Eleştirel düşüncenizi geliştirmek için 5 ipucu - Samantha Agoos: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
610 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Bu video, eleştirel düşünmeyi bir soruyu netleştirme, bilgi toplama ve sınama, sonuçları değerlendirme ve seçimden önce farklı bakış açılarını karşılaştırmadan oluşan beş adımlı bir yöntem olarak ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a sea of decisions stretches before us. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Konuşmacının bunaltıcı sayıdaki seçeneği göz önünde uzanan, okyanusu andıran bir manzaraya nasıl dönüştürdüğünü anlayacaksınız. Bu açılış metaforunun soyut karar verme sorununu somutlaştırdığını ve ileride kullanılan bilgi denizinde yol alma imgesine zemin hazırladığını fark edebileceksiniz. 2. sift through this information critically, — Phrasal Verbs: sift through ifadesinin büyük miktarda içeriği dikkatle inceleyip ilgili ve güvenilir kanıtları dikkat dağıtan ayrıntılardan ya da kuşkulu iddialardan ayırmak anlamına geldiğini öğreneceksiniz. Araştırma, bilgi yoğunluğu, doğruluk kontrolü veya sistemli değerlendirme gerektiren kararlar hakkında konuşurken bu ifadeyi doğal biçimde kullanabileceksiniz. 3. make more informed decisions. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: informed decision ifadesini, yalnızca içgüdüye değil yeterli kanıta ve anlayışa dayanan seçimler için kullanılan yaygın bir eşdizim olarak tanıyacaksınız. Eleştirel düşünmenin uygulamadaki sonucunu belirtmek için bu özlü ifadeyi akademik, mesleki, siyasi ve gündelik bağlamlarda kullanabileceksiniz.

Bu derste

Every day,

0:11

Her gün,

a sea of decisions stretches before us. Deyimler

0:12

önümüzde bir kararlar denizi uzanır.

Deyimler

A sea of decisions stretches before us: görsel bir mecaz

A sea of decisions, çok büyük sayıdaki seçeneği uçsuz bucaksız bir denize benzetir. Cümle mecazidir; gerçek sudan söz etmez. Stretches before us bu görüntüyü sürdürür: Seçenekler sanki önümüzde yayılıyor ve onlarla yüzleşmemizi bekliyordur. Bu sözler soyut bir konuyu görünür hâle getirir ve seçeneklerin ne kadar çok olduğunu vurgular.

Alıştırma

Aynı görsel mecazı kullanan doğal İngilizce cümleyi seçin.

  1. A sea of paperwork stretched before me.
  2. The sea decided which papers I needed.
  3. I stretched one sheet of paper across the water.
Cevabı göster

A sea of paperwork stretched before me.

Some are small and unimportant, Dilbilgisi

0:15

Bazıları küçük ve önemsizdir,

but others have a larger impact on our lives.

0:16

ancak diğerleri hayatımız üzerinde daha büyük bir etkiye sahiptir.

Dilbilgisi

Some are ..., but others ...: iki grubu karşılaştırma

Some are ..., but others ... daha büyük bir kümeyi iki gruba ayırır ve bu grupları karşılaştırır. Burada iki zamir de decisions sözcüğüne gönderme yapar: Bazı kararlar küçükken diğer kararların etkisi daha büyüktür. Others tek başına kullanılan çoğul bir zamirdir; bu nedenle ardından isim gelmez. İsmi açıkça söylerseniz other decisions örneğindeki gibi other + çoğul isim kullanın.

Alıştırma

Some ..., but others ... kalıbını “diğer öğrenciler” anlamındaki çoğul zamirle tamamlayın: Some students study best in silence, but ____ prefer background music.

Cevabı göster

others

For example,

0:19

Örneğin,

which politician should I vote for?

0:20

hangi politikacıya oy vermeliyim?

Should I try the latest diet craze? Kelime

0:22

En son moda diyet çılgınlığını denemeli miyim?

Kelime

latest diet craze: moda olan ama şüphe uyandıran bir beslenme akımı

Diet craze, aniden çok popüler olan bir beslenme veya kilo verme yöntemidir. Burada craze, deli bir insanı değil, kısa süren yoğun bir ilgiyi veya akımı ifade eder. Bu nedenle latest diet craze yalnızca yeni bir diyeti adlandırmaz. Bu akımın gereğinden fazla övülmüş, kanıtlanmamış veya kısa ömürlü olabileceğini düşündürür; dolayısıyla soru biraz şüphe içerir.

Alıştırma

Hangi cümlede diet craze, bir diyetin kısa süreliğine moda olduğunu ve gereğinden fazla övülmüş olabileceğini gösterecek şekilde doğal kullanılmıştır?

  1. The nutritionist created a careful diet craze for the patient's medical needs.
  2. I wrote next week's meals in a diet craze.
  3. The celebrity diet became a craze for a few months.
Cevabı göster

The celebrity diet became a craze for a few months.

Or will email make me a millionaire? Kültür

0:24

Yoksa bu e-posta beni bir milyoner mi yapacak?

Kültür

email make me a millionaire?: hızla zengin olma dolandırıcılığına yönelik ironik bir iddia

Bu soru, alıcı cevap verir, bir ücret öder veya kişisel bilgilerini paylaşırsa hemen çok büyük bir servete kavuşacağını vadeden dolandırıcılık ya da istenmeyen e-postalara gönderme yapar. Konuşan kişi e-postanın kendisinin servet yaratabileceğini söylemiyor. Abartılı soru ironiktir: şüpheyle değerlendirilmesi gereken, inanılması güç bir hızla zengin olma vaadini işaret eder.

Alıştırma

Bu ironik sorunun işaret ettiği durumu en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Tüm milyonerlerin e-posta kullanarak zengin olduğunu söyler.
  2. Şüpheli bir e-postadaki inanılması güç anında zengin olma vaadiyle alay eder.
  3. Sıradan bir e-postanın otomatik olarak nasıl para yarattığını açıklar.
Cevabı göster

Şüpheli bir e-postadaki inanılması güç anında zengin olma vaadiyle alay eder.

We're bombarded with so many decisions that it's impossible to make a perfect choice every time. Notlar

0:28

O kadar çok karar bombardımanına tutuluyoruz ki her seferinde mükemmel bir seçim yapmak imkansız.

Deyimler

be bombarded with so many decisions: çok fazla karar karşısında bunalmak

Bu cümlede be bombarded with, çok sayıda şeyin hızla veya sürekli olarak gelmesini anlatan bir benzetmedir. Konuşan kişi kararların çokluğu karşısında bunalmıştır; gerçek bir saldırı söz konusu değildir. be bombarded with + isim kalıbı messages, questions, requests, ads veya choices gibi sözcüklerle sık kullanılır. Tarafsız have ya da receive fiillerine kıyasla baskı ve başa çıkma zorluğu anlamı da katar.

Alıştırma

Cümleyi be bombarded with ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the post went viral, we ____ hundreds of comments in an hour.

Cevabı göster

were bombarded with

Dilbilgisi

so many decisions that...: bir miktarın sonuca yol açması

so many + çoğul sayılabilen isim + that + sonuç kalıbı, büyük bir sayının ardından gelen sonuca yol açtığını gösterir. Burada so many, decisions sözcüğünü niteler; that ise her seferinde kusursuz bir seçim yapmanın imkânsız olması sonucunu açıklar. Sayılamayan bir isimden önce bunun yerine so much kullanılır: so much information that.... Bu sonuç kalıbında that bir bağlaçtır; belirli bir şeyi işaret etmez.

Alıştırma

E-posta sayısının sonuca yol açtığını so many ... that ile gösterin: She received ____ emails ____ she couldn't read them all.

Cevabı göster

so many · that

But,

0:33

Ancak,

there are many ways to improve our chances, Kalıp ifadeler

0:34

şansımızı artırmanın birçok yolu var

and one particularly effective technique is critical thinking. Kelime

0:36

ve özellikle etkili tekniklerden biri eleştirel düşünmedir.

Kalıp ifadeler

improve our chances: başarıyı daha olası hâle getirmek

Bu cümlede improve our chances, başarılı olma veya iyi bir sonuç elde etme olasılığımızı artırmak anlamına gelir. Buradaki chances, bize izin verilen deneme sayısını değil, olasılığı ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı improve someone's chances of + isim veya -ing biçimidir: improve your chances of success; improve our chances of winning.

Alıştırma

Hangi cümlede chances, bir fırsat veya deneme yerine olasılık anlamında kullanılmıştır?

  1. The rules allow each player three chances to answer.
  2. Careful preparation will improve our chances of success.
  3. I finally had a chance to speak with the coach.
Cevabı göster

Careful preparation will improve our chances of success.

Kelime

critical thinking: yargılamadan önce bilgiyi değerlendirmek

Eleştirel düşünme, bir yargıya varmadan önce bilgileri inceleme, kanıtları ve varsayımları kontrol etme ve açıklamaları karşılaştırma alışkanlığıdır. Bu cümlede daha iyi kararlar vermeye yarayan bir teknik olarak sunulur. Buradaki critical, dikkatli ve çözümleyici anlamındadır. Tehlikeli veya kriz içinde anlamına gelmez; eleştirel düşünme de her fikri otomatik olarak eleştirmek veya reddetmek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle critical thinking kavramını en iyi tanımlar?

  1. Critical thinking means finding something negative to say about every idea.
  2. Critical thinking means checking evidence and assumptions before accepting a claim.
  3. Critical thinking means rejecting unfamiliar ideas immediately.
Cevabı göster

Critical thinking means checking evidence and assumptions before accepting a claim.

This is a way of approaching a question Kalıp ifadeler

0:40

Bu, bir soruya yaklaşmanın bir yoludur;

that allows us to carefully deconstruct a situation, Kelime

0:42

bir durumu dikkatlice parçalarına ayırmamızı,

Kalıp ifadeler

a way of approaching a question: bir soruyu ele alma biçimi

a way of approaching a question ifadesinde approaching, bir sorunu belirli bir yöntemle düşünmek, incelemek veya ele almak anlamına gelir. Fiziksel olarak yaklaşmayı anlatmaz. Burada question, yalnızca bilgi isteyen bir soru cümlesini değil, düşünülmesi veya çözülmesi gereken bir meseleyi ifade eder. of edatından sonra approach, -ing biçimini alır: of approaching.

Alıştırma

"Before we look for an answer, we need to decide how to approach the question," cümlesinde approach the question ne anlama gelir?

  1. Onu incelemek veya ele almak için bir yöntem seçmek.
  2. Fiziksel olarak ona yaklaşmak.
  3. Nihai cevabı hemen vermek.
Cevabı göster

Onu incelemek veya ele almak için bir yöntem seçmek.

reveal its hidden issues,

0:45

önyargı ve manipülasyon gibi

Kelime

carefully deconstruct a situation: bir durumu dikkatle parçalara ayırıp incelemek

Deconstruct a situation, karmaşık bir durumu parçalara ayırmak ve bu parçaların, varsayımların ve ilişkilerin nasıl işlediğini incelemek demektir. Buradaki eylem analiz amaçlıdır; fiziksel yıkım değildir. Carefully, gizli sorunları fark edebilmek ve hemen bir sonuca varmamak için analizin bilinçli ve adım adım yapıldığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede deconstruct soyut ve analitik anlamıyla kullanılmıştır?

  1. She took apart the toy to repair its motor.
  2. The crew demolished the unsafe building.
  3. The debate club deconstructed the argument to uncover its hidden assumptions.
Cevabı göster

The debate club deconstructed the argument to uncover its hidden assumptions.

such as bias and manipulation, Kelime

0:47

gizli sorunlarını ortaya çıkarmamızı

Kelime

such as bias and manipulation: birbirinden farklı iki gizli sorun

such as bias and manipulation ifadesinde such as, gizli sorunlara örnekler verir. Bias, bilgi veya yargının haksız biçimde bir tarafa eğilmesine yol açan bir eğilim ya da önyargıdır. Manipulation, çoğu zaman gerçekleri gizleyerek, baskı kurarak veya yanıltarak insanların inançlarını ya da seçimlerini etkileme ve kontrol etme girişimidir. Burada fiziksel olarak bir şeyi elle tutmak veya çalıştırmak değil, yargıyı etkilemek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi durum bias yerine manipulation olarak daha iyi tanımlanır?

  1. Bir haber yazarı, farkında olmadan kendi görüşünü destekleyen kanıtlara daha fazla yer verir.
  2. Bir reklam, ek ücretleri gizler ve insanları satın almaya itmek için sahte bir aciliyet yaratır.
  3. Bir rapor, çeşitli bakış açılarından ilgili kanıtları içerir.
Cevabı göster

Bir reklam, ek ücretleri gizler ve insanları satın almaya itmek için sahte bir aciliyet yaratır.

and make the best decision.

0:49

ve en iyi kararı vermemizi sağlar.

If the critical part sounds negative, Kelime

0:51

Eğer eleştirel kısmı kulağa olumsuz geliyorsa,

that's because, in a way, it is. Ton ve niyet

0:53

bunun nedeni bir bakıma öyle olmasıdır.

Kelime

the critical part sounds negative: burada critical kelimesinin anlamı

The critical part, critical thinking ifadesindeki critical kelimesini anlatır. Sounds negative, kelimenin verdiği izlenimi belirtir: critical, kusur aramayı veya olumsuz yargılarda bulunmayı çağrıştırabilir. Ancak critical thinking içinde sorgulama nihai tutum değil, bir yöntemdir. Daha güvenilir bir yargıya varmak için iddialar, varsayımlar ve kanıtlar sınanır; amaç yalnızca şikâyet etmek veya her şeyi reddetmek değildir.

Alıştırma

Critical thinking ifadesinin neden olumsuz gelebileceğini ama negative thinking ile aynı olmadığını en iyi açıklayan cümle hangisidir?

  1. Critical thinking, her durumda en kötüsünü beklemek anlamına gelir.
  2. Critical thinking, her iddiayı hemen reddetmek anlamına gelir.
  3. Critical thinking, bir iddianın daha dikkatli değerlendirilebilmesi için zayıf noktaları arar.
Cevabı göster

Critical thinking, bir iddianın daha dikkatli değerlendirilebilmesi için zayıf noktaları arar.

Ton ve niyet

in a way: bir yargıyı tek bir bakış açısıyla sınırlamak

Bu cümlede in a way, “bir açıdan” ya da “bir anlamda” demektir. it is yargısının kapsamını sınırlar: Konuşan kişi bu yargının belirli bir açıdan doğru olduğunu kabul eder, ancak her bakımdan doğru olduğunu söylemez. Bu ifadeyi bir yargıyı daha az kesin hale getirmek için kullanabilirsin. Buradaki way, bir yol ya da belirli bir yöntem değil, bakış açısı anlamındadır.

Alıştırma

Zor bir değişimin olumlu bir sonucu olduğunu, ancak değişimin tamamen iyi olmadığını söylemek istiyorsun. En uygun cümle hangisidir?

  1. By the way, moving to a new school helped me become more confident.
  2. Moving to a new school helped me in every possible way.
  3. In a way, moving to a new school helped me become more confident.
Cevabı göster

In a way, moving to a new school helped me become more confident.

Rather than choosing an answer because it feels right, Notlar

0:56

Doğru hissettirdiği için bir cevabı seçmek yerine,

Kalıp ifadeler

it feels right: sezgisel olarak doğru gelmesi

Bu cümlede it feels right, “sezgisel olarak doğru ya da uygun görünüyor” anlamına gelir. Feel burada fiziksel dokunmayı değil, zihinsel bir izlenimi anlatır. Bu ifade cevabın gerçekten doğru olduğunu kanıtlamaz. Daha sonra gerekçeler veya kanıtlarla kontrol edilebilecek ilk tepkiyi bildirir.

Alıştırma

Hangi cümlede feels right, hâlâ kontrol edilmesi gereken bir sezgiyi anlatır?

  1. The answer sheet feels rough under my hand.
  2. The answer has been proved right by two independent tests.
  3. The answer feels right, but we still need to check the evidence.
Cevabı göster

The answer feels right, but we still need to check the evidence.

a person who uses critical thinking

0:59

eleştirel düşünceyi kullanan bir kişi,

subjects all available options to scrutiny and skepticism. Kalıp ifadeler

1:01

mevcut tüm seçenekleri incelemeye ve şüpheciliğe tabi tutar.

Dilbilgisi

Rather than choosing ...: bir yöntemi reddedip diğerini kullanmak

Rather than choosing an answer because it feels right önce reddedilen yöntemi, yani hislere göre cevap seçmeyi belirtir. Ardından ana cümle tercih edilen yöntemi verir: mevcut bütün seçenekleri incelemek. Cümle başında Rather than + -ing, “bunu yapmak yerine” anlamına gelebilir. İki eylem veya yaklaşım arasında açık bir karşıtlık kurar.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin -ing biçimiyle cümleyi tamamla: Rather than ____ at random, Lena compared the two maps. (guess)

Cevabı göster

guessing

Kalıp ifadeler

subject X to scrutiny and skepticism: X'i inceleme ve şüpheci değerlendirmeye tabi tutmak

subject X to Y kalıbı, “X'in Y'ye maruz kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Burada X all available options, Y ise scrutiny and skepticism ifadesidir: her seçenek yakından incelenir ve otomatik olarak güvenilmeden değerlendirilir. Bu yan cümlede subjects, üçüncü tekil şahıs fiilidir. Scrutiny dikkatli inceleme, skepticism ise yeterli kanıt bulunana kadar sorgulayıcı bir tutum anlamına gelir.

Alıştırma

Resmî subject X to Y kalıbını geçmiş zamanda tamamlayın: The review panel ____ every application ____ careful scrutiny.

Cevabı göster

subjected · to

Using the tools at their disposal, Deyimler

1:05

Ellerindeki araçları kullanarak,

Deyimler

Using the tools at their disposal: kullanılabilir kaynaklardan yararlanmak

tools at their disposal ifadesinde at their disposal, “kullanımlarına hazır” veya “kullanabilecekleri” anlamına gelir. Tools gerçek araçlar olabileceği gibi bilgi, zaman, beceri veya yöntem gibi kaynakları da belirtebilir. Disposal burada bir şeyi çöpe atmak anlamına gelmez. Baştaki -ing yan cümlesi Using the tools at their disposal, öznenin sonraki eylemi nasıl yaptığını açıklar: kullanabileceği kaynaklardan yararlanarak.

Alıştırma

Cümleyi at someone's disposal ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. Kaynakları kullanan us: We used every resource ____ to find the missing dog.

Cevabı göster

at our disposal

they'll eliminate everything but the most useful and reliable information. Dilbilgisi

1:07

en yararlı ve güvenilir bilgiler dışındaki her şeyi elerler.

Dilbilgisi

everything but X: X dışındaki her şey

everything but X yapısında but, except yani “X dışında” anlamına gelir. İfade, X dışındaki her şeyi belirtir. Fiil eliminate olduğu için diğer tüm bilgileri çıkarır, en yararlı ve güvenilir bilgileri ise tutarlar. eliminate veya delete gibi bir fiille kullanıldığında but'tan sonra gelen bölüme bakın: çıkarılmayan ve kalan bölüm odur.

Alıştırma

Hangi yönerge “Tüm taslakları sil ve yalnızca son sürümü tut” anlamına gelir?

  1. Delete the final version and keep everything else.
  2. Delete nothing but the final version.
  3. Delete everything but the final version.
Cevabı göster

Delete everything but the final version.

There are many different ways of approaching critical thinking,

1:12

Eleştirel düşünmeye yaklaşmanın birçok farklı yolu vardır,

but here's one five-step process Anlatım akışı

1:15

ama işte size birçok sorunu çözmenizde yardımcı olabilecek

that may help you solve any number of problems. Kalıp ifadeler

1:17

beş adımlı bir süreç.

Anlatım akışı

but here's one five-step process: düzenli bir listeyi tanıtmak

but here's one five-step process, konuşmanın düzenini gösteren bir yönlendirme ifadesidir. Birçok yaklaşım bulunduğuna dair genel düşünceden, konuşmacının açıklamak üzere olduğu belirli bir yönteme geçiş yapar. here's sonraki bilgiyi sunar; fiziksel bir yeri göstermez. one bunun birkaç seçenekten biri olduğunu gösterirken five-step sonraki yapıyı önceden bildirir. Dinleyici, açıklamanın sıralı beş bölümle devam etmesini bekleyebilir.

Alıştırma

but here's one five-step process burada neyi bildiriyor?

  1. Konuşmacı, beş nesnenin fiziksel konumunu gösteriyor.
  2. Konuşmacı, birazdan açıklanacak düzenli bir yöntemi tanıtıyor.
  3. Konuşmacı, eleştirel düşünmeye yönelik yalnızca beş yaklaşım olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, birazdan açıklanacak düzenli bir yöntemi tanıtıyor.

Kalıp ifadeler

solve any number of problems: geniş ve belirtilmemiş bir kapsam

Bu cümlede any number of problems, “birçok farklı sorun” veya “geniş bir sorun yelpazesi” anlamına gelir. Burada any number of kalıplaşmış bir miktar ifadesidir; konuşmacı kimseden bir sayı seçmesini istemez. solve ile birlikte kullanıldığında geniş kullanım alanını vurgular: süreç yalnızca belirli bir sorunda değil, birçok durumda yardımcı olabilir.

Alıştırma

This guide can help with any number of common problems? cümlesindeki any number of common problems ne anlama gelir?

  1. Birçok farklı yaygın sorun
  2. Tam olarak bir yaygın sorun
  3. Numara verilmiş sorunlar
Cevabı göster

Birçok farklı yaygın sorun

1.

1:21

1.

Formulate your question. Kelime

1:22

Sorunuzu formüle edin.

Kelime

Formulate your question: soruyu netleştirip açıkça ifade etme

Burada Formulate your question, önce tam olarak neyi bilmek istediğinize karar vermek, ardından bunu açık bir soru hâline getirmek demektir. Emir yapısı bunu izlenecek bir adım olarak sunar. Formulate, soruyu yalnızca sesli olarak sormayı değil, ifadeyi biçimlendirmeyi ve düzenlemeyi vurgular. Aynı anlam formulate a plan ve formulate a response gibi kullanımlarda da görülür.

Alıştırma

Formulate your question ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Soruyu tanımlayıp açık biçimde ifade etmek.
  2. Hemen herhangi bir soru söylemek.
  3. Sormadan önce cevabı bulmak.
Cevabı göster

Soruyu tanımlayıp açık biçimde ifade etmek.

In other words, Anlatım akışı

1:23

Başka bir deyişle,

know what you're looking for. Kalıp ifadeler

1:24

ne aradığınızı bilin.

Anlatım akışı

In other words: yeniden ifade etmeyi gösterme

In other words, sonraki ifadenin önceki düşünceyi daha açık veya daha basit biçimde yeniden anlattığını gösterir. Burada know what you're looking for, Formulate your question ifadesinin anlamını açıklar; yeni bir adım eklemez. Bu ifade normalde yeniden anlatılan bölümün hemen önünde yer alır ve ardından virgül gelir. Dinleyicinin iki cümlenin aynı temel düşünceyi ifade ettiğini anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk cümleyi yeniden ifade ettiğini gösteren bağlayıcıyı seçin: The instructions are optional. ___, you do not have to follow them.

  1. In other words
  2. For example
  3. However
Cevabı göster

In other words

Kalıp ifadeler

know what you're looking for: hedefini açıkça belirlemek

Know what you're looking for, başlamadan önce ihtiyacınız olan hedefi, bilgiyi, sonucu veya özellikleri açıkça belirlemek anlamına gelir. Look for burada mecaz anlamda kullanılabilir; yalnızca fiziksel bir nesneyi aramak demek değildir. What you're looking for, know fiilinden sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir. Düz cümle dizilişi olan you are kullanılır. Bu nedenle ifadenin tamamı doğrudan soru sormak yerine bir hedef belirlemeyi öğütleyebilir.

Alıştırma

Bu öğüdün en uygun anlamını seçin: Before you compare cameras, know what you're looking for.

  1. Gördüğünüz ilk fotoğraf makinesini seçin.
  2. Yalnızca kayıp bir fiziksel nesneyi arayın.
  3. İhtiyacınız olan sonucu veya özellikleri açıkça belirleyin.
Cevabı göster

İhtiyacınız olan sonucu veya özellikleri açıkça belirleyin.

This isn't always as straightforward as it sounds. Kalıp ifadeler

1:26

Bu her zaman kulağa geldiği kadar basit değildir.

Kalıp ifadeler

as straightforward as it sounds: ilk basitlik izlenimini düzeltmek

As straightforward as it sounds, açıklamanın verdiği izlenim kadar basit, açık veya kolay uygulanabilir olmak demektir. Başına isn't always geldiğinde konuşan kişi, gerçek işin bazen ilk açıklamanın düşündürdüğünden daha karmaşık olabileceğini belirtir. Straightforward burada anlaşılması veya yapılması kolay bir şeyi anlatır. Fiziksel olarak düz bir yönde ilerlemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlenin en uygun anlamını seçin: This isn't always as straightforward as it sounds.

  1. Uygulamada, ilk duyulduğundan daha karmaşık olabilir.
  2. Her zaman düz bir çizgide hareket etmeyi gerektirir.
  3. Açıklandıktan sonra kesinlikle kolay olacaktır.
Cevabı göster

Uygulamada, ilk duyulduğundan daha karmaşık olabilir.

For example,

1:29

Örneğin,

if you're deciding whether to try out the newest diet craze, Notlar

1:30

en yeni moda diyet çılgınlığını deneyip denemeyeceğinize karar veriyorsanız,

Dilbilgisi

deciding whether to: yapmakla yapmamak arasında seçim yapmak

Deciding whether to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapıp yapmama seçeneğinin değerlendirildiğini anlatır. Bu cümlede değerlendirilen seçim, yeni diyeti deneyip denememektir. whether to öbeği deciding sözcüğünün içeriğini verir; doğrudan bir evet-hayır sorusu değildir. Bu yüzden deciding whether to try dizilişi kullanılır; deciding whether do you try denmez.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın hâlâ kulübe katılıp katılmama arasında seçim yaptığını belirtir?

  1. Maya has decided to join the club.
  2. Maya is deciding when to join the club.
  3. Maya is deciding whether to join the club.
Cevabı göster

Maya is deciding whether to join the club.

Öbek fiiller

try out: nasıl çalıştığını görmek için denemek

Try out, bir şeyin ne kadar iyi çalıştığını veya size uygun olup olmadığını anlamak için onu deneme amacıyla kullanmak ya da yapmak demektir. Altyazıda, yeni diyeti deneyip sonucunu gözlemlemek anlamındadır. İki sözcük birlikte tek bir deyimsel fiil oluşturur; burada out hareket veya yön belirtmez.

Alıştırma

Hedef deyimsel fiili ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: This puzzle app looks fun, so let's ____ before buying the full version.

Cevabı göster

try it out

Kelime

newest diet craze: kuşkucu bir ton taşıyan en yeni diyet modası

Bu cümlede newest diet craze, kısa süre önce ortaya çıkıp çok popüler olan bir beslenme planı anlamına gelir. Craze, güçlü ilginin geçici olabileceğini düşündürür; bu nedenle ifade yalnızca olumlu değil, hafif kuşkucu da duyulabilir. Newest yalnızca akımın ne kadar yeni olduğunu anlatır. Diyetin bilimsel olarak kanıtlandığı, sağlıklı olduğu ya da eski yöntemlerden daha iyi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

the newest diet craze ifadesi en güçlü biçimde neyi düşündürür?

  1. Günümüzde hâlâ uygulanan en eski diyet
  2. Kısa süre önce popüler olmuş ancak geçici bir moda olabilecek bir diyet
  3. Bilimsel olarak en güvenli olduğu kanıtlanmış bir diyet
Cevabı göster

Kısa süre önce popüler olmuş ancak geçici bir moda olabilecek bir diyet

your reasons for doing so Kalıp ifadeler

1:33

bunu yapma nedenleriniz,

may be obscured by other factors, Kelime

1:34

sadece 2 hafta içinde sonuç alacağınız gibi iddialarla,

Kalıp ifadeler

reasons for doing so: daha önce belirtilen bir eyleme gönderme yapmak

Reasons for doing so ifadesinde doing so, az önce belirtilen eylemi yapmak anlamına gelir. Burada en yeni diyet modasını denemeye gönderme yapar; böylece yazar bütün eylemi tekrar etmez. Buradaki so bir pekiştirici değildir ve derece anlatmaz. Doing ile birlikte önceki fiil anlamına gönderme yapar; for edatından sonra da -ing biçimi olan doing kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi do so ifadesinin doğru iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın. Bu biçim, daha önce belirtilen eyleme gönderme yapmalıdır: Maya checks every source carefully, and her reasons for ____ are clear.

Cevabı göster

doing so

Kelime

başka etkenler tarafından gölgelenebilir,

May be obscured by other factors, gerçek bir nedenin, örüntünün veya etkinin başka etkenler araya girdiği için fark edilmesinin ya da değerlendirilmesinin zorlaşabileceği anlamına gelir. Burada obscure soyut anlamda kullanılır; bir şeyin fiziksel olarak karanlıkta gizlendiği anlatılmaz. Yapı may + be + past participle şeklindedir: may olasılığı belirtir, be obscured edilgen yapıdadır ve by other factors bilgiyi daha az açık hâle getiren şeyi belirtir.

Alıştırma

Bu bağlamda “may be obscured by other factors” ne anlama gelir?

  1. Başka etkenler gerçek nedeni kesinlikle ortadan kaldıracaktır.
  2. Gerçek neden karanlık bir nesne tarafından fiziksel olarak örtülmüştür.
  3. Başka etkiler araya girdiği için gerçek nedeni belirlemek zorlaşabilir.
Cevabı göster

Başka etkiler araya girdiği için gerçek nedeni belirlemek zorlaşabilir.

like claims that you'll see results in just 2 weeks. Kelime

1:37

diğer faktörler tarafından gölgelenebilir.

Kelime

sadece 2 haftada sonuç göreceğinize dair iddialar.

Claims that you'll see results in just 2 weeks, sonuçların çok kısa bir süre içinde ortaya çıkacağını vaat eden söylemleri ifade eder. Burada claims, çoğunlukla tanıtım dilinde kullanılan ve birinin ortaya attığı iddialar anlamına gelen bir isimdir; içeriğin doğru olduğunu onaylamadan söyleneni aktarır. That ile başlayan yan cümle iddianın içeriğini verir, just ise sürenin ne kadar kısa olduğunu vurgular. İddiayı gerçekle birbirinden ayırın: Bu ifade birinin böyle bir söz verdiğini anlatır, iki haftada sonuç alınacağının kanıtlandığını değil.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı: “claims that you'll see results in just 2 weeks” ifadesindeki claims, iki haftada sonuç alınacağının zaten kanıtlandığını gösterir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

But if you approach the situation with a clear view Kalıp ifadeler

1:40

Ancak duruma net bir görüşle yaklaşırsanız,

of what you're actually trying to accomplish by dieting, Dilbilgisi

1:43

diyet yaparak aslında ne elde etmeye çalıştığınıza dair,

Kalıp ifadeler

approach the situation with a clear view: amacı net biçimde anlayarak durumu ele almak

Bu cümlede approach, yalnızca “yaklaşmak” değil, “ele almak” veya “nasıl başa çıkılacağını düşünmek” anlamına gelen bir fiildir. The situation, düşünülen ve ele alınan şeydir. With a clear view, “net bir anlayışla” demektir. Ardından gelen of yan cümlesi neyin açıkça anlaşıldığını, yani diyet yapmanın gerçek amacını belirtir. İfade bir bütün olarak, amacı açıkça akılda tutarak bir durumu ele almayı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle approach sözcüğünü fiil olarak doğru kullanır ve amacın net biçimde anlaşıldığını gösterir?

  1. We should approach the problem with a clear view of our goal.
  2. We should approach to the problem with a clear view of our goal.
  3. We should take an approach the problem with a clear view of our goal.
Cevabı göster

We should approach the problem with a clear view of our goal.

Dilbilgisi

what you're actually trying to accomplish by dieting: cümle içine yerleştirilmiş wh yan cümlesi

What you're actually trying to accomplish by dieting, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir wh yan cümlesidir. “Diyet yaparak gerçekten ulaşmaya çalıştığınız şey veya hedef” anlamına gelir ve yan cümlenin tamamı, a clear view ifadesinin içeriğini belirtmek için of sözcüğünden sonra gelir. Daha büyük bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle sırasını kullanır: what + you + are trying. Soru sırası olan what + are + you kullanılmaz. By dieting, hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede, cümlenin içine yerleştirilmiş what yan cümlesinin sözcük sırası doğrudur?

  1. Before we start, please explain what are you trying to accomplish.
  2. Before we start, please explain what you're trying to accomplish.
  3. Before we start, please explain what do you try to accomplish.
Cevabı göster

Before we start, please explain what you're trying to accomplish.

whether that's weight loss, Dilbilgisi

1:47

ister kilo kaybı,

better nutrition,

1:48

ister daha iyi beslenme,

or having more energy,

1:49

isterse daha fazla enerjiye sahip olmak olsun,

Dilbilgisi

whether that's A, B, or C: olası hedefleri sıralamak

whether that's A, B, or C yapısında that, daha önce belirtilen genel bir düşünceye veya hedefe gönderme yapar. Ardından A, B ve C bu düşüncenin belirli olasılıklarını verir. Buradaki olasılıklar kilo vermek, daha iyi beslenmek ve daha enerjik olmaktır. Whether, listeye “hangisi olursa olsun” anlamı katar. Dinleyiciden hemen bir seçim yapmasını istemez; listelenen olasılıkların herhangi biri için geçerli olan bir açıklamayı sunmaya yardımcı olur.

Alıştırma

whether that's A, B, or C bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Daha önce belirtilen bir hedefin birkaç olası belirli biçimini sıralar.
  2. Dinleyiciden hemen bir hedef seçmesini ister.
  3. Üç sonucun da kesinlikle gerçekleşeceğini söyler.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen bir hedefin birkaç olası belirli biçimini sıralar.

that'll equip you to sift through this information critically, Notlar

1:51

bu sizi bilgileri eleştirel bir şekilde elemeye,

Kalıp ifadeler

that'll equip you to: gerekli beceri veya hazırlığı sağlamak

That'll, that will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. that'll equip you to içinde that, az önce açıklanan şeye gönderme yapar; will ise beklenen sonucu belirtir. Equip burada mecaz anlamda kullanılır: Bir kişiye bir eylem için gereken bilgiyi, beceriyi veya koşulları sağlamak demektir. Yapı equip + kişi + to + fiilin yalın hâlidir; equip you to sift buna bir örnektir.

Alıştırma

equip + person + to yapısını, kişi olarak you kullanarak tamamlayın: The workshop will ____ handle basic repairs.

Cevabı göster

equip you to

Öbek fiiller

sift through this information critically: bilgileri eleştirel biçimde inceleyip ayıklamak

Bu cümlede sift through this information, çok miktarda bilgiyi dikkatle inceleyip yararlı, ilgili veya güvenilir olanı ayırmak demektir. İfade, bir şeyi elekten geçirme eylemine dayanan bir mecazdır; burada gerçek bir fiziksel işlem anlatılmaz. Critically, incelemenin nasıl yapılacağını belirtir: iddiaları sorgulamak, kanıtları karşılaştırmak ve gerekçeli sonuçlara varmak. Burada yalnızca olumsuz davranmak veya kusur aramak anlamına gelmez.

Alıştırma

sift through information critically ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Basılı bilgileri gerçek bir elekten geçirmek.
  2. Çok miktarda bilgiyi dikkatle inceleyip yararlı veya güvenilir olanı seçmek.
  3. Tüm bilgileri değerlendirmeden hızla okumak.
Cevabı göster

Çok miktarda bilgiyi dikkatle inceleyip yararlı veya güvenilir olanı seçmek.

find what you're looking for,

1:54

aradığınızı bulmaya

and decide whether the new fad really suits your needs. Kalıp ifadeler

1:56

ve yeni hevesin gerçekten ihtiyaçlarınıza uyup uymadığına karar vermeye hazırlayacaktır.

Kalıp ifadeler

really suits your needs: ihtiyaçlarınıza gerçekten uygun olmak

Burada suits, “uygun veya elverişli olmak” anlamında bir fiildir. Suits your needs, söz konusu akımın gerçekten ihtiyaç duyduğunuz şeylerle uyuşması demektir; burada takım elbise anlamındaki isimden söz edilmez. Really, gerçekte işe yarayıp yaramadığını kontrol etme anlamı ekler. Konuşan kişi, popüler fikrin yalnızca moda olduğu için çekici görünmesini değil, hedeflerinize ve durumunuza gerçekten uygun olup olmadığını sorar.

Alıştırma

Cümleyi suit fiilinin doğru biçimiyle ve edat kullanmadan tamamlayın: This flexible schedule really ____ our needs.

Cevabı göster

suits

2.

2:01

2.

Gather your information.

2:01

Bilgilerinizi toplayın.

There's lots of it out there, Kalıp ifadeler

2:03

Dışarıda bunlardan çok var,

Kalıp ifadeler

There's lots of it out there: birçok kaynaktan erişilebilen bilgi

There's lots of it out there, daha önce sözü edilen şeyin büyük miktarda dış dünyada bulunduğunu ve erişilebilir olduğunu anlatır. Burada it, information sözcüğüne gönderme yapar; out there ise tek bir kesin yeri değil, insanların erişebileceği kaynakları genel olarak belirtir. there is kalıbı bir şeyin varlığını veya erişilebilirliğini sunar. Lots of, miktarın çok olduğunu gündelik bir dille ifade eder; it sözcüğünün anlamı ise önceki bağlamdan gelir.

Alıştırma

Bu cümlede There's lots of it out there ne anlama gelir?

  1. Bu bilginin büyük bir kısmına birçok kaynaktan ulaşılabilir.
  2. Bir bilgi yığını dışarıdaki belirli bir yerde duruyor.
  3. Bilgi artık erişilebilir değil.
Cevabı göster

Bu bilginin büyük bir kısmına birçok kaynaktan ulaşılabilir.

so having a clear idea of your question will help you determine what's relevant. Notlar

2:05

bu yüzden sorunuz hakkında net bir fikre sahip olmak, neyin alakalı olduğunu belirlemenize yardımcı olacaktır.

Dilbilgisi

having a clear idea of your question: özne görevindeki -ing öbeği

having a clear idea of your question, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir -ing öbeğidir. Bir durumu, yani sorunuzu açıkça anlamayı adlandırır; cümlenin temel fiil öbeği ise will help ifadesidir. İngilizcede -ing biçimiyle başlamak, bir eylemin veya durumun hakkında konuşulabilecek tek bir şey gibi ele alınmasını sağlar. Burada having, fiziksel olarak bir nesneyi tutmak değil, bir anlayışa sahip olmak anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için have a clear plan ifadesini bir -ing öbeğine dönüştürün: ____ makes teamwork easier.

Cevabı göster

Having a clear plan

Kelime

determine what's relevant: hangi bilginin soruyla bağlantılı olduğunu değerlendirmek

Burada determine what's relevant, hangi bilginin yanıtlamaya çalıştığınız soruyla bağlantılı olduğunu saptamak anlamına gelir. Determine, soruyu bir ölçüt olarak kullanıp ardından bir yargıya varmayı anlatır. What's relevant, değerlendirilen bilgiyi belirtir. Relevant, mevcut soru veya amaçla bağlantılı demektir; otomatik olarak önemli demek değildir.

Alıştırma

Determine what's relevant ifadesindeki relevant sözcüğünü en iyi hangi cümle açıklar?

  1. İlgili bilgi her zaman en şaşırtıcı bilgidir.
  2. İlgili bilgi, yanıtlamaya çalıştığınız soruyla bağlantılıdır.
  3. İlgili bilgi her durumda daima en önemli bilgidir.
Cevabı göster

İlgili bilgi, yanıtlamaya çalıştığınız soruyla bağlantılıdır.

If you're trying to decide on a diet to improve your nutrition, Kalıp ifadeler

2:09

Beslenmenizi iyileştirmek için bir diyete karar vermeye çalışıyorsanız,

Kalıp ifadeler

trying to decide on a diet: decide on + isim

Trying to decide on a diet, çeşitli seçenekler arasından bir diyet seçmeye çalışıyor olmak demektir. Trying to, seçimin henüz tamamlanmadığını gösterir. Decide on + isim yapısında on, fiil kalıbının bir parçasıdır: decide on a diet, decide on a date veya decide on a plan. Buradaki on bir yeri anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi decide on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We need to ____ a destination before we book the tickets.

Cevabı göster

decide on

you may ask an expert for their advice Kalıp ifadeler

2:12

bir uzmana tavsiyelerini sorabilir

Kalıp ifadeler

ask an expert for their advice: ask someone for something ile tavsiye istemek

Ask someone for something, bir kişiden bir şeyi istemek demektir. Burada an expert istekte bulunulan kişidir; their advice ise konuşanın almak istediği şeydir. Kalıp ask + kişi + for + şey şeklindedir: ask an expert for their advice. Advice önündeki for sözcüğünü atmayın.

Alıştırma

Hangi cümlede ask + kişi + for + şey kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. If the form is confusing, ask a staff member help.
  2. If the form is confusing, ask a staff member for help.
  3. If the form is confusing, ask for a staff member help.
Cevabı göster

If the form is confusing, ask a staff member for help.

or seek other people's testimonies. Kelime

2:14

veya diğer insanların deneyimlerini arayabilirsiniz.

Kelime

seek other people's testimonies: ilk elden ifadeler aramak

Seek other people's testimonies, başka insanların bizzat yaşadığı veya tanık olduğu şeyler hakkındaki ifadeleri bilinçli olarak aramak ya da elde etmeye çalışmak demektir. Testimonies, bu ifadeleri sıradan tercihler olarak değil, olası kanıt veya destek olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede testimonies en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Maya sought testimonies about whether she should wear the red hat.
  2. The investigators sought testimonies from people who witnessed the accident.
  3. The café sought testimonies about which cookie tasted best.
Cevabı göster

The investigators sought testimonies from people who witnessed the accident.

Information gathering helps you weigh different options, Deyimler

2:16

Bilgi toplamak farklı seçenekleri tartmanıza yardımcı olur,

moving you closer to a decision that meets your goal. Dilbilgisi

2:19

sizi hedefinize ulaşan bir karara yaklaştırır.

Deyimler

weigh different options: farklı seçenekleri değerlendirmek

weigh different options ifadesinde weigh mecazi anlamda kullanılır. Seçeneklerin avantajlarını, dezavantajlarını, risklerini veya önemini düşünerek onları dikkatle karşılaştırmak demektir; seçenekleri gerçekten tartıya koymak anlamına gelmez. Bu kalıp karar verme bağlamlarında yaygındır: weigh + choices, risks veya evidence, seçim ya da değerlendirme yapmadan önce bunları incelemek anlamına gelir.

Alıştırma

Örnekte weigh different options ne anlama geliyor?

  1. Farklı seçenekleri dikkatle karşılaştırıp değerlendirmek.
  2. İlk seçenek dışındaki bütün seçenekleri reddetmek.
  3. Birkaç nesnenin ne kadar ağır olduğunu ölçmek.
Cevabı göster

Farklı seçenekleri dikkatle karşılaştırıp değerlendirmek.

Dilbilgisi

moving you closer to...: bir sonucu göstermek

Virgülden sonra gelen moving you closer to..., önceki eylemin sonucunu belirten bir -ing yan cümlesidir: bilgi toplamak, uygun bir karar vermeye yaklaşmanızı sağlar. Buradaki moving fiziksel hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp main clause, moving + person + closer to + goal/result şeklindedir. -ing yan cümlesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır; moving'den sonra gelen kişi nesnedir, yani etkilenen kişidir.

Alıştırma

Hangi cümle, soyut bir sonucu göstermek için moving...closer to... yapısını bir -ing yan cümlesinde kullanıyor?

  1. We moved the chairs closer to the table.
  2. The new evidence clarified the issue, moving us closer to a decision.
  3. Moving closer to the table, Maya lowered her voice.
Cevabı göster

The new evidence clarified the issue, moving us closer to a decision.

3.

2:23

3.

Apply the information, Kelime

2:24

Bilgiyi uygulayın,

something you do by asking critical questions.

2:26

bunu eleştirel sorular sorarak yaparsınız.

Kelime

Apply the information: bilgiyi uygulamaya koymak

Apply the information, öğrendiğiniz şeyi yalnızca toplamak veya tekrarlamak yerine bir yargıya varmak ya da harekete geçmek için kullanmanızı isteyen bir emir ifadesidir. Burada apply geçişli bir fiildir ve the information onun doğrudan nesnesidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp apply + bilgi, kural, yöntem veya enformasyon biçimindedir. Bu, söz konusu şeyi bir görevde ya da durumda uygulamaya koymak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede apply, “bilgiyi uygulamaya koymak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Apply for a copy of the survey results.
  2. Apply to the research center for a summer program.
  3. Apply the survey results when you choose the final design.
Cevabı göster

Apply the survey results when you choose the final design.

Facing a decision, Dilbilgisi

2:29

Bir kararla karşı karşıya kaldığınızda

ask yourself,

2:30

kendinize sorun:

Dilbilgisi

Facing a decision: durumu -ing yapısıyla belirtmek

Facing a decision, ask yourself yönergesinin hangi durumda geçerli olduğunu gösteren, cümlenin başındaki -ing’li bir ortaç öbeğidir. when you are facing a decision veya when you need to decide biçiminde açılabilir. Burada face, bir durumla karşı karşıya kalmak veya onunla başa çıkmak anlamındadır; bedeni mutlaka bir şeye çevirmek anlamına gelmez. Facing ifadesinin örtük öznesi you’dur ve bu, emir cümlesi ask yourself içinde anlaşılan kişiyle aynıdır. Bu kısa yapı, temel eylemin hangi koşulda gerçekleşmesi gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki Facing... öbeği doğru kullanılmıştır?

  1. Facing a difficult decision, there were several choices on the table.
  2. Facing a difficult decision, Maya listed the pros and cons.
  3. Facing a difficult decision, the pros and cons were written on paper.
Cevabı göster

Facing a difficult decision, Maya listed the pros and cons.

what concepts are at work? Kelime

2:31

Hangi kavramlar iş başında?

Kelime

concepts are at work: at work ifadesinin soyut anlamı

Bu soruda concepts are at work ifadesi, belirli fikirlerin, ilkelerin veya mekanizmaların durumu etkin biçimde etkilediğini anlatır. Buradaki at work, “iş yerinde” değil, soyut olarak “işlemekte” veya “etki göstermekte” demektir. Bir sonucun arkasında hangi güçlerin, süreçlerin veya fikirlerin bulunduğunu araştırırken be at work yapısı kullanılabilir.

Alıştırma

“What concepts are at work?” sorusunda “at work” ne anlama gelir?

  1. Yazıya geçiriliyorlar.
  2. Durumu etkiliyorlar.
  3. Fiziksel olarak bir iş yerindeler.
Cevabı göster

Durumu etkiliyorlar.

What assumptions exist? Kelime

2:33

Hangi varsayımlar mevcut?

Kelime

What assumptions exist?: doğrulanmamış öncülleri bulmak

Burada assumptions, henüz kanıtlanmamış veya kontrol edilmemiş olmasına rağmen doğru kabul edilen fikirlerdir. What assumptions exist? bir yargının veya savın arkasındaki söylenmemiş ya da doğrulanmamış öncülleri belirlemenizi ister. Sonraki akıl yürütme bu öncüllere dayanabileceği için varsayımları incelemek, bir sonucun neden zayıflayabileceğini veya geçersiz olabileceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede doğrulanmamış bir düşünce eylemin temeli olarak kullanılmıştır?

  1. We measured the road carefully before recording its width.
  2. We took the mountain road because we assumed it was open, but we had not checked the latest report.
  3. We took the mountain road after the official report confirmed it was open.
Cevabı göster

We took the mountain road because we assumed it was open, but we had not checked the latest report.

Is my interpretation of the information logically sound? Kalıp ifadeler

2:34

Bilgiyi yorumlamam mantıken sağlam mı?

Kalıp ifadeler

logically sound: mantıksal olarak sağlam bir akıl yürütme

Burada sound; güvenilir, geçerli veya ciddi bir kusuru olmayan anlamında bir sıfattır. İşitilen ses anlamındaki isim değildir. Logically, sound sözcüğünü niteler; bu yüzden logically sound, gerekçelerden veya kanıtlardan sonuca geçişi geçerli ve kendi içinde tutarlı olan bir akıl yürütmeyi anlatır. Bu soruda konuşan kişi, yorumunun mantıksal incelemeye dayanıp dayanmadığını kontrol ediyor; kulağa nasıl geldiğini sormuyor.

Alıştırma

Her conclusion is logically sound cümlesinde logically sound ne anlama gelir?

  1. Vardığı sonuç birçok kişi arasında popülerdir.
  2. Akıl yürütmesi tutarlıdır ve sonucu destekler.
  3. Sesi net ve kolay duyulur.
Cevabı göster

Akıl yürütmesi tutarlıdır ve sonucu destekler.

For example,

2:38

Örneğin,

in an email that promises you millions, Kalıp ifadeler

2:39

size milyonlar vadeden bir e-postada,

Kalıp ifadeler

that promises you millions: promise + kişi + şey kalıbı

that promises you millions ifadesinde that, önceki email sözcüğüne gönderme yapar ve promises fiilinin öznesidir. Fiil, promise + kişi + şey biçimindeki çift nesneli kalıbı kullanır: you sözü verilen şeyin alıcısı, millions ise vaat edilen miktardır. Buradaki promises, e-postanın çekici iddiasını aktarır; bu iddianın doğru olduğunu veya yerine getirileceğini göstermez. Para bağlamında millions, para biriminin adı belirtilmeden milyonlarca para birimi anlamına gelir.

Alıştırma

promises, customers ve a refund sözcüklerini doğal promise + kişi + şey sırasıyla kullanın: The company ____.

Cevabı göster

promises customers a refund

you should consider,

2:42

şunu göz önünde bulundurmalısınız:

what is shaping my approach to this situation? Kelime

2:43

bu duruma yaklaşımımı ne şekillendiriyor?

Kelime

is shaping my approach to this situation: etkilemek anlamındaki shape fiili

Burada shape, bir şeyin gelişme biçimini etkilemek anlamına gelen bir fiildir. Is shaping my approach, “bir şeyi düşünme ve ele alma biçimimi etkiliyor” demektir; fiziksel biçimden söz etmez. An approach to a situation, bir durumu düşünme veya ele alma biçimidir. Soru, bu yaklaşımı hangi etkenin etkilediğini sorar.

Alıştırma

Hangi cümlede shape, örnekteki gibi fiziksel olmayan ‘etkilemek’ anlamında kullanılmıştır?

  1. Draw the shape of the island on the map.
  2. Past experience is shaping her approach to the problem.
  3. The table has a round shape.
Cevabı göster

Past experience is shaping her approach to the problem.

Do I assume the sender is telling the truth? Kalıp ifadeler

2:46

Gönderenin doğruyu söylediğini mi varsayıyorum?

Kalıp ifadeler

assume the sender is telling the truth: assume + yan cümle

Assume + yan cümle, bir fikri tam olarak kontrol etmeden veya kanıtlamadan doğru kabul etmek anlamına gelir. Burada the sender is telling the truth yan cümlesi assume fiilinden sonra gelir. that de eklenebilir: assume that the sender is telling the truth. Tell the truth, “doğruyu söylemek” anlamı için kullanılan standart kelime birleşimidir. Standart İngilizcede say the truth genellikle doğal değildir. Soru, konuşanın gönderenin iddiasını doğrulamadan doğru kabul edip etmediğini sorgular.

Alıştırma

Hangi cümle assume + yan cümle yapısını ve yaygın tell the truth ifadesini doğru kullanır?

  1. I assume the sender is telling the truth.
  2. I assume the sender is saying the truth.
  3. I assume the sender to telling the truth.
Cevabı göster

I assume the sender is telling the truth.

Based on the evidence, Anlatım akışı

2:48

Kanıtlara dayanarak,

is it logical to assume I'll win any money? Dilbilgisi

2:49

herhangi bir para kazanacağımı varsaymak mantıklı mı?

Anlatım akışı

Based on the...: Bir yargının dayanağını belirtmek

Based on the evidence cümlenin başında yer alarak sonraki yargının hangi bilgiye dayandığını belirtir. Böylece soru, bir dilek ya da tahmin olarak değil, kanıta dayalı bir akıl yürütme olarak çerçevelenir. Based on the cümlenin ana fiili değildir; the evidence gibi bir isim öbeğiyle tamamlanması gereken bir ifadenin başlangıcıdır. Ana cümle is it logical... ile başlar.

Alıştırma

Bir yargının dayanağını belirtmek için Based on... ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Based with the evidence, the claim seems doubtful.
  2. Based on the evidence, the claim seems doubtful.
  3. The evidence is based, the claim seems doubtful.
Cevabı göster

Based on the evidence, the claim seems doubtful.

Dilbilgisi

Is it logical to assume...: Bir varsayımın mantıklı olup olmadığını değerlendirmek

Is it logical to assume...? yapısı, to assume... ile ifade edilen eylemi ya da önermeyi değerlendirmek için biçimsel özne it'i kullanır. Soru, bu varsayımı yapmanın mantıksal olarak gerekçelendirilip gerekçelendirilemeyeceğini sorar; logical parayı değil, akıl yürütmeyi niteler. Bu yapıda it sıfattan önce gelir ve to infinitive, değerlendirilen içeriği belirtir. Soru, is yardımcı fiilini it'in önüne getirerek kurulur: Is it logical to assume...?

Alıştırma

Is it logical to assume...? yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Does it logical to assume the claim is true without evidence?
  2. Is logical it assume the claim is true without evidence?
  3. Is it logical to assume the claim is true without evidence?
Cevabı göster

Is it logical to assume the claim is true without evidence?

4.

2:54

4.

Consider the implications. Kelime

2:55

Etkilerini göz önünde bulundurun.

Kelime

Consider the implications: olası sonuçları düşün

Consider the implications. bir seçimin, planın veya olayın ardından ne olabileceğini dikkatlice düşünmeyi isteyen bir emir cümlesidir. Burada implications, dolaylı veya uzun vadeli etkiler de dahil olmak üzere olası etkiler ya da sonuçlar demektir; esas olarak bir sözdeki gizli anlamı ifade etmez. Bu ifade, bir seçeneği değerlendirirken yalnızca hemen ortaya çıkan sonuca değil, daha geniş etkilere de bakmayı ister.

Alıştırma

Consider the implications. cümlesi birinden ne yapmasını ister?

  1. Yalnızca hemen elde edilecek yararın önemli olduğuna karar vermek.
  2. Seçimin yaratabileceği daha geniş etkileri düşünmek.
  3. Cümlede yalnızca gizli bir anlam aramak.
Cevabı göster

Seçimin yaratabileceği daha geniş etkileri düşünmek.

Imagine it's election time and you've selected a political candidate Anlatım akışı

2:56

Seçim zamanı olduğunu ve bir siyasi adayı,

Anlatım akışı

Imagine it's election time and: varsayımsal bir durum başlatmak

Imagine it's election time and... bir varsayım durumunu başlatır. Imagine, dinleyenden bir durumu zihninde canlandırmasını ister; sonraki cümle durumu ve bağlamı verir. Konuşan kişi bunun gerçek bir kişisel deneyim olduğunu iddia etmez. Buradaki and, hayal edilen durumu sonraki olaya bağlar ve dinleyenin örneği adım adım takip etmesini sağlar. Bu yapı, üzerine akıl yürütmeden önce bir örnek sunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Varsayımsal bir durumu başlatan İngilizce ifadeyi tamamlayın: ____ your first day at a new school and you do not know where to go.

Cevabı göster

Imagine it's

based on their promise to make it cheaper for drivers to fill up on gas. Notlar

3:00

sürücülerin benzin almasını ucuzlatma vaadine dayanarak seçtiğinizi hayal edin.

Kalıp ifadeler

based on their promise to: seçimin dayanağını belirtmek

Based on their promise to ... seçimin hangi temele veya nedene dayandığını gösterir. Burada adayı seçmenin nedeni, adayın verdiği sözdür. Kalıp choose/select someone based on + isim öbeği şeklindedir; promise to + fiilin yalın hâli ise söz verilen eylemi belirtir. Their, tekil olan a political candidate ismine gönderme yapar. Bir kişinin cinsiyeti bilinmediğinde veya önemli olmadığında tekil they/their kullanımı yaygındır; burada birden fazla aday olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Seçimin dayanağını belirtmek için based on ... promise to ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I chose Jordan based on their promise to improve the library.
  2. I chose Jordan based their promise to improve the library.
  3. I chose Jordan based on their promise improving the library.
Cevabı göster

I chose Jordan based on their promise to improve the library.

Dilbilgisi

make it cheaper for drivers to fill: make it + adjective + for someone to do kalıbı

Make it cheaper for drivers to fill ... yapısı make + it + adjective + for someone + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Bu yapı, bir etkinliği adı geçen kişi veya grup için daha ucuz, kolay, güvenli ya da zor hâle getirmek anlamına gelir. Bu cümlede cheaper sürücüleri değil, depoyu doldurmanın maliyetini niteler. It, make sonrasında nesne yerini tutan biçimsel bir nesnedir. Değerlendirilen asıl eylem daha sonra for drivers to fill up on gas olarak gelir. Aynı kalıp easier, safer ve harder gibi sözcüklerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi make it + adjective + for someone + to do kalıbıyla tamamlayın. Easier kullanın: The larger text will ____ children to read.

Cevabı göster

make it easier for

Öbek fiiller

fill up on gas: araca yakıt almak

Bu sürüş bağlamında fill up on gas, bir araca benzin koymak, yani yakıt almak anlamına gelir ve genellikle depoyu doldurma düşüncesini taşır. İfadede araba ya da depo açıkça belirtilmese de bağlamdan sürücünün aracının kastedildiği anlaşılır. Buradaki gas, Amerikan İngilizcesinde gasoline için kullanılan gündelik sözcüktür. İfade araca yakıt koymayı anlatır; sürücünün kendisinin doyması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi Amerikan günlük İngilizcesindeki hedef ifadeyle tamamlayın: The fuel gauge is almost empty, so we need to ____ before the long drive.

Cevabı göster

fill up on gas

At first glance, Kalıp ifadeler

3:04

İlk bakışta,

that seems great.

3:05

bu harika görünüyor.

Kalıp ifadeler

At first glance: ilk izlenimi çerçevelemek

At first glance, “ilk kez düşünüldüğünde” veya “hızlı bir ilk izlenime göre” anlamına gelir. Glance sözcüğü gerçek anlamıyla kısa bir bakışı anlatsa da bu ifade yalnızca görülebilen şeyler için değil; bir plan, fikir veya durumla ilgili ilk değerlendirmeyi sunmak için de kullanılabilir. Cümlenin başında kullanıldığında that seems great ifadesini kesin bir sonuç olarak değil, yüzeysel bir izlenim olarak çerçeveler. Daha yakından incelemenin farklı bir görüş doğurabileceğine sıkça işaret eder ve böylece genellikle bir karşıtlığa zemin hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle At first glance ifadesini, daha yakından inceleme sonucunda değişebilecek bir ilk izlenimi sunmak için kullanıyor?

  1. At first glance, the apartment looked tiny, but the second room was surprisingly large.
  2. I glanced at the clock because I wanted to know the time.
  3. After measuring every room twice, we reached a final conclusion.
Cevabı göster

At first glance, the apartment looked tiny, but the second room was surprisingly large.

But what about the long-term environmental effects? Anlatım akışı

3:06

Peki ya uzun vadeli çevresel etkiler?

Anlatım akışı

what about the long-term environmental effects?: gözden kaçan bir etkeni gündeme getirmek

Bu cümlede What about + isim öbeği, esas olarak bilinmeyen bir bilgiyi sormaz. Gözden kaçmış olabilecek bir etken olarak uzun vadeli çevresel etkileri tartışmaya dahil eder. Bu soru, tartışmayı başka bir bakış açısına yöneltir ve fazla dar bir görüşe dayanan bir sonucu sorgulayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede what about the long-term environmental effects? ne işe yarıyor?

  1. Gözden kaçmış olabilecek bir etkeni tartışmaya ekler.
  2. Çevresel etkilerin önemsiz olduğunu söyler.
  3. Çevresel etkilerin ne kadar sürdüğünü sorar.
Cevabı göster

Gözden kaçmış olabilecek bir etkeni tartışmaya ekler.

If gasoline use is less restricted by cost, Kelime

3:09

Eğer benzin kullanımı maliyetle daha az kısıtlanırsa,

Kelime

is less restricted by cost: daha düşük kısıtlama derecesini anlatan edilgen kalıp

is less restricted by cost ifadesinde restricted, be + less + geçmiş zaman ortacı + by + kaynak edilgen kalıbında kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. By cost, benzin kullanımını neyin kısıtladığını gösterir. Less, restricted sözcüğünü niteler; bu nedenle kısıtlamanın derecesi daha düşüktür. Bu ifade maliyetin daha düşük olduğu veya maliyetin kendisinin kısıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Maliyetin artık projeyi eskisinden daha az kısıtladığını anlatmak için be less restricted by + kaynak yapısıyla cümleyi tamamlayın: After receiving the grant, the project ____ than it was before.

Cevabı göster

is less restricted by cost

this could also cause a huge surge in air pollution, Kalıp ifadeler

3:12

bu aynı zamanda hava kirliliğinde büyük bir artışa neden olabilir,

Kalıp ifadeler

cause a huge surge in air pollution: hava kirliliğinde çok büyük ve ani bir artışa neden olmak

Bu cümlede cause a huge surge in air pollution, bir şeyin hava kirliliği miktarını veya düzeyini çok ani ve büyük ölçüde artırması anlamına gelir. Cause, daha önce sözü edilen durumu bu değişimin nedeni olarak gösterir. a surge in + isim kalıbı, bir miktar veya etkinlikteki keskin ve hızlı artışı ifade eder. Huge, artışın büyüklüğünü daha da vurgular; surge burada mecazidir ve su dalgası anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadedeki sözcüklerle cümleyi tamamlayın; air pollution ifadesini tekrarlamayın: A week of wildfire smoke could ____ air pollution across the region.

Cevabı göster

cause a huge surge in

an unintended consequence that's important to think about. Kelime

3:16

üzerinde düşünülmesi gereken önemli, istenmeyen bir sonuç.

Kelime

an unintended consequence: amaçlanmamış bir sonuç

An unintended consequence, bir eylem, kural veya kararın sonucunda ortaya çıkan ancak eylemi yapan kişinin amacı ya da planının bir parçası olmayan sonuçtur. Bu cümlede konuşmacı, böyle bir yan etkinin dikkate alınması gerektiğini vurgular. Unintended önem düzeyini değil niyeti anlatır ve sonucun mutlaka öngörülemez olduğu anlamına gelmez. Kararı veren kişi sonucu ortaya çıkarmayı amaçlamadıysa, önceden öngörülmüş bir sonuç da unintended olabilir; sonuç zararlı, yararlı veya nötr olabilir.

Alıştırma

Bir okul kâğıt tasarrufu yapmak için ödevleri çevrim içi ortama taşır. Okul bu maliyeti ortaya çıkarmayı amaçlamadığı hâlde bazı aileler cihaz satın almak zorunda kalır. Yalnızca bu bilgilere göre en uygun cümle hangisidir?

  1. The device cost was an unimportant consequence of the new homework system.
  2. The device cost was an unintended consequence of the new homework system.
  3. The device cost was an unexpected consequence of the new homework system.
Cevabı göster

The device cost was an unintended consequence of the new homework system.

5.

3:20

5.

Explore other points of view. Kalıp ifadeler

3:21

Diğer bakış açılarını keşfedin.

Kalıp ifadeler

Explore other points of view: Diğer bakış açılarını etkin biçimde değerlendirmek

Burada points of view, insanların bir konuyu anlama veya değerlendirme biçimlerini, yani bakış açılarını ya da tutumlarını ifade eder. Bir şeye bakılan fiziksel yerleri ifade etmez. Explore burada emir kipinde bir fiildir. Dinleyiciden yalnızca bir anlaşmazlık olduğunu fark etmesini değil, diğer görüşleri ve bu görüşlerin arkasındaki nedenleri etkin biçimde incelemesini ister.

Alıştırma

“Başkalarının bir konuyu nasıl gördüğünü etkin biçimde değerlendirmek” anlamındaki hedef ifadeyle öğüdü tamamlayın: Before making a decision, ____.

Cevabı göster

explore other points of view

Ask yourself,

3:23

Kendinize sorun,

why so many people are drawn to the policies of the opposing political candidate. Kelime

3:24

neden bu kadar çok insan rakip siyasi adayın politikalarına ilgi duyuyor.

Kelime

are drawn to: Doğal olarak ilgi duymak veya etkilenmek

be drawn to someone or something, bir kişiye ya da şeye doğal olarak ilgi duymak veya ondan etkilenmek anlamına gelir. Bu cümlede birçok kişi karşıt adayın politikalarını çekici buluyor; drawn fiziksel olarak çekilmeyi anlatmıyor. Yapı be + drawn + to + isim öbeği şeklindedir. Özne, ilgiyi veya çekimi hisseden kişi ya da gruptur; to sonrasındaki öbek ise onları çeken kişi veya şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be drawn to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya loves calm places, so she ____ the library's quiet atmosphere.

Cevabı göster

is drawn to

Even if you disagree with everything that candidate says, Dilbilgisi

3:29

O adayın söylediği hiçbir şeye katılmasanız bile,

Dilbilgisi

Even if...: ana düşünceyi değiştirmeyen bir koşul

Even if + yan cümle, olası bir koşul altında da ana düşüncenin geçerli kalacağını anlatır. Bu yapı varsayımsal bir ödünlemedir: koşul doğru olabilir de olmayabilir de, fakat ana düşünceyi değiştirmez. Burada konuşan kişi en güçlü durumu, yani adayın söylediği hiçbir şeye katılmamayı kabul eder. Ancak bu anlaşmazlığı başka bakış açılarını değerlendirmeyi bırakmak için bir neden saymaz. Ana düşünce bu giriş cümleciğinden sonra gelir.

Alıştırma

Hava tahmini belirsizdir, ancak konser kesinlikle yapılacak ve gerekirse kapalı bir alana taşınacaktır. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Even if it rains, the concert will still happen.
  2. Even though it is raining, the concert will still happen.
  3. If it rains, the concert will be canceled.
Cevabı göster

Even if it rains, the concert will still happen.

exploring the full spectrum of viewpoints Deyimler

3:32

tüm bakış açısı yelpazesini keşfetmek,

might explain why some policies that don't seem valid to you Kelime

3:35

size geçerli görünmeyen bazı politikaların

appeal to others. Kelime

3:38

neden başkalarına çekici geldiğini açıklayabilir.

Deyimler

exploring the full spectrum of viewpoints: görüşlerin tüm aralığını incelemek

the full spectrum of viewpoints benzetmesinde spectrum, ışığın renk aralığı gibi geniş ve kesintisiz bir aralık anlamına gelir. Bakış açıları yalnızca iki bilinen taraftan ibaret değildir; bu iki tarafın arasında veya ötesinde pek çok konum bulunabilir. Bu nedenle exploring the full spectrum, bu aralığın tamamındaki birçok farklı konumu ciddi biçimde incelemek demektir. Cümlede bunun, bir kişiye ikna edici gelmeyen bir politikanın başka bir kişiye neden çekici geldiğini açıklamaya yardımcı olabileceği söylenir.

Alıştırma

Bu cümledeki exploring the full spectrum of viewpoints ifadesini en iyi hangi seçenek yeniden anlatır?

  1. görüşlerin tüm aralığındaki birçok konumu incelemek
  2. farklı ışık türlerinin oluşturduğu renkleri incelemek
  3. yalnızca en uç iki görüşü karşılaştırmak
Cevabı göster

görüşlerin tüm aralığındaki birçok konumu incelemek

Kelime

don't seem valid to you: bir politikayı kişinin bakış açısından değerlendirmek

Bu cümlede don't seem valid to you, bir şeyin senin bakış açına göre makul veya sağlam temelli görünmediği anlamına gelir. Valid, bir politikanın gerekçesinin ya da dayandığı mantığın geçerli olup olmadığını değerlendirir; bir belgenin resmî geçerlilik süresinin devam ettiğini anlatmaz. seem + sıfat + to someone kalıbı, değerlendirmeyi o kişinin izlenimi olarak sunar. Böylece başkalarının aynı politikayı farklı değerlendirebileceği anlaşılır.

Alıştırma

Bir raporda güvenilmez kanıtlar kullanılıyor. Sonucun sana göre sağlam temelli olmadığını en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The conclusion doesn't seem valid to me.
  2. The permit doesn't seem valid after June.
  3. The proposed method doesn't seem effective to me.
Cevabı göster

The conclusion doesn't seem valid to me.

Kelime

appeal to others: başkalarına çekici veya ikna edici gelmek

Burada appeal to others, başka insanlara çekici, ilginç veya ikna edici gelmek anlamındadır. Özne, çekiciliğe sahip olan şeydir; daha geniş cümlede bu, bazı politikalardır. Others ise olumlu tepki veren kişileri belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp thing + appeal to + person şeklindedir. Bu anlam, bir üst mahkemeden bir kararı yeniden incelemesini istemeyi anlatan appeal fiilinin hukuk kullanımından farklıdır.

Alıştırma

Cümleyi “birine çekici gelmek” anlamındaki iki sözcüklü appeal ifadesiyle tamamlayın: The simple design may ____ first-time buyers.

Cevabı göster

appeal to

This will allow you to explore alternatives,

3:40

Bu alternatifleri keşfetmenize,

evaluate your own choices,

3:43

kendi seçimlerinizi değerlendirmenize

and ultimately help you make more informed decisions. Kalıp ifadeler

3:44

ve nihayetinde daha bilinçli kararlar almanıza yardımcı olacaktır.

Kalıp ifadeler

make more informed decisions: daha sağlam bilgiye dayalı kararlar vermek

Make more informed decisions, daha iyi veya daha eksiksiz ilgili bilgileri değerlendirdikten sonra seçim yapmak demektir. Informed, kararların gerçekler, kanıtlar ve anlayışla desteklendiğini belirtir; yalnızca birine haber verilmiş olduğu anlamına gelmez. More, kararın bilgi temelini önceki veya alternatif bir durumla karşılaştırır. Seçimin daha sağlam bir dayanağı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bilgileri karşılaştırmanın daha sağlam temelli bir seçim yapmaya yardımcı olacağını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Comparing the plans will help us do a more informed decision.
  2. Comparing the plans will help us make a more informed decision.
  3. Comparing the plans will help us make a more notified decision.
Cevabı göster

Comparing the plans will help us make a more informed decision.

This five-step process is just one tool,

3:49

Bu beş adımlı süreç sadece bir araçtır

and it certainly won't eradicate difficult decisions from our lives. Kelime

3:51

ve kesinlikle zor kararları hayatımızdan tamamen silip atmayacaktır.

Kelime

certainly won't eradicate ... from our lives: hayatımızdan kesinlikle tamamen kaldırmayacak

Eradicate, bir şeyi artık var olmayacak biçimde tamamen ortadan kaldırmak demektir. Eradicate something from a place or part of life kalıbı, neyin ortadan kaldırıldığını ve nereden yok olduğunu belirtir. Certainly won't, kesin bir olumsuz tahminde bulunur. Konuşan kişi beklentileri sınırlar: Süreç karar vermeye yardımcı olabilir, ancak zor kararların tamamen yok olmasını sağlayamaz.

Alıştırma

Bir programın yardımcı olabileceğini, ancak bölgedeki açlığı kesinlikle tamamen ortadan kaldırmayacağını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The program may help, but it certainly won't eradicate hunger from the region.
  2. The program may help, but it will eradicate hunger slightly.
  3. The program may help, and it will certainly eradicate hunger from the region.
Cevabı göster

The program may help, but it certainly won't eradicate hunger from the region.

But,

3:55

Ancak,

it can help us increase the number of positive choices we make.

3:56

yaptığımız olumlu seçimlerin sayısını artırmamıza yardımcı olabilir.

Critical thinking can give us the tools to sift through a sea of information Deyimler

4:00

Eleştirel düşünme, bir bilgi denizini elemek

and find what we're looking for.

4:04

ve aradığımızı bulmak için bize gereken araçları verebilir.

Deyimler

give us the tools to sift through a sea of information: bağlantılı iki mecaz

Bu ifade, birbiriyle bağlantılı iki mecazı birleştirir. give us the tools to... kalıbındaki tools, gerçek nesneleri değil, işe yarayan yöntem veya becerileri anlatır. Bu kalıp, “birine bir işi yapmak için gerekenleri sağlamak” anlamına gelir. A sea of information ise çok büyük miktardaki bilgiyi uçsuz bucaksız bir deniz gibi gösterir. Burada sift through, çok sayıda bilgiyi dikkatle inceleyip yararlı veya ilgili olanları diğerlerinden ayırmak anlamına gelir. Bu iki mecaz birlikte, eleştirel düşünmenin büyük miktarda bilgiyi yönetmemize ve ihtiyacımız olanı bulmamıza nasıl yardım ettiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?

  1. Eleştirel düşünme bize okyanusta çalışmak için fiziksel ekipman verir.
  2. Eleştirel düşünme, bilgileri kontrol etmeden hızla seçim yapmamızı sağlar.
  3. Eleştirel düşünme bize çok büyük miktardaki bilgiyi dikkatle incelemek için yöntemler verir.
Cevabı göster

Eleştirel düşünme bize çok büyük miktardaki bilgiyi dikkatle incelemek için yöntemler verir.

And if enough of us use it, Dilbilgisi

4:06

Ve eğer yeterince çoğumuz onu kullanırsa,

it has the power to make the world a more reasonable place. Notlar

4:07

dünyayı daha makul bir yer haline getirme gücüne sahiptir.

Dilbilgisi

if enough of us use it: grup büyüklüğüne dayalı bir koşul

if yan cümlesi, ana cümledeki sonucun gerçekleşebileceği koşulu sunar: eleştirel düşünmeyi kullanan kişilerin sayısı yeterli bir düzeye ulaşır ve böylece bireysel eylemler birleşerek daha geniş bir etki yaratabilir. Enough of us, “grubumuzdan yeterli sayıda kişi” anlamına gelir. enough of + nesne zamiri yapısında enough miktarı belirtir. Ne kadar iyi veya yetenekli olduğumuzu anlatmaz ve hepimiz anlamına da gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “grubumuzdan yeterli sayıda kişi” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: If ____ sign the petition, the council may reconsider.

Cevabı göster

enough of us

Kalıp ifadeler

has the power to + fiil: etki yaratma gücü veya potansiyeli

“Has the power to + fiilin yalın hâli”, bir kişinin ya da şeyin bir şeyi yapabilecek yeteneğe, etkiye veya potansiyele sahip olduğunu anlatır. Buradaki power, elektrik ya da özellikle siyasi güç anlamına gelmez. Bu ifade, ortaya çıkabilecek önemli bir etkiyi vurgular. Sonucun zaten gerçekleştiğini söylemez veya mutlaka gerçekleşeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Önemli bir yeteneği veya potansiyeli vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: A kind word ____ brighten someone's day.

Cevabı göster

has the power to

Anlatım akışı

make the world a more reasonable place: toplumsal bir vizyonla bitirmek

Bu ifade, daha önce ele alınan belirli bir yöntem veya alışkanlıktan daha geniş bir toplumsal sonuca geçer. Yalnızca kişisel bir yararla bitirmek yerine, açık düşüncenin ve kanıtların daha çok yön verdiği, daha makul bir toplum vizyonu sunar. Buradaki the world ve a place, gerçek bir coğrafi konumu değil, toplumu ve ortak yaşamı anlatır. Bir konuşmanın sonunda bu geçiş, önceki pratik noktaları daha büyük bir değerle bağlar ve sonuca bir amaç duygusu kazandırır.

Alıştırma

Somut bir eylemi daha geniş bir toplumsal vizyona dönüştüren aynı sonuç yöntemini en iyi hangi cümle kullanır?

  1. By greeting new classmates, we can help make our school a kinder place.
  2. Greeting someone means saying hello when you meet.
  3. Our school assembly begins at nine o'clock.
Cevabı göster

By greeting new classmates, we can help make our school a kinder place.