Tesla'nın Amerika'nın En Tehlikeli Yolunda Sürüşüne İzin Verdim: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Bir sürücü Tesla otonom sürüşünü tehlikeli Tail of the Dragon yolunda deniyor, keskin virajları izliyor ve rotayı insan müdahalesi olmadan tamamlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. try it out - Öbek fiiller: Yazılımı veya ekipmanı gerçek kullanımda denemeyi anlatın ve zamiri try ile out arasına yerleştirin. 2. putting my life in the hands of a non-human driver. - Deyimler ve mecazlı ifadeler: Güvenlik bir kişiye ya da sisteme bağlıyken güveni ve kontrol kaybını anlayın. 3. as close to the white line as possible, - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: En yüksek uygulanabilir dereceyi ve mekânsal hedefi anlatmak için as + sıfat + as possible kullanın.
Bu derste
This is my dad's Tesla and I'm going to take it driving on the deadliest road in America.
0:00Bu babamın Tesla'sı ve onu Amerika'daki en ölümcül yolda sürmeye götüreceğim.
because I've just installed the full self-driving pre-release beta software.
0:09çünkü tam otonom sürüş sürüm öncesi beta yazılımını yeni kurdum.
It's only allowed right now on a tiny number of cars
0:16Şu an sadece çok az sayıda araçta kullanılmasına izin veriliyor
So of course I wanted to try it out on a famously dangerous mountain road Öbek fiiller
0:21Bu yüzden tabii ki tehlikeli olmasıyla ünlü bir dağ yolunda bunu denemek
try it out: gerçekten kullanarak test etmek
Burada try it out, yeni yüklenen yazılımı kullanarak ya da test ederek ne kadar iyi çalıştığını görmek demektir. Out, öbek fiili tamamlar; hareket yönü bildirmez. Nesne bir zamirse try ile out arasına gelir: try it out. Nesne bir isimse hem try the software out hem de try out the software kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için try, it ve out sözcüklerini doğru sıraya koyun: I installed the new keyboard app, and I want to ____ before recommending it.
Cevabı göster
try it out
what it can really do: dolaylı soruda sözcük sırası
see what it can really do ifadesinde vurgulanan bölüm, iç içe geçmiş bir dolaylı sorudur ve see fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Onun gerçekten sahip olduğu yetenekleri ifade eder. What, do fiilinin nesnesidir. Soru daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde olduğu için düz cümle sırası kullanılır: what + özne + kiplik fiil + fiil. What can it really do? biçimindeki devrik sıralamayı yalnızca doğrudan soru sorarken kullanın.
Alıştırma
Dolaylı soruyu tamamlamak için what, it, can, really ve do sözcüklerini kullanın: Let's test the telescope and see ____.
Cevabı göster
what it can really do
Gerilim yaratan paralel Will I...? soruları
İki Will I...? sorusu paralel bir dizi oluşturur. Her biri gelecekteki olası bir sonucu sunar; hayatta kalmaktan arabayla kaza yapıp ciddi bir belaya girmeye kadar ilerler. Burada konuşan kişi birinin cevap vermesini beklemiyor. Sorular sonucu açıklamadan riskleri önceden göstererek test başlamadan önce merak ve gerilim yaratıyor. Bu yapı, birkaç belirsiz sonucu tanıtıp izleyicinin ne olacağını öğrenmek istemesini sağlayabilir.
Alıştırma
Bu girişteki iki Will I...? sorusunun temel işlevi nedir?
- Belirsiz riskleri önceden gösterip gerilim yaratmak
- İzleyiciden sürüş talimatı istemek
- Her iki sonucun da gerçekleşeceğine söz vermek
Cevabı göster
Belirsiz riskleri önceden gösterip gerilim yaratmak
either way: iki seçenek için de aynı sonuç
Either way, daha önce belirtilen seçenekleri değişmeyen tek bir sonuca, karara veya eyleme bağlar. Burada, olası sonuçlardan hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin, sonraki ifadenin yine de geçerli olacağı anlamına gelir. Buradaki way fiziksel bir yol anlamına gelmez. Bu ifade belirsiz seçenekleri kapatır ve dinleyiciyi ortak bir sonuca geri getirir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “hangi seçimi yaparsak yapalım” anlamına gelen iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: We can take the train or drive. ____, we need to leave by six.
Cevabı göster
Either way
İnsan olmayan bir özne için “Welcome to the world”
“Welcome to the world” sözü genellikle yeni doğmuş bir bebeği karşılamak için kullanılır. Burada, bir arabaya ad verildikten hemen sonra arabaya söyleniyor. Ad vermeyi doğum gibi göstermek arabayı kişileştirir. Konuşmacı arabanın yeni üretildiğini söylemiyor; tanıdık bir sözün beklenmedik bir nesne için kullanılması eğlenceli bir mizah yaratıyor.
Alıştırma
Bir tasarımcı yeni bir robota az önce ad verdi. “Welcome to the world, Nova” derse ne demek ister?
- Robotun ancak şimdi üretilmiş olduğunu belirtiyor.
- Robotun başka bir ülkeden yeni geldiğini söylüyor.
- Robotun adlandırılmasını eğlenceli biçimde onun doğumu gibi gösteriyor.
Cevabı göster
Robotun adlandırılmasını eğlenceli biçimde onun doğumu gibi gösteriyor.
Sabit bir yer adı olarak Great Smoky Mountains
Great Smoky Mountains, ABD’nin güneydoğusunda Kuzey Karolina ile Tennessee sınırı boyunca uzanan bir sıradağın özel adıdır. Bu satırda ifade belirli bir yeri gösterir. Smoky, resmî adın bir parçasıdır; dumanlı görünen herhangi bir dağı serbestçe tanımlayan bir sözcük değildir. Büyük harfle başlayan ifadenin tamamını tek bir yer adı olarak tanımak, yanıltıcı bir kelime kelime okumayı önler.
Alıştırma
“In the Great Smoky Mountains” ifadesinde Great Smoky Mountains neyi anlatır?
- Kuzey Karolina ile Tennessee sınırındaki belirli bir sıradağ
- Orman yangını dumanıyla geçici olarak kaplanmış bir bölge
- Dumanlı görünen herhangi bir yüksek dağ
Cevabı göster
Kuzey Karolina ile Tennessee sınırındaki belirli bir sıradağ
of some of the most twisty and dangerous driving in the country.
1:07ülkedeki en virajlı ve tehlikeli sürüş rotalarından biri olan bir dağ geçidi.
where lies a mountain pass ifadesinde sahneyi kuran devrik yapı
where, az önce belirtilen yere gönderme yapar. Burada konum bildiren lies fiili, tam isim öznesi olan a mountain pass ifadesinden önce gelerek yer bildiren bir devrik yapı oluşturur. Nötr sıralama where a mountain pass lies şeklindedir. Bu sıralama önce yeri sunar, ardından orada bulunan şeyi tanıtır. Belgesel anlatımlarında ve edebî betimlemelerde sık görülen daha resmî ve anlatısal bir ton yaratır.
Alıştırma
Hangi cümle where lies a mountain pass ile aynı resmî, yeri öne çıkaran devrik yapıyı kullanır?
- A quiet village lies beyond the river.
- Does a quiet village lie beyond the river?
- Beyond the river lies a quiet village.
Cevabı göster
Beyond the river lies a quiet village.
Tree of Shame adlı uyarı noktası
Tree of Shame, bu dağ yolunun girişindeki uyarı amaçlı serginin özel adıdır. Sıradan ve canlı bir ağaç değil, kazalardan sonra kurtarılan araç parçalarının birleştirilmesiyle yapılmış bir düzenektir. Adındaki shame sözcüğü bu noktaya uyarıcı bir ton kazandırır. Hasarlı parçalar tehlikeyi görünür hâle getirir ve diğer sürücülere dikkatli olmalarını hatırlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda Tree of Shame neyi ifade eder?
- Kazalardan kurtarılan araç parçalarıyla yapılmış bir uyarı sergisi
- Yol kenarındaki her anıt için kullanılan genel bir ad
- Alışılmadık bir takma adı olan sıradan bir ağaç
Cevabı göster
Kazalardan kurtarılan araç parçalarıyla yapılmış bir uyarı sergisi
to serve as warning to others of what can go wrong.
1:17ve başkalarına nelerin ters gidebileceği konusunda bir uyarı olması için kullanılıyor.
here's the thing: asıl noktayı belirtme
Here's the thing, konuşmada kullanılan bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, konuşmacının en önemli gerçeği, karmaşık noktayı veya düzeltmeyi söylemek üzere olduğunu bildirir. Burada bakış açısını az önce ele alınan tehlikeden şaşırtıcı bir karşı noktaya çevirir. Thing somut bir nesneyi belirtmez; ifadenin tamamı sıradaki bilgiyi düzenler.
Alıştırma
“The picnic sounds great. But here's the thing: the park closes at five.” cümlesinde here's the thing neyin işaretidir?
- Dinleyicinin bakış açısını değiştirebilecek önemli bir gerçek gelmek üzere.
- Konuşmacı konuyu bitirdi ve ekleyecek başka bir şeyi yok.
- Konuşmacı somut bir nesneyi gösteriyor.
Cevabı göster
Dinleyicinin bakış açısını değiştirebilecek önemli bir gerçek gelmek üzere.
faster than you should: tekrarlanan fiilin düşürülmesi
faster than you should ifadesinde should sözcüğünün bağlamdan anlaşılan bir tamamlayıcısı vardır: should drive. Karşılaştırmada eksik sözcükler açıkça anlaşılabiliyorsa İngilizcede yardımcı veya kiplik fiilden sonra tekrarlanan fiil sık sık söylenmez. Bu ifade gerçek hızı makul veya güvenli olacak hızla karşılaştırır. Bu nedenle yalnızca birinin tavsiye aldığını değil, önerilenden daha yüksek bir hızı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi than + he + should ile tamamlayın. Tekrarlanan drive fiilini söylemeyin: “On wet roads, Dan often drives faster ____.”
Cevabı göster
than he should
Name it the Tail of the Dragon, Dilbilgisi
1:25Adına Ejderha'nın Kuyruğu (Tail of the Dragon) derseniz,
Name it ... ve ... will ...: emir biçiminde koşul ve sonuç
Bu yapıda Name it ... emir cümlesi bir eylemi koşul olarak sunar; and the drivers will come ise beklenen sonucu verir. Anlamı “If you name it ..., the drivers will come.” cümlesine yakındır. and bağlacı, birbiriyle ilgisiz iki eylemi yalnızca sıralamak yerine koşulu sonucuna bağlar. Kısa yapı kendinden emin ve slogan gibi duyulur: yola çekici bir ad verin, bu ad sürücüleri çekecektir. Yapı “Do X, and Y will happen.” biçiminde başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle “Bu düğmeye basarsan kapı açılacak” anlamına gelir?
- Press this button, and the door will open.
- Pressing this button, but the door will open.
- Press this button, or the door will open.
Cevabı göster
Press this button, and the door will open.
I did not understand just how dangerous this was until now. Dilbilgisi
1:54Bunun ne kadar tehlikeli olduğunu şu ana kadar anlamamıştım.
just how ... until now: derece ve geç fark etme
Burada just, how dangerous ifadesini güçlendirir; dolayısıyla just how dangerous, tehlikenin tam veya şaşırtıcı derecesini anlatır. Bu kullanımda just, “yalnızca” ya da “az önce” anlamına gelmez. Olumsuz did not understand ... until now yapısı, anlayıştaki değişimi şimdiki ana yerleştirir. Konuşan kişi daha önce tehlikeyi tam olarak kavramamıştır. until now, durumun tehlikeli olduğu süreyi değil, anlamama hâlinin ne zamana kadar sürdüğünü sınırlar.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin tehlikenin derecesini ancak şu anda tam olarak fark ettiğini belirtir?
- I knew exactly how dangerous the climb was from the start.
- I didn't realize just how dangerous the climb was until now.
- I understood the danger until now, but now I am unsure.
Cevabı göster
I didn't realize just how dangerous the climb was until now.
an ambulance waits for the inevitable at the exit to save time. Kelime
2:01zaman kazanmak için çıkışta bir ambulans kaçınılmazı bekler.
the inevitable: isim gibi kullanılan öngörülebilir bir sonuç
Burada inevitable sıfatı the sözcüğünden sonra gelir ve bir isim öbeği olarak işlev görür: the inevitable, herkesin kaçınılmaz olduğunu düşündüğü olay ya da sonuç demektir. Tam olarak hangi olayın kastedildiği söylenmez; çünkü durum bunun bir kaza veya acil durum olduğunu gösterir. Bu kalıp, beklenen bir sonucu herkesin anladığı tek bir fikir gibi sunar. Çoğu zaman dramatik ya da biraz karamsar bir ton taşır.
Alıştırma
Bu cümlede the inevitable neyi ifade ediyor?
- Ambulansın kullanması gereken çıkış
- Inevitable adlı belirli bir ambulans
- Er ya da geç gerçekleşmesi beklenen bir kaza veya acil durum
Cevabı göster
Er ya da geç gerçekleşmesi beklenen bir kaza veya acil durum
But ambulances are not immune from accidents. Kalıp ifadeler
2:05Ancak ambulanslar da kazalardan muaf değil.
immune from accidents ve standart immune to accidents
Bu cümlede immune from accidents, kazalardan korunmuş olmak veya kazalardan etkilenememek anlamına gelir. Olumsuz biçim not immune, ambulansların da kazalara karışabileceğini belirtir. Günümüzün normal kullanımında bir tehlike, etki, hastalık veya sorunla birlikte en güvenli standart kalıp immune to biçimidir: not immune to accidents. immune from ifadesi anlaşılır, ancak burada örnek alınacak en iyi kalıp değildir.
Alıştırma
Cümleyi standart edatla tamamlayın: Even emergency vehicles are not immune ____ accidents.
Cevabı göster
to
push the limits: bir sınıra ulaşmak veya sınırı zorlamak
Push the limits, mümkün, izin verilen veya güvenli olanın sınırına kadar gitmek anlamına gelen bir deyimdir. Fiziksel bir sınırı iterek hareket ettirmek anlamına gelmez. Burada sürücüler, yakınlarda kimsenin olmadığını düşündüklerinde hızın, kontrolün ve güvenliğin sınırlarını deniyorlar. Bağlam hangi sınırın kastedildiğini açıkça gösteriyorsa nesne belirtilmeden bırakılabilir.
Alıştırma
Cümlede push the limits ne anlama geliyor?
- Zor bir noktaya ulaşmadan önce durmak.
- Fiziksel sınır işaretlerini hareket ettirmek.
- Yetenek, kurallar veya güvenlik sınırında hareket etmeye çalışmak.
Cevabı göster
Yetenek, kurallar veya güvenlik sınırında hareket etmeye çalışmak.
crossing yellow lines and rounding blind turns with sheer drops.
2:13sarı çizgileri geçmek ve dik uçurumları olan kör virajları dönmek.
Trucks are banned from the road for being too great a risk, Dilbilgisi
2:17Kamyonlar çok büyük bir risk taşıdıkları için yolda yasaklanmış durumda,
too great a risk: too + sıfat + a + tekil isim
Too great a risk ifadesinde great, mükemmel değil, derece bakımından büyük veya ciddi anlamına gelir. Too, riskin durumun izin verdiği düzeyi aştığını ve bu nedenle kabul edilemez olduğunu gösterir. Bu, too + sıfat + a/an + tekil sayılabilen isim biçimindeki resmî bir yapıdır: too great a risk. Normal sıfat sırasından farklı olarak a, sıfattan sonra gelir. Daha günlük bir karşılığı a risk that is too great ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için too, great, a ve risk sözcüklerini doğru sıraya koyun: The guide decided that crossing the melting ice was ____.
Cevabı göster
too great a risk
The Dragon has killed multiple people along every one of its 11 miles.
2:25Ejderha, 11 milinin her bölümünde birçok insanı öldürdü.
It's a challenge for even the best human drivers,
2:29En iyi insan sürücüler için bile bir meydan okuma,
but I'm putting my life in the hands of a non-human driver. Deyimler
2:32ama ben hayatımı insan olmayan bir sürücünün ellerine bırakıyorum.
put my life in the hands of someone: hayatını birinin ellerine bırakmak
To put your life in the hands of someone or something, olacakları tamamen kontrol edemediğiniz bir durumda fiziksel güvenliğinizi bir kişiye, gruba veya sisteme emanet etmek demektir. Hands burada gerçek elleri değil, kontrolü ve sorumluluğu temsil eden bir benzetmedir. Bu cümlede konuşan kişi, kontrolü insan olmayan bir sürücüye bırakmanın riskini vurgular. İfade yalnızca sıradan bir yardım istemeyi değil, bağımlılık ile tedirgin bir güveni birlikte aktarır.
Alıştırma
“Fiziksel güvenliğini birine emanet etmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the rescue, I was ____ the helicopter pilot.
Cevabı göster
putting my life in the hands of
have some serious doubts about something: bir şey hakkında ciddi şüpheler taşımak
To have serious doubts about something, bir şeyin doğru, güvenli, gerçek veya işe yarama ihtimali konusunda güçlü bir belirsizlik hissetmek demektir. Söz konusu şeyin kesinlikle yanlış olduğunu doğrudan söylemeden kararlı bir çekince ifade eder. Burada some, serious sözcüğünün gücünü azaltmaz. Günlük konuşmada some serious doubts, birden fazla veya oldukça önemli kaygının ortaya çıktığını gösterir; şimdiki zamanın devam biçimi am having ise bu şüpheleri konuşanın o anda gelişmekte olan tepkisi olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bir plan hakkında güçlü ancak kesin olmayan bir çekince ifade eder?
- I have some serious doubts about this plan.
- I am completely certain that this plan will fail.
- I have one small question about this plan.
Cevabı göster
I have some serious doubts about this plan.
I had to disengage the beta autopilot several times, Kelime
2:39beta otopilotu birkaç kez devre dışı bırakmak zorunda kaldım,
disengage the beta autopilot: otomatik kontrolü sona erdirmek
Bu sürüş bağlamında disengage the beta autopilot, beta sürümündeki otopilotun aracı kontrol etmesini durdurup kontrolü sürücüye geçirmek demektir. Aracın tamamını kapatmak veya yalnızca frene basmak anlamına gelmez. disengage + system or control yapısı, etkin bir mekanizmanın kontrolünü sona erdirmek için kullanılır. several times, sürücünün tekrar tekrar müdahale etmek zorunda kaldığını gösterir.
Alıştırma
Bir sürüş testi raporunda “the driver disengaged the autopilot” ne anlama gelir?
- Sürücü aracın tamamını kapattı.
- Sürücü otopilotun kontrolünü sona erdirip kontrolü devraldı.
- Otopilot kontrolü sürdürürken sürücü yalnızca frene bastı.
Cevabı göster
Sürücü otopilotun kontrolünü sona erdirip kontrolü devraldı.
and last night while doom-scrolling Dragon accident videos, Kelime
2:41ve dün gece Ejderha'daki kaza videolarını durmaksızın kaydırırken,
doom-scrolling: olumsuz içerikleri durmadan kaydırmak
Doom-scrolling, insanın kendisini daha kötü hissettirmesine rağmen rahatsız edici, endişe verici veya başka türde olumsuz çevrim içi içerikleri tekrar tekrar kaydırması demektir. Bu cümlede, konuşanın kaza videolarını izlemeye devam edip durmakta zorlanmasına yönelik öz alaycı bir anlam katar. Doom, olumsuz içerik ve kaygı anlamını ekler; scrolling tek başına yalnızca bir akışta ilerlemeyi anlatır. Burada doom-scrolling, while sonrasında kullanılan -ing biçiminde bir fiildir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi doom-scrolling olarak tanımlanır?
- Eğlenceli bir tatilin fotoğraflarını kaydırmak.
- Sizi kaygılandırmasına rağmen korkutucu haberleri bir saat boyunca kaydırmaya devam etmek.
- Tek bir acil durum uyarısını okuyup uygulamayı kapatmak.
Cevabı göster
Sizi kaygılandırmasına rağmen korkutucu haberleri bir saat boyunca kaydırmaya devam etmek.
I found the last guy who tried the old Tesla autopilot on this road,
2:45bu yolda eski Tesla otopilotunu deneyen son adamı buldum,
and he had to disengage minutes in Kalıp ifadeler
2:50ve o birkaç dakika içinde devreden çıkarmak zorunda kalmış
minutes in: başladıktan birkaç dakika sonra
Burada minutes in, “etkinlik başladıktan birkaç dakika sonra” anlamına gelen bir zaman zarfı ifadesidir. Sürüşün veya testin erken bir noktasını belirtir. Hangi etkinlikten söz edildiği bağlamdan anlaşıldığı için etkinlik adı söylenmez. Sondaki in, “etkinliğin başlamasından sonra” anlamındadır; “bir yerin içinde” veya “süre dolmadan” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “etkinlik başladıktan birkaç dakika sonra” anlamına gelen kısa ifadeyle tamamlayın: The new game was so difficult that Mia quit ____.
Cevabı göster
minutes in
way too dangerous: kabul edilebilir düzeyin çok ötesinde
Way too dangerous ifadesinde too dangerous, “kabul edilebilir veya güvenli olandan daha tehlikeli” demektir. Way, too sözcüğünü güçlendirir; böylece konuşan kişi tehlikenin sınırı büyük ölçüde aştığına hükmeder. Bu ifade very dangerous ifadesinden daha güçlüdür. Very yalnızca yüksek bir dereceyi anlatır; way too dangerous ayrıca durumun devam etmemesi gerektiğini söyler.
Alıştırma
Hangi cümle riskin kabul edilebilir düzeyin çok ötesinde olduğunu en açık şekilde belirtir?
- The route is too dangerous.
- The route is way too dangerous.
- The route is very dangerous.
Cevabı göster
The route is way too dangerous.
I am not confident she's going to make this run without me having to disengage and take over. Notlar
2:55Benim devreden çıkarıp kontrolü almama gerek kalmadan onun bu yolu bitirebileceğinden emin değilim.
without me having to disengage: benim harekete geçmem gerekmiyor
without me having to disengage ifadesinde without, eylemin gerekli hâle gelmediği bir durumu belirtir. me, aksi durumda harekete geçmesi gerekebilecek kişiyi gösterir; having to disengage ise otomatik sürüş modunu devreden çıkarmak zorunda olmak demektir. Kullanılabilir kalıp without + nesne durumundaki zamir veya isim + having to + fiilin yalın hâlidir. Bir şeyin, o kişinin ilgili eylemi yapması gerekmeden gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi without + I sözcüğünün nesne biçimi + having to + restart it kullanarak tamamlayın: The app fixed the error ____.
Cevabı göster
without me having to restart it
take over: önceki kontrolcüden kontrolü devralmak
Burada take over, otomatik sistem devreden çıkarıldıktan sonra etkin sürücü hâline gelip aracı kontrol etmek demektir. Over, öbek fiilin bir parçasıdır; yer bildirmez. Daha genel olarak take over, daha önce işi yürüten bir kişi veya sistemden kontrolü ya da sorumluluğu devralmak anlamına gelir. Buradaki gibi neyin kontrol edildiği belliyse nesnesiz kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir sistemden kontrolü devralmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When the automatic steering stopped, the driver had to ____.
Cevabı göster
take over
Sanırım bütün amaç bu, değil mi?
“I guess” konuşanın vardığı sonucu yumuşatır; ifade kesin bir iddiadan çok temkinli bir yorum gibi duyulur. “The whole point” ana amaç demektir; burada aracın insan müdahalesi olmadan rotayı tamamlayıp tamamlayamayacağını test etme amacını belirtir. Sondaki “right?” dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet eder. Parçalar birlikte, konuşanın riskli testi gerekçelendirdiğini ve aynı zamanda düşüncesinin mantıklı olduğuna dair güvence aradığını gösterir.
Alıştırma
Konuşan bu cümlede “I guess ... right?” ile nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Konuşan, doğru yönde ilerleyip ilerlemediklerini sorar.
- Konuşan, testin amacını kesin biçimde reddeder.
- Konuşan, testin amacını temkinli biçimde sunar ve dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet eder.
Cevabı göster
Konuşan, testin amacını temkinli biçimde sunar ve dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet eder.
I'm going to put her in full self-driving beta mode, Kalıp ifadeler
3:06Onu tam otonom sürüş beta moduna alacağım
Onu tam otonom sürüş beta moduna almak
“Put + object + in + mode” kalıbında put, bir şeyi belirli bir çalışma durumuna getirmek veya geçirmek anlamına gelir. “Her” nesnedir ve kişileştirilmiş aracı ifade eder; “in full self-driving beta mode” ise ortaya çıkan durumu belirtir. Burada bir şeyi fiziksel olarak bir yerin içine taşımaktan söz edilmez. Bu yapı, bir cihaz, araç veya yazılım adı belli olan bir moda geçirildiğinde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi put + object + in + mode kalıbıyla tamamlayın: Before takeoff, ____ your phone ____ airplane mode.
Cevabı göster
put · in
but let the wheel slide through them so that you can see Dilbilgisi
3:13ancak direksiyonun ellerimin arasından kaymasına izin vereceğim ki
let the wheel slide: let + nesne + fiilin yalın hâli
let the wheel slide ifadesinde let, bir eyleme izin vermeyi veya o eylemi engellememeyi anlatır. Hareket etmesine izin verilen şey the wheel, yaptığı eylem ise slide'dır. Them, konuşanın ellerine gönderme yapar; yani direksiyon iki elin arasından kayar. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. to slide değil, slide kullanılır: let the wheel slide.
Alıştırma
Mia'nın Ben'e fotoğraf makinesini kullanma izni verdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Mia let Ben to use her camera.
- Mia made Ben use her camera.
- Mia let Ben use her camera.
Cevabı göster
Mia let Ben use her camera.
that it's really the Tesla doing it herself. Dilbilgisi
3:16bunu gerçekten Tesla'nın kendisinin yaptığını görebilesiniz.
so that you can see: so that ile amaç belirtmek
so that you can see ifadesindeki so that, direksiyonun konuşanın elleri arasından hareket etmesine izin vermenin amacını belirtir. Hedeflenen sonuç, izleyenin direksiyonu kimin veya neyin kontrol ettiğini açıkça görebilmesidir. Bir eylemi amacıyla bağlamak için so that + yan cümle kullanılır: Y gerçekleşebilsin diye X yapmak. Burada see that it's really... içindeki sonraki that, see fiilinin içeriğini başlatır; ikinci bir amaç bağlacı değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü amaç bağlacıyla tamamlayın: I moved closer ____ I could read the sign.
Cevabı göster
so that
it's ... the Tesla doing it herself ile asıl eylemciyi vurgulamak
Bu cümlede it's, it is + eylemi yapan + -ing yan cümlesi biçiminde bir odaklama yapısı kurar. Bu yapı, eylemi arabadaki kişinin değil the Tesla'nın yaptığını öne çıkarır. Baştaki it yalnızca yapısal bir yer tutucudur; belirli bir nesneyi göstermez. Really düzeltme vurgusunu güçlendirir; doing it ise daha önce konuşulan sürüş işine gönderme yapar. Herself, arabayı kadın olarak kişileştiren anlatımı sürdürür ve arabanın insan kontrolü olmadan hareket ettiğini vurgular.
Alıştırma
Eylemi babanın değil robotun yaptığını gösteren odaklama yapısının doğru kullanıldığı cümleyi seçin.
- It's the robot moving by itself.
- It's moving the robot by itself.
- The robot it's moving by itself.
Cevabı göster
It's the robot moving by itself.
I'm not doing any of the speed adjusting around these turns.
3:32bu virajlarda hiçbir hız ayarlaması yapmıyorum.
So she's deciding entirely how slow to take the corners. Dilbilgisi
3:35Yani virajları ne kadar yavaş alacağına tamamen o karar veriyor.
how slow to take the corners: how + derece + to'lu mastar
How slow to take the corners, how + derece bildiren sözcük + to'lu mastar kalıbıyla kurulmuş, kararın içeriğini belirten iç içe bir ifadedir. Virajlardan geçerken ne kadar yavaş ya da hangi hızda gidileceğine karar vermek anlamına gelir. Deciding sözcüğünden sonra geldiği için doğrudan soru değildir ve özne-yardımcı fiil devrikliği gerekmez. Take a corner, araçla bir virajdan geçmek veya virajı almak demektir. Aynı kalıp başka ölçülerle de kullanılır: how fast to go, how far to move it ve how early to leave.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri ve how + derece + to'lu mastar kalıbını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: We need to decide ____ the shelf. (high / put)
Cevabı göster
how high to put
I wish there was a way I could tell her stay as close to the white line as possible, Dilbilgisi
3:47Ona beyaz çizgiye olabildiğince yakın durmasını söyleyebilmemin bir yolu olsaydı keşke,
I wish there was a way: mevcut olmayan bir çözümü istemek
I wish there was a way ifadesinde konuşan kişi bir çözüm ister, ancak şu anda bilinen veya kullanılabilir bir yöntem görmez. Geçmiş zaman biçimi was, dileğin geçmişte olduğunu göstermez; wish sonrasında mevcut gerçeklikle arasındaki mesafeyi belirtir. Bu kalıptan sonra to + fiil veya bir yan cümle gelebilir: I wish there was a way to fix it; I wish there was a way I could help. Eksik bir seçenekten duyulan üzüntüyü ifade ederken mümkün olması istenen eylemi de belirtir.
Alıştırma
Uygulamada verileri dışa aktarma seçeneği yok. Bu eksiklikten duyulan üzüntüyü en iyi hangi cümle ifade eder?
- I hope there is a way to export the data.
- I wished there was a way to export the data.
- I wish there was a way to export the data.
Cevabı göster
I wish there was a way to export the data.
as close to ... as possible: uygulanabilir en kısa mesafe
as close to the white line as possible ifadesinde close to, referans noktasını tanıtır; iki as ögesi ise ulaşılabilecek en yüksek dereceyi belirten bir yapı oluşturur. Talimat, koşulların izin verdiği ölçüde beyaz çizgiyle aradaki mesafeyi küçültmek anlamına gelir. Bu, başka bir kişi veya nesneyle yapılan sıradan bir eşitlik karşılaştırması değildir. Sondaki as possible, karşılaştırma hedefinin yerini alır ve pratik sınırlar içinde anlamını taşır. Aynı kalıp as quiet as possible örneğindeki gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Uygulanabilir en yakın mesafeyi belirtmek için cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: Please place the chair ____ the wall ____.
Cevabı göster
as close to · as possible
which she's doing now just fine, on the right-hand turn.
3:51ki bunu şu an sağa dönüşte gayet iyi yapıyor.
a little dicier: daha yumuşak bir karşılaştırmalı uyarı
Dicey, riskli, istikrarsız veya tahmin edilmesi zor görünen bir durumu anlatan gündelik bir sıfattır. Dicier bunun karşılaştırma biçimidir; dolayısıyla a little dicier, bu durumun başka bir duruma göre biraz daha fazla risk veya belirsizlik taşıdığı anlamına gelir. A little karşılaştırmayı yumuşatır. Konuşan kişi durumun son derece tehlikeli olduğunu söylemek yerine temkinli bir uyarıda bulunur.
Alıştırma
"It's a little dicier" ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- İki durumun risk düzeyi tamamen aynıdır.
- Durum diğerine göre biraz daha riskli ve daha az öngörülebilir.
- Durum diğerine göre çok daha güvenli ve daha kolay tahmin edilebilir.
Cevabı göster
Durum diğerine göre biraz daha riskli ve daha az öngörülebilir.
The one thing that's very helpful is though is I can really look much further down the road Dilbilgisi
3:57Fakat çok faydalı olan bir şey var ki, yola çok daha ileriden bakabiliyorum,
than I could if I had to also be keeping my eyes fully on the turn ahead. Kalıp ifadeler
4:02aksi takdirde gözlerimi sadece önümdeki viraja odaklamak zorunda kaldığımdakinden daha ileri.
much further ... than I could: güçlendirilmiş bir karşılaştırma
Much further ... than, farkın büyüklüğünü vurgulayan bir karşılaştırma oluşturur. Further daha uzun bir görüş mesafesini, much ise farkın büyük olduğunu gösterir. Than yan cümlesi, karşılaştırma ölçütü olarak kullanılan diğer yetenek düzeyini tanıtır. Than I could ifadesinde could, could look down the road in that situation gibi daha uzun bir ifadenin yerini tutar. Anlam açık olduğunda İngilizcede yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği sık sık atılır. Buradaki ölçüt, konuşan kişinin önündeki virajı da sürekli izlemek zorunda olduğu varsayımsal durumdaki yeteneğidir.
Alıştırma
Çok daha uzun bir mesafe anlamına gelen doğal tamamlamayı seçin: With the new headlights, we can see ... down the road than before.
- very further
- much further
- more further
Cevabı göster
much further
gözlerini öndeki virajdan hiç ayırmamak
Keep your eyes on something, dikkati başka yere çevirmeden bir şeye bakmayı sürdürmek demektir. Bu cümlede eylem gerçek anlamdadır: Sürücünün hemen önündeki virajı sürekli izlemesi gerekirdi. Fully, görsel dikkatin bütünüyle o noktaya verildiğini vurgular. Aynı yapı keep your eyes on the goal örneğindeki gibi mecaz anlamda da kullanılabilir; burada amaç, hedefe fiziksel olarak bakmak değil, hedefe odaklanmayı sürdürmektir.
Alıştırma
‘Doğrudan bakmayı sürdürmek’ anlamındaki ifadeyle keep + eyes + on yapısını tamamlayın: While cycling at night, keep ____ the road ahead.
Cevabı göster
your eyes on
So I am very alert for traffic coming the other way. Kalıp ifadeler
4:07Bu yüzden karşı yönden gelen trafiğe karşı çok daha dikkatliyim.
traffic coming the other way: karşı yönden gelen trafik
Traffic coming the other way, karşı yönden size doğru ilerleyen araçlar anlamına gelir. Coming the other way sözleri traffic sözcüğünü açıklar; daha eksiksiz biçimi traffic that is coming the other way şeklindedir. Burada the other way, seyahat yönünün karşıt olduğunu belirtir. Farklı bir yöntem veya çözüm anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade, karşı yönden size doğru ilerleyen araçlar anlamına gelir?
- traffic coming the other way
- traffic coming by another route
- traffic going the same way
Cevabı göster
traffic coming the other way
made it all the way: sonuna kadar başarıyla ulaşmak
Bu cümlede made it all the way, “tüm rotanın sonuna başarıyla ulaştı” anlamına gelir. Made it sonucu bir başarı olarak sunarken all the way yalnızca bir kısmın değil, bütün mesafenin tamamlandığını vurgular. make it all the way kalıbı, zor bir sürecin tamamlanmasını da anlatabilir: bir varış noktasına, finale veya bir projenin sonuna kadar başarıyla ilerlemek gibi. Buradaki make, “yaratmak” ya da “üretmek” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “tüm rotanın sonuna başarıyla ulaşmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The trail was steep, but we ____ to the summit before sunset.
Cevabı göster
made it all the way
so pumped: samimi konuşmada çok heyecanlı
Burada so pumped, “çok heyecanlı ve enerji dolu” anlamına gelir. So, pumped sözcüğünün derecesini güçlendirir. Konuşan kişi kutlama yapıyor ve sırada olacakları heyecanla bekliyor. Bu, mecazlı ve samimi bir kullanımdır. Bu cümlede pumped, hava ya da sıvıyla doldurulmuş olmayı anlatmaz.
Alıştırma
Burada pumped kullanımı doğal mı? Yakın bir arkadaşınıza şu mesajı yazıyorsunuz: “I'm so pumped for the concert tonight!”
- Evet. Bu samimi bağlamda doğaldır.
- Hayır. Pumped yalnızca gerçek anlamıyla kullanılır.
Cevabı göster
Evet. Bu samimi bağlamda doğaldır.
I didn't know you were a bit of a vain girl.
5:52senin biraz gösteriş meraklısı bir kız olduğunu bilmiyordum.
This is it: beklenen yere veya ana ulaşmak
'This is it', beklenen bir yere ulaşıldığına veya beklenen anın geldiğine herkesin dikkatini çeker. Bu sahnede, bir sonraki aşamanın başlayacağı önemli yere ulaştıkları anlamına gelir. Buradaki it, adı söylenmiş tek bir nesneyi değil, durumun tamamını belirtir. Bağlama göre bu ifade 'geldik', 'zamanı geldi' veya 'işte önemli an' anlamına gelebilir.
Alıştırma
Aylarca antrenman yapan Mia başlangıç çizgisinde duruyor. Uzun zamandır beklenen anın geldiğini doğal biçimde bildiren cümle hangisidir?
- Here it is.
- This is it.
- That's it.
Cevabı göster
This is it.
this is the official start of the Dragon's Tail.
5:58Ejderha'nın Kuyruğu'nun resmi başlangıç noktası.
pop into the general store: kısa ve rahat bir ziyaret
Pop into + yer, kısa ve rahat bir ziyaret için o yerin içine girmek demektir. Burada konuşan kişi, muhtemelen bir şey satın almak için bakkala kısa süreliğine girip ardından yoluna devam etmeyi planlıyor. Pop, hareketin hızlı ve kolay görünmesini sağlar; 'patlamak' anlamına gelmez. Into, pop into the shop, pop into the office veya pop into a café örneklerinde olduğu gibi hedef yeri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki 'kısa süreliğine ve rahatça içeri girmek' anlamındaki ifadeyle tamamlayın: On my way home, I'll ____ the pharmacy for some toothpaste.
Cevabı göster
pop into
Anlık gereklilik için I've got to + fiilin yalın hâli
Bu cümlede I've got to, I have to veya I really need to anlamına gelir; yani konuşan kişi bunu yapmak zorunda ya da buna gerçekten ihtiyaç duyuyor. Bir tane almayı sıradaki gerekli adım olarak sunar ve çoğu zaman o anda verilmiş bir karar hissi taşır. Yapı have/has got to + fiilin yalın hâlidir: I've got to get. Buradaki got bütün yapının bir parçasıdır; “teslim aldım” veya “elde ettim” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi I have to ifadesinin konuşma dilindeki have got to biçimiyle tamamlayın: My appointment starts at noon, so ____ leave by eleven.
Cevabı göster
I've got to
but this self-driving test made it up and down the Dragon with zero human intervention. Kelime
6:15ancak bu otonom sürüş testi, Ejderha'da sıfır insan müdahalesiyle inip çıkmayı başardı.
zero human intervention: insanın kontrolü devralmaması veya düzeltme yapmaması
Bu cümlede zero human intervention, test sırasında hiçbir kişinin kontrolü devralmadığı, ayar yapmadığı veya sistemin kontrolünü başka bir şekilde değiştirmediği anlamına gelir. Zero, iddiayı kesinleştirir: otomatik sistem güzergâhın her iki yönünü de kendi başına tamamlamıştır. Bu ifade, orada hiç insan bulunmadığı anlamına gelmez. Teknik raporlarda intervention, otomatik işleyişi etkileyen insan eylemini belirtir.
Alıştırma
Bir test raporunda bu cümle ne iddia ediyor? 'The robot completed the route with zero human intervention.'
- Test alanının yakınında hiç kimse yoktu.
- Bir kişi robotu yalnızca kısa bir süre kontrol etti.
- Güzergâh boyunca hiç kimse robotun kontrolünü devralmadı veya robotu düzeltmedi.
Cevabı göster
Güzergâh boyunca hiç kimse robotun kontrolünü devralmadı veya robotu düzeltmedi.