Tesla'nın Amerika'nın En Tehlikeli Yolunda Sürüşüne İzin Verdim: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
740 kelime 194 kel/dk

Video özeti: Bir sürücü Tesla otonom sürüşünü tehlikeli Tail of the Dragon yolunda deniyor, keskin virajları izliyor ve rotayı insan müdahalesi olmadan tamamlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. try it out - Öbek fiiller: Yazılımı veya ekipmanı gerçek kullanımda denemeyi anlatın ve zamiri try ile out arasına yerleştirin. 2. putting my life in the hands of a non-human driver. - Deyimler ve mecazlı ifadeler: Güvenlik bir kişiye ya da sisteme bağlıyken güveni ve kontrol kaybını anlayın. 3. as close to the white line as possible, - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: En yüksek uygulanabilir dereceyi ve mekânsal hedefi anlatmak için as + sıfat + as possible kullanın.

Bu derste

This is my dad's Tesla and I'm going to take it driving on the deadliest road in America.

0:00

Bu babamın Tesla'sı ve onu Amerika'daki en ölümcül yolda sürmeye götüreceğim.

But I'm not going to be driving

0:07

Ama ben kullanmayacağım

because I've just installed the full self-driving pre-release beta software.

0:09

çünkü tam otonom sürüş sürüm öncesi beta yazılımını yeni kurdum.

It's only allowed right now on a tiny number of cars

0:16

Şu an sadece çok az sayıda araçta kullanılmasına izin veriliyor

for testing in urban environments.

0:19

ve kentsel ortamlarda test amaçlı.

So of course I wanted to try it out on a famously dangerous mountain road Öbek fiiller

0:21

Bu yüzden tabii ki tehlikeli olmasıyla ünlü bir dağ yolunda bunu denemek

Öbek fiiller

try it out: gerçekten kullanarak test etmek

Burada try it out, yeni yüklenen yazılımı kullanarak ya da test ederek ne kadar iyi çalıştığını görmek demektir. Out, öbek fiili tamamlar; hareket yönü bildirmez. Nesne bir zamirse try ile out arasına gelir: try it out. Nesne bir isimse hem try the software out hem de try out the software kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için try, it ve out sözcüklerini doğru sıraya koyun: I installed the new keyboard app, and I want to ____ before recommending it.

Cevabı göster

try it out

to see what it can really do. Dilbilgisi

0:27

ve gerçekten ne yapabildiğini görmek istedim.

Dilbilgisi

what it can really do: dolaylı soruda sözcük sırası

see what it can really do ifadesinde vurgulanan bölüm, iç içe geçmiş bir dolaylı sorudur ve see fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Onun gerçekten sahip olduğu yetenekleri ifade eder. What, do fiilinin nesnesidir. Soru daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde olduğu için düz cümle sırası kullanılır: what + özne + kiplik fiil + fiil. What can it really do? biçimindeki devrik sıralamayı yalnızca doğrudan soru sorarken kullanın.

Alıştırma

Dolaylı soruyu tamamlamak için what, it, can, really ve do sözcüklerini kullanın: Let's test the telescope and see ____.

Cevabı göster

what it can really do

Will I survive? Anlatım akışı

0:29

Hayatta kalabilecek miyim?

Will I crash my dad's car

0:30

Babamın arabasını çarpıp

and be in big trouble?

0:32

başımı büyük bir belaya sokacak mıyım?

Anlatım akışı

Gerilim yaratan paralel Will I...? soruları

İki Will I...? sorusu paralel bir dizi oluşturur. Her biri gelecekteki olası bir sonucu sunar; hayatta kalmaktan arabayla kaza yapıp ciddi bir belaya girmeye kadar ilerler. Burada konuşan kişi birinin cevap vermesini beklemiyor. Sorular sonucu açıklamadan riskleri önceden göstererek test başlamadan önce merak ve gerilim yaratıyor. Bu yapı, birkaç belirsiz sonucu tanıtıp izleyicinin ne olacağını öğrenmek istemesini sağlayabilir.

Alıştırma

Bu girişteki iki Will I...? sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Belirsiz riskleri önceden gösterip gerilim yaratmak
  2. İzleyiciden sürüş talimatı istemek
  3. Her iki sonucun da gerçekleşeceğine söz vermek
Cevabı göster

Belirsiz riskleri önceden gösterip gerilim yaratmak

Right now,

0:34

Şu anda,

I don't know.

0:34

bilmiyorum.

But either way, Anlatım akışı

0:35

Ama öyle ya da böyle,

Anlatım akışı

either way: iki seçenek için de aynı sonuç

Either way, daha önce belirtilen seçenekleri değişmeyen tek bir sonuca, karara veya eyleme bağlar. Burada, olası sonuçlardan hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin, sonraki ifadenin yine de geçerli olacağı anlamına gelir. Buradaki way fiziksel bir yol anlamına gelmez. Bu ifade belirsiz seçenekleri kapatır ve dinleyiciyi ortak bir sonuca geri getirir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “hangi seçimi yaparsak yapalım” anlamına gelen iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: We can take the train or drive. ____, we need to leave by six.

Cevabı göster

Either way

it's road trip time.

0:37

yolculuk zamanı.

You deserve a real name.

0:57

Gerçek bir ismi hak ediyorsun.

Winter,

0:59

Winter,

welcome to the world. Deyimler

0:59

dünyaya hoş geldin.

Deyimler

İnsan olmayan bir özne için “Welcome to the world”

“Welcome to the world” sözü genellikle yeni doğmuş bir bebeği karşılamak için kullanılır. Burada, bir arabaya ad verildikten hemen sonra arabaya söyleniyor. Ad vermeyi doğum gibi göstermek arabayı kişileştirir. Konuşmacı arabanın yeni üretildiğini söylemiyor; tanıdık bir sözün beklenmedik bir nesne için kullanılması eğlenceli bir mizah yaratıyor.

Alıştırma

Bir tasarımcı yeni bir robota az önce ad verdi. “Welcome to the world, Nova” derse ne demek ister?

  1. Robotun ancak şimdi üretilmiş olduğunu belirtiyor.
  2. Robotun başka bir ülkeden yeni geldiğini söylüyor.
  3. Robotun adlandırılmasını eğlenceli biçimde onun doğumu gibi gösteriyor.
Cevabı göster

Robotun adlandırılmasını eğlenceli biçimde onun doğumu gibi gösteriyor.

So where are we?

1:01

Peki biz neredeyiz?

In the Great Smoky Mountains Kültür

1:01

Great Smoky Mountains'da,

Kültür

Sabit bir yer adı olarak Great Smoky Mountains

Great Smoky Mountains, ABD’nin güneydoğusunda Kuzey Karolina ile Tennessee sınırı boyunca uzanan bir sıradağın özel adıdır. Bu satırda ifade belirli bir yeri gösterir. Smoky, resmî adın bir parçasıdır; dumanlı görünen herhangi bir dağı serbestçe tanımlayan bir sözcük değildir. Büyük harfle başlayan ifadenin tamamını tek bir yer adı olarak tanımak, yanıltıcı bir kelime kelime okumayı önler.

Alıştırma

“In the Great Smoky Mountains” ifadesinde Great Smoky Mountains neyi anlatır?

  1. Kuzey Karolina ile Tennessee sınırındaki belirli bir sıradağ
  2. Orman yangını dumanıyla geçici olarak kaplanmış bir bölge
  3. Dumanlı görünen herhangi bir yüksek dağ
Cevabı göster

Kuzey Karolina ile Tennessee sınırındaki belirli bir sıradağ

on the border of North Carolina and Tennessee,

1:03

Kuzey Karolina ile Tennessee sınırındayız.

where lies a mountain pass Dilbilgisi

1:05

Burası,

of some of the most twisty and dangerous driving in the country.

1:07

ülkedeki en virajlı ve tehlikeli sürüş rotalarından biri olan bir dağ geçidi.

Dilbilgisi

where lies a mountain pass ifadesinde sahneyi kuran devrik yapı

where, az önce belirtilen yere gönderme yapar. Burada konum bildiren lies fiili, tam isim öznesi olan a mountain pass ifadesinden önce gelerek yer bildiren bir devrik yapı oluşturur. Nötr sıralama where a mountain pass lies şeklindedir. Bu sıralama önce yeri sunar, ardından orada bulunan şeyi tanıtır. Belgesel anlatımlarında ve edebî betimlemelerde sık görülen daha resmî ve anlatısal bir ton yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle where lies a mountain pass ile aynı resmî, yeri öne çıkaran devrik yapıyı kullanır?

  1. A quiet village lies beyond the river.
  2. Does a quiet village lie beyond the river?
  3. Beyond the river lies a quiet village.
Cevabı göster

Beyond the river lies a quiet village.

Just hours after we arrived,

1:10

Vardıktan sadece birkaç saat sonra,

this happened.

1:12

bu oldu.

Parts from accidents like these are salvaged

1:13

Böyle kazalardan kurtarılan parçalar

to build the Tree of Shame at the entrance Kültür

1:15

girişteki Utanç Ağacı'nı inşa etmek

Kültür

Tree of Shame adlı uyarı noktası

Tree of Shame, bu dağ yolunun girişindeki uyarı amaçlı serginin özel adıdır. Sıradan ve canlı bir ağaç değil, kazalardan sonra kurtarılan araç parçalarının birleştirilmesiyle yapılmış bir düzenektir. Adındaki shame sözcüğü bu noktaya uyarıcı bir ton kazandırır. Hasarlı parçalar tehlikeyi görünür hâle getirir ve diğer sürücülere dikkatli olmalarını hatırlatır.

Alıştırma

Bu bağlamda Tree of Shame neyi ifade eder?

  1. Kazalardan kurtarılan araç parçalarıyla yapılmış bir uyarı sergisi
  2. Yol kenarındaki her anıt için kullanılan genel bir ad
  3. Alışılmadık bir takma adı olan sıradan bir ağaç
Cevabı göster

Kazalardan kurtarılan araç parçalarıyla yapılmış bir uyarı sergisi

to serve as warning to others of what can go wrong.

1:17

ve başkalarına nelerin ters gidebileceği konusunda bir uyarı olması için kullanılıyor.

But here's the thing, Anlatım akışı

1:20

Ama asıl mesele şu;

Anlatım akışı

here's the thing: asıl noktayı belirtme

Here's the thing, konuşmada kullanılan bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, konuşmacının en önemli gerçeği, karmaşık noktayı veya düzeltmeyi söylemek üzere olduğunu bildirir. Burada bakış açısını az önce ele alınan tehlikeden şaşırtıcı bir karşı noktaya çevirir. Thing somut bir nesneyi belirtmez; ifadenin tamamı sıradaki bilgiyi düzenler.

Alıştırma

“The picnic sounds great. But here's the thing: the park closes at five.” cümlesinde here's the thing neyin işaretidir?

  1. Dinleyicinin bakış açısını değiştirebilecek önemli bir gerçek gelmek üzere.
  2. Konuşmacı konuyu bitirdi ve ekleyecek başka bir şeyi yok.
  3. Konuşmacı somut bir nesneyi gösteriyor.
Cevabı göster

Dinleyicinin bakış açısını değiştirebilecek önemli bir gerçek gelmek üzere.

driving hundreds of curves faster than you should Dilbilgisi

1:21

dağın kenarında yüzlerce virajı

on a mountain's edge,

1:23

olmanız gerektiğinden daha hızlı geçmek

it's a lot of fun.

1:24

çok eğlenceli.

Dilbilgisi

faster than you should: tekrarlanan fiilin düşürülmesi

faster than you should ifadesinde should sözcüğünün bağlamdan anlaşılan bir tamamlayıcısı vardır: should drive. Karşılaştırmada eksik sözcükler açıkça anlaşılabiliyorsa İngilizcede yardımcı veya kiplik fiilden sonra tekrarlanan fiil sık sık söylenmez. Bu ifade gerçek hızı makul veya güvenli olacak hızla karşılaştırır. Bu nedenle yalnızca birinin tavsiye aldığını değil, önerilenden daha yüksek bir hızı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi than + he + should ile tamamlayın. Tekrarlanan drive fiilini söylemeyin: “On wet roads, Dan often drives faster ____.”

Cevabı göster

than he should

Name it the Tail of the Dragon, Dilbilgisi

1:25

Adına Ejderha'nın Kuyruğu (Tail of the Dragon) derseniz,

and the drivers will come.

1:27

sürücüler gelecektir.

Dilbilgisi

Name it ... ve ... will ...: emir biçiminde koşul ve sonuç

Bu yapıda Name it ... emir cümlesi bir eylemi koşul olarak sunar; and the drivers will come ise beklenen sonucu verir. Anlamı “If you name it ..., the drivers will come.” cümlesine yakındır. and bağlacı, birbiriyle ilgisiz iki eylemi yalnızca sıralamak yerine koşulu sonucuna bağlar. Kısa yapı kendinden emin ve slogan gibi duyulur: yola çekici bir ad verin, bu ad sürücüleri çekecektir. Yapı “Do X, and Y will happen.” biçiminde başka durumlara aktarılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle “Bu düğmeye basarsan kapı açılacak” anlamına gelir?

  1. Press this button, and the door will open.
  2. Pressing this button, but the door will open.
  3. Press this button, or the door will open.
Cevabı göster

Press this button, and the door will open.

I don't have any idea what this is,

1:41

Bunun ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok,

but it's adorable.

1:43

ama çok sevimli.

I did not understand just how dangerous this was until now. Dilbilgisi

1:54

Bunun ne kadar tehlikeli olduğunu şu ana kadar anlamamıştım.

Dilbilgisi

just how ... until now: derece ve geç fark etme

Burada just, how dangerous ifadesini güçlendirir; dolayısıyla just how dangerous, tehlikenin tam veya şaşırtıcı derecesini anlatır. Bu kullanımda just, “yalnızca” ya da “az önce” anlamına gelmez. Olumsuz did not understand ... until now yapısı, anlayıştaki değişimi şimdiki ana yerleştirir. Konuşan kişi daha önce tehlikeyi tam olarak kavramamıştır. until now, durumun tehlikeli olduğu süreyi değil, anlamama hâlinin ne zamana kadar sürdüğünü sınırlar.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin tehlikenin derecesini ancak şu anda tam olarak fark ettiğini belirtir?

  1. I knew exactly how dangerous the climb was from the start.
  2. I didn't realize just how dangerous the climb was until now.
  3. I understood the danger until now, but now I am unsure.
Cevabı göster

I didn't realize just how dangerous the climb was until now.

The nearest hospital is an hour away.

1:58

En yakın hastane bir saat uzaklıkta.

So on busy days like this,

2:00

Bu yüzden böyle yoğun günlerde,

an ambulance waits for the inevitable at the exit to save time. Kelime

2:01

zaman kazanmak için çıkışta bir ambulans kaçınılmazı bekler.

Kelime

the inevitable: isim gibi kullanılan öngörülebilir bir sonuç

Burada inevitable sıfatı the sözcüğünden sonra gelir ve bir isim öbeği olarak işlev görür: the inevitable, herkesin kaçınılmaz olduğunu düşündüğü olay ya da sonuç demektir. Tam olarak hangi olayın kastedildiği söylenmez; çünkü durum bunun bir kaza veya acil durum olduğunu gösterir. Bu kalıp, beklenen bir sonucu herkesin anladığı tek bir fikir gibi sunar. Çoğu zaman dramatik ya da biraz karamsar bir ton taşır.

Alıştırma

Bu cümlede the inevitable neyi ifade ediyor?

  1. Ambulansın kullanması gereken çıkış
  2. Inevitable adlı belirli bir ambulans
  3. Er ya da geç gerçekleşmesi beklenen bir kaza veya acil durum
Cevabı göster

Er ya da geç gerçekleşmesi beklenen bir kaza veya acil durum

But ambulances are not immune from accidents. Kalıp ifadeler

2:05

Ancak ambulanslar da kazalardan muaf değil.

Kalıp ifadeler

immune from accidents ve standart immune to accidents

Bu cümlede immune from accidents, kazalardan korunmuş olmak veya kazalardan etkilenememek anlamına gelir. Olumsuz biçim not immune, ambulansların da kazalara karışabileceğini belirtir. Günümüzün normal kullanımında bir tehlike, etki, hastalık veya sorunla birlikte en güvenli standart kalıp immune to biçimidir: not immune to accidents. immune from ifadesi anlaşılır, ancak burada örnek alınacak en iyi kalıp değildir.

Alıştırma

Cümleyi standart edatla tamamlayın: Even emergency vehicles are not immune ____ accidents.

Cevabı göster

to

Off hours is when drivers push the limits Deyimler

2:07

Yoğun olmayan saatler, sürücülerin sınırları zorladığı

when they hope no one is around.

2:09

ve etrafta kimsenin olmamasını umdukları zamanlardır.

Deyimler

push the limits: bir sınıra ulaşmak veya sınırı zorlamak

Push the limits, mümkün, izin verilen veya güvenli olanın sınırına kadar gitmek anlamına gelen bir deyimdir. Fiziksel bir sınırı iterek hareket ettirmek anlamına gelmez. Burada sürücüler, yakınlarda kimsenin olmadığını düşündüklerinde hızın, kontrolün ve güvenliğin sınırlarını deniyorlar. Bağlam hangi sınırın kastedildiğini açıkça gösteriyorsa nesne belirtilmeden bırakılabilir.

Alıştırma

Cümlede push the limits ne anlama geliyor?

  1. Zor bir noktaya ulaşmadan önce durmak.
  2. Fiziksel sınır işaretlerini hareket ettirmek.
  3. Yetenek, kurallar veya güvenlik sınırında hareket etmeye çalışmak.
Cevabı göster

Yetenek, kurallar veya güvenlik sınırında hareket etmeye çalışmak.

Going over the speed limit to break records,

2:11

Rekor kırmak için hız sınırını aşmak,

crossing yellow lines and rounding blind turns with sheer drops.

2:13

sarı çizgileri geçmek ve dik uçurumları olan kör virajları dönmek.

Trucks are banned from the road for being too great a risk, Dilbilgisi

2:17

Kamyonlar çok büyük bir risk taşıdıkları için yolda yasaklanmış durumda,

Dilbilgisi

too great a risk: too + sıfat + a + tekil isim

Too great a risk ifadesinde great, mükemmel değil, derece bakımından büyük veya ciddi anlamına gelir. Too, riskin durumun izin verdiği düzeyi aştığını ve bu nedenle kabul edilemez olduğunu gösterir. Bu, too + sıfat + a/an + tekil sayılabilen isim biçimindeki resmî bir yapıdır: too great a risk. Normal sıfat sırasından farklı olarak a, sıfattan sonra gelir. Daha günlük bir karşılığı a risk that is too great ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için too, great, a ve risk sözcüklerini doğru sıraya koyun: The guide decided that crossing the melting ice was ____.

Cevabı göster

too great a risk

but signs don't stop everyone.

2:20

ancak tabelalar herkesi durdurmuyor.

The police were waiting for him down the road.

2:23

Polis ise onu yolun aşağısında bekliyordu.

The Dragon has killed multiple people along every one of its 11 miles.

2:25

Ejderha, 11 milinin her bölümünde birçok insanı öldürdü.

It's a challenge for even the best human drivers,

2:29

En iyi insan sürücüler için bile bir meydan okuma,

but I'm putting my life in the hands of a non-human driver. Deyimler

2:32

ama ben hayatımı insan olmayan bir sürücünün ellerine bırakıyorum.

Deyimler

put my life in the hands of someone: hayatını birinin ellerine bırakmak

To put your life in the hands of someone or something, olacakları tamamen kontrol edemediğiniz bir durumda fiziksel güvenliğinizi bir kişiye, gruba veya sisteme emanet etmek demektir. Hands burada gerçek elleri değil, kontrolü ve sorumluluğu temsil eden bir benzetmedir. Bu cümlede konuşan kişi, kontrolü insan olmayan bir sürücüye bırakmanın riskini vurgular. İfade yalnızca sıradan bir yardım istemeyi değil, bağımlılık ile tedirgin bir güveni birlikte aktarır.

Alıştırma

“Fiziksel güvenliğini birine emanet etmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the rescue, I was ____ the helicopter pilot.

Cevabı göster

putting my life in the hands of

Uh,

2:35

Hımm,

I am having some serious doubts about this. Kalıp ifadeler

2:36

bu konuda ciddi şüphelerim var.

Kalıp ifadeler

have some serious doubts about something: bir şey hakkında ciddi şüpheler taşımak

To have serious doubts about something, bir şeyin doğru, güvenli, gerçek veya işe yarama ihtimali konusunda güçlü bir belirsizlik hissetmek demektir. Söz konusu şeyin kesinlikle yanlış olduğunu doğrudan söylemeden kararlı bir çekince ifade eder. Burada some, serious sözcüğünün gücünü azaltmaz. Günlük konuşmada some serious doubts, birden fazla veya oldukça önemli kaygının ortaya çıktığını gösterir; şimdiki zamanın devam biçimi am having ise bu şüpheleri konuşanın o anda gelişmekte olan tepkisi olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bir plan hakkında güçlü ancak kesin olmayan bir çekince ifade eder?

  1. I have some serious doubts about this plan.
  2. I am completely certain that this plan will fail.
  3. I have one small question about this plan.
Cevabı göster

I have some serious doubts about this plan.

On the drive up,

2:38

Yukarı çıkarken,

I had to disengage the beta autopilot several times, Kelime

2:39

beta otopilotu birkaç kez devre dışı bırakmak zorunda kaldım,

Kelime

disengage the beta autopilot: otomatik kontrolü sona erdirmek

Bu sürüş bağlamında disengage the beta autopilot, beta sürümündeki otopilotun aracı kontrol etmesini durdurup kontrolü sürücüye geçirmek demektir. Aracın tamamını kapatmak veya yalnızca frene basmak anlamına gelmez. disengage + system or control yapısı, etkin bir mekanizmanın kontrolünü sona erdirmek için kullanılır. several times, sürücünün tekrar tekrar müdahale etmek zorunda kaldığını gösterir.

Alıştırma

Bir sürüş testi raporunda “the driver disengaged the autopilot” ne anlama gelir?

  1. Sürücü aracın tamamını kapattı.
  2. Sürücü otopilotun kontrolünü sona erdirip kontrolü devraldı.
  3. Otopilot kontrolü sürdürürken sürücü yalnızca frene bastı.
Cevabı göster

Sürücü otopilotun kontrolünü sona erdirip kontrolü devraldı.

and last night while doom-scrolling Dragon accident videos, Kelime

2:41

ve dün gece Ejderha'daki kaza videolarını durmaksızın kaydırırken,

Kelime

doom-scrolling: olumsuz içerikleri durmadan kaydırmak

Doom-scrolling, insanın kendisini daha kötü hissettirmesine rağmen rahatsız edici, endişe verici veya başka türde olumsuz çevrim içi içerikleri tekrar tekrar kaydırması demektir. Bu cümlede, konuşanın kaza videolarını izlemeye devam edip durmakta zorlanmasına yönelik öz alaycı bir anlam katar. Doom, olumsuz içerik ve kaygı anlamını ekler; scrolling tek başına yalnızca bir akışta ilerlemeyi anlatır. Burada doom-scrolling, while sonrasında kullanılan -ing biçiminde bir fiildir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi doom-scrolling olarak tanımlanır?

  1. Eğlenceli bir tatilin fotoğraflarını kaydırmak.
  2. Sizi kaygılandırmasına rağmen korkutucu haberleri bir saat boyunca kaydırmaya devam etmek.
  3. Tek bir acil durum uyarısını okuyup uygulamayı kapatmak.
Cevabı göster

Sizi kaygılandırmasına rağmen korkutucu haberleri bir saat boyunca kaydırmaya devam etmek.

I found the last guy who tried the old Tesla autopilot on this road,

2:45

bu yolda eski Tesla otopilotunu deneyen son adamı buldum,

and he had to disengage minutes in Kalıp ifadeler

2:50

ve o birkaç dakika içinde devreden çıkarmak zorunda kalmış

Kalıp ifadeler

minutes in: başladıktan birkaç dakika sonra

Burada minutes in, “etkinlik başladıktan birkaç dakika sonra” anlamına gelen bir zaman zarfı ifadesidir. Sürüşün veya testin erken bir noktasını belirtir. Hangi etkinlikten söz edildiği bağlamdan anlaşıldığı için etkinlik adı söylenmez. Sondaki in, “etkinliğin başlamasından sonra” anlamındadır; “bir yerin içinde” veya “süre dolmadan” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi “etkinlik başladıktan birkaç dakika sonra” anlamına gelen kısa ifadeyle tamamlayın: The new game was so difficult that Mia quit ____.

Cevabı göster

minutes in

because it was way too dangerous. Kelime

2:52

çünkü çok tehlikeliymiş.

Kelime

way too dangerous: kabul edilebilir düzeyin çok ötesinde

Way too dangerous ifadesinde too dangerous, “kabul edilebilir veya güvenli olandan daha tehlikeli” demektir. Way, too sözcüğünü güçlendirir; böylece konuşan kişi tehlikenin sınırı büyük ölçüde aştığına hükmeder. Bu ifade very dangerous ifadesinden daha güçlüdür. Very yalnızca yüksek bir dereceyi anlatır; way too dangerous ayrıca durumun devam etmemesi gerektiğini söyler.

Alıştırma

Hangi cümle riskin kabul edilebilir düzeyin çok ötesinde olduğunu en açık şekilde belirtir?

  1. The route is too dangerous.
  2. The route is way too dangerous.
  3. The route is very dangerous.
Cevabı göster

The route is way too dangerous.

I am not confident she's going to make this run without me having to disengage and take over. Notlar

2:55

Benim devreden çıkarıp kontrolü almama gerek kalmadan onun bu yolu bitirebileceğinden emin değilim.

Dilbilgisi

without me having to disengage: benim harekete geçmem gerekmiyor

without me having to disengage ifadesinde without, eylemin gerekli hâle gelmediği bir durumu belirtir. me, aksi durumda harekete geçmesi gerekebilecek kişiyi gösterir; having to disengage ise otomatik sürüş modunu devreden çıkarmak zorunda olmak demektir. Kullanılabilir kalıp without + nesne durumundaki zamir veya isim + having to + fiilin yalın hâlidir. Bir şeyin, o kişinin ilgili eylemi yapması gerekmeden gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi without + I sözcüğünün nesne biçimi + having to + restart it kullanarak tamamlayın: The app fixed the error ____.

Cevabı göster

without me having to restart it

Öbek fiiller

take over: önceki kontrolcüden kontrolü devralmak

Burada take over, otomatik sistem devreden çıkarıldıktan sonra etkin sürücü hâline gelip aracı kontrol etmek demektir. Over, öbek fiilin bir parçasıdır; yer bildirmez. Daha genel olarak take over, daha önce işi yürüten bir kişi veya sistemden kontrolü ya da sorumluluğu devralmak anlamına gelir. Buradaki gibi neyin kontrol edildiği belliyse nesnesiz kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir sistemden kontrolü devralmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When the automatic steering stopped, the driver had to ____.

Cevabı göster

take over

But I guess that's the whole point, Ton ve niyet

2:59

Ama sanırım bütün mesele bu,

right?

3:01

değil mi?

Ton ve niyet

Sanırım bütün amaç bu, değil mi?

“I guess” konuşanın vardığı sonucu yumuşatır; ifade kesin bir iddiadan çok temkinli bir yorum gibi duyulur. “The whole point” ana amaç demektir; burada aracın insan müdahalesi olmadan rotayı tamamlayıp tamamlayamayacağını test etme amacını belirtir. Sondaki “right?” dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet eder. Parçalar birlikte, konuşanın riskli testi gerekçelendirdiğini ve aynı zamanda düşüncesinin mantıklı olduğuna dair güvence aradığını gösterir.

Alıştırma

Konuşan bu cümlede “I guess ... right?” ile nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. Konuşan, doğru yönde ilerleyip ilerlemediklerini sorar.
  2. Konuşan, testin amacını kesin biçimde reddeder.
  3. Konuşan, testin amacını temkinli biçimde sunar ve dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet eder.
Cevabı göster

Konuşan, testin amacını temkinli biçimde sunar ve dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet eder.

Beta testing the robot with my life.

3:02

Robotu kendi canımla beta testine sokmak.

Okay,

3:05

Tamam,

here we go.

3:05

başlıyoruz.

I'm going to put her in full self-driving beta mode, Kalıp ifadeler

3:06

Onu tam otonom sürüş beta moduna alacağım

Kalıp ifadeler

Onu tam otonom sürüş beta moduna almak

“Put + object + in + mode” kalıbında put, bir şeyi belirli bir çalışma durumuna getirmek veya geçirmek anlamına gelir. “Her” nesnedir ve kişileştirilmiş aracı ifade eder; “in full self-driving beta mode” ise ortaya çıkan durumu belirtir. Burada bir şeyi fiziksel olarak bir yerin içine taşımaktan söz edilmez. Bu yapı, bir cihaz, araç veya yazılım adı belli olan bir moda geçirildiğinde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi put + object + in + mode kalıbıyla tamamlayın: Before takeoff, ____ your phone ____ airplane mode.

Cevabı göster

put · in

and I'm going to have my hands on the wheel,

3:10

ve ellerimi direksiyonda tutacağım,

but let the wheel slide through them so that you can see Dilbilgisi

3:13

ancak direksiyonun ellerimin arasından kaymasına izin vereceğim ki

Dilbilgisi

let the wheel slide: let + nesne + fiilin yalın hâli

let the wheel slide ifadesinde let, bir eyleme izin vermeyi veya o eylemi engellememeyi anlatır. Hareket etmesine izin verilen şey the wheel, yaptığı eylem ise slide'dır. Them, konuşanın ellerine gönderme yapar; yani direksiyon iki elin arasından kayar. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. to slide değil, slide kullanılır: let the wheel slide.

Alıştırma

Mia'nın Ben'e fotoğraf makinesini kullanma izni verdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Mia let Ben to use her camera.
  2. Mia made Ben use her camera.
  3. Mia let Ben use her camera.
Cevabı göster

Mia let Ben use her camera.

that it's really the Tesla doing it herself. Dilbilgisi

3:16

bunu gerçekten Tesla'nın kendisinin yaptığını görebilesiniz.

Dilbilgisi

so that you can see: so that ile amaç belirtmek

so that you can see ifadesindeki so that, direksiyonun konuşanın elleri arasından hareket etmesine izin vermenin amacını belirtir. Hedeflenen sonuç, izleyenin direksiyonu kimin veya neyin kontrol ettiğini açıkça görebilmesidir. Bir eylemi amacıyla bağlamak için so that + yan cümle kullanılır: Y gerçekleşebilsin diye X yapmak. Burada see that it's really... içindeki sonraki that, see fiilinin içeriğini başlatır; ikinci bir amaç bağlacı değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü amaç bağlacıyla tamamlayın: I moved closer ____ I could read the sign.

Cevabı göster

so that

Dilbilgisi

it's ... the Tesla doing it herself ile asıl eylemciyi vurgulamak

Bu cümlede it's, it is + eylemi yapan + -ing yan cümlesi biçiminde bir odaklama yapısı kurar. Bu yapı, eylemi arabadaki kişinin değil the Tesla'nın yaptığını öne çıkarır. Baştaki it yalnızca yapısal bir yer tutucudur; belirli bir nesneyi göstermez. Really düzeltme vurgusunu güçlendirir; doing it ise daha önce konuşulan sürüş işine gönderme yapar. Herself, arabayı kadın olarak kişileştiren anlatımı sürdürür ve arabanın insan kontrolü olmadan hareket ettiğini vurgular.

Alıştırma

Eylemi babanın değil robotun yaptığını gösteren odaklama yapısının doğru kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. It's the robot moving by itself.
  2. It's moving the robot by itself.
  3. The robot it's moving by itself.
Cevabı göster

It's the robot moving by itself.

All right,

3:19

Pekâlâ,

motorcycle high crash area,

3:19

motosiklet kazalarının yoğun olduğu bölge

and this is the official start.

3:21

ve burası resmi başlangıç.

Here we go.

3:24

İşte başlıyoruz.

Ooh, boy.

3:29

Vay canına.

Also,

3:32

Ayrıca,

I'm not doing any of the speed adjusting around these turns.

3:32

bu virajlarda hiçbir hız ayarlaması yapmıyorum.

So she's deciding entirely how slow to take the corners. Dilbilgisi

3:35

Yani virajları ne kadar yavaş alacağına tamamen o karar veriyor.

Dilbilgisi

how slow to take the corners: how + derece + to'lu mastar

How slow to take the corners, how + derece bildiren sözcük + to'lu mastar kalıbıyla kurulmuş, kararın içeriğini belirten iç içe bir ifadedir. Virajlardan geçerken ne kadar yavaş ya da hangi hızda gidileceğine karar vermek anlamına gelir. Deciding sözcüğünden sonra geldiği için doğrudan soru değildir ve özne-yardımcı fiil devrikliği gerekmez. Take a corner, araçla bir virajdan geçmek veya virajı almak demektir. Aynı kalıp başka ölçülerle de kullanılır: how fast to go, how far to move it ve how early to leave.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri ve how + derece + to'lu mastar kalıbını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: We need to decide ____ the shelf. (high / put)

Cevabı göster

how high to put

So in making left-hand turns,

3:43

Sola dönüşlerde,

the Tesla's just too close to the line.

3:45

Tesla çizgiye çok fazla yaklaşıyor.

I wish there was a way I could tell her stay as close to the white line as possible, Dilbilgisi

3:47

Ona beyaz çizgiye olabildiğince yakın durmasını söyleyebilmemin bir yolu olsaydı keşke,

Dilbilgisi

I wish there was a way: mevcut olmayan bir çözümü istemek

I wish there was a way ifadesinde konuşan kişi bir çözüm ister, ancak şu anda bilinen veya kullanılabilir bir yöntem görmez. Geçmiş zaman biçimi was, dileğin geçmişte olduğunu göstermez; wish sonrasında mevcut gerçeklikle arasındaki mesafeyi belirtir. Bu kalıptan sonra to + fiil veya bir yan cümle gelebilir: I wish there was a way to fix it; I wish there was a way I could help. Eksik bir seçenekten duyulan üzüntüyü ifade ederken mümkün olması istenen eylemi de belirtir.

Alıştırma

Uygulamada verileri dışa aktarma seçeneği yok. Bu eksiklikten duyulan üzüntüyü en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. I hope there is a way to export the data.
  2. I wished there was a way to export the data.
  3. I wish there was a way to export the data.
Cevabı göster

I wish there was a way to export the data.

Dilbilgisi

as close to ... as possible: uygulanabilir en kısa mesafe

as close to the white line as possible ifadesinde close to, referans noktasını tanıtır; iki as ögesi ise ulaşılabilecek en yüksek dereceyi belirten bir yapı oluşturur. Talimat, koşulların izin verdiği ölçüde beyaz çizgiyle aradaki mesafeyi küçültmek anlamına gelir. Bu, başka bir kişi veya nesneyle yapılan sıradan bir eşitlik karşılaştırması değildir. Sondaki as possible, karşılaştırma hedefinin yerini alır ve pratik sınırlar içinde anlamını taşır. Aynı kalıp as quiet as possible örneğindeki gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Uygulanabilir en yakın mesafeyi belirtmek için cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: Please place the chair ____ the wall ____.

Cevabı göster

as close to · as possible

which she's doing now just fine, on the right-hand turn.

3:51

ki bunu şu an sağa dönüşte gayet iyi yapıyor.

But on the left-hand turns,

3:53

Ama sola dönüşlerde,

uh it's a it's a little dicier. Kelime

3:55

ee, biraz daha tehlikeli.

Kelime

a little dicier: daha yumuşak bir karşılaştırmalı uyarı

Dicey, riskli, istikrarsız veya tahmin edilmesi zor görünen bir durumu anlatan gündelik bir sıfattır. Dicier bunun karşılaştırma biçimidir; dolayısıyla a little dicier, bu durumun başka bir duruma göre biraz daha fazla risk veya belirsizlik taşıdığı anlamına gelir. A little karşılaştırmayı yumuşatır. Konuşan kişi durumun son derece tehlikeli olduğunu söylemek yerine temkinli bir uyarıda bulunur.

Alıştırma

"It's a little dicier" ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. İki durumun risk düzeyi tamamen aynıdır.
  2. Durum diğerine göre biraz daha riskli ve daha az öngörülebilir.
  3. Durum diğerine göre çok daha güvenli ve daha kolay tahmin edilebilir.
Cevabı göster

Durum diğerine göre biraz daha riskli ve daha az öngörülebilir.

The one thing that's very helpful is though is I can really look much further down the road Dilbilgisi

3:57

Fakat çok faydalı olan bir şey var ki, yola çok daha ileriden bakabiliyorum,

than I could if I had to also be keeping my eyes fully on the turn ahead. Kalıp ifadeler

4:02

aksi takdirde gözlerimi sadece önümdeki viraja odaklamak zorunda kaldığımdakinden daha ileri.

Dilbilgisi

much further ... than I could: güçlendirilmiş bir karşılaştırma

Much further ... than, farkın büyüklüğünü vurgulayan bir karşılaştırma oluşturur. Further daha uzun bir görüş mesafesini, much ise farkın büyük olduğunu gösterir. Than yan cümlesi, karşılaştırma ölçütü olarak kullanılan diğer yetenek düzeyini tanıtır. Than I could ifadesinde could, could look down the road in that situation gibi daha uzun bir ifadenin yerini tutar. Anlam açık olduğunda İngilizcede yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği sık sık atılır. Buradaki ölçüt, konuşan kişinin önündeki virajı da sürekli izlemek zorunda olduğu varsayımsal durumdaki yeteneğidir.

Alıştırma

Çok daha uzun bir mesafe anlamına gelen doğal tamamlamayı seçin: With the new headlights, we can see ... down the road than before.

  1. very further
  2. much further
  3. more further
Cevabı göster

much further

Kalıp ifadeler

gözlerini öndeki virajdan hiç ayırmamak

Keep your eyes on something, dikkati başka yere çevirmeden bir şeye bakmayı sürdürmek demektir. Bu cümlede eylem gerçek anlamdadır: Sürücünün hemen önündeki virajı sürekli izlemesi gerekirdi. Fully, görsel dikkatin bütünüyle o noktaya verildiğini vurgular. Aynı yapı keep your eyes on the goal örneğindeki gibi mecaz anlamda da kullanılabilir; burada amaç, hedefe fiziksel olarak bakmak değil, hedefe odaklanmayı sürdürmektir.

Alıştırma

‘Doğrudan bakmayı sürdürmek’ anlamındaki ifadeyle keep + eyes + on yapısını tamamlayın: While cycling at night, keep ____ the road ahead.

Cevabı göster

your eyes on

So I am very alert for traffic coming the other way. Kalıp ifadeler

4:07

Bu yüzden karşı yönden gelen trafiğe karşı çok daha dikkatliyim.

Kalıp ifadeler

traffic coming the other way: karşı yönden gelen trafik

Traffic coming the other way, karşı yönden size doğru ilerleyen araçlar anlamına gelir. Coming the other way sözleri traffic sözcüğünü açıklar; daha eksiksiz biçimi traffic that is coming the other way şeklindedir. Burada the other way, seyahat yönünün karşıt olduğunu belirtir. Farklı bir yöntem veya çözüm anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade, karşı yönden size doğru ilerleyen araçlar anlamına gelir?

  1. traffic coming the other way
  2. traffic coming by another route
  3. traffic going the same way
Cevabı göster

traffic coming the other way

Oh my god.

5:11

Aman Tanrım.

Oh my god,

5:13

Aman Tanrım,

it's over.

5:13

bitti.

She did the whole road all by herself.

5:15

Tüm yolu tek başına katetti.

Amazing.

5:20

İnanılmaz.

Whoof.

5:22

Huh.

Woo!

5:24

Vuv!

She made it all the way by herself. Kalıp ifadeler

5:25

Yolun tamamını tek başına halletti.

Kalıp ifadeler

made it all the way: sonuna kadar başarıyla ulaşmak

Bu cümlede made it all the way, “tüm rotanın sonuna başarıyla ulaştı” anlamına gelir. Made it sonucu bir başarı olarak sunarken all the way yalnızca bir kısmın değil, bütün mesafenin tamamlandığını vurgular. make it all the way kalıbı, zor bir sürecin tamamlanmasını da anlatabilir: bir varış noktasına, finale veya bir projenin sonuna kadar başarıyla ilerlemek gibi. Buradaki make, “yaratmak” ya da “üretmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi “tüm rotanın sonuna başarıyla ulaşmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The trail was steep, but we ____ to the summit before sunset.

Cevabı göster

made it all the way

Zero disengagements the entire time.

5:29

Tüm bu süre boyunca sıfır müdahale.

Oh,

5:32

Ah,

I'm so pumped. Kelime

5:32

çok heyecanlıyım.

Kelime

so pumped: samimi konuşmada çok heyecanlı

Burada so pumped, “çok heyecanlı ve enerji dolu” anlamına gelir. So, pumped sözcüğünün derecesini güçlendirir. Konuşan kişi kutlama yapıyor ve sırada olacakları heyecanla bekliyor. Bu, mecazlı ve samimi bir kullanımdır. Bu cümlede pumped, hava ya da sıvıyla doldurulmuş olmayı anlatmaz.

Alıştırma

Burada pumped kullanımı doğal mı? Yakın bir arkadaşınıza şu mesajı yazıyorsunuz: “I'm so pumped for the concert tonight!”

  1. Evet. Bu samimi bağlamda doğaldır.
  2. Hayır. Pumped yalnızca gerçek anlamıyla kullanılır.
Cevabı göster

Evet. Bu samimi bağlamda doğaldır.

All right.

5:34

Pekâlâ.

Now it's time to turn around and go back.

5:35

Şimdi geri dönme zamanı.

That's hilarious.

5:49

Bu çok komik.

She's stopping for the photographer.

5:50

Fotoğrafçı için duruyor.

Winter,

5:51

Winter,

I didn't know you were a bit of a vain girl.

5:52

senin biraz gösteriş meraklısı bir kız olduğunu bilmiyordum.

Okay,

5:56

Tamam,

this is it. Ton ve niyet

5:57

işte buradayız.

Ton ve niyet

This is it: beklenen yere veya ana ulaşmak

'This is it', beklenen bir yere ulaşıldığına veya beklenen anın geldiğine herkesin dikkatini çeker. Bu sahnede, bir sonraki aşamanın başlayacağı önemli yere ulaştıkları anlamına gelir. Buradaki it, adı söylenmiş tek bir nesneyi değil, durumun tamamını belirtir. Bağlama göre bu ifade 'geldik', 'zamanı geldi' veya 'işte önemli an' anlamına gelebilir.

Alıştırma

Aylarca antrenman yapan Mia başlangıç çizgisinde duruyor. Uzun zamandır beklenen anın geldiğini doğal biçimde bildiren cümle hangisidir?

  1. Here it is.
  2. This is it.
  3. That's it.
Cevabı göster

This is it.

This is the start

5:57

Burası başlangıç noktası,

this is the official start of the Dragon's Tail.

5:58

Ejderha'nın Kuyruğu'nun resmi başlangıç noktası.

Autopilot has brought us to our destination.

6:01

Otopilot bizi hedefimize getirdi.

I'm going to pop into the general store. Kelime

6:03

Bakkala uğrayacağım.

Kelime

pop into the general store: kısa ve rahat bir ziyaret

Pop into + yer, kısa ve rahat bir ziyaret için o yerin içine girmek demektir. Burada konuşan kişi, muhtemelen bir şey satın almak için bakkala kısa süreliğine girip ardından yoluna devam etmeyi planlıyor. Pop, hareketin hızlı ve kolay görünmesini sağlar; 'patlamak' anlamına gelmez. Into, pop into the shop, pop into the office veya pop into a café örneklerinde olduğu gibi hedef yeri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki 'kısa süreliğine ve rahatça içeri girmek' anlamındaki ifadeyle tamamlayın: On my way home, I'll ____ the pharmacy for some toothpaste.

Cevabı göster

pop into

Well,

6:04

Şey,

I've got to get one for Winter. Dilbilgisi

6:05

Winter için bir tane almalıyım.

Dilbilgisi

Anlık gereklilik için I've got to + fiilin yalın hâli

Bu cümlede I've got to, I have to veya I really need to anlamına gelir; yani konuşan kişi bunu yapmak zorunda ya da buna gerçekten ihtiyaç duyuyor. Bir tane almayı sıradaki gerekli adım olarak sunar ve çoğu zaman o anda verilmiş bir karar hissi taşır. Yapı have/has got to + fiilin yalın hâlidir: I've got to get. Buradaki got bütün yapının bir parçasıdır; “teslim aldım” veya “elde ettim” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi I have to ifadesinin konuşma dilindeki have got to biçimiyle tamamlayın: My appointment starts at noon, so ____ leave by eleven.

Cevabı göster

I've got to

She totally deserves it.

6:06

Bunu kesinlikle hak ediyor.

I've got something for you.

6:08

Sana bir şey aldım.

She did the whole route all by herself.

6:12

Tüm rotayı tek başına yaptı.

It's still a very beta beta,

6:14

Bu hâlâ çok beta bir sürüm,

but this self-driving test made it up and down the Dragon with zero human intervention. Kelime

6:15

ancak bu otonom sürüş testi, Ejderha'da sıfır insan müdahalesiyle inip çıkmayı başardı.

Kelime

zero human intervention: insanın kontrolü devralmaması veya düzeltme yapmaması

Bu cümlede zero human intervention, test sırasında hiçbir kişinin kontrolü devralmadığı, ayar yapmadığı veya sistemin kontrolünü başka bir şekilde değiştirmediği anlamına gelir. Zero, iddiayı kesinleştirir: otomatik sistem güzergâhın her iki yönünü de kendi başına tamamlamıştır. Bu ifade, orada hiç insan bulunmadığı anlamına gelmez. Teknik raporlarda intervention, otomatik işleyişi etkileyen insan eylemini belirtir.

Alıştırma

Bir test raporunda bu cümle ne iddia ediyor? 'The robot completed the route with zero human intervention.'

  1. Test alanının yakınında hiç kimse yoktu.
  2. Bir kişi robotu yalnızca kısa bir süre kontrol etti.
  3. Güzergâh boyunca hiç kimse robotun kontrolünü devralmadı veya robotu düzeltmedi.
Cevabı göster

Güzergâh boyunca hiç kimse robotun kontrolünü devralmadı veya robotu düzeltmedi.