılır. Tekil veya sayılamayan time ismiyle Time is up denir.

Alıştırma

Ayrılan bir sürenin sona erdiğini belirten be up ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Your ten minutes ____, so please stop writing.

Cevabı göster

are up

but don't forget Ton ve niyet

5:56

ama unutmayın

we have a worksheet and a quiz

5:57

bir çalışma kağıdımız ve bir testimiz var

that you can use to practice the vocabulary from this episode.

5:59

bu bölümdeki kelimeleri pratik yapmak için kullanabileceğiniz.

Ton ve niyet

but don't forget: son bir hatırlatma eklemek

Don't forget, dinleyicinin hatırlaması gereken bir şeyi ifade etmeye başlar. Bir bilgiyi hatırlatmak için ardından bir cümlecik gelebilir ve bu kullanımda that çoğu zaman atılır: don't forget (that) we have a worksheet. Hâlâ yapılması gereken bir eylemi hatırlatmak için don't forget to + fiilin yalın hâli kullanılır. Burada but, programın kapanış işaretini son bir yararlı hatırlatmaya bağlar. Güçlü bir karşı çıkış değil, mesajdaki hafif bir yön değişikliğidir: bölüm sona erer, ancak öğrenme kaynakları hâlâ kullanılabilir.

Alıştırma

Dersteki kapanış hatırlatma ifadesini kullanın: The lesson is finished, ____ to submit your worksheet by Friday.

Cevabı göster

but don't forget

Visit bbclearningenglish.com.

6:03

bbclearningenglish.com adresini ziyaret edin.

Goodbye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:06

Hoşça kalın.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.