Kişiselleştirilmiş diyetler - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bağırsak mikropları üzerine yapılan araştırmalar, herkes için geçerli beslenme tavsiyelerini sorguluyor: tek yumurta ikizlerinin bile mikrobiyomları farklıdır. Bu nedenle vücudun yiyeceklere verdiği bireysel tepki, evrensel kurallardan daha önemli olabilir ve kişiselleştirilmiş beslenmeyi destekleyebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what counts is not what you eat, but how your body reacts. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “what counts is not X, but Y” yapısıyla odağı yaygın bir varsayımdan gerçekten belirleyici olan etkene taşımayı öğrenin. Bu karşıtlık; kanıt sunarken, yanlış bir kanıyı düzeltirken ve bir savın temel iddiasını açıkça belirtirken kullanılabilir. 2. and had been repeated so much that people didn't think to question them. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Edilgen perfect yapısının “so…that…” ile birleşerek, sağlam kanıta dayanmayan beslenme önerilerinin insanların sorgulamayı bırakacağı kadar çok tekrarlandığını nasıl anlattığını fark edin. Bu kalıbı uzun süreli tekrarın daha sonraki bir inanç ya da davranışa yol açmasını açıklamak için kullanabilirsiniz. 3. That took guts, which is the second meaning of the word, courage. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gut sözcüğünün bağırsak anlamından, guts sözcüğünün cesaret anlamına yapılan mizahi geçişi anlayın. Böylece çok anlamlılığa dayalı kelime oyunlarını takip edebilir ve cesaret gerektiren bir davranış için “That took guts” ifadesini doğal biçimde kullanabilirsiniz.
Bu derste
Six English English from BBCLearningEnglish.com.
0:01BBCLearningEnglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce.
keto, and paleo have become very popular.
0:17keto ve paleo gibi isimlere sahip yeni diyetler çok popüler oldu.
In recent years: bir eğilime zaman çerçevesi kazandırmak
“In recent years”, “son birkaç yılı kapsayan ve bugüne uzanan, kesin sınırları belirtilmemiş bir dönem boyunca” anlamına gelir. Cümlenin başına getirilen bu zaman ifadesi, tüm açıklamayı yakın geçmişe ait bu zaman çerçevesine yerleştirir. İfade başa getirildiğinde dinleyici ana bilgiden önce zaman çerçevesini öğrenir. Buradaki “have become”, bu dönem boyunca gelişen ve bugün de önem taşıyan bir değişimi anlatır; böylece giriş bir eğilimi düzenli biçimde sunar.
Alıştırma
Eğilim cümlesini, derste öğrenilen ve “son birkaç yıl boyunca” anlamına gelen üç kelimelik zaman ifadesiyle tamamlayın: ____, many schools have added coding classes.
Cevabı göster
In recent years
with names like vegan, keto, and paleo: ad örnekleri vermek
“with names like vegan, keto, and paleo”, “new diets” ifadesini niteler. Burada “with”, “sahip olan” anlamındadır; “names” ise bu diyetlerin nasıl adlandırıldığını belirtir. İsim + with names like + örnekler kalıbı, önceki isme ait birkaç tipik adı verir. “Like” örnekleri tanıttığı için liste açıklayıcıdır ve mutlaka eksiksiz değildir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “şu tür örnek adlara sahip” anlamına gelen yapıyla tamamlayın: The app offers plans ____ Starter, Plus, and Pro.
Cevabı göster
with names like
Do you follow any particular diet?: belirli bir beslenme düzenini sormak
Follow a diet kalıbında follow, bir şeye uymak veya onu düzenli olarak uygulamak anlamına gelir; fiziksel olarak bir şeyin arkasından gitmek demek değildir. Buradaki diet, kişinin olağan beslenme biçimini veya yiyeceklerle ilgili bir dizi kuralı ifade eder; mutlaka kilo verme diyeti anlamına gelmez. Soru, dinleyenin belirli bir beslenme düzeni veya kuralları olup olmadığını sorar. Any particular soruyu açık uçlu tutar: konuşan kişi, dinleyenin hangi diyeti uyguladığını, hatta herhangi bir diyet uygulayıp uygulamadığını varsaymaz.
Alıştırma
Hangi soru, birinin düşük tuzlu beslenme planına uyup uymadığını doğal biçimde sorar?
- Do you walk behind a low-salt diet?
- Do you follow a low-salt diet?
- Do you follow low-salt food?
Cevabı göster
Do you follow a low-salt diet?
and only a little meat from time to time. Kalıp ifadeler
0:29ve sadece ara sıra biraz et tüketiyorum.
from time to time: seyrek gerçekleşen durumlar
From time to time, zaman zaman veya ara sıra anlamına gelir: bir şey olur, ancak sık sık ya da düzenli bir programa göre olmaz. Burada konuşan kişinin bazı zamanlarda biraz et yediğini belirtir; yani hiç et yemediğini söylemez. Bu ifade, altyazıdaki gibi genellikle bir yan cümlenin sonunda yer alır; vurgu için başa da getirilebilir: From time to time, I cook at home.
Alıştırma
Cümleyi ara sıra anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: I visit the library ____, but not every week.
Cevabı göster
from time to time
Well, while many diets claim to improve health or help you lose weight, Dilbilgisi
0:32Pekala, birçok diyet sağlığı iyileştirmeyi veya kilo vermenize yardımcı olmayı iddia etse de,
recent research shows that what counts is not what you eat, Dilbilgisi
0:37son araştırmalar önemli olanın ne yediğiniz olmadığını,
while many diets claim...: bir ödünleme ifadesi kurmak
Buradaki while, “-dığı sırada” değil, “-mesine rağmen” anlamındadır. Ödünleme bildiren bir arka plan kurar: Konuşmacı önce birçok diyetin iddialarını kabul eder, ardından ana cümlede dikkat edilmesi gereken araştırma bulgusunu sunar. Bu şekilde while + cümlecik kullanarak bilinen bir iddiayı önce kabul edip sonra onunla karşıtlık oluşturan ana düşünceye geçebilirsiniz. while cümleciği arka plan bilgisidir; konuşmacının temel mesajını ana cümle taşır.
Alıştırma
Örnekte while nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- Araştırmanın bu sonuca neden ulaştığını açıklar.
- Diyet iddialarıyla araştırmanın tam olarak aynı zamanda gerçekleştiğini gösterir.
- Ana cümle farklı bir odağı sunmadan önce yaygın bir iddiayı kabul eder.
Cevabı göster
Ana cümle farklı bir odağı sunmadan önce yaygın bir iddiayı kabul eder.
what counts is not X, but Y: asıl önemli noktaya odaklanmak
Burada what counts, “gerçekten önemli olan şey” demektir. Count, “önemli olmak” anlamında bir fiildir; what counts cümleciğinin tamamı is fiilinden önce özne görevindedir. what counts is not X, but Y kalıbı dinleyicinin odaklandığı noktayı düzeltir. X, ana mesele olarak reddedilen etkeni; Y ise konuşmacının vurgulamak istediği etkeni belirtir. Mümkün olduğunda X ve Y'yi dil bilgisi bakımından paralel tutun.
Alıştırma
Cümleyi what counts is not X, but Y kalıbıyla tamamlayın: When choosing a backpack, ____ the colour, ____ how comfortable it is.
Cevabı göster
what counts is not · but
Yes, and that reaction doesn't happen where you might think. Dilbilgisi
0:43Evet, ve bu tepki düşündüğünüz yerde gerçekleşmiyor.
doesn't happen where you might think: yerle ilgili bir tahmini boşa çıkarmak
doesn't happen where you might think ifadesinde where, dinleyicinin olayın gerçekleştiğini düşünmesi muhtemel olan yeri belirtir. Bu yer, yaygın beklentilerden çıkarılabildiği için açıkça söylenmez. Konuşmacı gerçek yeri söylemeden önce beklenen yerin yanlış olduğunu belirterek şaşkınlık yaratır ve dinleyiciyi düzeltmeye hazırlar. Bu kalıp, bir şeyin nerede olduğuna ilişkin ilk akla gelen tahmine ters düşen bir bilgiyi sunabilir.
Alıştırma
doesn't happen where you might think bu açıklamada ne işe yarıyor?
- Gerçek yeri açıklamadan önce muhtemel bir yer tahminini reddeder.
- Konuşmacının tepkinin nerede gerçekleştiğini hiç bilmediğini söyler.
- Dinleyiciden hemen bir yer söylemesini ister.
Cevabı göster
Gerçek yeri açıklamadan önce muhtemel bir yer tahminini reddeder.
Not in..., but in...: cevabı açıklamadan önce tahminleri elemek
Bu parça, cevabı not in... but in... yapısıyla düzenler. Not in the brain or tongue or even the stomach birkaç olası yeri eler; but in the gut ise gerçek yeri verir. Or elenen olasılıkları birbirine bağlar; even ise midenin özellikle makul bir tahmin gibi görünmesine rağmen onun da yanlış olduğunu vurgular. Önceki cümleden anlaşılabilen kelimeler bu parçada söylenmemiştir; tam anlamı The reaction happens not in the brain or tongue or even the stomach, but in the gut. şeklindedir. Yer ifadelerini önce vermek, sonda açıklanan gerçek yeri öne çıkarır.
Alıştırma
Yeni cümleyi not in ... but in ... yer yapısıyla tamamlayın: The final clue was ____ the library, ____ the school garden.
Cevabı göster
not in · but in
but in the gut: gut sözcüğünün bağırsak anlamı
Burada gut, bağırsaklar anlamına gelir; hemen ardından gelen another name for the intestines ifadesi bunu doğrudan açıklar. in the gut ifadesi “bağırsaklarda” anlamındadır; but ise bu konumu önceki düşünceyle karşıtlık kurarak bağlar. Gut, günlük konuşmada, genel okura yönelik sağlık yazılarında ve popüler bilimde kullanılan, daha az teknik bir sözcüktür. Genellikle bağırsak bölgesinin tamamını anlatır; tek bir belirli bölümü anlatmaz.
Alıştırma
"The gut contains many helpful bacteria," cümlesinde gut ne anlama gelir?
- yalnızca mide
- bağırsaklar
- beyin
Cevabı göster
bağırsaklar
tiny living organisms too small to see with a microscope. Dilbilgisi
1:01çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük canlı organizmalar.
Inside everyone's gut are millions of microbes: yeri öne alan devrik yapı
Inside everyone's gut, cümlenin başına alınmış bir yer ifadesidir. Bu ifade önce geldiği için cümlede yer bildiren devrik yapı kullanılır: orada bulunan şeyi adlandıran millions of microbes ifadesi are fiilinden sonra gelir. Normal sıra Millions of microbes are inside everyone's gut şeklinde düşünülebilir. Bu yapı önce yeri, ardından orada ne bulunduğunu sunar. millions of microbes çoğul olduğu için fiil are olur; fiilin tekil veya çoğul olmasını everyone's belirlemez.
Alıştırma
"Inside everyone's gut are millions of microbes," cümlesinin dil bilgisel öznesi hangisidir?
- millions of microbes
- Inside everyone's gut
- everyone's
Cevabı göster
millions of microbes
millions of microbes: çok büyük sayıda küçük organizma
Microbes, birçok bakteri ve mikroskobik mantar gibi çok küçük canlı organizmaları ifade eder. Kapsamı geniş bir terimdir; her mikroorganizmanın zararlı olduğu anlamına gelmez. Millions of microbes, sayının son derece büyük olduğunu belirtir. Genel açıklamalarda millions of çoğu zaman tam olarak sayılmış bir toplamdan ziyade sayının ölçeğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede millions of microbes ne anlama gelir?
- Çok büyük sayıda küçük canlı organizma
- Az sayıda gözle görülebilen hayvan
- Tam olarak iki mikroskobik organizma
Cevabı göster
Çok büyük sayıda küçük canlı organizma
too small to see with a microscope: sonuç bildiren too...to... yapısı
too + sıfat + to + fiil yapısı, bir niteliğin eylemi engelleyecek veya uygulanamaz hâle getirecek dereceye ulaştığını belirtir. Bu nedenle too small to see, görülemeyecek kadar küçük demektir. With a microscope, görmek için kullanılan aracı belirtir. Yazıldığı şekliyle too small to see with a microscope, mikroskop kullanmanın bile yeterli olmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, yazının aşırı küçük olduğu için okunamadığı anlamına gelir?
- The print is so small to read.
- The print is too small to read.
- The print is small enough to read.
Cevabı göster
The print is too small to read.
Some of them are good for us, some bad. Dilbilgisi
1:06Bunların bir kısmı bizim için iyi, bir kısmı ise kötüdür.
Some of them are good for us, some bad: paralel karşıtlıkta eksilti
İkinci bölümdeki some bad, some of them are bad ifadesinin kısaltılmış biçimidir. İlk bölüm tekrarlanan of them are sözcüklerini zaten verdiği için İngilizcede bunlar aynı yapıya sahip ikinci bölümde çıkarılabilir. Bu, paralel bir karşıtlıkta yapılan eksiltidir: grubun bir kısmı bizim için iyi, başka bir kısmı ise kötü olarak tanımlanır. Dil bilgisini anlamak için eksik sözcükleri zihninizde tamamlayabilirsiniz; ancak kısa biçim kendi başına da tam ve doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümle paralel bir karşıtlıkta aynı tür eksiltiyi doğal biçimde kullanır?
- Some questions were easy, some difficult.
- Some questions easy because the test was short.
- Some questions were easy, and some were difficulty.
Cevabı göster
Some questions were easy, some difficult.
but they influence our bodies more than we know. Dilbilgisi
1:11ancak vücudumuzu bildiğimizden çok daha fazla etkilerler.
more than we know: mevcut farkındalığımızın ötesinde
more than we know, gerçek boyutun mevcut bilgi ya da farkındalığımızın gösterdiğinden daha büyük olduğu anlamına gelir. Burada influence fiilini niteler: gerçek etki, insanların fark ettiğinden daha büyük olabilir. Bu ifade tamamen bilgisiz olmayı değil, bilginin sınırlı olduğunu vurgular. Genellikle bir etkinin, riskin ya da önemin küçümsendiğini ima eder.
Alıştırma
“Small habits can shape our health more than we know” cümlesinde more than we know neyi ima eder?
- Etkileri, şu anki farkındalığımızın gösterdiğinden daha büyük olabilir.
- Hiç kimse etkileri hakkında hiçbir şey bilmiyor.
- Etkileri kesin olarak ölçülebilir.
Cevabı göster
Etkileri, şu anki farkındalığımızın gösterdiğinden daha büyük olabilir.
Think of them as chemical factories: Think of A as B benzetmesi
Think of A as B, “A'yı anlamak için B'yi zihinsel bir model olarak kullanmak” anlamına gelir. Buradaki them bağırsak mikroplarını belirtir ve chemical factories bir benzetmedir; mikroplar gerçek anlamda fabrika değildir. Bu görüntü, mikropların maddeleri işlediğini ve kimyasal etkiler oluşturduğunu açıklamaya yardımcı olur. Bu kalıp, yabancı bir şeyi tanıdık bir şeyle ilişkilendirerek açıklamayı düzenler. Yalnızca hangi konu hakkında düşünüleceğini değil, A'nın nasıl anlaşılması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Think of A as B kalıbını kullanarak benzetmeyi tamamlayın: To understand cloud storage, think ____ it ____ a locker you can open from anywhere.
Cevabı göster
of · as
This mix of gut microbes: tek bir genel bileşimi adlandırmak
Buradaki mix, farklı unsurların birleşimi anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. This mix of gut microbes, farklı bağırsak mikroplarını tek bir genel bileşim olarak ele alır; yalnızca “çok sayıda mikrop” anlamına gelmez. of ifadesi, bileşimin neler içerdiğini belirtir. Ana isim tekildir: this mix is. Bu yapı, birden fazla bileşeni tek bir birim olarak adlandırıp ardından o birimi tanımlamanızı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, birkaç özelliği tek bir genel bileşim olarak sunmak için a mix of ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Her mix of patience and humor makes her a great coach.
- Her many of patience and humor makes her a great coach.
- Her mix patience and humor make her a great coach.
Cevabı göster
Her mix of patience and humor makes her a great coach.
even identical twins: beklenmedik bir durumu vurgulamak
Burada even, everyone kapsamındaki en şaşırtıcı örneği, yani identical twins ifadesini tanıtır. Tek yumurta ikizlerinin özellikle birbirine benzemesi beklendiği için, karışımın onlarda bile farklı olduğunu söylemek iddiayı güçlendirir. Bir kişi veya grup diğerlerinden daha az beklenen bir durum oluşturuyorsa onun önünde even kullanılır. Bu sözcük çoğu zaman “bu şaşırtıcı durum da kapsama dâhil” anlamını verir.
Alıştırma
Identical twins ifadesinden önce gelen even ne anlam katar?
- Tek yumurta ikizlerini, yine de kapsanan özellikle şaşırtıcı bir durum olarak gösterir.
- Tek yumurta ikizlerinin mikrop sayılarının tamamen eşit olduğunu söyler.
- İfadeyi yalnızca tek yumurta ikizleri için geçerli olacak şekilde sınırlar.
Cevabı göster
Tek yumurta ikizlerini, yine de kapsanan özellikle şaşırtıcı bir durum olarak gösterir.
one that perfectly fits your own unique combination of microbes. Dilbilgisi
1:30kendi benzersiz mikrop kombinasyonunuza mükemmel şekilde uyan bir diyet.
it's the reason why...: bir nedeni sonucuna bağlamak
it's the reason why... yapısında it, hemen önce belirtilen gerçeğe gönderme yapar. Why ile başlayan yan cümle sonucu verir: bazı doktorlar artık kişiye özel bir beslenme düzeni önerir. X is the reason why Y kalıbı önce X nedenini verir, ardından bunun sonucunda ne olduğunu açıklar. Kanıttan sonuca, öneriye veya eyleme açık bir geçiş oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi hedef neden-sonuç kalıbıyla tamamlayın: The roads are flooded, and that ____ the buses are delayed.
Cevabı göster
is the reason why
“personalized diet”: kişiye göre uyarlanmış beslenme planı
Personalized diet, bir kişinin ihtiyaçlarına, özelliklerine veya sağlık bilgilerine göre uyarlanmış bir beslenme planıdır. Bu cümlede planın, o kişinin kendine özgü mikrop bileşimine uyması amaçlanıyor. Personalized yalnızca “bir kişiyle ilgili” değil, “belirli bir kişi için hazırlanmış veya ayarlanmış” demektir. Temel fikir, planın bilinçli olarak bireye göre uyarlanmasıdır.
Alıştırma
Personalized diet ifadesini en iyi hangisi açıklar?
- bir kişinin ihtiyaçlarına ve özelliklerine göre uyarlanmış bir beslenme planı
- herkese tamamen aynı biçimde önerilen sabit bir beslenme planı
- bir kişinin belirli bir günde tesadüfen yediği herhangi bir yiyecek
Cevabı göster
bir kişinin ihtiyaçlarına ve özelliklerine göre uyarlanmış bir beslenme planı
“one that perfectly fits ...”: ismin yerini tutup ayrıntı eklemek
One, önceki tekil sayılabilen isim öbeği a personalized diet yerine kullanılır; böylece diet sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. That perfectly fits... ilgi cümleciği one sözcüğünü niteler ve gerekli özelliği belirtir. Virgülden sonra gelen one that..., ayrı bir diyet sunmak yerine önerilen diyetin türünü açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp noun, one that + verb... şeklindedir; çoğul sayılabilen isimler için genellikle ones that... kullanılır.
Alıştırma
“a quiet room” ifadesinin yerini tutan ve gerekli özelliği ekleyen, dersteki iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: We need a quiet room, ____ has enough space for the whole team.
Cevabı göster
one that
We'll hear more soon, but first I have a question for you, Neil, Anlatım akışı
1:35Yakında daha fazlasını duyacağız, ancak önce sana bir sorum var, Neil,
We'll hear more soon, but first...: sonraki içeriği haber verip soruya geçmek
We'll hear more soon, mevcut konuya daha sonra dönüleceğini önceden haber verir. But first ise odağın hemen değişeceğini gösterir: konuşmacı devam etmeden önce Neil'e bir soru soracaktır. Sonraki içeriği haber verme + but first + şu anki görev kalıbı, bilgilerin sırasını düzenler ve dinleyicilerin akışı takip etmesini sağlar. Bir sunucu, öğretmen veya konuşmacı bir konuyu kısa süreliğine durdurup önce başka bir şey yaparken bu yapıyı kullanabilir.
Alıştırma
Hangi cümle sonraki içeriği önceden haber verip ardından but first ile şu an sorulacak bir soruya geçiyor?
- I have a question about the photos we saw earlier.
- We'll look at the photos later, but first I have a question for you.
- We'll look at the photos later because you asked a question.
Cevabı göster
We'll look at the photos later, but first I have a question for you.
but how long exactly is the average adult's gut?
1:45peki ortalama bir yetişkinin bağırsağı tam olarak ne kadar uzunluktadır?
but I'll say on average the gut is B, 5 and 1/2 m long. Kalıp ifadeler
1:59ama ortalama olarak bağırsağın uzunluğunun B, 5,5 m olduğunu söyleyebilirim.
on average: ortalamayı kesin bir değer gibi sunmadan belirtmek
Bu cümlede on average, bağırsak uzunluğu için 5,5 metrenin ortalama bir değer olduğunu gösterir. Kişiden kişiye farklılık olabileceğini kabul eder; bu nedenle herkesin bağırsak uzunluğunun tam olarak aynı olduğunu iddia etmez. İfade, cümlenin başında ya da belirttiği sayıya yakın daha sonraki bir konumda kullanılabilir: On average, ... veya ... on average. Bilinen tek bir durumu anlatmak yerine bir grup durumu özetlerken kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi ‘birçok durum tek bir ortalamada birleştirildiğinde’ anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The delivery takes three days ____.
Cevabı göster
on average
I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı
2:05Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
I'll reveal the answer later in the program. Cevabı daha sonra açıklamak
Burada reveal, bir süre saklanan bir bilgiyi bilerek açıklamak anlamına gelir. say ya da tell gibi basitçe söylemekten daha özeldir; çünkü cevap planlanan bir ana kadar açıklanmaz. later in the program bu anın programın ilerleyen bölümünde olacağını belirtir; yani konuşan kişi cevap vermeyi reddetmiyor, daha sonra açıklayacağına söz veriyor. Bu zamanlama programdaki bilgi akışını düzenler ve küçük bir merak unsuru oluşturur: dinleyicilerin cevabı öğrenmek için dinlemeye devam etmesi gerekir. Genel olarak reveal + bilgi, program, sunum, bilgi yarışması veya oyunda planlı bir açıklamayı anlatabilir.
Alıştırma
Yeni bir bilginin bir etkinliğin sonraki bölümüne kadar bilerek saklandığını dinleyicilere en iyi hangi cümle anlatır?
- I'll tell you the winner now.
- I'll describe how the final round works.
- I'll reveal the winner after the final round.
Cevabı göster
I'll reveal the winner after the final round.
Among the first to investigate gut microbes was Dr. Tim Spector, Dilbilgisi
2:08Bağırsak mikroplarını ilk araştıranlardan biri,
author of the best-selling book The Diet Myth. Kültür
2:12en çok satan The Diet Myth kitabının yazarı Dr. Tim Spector'dı.
Among the first to investigate gut microbes was ...: ilk araştırmacı grubunu öne çıkarmak
Among the first to investigate gut microbes was Dr. Tim Spector ifadesi, Dr. Tim Spector was among the first to investigate gut microbes cümlesinin devrik biçimidir. Among the first to investigate gut microbes öbeği başa alınarak önce ilk araştırmacı grubu ve başarıları öne çıkarılır; was ise ardından gelen özne Dr. Tim Spector isminden önce gelir. among the first, kişinin ilk gruptaki kişilerden biri olduğunu söyler; mutlaka tek ve ilk kişi olduğunu söylemez. Bu yapı, resmi bir tanıtımda kişinin adını vermeden önce başarıdaki yerini göstermek için kullanılır.
Alıştırma
Bir bilim insanının yöntemi deneyen ilk kişilerden biri olduğunu söylemek için resmî devrik yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Among the first tested the method was Dr. Lee.
- Dr. Lee among was the first to test the method.
- Among the first to test the method was Dr. Lee.
Cevabı göster
Among the first to test the method was Dr. Lee.
author of the best-selling book The Diet Myth: kimliği açıklayan ek isim öbeği
author of ... ifadesi, bir kişiyi yazdığı kitap üzerinden tanıtan bir isim öbeğidir. Bir kişinin adından ya da unvanından sonra geldiğinde açıklayıcı ek bilgi verir; ayrı bir tam cümle oluşturmaz. Burada best-selling kitabın çok iyi sattığını, The Diet Myth ise kitabın adını belirtir. Bu bilgiler kişiyi beslenme konusuyla ilişkilendirir ve bu tartışmayla neden ilgili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bir kişinin tanıtımında ne işe yarar?
- Kişiyi kitaptaki bir karakter olarak tanıtır.
- Kişiyi çok satan bir kitabın yazarı olarak tanıtır.
- Kişinin çok satan bir kitabı değerlendirdiğini söyler.
Cevabı göster
Kişiyi çok satan bir kitabın yazarı olarak tanıtır.
He wanted to check whether the dietary advice he had heard and believed, Dilbilgisi
2:15Kendisi, duyduğu ve inandığı diyet tavsiyelerinin,
advice like eat little and often or avoid fat, Kalıp ifadeler
2:19az ve sık yemek veya yağdan kaçınmak gibi tavsiyelerin,
eat little and often: az miktarda ve sık sık yemek
Beslenme tavsiyelerinde eat little and often, her seferinde az miktarda ama gün boyunca birkaç kez yemek anlamına gelir. Little her seferindeki miktarı, often ise sıklığı anlatır. Bu ifade, bu iki fikri tek bir beslenme düzeni olarak sunar. Gün boyunca toplamda çok az yemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek eat little and often ifadesini en iyi açıklar?
- Bütün gün neredeyse hiçbir şey yememek.
- Gün boyunca birkaç kez az miktarda yemek.
- Her gün aynı saatte tek bir büyük öğün yemek.
Cevabı göster
Gün boyunca birkaç kez az miktarda yemek.
whether ... was really true: check sonrasında dolaylı evet-hayır sorusu
check fiilinden sonra whether, cevabı evet ya da hayır olan dolaylı bir soru başlatır. whether yan cümlesinin tamamı, onun neyi kontrol etmek istediğini gösterir: tavsiyelerin gerçekten doğru olup olmadığını öğrenmek istemiştir. Temel yapı whether the dietary advice was really true şeklindedir. he had heard and believed, advice sözcüğünü açıklar; advice like eat little and often or avoid fat ise örnekler ekler. Bu dolaylı bir soru olduğu için düz cümle söz dizimini korur: whether the advice was true denir, whether was the advice true denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede checked sonrasında whether yan cümlesi doğru kullanılmıştır?
- Nora checked was whether the library open.
- Nora checked whether the library was open.
- Nora checked whether was the library open.
Cevabı göster
Nora checked whether the library was open.
Listen to Dr. Spector explains how he started to doubt some of this advice. Kalıp ifadeler
2:24Dr. Spector'ın, BBC Radyo 4'ün The Life Scientific programında
to BBC Radio 4 program The Life Scientific.
2:31bu tavsiyelerden bazılarına nasıl şüpheyle yaklaşmaya başladığını dinleyelim.
started to doubt some of this advice: güvenden şüpheye geçiş
Started to doubt, düşüncede bir değişimi gösterir: Tavsiyenin doğru veya güvenilir olmayabileceğini düşünmeye başlamıştır. Burada doubt, bir şeyin doğruluğunu ya da güvenilirliğini sorgulamak anlamına gelir; ondan hoşlanmamak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı start to doubt + isim veya fikirdir. Advice, standart İngilizcede sayılamayan bir isimdir. Some of this advice, konuşulan tavsiyelerin bir bölümünü ifade eder; hepsini ifade etmez.
Alıştırma
"He started to doubt the advice" ne anlama gelir?
- Tavsiyeyi sorgulamadan uyguladı.
- Tavsiyeyi daha çok beğenmeye başladı.
- Tavsiyenin güvenilir olmayabileceğini düşünmeye başladı.
Cevabı göster
Tavsiyenin güvenilir olmayabileceğini düşünmeye başladı.
food myths: yaygın ancak kanıtı zayıf beslenme inanışları
Bu bilim ve sağlık bağlamında food myths, yiyecekler veya beslenme hakkında yaygın olan ancak yanlış ya da yeterli kanıttan yoksun olabilecek inanışlar anlamına gelir. Buradaki myth, geleneksel bir hikâyeyi değil, yanlış bir inanışı ifade eder. Araya giren he calls them ifadesi, bunun söz konusu inanışlara onun verdiği ad olduğunu gösterir; them ise konuşulan inanışlara gönderme yapar.
Alıştırma
Bu cümlede food myth ne anlama geliyor?
- Yiyeceklerle ilgili yaygın olan ancak yanlış veya yetersiz desteklenmiş olabilecek bir inanış
- Yiyeceklerin büyülü güçlere sahip olduğu geleneksel ve kutsal bir hikâye
- Herkesin beslenmesine uygulanan bilimsel bir kural
Cevabı göster
Yiyeceklerle ilgili yaygın olan ancak yanlış veya yetersiz desteklenmiş olabilecek bir inanış
so-called myths: bir etikete mesafe koymak
So-called, insanların kullandığı bir ad veya etiketi göstermek için bir ismin önüne gelir ve çoğu zaman konuşanın bu etiketi tam olarak kabul etmediğini belirtir. So-called myths ifadesinde konuşan kişi myths etiketine mesafe koyar. Yalnızca tarafsız bir adlandırma yapmak yerine, daha önce inandığı düşünceleri sorgulayıcı veya eleştirel bir gözle yeniden değerlendirdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede so-called, birinin expert etiketini hak edip etmediğine dair şüpheyi gösterir?
- An expert called Maya will lead the workshop.
- Everyone agreed that the highly qualified expert was excellent.
- The so-called expert could not explain the simplest rule.
Cevabı göster
The so-called expert could not explain the simplest rule.
were based on flimsy or no evidence, Kalıp ifadeler
2:43zayıf kanıtlara dayanıyordu ya da hiçbir kanıta dayanmıyordu,
based on flimsy or no evidence: zayıf dayanakları değerlendirmek
be based on + isim yapısı, bir düşünceyi, kararı veya iddiayı neyin desteklediğini ya da temelini neyin oluşturduğunu gösterir. Burada flimsy or no evidence iki olasılığı birleştirir: kanıt, sonucu ikna edici biçimde destekleyemeyecek kadar zayıftır veya hiç kanıt yoktur. Flimsy, fiziksel olarak ince bir şeyi değil kanıtın düşük kalitesini anlatır; bu nedenle ifade güvenilirliği güçlü biçimde eleştirir.
Alıştırma
Cümleyi “zayıf kanıtlarla desteklenen veya hiç kanıtı olmayan” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Several online claims were ____, so the editor removed them.
Cevabı göster
based on flimsy or no evidence
and had been repeated so much that people didn't think to question them. Dilbilgisi
2:48ve o kadar çok tekrarlanmışlardı ki insanlar onları sorgulamayı düşünmediler bile.
All these ... whether ... were based on ...: uzun cümlenin iskeletini bulmak
Vurgulanan bölümün ana iskeleti All these so-called myths ... were based on flimsy or no evidence şeklindedir. Tam uzun özne All these so-called myths that I'd believed ifadesidir; that I'd believed, myths sözcüğünü niteler ve çoğul baş sözcük myths, were ile uyum gösterir. whether bölümü mitlerin ilgili olduğu farklı konuları sıralar: kaloriler, yağlar, ne zaman yemek gerektiği ve nasıl yemek gerektiği. Okurken önce bu listeyi bir kenara bırakıp myths ile were based on arasındaki bağlantıyı kurun; sonra ayrıntıları geri ekleyin.
Alıştırma
Vurgulanan bölümün dil bilgisini ve ana anlamını koruyan en basit cümle iskeleti hangisidir?
- People did not question how and when to eat.
- The speaker had believed the evidence about calories and fats.
- All these so-called myths were based on flimsy or no evidence.
Cevabı göster
All these so-called myths were based on flimsy or no evidence.
had been repeated so much that...: past perfect edilgen sonuç yapısı
Had been repeated, past perfect yapısının edilgen biçimidir. İddiaların geçmişteki daha sonraki sonuçtan önce tekrar tekrar dile getirildiğini gösterir. Edilgen yapı odağı bunları tekrarlayan kişilerde değil, iddialarda tutar. So much that, çok yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar: iddialar o kadar çok tekrarlanmıştır ki insanlar onları sorgulamayı düşünmez. Didn't think to question, iddialara karşı çıkmayı ya da doğruluklarını sorgulamayı akıllarına getirmedikleri anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi hedef past perfect edilgen sonuç yapısıyla tamamlayın: By the time the editor checked the claim, it ____ many readers accepted it as true.
Cevabı göster
had been repeated so much that
One of the food myths Dr. Spector questioned was counting calories, Kalıp ifadeler
2:53Dr. Spector'ın sorguladığı yiyecek efsanelerinden biri de kalori sayımıydı,
the units which measure the amount of energy food provides. Kültür
2:57yani yiyeceklerin sağladığı enerji miktarını ölçen birimler.
counting calories: yiyecek ve içeceklerdeki enerjiyi takip etmek
Count calories, bir kişinin tükettiği yiyecek ve içeceklerdeki enerjiyi hesaplamak ya da kaydetmek demektir. Counting calories, bu etkinliğin adı olarak kullanılan -ing biçimidir; bu nedenle cümlede was sözcüğünden sonra isim gibi işlev görür. Count calories ifadesini fiil-nesne eşdizimi olarak ele alın. Calories adlı fiziksel nesneleri saymak anlamına gelmez; kaloriler enerjiyi tanımlamak için kullanılan birimlerdir.
Alıştırma
Beslenme hakkında bir konuşmada counting calories ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Her öğünün fiziksel ağırlığını ölçer.
- Tükettiği yiyecek ve içeceklerin enerji değerini takip eder.
- Tabağında kaç ayrı yiyecek parçası olduğunu sayar.
Cevabı göster
Tükettiği yiyecek ve içeceklerin enerji değerini takip eder.
the units which measure the amount of energy food provides: kalorilerin neyi ölçtüğünün tanımı
the units which measure the amount of energy food provides ifadesi bu cümlede calories sözcüğünü tanımlar. Kaloriler, yiyeceklerin sağladığı enerjiyi ölçme birimleridir; yiyeceğin ağırlığını veya fiziksel boyutunu ölçmezler. Which measure... bu birimlerin neyi ölçmek için kullanıldığını açıklar. İfadenin içindeki food provides, yiyeceğin bu enerjiyi sağladığı anlamına gelir.
Alıştırma
Vurgulanan tanıma göre kaloriler neyi ölçer?
- Yiyeceklerin sağladığı enerji miktarını.
- Yiyeceklerin ne kadar süre saklanabileceğini.
- Bir öğünün fiziksel büyüklüğünü.
Cevabı göster
Yiyeceklerin sağladığı enerji miktarını.
He discovered that much of the dietary advice he had heard
3:01Duyduğu diyet tavsiyelerinin çoğunun
was either incorrect or based on flimsy evidence. Dilbilgisi
3:05ya yanlış olduğunu ya da zayıf kanıtlara dayandığını keşfetti.
either incorrect or based on flimsy evidence: iki paralel yargı
Either A or B aynı şey hakkında iki alternatif yargıyı birbirine bağlar. Burada was iki bölüm için de geçerlidir: beslenme tavsiyeleri either incorrect or based on flimsy evidence durumundadır. Incorrect, tavsiyenin kendisinin yanlış olduğunu belirtir. Based on flimsy evidence ise tavsiyeyi destekleyen kanıtların zayıf veya ikna edici olmadığını belirtir. Biri sıfat, diğeri daha uzun bir ifade olsa da was sözcüğünden sonra aynı işlevi görürler.
Alıştırma
Cümleyi either...or ile tamamlayın: The report was ____ incomplete ____ based on old data.
Cevabı göster
either · or
If evidence is flimsy, it's weak and unconvincing. Notlar
3:09Eğer kanıt 'flimsy' (zayıf) ise, güçsüz ve ikna edici değildir.
If evidence is flimsy, it's...: tanım yapan if kalıbı
Bu cümlede If evidence is flimsy, it's weak and unconvincing, açıklanacak sözcüğü bir if yan cümlesiyle tanıtır. Ana cümle de flimsy sözcüğünün anlamını daha basit sözlerle yeniden açıklar. Buradaki if tanım yapar; belirsiz bir gelecek olasılığını anlatmaz. Bu kalıpta iki tarafta da genellikle geniş zaman kullanılır: If X is Y, it is/does Z.
Alıştırma
Hangi cümle, durable sıfatının genel anlamını açıklamak için bir if yan cümlesi kullanıyor?
- If a tool is durable, it lasts a long time without breaking.
- If the tool was durable, why did it break?
- If this tool is durable, we'll use it on the trip.
Cevabı göster
If a tool is durable, it lasts a long time without breaking.
evidence is flimsy: zayıf ve inandırıcı olmayan kanıt
Burada flimsy fiziksel bir nesneyi değil, evidence sözcüğünü niteler. Kanıtın zayıf olduğunu ya da bir iddia veya sonucu destekleyecek kadar güçlü olmadığını anlatır. Yalnızca az miktarda kanıt olduğu anlamına gelmez. Sözcük, kanıtın niteliğini ve ikna gücünü olumsuz değerlendirir.
Alıştırma
The case rests on flimsy evidence. cümlesinde flimsy evidence ne anlama gelir?
- Kanıt, kolayca yırtılan bir kâğıdın üzerindedir.
- Kanıt eksiksiz ve son derece ikna edicidir.
- Kanıt, davayı ikna edici biçimde destekleyemeyecek kadar zayıftır.
Cevabı göster
Kanıt, davayı ikna edici biçimde destekleyemeyecek kadar zayıftır.
As Dr. Spector questioned these food myths, Anlatım akışı
3:14Dr. Spector bu yiyecek efsanelerini sorgularken,
he remembered an earlier study involving identical twins, Kalıp ifadeler
3:16tek yumurta ikizlerini içeren daha önceki bir çalışmayı hatırladı,
As Dr. Spector questioned... ile arka plan yan cümlesi kurma
As Dr. Spector questioned these food myths, arka planı gösteren bir yan cümledir. Burada as, “-iken” veya “olduğu sırada” anlamına gelir: sorgulama devam ederken ana olay olan he remembered gerçekleşmiştir. Bu yapı, devam eden bir düşünceyi ya da eylemi arka plana yerleştirir ve yeni olayı veya bilgiyi ana cümlede verir. Böylece gıda mitleri hakkındaki tartışmayı önceki çalışmaya doğal biçimde bağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede as, devam eden bir eylemi ana olayın arka planı olarak sunar?
- The folder was used as a temporary archive.
- As the team reviewed the records, they noticed an unusual pattern.
- As the records were incomplete, the team requested more data.
Cevabı göster
As the team reviewed the records, they noticed an unusual pattern.
pairs of brothers or sisters with the same genes.
3:21aynı genlere sahip erkek veya kız kardeş çiftlerini.
involving identical twins: study sonrasında kısa bir niteleyici
involving identical twins ifadesinde involving, study sözcüğünden sonra gelen ve çalışmanın neleri kapsadığını belirten bir -ing sıfat-fiilidir. Burada tek yumurta ikizleri araştırılan veya araştırmaya dâhil edilen kişilerdir. Daha uzun biçimi an earlier study that involved identical twins şeklindedir. involving kullanımı çalışma, proje, vaka veya olay açıklamalarını daha kısa ve öz hâle getirir.
Alıştırma
Çalışmanın kimleri kapsadığını göstermek için cümleyi involve fiilinin -ing biçimiyle tamamla: The university announced a new study ____ 200 volunteers.
Cevabı göster
involving
It was the surprising differences in weight between one twin and another Dilbilgisi
3:24İki ikiz arasındaki şaşırtıcı kilo farkıydı
that made Dr. Spector realize that no two people have the same gut.
3:29Dr. Spector'ın hiçbir iki insanın aynı bağırsağa sahip olmadığını fark etmesini sağlayan.
It was ... that ...: temel nedeni vurgulamak
It was + odaklanan bölüm + that + yan cümle kalıbı, cümlenin bir bölümünü öne çıkarır. Buna it-cleft, yani odaklama yapısı denir. Burada odaklanan bölüm the surprising differences in weight between one twin and another ifadesidir; dolayısıyla bu farklar, Dr. Spector'ın bu sonuca varmasının temel nedeni olarak sunulur. Özel vurgu kaldırıldığında cümle The surprising differences in weight between one twin and another made Dr. Spector realize that no two people have the same gut. biçimine gelir. Temel olay değişmez; ancak it-cleft, “Bu farkındalığa tam olarak ne yol açtı?” şeklindeki örtük soruyu yanıtlar. Bu nedenle önemli bir keşfi veya dönüm noktasını vurgulamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Son testin neden olduğunu vurgulayan it-cleft yapısını tamamlayın: ____ the final test ____ changed her mind.
Cevabı göster
It was · that
But, as he told BBC Radio 4's The Life Scientific,
3:38Ancak BBC Radio 4'ün The Life Scientific programında anlattığı gibi,
by asking his volunteers to send samples of their poo in the post. Kalıp ifadeler
3:45gönüllülerinden posta yoluyla dışkı örnekleri göndermelerini isteyerek.
the discovery came in a very smelly way: sürecin mizahi bir anlatımı
The discovery came in a very smelly way, keşfin güçlü ve hoş olmayan bir koku içeren süreç yoluyla yapıldığı anlamına gelir. Ardından gelen by bölümü bu süreci açıklar: gönüllüler kendi dışkı örneklerini postayla göndermiştir. Soyut bir keşfin kelimenin gerçek anlamıyla kokması mümkün değildir. Konuşmacı yönteme mizahi biçimde duyusal bir özellik verir; böylece bilimsel anlatıyı daha canlı ve daha az resmî hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede the discovery came in a very smelly way ne anlama geliyor?
- Keşif kaba veya öfkeli bir biçimde duyuruldu.
- Bilimsel sonucun kendisi bir koku üretti.
- Keşif, hoş olmayan kokulu örnekleri içeren bir süreç yoluyla elde edildi.
Cevabı göster
Keşif, hoş olmayan kokulu örnekleri içeren bir süreç yoluyla elde edildi.
by asking someone to do something: bir yöntemi açıklamak
İngilizcede by + fiilin -ing biçimi, bir eylemi gerçekleştirmek veya bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Buradaki by asking ..., ayrı bir ana eylem belirtmek yerine “Bu nasıl yapıldı?” sorusuna cevap verir. Bu yöntem ifadesinin içinde ask + kişi + to + fiilin yalın hâli, o kişiden bir şey yapmasını rica etmek veya ona talimat vermek anlamına gelir: asking his volunteers to send .... Tam kalıp by asking someone to do something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi by asking someone to do something kalıbıyla tamamlayın: The coach improved teamwork ____ the players ____ switch roles during practice.
Cevabı göster
by asking · to
We collected lots of these samples, sequenced them, Anlatım akışı
3:51Bu örneklerin çoğunu topladık, diziledik,
We collected ..., sequenced ...: süreç adımlarını sıraya koymak
We, geçmiş zamandaki collected ve sequenced fiillerinin ortak öznesidir. İngilizcede özne bir kez söylenip ardından birkaç eylem sıralanabilir; bu nedenle ikinci adımda We sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Fiiller süreç sırasına göre yerleştirilmiştir ve them, these samples ifadesine gönderme yapar. Bu kısa yapı bir işlemi açıkça özetler: özne + ilk eylem, ikinci eylem ve devamı.
Alıştırma
Hangi cümle, ortak bir özne kullanarak üç adımlı bir süreci en açık ve kısa biçimde anlatır?
- The samples were collected, and our report explains why they mattered.
- We collected the samples, but the freezer was cold.
- We collected the samples, labelled them, and stored them in a freezer.
Cevabı göster
We collected the samples, labelled them, and stored them in a freezer.
and then looked at twins where one was overweight and one was skinny, Dilbilgisi
3:54ve ardından birinin aşırı kilolu, diğerinin ise cılız olduğu ikizlere baktık,
twins where one was ... and one was ...: where ile vaka içindeki durumu belirtme
Burada where bir yeri belirtmez. İncelenen ikiz çiftinin türünü tanımlayan durumu açıklar: her çiftte ikizlerden biri fazla kilolu, diğeri ise zayıftı. Bir vakayı, durumu veya düzenlemeyi temsil eden bir isimden sonra where + yan cümle gelerek o durumda ne olduğunu anlatabilir. Tekrarlanan one ... one ... yapısı, birbirine zıt iki özelliği çiftin iki üyesiyle ayrı ayrı eşleştirir.
Alıştırma
Hangi cümlede where, fiziksel bir yeri değil bir vakanın içindeki durumu belirtmek için kaynak cümledeki gibi kullanılmıştır?
- The study examined pairs where one person received the new treatment and the other received a placebo.
- The researchers asked where the twins lived.
- The doctor spoke to the twins who had arrived early.
Cevabı göster
The study examined pairs where one person received the new treatment and the other received a placebo.
and we found in every case the skinnier twin had a more diverse microbiome, Notlar
3:57ve her vakada daha cılız olan ikizin daha çeşitli bir mikrobiyoma sahip olduğunu bulduk,
found in every case: tüm vakalarda aynı sonucu belirtme
In every case, incelenen her vakada aynı bulgunun geçerli olduğu ve o kümede hiçbir istisna bulunmadığı anlamına gelir. Sonucun araştırmadaki tüm ikiz çiftlerinde tutarlı olduğunu göstererek found ifadesini güçlendirir. Kapsamı, konuşulan vaka kümesidir. Tek başına, sonucun her yerdeki her kişi veya durum için doğru olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi “her dosyada, istisnasız” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We checked twelve files, and ____ the date was missing.
Cevabı göster
in every case
a more diverse microbiome ... greater numbers of different species: daha geniş tür çeşitliliğine sahip bir mikrobiyom
Bu cümlede a more diverse microbiome, daha geniş bir tür çeşitliliği içeren mikrobiyal topluluk anlamına gelir. Diverse, yalnızca toplam mikrop miktarının daha fazla olmasını değil, bileşimin çeşitliliğini anlatır. Greater numbers of different species aynı bulguyu daha açık biçimde ifade eder: daha fazla farklı tür bulunuyordu. Böylece mikrobiyom çeşitliliğinin türler arasındaki çeşitlilik olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Bu cümlede a more diverse microbiome ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Daha geniş çeşitlilikte mikrobiyal tür içerir.
- Daha fazla mikrobiyal hücre içerir, ancak tür sayısı daha fazla değildir.
- Özellikle yüksek miktarda tek bir tür içerir.
Cevabı göster
Daha geniş çeşitlilikte mikrobiyal tür içerir.
and they also nearly also had high numbers of a couple of microbes Kalıp ifadeler
4:06ayrıca neredeyse her zaman birkaç mikroptan yüksek miktarda bulunduruyorlardı
high numbers of a couple of microbes: küçük bir mikrop grubunda yüksek bolluk
High numbers of, bir şeyin ölçülen sayısının yüksek olduğunu veya büyük miktarlarda bulunduğunu ifade eder. Bu karşılaştırmada microbes, bolluğu ölçülen belirli mikrobiyal türleri anlatır. A couple of çoğunlukla iki anlamına gelir, ancak gündelik konuşmada az sayıda anlamında daha esnek de kullanılabilir. İfade bir bütün olarak, küçük bir mikrobiyal tür grubunun özellikle yüksek bolluğa sahip olduğunu söyler; yalnızca iki ayrı mikroorganizmanın var olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
High numbers of a couple of microbes ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Örneğin tamamında yalnızca iki ayrı mikrobiyal hücre vardı.
- Her mikrobiyal tür aynı miktarda bulunuyordu.
- Az sayıda mikrobiyal tür özellikle büyük miktarlarda bulunuyordu.
Cevabı göster
Az sayıda mikrobiyal tür özellikle büyük miktarlarda bulunuyordu.
that just stuck out of the crowd: özellikle göze çarpmak
Bu cümlede that, a couple of microbes ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. stuck, stick fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak stuck out of the crowd burada mecazi kullanılır ve bu mikropların diğerleri arasında alışılmadık ölçüde dikkat çektiğini anlatır. Daha açık ve doğal bir İngilizce kullanım için stood out from the crowd deyin. Genellenebilen temel anlam, bir kişinin ya da şeyin çevresindeki gruptan farklı olduğu için kolayca fark edilmesidir.
Alıştırma
Vurgulanan ilgi cümleciği bu bağlamda ne anlama geliyor?
- Bütün mikropların düzeyi yaklaşık olarak aynıydı.
- Mikroplar fiziksel olarak bir grubun dışına yapışmıştı.
- Mikroplar diğerleriyle karşılaştırıldığında özellikle dikkat çekiyordu.
Cevabı göster
Mikroplar diğerleriyle karşılaştırıldığında özellikle dikkat çekiyordu.
And one was called Christensenella and the other was called Akkermansia.
4:13Birine Christensenella, diğerine ise Akkermansia deniyordu.
Although genetically identical, one twin was overweight, Dilbilgisi
4:18Genetik olarak aynı olmalarına rağmen, ikizlerden biri aşırı kiloluydu,
Although ..., one ..., while the other ...: ödünleme ve karşıtlık
Although genetically identical, ikizlerin birbirine benzemesini bekletebilecek ortak bir gerçeği verir. Bu, Although they were genetically identical ifadesinin kısaltılmış biçimidir; bağlamda ikilinin kim olduğu açık olduğundan özne ve be fiili atılmıştır. Ana cümlede one twin ... while the other twin ... kullanılarak bir ikilinin içindeki zıt sonuçlar gösterilir. Burada while, during the time that anlamında değil, whereas ya da but anlamındadır. Yapı önce bir beklenti oluşturur, sonra karşıtlığı öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi kalıptaki iki bağlaçla tamamlayın: ____ the two rooms are similar in size, one is bright, ____ the other is dark.
Cevabı göster
Although · while
Because the weight difference could not be explained genetically, Dilbilgisi
4:25Kilo farkı genetik olarak açıklanamadığından,
Because ... could not be explained genetically: bir açıklamayı elemek
Because bir neden yan cümlesi başlatır. Genetiğin kilo farkını açıklamadığını belirtir; böylece ardından gelen ana cümle başka olası bir açıklamaya yönelebilir. Virgül, baştaki bu yan cümlenin tek başına tamamlanmış bir cümle olmadığını gösterir. Could not be explained edilgen yapıdadır: odak, açıklamayı yapan kişide değil, açıklanamayan farktadır. Genetically, “genler ya da kalıtsal etkenler açısından” anlamına gelir. Bu kalıp, bir savda başka bir neden ele alınmadan önce bir nedeni elemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir açıklamayı eleyip yeni bir araştırmaya yönelmek için because yan cümlesini doğru kullanır?
- Because the results could not be explained by age, the team examined other factors.
- Although the results could not be explained by age, the team decided that age was the complete explanation.
- Because the results could be explained by age, the team ruled age out and examined other factors.
Cevabı göster
Because the results could not be explained by age, the team examined other factors.
Dr. Spector suspected the microbes in the skinnier twin's gut held the answer. Deyimler
4:28Dr. Spector daha cılız olan ikizin bağırsağındaki mikropların cevabı barındırdığından şüphelendi.
held the answer: temel açıklamayı barındırmak
Hold the answer, “bir soruyu çözebilecek bilgiyi, ipucunu ya da nedeni barındırmak” anlamında kullanılan bir mecazdır. Mikroplar fiziksel olarak bir yanıt taşımamaktadır; buradaki şüphe, onların temel açıklamayı sağlayabileceğidir. Yaygın kalıp X holds the answer şeklindedir ve ardından çoğu zaman to + bir soru ya da sorun gelir. Held, geçmişteki bir düşüncenin aktarıldığı bu cümlede kullanılan geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümlede hold the answer, “temel açıklamayı barındırmak” anlamında kullanılmıştır?
- The overlooked data were stored beside the machine.
- The overlooked data may hold the answer to why the machine keeps stopping.
- The overlooked data list the times when the machine stopped.
Cevabı göster
The overlooked data may hold the answer to why the machine keeps stopping.
The more diverse ..., the better ...: iki değişimi birbirine bağlamak
The more ..., the better ... iki değişen özelliği birbirine bağlayan bağıntılı bir karşılaştırma yapısıdır. Bir özellik arttığında veya değiştiğinde diğerinin de onunla birlikte değiştiğini anlatır. Burada daha fazla mikrobiyal çeşitlilik, işlevlerini daha iyi yerine getiren bir bağırsakla ilişkilendiriliyor. İlk bölüm, fiilin atıldığı kısa bir yan cümledir. Geçmiş zamandaki tam biçimi The more diverse someone's microbes were, the better their gut was at ... olabilir. Her iki bölümde de karşılaştırma biçimleri kullanılır: more diverse ve better.
Alıştırma
The more ... ve the better ... kullanarak bağıntılı karşılaştırmayı tamamlayın: ____ you practise, ____ your timing becomes.
Cevabı göster
The more · the better
at digesting ..., regulating ..., and maintaining ...: paralel -ing biçimleri
be good at veya be better at ifadelerinden sonra etkinliği ya da işlevi adlandırmak için bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu cümlede better at, bağırsağın işini ne kadar etkili yaptığını anlatır. at edatı koordineli üç eylemin tümü için geçerlidir: digesting food, regulating fat ve maintaining health. Üç fiili de aynı -ing biçiminde tutmak açık bir paralel yapı oluşturur.
Alıştırma
find, sort ve carry fiillerinin paralel -ing biçimlerini kullanarak better at sonrasındaki cümleyi tamamlayın: This robot is better at ____ lost toys, ____ books, and ____ boxes.
Cevabı göster
finding · sorting · carrying
Two microbes, Christensenella and Akkermansia, were especially effective.
4:41Christensenella ve Akkermansia adlı iki mikrop özellikle etkiliydi.
meaning they were easy to notice for their positive effect. Dilbilgisi
4:50bunun anlamı, olumlu etkileri nedeniyle fark edilmelerinin kolay olduğuydu.
stuck out of the crowd: bir grubun içinde kolayca fark edilmek
Bu cümlede stuck out of the crowd, mikroorganizmaların diğerlerine kıyasla özellikle dikkat çektiği anlamına gelir. Ardından gelen meaning bölümü bunun nedenini açıklar: olumlu etkileri onları kolayca fark edilir hâle getirmiştir. İfade mecazidir. Mikroorganizmalar fiziksel olarak bir kalabalıktan ayrılmamıştır; daha büyük grubun içinde dikkat çekecek kadar farklıdır.
Alıştırma
Örnekteki stuck out of the crowd ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Mikroorganizmalar olumlu etkileri sayesinde kolayca fark ediliyordu.
- Mikroorganizmalar fiziksel olarak bir gruptan uzaklaştı.
- Mikroorganizmalar diğerlerinin tümüyle tamamen aynı etkiye sahipti.
Cevabı göster
Mikroorganizmalar olumlu etkileri sayesinde kolayca fark ediliyordu.
meaning they were ...: önceki ifadeyi açıklayan bir -ing yan cümlesi
Meaning they were easy to notice for their positive effect, önceki ifadenin ardından eklenen -ing biçiminde bir yan cümledir. Burada meaning, önceki stuck out of the crowd ifadesinin tamamını açıklar. Anlamı which means that they were easy to notice for their positive effect yapısına yakındır. Bu tür bir meaning bölümü, açıkladığı ifadeden normalde virgülle ayrılır. Bu yapı, ayrı bir cümle başlatmadan önceki fikri netleştirebilir veya onun sonucunu gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi sonucu belirten -ing biçimiyle tamamlayın: The school is closed today, ____ the match cannot take place.
Cevabı göster
meaning
And since everyone's microbes are different, Dilbilgisi
4:54Ve herkesin mikropları farklı olduğundan,
which selects the friendliest food for your gut is best. Deyimler
4:59bağırsağınız için en dostane yiyeceği seçen kişiselleştirilmiş bir diyetin en iyisi olduğudur.
Since ... it follows that ... ile sonuç çıkarma
Since burada gerekçeyi veya öncülü sunar: herkesin mikropları farklıdır. It follows that ise bu öncülün mantıksal sonucu olarak sunulan yargıyı, yani kişiselleştirilmiş bir beslenme düzeninin en iyi seçenek olduğu sonucunu getirir. since + öncül, it follows that + sonuç kalıbı, akıl yürütmeyi açıkça gösterir. Fikirleri yalnızca so ile bağlamaktan daha resmî ve tartışmacı bir yapıdadır; ikinci iddianın birinciden çıkarıldığını belirtir.
Alıştırma
since ... it follows that resmî akıl yürütme kalıbını tamamlayın: ____ the roads are flooded, ____ the match must be postponed.
Cevabı göster
Since · it follows that
friendliest food for your gut: bağırsaklarınız için en uygun yiyecek
Friendliest, yiyecekleri sanki bağırsağınıza nazik davranabilirlermiş gibi kişileştirir. Burada friendliest food for your gut, bağırsağınıza en uygun veya en çok destek olan yiyecek demektir; yiyeceğin cana yakın bir kişiliği olduğunu anlatmaz. Üstünlük derecesindeki friendliest, olası yiyecekleri karşılaştırıp kişinin bağırsağına en iyi uyanı seçmeyi anlatır. Bu ifade, kesin bir tıbbi ölçümden çok hafif ve akılda kalıcı bir söyleyiştir.
Alıştırma
Bu bağlamda friendliest food for your gut ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?
- It means food that is best suited to your digestive system.
- It means food that behaves kindly like a person.
- It means food with the most cheerful packaging.
Cevabı göster
It means food that is best suited to your digestive system.
Right, and all this talk of eating is making me hungry. Kalıp ifadeler
5:03Doğru, ve tüm bu yemek konuşmaları beni acıktırıyor.
making me hungry ifadesinde make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat yapısı, bir şeyin bir kişiyi veya nesneyi belirli bir duruma getirdiğini anlatır. is making me hungry ifadesinde me nesnedir, hungry ise ortaya çıkan durumu belirten sıfattır. Neden All this talk of eating ifadesidir. Şimdiki zaman yapısı is making, etkinin şu anda gerçekleştiğini gösterir: konuşma sürdükçe konuşan kişi acıkmaya başlar.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın. Nesne olarak everyone, sonuç durumu olarak sleepy kullanın: The warm room is ____.
Cevabı göster
making everyone sleepy
So, tell me, Sam, was my answer to your question right?
5:05Peki söyle bana Sam, soruna verdiğim cevap doğru muydu?
I asked about the length of the gut in the average adult.
5:10Ortalama bir yetişkindeki bağırsağın uzunluğunu sormuştum.
That took guts, which is the second meaning of the word, courage. Deyimler
5:20Bunun için 'guts' gerekti, ki bu kelimenin ikinci anlamı cesarettir.
That took guts: guts sözcüğünün cesaret anlamı ve sözcük oyunu
That took guts, “Bunu yapmak cesaret gerektirdi” anlamına gelir. Burada took “gerektirdi”, guts ise cesaret anlamındaki gayriresmî bir sözcüktür. Espri, anlam değişikliğine dayanır: daha önce gut sindirim sistemini ifade ederken burada guts cesaret anlamına gelir. Sondaki which is the second meaning of the word, courage bölümü, amaçlanan anlamı açıkça belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede That took guts ne anlama gelir?
- Bu, sindirim sisteminde ağrıya yol açtı.
- Bunu yapmak cesaret gerektirdi.
- Bu, sindirim hakkında konuşmayı gerektirdi.
Cevabı göster
Bunu yapmak cesaret gerektirdi.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned, starting with gut, Anlatım akışı
5:25Tamam, 'gut' ile başlayarak öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Okay, let's recap the vocabulary we've learned: tekrar bölümüne geçişi belirtmek
Okay, konuşmanın yeni bir aşamaya geçtiğini belirtir. Let's recap the vocabulary we've learned, yeni bilgilerin anlatımına ara verildiğini ve önceki içeriğin kısa bir tekrarının başlayacağını dinleyicilere bildirir. Let's hem konuşmacıyı hem de dinleyicileri kapsadığı için geçiş bir emirden çok birlikte yapılan bir etkinlik gibi hissedilir. Recap ana noktaları kısaca yeniden ele almak demektir; the vocabulary we've learned ise tekrarın kapsamını o ana kadar öğrenilen kelimelerle sınırlar.
Alıştırma
Bir sunucu birkaç terimi öğretmeyi bitirdi ve kısa bir tekrara geçeceğini belirtmek istiyor. Bunu en iyi hangi cümle yapar?
- Okay, let's introduce some vocabulary we've never seen.
- Okay, let's skip the vocabulary we've learned.
- Okay, let's recap the vocabulary we've learned.
Cevabı göster
Okay, let's recap the vocabulary we've learned.
an informal word for the intestines: gut sözcüğünün gündelik olduğunu belirtmek
An informal word for the intestines açıklayıcı ara ifadesi hem anlamı hem de kullanım düzeyini açıklar: bu cümlede tanımlanan gündelik sözcük gut, daha tarafsız anatomik terim ise intestines'tır. X is an informal word for Y kalıbı, iki ifadenin anlamca ilişkili olduğunu ancak her durumda eşit derecede uygun olmadığını gösterir. Informal, bir sözcüğün nasıl kullanıldığını belirtir; sözcüğün yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sağlık sitesi okuyucuları için gut sözcüğünü tanımlıyor. Hangi açıklama bu bağlamdaki anlamını ve kullanım düzeyini doğru belirtir?
- Burada gut, stomach organının resmî tıbbi adıdır.
- Burada gut, intestines için kullanılan gündelik bir sözcüktür.
- Burada intestines, stomach için kullanılan bir argo sözcüktür.
Cevabı göster
Burada gut, intestines için kullanılan gündelik bir sözcüktür.
Microbes are microscopic organisms living inside the body.
5:35'Microbes' (Mikroplar), vücudun içinde yaşayan mikroskobik organizmalardır.
A calorie is a unit measuring how much energy food provides.
5:39'Calorie' (Kalori), yiyeceklerin ne kadar enerji sağladığını ölçen bir birimdir.
If an argument or evidence is flimsy, it's weak and hard to believe. Dilbilgisi
5:44Eğer bir argüman veya kanıt 'flimsy' ise, zayıftır ve inanması zordur.
If ... is flimsy, it's ...: bir sözcüğü koşul yapısıyla tanımlamak
If X is ..., it's ... kalıbında hedef sözcük if yan cümlesinde kullanılır, ana cümlede ise daha basit bir tanım verilir. Buradaki yapı, “X flimsy olarak tanımlanıyorsa bu tanımın anlamı şudur” diye anlaşılabilir. Flimsy, argument veya evidence sözcüklerini nitelediğinde mecaz anlam taşır: zayıf, yeterince desteklenmemiş ve bu nedenle inanılması zor demektir. Aynı tanım kalıbıyla önce bir kullanım durumu verip ardından anlamı sade sözlerle açıklayarak başka sıfatlar da anlatılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle flimsy sözcüğünü açıklamak için tanım kalıbını doğru kullanıyor?
- If an excuse is flimsy, it's weak and not convincing.
- An excuse becomes flimsy after everyone agrees with it.
- If an excuse is flimsy, everyone believes it immediately.
Cevabı göster
If an excuse is flimsy, it's weak and not convincing.
skinny: çok zayıf ve çoğu zaman olumsuz çağrışımlı
Skinny, çok zayıf demektir. Thin ile karşılaştırıldığında, çoğu zaman birinin gereğinden fazla zayıf olduğunu veya sağlıksız göründüğünü düşündürür; ancak bağlam ve ses tonu olumsuz etkiyi azaltabilir. Cümle, sözcüğün temel tanımını verir. Gerçek bir konuşmada kişiler arasındaki ilişki ve ses tonu, skinny sözcüğünün endişe, eleştiri veya takılma anlamlarından hangisini taşıdığını gösterir.
Alıştırma
Bir kişi resmî bir etkinlikte yeni bir iş arkadaşıyla tanışıyor ve“You look skinny”diyor. Bu, güvenli bir iltifat mıdır?
- Bu, güvenli ve tarafsız bir iltifattır.
- Bu söz kaba veya eleştirel gelebilir.
Cevabı göster
Bu söz kaba veya eleştirel gelebilir.
And finally, if something sticks out of the crowd, Dilbilgisi
5:52Ve son olarak, eğer bir şey 'sticks out of the crowd' (kalabalığın arasından sıyrılıyorsa),
sticks out of the crowd ... noticeable in a good way: olumlu biçimde göze çarpmak
Cümle, bir ifadeyi açıklamasıyla bağlamak için “if X, it’s Y” kalıbını kullanır. Burada “sticks out of the crowd” açıklanan ifadedir; “noticeable” ise anlamını verir: Bir şey, çevresindekilerden farklı olduğu için kolayca fark edilir. “in a good way” olumlu değerlendirmeyi ekler. “Stick out” tek başına otomatik olarak “mükemmel olmak” anlamına gelmez; bağlama göre bu farklılık olumlu, tarafsız ya da rahatsız edici olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “sticks out of the crowd” ne anlama geliyor?
- Fiziksel olarak bir insan grubunun dışında bulunuyor.
- Benzer şeylerin arasında gizleniyor.
- Olumlu bir yönden farklı olduğu için kolayca fark ediliyor.
Cevabı göster
Olumlu bir yönden farklı olduğu için kolayca fark ediliyor.
our six minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini belirtmek
Burada “our six minutes are up”, programa ayrılan altı dakikanın sona erdiği anlamına gelir. Bu zaman ifadesinde “be up”, “yukarı hareket etmek” değil, “sona ulaşmak” demektir. İfade programın kapanışını düzenler. “Unfortunately” geçişi yumuşatır ve bitişten duyulan üzüntüyü gösterir. “our” ise süre sınırını yalnızca dinleyiciye yüklemek yerine paylaşılan bir durum olarak sunar. Konuşmacı bundan sonra son bir hatırlatmaya geçebilir.
Alıştırma
“our six minutes are up” cümlede hangi işlevi görür?
- Programın yukarı doğru hareket ettiğini söyler.
- Altı dakika daha eklendiğini duyurur.
- Programa ayrılan sürenin sona erdiğini belirtir ve kapanışı başlatır.
Cevabı göster
Programa ayrılan sürenin sona erdiğini belirtir ve kapanışı başlatır.
look after your gut ... your gut will look after you: simetrik rol değişimi ve kişileştirme
“But remember” sözü, cümleyi son bir hatırlatma olarak sunar. Ardından öğüt “look after your gut” der ve look after ifadesini rolleri değiştirerek tekrarlar: önce sen bağırsağına bakarsın, sonra bağırsağın sana bakar. Bu dengeli tersine çevirme, sona slogan benzeri bir ritim ve akılda kalıcılık verir. Burada bağırsak, bir insana bakabilen bir varlıkmış gibi kişileştirilir. Asıl mesaj, bağırsağın insan gibi davrandığı değil, bağırsak sağlığını korumanın genel sağlığı destekleyebileceğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede örnektekiyle aynı ayna biçimli rol değişimi kullanılmıştır?
- Take care of your tools because they are expensive.
- Take care of your tools, and your tools will take care of you.
- Your tools will last longer if you store them properly.
Cevabı göster
Take care of your tools, and your tools will take care of you.