Ottan Aşırı Doz Alınır Mı?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Açıklama aşırı dozu tanımlıyor, esrarın etkilerini ele alıyor ve haber vakalarını tahmini ölümcül dozlarla karşılaştırıyor. Aşırı kullanım ciddi olabilir, ancak yalnızca esrardan ölüm çok düşük olasılık olarak sunuluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. drug overdose — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: güvenli dozun aşıldığını, yalnızca güçlü etki hissedilmediğini kavrayın. 2. take hold. — Phrasal verb: etkinin işlemeye başladığını, yenilen esrarın yavaş başlaması örneğiyle tanıyın. 3. the jury is out on this one — Deyimler ve mecazi ifadeler: gerçek bir jüri yerine, konunun henüz sonuçlanmadığını veya tartışıldığını anlayın.
Bu derste
A drug overdose occurs when a person takes more than the medically recommended dose, Kelime
0:00Aşırı doz uyuşturucu, bir kişinin tıbbi olarak önerilen dozdan fazlasını almasıyla meydana gelir,
drug overdose: güvenli veya önerilen dozu aşma
Drug overdose isim öbeği, tıbben önerilen veya güvenli düzeyi aşan ve toksik etkilere yol açabilecek miktarda bir maddenin alınması anlamına gelir. Yalnızca maddenin etkisini güçlü hissetmeyi veya herhangi bir rahatsız edici tepkiyi değil, aşırı miktara maruz kalmayı adlandırır. Aşırı dozun şiddeti değişebilir ve durum kazara ya da kasıtlı olabilir. Sözcük tek başına ölümün kesin olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum doğru biçimde drug overdose olarak tanımlanır?
- Bir kişi önerilen dozu alır ancak ilacın acı tadını sevmez.
- Bir kişi önerilen dozdan çok daha fazla ağrı kesici alır ve toksik belirtiler gösterir.
- Bir kişi ilacı tam olarak talimatlara uygun aldıktan sonra uykulu hisseder.
Cevabı göster
Bir kişi önerilen dozdan çok daha fazla ağrı kesici alır ve toksik belirtiler gösterir.
resulting in: bir sonucu belirtme
Resulting in, önceki durumun yol açtığı sonucu belirtir. Burada önerilen dozdan fazlasını almak neden, toksik durum ise sonuçtur. -ing yan cümlesi neden-sonuç bağını kısaltır: X happened, resulting in Y yaklaşık olarak X happened, and as a result, Y occurred anlamına gelir. Sonucun kaynağı olarak anlaşılan şey yalnızca en yakın isim değil, önceki olayın tamamıdır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The cooling system failed, ____ serious engine damage.
Cevabı göster
resulting in
It can be accidental or intentional where an individual wants to end their life. Kelime
0:07Yanlışlıkla veya kişinin kendi hayatına son vermek istediği kasıtlı durumlarda olabilir.
İntihardan hassas bir şekilde söz etmek için end their life
Burada end their life, kişinin kendi ölümüne kasıtlı olarak neden olması, yani intihar ederek ölmek istemesi anlamına gelir. Yalnızca bir dönemi veya etkinliği bitirmek anlamına gelmez. Bu ifade dolaylı ve ölçülüdür. Son derece hassas bir konuya giriş biçimini yumuşatabilir, ancak anlamın ciddiyetini azaltmaz.
Alıştırma
“An individual wants to end their life.” cümlesinde end their life ne anlama gelir?
- Kişi yaşamındaki önemli bir dönemi bitirmek istiyor.
- Kişi başka birinin yaşamına son vermek istiyor.
- Kişi intihar ederek ölmek istiyor.
Cevabı göster
Kişi intihar ederek ölmek istiyor.
How much of a drug causes an overdose can differ from person to person and their own physiology. Kalıp ifadeler
0:11Bir ilacın ne kadarının aşırı doza neden olduğu kişiden kişiye ve kişinin kendi fizyolojisine göre değişebilir.
differ from person to person: kişiden kişiye değişmek
Differ from person to person, bir şeyin farklı kişiler için farklı olması anlamına gelir. Yalnızca adı belirtilen iki kişiyi karşılaştırmak yerine, insanlar arasındaki genel değişkenliği anlatır. Bu cümlede aşırı doza yol açan ilaç miktarı sabit değildir, çünkü her kişinin fizyolojisi bunu etkileyebilir. Yeniden kullanılabilen kalıp X differs from person to person şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi differ ve “farklı bireyler arasında” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: Side effects can ____.
Cevabı göster
differ from person to person
There's been a lot of news about the medical benefits of this drug in recent months
0:18Son aylarda bu maddenin tıbbi faydaları hakkında pek çok haber yapıldı
and in many countries it has been legalized for medical purposes. Kelime
0:22ve birçok ülkede tıbbi amaçlar için yasallaştırıldı.
legalized for medical purposes: sınırlı hukuki izin
Burada legalized for medical purposes, yasanın ilgili kurallar çerçevesinde maddeye özellikle tıbbi kullanım için izin verdiği anlamına gelir. Sınırsız bir yasallığı değil, kapsamı sınırlı bir hukuki izni anlatır. be legalized for + purpose yapısı, hukuki iznin kapsadığı amacı belirtir. Politika veya haber dilinde bu sınırlayıcı ifade çok önemlidir; diğer kullanımlar hâlâ yasa dışı olabilir.
Alıştırma
Cümle aşağıdaki sonuçlardan hangisini destekliyor?
- Bu ülkelerde maddenin her türlü kullanımı hiçbir kısıtlama olmadan yasaldır.
- Bu ülkeler maddenin güvenli ve etkili olduğunu tıbben kanıtlamıştır.
- Madde, birçok ülkede o ülkelerin yasalarının sınırları içinde tıbbi kullanım için hukuken izinlidir.
Cevabı göster
Madde, birçok ülkede o ülkelerin yasalarının sınırları içinde tıbbi kullanım için hukuken izinlidir.
That's what we intend to find out in this episode of the Infographics Show, Öbek fiiller
0:28The Infographics Show'un bu bölümünde öğrenmeyi amaçladığımız şey de bu,
find out: bilinmeyen bilgiyi öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya keşfetmek anlamına gelir ve bu genellikle araştırarak, sorarak, kontrol ederek ya da sonucu görerek yapılır. Burada programın belirtilen amacı, daha önce sorulan bir sorunun yanıtını belirlemektir. That's what we intend to find out cümlesinde what, bilinmeyen bilgiyi temsil eder ve find out ifadesinin nesnesidir. Aktarılabilir bir kalıp find out + what/whether/how/why yan cümlesidir; örneğin find out whether it is true.
Alıştırma
Kontrol ederek yanıtı öğrenmek anlamına gelen iki sözcüklü phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: We don't know whether the pharmacy is open, so I'll ____.
Cevabı göster
find out
The name weed is slang for cannabis Kalıp ifadeler
0:36Ot (weed) kelimesi kenevir için kullanılan bir argodur
“The name weed is slang for cannabis” cümlesinde “slang for”
“X is slang for Y” yapısında slang for, X’in Y’yi belirtmek için kullanılan resmî olmayan bir kelime veya ad olduğunu söyler. Burada weed, cannabis için kullanılan resmî olmayan bir addır; slang yalnızca anlamı değil, kelimenin sosyal kullanım düzeyini de belirtir. Resmî olmayan, belirli bir gruba ait, internet kaynaklı veya bölgesel bir ifadeyi açıklarken “A is slang for B” kalıbını kullanabilirsiniz. Bu kalıp hem ifadenin neyi belirttiğini hem de nötr ve resmî bir kelime olmadığını anlatır.
Alıştırma
weed kelimesinin cannabis için kullanılan resmî olmayan bir ad olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “The name weed is ___ cannabis.”
- slang for
- the opposite of
- a nickname for
- a formal word for
Cevabı göster
slang for
and there are a fair few slang names for this green bushy plant. Kalıp ifadeler
0:39ve bu yeşil çalı benzeri bitki için kullanılan epeyce argo isim vardır.
Önemli bir miktarı belirten “a fair few”
A fair few, “oldukça çok” veya “hatırı sayılır bir sayı” anlamına gelen deyimsel bir miktar ifadesidir. Bu cümlede bitki için yalnızca birkaç argo ad değil, birçok argo ad bulunduğunu anlatır; fair, kesin bir sayı vermeden few ifadesini güçlendirir. Kesin sayı önemli değilse ve sayının birkaç taneden belirgin biçimde fazla olduğunu konuşma dilinde belirtmek istiyorsanız, çoğul sayılabilen isimlerden önce a fair few kullanın.
Alıştırma
Kütüphanede hatırı sayılır sayıda ziyaretçi olduğu anlamını vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “There were ___ visitors at the library on Saturday.”
- a fair few
- few
- a great deal of
- a few
Cevabı göster
a fair few
there are as many as 1,200 slang names for cannabis. Dilbilgisi
0:44kenevirin 1.200 kadar argo ismi vardır.
Yüksek bir sayıdan önce as many as
Burada as many as, 1.200 sayısından önce gelerek bunu ulaşılması mümkün veya bildirilen, şaşırtıcı derecede yüksek bir sayı olarak sunar. Sayının 1.200'e ulaşabileceğini belirtir ve bu sayının ne kadar yüksek olduğunu vurgular. Bu, miktarı vurgulayan bir kalıptır; She has as many books as I do. cümlesindeki eşitlik karşılaştırması değildir. Sayının büyüklüğü önemli olduğunda as many as ifadesini bir sayının veya sayılabilen çoğul miktarın önünde kullanın.
Alıştırma
Şaşırtıcı derecede yüksek bir sayıyı vurgulamak için dersteki üç sözcüklü ifadeyi kullanın: The festival can attract ____ 50,000 visitors in one weekend.
Cevabı göster
as many as
in the right conditions: uygun koşullarda
In the right conditions, çevredeki durumun bir sonucun ortaya çıkması için uygun olduğu zaman anlamına gelir. Burada right ahlaken doğru değil, uygun veya elverişli demektir; conditions ise bitkinin iyi büyümesini sağlayan çevresel etkenleri belirtir. Bu ifade bir sonuç için gereken ortamı tanıtabilir: in the right conditions, X can happen. Gereklilikler karşılandığında sonuç mümkün olur, ancak her durumda gerçekleşeceği garanti edilmez.
Alıştırma
Durum uygun olduğunda anlamına gelen dersteki dört sözcüklü ifadeyi kullanın: These seeds can remain viable for years ____.
Cevabı göster
in the right conditions
It is both a medicine and a recreational substance Dilbilgisi
1:06Hem bir ilaç hem de keyif verici bir maddedir
both A and B: hem bir ilaç hem de keyif amaçlı bir madde
Both A and B iki ögeyi birbirine bağlar ve ikisinin de aynı anda doğru olduğunu belirtir. Burada maddeye iki rol yüklenir: a medicine ve a recreational substance. Bunlar arasında bir seçim sunulmaz. A ve B dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Burada iki taraf da a ile başlayan isim öbekleridir: a medicine ve a recreational substance.
Alıştırma
Hangi cümle, mekânın aynı anda iki role de sahip olduğunu açıkça belirtir?
- The space is neither a café nor a bookstore.
- The space is either a café or a bookstore.
- The space is both a café and a bookstore.
Cevabı göster
The space is both a café and a bookstore.
and is the most popular illicit drug in the world. Kelime
1:09ve dünyadaki en popüler yasa dışı uyuşturucudur.
illicit drug: yasaklı uyuşturucular için resmî ifade
Illicit drug ifadesindeki illicit, yasalar veya resmî bir kural tarafından yasaklanmış anlamına gelir. Bu ifade hukuk, politika, haber ve halk sağlığı bağlamlarında yaygındır ve bir uyuşturucuyu tıbbi etkilerine göre değil, yasal veya düzenleyici statüsüne göre sınıflandırır. Bu statü konuşulan yere, izin verilen kullanıma ve döneme bağlı olabilir. İfade tek başına uyuşturucunun her yerde veya her koşulda yasa dışı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî bir raporda illicit drug ifadesini en doğru kullanan cümle hangisidir?
- The report compares how three countries define illicit drugs.
- Any medicine that causes side effects is an illicit drug.
- An illicit drug is always unlawful everywhere and for every purpose.
Cevabı göster
The report compares how three countries define illicit drugs.
many states have changed the laws on the use of this drug
1:13birçok eyalet bu uyuşturucunun kullanımına ilişkin yasaları değiştirdi
and a 2017 Gallup poll showed that 64% of Americans support legalization.
1:15ve 2017'deki bir Gallup anketi Amerikalıların %64'ünün yasallaştırmayı desteklediğini gösterdi.
As it stands today: değişebilecek mevcut durumu belirtmek
“As it stands today” ana ifadeden önce kullanıldığında, sonraki bilginin mevcut durumun bir özeti olduğunu gösterir. İddiayı şu anki koşullarla sınırlar ve çoğu zaman gerçeklerin ya da kararın değişebileceğini ima eder. Buradaki “today”, konuşmanın veya videonun hazırlandığı tarihi belirtir; videoyu daha sonra izleyen kişinin izleme gününü belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle takvimin yalnızca mevcut durumu gösterdiğini ve değişebileceğini anlatır?
- Without exception, launches are scheduled for September.
- Historically, the launch was usually scheduled for September.
- As it stands today, the launch is scheduled for September.
Cevabı göster
As it stands today, the launch is scheduled for September.
Oklahoma became the 30th state to legalize medical marijuana in June this year
1:28Oklahoma, bu yılın haziran ayında tıbbi marijuanayı yasallaştıran 30. eyalet oldu,
when residents voted 56 to 43% in support of the ballot initiative. Kültür
1:32bölge sakinleri oylama girişimini desteklemek için %56'ya %43 oy kullandı.
in support of the ballot initiative: seçmenlere sunulan bir öneriyi desteklemek
“In support of”, bir şeyi desteklemek veya ondan yana olmak anlamına gelir. Bu nedenle residents voted in support of the ballot initiative ifadesi, bölge sakinlerinin öneriye karşı değil, öneriden yana oy kullandığını belirtir. ABD seçim dilinde ballot initiative, seçmenlerin doğrudan karar vermesi için oy pusulasına konulan bir yasa veya politika önerisidir. Buradaki “initiative” resmî öneriyi adlandırır; kişisel girişkenlik veya harekete geçme isteği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir seçim haberinde “residents voted in support of the ballot initiative” ne anlama gelir?
- Seçmenlerin kişisel girişkenliğini övdüler.
- Yasa koyuculardan bir tasarıyı halk oylaması olmadan değerlendirmelerini istediler.
- Önerilen düzenlemenin lehine oy verdiler.
Cevabı göster
Önerilen düzenlemenin lehine oy verdiler.
Marijuana actually refers to the flower that buds on the plant. Kalıp ifadeler
1:40Marijuana aslında bitkide tomurcuklanan çiçeği ifade eder.
refers to: bir terimin neyi ifade ettiğini belirtmek
X refers to Y kalıbında X bir sözcük, ad, etiket veya semboldür; Y ise onun ifade ettiği şey ya da fikirdir. Burada marijuana sözcüğünün kapsamı, bitkide tomurcuklanan çiçek olarak daha dar biçimde tanımlanıyor. Bu tür bir tanımda refers to, “anlamına gelir” veya “ifade eder” demektir. Yalnızca birinin çiçekten söz ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
Tanımı “ifade eder” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In this guide, “device” ____ any phone, tablet, or computer.
Cevabı göster
refers to
This is dried and cured from the female cannabis plants
1:45Bu dişi kenevir bitkilerinden kurutulup işlenir
and often smoked to bring on the effects of the drug. Öbek fiiller
1:48ve uyuşturucunun etkilerini ortaya çıkarmak için genellikle içilir.
bring on: bir etkinin başlamasına neden olmak
Bring on, “bir şeyin başlamasına veya ortaya çıkmasına neden olmak” anlamına gelen deyimsel bir fiildir. Cümlede, içmenin uyuşturucunun etkilerini başlattığı anlatılıyor. bring on ifadesinden sonra gelen nesne; etki, belirti, tepki veya değişim gibi başlayan sonucu adlandırır. Bu ifade fiziksel olarak bir şeyi bir yere taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: Too little sleep can _____ a migraine.
- bring over
- bring on
- bring along
Cevabı göster
bring on
which contains the terpenes that make cannabis have its unique smell
1:55bu bezler, kenevire kendine özgü kokusunu veren terpenleri
as well as cannabinoids such as tetrahydrocannabinol or THC,
1:58ve tetrahidrokannabinol veya THC gibi kannabinoidleri içerir,
which interact with different receptors in the body
2:03bunlar vücuttaki farklı reseptörlerle etkileşime girerek
to produce a wide range of effects such as feeling high. Kalıp ifadeler
2:05kafayı bulmak gibi çok çeşitli etkiler üretir.
a wide range of: çeşitliliği vurgulamak
Bu cümlede a wide range of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Etkilerin yalnızca sayıca çok değil, aynı zamanda çeşitli olduğunu gösterir. Kalıp a wide range of + isim şeklindedir. Wide, range sözcüğünü niteler; effects ise bu aralığın kapsadığı şeyleri adlandırır. Farklı sonuçları, seçenekleri, hizmetleri veya deneyimleri bir arada ifade etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle çeşitliliği vurgulamak için a wide range of ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- The program offers a large amount of courses, from coding to photography.
- The program offers a wide range of courses, from coding to photography.
- The program offers a wide range of course, from coding to photography.
Cevabı göster
The program offers a wide range of courses, from coding to photography.
which is made by compressing the cannabinoid-rich resin of the marijuana plant Dilbilgisi
2:09marijuana bitkisinin kannabinoid açısından zengin reçinesinin sıkıştırılmasıyla
is made by compressing: üretim yöntemini açıklamak
Is made by compressing, odağı ürüne vermek için edilgen be made yapısını kullanır. By + fiil-ing, ürünü üretmekte kullanılan eylemi belirtir; bu nedenle compressing üreticiyi değil, yöntemi ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp product + be made + by + verb-ing şeklindedir. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is made, are made veya was made.
Alıştırma
Hangi cümle bir üretim yöntemini anlatmak için be made by + fiil-ing yapısını doğru kullanıyor?
- These tiles are made by pressing clay into molds.
- These tiles are made from pressing clay into molds.
- These tiles are made of pressing clay into molds.
Cevabı göster
These tiles are made by pressing clay into molds.
Tinctures are liquid concentrates made through alcohol extraction.
2:16Tentürler, alkol ekstraksiyonu yoluyla yapılan sıvı konsantrelerdir.
This extracts many of the plant's beneficial cannabinoids,
2:19Bu, bitkinin faydalı kannabinoidlerinin birçoğunu çıkarır,
which can be created using a variety of solvents like butane
2:26bütan gibi çeşitli çözücüler kullanılarak oluşturulabilir
to extract the resinous material from the marijuana plant's flowers.
2:29marijuana bitkisinin çiçeklerinden reçineli materyali çıkarmak için.
In terms of usage: analiz boyutunu sınırlandırma
In terms of + isim öbeği, birazdan ele alınacak analiz boyutunu sınırlar. Burada seçilen boyut usage olduğu için dinleyici, sonraki bilgilerin bir şeyin ne kadar yaygın veya sık kullanıldığıyla ilgili olacağını anlar. Bu ifade ana iddiayı doğrudan vermek yerine bilgiyi düzenler. Bir karşılaştırma, rapor veya sunum belirli bir ölçüte geçerken kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hedef çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: ____ cost, the basic plan is the better choice.
Cevabı göster
In terms of
a Yahoo News Marist survey reported in 2017
2:352017 yılında Yahoo News Marist tarafından yapılan bir ankete göre
that approximately 35 million Americans use marijuana on a monthly basis. Kalıp ifadeler
2:38ayda yaklaşık 35 milyon Amerikalı düzenli olarak marijuana kullanıyor.
on a monthly basis: resmî aylık tekrarlanma sıklığı
On a monthly basis, her ay veya aylık bir döngüye göre anlamına gelir. Bu cümlede her ay tekrarlanan kullanımı anlatır; etkinliğin her ay kaç kez gerçekleştiğini belirtmez. on a/an + zaman sıfatı + basis kalıbı, on a daily basis ve on an annual basis örneklerinde olduğu gibi raporlarda ve idari dilde yaygındır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi every month anlamındaki dört sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The committee reviews the budget ____.
Cevabı göster
on a monthly basis
At least 78 million surveyed reported having tried the substance at some point in their lives Kalıp ifadeler
2:42Ankete katılanların en az 78 milyonu hayatlarının bir noktasında bu maddeyi denediklerini bildirdi
at some point in their lives: zamanı belirtilmemiş bir yaşam deneyimi
“At some point” belirtilmemiş bir zamanı ifade eder, “in their lives” ise zaman aralığını kişilerin tüm yaşamı olarak belirler. İfade bir bütün olarak bir şeyin ne zaman gerçekleştiğini değil, daha önce gerçekleşip gerçekleşmediğini anlatır. Buradaki “reported having tried”, katılımcıların anket zamanına kadar maddeyi en az bir kez denemiş olduğunu belirtir. Şu anda ya da sık sık kullandıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
Anket cümlesindeki “at some point in their lives” bize ne anlatıyor?
- Bilinen, kesin bir zamanda gerçekleşti.
- Yaşamlarının belirtilmemiş bir zamanında gerçekleşti.
- Yaşamları boyunca düzenli olarak gerçekleşir.
Cevabı göster
Yaşamlarının belirtilmemiş bir zamanında gerçekleşti.
and 55 million residents reported using marijuana within the past year.
2:47ve 55 milyon kişi geçtiğimiz yıl içinde marijuana kullandığını belirtti.
So how safe is it to regularly take the drug
2:51Peki bu uyuşturucuyu düzenli olarak almak ne kadar güvenlidir
The effects of smoking marijuana are usually felt almost immediately
2:56Marijuana içmenin etkileri genellikle neredeyse anında hissedilir
while effects from eating or drinking can last for several hours
3:02yeme veya içmenin etkileri ise birkaç saat sürebilir
take hold: bir etkinin veya nüfuzun başlaması
“Take hold”, fark edilir bir etki göstermeye veya yerleşmeye başlamak anlamına gelen geçişsiz bir deyimdir. Burada, maddenin tüketilmesinden doğan etkilerin hissedilmesi daha uzun sürer. Aynı anlam duygular, inançlar ve eğilimler için de geçerlidir: bir şey “takes hold” olduğunda, çoğu zaman giderek artan bir güçle durumu etkilemeye başlar. Burada fiziksel olarak tutma eylemi yoktur.
Alıştırma
“A fear slowly took hold in the community,” cümlesinde “took hold” ne anlama gelir?
- Korku hemen ortadan kaybolur.
- Daha fazla insanı etkilemeye ve davranışları şekillendirmeye başlar.
- Birisi topluluğu fiziksel olarak tutar.
Cevabı göster
Daha fazla insanı etkilemeye ve davranışları şekillendirmeye başlar.
Common effects of marijuana intoxication include relaxation,
3:07Marijuana zehirlenmesinin yaygın etkileri arasında rahatlama,
where they often crave higher doses of sugary foods like candies and chocolate.
3:18bu durumda genellikle şeker ve çikolata gibi şekerli yiyeceklere yüksek dozlarda aşerme yaşarlar.
the munchies: güçlü yeme isteğini anlatan gündelik bir ifade
Burada the munchies, marihuana kullanımından sonra ortaya çıkabilen iştah artışını ve atıştırmalık yeme isteğini ifade eder. Şekerli yiyeceklerin kendisini değil, iştah üzerindeki etkiyi adlandırır. Sabit, çoğul ve gündelik bir isim öbeği olarak kullanılır. Yaygın kalıplar have the munchies ve get the munchies şeklindedir.
Alıştırma
Örnekte the munchies neyi ifade ediyor?
- Marihuana kullandıktan sonra güçlü bir atıştırmalık yeme isteği
- Geçici bir görme sorunu
- Marihuana kullandıktan sonra uyuyamama
Cevabı göster
Marihuana kullandıktan sonra güçlü bir atıştırmalık yeme isteği
but what if you take too much of this mind-altering herb?
3:24peki bu zihin değiştiren bitkiden çok fazla alırsanız ne olur?
or if the user is inexperienced and not used to the effects, Dilbilgisi
3:29veya kullanıcı deneyimsizse ve etkilere alışık değilse,
not used to the effects: be used to + isim
Bu yan cümlede is iki bölüm tarafından paylaşılır: the user is inexperienced and is not used to the effects. Be used to + isim öbeği, deneyim yoluyla bir şeye alışkın olmak demektir; dolayısıyla not used to, etkilerin hâlâ yabancı geldiğini belirtir. Buradaki to bir edattır, mastar yapısının parçası değildir. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir: used to the noise, used to it, used to working late.
Alıştırma
Cümleyi ‘alışkın olmamak’ anlamına gelen hedef yapıyla tamamlayın: After years in a quiet town, Maya is ____ the traffic noise in the city.
Cevabı göster
not used to
side effects: amaçlanmayan ikincil tepkiler
Side effects, bir ilaç veya tedavinin amaçlanan ana etkisine ek olarak ortaya çıkan tepki ya da sonuçlardır. Bu cümlede panic, amaçlanan etki değil, hoş olmayan ek bir tepki olarak sıralanıyor. Bu ifade kalıplaşmış bir bileşik addır: side, effects sözcüğünü ikincil anlamında niteler; fiziksel olarak yanda demek değildir. Bir side effect hafif ya da ciddi olabilir; unpleasant burada söz konusu etkilerin olumsuz olduğunu açıkça belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için side effects ifadesinin tekil biçimini kullanın: The treatment worked, but one ____ was nausea.
Cevabı göster
side effect
nausea, and shortness of breath.
3:37mide bulantısı ve nefes darlığı gibi hoş olmayan bazı yan etkiler olabilir.
But negative effects of marijuana usually subside on their own Kalıp ifadeler
3:38Ancak marijuananın olumsuz etkileri genellikle kendiliğinden azalır
subside on their own: yardım olmadan şiddeti azalmak
Subside, gücün, şiddetin veya etkinliğin giderek azalması demektir. Bu cümlede olumsuz etkilerin bir anda tamamen durması değil, yavaş yavaş azalması bekleniyor. On their own, tedavi ya da başka bir dış yardım olmadan anlamına gelir; their, çoğul effects adıyla uyumludur. Usually bunun genel bir eğilim olduğunu, her durum için garanti olmadığını gösterir.
Alıştırma
The headaches usually … ifadesini doğru biçimde tamamlayan ve “yardım olmadan şiddeti azalmak” anlamına gelen seçeneği belirleyin.
- subside on its own
- subside on their own
- are subside on their own
Cevabı göster
subside on their own
and the chances of overdose on marijuana are extremely small.
3:44ve marijuanadan aşırı doz alma şansı son derece düşüktür.
So can you actually overdose to the point of death? Kalıp ifadeler
3:47Peki gerçekten ölüm noktasına kadar aşırı doz alabilir misiniz?
to the point of death: aşırı bir sınıra ulaşmak
To the point of + isim veya -ing biçimi, bir durumun belirli bir sınıra ulaşana ya da aşırı bir sonuç doğurana kadar geliştiğini gösterir. Burada death, sorgulanan son noktadır: Aşırı doz, ölüme neden olacak kadar ciddi olabilir mi? Buradaki point bir yer veya sav değil, derece ya da eşik anlamındadır. Bu kalıp, derecenin sonucunu veya son noktasını belirttiği için very sözcüğünden daha özeldir.
Alıştırma
Cümleyi “bu aşırı sonuca ulaşana kadar” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The discussion grew heated ____ people shouting over one another.
Cevabı göster
to the point of
it seems to be widely considered impossible to actually die from a marijuana overdose. Dilbilgisi
3:50marijuana aşırı dozundan gerçekten ölmenin imkansız olduğu genel olarak kabul edilmektedir.
seems to be widely considered impossible: katmanlı ihtiyat
Seems to iddiayı ihtiyatlı hâle getirir: Kanıtlar bu izlenimi verir, ancak konuşan kişi bunu kesin bir gerçek olarak sunmaz. Be considered edilgen bir aktarma yapısıdır; bu nedenle yargı, konuşan kişinin doğrudan iddiası olmak yerine başka insanlara veya kaynaklara atfedilir. Widely görüşün yaygın olduğunu, ancak mutlaka herkesçe paylaşılmadığını belirtir. Bu katmanlar birlikte, birçok kişi veya kaynağın sonucu imkânsız gördüğü izlenimini verir; bunun imkânsız olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi yeniden ifade, konuşan kişinin kesinlik düzeyini ve görüşün kaynağını en iyi korur?
- Konuşan kişi bunun gerçekleşemeyeceğini şahsen garanti etmektedir.
- Bunun imkânsız olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır ve herkes aynı fikirdedir.
- Birçok kişi veya kaynak bunu imkânsız görüyor gibi görünmektedir, ancak konuşan kişi bunu kesin bir gerçek olarak sunmamaktadır.
Cevabı göster
Birçok kişi veya kaynak bunu imkânsız görüyor gibi görünmektedir, ancak konuşan kişi bunu kesin bir gerçek olarak sunmamaktadır.
One reason is because the cannabinoid receptors in the brain aren't located in the brainstem
3:55Bunun bir nedeni, beyindeki kannabinoid reseptörlerinin beyin sapında bulunmaması
We could not find any officially recorded instances of people dying from a fatal dose of marijuana alone. Kalıp ifadeler
4:05Yalnızca ölümcül dozda marijuanadan ölen resmi olarak kaydedilmiş hiçbir vaka bulamadık.
officially recorded instances: resmî kayıtlardaki vakalar
“Officially recorded instances”, resmî veya yetkili kurumlara ait kayıtlara geçirilmiş tek tek vakalar demektir. Bu ifade yalnızca vaka sayısını değil, kanıtın kaynağını da belirtir. Bu cümlede “could not find”, iddiayı yapılan arama ve erişilebilen kayıtlarla sınırlar. Desteklenen sonuç “resmî kayıtlarda hiçbir vaka bulunamadı”dır; kayda geçmemiş bir vakanın hiçbir zaman yaşanmış olamayacağı yönündeki kesin iddia değildir.
Alıştırma
“We found no officially recorded instances of the event” cümlesi hangi sonucu destekler?
- İncelenen resmî kayıtlarda böyle bir vaka yer almıyor.
- Böyle bir olay hiçbir zaman yaşanmadı.
- Bildirilen her vakanın yanlış olduğu kanıtlandı.
Cevabı göster
İncelenen resmî kayıtlarda böyle bir vaka yer almıyor.
hit headlines: öne çıkan bir haber olmak
“Hit headlines”, “öne çıkan bir haber hâline gelmek ve medyada geniş ilgi görmek” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki “hit” gerçek anlamıyla bir şeye vurmayı anlatmaz; haberin güçlü veya ani biçimde dikkat çektiğini belirtir. Bu cümlede ifade, vakanın 2017'de medyada geniş yer bulduğunu anlatır. Medyada ilgi görmesi, bildirilen her ayrıntının veya nedensellik iddiasının doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
“The court decision hit headlines across the country” ne anlama gelir?
- Her haber kuruluşu bunun doğru olduğunu resmen kanıtladı.
- Ülke genelindeki gazete başlıklarına fiziksel olarak zarar verdi.
- Ülke genelinde medyada dikkat çekici biçimde yer aldı.
Cevabı göster
Ülke genelinde medyada dikkat çekici biçimde yer aldı.
which included the seizure and death of an 11-month-old baby
4:1311 aylık bir bebeğin kenevire maruz kaldıktan sonra
Many media outlets reported this as the first marijuana overdose death,
4:18Birçok medya organı bunu ilk marijuana aşırı doz ölümü olarak bildirdi,
but Thomas n an author of the report
4:22ancak şu anda Pennsylvania, Bethlehem'deki St. Louis Üniversitesi Sağlık Ağı'nda tıbbi toksikoloji direktörü olan
who is now the director of medical toxicology at St. Louis University Health Network in Bethlehem, Pennsylvania,
4:24raporun yazarlarından Thomas n'nin,
"We are absolutely not saying that marijuana killed that child." Ton ve niyet
4:31"Kesinlikle o çocuğu marijuananın öldürdüğünü söylemiyoruz."
are absolutely not saying: güçlü bir inkâr
Burada are absolutely not saying güçlü bir inkâr ifade eder. Absolutely, not sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla konuşanlar yalnızca şüphe belirtmez, saying sonrasında gelen iddiayı kesin biçimde reddeder. İnkârın kapsamı nettir. Esrarın çocuğu öldürdüğü sonucunu reddeder. Bu ifade tek başına çocuğun esrara maruz kaldığını veya raporda esrardan söz edildiğini inkâr etmez.
Alıştırma
Bu yorumun doğru olup olmadığına karar verin: Açıklama, konuşanların çocuğun esrara maruz kaldığını tamamen inkâr ettiği anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
a DEA judge argued in favor of rescheduling marijuana because of its low harm profile. Notlar
4:37bir DEA hakimi, düşük zarar profili nedeniyle marijuananın yeniden planlanması lehine savundu.
in favor of: destek ifade etmek
In favor of bir kişiyi, planı, teklifi veya değişikliği desteklemek ya da onaylamak anlamına gelir. Buradaki in favor of rescheduling marijuana, hâkimin desteklediği politika tutumunu gösterir. Of bir edattır; bu nedenle sonrasında bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelir: in favor of the plan, in favor of it ya da in favor of changing the rule. İfade yaygın olarak be, argue, speak veya vote fiillerinden sonra kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “destekleyen” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After reviewing the evidence, three members voted ____ the policy change.
Cevabı göster
in favor of
ABD uyuşturucu politikasında “rescheduling marijuana”
Burada rescheduling marijuana, ABD Kontrollü Maddeler Yasası'nın sınıflandırma sisteminde marihuananın yasal kategorisini değiştirmek anlamına gelir. DEA, ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesidir. Bu kullanımda schedule bir takvim değil, yasal bir kategoridir. Yeniden sınıflandırma, marihuananın nasıl düzenlendiğini değiştirebilir; ancak tek başına tüm federal kontrollerin kaldırıldığı veya marihuananın tamamen yasallaştığı anlamına gelmez. Politika haberlerinde reschedule + madde adı, o maddeyi yasaya göre yeniden sınıflandırmak olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede “rescheduling marijuana” ne anlama geliyor?
- Marihuanayla ilgili bir toplantıyı başka bir zamana almak
- Marihuanayı her durumda tamamen yasal hâle getirmek
- Kontrollü maddeler sisteminde marihuananın yasal sınıfını değiştirmek
Cevabı göster
Kontrollü maddeler sisteminde marihuananın yasal sınıfını değiştirmek
the amount of THC that is found in a single marijuana joint
4:48yaklaşık 20.000 ila 40.000 katı kadarını yutması gerektiğini açıkladı
Varsayımsal bir gereklilik için “would have to ingest”
Would have to + fiilin yalın hâli, hayalî veya teorik bir durumda neyin gerekli olacağını anlatır. Burada would varsayımsal bir eşik kurar: kişinin ölümcül doza yaklaşabilmesi için o miktarı vücuduna alması gerekirdi. Ingest, bir maddeyi genellikle yiyerek, içerek veya yutarak vücuda almak anlamına gelen resmî bir fiildir. Bu ifade, herhangi birinin gerçekten o miktarı tükettiğini söylemez; would da burada geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi would have to ve “vücuda almak” (take into the body) anlamındaki resmî fiille tamamlayın: In this hypothetical example, a person ____ an enormous amount before reaching the stated limit.
Cevabı göster
would have to ingest
somewhere between: yaklaşık bir aralık
Somewhere between, sayısal bir aralık içindeki yaklaşık bir konumu belirtir. Miktarın tek ve kesin bir sayı olmadığını, alt ve üst sınır arasında tam olarak belirtilmeyen bir noktada bulunduğunu anlatır. Özenli standart İngilizcede between ... and ... yapısı kullanılır; örneğin somewhere between 20,000 and 40,000 times. Buradaki somewhere fiziksel bir yeri değil, sayısal tahminin kesin olmadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle yaklaşık bir sayısal aralık vermek için somewhere between ifadesini doğru kullanır?
- The battery should last somewhere among six and eight hours.
- The battery should last somewhere between six to eight hours.
- The battery should last somewhere between six and eight hours.
Cevabı göster
The battery should last somewhere between six and eight hours.
to approach a lethal dose: ölümcül bir doza yaklaşmak
To approach a lethal dose, ölüme yol açabilecek bir miktara yaklaşmak demektir. Bu cümlede to approach, miktarın tehlikeli eşiğe yaklaştığını belirtir; miktarın bu eşiğe kesinlikle ulaştığını söylemez. to approach mastar yapısı, THC almanın beklenen sonucunu gösterir: miktar eşiğe yaklaşacaktır. Lethal, ölüme yol açabilecek anlamındaki resmî bir kelimedir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: The lab result was approaching the legal limit cümlesinde sonuç kesinlikle sınıra ulaşmış veya sınırı aşmıştır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
A smoker would theoretically have to consume nearly 1,500 lb of marijuana
4:52Teorik olarak bir içicinin yaklaşık 15 dakika içinde
within about 15 minutes to induce a lethal response,
4:57ölümcül bir tepkiye neden olmak için yaklaşık 1.500 lb (680 kg) marijuana tüketmesi gerekir,
So it certainly seems the jury is out on this one Deyimler
5:02Görünüşe göre bu konuda kesin bir karara henüz varılamadı,
the jury is out on this one: henüz kesin bir sonuç yok
the jury is out on this one deyimi, belirli bir konu hakkında henüz kesin bir sonuca varılmadığı anlamına gelir. Mevcut kanıtların yetersiz olduğunu veya bilgili kişilerin görüşlerinin ayrıldığını belirtir; gerçek bir mahkeme davasından söz etmez. Konuşan kişi bu ifadeyi çoğu zaman tartışmayı özetlemek, ancak konuyu gelecekteki kanıtlara açık bırakmak için kullanır.
Alıştırma
Birbiriyle çelişen sonuçlara sahip iki küçük çalışmayı inceledikten sonra henüz kesin bir sonuca varılmadığını hangi cümle doğal biçimde ifade eder?
- The treatment can never be evaluated.
- The jury is out on whether the treatment works.
- The jury has ruled that the treatment works.
Cevabı göster
The jury is out on whether the treatment works.
and though you can overdose on weed to a point of serious and unpleasant side effects,
5:04ve ciddi ve hoş olmayan yan etkilere yol açacak kadar ottan aşırı doz alabilmenize rağmen,
it's highly unlikely you can die from this drug when taken on its own. Dilbilgisi
5:08tek başına alındığında bu maddeden ölmeniz pek olası değildir.
it's highly unlikely: olasılık çok düşük, ancak imkânsız değil
it's highly unlikely ifadesinde highly, unlikely sözcüğünün derecesini güçlendirir; böylece konuşan kişi ardından gelen sonucun gerçekleşme olasılığını çok düşük olarak değerlendirir. İfade güçlüdür ancak kesin değildir: küçük bir olasılığı açık bırakır. Sonuç, it's highly unlikely you can die örneğindeki gibi doğrudan gelebilir veya it's highly unlikely that the event will happen örneğindeki gibi that yan cümlesinde yer alabilir. Özellikle konuşmada that sıkça atılır.
Alıştırma
unlikely sözcüğünü highly ile güçlendirerek tahmini tamamlayın: Based on the latest forecast, it's ____ that the outdoor concert will be canceled.
Cevabı göster
highly unlikely
when taken on its own: kısaltılmış edilgen koşul yapısı
when taken on its own, kısaltılmış edilgen bir koşul yapısıdır. Tam biçimi when this drug is taken on its own şeklindedir: yakındaki ilaç ifadesi ve edilgen anlam eksik öğeleri anlaşılır kıldığı için özne this drug ile is fiili düşürülmüştür. on its own, “başka ilaçlar veya maddelerle birleştirilmeden, tek başına” anlamına gelir. Bu koşul, ifadenin kapsamını sınırlar: burada belirtilen düşük risk yalnızca ilacın tek başına alınması için geçerlidir; karışımlar için mutlaka geçerli değildir.
Alıştırma
when, take ve on its own kullanarak kısaltılmış edilgen bir koşulla ifadeyi tamamlayın: This medicine has a low risk of side effects ____.
Cevabı göster
when taken on its own
Are there other overdose cases you've heard of that we didn't find?
5:12Bizim bulamadığımız, duyduğunuz başka aşırı doz vakaları var mı?
be sure to check out our other video called How did he become the king of cocaine,
5:17Kokainin kralı nasıl oldu,